Orijinalini görmek için tıklayınız : Dİyanetden Alevİler Ve SÜnnİlerde Dİyalog


Dogan24
21.01.2006, 19:41
http://www.radikal.com.tr/veriler/2005/01/23/21.gif 'Ev kiliseleri'ni 'örgüt evi' olarak nitelendiren Mehmet Görmez, "Bu tip kiliselere Katolikler de karşı çıkar" diye konuştu. FOTOĞRAF: CEM ÖKSÖZ/AA (http://www.radikal.com.tr/arama.php?ara=1&y=1&foto=CEM ÖKSÖZ/AA&PHPSESSID=eaf8bf1d71641843f816d9bf1c20bd8f)
Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Görmez, Alevilerle ilgili bilgi eksikliğini gidermek amacıyla Aleviliğin temel eserlerini yayımlayacaklarını söyledi
(734 kişi okudu)
TARIK IŞIK (Arşivi (http://www.radikal.com.tr/arama.php?ara=1&y=1&edi=TARIK IŞIK&PHPSESSID=eaf8bf1d71641843f816d9bf1c20bd8f))
ANKARA - Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Mehmet Görmez, Aleviler ile Sünniler arasında diyalog eksikliği bulunduğunu, bu eksikliği gidermek için Aleviliğin temel eserlerinin Alevi dedeleriyle birlikte yapılacak çalışma sonunda yayımlanacağını ve vaazlarda kullanılacağını söyledi. Görmez, Protestanların kurduğu ev kiliselerini ise "örgüt evi gibi bir şey" diye nitelendirdi.
Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Görmez, Aleviler, Protestanların kilise olarak kullandığı evler ve imamlar konusunda mesajlar verdi. Alevilerin yüzde 100'ünün kendilerinin İslamın dışında bir yerde gösterilmesine karşı çıktığını söyleyen Görmez, "Karşı çıkmayan kişiler ise Alevi değildir. Alevi demek Ali demektir. Ali de Hz. Muhammed'in damadı. Onun mirasını devam ettiren insan" diye konuştu.

'Bilgi eksikliği var'
Görmez, şöyle devam etti: "Diyanet Sünnilik de Alevilik de yapmamalı. İkisinin de üstüne çıkıp üst öğretileri vermeli. Alt kültürlerin yaşaması için zemin hazırlansın, o ayrı. Hiç kimse Aleviliğin kurucu şahsiyetlerini göz ardı ederek Aleviliği tanımlayamaz. Tanımlarlarsa bu şahıslarını bağlar, Aleviliği değil."
"Toplumda bu konuda bir huzursuzluk yok mu?" sorusuna Görmez, "Doğru. Bize düşen bu huzursuzluğu ortadan kaldırmak. Huzursuzluğun temelinde bilgi ve diyalog eksikliği var. Hem Sünnilerin Alevilik'le ilgili bilgi eksikliği var, hemde Alevi-Bektaşi kültürüne mensup insanların o tarihi birikimle ilgili bilgi eksiklikleri var" yanıtını verdi.
Görmez, Diyanet'in bu diyaloğu sağlamada daha aktif olması gerektiğini vurguladı. Bilgi eksikliğini ortadan kaldırmak için din görevlilerinin Aleviliğin kurucu şahsiyetleri hakkında bilgi sahibi olması için adım atıldığını anlatan Görmez, şunları söyledi:
"Aleviliğin 20 kurucu şahsiyetinin temel eserlerini hem de Alevi dedelerimizle birlikte yayımlayacağız. Bu harika ahlak kaynağı eserleri neden camilerde, vaazlarda kullanmayalım. Şimdiye kadar yararlanılamamasının tek suçlusu Diyanet değil. Bu Türkiye'de 'Aleviyim' diyenlerin, akademisyenlerin de suçu. Çünkü eserlerin büyük kısmı matbu değil. Bunları köylerin samanlıklarından buluyoruz. Gün yüzüne çıkarılmamışlar. Onları yayımlayarak insanların aklındaki Alevi-Bektaşi kültürüne ait yanlış şeyleri ortadan kaldıracağız. Böylece imamlar da cemaatlerine doğru bilgi verebilecekler. Ben cemevine gittim. Cemevi benim kültürüme ait bir bir mekân. Cemevi sadece Aleviliğe değil, Sünnilik öğretisine de ait kültürel bir mekândır, bir niyazevidir. Ama caminin muadili değildir."

'İmam profili değişiyor'
Küreselleşmenin dünyayı bir köy haline getirdiğini belirten Mehmet Görmez, "Din hizmetleri konsepti artık değişti. Artık üçüncü sınıf bir işi yapacak bir insanda bile dil şartı koşuluyor. Din hizmeti yürüten insanın karşısında üniversite mezunu da, çoban da, mühendis de, paşa da vardır. Bu zaten olması gereken bir şeydi ancak gecikmiş durumdayız" dedi. Görmez sözlerini şöyle sürdürdü: "İstiyorum ki Hakkâri'nin bir köyünde imamlık yapan arkadaşım bir papazla iki dinin mukayesesini yapabilsin, bir üniversite hocasıyla konuşabilsin. Türkiye'de dil öğrenmek zor. Bir fon oluşturarak din görevlilerini 9 aylık sürelerle İngiltere, Almanya veya Hollanda'ya göndererek dil öğrenmelerini sağlayacağız. Fakülte mezunu olanlardan yurtdışı sınavını kazananlar gittikleri ülkede yüksek lisans da yapabilecek. İsteyenlere üniversiteye yakın bir camide görev verilecek."
'Endişemiz yok'
Almanya'daki bazı okullarda öğrencilere ne olduğunu öğrenmeleri için camilere götürüldüğünü anlatan Görmez, "Türkiye'deki okullarda öğrencilerin kiliseye götürülmesini nasıl karşılarsınız?" sorusuna şu yanıtı verdi: "İstanbul'da bu yapılıyor. Bizim bu tür endişelerimiz olmaz. Bu endişelere kapılanlar kendi kültürlerinin neler getirdiğini bilmiyor.
Görmez, Türkiye'deki Protestan kiliselerini ise 'örgüt evi'ne benzeretek şöyle konuştu: "Ona Katolik, yani akıllı kilise mensupları da doğrusu karşı çıkarlar. 'Ev kilise' olgusu çok yenidir ve doğru değildir. Çok talep var ama biz de apartmanda bir mescit açamayız. Nasıl cami yapmanın bir prosedürü varsa, kilise yapmanın da bir prosedürü var. Onlar (ev kiliseler), örgüt evi gibi bir şey. Kilise tarihi bilen onlara 'kilise' demez. Bu başka bir şey."www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=141128 - 29k