Orijinalini görmek için tıklayınız : Komünist Manifesto 160 Yaşında.


mhrs
19.03.2008, 23:02
BÜTÜN ÜLKELERİN İŞÇİLERİ BİRLEŞİN ZİNCİRLERİNİZDEN BAŞKA KAYBEDECEK BİRŞEY YOK, AMA KAZANACAĞINIZ KOCA BİR DÜNYA VAR !


Sözleriyle biten 1848 Şubatında sadece 19. yy lı değil aynı zamanda 20. ve 21. yüzyılı da sarsacak olan K.MARX ve FREDERİCH ENGELSìn kaleme aldıkları bir manifesto yayınlandı; KOMÜNİST MANİFESTO...
Artık avrupada bir hayalet dolaşıyordu; KOMÜNİZM HAYALETİ...
Ve manifesto işçi sınıfının pratik eyleminde politik olarak ete kemiğe bürünüyordu...
160 yıllık güncellik kolay değildir. Manifesto, herşeye rağmen,hala güncelliğini koruyor ve hem ileri işçiler hem de entellektüeller arasında yeniden kaçınılmaz zaferini sağlamak üzere yayılıyorsa, o bunun yaşayan özüyle ilgilidir.Giderek yoğunlaşan sömürüve talan, işsizlik, sefillik ve artık açlıkla birlikte savaşlar üreterek, proleteryayla çatışmasının en ileri noktasına varmış kapitalist üretim ilişkileri ve zorbalığın doruğuna varmış birbiriyle çelişme halindeki burjuva devletlerin çıkmazı, sosyalizm için koşulların olgunlaşmasından başka bir anlama gelmediği gibi, marx ve marksizmin analiz ve çağrısıyla KOMÜNİST MANİFESTO`nun yeniden ve yeniden doğrulanmasından ve güncelliğinden başka bir anlama gelmez...


SOSYALİST DEMOKRAT GRUP ÇALIŞMASIDIR !!!

vaaz
19.03.2008, 23:15
Komünist Birlik,[2] o zamanın koşulları altında elbette ancak gizli olabilen uluslararası bir işçi derneği, Kasım 1847'de Londra'da yapılan kongrede, aşağıda imzaları bulunanları, yayınlanmak üzere, ayrıntılı bir teorik ve pratik parti programı hazırlamakla görevlendirdi. Şubat Devriminden[3] birkaç hafta önce müsveddesi basılmak üzere Londra'ya gelen aşağıdaki Manifesto, işte böyle ortaya çıktı. İlk kez Almanca yayınlanmış olarak Almanya'da, İngiltere'de ve Amerika'da gene bu dilden en az oniki yeni farklı baskısı yapıldı. İngilizce olarak, ilk kez, Miss Helen Maefarlane'in çevirisiyle, 1850'de, Red Republican'da,[4] ve 1871'de, en az üç farklı çevirisiyle, Amerika'da yayınlandı. Fransızcası, ilk kez, 1848 Haziran ayaklanmasından[5] önce Paris'te, ve yakınlarda da New-York'un Le Socialiste'inde[6] çıktı. Yeni bir çevirisi halen hazırlanmaktadır. Lehçesi, Almanca olarak ilk yayınlanışından kısa bir süre sonra Londra'da çıktı. Bir Rusça çevirisi, altmışlarda, Cenevre'de yayınlandı.[7] İlk çıkışından hemen sonra, Danimarka diline de çevrildi.
Son yirmibeş yıl içerisinde durum ne denli değişmiş olursa olsun, bu Manifesto'da geliştirilmiş bulunan genel ilkeler, ana çizgileriyle, bugün de her zamanki kadar doğrudur. Şurada ya da burada bazı ayrıntılar daha iyi hale getirilebilir. İlkelerin pratikteki uygulanışı, Manifesto'nun kendisinin de belirttiği gibi, her yerde ve her zaman o günün koşullarına bağlı olacaktır ve, bu nedenle, İkinci Bölümün sonunda önerilen devrimci önlemlere hiç bir özel ağırlık verilmemiştir. Bu pasaj, bugün, birçok bakımdan, çok farklı bir biçimde ifade edilebilirdi. Modern sanayiin son yirmibeş yıl içerisinde gösterdiği büyük gelişme ve işçi sınıfının bununla beraber ilerleyen parti örgütlenmesi karşısında, ilk kez Şubat Devriminde ve, daha önemlisi, proletaryanın ilk kez iktidarı iki ay boyunca elinde tuttuğu Paris Komününde edinilen pratik deney karşısında, bu program, bazı ayrıntıları bakımından, bugün eskimiş bulunuyor. Komün özellikle bir şeyi, "işçi sınıfının mevcut devlet mekanizmasını salt elinde tutmakla onu kendi amaçları için kullanamayacağı"nı tanıtlamıştır. (Bkz: bu noktanın daha da geliştirildiği Fransa'da İç Savaş; Uluslararası İşçi Birliği Genel Konseyinin Çağrısı, London, Truelove 1871, s. 15.) Ayrıca, apaçık ortadadır ki, sosyalist yazının eleştirisi, bugün için yetersiz kalıyor, çünkü bu ancak 1847'ye kadar uzanıyor; aynı zamanda, komünistlerin çeşitli muhalefet partileriyle olan ilişkileri konusundaki sözler (Bölüm IV), ilke olarak hâlâ doğru olmakla birlikte, pratik olarak eskimişlerdir, çünkü siyasal durum tamamıyla değişmiştir ve tarihsel gelişim orada sayılan siyasal partilerin büyük bir kısmını yeryüzünden silip götürmüştür.
Bununla birlikte, Manifesto, üzerinde artık hiç bir değişiklik yapma hakkımız olmayan tarihsel bir belge haline gelmiştir. Belki de ileride, 1847'den günümüze dek olan boşluğu dolduran bir giriş ile birlikte, bir başka baskı çıkabilir; bu yeniden basım, bize bunu yapma zamanı bırakmayacak kadar ani oldu.

alişero
19.03.2008, 23:31
dünya genelinde yaşanılan tıkanılmışlığın çözüm noktası halkları bir birine kırdırtmaya çalışan capitalist sermaye düzeni dünyayı getirdiği durum mevcut konjöktür içinde ele alınıldığında marksizmin dünya ya ne kadar acilen gerekli bir adalet olduğunu bir kez daha bize kanıtlıyor.

son günlerde dünya genelinde gündem teşkil eden işçi hakları gaspları,her bölgede bir savaş ihtimali,daha fazla silah satabilmek adına dünyanın her coğrafyasında karışıklıklar bunlar pülotoktarik capitalistlerin dünya üzerindeki en son oyunlarıdır.

alternatifsiz değildir dünya halkları...


Varsın egemen sınıflar bir komünist devrim ürküntüsüyle tir tir titresinler. Proleterlerin, zincirlerinden başka kaybedecek şeyleri yok. Bir dünya var kazanacakları.
Bütün ülkelerin proleterleri, birleşin!.
Karl MARKS

saygılar..........

umut ulas
20.03.2008, 01:22
Bu vesileyle bir şey hatırlatmak istiyorum.Türkiye,Kuran'ı okumadan müslüman,Kapital'i okumadan sosyalist olunan bir ülke.Çünkü sosyalistlik, marksizmi içerip aşan bir başat nitelik gibi algılanıyor.Oysa marksist olmayan çeşitli sosyalizmler de mevcut (topik sosyalistler, kimi çevreci akımlar -biyoçevreciler- vb. gibi...) Ya da benzer anlama gelmek üzere Leninizm, Marksizmin yerine ikame ediliyor. Oysa benzer şekilde leninizm,marksizmi içerip aşmaz. Yani, Lenin'i okuyan birinin Marks'ı okumasına gerek yoktur diyemeyiz.Benzetme yerindeyse,Leninizm bir aşıdır; Marksizm ise tıp bilimidir. Tarihin belirli bir uğrağında başarılı olmuş bir uygulamanın tıp biliminin yerini alması mümkün değildir (Bu söylediklerimin Leninizmin muazzam değerini azaltmayı amaçlamadığı açık olsa gerek). Ama nedense insanlarımız, Marks'ı, Engels'i -ve tabii ki Lenin ve Stalin'i de- okumaktan, anlayamamaktan korkuyor. Oysa hiç de sanıldığı gibi değil."Komünist Manifesto" bunun en iyi kanıtı bence... Yaşadığımız nesnellik kapitalizm olduğuna göre bunun bilimini de esas kaynaklarından öğrenmeliyiz.
Marksizmsiz bir antiemperyalist mücadele, marksizmsiz bir aydınlanma mümkün değildir.