Orijinalini görmek için tıklayınız : Alevİler-sÜnnİler,katolİkler-protestanlar


Dogan24
22.01.2006, 16:01
İçerisine girdiğimiz bu bin yılın ilk dönemlerinde Hıristiyanlık dünyasında önemli gelişmeler olmakta. Almanya’daki Katolik ve Protestan kiliseleri arasında varılan uzlaşmadan sonra Katolik dünyasının ruhani önderi Papa II. Jean Paul, önemli bir açıklamada bulundu. Papa II. Jean Paul, bu güne kadar kilisenin işlemiş/sebep olduğu suçlardan dolayı bütün dünya insanlığından özür diledi. Bu özür çok önemli bir gerçeği de beraberinde getirdi. Papa’nın özür dilemesi kilisenin –Katolik kilisesinin- geçmişte de olsa hata yaptığı, suç işlediğidir. Gerek Hıristiyanlar içinde farklı düşünenler olsun, gerek diğer inanç gruplarına karşı olsun kilise hiçte “masum” değildir.Engizisyon mahkemeleri, haçlı seferler, Amerika yerlilerine uygulanan vahşetler kilisenin bilinen hatalarıdır.
Bilindiği gibi bütün inançlar, özünde bir üst toplumsallaşmayı hedeflemişlerdir. Bu bakış açısıyla bakıldığında inançlar birer devrim niteliğindedir. Hıristiyanlık inancının da özünde bu anlayış vardır. Hz. İsa ve Havarileri büyük mücadeleler vermişlerdir. Ne zamanki Hıristiyanlık inancı Roma imparatorluğunun resmi dini oldu; bu anlayışını da yitirmeye
başladı. Tabii burada inancın kendisinde bir sorun yok. Sorun; inancı bir iktidar aracı olarak kullananlardadır. Asırlarca insanlığa acı çektiren köleci Roma imparatorluğu, kendisine Hıristiyanlık maskesi takarak eski hegomanyasını sürdürmeye çalışmıştır. Hz. İsa’nın, Havarilerin ve Azizlerin inancını hiçe sayarak, Hıristiyanlığı bir yayılma ve başka toplumları egemenlikleri altına alma aracı olarak kullanmaya çalıştılar(ki bunda başarılı da oldular). Bunu sonuçları çok vahim oldu. Haçlı seferler, Martin Luther’in başkaldırısı, engizisyon mahkemeleri.... Bütün bunlar
Papa’nın özür dilemesi ile geçiştirilir mi? Tartışılır. Her halükarda olumlu bir gelişme ve umarız sonucu da getirilir.
Vatikan’ın bu olumlu açıklaması ve özrü Hıristiyan dünyada olumlu tepkiler aldı. Bir çok teolog, sosyolog ve tarihçi sıranın İslam’da olduğuna işaret ettiler. Gözlemciler yaratılan/yaratılmak istenen bu olumlu atmosferde, egemen Sünni inancın da özeleştiri vermesi gerektiğini belirtmekteler. Tabii bu sadece iyi niyetli bir istem olarak kalmakta. Nitekim İslam’daki egemen Sünni inanç bırakın özeleştiri vermeyi, özür dilemeyi daha İslamiyet içindeki farklılıkları dahi kabullenmemiştir. Egemen Sünni inanç hâlâ inkara devam etmektedir. Alevi inancını yok saymaktadır. Çok zorlandığında ise İslamiyet dışıdır diye ucuz, kendisinin bile inanmadığı bir yönteme başvurmaktadır.
Olayın tarihsel boyutuna bakıldığında İslamın gelişim süreci ile Hıristiyanlığın gelişim süreci bir birine benzemektedir. İslamiyet, başta Hz. Ali’nin soylu mücadelesi olmak üzere büyük bir inanç savaşımı verilerek kendisini kabul ettirmektedir. Kendisini kabul ettirmekle beraber büyük tehlikelerle karşı karşıya kalmaktadır.Zamanın büyük putperest bezirganlarda Müslüman olmaktaydılar.Bu oluş,İslamiyet’e inandıkları için değil,gelişen ve güçlenen Islamiyetin değerlerine konmak içindi. Nitekim daha sonra yaşanan ve günümüze dek etki bırakan süreç bunun kanıtıdır. Kısaca belirtmek gerekirse; bir tarafta inancın özüne inananlar Ehlibeyit ve taraftarları,bir tarafta inancın kazanımlarını sahiplenmek isteyen ve inancı bir iktidar, egemenlik aracı olarak kullananlar. İslam tarihi bu iki gücün etkisinde şekillenmiştir.Aradan asırlar geçmesine rağmen, bir çok değişikliklere uğramasına rağmen bu iki gücün mücadelesi günümüzde de devam etmektedir.
Bilindiği üzere iktidar beraberinde haksızlıkları da getirir.Bu anlamda Alevi toplumu büyük bir trajedi yaşamıştır. Aleviler, -küçük bir kesit dışında- hiç bir zaman iktidar olmamışlardır. Belki olmak istemişler belki de öğretinin bir gereği olarak ilkelerini yaşama geçirmek istemişlerdir. Nedeni ne olursa olsun Aleviler asırlardır çok büyük acılar yaşadılar, sayısız kere isyan ettiler. İnsanlık tarihinin tanık olduğu güç dengesinin farklı dengesizliğine rağmen büyük direnişlerde verildi. Asırlar önceki tarih bir yana günümüzde dahi Alevi inancına inananlar katliamlara maruz kalıyorlar. Bunun en son örnekleri, Maraş, Çorum, Sivas ve Gazi katliamlarıdır.Bunlar açık Alevi katliamlarıdır. Aleviliğe ve Alevilere büyük bir düşmanlık ve kin var. Bu katliamlar bu düşmanlığın göstergesi, kanıtıdır. Bugün bir çok insanın kabul etmek istemediği ama acı bir gerçek olarak duran bir Alevi gerçekliği vardır. Bu gerçeklik hiç bir zaman yok edilmeyecek kadar açıktır. Her ne kadar birileri Alevilere zorla başka bir inancı empoze ediyorsa da Alevilik varlığını korumaya devam edecektir.
Evet, acı bir olaydır ama gerçektir. Günümüzde dahi Alevi çocukları okullarda Sünniliği öğrenmek zorundadır. Alevi kelimesi ile vakıf, dernek vs. adı ile kurumlar oluşturmak yasak. Devlet bir kurum oluşturuyor adına ‘Diyanet’ diyor. Bu kurumun doksan bin kadrosu var ama içinde bir tek Alevi yok. Halbuki nüfusun yarısına yakınını Aleviler teşkil ediyor. Alevilerde diğer vatandaşlar gibi vergisini ödüyor ama hizmete gelince, eşit hak istemeye gelince ‘ Alevilik diye bir inanç ‘yok diyorlar. Bu kadar inkar kabul edilir mi? Bu kadar katliam kabul edilir mi? Kimsenin başka bir kimse üzerinde tahakkümü yoktur. Bu inanç içinde geçerlidir. neticede bir inançtır ve Aleviler inandıklarının gereğini yerine getirmek istiyorlar. Kimsenin bunu yok saymaya demagoji yaparak inkar etmeye hakkı yoktur. Belirtiklerimizi bir bütün olarak özetlemeye çalışırsak; yeni bir bin yıla merhaba diyen insanlık alemi kavgaların, savaşların olmadığı bir dünya istiyor. Bunun içinde diyaloglar geliştiriliyor. Katolik kilisesinin önderi olan Papa II. Jean Paul, tarihi bir açıklamada bulunarak kilisenin verdiği zararlardan dolayı bütün insanlıktan özür diliyor. Özür dilemek erdemliliktir. Bu özür aynı zamanda yeni kavgalar yerine barış ortamını hazırlıyor. Bütün bunlardan yola çıkarak, tarih boyunca ve günümüzde de Aleviler egemen iktidar inanç olan Sünniler tarafından ezildiler/eziliyorlar. Artık bir haksızlığı ve utancı ortadan kaldırmak için zaman gelmiştir. Sünniler, Alevilerden özür dilemelidir! Aleviler ile Sünniler kardeştir. Maalesef insanın kardeşini seçmek gibi bir hakkı yok. Bu inanç içinde geçerli. Sünni inanca sahip olan kardeş daima Alevi yok saymaktadır. Onun malına mülküne sahip çıkmakta, onu aşağılamakta. Bu da kardeşliğin doğasına aykırı bir durumdur. Sünni kardeş bu güne kadar yaptığı haksızlıklardan dolayı özür dilemelidir, af dilemelidir. Suçu çok büyüktür. Özrü kabul edip etmemek Alevi kardeşin taktiridir.
Kavgasız savaşsız bir ortam isteniyorsa, ilk etapta bu gerçekleşmeli ve Alevilerin inkarı ortadan kaldırılmalıdır.....

Dogan24
03.02.2006, 16:47
bu yobazlık asla bitmez içlerini pak etmedikçe bizlere yaklaşımları hep senin anlatımın gibi olacak

kirshof
23.02.2006, 17:15
İç temizliğinden bahsediyorsunuz.bu çok güzelde.Gördüğüm bütün yorum ve yazılarda kin ve nefret var acaba nerede hata yapılıyor?
ÖĞreti yanlış mı acaba?

Şoreş
27.02.2006, 22:32
Bir sünni kardeşimizin paraya yada herhangi birşeye ihtiyacı olsun onun alevi dostları varsa kesin yardıma koşarlar

Evet iç temizlikten bahsediyoruz ama kin ve nefret yok.Sadece brtakım şeylerin unutulmasını istemiyoruz.

Sanırım Alevi değilsiniz eğer bir alevi olsaydınız sizde bizim gibi yorumlarda bulunabilirdiniz

Öğretimiz çok doğru.Bi olayı anlatacağım.Geçen kurban bayramında sohbet ederken, ben yobazlara laf attım çok tutucu olduklarını ve biz karşı olduklrını söyledim ve ailemden azar işittim.Bana aynen şunu söylediler. ''Bizde hoşgörü var ala insanları eleştirmeye hakkımız yok onun inancı kendinedir oğlum''

Bu cümleyi bana annemde eniştemde söyledi.Eğer doğru bir aleviysen böyle düşünmelisin dediler

Ve ben annemden yıllarca şu lafı duymuşumdur ''KUL HAKKI'' yeme.Bz yıllarca sevgi ile büyüdük alevi olan bunu bilir sadece.

Öğretimiz çok doğru yolumuz çok doğru ama geçmişte yapılan birtakım haksızlıklar varsa hala da devam ediyorsa buna tepki gösteririz.Konuşmak kin ve nefret mi oluyor bn,ence hayır.

Eleştiririz.Sünniler ibader etmek istedikleri zaman birkaç adım atsa bir camiye ulaşırlar hatta türkiye o öyle bir ülkeki 2 milyonluk azerbaycanda 4 tane cami varken bu ülkede neredeyse her mahalleye cami yapacaklar.Siz istediğiniz zaman ibadetr edebilirsiniz oruç vaktinizde tv ler bangır bangır ramazan sohbetleri verir iftar saatleri yayımlanır ama bizim ibadet etme özgürlüğümüz bile yok

Bu yüzden susmayız.Tepkimiz kin ve nefret değildir

kirshof
24.03.2006, 17:58
Azerbaycan'da 4 tane cami var neden acaba.Yıllar boyu yoksa sosyalist Rusya'ya bağlı olmasınlar.
Bizdede hiçkimsenin hakkına dokunmayacaksın.Denir.
Hatta Allah'ın tek affetmeyeceği şey kul hakkı olarak geçer.Çünkü diğer yapılan bütün günahlar kendinedir.Onları Allah affedecektir.Ama kul hakkını asla affetmeyecektir.
Ben sünniyim.Zaten bence bu forumda farklı yorumlar olmalıki daha iyi konular tartışılsın.Yok benden olmayan gelmesin diyorsanız ne ala.Bizde bi daha yorum yapmayız.
Katolik ve protestanlar birleşmiştir.Doğrudur.Ama sebebine bi bakalım.Şu anda islam ülkelerinden Afganistan bunlar tarafından işgal edilmiştir.
islam ülkelerinden Irak işgal edilmiştir.
Zaten Filistin İsrail tarafından işgal edilmişti.
Sırada İran var.
Sonra sıra sizce kimde haritaya bakalım anlarız.
Şu anda yeni bir kutsal ittifakın kurulduğu anlaşılmıştır.
Baştaki yorum güzeldir.Hristiyanlar birleşmiştir.
Sünnilerde özür dilemelidir.
Fakar buradaki gerçek amaç sünnilerin özür dilemesimidir yoksa İslam dini içindeki dinamikleri kaşımakmıdır?düşünmek lazım.
Şu anda Irak'ta olduğu gibi Acaba şi camilerini kim bombalıyor.Ve ya sürekli saldırılar niye oluyor.
Peki bunları sünniler yapıyor diyelim.
Bu bombaları nerden buluyorlar.
Doğuda İran vermezşii
Batıda Suriye vermez şii
Türkiye zaten vermez.
Ürdün veriyor desek saten Ürdün sınırı Amerika denetiminde
ACABA KİM VERİYOR KİM BOMBALIYOR:
Yoksa IRak2ta kopacak bir kıvılcım İran'ıda içine alırmı?
sonra Türkiye'yi
Sanırım ince hesaplar var.
Konuyu biraz açtım ama kusura bakmayın.
Zaten bu günkü haberden etkilendim.
Milliyette neymiş Amerikanın bi generali diyorki:Keşke çuval olayı olmasaymış.
Dün veya önceki günkü bi haberde diyor ki:! mart tezkeresi geçseymiş Türkiye K.Irak bölgesinden girecekmiş.
Hala bunları haber yapıp doğru dürüst youm yapmayanlar var.
Eniyisi bunuda bi konu olarak açalım.

manifesto
24.03.2006, 18:12
"Eğer bir kimse husumet edecekse içindeki kin ve adavete husumet etsin"

srdr_ist
24.03.2006, 19:19
Papa özür diliyor hırıstiyan alemi inadım inatla resim olayına çığ gibi destek vermesine hayret etmemek lazım.
Kuran da dediği gibi onlar yine birleşir size zarar verirler.Onları dost edinmeyin.
Adamların niyeti belli devlet desteği verildiği bir resim ile islam dünyası ayağa kalkıyor onların hadi be sende dediklerini unutmayın.
Yani özür bizi bağlamıyor belki kendilerini olabilir.

Gelelim bize son yıllar muharrem orucuna katılım bizim buralarda çok fazla asureyi alevisi sünnisi herkes yapıyor ve daha çok içli dışlı ilişkiler içine giriyor. belki uc noktaları aşıran kişiler veya birlikler elbet olacak ama bazı kesimlerde biz barışık olarak bazı noktalarda aynı anda hareket ediyoruz.
Sorun biz kendimizde kalıyor artık anlatamadığımız bir buhran olmalı ki size artık kimse kolay kolay alevilik nedir diye sormaz.
İleriki zamanlarda hiç kimse sormayacak herkes bilmediği bişey kalmamış durumda ama biz garip yapılandırmayla kendimiz çıkış yolu üzerindeyken şuan barışık olduğumuz vede anlatabileceğimiz haldeyken bilgi karmaşşasında olmamız bizi ilerletmeyecek.
Bu forumdaki çoğu insanın karşısına gelecek sorulara nasıl cevap verebileceğini merak ediyorum.
Ne alaka demeyin biz burda bildiğimizle elememiz gerekeni çözmekte zorlanıyoruz dışarda diğerlerine temsili nasıl yapacaz başkalarımı yapacak.

Kale içten yıkılır. Gelin bu foruma girecek kişilere alevilik nediri kesinleştirelim erkenı yolunu gösterelim amacını vede gayesini belirleyelim sonrada çıkar meydana alevilik bu deriz ve tüm bu gayelerle nelerin gerektiğini biliriz yıkılmaz bir birliktelikle genclere gösteririz. Yoksa kitaplarda okunacaklarla biz burda kavgadan başka bişey yapamayız daha kötüsü ayrılık çıkar.
Sonrada herkese beyan ederiz biliniz ki bizinle gelecek çok kişi var herkes bir yol tutturmuş gidiyor vede bizimle gelecek veya öğrenmek isteyeceklere herkes aynı şeyi söylesin farklı değil ozaman biz kazanırız yoksa sonucu çoğumuz için karanlık olacak yolun başıda burasıdır. İleri ki zamanda bişey yapamayız yani yarın çok geç olabilir.

Düşüncelerimi paylaştım
Herkese saygı ve sevgilerimi sunuyorum.

muarat
10.05.2006, 17:29
İçerisine girdiğimiz bu bin yılın ilk dönemlerinde Hıristiyanlık dünyasında önemli gelişmeler olmakta. Almanya’daki Katolik ve Protestan kiliseleri arasında varılan uzlaşmadan sonra Katolik dünyasının ruhani önderi Papa II. Jean Paul, önemli bir açıklamada bulundu. Papa II. Jean Paul, bu güne kadar kilisenin işlemiş/sebep olduğu suçlardan dolayı bütün dünya insanlığından özür diledi. Bu özür çok önemli bir gerçeği de beraberinde getirdi. Papa’nın özür dilemesi kilisenin –Katolik kilisesinin- geçmişte de olsa hata yaptığı, suç işlediğidir. Gerek Hıristiyanlar içinde farklı düşünenler olsun, gerek diğer inanç gruplarına karşı olsun kilise hiçte “masum” değildir.Engizisyon mahkemeleri, haçlı seferler, Amerika yerlilerine uygulanan vahşetler kilisenin bilinen hatalarıdır.
Bilindiği gibi bütün inançlar, özünde bir üst toplumsallaşmayı hedeflemişlerdir. Bu bakış açısıyla bakıldığında inançlar birer devrim niteliğindedir. Hıristiyanlık inancının da özünde bu anlayış vardır. Hz. İsa ve Havarileri büyük mücadeleler vermişlerdir. Ne zamanki Hıristiyanlık inancı Roma imparatorluğunun resmi dini oldu; bu anlayışını da yitirmeye
başladı. Tabii burada inancın kendisinde bir sorun yok. Sorun; inancı bir iktidar aracı olarak kullananlardadır. Asırlarca insanlığa acı çektiren köleci Roma imparatorluğu, kendisine Hıristiyanlık maskesi takarak eski hegomanyasını sürdürmeye çalışmıştır. Hz. İsa’nın, Havarilerin ve Azizlerin inancını hiçe sayarak, Hıristiyanlığı bir yayılma ve başka toplumları egemenlikleri altına alma aracı olarak kullanmaya çalıştılar(ki bunda başarılı da oldular). Bunu sonuçları çok vahim oldu. Haçlı seferler, Martin Luther’in başkaldırısı, engizisyon mahkemeleri.... Bütün bunlar
Papa’nın özür dilemesi ile geçiştirilir mi? Tartışılır. Her halükarda olumlu bir gelişme ve umarız sonucu da getirilir.
Vatikan’ın bu olumlu açıklaması ve özrü Hıristiyan dünyada olumlu tepkiler aldı. Bir çok teolog, sosyolog ve tarihçi sıranın İslam’da olduğuna işaret ettiler. Gözlemciler yaratılan/yaratılmak istenen bu olumlu atmosferde, egemen Sünni inancın da özeleştiri vermesi gerektiğini belirtmekteler. Tabii bu sadece iyi niyetli bir istem olarak kalmakta. Nitekim İslam’daki egemen Sünni inanç bırakın özeleştiri vermeyi, özür dilemeyi daha İslamiyet içindeki farklılıkları dahi kabullenmemiştir. Egemen Sünni inanç hâlâ inkara devam etmektedir. Alevi inancını yok saymaktadır. Çok zorlandığında ise İslamiyet dışıdır diye ucuz, kendisinin bile inanmadığı bir yönteme başvurmaktadır.
Olayın tarihsel boyutuna bakıldığında İslamın gelişim süreci ile Hıristiyanlığın gelişim süreci bir birine benzemektedir. İslamiyet, başta Hz. Ali’nin soylu mücadelesi olmak üzere büyük bir inanç savaşımı verilerek kendisini kabul ettirmektedir. Kendisini kabul ettirmekle beraber büyük tehlikelerle karşı karşıya kalmaktadır.Zamanın büyük putperest bezirganlarda Müslüman olmaktaydılar.Bu oluş,İslamiyet’e inandıkları için değil,gelişen ve güçlenen Islamiyetin değerlerine konmak içindi. Nitekim daha sonra yaşanan ve günümüze dek etki bırakan süreç bunun kanıtıdır. Kısaca belirtmek gerekirse; bir tarafta inancın özüne inananlar Ehlibeyit ve taraftarları,bir tarafta inancın kazanımlarını sahiplenmek isteyen ve inancı bir iktidar, egemenlik aracı olarak kullananlar. İslam tarihi bu iki gücün etkisinde şekillenmiştir.Aradan asırlar geçmesine rağmen, bir çok değişikliklere uğramasına rağmen bu iki gücün mücadelesi günümüzde de devam etmektedir.
Bilindiği üzere iktidar beraberinde haksızlıkları da getirir.Bu anlamda Alevi toplumu büyük bir trajedi yaşamıştır. Aleviler, -küçük bir kesit dışında- hiç bir zaman iktidar olmamışlardır. Belki olmak istemişler belki de öğretinin bir gereği olarak ilkelerini yaşama geçirmek istemişlerdir. Nedeni ne olursa olsun Aleviler asırlardır çok büyük acılar yaşadılar, sayısız kere isyan ettiler. İnsanlık tarihinin tanık olduğu güç dengesinin farklı dengesizliğine rağmen büyük direnişlerde verildi. Asırlar önceki tarih bir yana günümüzde dahi Alevi inancına inananlar katliamlara maruz kalıyorlar. Bunun en son örnekleri, Maraş, Çorum, Sivas ve Gazi katliamlarıdır.Bunlar açık Alevi katliamlarıdır. Aleviliğe ve Alevilere büyük bir düşmanlık ve kin var. Bu katliamlar bu düşmanlığın göstergesi, kanıtıdır. Bugün bir çok insanın kabul etmek istemediği ama acı bir gerçek olarak duran bir Alevi gerçekliği vardır. Bu gerçeklik hiç bir zaman yok edilmeyecek kadar açıktır. Her ne kadar birileri Alevilere zorla başka bir inancı empoze ediyorsa da Alevilik varlığını korumaya devam edecektir.
Evet, acı bir olaydır ama gerçektir. Günümüzde dahi Alevi çocukları okullarda Sünniliği öğrenmek zorundadır. Alevi kelimesi ile vakıf, dernek vs. adı ile kurumlar oluşturmak yasak. Devlet bir kurum oluşturuyor adına ‘Diyanet’ diyor. Bu kurumun doksan bin kadrosu var ama içinde bir tek Alevi yok. Halbuki nüfusun yarısına yakınını Aleviler teşkil ediyor. Alevilerde diğer vatandaşlar gibi vergisini ödüyor ama hizmete gelince, eşit hak istemeye gelince ‘ Alevilik diye bir inanç ‘yok diyorlar. Bu kadar inkar kabul edilir mi? Bu kadar katliam kabul edilir mi? Kimsenin başka bir kimse üzerinde tahakkümü yoktur. Bu inanç içinde geçerlidir. neticede bir inançtır ve Aleviler inandıklarının gereğini yerine getirmek istiyorlar. Kimsenin bunu yok saymaya demagoji yaparak inkar etmeye hakkı yoktur. Belirtiklerimizi bir bütün olarak özetlemeye çalışırsak; yeni bir bin yıla merhaba diyen insanlık alemi kavgaların, savaşların olmadığı bir dünya istiyor. Bunun içinde diyaloglar geliştiriliyor. Katolik kilisesinin önderi olan Papa II. Jean Paul, tarihi bir açıklamada bulunarak kilisenin verdiği zararlardan dolayı bütün insanlıktan özür diliyor. Özür dilemek erdemliliktir. Bu özür aynı zamanda yeni kavgalar yerine barış ortamını hazırlıyor. Bütün bunlardan yola çıkarak, tarih boyunca ve günümüzde de Aleviler egemen iktidar inanç olan Sünniler tarafından ezildiler/eziliyorlar. Artık bir haksızlığı ve utancı ortadan kaldırmak için zaman gelmiştir. Sünniler, Alevilerden özür dilemelidir! Aleviler ile Sünniler kardeştir. Maalesef insanın kardeşini seçmek gibi bir hakkı yok. Bu inanç içinde geçerli. Sünni inanca sahip olan kardeş daima Alevi yok saymaktadır. Onun malına mülküne sahip çıkmakta, onu aşağılamakta. Bu da kardeşliğin doğasına aykırı bir durumdur. Sünni kardeş bu güne kadar yaptığı haksızlıklardan dolayı özür dilemelidir, af dilemelidir. Suçu çok büyüktür. Özrü kabul edip etmemek Alevi kardeşin taktiridir.

Kavgasız savaşsız bir ortam isteniyorsa, ilk etapta bu gerçekleşmeli ve Alevilerin inkarı ortadan kaldırılmalıdır.....
Bu yazi www.alevikonseyi.com (http://www.alevikonseyi.com) sitesinden alinmistir.