Mahir_86
26.02.2008, 00:20
Fransa da yaşayan ve sadece Alevilik üzerine araştırma yapan bir akarabamdan gelen maili aynen kopyalıyorum. Sevgili Arap Alevisi canlar lütfen dikkatli okuyun ve yorumunuzu belirtin..
Değerli arkadaşlar.
Günümüzde ne yazık ki iki yıllık geçmişi olan bir dernek(AKAD) aracılıgıyla biz Alevilere istemediğimiz bir ismi adım adım makaleler,söylem ve hatta girişimlerle resmileştirilmek istenmektedir.Ve ne yazıkki bu dernek, Nusayrilik adı ile ilgili ,kuruldugu yerde bile dernegin dışında kalan diğer büyüklerimizin fikrine(değil onaylarını almak) bile danışılma ihtiyacı hissedilmeden,birkaç şeyhimizin bunu bir misyon edinmişçesine gerçekleştirmeye çalışmakta olduğunu gözlemlemekteyiz.Ve işin en garip tarafı ise tamamen(degil Antakya samandağı iskenderunun diğer büyüklerinin fikri sorulmadan bile)oldu bittiye getirilmeye çalışılmasıdır.Yani Samandağı Antakya ve iskenderundaki büyüklerimize hiç danışılmadan,konuşulmadan böyle toplumumuzun isim konusu gibi, bütün toplumu bağlayıcı kararlar alınmasına şüpheyle ve kaygıyla bakıyoruz.Degerli kardeşlerim lütfen ama lütfen bunun sonuçlarını bir düşünün gelecekte hangi sorunlara gebe kalacabilecegini degerlendirelim.Hükümetler yakın gelecekte bu dönemde oldugu gibi(ki günümüzdeki yalan oldugu ortaya çıktı ancak ileride mutlaka tekrar gündeme gelecektir)alevi sivil toplum örgütlerine kendinizi tanımlayın ve isteklerinizi tespit edin gibi yaklaşımlarda bulunacağı zaman,acaba kendimizi Nusayrilik adıylamı tanımlayacagız?? ileride yapılacak yasalarda tüzüklerde yönetmeliklerde vs vs nusayrilik adıyla temsil edilmemiz gerçekten doğru bir olaymıdır?? Yüz yıllardır biz Alevilere hakaret amacıyla ‘Nusayri’ ismiyle hitap edildik. Oysaki bizim peygamber döneminden beri var olan aleviler ismimiz vardır. Mişket el-envar, s. 326. kitabında Cafer sadık (as) bir hadiste taraftarları olan bizlerin ismini zikretmiştir: “biz aleviyiz taraftarlarımızda alevidir...” demiştir. Bu isim bizlere peygamber ve ehlibeyt imamları tarafından konulmuşken. Bizim çıkıp ta yüzyıllardır bize hakaret niyetiyle verilmiş olan ‘Nusayri’ ismini kullanmamız ne kadar doğrudur? Bilenler çok iyi bilir biz arap Alevilerinin mevcut tek tarih kitabı vardır. Oda Muhammed Emin Galip Tavili’nin yazmış olduğu “Tarih-ul Aleviyyin” (arap Alevileri tarihi Nusayriler ismiyle tercüme edildi) bu tarih kitabından bir iki alıntıyla sizlere gerçek ismimiz hakkında bilgi vereceğim:
“alevi adının unutulduğunu, Alevilerin nusayra dağı adına nisbetle anılır olduğunu söylemiştik. Kimileri ‘nusayriler’ adının seyyid ebu şuayb Muhammed bin Nusayri el-basri en-numeyri’ye nisbetle verildiğini sanır. Oysa doğrusu, bu adın dağın adından türetildiğidir. Sonraları ‘nusayri’ kelimesi en çirkin aşağılama kelimelerinden biri oldu.
Mevlamızın lütuf ve hayrına şükrü sena ve verdiklerine hamd ederiz ki, dünya savaş’ından sonra bu topluluğa eski adı olan ‘aleviler’ adı verildi. Ne de güzel bir adlandırmadır bu ve ne de büyük kazanç! Bu, 412 yıldır, yani Türklerin Alevileri katletmelerinden (yavuz katliamı) beri yoksun bırakıldığı şeydi. Bu ad gasp edilmiş haklarından onlara ilk geri verileni oldu” Tarih-ul Aleviyyin s. 305. günümüzde ise ne yazık ki ilk kazanmış olduğumuz hakkımız olan ismimizi kendi elimizle değiştirip, aşağılama niyetiyle bize verilmiş olan ‘nusayri’ ismini kullanmaya çalışıldığını görmekteyiz. Yukarıdada ifade ettiğimiz gibi, İskenderun ve adana da akad isminde bir alevi derneğimiz kuruldu. Bu derneğin kurucuları çok değerli alevi şeyhlerimizdir. Ama ne yazık ki bu şeyhlerimizden bazıları yazılarında, sözlerinde ve eylemlerinde alevi ismi yerine ‘nusayri’ ismi kullanılmak hatta devletin gözündede resmileştirilmek istenilmektedir.
Değerli arkadaşlar! Alevi kültürünü ve değerlerini korumak isteyen tüm kardeşlerimden ricam akad derneğinin sitesine girip bu isim konusunda bir eleştiri yazısı yazmanız. http://akad12.com/index_dosyalar/Page594.htm bu adrese yazacağınız eleştiri yazısı türlü zorluklarla kazandığımız alevi ismine sahiplenmek içindir. Eğer böyle devam ederse ne yazık ki aşağılama olarak bize verilmiş olan ‘nusayri’ ismi geri verilecektir.
Bizlerin var olan bir adı var ve bu isim bizde peygamber döneminden beri kullanılmaktadır. Ayrıca Suriye de Şeyh Mahmut Salih tarafından yazılmış olan “en-Nebeu’l-Yakin ‘Ani’l-Aleviyyin” adlı kitapta, orada yaşayan alevi kardeşlerimizin de düşüncelerine yer verilmiştir. Bu kitap “Gerçeklerin Işığında Aleviler” ismiyle Ahmet bedir tarafından tercüme edilmiştir. Kitapta “Alevilerin soyu” bölümünde 1936 da kırdaha beldesinde alınan kararların yazıldığı belgeden alıntılar mevcut bu alıntılarda alevi ismi üzerinde özellikle durulmuştur. Kitabın başında kısa bir alevi tarihinden bahsederken alevi isminin nerden geldiğine değinilmiş.
“Aleviler varlıklarının ilk gününden itibaren bu isimle tanındılar. İlk Alevilerin torunları da güçleri zayıflayıp zalim eller tarafından paramparça edilene kadar bu isimle tanınmaya devam ettiler. Bundan sonra despot siyasetçiler “Alevi” ismini “Nusayri” olarak değiştirdiler. Amaçları, peygamber soyunun haklılığına inanan bu Arap Müslüman toplumu her zaman ki gibi yerme ve yaralamaya zemin hazırlamaktı. Bir diğer amaçları da Alevileri şii dostlarından uzaklaştırarak yapacakları vahşi eylemleri kolaylaştırmaktı. Nitekim amaçlarına ulaştılar. Alevilere kabul etseler de etmeseler de “Nusayriler” adını verdiler. Bu adı o kadar çok kullandılar ki onu Alevileri tanıtan yegâne isim haline getirdiler.” Sayfa 25.
Değerli kardeşlerim eğer sizde bizim gibi ‘Nusayri’ isminin bizim gerçek ismimiz olmadığını düşünüyorsanız bir eleştiri yazısı yazınız ve mümkünse bu mesajı tanıdığınız duyarlı ne kadar arap alevi kardeşiniz varsa ona da göndermeniz. Ve onlarında yazmalarını sağlamanızdır.(not:kardeşlerim Muhammed bin Nusayri’ye tabi olmak onun Aleviliğin büyük zatlarından biri olduğunu kabul etmek ayrı bişeydir,Nusayriliği kavram olarak bir mezhep, tarikat gibi kabul etmek ayrı bişeydir ve Nusayrilik adında bizim ne tarikat nede mezhep şeklinde bir adımız vardır.Alevi:ehli beytin soyundan gelen veya ona tam anlamıyla tabi olana denir.)
Saygı ve sevgilerimizle,Selamlar.
Değerli arkadaşlar.
Günümüzde ne yazık ki iki yıllık geçmişi olan bir dernek(AKAD) aracılıgıyla biz Alevilere istemediğimiz bir ismi adım adım makaleler,söylem ve hatta girişimlerle resmileştirilmek istenmektedir.Ve ne yazıkki bu dernek, Nusayrilik adı ile ilgili ,kuruldugu yerde bile dernegin dışında kalan diğer büyüklerimizin fikrine(değil onaylarını almak) bile danışılma ihtiyacı hissedilmeden,birkaç şeyhimizin bunu bir misyon edinmişçesine gerçekleştirmeye çalışmakta olduğunu gözlemlemekteyiz.Ve işin en garip tarafı ise tamamen(degil Antakya samandağı iskenderunun diğer büyüklerinin fikri sorulmadan bile)oldu bittiye getirilmeye çalışılmasıdır.Yani Samandağı Antakya ve iskenderundaki büyüklerimize hiç danışılmadan,konuşulmadan böyle toplumumuzun isim konusu gibi, bütün toplumu bağlayıcı kararlar alınmasına şüpheyle ve kaygıyla bakıyoruz.Degerli kardeşlerim lütfen ama lütfen bunun sonuçlarını bir düşünün gelecekte hangi sorunlara gebe kalacabilecegini degerlendirelim.Hükümetler yakın gelecekte bu dönemde oldugu gibi(ki günümüzdeki yalan oldugu ortaya çıktı ancak ileride mutlaka tekrar gündeme gelecektir)alevi sivil toplum örgütlerine kendinizi tanımlayın ve isteklerinizi tespit edin gibi yaklaşımlarda bulunacağı zaman,acaba kendimizi Nusayrilik adıylamı tanımlayacagız?? ileride yapılacak yasalarda tüzüklerde yönetmeliklerde vs vs nusayrilik adıyla temsil edilmemiz gerçekten doğru bir olaymıdır?? Yüz yıllardır biz Alevilere hakaret amacıyla ‘Nusayri’ ismiyle hitap edildik. Oysaki bizim peygamber döneminden beri var olan aleviler ismimiz vardır. Mişket el-envar, s. 326. kitabında Cafer sadık (as) bir hadiste taraftarları olan bizlerin ismini zikretmiştir: “biz aleviyiz taraftarlarımızda alevidir...” demiştir. Bu isim bizlere peygamber ve ehlibeyt imamları tarafından konulmuşken. Bizim çıkıp ta yüzyıllardır bize hakaret niyetiyle verilmiş olan ‘Nusayri’ ismini kullanmamız ne kadar doğrudur? Bilenler çok iyi bilir biz arap Alevilerinin mevcut tek tarih kitabı vardır. Oda Muhammed Emin Galip Tavili’nin yazmış olduğu “Tarih-ul Aleviyyin” (arap Alevileri tarihi Nusayriler ismiyle tercüme edildi) bu tarih kitabından bir iki alıntıyla sizlere gerçek ismimiz hakkında bilgi vereceğim:
“alevi adının unutulduğunu, Alevilerin nusayra dağı adına nisbetle anılır olduğunu söylemiştik. Kimileri ‘nusayriler’ adının seyyid ebu şuayb Muhammed bin Nusayri el-basri en-numeyri’ye nisbetle verildiğini sanır. Oysa doğrusu, bu adın dağın adından türetildiğidir. Sonraları ‘nusayri’ kelimesi en çirkin aşağılama kelimelerinden biri oldu.
Mevlamızın lütuf ve hayrına şükrü sena ve verdiklerine hamd ederiz ki, dünya savaş’ından sonra bu topluluğa eski adı olan ‘aleviler’ adı verildi. Ne de güzel bir adlandırmadır bu ve ne de büyük kazanç! Bu, 412 yıldır, yani Türklerin Alevileri katletmelerinden (yavuz katliamı) beri yoksun bırakıldığı şeydi. Bu ad gasp edilmiş haklarından onlara ilk geri verileni oldu” Tarih-ul Aleviyyin s. 305. günümüzde ise ne yazık ki ilk kazanmış olduğumuz hakkımız olan ismimizi kendi elimizle değiştirip, aşağılama niyetiyle bize verilmiş olan ‘nusayri’ ismini kullanmaya çalışıldığını görmekteyiz. Yukarıdada ifade ettiğimiz gibi, İskenderun ve adana da akad isminde bir alevi derneğimiz kuruldu. Bu derneğin kurucuları çok değerli alevi şeyhlerimizdir. Ama ne yazık ki bu şeyhlerimizden bazıları yazılarında, sözlerinde ve eylemlerinde alevi ismi yerine ‘nusayri’ ismi kullanılmak hatta devletin gözündede resmileştirilmek istenilmektedir.
Değerli arkadaşlar! Alevi kültürünü ve değerlerini korumak isteyen tüm kardeşlerimden ricam akad derneğinin sitesine girip bu isim konusunda bir eleştiri yazısı yazmanız. http://akad12.com/index_dosyalar/Page594.htm bu adrese yazacağınız eleştiri yazısı türlü zorluklarla kazandığımız alevi ismine sahiplenmek içindir. Eğer böyle devam ederse ne yazık ki aşağılama olarak bize verilmiş olan ‘nusayri’ ismi geri verilecektir.
Bizlerin var olan bir adı var ve bu isim bizde peygamber döneminden beri kullanılmaktadır. Ayrıca Suriye de Şeyh Mahmut Salih tarafından yazılmış olan “en-Nebeu’l-Yakin ‘Ani’l-Aleviyyin” adlı kitapta, orada yaşayan alevi kardeşlerimizin de düşüncelerine yer verilmiştir. Bu kitap “Gerçeklerin Işığında Aleviler” ismiyle Ahmet bedir tarafından tercüme edilmiştir. Kitapta “Alevilerin soyu” bölümünde 1936 da kırdaha beldesinde alınan kararların yazıldığı belgeden alıntılar mevcut bu alıntılarda alevi ismi üzerinde özellikle durulmuştur. Kitabın başında kısa bir alevi tarihinden bahsederken alevi isminin nerden geldiğine değinilmiş.
“Aleviler varlıklarının ilk gününden itibaren bu isimle tanındılar. İlk Alevilerin torunları da güçleri zayıflayıp zalim eller tarafından paramparça edilene kadar bu isimle tanınmaya devam ettiler. Bundan sonra despot siyasetçiler “Alevi” ismini “Nusayri” olarak değiştirdiler. Amaçları, peygamber soyunun haklılığına inanan bu Arap Müslüman toplumu her zaman ki gibi yerme ve yaralamaya zemin hazırlamaktı. Bir diğer amaçları da Alevileri şii dostlarından uzaklaştırarak yapacakları vahşi eylemleri kolaylaştırmaktı. Nitekim amaçlarına ulaştılar. Alevilere kabul etseler de etmeseler de “Nusayriler” adını verdiler. Bu adı o kadar çok kullandılar ki onu Alevileri tanıtan yegâne isim haline getirdiler.” Sayfa 25.
Değerli kardeşlerim eğer sizde bizim gibi ‘Nusayri’ isminin bizim gerçek ismimiz olmadığını düşünüyorsanız bir eleştiri yazısı yazınız ve mümkünse bu mesajı tanıdığınız duyarlı ne kadar arap alevi kardeşiniz varsa ona da göndermeniz. Ve onlarında yazmalarını sağlamanızdır.(not:kardeşlerim Muhammed bin Nusayri’ye tabi olmak onun Aleviliğin büyük zatlarından biri olduğunu kabul etmek ayrı bişeydir,Nusayriliği kavram olarak bir mezhep, tarikat gibi kabul etmek ayrı bişeydir ve Nusayrilik adında bizim ne tarikat nede mezhep şeklinde bir adımız vardır.Alevi:ehli beytin soyundan gelen veya ona tam anlamıyla tabi olana denir.)
Saygı ve sevgilerimizle,Selamlar.