Orijinalini görmek için tıklayınız : Çocuğa Sınır Çizmelisin....


Jilwan
06.03.2008, 20:31
Selamlar

Cocuklari egitirken sinir ve dogru bir sekilde hayir demek ögrenmeli...simdi sizlere bir alinti psikatrist yazinizi burada sunmak istiyorum...en iyi sekilde benim söylemek istedigimin tercümesidir..türkcemde bu aksam zorlaniyorum:001_unsur

bu konu üzere paylasimda ve tartismada bulunabiliriz..iyi okumalar ve yorumlar

saygilarimla

Canan

Çocuğunuza “hayir” Derken Dikkat Etmeniz Gerekenler

Disiplin kelime anlamıyla öğretmek demektir; oysa disiplin denildiğinde cezalandırma, sert davranma gibi kavramlar akla gelmektedir ilk anda.

Çocuklarımızın yaşamda yol alabilmeleri için öncelikle anne- babalarından öğrenmeleri gereken pek çok şey vardır. Kabul edilen- istenilen davranışları gösterebilmesi için çocuklara bu davranışları öğretmek, yanlış yapılanları düzeltmek gerekir. Çocuklar ancak doğrular gösterildikçe, yanlışlar düzeltildikçe doğrulara nasıl ulaşacaklarını öğrenebilirler.

Çocuklarımıza disiplin vermeye çalışırken nelere dikkat edilmeli?
• Çocuklar minyatür erişkinler değildir, onların da sizden farklı olabilen kendilerine göre gereksinimleri, duyguları var. Gürültülü sabırsız,talepkar, dağınıklar zaman zaman. Tamamen benmerkezcidirler, onlara göre dünya çevrelerinde döner ve onların istekleri her şeyin üstünde yer alır. Böyle hisseden ve düşünen çocuklarda bir erişkin gibi davranmasını beklersek onların çocukluklarını yaşamasına engel oluruz.

• Çocuklarımız sinirli, gergin olduğunda, öfkelendiğinde duygularını yaşamalarına izin verin.Fiziksel olarak şiddet göstermek değil söz ettiğimiz. Öfkelendiğinde arkasından gitmeyin, bırakın yalnız kalsın bir süre duygularını yaşasın. Sonrasında yanına giderek yaşananları, duygularını konuşmayı deneyebilirsiniz, zaman zaman özellikle de küçük çocuklar için geçerli olmak üzere, onlara kendi duygularını tanıtmak, dillendirmeleri için yardımcı olmak gerekebilir. Küçük çocukların özellikle de olumsuz olduğunu düşündükleri duygulardan korktuklarını, ifade etmekte güçlük çektiklerini biliyoruz, bu nedenle onlara bu tür duyguların da rahatlıkla söylenebileceğini, sonuçlarının kötü olmayacağını hem söylemek , hem de yaşatmak gerekir.Öfkelenmek demek o insanı sevmemek demek değildir, öfkeli çocuğunuza sıkıca sarılın ve sevginizi ona bu yolla aktarın, bir yandan da fiziksel şiddete yelteniyorsa sarılarak onu da önlemiş olursunuz.

• Çocuğunuzun davranışlarının altında yatan gereksinimi araştırın. “Her şeyi etrafa atıyor, bağırıp çağırıyor” Acaba annesinin hastalığı onu üzmüş ve duygularını böyle ifade edebiliyor olabilir mi?Veya kimsenin onunla ilgilenmediğini düşünüyor ve ilgi çekmek için bağırmayı seçiyor olabilir mi?

• Duygularını ifade etmeleri için küçük olduklarını hissediyorsanız onlara yardımcı olun” Çok sinirli olduğunu görüyorum, galiba arkadaşına gitmene izin vermediğim için bana kızdın” gibi. Onu anladığınızı ifade ettikten sonra sorunu çözmek için ona yardımcı olun.

• Doğal, mantıklı sonuçların ortaya çıkmasına olanak tanıyın. Çocuklar davranışlarının sonuçlarını görmeli ve davranışlarıyla ilgili ufak- tefek de olsa sorumluluk almaya başlamalı. Sürekli onları koruyarak, sıkıntılı durumlardan kurtararak deneyim yoluyla öğrenmeleri gerekenleri öğrenmelerine engel olabiliriz. Çocuklarımızı sürekli tehlikelerden, incinmelerden koruyamayız . İncinmeyi ve kendini tamir etmeyi öğrenecekler ve bu öğrenme sürecinde onlara hep destek olabilirsek, gereğinde yol gösterebilirsek, en azından yanlarında olduğumuzu ve her ne olursa olsun onları sevdiğimizi gösterebilirsek bu incinmeleri daha kolay atlatır ,tehlikelere karşı kendilerini daha iyi korurlar.

• Çocuğunuza emir vermeyin, yapılması gerekeni uygun durumlarda seçenekler halinde sunarak seçme şansı tanıyın. Yapılacak işle ilgili yetkilinin siz olduğunu hiç unutmayın.çocuğunuz olası seçeneklerden birini seçerek kendine güvenini arttıracaktır.

• Disiplinin, kuralların içine espri, oyun, gülmece katabilirsiniz. Çocuğunuz size kızgınsa yastık atmaca oynayabilirsiniz.

• Kendinizi kontrol edemeyecek kadar kızgınsanız ortamdan uzaklaşın.Uzaklaşmanızın anlamını çocuğunuzla paylaşın, uzaklaşmakla vereceğiniz zarar çocuğunuza verebileceğiniz diğer büyük zararlardan çok daha az olacaktır.

• Besleyici, sevgi dolu bir erişkinin ne kadar kabul gören, onurlandıran bir durum olduğunu anlayabilmek için çocukluğunuza geri dönün, kendi gereksinimlerinizi hatırlayın.


Kuralları koydunuz, çocuğunuza açıkladınız. Ancak o uyumakta direniyor. Sanki biraz fazla ödün veriyormuşsunuz gibi geliyor ya da bir türlü hayır diyemiyorsanız. Peki hayır demekte neden zorlanıyor olabilirsiniz?

• Çocuğumu yeterince göremiyorum, birlikte az vakit geçiriyoruz ve o zamanlarda onu zorlamak, kırmak istemiyorum.

• Çok katı bir eğitim sistemiyle büyüdüm, çocuğuma hayır demek doğru mu, acaba.

• Hayır desem de onun ısrarlarına nasılsa dayanamayacağım, bu sorunu nasıl halledeceğimi bilemiyorum, o nedenle de baştan evet deyip geçiştiriyorum.

• O kadar saat ona açıklama yapacağıma kendim yaparım daha iyi.


Bu ve benzeri cümleler sizi hayır demekten alı koyar olabilir. Ancak “hayır” çocuğunuzun önemli kelimelerinden biridir.
Peki ; hayır demek niçin bu kadar önemli ve gerekli?

• Çocuğunuzun biçimlenmesine, kişilik sahibi olmasına, sorumlu, özgür, becerikli olmasına yardımcı olur. Engellenmek, bütün istediklerinin olmayacağını öğrenmek çocuğun psikolojik gelişiminde oldukça önemlidir.

• Hayır dediğinizde çocuğunuza sınır koymuş oluyorsanız. Kabul edilmemiş sınırlar çocuğunuzu incitmez, aksine güven verir. Sınırlar belirsiz olduğunda çocuğunuz kendini kararsız- güvensiz hissedecektir. Onun gereksinimlerini anlamanız demek her istediğini yapmasına izin vermek demek değildir. Ancak sınırları sürekli değiştirmemek, hayırlarınızda tutarlı olmak da çok önemli. Bazı “”hayır”lar çocuğun yaşına göre ve bazı durumlara göre “evet”e dönüşebilir elbette. Genel anlamda tutarlılığı elden bırakmayın yeter.

• Çocuğunuzla arkadaş olmayı çok fazla ön plana çıkarmayın. Çocuğunuzla arkadaş olduğunuzda onu yetişkin gibi kabul ederseniz onun çocuk olmaktan gelen haklarını elinden almış olursunuz. Siz onun yaşına inerseniz çocuğunuz onu koruyan, aklı başında, sınır koyan anne- babadan yoksun kalır. Oyun içinde veya bazı durumlarda arkadaşlık etmekten söz etmiyoruz elbette, bütün ilişkiyi arkadaşlık şeklinde yaşamaktan bahsetmekteyiz.

• Çocuğunuzun bütün isteklerini her türlü zorluğa göğüs gerip yaptığınızı farz edelim, ancak onun yaşamındaki diğer insanlar bu derece fedakar olmayabilir, kendi isteklerini çocuğunuzun hatırı için ertelemeyebilir, hatta ertelemeyecektir. Bu yüzden de; çocuğunuzu erken yaşlarda ertelemelere, beklemelere, vazgeçmelere ve kurallara uymaya alışmalıdır.


Hayır derken nelere dikkat edeceğiz?
• “Hayır”ları yumuşak, sıcak; ancak net, kararlı bir tonda söyleyin. Hayır dedikten sonra çocuğunuzun ilgisini çekebilecek, sevebileceği bir duruma çekemeye uğraşın.

• * Duygusal enerjinizi çocuklarınızın hoşuna gidecek, ilgilerini çekecek şeylere saklayın. Çocuklar ailelerinin duygusal enerjisini- ister olumlu isterse de olumsuz yönde- kendi üzerlerinde toplamaya çalışırlar, bu nedenle enerjinizi kızgınlık, öfke yerine gülmeye eğlenmeye ayırırsanız çocuğunuzla daha eğlenceli ve daha sağlıklı vakit geçirmiş olursunuz.

• “Hayır” dediğiniz şeye yaşamınızda ne kadar yer verdiğinize bir göz atın. Kolanın zararlı bir içecek olduğunu anlatıp, bu nedenle onun içmesine izin vermiyorsunuz, ancak siz her akşam kola içiyorsunuz, çocuğunuz için ne kadar inandırıcı olabilirsiniz.

• “Hayır” dediğiniz şeye karşı çocuğunuzun ilgisi artabilir, sizi denemek amacıyla defalarca ve hatta bıktırırcasına bu isteğini tekrarlayabilir. Sabırla “hayır”ınızı tekrarlayabilirseniz amacınıza ulaşmış olursunuz. Hem “hayır” dediğiniz şey yapılmamış olacak hem de çocuğunuz sizin net tavrınız karşısında durmayı ,davranışlarını ayarlamayı öğrenecektir.

• Çocuğunuzun bir şeyi yapmasına izin vermiyorsanız sadece “hayır” demek yeterli olmaz, çocuğunuza farklı bir şey yapmayı önerebilirsiniz . “Birlikte yemek yapalım mı” , “Boyama yapmaya ne dersin”, “Lego oynamak ister misin” gibi.


Disiplin- otorite- “hayır” diyebilmek, ilk duyulduğunda insana ürküntü, tedirginlik veriyor olabilir. Hele de küçük çocuğunuza karşı uygulanabilecek bir şeymiş gibi görünmüyor olabilir. Ancak; sınırını bilen, engellemeler karşısında kişiliğini oluşturabilen, gerektiği zaman vazgeçmeyi gereğinde de direnebilmeyi bilen bir genç- bir erişkin yetiştirebilmenin koşullarından biri de çocuğunuzu doğru biçimde eğitebilmek, disiplini yeterince ve gereğince verebilmek. Ne olursa olsun, ne yaşanırsa yaşansın onları çok sevdiğinizi söylemeyi unutmadan elbette.

Psikiyatr Özlem Mestçioğlu

Şirin Baba
06.03.2008, 21:06
Disiplin- otorite- “hayır” diyebilmek, ilk duyulduğunda insana ürküntü, tedirginlik veriyor olabilir. Hele de küçük çocuğunuza karşı uygulanabilecek bir şeymiş gibi görünmüyor olabilir. Ancak; sınırını bilen, engellemeler karşısında kişiliğini oluşturabilen, gerektiği zaman vazgeçmeyi gereğinde de direnebilmeyi bilen bir genç- bir erişkin yetiştirebilmenin koşullarından biri de çocuğunuzu doğru biçimde eğitebilmek, disiplini yeterince ve gereğince verebilmek. Ne olursa olsun, ne yaşanırsa yaşansın onları çok sevdiğinizi söylemeyi unutmadan elbette.

Psikiyatr Özlem Mestçioğlu

Canan teşekkürler,güzel bir konu olmuş.Hepsini okudum ve bu hayır deme konusunda ne yazıkki sıkıntıları bir türlü aşamadık.
Çok ısrarcı malesef,bu yüzden hayırlarımızı evete çeviriyor,yanlış yaptığımız belli.Otprite kurmakta ben zorlandım çünkü küçükken çok az görüyordum,iş dolayısıyla iki günde bir ve o zaman sonsuz Evet sundum kendi adıma tabii..

Düzeltmek için bir şansımız vardır sanırım,oda dediğin gibi sonsuz sabırla ve öfkesiz hayır diyebilmek...

teşekkürler

halitseyfi
07.03.2008, 00:36
Eline sağlık Sevgili can

Bir çoğumuzun Hayır diyemeyişimiz yüzünden, ya özgür çocuk yetiştirelim diye arsız çocuk yetiştiriyoruz, yada aşırı baskıcı bir ebebeyin olup çıkıyoruz.

Ne zaman ki çocuklara karşı dengeli ve doğru yaklaşmayı başarırsak işte o zaman gerçek ilerleme sağlana bilir. Bu da eğitilmiş ana-babayla mümkündür.

ecolis
07.03.2008, 01:10
Guzel konu icin tesekkurler.KarmasIk bir psikolojiyle buyuduyumden cocuk psikolojisine cok onem verenlerdenin.Cocuklarimizi dogru bicimde eyitmek adina bu tur konulara daha fazla onem vermeliyiz.

babannedemiyeli
07.03.2008, 17:36
çocuklara hayır denilmesi gerektiği konusunda kesinlikle katılıyorum
çünki bu masum böcükler anne baba ve büyükleri kullanmayı çok iyi biliyorlar
özellikle bebeklikten çocukluğa geçiş evresi olan 2 ve 4 yaş dönemi çocuğun dünyayı keşfedip herşeye itiraz ederek ve ebebeynlerininde sınılarını zorlayarak öğreniyorlar hayatı

bir çocuğa yağılacak en büyük kötülük her şeyine evet demektir.
kızım için pedegog ile görüşmemizde
çocuk bir şey istediğinde anne veya baba hayır dediğinde çocuk önce sızlanır.sonra tekrar ister yine hayır ile karşılaştığında ağlamaya başlar tekrar ister tekrar hayırda artık çocuk okadar ağlarki hatta sinir nöbetleri geçirmeye başlar kızarır morarır bir yetişkin o kadar ağlayamaz ama bir çocuk istese tam 4 saat ağlayabilir.o nokta da eğer anne baba bu durum karşısında of ya al tamama deyip çocuğun istediğini versiğinde yada yaptığında çocuk kazanmış anne baba kaybetmiştir o anlık ama aslında gelecek hayatında kaybetmiştir.çocukta oluşan düşünce demekki ben bu kadar ağlama ile bunu yaptırdım bir dahaki sefere başka bir şey için daha fazla ağlayarak veya direterek yine yaptırırımı öğrenir ki bu da çocuk için çok tehlikelidir.

pedegog derki evetleriniz hep evet hayırlarınız hep hayır olsun der asla değiştirmeyin
bazı anne babalar çocuğun ısrarına dayanamıyoruz dediğinde var sayıki çocuğunuz bıcak istiyor verebilirmisiniz çocuğunuzun eline hayır değilmi o zaman bıçaktaki gibi diğerkerindede kararlı olun der

birde çocuğa mantık yürütmeyi öğretin der
hep ne deriz.bizede çokken hep derlerdi
çocuk koşuyor mesela
ne yapılıyor yada ne yapıyoruz genelde
koşma çocuğum
ama çocuk yine koşuyor
biz yine diyoruz koşma çocuğum
sonra bu yine tekrarlanıyor ve hiç hoş olmayan bir sonuç çıkıyor yetişkin ve çocuk bir sinir harbi yaşıyor.ve bazende çocuk dövülüyor.
doğru olan mantık yürütmesini sağlamak
yetişkin :çocuğum koşma
çocuk : ama niye
yetişkin :ben sana neden koşma diyorumdur sence
çocuk :düşerim
yetişkin :düşersen ne olur
çocuk :bacağım acır
yetişkin :bacağın acırsa ne olur
çocuk :üzülürüm
yetişkin: o zaman üzülmek istiyorsan koş........

doyumsuz bir çocuk ileriki zamanda doyumsuz bir yetişkindir.
hayır denildiğinde çatlasada patlasada niye hayır dendiği anlatılsın halen ağlıyor veya sızlanıyorsa kayıtsız davranılsın bir çocuğa verilecek en iyi ceza ilgisiz kayıtsız kalmaktır.
o zaman çocuk bunu 3 veya 5 defa daha deneyecektir ama sonra bırakacaktır biraz sancılı bir dönemdir bu dönemler
bende bir tane var 3 yaşında cadı
bizde yavaş yavaş öğreniyoruz anneliği babalığı
bildiğim tek şey anne babamı çocuğa öğretiyor yoksa çocukmu anne baba ya halen karıştırırım

çok güzel yazdım ellerime sağlık

Jilwan
07.03.2008, 19:10
Canan teşekkürler,güzel bir konu olmuş.Hepsini okudum ve bu hayır deme konusunda ne yazıkki sıkıntıları bir türlü aşamadık.
Çok ısrarcı malesef,bu yüzden hayırlarımızı evete çeviriyor,yanlış yaptığımız belli.Otprite kurmakta ben zorlandım çünkü küçükken çok az görüyordum,iş dolayısıyla iki günde bir ve o zaman sonsuz Evet sundum kendi adıma tabii..

Düzeltmek için bir şansımız vardır sanırım,oda dediğin gibi sonsuz sabırla ve öfkesiz hayır diyebilmek...

teşekkürler

sevgili sefer abi,ben tesekkür ederim...sinirsiz bir cocuk kayip bir cocuktur,bunu herzaman söyleyen profesorum vardi...derdi ki, sinir cizmediginiz an, bilin ki kaybeden cok olacak ve bunu telafi etmek icin daha cok zamaninizi alicak,iyilik yapmak istiyorsaniz,cok kücük yasta siniri cizmeye baslayin,sakin ve sicak bir seslen....

Eline sağlık Sevgili can

Bir çoğumuzun Hayır diyemeyişimiz yüzünden, ya özgür çocuk yetiştirelim diye arsız çocuk yetiştiriyoruz, yada aşırı baskıcı bir ebebeyin olup çıkıyoruz.

Ne zaman ki çocuklara karşı dengeli ve doğru yaklaşmayı başarırsak işte o zaman gerçek ilerleme sağlana bilir. Bu da eğitilmiş ana-babayla mümkündür.
evet halit abi, dengeyi bulmak en büyük amactir...arsiz cocuk yetistiren anne babalardir:ehyani
Guzel konu icin tesekkurler.KarmasIk bir psikolojiyle buyuduyumden cocuk psikolojisine cok onem verenlerdenin.Cocuklarimizi dogru bicimde eyitmek adina bu tur konulara daha fazla onem vermeliyiz.

Herkezin belli bir cocuklugu vardir,egitim stilleri eskiden daha farkliydi,yasam farkliydi,ama bugünlerde bile eskiye yönelik cocuk yetistiren insan sayisi yüksek...yenilikleri göz önünde bulundurmak gerek,insan oglu nasil kendisini gelistirmek zorundaysa, egitimide herzaman yenilemeli,yani degisen dünyaya adapte etmeli ev cocuga ne iyise onu uygulamali..


saygilarimla

halitseyfi
08.03.2008, 23:10
Çocuk; dünyanın en tatlı şeyi ve en acı çektireni olabiliyor.

Ama çocuklarımız en büyük servetlerimizdir. Yanlız anne ve babanın mı? kesinlikle hayır.. o çocuk artık herkesin, tüm toplumun çocuğudur.

aşağıda yazacaklarım hayali seneryodur, hayali olduğu kadarda gerçektir. Çevrenize bir bakın, gerçek olduğunu göreceksiniz.

İki Aile:
1. aile, çocuğuna karşı sevgi ile ve bilinçli bir şekilde yaklaşarak kendine ve çevresine karşı ne kadar iyi davranması gerektiğini anlatır, örneklerle (tabi örnek anne babadır) bunu çocuğa gösterir. Oyuncak olarak çocuğun kendini zihnen ve duygusal olarak geliştirebileceği basit ama etkili oyuncaklar alı. kitap, bebek, yapboz, vs

Çocuklarıyla sürekli konuşur onunla iletişime uzun zamanlar ayırır. Tolum için faydalı olacak mücadeleci ama şiddeten uzak duracak bir çocuk yetiştirirler. Artık içleri rahattır. Çünki çocukları için gerekenleri yapmışlardır. Huzur içindedirler.

2. aile: çoculları doğduğunda ailedeki huzursuzluk içine gözlerini açmıştır. Anne baba sürekli bir kavga ve çekişme içindedir. Şiddet dizboyu... Çocuklarını eğitirken sert acımasız ve konuşmaktan ve doğru davranışlar sağlamaktan acizler. çocuk şiddet gördüğü için şiddete meyilli, albildiğine çevresine karşı kinli ve nefretle dolu. Oyuncakları silah, kılınç, bıçak türü şeyler. tv deki şiddet dizilerinede hayran.

Birgün iki çocuğunda yolları bir ortamda kesişir. her hangi bir tatsız olay yüzünde karşı karşıya gelirler. Karşılıklı bir kaç kırıcı sözden sonra 1. çocuk uzaklaşmak ister ama 2.çocuk önünü keser (polat gibi racao kesecek ya) silahını çıkartır 1. çocuğun kafasına sıkar........

Lütfen boşlukları siz doldurun.

Bizim çocuğumuz iyi yetişmişti içimiz rahattı ama........

sadece bizim çocuğumuzun iyi yetişmesi yeterli mi?????????????????

Ya diyer çocuklar......................

turkuaz
13.04.2008, 01:50
hepimiz çocuk degilmiydik
önce bi 18 yaşına gelsek derdik sonra şu olkul bi bitse, sonra skerlik felan filan derken geçip gitti yıllar belki arkada birsürü keşkeler bıraktık.
belki bize hayır yapma yerine böyle yaparsan sonucu bu olur deselrdi keşkelerimiz biraz daha azalmış olurdu, benim çocugum serseri olmasın benim çocugum mühendiz doktor olsun diye büyüttüler bizi hep bir umutla, belki yönlendirmediler çocuk hakkaten bir fidan gibi yönlerdirmek çevresini arkadaşlarını belirlemek bizim elimizde

Kara Davut
13.04.2008, 02:36
Çocuk olmak ne güzel şey,helede bu devirde.Her dediğin alınır,her mızırdandığında susturmak için bir şeyler verilir.yaşamadığımız duyguları,onlara yaşatmaktır tek isteğimiz.oysaki biz böylemi büyüdük?ayağımızda lastik ayakkabılar,kısa paçalı bir pantolon,yalın ayak,baldırı çıplak günleri kovalardık tarlalarda,bahçelerde.tepeden tırnağa toz toprağa belenir,eve arka kapılardan,pencerelerden girerdik.birde ensemize iki tokat yapışırdı üstelik:)ah o güzel günler..keşke hep öyle kalsaydıkta,iki tokat da fazladan yeseydik ensemize:)
aslına bakılırsa bugünkü çocukların hepsi,çok iyi birer gözlemci.ne verirsen onu değil,ne bulurlarsa onu alıyorlar anında.yani birer bilgi canavarları adeta.gerek eğitimde,gerek ahlakta,gerek yetenekte bizim çocukluğumuzdan çok çok ilerideler.5 yaşındaki kızımı bilgisayardan zor kaldırıyorum hemde rica minnet.devir teknoloji devride ne çabuk kaptılar bu teknolojiyi ben bile anlamadım.ben bilgisayarı 2 sene ders olarak okudum anlamadım.ne zaman ki evime bilgisayar aldım,3-4 ayda çözdüm.ama bizim ufaklık benden önce öğrendi desem yeri var.Annesinin 3 sene önce öğrendiği yemeklerin tarifini,benim kızımdan öğreniyorum.o minicik elleriyle kendine verilen işi yaparken,adeta küçük bir karınca gibi dolaşır evin içinde.ben bu zamana kadar kızıma hiç kızmadım.ve bunun çok faydasını gördüm.ancak bu kısıtlama getirmediğim anlamında anlaşılmasın.ben yapmasını istemediğim bir şeyi kızıma anlatarak,yapması halinde başına gelebilecekleri söyleyerek hep uyarmışımdır.ve kontrollü olarak yaptığı yanlışları takip ederek,göreceği zararın farkına varmasını sağlamışımdır.aynı babannedemiyeli canın verdiği örnek gibi fakat uygulamalı ve kontrollü olarak acıyı yaşamasınıda öğretmişimdir.
-kızım koşma,
neden,
-düşersin,
düşmem
-pekala beraber koşalım,
tamam,
-sen koş,ben seni yakalayayım
koşar ve düşer,acıyı yaşar ve öğrenir.bu tarz hafif çaplı zararlar kişinin acıyla yüzleşmesinide sağlayacağından,ben bu gibi küçük çaplı zararlara karşı çok tedbirli davranmam.Çünkü çocukluğunda belli miktarda acıyı tatmayan çocuk,ileride yaşayacağı daha büyük acılara karşı savunma mekanizmasını kullanamıyor.ve kişilik problemleri yaşayabiliyor.kendine olan özgüveni gelişmiyor.ve hep yardım bekliyorlar.yaşadıkları ilk acıda,helede yalnızlarsa psikolojileri daha çok bozulabiliyor.Eğitimden maksat çok yönlü olmalıdır.kötülüklerden korumak,iyilikleri öğretmek,zeka ve kabiliyetini geliştirmek,sosyal bir ortama hazırlamak vs.gibi.asıl önemli olan ise belli bir yaşa geldikten sonra eğitimi bırakıp,yönlendirmektir.düşünüp,doğruyu ve yanlışı ayırt edebilme yeteneğine sahip olan çocukları eğitmek yerine yönlendirmek daha doğru olacaktır.yine doğrular ve yanlışlar anlatılmalıdır ancak,kararı kendisinin vermesi gerektiği fikri aşılanmalıdır.

Kara Davut
14.04.2008, 00:38
ÇOCUĞUN HER İSTEDİĞİNİ ALMAMAK!

Çocuktur,gördüğü herşeyi ister.Bazen gerçekten sevdiği için,bazen sırf size sözünü geçirebilmek için,olmadık anlarda olmadık şeyleri isteyebilir.Bundan 1.5 sene önce,kızım 3,5 yaşındayken beraber bir arkadaşımın dükkanına gittik.Arkadaşım oto yedek parça şatışı yapıyor.gidip bir çayını içeyim,bu arada da annesi ev işlerini daha rahat yapsın diye hemde temiz hava alması maksaylı kızımıda yanıma aldım.neyse geze eğlene dükkana gittik.hoş-peş sohbet edip çaylarımızı içerken,kızım elinde kocaman bir mercedes farıyla yanımıza geldi;
-baba bana bunu al!
kızım bu ne?
-ben istiyorum bunu
kızım elindeki ne
-oyuncak!!!

renkli ve parlak,dikkat çeken her şeye çocuklar bayılır.ne olduğunu bilmediği halde isterler.neyse,güzel bir dille onun bize gerekli olmadığını,ancak gerektiği zaman alacağımın sözünü vererek güç bela ikna ettim.çocukların birde inatçı ve arsız damarları vardır.güzellikle birşeyleri anlatmazsanız,heran yere atıp kırabilirler.
O gün için 300 milyondan fazla olan farı almaktan son anda kurtuldum!!!
çocuklara küçük yaştan itibaren varlık ve yokluk bilinci aşılanmalı.para denen nesnenin varlığından ve ne işe yaradığından bihaber olan çocuklar,varlık ve yokluk kavramı aşılanmazsa,olmadık yerlerde olmadık şeyleri istemekte hiçbir sakınca görmezler.aslında çocuk eğitimi tam bir profesyonellik gerektirir.ve bu konuda biz ebeveynlere yardımcı olacak pek çok güzel kitap bulunmaktadır.

öykücan
14.04.2008, 00:59
Çocuk olmak ne güzel şey,helede bu devirde.Her dediğin alınır,her mızırdandığında susturmak için bir şeyler verilir.yaşamadığımız duyguları,onlara yaşatmaktır tek isteğimiz.oysaki biz böylemi büyüdük?ayağımızda lastik ayakkabılar,kısa paçalı bir pantolon,yalın ayak,baldırı çıplak günleri kovalardık tarlalarda,bahçelerde.tepeden tırnağa toz toprağa belenir,eve arka kapılardan,pencerelerden girerdik.birde ensemize iki tokat yapışırdı üstelik:)ah o güzel günler..keşke hep öyle kalsaydıkta,iki tokat da fazladan yeseydik ensemize:)
aslına bakılırsa bugünkü çocukların hepsi,çok iyi birer gözlemci.ne verirsen onu değil,ne bulurlarsa onu alıyorlar anında.yani birer bilgi canavarları adeta.gerek eğitimde,gerek ahlakta,gerek yetenekte bizim çocukluğumuzdan çok çok ilerideler.5 yaşındaki kızımı bilgisayardan zor kaldırıyorum hemde rica minnet.devir teknoloji devride ne çabuk kaptılar bu teknolojiyi ben bile anlamadım.ben bilgisayarı 2 sene ders olarak okudum anlamadım.ne zaman ki evime bilgisayar aldım,3-4 ayda çözdüm.ama bizim ufaklık benden önce öğrendi desem yeri var.Annesinin 3 sene önce öğrendiği yemeklerin tarifini,benim kızımdan öğreniyorum.o minicik elleriyle kendine verilen işi yaparken,adeta küçük bir karınca gibi dolaşır evin içinde.ben bu zamana kadar kızıma hiç kızmadım.ve bunun çok faydasını gördüm.ancak bu kısıtlama getirmediğim anlamında anlaşılmasın.ben yapmasını istemediğim bir şeyi kızıma anlatarak,yapması halinde başına gelebilecekleri söyleyerek hep uyarmışımdır.ve kontrollü olarak yaptığı yanlışları takip ederek,göreceği zararın farkına varmasını sağlamışımdır.aynı babannedemiyeli canın verdiği örnek gibi fakat uygulamalı ve kontrollü olarak acıyı yaşamasınıda öğretmişimdir.
-kızım koşma,
neden,
-düşersin,
düşmem
-pekala beraber koşalım,
tamam,
-sen koş,ben seni yakalayayım
koşar ve düşer,acıyı yaşar ve öğrenir.bu tarz hafif çaplı zararlar kişinin acıyla yüzleşmesinide sağlayacağından,ben bu gibi küçük çaplı zararlara karşı çok tedbirli davranmam.Çünkü çocukluğunda belli miktarda acıyı tatmayan çocuk,ileride yaşayacağı daha büyük acılara karşı savunma mekanizmasını kullanamıyor.ve kişilik problemleri yaşayabiliyor.kendine olan özgüveni gelişmiyor.ve hep yardım bekliyorlar.yaşadıkları ilk acıda,helede yalnızlarsa psikolojileri daha çok bozulabiliyor.Eğitimden maksat çok yönlü olmalıdır.kötülüklerden korumak,iyilikleri öğretmek,zeka ve kabiliyetini geliştirmek,sosyal bir ortama hazırlamak vs.gibi.asıl önemli olan ise belli bir yaşa geldikten sonra eğitimi bırakıp,yönlendirmektir.düşünüp,doğruyu ve yanlışı ayırt edebilme yeteneğine sahip olan çocukları eğitmek yerine yönlendirmek daha doğru olacaktır.yine doğrular ve yanlışlar anlatılmalıdır ancak,kararı kendisinin vermesi gerektiği fikri aşılanmalıdır.


kara davut abi yazina bastan sonuna kadar katiliyorum...kirmiziyla isaretledigim yeri babamda baska babalqra/baba adaylarina söyler hep...:biggrin: cok tanidik geldi birden:biggrin:

ayrica kizinla ilgili yazdiklarin cok tatliydi...gözlerimin önünde canlandi kizin...allah bagislasin...


canan ablacim topin icin tesekkürler...

Kara Davut
14.04.2008, 01:43
ÇOCUĞA KISITLAMA GETİRMEDEN ÖNCE,ONA ÖRNEK OLMALIYIZ!
Pek çok anne-baba bu konuya dikkat etmez.Herşeyden önce çocuğunda bir aklı,mantığı ve hisleri olduğunu kabullenmezler.Bazıları kabullenseler bile,alışkanlıklarından vazgeçmek zor gelir.Öncelikle çocuk nasıl bir ortamda yetişirse,geleceğinide o şekilde yönlendirir.Aile içi şiddet,özellikle kaçınılması gereken bir sorundur.Maddi imkansızlıklar,fazla ve düzensiz harcamalar,ebeveynlerin sigara ve alkol tüketimi,kadına uygulanan şiddet,ailedeki eşitsizlikler, çocuğun hayatına olumsuz yönde etki edecek faktörlerden bir kaçıdır.

Maddi imkansızlıklar,genelde çocuğun ileride kendisine sistemi hedef alacağı sorunların başında gelecektir.Toplum içindeki adaletsiz gelir dağılımına karşı ilk duruş,okul çağlarında yavaş yavaş kendini belli etmeye başlayacaktır.Çocuk bir takım arkadaşlarına karşı uzak durmaya başlayacak ve toplumdan kendini soyutlamaya başlayacaktır.Toplumdaki sınıflanmanın çocuklara etki etmemesi için aslında öncelikle sistemin değişmesi gereklidir.Ancak bunuda toplumu bilinçlendirerek yapmak gereklidir.Arkadaş çevresini çocuk zamanla kendisi belirleyecektir.gerek ekonomik, gerekse sosyal anlamda kendi yaşam tarzına yakın olan çocuklarla arkadaşlık edecektir.farklı kişilerle arkadaşlık etmesi çocukta bir kimlik bunalımına sebep olacaktır.ve bunun suçlusu olarakta anne-babayı görecektir.Fakat imkanları yeterli olmayan ebeveynler,bu konuyu aşabilmek için aile danışmanlarından veya çocuk psikolojisi alanında uzman psikologlara giderek yardım almalrı şarttır.Türkiye'de pek çok insan psikologlara deli doktoru gözüyle bakarak tedaviyi veya yardım almayı reddetmektedir.Fakat küçük yaşlarda bu yardımların alınmaması,çocuğun ilerleyen yaşlarında ve özellikle ergenlik döneminde pek çok sıkıntıyıda beraberinde getirecektir.

Fazla ve düzensiz harcamalar(israf);Pek çok insan olmadığı halde kendini daha varlıklı gibi göstermek hevesindedir.Bunun içinde ihtiyacı olmadığı halde lüzumsuz masraflar etmekten kaçınmaz.Hatta bu olay bazı kişilerde bir hastalık haline gelmiştir.bu tarz davranışlar çocuğun kendi isteklerinin karşılanmadığını,ancak lüzumsuz şeylere yatırım yapıldığını çocuğun zihnine yerleştirerek,ileirde çocuğun paylaşımcı olma ruhunu ortadan kaldıracak,çocuğun bencil olmasını sağlayacaktır.Aile içinde yapılacak her masraf,ben yönelikli değil,biz yönelikli olmalıdır.kişisel ihtiyaçlarımızı giderirken bile çocuğa,alınan şeyin neden ve hangi ihtiyaç için alındığının gereği anlatılarak ve onada ihtiyaç duyduğu şeyleri istemesi öğütlenerek hem fazla masraf yapmaktan kaçınılır,hemde çocuğun bencil olmasının önüne geçilir.bu sayede çocuğa tasarruf etmeninde bilinci aşılanmış olur.

Ebeveynlerin sigara ve alkol tüketimi;günümüz Türkiye'sine bakıldığı zaman pek çok ebeveynin bu konuya fazla önem vermedikleri görülür.Türkiye'de sigara kullanma yaşı 8-9,alkol kullanma yaşı 12-13 lere kadar düşmüştür.Bu çok vahim bir tablodur.Çocuklarımızın zararlı ve bağımlılık yapıcı maddedleri kullanmasını istemiyorsak,öncelikle ebeveynler olarak bizler bu konuda hassas olmalıyız.Unutmayalım ki,çocuk bir kamera gibi gördüklerini kaydetmekte ve zamanı geldiğinde aynı ile yerine getirmektedir.Doğduğu andan itibaren çocuğun yanında sigara tüketmek,zaten pasif içici konumuna getirdiğimiz çocuğun,aktif içici olmasını tetikleyecektir.Özellikle bu konuda arkadaş çevresi ve yaşam alanı çocukları azami derecede etkilemektedir.bunun için çocuğa öncelikle,bu maddelerin zararları anlatılmalı ve çocuk sürekli olarak denetim halinde tutulmalıdır.çocuk, şiddet görmeden,eğiterek kendisine yaklaşıldığında alkol konusunda ileriki yaşlarında kendi tercihine göre, sosyal içici olarak kendini tercihini belirleyecek veya hiç kullanmayacaktır.

Aile içi şiddet;aslında kişilerin çocukluk yıllarından kalma bu duygularla saldırgan tavırlar sergiledikleri ıspatlanmıştır.Yani,gelecekte çocuğun kişiliğini ve kimliğini belirlemesindeki en önemli faktörlerin başında aile içi şiddet gelmektedir.Çocuğun veya ebeveynin ailede şiddet görmesi çocukta unutulmayacak psikolojik yaralar açmaktadır.açılan bu yaralar sonucundada,çocuk yapacağı herşeyi şiddetle yapabileceği teziyle hareket etmektedir.bu da toplumsal olarak etkilenilen bir takım olumsuz fiilleride beraberinde getirmektedir.Gasp,cinayet,tecavüz vb. pekçok suçların temelinde aslında,aile içi şiddet yatmaktadır.

Aslında aile,ülkenin milyonda bir küçültülmüş halidir.Aile içinde yetişen bireyler,yetişme tarzlarına göre toplumda yer edinmektedirler.

Sevgi ve saygılarımla
Kara Davut.

şengülce
14.04.2008, 17:16
İyi günler canlarım 1979 da ilk oğlum doğdu bende bir senelik gelinim
evde canımdan çok sevdiğim kaynanam ve yurt dışında olan kaynım ve eltimin
iki çocuğuda bizlen ama tüm akrabaları her gün gelir bütün apartman akrabası
çocuğum arada kaynıyor ben kızsam yapma oğlum desem her kafadan bir ses cıkıyor eşimde bir sinirli oda ayrı bir mesele cocuklan ilgilenmem lazım erkek çocuğu yaramaz olur diyorlar sen çok sıkıyorsun diyorlar
oğlum bir yaşına girdi o kalabalıkta nasıl oldu ben de hala anlamış değilim
ikinci oğluma hamile kaldım büyük öğluma sevgimi çok iyi gösterme cabasındaydım hayırı bilmiyordu oyunlarla anlattım çünkü çok şımartıyorlardı
ikinci oğlum doğdu ikisi beraber büyümeğe başladılar ikinsine hayır demek daha zor oldu bir yaş araları üç yaşindaydı büyük oğlum evde tartışma cıktı
ortalık duruldu ama büyük oğlumda konuşmada durdu bir hemen hastaneye götürdüm doktor hayır kelimesini çokmu kullandınız dedi aksine her istediğini
yaparız dedim sevgiyle büyüdü dedikbir kaç hafta sonra zorlanarak anne demeye çaliştı o bile bize yetti capa çocuk psikiyatrisine götürdükbir sene
kadar hayır kelimesini evde kullanmadık yedi yaşına kadar okula başladı
ınanırmısınız bir öğretmen gibi çocuğumu eğittim kasetlere ses aldım sarkılar soyledim ona tekrarlattım ve cabalarımın neticesini çok güzel aldım
şu anda oğlum süper konuşmasıyla 29 yaşında kendi işinin başında
herkesin sevdiği saydığı bir canımız küçük oğlum oda işinin başında
canlarım onlar benim emeksiz hiç bir şey olmaz

Kara Davut
14.04.2008, 17:35
Çocuklar koşarlarken neden ara,ara arkalarına dönerek anne babalarına bakar bilirmisiniz?Çocuk psikolojisinde bunun anlamı,yaptıkları işlerde destek ve yönlendirme beklemektedir çocuklar.Onun için bir şeyi yaparken genelde anne-babalarının yüzüne bakarlar.Yapacakları şey için onay ve destek beklerler.Çoğumuz bunu yanlış algılar ve "BAK YÜZÜME BAKA BAKA YAPIYOR KERATA" diye çıkışırız çoğu zaman.Aslında çocuğun istediği,karmaşık dünyada bir yol gösterici,bir rehberdir.Bu rehber ne kadar iyi olursa,çocuğun geleceğide o kadar parlak ve aydınlık olur.
Çocuk yetiştirmek bir zanaattır.Ancak kişi çocuğundan önce kendini yetiştirmelidir.
saygılarımla.

Kara Davut
14.04.2008, 18:32
Çocuk yetiştirme konusunda tavsiye edeceğim kitaplar arasında;
-Prof.Dr.Atalay Yörükoğlu'nun 1979 yılında Bilim Ödülü kazanan çocuk yetiştirme sanatı ve kişilik gelişimine yönelik kitabı "Çocuk Ruh Sağlığı" isimli eser,
-Doğan Cüceloğlu'nun,Okul çağı dönemindeki çocukların ailelerinden beklentilerine cevap verecek ve ana-babaya ışık tutacak, "Başarıya Götüren Aile" isimli eser,
-Prof.Dr.Haluk Yavuzer'in,Ana-Baba Okulu,Çocuğu Tanımak ve Anlamak, Çocuğunuzun İlk 6 Yılı,Çocuk Eğitimi El Kitabı ,Çocuk Psikolojisi ,Çocuk ve Suç ,Gençleri Anlamak ,Okul Çağı Çocuğu isimli eserleri,
- Fitzhugh Dodson/Çocuk Yetiştirme Sanatı.

adlı eserlerden faydalanmanızı tavsiye ederim.
Kızım dünyaya gelmeden 4 ay önce bu kitapları hatim etmiş biri olarak,gerçekten çok faydasını gördüğümü tüm anne-baba adaylarına önemle vurgulamak isterim.Biz cahil olursak,yetiştireceğimiz çocukta aynı orantıda olacaktır.
saygılarımla.

öykücan
14.04.2008, 23:48
ÇOCUĞA KISITLAMA GETİRMEDEN ÖNCE,ONA ÖRNEK OLMALIYIZ!
Pek çok anne-baba bu konuya dikkat etmez.Herşeyden önce çocuğunda bir aklı,mantığı ve hisleri olduğunu kabullenmezler.Bazıları kabullenseler bile,alışkanlıklarından vazgeçmek zor gelir.Öncelikle çocuk nasıl bir ortamda yetişirse,geleceğinide o şekilde yönlendirir.Aile içi şiddet,özellikle kaçınılması gereken bir sorundur.Maddi imkansızlıklar,fazla ve düzensiz harcamalar,ebeveynlerin sigara ve alkol tüketimi,kadına uygulanan şiddet,ailedeki eşitsizlikler, çocuğun hayatına olumsuz yönde etki edecek faktörlerden bir kaçıdır.

Maddi imkansızlıklar,genelde çocuğun ileride kendisine sistemi hedef alacağı sorunların başında gelecektir.Toplum içindeki adaletsiz gelir dağılımına karşı ilk duruş,okul çağlarında yavaş yavaş kendini belli etmeye başlayacaktır.Çocuk bir takım arkadaşlarına karşı uzak durmaya başlayacak ve toplumdan kendini soyutlamaya başlayacaktır.Toplumdaki sınıflanmanın çocuklara etki etmemesi için aslında öncelikle sistemin değişmesi gereklidir.Ancak bunuda toplumu bilinçlendirerek yapmak gereklidir.Arkadaş çevresini çocuk zamanla kendisi belirleyecektir.gerek ekonomik, gerekse sosyal anlamda kendi yaşam tarzına yakın olan çocuklarla arkadaşlık edecektir.farklı kişilerle arkadaşlık etmesi çocukta bir kimlik bunalımına sebep olacaktır.ve bunun suçlusu olarakta anne-babayı görecektir.Fakat imkanları yeterli olmayan ebeveynler,bu konuyu aşabilmek için aile danışmanlarından veya çocuk psikolojisi alanında uzman psikologlara giderek yardım almalrı şarttır.Türkiye'de pek çok insan psikologlara deli doktoru gözüyle bakarak tedaviyi veya yardım almayı reddetmektedir.Fakat küçük yaşlarda bu yardımların alınmaması,çocuğun ilerleyen yaşlarında ve özellikle ergenlik döneminde pek çok sıkıntıyıda beraberinde getirecektir.

Fazla ve düzensiz harcamalar(israf);Pek çok insan olmadığı halde kendini daha varlıklı gibi göstermek hevesindedir.Bunun içinde ihtiyacı olmadığı halde lüzumsuz masraflar etmekten kaçınmaz.Hatta bu olay bazı kişilerde bir hastalık haline gelmiştir.bu tarz davranışlar çocuğun kendi isteklerinin karşılanmadığını,ancak lüzumsuz şeylere yatırım yapıldığını çocuğun zihnine yerleştirerek,ileirde çocuğun paylaşımcı olma ruhunu ortadan kaldıracak,çocuğun bencil olmasını sağlayacaktır.Aile içinde yapılacak her masraf,ben yönelikli değil,biz yönelikli olmalıdır.kişisel ihtiyaçlarımızı giderirken bile çocuğa,alınan şeyin neden ve hangi ihtiyaç için alındığının gereği anlatılarak ve onada ihtiyaç duyduğu şeyleri istemesi öğütlenerek hem fazla masraf yapmaktan kaçınılır,hemde çocuğun bencil olmasının önüne geçilir.bu sayede çocuğa tasarruf etmeninde bilinci aşılanmış olur.

Ebeveynlerin sigara ve alkol tüketimi;günümüz Türkiye'sine bakıldığı zaman pek çok ebeveynin bu konuya fazla önem vermedikleri görülür.Türkiye'de sigara kullanma yaşı 8-9,alkol kullanma yaşı 12-13 lere kadar düşmüştür.Bu çok vahim bir tablodur.Çocuklarımızın zararlı ve bağımlılık yapıcı maddedleri kullanmasını istemiyorsak,öncelikle ebeveynler olarak bizler bu konuda hassas olmalıyız.Unutmayalım ki,çocuk bir kamera gibi gördüklerini kaydetmekte ve zamanı geldiğinde aynı ile yerine getirmektedir.Doğduğu andan itibaren çocuğun yanında sigara tüketmek,zaten pasif içici konumuna getirdiğimiz çocuğun,aktif içici olmasını tetikleyecektir.Özellikle bu konuda arkadaş çevresi ve yaşam alanı çocukları azami derecede etkilemektedir.bunun için çocuğa öncelikle,bu maddelerin zararları anlatılmalı ve çocuk sürekli olarak denetim halinde tutulmalıdır.çocuk, şiddet görmeden,eğiterek kendisine yaklaşıldığında alkol konusunda ileriki yaşlarında kendi tercihine göre, sosyal içici olarak kendini tercihini belirleyecek veya hiç kullanmayacaktır.

Aile içi şiddet;aslında kişilerin çocukluk yıllarından kalma bu duygularla saldırgan tavırlar sergiledikleri ıspatlanmıştır.Yani,gelecekte çocuğun kişiliğini ve kimliğini belirlemesindeki en önemli faktörlerin başında aile içi şiddet gelmektedir.Çocuğun veya ebeveynin ailede şiddet görmesi çocukta unutulmayacak psikolojik yaralar açmaktadır.açılan bu yaralar sonucundada,çocuk yapacağı herşeyi şiddetle yapabileceği teziyle hareket etmektedir.bu da toplumsal olarak etkilenilen bir takım olumsuz fiilleride beraberinde getirmektedir.Gasp,cinayet,tecavüz vb. pekçok suçların temelinde aslında,aile içi şiddet yatmaktadır.

Aslında aile,ülkenin milyonda bir küçültülmüş halidir.Aile içinde yetişen bireyler,yetişme tarzlarına göre toplumda yer edinmektedirler.

Sevgi ve saygılarımla
Kara Davut.

katiliyorum sana davut abi...topluma faydali cocuklar yetistirmeli...

benim bir sürü ailelerde gözlemledigim anne ve babalarin cocuklarina sorumluluk yüklememeleri...
bunu kücük yaslarda ögrenmeyen cocuklar cogu zaman kendileri birer birey olduklarinda sorunlar yasiyorlar toplumda..

ve paylasmayi da ögretmeli aileler cocuklarina...demokrasi önce aile ici islemeli...
eger bunu basarabilirlerse toplumada yansir bu diye düsünüyorum ben...

Jilwan
14.04.2008, 23:59
selamlar....

paylasimlar icin ilk önce tesekkür ederim....

Cocuga sinir cizmeliyiz, evet.....cocuklar sizce doyumsuzmu? yani isterken dahada istemeye basliyorlar....simdi bu istekler karsilansa yine daha fazlasini istiyorlar...neden acaba?

Sinir koymak cocugunun özgürlügünü kisitlamak degildir, sadece yaptigi hareket dogrumu yoksa yanlismi diye yorum yapilir sinir cizmeklen...sinir cizmek cok önemlidir...kayip cocuk istemiyorsaniz erken yasta sinir cizmeye baslamalisiniz......
Sinirlari itiraz ettigine bagirmadan, bagirip cagirmaya baslasa bile cocugunuz,ona boy egmeyin, yani kararinizda kalin...
Tutarli anne ve baba gerekiyor...hangi yasta olursa olsun, o yasin önemlerini bilmelisiniz, egitmelisiniz kendinizi ki, cocuga faydali olabilesiniz.....

BERFİN57
15.04.2008, 00:07
merhaba canlar
o kadar güzel ve anlamlaı yazılar yazmışsınız ki ekleyecek bir şey kalmamış bana. Düşüncelerinize tamamen katılıyorum. Özellikle anne babalar öncelikle kendilerini eğitmeliler.Hangi yaşta olursak olalım öncelikle kendimizi geliştirmeliyiz.Zaman gelişiyor neden biz olduğumuz yerde kalalım..

poseidoncan
12.05.2008, 15:34
yaa aslında şunuda dile getirmemizde fayda var diye düşünüyorum,,tabiki her türlü bilgi güzel bişeydir,bu gerek sosyalojik anlamda olsun gerekse diger bilim dallarında olsun egitici ve ögreticidir!Ama bilgiyi şöyle görmemizde fayda var diye bi ekleme yapmak istiyorum,caya atılmış şeker gibidir,yani bilgiyi eger içimizde sentezleyip içselleştiremezsek ezberecilik olacaktır ve farkındalıgı saglıyamamış olacagız
Ben çoçuk gelişiminde özellikle şu konunun üstünü çizmek istiyorum canlar,çoçuk yetiştirmek diyoruz dimi?bu kavram başlı başına eksik bir tanım zaten egitmenlik ve yetiştimek tanımları sadece insanlara degil çiçek yetiştirirken vede-hatta-sevdigimiz bir hayvanı yetiştirirken bile kullandıgımız tanımlar deilmi?köpek yetiştirmek egitmek yada saksıdaki gülü güzel yetiştirdim gibi,,gibi,,Bu eksik tanımın-kavramın altını doldurmak gerek diye düşünüyorum-Biz insansak sonucta çoçuk yetiştirmek tanımı yerine çoçugumuzu yetiştirip ögretiyoruz tanımıdır,Ögretici kısmını asolan merkez kısmına koyabilmeliyiz!!
çoçuk önce ailede ögrenir bu ögrenimi dogal gözlemlere dayanır,,yani anne ve babasını izler ve bunu kayıt eder düşüncelerine!anne baba en iyi ögreticidir çoçuk için aynı zamanda ve en belirgin olan!Bu noktada aile bireyleri birer ögretmendirde çoçuk için,hatta bu ögretim dönemi çoçugun okula başladıgı dönemlerdede devam etmektedir sosyolojik olarak,,yani okulda gördügü matematik fen dersleri yanı sıra cocuk aile yaşamı,kültür,hayat dersleri gibi önemli diger konuları yetişkin bir insan olarak ailesinden ögrenir,,
hepimizin çoçuklarımız için birer anne baba olmak dışında hatta iyi birer arkadaş olmak dışında iyi birer ögretmen olabilmemiz bilinci ile güzel günlere canlar