Orijinalini görmek için tıklayınız : Bir karamsarlık yazısı


Şirin Baba
14.02.2008, 10:24
Bir karamsarlık yazısı.
Ülkemizdeki birçok temel sorunun akıbeti hakkında çok iyimser değilim.

Bir belirsizlikler diyarı olan Türkiye de hiç kimse geleceğe dair güzel ve büyük laflar etmeye cesaret gösteremiyor.

Nasıl göstersin ki?

Ama geleceğe dair herkes bir felaket senaryosu çiziyor.
(Bknz: Üniversitelerde başörtüsü serbestisi üzerine oluşturulan kamplaşma senaryolarına.)
Dün Hırant Dink için duruşma vardı.

Suçlular ve bağlantıları hakkında çarşaf çarşaf belge olmasına rağmen adaletin tecellisini endişe ile bekleyen insanlarla yok mu bu ülkede?

Başörtüsü gibi TBMM"den %80 gibi ezici Evet oyu ile Anayasa değişikliğine medar olan bir konunun bile bitmeyen hikâye olarak gündemimizi işgal edeceği hakkında, söylemlerden yola çıkarak kehanette bulunmak zor bir şey mi?

Ergenekon gibi ne olduğunu az ya da çok hepimizin öngördüğü suç örgütü hakkında “tepesine ulaşılırsa devlet de çöker, sistem de” beyanatını ciddiye almalı mıyız?

Devletin ve sitemin çökmemesi adına katlanmak mı lazım, olan biten faili meçhullere,komplolara,bombolamalara,cinayetlere ve hukuk dışı uygulamalara?

Herkesin ve her kesimin özgürlük,adalet ve hak taleplerine karşı direnen bir zümre adına konuşanlar “biz asılız” gerisi teferruattır demeye çalışırken “konu vatansa gerisi teferruattır” söylemine çok yakın durmuyorlar mı?

Her nedense ülke artık tamam dediği her anda, çözümün çok uzağında bulmuyor mu kendini?

Sosyal kamplaşma yeniden hortlatılmak mı isteniyor?

Daha önce defalarca denenen bu taktiklerin bu ülkeye zaman ve enerji kaybettirmekten başka bir işe yaramadığını görmedik mi?

Bu çatışma ve ayrışma kültüründen en fazla geleceğimizi karartan çeteler ve mafya istifade etmiyor mu?

Asgari müşterekler ve azami demokraside buluşamayan bir sosyal zemini idare etmenin onlarca yolunu test etmiş ve bizi birbirimizle defalarca tokuşturmuş olanlara karşı ortak aklı ne zaman geliştireceğiz?

Bütün bu cevabı zor soruları, konuların kamuoyuna açık tartışma yeri olan yazılı ve görsel medya da ele alınış şeklinden yola çıkarak sordum kendimce.

Bir kısım medya elindeki bütün imkânları ile çatışma değirmenine su taşırken altını oyduğunun farkına bile varmıyor.

Güvenilirlik oranı sonlardan ancak ikinci olabilen bir medya ile hangi toplumsal görev ifa edilmeye çalışılıyor anlayabilmiş değilim.

Tahminden öte bir kanaat olarak şunu ifade edebilirim.

Medya samimi olarak içinde yaşadığı toplumu anlama noktasında ideolojik körlüğünü bir kenara bırakarak, ikircikli tutumuna son verse, yaşadığımız sanal korkuların son bulması bir yana, toplumsal barış ve uyum adına yaşadığı cemiyete farklı ufuklar açabilir.

Unutmayalım!

Yapmaktan mamureler,yıkmaktan harabeler doğar.

Salih Yaylacı
-------------------------------------------------------------------------
Gündemde Türban,gerim gerim geriyorlar ortamı.Bizi kışkırtmak istiyorlar.
Türkiyenin gündeminde başka şeyler olmalı.Bu karanlığa doğru gidişe bir son verip Ekonomik ve Toplumsal huzur için çalışılmalı.
Medyaya içinden bir eleştiri cuk oturmuş bir yorum var yukarda ve hala gazeteci olduğunu düşünenlerin bir kez daha ne yaptıklarını görmeleri gerekir.
Uyan ey halkım gazeticeleri olan babiali'ye ben bir vatandaş olarak sesleniyorum:
"uyan ey gazeteci,vatan elden gitmeden uyan.Bu vatan giderse benle beraber sende sürgün olacaklardansın"

saygılarımla