Orijinalini görmek için tıklayınız : 27 yıl geçti ama o hâlâ yüreklerde, belleklerde..


@DuYGu@
13.12.2007, 12:31
Eren bugün Karşıyaka’da mezarı başında “mücadele” sözü ile anılacak. Dün ise Yüksel Caddesi’nde alkış ve sloganlar vardı. Ankara 78’lilerin çağrısı ile Yüksel Caddesi’nde buluşanlar, “Yaşasın devrim ve sosyalizm” sloganı ile Erdalların mücadelesinin süreceği mesajını verdiler. Mehmet Sinan Suner, Erdal Eren ve idamı protesto ederken gözaltına alınıp, işkencede öldürülen Ercan Koca’nın fotoğraflarının da taşındığı eylemde konuşan Ankara 78’liler Derneği Başkanı Ruşem Sümbüloğlu, 13 Aralık’ın, Erdal’ı ve yoldaşları Sinan ile Ercan’ın yok edilişlerini ve unutulmayışlarını ve 12 Eylül faşizmini tüm çıplaklığı ile teşhir ettiğini söyledi.
Darbe düzeni sürüyor
Devrim ve sosyalizm mücadelesinde halkların yüreğinde ve bilincinde ölümsüzleşen devrimcileri anmaya ve anılarını yaşatmaya devam edeceklerini belirten Sümbüloğlu, darbe düzeninin baskı ve işkencelerinin sürdüğünü, bir 13 Aralık’ta daha, başkentin göbeğinde, kuvvet kullanılmadan yapılacak bir gözaltına almanın bile yargısız infaza dönüştürüldüğünü gördüklerini söyledi. Sümbüloğlu sözlerini, “Erdalların, Mehmet Sinanların, Ercanların masumiyet ve inanmışlığını kuşanarak, halklarımızın kurtuluşunun sosyalizmle anlam bulacak tek seçeneğin kaldığının” ilanıyla bitirdi.
Devrim ve sosyalizm mücadelesinde yaşamını yitirenlerin isimlerinin okunarak, yapılan yoklamanın ardından eylem “Yaşasın devrim ve sosyalizm” sloganı ile sona ererken, Emek Partisi Ankara İl Örgütü’nün bugün saat 14.30’da Karşıyaka Mezarlığı’nda, Erdal’ın mezarı başında gerçekleştirilecek anmaya çağrı yapıldı. Emek Partisi’nin Sezenler Sokak’taki merkezi önünde saat 13.30’da buluşulup, saat 14.30’da Karşıyaka Mezarlığı 2 No’lu kapıda toplanılacak. (Ankara/EVRENSEL


Dünya tarihinde de kara bir leke olan 12 Eylül darbesi denildiğinde ilk akla gelen isimlerden biri Erdal EREN..
Bugün Erdal EREN'in katledilişinin 27.yılı...



ANKARA ADI KARA

gökte turna dizim dizim
dinmez yüreğimde sızım
erdal eren'i asmışlar
ağıdını söyler sazım

ankara adı kara
bu yara başka yara
onyedi yaşındaydı
kıyılır mı erdal'a

gökyüzünden bize der ki
durmasın sevdamın çarkı
sen ağlama anacığım
çoğalırız türkü türkü

....

makaay2077
13.12.2007, 12:50
AKTÜEL Dergisi'nden Ecevit Kılıç'a konuşan 12 Eylül döneminin Ankara Emniyeti ikinci şube müdürü Tahsin Gürdaldan Erdal Eren açılamalası

Erdal Eren’in idamında bulundunuz mu?

- Hayır ama gözaltına alınmasında vardım. 2 Şubat 1980 günü evden çıktım. Korsan eylem anonsu geldi. Hemen olay yerine gittim. Arabadan indiğimde tam cadde üzerinde bir inzibat eri çöp bidonu içerisine doğru silahını doğrultmuştu. O zaman inzibat polise yardımcı oluyordu. Bir baktım, bidonun içinde biri var.

Yanımda yardımcım Azmi Dere vardı. “Ne yapıyorsun, dur” dedik. İnzibat eri “Vuracağım, benim arkadaşım öldürüldü” dedi. Sonunda ikna ettik. Erdal Eren’i şubeye götürdük. Suçüstü mahkemesine çıkarttık ve idama mahkum oldu. Hemen de idam edildi. İdam edileceği hiç aklıma gelmemişti. Amacım askerin elinden kurtarmaktı. Şimdi keşke silahı almasaydım da, inzibat Erdal Eren’i vursaydı ve idam edilmeseydi, diye düşünüyorum (Tahsin Gürdal bu sırada göz yaşlarını tutamıyor).(alıntı)

Olayla ilgili hiçbir araştırma yapılmamış,kurşunun nerden geldiğini inceleme yapılmamış oracıkta bulunduğu için katil olduğu hükmü verilmiş,yaşıda büyük gösterilip idam sehpasına yollanmıştır.Bu bir 12 Eylül vahşetidir.

Lazoşa_62
13.12.2007, 12:58
Erdal Eren yoldaşı hemen idam edemediler.Çünkü bir insanı idam etmek için 18 yaşını bitirip 19 yaşından gün alması lazımdı.
Ama Faşist cunta Askeri mahkemece 17 sinde olan cencin yasini büyüterek astılar.
Bunu yapan Faşist zihniyet bir gün kandi zülmünde yok olacaklardır.

makaay2077
13.12.2007, 13:02
Avukat Nihat Toktay'ın adli sürece dair iddiaları

Dava sürecinde olay yerinde keşif yapılmadığını, Erdal’ın yaşının belirlenmesi için kemik incelemesi istediklerini ancak yerine getirilmediğini belirten Nihat Toktay; ayrıca Erdal Eren’le birlikte olay yerinde tutuklanan 24 sanığın da tanık olarak dinlenmediğini, ölen askerin üzerinden çıkan elbiselerin Adli Tıp’a gönderilmediğini de söyledi.

Toktay, 'Kurşunun mesafesine ilişkin bir inceleme yapılmadı ve yakın mesafe atışlarında meydana gelen etteki yanığa açıklama getirilmedi, olay yerinde kullanıldığı iddia edilen silahlar ile askerlerin silahlarının balistik incelemesi yapılmadı, tanık olarak dinlenen askerlerin ifadeleri arasındaki çelişkiler giderilmedi.' dedi. Toktay, Erdal’ın üzerinde bulunduğu 3,5 metrelik yükseklik ile Önge’yi öldüren kurşunun giriş açısı ve yönünün çeliştiğini belirterek, otopsinin Oktay Çetinsoy isimli bir stajyere yaptırıldığını ancak bu isimde birinin varlığını tespit edemediklerini söyledi.

@DuYGu@
13.12.2007, 13:14
infaz edilmeden önce ailesine yazdığı mektup şu şekildedir:

"sevgili annem, babam ve kardeşlerim...

hepinize yürekten sevgi ve saygılar...

sizlere bugüne kadar pek sağlıklı mektup yazamadım. ayrıca konuşma olanağımız da pek olmadı. zaten dışardayken de birbirimizi anlayabilecek şekilde pek konuşmadık (bu konuda sizlere karşı büyük ölçüde hatalı davrandım. ancak bunu size saygı duymadığım, bu nedenle böyle davrandığım şekilinde yorumlamamanızı isterim). bu nedenle sizlere anlatacağım, konuşacağım çok şey var. ancak olanak yok. düşüncelerimi bu mektupla anlatmaya çalışacağım. şu anda ne durumda olacağınızı tahmin ediyorum. ama çok açıklıkla söylüyorum ki, benim moralim çok iyi ve ölümden de korkum yok. çok büyük bir ihtimalle bu işin ölümle sonuçlanacağını çok iyi biliyorum. buna rağmen korkuya, yılgınlığa, karamsarlığa kapılmıyorum ve devrimci olduğum, mücadeleye katıldığım için onur duyuyorum. böyle düşünmem, böyle davranmam halk ve devrime olan inancımdan ileri gelmektedir. ölümden korkmadığımı söylemem, yaşamak istemediğim, yaşamaktan bıktığım şeklinde anlaşılmamalı. elbette ki, hayatta olmayı ve mücadele etmeyi arzularım. ancak karşıma ölüm çıkmışsa, bundan korkmamak ve cesaretle karşılamak gerekir.

biliyorsunuz ki, bu ceza işlediğim iddia edilen bir suçtan verilmedi. asıl amaçlanan, böyle bir olayda gözdağı vermek ve mücadeleyi engelleme hedefine dayalıdır. bu nedenle -sizin de bildiğiniz gibi- kendi hukuk kurallarını çiğneyerek, bu cezayı verdiler.
cezaevinde yapılan (ayrıntılı bir biçimde öğrenirsiniz sanırım) insanlıkdışı zulüm altında inletildik. o kadar aşağılık, o kadar iğrenç şeyler gördüm ki, bugünlerde yaşamak bir işkence haline geldi. işte bu durumda, ölüm korkulacak bir şey değil, şiddetle arzulanan bir olay, bir kurtuluş haline geldi. böyle bir durumda insanın intihar ederek yaşamına son vermesi işten bile değildir. ancak ben bu durumda irademi kullanarak, ne pahasına olursa olsun, yaşamımı sürdürdüm. hem de ilerde bir gün öldürüleceğimi bile bile. sizlere bunları anlatmamın nedeni yaşamaktan bıktığım ya da meselenin önemini, ciddiyetini kavrayamadığım gibi yanlış düşünceye kapılmamanız içindir. bütün bu yapılanlar, başımdan geçenler kinimi binlerce kez daha artırdı ve mücadele azmimi körükledi. halka ve devrime olan inancımı yok etmedi. mücadeleyi sonuna kadar en iyi şekilde yürütmek ve yükseltmekten başka bir amacım yoktur.

mesele benim açımdan kısaca böyle. ancak sizin açınızdan daha farklı, daha zor olduğunu biliyorum.

anne, baba ve evlat arasındaki sevgi çok güçlüdür. kolay kolay kaybolmaz. ve evlat acısının da sizin için ne derece etkili olacağını biliyorum. ama ne kadar zor da olsa bu tür duygusal yönleri bir tarafa bırakmanızı istiyorum. şunu bilmenizi ve kabul etmenizi isterim ki, sizin binlerce evladınız var. bunlardan daha niceleri katledilecek, yaşamlarını yitirecekler ama yok olmayacaklar. mücadele devam edecek. ve onlar mücadele alanlarında yaşayacaklar.

sizlerden istediğim bunu böyle bilmeniz, daha iyi kavramaya çaba göstermenizdir. zavallı ve çaresiz biriymişim gibi ardımdan ağlamanız beni yaralar. bu konuda ne kadar güçlü, ne kadar cesur olursanız, beni o kadar mutlu edersiniz.

hepinize özgür ve mutlu bir yaşam dilerim.

devrimci selamlar.

oğlunuz erdal"


17'lik bir çocuk...
ne kadar büyük bir yüreğe sahipmiş..

İrMaK_D
13.12.2007, 14:02
"13 Aralık 1980'de Ankara Merkez Cezaevinde idam edildi. Erdal Eren Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı 1 Numaralı Askeri Mahkemesinde "bir eri öldürmek" suçundan yargılandı. Yargılanma 1 ay 17 gün gibi kısa bir sürede tamamlandı. 13 Aralık günü sabaha karşı idam edildi. 25 Eylül 1961 Şebinkarahisar doğumlu. Babası öğretmendi. 1970'li yılların başında ailesiyle birlikte Ankara'ya yerleşti. Ankara Yapı Meslek Lisesi'nde okuyordu. Devrimci mücadele ile bu yıllarda tanıştı. ANOD(Ankara Ortaöğretimliler Derneği) içerisindeydi ve GBK(Geleceği Birlikte Kurtaralım)'liydi. 1980 günü Yukarı Ayrancı Hoşdere Caddesi üzerinde yazılamaya çıkan ODTÜ öğrencisi Sinan Suner, polisin müdahalesiyle karşılaşmış ve orada öldürülmüştü. Bunun üzerine içerisinde Erdal Eren'in de bulunduğu devrimciler iki gün sonra, 2 Şubat'ta Sinan Sunar'in öldüğü yerde bir anma toplantısı düzenlediler. "Sinanlar Ölmez" sloganı atılırken etrafı askerler sarıyordu. Göstericiler dağılmaya başlamıştı ki silah sesleri duyulmaya başladı. Erdal da geri çekilmişti. Bir apartman bahçesindeydi. Üzerine doğru gelen jandarma birden sırtından aldığı kurşunla yüzükoyun önüne düşmüştü. Askerler Erdal Eren'in önünü sardılar. Erin katili olduğunu söylemeye başladılar. 13 Şubat günü ilk duruşma yapıldı. "Yargının" hızı şaşırtıcıydı. 19 Mart günü yani olayın üzerinden daha 45 gün geçmeden mahkeme kararını verdi: İdam! Ne olay yerinde keşif yapılmış, ne de savunmada dile getirilen kanıtlar üzerinde durulmuştu. 13 Aralık günü saat 2'yi 50 geçerken cellat ipi boynuna geçirdi. Geceye karşı gür sesiyle haykırdı: "Yaşasın TDKP, Faşizme ölüm, halka hürriyet". Sonra ayağının altındaki sehpayı tekmeledi. "

Erdal Eren daha gencecik yaşta kendini davasına adamıştı ve bu yolda canını feda etmiştir halkına ve davasına. hiç şüpe duymadan hiç endişe etmeden....

YoRuM78
14.12.2007, 09:09
O dönemde Sinan Sümer ODTÜ öğrencisiydi.Bir duvara slogan yazarken 30 Ocak 1980 tarhinde vurularak öldürüldü.Sinan'nın öldürülmesini protesto edenler arasında yer alan Erdal Eren, bir erin vurulmasından sorumlu tuttularak tarihin en hızlı yargılanmasının ardından 13 Aralık 1980 de idam edildi.Henüz 18 yaşında bile diğildi.Erdal Eren'in idamını protesto etmek için pankart asan Ercan Koca gözaltına alındı ve uğradığı yoğun işkence sonucu öldü.

Bu açıklama Ankara 78 derneği tarafından dünkü Birgün gazetesinde yer almıştı.O dönemde sadece Erdal Eren diğil birbirine bağlı olaylarla üç kişi daha bu yolda yaşamını yitimişti.Bugun yaşasalardı 45 yaşında olacaktı.


Ankara adı kara
Bu yara başka yara
17 yaşındaydı
Kıyılırmı Erdal'a

PoyrazıM_24
14.12.2007, 10:17
Erdal Eren, 12 Eylül Darbesi öncesinde bir askeri inzibat erini öldürdüğü iddiasıyla tutuklanmış ve 13 Aralık 1980 tarihinde asılarak idam edilmiş olan TDKP üyesidir.


Erdal ErenODTÜ'lü Sinan Suner’in 1980’de öldürülmesini protesto etmek için düzenlenen gösteride Erdal Eren de göstericiler arasındaydı. Göstericiler ve kolluk güçleri arasında çıkan arbedede er Zekeriya Önge yaşamını yitirdi; Erdal Eren’le birlikte 24 kişi gözaltına alındı. Eren, Zekeriya Önge’yi öldürmek suçundan tutuklandı. 2 Şubat’ta gözaltına alınan Erdal Eren, hızlı bir yargılama sürecinin ardından, 19 Mart 1980’de (gözaltına alındıktan 46 gün sonra) idama mahkum edildi. Erdal Eren'in henüz 16 yaşında olması, avukatlarının sundukları deliller ve tanıkların ifadeleri kararın uygulanmasını engelleyemedi

@DuYGu@
14.12.2007, 10:41
çınarı yıkmak için baltayı köküne vururlar


çınarı yıkmak için
baltayı köküne vururlar.
evi yıkmak için
sokarlar kundağı temele.
kartal uçmaz olur
kanadı kırılınca.
düşünebilir miyiz
başımız vurulunca?

onlar köküdür memleketin,
dallara yürüyen su
bu kökte saklıdır.
onlar umudun temeli,
onlar kanadı hürriyetin,
halkın aklıdır.

kaç kere kaç yerde baltalandı kök
yürümez oldu su
dallar kurudu.
kırıldı kanat
öldürdüler aklı;
ve sonra yolladılar insanları salhaneye.
çünkü böyledir
asrımızın gerçeklerinden biri.

nâzım hikmet