Orijinalini görmek için tıklayınız : Şeriat Riski Yok Diyenler Okuyun
Alıntı:http://www.milliyet.com.tr/2008/02/07/yazar/dundar.html
Eski Tahran Büyükelçisi Korkmaz Haktanır'ın eşi Handan Haktanır'dan uyarı var:
"İran'da örtü okula sinsice girdi; 3 yılda herkes örtündü"
Önceki gece NTV'de akademisyenlerle türbanı tartışıyorduk, ki internet adresimize bir mektup düştü.
Tahran'da yaşamış, "adının açıklanmasını istemeyen" bir diplomat eşi, İran'daki örtünme konusundaki deneyimini aktarıyor, Türk kadınlarını uyanık olmaya çağırıyordu. İsmi kontrol ettik; doğruydu.
Mektup, 1991-94 yılları arasında Türkiye'nin Tahran Büyükelçiliği'ni yapan Korkmaz Haktanır'ın eşi Handan Haktanır'dan geliyordu.Yayında isim vermeden, mektuptan bölümler okudum.
Yayından sonra da kendisine ulaşıp mektubun tamamına bu köşede yer vermek için iznini istedim.
İşte Handan Haktanır'ın "türban uyarısı":
"Ruj süreni sopaladılar"
"Tahran'da görev yapmış bir diplomatın eşi olarak, türban konusunda düşündüklerimi bir iki cümleyle ifade etmek isterim:
Tayin yerimiz olan Tahran'a uçağımız inerken 'hicab'ımı başıma geçirdiğimde kendimi şöyle teselli ediyordum:
'Nasıl olsa burası benim ülkem değil. Birkaç yıl dişimi sıkar katlanırım. Çok şükür ki biz Atatürk kızlarıyız ve böyle şeyler bizim başımıza gelmez.'
Tahran'daki görev süremiz boyunca (gayrimüslimler de dahil olmak üzere) 'hicab'sız dolaşan tek bir kadın görmedim. Bir yabancı diplomatın eşi, şapka takarak bu yasağı delmeyi denedi, ancak devrim polisleri kendisini derhal ikaz ettiler.
Bir başkasının eşi ruj sürdüğü için karakola alındı ve ellerine sopalarla vuruldu. Bu hanım bir keresinde 'Eğer Müslümanlık buysa, Hıristiyan olduğum için çok şanslıyım' demişti.
"Süreç 3 yılda tamamlandı"
"Tayinimizin ilk günlerinde İranlı hanım dostlarım bana sürekli olarak Türk kadınlarının dikkatli olmalarını ve erkeklerin bilinçaltındaki güvensizlik duygularından ve endişelerden kaynaklanan bu uygulamanın, sinsice ve adım adım geldiğini söylüyorlardı.
Bir gün okullarına gittiklerinde kapıda 'Bundan böyle hicabsız derslere giremeyeceklerine' dair bir kâğıt bulmuşlardı.
Dedikleri kadarıyla, sürecin tamamlanması üç yıl almıştı. Ondan sonra ise çok geç olmuştu.
İtiraz edenlerin sayısı giderek azalmış, sonuçta yıllar sonra bu ortam içine doğan kızlar için 'hicab'lı olmak son derece doğal ve yerine getirilmesi gereken bir şart olarak algılanmaya başlanmıştı.
Bu uyarıları ben o zaman masal dinler gibi dinlemiştim. Evet, ben de onlar gibi giyiniyordum, ama bu benim değil onların sorunuydu. Bizim ülkemizde böyle şeyler olmazdı.
"Rüyamda korkuyordum"
Ancak, bir süre sonra vestiyerden 'hicab'ımı alıp taktığımı, ancak sokağa çıktıktan sonra fark ettiğimin ayırdına vardım. 'Hicab', benim için de artık bir refleks haline gelmişti.
Öyle ki, bazen rüyalarımda bile kendimi başı açık olarak gördüğümde korkuyla uyanıyor 'Devrim polisleri geliyor, ben ise hicabımı takmamışım' diye paniğe kapılıyordum. İşte o zaman, 'hicab'ın aslında buzdağının görünen parçası olduğunu; asıl amacın, kadının ezilmesi, kontrol altına alınması ve korku altında yaşayan, ikinci sınıf insanlar olduklarına inandırılması olduğunu anladım.
O nedenle Türk kadınlarının çok dikkatli olması ve son derece masumane bir şekilde, özgürlük adı altında gelen bazı uygulamaların, ileride çok daha baskıcı bir rejimin ayak sesleri olabileceğini asla akıllarından çıkarmamaları gerekmektedir.
En içten saygılarımla..."
can.dundar@e-kolay.net
Ciddiye allalim Canlar
Hic olmazsa PC Arkasindan bütün sola yazi yazalim benim yaptigim gibi,
Solda Birlesin Tek yumruk "Laik Türkiye Cumhuriyetimizie Sahip cikiniz"
Önceki Genelkurmay başkanlarımızdan Orgeneral İsmail Hakkı Karadayı, 30 Ağustos Zafer Bayramı’nın 74. Yıldönümü münasebetiyle verilen resepsiyonda, şu anısını aktarıyor:
- İranlı komutana dayanamayıp sordum:
"Peki, siz hiç böyle bir irticai gelişmenin farkında olmadınız mı?"
İranlı komutan şu cevabı verdi:
- "Sayın general, devamlı bir çiçeğe bakarsanız, o çiçeğin büyüdüğünü göremezsiniz. Örneğin, bir gülün nasıl açtığını bile fark edemezsiniz. İşte bizde de öyle oldu.
"Bu sözlerine karşılık susmak istedim; ancak üsteleyince sordum:
"Peki, hiç mi kavrayamadınız, algılayamadınız?" Bu kez şöyle bir cevap verdi:
"Biz onların, her gün hiç fark ettirmeden, ama yavaş yavaş santim santim, sanki yeni bir şey olmuş gibi getirip ortaya koydukları dini şeyleri, halkımızın temiz duyguları diye düşündük. Sonuçta böylesine bir durumla karşılaşacağımızı hiç tahmin edemedik. Ama baktık ki, her geçen gün halkımızın temiz duygularından kaynaklandığını zannettiğimiz dini ve masum istekler gibi görünen şeyler, irticanın ta kendisiymiş."
Komutan böyle tarif edince, "Demek ki, siz görevinizi yapmamışsınız" dedim.
Ardından da sordum: "Peki, Humeyni için Tahran’da 500 bin kişiyle miting yapılmaya başlandığında da mı fark etmediniz?"
Komutanın verdiği o cevap, hiçbir zaman kulaklarımdan silinmedi. Bana şöyle dedi:
- "Sayın general fark ettik. Fark ettik ama iş işten geçmişti"
Ciddiye allalim Canlar
Hic olmazsa PC Arkasindan bütün sola yazi yazalim benim yaptigim gibi,
Solda Birlesin Tek yumruk "Laik Türkiye Cumhuriyetimizie Sahip cikiniz"
Valla çok ciddi konuçuyorum yıllardır solcuları hep dinsiz olarak gösterip durdular.Geneli Alevi oldugu içinde Sünniler yani bizl kusursuz müslümanızya oldugumuz için sola hiç yanaşmadık.Vardı solcular ama aramızda her zaman garip gelirdi nasıl sol görüşte olabilir diye.Ama işte Allah öyle yada böyle doğru yola gösteriyer.Saf sünnimi sömüren Akp,biz milliyetçiyiz diyen Mhp buyrun birleşip başımıza ne iş açıyorlar.
Arrtık bende uyandım.!Gerçekten bu zamana kadar nasıl kanmışız o kadar şeye inanamıyorum.Hayatımda çoğu arkadaşım Alevi.Dünyaya bakışı at gözlüğü ile değil beni onlara yaklaştıranda bu oldu her zaman.Liseye geçtik.Daha bi iyi anladık herşeyi..Şimdilerde bakıyorum eskiye ailem asla öyle olmadı ama o günah bu helal..aman o işi yapma..aman bunu yapma...diyenlerden bıktım çevremde
Türban takan 10 yaşında kız koşup oynamak hayatı öğrenmek yerine direk kadınlık olgusuna konuluyor.Günah yapma etme.Bırakında onlar bulsun doğrusunu.Alevilere yıllarca dinsiz diyenler Utansınlar kendilerinden.Demedim dedirtmedimde çevremdeki dostlarım bilir.Ama artık cidden bi şekilde hükümet son bulmalı nasıl olursa olsun gidişat kötü.
Saygılar.
biraz sinirli yazdım manasız cumleler olabılır affola:)
alican19 08.02.2008, 19:08 tayyip erdoğan adalet ve kalkınma partisine herzaman ak parti diyor iranda şeriat rejim ak devrimdir
CrAzY_AnGeL 08.02.2008, 23:44 :crying::crying: sol Birleşsin Tek Yumruk Olalım :crying:
kapanmak istemiyoruzzzz:cursing::cursing:
Westside 09.02.2008, 00:11 Bana öyle geliyor ki kimsenin yapamadıgını AKP-MHP yapacak ve solu birlestirecek.Baska çözüm yok.
emekli95 09.02.2008, 00:17 Sevgili teyna güzel bir alıntı yapmış;
Mollalar İranda Şah rejimini devirmek için,öyle ustaca takiyye yapmışlarki.Şaha muhalif solcularıda kandırarak yanlarına almışlar.Fakat yeni rejim tespit edileceğinde,solcuları öyle bir safdışı edip İslam (Şeriat)devleti kurmuşlarki,solcular bile neye uğradığını şaşırmış.Bizde de bazı çıkarcı solcu Atatürkçü geçinenler (güday gibi) AKP'nin oltasına geliyor.İşleri bitince boş çuval gibi atılacaklar.Ama İranlı generalin dediği gibi.ÇOK GEÇ OLACAK.
Evet arkadaşlar katılıyorum solda birlik şart yeter artık sol ilk oluşumundan beri bölünüyor buna bir dur demenin zamanı geldi. Solda birlik gençlerin yani bizlerin masaya yumruğunu vurmasıyla olacaktır. Artık dedemin zamanından kalma siyasetçiler gitsin yerini bizlere bıraksın. Ben doğumadan 20 yıl önce deniz bey siyasetteydi ben doğudum yine siyasetteydi neredeyse yaşlandım :D halen siyasette yetmedimi anlamadımı bişey yapamadığını anlamadımı CHP'yi solculuktan çıkarıp sağcı bir parti yaptığını ne yaptıysa eline gözüne bulaştırdı muhalefet yapamadı bakanlık yapamadı siyaset yapamadı insanlık yapamadı bu koltuk sevdalısı bencil sağcı artık bu partiyi rahat bırakmalı partiyi gerçek solcu ve vatanseverlere bırakmalı...
Tokatlim_60 09.02.2008, 01:18 Vallaha arkadaslar ksuruma bakmayin ama, herkes hakketigini yasar diyorum sadece, cumhuriyet mitingleri düzenlediler adamlarin oyu bilmem yüzde kac, simdide miting düzenliyolar adamlarin oylari kimbilir kac cikardi simdi, sol adam olmazsa türkiyedeki halkimiz daha cok aglar böyle, iyiki avrupada yasiyorumda cok rahatim, solun birlesmesi sadece politikacilara kalmasin, onlar asla basaramaz, ama yapacak adamda yok ne yazikki, herkes uyumaya devam etsin hani derler ya dagi tepeyi asti, bu tayyip türkiyenin altini üstüne getiriyor dag tepeyi birak, ben bundan sonra türkiyenin kurtulacani sanmiyorum...
İran şah zamanında da, tabiki monarşik bir algı ile demokrat bir ülke değildi, fakat şah egemenliğinde Türkiye'de cumhuriyet'in ilanından sonra aldıkları feyz ile uzun bir süre ülke laik temeller üzerinde yönetildi.
Geçen sene politika bilimlerine giriş dersimizde uzmanlık alanı ortadoğu olan amerikalı hocamız bize iran islam devrimi öncesi bir gelişim tablosu gösterdi. Tabi bu gelişiminde toplumların dünyada ortak olarak kabul edilen medeniyetleşme kriterleri esas alınarak değerlendiriliyor. Çağın ilerlemesi ile beraber normal trend ibrelerin çıkışta olması beklenirken, iranda tam tersi hep nesil ilerledikçe gelişim trendinde inanılmaz bir iniş olduğu göze çarpıyor. Benzer tablo afganistan'da amanullah han ile başlayan ve diğer han'ların zamanlarında da devam eden laiklikten, zorla şeriat düzenine geçiş yapılan süreçlerin verileri içinde tamamen benzer istatistikler.
Sonra wilson bize ülke adı vermeden bir tablo daha gösterdi. Geçtiğimiz sene itibari ile son 10 yılın gelişim tablosu gösteren bir veriydi bu. İran'daki durumun ufak nüansları dışında tamamen aynı şekilde nesil ilerlemesine karşın gerileşimin çıkışta olduğu çelişik bir tablo karşımızdaydı. Tekrar vurgulamak istiyorum, tüm dünya ortalamalarında genellikle yeni nesil, daha öncekilerden daha fazla yeniliğe açık olur ve trend bu sayede hep çıkıştadır. Fakat İran, Afganistan ve en son bize gösterilen ülke'nin istatistiklerinde bu durum, bu normal gelişim trendi teorilerini alt üst edecek tersi verilerle doluydu.
Gelişim tablosunda bize gösterilen bu üçüncü ülke belki bir çoğunuzun tahmin ettiği gibi Türkiye'ydi. Bize tahmin edin burası neresi dediğinde, adeta hepimizin çok öncesinde hissettiği cevap karşısında kanımız dondu, bir an sanki üzerimizde o bahsi geçen gerilişim trendine girmiş ülkelerin sıcak ürpertisini hissettik, hepimiz birbirimizin gözlerine aptal aptal baktık. Sonrasında o ülkelerde yaşanan süreçleri anlattığında, gelişimden gerileşime geçiş aşamasında toplumların nasıl yozlaştığını buralardaki dejavusunu her kriterinde yaşadık.
Samuel Hungtington'ın Medeniyetler Çatışması teoreminde derki, 'asla ama asla ağırlıklı olarak islam mantalitesi güden bir anlayışın temel alındığı bir ülke gelişemez. Ancak teşebbüslerde bulunurlar ama onlar batılılaşamazlar veya medenileşemezler sadece taklit etmeye çalışırlar ama gelişememiş kültürel algıları nedeniyle hep bir yerlerde patlak verirler' şeklinde başlangıçta sinirlerimizi bozabilecek bir tarzla bunları adeta yüzümüze vurur. Bu teorisine örnek olarak zamanında laikleşme temelinde girişimlerde bulunmuş, bir süre bu şekillerde yönetilmiş iran ve afganistanın şu anki durumlarına vurgu yapar. Arkasından verilerine antitez olarak ortaya çıkacak olanlara karşın 'kimse bana islamın ve batılılaşmanın sentezlenmiş gibi gözüktüğü Türkiyenin sistematik laik yönetim yapısından söz etmesin' der. Türkiye'nin de bu ülkelerin atlattığı benzer aşamaları yaşaması çok uzun süreç olmayacağına kanaat getirerek, bekleyin görün politikası ile kendini haklı çıkarmak ister.
Hungtington'ın 1996'da belirttiği bu kehanetlerine o zamanlar Türkiye adına karşı çıkanlar, refahyol iktidarı ile enselerinde hissettikleri şeriat tehlikesini, bir süre sonra akp'nin tek başına iktidarı ile bu tehlikeyi iliklerine kadar hissedince acaba Hungtington yinemi haklı çıkacak sorusu artık belirmeyecek kadar açıktır cevabı.. Eğer sürekli bir şekilde bu politik tartışmaların içinde olan birisi iseniz, Hungtington'ın genel yaklaşım olarak madde madde belirttiği gibi mevcut gerici uygulamaların ülkenizdeki her hamlesinde bu adam aklınıza gelir.. Tarih tekerrürden (tekrardan) ibarettir sözünden böyle zamanlarda nefret ederim, herşey olup biterken bir an için bizleri hayatın figüranları konumuna indirgemiş gibi algılarım. Rasyonel düşünce yaklaşımlarına aykırı olan bu lanet söz her defasında pozitif bilimin aksine kendini haklı çıkartır. Sonra, sanki gökyüzünde yıllarca sahiplendiğiniz, kendinizin sandığınız bir yıldızın kaymasına tanık olurken, bir gün onun kayacağını bile bile bu gidişe engel olamamak gibi bir çaresizlik duygusu sarar sizleri..
Bana öyle geliyor ki kimsenin yapamadıgını AKP-MHP yapacak ve solu birlestirecek.Baska çözüm yok.
Sol birleşse bile maksimum %20-30 arası edebilecek bir kitle söz konusu. Gelişememiş tüm toplumlarda olduğu gibi genelin temel mantalitesi ağırlıklı olarak sağ'dan da öte bir muhafazakar anlayış hakim.
Tüm dünya istatistiklerden çıkan ortak verilerden biri 'kaliteli' eğitim seviyesi artıkça, çağdaşlaşma modernite hareketleride paralel olarak bir yükseliş trendine geçiyor. Bunu son Türkiyedeki seçim istatistiklerinden de gözlemlemişsinizdir; eğer yüksek tahsil istatistiklerine göre bir seçim olsaydı şu an sol açık ara iktidardı.
Bence bir an önce toplumda bilinç düzeyini artırıcı eğitim iyileştirilmesi odaklı farklı zihinsel gelişim metodları uygulanmalı. Fakat bu zihinsel gelişim alt yapısının sağlanmasının'da toplumun muhafazakarlaşmasından, özetle gericilikten nemalanan bir ekolün devamı olan akp iktidardan ummak gerçekçi bir beklenti olmadığının da farkındayım..
Şahin_31 09.02.2008, 15:36 arkadaşlar bizim atalarımızın kanı şeriat için dökülmedi atamız o kdr anlattı ama dinleyen yok biz şeriatla yönetilecek halk değiliz bizim atalarımız yaptıkları bütün savaşları özgürlük için yaptılar
Şahin_31 09.02.2008, 15:38 Ey Atam!
Türk gençliği olarak, varlığımızın en değerli parçası olan, bağımsızlığın, cumhuriyetin ve devrimlerinin yılmaz bekçileriyiz. Bu karar, onurlu ve ilkeli irademizin göstergesidir.
Bizi hiçbir kuvvet yolumuzdan döndüremeyecektir. Bizler, bütün gücümüzü senin emanetlerinden, ulusal tarihimizden ve ruhumuzdaki Türklük onurundan alıyoruz. Senin ilkelerin doğrultusunda attığımız her adım sağlam, yaptığımız her atılım bilinçli olacaktır.
Varlığımızın ve birliğimizin esası olan bağımsızlık ve cumhuriyet; eğilmeyen başları ve bükülmeyen bilekleriyle buna sahip çıkan onurlu Türk evlatlarının elinde kuşaktan kuşağa aktarılacak, sonsuza dek yaşatılacaktır.
Bağımsızlığımıza, cumhuriyetimize ve toprak bütünlüğümüze göz diken, onları yok etmek isteyen düşmanların ve onlarla işbirliği yapan içimizdeki hainlerin, satılmışların varlığını biliyoruz. Onlara sinsi emellerini gerçekleştirme fırsatı vermeyeceğiz.
Düşman, en modern silahlarla donanmış olarak en kuvvetli ordularla üzerimize saldırsa bile, tek yumruk olmasını bilen ulusal birliğimizi bozamayacak, yenilmez Türk gücünün ve inancının zerresini sarsamayacaktır.
Bağımsızlığımızı, cumhuriyetimizi ve toprak bütünlüğümüzü korumak gerektiğinde, içinde bulunacağımız koşullar ne olursa olsun inancımızı hiç yitirmeyecek, bu uğurda can veren şehitlerimizin gittiği yoldan sapmayacağız.
Kudret ve cesaretini 5000 yıllık geçmişinden alan bu gençlik, vatan sevdasıyla yoğrulmuş damarlarındaki asil kanın varlığını bilmekte ve ona layık olabilmek için bütün engelleri aşarak her türlü güçlüğü yenmek azmindedir.
Ey Türk ulusunun ulu önderi!
Her zaman, her yerde ve her koşulda, senin ilkelerinden ayrılmayacağıma, ulusumun çağdaş uygarlık doğrultusunda onurlu bir şekilde yaşayabilmesi için dilimden ve dinimden ödün vermeden elimden geleni yapacağıma, bu amaçla çok çalışacağıma, namusum ve şerefim üzerine söz verir, varlığımı Türk ulusuna adarım.
Ne mutlu “Türküm” diyorum. biz bu sözü boşuna vermedik
Dikkat edin müslüman olan ülkelerin hangisi doğru düzgün yönetiliyorki hemen hemen hepsinde sorunlar var,özelliklede din sorunları iran da yaşıyanlar artık şeriattan bıkmaya başladılar ama burdakiler onlardan daha tehlikeli çünkü yeni bir şeye başlamayı planlıyorlar yeni olan her şey güzel ve heycanlı gelir.
Dede-baba 09.02.2008, 17:04 Alıntı:http://www.milliyet.com.tr/2008/02/07/yazar/dundar.html
Eski Tahran Büyükelçisi Korkmaz Haktanır'ın eşi Handan Haktanır'dan uyarı var:
"İran'da örtü okula sinsice girdi; 3 yılda herkes örtündü"
Önceki gece NTV'de akademisyenlerle türbanı tartışıyorduk, ki internet adresimize bir mektup düştü.
Tahran'da yaşamış, "adının açıklanmasını istemeyen" bir diplomat eşi, İran'daki örtünme konusundaki deneyimini aktarıyor, Türk kadınlarını uyanık olmaya çağırıyordu. İsmi kontrol ettik; doğruydu.
Mektup, 1991-94 yılları arasında Türkiye'nin Tahran Büyükelçiliği'ni yapan Korkmaz Haktanır'ın eşi Handan Haktanır'dan geliyordu.Yayında isim vermeden, mektuptan bölümler okudum.
Yayından sonra da kendisine ulaşıp mektubun tamamına bu köşede yer vermek için iznini istedim.
İşte Handan Haktanır'ın "türban uyarısı":
"Ruj süreni sopaladılar"
"Tahran'da görev yapmış bir diplomatın eşi olarak, türban konusunda düşündüklerimi bir iki cümleyle ifade etmek isterim:
Tayin yerimiz olan Tahran'a uçağımız inerken 'hicab'ımı başıma geçirdiğimde kendimi şöyle teselli ediyordum:
'Nasıl olsa burası benim ülkem değil. Birkaç yıl dişimi sıkar katlanırım. Çok şükür ki biz Atatürk kızlarıyız ve böyle şeyler bizim başımıza gelmez.'
Tahran'daki görev süremiz boyunca (gayrimüslimler de dahil olmak üzere) 'hicab'sız dolaşan tek bir kadın görmedim. Bir yabancı diplomatın eşi, şapka takarak bu yasağı delmeyi denedi, ancak devrim polisleri kendisini derhal ikaz ettiler.
Bir başkasının eşi ruj sürdüğü için karakola alındı ve ellerine sopalarla vuruldu. Bu hanım bir keresinde 'Eğer Müslümanlık buysa, Hıristiyan olduğum için çok şanslıyım' demişti.
"Süreç 3 yılda tamamlandı"
"Tayinimizin ilk günlerinde İranlı hanım dostlarım bana sürekli olarak Türk kadınlarının dikkatli olmalarını ve erkeklerin bilinçaltındaki güvensizlik duygularından ve endişelerden kaynaklanan bu uygulamanın, sinsice ve adım adım geldiğini söylüyorlardı.
Bir gün okullarına gittiklerinde kapıda 'Bundan böyle hicabsız derslere giremeyeceklerine' dair bir kâğıt bulmuşlardı.
Dedikleri kadarıyla, sürecin tamamlanması üç yıl almıştı. Ondan sonra ise çok geç olmuştu.
İtiraz edenlerin sayısı giderek azalmış, sonuçta yıllar sonra bu ortam içine doğan kızlar için 'hicab'lı olmak son derece doğal ve yerine getirilmesi gereken bir şart olarak algılanmaya başlanmıştı.
Bu uyarıları ben o zaman masal dinler gibi dinlemiştim. Evet, ben de onlar gibi giyiniyordum, ama bu benim değil onların sorunuydu. Bizim ülkemizde böyle şeyler olmazdı.
"Rüyamda korkuyordum"
Ancak, bir süre sonra vestiyerden 'hicab'ımı alıp taktığımı, ancak sokağa çıktıktan sonra fark ettiğimin ayırdına vardım. 'Hicab', benim için de artık bir refleks haline gelmişti.
Öyle ki, bazen rüyalarımda bile kendimi başı açık olarak gördüğümde korkuyla uyanıyor 'Devrim polisleri geliyor, ben ise hicabımı takmamışım' diye paniğe kapılıyordum. İşte o zaman, 'hicab'ın aslında buzdağının görünen parçası olduğunu; asıl amacın, kadının ezilmesi, kontrol altına alınması ve korku altında yaşayan, ikinci sınıf insanlar olduklarına inandırılması olduğunu anladım.
O nedenle Türk kadınlarının çok dikkatli olması ve son derece masumane bir şekilde, özgürlük adı altında gelen bazı uygulamaların, ileride çok daha baskıcı bir rejimin ayak sesleri olabileceğini asla akıllarından çıkarmamaları gerekmektedir.
En içten saygılarımla..."
can.dundar@e-kolay.net
Yılmayınız.. Korkmayınız.. geri çekilmeyiniz.. Muaviyelerin... yezitlerin karşısına... dikilen İmam-ı Ali gibi.. İmam Hüseyin gibi...
Lütfen aşağıdaki yazıyı ibretle okuyun..
Babası öldü.
Yetim büyüdü.
Üvey evlat oldu.
Tutuklandı.
Hapse atıldı.
Sürüldü.
İşsiz kaldı.
(Şöyle yazıyordu o sıkıntılı günlerde kaleme aldığı günlüğüne: Harcamalarım
fazla değil, zira gelirim hep az.)
Hastalandı...Böbreklerinden.
Vuruldu...Göğsünden.
Mesleğinden atıldı.
İdama çarptırıldı.
Kardeşleri öldü.
Çocuğu olmadı.
Boşandı.
Karaciğeri iflas etti.
Evet...
Mustafa Kemal Atatürk bu.
Evladı olmayan bir yetimin, duygularını anlatın... Anlatın ki, o yetimin,
evlatlarımıza bıraktığı hediyenin kıymetini anlasın evlatlarımız.
Cumhuriyet, çocuklara anlatıldığı gibi, folklorik bir müsamere coşkusundan
ibaret değil çünkü... Anlatın ki, kökeninde barınan derin hüznü kavrasınlar.
İşte liste yukarıda.
Kısacık ömründe bir insanın başına ne felaket gelebilirse, gelmiş... Bunu
anlatın.
Direnen...
Teslim olmayan ruhu anlatın.
Korkmasınlar engellerden.
Korkmasınlar yalnız kalmaktan.
Korkmasınlar işsizlikten.
Korkmasınlar parasızlıktan.
Korkmasınlar alçaklardan.
Korkmasınlar doğrulardan.
Yürek dediğin...
Sadece organ değil arkadaş.
Bunu anlayın!!!
Saygılarımla..
arkadaslar
önce sigara yasagi, sonra icki yasagi...görmüyormsunuz dublajlarda alakasiz alakasiz ' bu elimde gördügünü icki sanma portkal suyu' felan dedirtiyorlar, ickili klipler kalkiyo
üniversitede türban yasagi...milletin ekmegi ile oynaniliyor.....ekonomide durum ne? ekonomistler seslerini duyurmaya calisiyolar günlerdir, ama tabi bi türban sorunudur cözülemedi! cözülmeyecek de SOLCULAR ortaya cikmadigi sürece.
CHPYI SOLCU gibi göstermeyide biraksinlar artik, chp ne sol nede merkezi olabilir!
bu canlarini feda eden solcularimiza hakaret olur, baykal dan da biktik akpden de!
iran olmak istemiyoruz!!!!
Arkadaşlar 60 70 te nasıl ki solcu olmak moda ise şimdi de türban moda oldu. O zamanlar aslında sağ görüşlü olan ya da sağa daha yakın insanlar(gençler) moda diye eylemlere katıldı. Şimdi de durum bundan çok farksız değil. Moda oldu diyerek türban takan çok kişi etrafımızda dolanıyor. Ama şimdi ile 60 ve 70 ler arasında şöyle bir fark var 68 hareketi devlet tarafından desteklenmiyor bilakis yok edilmeye çalışılıyordu, peki bu türban akımı öyle mi? Hükümet ve devlet organlarının çoğu tarafından destekleniyor doğal olarak başarıya ulaşması hiçte zor değildir. Uzak hiç değildir. Görmedikleri birşey var; o da 68 ruhuyla yaşayan biz gençler üniversiteye veya herhangi devlet dairesine türbanın girmemesi için elimizden geleni yapacağız. Gerekirse imza toplayacağız, gerekirse eylem yapacağız, gerekirse okula gitmeyeceğiz ama birşey yapacağız Kurtuluş Savaşı sırasında ülkemizi kanlarıyla koruyan ve kurtaran atalarımıza boynumuzun borcudur bu. Atamız M.Kemal'in kemiklerinin sızlamasına izin veremeyiz...
teşekkürler onury12 bu yazıyı paylaştığın için keşke bunu Türkiyedeki bazı düşüncesizler okuyup nanlayabilsede durumumuzun nereye gidebileceğini görseler
Özgür insan24 09.02.2008, 20:07 Öğretmen öğrencilerine cüppe ve sarık giydirdi
08-02-08
YAZAR: YOL HABER
Muğla’nın Milas ilçesinde görev yapan Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni Rahmi Yavuzer öğrencilerine cüppe ve sarık giydirerek fotoğraf çekti. Bunun üzerine Milas Çamköy Köyü İlköğretim Okulu’nda görevli 37 yaşındaki öğretmen hakkında soruşturma açıldı.
Muğla’nın Milas ilçesinde görev yapan Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni Rahmi Yavuzer öğrencilerine cüppe ve sarık giydirerek fotoğraf çekti. Bunun üzerine Milas Çamköy Köyü İlköğretim Okulu’nda görevli 37 yaşındaki öğretmen hakkında soruşturma açıldı.
Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni Rahmi Yavuzer, yaklaşık 1 yıldan beri öğrencilerini ders sırasında Çamköy Camii´ne götürüyor. Yavuzer öğrencilerine tespih verip, başlarına sarık, üzerlerine cüppe giydirerek fotoğraflarını çekti. Din öğretmeni, çektiği bu fotoğrafları da öğrencilere 1.5 YTL karşılığında sattı. Yazuver fotoğrafları almak istemeyen öğrencilere ise zayıf not verdi. Rahmi Yavuzer´in ayrıca derste 12- 14 yaş grubundaki öğrencilere, sorular sorup bilemeyenlere 1 YTL ceza verdiği belirtildi.
Yaşananları öğrenen Çamköy Muhtarı Saffet Keskin ve bazı veliler, Milas Kaymakamlığı'na, İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'ne ve Milas Cumhuriyet Savcılığı´na suç duyurusunda bulundu. Kaymakamlık, öğretmen Yavuzer hakkında soruşturma başlattı.
Okul Müdürü Hüseyin Özçelik’in konuyla ilgili soru soran gazetecilere verdiği cevap, onunda Din öğretmeniyle aynı zihniyeti taşıdığını gösteriyor. Okul Müdürü Konuyu araştıran gazetecilere, ’’Sizin başka işiniz yok mu? Din öğretmeni çocukları ister camiye, ister kiliseye ister cemevine götürüp gezdirebilir' şeklinde cevap verdi.
Muhtar Saffet Keskin ise öğretmen Yavuzer’in dinle ilgili aşırı tavırları nedeniyle daha öncende de birçok kez şikayet edildiğini ve uyarıldığını kaydetti. Muhtar Keskin, ’’Ancak, öğretmenin bu yıl öğrencileri camiiye götürüp cüppeli, sarıklı fotoğraflarını çekmesi daha sonra da satmaya çalışması, almak istemeyenlere 1 notu vermesi, bardağı taşıran son damla oldu. Camide küçük beyinlerin yıkanmasına karşıyız. Müfredat dışına çıkılmıştır’’ dedi.
Öğretmen Yavuzer´in sorduğu soruları bilemeyen öğrencilerden para alması konusunda da Muhtar Keskin, ``Bu konuda yaklaşık 20 öğrenci velisi bana müracaat etti. Benim çocuğum da dahil, tüm çocuklar öğretmenin kendilerinden sürekli para istediğini anlattı. Sözlüye kaldırıldıklarını, bilemeyince de ceza yediklerini söylediler. Ben de bu durumu okul müdürüne bildirdim. Okul müdürü ise bu durumun normal olduğunu, çünkü öğretmenin çok borcu olduğunu, hatta bu nedenle kendisine sürekli ek ders verdiğini anlattı. Müdürün açıklamasına çok şaşırdım. En sonunda durumu ilçe milli eğitim müdürlüğü ve kaymakamlığa bildirmeye karar verdim' diye konuştu.
SİZİN BAŞKA İŞİNİZ YOK MU
Çamköy İlköğretim Okulu Müdürü Hüseyin Özçelik ise, olayı araştıran gazetecilere tepki gösterdi. Özçelik, ``Sizin araştıracağınız başka bir şey kalmadı mı? Din dersi öğretmeni, öğrenciyi ister camiye, ister kiliseye, isterse cemevine götürebilir. Bu konuda kendisine karışamam. Ama öğrencilere cüppe ve sarık giydirdiğini, fotoğraf sattığını duymadım. Bazı öğrencilerin ders notlarının 1 olması normal. Konu ile ilgili gerekli soruşturma başlatıldı, başka bir şey söyleyemem' diye konuştu.
CÜPPELİ FOTOĞRAFLAR BARDAĞI TAŞIRDI
Olayın köyde duyulması ve minik öğrencilerin camide çekilmiş cüppeli, sarıklı fotoğraflarının ortaya çıkmasının ardından bugün (perşembe) Çamköy Muhtarlığı önünde toplanan 40'a yakın öğrenci velisi ise protesto eylemi yaptı. Öğrenci velilerinden Muhsin Bige, ``Çocuklarımızı, Atatürk, cumhuriyet ilke ve inkilapları doğrultusunda eğitim almaları için okula gönderiyoruz. Öğretmenin bu tür davranışları aylardır huzursuzluk yaratmıştı. Ancak okul yönetimi önlem almadığı gibi adeta öğretmenin bu yöndeki davranışlarını destekler tutum sergiledi. Çocuklarımızın cüppeli fotoğrafları ise bardağı taşıran son damla oldu' dedi.
İMAMIN HABERİ YOKMUŞ
Köylüler olayla ilgil imam Münir Oluktaş'tan da bilgi almaya çalıştı, cami önünde sık sık tartışmalar yaşandı. Çamköy Camii imamı Münir Oluktaş ise öğretmen Yavuzer'in öğrencileri gezdirmek ve ders anlatmak için sık sık camiye geldiğini aktardı. İmam Oluktaş, ``Ben Yavuzer'in caminin içinde cüppe giydirdiğini, sarık giydirdiğini ve fotoğraf çektiğini görmedim, ancak bunları duydum. Benden caminin anahtarını istediğinde kendisine veriyordum. Cüppeleri ne amaçla kullandığını bilmiyorum' diye konuştu.
SORUŞTURMA BAŞLATILDI
Milas Kaymakamı Bahattin Atçı ise öğretmen hakkında yasal ve idari işlemlerin başladığını belirterek, ``Bu, bir eğitim kurumuna yakışmayacak olay. Geniş ve detaylı araştırılması için soruşturma başlatıldı. Konuyla ilgili fotoğraflar incelenecek. Şu an izinde olan öğretmen, okul müdürü ve öğrenci velilerinin ifadelerine başvurulacak. Bu konuda ne gerekiyorsa yapılacak, soruşturma sonunda öğretmene ne ceza gerekiyorsa verilecek' dedi.
Öğretmein yarıyıl tatili nedeniyle Milas´da olmadığı öğrenildi.
alican19 09.02.2008, 22:47 kemalistler birleşsin tek yumruk olsun ,bu ülkede ne tayip kalır ne şeriat ama kemalistler solcu ülkücü olarak parçalandı
tek bilek tek yumruk tek darbe ile kemalist iktidar
kemalistler birleşsin tek yumruk olsun ,bu ülkede ne tayip kalır ne şeriat ama kemalistler solcu ülkücü olarak parçalandı
tek bilek tek yumruk tek darbe ile kemalist iktidar
Üniverstelere bu türban yüzünden kavga falan çıkarsa işte dediğin o ülkücülerle sol görüşlü öğrenciler karşı karşıya kalacak yok yere karışacak.Ben eminim o Akp'lilerden ses falan çıkmaz.
Westside 11.02.2008, 11:51 ya bu adamlar üc bes bos beles adam...simdi türban diye yırtınırlar ama is vurusmaya geldiginde cil yavrusu gibi kacısırlar cünkü yürekleri yok.
CrAzY_AnGeL 11.02.2008, 19:57 Ey Türk Gençliği, Nasıl Gidiyor?
....................... Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri, şahsî menfaatlerini, müstevlîlerin siyasi emelleriyle tevhid edebilirler. Millet, fakr-ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.
Ey Türk istikbalinin evlâdı!
İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi vazifen, Türk istiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!
Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!
Mustafa Kemal Atatürk
20 Ekim 1927
karagümrüklü 11.02.2008, 20:05 Ne ararsın tanrı ile aramda,
Sen kimsinki orucumu sorarsın?
Hakikaten gözün yoksa haramda,
Başı açığa neden türban sorarsın
Rakı, şarap içiyorsam sana ne,
Yoksa sana bir zararı içerim
İkimizde gelsek kıldan köprüye
Ben dürüstsem sarhoşkende geçerim
DERSİM_Gülay 11.02.2008, 20:25 tayip türbanla sadce kadınların kafasını değil ülke gerçeklerini de örttü.sanki herkesin gözü kör ,kulağı duymaz olmuş.bu ülke gerçeklerini ne zmana görücekler özgürlüğümüz laikliğimiz elden uçup gidiyo sosyal demeokratlar uyuyo halkın büyük çoğunluğu bu oluşumu iyi bişeymiş gibi görüyor.bu hiç iyi bir şey değil fırtına öncesi sessizlik.çok büyük olaylar olucak gibi türküye bu oluşumla bölünür.her yer karalara bürünür.
zaten ortada türban sorunu yok, dini devlete karistirma sorunu var bunu yapanda basimizda ki hükümet ne yazik ki;
bide timsah gözyaslari döküyorlar ya...ya o demirele ne demeli? ülkenin bu hale gelmesinde sanki rolü yokmus gibi 'cok üzgünüm' diyor....ya git isine yaaa sen üzgünsen banane !!
Tayyip güldürür sol süründürür..
Sözde degil özde Laik kemalistler istiyoruzz..
Demokratlıgın hakkının verilmesini istiyoruz..
Özgürlüklerin önünün açılmasını istiyoruz..
Her başörtüsü sorununda daha önemli problemler var diyecegiize bu sorun için çözüm üretmeyi deneyin birde. Konu Başörtüsü. Yorum ekonomi, eğitim vs olunca komik görünüyor..
Okuma hakkı elinden alınmış onlarca ögrenciyi yok sayamazsınız..
Bizim sorunlarımıza verdiginiz destek oranında sizin ne derece demokratik oldugunuzu anlayacak ve bizde sizin sorunlarınıza bize verdiginiz destek oranında destek olacagız..
Sevgiler, Saygılar.
turna2001 14.02.2008, 11:17 dogru solda birleşelim ama nasıl bi cok sol parti var buda gençlerimizi bölüyor oylarımızı verdiyişmiz parti mahkemelik bana göre yanlış adımlarla ilerliyorlar faliyet yok eylem cok dincileri örnek alsınlar calışmalarla göz doldurup bu günkü konuma geldiler ülke işgali yaptıla heryerdeler akp yi sevmeyende oy verdi calışmalarından dolayı bizimkilerde bu yok hata hep aynı büyüyün be kardeşim önce
Bana öyle geliyor ki kimsenin yapamadıgını AKP-MHP yapacak ve solu birlestirecek.Baska çözüm yok.
arkadaslar bu ulkenın basına sagcıda gecse solcuda gecse pek bırseyın degısecegını sanmıyorum. Çunku gordugum kadarıyla herkez kendı cıkarları dogrultusunda ılerlıyor ulkeyı kendı cıkarları dorultusunda ele almak.
yanı eyerkı bızım sol kesımde gercekten ataturk ılkelerıne ve turk toplumuna sahıp cıkmak gıbı bır dırenclerı olmus olsaydı zaten bırlesıp tek yurek olurlardı fakat sol kesımde sag kesımde bırbırınden farksız hepsı koltuk derdınde senı benı dusunen yok taaaakiiiii bu ulkeye ATATÜRK gıbı bır ınsan gelmedıgı surece hıc bırsey degısmeyecek oyle bır ınsanıda bu ulkede yasatmazlar:uhhm:
|
|