YARADILI?IM_BU
21.04.2005, 12:16
Bu gün 23 Nisan. 23.Nisan.1920, Ankara’da Mustafa Kemal ve aralarinda Ermeni cemaati temsilicisinin de oldugu 115 milletvekili, kalabalik halk destegiyle yeni meclisi kurar. Hakimiyetin yeni adresi artik Ankara’dir.
Yarin 24 Nisan
24.Nisan.1915, Istanbul'daki Ermeni aydinlar, sanatcilar, ögretmenler, avukatlar, doktorlar ve mebuslar, Anadolu’da cikan Ermeni isyanlarinin elebaslari olduklari gerekcesiyle tutuklanir.
23.Nisan.1920 ilk meclisin kurulus bayrami, 24.Nisan.1915 ise Ermeni Tehciri kararinin ilk basamak tasidir. Bayram sevinciyle, “Soykirim” huzursuzlugunu pespese yasadigimiz iki gün.
23 Nisan hepimin bayrami. Türkiye Ermenilerinin de bayrami. Onlarinda Cumhuriyeti, her ne kadar Ermeni kökenli milletvekilimiz olmasa da onlarin da meclisi. Canakkale`de, Kurtulus savasi cephelerinde onlarin da kani var. Bu temelde onlarin da harci var.
1915’li yillarda yasanan olaylarin nedenlerini, kimin hakli kimin haksiz oldugunu, önce kimin basladigini, kimin daha fazla öldürdügünü tartismayi bir yana biraktigimizda, belki, ölenlerin yalnizca bizim ölenlerimiz olmadigini, onlarin da ölenleri oldugunu fark ederiz. Bizler nasil ölenlerimizin ardindan üzülür, yas tutar, dualar edersek, onlarinda üzüldügünü, yas tuttugunu, dua ettigini hatirlariz.
Diaspora Ermenilerinin 24 Nisan’i “Soykirim” günü kabul edislerini kabul edercesine, kendi Ermenilerimizi, Türkiye Ermenilerini üzebilecegimizi, rencide edebilecegimizi düsünmeden özellikle o gün karsi propoganda baslatiriz. Gazete mansetlerinde, Radyolarda, Televizyon ekranlarinda hakli oldugumuzu iddia eder, hatta, “onlarda hak etmisti” deriz. Ama Bizim Ermenilerimizin de gazete okudugunu, Radyo dinledigini, Televizyon izledigini hic aklimiza getirmeyiz.
23 Nisan da beraber kutladigimiz bayramin ardindan, diaspora’nin iddialarini gögüsleme telasina düserken, onlar da günün huzursuzlugunu kapandiklari evlerinde yasarlar. Ölen atalarindan kalan hüznü kimseye belli etmezler. Mezarliklarina, kiliselerine toplu ziyaret yapamazlar. Belki korktuklarindan, cekindiklerinden, belki de yeni tartismalar yaratmak istemediklerinden o gün evlerine cekilirler, isleriyle mesgul olurlar.
Yasanan aci olaylarda ölen müslümanlar icin “Ermeni mezalimi” anitlari dikilirken sanki, bir kan davasi güttügümüz izlenimi verdigimizi hic düsünmeyiz. Aralarindan biri “Ölenlerin arasinda bizim atalarimizda vardi. Bizim acimizi da anlayin...” diyemez. Derse, “Ne yani sen olanlara soykirim mi diyorsun?” deriz.
Yasanan acilari kendi tekelimize alir, onlarin acilarini, “Vatan Hainligi” ile es degerlendiririz.
Ayas yollarinda kervanim mi var
Beni öldürmeye fermanin mi var
Aglamaya sizlamaya dermanim mi var
Yandim allah yandim, yandirma beni
Türküsünü söylerken, sözlerdeki acinin, Ayas’a sürülen bir Ermeni’nin feryatlari oldugunu tabii ki bilmeyiz. Cünkü, Ermenilerin de acilari oldugunu hep unuturuz.
Türkiye’de kala kala 70.000 Ermeni’nin kaldigini, onlarin acilarina da biraz olsun saygili olmamiz gerektigini hic düsünmeyiz.
Pek gurur duydugumuz Dolmabahce sarayini Ermeni ustalarin yaptigini bilmeyiz. Ortaköy camii’ni de.
Belki de, Basbakan Tayyip Erdogan bile Istanbul’da calisma ofisi yapmak icin restore ettirdigi eski kaymakamlik binasinin Ermeni ustalarin eseri oldugunu bilmez.
Siz, Atatürk tarafindan Türk Dil Kurumu’nun basina getirilen ve ömrünün sonuna kadar o görevde hizmet veren, adindan A. Dilacar diye bahsettigimiz insanin Agop Dilacar oldugunu biliyor muydunuz?
dem gazetesi :Gökhan Özkan
Yarin 24 Nisan
24.Nisan.1915, Istanbul'daki Ermeni aydinlar, sanatcilar, ögretmenler, avukatlar, doktorlar ve mebuslar, Anadolu’da cikan Ermeni isyanlarinin elebaslari olduklari gerekcesiyle tutuklanir.
23.Nisan.1920 ilk meclisin kurulus bayrami, 24.Nisan.1915 ise Ermeni Tehciri kararinin ilk basamak tasidir. Bayram sevinciyle, “Soykirim” huzursuzlugunu pespese yasadigimiz iki gün.
23 Nisan hepimin bayrami. Türkiye Ermenilerinin de bayrami. Onlarinda Cumhuriyeti, her ne kadar Ermeni kökenli milletvekilimiz olmasa da onlarin da meclisi. Canakkale`de, Kurtulus savasi cephelerinde onlarin da kani var. Bu temelde onlarin da harci var.
1915’li yillarda yasanan olaylarin nedenlerini, kimin hakli kimin haksiz oldugunu, önce kimin basladigini, kimin daha fazla öldürdügünü tartismayi bir yana biraktigimizda, belki, ölenlerin yalnizca bizim ölenlerimiz olmadigini, onlarin da ölenleri oldugunu fark ederiz. Bizler nasil ölenlerimizin ardindan üzülür, yas tutar, dualar edersek, onlarinda üzüldügünü, yas tuttugunu, dua ettigini hatirlariz.
Diaspora Ermenilerinin 24 Nisan’i “Soykirim” günü kabul edislerini kabul edercesine, kendi Ermenilerimizi, Türkiye Ermenilerini üzebilecegimizi, rencide edebilecegimizi düsünmeden özellikle o gün karsi propoganda baslatiriz. Gazete mansetlerinde, Radyolarda, Televizyon ekranlarinda hakli oldugumuzu iddia eder, hatta, “onlarda hak etmisti” deriz. Ama Bizim Ermenilerimizin de gazete okudugunu, Radyo dinledigini, Televizyon izledigini hic aklimiza getirmeyiz.
23 Nisan da beraber kutladigimiz bayramin ardindan, diaspora’nin iddialarini gögüsleme telasina düserken, onlar da günün huzursuzlugunu kapandiklari evlerinde yasarlar. Ölen atalarindan kalan hüznü kimseye belli etmezler. Mezarliklarina, kiliselerine toplu ziyaret yapamazlar. Belki korktuklarindan, cekindiklerinden, belki de yeni tartismalar yaratmak istemediklerinden o gün evlerine cekilirler, isleriyle mesgul olurlar.
Yasanan aci olaylarda ölen müslümanlar icin “Ermeni mezalimi” anitlari dikilirken sanki, bir kan davasi güttügümüz izlenimi verdigimizi hic düsünmeyiz. Aralarindan biri “Ölenlerin arasinda bizim atalarimizda vardi. Bizim acimizi da anlayin...” diyemez. Derse, “Ne yani sen olanlara soykirim mi diyorsun?” deriz.
Yasanan acilari kendi tekelimize alir, onlarin acilarini, “Vatan Hainligi” ile es degerlendiririz.
Ayas yollarinda kervanim mi var
Beni öldürmeye fermanin mi var
Aglamaya sizlamaya dermanim mi var
Yandim allah yandim, yandirma beni
Türküsünü söylerken, sözlerdeki acinin, Ayas’a sürülen bir Ermeni’nin feryatlari oldugunu tabii ki bilmeyiz. Cünkü, Ermenilerin de acilari oldugunu hep unuturuz.
Türkiye’de kala kala 70.000 Ermeni’nin kaldigini, onlarin acilarina da biraz olsun saygili olmamiz gerektigini hic düsünmeyiz.
Pek gurur duydugumuz Dolmabahce sarayini Ermeni ustalarin yaptigini bilmeyiz. Ortaköy camii’ni de.
Belki de, Basbakan Tayyip Erdogan bile Istanbul’da calisma ofisi yapmak icin restore ettirdigi eski kaymakamlik binasinin Ermeni ustalarin eseri oldugunu bilmez.
Siz, Atatürk tarafindan Türk Dil Kurumu’nun basina getirilen ve ömrünün sonuna kadar o görevde hizmet veren, adindan A. Dilacar diye bahsettigimiz insanin Agop Dilacar oldugunu biliyor muydunuz?
dem gazetesi :Gökhan Özkan