Orijinalini görmek için tıklayınız : Yargıtay'tan AKP'ye kapatma davası


Sayfa : 1 [2]

ebu turab
18.03.2008, 16:38
ha bir de şu var...

bir siyasi parti seçimlere girerken trilyonlarca parayı alıyor hazineden....

AKP'nin bir numaralı oy tuzağı kömür yardımını (!) hazineden çıkarttığı da biliniyor.

ondan sonra kapatılmazmış, demokrasiye aykırıymış. bu nasıl demokrasiymiş!

:)

özcan1
18.03.2008, 16:42
hakkı giden kim?

28 şubatcılarmı

banka hortumcularımı

ergonokoncularmı

yoksa yıllar yılı mecliste bir kaç fazla koltuk kapayım derdindeki CHP nin keybetme hazmedeyişimi.

tamda 301 kalkacaktı

vakıflar yasası çıkmıştı..

bunlar olması gereken haklardı bence.. ve şimdİye kadar verilmemiş.

düzgün işleyen bir demokraside ekonomi iyi değilse bile haklar askıya alınıyor. burada ekonomi düşünülmüyor.


AKP açıkça demokratik bir partidir ve geçen yıl yapılan son seçimlerde oyların yüzde 47sini alarak açık bir şekilde en güçlü parti olarak ortaya çıkmıştır. bu nedenle yargıtay başsavcısının kararı, türk halkının iradesine karşı alınmış bir karar olarak değerlendirilmelidir.

fakat umitli olan tarafı varsa milli iradeyle birlikte güçlenen millet olma bilinci kendisi dışındaki bütün güçleri bertaraf edebiliyor.

27 mayıs

adelet partisini doğurdu

80 ihtilali

özallı yılları

28 şubat güçlü bir ak partisini

bundan sonrasınıda kestirmek zor değil.

ya millet alaşağı edilecek yada millet çeteleri sair şer odaklarını bertaraf edip yeni bir çığır açılmış olacak. şüphesi AKP de ii bir ders almış olacak.

bu ülkede hukuk diye diye hukuk katledildi. artık birileri anlatsın şu hukuk denen şeyi. benim bildiğim kadarıyla hukuk insanlar için vardır devletler için değil. evin şeklimi önemlidir yoksa evin içinde yaşama biçimimi. evin şekli önemli diyenler işte bu partiyi ve türkiyeyi parti ve darbe mezarlığı yapanlardır.

demokrasilerde iyi-kötü, doğru-yanlış ayrımını devlet değil, bireyler yapar. bu yüzden demokrasilerde resmi iyi ve doğru yoktur. görüşleri halkın değerlendirmesi hakkı, demokrasinin en vazgeçilmez güvencesidir.
karşıt görüşler, inançlar nedeniyle bir toplumda gerilimin yükselmesi olağandır. devletin görevi, gerilimi giderme bahanesiyle çoğulculuğu ve özgürlükçülüğü yok etmek değil, tam tersine korumak ve toplumda hoşgörüyü sağlamaktır.
devlet insanların amaçlarını, görüşlerini, inançlarını metafizik bahanelerle keşfe çıkamaz ve bireyin yerine geçerek ona mal edemez. ederse zorba bir güce dönüşür.
demokrasi yoksa çoğulculuk yoktur. çoğulculuk yoksa laiklik yoktur. birinin yokluğu üçünü de yok olma sürecine sokar; birlikte yaşama iradesi yok olur, toplum çözülür

Tayyibin Şevkisinden sizler için Bir söylemi!
“Şimdi gençler! Müjde veriyorum. Şafak var… Şafak! Vallahi şafak var! Safları sıklaştırın… Tahrik için konuşmuyorum, şafağı gördüm… Nerede? İşte burada! Sümeyyeler! Nerede? İşte burda; Bilaller!
Şafak vakti Gençler, gençler…! Muhammed İkbal’i dinle, meşhur şair: “Güneş doğarken şafak gelir. Kızıllık olur sabah. Gök kızarmadan güneş gelmez. Şehit kanı dökülmeden hak gelmez.”

Kimliyiniz medyada ıspatlı olarak asağıda yazılıdır.
http://www.aleviforum.com/showthread.php?t=40862

guneyyy
18.03.2008, 16:49
özgürlük ve demokrasi söylemleri ile demokrasiyi ve özgürlükleri alaşşagı etmek isteyen bir siyasi parti kapatılmalıdır.

ÖZGÜRLÜKÇÜYÜZ AMA SALAK DEGİLİZ!!!!!!!

kezban
18.03.2008, 17:01
hakkı giden kim?

28 şubatcılarmı

banka hortumcularımı

ergonokoncularmı

yoksa yıllar yılı mecliste bir kaç fazla koltuk kapayım derdindeki CHP nin keybetme hazmedeyişimi.

tamda 301 kalkacaktı

vakıflar yasası çıkmıştı..

bunlar olması gereken haklardı bence.. ve şimdİye kadar verilmemiş.

düzgün işleyen bir demokraside ekonomi iyi değilse bile haklar askıya alınıyor. burada ekonomi düşünülmüyor.


AKP açıkça demokratik bir partidir ve geçen yıl yapılan son seçimlerde oyların yüzde 47sini alarak açık bir şekilde en güçlü parti olarak ortaya çıkmıştır. bu nedenle yargıtay başsavcısının kararı, türk halkının iradesine karşı alınmış bir karar olarak değerlendirilmelidir.

fakat umitli olan tarafı varsa milli iradeyle birlikte güçlenen millet olma bilinci kendisi dışındaki bütün güçleri bertaraf edebiliyor.

27 mayıs

adelet partisini doğurdu

80 ihtilali

özallı yılları

28 şubat güçlü bir ak partisini

bundan sonrasınıda kestirmek zor değil.

ya millet alaşağı edilecek yada millet çeteleri sair şer odaklarını bertaraf edip yeni bir çığır açılmış olacak. şüphesi AKP de ii bir ders almış olacak.

bu ülkede hukuk diye diye hukuk katledildi. artık birileri anlatsın şu hukuk denen şeyi. benim bildiğim kadarıyla hukuk insanlar için vardır devletler için değil. evin şeklimi önemlidir yoksa evin içinde yaşama biçimimi. evin şekli önemli diyenler işte bu partiyi ve türkiyeyi parti ve darbe mezarlığı yapanlardır.

demokrasilerde iyi-kötü, doğru-yanlış ayrımını devlet değil, bireyler yapar. bu yüzden demokrasilerde resmi iyi ve doğru yoktur. görüşleri halkın değerlendirmesi hakkı, demokrasinin en vazgeçilmez güvencesidir.
karşıt görüşler, inançlar nedeniyle bir toplumda gerilimin yükselmesi olağandır. devletin görevi, gerilimi giderme bahanesiyle çoğulculuğu ve özgürlükçülüğü yok etmek değil, tam tersine korumak ve toplumda hoşgörüyü sağlamaktır.
devlet insanların amaçlarını, görüşlerini, inançlarını metafizik bahanelerle keşfe çıkamaz ve bireyin yerine geçerek ona mal edemez. ederse zorba bir güce dönüşür.
demokrasi yoksa çoğulculuk yoktur. çoğulculuk yoksa laiklik yoktur. birinin yokluğu üçünü de yok olma sürecine sokar; birlikte yaşama iradesi yok olur, toplum çözülürKatılıyorum sana can çok demokratik bir parti:biggrin:sadece kafaya türbanı takar ve yapar.Varmı bu parti gibi bir daha türkiyede satmadık yer bırakmadınız .Yakında topraklarımızdanda oluruz .Bu ülke için dökülen nice kanlar boşa gidiyor yazık şehitlerimizin mezarda kemikleri sızlıyordur.Demokratikmiş olmasa ne yapardınız ?yüce adalete ben inanıyorum hemde allahın adaletine bu devranda böyle gitmez parti kapanacak alışsanız buna iyi olur akp yerle bir olacak %47 değil %100 bile gelseniz bu zihniyet sizde olduğu sürece kapanır :thumbup:

ONU®
18.03.2008, 19:33
hakkı giden kim?

28 şubatcılarmı

banka hortumcularımı

ergonokoncularmı

yoksa yıllar yılı mecliste bir kaç fazla koltuk kapayım derdindeki CHP nin keybetme hazmedeyişimi.

tamda 301 kalkacaktı

vakıflar yasası çıkmıştı..

bunlar olması gereken haklardı bence.. ve şimdİye kadar verilmemiş.

düzgün işleyen bir demokraside ekonomi iyi değilse bile haklar askıya alınıyor. burada ekonomi düşünülmüyor.


AKP açıkça demokratik bir partidir ve geçen yıl yapılan son seçimlerde oyların yüzde 47sini alarak açık bir şekilde en güçlü parti olarak ortaya çıkmıştır. bu nedenle yargıtay başsavcısının kararı, türk halkının iradesine karşı alınmış bir karar olarak değerlendirilmelidir.

fakat umitli olan tarafı varsa milli iradeyle birlikte güçlenen millet olma bilinci kendisi dışındaki bütün güçleri bertaraf edebiliyor.

27 mayıs

adelet partisini doğurdu

80 ihtilali

özallı yılları

28 şubat güçlü bir ak partisini

bundan sonrasınıda kestirmek zor değil.

ya millet alaşağı edilecek yada millet çeteleri sair şer odaklarını bertaraf edip yeni bir çığır açılmış olacak. şüphesi AKP de ii bir ders almış olacak.

bu ülkede hukuk diye diye hukuk katledildi. artık birileri anlatsın şu hukuk denen şeyi. benim bildiğim kadarıyla hukuk insanlar için vardır devletler için değil. evin şeklimi önemlidir yoksa evin içinde yaşama biçimimi. evin şekli önemli diyenler işte bu partiyi ve türkiyeyi parti ve darbe mezarlığı yapanlardır.

demokrasilerde iyi-kötü, doğru-yanlış ayrımını devlet değil, bireyler yapar. bu yüzden demokrasilerde resmi iyi ve doğru yoktur. görüşleri halkın değerlendirmesi hakkı, demokrasinin en vazgeçilmez güvencesidir.
karşıt görüşler, inançlar nedeniyle bir toplumda gerilimin yükselmesi olağandır. devletin görevi, gerilimi giderme bahanesiyle çoğulculuğu ve özgürlükçülüğü yok etmek değil, tam tersine korumak ve toplumda hoşgörüyü sağlamaktır.
devlet insanların amaçlarını, görüşlerini, inançlarını metafizik bahanelerle keşfe çıkamaz ve bireyin yerine geçerek ona mal edemez. ederse zorba bir güce dönüşür.
demokrasi yoksa çoğulculuk yoktur. çoğulculuk yoksa laiklik yoktur. birinin yokluğu üçünü de yok olma sürecine sokar; birlikte yaşama iradesi yok olur, toplum çözülür

Tam da sosyal sömürü tasarısını geçirip emeklinin, memurun, işçinin parasını cukka edecektiniz.

301 kaldırılacakmış.Hrant, faşistler tarafından katledileli tam 1 yıl oldu!Ama siz 1 yıldır aynı teraneyi okumaktan bıkmadınız!
Gerçekten özgürlükçü olsaydınız, milletvekili maaşlarına zam yaptığınız gibi, türban yasasını çıkardığınız gibi 301'i de kaldırırdınız.Ama tabi ya sizin özgürlüğünüz küçücük çocukların başını kapatıp meydanlarda provokasyon yapmaktan geçer.

Seçmenlere seçim rüşveti verip kandırmak, din sömürücülüğü yapıp oy toplamak, kendilerine oy vermeyenleri, yalakalık yapmayanları alaşağı etmek, ondan sonra aldığı oy oranının ardına sığınıp diktatörlük yapmak, işte bu sizin demokrasi anlayışınız.

Westside
18.03.2008, 22:30
hakkı giden kim?

28 şubatcılarmı

banka hortumcularımı

ergonokoncularmı

yoksa yıllar yılı mecliste bir kaç fazla koltuk kapayım derdindeki CHP nin keybetme hazmedeyişimi.

tamda 301 kalkacaktı

vakıflar yasası çıkmıştı..

bunlar olması gereken haklardı bence.. ve şimdİye kadar verilmemiş.

düzgün işleyen bir demokraside ekonomi iyi değilse bile haklar askıya alınıyor. burada ekonomi düşünülmüyor.


AKP açıkça demokratik bir partidir ve geçen yıl yapılan son seçimlerde oyların yüzde 47sini alarak açık bir şekilde en güçlü parti olarak ortaya çıkmıştır. bu nedenle yargıtay başsavcısının kararı, türk halkının iradesine karşı alınmış bir karar olarak değerlendirilmelidir.

fakat umitli olan tarafı varsa milli iradeyle birlikte güçlenen millet olma bilinci kendisi dışındaki bütün güçleri bertaraf edebiliyor.

27 mayıs

adelet partisini doğurdu

80 ihtilali

özallı yılları

28 şubat güçlü bir ak partisini

bundan sonrasınıda kestirmek zor değil.

ya millet alaşağı edilecek yada millet çeteleri sair şer odaklarını bertaraf edip yeni bir çığır açılmış olacak. şüphesi AKP de ii bir ders almış olacak.

bu ülkede hukuk diye diye hukuk katledildi. artık birileri anlatsın şu hukuk denen şeyi. benim bildiğim kadarıyla hukuk insanlar için vardır devletler için değil. evin şeklimi önemlidir yoksa evin içinde yaşama biçimimi. evin şekli önemli diyenler işte bu partiyi ve türkiyeyi parti ve darbe mezarlığı yapanlardır.

demokrasilerde iyi-kötü, doğru-yanlış ayrımını devlet değil, bireyler yapar. bu yüzden demokrasilerde resmi iyi ve doğru yoktur. görüşleri halkın değerlendirmesi hakkı, demokrasinin en vazgeçilmez güvencesidir.
karşıt görüşler, inançlar nedeniyle bir toplumda gerilimin yükselmesi olağandır. devletin görevi, gerilimi giderme bahanesiyle çoğulculuğu ve özgürlükçülüğü yok etmek değil, tam tersine korumak ve toplumda hoşgörüyü sağlamaktır.
devlet insanların amaçlarını, görüşlerini, inançlarını metafizik bahanelerle keşfe çıkamaz ve bireyin yerine geçerek ona mal edemez. ederse zorba bir güce dönüşür.
demokrasi yoksa çoğulculuk yoktur. çoğulculuk yoksa laiklik yoktur. birinin yokluğu üçünü de yok olma sürecine sokar; birlikte yaşama iradesi yok olur, toplum çözülür

akp yi demokratik bulup vakıflar yasasını savunan bir arkadas... saygı duyuyorum tabii ki

İnci
19.03.2008, 02:53
Ekonomik krizin eşiğine gelen ülkemizde, AKP'nin kapatılması için birden ortaya çıkan uğraşıların kasıtlı olduğunu düşünüyorum. Bu sayede ortaya çıkması beklenen krizin faturasını başkalarına çıkarmak için AKP'ye gün doğdu.

readme
20.03.2008, 12:24
Ekonomik krizin eşiğine gelen ülkemizde, AKP'nin kapatılması için birden ortaya çıkan uğraşıların kasıtlı olduğunu düşünüyorum. Bu sayede ortaya çıkması beklenen krizin faturasını başkalarına çıkarmak için AKP'ye gün doğdu.

bütün yollar millet için ankaraya çıkıyor desenize.

işin anlamlı tarafı bu sayede gizli faşistlerin ortaya peydahlandığını görüyoruz.

cumhuriyet kurulurken üç temel hedef belirlenmiş.

kürtlerin ayrılmaması.

muassır medeniyetler seviyesine çıkmak için güçlü bir ekonomi ve dindar bireyleri siyasetten uzaklaştırmak.

hangisinin bir arpa boyu istikamette başarıldığı hususunda benim ciddi endişelerim var. sanki bu toplum ve rejim mühendisliğinde sacma sihir oyunlarına girişilmiş.

bu olayla birlikte; kürt realitesinin varlığını kabul etmemizdeki gecikmenin acı sonuçlarını bölücü terörle yaşarken, şimdi de türkiye realitesini görmezden gelmeyi herhalde denememeliyiz.

türkiye realitesi diyorum çünkü bu savaşım gercekte yüzde 15 i temsil eden doğru dürüst parlemontada temsil gücü bile bulunmayan, muhalefet yapamayan, muhalefet yapamadıkça legal yollardan muhalif duruşunu sergileyenlerle, geri kalan sömürülmüş, mureffeh yaşam ve ekonomik-inanç özgürlüğü-yaşama özgürlüğü isteyen, eğitilmemiş ve kendini tanımlamaya her ramak kaldığında tekrar rejim güçleri tarafından sindirilen halk arasında yapılmaktadır.

yüzde 15 in sevincini geçici heves olarak görüyorum zira 27 mayıs e-muhtarısı ile askeriye tasfiye edildi bu durumla oligarşik yargı tasfiye edilecektir. dava siyasiydi ve siyasi yollarla dava çözülecek vede hak yerini bulacaktır.

ebu turap kömür erzak ihtiyacınız varsa ben size derhal göndereyim.

eğer demokrasiyi inkar ediyorsanız ''adeleti''de inkar ettiğinizin farkındamısınız.

hukuk devlet için işler diyorsanız siz bu milletin, hatalarınıda, acılarınıda, başarılarınıda kısaca milleti millet yapan bütün duygu ve unsuralarıda inkar etmiş oluyorsunuz.

milletsiz devlet olmaz fakat devletsiz millet zaten bir şekilde kendi yaygın örgütlenmesini kuracaktır bunada devlet deniliyor zaten. bu millet kendine özgün yönetilme biçimini kurmaktan çokmu aciz.

bir kere sosyal demokrat veya solcu olarak kutsala saygınız yok. kutsalı olmayan herhangi bir düşüncenin kendi dar dünyasında kalınmasında mehil yoktur.
kutsal yerini güce bırakır.
artık zaman toplum mühendislerinin değil değişim mühendislerinin zamanıdır.
hoşgörü, kendisi gibi olmayanı kendisine benzetmek değildir. hoşgörü kendisi gibi olmayanla birlikte yaşamayı kabullenmektir

Lazoşa_62
20.03.2008, 13:02
derdimi sana dökmüyorumki.. dertlide değilim zaten ben hayatımı bir parti ile veya inanışlarımı bir kaç fetvaasına göre biçimlendirmiyorum.
bak olay şu aslında
yasalarla belirlenmiş bir madde var ''cumhurbaşkanı siyaset yapamaz diye''..
türkiyenin en tepedeki savcısıda tutmuş cumhurbaşkanın üzerinde olmayan siyeset vasfını siyaset yapıyor diye yasaklıyor. insana gülerler.
hukukun maddelerinden hiç anladığımı söyleyemem fakat sıradan biri olarak içimi rahatalatan ironik bir vaka var.
tam bir ironi ve sanal durum.
oyuncakmı savcılık makamı.

Daha önceki mesajıma fetullalla la cevap vermeye çalışmışsın.İşin gerçegi anlamadımda.
Bu mesajınlada Cumhur başkanını ve yargıtay C.başsavcısını görevlerini ve yetkilerini bilmiyor olmalısınki bir birine katmışsın.

Cumhur başkanı tarafsız omalı ilkesi var. Çünkü Cumhurıyetin başı ve her düşünceye eşıt şekilde yanaşmalı.Siyaset yapamaz.

Savcı siyaset yapmaz.Sedece Anayasaya aykırı bir durum olduğundan devreye girer suç teşkil edildiğinden suçlamada bulunur. Yarğı Hakime kalır yani savcının dasyasını doğrularsa devreye girer ve yargılar. Yersiz suçlama ise dava biter.

Sanırım hala AKP savunuculuğunu yapıyorsun ve ben bunu narmal görüyorum.

readme
20.03.2008, 13:29
Daha önceki mesajıma fetullalla la cevap vermeye çalışmışsın.İşin gerçegi anlamadımda.
Bu mesajınlada Cumhur başkanını ve yargıtay C.başsavcısını görevlerini ve yetkilerini bilmiyor olmalısınki bir birine katmışsın.

Cumhur başkanı tarafsız omalı ilkesi var. Çünkü Cumhurıyetin başı ve her düşünceye eşıt şekilde yanaşmalı.Siyaset yapamaz.

Savcı siyaset yapmaz.Sedece Anayasaya aykırı bir durum olduğundan devreye girer suç teşkil edildiğinden suçlamada bulunur. Yarğı Hakime kalır yani savcının dasyasını doğrularsa devreye girer ve yargılar. Yersiz suçlama ise dava biter.

Sanırım hala AKP savunuculuğunu yapıyorsun ve ben bunu narmal görüyorum.
iyide davaya konulan eylemler cumhurbaşkanının geçmişte söylediği sözler ve eylemler. geçmişe bakarak demirelinde yasaklı olması gerekiyordu. oda çok kere kuran kitap diyip mitingler yapmıştı. hatta hapislidirde..
iddianameyi okudunmu bilmem fakat aynı gerekçelerle CHP ninde kapatılması gerekiyor. gerekçeler ney biliyormusun. turban, allah, kitap, camii sözlerinin bir çok yerde gecmesi.

başörtüsü ve kuranı kerim dağıtan, seçim otobüsüne türbanlı kadın fotoğrafı koyan ve genel merkezde aşure pişiren CHP yönetimi, başsavcının laiklik tanımını çiğniyor.

baykal mecliste ebu hanifeden bahsetti, büyük günahları sıraladı, allaha ortak olma, büyü yapma, adam öldürme, faiz ve yetim hakkı yeme, savaştan kaçma, namuslu kadınlara iftirada bulunma, yalan şahitlik, sözünde durmama, emanete ihanet; islamiyetteki büyük günahlar arasındadır. dedi. aaykal, ise biz türban takan kızlarımıza sahip çıkıyoruz, onları koruyoruz. ifadesini kullandı. bunlar bassavcıya göre suç sayılmalıdır.

http://medya.zaman.com.tr/2008/03/19/chp-kapatma-Kuran.jpg

Sefa Sirmen'den hacılara Kur'an-ı Kerim
Ocak 1993: CHP İzmit Belediye Başkanı Sefa Sirmen, hacca gidenlere Kur'an-ı Kerim dağıttı. Kur'an'ın iç sayfasında "Bu Kur'an-ı Kerim, İzmit Belediye Başkanı Sefa Sirmen'in 1993 yılında hacca giden Kocaelililere armağanıdır." yazısı yer aldı. Kur'an-ı Kerim'in, İstanbul'da bulunan Şenyıldız Yayınevi tarafından Sel Matbaacılık'a 50 bin adet bastırıldığı ortaya çıktı.

http://medya.zaman.com.tr/2008/03/19/chp-kapatma-turban.jpg


Seçim otobüsünde türbanlı kadın kullanıldı
21 Temmuz 2007: CHP Sakarya İl Örgütü, üzerinde kapalı kadın fotoğrafı olan seçim otobüsüyle halktan oy istedi. Parti yönetimi konuyla ilgili tatmin edici bir açıklama yapamadı.

http://medya.zaman.com.tr/2008/03/19/chp-kapatma-turban1.jpg

Genel merkezde aşure merasimi
23 Ocak 2008: Alevilerin yas orucunun sona ermesi nedeniyle, CHP Genel Merkezi'nde aşure dağıtıldı. İlk aşure tasını CHP Genel Başkanı Deniz Baykal doldurdu.

http://medya.zaman.com.tr/2008/03/19/chp-kapatma-asure.jpg

akp ne yapmış. bir belediye başkanı pazaryerinde kullanılmak için. eski bir belediye otobüsünün bir tarafını wc yapmış diğer tarafını mescit. köyden şehre alışveriş için gelen köylüler için. bir başkası kitap dağıtmış. diğeri türban hakkında konuşmuş v.s

tiyatrocu
20.03.2008, 13:32
Yalçınkaya, ''Laikliğe aykırı fiillerin odağı haline geldiği'' iddiasıyla AK Parti'nin kapatılması istemiyle Anayasa Mahkemesi'ne başvurdu.

Başsavcı Yalçınkaya, akşam saatlerinde iddianameyi Anayasa Mahkemesi Başkanlığı'na gönderdi.

İddianamede, AK Parti'nin "laikliğe aykırı fiillerin odağı haline geldiği" savunulurken, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın da aralarında bulunduğu 71 kişi hakkında siyasi yasak isteminde bulunuldu.

Cumhurbaşkanı Gül hakkındaki yasak talebi başbakan yardımcısı ve dışişleri bakanı olduğu dönemi kapsıyor.

Başsavcılık iddianameye Gül'ün dışişleri bakanı olarak büyükelçiliklere gönderdiği iddia edilen Fethullah Gülen kriptosunu koydu.

Bu kripto ile Gülen'in okullarının ziyaret edilmesinin istendiği ileri sürülmüştü.

Abdullah Gül'ün Milli Görüş'ün devlet protokolüne girmesini sağlamak için gönderdiği iddia edilen genelge de dava dosyasında bulunuyor.

Yargıtay Başsavcısı Yalçınkaya iddianamede Başbakan Erdoğan'a geniş yer ayırdı.

Erdoğan'ın yaptığı türban serbest kalmalı açıklamalarını "türbanı hoş gösterme" çabası olarak gören Yalçınkaya, yine Erdoğan'ın Danıştay davası sürecindeki türban açıklamalarını da laikliğe aykırı buldu.

Başbakan Erdoğan'ın İspanya'daki türban çıkışını ve Erdoğan'ın üniversite rektörleriyle girdiği polemikleri de dosyaya koyuldu.

Erdoğan'ın AİHM'nin türban kararını değerlendirirker yaptığı açıklama da dosyada bulunuyor. Başbakan Erdoğan, "türban konusunda mahkemenin söz söyleme hakkı yoktur. Söz söyleme hakkı din ulemasınındır" demişti.

Dosyada Bülent Arınç da var

İiddianamenin ekindeki yasak listesinin başında eski Meclis Başkanı Bülent Arınç da yer alıyor. Başsavcıya göre, Arınç'ın yaptığı pek çok açıklama da laikliğe aykırı.

Başsavcılık, "Bülent Arınç'ın Meclis Başkanı olduğu dönemde yaptığı konuşmalar ve sergilediği tutum cumhuriyetin temel nitelikleriyle bağdaşmıyor" dedi.

Başsavcılığa göre, Arınç'ın "laikliğin tanımı yeniden yapılmalı" sözleri bile AKP'nin laikliğe karşı odak olması için yeterli.

İddianamede, AKP hükümetinin bazı bakanları ve yöneticilerinin yaptığı açıklamalar da yer alıyor.

Mili Eğitim Bakanlığı'nın laikliğe aykırı bazı tutum ve davranışlara göz yumduğu öne sürülüyor.

Mahkeme ön incelemeyi yapacak

Anayasa Mahkemesi, iddianameyle ilgili ön incelemeyi yapacak, herhangi bir eksiklik tespit edilmez ve iddianamenin kabulüne karar verilirse ön savunmasını yapması için iddianame AK Parti'ye gönderilecek.

AK Parti yasal olarak 1 ay içinde ön savunmasını verecek. Ek süre talebinde bulunulursa bunu da Anayasa Mahkemesi değerlendirecek.

Ön savunmanın Anayasa Mahkemesi'ne verilmesinin ardından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Yalçınkaya, esas hakkındaki görüşünü bildirecek.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın esas hakkındaki görüşü AK Parti'ye gönderilecek.

Daha sonra belirlenecek bir tarihte Yalçınkaya sözlü açıklama, AK Parti yetkilileri de sözlü savunma yapacaklar.

Bütün bu sürecin ardından, davaya ilişkin bilgi, belgeleri toplayacak raportör, esas hakkındaki raporunu hazırlayacak.

Bu işlemler sürerken, gerek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, gerekse davalı AK Parti ek delil veya yazılı ek savunma verebilecek.

Raporun, Anayasa Mahkemesi'nin 11 üyesine dağıtılmasının ardından, Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç bir toplantı günü belirleyecek.

Üyeler, belirlenen günde biraraya gelerek kapatma istemini esastan görüşmeye başlayacaklar.

AK Parti hakkındaki kapatma davasını, 11 kişiden oluşan Anayasa Mahkemesi Heyeti karara bağlayacak.

Asıl üyelerden herhangi birinin bulunmaması veya emekliye ayrılması halinde 4 yedek üyeden en kıdemlileri heyete katılacak.

Anayasa'ya göre bir siyasi partinin kapatılmasına karar verilebilmesi için nitelikli çoğunluğun oyu aranacak.

Buna göre, kapatma kararı için Anayasa Mahkemesi'nin 11 asıl üyesinin en az 7'sinin oyu gerekecek.

Haşim Kılıç: "71 kişi hakkında siyaset yasağı istendi"

Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, iddianamede Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın da aralarında bulunduğu 71 kişi hakkında siyasi yasak istemi bulunduğunu bildirdi.

Kılıç, Anayasa Mahkemesi'nden ayrılırken gazetecilere açıklama yaptı.

Anayasa Mahkemesi Başkanı Kılıç, saat 16.30 itibariyle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın "AK Parti'nin laikliğe aykırı fiillerinden dolayı odak olma" iddiasıyla kapatma davası açtığını söyledi.

Kılıç, iddianamenin pazartesi günü çoğaltılarak, Anayasa Mahkemesi üyelerine dağıtılacağını ve arkasından sürecin başlatılacağını bildirdi.

Kılıç, kaç kişi hakkında siyasi yasak istendiğinin sorulması üzerine, "Doğrusu dava dilekçesine çok fazla bakamadım ama şöyle bir sonuç itibariyle baktığımda 71 kişi hakkında kapatılması halinde siyasi yasaklı olması talebi var. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve eski Meclis Başkanı Bülent Arınç'ı, siyasi yasak istenen listenin başında gördüm" dedi.

Bir gazetecinin DTP hakkındaki iddianamede yer alan bazı yaptırımların AK Parti için de istenip istenilmediğini sorması üzerine ise Kılıç, dava dilekçesini tam olarak inceleyemediğini tekrarlayarak, dava dilekçesinin sonucuna baktığını, böyle bir talebi görmediğini ifade etti.

Dava dilekçesinin 150-160 sayfa civarında olduğunu belirten Kılıç, bugüne kadar siyasi partilerin kapatılma davalarında izlenen yolun AK Parti hakkındaki kapatılma davasında da izleneceğini dile getirdi.

Kılıç, ilk olarak dava dosyasının şekli denetiminin yapılacağını, tensip tutanağının düzenleneceğini ve arkasından dava dilekçesinin AK Parti'ye gönderileceğini kaydetti.

m.gülgör
20.03.2008, 13:40
merhabalar kardeslerim akp ının kapatılası konusunda kı gorüslerim tabiki kapatılsın ama şu anda bu olay akp nın ekmegine yag surmek gibi bir şey oldu cünkü bir cok gelismenin önü kesil di; cok hızlı yaklasan ekonomik kriz gibi .iyi gösterilmeye calısılan ekonomi suanda bitmis durumda tay ip bey ne kadar da olumlu yansıtmaya calıssada ekonomiyi , pek yakında krize hazırlıklı olun ...........

Kara Davut
20.03.2008, 14:01
bu iddaamaneyle bu parti kapatılmaz.iddaanameye bakarsak suç teşkil eden eylem ve fiillerin çoğunu bugün meclis içindeki tüm partiler işlemiştir.yani bu şekilde kapatma verilirse,yargının adaletsiz davrandığı hükmü halkta yaygın hale gelecektir.ve yeni oluşumun daha güçlü olmasına sebep olacaktır.bu partiyi nasıl halk iktidara taşıdıysa,yine halk alaşağı etmelidir.ancak çalışmak gereklidir.yani felaket tellallığı yaparak bir yere varılmayacaktır.Baykal'ın,tüm bu olacakları,türbanlı üyenin göğsüne parti rozetini takarken düşünmesi gerekiyordu.küçük eylemler büyük sorunlara sebebiyet verebilir.her fırsatta sosyal demokrasiden bahseden kesimler,türkiye sosyolojisinin içinde,kürtlerinde,laiklerinde,gelenekçilerinde,az ınlıklarında, başı örtülü insanlarında olduğunu bilmesi ve görmesi gerektiğini düşünüyorum.artık ayrımcılığı bırakıp,tüm halkların istekleri doğrultusunda ortak bir paydada buluşulması gerektiği konusunda çalışmalar yapılmalıdır.demokrasi tek bir grup üzerinde etkili bir sistem değildir.demokrasi tüm halkın dayanağı olmalıdır.demokrasi terimi,altı boşaltılmış günümüz yapısından biran evvel kurtarılmalıdır.demokrasinin olmadığı toplumlarda anti-demokratik oluşumların yapılanması ve güçlenmesi muhtemeldir.ve baykal'da bu anti-demokrasiyi zaman zaman kendileri içinde mubah saymıştır.hata,hata ile çözülmez.Artık elitlerin eğemenliğine bir son verilmelidir.Ancak,laik,demokratik ve sosyal hukuk devleti olma yolundaki temel taş olan anayasanın,yeniden ve sil baştan tekrar yazılması,halklara getirdiği çeşitli kısıtlamaların özgürlük babında kaldırılması kaçınılmazdır.yoksa çözüm hiçbir zaman olmayacak ve bir iç savaş muhtemel olacaktır.işte o zaman başkaları bu ülkeye demokrasi getirmek için geleceklerdir.herkesin söylediği ve yaptığı şeylere çok dikkat etmesi gereklidir.zira anlayışsızlık daha büyük problemlere sebep olacaktır.Lütfen herkes biraz daha duyarlı olsun.

promethe
20.03.2008, 15:17
"Şaşmaz ölçüttür. Yeni bir gelişme, yeni bir olgu ortaya çıktığında ve siz o gelişmeyi veya olguyu değerlendirmede bir tereddüde kapıldığınızda, ülke içindeki ve dışındaki çeşitli güçlerin değerlendirmelerine, tepkilerine, ne yaptıklarına bakınız. Kesinlikle size yardımcı olacak verilere ulaştığınızı göreceksiniz.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Sayın Abdurrahman Yalçınkaya, AKP hakkında kapatma istemiyle Anayasa mahkemesinde dava açtı. Şimdi ortalık toz duman. Demokrasi ve özgürlük nutuklarından geçilmiyor. “Yüzde 47 oy almış Parti hakkında kapatma davası olur muymuş?” “Bu durum demokrasi ve özgürlüklere aykırıymış!” “Avrupa Birliği bu durumda bizi nasıl içine alacakmış?” vb. vb.

Gerçekten de bizim tarihimizde ve öyle sanıyoruz ki Dünya tarihinde de örneği olmayan bir durumla karşı karşıyayız. Beş buçuk yıldır iktidarda olan ve daha 10 ay önce yüzde 46 küsur oy almış olan bir Parti hakkında kapatma davası açılıyor ve aralarında Başbakan ile Cumhurbaşkanı’nın da olduğu, önde gelen 71 yönetici hakkında siyaset yasağı isteniyor!

Bu durum Türkiye’nin özgüllüğünün kanıtıdır ve üzerinde ayrıca durmaya değecek bir durumun varlığını gösterir. Ama biz şimdi en başta değindiğimiz konuya dönelim. Kapatma davasını, içerde ve dışarıda kimler, nasıl değerlendirdi?

İÇERİDE TEPKİLER
Türkiye’yi 3 Kasım 2002’de erken seçime götürerek AKP’ye iktidar kapılarını açan, Abdullah Gül’ü Çankaya’ya çıkaran, Türban olayında AKP’ye destek sunan ve ABD ile stratejik ortaklığı AKP’den daha iyi yapacağını iddia eden MHP’nin lideri Bahçeli’nin değerlendirmesi şöyle:
“65 aydır iktidarda olan bir siyasi Parti’nin kapatılması çok vahim siyasi sonuçları olacak bir durumdur.”

DTP grup başkanvekili Selahattin Demirtaş da ‘Başsavcı’nın dava açmasının demokrasiye ve temel hak ve özgürlüklere aykırı olduğu’ değerlendirmesini yaptı. (Bu değerlendirmeyi PKK’nın değerlendirmesi olarak da okuyabilirsiniz.)

PKK’nın desteklediği listeden milletvekili seçilerek Meclise giren “Avrupacı sol”un temsilcilerinden ÖDP’li Ufuk Uras; “Demokrasi ve siyaset, ‘hukukun üstünlüğü’ savcılar ve yargıçlar diktatörlüğüne yol verilerek geliştirilemez” sözleriyle koroya katıldı.

TUSİAD Başkanı Arzuhan Yalçındağ da açılan davanın, ekonomiye ve demokrasimize zarar vereceği yolundaki değerlendirmeleriyle sıradaki yerini aldı.

Listeye başkaları da eklenebilir. Ama Türkiye ve Türk Milletine olan düşmanlığını ve Amerikan yandaşlığının derecesini, Türkçede mevcut olan ifadelerle anlatmakta zorlandığımız “Taraf” gazetesinin, Sayın Başsavcı aleyhinde başlattığı saldırı kampanyasını da bu arada zikretmekte yarar var.

Dolayısıyla “Başsavcıya Saldırı ve AKP’yi Savunma Cephesi”nde şu güçler arzı endam etmiş oluyorlar:

MHP, PKK, Batıcı Neoliberal Sol, TUSİAD, İpini Amerika’ya Satmışlar Takımı ve elbette uzun uzun anlatmaya gerek yok; basındaki ve “her yerdeki” F tipi örgütlenme…

Cephe’nin yurt içindeki bileşenlerinin kimliğinin, sağlıklı bir değerlendirme yapmamıza sunduğu katkı inkâr edilemez.

DIŞARIDA TEPKİLER
AKP hakkındaki kapatma davası yurt içinde olduğu gibi yurt dışında da önemli tepkilere yol açtı. Hatta yurt dışındaki tepkilerin yurt içine kıyasla çok daha “şiddetli” olduğunu söyleyebiliriz.

Değerlendirmeleri okuyalım:
Avrupa Parlamentosu Türkiye Ortak Karma Parlamento Komisyonu Başkanı Joost Lagendijk:
“Şok içerisindeyim… Türkiye’nin acilen yeni bir hakimler, savcılar ve hukukçular nesline ihtiyacı var.” (Utanmasa hâkim ve savcıları biz buradan gönderelim diyecek!)

Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Ria Oomen Ruitjen:
“Bu tamamıyla delilik… Bu dava benim de raporumda işaret ettiğim gibi yargının acilen derinden ıslah edilmesi gerektiğini bütün çıplaklığı ile ortaya koyuyor.” (Bu Bayan, sözünü ettiği ve daha yeni yazdığı Raporunda, Ergenekon soruşturmasının sonuna kadar sürdürülerek, “çete”nin devlet içindeki uzantılarının açığa çıkarılması gerektiğini yazmıştı.)

AP Sosyalist Grup Başkan Yardımcısı Hannes Swoboda:
“Bu delilik. Tamamen şoke oldum. Bu, Türk insanının iradesine ve demokrasiye tamamen aykırı.” (Konu ezilen Dünya ve özellikle Türkiye olunca emperyalist ülkelerin sağcısı da “solcusu” da aynı telden çalıyor.)

İsveç Dışişleri Bakanı Carl Bildt:
“Savcılar her ülkede tuhaf işler yaparlar ama Türkiye’deki bu durum astronomik derecede tuhaf!”

Amerika’dan da bir-iki tepki alalım: Irak ve Afganistan’da toplam iki milyona yakın Müslüman’ın katillerinden eski Dışişleri bakanlarından Madeleine Albright:
“… halkın iradesini nasıl alaşağı edebilirler.”
ABD Dışişleri Bakanlığı Avrupa ve Asya Dairesi Sözcüsü Chase Beamer:
“2007 seçimlerinin sonucuna saygı gösterilmesi gerekir.”

VATAN SAVUNMASI
Fazla söze gerek yok. İçerdeki ve dışarıdaki bu tepkiler, Sayın Abdurrahman Yalçınkaya’nın yaptığı işin önemini ve büyüklüğünü yeterince ortaya koyuyor.

Sayın Başsavcı Vatan savunmasında bir adım öne çıkmıştır.

Milli iradeye değil, Amerika’nın iradesine müdahale söz konusudur.

Olay bundan ibarettir."

Yazı İP Genel Başkan Yard.Mehmet Bedri GÜLTEKİN'e ait.
http://www.ip.org.tr/lib/pages/detay.asp?goster=haberdetay&idhaber=1028

AKP kapatma davasının hiçbir işe yaramayacağını söyleyenler,kapatmayı "demokrasiye" aykırı bulanlar ve AKP yanında net bir şekilde saf tutup davaya karşı çıkanlar var.

İlk sözünü ettiklerim gerçekten de AKP iktidarına karşı olup,kapatılınca daha da güçleneceğini düşünen bir samimiyete sahip.

Geriye kalanlar ise ,kendini ideolojik olarak nasıl tanımlarsa tanımlasın,kapatma davasına karşı yaygarayı basan ABD-AB emperyalizmiyle aynı cepheyi paylaşıyorlar.

Demokrasi denilen şeyin varolabilmesinin ön koşulu olan özgür yurttaş mı vardır, yoksa cemaatlerin ve tarikatların yönlendirmesine terkedilmiş seçmenler mi?

Günümüz koşullarında kapatma davasını, ilerici ve anti emperyalist tavır olarak görüyor ve alkışlıyorum!

Lazoşa_62
22.03.2008, 16:56
Ben sizlerden Bir Deniz olmanızı
Ben sizden bir Mahir olmanızı
Ben Sizden bir İbrahim olmanızı bekliyorken.

Bakıyorum sizler ya ırkçılığın yanında yada yobaz gericilerin yanında saf tutmaya çalışıyorsunuz. Yada savunuculuğunu yapıyorsunuz.

Şunu unutmayınki AKP ve diger partiler Amerkansız siyaset yapamadıkları gibi, Amerikan çıkarları için Türkiyeyi yönledirmektedirler. Bu gün şurda bir gerçek var DTP yi ayakta tutan Kürt halkı değildir Amerkan ta kendisidir. AKP yi İktidara getiren Halk Değildir. Amerikadır.

Türkiyeyi de yöneten Amerikandır.

Sizler Amerikan Uşağı partileri savunacağınıza ,Amerkan Emperyalizmine ve onların ülkermizdeki uşaklığını yapan güçlere karşı Mücadele edin. Bence Aydın,Devrimci ve vatan sever halkımın Kendi bağimsizlık mücadelesini gündeme getirmelidir.

Ülkeyi karmaşaya sürekleyen ve desteğini Amerikan Faşizminden alan Kürt ve Türk işbirlikçilerine karşı tek yürek olmalıyız.Saygılarımla

Kara Davut
22.03.2008, 18:05
Ben sizlerden Bir Deniz olmanızı
Ben sizden bir Mahir olmanızı
Ben Sizden bir İbrahim olmanızı bekliyorken.

Bakıyorum sizler ya ırkçılığın yanında yada yobaz gericilerin yanında saf tutmaya çalışıyorsunuz. Yada savunuculuğunu yapıyorsunuz.

sevgili Lazoşa_62,
Bu ülkede artık bir safta durulması gerekiyorsa,bu saf Atatürk'ün safı olmalıdır.Bu ülkede Atatürk'ü savunmak için birileri olmamıza gerek yok.Hele hele marksist düşüncede olan birileri olmamıza hiç gerek yok.Atatürk,dünya üzerine gelmiş en büyük devrimcidir.Ve bu devrimleri,hasta adam diye nitelendirilen Osmanlı Devleti'nin ardından,bu milleti tekrar bir çatı altına toplayarak milli birlik ruhuyla yeniden güçlü bir devlet oluşumunun temelini teşkil etmektedir.Atatürk'ün bu kadar kısa bir zaman içinde,bu devrimleri halka benimsetmesi de,o zamanki halkın,O'na ne kadar saygılı olduğunun göstergesidir.Çağdaşlaşma ve ilerleme yolunda yapılmış olan reformlara,O'nun vefatından sonrada gerçekten sahip çıkılabilseydi,bugün bu noktada olunmazdı.Dünya ülkelerini karşısına alarak savaşmış ve bağımsızlığını kaybetmemiş,manda yönetimi altına girmemiş bir toplumun Atatürk'ün vefatından sonra,ne olupta ABD'nin kölesi haline getirildiğide,tarihin sayfaları arasında yerini almıştır.Atatürk yaşasaydı acaba marksizm hakında ne düşünürdü?Yine merhum yaşasaydı,ABD emperyalizmine nasıl bakardı?Atatürk vefat ettikten sonra iktidara gelenlerin,bu ülkeyi,hep güçlü gördükleri bir devlete yamama çalışması maalesef bu günlere kadar gelmemizi sağlamıştır.Bunda herkesin payı vardır.Bugün bile bu uğraş devam etmektedir.Kimileri Abd'yi kendileri için güvence sanırken,kimileride Rusya'yı kendilerine hâmi olarak seçmektedir.Ancak gerçekten duyarlı insanlar Atatürk'ün çizdiği çizgide dosdoğru ilerlemektedirler.Bir tarafta emperyalizm,diğer tarafta komünizm olmak üzere bu halk üzeine dayatılan düşünceler ile Atatürk'ün çizdiği yol silinmek istenmektedir.Zira tüm dünyanın yüzyılın lideri olarak gösterdiği Atatürk'e bizim ne kadar değer verdiğimizde böylelikle ortaya çıkmış oluyor.Biz kendimiz olmaktan çıkarılmak istenilen güçlerin,hedefi haline gelmişiz.Bu ülkede,bir zamanlar en üst derecede var olan ve bugünde varlığından sıkça söz edilen Kuvva-i Milliye ruhu yok edilmeye çalışılmaktadır.Varlığının devamı için Türkiye topraklarındaki tüm halkların birlikteliği gereken bu ruhu,etnisite ayrımcılığı yapılarak öldürmeye çalışan bu iç ve dış güçlere karşı,ancak Atatürk'ün gösterdiği şekilde ayakta kalabiliriz.Yani bu güçlere karşı koyabilmek için birileri olamamıza gerek yoktur.Bu güçlere karşı koyabilmemiz için,milliyetçi söylemlerden uzak durmamız,din sömürüsüne müsaade etmememiz,birbirimizin inanç ve düşüncelerine saygı ile yaklaşmamız şimdilik yapılacak en önemli faaliyetlerdir.Atatürk'ün hedef gösterdiği çağdaş medeniyetler seviyesine çıkabilmemiz için,yine O'nun yaptığı gibi tarım,sanayi ve üretime dayalı yeni projeler üretmek gereklidir.Hızla ilerleyen teknoloji dünyasına kendimizi adapte edebilmemiz,kendi malımızı kendimiz üretmemiz yine atılacak adımlardan sadece bir tanesidir.Sadece tüketim toplumu haline getirilen,kolay para kazanmanın ilkeleri benimsetilen halkımızın bilinçlendirilip,üretimi tüm fertlere indirgemek ve özendirmek şarttır.Tüketim hızlandıkça,dışa bağımlılıkta hızla artmaktadır.Merhum Atatürk,ölümünden önce doğu illerinin gelişimi için hazırlattığı doğu raporunu maalesef hayata geçirememiş,ondan sonra gelen İnönü'de maalesef rafa kaldırmıştır.Yine Bayar döneminde hazırlanan doğu raporuda çeşitli nedenlerden dolayı tezgah altına indirilmiş,doğunun gelişmesinin önü bir türlü açılmamıştır.bence bölgenin(doğu),her türlü yapısı değerlendirilerek,bölge halkına ve jeolojik yapısına uygun üretim şekilleri değerlendirilip,biran önce üretime katkı sağlaması ve bölgenin gelişmesi sağlanmalıdır.bu ülke acil reformlara ihtiyaç duymaktadır.Ancak bunu bir siyasi düşünce çerçevesinde yapmak yanlıştır.ortak bir paydada buluşarak,bu işlerin biran evvel yapılması Türkiye'nin geleceği için şarttır.Bu ortak payda;Atatürk olmalıdır.saygılarımla.

Lazoşa_62
23.03.2008, 14:37
sevgili Lazoşa_62,
Bu ülkede artık bir safta durulması gerekiyorsa,bu saf Atatürk'ün safı olmalıdır.Bu ülkede Atatürk'ü savunmak için birileri olmamıza gerek yok.Hele hele marksist düşüncede olan birileri olmamıza hiç gerek yok.Atatürk,dünya üzerine gelmiş en büyük devrimcidir.Ve bu devrimleri,hasta adam diye nitelendirilen Osmanlı Devleti'nin ardından,bu milleti tekrar bir çatı altına toplayarak milli birlik ruhuyla yeniden güçlü bir devlet oluşumunun temelini teşkil etmektedir.Atatürk'ün bu kadar kısa bir zaman içinde,bu devrimleri halka benimsetmesi de,o zamanki halkın,O'na ne kadar saygılı olduğunun göstergesidir.Çağdaşlaşma ve ilerleme yolunda yapılmış olan reformlara,O'nun vefatından sonrada gerçekten sahip çıkılabilseydi,bugün bu noktada olunmazdı.Dünya ülkelerini karşısına alarak savaşmış ve bağımsızlığını kaybetmemiş,manda yönetimi altına girmemiş bir toplumun Atatürk'ün vefatından sonra,ne olupta ABD'nin kölesi haline getirildiğide,tarihin sayfaları arasında yerini almıştır.Atatürk yaşasaydı acaba marksizm hakında ne düşünürdü?Yine merhum yaşasaydı,ABD emperyalizmine nasıl bakardı?Atatürk vefat ettikten sonra iktidara gelenlerin,bu ülkeyi,hep güçlü gördükleri bir devlete yamama çalışması maalesef bu günlere kadar gelmemizi sağlamıştır.Bunda herkesin payı vardır.Bugün bile bu uğraş devam etmektedir.Kimileri Abd'yi kendileri için güvence sanırken,kimileride Rusya'yı kendilerine hâmi olarak seçmektedir.Ancak gerçekten duyarlı insanlar Atatürk'ün çizdiği çizgide dosdoğru ilerlemektedirler.Bir tarafta emperyalizm,diğer tarafta komünizm olmak üzere bu halk üzeine dayatılan düşünceler ile Atatürk'ün çizdiği yol silinmek istenmektedir.Zira tüm dünyanın yüzyılın lideri olarak gösterdiği Atatürk'e bizim ne kadar değer verdiğimizde böylelikle ortaya çıkmış oluyor.Biz kendimiz olmaktan çıkarılmak istenilen güçlerin,hedefi haline gelmişiz.Bu ülkede,bir zamanlar en üst derecede var olan ve bugünde varlığından sıkça söz edilen Kuvva-i Milliye ruhu yok edilmeye çalışılmaktadır.Varlığının devamı için Türkiye topraklarındaki tüm halkların birlikteliği gereken bu ruhu,etnisite ayrımcılığı yapılarak öldürmeye çalışan bu iç ve dış güçlere karşı,ancak Atatürk'ün gösterdiği şekilde ayakta kalabiliriz.Yani bu güçlere karşı koyabilmek için birileri olamamıza gerek yoktur.Bu güçlere karşı koyabilmemiz için,milliyetçi söylemlerden uzak durmamız,din sömürüsüne müsaade etmememiz,birbirimizin inanç ve düşüncelerine saygı ile yaklaşmamız şimdilik yapılacak en önemli faaliyetlerdir.Atatürk'ün hedef gösterdiği çağdaş medeniyetler seviyesine çıkabilmemiz için,yine O'nun yaptığı gibi tarım,sanayi ve üretime dayalı yeni projeler üretmek gereklidir.Hızla ilerleyen teknoloji dünyasına kendimizi adapte edebilmemiz,kendi malımızı kendimiz üretmemiz yine atılacak adımlardan sadece bir tanesidir.Sadece tüketim toplumu haline getirilen,kolay para kazanmanın ilkeleri benimsetilen halkımızın bilinçlendirilip,üretimi tüm fertlere indirgemek ve özendirmek şarttır.Tüketim hızlandıkça,dışa bağımlılıkta hızla artmaktadır.Merhum Atatürk,ölümünden önce doğu illerinin gelişimi için hazırlattığı doğu raporunu maalesef hayata geçirememiş,ondan sonra gelen İnönü'de maalesef rafa kaldırmıştır.Yine Bayar döneminde hazırlanan doğu raporuda çeşitli nedenlerden dolayı tezgah altına indirilmiş,doğunun gelişmesinin önü bir türlü açılmamıştır.bence bölgenin(doğu),her türlü yapısı değerlendirilerek,bölge halkına ve jeolojik yapısına uygun üretim şekilleri değerlendirilip,biran önce üretime katkı sağlaması ve bölgenin gelişmesi sağlanmalıdır.bu ülke acil reformlara ihtiyaç duymaktadır.Ancak bunu bir siyasi düşünce çerçevesinde yapmak yanlıştır.ortak bir paydada buluşarak,bu işlerin biran evvel yapılması Türkiye'nin geleceği için şarttır.Bu ortak payda;Atatürk olmalıdır.saygılarımla.


Neyi anlatmaya çalıştığını anlayamadım. Marksizm i red edip Atatürk kelimesi arkasına saklanmanın bir anlamı da yok.,

Senin Marksizm dediğin Türkiyenin tam bağimsızlığı,Amerika Emperyalizmine karşı mücadele eden ve Halkların kardeşliğinden yana Mücadele eden Mahirler,Denizler ,ibrahimler ve bu dava için mücadele eden nice insanların davasıdır.

Bu düşünce barksitse ben marksistim. Bu düşünce senin anlatmaya çalıştığın Aatatürkçülükse ben atatürkçüyüm.

Kara Davut
23.03.2008, 14:59
Öncelikle Atatürk bir kelime değil,idol olunası bir kişiliktir.marksizmle,Atatürk'ü yanyana getirmek,suçla adaleti aynı safta tutmaktır.Ancak,yıllardır Atatürk'ün gerçek öğretisi öyle yalnış lanse edilmiştir ki,Atatürkçülüğün altı boşaltılmış,İ.İnönü'nün zihniyeti,Atatürkçülük olarak verilmeye ve benimsetilmeye çalışılmıştır.Gerçek manada Atatürkçüler,zaten bu yapılanmaya ve sahteciliğe dur demektedir.sizin Atatürkçülük'le aynı kefeye koymaya çalıştığınız zihniyet İnönü'nün zihniyetidir.Atatürk'ün bütün halklara getirdiği fikir ve eylemler,O'nun vefatından sonra bir zümrenin imtiyazı haline getirilmiş,toplumda gruplaşmalar başlamıştır.her fırsatta Atatürk'ü diline dolayıp yaptıklarını haklı çıkarma çabası olan bu insanlar,gerçek manada olması gereken,insan hakları ve adalet konusunda çarpıklıklarla sonuçlanan yolda ilerlemişlerdir.Atatürk zamanında tohumlara atılmaya çalışılan marksizme Atatürk şiddetle karşı çıkmıştır.Ama maalesef günümüzde en büyük devrimci olarak adlandırılan Atatürk devre dışı bırakılıp,marx ve lenin gibi baskıcı ve tek düşünce yapısına sahip,basma kalıp insan üretmeyi amaçlayan kişilerin düşüncelerine saygı duyulmaktadır.ve marksist sistemle Atatürk düşünceleri devrim adı altında aynı çatı altına sokulmaya çalışılmaktadır.marksizm inançsız ve ateist bir oluşumdur.İnançlı olan insanlar bu oluşumun altında hep zulüm görmüştür.yıllardır kafkasya ve orta asya insanının bu düşünce yapısı altında ezildiği su götürmez bir gerçektir,inkar edilemez.Ancak Atatürk,inanç bazında insanları özgür bırakmış,her inanca ve hatta inançsızlığa bile eşit merhalede yaklaşmış,devrimlerini sadece devletin güçlenmesi ve bağımsızlığı için yapmıştır.Çağdaş medeniyetler seviyesine çıkabilmek için,insanların hilafet çatısı altındaki baskıcı ve yobaz düşüncelerini yıkmış,insanlara çağdaşlık yolunun ışığını yakmıştır.Onun içindir ki,Atatürk'ün bu düşünce sistemi,bugün bile uluslar arası arenada büyük bir saygı görmektedir.

Lazoşa_62
23.03.2008, 15:09
Öncelikle Atatürk bir kelime değil,idol olunası bir kişiliktir.marksizmle,Atatürk'ü yanyana getirmek,suçla adaleti aynı safta tutmaktır.Ancak,yıllardır Atatürk'ün gerçek öğretisi öyle yalnış lanse edilmiştir ki,Atatürkçülüğün altı boşaltılmış,İ.İnönü'nün zihniyeti,Atatürkçülük olarak verilmeye ve benimsetilmeye çalışılmıştır.Gerçek manada Atatürkçüler,zaten bu yapılanmaya ve sahteciliğe dur demektedir.sizin Atatürkçülük'le aynı kefeye koymaya çalıştığınız zihniyet İnönü'nün zihniyetidir.Atatürk'ün bütün halklara getirdiği fikir ve eylemler,O'nun vefatından sonra bir zümrenin imtiyazı haline getirilmiş,toplumda gruplaşmalar başlamıştır.her fırsatta Atatürk'ü diline dolayıp yaptıklarını haklı çıkarma çabası olan bu insanlar,gerçek manada olması gereken,insan hakları ve adalet konusunda çarpıklıklarla sonuçlanan yolda ilerlemişlerdir.Atatürk zamanında tohumlara atılmaya çalışılan marksizme Atatürk şiddetle karşı çıkmıştır.Ama maalesef günümüzde en büyük devrimci olarak adlandırılan Atatürk devre dışı bırakılıp,marx ve lenin gibi baskıcı ve tek düşünce yapısına sahip,basma kalıp insan üretmeyi amaçlayan kişilerin düşüncelerine saygı duyulmaktadır.ve marksist sistemle Atatürk düşünceleri devrim adı altında aynı çatı altına sokulmaya çalışılmaktadır.marksizm inançsız ve ateist bir oluşumdur.İnançlı olan insanlar bu oluşumun altında hep zulüm görmüştür.yıllardır kafkasya ve orta asya insanının bu düşünce yapısı altında ezildiği su götürmez bir gerçektir,inkar edilemez.Ancak Atatürk,inanç bazında insanları özgür bırakmış,her inanca ve hatta inançsızlığa bile eşit merhalede yaklaşmış,devrimlerini sadece devletin güçlenmesi ve bağımsızlığı için yapmıştır.Çağdaş medeniyetler seviyesine çıkabilmek için,insanların hilafet çatısı altındaki baskıcı ve yobaz düşüncelerini yıkmış,insanlara çağdaşlık yolunun ışığını yakmıştır.Onun içindir ki,Atatürk'ün bu düşünce sistemi,bugün bile uluslar arası arenada büyük bir saygı görmektedir.

Karadavut kardeşim; Anlaşılan sen marksizm i okumamışsın veya başkaların ağzından öğrenmişsin.Bir şeyi bilerek tartışmak doğruyu bulmaktır...

red etmeye çalıştığın kişiler işe Atatürk türkiyesinin bagimsızlığını devamlılığı için toprağa düşen insanlardır.Onlar Karanlık türkiyeyi aydınlığa çıkarmaya çalışan va vatanını savan birer meşaleydi. Sanırım bu konuyu burda noktalamak daha doğrıdur.

Kara Davut
23.03.2008, 15:41
Evet haklısınız bencede burada noktalayalım.Ancak,şunu söylemeyi kendime bir borç bilirim.Önemli olan ben devrimciyim diyebilmek değil,ben Atatürkçüyüm diyebilmektir.idol olarak saydığınız isimleri değil,yalnızca Atatürk'ü seçebilmektir.

ilkay123
26.03.2008, 15:54
Zaman birlik olma zamani biz birbirimizle,mücade edecegimize,birbirimizi kiracagimiza, bizleri yok etmek icin ortam yaratanlarla mücadele etmenin tam zamanidir..bizler birbirimizi iyi taniyoruz önemli olan takkiye yaparak iktidara gelenleri alt etmek icin mücadele etmektir..ellerimizdeki degerler bir bir ellerimizden aliniyor.CEMBER DARALIYOR...haydi canlar CEMBERI DAHA FAZLA DARALTMAYA dur demek gerekmezmi?...saygilar..

YoRuM78
26.03.2008, 22:01
Raportör, AKP'nin kapatma davasını kabul etti
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya'nın AKP hakkında açtığı kapatma davasına ilişkin tüm gözler Anayasa Mahkemesi'ne çevrildi. 14 Mart Cuma günü açılan kapatma davasının kabul edilip edilmeyeceğine ilişkin yapılan ilk incelemenin bittiği ve konuyu inceleyen raportör Dr. Osman Can'ın ‘davanın kabulü' yönünde görüş bildirdiği öğrenildi.

http://haber.mynet.com/detay/guncel/Raportor-AKP-nin-kapatma-davasini-kabul-etti/26Mart2008/N138909

Okan22
26.03.2008, 22:04
Sürpriz olmadı çünkü zaten yargıtay onursal başsavcısı Sayın Sabih KANADOĞLU günler öncesinden bunun bir ceza davası olmadığını ve yargıtay başsavcısı tarafından verilen bu iddianame nin reddinin söz konusu olmadığını iddianamenin anayasa mahkemesine ulaştığı gün davanın açoldığını ve yüce mahkemenin reddemeyeceğini söylemişti.

ONU®
31.03.2008, 14:45
ANAYASA MAHKEMESİ DAVAYI KABUL ETTİ
Kritik toplantı sona erdi...

14 Mart'tan beri Türkiye'nin gündemini meşgul eden konu sonuçlandı. Anayasa Mahkemesi heyeti AKP'nin kapatılması istemiyle açılan davayla ilgili iddianamenin ön incelemesini tamamladı.

Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Osman Alifeyyaz Paksüt, AK Parti'nin kapatılması istemiyle açılan davada, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nca sunulan iddianamenin kabulüne karar verildiğini bildirdi.

Paksüt, yüksek mahkemenin saat 10.00'da başlayan ve yaklaşık 4 saat süren toplantısının ardından yaptığı açıklamada, ''Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, Mahkememize bir iddianame sunmuş idi. Karar, iddianamenin Abdullah Gül dışında kalan bölümünün kabulüne oy birliğiyle, Abdullah Gül yönünden de kabulüne Haşim Kılıç, Sacit Adalı, Serdar Özgüldür ve Serruh Kaleli'nin karşı oyları ve oy çokluğuyla karar verildi'' dedi.

Başkanvekili Paksüt, açıklamanın ardından soru almayacaklarını belirterek, ''Soru veya yorum yapılmamasını özellikle rica ediyorum'' diye konuştu.

Habertürk

Haydi hayırlısı.

Westside
31.03.2008, 22:25
Kına var mı kına?

emekli95
31.03.2008, 23:52
Kapatma davasının oy birliği ile,Gül davasının oy çokluğu ile kabul edilmesi çok güzel işaret.Kapatılması kesin gibi geliyor bana.

emekli95
31.03.2008, 23:54
Kına var mı kına?
ne kadar lazım

halitseyfi
31.03.2008, 23:57
Partinin kapatılması çare değil, asıl önemli olan cezalandırılacak kişiler.

Yoksa parti kapatılmış kapatılmamış anlamı yok. Bence parti kapatılacağına karşılarına doğru dürüst siyasetlerle çıkılsın.

renklikelebek
01.04.2008, 00:21
hakkı adalet işte bu inş devamıda gelirde diğerlerininde kökü kazınır yedi ceddinin
akp kapanması çözüm değil ama tayyibi kökten yok etmek lazım kına var kardeş
hint kınası :D

ebu turab
01.04.2008, 07:51
Zor zamanlar başlıyor demektir.

AKP hükümeti artık işind tadını temelli kaçırmakta sakınca görmeyecektir. Kapatılmaları kesin değil elbette ama kapatılma ihtimalleri de az değil. Zaten bunu en baştan beridir herkes bildiği için kendilerini savunmaktan çok "demokrasilerde böyle olmaz, şöyle olmaz, %47 oy aldık ayıptır, Allah affetmez" gibisinden ortalık karıştırmaya yönelik laflat ettiler.

Bugünden itibaren AKP'nin tüm ekonomik, siyasal fonksiyonları halkın aleyhine, kendilerinin lehine olacak biçimde gerilemeye başlar. Suçlu olarak da "%47 oy alan bir partininin anti demokratik yöntemlerle kapatılmasından sorumlu olanlar" gösterilir. "AKP'siz bir Türkiye parçalanır, yok olmaya mahkumdur" politikaları alevlenerek devam edecektir.

Yazık ki, bir kısım insan da yutacak bunu...

Kendilerini kurtarmak adına da anayasa değişikliği üzerinde duracaklar sanırım, dün AKP Meclis Grup Başkanı öyle diyordu.

Enteresan günler bekliyor Türkiye'yi... Ülkedeki arazi, fabrika ve bilimum değerlilerin satışında damping yaparlar şimdi.

Babacan24
01.04.2008, 08:31
AK Parti için karar günü. Anayasa Mahkemesi masaya oturdu. Etrafta kuş uçurtulmuyor.


31/03/2008

Anayasa Mahkemesi heyeti, AK Parti'nin kapatılması istemiyle açılan davayla ilgili iddianamenin ön incelemesini yapmak için toplandı.

Toptantı saat 10.00'da başladı.. Çok sıkı güvenlik önlemleri dikkat çekiyor. Canlı yayın yapmak için toplanan medya bile binadan uzaklaştırıldı.

İHTİYAÇ MOLASI VERDİLER


Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç ve üyeler, saat 10.00'da toplantı salonuna geçtiler. Toplantıya 45 dakika ihtiyaç molası verildi. Ancak, 45 dakikalık süre dolmadan heyet tekrar toplandı.

İKİ SEÇENEK SUNULMUŞTU

Raportör raporunda, ''iddianamesinin iade koşullarının bulunduğu'' görüşünün yanı sıra ikinci seçenek olarak da ''iddianamenin Anayasa Mahkemesi'ne sunulduğu anda kabul edilmiş sayılacağı'' şeklinde görüş bildirmişti. Raportörün hazırladığı rapor, Anayasa Mahkemesi üyeleri için bağlayıcı nitelik taşımıyor

Babacan24
01.04.2008, 08:34
AKP'nin Kapatılması Hakkındaki Fikriniz?


Seçenekler Grafik Katılım
Evet Kapatılmalı %55.87 3422
Hayır Kapatılmamalı %44.13 2703
Toplam Katılım :
6,125

arkadaşlar genel bilgiler katılım baya yüksek

mavimisali
01.04.2008, 09:07
Bu konuda Akp nin kapatılmasını isteyenlerin En Başında Tayyip Erdoğan Gelmektedir.Makro ekonominin durumu aşikar bir biçimde ortada iken yeni hesaplama tabloları ve türban sorunu ile sürecin gündemini değiştirmeye çalışmaktadırlar.Aklı selim bir insan,üst üste bu kadar hata yapmak isterse,bunu düşünmemek olası değildir.Parti kapatmak çözüm olmayacaktır.

mavimisali
01.04.2008, 09:11
Bu konu çözümsüz bir konu. kapatmak çözüm değil ve yakışıksız. Zamanında %20 oy alıp kendisini halife ilan eden siyasetçileri gördükten sonra %47'ye oranla AKP'nin pek fazla birşey yaptığını söylemek zor.

Başsavcının siyasi görüşünü bilmiyorum; ama yaptığı hareket mesnetsiz şekilde açılmış bir davayı gündeme getirip, iktidarın daha fazla gösteri yapmasını sağlamaktan başka birşeye yaramadığı açık. Bizim halkımız mazlumu sever.

ilkay123
01.04.2008, 11:05
Kapatma davasının oy birliği ile,Gül davasının oy çokluğu ile kabul edilmesi çok güzel işaret.Kapatılması kesin gibi geliyor bana.

Insaallah öyle olur...ancak son zamanlardaki ayak oyunlari iyiye alemet degil...dövizin artmasi,bazi gazetecilerin tutuklanmalari,bazilarinin ifadelerinin alinmasi akintiyi ters yöne cevirebilir...saygilar..

The61
01.04.2008, 11:20
Gelişmelerin tamamı akp işine geliyor.
Burdaki yorumlarda dahil.

emekli95
02.04.2008, 02:45
Bana pek öyle gelmedi bu sefer cünkü akp zaten beledeyilerine belediye katacaktı niye böyle bir oyun oynansın ki?Haksız mıyım?
Hayal gücün çok geniş westside.

Lazoşa_62
05.04.2008, 10:38
Anlamadim Hala demokrasilerde parti kapatılmaz deniliyor. Bu nerde yazilıyor ve demokrasinin hangi ilkesi buna ters düşüyor. Bir Ülkede demokrasiyi ayakta tutan en önemli faktör Hukuktur. Sanırım bazı arkadaşlarım Demokresi ile hukuku ayrı ayrı görüyor. Ülkemizde demokrasi dediğimiz kavram ortadan kaldırılmaya çalişildiği an orda halkın ortak koruması olan bagimsız yargı devreye girer.

Ülkemide demokrasiyi ayakta tutmak için sanırım Askeri darbe beklentisi içinde olanlar var. Ama üzgünüm Hukuk askerden önce demokrasiye sahip çıktı ve süreç başladi.

Demokrasiye zarar vermeye çalışan AKP yi yargılar.Ya suçlu bulur kapatır yada devam der. Buda demokrasının vazgelmezidir.

dali
09.04.2008, 21:14
umarım kapanır...

promethe
09.04.2008, 23:55
İngiliz The Economist dergisi Ak Parti'ye açılan davayı "Mahkeme salonu dramı" başlığıyla yeniden değerlendirdi. Davayı ve davaya giden süreçteki oyuncuları teker teker ele alan dergi, makalesinin sonunda ilginç de bir tesbit yapıyor: AKP'nin kapatılması kuvvetle muhtemel.

..................

"AKP'NİN KAPATILMASI KUVVETLE MUHTEMEL"

Bunların hiçbiri, demokrasiye inançlarının zayıf olduğu belli olan ordu ve laik çevreleri yatıştırmaya yetmedi. Generaller, geçtiğimiz nisan ayında Gül'ün cumhurbaşkanlığını engellemek için açıkça darbe tehdidinde bulundu. AK Parti temmuzdaki seçimleri de kazanınca ordu geri adım atarak Gül'ün cumhurbaşkanı olmasına izin verdi. Başsavcı'nın kapatma davası bu çirkin oyunda yeni bir perde.

"AKILLI BİR MAHKEME DAVAYI REDDEDERDİ"

Akıllı bir mahkeme, hiçbir anlamı olmayan bu davayı derhal reddederdi. Partinin çok ciddi seçmen desteğine sahip olması davanın görülmesini iyice tehlikeli hale getiriyor. Finans piyasaları korkuya kapıldı bile. Ancak maalesef, geçtiğimiz yıl Gül'ün seçilmesini engelleyen kararının da gösterdiği gibi, mahkemenin kendisi de ateşli laik çevrenin bir parçası. Aylarca süren tartışmalar ve siyasi kaosun ardından AK Parti aleyhine karar vermesi kuvvetle muhtemel."



(Kanal D Haber)

İşte, demokrasiye varabilmek için iki yüzyıla yakın bir zaman boyunca dinci gericiliğe diktatörlük uygulayan batının bize sözü...

Emperyalistler................

Gericiliğe özgürlük yok!

renklikelebek
10.04.2008, 00:28
buda yeni bir kaos demek artık akp yi ilah gibi görenler çıkacaktır
ortalık karışacak oysa olan işiye emekçiye olacak ezilen yine bizler halk olacak
akp kapatılsa bile bunun faturası bizlere çıkacak bizlerin cebi bi sefer daha delinecek
düzene bak düzene nereye gidiyoruz

Nihat
10.04.2008, 09:18
Anlamadim Hala demokrasilerde parti kapatılmaz deniliyor. Bu nerde yazilıyor ve demokrasinin hangi ilkesi buna ters düşüyor. Bir Ülkede demokrasiyi ayakta tutan en önemli faktör Hukuktur. Sanırım bazı arkadaşlarım Demokresi ile hukuku ayrı ayrı görüyor. Ülkemizde demokrasi dediğimiz kavram ortadan kaldırılmaya çalişildiği an orda halkın ortak koruması olan bagimsız yargı devreye girer.

Ülkemide demokrasiyi ayakta tutmak için sanırım Askeri darbe beklentisi içinde olanlar var. Ama üzgünüm Hukuk askerden önce demokrasiye sahip çıktı ve süreç başladi.

Demokrasiye zarar vermeye çalışan AKP yi yargılar.Ya suçlu bulur kapatır yada devam der. Buda demokrasının vazgelmezidir.



demokrasimi kazandı hangi demokrasi bu demokrasinin d sinin olmadığı bir mecrada hangi demokrasi akp ye gelince kapanacak ve kapanma el altından sivillere yaptırlıyor izlenimi daha çok değilmi .askerlerin hiçbir şeye karışmadığı mı diyelim acaba aba altında sopa göstermek güçler oligarşsi savaşımı diyelim buna önümüzdeki süreç bunu gösterecek ama şundan eminizki bu demokrasi içinde yapılan bir uygulma değildir.ergenekonun bile bu kapatma ile bağlantılı bir hal aldığını ve artık güçler çarpışmasının başladığının bir kanıtıdı r .bilmem bir sinema filmi vardı seyretinizmi.
filler ve çimen.
filler tepişir aşağıdaki halk yani çimenler ezilir sanıırm bu söyleme tam oturacak bir deyim değilmi.
demokrasi narası atanlar nerde aleviliğin bile hala kabul edilmediği okul müfredatlarında hangi demokrasiden bahsediyorsunuz.

ONU®
16.06.2008, 20:48
AKP esas savunmasını Anayasa Mahkemesi'ne gönderdi.

İşte AKP'nin savunması (http://www.haberturk.com/2008/06/16/kuturesim/savunmaakpdengeldi.htm)

Kaynak:Habertürk

Çocukların din eğitimi özgürlüğünü savunmak bizatihi laikliğin gereğidir

Çocukların din eğitimi özgürlüğüymüş.Din dersi adı altında Alevi çocuklarına yaptığınız zulmün özgürlükle ne ilgisi var acaba, yoksa sizin özgürlük anlayışınız sünni olmayanları asimile etmekten mi geçiyor?

AK Parti Hükümetine yönelik kadrolaşma ithamının hiçbir dayanağı yoktur

Kadrolaşmalar ayan beyan ortada, hangisini sayalım?

AK Parti hükümetlerinin dış politikası ile laiklik arasında bir ilişki kurulması yanlıştır

İşin içinde ABD'nin ılımlı islam projesi varsa bal gibi de ilişki olur.

Tek kelimeyle zırvalıktan başka birşey değil bu savunma.

drakula_05
16.06.2008, 21:11
kapansın

drakula_05
16.06.2008, 21:12
ne olcak başka parti kurulcak