Orijinalini görmek için tıklayınız : Hz. Ali-el Mürteza Buyurdu ki...
Dede-baba 25.02.2008, 14:27 Degerli canlar...
Bu başlık altında... Gönüllere ışık Tutan....Nice dertlere derman olan Velayetin Nuru Ali'ül Hayderi'den ve dahi Esadullah'tan.. özlü sözler aktaracağım...
Mevalana'nın Mesnevisinden.. Hz. Ali hakkındaki aşağıdaki sözleriyle başlamak istedim...
" ....O açıklayıcı İmam, o Tanrı velisi safa ehlinin vücut güneşidir. Yerde, gökte, mekanda, zamanda halka duran imamın zatı ile, iç ve dış temizliğiyle vasıflanmak vaciptir.. Çünkü küfürden, iki yüzlülükten kurtulmuştur. temizdir.
O'nun konağı birlik alemidir. Dünyevi ve beşeri sıfatlardan dışarıdır. O, insanın hakikati ve canı gibiydi. Her şey fanidir, fakat can yaşar, ölmez. O'nun hareketi kendinden diri olan ezeli varlıktandır. Beka çevresinde döner dolaşır. yaratıkları yaratanın zatı gibi o bakidir. Hakkın yüksek sıfatları Ali'nın vasfıdır. hakkın sıfatları zaten ondan ayrı değildir. O Tanrı'nın zatine yapışmış O olmuştur. hani duyduğun "Lahutun o gizli hazinesi" yok mu; işte O odur.. Çünkü , o, haktan hakka görünmüştür. O hazinenin nakdi, tükenmez ilimdi. İşte o ilimden maksut, Yüce Ali'dir. Hakkın hikmetini ondan başka kimse bilmez. Zira o hakimdir, her şeyin bilginidir.
Cihan var oldukça, Ali var olur
Cihan var, olurken de Ali vardı
Cihanın temeli suret buluncaya kadar var olan Ali idi. yer resmedilinceye, zaman husule gelinceye kadar var olan Ali idi. Veli, vasiy olan Şah Ali, cömertliğin, keremin, bağışın sultanı idi.
Ali'den ötürü melekler Adem'e secde ettiler. Adem bir kıble idi, secde olunan Ali idi. Adem de, şit de Eyyup da, İdris de, Yusuf da, Yunus da, Hud da, Musa da, İlyas da Salih Peygamberlerde, Davut da Ali idi.
Nefsin tamamından Ötürü cihan sofrası üzerinde elini bulaştırmayan kahraman aslan Ali idi Kur'an'nın yer yer, ayetlerinde tanrı'nın ismini vasf ile öğdüğü Kur'an sırlarının kaşifi Ali idi.
Kapısının tokmağı kadir ve kıyamette Arşın semasından daha ileri geçen, o durmadan Hakka secde eden arif Ali idi. İslam yolunda iş düzelmedikçe; surup dinlenmeyen o şerefli, vekarlı Şah Ali idi. Hayber kalesinin kapısını bir hamlede koparıp açan, o kalalar fatihi Ali idi.
Allah yolunda gidenler isteyicidirler; Ali istenilendir. Söyleyenler söylerler, susarlar. O, susmaz, söyler. Ebedi ilim, onun göğsünde parlayıp göründü. Vahyolunanların sırlarını, o hakikat olarak bildi ve bildirdi. Ümmetlere haykırdı:
-Allah yolunda Ali, sizin kılavuzunuzdur.
Allah'a içi doğru olanlar yüzlerini ona çevirmişlerdir. Zira o şahtır, doğru yolu gösterendir, efendidir...
O, bütün peygamberlerin sırrında idi. Cenabı Mustafa:
-Benimle açıkça beraber bulundu, dedi.(2)
Dinde evvel, ahır o idi. Allah ile içli dışlı o idi...
İşte bunları söyledim ki, bu yüksek mananın nüktesini öğrenesin de yüksek velayete eresin. Sence apaçık bilinsin ki, hakikatte yüce olan O'dur.
Ey efendi, benimle boşuna kavga etme. Bu böyledir. Hakikat budur ki, hepimiz bir zerreyiz, güneş odur. Biz hepimiz damlayız, deniz O'dur.
hakikat ta odurki bir gün o makamın kapısından içeri[/QUOTE]
AFAKA HER BAKIŞIMDA GÖRDÜM Kİ, YAKIN YÜZÜNDEN HER VARLIKTA VAR OLAN ALİ İDİ. BU KÜFÜR OLMAZ, KÜFROLAN SÖZ BU DEĞİLDİR. CİHAN VAR OLDUKÇA ALİ VAR OLUR, CİHAN VAR OLURKENDE ALİ VARDI.
TEBRİZ'İN ŞEMS-ÜL HAKKI CİHANIN GİZLİ VE AÇIK SIRLARINDAN HER NE GÖSTERDİNSE HEPSİ DE ALİ İDİ.""
ALLAH DOST EYVALLAH.... ŞEYHEN İLALLAH...
Saygı ve Sevgilerimle, Ali'nin nuru eksik olmasın yüreğinizden..
Dede-baba 25.02.2008, 14:43 Hiç kuşkusuz ibadet dinin gereklerinden biridir. Ancak.. İbadetin nerde yapılacağı hangi koşullarında yapılacagı da önemlidir.
Bakın Hz. Ali Efendimiz İbadethaneler hakkında adeta günümüzü işaret eden nasıl açıklamalarda bulunmuştur:
"..... İnsanlara, bir zaman gelip çatar ki, o zamanda Kur'an'dan ancak yazısı, İslam'dan da ismi kalır. O gün insanların ibadethaneleri yapı bakımından mamurdur; hidayet bakımından haraptır. O gün ibadethanelerde oturanlar, onları yapanlar, yeryüzünün en kötü kişileridir; fitne onlardan çıkar, suç ve hata onlara sığınır. O fitneye girmek istemeyenleri sürüp götürürler. Ondan geri duranları ona doğru iterler. Yüce Allah buyurur ki: "Zatıma andolsun ki Ben, o kavme öylesine bir fitne gönderirim ki, aklı başında olanları bile şaşırır kalır" (işte o zamanda) bunu yapacaktır. Biz, Allah'ın bağışlamasını, ayağımızı kaydırmamasını diliyoruz..."
Ne kadar da günümüzün ibadethanelerine benziyor değil mi? Daha dün Cuma 'dan çıkan kendine "müslüman " diyen bir güruh Sivas ta 37 kişiyi yak ma dı mı?
Ve, kanımca bu ibadethaneler Allah'ın makbul yerleri olsaydı... ve de Hidayete ve nura yönelten yerler olsaydı... 52 tane müslüman ülkesi cahillikte geri kalmışlıkta birbiriyle yarışmazdı....
Ve Türkiye de cami denen sözde İbadethanlere bakalım... haram ile.... kul hakkı yenilerek yapılan camilerde... İbadet makbul müdür?
*** Bu camiler kimin parasıyla yapılıyor?.. Bu ülkede yaşayan.. hritiyan.. yahudi.. ve İnanmayanlardan.. dahası Alevilerden bile alınan vergilerle yapılıyor... camilerin konduruldukları Araziler.. hazine arazisi.. Elektiriği... Suyu.. devlet bütçesinden... Kul hakkı yenilerek... Haram olunan bu para ile kuralan... ve dahası yine bütün bir milleten toplanan parayla... parası verilen İmam'ın arkasına geçmek ibadet etmek ne derece helaldir..
*** Kendi parasıyla.. cem evini yapmasına bile izin verilmeyen Alevilerden biri olarak ben benim vergimden kesilerek yapılan İbadeti haram ediyorum...
Saygılarımla..
Saygı ve Sevgilerimle
Dede-baba 25.02.2008, 14:48 Degerli Canlar...
Bugün, Peygamber sünnetinin gerçek taşıyıcısı olan Hz. Ali'nin velayetin nuru olduğu konusunda Kur'an ve Peygamber sözleri hakkında bahsedeceğim...
".... Ey Peygamber! Allah'tan sana indirilen emri bildir! Şayet bu emri bildirmezsen elçikiğini eda etmemiş olursun ve Allah seni insanların şerrinden korur! Allah küfre batmış topluluğa kılavuzluk etmez." Maide suresi 67. ayet)
Degerli Canlar... Bu ayet Hz. Ali'nin halifeliğinin hak olduğu ve velayetin asıl temsilcisinin Hz. Ali olduğu hakkında inmiştir...
Hz. Peygamber... Veda Hac'ından sonra...Medineye doğru kalabalık bir toplulukla ilerliyordu( Zilhicce ayının 18. günü idi)... Bu sırada Cibril-i Emin gelir... Yukarıda verilen ayet nazil olur..
Peygamber bu haberi aldığında, sel sularından oluşmuş bir gölün etrafına varmıştı... Bu gölün adı Humm'dur. Bu nedenle buraya Gadir-i Humm Türkçe'siyle Humm Gölü denir... Peygamber burada ibadet ve ayet'in duyurulması için mola verdi. Gün öğlen vakti idi yakıcı bir sıcaklık vardı...
Peygamber... İbadetten sonra... kendisi için deve hamutlarından yapılan yüksek bir yere çıkar ve yanına Hz. Ali'yi alır... Herkesin onu görebilmesi ve duyabilmesini ister. Peygamber Efendimiz Allah'a hamd ve sena ettikten sonra...
Hz. Muhammed (sav.):
"..... Ey insanlar! Ben sizleri Kevser havuzunun başı ucunda bekleyeceğim! Bu havuzun genişliği Busra (Şam'a yakın bir yerin adı) ve San' (yemendeki şehir) arasındaki mesafe kadardır! Bu havuzun etrafında yıldızların sayısı kadar kadeh vardır. Sizin aranızda bırakacağım değeri ağır iki emanete karşı tutumunuzu göreyim!..
Toplum arasından iki kişi ayağa kalkarak şöylke dedi: " Bu değeri ağır olan iki emanet nedir?
Peygamber:
" Emanetlerin biri Allah'ın kitabı Kur'an-ı Kerim'dir. Bir tarafı şanı yüce ALLAH'ın elinde ve Öbür tarafı sizin elinizdedir. Diğer emanetim ise... EHL-İ BEYT'imdir! İkisine tutunursanız asla yoldan çıkmazsınız... Latif ve haberdar olan Allah bana, iki emanet husunda; İkisinin bana Kevser havuzuna ulaşıncaya kadar asla birbirinden ayrılmayacaklarını bildirdi!... Aksi takdirde yok olup gidersiniz!..
Bunun üzerine Yanında Duran Hz. Ali'nin elini tutarak o kadar havaya kaldırdı ki, ikisinin koltuk altları herkesce göründü ve şöyle buyurdu:
" Ey insanlar! insanların içinde müminlerin üzerine kim emir sahibidir?
Cevap verdiler ki; "Bunu Allah ve Peygamberi daha iyi bilirler"
Peygamber Şöyle Devam etti:
" Allah benim emir sahibimdir!.. Ben de müminler üzerine kendi nefislerinden ziyade emir sahibiyim! Ben her kimin nefsi üzerine emir sahibi (mevlası) isem, biliniz ki, Ali'de o kişinin üzerine emir sahibidir (mevlasıdır)!
Peygamber Efendimiz bunları buyurduktan sonra Hz. Ali'nin ellerini bırakarak iki elini semaya açtı ve şöyle buyurdu:
"Ey Allah'ım! Ali'yi böyle kabul edene Sen dost ol ve onu inkar edene de düşman ol! Ali'yi seveni Sen de sev ve onu sevmeyeni sen de Sevme; Ali'ye yardımcı olana sen yardımcı ol ve onu terk edeni de sen terk et; Hak Ali iledir! Burada hazır olanlar, hazır olmayanlara söylediklerimi bildirsin!"
ALLAH EYVALLAH. ŞEYHEN İLALLAH
Saygı ve Sevgilerimle..
Dede-baba 25.02.2008, 14:50 Degerli Canlar...
Sizde mutlaka duymuşsunuzdur... bizler hakkındaki şu iftiraları...
"... Aleviler kafirdir..., Bunlar topu kızılbaştır.. Bunlar öyle insanlardır ki kırmızılar giyinirler... kadınlarını kızlarını ortak kullanıllırlar.. namus ardan bihaberdirler... gecenin geç vakitlerinde.. saz çalarlar.. cümbüş eylerler.. içki içip.. mum söndürüp.. kadınlı erkekli zina ederler... Bu kimselerin görüldükleri yerde öldürülmeleri... mallarının talan edilmesi helaldir... ve dahi bunlardan 7 taneyi öldürmek cennet ehlinden olmak için kafidir..."
Bu iftiralar daha sonra öyle bir hal aldıki halen top kapı sarayında kızlbaş ve alevilerin öldürülmeleri ile ilgili fermanlar vardır.. ve Abdülhamite "Kızıl sultan"" lakabı bu nedenle verildi.. ve dahi yavuz sultan selime " YAVUZ = KAN İÇİÇİ ZALİM" LAKABI BU yüzden verildi...
Degerli canlar Kızılbaşlık nerden bize miras kaldı dinleyin şimdi...
"... Uhut savaşıydı... nice peygamber dostu .. peygamberi düşman ortasında bıraktılar... peygamber bir kuyuya düştü.. ve dahi iki dişi şehid oldu.. başı yarıldı.. peygamber Allah'tan yardım diledi... Cibril-i Emin yetişti.. Ya Resulullah Ali'yi çağır diye söyledi..
Peygamber;
--- Ali çok uzaklarda dedi
Cibril-i Emin, sen çağır dedi
Peygamber;
--Yetiş Ya Ali, dedi...
Çok uzaklarda olan Hz. Ali,, peygamberin yanına geldi.. beyaz gömleğini yırttı.. başına sardı.. Peygamberin başındaki beyaz gömlek kırmızıya boyandı...ve Hz. Ali düşman çemberini yardı, peygamberi kurtardı.. Bu esnada Hz. Ali'nin kılıcı ikiye bölündü.. Peygamber kendi kılıcı olan Zülfikar'ı Hz. Ali'nin eline verdi...
Aradan çok zaman geçti... ceddi Peygamberin düşmanı olan Muaviye.. asker topladı.. Hz. Ali'nin karşısına geçti.. İki ordu birbirine karışmasın diye... Muaviye askerleri başlarına siyah örtüler geçirdiler.. Hz. Ali'nin taraftarları ise Kırmızılar geçirdiler.. Bu olaydan sonradır kiii Peygamber ve dahi Hz. Ali' taraftarları.. saflar ayrıldığında başlarına Kırmızılar giyerler...
Allah Eyvallah...
Dede-baba 25.02.2008, 14:54 Degerli canlar.. Hz. Ali'nin fazileti çoktur. amma Birini söyliyeyim dedim.. ve peygamber sünnetinin gerçek taşıyıcıları nasıl olurmuş görün diledim...
".... Evliyalar Sultanı Hz. Ali, sabah duası için mescide giderken; yolda, yaşlı, saçı sakalı ağarmış, beli bükülmüş, başı gögsüne düşmüş, özünden gücü, gözünden feri gitmiş, uzun yaşamı kafirlikle geçmiş birine yetişti... Yürüyecek halde değildi. Çok zayıftı, adım atamıyordu. Hz. Ali, bu yaşlı ve güçsüz kimsenin önüne geçmek istemedi. yaşlılara saygısı sonsuzdu.. Oysa ki sabah duasına kavuşamayacaktı. Tanrı, Cebrail'e buyurdu, yetiş güneşi tut, güneş dursun, Ali varıp sabah duasına yetişsin. Sabah duasına başlarken, yalvaç Muhammed Ruküya varmış idi ki.. Cebrail gökten inmişti... Bir kanadı ile güneşi tutmuş, öbürü ile de Resulün sırtına koymuştu. Muhammed Ruküdan kalkamadı...
Hz. Ali, Mescid'in önüne gelince, yaşlı adam Hz. Ali'ye yol verdi. Ali mescide girdi. Muhammed Mustafa ruküda idi. Cebrail Ali'nin geldiğini görünce kanadını Muhammed Mustafa'nın üstünden indirdi. Ali tekbir alıp duaya devam etti, Tanrı Resulu ile niyaza, ikisi secdeye vardılar. Dualarını tamamladılar. Cebrail kanadını güneşten kaldırdı, gün doğdu. Cebrail, Muhammed'e Tanrı'nın buyruğu ile güneşin yükselmesine engel oldum ki Ali yetişsin. Cebrail, gecikme nedenini açıkladı.
Mescittekilerden birisi Hz. Muhammed'e bir soru iletti. Rukuda bu denli uzun kaldırmasının nedenini açıklamasını diledi. Muhammed Mustafa durumu açıklığa kavuşturdu.. Ali gelirken, önünde bir ihtiyar yahudi gidiyordu.. önüne geçmemiş saygı göstermiş. Ali geç kalmasın diye, Cebrail, Tanrı buyruğu gereği, kanadıyla güneşi tuttu. Bir kanadını da sırtıma koydu. Rukuda uzun kalmamın nedeni buydu. Ali gelinceye dek rukuda kaldık.
Hz. Ali, durum Muhammed Mustafa'nın buyurduğu gibidir dedi. Olup biten bu işe kimileri sevindi, kimileri sevinmedi, inkara kalkıştı, seytana uydu. Halbuki hz. Ali, önde giden yaşlı ve güçsüz adamın yahudi olduğunu biliyordu. Yaşlılara olan saygısı nedeni ile onu basıp öne geçmedi. Yaşlılara saygı Tanrı buyruğudur. Onlar çok şeyler görmüşler, eğriyi, doğruyu bilirler... (alıntı faziletnameden -yemini)
Allah Eyvallah
barısyıldırım 25.02.2008, 14:55 Dede Baba Allah senden razı olsun son attığı mesajda Ehl-i Beyt aşkına iki damla yaş akıttın gözümden . Allah seni Ehl-i Beyt in nuruna kavuştursun . Ali Mürtaza her sığınanın yardımcısı olsun.
Dede-baba 25.02.2008, 14:56 Degerli canlar...
Kur'an'ın gerçek yorumcuları.. peygamber sünnetinin gerçek taşıyıcıları hiç kuşkusuz Ehl-i Beyt'tir.. aşağıda Hz. Ali ve Ehl-i Beyt ile ilgili ayetleri verdim...
Degerli Canlar.. Hz. Ali ve Ehl-i Beyt'le ilgili olan Kur'an ayetleri şöyledir;
*** Saffat suresi.. 130 ve 181 ayetleri
*** Şura Suresi... 23. ayet..
*** Ali İmran suresi... 31 ve 61. Ayetleri
*** Ta-ha Suresi 19. ayet
*** Yunus suresi 25. ayet
*** Rad suresi.. 7. ayet..
** Ahzab suresi... 33 ve 56. ayetleri
*** Maide suresi... 55 ve 71. ayetleri
*** bakara suresi.. 274. ayet..
yukarıdaki ayetler Ehlibeyitin yücetildiği ve anıldığı ayetlerdir..
İşte Kur'an.. işte ayet... işte Muaviye.. işte yezit ve yandaşları...ve bunların Hz. Ali... Fatıma... Hasan.. Hüseyin.. ve Ali evlatlarına reva gödükleri...
Allah bizleri doğru bildiği insanların yoluna iletsin yanlış bildiklerinin .. yoldan çıkanların ve sapıkların değil...
*** Nasr Suresi inince... Peygamber; Hz. Ali için Buyurdu ki.. "O, benim kardeşimdir, vezirimdir, halifemdir. Ehl-i Beytim içinde ve benden sonra bana halef olacak en hayırlı kişidir"
[COLOR="Red"]** Ta-ha Suresi İnince... Peygamber; "Allahım, beni kardeşim Ali ile güçlendir." diye dua etmiştir.. Hz. Ali sürekli peygamberin yanında bulunmuş O'nun söz ve davranışlarını örnek almıştır..
** Hz. Ali... Hicret olayından bir yıl sonra.. 623 (21 Muharrem) Peygamber'in kızı Hz. Fatıma ile evlendi..
***Peygamber'in katıldığı bütün savaşlarda sancağı hz. Ali taşımıştır..
** 628'de Hudeybiye, 629'da Hayber Kalesi savaşlarına katıldı...
** Hayber kalesinin fethinden sonra Peygamber Hz. Ali hakkında ünlü Hutbesini okudu: " Ey müslümanlar!! Bu, (Hz. Ali'yi yanına alarak...) Benim kardeşimdir Amcamın oğludur.. Damadımdır.. etimdir..kanımdır... saçımın kılıdır.. Bunlar ise.. torunlarım.. Cennet gençlerinin Uluları Hasan'la Hüseyin'dir... Ali benden sıkıntıları giderendir.. Allah'ın Arslanı'dır.. Yeryüzündeki düşmanlarıma Allah kılıcıdır.. Allah'ın Laneti ve gazabı.. Ali'nin karşısında olanlara olsun!! ve O'na Bugz (kin duyana) olsun.."
*** Yönetimi süresince.. cemel, Sıffeyn savaşları ve ünlü hakem olayı oldu....
*** Nehrevan Savaşı sonrası... 661 yılının Ramazanı'nın 19. da Küfe 'de mescidde Haricilerden.. Abdurrahman ibn. Mülcem'in saldırısına uğradı.. 21. Ramazan'da şehid oldu..
*** Hz. Ali'nin konuşmaları.. Necc-ül Belega adlı eserde...toplandı.. Şiirleri ise.. Divan-ı Ali adlı yapıta bir araya getirildi.
Allah Eyvallah
Dede-baba 25.02.2008, 15:00 Ehl-i Beytin masupluğu ve temizliği üzerine inen en keskin ve açık... Ayet-i Kerime'lerden biridir..
İsm-i Şah Bism-i Allah Allah.... Esirgeyen ve Bağışlayan 18 Bin Alemin Sahibinin Adıyla...
Evinizde vakarlı oturun,
(Evinizi kendinize karargah edinin)
Cahiliye zamanı teşhirciliği gibi
Teşhir etmeyin, meydan da kendinizi.
İbadetinizi yapıp. Elinizdekini paylaşın,
Tanrı'ya ve Resulüne bolca itaat edin
Ey Ehl-i Beyt! Gerçekten Yüce Tanrı sizlerden
Her türlü kirliliği yok eder. Hepinizden.
Şuçu sizden uzaklaştırıp. Tam bir temizlik ister
Tertemiz, arı hale getirmek ister.
(Ahzab suresi, 33)
Yukardaki Ayet-i Kerime inince Resulullah Ali, Fatıma, Hasan ve Hüseyin'i abasının altına alarak buyurdu ki: "Ey yüceler yücesi Tanrım! İşte bunlar benim şeçkinlerim ve Ehl-i Beyt'imdir.
Kaynak: 1- Tabarani, Kebir tefsiri 2- Termizi "Sahih" 3- İbn-i Cebir et Tabari "Cemi'ul Beyan 4- Suyuti "durrel- Mensur 5- beyhaki "Sünen" 6- ibni Asakir "tarih-i Damaşk" 7- Müslüm sahih 8- Ebu davud Müsned 9- sahih Sahibi Neseri Hasais 8- Ahmed Bin Hanbel "Müsned" 9- hakim en-Nişaburi "Müstedrek
Allah Eyvallah Şeyhen İlallah
Dede-baba 25.02.2008, 15:02 Degerli canlar Hz. Ali.. Ramazanın 18. günü Küfe'de sabah namazı sırasında aldığı zehirli hançer yarası nediyle.. ağır yaralanmıştı.. kendisine sadıranın kendi ölmediği müddetce öldürülmesini istemedi...
Ramazanın 21. günü ise Hakk'a yürüdü...
Ölürken ogullarına şu vasiyette buluındu...
HZ. ALİNİN SON SÖZLERİ
****Size vasiyetim Allah'tan çekinmenizdir.
Dünya sizi arasa istese bile, onu aramamayı,istememeyi vasiyet ederim.ona ait bir şeyi elde edemediğiniz.... Elinizdekini yitirdiğiniz içinde hayıflanmayın. Gerçeği söyleyin,ahiret ecri için iş görün,
Zalime düşman olun,mazluma yardımcı kesilin,bütün evladıma ehlibeytime ve bu sözlerim kime ulaşırsa ona, Allah'tan çekinmeyi, işlerinizi düzene koymayı, aranızı uzlaştırmayı vasiyet ederim.
Allahın salatı.... Muhammed'e ve soyuna olsun. Muhammed şöyle buyurdu, iki kişinin arasını bulmak bütün salatlardan ve oruçlardan üstündür. Yetimleri koruyun ... Size verilen haklarını yitirmeyin onların. Komşularınızı görün... gözetin bu Peygamber'iniz Muhammed'in vasiyetidir.
Komşular hakkında öylesine vasiyetlerde bulunduki onlarda mirasa girecekler sandık. kur an a riayet edin onunla amel etmekte başkaları sizi geçmesin. Salatı bırakmayın...
İyiliği buyurmayı... Kötülükten sakındırmayı bırakmayın, sonra kötüleriniz başınıza geçer.... Sonrada dua edersiniz icabet edilmez size. Allah'ın Resulü'nden duydum, sakının eziyetten işkenceden.... Öldüreceğiniz kuduz köpek bile olsa...
Allah'ın Selam'ı ve salat Muhammed Mustafa'ya.... Ali-el Mürteza'ya ve onların yolunda gidenlere olsun...
YA ALİ
Dipsiz ummanlardayım
Ya Ali mürvete geldim
Coşkun akan bulanık sellerdeyim
Ya Ali mürvete geldim
Yezit şad olup gülerken, her dem ağladım
Yetiş ya Ali mürvete geldim
Yazan : dede-baba
Cahil-i nadan ehli ne anlar
Zanneder ki sen Haktan ayrısın
Bilmezki sen ezelde, O nurdan varolansın
Her ne yana baksam ya Ali yanlız sen varsın
Yazan: Dede- baba
Seyid serkani de bulundu
mana aleminde
HU deyince perde aralandı
Cem-i Ayinde
Gördüki Hakkın yarattığı herşey
yerli yerinde
Eksiklik noksanlık hep kendi
Özünde
Yazan : Dede-baba
Saygılarımla..
Dede-baba 25.02.2008, 15:04 Hz. Ali Efendimiz buyurduki...
*** Allaha İman üç türlüdür..
1- Bazıları, Allah'a mükafat arzusuyla.. Cennet isteği ile iman eder, ve inanır... Bu tüccar anlayışıyla imandır..
Tüccar, nasıl yaptığı her yatırım için öncelikle karını düşünür ise... Bu kimselerde cennet ümidi..ve arzusu nedeniyle ibadet eder.. Allah ile ibadetleri üzwrinden pazarlığa oturur... tuttuğu oruçları.. kıldığı namazları hesap eder.. hatta kimi zaman diğer kullardan kendini üstün görüp kıyasa bile başvurabilir...
2-Bazıları korkudan Allah'a iman eder.. ve ibadetini yapar..Bu da kölelerin imanıdır..
Sırf cehennem korkusu ve azap endişesiyle Allah'a iman etmek...Kölelere yakısır.. Oysa ki yaratan sonsuz sevgi kaynağıdır.. O rahman ve Rahim olandır..
3- Kimisi de Şükür olarak iAllah'a iman ve ibadet eder.. Bu kamillerin İmanıdır
Ne Tüccar imanı gibi.. Allah ile pazarlığa girmeden yapılan İman.. ne cehennem korkusu nede cennet ümidi ile Allah'a bağlanmadan yapılan İman işte Bu iman kamillerin imanıdır.. Bu İmandır ki..Allah'ın verdikleri için şükretmektir.. Bu İmandır ki sevgiye dayanır.. karşılıksızdır... Bu İmandır ki.. verdiği tüm nimetleri O'nun hoşnutluğu için kullanmaktır varından geçmektir... Bu İmandır ki... mert... asil... ve onurlu kimselerin İmanıdır...
***Hacı Bektaş-ı veli Anadoluya geldiğinde ..Buradaki Ahalinin ileri gelenlerine sorar? Elinizde olunca ne yaparsınız? Olmayınca ne yaparsınız?.. cevap verirler
--- Olunca şükrederiz.. Olmayınca sabrederiz..
Hünkar cevap verir:
--- O yaptığınızı bizim horasanın itleri de yapar.. Gerçek Hakk Aşığı.. olunca paylaşır.. olmayınca şükreder...
Resul'u Ekrem'e sordular.. Ya Resullah!! senden sonra kime uyalım?...
Hz. Muhammed Mustafa Buyurdu ki...; “Güneşe uyun, onda arayın hidayeti..... “Güneş batınca... Aya..... Ay batınca Zühre’ye.... Zühre de batınca iki kutup yıldızına uyun.....diyordu.
Bu hidayet nurlarının kimler olduğunu sorusuna da Hz. Resulullah.... cevabı şu olmuştu:
— Ben güneşim..... Ali aydır.... Fatıma Zühre (Venüs).... ve Hasan ile Hüseyin de iki kutup yıldızıdır...
Allah Eyvallah
Dede-baba 25.02.2008, 15:07 Degerli Canlar...
Bu gün size Kur'an-ı Kerim'den bir ayet ve İmam Hasan ile İmam Hüseyin hakkında bir Kıssadan bahsedeceğim..
Allah Eyvallah, Şeyhen İlallah
İsm-i Şah Bism-i Allah Allah
" Onlar Tanrı yüzünü arzular sabrederler
İbadet yaparlarken paylaşarak verirler.
Kendilerinin olan rızkından, açık ve de gizli
Muhtaç olana verirler. her zaman hem temelli.
Hem bunlar kötülüğü güzellikle savarlar
İşte bunlar içindir. Ebedi cennet
(Rad suresi ayet 22)
"....Medine sokaklarının fakir mahallelerinde... gecenin en karanlığında.. ve kuytuluk saatlerinde.... İki adam belirirdi... Her gece... kapıları usulca çalar.. bazen bir torba un... bazen yağ bırakırlardı... ve hemen uzaklaşırlardı.. kimse bilmezdi.. O'nlar kimdi....
Bir süre sonra.. fakir mahallerine ender gelinir oldu....ve daha sonra .. taki..Kerbela'dan sonra.. Hiç gelinmez.. oldu...
Fakirler beklediler .. beklediler.. beklediler.... Gözler yaşlı... dudaklar duada.. yardım beklediler...
Hadi ne olurdu yine çıksa ya!!.. su sokağın kösesinden ne olurdu... Ama kimsecikler gelmedi... Yanlızdı... öksüz kalmıştı.. fakirler.. garibanlar.. ve kimsesizler..
Çok sonra öğrendi medine halkı her gece kapılarına erzak bırakanların kim olduğunu .... Onlar.. İmam Hasan'ül Mücteba... ve kardeşi Şehid-i Kerbela idi...
Evet cennet gençlerinin Efendileri... Nasıl fakire fukaraya iyilik yapılır.... göstermişlerdi...
** Şimdi her ramazan ayında show yaparcasına çamurlar içinde bir parça ekmek için birbirini ezen.. insanları gördükçe...
Tiksiniyorum... Utanıyorum...
böyleleri baksınlar Peygamber nesline.. iyilik nasıl olurmuş?... Nasıl yapılrmış öğrensinler?...
*** Alevi-Bektaşi öğretisi iyilik konusunda şöyle emreder...
"Bir elinizin verdiğini diğer eliniz bilmesin"...
Saygılarımla...
barısyıldırım 25.02.2008, 15:16 Şit, kendinde Ali'nin nurunu gördü ve yüksek alemi öğrendi. Nuh, kendini yüksek menzile ulaştırıncaya kadar, istediğini hep ondan buldu. Gene ondandır ki kurtuluşa eren Nuh, dehirde gayret tufanını buldu da beladan kurtulmuş oldu. Halil peygamber, dostlukla onu andı da, ateş ona al lale oldu. Nemrudun ateşi, o Allahın dostuna hep gül, nesrin, lale oldu. Gene o idi ki, keyfiyle kendi koyununu İsmail'e kurban etti. Yusuf kuyuda onu andı da, o saltanat mülkünü süsleyen tahtı buldu. Yakup, onun önünde birçok inledi de Yusuf'un kokusunu alıp gözleri açıldı. İmran'ın oğlu Musa, onun nurunu gördü de uzun geceler hayran kaldı. Kırk gece kendinden geçti; kavuşma ve görüşme zevkine daldı. Sonra dedi ki: "Yarabbi! Bana bu lutfundan bir alamet ver." Hak ona: "İşte sana nurlu eli verdim" dedi. Gene Ali'nin vergisidir ki, Meryem'e arkadaş oldu da İsa vücuda geldi... Nat-ı Ali Mevlana
barısyıldırım 25.02.2008, 15:24 NUR 35 Allahü nurus semavati vel ard meselü nurihı ke mişkatin fıha mısbah elmisbahu fı zücaceh ezzücacetü ke enneha kevkebün dürriyyüy yukadü min şeceratim mübaraketin zeytunetil la şerkıyyetiv ve la ğarbiyyetiy yekadü zeytüha yüdıy'ü ve lev lem temseshü nar nurun ala nur yehdillahü li nurihı mey yeşa' ve yadribüllahül emsale lin nas vallahü bi külli şey'in alım
NUR 35
Allah, göklerin ve yerin Nur'udur. Onun nurunun örneği, içinde çerağ bulunan bir kandile benzer. Kandil, bir sırça içerisindedir. Sırça, inciden bir yıldız gibidir ki, doğuya da batıya da nispeti olmayan bereketli bir zeytin ağacından yakılır. Bu ağacın yağı, neredeyse ateş dokunmasa bile ışık saçar. Nur üzerine nurdur o. Allah, dilediğini kendi nuruna kılavuzlar. Allah, insanlara örnekler verir. Allah herşeyi bilmektedir.
Nur suresi 35. ayetinin Hazreti Ali tarafından yorumlandığı ve bu tesfirin (Atiyye-i Sübbaniye) isimli eserdeki bölümü aşağıya alınmıştır.
'Hazreti Cabir bir gün kufe şehrinde Hz Ali’nin odasına girince. Gördü ki Hazreti Ebu Turab, gülerek bir şey yazıyor, merak etti.
-Ya Emirel Mü'minin, bu yazdığın ne, ne için gülüyorsunuz? dedi.
Hazreti İmam:
-Ya Cabir ,Cenabı Allah'ın bir çok ayeti kerimeleri vardır ki,herkes bilmez.İşte yazdığım surei Nur'da bunlardan biridir. Cenabı Allah bu ayette, Peygamberimizi ve evlatlarını işaret etmişlerdir. Şöyle ki: (Elmişkat) Resul Aleyhiselamdır, (Misbah) Fatıma'dır. (Züccace) Benim,Hz:Ali (Züccacetün) oğullarım Hasan ve Hüseyin'dir, (Ke'enneha kevbetün düriyy)Ali İbni Hüseyin'dir,Zeynelabidin (Yukadü min şecaretin mübareketin) İbni Ali (Muhammaed Bakır)dır,(Zeytunetin) onun oğlu (Caferi Sadık)dır, (La şarkiyetin)onun oğlu (Musa El Kazım)dır, (Vela garbiyyetin) onun oğlu (Ali el Rıza)dır, (Yekadü zeydüha yudıy'u) onun oğlu (Muhammad Taki)dir, (Ve levlem temessehü nar) onun oğlu (Aliyyün Naki)dir, (Nir'unala nur) onun oğlu (Hasan el Askeri)dir, (Yedillahi linuri menyeşa) Muhammad Mehdi'dir. Diye cevap verir.'
Gerçekten de Hazreti Ali'nin lakaplarından birisi(Zücace)dir
Dede-baba 25.02.2008, 15:28 "... Günlerden cuma idi.. İmam Ali Küfe'de vaaz veriyordu.. Vaazın sonun da topluluk içinden bir adam.... yakasından tuttuğu bir adamı yanında 3 şahitle Emir-ül MÜ'minin İmam Ali'nin önüne getirdi...
Adam:
--- Ey Müminlerin Emiri.. Bu adam benim malımı çaldı... yanımdakilerin mallarını da defalarçaldı.. Bütün çarşı eşrafı buna şahittir.. Yanındakiler.. buna şahit oldu...
Hz. Ali:
--- Ne isyorsunuz dedi?
Adam ve yanındakiler:
--- Şeriatın uygulanmasını.. Ellerinin kesilmesini istiyoruz dediler.. ( Bu adetler eski cahiliye döneminden kalan adetlerdi..
Hz. Ali:
--- Kesin dedii..
Hırsız:
--- ya Ali sen merhametliler merhametisin.. Adaletliler adletisin... ben dedikleri gibi bu kişilerin mallarını çaldım.. Ama evde çocuklarım aç... Eşim ve hane halkım perişan.. Şimdi ellerimi keserseniz benim halim nice olur?
Hz. Ali:
--- Bu ihtiyaçların giderilirse çalmaktan vazgeçer misin? Dedi..
Hırsız:
--- Hiç kuşkusuz.. Allah şahidimdir ki... Vazgeçerim..
Hz. Ali:
-- Malları çalınanlara... mallarnı iade eti .. razılıklarını aldı.. hırsıza bir iş verdi..
Ve yanındakilere dedi ki.. bakınız gördünüz mü.. şeriat hükümleri yerine geldi.. Bu hırsız adamın eli hırsızlıktan kesildi.. Artık onun eli evine.. çocuklarına helal kazanç götüren kimselerinkinden oldu...
(.. İşte İmam Ali işte Kur'an ayetinin uygulaması.. takdir size ait..)
Degerli Can.. Burada ki kıssa bize şunu anlatır.. İslam.. Şeklen algılanmaz.. Bu bizi yanlışa götürür.. İslamdaki uygulamalara.. ve de 12 İmam Efendilerimizin bize aktardıklarına.... Bu ayetleri nasıl yorumladıklarına bakmalıyız...
Yine Recm olayı üzerine de bir hadisi size aktarayım :
"... Peygamber Efendimizin huzuruna.. zincire bağlanmış... sürüklenerek bir kadın.. bir erkek getirdiler..
kalabalık:..
Bu kimselerin.. zina ettiklerini..bunun şahitlerle sabit olduğunu söyledi.. ve şeriat hükümlerinin uygulanmasını istediler... ( Kolları toprakta olacak şekilde omuzlarına kadar kuma gömülecek... herkes bir taş atacaktı.. Bu da eski cahiliye döneminden kalma bir adetti..)
Peygamber:
".. Ey Allah'a inannanlar.. bu kimseler hiç kuşkusuz.. günahkardır.. Fakat onlara taş atacak kimse .. Öyle bir kimse olmalıdır ki.. Hiç günah işlememiş ve de cennetle müjdelenmiş salih kullardan olmalıdır...
Topluluk şaşkınlık içindeydi...
Herkes elindeki taşı yere attı ve geri döndü..
Degerli Can.. Alevi-islam anlayışında... hakim olan hüküm veren yanlızca yüce Allah'tır.. onun yerine geçip hüküp vermek ve de karar almak Şirktir..
Bu nedenle dünyayı ilgilendiren olaylar için o yörelerin törelerine ( yasa-kanun) uymak asıldır... toplumsal olaylarda ve de insanların birbiriyle ilişkilerinde İlahi cezalar vermek hatadır.. Çünkü insan Hakk katında "Kul= hata yapan" demektir. Allah yerine geçip Kur'an hükümleriyle insanları yargılamak ve hüküm vermek şirkin ta kendisidir.
Bu nedenle bu dünyadaki cezalar .. toplumun kensinin takdir edeceği kanun ve de yasalarla olmalıdır.... İlahi adalet Allah'a aittir..
Allah Eyvallah
Dede-baba 25.02.2008, 15:33 1- Hakk sevgisi ve Korkusu
Evvel emirdir.. bu.. Yaradan'ın merhamedi sonsuzdur.. O Rahman olandır.. O Rahim olandır.... Nasıl ki.. Bir Annenin yavrusuna olan sevgisi hiçbir sevgiyle kıyaslanamaz... İşte bu sevgi Rahman'ın Kullarına olan sevgisi yanında sonsuz uzunluktaki bir kumsaldaki kum taneciği gibidir... O Allah'dır.. saf sevginin.. Nur'un kendisidir... Bütün kötülüklerden ve her türlü şerden uzaktır.. O'ndan kopup ta gelen bizler.. ışığımız ve nurumuz tamam olunca Yine O'na döndürüleceğiz...
O Allah'dır ki.. Sonsuz adalet sahibidir... Zalimin yanında mazlumu koruyan.. fakir ve kimsesizlerin kimsesi olandır.. ve karanlık gecelerde.. herkes yüz çevirmişken... O yüz çevrilenin.. yanlız bırakılanın yüreğindeki sesi duyandır...
Rab olan Allah... çalmayacaksın!.. Kul hakkı yemeyeceksin! dedi.. Yoksulun yetimin rızkına el uzatmayacaksın!.. ve buna izin vermeyeceksin!.. diye buyurdu...
Degerli canlar...
Öte dünyada Ne ateş... ne harr vardır... Pir sultan'ın dediği gibi..
"Herkes Ateşini burdan götürür..."
İmam-ı Ali'nin halifeliği zamanıydı... gecenin çok geç vaktiydi.. yoksulluk içinde yasayan.. Hz. Ali'nin amcası Abbas.. Emir-ül Müminin Ali-el Mürteza'nın yanına geldi..
-- Ya Emir-ül Müminin.. ben senin amcan Abdas.. çocuklar ve eşim evde aç.. ne olur.. Beyt-ül Maldan bize biraz Altın ver! dedi...
-- Hz. Ali.. Yanan ocağın yanında duruyordu... Ya Abbas yanıma gel dedi.. yanan ocaktan bir köz parçası aldı.. oturan Abbasın dizine attı..
-- Abbas irkildi.. telaşla yerinden kalktı.. ya Ali neden yaptın dedi..
-- Hz. Ali.. sen burdaki ufacık köze dayanmadın yerinden sıçradın... fakirin vede fukaranın hakkını yersen öbür dünyadaki ateşe nasıl dayanacaksın... İşte Beyt-ül Mal... işte sen dayanabilirsen al..
-- Abbas başını önüne eğdi.. Hz. Ali.. Sonraki günün olan.. kendi Rızkını Abbas'a verdi...
Degerli canlar.. Evvel ve Ahir olan Allah... üç günah bağışlanmaz buyurdu.. bu üç günahla Huzur-u mahşeri gelmeyin dedi.. Her günah bağışlanacak bu günahlar ise bağışlanmayacaktır.
1- Şirk.. Allah'tan başka ilahlar edinmeyin..
2- Kul hakkı... O gün Kul hakkı bağışlanmayacak.. Huzur-u mahşerde herkes herkesten hakkını alacaktır.
3- Anaya babaya asi olmayın... Ana baba bedduası ile Huzura varmayın..
Allah Eyvallah
Dede-baba 25.02.2008, 15:50 Hz. Ali... Komutanlarından Birine Nasihat ediyor...
"....Ey Kümeyl, ilim maldan hayırlıdır. çünkü, ilim seni korur, malı ise sen korursun. Mal, vermekle azalır, ilim öğrenmekle çoğalır. Sırf mal ile elde edilen makam ve mevkiler, malın yok olmasıyla yok olup giderler.
Ey Ziyadoğlu Kümeyl, bilgiyi elde etmek dindir ki, Allah'a onunla kulluk edilir. İnsan, hayatında onunla taat elde eder; ölümünden sonra da iyilikle, hayırla anılır. İlim otoritedir. (insanı olumluya yönlendirir; mal ise hüküm altındadır (güdülüp yönetilmeye muhtaçtır).
Ey Kümeyl, malları hazinelerde yığanlar (Allah için harcamayanlar), henüz diri iken ölmüşlerdir; bilginlerse dünya durdukça yaşarlar; kendileri yok olup gitmişlerdir, fakat eserleri gönüllerde mevcuttur.
(Göğsüne işaret ederek) burada öylesine derin, öylesine geniş bir bilgi var ki ne olurdu, bunu anlayabilecek biri bulunsaydı. Evet, tez anlar birini buluyorum, fakat emin değilim ondan, din hükümlerini dünyaya alet edebilir; Alla'ın nimetleriyle Allah kullarına, Allah'ın delilleriyle Allah'ın dostlarına karşı üstünlük davasına girişebilir. Yahut gerçeğe sahip olanlara boyun eğen, fakat önüne ardına dikkat etmeyen, gönül gözü açık olmayan, daha başlangıçta şüpheye düşüp gönlünden işkillenen birini bulabiliyorum. Oysa ne buna inanılabilir, ne ona. yahut da dünya lezzetine sarılan, hemencecik sehvetlere atılan, yahut ta mal mülk toplamaya hırsı olan birini buluyorum; oysa bu ikisi de hiç bir hususta dine riayet edenlerden değildir. Bu iki sınıf, ancak otlayan hayvanlara benzer. İşte ilim, ilim ehlinin ölümüyle böylece ölür.
Şu da var ki; yeryüzü, Allah için delil ve hüccet olan, onun adına kaim bulunan birisinden hali kalmaz; o, ilmi ve dini ayakta tutar; ama ya meydanda olur, bilinir,tanınır, yahut hikmete mebni korkar, gizlenir. Allah'ın hüccetlerinin, Allah'ın apacık delillerinin batıl olmaması için hüküm budur, böyledir.
Ama bu, ne vakte kadar böyle sürer gider? Andolsun Allah'a ki onların sayıları pek azdır. Allah katında dereceleri pek büyüktür. Allah delillerini, onlara benzeyenlere ısmarlayıncaya, kendi benzerlerinin gönüllerine verinceye dek onlarla korur.
Allah onların can gözlerini açar, bilgiyi onlara sunar; onlar da yakin ruhuyla kuvvetlenirler; güçlükleri kolay görürler, bilgisizlerin kaçındıkları, hoş görmedikleri şeyler hoş görünür onlara; canları yüceler yücesi olan yakınlık duraklarında olduğu halde bedenleriyle dünya ehlinden görünürler, onlarla görüşüp konuşurlar.
İşte bunlardır Allah'ın halifeleri, yarattığı yeryüzünde. Bunlardır halkı dinine çağıranlar. Ah, ah, ne de özlerim onları görmeyi. Ey Kümeyl, istersen dön, git artık...."
Saygı ve Sevgilerimle Degerli Canlar....
Dede-baba 25.02.2008, 15:53 Hz. Ali, Cabir b. Abdullah Ansari'ye buyurdu ki;
" Ya Cabir, dünya şu dört şey üstüne durur: Bilgisiyle amel eden, onu halka da ögreten bilgin; öğrenmekten geri durmayan ögrenci; iyiliğini esirgemeyen cömert; ahiretini dünyasına satmayan yoksul.
Bilgin, bilgisinin gereğini yerine getirmezse,
öğrenci de ögrenmekten geri durur.
Zengin, malında cimrilik ederse, yoksul da ahiretini dünyasına satar.
Ya Cabir, kime Allah'ın nimetleri bolca gelir, malı fazlalaşırsa, insanların ona ihtiyacı artar. Kim, Allah'ın verdiği nimetler konusunda kendine düşeni yerine getirirse, o nimetleri devam ve bekaya mazhar eder. Kim de, yapması gerekenleri ifa etmezse, o malı ve mülkü zeval ve yokluğa hedef gider."
Saygı ve Sevgilerimle...
Dede-baba 26.02.2008, 15:09 Hz. Ali Efendimizden özlü Sözler aktarmaya Devam ediyoruz...
*** Kendi görüşünü dayatan kişi... Helak olur gider; İnsanlara danışan ise onların akıllarına ortak olur...
*** İnsanlar Bilmedikleri şeyin düşmanıdır..
***iyiyi ödüllendirerek... Kötüyü kötülünden vaz geçir..
***İnsanların dünya da yaptıkları Ahirette aynen karşılarına çıkacaktır.
***İnsanlarla öyle oturup kalkın ki.. Ölürseniz size ağlasınlar.. Yaşarsanız sizi özlesinler...
***İnsanların en acizi dost edinmekten aciz olandır.. Ondanda acizi ise kazandığı dostlarını yitirendir..
***Dil yırtıcı bir hayvandır.. ipi bırakıl dımı parçalar..
***Her kişinin değeri.. işini iyi yapması ölçüsündedir...
Allah Eyvallah
candost_20 26.02.2008, 15:54 Ali yoldaşınız olsun canlar çok güzel,aydın bilgiler bunlar.Zaman kısıtlı oldugundan son sayfayı okuyamadım ama tamamlayacagım inşallah.Elleriniz dert görmesin.Aşk-ı muhabbetle...
barısyıldırım 27.02.2008, 17:46 Cabir bin Abdullah el-Ansari dedi ki: Resulullah (saa)'ın İmam Ali hakkında buyurmuş olduğu bir takım hasletler duydum ki, onlardan biri bir şahısta olsaydı ona fazilet ve şeref olarak yeterliydi.” (O hasletler) Resulullah (saa)'ın bu buyruklarıdır:
“Ben kimin mevlası isem Ali de onun mevlasıdır.”
“Ali benden Harun’un Musa’ya olan konumundadır.”
“Ali benden, ben de ondanım.”
“Ali benden, nefsim gibidir. Ona olan itaat bana itaattir, ona karşı asi olmak bana karşı asi olmaktır.”
“Ali’nin savaşı Allah’ın savaşıdır. Ali’nin barışı Allah’ın barışıdır.”
“Ali’nin dostu Allah’ın dostudur. Ali’nin düşmanı Allah’ın düşmanıdır.”
“Ali, Allah’ın yaratıklarına olan hüccetidir.”
“Ali’yi sevmek iman, onu buğz etmek küfürdür.”
“Ali’nin tarafı Allah’ın tarafıdır, Ali’nin düşmanlarının tarafı da Şeytan’ın tarafıdır.”
“Ali hakladır, hak da Ali’yledir. İkisi birbirinden ayrılmazlar.”
“Ali Cennet ve Cehennem’in bölüştürücüsüdür.”
“Ali’den ayrılan benden ayrılmıştır, benden ayrılan da Allah’tan ayrılmıştır.”
“Ali’nin şiası (yandaşları) Kıyamet Günü’nde kurtulmuş olanlardır.”
Dede-baba 27.02.2008, 18:01 Hz. Ali Efendimiz... Evlatlerına Şöyle nasihatlar da bulundu...
*** Yalancıların başlıca sıfatları, şunlardır:
--Evvela sana dil dökerler...
-- Birçok şeyler vaad ederler..
--Sonra senden vazgeçer...
-- Daha sonra da arkadan, senin alehinde birçok şeyler söylerler..
*** Yüzüne gülenlerden sakın.. Şayet bir derde düşersen, Onlar senden derhal uzaklaşırlar... Basına gelen felaketi bastırmaya çalışmazlar.. Bilakis, O dert ve felaketin ateşini alevlendirmekten zevk alırlar...
***İki yüzlü insanlardan uzaklaşınız... Zira, iyi vaktiniz de etrafınızda dönüp dolaşırlar.. Kötü vaktinizde, derhal sizden kaçarlar...
Allah Eyvallah
barısyıldırım 27.02.2008, 18:59 Allahu Teâla, Resulullah’a Hz. Ali’nin lugati ile muhatab oldu
İbn-i Ömer dedi ki: Resulullah (saa)’ a sordular ki: Mirac gecesinde Allah seninle kimin lugatı ile muhatab oldu? Resulullah buyurdu ki: “Allah, Ali bin Ebi Talib’in lugatı ile bana muhatab oldu ve bana ilham edip ona sordum ki: Ey Rab, sen mi bana muhatab oluyorsun yoksa Ali mi? Allah bana buyurdu ki: Ey Ahmed, ben eşyalar gibi bir şey değilim, insanlar ile kıyas edilemem ve eşyalar ile vasıflanamam. Seni nurumdan yarattım ve senin nurundan Ali’yi yarattım. Kalbinin içine baktım, kalbinde Ali bin Ebi Talib’den daha sevgili olanı görmedim ve böylece kalbin mütmain olsun diye onun lugatı ile sana muhatab oldum.”
Dede-baba 28.02.2008, 14:42 Hz. Ali Bir Sohbet sırasında...
"... İnsan, ne acayip mahluktur.
Kendisinden birşey rica edilse, evvela, aç gözlülüğe; sonra da kendisini mahdecek ölçüde hırsa kapılır.
Ümitsizliğe düşerse o kadar müteessir olur ki... Hayatın lezzetini kaybeder... Bir şeye kızacak olursa... O derece Hiddetlenir ki, Bu yüzden hasta olur...
Bir şeyden memnun ve mesut olursa, kendisine o saadeti temin eden vasıtaları muhafaza etmeyi unutur... Korkuya kapılırsa, ağlayıp sızlayarak, kendisini rezil ve rüsvay eder...
Yoksulluğa uğrarsa, şuna buna avuç açarak zillet ve sefalete düşer... Açlığa sabır ve tahammül gösterirse, zaafından ayağa kalkamaz...
Dirliği yolunda olup, çok yiyecek olursa, mide fesatından kurtulamaz...
Hülasa insan, çok acayip bir mahluktur... bu garip hallerden, ancak ölçülü hareket ederse kurtulur.."
Saygılarımla..
Dede-baba 28.02.2008, 15:48 İsmişah! Bismişah Allah Allah...
Hakk, Dost, Zahir, Batın, Hazır, Gaib. Sırr-ül Sır Erenlerinin Gülcemallerine aşk...
Ber-Cemal-i Muhammed, Kemal-i İmam Hasan, İmam Hüseyin, Ali ra Bülende salavat...
Allahümme salli ala seyyidina Muhammed-in ve ala Ali Muhammed...
Resul, Rab'den Kendine inene İnanmıştır.
Mü'min olan Tüm canlar, Haberi Resuldan almıştır.
Ayırmayıp, hiçbir Emri, Meleklerime,
Kitaplarıma, Ve hem Tüm Resul ve Nebilerime,
İnanarak, Aklen ve Kalben tasdik ettiler,
Cümle Resul'lerin emirlerin tuttular
Dediler.. Dinledik, boyun eğdik affet bizi ey Tanrı
Dönüş yanlız sanadır. Senden değiliz ayrı.
(Bakara suresi: 285)
Resulullah Buyurdu ki... ]" Göğe çıktığımda (Mi'racım da), Yüce Tanrı şöyle buyurdu: Ya Muhammed! sana ve Ali'ye (Ali ... Yüce Ulu anlamında olup.. Allah'ın Esma-ül Hüsnalarından biridir) isimlerimden birer isim verdim... ismim zikredildikçe sizde zikroluyorsunuz.. Mahmud benim... Muhammed sensin... Alüy'ül- A'la benim... kendisi de yüce olan Ali'dir...
Ey Muhammed! seni Ali, Fatıma, Hasan ve Hüseyin'i Nurumdan Nur gölgeleri olarak yarattım...
Sonra sizlerin velayetinizi göklere ve iki yeryüzüne sundum... Kim sizin velayetinizi kabul etti ise Hidayete ulaştı... Kim ki inkar ettiyse delalete ... Küfre sapmış oldu..."
Allah Eyvallah
barısyıldırım 28.02.2008, 16:40 Darr’ul Manzum adlı eserde şöyle rivayet edilmiştir .
"Bil ki tüm semavi kitapların esrarı Kur'an'da toplanmıştır, Kur'an'ın tüm esrarı Fatiha'dadır, Fatiha'nın tüm esrarı
Besmelededir, Besmelenin tüm esrarı 'B' harfindedir, 'B' harfinin tüm esrarı da onun altındaki noktadadır." Emir’ül Müminin
Hz. Ali şöyle buyurdu: "'B' harfinin altındaki nokta benim."
barısyıldırım 28.02.2008, 16:46 Hüzeyfe'den, Resulullah (saa) şöyle buyurdu:
"İnsanlar, Ali bin Ebi Talib'in ne zamandan beri 'Emir'ül Müminin' olarak adlandırıldığını bilselerdi, onun faziletlerini
inkar etmezlerdi: Adem, ruh ve ceset arasındayken, Allah o zaman hazır bulunanlara şöyle buyurmuştu: Rabbinize
inandınız mı? Hazır olanlar (Ruh alemi): Evet inandık (Kalü bela) dediler. Allah da onlara şöyle buyurdu: Ben Rabbinizim,
Muhammed peygamberiniz, Ali de Emir’inizdir"
Dede-baba 28.02.2008, 18:00 Hüzeyfe'den, Resulullah (saa) şöyle buyurdu:
"İnsanlar, Ali bin Ebi Talib'in ne zamandan beri 'Emir'ül Müminin' olarak adlandırıldığını bilselerdi, onun faziletlerini
inkar etmezlerdi: Adem, ruh ve ceset arasındayken, Allah o zaman hazır bulunanlara şöyle buyurmuştu: Rabbinize
inandınız mı? Hazır olanlar (Ruh alemi): Evet inandık (Kalü bela) dediler. Allah da onlara şöyle buyurdu: Ben Rabbinizim,
Muhammed peygamberiniz, Ali de Emir’inizdir"
Degerli can...
Foruma katıldığın ve katkı sağladığın için içtenlikle tesekkür ederim..
barısyıldırım 29.02.2008, 18:38 Eyvellah Dedem Ceddine niyaz ederim...Zerre teşekküre mazhar oldu isem ne mutlu bana.
barısyıldırım 01.03.2008, 10:02 Kötü alışkanlıkları terketmek, en büyük ibadetlerdendir.
Bir devletin çökmesi şu dört sebebe bakar: Esas prensiplerinden ayrılma, ikinci planda olan şeylere önem verme, aşağılık kimselerin ön safa geçmesi ve erdemli kişilerin arka plana atılması.
Yüzünüze karşı yapılan şişirme övgüleri dinlemekten kendinizi koruyunuz. Çünkü onlar kalpleri kirletip ortalığa pis bir koku yayarlar.
Dostlukta aşırı gitme, kimbilir belki o dostun bir gün düşmanın olur, düşmanlıkta da aşırı gitme, kimbilir belki o düşmanın bir gün dostun olur.
Halka hürmet edenler hürmete mazhar; halkı tahrik edenler hakarete layık olurlar. Halka saygınlık veren kişi, saygın tutulmuştur. Halkı küçümseyenlerse saygı görmemişlerdir.
Dede-baba 01.03.2008, 12:03 Değerli canlar... Hz. Ali'nin Yüze yakın lakabı vardır... En yaygınları
Murteza: Tanrının rızasını kazanan
Esedullah : Tanrının Arslanı
Şah-ı Velayet: peygamberden sonraki gerçek temsilci..
Haydar-ı Kerrar: Döne döne vuran.. Zalime aman vermeyen...
Ebul Hasan: Hasan'nın babası
Dede-baba 06.03.2008, 21:20 Gönül güneşimiz... karanlık gecelerde.. Yol gösterenimiz... Emir-ül Mü'minin Ali-ül Mürteza buyurdu ki...
*** Düşmanını yendiğin zaman, Onu affet... Böylelikle zaferini mümkün kılan Tanrı'ya şükretmiş olursun
***Hayatın nimetlerine nail olduğun zaman sakın fazla sevinme zorluk ve sıkıntıyla karşılaştığın vakitte asla yerinme. Çünkü ikisi de devamlı değildir.
***Layık olmayan kimselere, yüz suyu dökme. Kendini, beyhude yere rezil edersin.
***Bin kere mazlum olmak, bir kere bir kere zalim olmaktan iyidir...
*** Az ibadet edip çok çalışmak.. Çok ibadet edip az çalışmaktan üstündür.
*** Zamanın gereklerine uymayanlar, sürüden ayrılmış koyunlar gibi hep geride kalırlar...
Allah Eyvallah
Dede-baba 13.03.2008, 08:26 ***On sekiz bin alem yok iken, Muhammed ile Ali'nin nuru var idi...
***Abdullah ile Ebu Talip zamanında Nur iki oldu... Muhammed'in Nuru Abdullah'tan zuhur etti.. Ali'nin Nuru Ebu talip'den zuhur eyledi..
*** Muhammed-Ali'nin sırrını kimse bilmezdi.. Ol zaman 72 millet 72 bölük oldu..
***36'sı Şia (Hz. Ali Yolunda olan...) yolunda idi... Hz. Ali'yi severlerdi... ve 36'sı Ebubekir,ömer ve osman'ı severlerdi...
*** Şia üzre olanlar... Muhammed-Ali yolunda Dört kapı Kırk Makam da ... On yedi Erkanda... her işleri bir idi... Bir kapıdan girip bir kapıdan çıkarlardı... Bir sofradan yiyip... bir kaptan içerlerdi... Aralarında perde yoktu... İşte bu yol Muhammed-Ali'nin yoludur..
*** Amma, Muhammed ve Ali'den bu Erkanı görmemişlerdi... Tasdik ile yakın işlerlerdi... ve havariçlerin Dört kapıda Kırk makamda... On yedi Erkanda işleri bir değildi..Onun için her biri kendi sofrasından yer.. kendi kapısındançıkardı..
** Bu ahvalden Hazredi resul haberdar idi... Bir gün 72 milleti cem etti (Topladı) deve palanından mimber düzüp Vaazı nasihat edip, Hazredi Muhammed, Hazret'i Ali'yi yanına çağırıp mimberde ikisi bir gömlekten baş çkarıp... baş bir ayak iki oldular... ve kainat'ın Efendisi buyurdu..
*** "Benimle Ali aynı nurdanız...
***Ben ilmin şehriyim... Ali ise o şehrin kapısıdır...
*** Ali, Dünya ahret kardeşimdir..
*** Ali ile aynı etten... aynı cisimdeniz.. Zahirimiz batınımız birdir..
*** Ben kimin veli ise... Ali de onun velisidir.."
Allah Eyvallah...
(Erenler cem'inden bir bölüm...)
Dede-baba 19.03.2008, 14:35 Degerli canlar...
***21 Mart... Velayetin Nuru İmam'ı Ali'nin doğum günüdür...
***Hz. Ali Kabe'de doğan... Hiç puta tapmayan (Keremullahi vehç)... 8 yaşında müslüman olandır...
***Hz. Ali'nin Annesi fatıma bint-i Esed bin haşim, babasının amcazesinin kızı olup...Hz. Ali hem baba hem de anne tarafından haşimidir..
*** Hz. Ali doğduğunda... annesi babasının "ESED" veya o anlama gelen "HAYDAR" yani "ARSLAN" adını koymak istemişse de...
***Peygamber'miz Hz. Muhammed Mustafa.... Hakk'tan gelen nida ve Cibril-i Emin nefesiyle "ALİ" adını koymuştur..
*** "ALİ" Tanrı isimlerinden biri olup... yüce, yüksek anlamındadır..
*** Hz. Muhammed Mustafa'nın amca oğlu ve damadı olan Allah'ın Arslanı Aliel Mürteza (Allah'ın Rızasını kazanmış olan) olarakta bilinir..
***Hz. Ali Kur'an hükümlerine uygun olarak, insanlar arası ayrılığı red eden... her insanın Tanrı'nın bir serresinden oluştuğu inancını söyleyen... Bu nedenle de siyasi iktidar uğruna dahi insanları incitmemek gerektiğini:
***Muaviye'nin yapmış olduğu tüm mücadele ve kin tohumlarına karşın insanlara, gerçeği,, doğruyu, Tanrı sevgisini, ansan sevgisini öğütlüyen Eviliya ve Erenler Şah'ıdır... Serçeşmedir...
***Hz. Ali'nin bilge kişiliğini, bilime olan sevgisini, derin aşkını bilmeyen yoktur.. hz. Ali bilimden sapıldığında karanlığa gidileceğini... Onun için bilimin en yüce değer olduğunu ve bilimden ayrılmamak gerektiğini hep söylemiştir...
***Hz. Ali'nin " ZÜLFİKAR" adlı kılıç.. Mısır Meliki Mukavvas tarafından önce Hz. Muhammed'e hediye edilmiştir... Uhud savaşında Peygamber... kılıcını.. kendisini düşmandan Kurtaran Ali-el Mürtezaya vermiştir... peygamber'in vasiyeti üzerine Zülfikar ... Peygamber'in ölümünden sonra kınna sokuldu ve Hz. Ali bir daha bu bu kılıçla savaşmadı...
*** "ZÜLFİKAR" YAN YANA İKİ DİLİ OLAN BİR KILIÇTIR.. Bu çatallardan bir ucu "İLİM'İ" diğer ucu "İMANI" temsil eder... Bu kılıç üzerine yazılmış şiirlere "Zülfikarname" denmiş olup Bektaşi edebiyatı içinde önemli bir yer turar
*** Alevi bektaşi inancında Sahib-ül Zaman 12. İmam Efendimiz Mehdi.. Zülfikar ile zuhur edecektir...
Allah Eyvallah...
Dede-baba 19.03.2008, 15:00 Degerli Canlar...
Sizde mutlaka duymuşsunuzdur... bizler hakkındaki şu iftiraları...
"... Aleviler kafirdir..., Bunlar topu kızılbaştır.. Bunlar öyle insanlardır ki kırmızılar giyinirler... kadınlarını kızlarını ortak kullanıllırlar.. namus ardan bihaberdirler... gecenin geç vakitlerinde.. saz çalarlar.. cümbüş eylerler.. içki içip.. mum söndürüp.. kadınlı erkekli zina ederler... Bu kimselerin görüldükleri yerde öldürülmeleri... mallarının talan edilmesi helaldir... ve dahi bunlardan 7 taneyi öldürmek cennet ehlinden olmak için kafidir..."
Bu iftiralar daha sonra öyle bir hal aldıki halen top kapı sarayında kızlbaş ve alevilerin öldürülmeleri ile ilgili fermanlar vardır.. ve Abdülhamite "Kızıl sultan"" lakabı bu nedenle verildi.. ve dahi yavuz sultan selime " YAVUZ = KAN İÇİÇİ ZALİM" LAKABI BU yüzden verildi...
Degerli canlar Kızılbaşlık nerden bize miras kaldı dinleyin şimdi...
"... Uhut savaşıydı... nice peygamber dostu .. peygamberi düşman ortasında bıraktılar... peygamber bir kuyuya düştü.. ve dahi iki dişi şehid oldu.. başı yarıldı.. peygamber Allah'tan yardım diledi... Cibril-i Emin yetişti.. Ya Resulullah Ali'yi çağır diye söyledi..
Peygamber;
--- Ali çok uzaklarda dedi
Cibril-i Emin, sen çağır dedi
Peygamber;
--Yetiş Ya Ali, dedi...
Çok uzaklarda olan Hz. Ali,, peygamberin yanına geldi.. beyaz gömleğini yırttı.. başına sardı.. Peygamberin başındaki beyaz gömlek kırmızıya boyandı...ve Hz. Ali düşman çemberini yardı, peygamberi kurtardı.. Bu esnada Hz. Ali'nin kılıcı ikiye bölündü.. Peygamber kendi kılıcı olan Zülfikar'ı Hz. Ali'nin eline verdi...
Aradan çok zaman geçti... ceddi Peygamberin düşmanı olan Muaviye.. asker topladı.. Hz. Ali'nin karşısına geçti.. İki ordu birbirine karışmasın diye... Muaviye askerleri başlarına siyah örtüler geçirdiler.. Hz. Ali'nin taraftarları ise Kırmızılar geçirdiler.. Bu olaydan sonradır kiii Peygamber ve dahi Hz. Ali' taraftarları.. saflar ayrıldığında başlarına Kırmızılar giyerler...
Allah Eyvallah...
*** "ZÜLFİKAR" YAN YANA İKİ DİLİ OLAN BİR KILIÇTIR.. Bu çatallardan bir ucu "İLİM'İ" diğer ucu "İMANI" temsil eder... Bu kılıç üzerine yazılmış şiirlere "Zülfikarname" denmiş olup Bektaşi edebiyatı içinde önemli bir yer turar
*** Alevi bektaşi inancında Sahib-ül Zaman 12. İmam Efendimiz Mehdi.. Zülfikar ile zuhur edecektir...
Dede-baba 19.03.2008, 15:49 *** "ZÜLFİKAR" YAN YANA İKİ DİLİ OLAN BİR KILIÇTIR.. Bu çatallardan bir ucu "İLİM'İ" diğer ucu "İMANI" temsil eder... Bu kılıç üzerine yazılmış şiirlere "Zülfikarname" denmiş olup Bektaşi edebiyatı içinde önemli bir yer turar
*** Alevi bektaşi inancında Sahib-ül Zaman 12. İmam Efendimiz Mehdi.. Zülfikar ile zuhur edecektir...
Kırklar, üçler beşler ile derilir,
Hızır İlyas dahi burada görülür,
Derviş olanlara berat verilir,
Hoş geldin sultanlar sultanı Nevruz.
Sevinç göz yaşını döker mevcudat,
Bütün sahralardan kopar bir feryat,
Yeryüzünde bayram ediyor nebat,
Hoş geldin sultanlar sultanı Nevruz.
Velayet tacını vurundu Ali,
Saadet hırkasın büründü ali,
Melek secde etti bilindi Ali,
Hoş geldin sultanlar sultanı Nevruz.
Erenler sancağı alır eline,
Ali Zülfikarı bağlar beline,
Bak ne söyler cümle kurt kuş diline,
Hoş geldin sultanlar sultanı Nevruz.
Şu Yoksul Derviş’in bayramı bugün,
İmam Ali dünyaya geldi bugün,
Erenler sancağı çekildi bugün,
Hoş geldin sultanlar sultanı Nevruz.[/B]
Yazan..Aşık Yoksul Dervişi
Dede-baba 25.03.2008, 22:51 Kırklar, üçler beşler ile derilir,
Hızır İlyas dahi burada görülür,
Derviş olanlara berat verilir,
Hoş geldin sultanlar sultanı Nevruz.
Sevinç göz yaşını döker mevcudat,
Bütün sahralardan kopar bir feryat,
Yeryüzünde bayram ediyor nebat,
Hoş geldin sultanlar sultanı Nevruz.
Velayet tacını vurundu Ali,
Saadet hırkasın büründü ali,
Melek secde etti bilindi Ali,
Hoş geldin sultanlar sultanı Nevruz.
Erenler sancağı alır eline,
Ali Zülfikarı bağlar beline,
Bak ne söyler cümle kurt kuş diline,
Hoş geldin sultanlar sultanı Nevruz.
Şu Yoksul Derviş’in bayramı bugün,
İmam Ali dünyaya geldi bugün,
Erenler sancağı çekildi bugün,
Hoş geldin sultanlar sultanı Nevruz.[/B]
Yazan..Aşık Yoksul Dervişi
Degerli canlar...
Foruma katıldığınız ve katkı sağladığınız için tesekkür ederim..
Dede-baba 28.03.2008, 17:28 ***Hz. Ali'nin " ZÜLFİKAR" adlı kılıcı.. Mısır Meliki Mukavvas tarafından önce Hz. Muhammed'e hediye edilmiştir...
***Uhud savaşında Peygamber... Kendisini düşmandan Kurtarırken.. kendi kılıcı ikiye ayrılıp kırılan Ali-el Mürtezaya Zülfikar'ı vermiştir... Bu tarhten sonra Zülfikar'ı kuşanan olmuş... ve peygamber'in ölümüne kadar da Zülfikar ile savaşlara katılmıştır..
***Peygamber'in vasiyeti üzerine Zülfikar ... Peygamber'in ölümünden sonra kınna sokuldu ve Hz. Ali bir daha bu kılıçla savaşmadı...
*** "ZÜLFİKAR" YAN YANA İKİ DİLİ OLAN BİR KILIÇTIR..
***Bu çatallardan bir ucu "İLİM'İ" diğer ucu "İMANI" temsil eder...
*** Bu kılıç üzerine yazılmış şiirlere "Zülfikarname" denmiş olup Bektaşi edebiyatı içinde önemli bir yer turar
*** Alevi bektaşi inancında Sahib-ül Zaman 12. İmam Efendimiz Mehdi.. Zülfikar ile zuhur edecektir...
ZÜLFİKARNAME
Gel gönül okuyalım ismi azam duasını
Okudu ki “La feta illa Ali la seyfe illa zülfikar”
Sıdk ile okudu sildi gönül pasını
Okudu ki “La feta illa Ali la seyfe illa zülfikar”
Yusuf’u kuyuya attılar Yakup çeker ahu zar
Kuyu dibinde hem yine bu dua oldu Yusuf a yar
Yer ile gök bu dua ile buldu karar
Okudu ki “La feta illa Ali la seyfe illa zülfikar”
Bu dünya bivefadır bivefa
Eyyuba kıldılar mihneti cevru cefa
Eyyub bu duayı okudu buldu derdine şifa
Okudu ki “La feta illa Ali la seyfe illa zülfikar”
Şol Musa tur dağında Hakka münacat eyledi
Hak ismini duyunca görki nemrut neyledi
Evliyalar enbiyalar bu duayı söyler idi
Okudu ki “La feta illa Ali la seyfe illa zülfikar”
Süleyman’ın parmağında hatem yüzüğünün mühürü
Emrine mutiydi insi cin dev ile peri
Ali binerdi düldüle kırardı yüz bin kafiri
Okudu ki “La feta illa Ali la seyfe illa zülfikar”
Hamza kaf dağında on sekiz cenk eyledi tamam
Kırardı kafiri bir narayla vermezdi aman
Daim bu duayı okurdu her dem her saat her zaman
Okudu ki “La feta illa Ali la seyfe illa zülfikar”
Münafıklar bu duanın manasına ermedi
Mansuru dara çektiler de dediğinden dönmedi
Halil bu duayı okudu da nar içinde yanmadı
Okudu ki “La feta illa Ali la seyfe illa zülfikar”
Muhammet kalkuben Miraca vardı
Arş yüzünde melekler darına durdu
Orda Hatemi aslanın ağzına verdi
Okudu ki “La feta illa Ali la seyfe illa zülfikar”
Miraca çekti Muhammet Peygamberi
Orada kokardı misk ile amberi
Bu duayı okudu ol Ali’nin kamberi
Okudu ki “La feta illa Ali la seyfe illa zülfikar”
Nice Peygamberler geldi de geçti
Nice Süleyman’lar kondu da göçtü
Caferi Tayyar bu duayı okudu da uçtu
Okudu ki “La feta illa Ali la seyfe illa zülfikar”
Tacı düldül geldi de Ali destine
Zülfikarı çekiben yürüdü küffar kasdına
Hem evvel yazılıdır zülfikarın üstüne
Okudu ki “La feta illa Ali la seyfe illa zülfikar”
Ali gezer iken devin er bağını
Sinesine bastı hicran dağını
Bir hurma çöpüyle bend etdi devin baş parmağını
Okudu ki “La feta illa Ali la seyfe illa zülfikar”
Bu duayı okursa her kim
Kalmaz gönlünde zerrece kin
Bu duayı okudu sakin oldu ay ile gün
Okudu ki “La feta illa Ali la seyfe illa zülfikar”
İlahi ilahi Farzdır ilahi
Hürmetle severiz ol şahı
On İki İmamlar Rehperi,SULTAN HATAYİ
Okudu ki “La feta illa Ali la seyfe illa zülfikar”
Saygılarımla..
Dede-baba 30.03.2008, 23:57 ***İnsanlar Bilmedikleri şeyin düşmanıdır...
***İyiyi ödüllendirerek.. Kötüyü kötülükten vaz geçir..
***İnsanlarla öyle oturup kalkın ki... Ölürseniz, size ağlasınlar... yaşarsanız sizi özlesinler...
***En üstün zenginlik ham hayalleri bırakmaktır..
***Dil.. yırtıcı bir hayvan gibidir... ipi bırakıldı mı.. Parçalar...
saygılarımla..
doğru söze ne denir teşekkür ederiz.yazılarınzdan gerçekten çok etkilenıyoruz yürekleri yumuşatan duyguları insan sevgisine yoğunlaştıran yazılarınıza bir kez daha teşekkürler.emeğinize yüreğinize sağlık.saygılar dede baba..
Dede-baba 31.03.2008, 17:16 doğru söze ne denir teşekkür ederiz.yazılarınzdan gerçekten çok etkilenıyoruz yürekleri yumuşatan duyguları insan sevgisine yoğunlaştıran yazılarınıza bir kez daha teşekkürler.emeğinize yüreğinize sağlık.saygılar dede baba..
Foruma katıldığınız ve Katkı sağladığınız için Tesekkür ederim..
Dede-baba 11.04.2008, 02:16 İMAM-I HASAN
****"...Şam halkından olan bir adam, Muaviye’nin kötü propagandası etkisinde kalarak aldanıp Hz. Peygamber’in Ehl-i Beyt’ine düşman olmuştu.
Bir gün Medine’ye geldiğinde İmam Hasan (a.s)’ı gördü. İmamın yanına giderek O’na çirkin sözler söylemeye başladı; ağzına geleni O’na söylüyordu. İmam Hasan (a.s) ise şefkat ve merhametle adamın yüzüne bakıyordu. Adam çirkin sözlerini sarf ettikten sonra İmam (a.s) ona selam verdi ve gülümseyerek şöyle buyurdular:
“Ey şeyh (yaşlı adam)! Galiba sen bu şehirde garipsin, hakkımızda yanılmışsın, gerçeği sana yanlış anlatmışlar. Eğer senden razı olmamızı istersen, razı oluruz; eğer bizden bir şey talep edersen veririz; eğer bir yol gösterici istersen seni hidayete yöneltiriz; eğer yükünü taşımak için bizden yardım dilersen, yükünü taşırız; aç isen doyururuz; çıplak isen giyindiririz; ihtiyacın varsa ihtiyacını gideririz; evin yoksa yer veririz; bir isteğin varsa karşılarız; eğer bütün yolculuk eşyanla evimize gelirsen, gidene kadar konuğumuz olursun; biz de şevk ve muhabbetle seni ağırlarız; çünkü bizim geniş bir evimiz ve misafiri ağırlamak için yeterli vesilemiz vardır.”
Şamlı adam, İmam (a.s)’ın sevgi ve şefkatle dolu sözlerini duyunca şiddetle ağladı, söylediklerinden utanç duyarak şöyle dedi: “Senin Allah Teala’nın yeryüzündeki halifesi olduğuna şehadet ederim. Allah Teala, risaletini hangi ailede karar kılacağını daha iyi biliyor. Ey Hasan! Sen ve senin baban benim yanımda, Allah’ın en düşman kulları idiniz; şimdi ise sizler benim yanımda Allah’ın en sevimli kullarısınız.”
Daha sonra yaşlı adamcağız, İmam Hasan (a.s)’ın evine misafir oldu. Medine’de olduğu müddetçe bir misafir gibi ağırlandı ve Ehl-i Beyt ailesinin taraftarlarindan oldu..."
ALLAH EYVALLAH
Dede-baba 14.04.2008, 02:07 Bismişah Allah Allah
Şah-ı Merdan İmam ALi Buyurduki..
****Az,Konuşmakla Heybet Meydana Gelir.
****İnsafla,Sevenler Çoğalır.
****İyilik Etmekle Değerler Büyür.
****Tevazu ile, Nimet Tamam Olur.
****İnsanların geçim Yüklerini omuzlamakla efendilik gerekli olur.
****Adil yaşayışla,muhalif mağlup edilir.
Saygılarımla..
Şah-ı Merdan İmam ALi(k.v)
teşekkürler can. bu aralar insanların böyle güzel yazıları okumaya ihtiyaci var.çünki git gide bu değerler yok edilmeye çalışılıyor.siz yazmaya devam edin elinize sağlık saygılar....
Dede-baba 15.04.2008, 01:03 NAT-I ALİ-Mevlana/Mesnevi
***Şit, kendinde Ali'nin nurunu gördü ve yüksek alemi öğrendi.
***Nuh, kendini yüksek menzile ulaştırıncaya kadar, istediğini hep ondan buldu. Gene ondandır ki kurtuluşa eren Nuh, dehirde gayret tufanını buldu da beladan kurtulmuş oldu.
***Halil Peygamber, dostlukla onu andı da, ateş ona al lale oldu. Nemrudun ateşi, o Allahın dostuna hep gül, nesrin, lale oldu.
***Gene o idi ki, keyfiyle kendi koyununu İsmail'e kurban etti.
***Yusuf kuyuda onu andı da, o saltanat mülkünü süsleyen tahtı buldu. Yakup, onun önünde birçok inledi de Yusuf'un kokusunu alıp gözleri açıldı.
***İmran'ın oğlu Musa, onun nurunu gördü de uzun geceler hayran kaldı. Kırk gece kendinden geçti; kavuşma ve görüşme zevkine daldı. Sonra dedi ki: "Yarabbi! Bana bu lutfundan bir alamet ver." Hak ona: "İşte sana nurlu eli verdim" dedi.
Gene Ali'nin vergisidir ki, Meryem'e arkadaş oldu da İsa vücuda geldi...
İşte bunları söyledim ki, bu yüksek mananın nüktesini öğrenesin de yüksek velayete eresin. Sence apaçık bilinsin ki, hakikatte yüce olan O'dur.
Ey efendi, benimle boşuna kavga etme. Bu böyledir. Hakikat budur ki, hepimiz bir zerreyiz, güneş odur. Biz hepimiz damlayız, deniz O'dur.hakikat ta odurki bir gün o makamın kapısından içeri[/QUOTE][/COLOR]
AFAKA HER BAKIŞIMDA GÖRDÜM Kİ, YAKIN YÜZÜNDEN HER VARLIKTA VAR OLAN ALİ İDİ. BU KÜFÜR OLMAZ, KÜFROLAN SÖZ BU DEĞİLDİR. CİHAN VAR OLDUKÇA ALİ VAR OLUR, CİHAN VAR OLURKENDE ALİ VARDI.
TEBRİZ'İN ŞEMS-ÜL HAKKI CİHANIN GİZLİ VE AÇIK SIRLARINDAN HER NE GÖSTERDİNSE HEPSİ DE ALİ İDİ.""
ALLAH DOST EYVALLAH.... ŞEYHEN İLALLAH...
Saygı ve Sevgilerimle, Ali'nin nuru eksik olmasın yüreğinizden..
Dede-baba 18.04.2008, 16:42 Haksizliklara Karşi Gelmeyenler, Onlardan Gelecek Her Türlü Kötülüğe Katlanmalidir...
Hz. Alİ
Bİlgİ Sahİbİ Olmadan, Fİkİr Sahİbİ Olunmaz..
UĞur Mumcu
Biz Cahil Dedİğİmİz Zaman, Mektepde Okumamiş Olanlari Kastetmiyoruz. Kastettiğimz İlim, Hakikati Bİlmektİr.
Yoksa Okumuş Olanlardan En Büyük Cahİller Çiktiği Gİbİ, Hiç Okuma Bilmeyenlerden De Hakikati Gören Gerçek Alimler Çikabilir....
Mustafa Kemal Atatürk[/b]
Dede-baba 08.05.2008, 17:51 Bismişah Allah Allah
Özünde Allah'ın ululuğunu Duyan ,Kalbinde bu ululuk yer eden kişiye,Allah'tan başka Herşey küçük görünür.Allah'ın ululuğunu bilip büyüklenmeyen kişiye Allah'ın lütfu da,İhsanıda Pek Büyük Olur.
Ebu Turab İmam Ali (Kv)
Bismişah Allah Allah
Az,Konuşmakla Heybet Meydana Gelir.İnsafla,Sevenler Çoğalır.İyilik Etmekle Değerler Büyür.Tevazu ile,Nimet Tamam Olur.İnsanların geçim Yüklerini omuzlamakla efendilik gerekli olur.Adil yaşayışla,muhalif mağlup edilir.
Şah-ı Merdan İmam ALi(k.v)
Bismişah Allah Allah
"...Dört Şey Verilen ,Dört Şeyden Yoksun Bırakılmaz;
Dua Nasip Edilen ,İcabbetten;
Tövbe Etme Başarısı Verilen ,Kabulden;
İstiğfarda Bulunma nimeti Verilen ,Bağışlanmaktan;
Şükretme İlham edilen ,Nimetinin artmasındanda Mahrum Kalmaz...."
Haydar-ı Kerrar İmam Ali
Allah Eyvallah
Dede-baba 08.05.2008, 18:00 Bismişah Allah Allah
Söz Verdiğinde Sözünden Dönme;İnsanlarla Acele Olarakda (Gelişi Güzel ) Konuşma.
Başa Kakmak,İhsanı yok Eder;Sözden Dönüş Allah'ın Gazabına ve Halkın Nefretine yol açar;
Yüce Allah :''Allah,Katında En Beğenilmeyen Şey yapmayacağınız şeyi söylemenizdir''* Diye Buyuruyor.
Allah'ın Arslanı İmam Ali
Dede-baba 13.05.2008, 16:46 [QUOTE=Dede-baba;577988]Degerli canlar Hz. Ali.. Ramazanın 18. günü Küfe'de sabah namazı sırasında aldığı zehirli hançer yarası nediyle.. ağır yaralanmıştı.. kendisine sadıranın kendi ölmediği müddetce öldürülmesini istemedi...
Ramazanın 21. günü ise Hakk'a yürüdü...
Ölürken ogullarına şu vasiyette buluındu...
HZ. ALİNİN SON SÖZLERİ
****Size vasiyetim Allah'tan çekinmenizdir.
Dünya sizi arasa istese bile, onu aramamayı,istememeyi vasiyet ederim.ona ait bir şeyi elde edemediğiniz.... Elinizdekini yitirdiğiniz içinde hayıflanmayın. Gerçeği söyleyin,ahiret ecri için iş görün,
Zalime düşman olun,mazluma yardımcı kesilin,bütün evladıma ehlibeytime ve bu sözlerim kime ulaşırsa ona, Allah'tan çekinmeyi, işlerinizi düzene koymayı, aranızı uzlaştırmayı vasiyet ederim.
Allahın salatı.... Muhammed'e ve soyuna olsun. Muhammed şöyle buyurdu, iki kişinin arasını bulmak bütün salatlardan ve oruçlardan üstündür. Yetimleri koruyun ... Size verilen haklarını yitirmeyin onların. Komşularınızı görün... gözetin bu Peygamber'iniz Muhammed'in vasiyetidir.
Komşular hakkında öylesine vasiyetlerde bulunduki onlarda mirasa girecekler sandık. kur an a riayet edin onunla amel etmekte başkaları sizi geçmesin. Salatı bırakmayın...
İyiliği buyurmayı... Kötülükten sakındırmayı bırakmayın, sonra kötüleriniz başınıza geçer.... Sonrada dua edersiniz icabet edilmez size. Allah'ın Resulü'nden duydum, sakının eziyetten işkenceden.... Öldüreceğiniz kuduz köpek bile olsa...
Allah'ın Selam'ı ve salat Muhammed Mustafa'ya.... Ali-el Mürteza'ya ve onların yolunda gidenlere olsun...
Ve Emir-ül Mü'minin Büyük İmam... Oğlularına ve hasan ile Hüseyin'e vasiyet etti...
"...Ey Ev halkım!... Cenazemi Çölden gelecek.. yüzü peçeli bir yabancı yıkayacaktır.. Sakın ola Figan-ı fergat eylemeyesiniz.. ol kimseye mani olmayasınız.. Cenazemi yıkadıktan sonra Cenaze namazımı kıldıracak.. ve beni bir deveye bindirecek çöle geri dönecektir. ve götürecektir..."
Sonraki gün, Hz. Ali'nin ölümünden sonra Yüzü peçeli, her tarafı kapalı.. yüzü eli ve cümle vücudu görünmeyen bir yabancı gelir..
Hz. Ali’nin ölmeden önce vasiyetine uygun olarak, cenazesi evden alınarak gelen kişiye verilir... Yüzü peçeli bu kimse Hz. Ali’nin cenaze namazını kıldırır.. Devenin üzerine yükleyip, çöle doğru gider..
Oradan uzaklaşan yüzü örtülü yabancıyı...Hz. Ali’nin oğulları gizlice takip ederler.
Kimdir bu kişi ki babamızı bir bilinmiyene meçhule götürüyor diye düşünürken vede üzülürken...
Bir ara yüzündeki örtünün açılmasıyla, cenazeyi alıp götürenin babaları Hz. Ali olduğunu görürler...
Hemen devenin üstündeki cenazeye yönelirler... Görürler ki.. Deveyi güden de Ali...ve devenin üstündeki cenazede Ali'dir...
Ali’dir cesetin kendisi yuyan..
Yuyup kefeniyle tabuta koyan
Ali’dir devesin kendisi yeden
Hak ile Hak olan Arslan Ali’dir.
Şah Hatayi
Bugün dahi Hz. Ali'nin gerçek mezarı nerdedir.. kimse bilmemektedir... Necef'teki mezar mı?....
O sadece temsili bir makamdır.. Bakın Onun rivayetini de anlatalım..
Saygı ve Sevgi bizden olsun bütün canlara..
Dede-baba 13.05.2008, 17:13 Ve Emir-ül Mü'minin Hz. Ali... Oğlularına ve hasan ile Hüseyin'e vasiyet etti...
"...Ey Ev halkım!... Cenazemi Çölden gelecek.. yüzü peçeli bir yabancı yıkayacaktır.. Sakın ola Figan-ı fergat eylemeyesiniz.. ol kimseye mani olmayasınız.. Cenazemi yıkadıktan sonra Cenaze namazımı kıldıracak.. ve beni bir deveye bindirecek çöle geri dönecektir. ve götürecektir..."
Sonraki gün, Hz. Ali'nin ölümünden sonra Yüzü peçeli, her tarafı kapalı.. yüzü eli ve cümle vücudu görünmeyen bir yabancı gelir..
Hz. Ali’nin ölmeden önce vasiyetine uygun olarak, cenazesi evden alınarak gelen kişiye verilir... Yüzü peçeli bu kimse Hz. Ali’nin cenaze namazını kıldırır.. Devenin üzerine yükleyip, çöle doğru gider..
Oradan uzaklaşan yüzü örtülü yabancıyı...Hz. Ali’nin oğulları gizlice takip ederler.
Kimdir bu kişi ki babamızı bir bilinmiyene meçhule götürüyor diye düşünürken vede üzülürken...
Bir ara yüzündeki örtünün açılmasıyla, cenazeyi alıp götürenin babaları Hz. Ali olduğunu görürler...
Hemen devenin üstündeki cenazeye yönelirler... Görürler ki.. Deveyi güden de Ali...ve devenin üstündeki cenazede Ali'dir...
Ali’dir cesetin kendisi yuyan..
Yuyup kefeniyle tabuta koyan
Ali’dir devesin kendisi yeden
Hak ile Hak olan Arslan Ali’dir.
Şah Hatayi
Bugün dahi Hz. Ali'nin gerçek mezarı nerdedir.. kimse bilmemektedir... Necef'teki mezar mı?....
O sadece temsili bir makamdır.. Bakın Onun rivayetini de anlatalım..
Saygı ve Sevgi bizden olsun bütün canlara..[/QUOTE]
Degerli canlar...
Hz. Ali'nin mezarı... Bugün dahi bilinmemektedir...
Hz. Ali'nin bugün bilinen ve ziyaret edilen iki mezarı bulunmaktadır.. bunlardan birincisi Necef'te iken.. diğeri afganistan'da Mezar'ı Şerif'te bulunmaktadır... Her iki Türbe'de ziyaretgahdır..
Irak Necef'te bulunan Mezarın Hikayesi ise Şöyledir...
Harun Reşit avcılığa pek düşkün idi...Yine, Korumalarıyla birlikte Necef çölünde ava çıkmıştı... yanında bulunan, tazı ve parslarla ahuları (Ceylan) takip ettiler... Ceylanlar necef deryasında, Tell-ü Necef olarak bilinen bir tepeye sığındılar; ama tazı ve parslar Telle-ü Necef’in üzerine çıkmadılar...
Bu av sahnesi bir kaç defa tekrarlandı; yani tazılar ceylanları kovaladıklarında, onlar, tepeden aşağı iniyorlardı, takip edildiklerinde ise tekrar o tepeye sığınıyorlardı.
Halife, tazıların tepenin üzerine çıkmadıklarını görünce o mekanda bir sırrın olması gerektiğini anladı; işte bundan dolayı hizmetçilerine o yerin halkından yaşlı bir adamı yanına getirmelerini emretti.
Bir ihtiyar adam bulup getirdiklerinde halife o adama;
--- Ey yaşlı, Piri Fani!
---Bu tepede ne gibi bir sır vardır ki, tazılar ceylanların ardıca onun üzerine çıkmıyorlar?
diye sordu
İhtiyar adam cevaben;
----Ben sırrını biliyorum, fakat söylersem can güvensizliğimi kaybederim” dedi. Halife güvenlik verince ihtiyar adam şöyle dedi:
---Babamla birlikte buraya geldik, babam bu tepenin üzerini ziyaret edip orada namaz kıldı, babama;
---Burada ne vardır?” diye sordum.
Babam cevabımda şöyle dedi: “
---İmam Cafer Sadık (a.s)’la birlikte burayı ziyarete geldik, İmam Sadık (a.s); “Burası ceddimiz Ali bin Ebi Talip (a.s)’ın kabirdir, yakında aşikar olacaktır.” buyurdular.
Halife o yerin kazılmasını emretti, orayı kazıp bir kabir alametine ulaştılar, orada iki satır Süryani yazısıyla yazılan bir levha gördüler, o levhadaki yazıyı tercüme ettiklerinde şu sözler çıktı:
“...Bu Nuh peygamberin tarafından yedi yüz yıl önce Muhammed (salllahu aleyhi ve alih)’in vasisi olan Ali için kazdığı kabirdir....”
Harun bu durumu görünce o kabre çok ihtiram edip toprakları tekrar kendi yerine dökmelerini emretti, kendisi de bineğinden aşığı inip abdest aldı, iki rekat namaz kıldı, çok ağladı ve kendisini o mutahhar kabrin üzerine attı.
Daha sonra Hz. Musa bin Cafer (a.s)’ın huzuruna bir mektup yazarak bu olayın O Hazretten sorulmasını emretti. Hazret onların sorusunun cevabında şöyle yazdı:
“Evet, orası değerli ceddim Emir’ul- Muminin Hz. Ali (a.s)’ın kabridir.
Harun kabrin üzerinde taşla bir bina yapılmasını emretti, bu bina [/B]“Tahcir-i Harun” diye meşhur oldu. [B]Daha sonra bu haber diğer şehirlere yayıldı. Müminler etraftan yolculuk yüklerini bağlayıp O Hazretin ziyaretine geliyorlardı....
İşte Necef'te Şii inancına göre Hz. Ali Mezarıyla ilgili gerçek budur...
Fakat hakikat Hz. Ali'nin bilinen mezarı olmadığı.. Yüzü peçeli bir kimse tarafından Çöle götürüldüğü.. deveyi güdeninde.. deve sırtındaki cenaze'nine Hz. Ali olduğudur..
Saygı ve Sevgilerimle..
Dede-baba 26.05.2008, 11:13 Ve Emir-ül Mü'minin Hz. Ali... Oğlularına ve hasan ile Hüseyin'e vasiyet etti...
"...Ey Ev halkım!... Cenazemi Çölden gelecek.. yüzü peçeli bir yabancı yıkayacaktır.. Sakın ola Figan-ı fergat eylemeyesiniz.. ol kimseye mani olmayasınız.. Cenazemi yıkadıktan sonra Cenaze namazımı kıldıracak.. ve beni bir deveye bindirecek çöle geri dönecektir. ve götürecektir..."
Sonraki gün, Hz. Ali'nin ölümünden sonra Yüzü peçeli, her tarafı kapalı.. yüzü eli ve cümle vücudu görünmeyen bir yabancı gelir..
Hz. Ali’nin ölmeden önce vasiyetine uygun olarak, cenazesi evden alınarak gelen kişiye verilir... Yüzü peçeli bu kimse Hz. Ali’nin cenaze namazını kıldırır.. Devenin üzerine yükleyip, çöle doğru gider..
Oradan uzaklaşan yüzü örtülü yabancıyı...Hz. Ali’nin oğulları gizlice takip ederler.
Kimdir bu kişi ki babamızı bir bilinmiyene meçhule götürüyor diye düşünürken vede üzülürken...
Bir ara yüzündeki örtünün açılmasıyla, cenazeyi alıp götürenin babaları Hz. Ali olduğunu görürler...
Hemen devenin üstündeki cenazeye yönelirler... Görürler ki.. Deveyi güden de Ali...ve devenin üstündeki cenazede Ali'dir...
Ali’dir cesetin kendisi yuyan..
Yuyup kefeniyle tabuta koyan
Ali’dir devesin kendisi yeden
Hak ile Hak olan Arslan Ali’dir.
Şah Hatayi
Bugün dahi Hz. Ali'nin gerçek mezarı nerdedir.. kimse bilmemektedir... Necef'teki mezar mı?....
O sadece temsili bir makamdır.. Bakın Onun rivayetini de anlatalım..
Saygı ve Sevgi bizden olsun bütün canlara..
Degerli canlar...
Hz. Ali'nin mezarı... Bugün dahi bilinmemektedir...
Hz. Ali'nin bugün bilinen ve ziyaret edilen iki mezarı bulunmaktadır.. bunlardan birincisi Necef'te iken.. diğeri afganistan'da Mezar'ı Şerif'te bulunmaktadır... Her iki Türbe'de ziyaretgahdır..
Irak Necef'te bulunan Mezarın Hikayesi ise Şöyledir...
Harun Reşit avcılığa pek düşkün idi...Yine, Korumalarıyla birlikte Necef çölünde ava çıkmıştı... yanında bulunan, tazı ve parslarla ahuları (Ceylan) takip ettiler... Ceylanlar necef deryasında, Tell-ü Necef olarak bilinen bir tepeye sığındılar; ama tazı ve parslar Telle-ü Necef’in üzerine çıkmadılar...
Bu av sahnesi bir kaç defa tekrarlandı; yani tazılar ceylanları kovaladıklarında, onlar, tepeden aşağı iniyorlardı, takip edildiklerinde ise tekrar o tepeye sığınıyorlardı.
Halife, tazıların tepenin üzerine çıkmadıklarını görünce o mekanda bir sırrın olması gerektiğini anladı; işte bundan dolayı hizmetçilerine o yerin halkından yaşlı bir adamı yanına getirmelerini emretti.
Bir ihtiyar adam bulup getirdiklerinde halife o adama;
--- Ey yaşlı, Piri Fani!
---Bu tepede ne gibi bir sır vardır ki, tazılar ceylanların ardıca onun üzerine çıkmıyorlar?
diye sordu
İhtiyar adam cevaben;
----Ben sırrını biliyorum, fakat söylersem can güvensizliğimi kaybederim” dedi. Halife güvenlik verince ihtiyar adam şöyle dedi:
---Babamla birlikte buraya geldik, babam bu tepenin üzerini ziyaret edip orada namaz kıldı, babama;
---Burada ne vardır?” diye sordum.
Babam cevabımda şöyle dedi: “
---İmam Cafer Sadık (a.s)’la birlikte burayı ziyarete geldik, İmam Sadık (a.s); “Burası ceddimiz Ali bin Ebi Talip (a.s)’ın kabirdir, yakında aşikar olacaktır.” buyurdular.
Halife o yerin kazılmasını emretti, orayı kazıp bir kabir alametine ulaştılar, orada iki satır Süryani yazısıyla yazılan bir levha gördüler, o levhadaki yazıyı tercüme ettiklerinde şu sözler çıktı:
“...Bu Nuh peygamberin tarafından yedi yüz yıl önce Muhammed (salllahu aleyhi ve alih)’in vasisi olan Ali için kazdığı kabirdir....”
Harun bu durumu görünce o kabre çok ihtiram edip toprakları tekrar kendi yerine dökmelerini emretti, kendisi de bineğinden aşığı inip abdest aldı, iki rekat namaz kıldı, çok ağladı ve kendisini o mutahhar kabrin üzerine attı.
Daha sonra Hz. Musa bin Cafer (a.s)’ın huzuruna bir mektup yazarak bu olayın O Hazretten sorulmasını emretti. Hazret onların sorusunun cevabında şöyle yazdı:
“Evet, orası değerli ceddim Emir’ul- Muminin Hz. Ali (a.s)’ın kabridir.
Harun kabrin üzerinde taşla bir bina yapılmasını emretti, bu bina [/B]“Tahcir-i Harun” diye meşhur oldu. Daha sonra bu haber diğer şehirlere yayıldı. Müminler etraftan yolculuk yüklerini bağlayıp O Hazretin ziyaretine geliyorlardı....
İşte Necef'te Şii inancına göre Hz. Ali Mezarıyla ilgili gerçek budur...
Fakat hakikat Hz. Ali'nin bilinen mezarı olmadığı.. Yüzü peçeli bir kimse tarafından Çöle götürüldüğü.. deveyi güdeninde.. deve sırtındaki cenaze'nine Hz. Ali olduğudur..
Saygı ve Sevgilerimle..[/QUOTE]
[B]Hz. Muhammed'in... Mezar ve defin İşleriytle peygamber'in vasiyeti üzerine Hz. Ali yapmıştır... Bir gece vakti defnedilmiştir...
Hz. Fatıma'nın Defin İşlemlerini Hz. Ali yapmıştır.. (Bu islam tarihinde bir istisnadır...) bir gece vakti defnedilmiştir...
Hz. Ali'nin kendi Cenazesei Çölden gelen Yüzü kapalı Biri tarafından (ki... Bu Hz. Ali'dir.. kendi cenazesini yıkayan ve defneden.. sırdan gelip sırra karışan veliullahtır..) defnedilmiştir..
SIRDAN GELİP SIRRA GİDENLERE AŞK OLSUN...
Allah Eyvallah
Dede-baba 02.06.2008, 10:21 Degerli Canlar,
Alevi-bektaşi ailelerinin çocukları için vermedikleri isimler vardır.. Ebubekir, Ömer, Osman, Muaviye, Mervan, yezit, Bugün Bunlardan Aişe hakkında bilgiler sunacağım.. ve Hz. Ali ile Aişe arasındaki olaylara değineceğim...
18 Bin Alemin Sultanı Muhammed Mustafa Hanımlarına Hitap ederken şöyle buyurdu...
"...İçinizden biri, önemli bir fitnenin başına geçecek ve çevresinde çok insan öldürülecektir....”
Aişe, Ebu bekir'in kızıdır... Peygamber'in hanımlarından biridir.. Peygamber çeşitli kabileleri kendine bağlamak için birçok kabile resinin eşiyle evlenmiştir. . Çeşitli kaynaklarda bunların sayısının 52 olduğu bildirilmiştir...
Özellikle "GERDANLIK OLAYI" olarak bilinen olaydan ötürü Hz. Ali'nin karşısında yer almıştır..
Peygamber'in ölümünden sonra, babası Ebu bekirin halife olması nedeniyle mutlu bir hayat süren Aişe, bu hayatını ömer ve osman dönemlerinde de sürdürmüştür...
Aişe, Osmanın öldürülmesinden ise, Hz. Ali'yi sorumlu tutmuş
“Osman’ın kanını istemek Müslümanlığın şerefidir.” Diyerek
30 bin kadar askerle, Hz. Ali'ye isyan etmiştir... Kısa bir süre sonra, yanına osmanın vali olarak atadadığı emevi hanedanı üyelerini,Talha ve Zübeyr'i de alan aişe ... savaşa girmiştir.... Hz. Ali 20 bin kişilik karşı ordu hazırlamıştır..
iki müslüman ordunun savaşında, Hz. Ali galip gelmiştir... Aişe’nin komutanlığını bir deve üzerinde yürütmesine bakılarak Cemel (deve) savaşı diye anılan bu olayda on bin civarında Müslüman’ın kanı akmıştır...
Emir-ül Mü'minin Hz. Ali..Aişe’nin rahat bir şekilde evine ulaşmasını sağlamak için her türlü tedbiri alıp gereken emirleri verdikten sonra bizzat kendisi Âişe’nin hazırlanmasına ve yola çıkarılmasına öncülük etti... Hiçbir saygısızlıkğa ve hakarete izin vermedi...
Aişe ise, hatasını anlamış ve duyduğu pişmanlığın acısını son nefesine kadar içinde taşımıştır...
Hz. Ali'nin bizzat ilgilendiği...Âişe’yi saygıyla Medine’ye uğurlayan askerler, Aişe'nin ağzından şu sözcükleri duyacaklardı:
“Yemin ederim ki, Ali’ye karşı hiçbir kırgınlığım ve küskünlüğüm yoktur.”
“Keşke yirmi yıl önce ölmüş olsaydım da Cemel gününü görmeseydim.”
Âişe, Cemel’den sonraki günlerinde Kur’an’ın
“Ey Peygamber hanımları evinizde oturun.”
Ayetini okur, Cemel olayına yol açmasından duyduğu üzüntüyü dile getirir ağlardı...
Aişe, ölümüne yakın günlerde Hz. Peygamber’in yakınına defnedilmemesini, Cemel hatası yüzünden bu hakkını yitirdiğini söylemiş ve ağlamıştır...
AİŞE'NİN VASİYETİ...
Aişe, HİCRİ. 85 yılının 17 Ramazan günü akşam üstü öldü...
Aişe, ölür ölmez defnedilmesini, istediği için, o gece defnedildi...
Aişe'nin vasiyetleri arasında...Peygamber’in yanına defnedilmemek de vardı. Gerekçesini şöyle gösteriyor:
“...Hz. Peygamber’den sonra hatalar işledim, onun yanına defnedilmeye yüzüm yoktur....”
İbn Abbas'tan Rivayettir:
ibni Abbas, ölüm döşeğinde Aişe'nin yanına gelmiş ve :
“...Ey Âişe Anne! Mutlu ve ümitli öl.” demişti. Âişe’nin cevabı şu oldu:
“Neye dayanarak mutlu ve ümitli öleyim?” İbn Abbas ona, Hz. Peygamber katındaki seçkin yerini hatırlatınca Âişe şu cevabı vermişti:
"]“Bunları bana anlatma ey İbn Abbas. Keşke hiç yaratılmasaydım. Keşke görevini aksatmadan yapan ve Allah’ı şaşmadan tesbih eden bir ağaç olsaydım.” [/COLOR](İbn Sa’d. 8/75)
Allah Eyvallah
NOT: Yazın Hazırlanırken.. yararlanılan kaynak: Prof Dr. Yaşar Nuri ÖZTÜRK,ASRISAADET’İN BÜYÜK KADINLARI
aydıner32 02.06.2008, 10:24 ellerine sağlık kardeşim.bizleri bilgilerinle aydınlatmaya devam ediyorsun.sağolasın.eyvallah.
Dede-baba 02.06.2008, 10:28 ellerine sağlık kardeşim.bizleri bilgilerinle aydınlatmaya devam ediyorsun.sağolasın.eyvallah.
Ben Tesekkür ederim, Degerli can.. Foruma katıldığın ve katkıların için...
Saygı ve sevgilerimle.
Dede-baba 03.06.2008, 21:49 Hz. Ali'nin isimleri ve manaları
1-K.V.- Keremallahü Veche:
Hiç putlara tapmadığı için verilen isimdir.Hz. Ali Hayatta iken Cennetle müjdelenen on sahâbeden biri ve İmamların birincisidir.
2-Ebü’l Hasan:
Arap yarımadasında,Insanlara hitap edildiği zaman çocuklarının ismi okunur ve onun babası diye hitap edilirlerdi.... Bu vesileyle Hz. Ali'ye hasan'ın babası anlamında da isim verilmiştir.
3-Ebu Türâb :
Peygamber Efendimiz, Hz. Ali’ye hitapta bulunarak kendisine "Ebu Türâb" demiştir... Ebu Turâb, toprağın babası anlamına gelir. Ayrıca mütevazilik, her türlü bencillik ve kibirlikten uzak olmak, basit bir deyim ile yer olmak, kendisini halk için herkesden daha alçakgönüllü demeye de "Turap olmak" adı verilir. Hz. Ali’ye bu ismin verilmesinin diğer anlamı da o'nun yukarıda saydığımız özelliklere sahip olmasıdır.
Hz. Ali şöyle buyurdu:
"...Ben mü'minlerin emiriyim. Onların en yoksulunun yediğini yemeli ve giydiğini giymeliyim ki yoksul olanlar hallerinden utanmasın, şükretsinler...."
4-Haydar-ı Kerrâr:
Döne döne, yılmadan savaşan yiğit anlamında anlamına gelir.... Özellikle Elinde zülfikar .. Atı Düldül üzerinde resm edilen hz. Ali Bu isimde yerini bulur...
5- Tanrı'nın Arslanı-Esedullah:
Hz. Muhammed’in Mirac’da karşılaştığı bir aslanın ağzına yüzüğünü vermesi ve bu yüzüğün 40’lar Ceminde Hz. Ali tarafından ağzından çıkarılarak Hz. Muhammed’e tekrar iade edilmesi, Alevi inancında, Hz. Ali ve Aslan kavramlarını bütünleştirir. Bu yüzden de Hz. Ali’nin bir diğer çok bilinen ismi ise Allah’ın Aslanı'dır (Esedullah)
6-Şah-ı Merdan:
Yiğitler yiğidi, bilgeler bilgesi anlamında kullanılır. Bu sözü yiğitlerin en Şahı ve Şahların en yiğidi olarak da kabul etmek mümkündür. Ama asıl anlamı özünü fakir gören, mütevazi yiğitler yiğididir. Başka bir deyimle kuvvetine ve kudretine güvenip benlik getirmeyen, sürekli tevazu da bulunan yiğitler yiğidi olarak algılaması daha doğru olacaktır.
7-Ali-el Mürteza:
18 bin Alemi var eden Nur Üstüne Nur O'lan Allah'ın Hz. Ali'ye gösterdiği Takdir-i ilahiyyeye ve tam rızâdan, tam rıazsından dolayı verilen isimdir...
Bu isim, Pirlerin Şahı, Evliyalar Şahı anlamınada da kullanılmaktadır... Bu bağlamda Pirlerin şahı, Murteza isimlerini bir arada değerlendirdiğimizde, O'nun Hakka tam teslim olmuş, hikmetine Evliyaların ve Ermişlerin akıl sır erdiremediği bir Veliyullahtır.
Mekke'de... Hz. Peygamber'in, ömerin, osmanın, ebu bekirin kapıları ortak olarak kullanılan tek bir mescide açılırdı... ve hep birlikte ibadet edlirdi...
Hz. Peygamber bu mescide izin alınmadan girilmesini yasakladı.. ve kapıların tümünü kapattırdı.. kapısı açık kalan sadece Hz. Ali'nin idi.. Bunun nedenini soran. sahabe'ye ise şöyle cevap verdi:
"....“Ali’nin kapısı müstesna mescide açılan tüm kapıları kapatın.ALLAH’a and olsun ki ben kendimden kapılarınızı kapatıp Ali’nin kapısını açık bırakmadım.Ben sadece ALLAH’tan emredileni yerine getirdim…”
8-Turnalar Şahı Hz. Ali:
Hz. Ali’nin sesinin yani avazının çok güzel olduğu ve kulağa hoş geldiği anlamında, çok sonraları onun hakkında telaffuz edilmiştir. Turnanın sesinin çok güzel olduğuna inanılarak Hz. Ali ile Turna bir araya getirilmiştir.
9-Şir-i Yezdan:
Allah'ın arslanı anlamında kullanılır. Allahın Aslanı ile ilgili değerlendirme yukarıda yapıldığı tekrar etmeyeceğim...
Ayrıca hz. Ali'nin, Şah-ı Velayet (Velayet eden ve İman edenlerin Şahı), Serpinhan (yardımcı Can, yardımsever Can), Halûkü-l Rahman ( bağışlayıcılığın yaratıcısı), Emirü’l-Müminin ( Müminlerin Emiri / İnananların başı), Babu’l-İlim (İlim Kapısı), anlamında sevilen isimleri vardır.
Bazı kaynaklar Hz. Ali’nin bin bir isminin olduğunu, güzel olan her şeyde onu gördüklerini, ne kadar güzel eser varsa hepsinde Hz. Ali’yi gördükleri inancından hareketle bu isimleri çoğaltırlar. İsim sayısının birkaç tane daha fazla ya da eksik olması onun şahsında fazla bir önem arz etmez. Ancak Alevi-Bektaşi toplumu O'nu öylesine bir içtenlikle sahiplenmiştir ki, sadece Ali isimleri değil, O'na yakıştırılan diğer isimleri bile aynı içtenlikle benimsemiş ve nesiller boyu yeni doğan bebeklere bu isimleri vererek bağlılık örnekleri göstermiştir....
Allah Eyvallah
KIZIL BAŞ 03.06.2008, 22:20 Pekİ Sevgİlİ Dostum ÖĞrenmek İstİyorum Alevİlİkte 5 Vakİt Namaz Varmi?
Yoksa Hz.muhammet Mİraca Cikarken Neden 5 Vakİt Namaz Kildi?
Ve EĞer Abdest Te Yoksa Neden ÖlÜlerİme Boy Abdestİ Aldiriyoruz
Dede-baba 03.06.2008, 22:42 Pekİ Sevgİlİ Dostum ÖĞrenmek İstİyorum Alevİlİkte 5 Vakİt Namaz Varmi?
Yoksa Hz.muhammet Mİraca Cikarken Neden 5 Vakİt Namaz Kildi?
Ve EĞer Abdest Te Yoksa Neden ÖlÜlerİme Boy Abdestİ Aldiriyoruz
Degerli can...
Bu forum konusu sorun için uygun değil...
Ama hem 5 vakit namaz... hemde diğer soruların için aşağıdaki linklere girip bilgi alabilirsin
Alevi-islam Kur'anı Kerim yorumu
http://www.aleviforum.com/showthread.php?t=37452
Alevi- Bektaşi ibadeti Ayin-i cem
http://www.aleviforum.com/showthread.php?t=36410
Alevi-Bektaşi anlayışına göre peygamber sünneti
http://www.aleviforum.com/showthread.php?t=36574
Alevi-bektaşilikte Ahret inancı
http://www.aleviforum.com/showthread.php?t=37163
Alevi-bektaşiliğin referans kaynakları
http://www.aleviforum.com/showthread.php?t=36460
Alevi Erkanına Göre Tarikat Abdesti ve Alınışı
http://www.aleviforum.com/showthread.php?t=36558
Saygılarımla..
Dede-baba 07.06.2008, 01:32 NAT-I ALİ-Mevlana/Mesnevi
Şit, kendinde Ali'nin nurunu gördü ve yüksek alemi öğrendi.
Nuh, kendini yüksek menzile ulaştırıncaya kadar, istediğini hep ondan buldu. Gene ondandır ki kurtuluşa eren Nuh, dehirde gayret tufanını buldu da beladan kurtulmuş oldu.
Halil Peygamber, dostlukla onu andı da, ateş ona al lale oldu. Nemrudun ateşi, o Allahın dostuna hep gül, nesrin, lale oldu.
Gene o idi ki, keyfiyle kendi koyununu İsmail'e kurban etti.
Yusuf kuyuda onu andı da, o saltanat mülkünü süsleyen tahtı buldu. Yakup, onun önünde birçok inledi de Yusuf'un kokusunu alıp gözleri açıldı.
İmran'ın oğlu Musa, onun nurunu gördü de uzun geceler hayran kaldı. Kırk gece kendinden geçti; kavuşma ve görüşme zevkine daldı. Sonra dedi ki: "Yarabbi! Bana bu lutfundan bir alamet ver." Hak ona: "İşte sana nurlu eli verdim" dedi.
Gene Ali'nin vergisidir ki, Meryem'e arkadaş oldu da İsa vücuda geldi...
İşte bunları söyledim ki, bu yüksek mananın nüktesini öğrenesin de yüksek velayete eresin. Sence apaçık bilinsin ki, hakikatte yüce olan O'dur.
Ey efendi, benimle boşuna kavga etme. Bu böyledir. Hakikat budur ki, hepimiz bir zerreyiz, güneş odur. Biz hepimiz damlayız, deniz O'dur.hakikat ta odurki bir gün o makamın kapısından içeri[/COLOR]
AFAKA HER BAKIŞIMDA GÖRDÜM Kİ, YAKIN YÜZÜNDEN HER VARLIKTA VAR OLAN ALİ İDİ. BU KÜFÜR OLMAZ, KÜFROLAN SÖZ BU DEĞİLDİR. CİHAN VAR OLDUKÇA ALİ VAR OLUR, CİHAN VAR OLURKENDE ALİ VARDI.
TEBRİZ'İN ŞEMS-ÜL HAKKI CİHANIN GİZLİ VE AÇIK SIRLARINDAN HER NE GÖSTERDİNSE HEPSİ DE ALİ İDİ.""
ALLAH DOST EYVALLAH.... ŞEYHEN İLALLAH...
Saygı ve Sevgilerimle, Ali'nin nuru eksik olmasın yüreğinizden.. [/QUOTE]
Ali'm Düldül'e Bin De Göreyim
Ali'm gelir diye karşı giderler
Ali'm Düldül'e bin de göreyim
Bindiği Düldül'ün mehdin ederler
Ali'm Düldül'ün bin de göreyim
Ayağına altın nallar çaktırmış
Gözlerine yeşil sürme çektirmiş
Üzengisin cevahirden yaptırmış
Ali'm Düldül'e bin de göreyim
Kuduretten gem vurulmuş başına
Lezzet vermiş dudağına dişine
Bir nur doğmuş eğerinin kaşına
Ali'm Düldül'e bin de göreyim
Üstüne binersen yükseğe basar
Bir dizgin eylesen yel gibi eser
Nice kafirlerin kellesin keser
Ali'm Düldül'e bin de göreyim
Pir Sultan Abdal'ım dengi bulunmaz
Bin konaklık yere gitse yorulmaz
Kısmet olsa havalarda görünmez
Ali'm Düldül'e bin de göreyim
(Pir Sultan Abdal)
Dede-baba 08.06.2008, 23:47 Haksizliklara Karşi Gelmeyenler, Onlardan Gelecek Her Türlü Kötülüğe Katlanmalidir...
Hz. Alİ
Bİlgİ Sahİbİ Olmadan, Fİkİr Sahİbİ Olunmaz..
UĞur Mumcu
Biz Cahil Dedİğİmİz Zaman, Mektepde Okumamiş Olanlari Kastetmiyoruz. Kastettiğimz İlim, Hakikati Bİlmemektİr.
Yoksa Okumuş Olanlardan En Büyük Cahİller Çiktiği Gİbİ, Hiç Okuma Bilmeyenlerden De Hakikati Gören Gerçek Alimler Çikabilir....
Mustafa Kemal Atatürk[/b]
Bugün sizlerle Çok sevdiğim bir şairden.... Her okuduğumda beni etkilyen bir şirini sizlerle paylaşmak istedim...
VATAN HAİNİ
"....Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ.
Amerikan emperyalizminin yarı sömürgesiyiz, dedi Hikmet
Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ....."
Bir Ankara gazetesinde çıktı bunlar, üç sütun üstüne, kapkara haykıran puntolarla,
bir Ankara gazetesinde, fotoğrafı yanında Amiral Vilyamson'un
66 santimetre karede gülüyor, ağzı kulaklarında, Amerikan amirali'nin....
Amerika, bütçemize 120 milyon lira hibe etti, 120 milyon lira....
"....Amerikan emperyalizminin yarı sömürgesiyiz, dedi Hikmet
Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ...."
Evet, vatan hainiyim, siz vatanperverseniz, siz yurtseverseniz, ben yurt
hainiyim, ben vatan hainiyim....
Vatan çiftliklerinizse,
kasalarınızın ve çek defterlerinizin içindekilerse vatan,
vatan, şose boylarında gebermekse açlıktan,
vatan, soğukta it gibi titremek ve sıtmadan kıvranmaksa yazın,
fabrikalarınızda al kanımızı içmekse vatan,
vatan tırnaklarıysa ağalarınızın,
vatan, mızraklı ilmühalse, vatan, polis copuysa,
ödeneklerinizse, maaşlarınızsa vatan,
vatan, Amerikan üsleri, Amerikan bombası, Amerikan donanması topuysa,
vatan, kurtulmamaksa kokmuş karanlığımızdan,
ben vatan hainiyim.
Yazın üç sütun üstüne kapkara haykıran puntolarla :
Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ.
NAZIM HİKMET
Saygı ve sevgilerimle...
Gerçekten ülkesini seven tam bağımsızlıktan yana Mustafa Kemal'in izinde olan Bütün canlara...Hediyem olsun bu şiir..
KIZIL BAŞ 09.06.2008, 01:15 Slm DÜnyada Alİyİ Muhammedİ Ve Ehlİbeyİtİ Sevmek Kadar GÜzel BİrŞey Varmi Allah Bİzlerİ Onlardan Mahrum Eylemsİn
Dede-baba 14.06.2008, 17:41 Slm DÜnyada Alİyİ Muhammedİ Ve Ehlİbeyİtİ Sevmek Kadar GÜzel BİrŞey Varmi Allah Bİzlerİ Onlardan Mahrum Eylemsİn
Eyvallah can...
Hakk-Muhammed-Ali... Hepimizin koruyucusu... yol göstereni olsun
Allah Eyvallah
Dede-baba 24.06.2008, 11:20 Ali-el Mürteza Buyurdu ki...
"... İnsanların En büyüğü,En yüksek yerde iken alçak gönüllü olan, kudret sahibi iken bağışlayan ve güçlü olduğu vakit adaletle davranandır..."
Saygı ve Sevgilerimle
Dede-baba 05.07.2008, 22:10 Tartıştığımız konularda bazen yüzde yüz haklıda olsak... kaybedebiliriz.. yerinde kullanılmayan söz.. sahibine zarar verir.. Bakınız Hz. Ali Efendimiz.. Sözün Gücü hakkında ne diyor..
Söylemediğin sözün hakimi, söylediğin sözün mahkumusun.
Söyleyene bakma, söylenene bak.
Söz ilaçtır, azı yaşatır, çoğu öldürür.
Söz; ok ve mızraktan daha tesirlidir.
Söz benim ağzımdayken söz benim esirim, söz ağzımdan çıkdıktan sonra ben sözümün esiri olurum.
Söz dilinin susutuğu ve amel dilinin söylediği nasihat hiçbir kulak tarafından kovulmaz ve onun faydası ile hiçbir fayda bir olmaz.
Söz sizin ağzınızda olduğu sürece, söz sizin esiriniz, söz ağzınızdan çıktıktan sonra siz sözünüzün esiri olursunuz.
Sözün gümüş olsa da, ey nefs sükut (suskunluk) altındır.
Saygı ve sevgilerimle
Dede-baba 08.07.2008, 14:30 Degerli canlar...
Öncelikle ben bugün sünni ve özellikle Şii inancındaki Hz. Ali ile Alevi-bektaşi inancındaki Hz. Ali inacı arasındaki farklılıklar üzerinde durmak istiyorum...
Bu bağlamda, şiilerle ortak özelliğimiz gibi gösterilmeye çalışılan Hz. Ali ve Ehl-i Beyt sevgisinin aynı olmadığını, ortaya koyalım.. Çünkü sünninin şiinin alisi Başkadır.. Bizim Kur'andan, sünnetten Ehl-i Beyt nesli Seyid Evlad-ı Resul dede-baba'larımızdan öğrendiğimiz Hz. Ali farklıdır.
Şiilik, Arapça “ŞİA” kökeninden gelir.. “Taraflar” anlamında kullanılan ŞİA kelimesi. Alevi-bektaşi teolojisinde. Bu Hz. Ali ve Ehli-i Beyt taraftarlığını ifade etmektedir.
Şiilik, ilk bakışta Alevilikle pek çok ortak noktaya sahip gibi görünmekle birlikte gerçekte bu durum tümüyle yüzeysel ve simgeseldir. Çünkü Şiilerin inandığı hz. Ali ile 12 İmam, Alevilerin inandığı Hz. Ali ve 12 İmam değildir.
Aleviler, 5 vakit namaz kılan, 30 gün ramazan tutan, kadını ile erkeğini ibadette ayıran, kadını horlayan, çarşafa büründüren bir Ali’ye inanmazlar
Bu bağlamda, günümüzde Şiilerin inandığı Hz. Ali ile Alevi-Bektaşilerin inandığı Hz. Ali, aynı olmadığını faklı Ali’lere inandığımızı açık açık dile getirmek gerekir.
Günümüzde Şiiler 5 vakit namaz kılan, 30 gün ramazan tutan. Kara çarşafı, şeriat kurallarını uygulayan bir Ali’ye inanmaktadır.
Alevi-Bektaşi İnancında ise Hz. Ali, KIRKLAR İNANCIN’DA yerini bulan, kadın ve erkek karışık ibadet ettirren, halka namazı kılan, engür ezip içen,, Hz. Muhammed ile semah’a giren, kahraman, hoşgörülü masumun, mazlumun yanında bir Ali’ye inanmaktadır…
Bu bağlamda, Hangi Ali’ye İnandığımızı en güzel Pir Sultan Abdal dile getirir.
Muhammed Ali'nin güzel yollari
Simdi türlü türlü yol eylediler
Azgin yaralara cerrah cogaldi
Herkes bildigini bol eylediler
Pir Sultan Abdal'im bu bir nur idi
Akillari ermez gizli sir idi
Bizim bildigimiz Ali bir idi
Simdi her yerde bir Al'eylediler..
Alevi-bektaşi bu anlamda Şiilerin ve Sünnilerin anlattığı uyduruk Ali’ye hiçbir zaman İnanmadı tabi Olmadı, Alevi-bektaşi’nin Hz. Ali-el Mürteza’sıyla Arapların ve Şiilerin alisi arasındaki en güzel ayrımı Emekçi’nin şu dörtlüğü en güzel biçimde dile getirir..
İki Ali vardır, Sizinki arap,
Gönüllerde düştür. Bizim ALİ’miz.
Sizin ali devri eyledi, harap
Mazluma yoldaştır bizim ALİ’miz
Saygı ve Sevgilerimle
Dede-baba 17.07.2008, 13:38 Hz. Ali Buyurdu ki..
“...Kusur arayan göz marifet görmez, Bilgin ölü olsa da diridir, cahil diri olsa da ölüdür.
Ne kötüdür haram yemek;zulmün en kötüsüyse zayıfa zulmetmek.Yerilen aşağılık kişiler, saygınlık döşeklerine otururlarsa biz ayağa kalkarız.
Akıl gibi mal, iyi huy gibi dost,edep gibi miras, ilim gibi şeref bulunmaz.
Hz. Ali,bir başka sözünde de ;
“zulme ve zalime boyun eğen kimse hakkından olur ,hem de şerefini yitirir.” Demektedir.. Her sözü ve davranışı zulme karşı mücadele ettiğinin ve mazlumun yanında yer aldığının açık göstergesidir..
Bu dünyanın evvelini sorarsan
Allah bir, Muhammed Ali dir Ali
Sen bu yoldan sahibini ararsan
Allah bir , Muhammed Ali dir Ali
Allah Eyvallah
Dede-baba 22.07.2008, 02:05 Degerli Canlar,
Bugün sizinle Hz. Ali hakkında yazılmış, bir değişi paylaşmak istedim..
BİZİM ALİ'MİZ
Gül yüzlü sevgilimiz; kalbimizdeki aşkın kaynağıdır bizim Ali'miz !
Kim demiş Ali'lerden bir Ali diye...
Kim demiş doğdu anadan ve oğul oldu Ebu Talip'e...
Kim demiş ölüp gitti diye...
Biliniz ki;
Hallak - ı mahlukattır o !
Yok iken yer ve gök,
Işık ve ateş,
Su ve toprak,
Sır iken cümle mevcudat...
Bir tek Ali'miz vardı hakikat !
O'dur on sekiz bin alemi halkeden,
O'dur geceyi gizleyip gündüzü ışıtan
O'dur var eden, O'dur yaşatan...
Onda saklı sırrı kainat,
Adı addır Tanrı'ya hakikat !
Vechullahtır yüzü,
Savtullahtır sözü,
Yandırır aşkına bizi,
Bizim Ali'miz !
O'dur Adem diye bildiğimiz,
O'dur Muhammed diye övdüğümüz,
O'dur Hünkar diye sevdiğimiz
Binbir dondadır bizim Ali'miz !
Sanmayın o bir fani idi, geçip gitti
Zinhar yanılmayın bu alemden göçüp gitti
Müminlere ayandır;
La feta sırrında en büyük yiğitti,
Haydar - ı kerrar'dır bizim Ali'miz !
Hakkı anmayan dili, dil mi sanırsın,
Ehlibeyte varmayan yolu, yol mu sanırsın,
Yoksa sen Ali'yi kul mu sanırsın,
On sekiz bin aleme Şah'tır bizim Ali'miz !
Azade kılınsın kalbimiz gümandan
Ayırmasın rabbimiz bizi imandan
Yar oldu Mustafa'ya din - i İslam için, bizim Ali'miz !
Ses oldu Hakka doksan bin kelam için, bizim Ali'miz !
Savurdu kapı - yı hayberi şehadet parmağıyla
Cem eyledi müminleri kutlu sancağıyla
Kırkların ceminde makam - ı rehber'de,
Sevgisi daim dermandır her derde,
Yedi kat gökte ve dahi hem yerde,
Hazır ve naz |