LaDY
28.12.2007, 15:23
Sosyal yaşamdaki dini ve geleneksel günlerin belirlenmesinde Rumi ve Hicri takvim kullanılmaktadır. Sosyal yaşamda Rumi takvim kullanılırken, dini gün ve bayramların belirlenmesinde Hicri takvim kullanılır.
Miladi takvimde ayın 14’üne denk gelen gün, Rumi takviminde ayın başlangıcıdır. Miladi takvimde ayın 13’ü Rumi takvimde ayın sonuna denk gelir. Ayın son günü, çamaşır yıkama, süpürme gibi temizlik işleriyle hamur yoğurma ve dikiş dikme gibi ev işleri yapılmaz. Bu işleri yapmanın aileye uğursuzluk getireceği düşüncesi hakimdir.
Miladi takvime göre 6 Ocak (24 Aralık Rumi) Meryem’e vahiy indiği, yani Allah tarafından kendisine kutsal ruh verildiği gün olup, buna ‘Miladi’ denilmektedir. Bunun yanında, bugünün Halil İbrahim’in doğum günü olduğu ve on iki imamlar için de milat olduğu inancı vardır. Miladi, Arap Alevilerince kutsal gün olarak kabul edilir ve geleneksel olarak kutlanır. Günün anısına lokma tatlısı ve ‘bozlama’(yağda kızartılan bir çeşit yufka) yapılır.
19 Ocak’ta ‘Kıddes Bayramı’ kutlanır. Bu günün önemi Hz. Yahya’nın Hz. İsa’yı Ürdün’de bir nehirde kutsamasından gelir. Kutsal olarak kabul edilen günün anısına kurbanlar, adaklar kesilir. Kıddes günü Alevi köylerinde bayramlaşma günüdür. O gün, nehirde yıkanmanın insanları hastalıklardan koruduğuna inanılır. Günümüzde bu adet yok olmaya yüz tutmuştur.
Yine aynı gün, daha fazla verimli olması için ağaçların üzerine toprak ya da taş atma geleneği vardır. ‘Kıddes’ gününde, diğer bayramlarda olduğu gibi kabirler ziyaret edilir. Kabir ziyaretinde bahur yakılır, ölülerin ruhuna fatihalar okunur, daha sonra herkes birbiriyle bayramlaşırken küskünler de barışır. Eskiden, özellikle köylerde, ‘Kıddes’ daha coşkulu kutlanırdı. Köylü köy meydanında geniş bir daire çizerek kendine özgü geleneksel bir hayal çekerdi. Bu gelenek zamanla değişime uğramasına rağmen, halen Kıddes Bayramı çeşitli etkinliklerle kutlanmaktadır.
Tısrin-el evvel’de (Hicri takvime göre senenin başlangıcıdır;Şubat’ın ilk günü, Miladi 14 Şubat) tüm evlerde gündüz vakti oruk (içli köfte) yapılır ve akşama doğru bu köfteler kzartılır ya da haşlanır. Ve bu büyük ailenin toplanması için vesiledir.
Rumi Mart’ın ilk günü (Miladi 14 Mart) baharın gelişi olarak kabul edilir. 21 Mart’ta bir çok kültürde kutlana Nevruz, dini nitelikte olup bir hafta erken kutlanır. O gün dövülmüş buğday şeker ve sütten sütlaç yapılır. Halk arasında buna ‘neşe’ denir.
17 Aralık, yani Sene-i Barbara (Barbara yılı), gecenin en uzun olduğu gün olarak kabul edilir. Bugünden sonra gündüzlerin bir fare atlayışı kadar uzadığına inanılır. Bu âdet, en uzun geceden dört gün önce kutlanır. O gün nohut, bakla gibi yedi çeşit baklagilin haşlanmasıyla geleneksel bir yemek yapılır ve bu yemek komşulara dağıtılır, en az yedi kapıya dağıtılır. Bu yemek, ayrıca çocukların diş çıkardığı dönemlerde de pişirilir; Barbara’dan farklı olarak üzerine şeker koyulur ve aynı şekilde komşulara gönderilir, komşular da tabakları iade ederken tabağa para koyar.
Barbara, geleneksel bir gün olarak kutlanmasına rağmen, aslında dini bir işleve de sahiptir. Alevilere göre bu, Nuh’un tufandan kurtulduğu gündür, eski dönemlerden beri kutlanıp günümüze kadar devam etmiştir. Her sene aynı gün kutlanır.
Tüm dişleri çıkan çocuğa kendi boyu uzunluğunda tandırda simit yapılır ve bu simitten komşulara da yedirilir.
Nusayriler arasında hastalıktan, kazadan kurtulanların, yeni araba alanların ev yapanların askerden dönenlerin ve uzun bir aradan sonra çocuğu olanların adak kestikleri görülür. Kesilen adak yoksullara dağıtılarak onların hayır duaları alınır.
Yeni bir binanın temelini atanlar temel için bir horoz adak edip binanın temeline kan damlatırlar. Bu gelenek, işlerin yolunda gitmesi için yapılır.
Nusayrilerde ayırıcı bir kültürel öğe haline gelen defne yağı ve zeytin yağından yapılan arap sabunu/ğar sabunu yaygın bir biçimde kullanılmaktadır. Tarihi milattan önceye kadar giden ‘ğar sabunu’ ancak 18. yüzyılda diğer kentlere yayılmıştır. Bu sabun hiçbir kimyasal madde içermeyip doğal maddelerden yapılmıştır ve hoş bir kokuya sahiptir.
Miladi takvimde ayın 14’üne denk gelen gün, Rumi takviminde ayın başlangıcıdır. Miladi takvimde ayın 13’ü Rumi takvimde ayın sonuna denk gelir. Ayın son günü, çamaşır yıkama, süpürme gibi temizlik işleriyle hamur yoğurma ve dikiş dikme gibi ev işleri yapılmaz. Bu işleri yapmanın aileye uğursuzluk getireceği düşüncesi hakimdir.
Miladi takvime göre 6 Ocak (24 Aralık Rumi) Meryem’e vahiy indiği, yani Allah tarafından kendisine kutsal ruh verildiği gün olup, buna ‘Miladi’ denilmektedir. Bunun yanında, bugünün Halil İbrahim’in doğum günü olduğu ve on iki imamlar için de milat olduğu inancı vardır. Miladi, Arap Alevilerince kutsal gün olarak kabul edilir ve geleneksel olarak kutlanır. Günün anısına lokma tatlısı ve ‘bozlama’(yağda kızartılan bir çeşit yufka) yapılır.
19 Ocak’ta ‘Kıddes Bayramı’ kutlanır. Bu günün önemi Hz. Yahya’nın Hz. İsa’yı Ürdün’de bir nehirde kutsamasından gelir. Kutsal olarak kabul edilen günün anısına kurbanlar, adaklar kesilir. Kıddes günü Alevi köylerinde bayramlaşma günüdür. O gün, nehirde yıkanmanın insanları hastalıklardan koruduğuna inanılır. Günümüzde bu adet yok olmaya yüz tutmuştur.
Yine aynı gün, daha fazla verimli olması için ağaçların üzerine toprak ya da taş atma geleneği vardır. ‘Kıddes’ gününde, diğer bayramlarda olduğu gibi kabirler ziyaret edilir. Kabir ziyaretinde bahur yakılır, ölülerin ruhuna fatihalar okunur, daha sonra herkes birbiriyle bayramlaşırken küskünler de barışır. Eskiden, özellikle köylerde, ‘Kıddes’ daha coşkulu kutlanırdı. Köylü köy meydanında geniş bir daire çizerek kendine özgü geleneksel bir hayal çekerdi. Bu gelenek zamanla değişime uğramasına rağmen, halen Kıddes Bayramı çeşitli etkinliklerle kutlanmaktadır.
Tısrin-el evvel’de (Hicri takvime göre senenin başlangıcıdır;Şubat’ın ilk günü, Miladi 14 Şubat) tüm evlerde gündüz vakti oruk (içli köfte) yapılır ve akşama doğru bu köfteler kzartılır ya da haşlanır. Ve bu büyük ailenin toplanması için vesiledir.
Rumi Mart’ın ilk günü (Miladi 14 Mart) baharın gelişi olarak kabul edilir. 21 Mart’ta bir çok kültürde kutlana Nevruz, dini nitelikte olup bir hafta erken kutlanır. O gün dövülmüş buğday şeker ve sütten sütlaç yapılır. Halk arasında buna ‘neşe’ denir.
17 Aralık, yani Sene-i Barbara (Barbara yılı), gecenin en uzun olduğu gün olarak kabul edilir. Bugünden sonra gündüzlerin bir fare atlayışı kadar uzadığına inanılır. Bu âdet, en uzun geceden dört gün önce kutlanır. O gün nohut, bakla gibi yedi çeşit baklagilin haşlanmasıyla geleneksel bir yemek yapılır ve bu yemek komşulara dağıtılır, en az yedi kapıya dağıtılır. Bu yemek, ayrıca çocukların diş çıkardığı dönemlerde de pişirilir; Barbara’dan farklı olarak üzerine şeker koyulur ve aynı şekilde komşulara gönderilir, komşular da tabakları iade ederken tabağa para koyar.
Barbara, geleneksel bir gün olarak kutlanmasına rağmen, aslında dini bir işleve de sahiptir. Alevilere göre bu, Nuh’un tufandan kurtulduğu gündür, eski dönemlerden beri kutlanıp günümüze kadar devam etmiştir. Her sene aynı gün kutlanır.
Tüm dişleri çıkan çocuğa kendi boyu uzunluğunda tandırda simit yapılır ve bu simitten komşulara da yedirilir.
Nusayriler arasında hastalıktan, kazadan kurtulanların, yeni araba alanların ev yapanların askerden dönenlerin ve uzun bir aradan sonra çocuğu olanların adak kestikleri görülür. Kesilen adak yoksullara dağıtılarak onların hayır duaları alınır.
Yeni bir binanın temelini atanlar temel için bir horoz adak edip binanın temeline kan damlatırlar. Bu gelenek, işlerin yolunda gitmesi için yapılır.
Nusayrilerde ayırıcı bir kültürel öğe haline gelen defne yağı ve zeytin yağından yapılan arap sabunu/ğar sabunu yaygın bir biçimde kullanılmaktadır. Tarihi milattan önceye kadar giden ‘ğar sabunu’ ancak 18. yüzyılda diğer kentlere yayılmıştır. Bu sabun hiçbir kimyasal madde içermeyip doğal maddelerden yapılmıştır ve hoş bir kokuya sahiptir.