Orijinalini görmek için tıklayınız : Şah İsmail Hk. İlginç Makale


iyidost69
25.01.2006, 09:02
Makale bana ait değil.
Şu hale bakın, Şah İsmailimiz'e bile ülkücüler sahip çıkmaya başladı. Görüşleriniz ve yorumlarınız nedir??

Bu dünyada sadece 37 yıl yaşamış, çağının savaşçısı, hükümdarı, edebiyatçısı, siyasetçisi, din adamı olmuş ve Türk tarihinde tartışmasız yüksekliğe ermiş Şah İsmail'in hayatını anlatmak güçtür. Onun gibi bir Türk hükümdarı hakkında yazmak, bilim ve her şeyden önce millî vicdan sahibi tarihçilerin işidir. Millî vicdandan mahrum kalmışların ellerinde yazılan Türk tarihi, facia haline gelmekte ve Türklüğü birbirinden ayırmaktadır. Benim Şah İsmail Hatayi hakkında yazmamın sebebi , böyle yüce bir Türk hükümdarı hakkında sahte imzalar veya imzasız olarak yazılıp çizilen hakaretlere artık bir dur demek ve aleyhinde yapılan bütün bu kötü propagandanın yanlışlığını ispat etmek içindir. Türk milleti, mâzideki hiçbir hükümdarına dil uzattırmayacak, uzatanlarla cebelleşecektir.

Devşirmelerin düşmanlığını fazlasıyla kazanan Şah İsmail’in bugünkü torunları Alevi inançlı Türkler , pirlerine, hükümdarlarına duydukları sevgi ve sadakatin bedelini uğradıkları hakaretlerle ödemeye devam ediyorlar. Geçmişte canlarıyla ödemişlerdi. Halen halk arasında dolaşan çirkin ve asılsız, hayal ürünü hikayeler herkesin malumudur..481 yıl önce bu dünyadan göçmüş, gitmiş, giderken ardında Azerbaycan topraklarını emanet, İran’ı yadigar bırakmış büyük Türk başbuğuna dille, sözle, çirkin yermelerle saldıran çirkefler var. Hangi Türk atasına sövebilir? Bunu yapabilen biri Türk olduğunu iddia edebilir mi ? Mâzi sövülmek için değil, şeref duymak içindir. Kökümüz, mâzimizde bütün azametiyle parıldarken bizim ona sırt çevirmemiz , geleceğimizi kaybetmekle aynı anlama gelir..Türk tarih tezinde birtakım hatalar vardır. Orta Asya Türk tarihi Çinlilerin günlükleri ile açığa çıkarken, Anadolu topraklarındaki tarihimizde İran , Bizans kaynaklarından yazılmış, hatta devşirmelerin eliyle değiştirildiği bile olmuştur. Böyle olduğunun en büyük alametlerinden biri de şudur : bazı değersiz kimseler yüceltilirken, değeri ulu Türkler yerilmiş , hatta günah keçisi ilan edilmiş, ardından sövülür hale gelmiştir.. Türk tarihinde hükümdarlar arasında taraf tutulmamalıdır. Türk padişahlarının yanlışları üzerinde tartışılabilir, ders alınması için. Ama hakaret asla edilemez , saf tutulamaz , ayrım yapılamaz. Şah İsmail, Türk dünyasının en görkemli hükümdarlarından biri olarak mâzinin şeref aynasından bize bakıyor. Onu tanımamız için, ona lâyık olmamız için bizden görev bekliyor. Onu tanımak ve lâyık olmak, Türklüğü tanımak ve Türklüğe lâyık olmaktır..

Hatayi, 1487 yılında Haydar erden olma, Halime Begüm Alemşah kadından doğma olarak dünyaya gelmiştir. Anadolu, Horasan, İran ve Irak’taki Türkmenleri istikrarlıca örgütlemiş, kendine tabi etmiştir. Günümüze kadar akan uygulamalarından biri, kendi tebâsını rahatlıkla tanıyabilmek için başlarına Kızıl başlıklar taktırmasıdır. Böylelikle başlarına kızıl başlıklar takan Türkler, Şeyh Haydar’ın askerleri olduklarını belli ederlerdi. İşte bugünkü Kızılbaş denilen Türkler, Haydarın yani Şah İsmail’in babasının ordusudur. Halime Begüm hanım ise, Akkoyunlu devletinin son hükümdarı Uzun Hasan'ın kızıdır.

Şah İsmail , 14 yaşında bugünkü Azerbaycan topraklarını, 15 yaşında Tebriz'i ele geçirip, ölümsüz ünvanı ŞAH’lığı aldı. Henüz 15 yaşında, bugünkü Diyarbakır'dan Hindistan'a kadar tanınan, hürmet gösterilen, umut bağlanan genç bir hükümdar olmuştu.

Safavi sözcüğü kaynağını, Şah İsmail’in soyunun geldiği atası ŞEYH SEYFETTİN ERDEBİLİ'den alır. Ona ithafen de tebâsına SAFAVİLER denilmiştir. Doğunun en büyük imparatorluğu Safavi Türk İmparatorluğunun içinde hâkim güç Türk’tü ancak Farslarda Türklerle beraber yaşamışlardı. Türk dili resmi dil olduğundan Fars dili devlet dili haline gelmemişti. İran toprakları üzerinde Farsların varlığı, tarihi tespitlere göre en fazla 2500 yıl önceye dayanmaktadır. Farslar ve değişik kolları Türklerle birlikte yaşamışlar, ancak etnik olarak görünmez sınırlarla ayrılmış olduklarından Türkleri eritememişlerdir. İran üzerinde Türklerin varlığı ise 9000 yıl önceye gitmekte , bunu açıklayanda Prof.Dr Muhammed Tagi Zehtabi ve ölmez eser ‘İran Türklerinin Tarihi’ adlı bilimsel eseridir..Zehtabiden başka en önemli tarihçi bizim için Fars asıllı Nasir Purpirar’dır. Önemlidir çünkü o bir Fars’tır ve bir Fars olarak, İran Türklerinin hakkını yememiş, gerçekleri saklamamıştır. Nasir Purpirar’ın dört ciltlik ’12 Asır sessizlik’ adlı tarihi eseri, İran İslâm Cumhuriyetinde infial uyandırmış, adeta yer yerinden oynamıştır. Gözaltına alınan ve sorgulanan Purpirar’a ağır eziyet çektirilmiş ve hain ilân edilmiştir. Dürüst tarihçilerin inkar etmediği İran üzerindeki Türk varlığı böylesine haşmetliyken, ne yazık ki Şah İsmail’in torunları en az tanınan Türk topluluklarından biri olarak yabancı hâkimiyeti altında asimile edilmektedir..

Büyük hükümdarın Tebriz’e girdiğinde ilk işi on iki imam için hutbe okutmak olmuştur. Bu onun dini kimliğine bağlılığının ifadesidir. Safavi hükümdarı Şii mezhebinin sarsılmaz direği olarak Şii İslâm anlayışını şekillendirmiştir. Anadolu topraklarındaki Alevi inançlı Türklerin devşirmeler tarafından katledilmesi , onlardan bazılarının Şah İsmail'e sığınmalarına neden olmuştu. Kaçamayanlarsa devşirme Osmanlı paşalarının kılıcından geçerek yok edilmişti. Büyük Türk imparatoru Şah İsmail her zaman Türk’ten yana olmuş ve bu sebeple Osmanlı imparatorluğunun yöneticilerinden devşirilmiş olanlarla bitmez tükenmez sorunlar yaşamıştı. Gayri Türklerin Müslümanlığı tercih ettikleri takdirde kollanmaları , haliyle Türk soykırımına davetiye çıkarıyordu.

Şah İsmail’e günümüzde bile güdülen düşmanlığın temelinde devşirmelerin nesilden nesile aktardığı Türk düşmanlığı yatmakta. Sünni İslâm yorumunun temsilcisi konumda duran Osmanlı İmparatorluğunun bağrına bastığı etnisite açısından Türk olmayanların güdülediği Şah İsmail düşmanlığı , seciyesiz kesimlerin elinde ne yazık ki bayraklaştırılarak aktarılmaktadır. 13 yaşında babasının intikamını alan, 15 yaşında topraklar fetih eden böyle bir Türk hükümdarına yapılan hakaretlerin temelinde yatan Türk düşmanlığı artık ürkütücü hale gelmiştir. Bazı kendini bilmez tarihçilerin elinde yazılan Safavi imparatorluğunun tarihi konumu kesinlikle doğruluk payından uzaklaşmış, öyle ki saptırdıkları yanlı tarih yazıcılığıyla işledikleri cinayetin farkında bile olmamaktadırlar. Veya farkındalardır, bilerek, kasıtlı olarak çirkin saldırılarını sürdürmektedirler. Benim bu seciyesizlere tavsiyem, Şah İsmail’i ağızlarına alırken onun yanında kocaman bir hiçten başka bir şey olamayacaklarını hatırlamalarıdır.

Bir diğer, Türk'ün Türk’le savaşması olan Çaldıran savaşı , kardeş kavgası olarak tarihteki yerini korumaktadır. 23 Ağustos 1514 tarihinde Yavuz Sultan Selim ve Şah İsmail, ordularıyla birlikte savaşa tutuştular. Çaldıran ovasında yapılan savaş pek kanlı geçti. Osmanlı ordusunun iyi donanımlı olması, ateşli silâhlarla kuşanmış olması savaşın kaybedilmesine neden olmuştur. Türk orduları arasında olan savaşlarda kazanan veya kaybedenin olması söz konu olamaz. Kazanç ve kayıp çetelesi ancak düşman ordularıyla yapılan savaşlarda tutulur. Bu sebeple, Şah İsmail orduları yenildi yerine , düşmanlar sevindi demek en doğrusu olacaktır..

Türk siyasi sınırlarına; bugünkü Fars hakimiyetine geçmiş İran topraklarını da dahil ederek doğunun hakimi olmuş, Türk dilinde yazdığı şiirleri ile edebiyatta sarsılmaz kale olmuş, Şii ve Alevi inançlı Türklerin piri Şah İsmail , bütün çirkin saldırılara, bütün yalanlara, bütün adiliklere karşı dimdik duracak, ona hakaret edenler tarihte iz bırakamadan silinip gidecekler ama o sonsuza kadar, hainliğe, vefasızlığa, Türk düşmanlığına karşı ibretle ışıldamaya devam edecektir.

Şah İsmail’in hükümdarlıktan, komutanlıktan başka bir diğer üstün vasfı da edebiyatçılığı, şairliğidir. Türk dilinin üstadı olan büyük hükümdar, Türk diline ihanet etmemiş, onu geriye atmamıştır. Devlet hazinesi gibi tebâsının yüreğinde yaşatmış, dilinde söylendirmiştir. Sadece dilciliği ve şairliği bile onu hürmetle yad etmeye yeter. Divan ve Dekname adında kitapları vardır. Türkçe’den başka dil kullanmamış ve kullandırmamış , yabancı milletlerin dillerine özenmemiştir. Şiirlerindeki dil bugün bile güncelliğini yitirmemiş, akışkanlığı, canlılığı, fikri yönüyle en nadide eserler olarak anılmaktadır.

iyidost69
25.01.2006, 09:19
Makalenin devamı

O Hazret (Şah İsmail Safevi), halka ve emrinde olanlara karşı adalet ve sevcenlikle yaşadı, büyüklüğünün korkusundan kimse halka karşı zulum ve zorbalık kapılarını açamazdı.

Ne kılıçlar kullandı nezaketinden
Ortaya koydu çıplak varlığını
Ne egemenlere istek ve amaç birliği
Ne kadılara rüşvet zayıflığı
O devride dürüstlüğünden
Yoktu kehribarın çekiciliği
Her kim ki gece gibi sakladı
Terazi gibi taşlandı
Zenginliğe yönelen boşuna



Otuz sekiz yıl yaşadı. Saltanat dönemi yirmi dört yıl oldu. Memleketi Azarbaycan, Irak-ı Acem, Horasan idi. Bazen de Diyarbakır, Belh ve Merv 'i de elinde bulundururdu .

O Hazret ( Şah İsmail Safevi ), savaş meydanında etkili kılıç kullanan yırtıcı aslan ,toplantılarda ise cevher yağdıran bulut gibiydi. Bonkörlükte tam ayarlı altınla değersiz bir taş, onun gözünde farksızdı. İradesinin yüceliğinden deniz ve maddeden elde etikkleri, onun bir günlük bahşişini bile karşılayamazdı. Hazinesi çoğunlukla boşdu. Avlanmaya düşkündü. Sadece aslan öldürürdü, aslan haberi getirene at ve eyer; panter haberi getirene eyersiz at verilmesini buyurmuştu. Aslan ve panter öldürmeye yanlız giderdi...

"Feleğe sığınan Şah İsmail
Buluta sığınmış Güneş gibi
Zııl(ebced hesabıyla 930/1524) oldu tarihi dünyadan gidince
Güneş oldu tarihin gölgesi "

Ahsenü't Tevarih /Şah İsmail Tarihi /Rumlu (Sivaslı) Hasan /Ardıç yayınları sayfa 227-228

Çaldıran'dan ;

Paolo Giovilo 'nun Türklerle İranlılar (Safeviler) arasındaki savaşla ilgili olarak anlatıkları işte bunlardır .Söyledikleri Şah İsmail'in salefi ve kayınpederi Uzun Hasan' ın ordusunda hizmet etmiş olan Angiolo' nun anlattıklarına üç aşağı beş yukarı uymaktadır. Bu yazar, eğer Sultan, İsmail'in Türkiye sınırındaki derbeyleri ve özellikle Şah' ın düşmanları olan Kürdler tarafından kışkırtılmamış olsaydı, hiç bir zaman İsmail'e karşı savaşa girişmemiş olacağını söyler .

...Safeviler düşmanın üçyüzbin civarında olduğu söylenen ordusuna aldırış etmeden, yiğitçe ilerlediler. Ordusunun yaklaşması üzerine Azapların sağdan ve soldan saflarını açarak toplarını ateşlemeye başladıklarını gören Şah İsmail kendi askerlerine de aynı manevrayı yaptırdı ve birden bire Osmanlı'nın sağ kanadına saldırdı. Kanlı ve çetin bir savaştan sonra, Hasan Paşa'yı kendi eliyle öldürdü, askerlerinin çoğunu kılınçtan geçirdi ve sağ kalanları Selim'in Yeniçerilerle mevzilendiği yere kadar geri çekilmek zorunda bıraktı .

...Hatta Sinan Paşa Sultan'ın imdadına yetişmemiş olsaydı, Selim'e bile istikhamlarının ortasında saldırcaklardı ....

...Ayrıca ölüler arasında kocalarıyla birlikte omuz omuza savaşmış bir çok silahlı kadının cesedine rastlandı .Selim bunların kendilerine yakışır bir şekilde gömülmesini emretti..... 7/agustos/1514

Histoıre De I'mpıre OTTOMAN (1783 yılında Kral'ın onayı ile yaynlanmıştır Paris/Fransa ) Türkçesi Şiar Yalçın /Kar yayınları



Allah - allah, deyin, gaziler,
Gaziler, deyin şah menem.
Garşu gelin, secde kılın.
Gaziler, deyin şah menem.

Uçmakda tuti guşuyam,
Ağır leşler er başıyam,
Men sufiler yoldaşıyam
Gaziler, deyin şah menem.

Ne yerde ekersen biterem,
Handa çağırsan yeterem,
Sufiler, elin tutaram,
Gaziler, deyin şah menem.

Mensur ile darda idim,
Halil ile narda idim,
Musa ile Turda idim,
Gaziler, deyin şah menem.

Kırmızı taclı, boz atlı,
Ağır leşler nisbetli,
Yusif peyğember sifetli,
Qaziler, deyin şah menem.

HATAYİ'yem al atlıyam,
Sözü şekerden datlıyam,
Murteza, Eli zatlıyam,
Gaziler, deyin şah menem.

cemalettin
25.01.2006, 09:59
Şah İsmail Safevi hakkında yazılmış bir makale okudum.Yazandan da okunmasına vesile olandan da Hak razı olsun.
Türk insanını üzecek pek çok konu var ve düşünen kişilerin sanırım yüreği burkuluyordur zaman zaman.

Şah ile Sultan arasındaki mücadele çocuk yaşlarımdan beri üzmüştür beni.
(Orta okulda iken Sultanahmet Parkı'nda tanıştığım İran'lı bir genç ile İngilizce konuşma çabası içerisinde iken gencin bana Türkçe ile cevap vermesi,kendisinin Azeri ve özünün Türk olduğunu belirtmesi hayatıma yön vermiştir)

Yıllar evvel kağıda dökülmüş bir deyişim var.
Ne edebidir ne de değeri vardır da,fakir öyle demiş işte bir zamanlar...

"Hissetseydi hatayı Hatayi,hoş görseydi Sultan bu hatayı,
tarih bir başka yazılırdı,bizler de bir başka olurduk elbet..."

cem

kaanbilkay
25.01.2006, 11:20
...

iyidost69
25.01.2006, 11:22
Tşk. ederim...

kaanbilkay
25.01.2006, 11:24
bende teşekkür ediyorum

AleviKürt
25.01.2006, 15:32
benim de türkiyeden getirdigim bir ansiklopedim var.. oraya "Yavuz Sultan Selim"e baktim ve cömert ve cesur bir padisahmis gibi yazi vardi..
"Sah Ismail"e baktigim zaman, ötlek ve yalanci bi kisiymis gibi yazmislar hakkinda.. Bu yüzden türkiyede her okudugunuz seye inanmayiniz..
saygilar..

aonur
25.01.2006, 21:35
biz nerede yaşadığımızı biliyoruz elbetteki yazılan her şeye hemen inanmıyoruz onlar bizi kandırdıklarını düşünsünler biz onlardan daha fazlasını biliyoruz çünkü ilk önce onların kaynaklarını okuduk daha sonra o yanlışlıkları fark ederek farklı kaynaklara da baktık ve neler öğrendik neler darısı onların başına umarım gerçekleri görmek için uğraşırlar

seher.yeli
25.01.2006, 22:46
TKLER ELLERINE SAGLIK :yaw

Mirioglu
26.01.2006, 11:57
Şah İsmail Safevi hakkında yazılmış bir makale okudum.Yazandan da okunmasına vesile olandan da Hak razı olsun.
Türk insanını üzecek pek çok konu var ve düşünen kişilerin sanırım yüreği burkuluyordur zaman zaman.

Şah ile Sultan arasındaki mücadele çocuk yaşlarımdan beri üzmüştür beni.
(Orta okulda iken Sultanahmet Parkı'nda tanıştığım İran'lı bir genç ile İngilizce konuşma çabası içerisinde iken gencin bana Türkçe ile cevap vermesi,kendisinin Azeri ve özünün Türk olduğunu belirtmesi hayatıma yön vermiştir)

Yıllar evvel kağıda dökülmüş bir deyişim var.
Ne edebidir ne de değeri vardır da,fakir öyle demiş işte bir zamanlar...

"Hissetseydi hatayı Hatayi,hoş görseydi Sultan bu hatayı,
tarih bir başka yazılırdı,bizler de bir başka olurduk elbet..."

cem

Pardon cemalettin kardes burda ne demek istedigini daha acik bi bicimde acıklaman mümkünmü acaba?

Yavuz selimimin ne mal olduğunu, tahta geçmek için hem babasini hemde agabeyini öldürdüğünü, ona gönderilen elçileri ya katelttiği veya rezil rüsva ettiğini, şah ismailin esir düşen eşini bi adamı ile evlendirmek gibi bi rezillik ettiğini ve daha sayamayacağım kadar rezilliklerinin olduğunu hepimiz bilyoruz.....!!!!

isteyen istediği kitapta veya ansiklopetide it'i aslanla kıyaslasın. İsterse it'i Aslandan daha üstün de göstermeye çalışsın. Ama gerçekler ortada ve herkesin gözü önünde.

saygılar..!

iyidost69
26.01.2006, 12:00
Arkadaşlar, bende Yezid Yavuz'u sevmem.

Mirioglu
26.01.2006, 12:45
Arkadaşlar makalenin tamamını okudum... Bu makaleyi yazan resmen saçmalamış başka söleyecek bişey bulamıyorum... Anladığım kadarıyla bu makalenin yazarı baya bi hayal perest ayrıca fazlasıyla it ;)
böle küçük ve basit insanların taassub ürünü, milliyetçilik anlamında ırkçılık güdülen yazılarını burda yazmaya zahmet etmeyin çünkü bunları başka yerde görsek sadece güler geçeriz...

GSA
30.01.2006, 02:18
[quote=iyidost69]Makale bana ait değil.
Şu hale bakın, Şah İsmailimiz'e bile ülkücüler sahip çıkmaya başladı. Görüşleriniz ve yorumlarınız nedir??

Sevgili iyidost69 sanırım bu makaleyi bir ülkücü sitesinden aldın yada ülkücü bilinen bir yazarın herhangi bir kaynaktaki yazısı. Yazıyı okudum içeriğin güzel bilgiler var Şah İsmaili över nitelikte bu kısmı çok iyi. Ama sanırım seni şaşırtan böyle bir yazının nasıl olupta ülkücü birinin ağzından çıkması. Bana da biraz tuhaf geldi. Fakat biraz mantıklı düşünürsek bu yazıyı yazanın mantığı bence çok doğru. Zira tüm ülkücüler biraz mantıklı düşünseler orta asya geleneğini sürdüren esas Türklerin biz aleviler olduğunu ve biz alevilerden daha hakiki Türk olmayacağını görürler diye düşünüyorum. Sanırım bu yazıyı yazan bunu görmüş. Fakat tüm ülkücü kesimin olaya bu türlü baktığı çıkarımını yapmamız da yanlış olur. Son olarak da ; çoğu ülkücü kesimin savunduğu Osmanlının türklüğü dışlamak ve türklerin araplaşmasını sağlamak dışında türklüğe bir hizmet ettiğini sanmıyorum. Umarım bunu tüm ülkücüler görür de alevi düşmanlığından vazgeçerler.

izmirksk
30.01.2006, 02:37
ülkücü propaganda yapmayalım
mesaj yerine gitmiştir umarım

GSA
30.01.2006, 03:08
Ülkücüleri hiç sevmem onların Maraşta Çorumda Sivasta yaptıklarını ve sola olan faşist düşmanlıklarını çok iyi biliyorum. Zaten bence bir alevi ve devrimcinin ülkücüleri sevmesi veya propagandasını yapması düşünülemez. Sadece biraz mantıklı olsalar ve beyinleri olsa alevi düşmanı kesilmezlerdi demek istedim. Umarım bu mesaj da yerine gitmiştir...

Yanlış anlaşılmayı hele bu şekilde yanlış anlaşılmayı hiç istemezdim...

GSA
30.01.2006, 03:22
Ha unutmadan YAŞASIN HALKLARIN DEVRİMCİ MÜCADELESİ
Umarım yanlış anlaşılmayı gidermişimdir....

izmirksk
30.01.2006, 03:58
Ülkücüleri hiç sevmem onların Maraşta Çorumda Sivasta yaptıklarını ve sola olan faşist düşmanlıklarını çok iyi biliyorum. Zaten bence bir alevi ve devrimcinin ülkücüleri sevmesi veya propagandasını yapması düşünülemez. Sadece biraz mantıklı olsalar ve beyinleri olsa alevi düşmanı kesilmezlerdi demek istedim. Umarım bu mesaj da yerine gitmiştir...

Yanlış anlaşılmayı hele bu şekilde yanlış anlaşılmayı hiç istemezdim...
kastettiğim sen değildin ama solcu kimliğine vurgu yaptığın için bir kez daha teşekkürler
sloganına katılmamak elde değil
yaşasın halkların devrimci mücadelesi

cemalettin
30.01.2006, 14:50
Pardon cemalettin kardes burda ne demek istedigini daha acik bi bicimde acıklaman mümkünmü acaba?

Yavuz selimimin ne mal olduğunu, tahta geçmek için hem babasini hemde agabeyini öldürdüğünü, ona gönderilen elçileri ya katelttiği veya rezil rüsva ettiğini, şah ismailin esir düşen eşini bi adamı ile evlendirmek gibi bi rezillik ettiğini ve daha sayamayacağım kadar rezilliklerinin olduğunu hepimiz bilyoruz.....!!!!

isteyen istediği kitapta veya ansiklopetide it'i aslanla kıyaslasın. İsterse it'i Aslandan daha üstün de göstermeye çalışsın. Ama gerçekler ortada ve herkesin gözü önünde.

saygılar..!

Mirioğlu kardeşim,
zamanında yapılanların hata olduğunu hata yapanlar hissetse idi,bizler şimdi kendimizi birbirimize anlatmaya değil de bir olarak başkalarına anlatmaya uğraşırdık.
Hoş,bir olunabilse idi zaten,başkaları bizim peşimize takılmış olurlar idi.

"ben ettim sana,sen ettin bana.
ne sen ettin bana,ne ben ettim sana.
anla artık,gör olanı,
ben ettim sendeki bana,sen ettin bendeki sana..."

hoş gör...

GSA
31.01.2006, 00:29
kastettiğim sen değildin ama solcu kimliğine vurgu yaptığın için bir kez daha teşekkürler
sloganına katılmamak elde değil
yaşasın halkların devrimci mücadelesi

Teşekkür ederim sevgili devrimci yoldaş meajımın altında böyle birşey görünce birden kendimi nefret ettiğim bir kesimi savunmuş gibi hissettim kusura bakma...

drtuncay
07.02.2006, 22:37
Eyvallah ArkadaŞim Ne Denİrkİ
GerÇeĞe HÜ

şavolanlı
23.02.2006, 15:25
valla canlar heralde yanılmıyorum çaldıran savaşı idi heralde şah ismail eger yavuz sultan selimi yenseydi ve osmanlıyı haritadan silebilseydi türkiye ve balkanlar artı iranda şu anda aleviidi.

atilen_dker
10.07.2006, 19:52
Miroğluna... Yavuz Sultan babasını öldürmedi.Üstelik kardeş katli osmanlının ömrünü uzatmıştır diğer türk devletleri hep kısa ömürlü olmuştur .Yavuz Sultan ile Şah İsmailin çok farklı yönü olmakla beraber ikiside kısa ömürlü olmuştur. iyi dosta katılıyorum =Türk orduları arasında olan savaşlarda kazanan veya kaybedenin olması söz konu olamaz. Kazanç ve kayıp çetelesi ancak düşman ordularıyla yapılan savaşlarda tutulur. Bu sebeple, Şah İsmail orduları yenildi yerine , düşmanlar sevindi demek en doğrusu olacaktır..

ustaclu han
10.07.2006, 21:22
bu yazıda kızacak birşey yok..şahımızı övmüş yazılanlar doğru..yazıyı daha önceden okumuştum..şah ismail azeri türklerindendir,onlar şahın türklüğüne dikkat çekmişler.bizim için şah hatayi kimliği daha ön plandadır

garcia
10.07.2006, 21:28
Miroğluna... Yavuz Sultan babasını öldürmedi.Üstelik kardeş katli osmanlının ömrünü uzatmıştır diğer türk devletleri hep kısa ömürlü olmuştur .Yavuz Sultan ile Şah İsmailin çok farklı yönü olmakla beraber ikiside kısa ömürlü olmuştur. iyi dosta katılıyorum =Türk orduları arasında olan savaşlarda kazanan veya kaybedenin olması söz konu olamaz. Kazanç ve kayıp çetelesi ancak düşman ordularıyla yapılan savaşlarda tutulur. Bu sebeple, Şah İsmail orduları yenildi yerine , düşmanlar sevindi demek en doğrusu olacaktır..

eğerki orduda savaşanların etnik kimliğine bakmak gerekiyorsa şunu açıkça söyleyebilirim:çaldıran savaşında türkler yenilmiştir.
nedenine gelince:safevi orduları genel olarak alevi-türkmenlerden oluşuyordu ve günün teknolojisinden yoksun olarak sadece okları ve kılıçları vardı.

osmanlı ordusunun çok büyük çoğunluğu ise(az sayıdaki akıncılar hariç) gürcü,kürt ve devşirme askerlerden oluşuyordu.teknolojik olarak üstün durumdaydılar ve toplarıda vardı.bilginize sunulur.o tarihlerde az sayıdaki akıncıların çoğu aleviydi ve savaştıkları kişinin şahismail olduğunu öğrenince savaşmaktan vazgeçtiler.bu nedenle paralı askerleri bile ordusunda barındıran osmanlı,akıncıların çoğunun savaşmaktan vazgeçmesinden dolayı fazla ilerleyememiş oldu.

ancak dediğim gibi osmanlı ordusunda çok az türk vardı ve onların da çoğu alevi olduğu için daha sonra safevilere karşı savaşmaktan vazgeçtiler ve gerçekte gönüllü türkmen savaşçılardan oluşan safevi ordusu savaş sonunda yenildi.tekrar söylüyorum bu savaşta türkler yenilmiştir.

meymane_usari
10.07.2006, 21:40
osmanli şah hatayi(şah ismail) yi sevmez şii oalyı yüzünden ülkücülerin çoğu osmanlı yanlısıdır neden böyle bir makale ile şah hatayi ye sahip çıkıyorlar bir anlam veremedim

garcia
10.07.2006, 21:45
osmanli şah hatayi(şah ismail) yi sevmez şii oalyı yüzünden ülkücülerin çoğu osmanlı yanlısıdır neden böyle bir makale ile şah hatayi ye sahip çıkıyorlar bir anlam veremedim

farklı amaçları olsa gerek yoksa bugüne kadar şahismalin türk olduğunu yeni keşfetmiş değiller.

levilee
11.07.2006, 14:32
şah ismail yiğit,alim,faziletli,adil iftihar ettiğimiz bir hükümdardır,çaldırandada yiğitçe savaşmış,kılıç kılıça göğüs göğüse çarpışmada kahramanca ordusuyla mücadele etmiş başarılarda kazanmış,osmanlının topları devreye koymasıyla maalesef ateşli silahları yeterli olmadığı için kaybetmiştir,savaştan önce müslüman kanı dökülmesin gel ikimiz çarpışalım diye yavuza meydan okumuş,yavuz kendisi meydana çıkamayıp devşirme malkoçoğullarından birini göndermiş yiğit şahımızda onun hakkından orda gelmiştir,şahın bu konuda yazdığı bir şiirde paylaşmak isterim sevgiler...

Alay alay geldiler

Koşan koşan durdular

İkinci gelen bir top

Atıldı ana saldılar

Eskerler örüledi

Çakmaklar kuruladı

Ol kafir Melhuçoglu

Şah üstüne duruladi

Hey al kana al kana

Kızıl kanlar çalkana

Melhuçoğlu kılıç urdu

Şahım aldı kalhana

Şah anda bindi ata

Yezitler döndü mata

Şah bir kılıç urdu ki

Kelleden indi ata

Melhuçoğlu attan düştü

Şah anda geriye kaçtı

Beş yüz elli tüfekçi

Şah'ın ardına düştü

Ün edüben gittiler

Şah'ın ardından yettiler

Sultan Ali Mirza'mı

Bu kavgada tuttular

Dört yanın uladılar

Ciğerciğim dağladılar

Sultan Ali Mirzam'ın

Ağ ellerin bağladılar

Bindirdiler atına

Göt(ür)düler inkar katına

İnkar bir sual sordu

Bakınca suratına

Sağ mısın esen misin

Ciğerciğim kesen misin

Koca Haydar zül olası

Şah dedikleri sen misin

Elifim var kaddim var

Bir İskender hadd’im var

Ben Şah'ın kurbanıyım

Şah olmaya ne haddim var

Seni attan indirmiyem

Gül benzin soldurmuyam

Gel Şah'a şek getür sen

Vurup boynun öldürmeyem

İşte geldim yanına

Sığındım Sübhan’ıma

Ben Pire şek getürmem

Lanet senin canına

Şunu atından indirin

Gül benzini soldurun

N'oldu benim cellatlarım

Vurun boynun öldürün

Cellatlar aralandı

Ciğerler parelendi

Sultan Ali İmirza'm

Bu kavgada parelendi

Gönül hüma kuşudur

İşitenler naşidir

Baş verip ser kurtarmak

O da Mervan işidir

Çöl olası Çaldıran

Altun kadeh kaldıran

Hatayi'm ağlar gezer

Musahibin aldıran

kazımBARAN
11.07.2006, 19:29
bunlar böyle zaten zamanında sahip çıktıgımız degerleri sonradan anlayıp sahip çıkma çabalarına giriyorlar malesef bizde onların sahip çıktıkları degerlerimizi sırf onlar sahiplendi diye soguyup gidiyoruz onlara armagan ediyoruz

anibal
11.07.2006, 20:04
arkadaşlar öncelikle hepinize kucaklarım siteye yeni üye oldum ve yazıları ilk kez okuyorum açıkçası siteden dolayı gurur duydum.
konu ile ilgili ise şah savaş alanında kolundan yaralanınca hızır adlı savaşçı atını şaha vererek kendini feda eder. şah geri çekilir çünkü osmanlı topçusu alevi türkmen ordusunu top kullanarak dağıtmıştır.Şah savaş alanında ordunun sağ kanadını bizzat komuta etmiştir.selim ise tüfekli savaşçıların arkasına sığınmıştır.levilee kardeşin gönderdiği şiirde ALİ MİRZA şahın müsahibidir.Osmanlı sipahilerin Şahın peşinden gittiklerini görerek kendini öne sürerek şahı korumuştur.
Ayrıca Safavi ordusunun şehitleri arasında birçokta kadın savaşçı şehit düşmüştür.

anibal
11.07.2006, 20:12
Ayrıca ülkücülerin Şahı sevdiklerini de hiç sanmam onlar safavileri türk olarak bile görmüyorlar.Çünkü osmanlı yı türk sanacak kadar cahiller.hepsi değil tabi.Bilmiyorlar ki türklerin osmanlı sarayında değerleri yoktu.

didem63
16.11.2006, 22:27
16. yüzyılın başlarında ortaya çıkan Safavi ya da Kızılbaş devleti, Ortaçağ sonu Asya kökenli büyük güçlerden biri olmuştur. Kafkasya, İran ve diğer bölge halklarının tarihsel yazgısına açık bir biçimde damgasını vurmuştur. Sonunda kültürleri, dinleri, dilleri nedeniyle farklılıklar gösteren, o zamana dek değişik toplumsal gelişme eğilimlerinde bulunan birçok ilkel kabileler ve halktan oluşmuş tek bir Devlet altında toplanmıştır.

Son dönemlere dek, Safavi Devleti’nin oluşumunda Türkçe konuşan etnik unsurların yeri ve rolü tam olarak aydınlatılmamıştır. Birçok tarihçi ve doğubilimci, daha kuruluş aşamasında, Safavi Devleti içinde, Türk akıncılarına, bu durumda Osmanlı Türkiyesi’ne karşı İranlılar’ın mücadelesini destekleyen, bir İran Ulusal Devleti’ni görüyorlardı. Yaygın olmasına karşın bu bakış açısı, Türkçe konuşan aşiretlerin kendi, oluşumu içinde oynayacağı rolü tümüyle bilmez ya da bunu en aza indirger. Bu düşünce yanlışlığı, Rus ve Sovyet bilginlerinin çoğunluğu için bir dizi sürmüş çalışmaların tümünden dolayı ortaya çıkmıştır. Örneğin V. Bartold ve A.Krimskiy, Türkçe konuşan kavimler içinde yer alan unsurların ve Safavi hanedanlığın ilk görünümünün altını çizmişlerdir.(1) 1. Petrusevski (2), birinci elden tarihsel kaynaklar üzerinde yapılan temel araştırmalarında, Safavi Devleti tarihinde Türkçe konuşan Azerbaycan etnik grubun oynadığı baskın ve yönetici rolünü de ortaya koymuştur.

canazerbaycan
16.11.2006, 23:07
Merak etmeyin. Şah İsmail'in torunları 400 yıllık uykudan uyandı. Tebriz'i, Tahran'ı, Kum'u, Save'yi, Urumu'yu, Astara'yı, Erdebil', Koşaçay'ı, Maraga'yı, Tikantepe'yi, Zengan'ı, Qazvin'i, Mako'yu, Ardebil'i, Meşhed'i Xaray xaray men Türkem diyerek salladı.

www.gamoh.org

pervane derviş
17.11.2006, 14:11
ilginç biryazı bir ülkücü ihniyetten beklenmeyecek derecede kalıteli bir yorum
eline saglık

hak yoldasınız olsun...

cemalettin
17.11.2006, 14:33
ta eskilerden beri,gaye birliği sağlamak idi.
Yıldırım ile Aksak,Fatih ile Uzun,
Yavuz ile Hatayi ve Tomanbay dahi
istediler bu dünya bir olsun.
devran öyle imiş,haller böyle olmuş
millet ayrı ayrı illerde konmuş.
bugün bizler neyleyelim,
bilimle,düşünceyle ilerleyelim.
iller ayrı olsa da
gönülleri bir eyleyelim.
hayr ile analım göçenleri,
evladımızı şad,yurdu abad eyleyelim...