Orijinalini görmek için tıklayınız : Perinçek, Alemdaroğlu ve İlhan Selçuk göz altına alındı.
çiçekdürbünü 21.03.2008, 09:11 ERGENEKON'DA ŞOK GÖZALTILAR
Doğu Perinçek, İlhan Selçuk ve Kemal Alemdaroğlu gözaltına alındı
21.03.2008 08:52
İP Genel Başkanı Doğu Perinçek, Ankara Emniyet Müdürlüğü ekiplerince gözaltında alındı. Perinçek'in Ergenekon soruşturması kapsamında gözaltına alındığı bildirildi.
Aynı soruşturma kapsamında gazeteci İlhan Selçuk ve Eski İstanbul Üniversitesi Rektörü Kemal Alemdaroğlu'nun da gözaltına alındığı bilgisi geldi.
http://www.haberturk.com/haber.asp?i...&dt=2008/03/21
Bakalım bu soruşturmanın ucu kimlere kadar ulaşacak. Ergenekon'a daha kimlerin bulaştığı nasıl çıkacak?
Paşalıoğlu 21.03.2008, 09:18 Günaydın.
1970'li yılları yaşayanlar bilir Perinçek'in kim olduğunu.
Bu gözaltı, Kızıl Elma ittifakkının ne olduğunu bilenler için "şok" değildir.
Şok değil bence. Fettullah'ın piyonu AKP dava açılmasıyla birlikte savaş ilan etti.
chatlakalper2 21.03.2008, 10:30 Bencede hiç şok değil...
Neden mi? Ergekoncuların ulusalcı ve kemalist cepheyle birlikte çalıştığını anlayamamak zaten saflık olurdu. Çok yakında Tuncay Özkan'ın da bu isimler birisi olacağını düşünüyorum.
Tuncay Özkan gözaltında derlerse hiç şaşırmam...
bolatbaba 21.03.2008, 10:51 Türkiye koşar adım ayrışmaya başladı belkide birileri bu işi organize ediyor yakın bir tarihte sosyal patlamalar olacak gibi turkiye bölünecek bence alevilerin yeniden düşünmesi ve birleşmesi zaruriyet arz etmektedir.Amerikanın bölgemizde yeniden güç dengelerini yapılandırma süreci işlemektedir.
ilkay123 21.03.2008, 12:08 Türk tarihinde buna benzer entrikalar cok yasandi...bu siyasi ahlägi oturmamis ülkelerde cok uygulanan bir siyasi manevradir...bu günden itibaren buna benzer karalamalar,tutuklamalar,karsilikli yapilip,bir tarafin saf disi birakilincaya dek sürer ...sonra ne mi olur? olan vatandasa olur...vatandas bunlarla ilgilenirken kendi sorunlarini unutup hükümete canak tutar..hükümette istedigi bir cok seyleri bu ortamda habersiz uygular...zam gibi,yeni yasalarin cikarilmasi,yeni atamalar,kadrolasmalar gibi saygilar...
Westside 21.03.2008, 12:33 Sasırmadım dogrusu...Oligarsiyi tehdit eden gücler elbette yıldırılmaya calısacaklar.
ya hic sasirmadiysaniz simdiye kadar niye böyle biseyin olabilcenden bahsetmediniz
yani sasirmadik felan demeyin ILHAN SELCUKdan bahsediyoruz! tamamen akpnin bi oyunu, ne zaman siyasi bir olay ciksa gündeme ergenokon kapsamindaki gözaltilari sokuolar
walla dogu perıncegın karısmamıs olması suprız olur du
AKP; kendine karşı olanlardan, dokunulmazlığı olmayanları seçiyor ve yıldırma politikası uyguluyor.
barısyıldırım 21.03.2008, 13:41 Değerli canlar sabahtan beri haberi izliyorum haberi sadece Kanaltürk ve Ulusal TV yayınlıyor. Karasal yayın yapan kanallardan. Kimsenin AKP nin müdahale ettiği konuları haber yapmaya cesareti yok sonumuz ne olacak . Bakın bu olaylar kesinlikle Akp darbesidir hepimiz yakın tarihimizde biliriz 80 lerdeki olayları asker ve devlet gözaltılana aldı aydınları daha sonra darbe yaptı sonra gözaltındakilerin bir çoğunu yok etti.Bu olayda kesinlikle ve kesinlikle bir AKP ihtilalidir ve AKP nin kendi derin devletini kurma adımlarıdır. Ülke bugün itibarı ile koşar adım iç savaşa sürüklenmektedir. Lütfen Allahını seven Aliyi seven Cumhuriyetini seven sesiz kalmayın. Emevi İmparatorluğu hortlamak üzere Osmanlının zulümü kendini uzaktan göstermeye başladı.Dün üniversitede Alevi kadınlarımıza o...pu iftirası bu gün aydınlar ve cumhuriyetçilerin gözaltına alınması.Üstümüzdeki ölü toprağını atalım ne yapmamız gerekiyorsa geç kalmayalım.....
aydıner32 21.03.2008, 13:45 bu olay bana adalet partisi zamanında yaşanan olayları hatırlattı.muhalif sesleri susturulduğunu düşünmek istemiyorum.inşallah öyle değildir.eğer susturulıyorlarsa bence sokaklar karışacağa benzer.
nihat 61 21.03.2008, 13:55 muhalif sesleri sindirme operasyonudur bu
bakalım daha kimler göz altına alınacak....
promethe 21.03.2008, 14:21 Bağımsızlığa sarılan,gericiliğe karşı kem küm etmeden dik duran herkes,ABD
emperyalizminin atadığı AKP tarafından hedefte...
5 Kasım 2007 günü Tayyip-Bush görüşmesinde "Ergenekon"un
kararının alındığını ,işbirlikçilerin sesi olan Fehmi KORU köşesinden ilan etmişti.
Fetullah ve medyasının borozanlığını yaptığı,işaret fişeğini çaktığı operasyon
ülkemizin bağımsızlıkçı ve ilerici aydın ve örgüt birikimine saldırmaktadırlar.
Faşizm budur.İktidara karşı duruş sergileyen herkes hedeftedir.
"Ergenekon" denilen AMERİKAN operasyonuyla bağımsızlıkçılar sinmez!
__________________
geygel60 21.03.2008, 14:34 Bekleyelim görelim ne olacak.Belki bu gözaltılar banada aldığım kararların bazılarını tekrar gözden geçirmem için vesile olacak özellikle Doğu perinçekle ilgili olan.
artık ülkede anlık kararların alınması dönemini yaşıyoruz....çünkü yukardakilerin yaptıklarını çok fazla önemsiyoruz....
bence olaya rant yönünden bakarsanız hiçbir sorun kalmayacak....adam oy getireceğini bilse babasını hapse attırır....önemli olan gündem yaratıp kafa bulandırmak....insanları sürekli bir kararsızlıkta hapsetmek...
doruktaisyan 21.03.2008, 16:20 'Ergenekon'da çözülme: İlhan Selçuk, Perinçek ve Alemdaroğlu gözaltında
[Sesonline] İSTANBUL- "Ergenekon terör örgütü" (Gladio)soruşturması kapsamında aralarında İşçi Partisi (İP) Genel Başkanı Doğu Perinçek, eski İstanbul Üniversitesi Rektörü Kemal Alemdaroğlu ve Cumhuriyet gazetesi imtiyaz sahibi ve baş yazarı İlhan Selçuk'un da olduğu 13 kişi gözaltına alındı.
İşçi Partisi (İP) İstanbul İl Başkanlığı ve Ulusal Kanal'ın bulunduğu binanın önünde çok sayıda polis güvenlik önlemi aldı. Perinçek, kimlik tespiti ve Adli Tıp Kurumu'ndan rapor alındıktan sonra uçakla Ankara'dan İstanbul'a getirildi. Daha sonra polislerce bir minibüse bindirilen Perinçek, havalimanından Vatan Caddesi'ndeki İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi'ne götürüldü.
İstanbul Cumhuriyet Savcılığı'nın talimatı doğrultusunda gözaltına alınan Perinçek'in Ergenekon soruşturması kapsamında sorgulanacağı bildirildi.
ARAMA YAPILDI
Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele ekiplerinin, Ulusal Kanal, Aydınlık dergisi'nin de bulunduğu İP Genel Merkezi binasındaki aramaları sürerken, 4 parti görevlisi daha gözaltına alındı. Ayrıca, binadan bilgisayar kasaları da çıkarıldı. Hem işçi partisi binasında hem de Ulusal Kanal'da 4 ruhsatsız silah bulunduğu açıklandı.
Polisin, Doğu Perinçek ve İlhan Selçuk'un evinde de arama yaptığı belirtiliyor.
İLHAN SELÇUK'UN AVUKATI
Soruşturma kapsamında gözaltına alınan Cumhuriyet Gazetesi İmtiyaz Sahibi İlhan Selçuk'un avukatlarından Akın Atalay da, müvekkili hakkında bilgi almak için Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü'ne geldi. Atalay, şube çıkışı basın mensuplarına yaptığı açıklamada, müvekkili ile görüşmesine 24 saat süreyle izin verilmediğini belirtti.
Atalay, "Şu anda iyi olduğuna dair yetkililerden bilgi aldık. Normalde bu suçlarla ilgili gözaltı süresi 48 saattir. Yarın sabah görüştüğümüzde kendisi ile ilgili daha ayrıntılı bilgi öğreneceğiz. Soruşturmanın gizliliği nedeniyle bize söylenen birşey olmadı. Şu anda kendisine yöneltilmiş bir suçlama da yok. Bir soruşturma kapsamında ifadesi alınmak üzere saat 04.30 da evine gelinmiş ve 07.30'da emniyete götürülmek üzere evinden çıkarılmış" dedi.
Selçuk'un evinde polislerce arama da yapıldığını kaydeden Atalay, arama sonucu müvekkilinin evinden bilgisayar ve bazı malzemelerin alınmış olabileceğini söyledi.
GÖZALTILAR
Soruşturma kapsamında İP Genel Başkanı Doğu Perinçek, eski İÜ rektörü Prof Dr. Kemal Alemdaroğlu, Cumhuriyet Gazetesi İmtiyaz Sahibi İlhan Selçuk, Ulusal Kanal Genel Yayın Yönetmeni Ferit İlsever, işadamı İbrahim Benli, Aydınlık Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Serhan Bolluk, Perinçek'in koruması Yusuf Beşerik, gazeteci Adnan Akfırat gözaltında.
EŞ ZAMANLI BASKIN
İstanbul'da İstiklal Caddesi'nde bulunan İşçi Partisi (İP), Ulusal Kanal ve Aydınlık dergisi'ne ve Ankara'daki merkezlerine eş zamanlı olarak sabah saat 04.00-04.30 sıralarında operasyon düzenlendiği açıklandı.
ögretmen 21.03.2008, 16:22 Degerli canlar,bu günkü tutuklamalar,tabiki karşı gücün harekete geçişi.Ne adına hukuk ,demokrasi adına,..Anlaşılan bu günkü iktidarın
kapatılma telaş ve korkusunu ,akıl danışmanlarının da önerileri alınarak ,başlattıgı bir süreç ..Hayırlı ugurlu olsun.Aynen şemdinli olaylarında,Vandaki olaydaki gibi
taraf savcıları,harekete geçirme,ben öyle düşünüyorum.Yazık şu ülkemize ,21 . yüzyılda hukukta ,demokraside aşama kaydedecegine,gerileme,baskıcı yönetim
modelini seçilişine ...İster istemez karamsarlıga kapılıyor insan.Tutuklana çok
yazarımız,İlhan selçuk,ülkemizdeki,demokrasiyi,hukuku ,insan haklarını
çok samimi bir şekilde savunan aydınımızdır.Bir çeteyle ilişkilendirilmesi bizi
ve türk halkını üzer..Sayın Dogu perinçek,bu ülke için,yaptıkları ortada .Batı emperyalistlerine dik duruşu yetmiyormu?Tabiki adalet tecelli eder . Suçsuz olanlar ,özgürlüklerine kavuşur.Ülkemiz bu gibi kutuplaşmalardan yara almaz.
karamsar olmak istemiyorum fakat gelismeler her taraftan ister istemez karamsarliga itiyor.
bitmek bilmeyen dogudaki olaylar.turban meselesi,kapatma davasi ve simdi tutuklanan sahislar ve dc. dr. i.ozturkun olayi.neler oluyor?,turkiye nereye suruklenmek isteniyor.
orta dogunun karisikligina turkiyeyi katmak isteyenlerin oyunumu.allah sonumuzu hayir etsin....
şaşırmışlıgın göstegesidir.başıboş akp ne yapacagını,kime saracagını bulamadı son çözüm olarak gerçek aydın ve demokrat insanları sindirmeye çalışıyor.
CrAzY_AnGeL 21.03.2008, 18:50 AKP'nin oyunlarından biri daha bu türban yasasını medyadan çekmek için böyle bir oyun oynadılar..ilhan selçuğu neden gözaltına alıyolar...madem öyle Eroğonla en çok uğraşan Tuncay Özkan onu neden gözaltına aldırmıyor....amaç sadece kamoyunun dikkatini dağıtmak.....
Kara Davut 21.03.2008, 18:55 Şahsen bu gözaltılar beni şaşırtmadı.Ergenekon çetesine bakıldığında,kendilerine ulusalcı,milliyetçi,vatansever süsü vermiş pek çok kişi veya grup bu şer odağının yapılanması altında barınmakta.Ergenekon olayı kapsamında gözaltına alınan bu isimlerin arkasında,gayet sistemli çalışan daha büyük unsurların olduğuda bir gerçek.Kendilerinin derin devlet olduğunu her fırsatta açıklamaktan çekinmeyen bu çetenin TİT(Türk İntikam Tugayı) denilen silahlı terör örgütüylede bağlantılı olduğu biliniyor.Geçmiş fiil ve eylemlerine bakıldığında,Doğu Perinçek ve partisinin üst düzey elemanlarının ne olupta böyle bir oluşumun içinde yer aldığı,neden cephesini değiştirip ulusal bir hedef doğrultusunda hareket etmeye başladığı gerçekten sorgulanması gereken bir konu.işin aslına bakılırsa bugün soruşturulmak üzere gözaltına alınan isimler,eski gözaltına alınanların verdiği ifadeler doğrultusunda gözaltına alındılar.Eğer suçlu olduklarına dair herhangi bir unsura rastlanmazsa serbest kalacaklardır.Ancak gözaltına alınma süresi öyle bir ana denk geldiki,Akp'nin kapatılmasıyla ilgili yargıtay cumhuriyet başsavcısının yapmış olduğu başvurunun üzerine,büyük tepki topladı.bence iki olay birbirine karıştırılmamalı,şayet suç unsuru taşıyan fiil ve eylemler varsa,kanun nezdinde cezasını çekmelidir.Ülkemiz bu çetelerden,mafyalardan çok çekti.beline silahı takan kendini devletin elemanı olarak teşhir etti ve illegal her türlü eylemin altına imza attı.Artık faili meçhul cinayetler istemiyorsak,devlet eliyle kurulan derin çetelere dur diyorsak,bu çetenin elebaşılarının kim olduğu ortaya çıkana kadar üzerine gidilmesi gerektiğini düşünüyorum.saygılarımla.
Kara Davut 21.03.2008, 19:05 şaşırmışlıgın göstegesidir.başıboş akp ne yapacagını,kime saracagını bulamadı son çözüm olarak gerçek aydın ve demokrat insanları sindirmeye çalışıyor.
sevgili kardeşim kimine göre aydın,demokrat,kimine göre vatan haini,terörist.Doğu Perinçek'in Apo ile sarılırken,teröristlerle tokalaşırken çekilmiş fotoğrafları hala int.sitelerinde yer alırken,bu adamın kafasına taşmı düştüde birden vatansever çizgiye kaydı.sihirli bir değnek değmiş gibi bir gece önce komünizmi savunan bu adama bir gecede ne oldu ki,Atatürk'ü diline doladı,lozan'ı savunmaya başladı.Doğu Perinçek kapalı bir kutu.Bu kutular açılmadan,bu ülke üzerinde oynanan oyunlar asla çözülemez.
ergenekon nedir ki ya? bir cete mi? ergenekon icin haftalardir göz altina alinan alinana...alinanlarida gördük
simdi sol kesimden adam mi almaya basladilar?
nerde bu IDDIANAME????
neye dayanarak ilhan selcuk gözaltina aliniyor!
85 yasina gelmis adami sabahin köründe evi basilarak göz altina almak ne demek, cahgirirsin ifadesini veremye gider...yok iyice zivanadan ciktilar.
simdi erdogan diyor ki : turkiye cetelerden arinacak!
ya bu adam iyi dalgasini geciyor bizle...sanki bilmiyor ergenekon kimin neyin icindir...iyi salak belledi türkiyede yasayan halklari bravo valla halkin %60i cahil birakilirsa sonumuz böyle olur iste
Kara Davut 21.03.2008, 19:33 ergenekon nedir ki ya? bir cete mi? ergenekon icin haftalardir göz altina alinan alinana...alinanlarida gördük
simdi sol kesimden adam mi almaya basladilar?
nerde bu IDDIANAME????
neye dayanarak ilhan selcuk gözaltina aliniyor!
85 yasina gelmis adami sabahin köründe evi basilarak göz altina almak ne demek, cahgirirsin ifadesini veremye gider...yok iyice zivanadan ciktilar.
simdi erdogan diyor ki : turkiye cetelerden arinacak!
ya bu adam iyi dalgasini geciyor bizle...sanki bilmiyor ergenekon kimin neyin icindir...iyi salak belledi türkiyede yasayan halklari bravo valla halkin %60i cahil birakilirsa sonumuz böyle olur iste
Ortada bir dosya ve iddaaname olmadan,zaten bu dava başlamaz gözaltılar olmazdı.yani ortada bir dava dosyası varki,emniyet birimleride buna göre gözaltılar yapıyor.İlhan Selçuk'un yaşı suç işlemesine engel bir olay değildir.Zira Necmettin Erbakan'da seksen küsür yaşındadır ama yemediği halt kalmamıştır.yine sözde Jitem'i kurduğunu iddaa eden veli Küçük'te 65 yaşındadır.Ama illegal pek çok kanlı eyleme imza atabilmiştir.İlhan Selçuk ve diğerleri,kanunlar önünde suşsuzluğunu ispat ederse zaten serbest kalacaktır.ancak,ortada bir fiil varsa ve bu ispat edilirse cezasını çeksin.bu kadar fevri davranmaya bence gerek yok,zira ortada bir iddaanın olması suç işlemiş olduğu anlamını taşımaz.yeterki,bu oluşumun içinde olmadığını ispatlasın.
AKP`nin kendisine açılan kapatma davasından sonra "Cumhuriyetçilerle" bir hesaplaşma içerisine gireceği beklenen birşeydi ve gecikmeden Ergenekon operasyonunu derinleştirerek ilk adımını attı.
Bugün ki gelişmelerde benim en fazla ilgimi çeken hadise ise Doğu Perinçek`in de göz altına alınmasıydı; zaten uzun zamandır kızıl elmacı, ulusalcı-milliyetçi bir çizgide duran İşçi Partisi lideri Doğu Perinçek`in, JİTEM`in kurucusu olduğunu itiraf eden, eski susurluk sanığı ve Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım`ın üzerinden çıkan cep telefonunun sahibi; eski Tuğgeneneral Veli Küçük ile Hrant Dink sanıklarından Yasin Hayal`in avukatı Fuat Turgut`un da sanığı olduğu bir çete operasyonundan gözaltına alınmasıydı...
Herhalde bu durum kirli ilişkiler ile adı anılmaya başlanan ve kendisini sosyalist ve halkçı olarak ifade eden Doğu Perinçek ve İşçi Partisi hakkında fikir sahibi olmamızı sağlıyor...
alican19 21.03.2008, 20:11 bu ergenokanın ölüm listesine baksaydınız neye hizmet ettiğini anlardınız
en baştada fettullah gülen var
pkk nın şehir kadrosu var
şerii devlet yanlıları var
açıkçası hedeflerine ulaşamamalarına üzüldüm
Kara Davut 21.03.2008, 20:19 bu ergenokanın ölüm listesine baksaydınız neye hizmet ettiğini anlardınız
en baştada fettullah gülen var
pkk nın şehir kadrosu var
şerii devlet yanlıları var
açıkçası hedeflerine ulaşamamalarına üzüldüm
bugün bu listeyi imha etmek için emek harcayaların,yarın çıkarlarına ters düştüğü anda cumhuriyetçileride ortadan kaldırmayacaklarına dair bir teminat varmı sevgili alican!adı üstünde illegal bir yapılanma.ha pkk,ha ergenekon.bu oluşumlar her zaman ülkeye zarar verir.
alican19 21.03.2008, 20:24 bugün bu listeyi imha etmek için emek harcayaların,yarın çıkarlarına ters düştüğü anda cumhuriyetçileride ortadan kaldırmayacaklarına dair bir teminat varmı sevgili alican!adı üstünde illegal bir yapılanma.ha pkk,ha ergenekon.bu oluşumlar her zaman ülkeye zarar verir.
çünkü o listeyi yapanlar zaten ulusal cumhuriyetçiler , bu örgütün kökü medyadan görüldüğü gibi sığ değil derin ergenokan örgütü şuan cumhuriyeti savunan tek örgüt
Kara Davut 21.03.2008, 20:38 peki o zaman bu örgütün pkk ile neden bağlantısı var.cumhuriyet'çilerle pkk'nın ne alakası var.Zira veli Küçük örgütün pkk'yla bağlantısının olduğunu ifade etmişti.yoksa cumhuriyetçiler pkk'ya özel imtiyazlar vermeyemi hazırlanıyorlardı?bence olayın gerçek cumhuriyetçilerle alakası bile yok.bugün kendilerini cumhuriyetçi olarak tanıtanların geçmişi irdelenmeli.onlarda oyunun bir aşamasında kullanıldılar.Yine Doğu Perinçek'in en büyük cumhuriyet düşmanı olduğunu bilmeyen yoktur.gerçi ben onun ne olduğunu hiçbir zaman anlamış değilim.en samimi arkadaşları bile anlamadı ki,ben anlayayım!fakat çok yakın akrabalarından birinin tuğgeneral olduğunu ve iddaa ettiği bir takım kehanetlerin bilgi kaynağının bu general olduğunu okumuştum.yani bir zamanlar kıbrıs'taki Türk askerine işgalci diye açıklamalarda bulunan bu zatın,kulağı çekilip,ulusalcı cepheye geçmesimi sağlandı?garip bir sarmal.çözülsün bakalım neler çıkacak ortaya...
Romayı yakan güçlü ama beyinsiz Nero,suçu ise O, zaman yeni Hiristiyan dinini benimseyen insanlara yıkmaya çalıştı,ve onları Arenaya aslanlara yem yaptı,simon Petrusu carmıha gerdi.
petrolius önderliyinde Roma halkı ayaklanıncaya kadar * bu olay ise Nero nun ölümüyle son buldu ve öyle tarihe geçti.
suçsuz solculara,komşu devletlere sataşan,insanları kandirma yeteneyine sahip, Alevi insanlarını aşağılayan zihniyetlerin önderi Tayyip (Nero) tarihe karışacak,ama bize petrolius gibi önder lazım.
Kara Davut 21.03.2008, 20:54 çünkü o listeyi yapanlar zaten ulusal cumhuriyetçiler , bu örgütün kökü medyadan görüldüğü gibi sığ değil derin ergenokan örgütü şuan cumhuriyeti savunan tek örgüt
vallahi ne yalan söyleyeyim sevgili alican,bazen beni çok şaşırtıyorsunuz.bu sitede pkk'ya şiddetle karşı çıkan birisi olan siz,ergenekon denilen çeteyi destekler nitelikte yazılar yazıyorsunuz.kendinizle çelişiyorsunuz.aylardır medyada yer alan haberlerde,ergenekonun pkk ile bağlantısı,gerek silah yönünden gerekse maddi kaynak temini konusunda bilgi ve belgelere ulaşıldığı yazılıp çiziliyor.bu çete vatanın iyiliği için değil,doğunun gelişmesini istemeyen grupların oluşturduğu bir çetedir.ülkede demokrasiyi,gelişimciliği,insan haklarını,savunmayan bir oluşumun bu ülkeye faydalı olacağını nasıl düşünürsünüz.Jitem denilen oluşumu devlet neden kabullenmiyor?varlığından haberdar fakat hep inkar ediliyor,ama neden?illegal her türlü faaliyete karışmış bir kurumun,nasıl olurda devletin yararına çalıştığı iddaa edilir.birde gerçek cumhuriyetçiler diye söz ediyorsunuz.eski pkk'lı militanların itirafçı olarak kullanıldığı,devlet tarafından bellerine silah,ellerine bomba verilerek,kitapçıların bombalandığı bu ülkede,bu oluşumun amacı gerçekten cumhuriyetmidir.bırakın bu işleri lütfen.daha gerçekçi ve daha tutarlı yazılar yazın.cumhuriyetçiymiş...bırakalım o zaman kan dökülmeye devam etsin.kitapçılar bombalansın,siyasiler,bürokratlat öldürülsün,aydınlar imha edilsin.bunu mu istiyorsunuz?ne kadar cumhuriyetçisiniz???
bu ergenokanın ölüm listesine baksaydınız neye hizmet ettiğini anlardınız
en baştada fettullah gülen var
pkk nın şehir kadrosu var
şerii devlet yanlıları var
açıkçası hedeflerine ulaşamamalarına üzüldüm
Nasil bir insan Öldürme desdekcisi olur anlayamiyorum?
Demokrasi haklarini savunan insan, Hukuk kurallarindan disari cikabilirmi?
Bir taraftan Hukuk kanunlari sanuluyor öbür yandan cinayet.
Hayret
ermankucuklu 21.03.2008, 21:10 bu hukumet boyle giderse daha cok sey basımıza gelecek arkadsalr hala anlamıyom insanlar hala onları nasıl destekliyor.durum vahim suclular hükemeti yönetiyo masumları içeri atıyolar
Kara Davut 21.03.2008, 21:14 sevgili erman,
yukarıdaki yazılanları biraz okursanız nasıl olduğu ve neden olduğu hakkında azda olsa fikir edineceksinizdir.zira bizim baş problemimiz zaten okumamak.veya tek taraflı okumaktan kaynaklanıyor.nalıncının keseri gibi sadece işimize gelenleri okuyoruz.işimize gelmeyenleri karalayıp geçiyoruz.
AKP`nin kendisine açılan kapatma davasından sonra "Cumhuriyetçilerle" bir hesaplaşma içerisine gireceği beklenen birşeydi ve gecikmeden Ergenekon operasyonunu derinleştirerek ilk adımını attı.
Bugün ki gelişmelerde benim en fazla ilgimi çeken hadise ise Doğu Perinçek`in de göz altına alınmasıydı; zaten uzun zamandır kızıl elmacı, ulusalcı-milliyetçi bir çizgide duran İşçi Partisi lideri Doğu Perinçek`in, JİTEM`in kurucusu olduğunu itiraf eden, eski susurluk sanığı ve Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım`ın üzerinden çıkan cep telefonunun sahibi; eski Tuğgeneneral Veli Küçük ile Hrant Dink sanıklarından Yasin Hayal`in avukatı Fuat Turgut`un da sanığı olduğu bir çete operasyonundan gözaltına alınmasıydı...
Herhalde bu durum kirli ilişkiler ile adı anılmaya başlanan ve kendisini sosyalist ve halkçı olarak ifade eden Doğu Perinçek ve İşçi Partisi hakkında fikir sahibi olmamızı sağlıyor...
yazdıklarının altına yazacak bişey bulamıyorum mhrs bir siyasi parti liderinin nasıl olurda karanlık,eli silahlı ve her provakasyonun altından çıkan ergenekon ile bağlantısı çıkar diye merak ediyor insan...
ama olmuyor değil işte bir zamanların sosyalist olduğunu idda eden biri halklara,ideolojisine bir anda sırtını dönerek ilginç gelebilecek tutumlar içine giriyor...
benim perinçek denilince aklıma benito mussolini ve adolf hitler geliyor bu iki lider tarih sayfalarında ezilenin sloganlarını kullanıp kitleleri arkasından sürükleyip ardı sıra gelen süreçte ise direkt olarak faşizme geçiş yapmışlardır ve iktidara gelinceye kadarki olan bölümde ise halklara emeğe vurgu yapmaktan kaçınmamış kaçınmamışlarki öz düşüncelerini saklamak adına,sonrası malum milyonlarca ölü ve yok olmuş bir kıta...
davaya gelince dediğin gibi akp ve statükocular arasındaki bir hesaplaşmanın devamından başka bişey değildir....
malesef mazlum halkımız statüko ve akp arasındaki koltuk kapma yarışı arasında bırakılmıştır.............
Ortada bir dosya ve iddaaname olmadan,zaten bu dava başlamaz gözaltılar olmazdı.yani ortada bir dava dosyası varki,emniyet birimleride buna göre gözaltılar yapıyor.İlhan Selçuk'un yaşı suç işlemesine engel bir olay değildir.Zira Necmettin Erbakan'da seksen küsür yaşındadır ama yemediği halt kalmamıştır.yine sözde Jitem'i kurduğunu iddaa eden veli Küçük'te 65 yaşındadır.Ama illegal pek çok kanlı eyleme imza atabilmiştir.İlhan Selçuk ve diğerleri,kanunlar önünde suşsuzluğunu ispat ederse zaten serbest kalacaktır.ancak,ortada bir fiil varsa ve bu ispat edilirse cezasını çeksin.bu kadar fevri davranmaya bence gerek yok,zira ortada bir iddaanın olması suç işlemiş olduğu anlamını taşımaz.yeterki,bu oluşumun içinde olmadığını ispatlasın.
haberleri yarim dinliyorsunuz galiba, iddianame'nin hazir olmadigini söylüyorlar, zaten bu yüzden elestiriliyor bu göz altilar!
ülkücü bozkurtcu pislikleriyle bir kefene sokmaya calisiyorlar sol kesimi ve hala HUKUK, KANUN felan diyorsunuz biz kanunlari biliyoruz SOL KESIME NEDENSE KANUN HAK HUKUK hic bir zaman islemedi son örnegini hrant dinkde gördük birakin allah askina
tiyatrocu 21.03.2008, 21:19 arkadaşlar dikkat ettiniz mi ne zaman akp'ye karşı birşey yapılsa ergenekon olayı patlak veriyor.yani gündemi değiştirmek için kullanılan güzel bir silah bence...bakalım bu ergenekon olayının altından ne çıkacak
Kara Davut 21.03.2008, 21:31 haberleri yarim dinliyorsunuz galiba, iddianame'nin hazir olmadigini söylüyorlar, zaten bu yüzden elestiriliyor bu göz altilar!
ülkücü bozkurtcu pislikleriyle bir kefene sokmaya calisiyorlar sol kesimi ve hala HUKUK, KANUN felan diyorsunuz biz kanunlari biliyoruz SOL KESIME NEDENSE KANUN HAK HUKUK hic bir zaman islemedi son örnegini hrant dinkde gördük birakin allah askina
peki kanunlardan bu kadar çok çekmiş bir kesim yani sol cenah,neden doğru dürüst bir anayasa yapılmasına,hukuk sisteminin yenilenmesine inatla karşı çıkıyor.1990 lı yıllarda chp'de anayasayı değiştirmek için bir takım çalışmalar yapmıştı.hemde bugün akp'nin hukukçulara hazırlatmış olduğu anayasaya çok benzer bir anayasa.madem öyle,anayasa değişikliği gündeme geldiğinde neden ısrarla karşı çıktı.şimdi kanun ve yasalardan en çok solcuların çektiğini belirtiyorsunuz.ancak eyleme gelince yok.ülkücü veya solcu farketmez.bu ülkenin temeline dinamit sokan,ayrımcılığı destekleyen herkes kanunlar önünde birdir.suçu oranında cezasını çeker.
iddaaname toparlanıyor,iddanamenin hazırlanması safhasında,sanıkların verdikleri ifadeler kapsamında gözaltına alınan bu kişilerin, hakkında dava açılıp açılmayacağı kararı verilecektir.yani ortada bu kişilerin suçlu olduğu henüz ıspatlanmamıştır.zaten bu kişileri yargılamakta bizim işimiz değil.ancak burada sadece olasılıklardan bahsedebiliriz.gözaltı sebebide herhangi bir fiilin kanıtlarının yok edilmemesi açısındandır.yani ortada bir suç yoksa zaten serbest kalacaklardır.
geygel60 21.03.2008, 21:37 Demokrat arkadaşlar insan hak ve özgürlüklerine duyarlı arkadaşlar Ferhat Tunç saat beşte gözaltına alınırken sesiniz çıkıyordu.Bugün Türkiye'nin aydın insanları akp hükümetine en sert eleştirileri yönelten insanlar kapatma davasına karşı bir hareketle saat dörtte apar topar gözaltına alınıyorlar.Sizde ergenekon çetesi deyip alkışlıyorsunuz. Yargıtay başsavcısı bu sıkıntılı süreçte Abu Dabiye gidiyor kapatılma suni gündemlerle ikinci plana atılıyor sizde alkışlıyorsunuz.
Bunların hepsi bir karşı hareket ve yıldırma politikası onlara karşı duran herkes bir gün içeryi görecek derken gözdağı veriyorlar.
promethe 21.03.2008, 22:24 sevgili kardeşim kimine göre aydın,demokrat,kimine göre vatan haini,terörist.Doğu Perinçek'in Apo ile sarılırken,teröristlerle tokalaşırken çekilmiş fotoğrafları hala int.sitelerinde yer alırken,bu adamın kafasına taşmı düştüde birden vatansever çizgiye kaydı.sihirli bir değnek değmiş gibi bir gece önce komünizmi savunan bu adama bir gecede ne oldu ki,Atatürk'ü diline doladı,lozan'ı savunmaya başladı.Doğu Perinçek kapalı bir kutu.Bu kutular açılmadan,bu ülke üzerinde oynanan oyunlar asla çözülemez.
Apo ile fotoğrafları var, ama ne konuştuklarını kimse söylemiyor.
Perinçek ile ilgili yapılan spekülasyonlar hep isnatsız ve bir yalan bombardımanı halinde oldu.
İstedikleri tam da bu!İnsanların kafasında Perinçek hakkında soru işaretleri yaratmak.
Yalnızca bu kampanyaları ve spekülasyonu yaratan merkezleri saptadığınız da ,hangi güçlerin bu operasyonların ardında olduğu ortaya çıkar:Fetullah,MİT,Holding Medyası ve onların kontrolündeki başıbozuklar...Hepsi de nihayetinde emperyalizmin aletidir.
Bu durum durulan yerin doğruluğunu da tastiklemektedir.Üzüntü değil,kendine güven kaynağı olacaktır saldıranların kimliği...
"Ergenekon", ABD'ye giden Tayyip'e Bush tarafından verilmiş bir talimattır.Bu benim iddiam değil.AKP'nin gazetecisi olduğu tescilli TAHA AKYOL tarafından açıklanmış bir bilgi!
Özgür insan24 21.03.2008, 22:56 Gençlik Federasyonu Açıklaması
2008.03.21
Ergenekon soruşturması kapsamında İstanbul Üniversitesi eski Rektörü Kemal Alemdaroğlu/ İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, Genel Sekreter Ferit İlsever ve Cumhuriyet gazetesi Başyazarı İlhan Selçuk gözaltına alındı.
Bu gelişmeyi yorumlayarak, Kemal Alemdaroğlu’nu Universite öğrencilere açılan soruşturmalarla, okuldan uzaklaştırmalarla yakından tanıyan Gençlik Federasyonu bir açıklama yayınladı:
Şaşırtıcı Değil
Geçtiğimiz günlerde devletin içine ‘sızmış’ çetelere yönelik yapılan Ergenekon Operasyonunun da yeni gözaltılar yaşandı. Daha önce generaller, milletvekilleri, işadamları…
Bu sabah da İlhak Selçuk, Doğu Perinçek, Kemal Alemdaroğlu da gözaltına alındı.
Bu tür ortaya çıkan kontrgerilla örgütlenmelerinde her zaman asıl suçlular gizlenmiştir.
İşlerinin bittiği artık kullanmak istemedikleri, ya da teşhir olanları göstermelik yargılarlar.
Kemal Alemdaroğlu İstanbul üniversitesi Rektörüyken böyle bir örgütün içinde bulunduğu bilinmiyor muydu? Tabiki biliniyordu, zaten bunun için o göreve getirilmişti.
Rektörlüğü döneminde devrimci-demokrat öğrencileri okullarından atmış, uzaklaştırmalar vermiştir. Açtığı soruşturmaların haddi hesabı yoktur.
Bilim yuvası olması gereken üniversitelerimiz böylesi faşistlerin eline teslim ediliyor. Üniversitelerin geldiği nokta ortadadır. Bugün birçok öğretim görevlisinin devrimci demokrat öğrencilere karşı MİT’le, faşistlerle içli dışlı olduğunu bilmeyen yoktur. Onun için Kemal Alemdaroğlu’nun da gözaltına alınması şaşırtıcı değildir.
Ergenekon ve daha önce sayısız yapılan ‘çete operasyonları’ devletin içindeki pisliği temizlememiştir. Çünkü pisliği kendi üretmektedir.
ERGENEKON’da karşımıza çıkan eski rektörüyle, gazetecisiyle, milletvekiliyle, generaliyle DEVLETTİR:
Bizler ülkemizi bu tür kontrgerilla örgütlenmelerinden kurtarana kadar mücadele edeceğiz.
GENÇLİK FEDERASYONU
http://genclikfederasyonu.info/index.php
MARAŞTA ÇORUMDA SİVASTA GAZİDE SUSURLUKTA ŞEMDİNLİDE HRANT DİNK CİNAYETİNDE ERGENEKONDA ORTAYA ÇIKAN DEVLETİN TA KENDİSİDİR...
BU KATLİAMLAR VE CİNAYETLER İKTİDARDAN AYRI YAPILMAMIŞTIR VE YAPILAMAZ...
İSTEDİKLERİ KADAR UĞRAŞSINLAR DEVLETİN PİSLİĞE BATMIŞ BAĞIRSAKLARINI TEMİZLEYEMEZLER...
SUSURLUK DEVLETİ HALA İKTİDARDADIR
guzel bir dovus izliyoruz tek cekindigim nokta bu gruplarin anlasmasi. bu cekişme devam ettikce butun kirli camasirlar ortaya cıkacak. ancak bu gruplarin anlasmasi ulke için faydalı olmaz.
mhp nin tavrini merak ediyorum dogrusu kimden yana tavir koyacaklar acaba :wink: ilhan selcuk un yakın zamanda takdirine kalmıs bir parti. diger taraftan din kardesleri var celişkili bir durum.
akp türkçü-buduncu-atsizci-kemalist kadrolari tasfiye edecege benziyor. yapacaklardirda ziraa bugune kadar soylediklerini yaptilar.
neyse izlemesi zevkli olacak:laugh:
promethe 21.03.2008, 23:10 AKP`nin kendisine açılan kapatma davasından sonra "Cumhuriyetçilerle" bir hesaplaşma içerisine gireceği beklenen birşeydi ve gecikmeden Ergenekon operasyonunu derinleştirerek ilk adımını attı.
Bugün ki gelişmelerde benim en fazla ilgimi çeken hadise ise Doğu Perinçek`in de göz altına alınmasıydı; zaten uzun zamandır kızıl elmacı, ulusalcı-milliyetçi bir çizgide duran İşçi Partisi lideri Doğu Perinçek`in, JİTEM`in kurucusu olduğunu itiraf eden, eski susurluk sanığı ve Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım`ın üzerinden çıkan cep telefonunun sahibi; eski Tuğgeneneral Veli Küçük ile Hrant Dink sanıklarından Yasin Hayal`in avukatı Fuat Turgut`un da sanığı olduğu bir çete operasyonundan gözaltına alınmasıydı...
Herhalde bu durum kirli ilişkiler ile adı anılmaya başlanan ve kendisini sosyalist ve halkçı olarak ifade eden Doğu Perinçek ve İşçi Partisi hakkında fikir sahibi olmamızı sağlıyor...
Ya arkadaşım,yazdıklarınıza kendiniz inanıyor musunuz?Bende merak konusu oldu!
AKP' nin ABD-AB emriyle başlattığı bir operasyon var ortada!Bu konu tartışma götürmez.
Araştırma yapmadan "....İşçi Partisi lideri Doğu Perinçek`in, JİTEM`in kurucusu olduğunu...." gibi bir cümleyi yazabiliyor;bundan da imtina etmiyorsunuz.
Bir avuç tuz hep hazır duruyor ellerde!
"Kirli ilişki" dediğiniz şey,ABD emperyalizminin atadığı AKP hükümeti tarafından mı ortaya çıkarılıyor?Ortada "kirli" olan şey "bilgi" dir.
Herneyse;bağımsızlıkçılar bu saldırılardan yılarak değil güçlenerek çıkacaktır!
Dede-baba 21.03.2008, 23:10 Degerli canlar...
*** Bana bu son tutuklama olayı...
*** Van cumhuriyet savcısının tutukladığı yücel aşkın olayını...
*** Anımsattı.. bir zamanlar... fethullahın... "... ilk hedefiniz adliye ve mülkiye sözlerini hatırlattı... Acaba hedeflerine ulştılar mı ?
*** Hukukun üstünlüğüne inanıyorsak... tabiki herkes hukuk karşısında hesapta vermeli... Kovuşturma da yapılmalı...
*** Ancak 84 yaşında Bir düşünce adamı... gecenin 4 'ünde yaka paça yakalıp götürmek.. ne derece doğru... Bence hiç doğru olmadı..
***Suçlamalara gelince... Ergenekon saçmalıkları nerden çıkıyor .. 1 yıl fethullah'ın gazetesinde çalışan... Tv'sinde proğram yapan.. ve sonra yahudi olduğu anlaşılan... ve şimdilerde... fethullah yılanı gibi.. Yurtdışına kaçan kanadada hahamlık ( yahudi din adamı) olan birinin evinde bulunanlarla... başlıyor bu hikaye
*** Eee şimdi akıl ve mantık.. samanyolu ve zaman gazetesinin basılmasını
ergenekonu buralarda aramak gerektiğini... söylerken...
*** Ergenekon.. saçmalığı altında birbiriyle alakasız insanlar daha doğrusu başkaldıran insanları uyandırmaya çalışanlar içeri alınıyor...
***Bana bu durum ünlü bi alimin şu sözlerini hatırlattı...
Hayatta üç kişiye acıyın....
1- Zenginken fakir düşüne...
2- Gençken ölene...
3- Cahiller arasındaki Alime...
Şimdi daha iyi anlıyorum...
MUSTAFA KEMAL'İN BÜYÜKLÜĞÜNÜ.. ve
İmkansızı gerçekleştirdiğini..
Ata'nın 80 yıl önce yaptıklarını..
Bizler şimdi Koruyamıyoruz.. Bile...
Saygılarımla..
alican19 21.03.2008, 23:38 vallahi ne yalan söyleyeyim sevgili alican,bazen beni çok şaşırtıyorsunuz.bu sitede pkk'ya şiddetle karşı çıkan birisi olan siz,ergenekon denilen çeteyi destekler nitelikte yazılar yazıyorsunuz.kendinizle çelişiyorsunuz.aylardır medyada yer alan haberlerde,ergenekonun pkk ile bağlantısı,gerek silah yönünden gerekse maddi kaynak temini konusunda bilgi ve belgelere ulaşıldığı yazılıp çiziliyor.bu çete vatanın iyiliği için değil,doğunun gelişmesini istemeyen grupların oluşturduğu bir çetedir.ülkede demokrasiyi,gelişimciliği,insan haklarını,savunmayan bir oluşumun bu ülkeye faydalı olacağını nasıl düşünürsünüz.Jitem denilen oluşumu devlet neden kabullenmiyor?varlığından haberdar fakat hep inkar ediliyor,ama neden?illegal her türlü faaliyete karışmış bir kurumun,nasıl olurda devletin yararına çalıştığı iddaa edilir.birde gerçek cumhuriyetçiler diye söz ediyorsunuz.eski pkk'lı militanların itirafçı olarak kullanıldığı,devlet tarafından bellerine silah,ellerine bomba verilerek,kitapçıların bombalandığı bu ülkede,bu oluşumun amacı gerçekten cumhuriyetmidir.bırakın bu işleri lütfen.daha gerçekçi ve daha tutarlı yazılar yazın.cumhuriyetçiymiş...bırakalım o zaman kan dökülmeye devam etsin.kitapçılar bombalansın,siyasiler,bürokratlat öldürülsün,aydınlar imha edilsin.bunu mu istiyorsunuz?ne kadar cumhuriyetçisiniz???
benim özümde sözümde bir ben bu örgütün pkk düşmanı olduğu hatta silahlı eylemlerinde pkk yı hedef aldığını biliyordum hatta örgütün büyük kısmının asker (emekli) olduğunu ulusalcı cumhuriyetçi cephe olduğunu biliyordum ben asla sizin dediğiniz gibi bir örgütü savunmam eğer düşüncemin aksi ise tabiki ii olmuş derim
alican19 21.03.2008, 23:48 Nasil bir insan Öldürme desdekcisi olur anlayamiyorum?
Demokrasi haklarini savunan insan, Hukuk kurallarindan disari cikabilirmi?
Bir taraftan Hukuk kanunlari sanuluyor öbür yandan cinayet.
Hayret
benim 30 bin askerimi şehit eden , kürtleri evinden yurdundan eden , ülkemin 210 milyon dolarını heba eden , üstüne şehir kanadının heran bir yere suikast yapması muhtemel olan (diyarbakırda ,anafartalarda ve 24 yıldır buna benzer olaylarda ) ve masum sivil hatta kürtleri öldüren bir örgüttü sempeti duymam hatta bazıları gibi sevmem beklenilemez , demokrasiler tehlikeye girerse kendi savunma mekanizmasını devreye sokar ,nasıl devrimler kansız olmuyorsa bu savunma mekanizmasıda kansız gerçekleşmiyor
hukuk kurallarında bahsediyorsunuz peki bu örgütün hitap ettiği kesimin yüzde 60 sadece akp ye oy veriyor ve örgütten nefret ediyor yüzde 10 hizbullah taraftarı ise hangi hukuk kuralı bu şahısların yaptıklarını savunur
pkk nın yaptığı isyandır , doğru bazı kesim tc isyan etti peki bu isyanı tc ayakta alkışlayacak değil ,oda isyanı bastırmak için isyanı başlatanların yöntemi kullanılır nasılki 70 lerde sol gençlerin isyanını bastırmak için devlet sağcıları desteklerken bugünde pkknın isyanını bastırmak için pkk gibi silah kullanoıyor ve buda cinayet olmaz
Dede-baba 22.03.2008, 00:13 Degerli canlar...
*** Bana bu son tutuklama olayı...
*** Van cumhuriyet savcısının tutukladığı yücel aşkın olayını...
*** Anımsattı.. bir zamanlar... fethullahın... "... ilk hedefiniz adliye ve mülkiye sözlerini hatırlattı... Acaba hedeflerine ulştılar mı ?
*** Hukukun üstünlüğüne inanıyorsak... tabiki herkes hukuk karşısında hesapta vermeli... Kovuşturma da yapılmalı...
*** Ancak 84 yaşında Bir düşünce adamı... gecenin 4 'ünde yaka paça yakalıp götürmek.. ne derece doğru... Bence hiç doğru olmadı..
***Suçlamalara gelince... Ergenekon saçmalıkları nerden çıkıyor .. 1 yıl fethullah'ın gazetesinde çalışan... Tv'sinde proğram yapan.. ve sonra yahudi olduğu anlaşılan... ve şimdilerde... fethullah yılanı gibi.. Yurtdışına kaçan kanadada hahamlık ( yahudi din adamı) olan birinin evinde bulunanlarla... başlıyor bu hikaye
*** Eee şimdi akıl ve mantık.. samanyolu ve zaman gazetesinin basılmasını
ergenekonu buralarda aramak gerektiğini... söylerken...
*** Ergenekon.. saçmalığı altında birbiriyle alakasız insanlar daha doğrusu başkaldıran insanları uyandırmaya çalışanlar içeri alınıyor...
***Bana bu durum ünlü bi alimin şu sözlerini hatırlattı...
Hayatta üç kişiye acıyın....
1- Zenginken fakir düşüne...
2- Gençken ölene...
3- Cahiller arasındaki Alime...
Şimdi daha iyi anlıyorum...
MUSTAFA KEMAL'İN BÜYÜKLÜĞÜNÜ.. ve
İmkansızı gerçekleştirdiğini..
Ata'nın 80 yıl önce yaptıklarını..
Bizler şimdi Koruyamıyoruz.. Bile...
Saygılarımla..
Degerli canlar..
Lütfen yine ayrışmayalım.. birbirimizi düşman ilan etmiyelim... zaman birlik zamanıdır...
bir olma zamanıdır..
***Bzim Alevi toplumu gerçekten de Türkiye'nin yüz akıdır.. Doğudaki bir çok sünni ve diğer inanç gurplarına bakarsınız hepsi Bir şeyh'in iki dudağına bakar.. sorgulamazlar... araştırmazlar... kabul ederler..
*** Oysa Alevi toplumu mümkün değildir.. bir iki adamın peşine takılması.. Öyle şeyhin yada başkasının ağzının içine bakması... Bunlar iyi yönlerimiz..
*** Ama... degerlerimize sahip çıkmıyoruz.. Bir araya gelemiyoruz... ortak özelliklerimiz yerine farklılıklarımıza odaklanıyoruz.. Böylece Ufalıyoruz.. Bölünüyoruz.. ve Böylece bizi alt ediyorlar...
*** Şimdi beğenirsiniz yada begenmezsiniz.. Bir kişiyi geçmişi nedeniyle yok saymak.. yada kötülemek doğrumu.... Doğu perincekten bahsediyorum... yada bunu yaparken neden kimse Erdoğanın Bir şeyhin eteğini öpmesini unutyor... yada Erdal inönünün sivas katliamına göz yummasını. ve seyretmesini... ve yahutta deniz baykalın... Erdoanın başbakan olmasına izin vermesi.. yada alevileri merkez yönetimden atın demesini...
***Yanlış anlaşılmasın.. ben İp'li değilim.. ama haksızlığı da görmüyor değilim...
Saygılarımla..
canazerbaycan 22.03.2008, 00:59 Forumda sayıları bir hayli kabarık olan sözde komunist özde Kürtçü üyelerin bir zil takıp oynamadığı kaldı. Bu arada ülkücü forumları da arada okudum. Onlar da sevinçten dört köşe olmuşlar. Ne ilginç bir ittifak değil mi?
AKP+MHP+BBP+DTP+ÖDP= Cumhurbaşkanlığı seçiminde Gül'e doğrudan veya dolaylı destek
AKP+MHP+BBP+DTP+ÖDP(çekimser)= Türbana doğrudan destek
AKP+MHP+BBP+DTP+ÖDP= AKP Kapatılma davasına şiddetli tepki
AKP+MHP+BBP+DTP+ÖDP= Ergenekon operasyonunda aynı tavır
sevgili kardeşim kimine göre aydın,demokrat,kimine göre vatan haini,terörist.Doğu Perinçek'in Apo ile sarılırken,teröristlerle tokalaşırken çekilmiş fotoğrafları hala int.sitelerinde yer alırken,bu adamın kafasına taşmı düştüde birden vatansever çizgiye kaydı.sihirli bir değnek değmiş gibi bir gece önce komünizmi savunan bu adama bir gecede ne oldu ki,Atatürk'ü diline doladı,lozan'ı savunmaya başladı.Doğu Perinçek kapalı bir kutu.Bu kutular açılmadan,bu ülke üzerinde oynanan oyunlar asla çözülemez.
davut abi ben dogu perinek'i pek iyi tanımadım dedigin gibi kapalı kutu.biliyorum ki devlet için varlıgı bir sorun teşkil ediyo.2005 yılında işçi partisi başkanı olarak kaıldıgı AYDIN ili paneline katıldım.düşünceleri cok karışık yada rengini belli etmemeyi ÇOK İYİ BECERİYO.öyle tatlı dilli anlatıyo ki TÜRKİYE'NİN kötü yönlerini ,kötü yönetimini hukugun ve eşitliğin eksik oldugunu ülkemde orada duran körpecik beyinlere KOMİNİZMİ aşılıyodu.arkadaşlarımla beraber tepk olarakpaneli terk ettik...şimdi nasıl bir düşünce içersinde,ve ergenekon ile olan baglantısını anlayabilmiş değilim:confused1
Kara Davut 22.03.2008, 01:35 Degerli canlar..
Lütfen yine ayrışmayalım.. birbirimizi düşman ilan etmiyelim... zaman birlik zamanıdır...
bir olma zamanıdır..
***Bzim Alevi toplumu gerçekten de Türkiye'nin yüz akıdır.. Doğudaki bir çok sünni ve diğer inanç gurplarına bakarsınız hepsi Bir şeyh'in iki dudağına bakar.. sorgulamazlar... araştırmazlar... kabul ederler..
*** Oysa Alevi toplumu mümkün değildir.. bir iki adamın peşine takılması.. Öyle şeyhin yada başkasının ağzının içine bakması... Bunlar iyi yönlerimiz..
*** Ama... degerlerimize sahip çıkmıyoruz.. Bir araya gelemiyoruz... ortak özelliklerimiz yerine farklılıklarımıza odaklanıyoruz.. Böylece Ufalıyoruz.. Bölünüyoruz.. ve Böylece bizi alt ediyorlar...
*** Şimdi beğenirsiniz yada begenmezsiniz.. Bir kişiyi geçmişi nedeniyle yok saymak.. yada kötülemek doğrumu.... Doğu perincekten bahsediyorum... yada bunu yaparken neden kimse Erdoğanın Bir şeyhin eteğini öpmesini unutyor... yada Erdal inönünün sivas katliamına göz yummasını. ve seyretmesini... ve yahutta deniz baykalın... Erdoanın başbakan olmasına izin vermesi.. yada alevileri merkez yönetimden atın demesini...
***Yanlış anlaşılmasın.. ben İp'li değilim.. ama haksızlığı da görmüyor değilim...
Saygılarımla..
sevgili dede-baba,
ağzına sağlık.bende bundan söz ediyordum.yani bu ülkede sol oluşumlarında en az sağ oluşumlar kadar millete zararı olmuştur.yeni bir kuvayi milliye ruhu yakalanmak isteniyorsa,olaylara biraz daha tarafsız bakabilmek gereklidir.bu ülkede kimse (özellikle hiçbir siyasetçi) sütten çıkmış ak kaşık değildir.bu bağlamda ben diyorum ki,akp'ye kapatma davası sonucunda verilecek karar kadar, bu davanın sonuçlarınada saygı duyulması gerekmektedir.ortada bir suç varsa,failleri gerektiği şekilde yargılanmalıdır.bu temiz bir toplum için şarttır.
sagı solu Tartışmak yerine ülkemizin düştügü batagı görmemiz gerekir.siyaset bitiş noktasında eger akp kapatılırsa dava sonunda ergenekon örgütü ve amacı deşifre edilirse pırıl pırıl günler gelecektir.ama önce şu kamburlarımızdan kurtulmalıyız.kuvayi milliye ruhu canlanmalı.kişiler bu ülkeyi yönetmemeli.ATATÜRK'ÜN KURDUGU SİSTEMİN DIŞINA ÇIKILMAMALI!!!
çerkez_ethem 22.03.2008, 01:42 bence solu sağı bırakıp insanların ortaya koyduğun pratikle ya tenkit yada tebrik etmek gerekir.
burada isimlarin ne önemi var ?görüşlerin ne önemi var ?adı geçenler ülkede yasadışı eylemler yapmışsa verilebilecek en büyük ceza verilmeli.
ayrıca ben solcuyum demekle solcu olunmaz olursa zaten perinçek gibi olunur.
canazerbaycan 22.03.2008, 02:04 bence solu sağı bırakıp insanların ortaya koyduğun pratikle ya tenkit yada tebrik etmek gerekir.
burada isimlarin ne önemi var ?görüşlerin ne önemi var ?adı geçenler ülkede yasadışı eylemler yapmışsa verilebilecek en büyük ceza verilmeli.
Dinci-Kürtçü işbirliği yıllardır vurgulanıyordu. Bu saptamayı teyid ettiğiniz için size teşekkürlerimi sunuyorum.
Ayrıca bu yasadışı eylemler konusundaki görüşleriniz; Türk askerine kurşun sıkan, belediye otobüslerini yakanlar için de geçerli mi?
bence solu sağı bırakıp insanların ortaya koyduğun pratikle ya tenkit yada tebrik etmek gerekir.
burada isimlarin ne önemi var ?görüşlerin ne önemi var ?adı geçenler ülkede yasadışı eylemler yapmışsa verilebilecek en büyük ceza verilmeli.
ayrıca ben solcuyum demekle solcu olunmaz olursa zaten perinçek gibi olunur.
umuyorum ki bir ömür boyu da bu şekide düşünürsün iyi dileklerimle.:cool:
çerkez_ethem 22.03.2008, 02:23 [QUOTE=canazerbaycan;591677]Dinci-Kürtçü işbirliği yıllardır vurgulanıyordu. Bu saptamayı teyid ettiğiniz için size teşekkürlerimi sunuyorum.
Ayrıca bu yasadışı eylemler konusundaki görüşleriniz; Türk askerine kurşun sıkan, belediye otobüslerini yakanlar için de geçerli mi?[/QUOT
topici farklı tartışmalara çekmeye çalışmayın.
ne işbirliği? ne saptaması ?ne kürtçülüğü? yine ne saçmalamaya başladınız ?kardeşim
sanki büyük bir itiraf yapmışım havası yaratmanızın altında ne yatıyor.
ben sadece herkesin hak ettiği neyse (övgü yada sövgü) onu alması gerektiğini söyledim .
negatif veya pozitif işler yapanın ırkının ne önemi var? ben için kişinin ırkı değil kendi kişiliği ve yaptıklarının önemi vardır.
yani benim için hırsız bir kürtte aynıdır hırsız bir türkte anlatabildim mi ?anlatamadıysam söyleyin daha detaylı yazayım.
canazerbaycan 22.03.2008, 02:31 bence solu sağı bırakıp insanların ortaya koyduğun pratikle ya tenkit yada tebrik etmek gerekir.
Bu sözlerinizle AKP'yi mi kastediyorsunuzu?
canazerbaycan 22.03.2008, 02:33 burada isimlarin ne önemi var ?görüşlerin ne önemi var ?adı geçenler ülkede yasadışı eylemler yapmışsa verilebilecek en büyük ceza verilmeli.
Bu sözleriniz Kürtçü/marksist terör örgütlerinin yasadışı eylemleri içinde geçerli mi?
canazerbaycan 22.03.2008, 02:35 Sözleriniz bir bütün olarak okununca, İlhan Selçuk ve diğerlerinin yasadışı eylemler yaptığı, AKP'nin de bunun üzerine gittiği, sağcı da olsa AKP'yi bundan dolayı tebrik etmek gerektiği anlamı çıkıyor.
Kara Davut 22.03.2008, 06:47 Degerli canlar..
Lütfen yine ayrışmayalım.. birbirimizi düşman ilan etmiyelim... zaman birlik zamanıdır...
bir olma zamanıdır..
***Bzim Alevi toplumu gerçekten de Türkiye'nin yüz akıdır.. Doğudaki bir çok sünni ve diğer inanç gurplarına bakarsınız hepsi Bir şeyh'in iki dudağına bakar.. sorgulamazlar... araştırmazlar... kabul ederler..
*** Oysa Alevi toplumu mümkün değildir.. bir iki adamın peşine takılması.. Öyle şeyhin yada başkasının ağzının içine bakması... Bunlar iyi yönlerimiz..
*** Ama... degerlerimize sahip çıkmıyoruz.. Bir araya gelemiyoruz... ortak özelliklerimiz yerine farklılıklarımıza odaklanıyoruz.. Böylece Ufalıyoruz.. Bölünüyoruz.. ve Böylece bizi alt ediyorlar...
*** Şimdi beğenirsiniz yada begenmezsiniz.. Bir kişiyi geçmişi nedeniyle yok saymak.. yada kötülemek doğrumu.... Doğu perincekten bahsediyorum... yada bunu yaparken neden kimse Erdoğanın Bir şeyhin eteğini öpmesini unutyor... yada Erdal inönünün sivas katliamına göz yummasını. ve seyretmesini... ve yahutta deniz baykalın... Erdoanın başbakan olmasına izin vermesi.. yada alevileri merkez yönetimden atın demesini...
***Yanlış anlaşılmasın.. ben İp'li değilim.. ama haksızlığı da görmüyor değilim...
Saygılarımla..
Doğu Perinçek’in çelişkilerle dolu hayatında Kıbrıs’ın özel bir yeri var. Bir dönem Kıbrıs’taki Türk askerî varlığını Rum ağzıyla “işgal” olarak değerlendiren Doğu Perinçek bugün neden Türk Ordusuna şükranlarını sunuyor acaba?
Türk siyasi tarihinde en çok “söylem” değiştiren siyasi hareket lideri kimdir, dendiğinde ilk akla gelen isimdir İşçi Partisi (İP) Genel Başkanı Doğu Perinçek. Siyasi hayatı boyunca dün ak dediğine bugün kara deme, dün lanet yağdırdıklarına bugün methiyeler düzme, dün dost olduklarıyla bugün düşman olabilme becerisine sahiptir kendisi... 1960’ların son döneminde başlayan siyasi kariyeri hep hüsranlarla dolu olmasına karşın hâlâ koltuğunu muhafaza etmeyi başarmasını biraz da bu becerisine bağlamak gerekiyor.
Doğu Perinçek’in devrimci solla başlayan siyasi macerasının ilk istasyonu Çin sosyalizmi yani Maoculuk oldu. Bu dönemde Türkiye’de güç kazanan Sovyet yanlısı sola yönelik sert eleştirileriyle dikkat çekti. Sol çevrelerde çıkışlarıyla adından söz ettiren Perinçek’in geniş kitleler nezdinde tepki toplayan ilk eylemi, Türkiye’nin Kıbrıs’taki Türkleri korumak için düzenlediği Barış Harekâtına yönelik açıklamaları oldu. 1990’larda yine bölücü örgütü savunan “İllegalleşen devlet en büyük terörist haline gelmiştir. Kürt illeri can pazarına dönmüştür.” açıklaması ve 2000’e Doğru dergisindeki yayınları ile halkın tepkisini toplayan Perinçek’in bu ilk çıkışının öyküsü oldukça ilginç detaylar içeriyor.
1974’teki Kıbrıs Barış Harekâtını “işgal” olarak nitelendiren Doğu Perinçek önderliğindeki Aydınlık hareketi, birçok il ve ilçede barış harekâtını kınayan salon toplantıları, korsan gösteriler, çeşitli bildiri ve afiş asma eylemleri gerçekleştirdi. “İşgale nihayet, Kıbrıs’a hürriyet”, “Kahrolsun gerici savaş” sloganları atan Perinçek hareketi, Kıbrıs Türklerinin direnişini yöneten Türk Mukavemet Teşkilatı’nı hedef alan açıklamalar yaptı. Bunun üzerine Aydınlık’ın çeşitli illerdeki büroları güvenlik güçlerince basıldı, 50 kadar kişi de tutuklandı. Ankara ve İstanbul’da bu gruba ait yayınların dağıtımı yasaklandı. Barış Harekâtı’nı Aydınlık ve Halkın Sesi dergilerinde yerden yere vuran Perinçek, daha sonra bu yazılarını kitaplaştırdı. 1976 yılında yayımlanan “Kıbrıs Meselesi” isimli kitapta Perinçek’in TSK ve Rauf Denktaş için kullandığı ifadelerle bugünkü söylemleri arasındaki zıtlık çelişki insanı şaşırtıyor. O dönemde Kıbrıs’taki Türk askerî varlığını Kıbrıslı Rumlar gibi “işgalci” olarak değerlendiren Perinçek, şunları söylüyordu: “Türkiye’nin Kıbrıs’ı işgalinden sonra halkların birbirine kırdırılması, görülmedik bir noktaya ulaşmıştır. Türk işgalinin devam etmesi Yunan askerlerinin adada kalmasına neden olmakta, yeni katliam ve cinayetler için gerekli ortam yaratılmaktadır. Katliamların esas sorumlusu, Kıbrıs’ta yangınlar çıkaran iki süper devletle birlikte adadaki yabancı askeri kuvvetlerdir.” (sayfa 32)
Perinçek TSK’yı İsrail ordusuna benzetiyor
Perinçek’in “Bağımsızlık diye diye çiğnenen bağımsızlık” başlıklı makalesindeki üslup ise ileriki yıllarda MİT ve Emniyetin maruz kalacağı karalama yöntemlerinin ilk prototiplerini içeriyordu. Türk Silahlı Kuvvetlerini “işgalci, yağmacılığa silahlı bekçilik yapan, ABD jandarması, emperyalist” gibi ifadelerle suçlayan Perinçek ağır hakaretlerde bulunuyordu: “Bugün Kıbrıs’ta durum nedir? Yabancı ülkelerin askeri müdahale ve işgalleri sonucunda Kıbrıs’ın bağımsızlığı yok edilmiştir. Kıbrıs topraklarının neredeyse yarıya yakını Türkiye’nin işgali altındadır. Bu bölgelerde egemen olan Türkiye devletinin otoritesidir. Kıbrıs bugün Türkiye’nin altmış sekizinci vilayeti durumundadır. İki gün önce ‘bağımsız Kıbrıs’ sloganının şampiyonluğunu yapan Türkiye hükümeti Kıbrıs’ı işgal ettikten sonra ülkenin bağımsızlığa kavuşmasının önündeki esas engel haline gelmiştir.” (sayfa 33-34)
İP lideri yazılarında Kıbrıs Türk toplumunu Enosis’i gerçekleştirmek için imha etmeyi planlayan Rumlara karşı düzenlenen askeri harekâtın “emperyalist ve gerici bir karakter” taşıdığını savunuyordu. Yunanistan’ın Kıbrıs’a yönelik askeri işgal politikalarına ‘yeşil ışık yakan’ Perinçek Yunan tarafının yayılmacı tavrının “Türk Ordusunun işgalini meşrulaştırmadığını” iddia edecek kadar ileri gidiyor. Türkiye’nin Kıbrıs’taki askeri varlığını İsrail’in Filistin’deki işgaliyle eş değer gören Perinçek burada oldukça enteresan bir örnek veriyor: “Türkiye hakim sınıfları, Kıbrıs’taki Türk toplumu üzerindeki baskıları ileri sürerek müdahalede bulundu. Yarın sözgelişi Türkiye’deki Kürt milliyetinin ezildiği ileri sürülerek yabancı bir devlet Türkiye’ye silahlı müdahalede bulunsa, bu müdahale haklı mı olacaktır?” (sayfa 46)
Kitapta TSK’ya yönelik hakaret ve eleştiriler oldukça ağır. NATO jandarmalığı yapan Türk Ordusu’nun Kıbrıs’ı ABD emperyalistlerinin Doğu Akdeniz’de batmayan bir uçak gemisi haline getirdiği iddia edilerek, bu sayede Arap halklarına karşı siyonizmi destekleyen bir Amerikan üssünün kurulduğu ileri sürülüyor: “Kıbrıs’ın işgalinden önce Türkiye ile diğer Üçüncü Dünya ülkeleri arasında gelişen dostluk ilişkileri ağır bir darbe yemiştir. Türkiye’nin ABD emperyalistlerinin işbirlikçisi olarak Ortadoğu’da ikinci bir İsrail rolü oynaması, bölge halklarıyla dostluğu baltalamıştır.” (sayfa 51)
1990’larda terörle mücadelenin en sıcak dönemlerinde Mehmetçiğin moralini bozan ve TSK komuta kademesi arasında çatışma çıkarmayı amaçlayan yayınlarıyla gündeme gelecek olan Perinçek ekibi, bu dönemde kontrgerilla edebiyatı ve yargısız infaz haberleriyle adeta bölücü örgütün psikolojik harp ünitesi gibi hareket ediyordu. Perinçek’in Türkiye’nin milli birliğe ihtiyaç duyduğu sıcak dönemlerde kamuoyuna mal olmuş isimlere yönelik karalama kampanyalarından 1970’lerde nasibini alanlardan birisi de Kıbrıs davasının sembol ismi Rauf Denktaş’tı. Dönemin sol jargonuna uygun olarak önce “faşist” olarak takdim edilen Denktaş, aynı zamanda yine literatüre uygun olarak emek düşmanı ve yağmacı diye yaftalanmaktan kurtulamıyordu. Aradan geçen 30 yıl içinde sürekli ortama göre pozisyon alarak ayakta kalmayı başaran Perinçek hareketinin bugün Kıbrıs meselesi ve Rauf Denktaş’la ilgili düşünceleri de eskisiyle tamamen zıt bir görünüm arz ediyor.
19 Temmuz 2004 tarihli Anadolu Ajansı bültenine göre Barış Harekatı’nın 30. Yıldönümü kutlamaları için KKTC’ye giden Doğu Perinçek burada yaptığı açıklamada bir Türk olarak Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ile gurur duyduklarını anlatıyordu. Doğu Perinçek, “Kendisini bütün gücümüzle, Türkiyemiz ve KKTC için destekliyoruz. KKTC devleti ve halkına desteklerimizi sunmak için bu güzel günde adamızı ziyaret ediyoruz.” diyor. Aynı konuşmasında 30 yıl önce “işgalci” dediği Türk Ordusuna bugün şükranlarını sunan Perinçek, bakın bir zamanlar Denktaş hakkında neler söylüyordu: “Kıbrıs’taki faşist Denktaş yönetimi, bu talan ve yağmayı kendi tekeline almak için kanun çıkarmak gereğini dahi duymaktadır. Cumhuriyet gazetesinin yazdığına göre, Türk birliklerinin işgali altındaki bölgede (KKTC’yi kastediyor) bir ‘Nereden buldun kanunu?’ çıkartılacaktır. Bu kanun kişisel olarak yapılan yağmayı yasaklayarak, Rumların terk ettiği mallara, Faşist Denktaş yönetimi tarafından el konulmasını sağlayacaktır. Bütün bunlar Türk Ordusu’nun silahlı bekçiliği altında yapılmaktadır.” (sayfa 65) “Nasıl Türkiye’deki sömürü, emperyalistlerin ve onların bir avuç işbirlikçisinin kasasını dolduruyorsa, Kıbrıs’taki durum da farklı değildir. Rauf Denktaş gibi emperyalist işbirlikçisi faşistlerin baskısı altındaki Kıbrıs’ın emekçileri üzerindeki baskısı devam etmektedir.” (sayfa 66)
Bugün Birleşmiş Milletler tarafından önerilen Annan Planı gibi iki toplumlu ve çoğulcu bir çözüm önerisini ülkeye ihanet olarak gören İP lideri Perinçek, 1970’lerde bugün karşı çıktıklarını savunuyordu. “Bugün özellikle Türkiye, Kıbrıs toplumlarının birlikte yaşayamayacağını ispat etmek için düşmanlığı körüklemekte ve süper devletlerin aleti olmaktadır. Çünkü Türkiye’nin Kıbrıs’la ilgili tezleri ve çözüm teklifleri tamamen düşmanlığı devam ettirmek temeli üzerine kurulmuştur.” (sayfa 31)
Kıbrıs belgelerini satan adamı savundu
Doğu Perinçek’in fikrini değiştirmedi ği tek nokta İngiliz ve Fransızlarla ilgili tutumu. Kitabında Türk hükümetinin ABD’nin koltuğu altında Fransa ve İngiltere düşmanlığı yaptığını ileri sürerek, bu iki ülkeyi daha sevimli gösterme çabası içinde olduğu görülüyor. Türkiye’nin Kıbrıs harekâtına şiddetle karşı çıkan İngiltere ve Fransa’yı Üçüncü Dünya ülkeleriyle aynı çizgiye yerleştirerek sevimli hale getiren İP lideri acaba neden böyle bir gayret içine girmiş olabilirdi?Aydınlık Grubu’nun perdeleme yapmasının nedenini derinlerde aramak gerekiyor.
7 Ağustos 1978 tarihli Aydınlık gazetesinde başlayan “Kontrgerilla Şeflerini Açıklıyoruz” yazı dizisinde bu ilişkilerin netleştiğini anlatanların açıklamaları şöyle: “Perinçek ‘Kıbrıs’taki Bayraktarlık Türkiye’deki tertip ve kışkırtmaların ocağıdır’ diyor, ‘Bayraktarlığın Özel Harp Dairesi’nin Kıbrıs’taki Özel Şubesi olduğunu’ söylüyordu. Demek ki Kıbrıs’taki Türk faaliyeti birilerini rahatsız etmiş, Özel Harp Dairesi’nin milli menfaatler doğrultusunda kullanılması bu birilerini kızdırmıştı.”
Ayrıca, Kıbrıs’taki milli faaliyetlerden rahatsızlık duyanların kimler olduğuna da açıklık getiriliyor. Buna göre, Aydınlık tarafından başlatılan yazı dizisinin amacı bir casusluk faaliyetini ortaya çıkaran Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) mensuplarını hedef göstermek ve pişman etmekti. MİT İstihbarat Daire Başkan Yardımcısı emekli kurmay albay Sabahattin Savaşman’ın Kıbrıs konusundaki bazı gizli karar ve haritaları İngiliz ve Amerikan gizli servisi mensuplarına verirken yakalanması yabancı gizli servislerde büyük rahatsızlık meydana getirmişti. Tutuklamanın hemen ardından Savaşman’a suçüstü yapanlara karşı taarruz başladı. Aydınlık gazetesinde yayımlanan bu yazı dizisi “örtülü faaliyetlerin” adresini de açıkça ortaya koyuyordu. Yazı dizisi ile İngiliz ve Amerikan gizli servisinin operasyonunu bozan MİT görevlileri ev adresleri verilerek sol terör örgütlerine hedef gösteriliyordu.
Yazı dizisinin ardından Sabahattin Savaşman’ın anılarını “Üçüncü Adam Anlatıyor” adıyla kitaplaştıran Perinçek ekibinin yollarının İngilizlerle kesişmesi sadece bununla sınırlı değil. Aydınlık gazetesinin “Haber ve Makalelerden Sorumlu Müdürü” Aydoğan Büyüközden Robert Kolej’de görevli bir İngiliz’e ait lojmanda telsizlerle ve başında perukla yakalanmıştı. Ancak Büyüközden ile İngiliz görevli arasında nasıl bir ilişki olduğu o dönemde sorgulanmadı.
Buraya kadar anlatınlar İP liderinin zikzaklar, tutarsızlıklar ve önemli kişi olma çabasıyla ülkeye verdiği zararları gözler önüne seriyor. Kendisini biraz tanıyanların aşina olduğu bu tabloda rahatsız edici tek husus devletin ilgili birimleri ve makamlarında uzun yıllar görev yapmış isimlerin böyle bir kişiliğe itibar edebilmeleri oluyor.
Kara Davut 22.03.2008, 07:06 Preinçek'in mit ile bağlantısı,
sivil asker birçok insanın kanına elleri bulaşan Perinçek ve Aydınlıkçıların, kendilerini Türk ordusu ile bütünleştirmeleri utanılacak bir husus, bundan daha büyük ayıp olamaz, eli kana bulaşmış PKK dostu 'gizli örgütler' TSK'nın dostu olamaz, olmamalı...".
Son günlerde basında, Aydınlık hareketinin üst düzey yöneticilerinden Gün Zileli'nin yazdığı ‘‘Havariler’’ adlı kitaptan çok ilginç pasajlar yayınlanıyori
işte,Doğu Perinçek'in ve Aydınlık hareketinin gerçek yüzü:
Aydınlık'la MİT'in bağlantısı vardı,
Aydınlık hareketinin üst düzey yöneticilerinden Gün Zileli, hatıralarını anlattığı ‘‘Havariler’’ adlı kitapta, yıllardır konuşulan Aydınlık-MİT ilişkisi konusunda son derece ilginç iddialar dile getiriyor.
Zileli'nin verdiği bilgiye göre, Aydınlık'la MİT'in bağlantısı vardı ve MİT, Aydınlık'ı kullanıyordu. Zileli, 1977'de 34 kişinin ölümüyle sonuçlanan 1 Mayıs'ı da tamamen farklı bir açıdan anlatıyor. Kitapta ayrıca, Aydınlık lideri Doğu Perinçek'in, iktidara geldiği zaman yani 'devrim'den sonra Kıbrıs'ı ve 12 Adalar'ı, Yunanlı Maocular'a 'armağan' etmek için söz verdiği de vurgulanıyor.
‘Daha sonraki yıllarda, Aydınlık hareketinin ileri gelenlerinden biri olduğum için, bana hep sorulmuştur: Aydınlık'ın MİT'le ilişkisi var mıydı? Yoksa, bunca bilgiyi nereden alıyordu? Elbette bu sorunun ardındaki ‘Aydınlık MİT'in bir kolu muydu?' türü daha vahim bir soruyu algılamamak mümkün değildi. Bu yüzden bir başka paranoyayı besleyecek bu tür sorulara hep ‘hayır' yanıtını vermişimdir.’’
Bu sözler, uzunca bir süre, Doğu Perinçek'ten sonra Aydınlık hareketinin ikinci adamı konumunda bulunan Gün Zileli'ye ait. Zileli, hareket içinde görev yaptığı yıllarda bu soruya ‘‘hayır’’ cevabını veriyor doğal olarak:
‘‘Ama, itiraf etmeliyim ki bu ‘hayır' yanıtı, bir solcu paranoyasının yayılmasına karşı gerçeğin bir kısmını ifade etse de, bütününü ifade etmiyordu. 1980 askeri darbesinden sonra öğrendiklerim (ki, buna o yıllara gelince daha ayrıntılı değineceğim) ışığında şimdi gerçeğin diğer kısmını gönül rahatlığıyla ifade edebilirim. Aydınlık hareketinin ve özel olarak Aydınlık gazetesinin MİT'in bir kanadıyla (bu kanada, 'sol kanat' adını takan aklıevveller de vardır, oysa MİT'in 'sol kanadından' söz etmek, 'sol'un MİT kanadından' söz etmek kadar tuhaf bir şeydir) dolayısıyla MİT'le bağlantısı vardı. MİT de, bütün örgütler gibi hiziplerden oluşuyordu. O dönem, Aydınlık hareketine gizli bilgileri akıtan kesim, büyük ihtimalle o günkü MİT yönetimine muhalif bir kesimdi (nitekim, 12 Eylül'den sonra tasfiye edilmişlerdir.) Yönetime hakim rakip kesimi yıpratmak işine geldiğinden, bu kesim Aydınlık hareketine bilgi aktarmayı çıkarlarına uygun bulmuştur (...) Dolayısıyla Aydınlık'a akıtılan bilgilerin tamamının MİT'in hakim kesiminin aleyhinde olduğunu düşünsek bile, MİT bu ilişkiden global bir kazanç sağlamış, sol bir örgütü, ‘muhalif kanadı' aracılığıyla verdiği bilgiler sayesinde şu ya da bu yöne sevk etme şansına sahip olmuş, dahası, bu tür bağlantılar sonucu, bu hareketin Türk devletinin ideolojik kazanımı haline gelmesine katkıda bulunmuştur.’’
1 Mayıs'ta "Halkın Yolu" tamamiyle silahlıydı
Gün Zileli kitabında, 34 kişinin ölümüyle sonuçlanan 1 Mayıs 1977'de yaşananlara da değiniyor. Bugüne kadar bilinenden tamamen farklı bir 1 Mayıs tablosu çizen Zileli; Aydınlık hareketinin 1 Mayıs'a ilişkin düşünce ve yaklaşımını aktardıktan sonra, ‘‘Halkın Yolu’’ndan Aydınlık'a katılan Kamil Arslantürkoğlu'nun gözlemlerine yer veriyor:
‘‘Bir diğer önemli tanıklık, 1 Mayıs günü ‘Halkın Yolu' grubunun içinde bulunan ve grubu yönetenlerden biri olan Kamil Arslantürkoğlu'nun anlattıklarıydı. Kamil'in anlattığına göre ‘üçlü blok'un en kalabalık kesimini oluşturan ‘Halkın Yolu' taraftarları, neredeyse son bireyine kadar üzerlerindeki silahlarla katılmışlardı yürüyüşe. Katılımcılar, her an bir çatışma çıkacağı ruh hali içinde, en ufak bir işarette silahlarını çekip ateşlemeye hazırmışlar. Yürüyüş kolu Tarlabaşı Yokuşu'ndan Taksim Meydanı'na yaklaşırken, Kamil aşağı yukarı yirmi metre kadar yukarıda, bir elektrik direğinin yanında duran birisinin, ortada fol yok yumurta yokken, silahını çekip havaya ateşlediğini görmüş. Silah sesini duyan ‘üçlü blok' içinde yer alan herkes, ‘Halkın Yolu' grubuna karşı silahlı bir saldırı başlatıldığı zehabıyla, anında kendini yere atıp, silahını ateşlemeye başlamış. Kamil, yerden kalktığında direğin yanında silahını ateşleyip provokasyonu başlatan adamın ortalıktan çoktan toz olduğunu görmüş. İşte, meydandaki büyük kargaşalığa neden olan Tarlabaşı'ndan gelen silah sesi salvosu, bir provokatörün silahını ateşlemesiyle böyle başlamış.’’
12 Adalar'ı Yunanlılar'a nasıl verdik
Yunanlı Maocuların örgütü EKKE heyeti, bize biraz daha hitap eder gibiydi (..) Bu duygulu anlar, iki parti heyetleri arasındaki siyasi görüşmelere geçildiğinde, yerini, akılcı hesaplara bıraktı. Neden söz ettiğimi anlayamadığınızın farkındayım. TİKP ile EKKE, bu görüşmelerde Türkiye ile Yunanistan'ın eskiden beri ihtilaf halinde oldukları Ege Adaları'nın ‘devrimden sonraki' statüsünü ciddi ciddi pazarlık konusu yaptılar. Bu saçmalığın o zaman da farkındaydım. Birincisi, ortada fol yok yumurta yokken, sanki her iki parti de kendi ülkelerinin iktidarlarına kurulmuşçasına böylesi ‘paylaşım' konularına girilmesi, iki partinin de birer budalalar topluluğu tarafından yönetildiğini göstermekteydi. İkincisi, bunu mantıki kılacak koşulların olduğunu varsaysak bile, ‘enternasyonalist' olduğunu ileri süren iki partinin adalar konusunda ‘ulusal pazarlığa' girişmesi, ikisinin de alelade milliyetçiler olduğunu ispatlamaktan başka bir işe yaramaz (...) Hele fizik olarak Doğu'ya benzeyen EKKE başkanı hiç gözümün önünden gitmez. Adam, milliyetçilikte Doğu Perinçek'i bile fersah fersah geride bırakmıştı. Sıkı bir ‘megalo ideacı' olan EKKE başkanı, adaların tümünü ve Kıbrıs'ın tamamını istiyordu! Yapılcak fazla bir şey yoktu. Bütün adaları ‘verdik' gitti!
Solu karıştıracak ifşaatlar
Ayakları işkencede patlayınca Nuri Çolakoğlu dayanamayıp konuştu
O zamanlar Şahika (Tekand) ile yatmak için yanıp tutuşuyordum. Kendisi çocuk yapan Doğu Perinçek bize kürtaj emri vermişti. Annesinin şımarttığı Perinçek'in iktidar düşkünü bir ailesi vardı. Aydınlık hareketinin öncüsü, eski 'Maocu' Gün Zileli, Londra'da yaşıyor. Zileli iki yıl önce yayınlanan Yarılma adlı kitabında 1972 yılına kadarki "sol harekete ilişkin" anılarını anlatmıştı. Anıların ikinci bölümü önümüzdeki günlerde Havariler adıyla İletişim Yayınları'ndan çıkacak. AKTÜEL dergisinden Kürşad Oğuz, kitap piyasaya çıkmadan tartışma yaratacak bölümleri derledi...
'Kızkardeşim kürtaj olsun!'
"1976'nın başında Doğu Perinçek'in kızkardeşi olan eşim Feyza hamile kaldı. Parti'nin 'çocuk yapma yasağı'na o güne kadar sadakatle uyduğumuz halde; M.K. Çamkıran'ın ve Doğu Perinçek'in bu yasağı delmelerinden cesaret alarak oldukça gevşek davranmaya başlamıştık. Ama aynı zamanda endişe içindeydik. Ya parti çocuğun doğumuna izin vermezse? Haftalık raporumda, Doğu'ya, 'Mozambikli'nin (Feyza'nın kod adı) 'kazaen hamile kaldığını' bildirdim. 'Keşke olmasaydı ama ne yapalım, olmuş bir kere, hayırlı olsun' türünden bir yanıt bekliyordum. Ertesi hafta gelen cevapta, 'iyi bir kürtajcıya' gitmemiz isteniyordu. Gelen cevapla ikimiz de yıkılmıştık. Ama parti disiplinine ve Doğu'nun çelişkili tutumuna karşı duracak bir kişiliğimiz yoktu. Bu emre köle gibi itaat ettik."
Doğu Perinçek'in Despot Ailesi
"Perinçek ailesinin iktidarcı yönelimi daha çok Doğu'nun annesi Lebibe Hanım'ın dahil olduğu 'Olcaytu' kesiminden geliyordu. Olcaytular masonik bir sekt gibi birbirine tutkun ve iktidar ilişkilerine de pek düşkündüler. Dedesi Doğu'yu dizinin dibine oturtup Türkler'in Ortaasya'dan yayılma yollarını göstererek ilk milliyetçi dersleri verirmiş. Çocuklarına 'bir Anadolu beyliği gibi' birlik ve hiyerarşik bir düzen halinde yaşamalarının zorunlu olduğunu telkin etmişti. Olcaytular aldıkları bu terbiyeyi hayatları boyunca yaşamın demir yasası olarak uygulamışlardı. Bunun canlı örneğine ben de tanık oldum. Sülalenin hiyerarşik bakımdan en üst konumdaki üyesi General Turhan Olcaytu aileyi şereflendirecekti. Turhan Olcaytu ve eşi salona zuhur ettiğinde hepimiz büyük bir hiyerarşik düzen içinde ayağa kalktık ve Turhan Paşa'yla eşini karşıladık. Eğer Turhan Paşa ve eşi 'nassın asker' diye bağırsaydı, 'sağol' diye karşılık verebilecek ölçüde kendimizi kaptırmıştık bu askeri teftiş düzenine."
Şahika Tekand'ı arzuluyordum
"Evli, ciddi bir yönetici görünümüne bürünmek zorunda kaldığımdan, kadınlara karşı içimdeki 'güdü'yü, 1970'ler boyunca bastırmıştım. Partiden ve karımdan gizlice yaşadığım birkaç 'kaçamağı' sayılmazsa eğer... Örneğin, İzmir'de, evlerinde kaldığım Levent Gedizoğlu'nun eşi Şahika'nın (Tekand) o muhteşem güzelliği karşısında adeta başım döndüğü ve geceleri yattığımda, yan odada uyuyan Şahika'yı düşlediğim halde, sabah kalkar kalkmaz, suratıma derhal bürokrat maskemi geçiriyordum."
İşkence'de Mastürbasyon
"Emniyet Sarayı'nın 6'ıncı katında ayrı hücrelere kapatılmıştık... İşkenceye çekilenlerin feryatları korkunç sinir bozucuydu. Bu sesleri dinlemek yerine bizzat işkencede olmayı tercih edebilirdiniz. Bu sinir bozukluğu, olmayacak bir 'eyleme', mastürbasyon yapmama bile yol açtı. Bu tuhaf davranışın izahını, ruhbilimcilere bıraksam daha iyi olacak!"
Çolakoğlu çok direndi
"Yıl 1972... Bir haberle sarsıldık. Nuri Çolakoğlu ayakları işkenceden patlayıncaya kadar direnmiş, ancak sonra çözülerek birçok önemli bağlantıyı vermişti. Halil Berktay hemen hemen tamamen çözülmüştü. Doğu Perinçek de 60 sayfalık bir ifadeyi imzalamıştı... Dört gözle Perinçek ve Berktay'ı beklemeye başlamıştık. Hele bir cezaevine gelsinlerdi, bizden çekecekleri vardı!.. Ne var ki Doğu ile yüzyüze gelmek, ruh halimizde değişikliğe yol açmakta gecikmedi... Doğu havalandırmaya çıktığında, üzerindeki gömleği çıkarıp bizim sırtını görmemizi sağladı; tüm sırtı mosmordu."
Perinçek’in incileri:
Doğu Perinçek’in ne yapmak istediğini anlayabilene bravo doğrusu. Hürriyet’te, Aydınlık Hareketi’nin üst düzey yöneticilerinden Gül Zileli’nin "Havariler" adlı kitabından alıntılar yayınlandı.
Zileli, Doğu Perinçek’in eski kurmaylarından biri. 1970’lerde Perinçek’in, Yunanlı Maocularla neler planladığını anlatıyor. 12 Adalar’ın Yunansitan’a verilmesinden tutun da, MİT ile yakın ilişkilerine kadar bütün kirli çamaşırları sergileniyor.
Kime ve neye hizmet ittiği bilinmeyen Perinçek’in ilk olayı değil... PKK ile işbirliği çabaları, Türkiye’de Kürtlerle bir federasyon kurma çalışmaları, 11 Eylül’ü gerçekleştiren El Kaidecileri övmesi, ardından bütün bunları bir yana bırakıp, AB ile ilişkilerin genişletilmesini destekleyenleri vatan haini ilan etmesi... Perinçek’in Türk siyaset yaşamına tek katkısı, kavga etmek, etrafa çamur atmak.
İşin ilginç yanı, bunlardan sonra, ortaya "Türkiye’nin bağımsızlığını koruyan lider" olarak çıkması.
Pes doğrusu...
Gün Zileli-Havariler.
alıntıdır..
promethe 22.03.2008, 08:19 Doğu Perinçek’in çelişkilerle dolu hayatında Kıbrıs’ın özel bir yeri var. Bir dönem Kıbrıs’taki Türk askerî varlığını Rum ağzıyla “işgal” olarak değerlendiren Doğu Perinçek bugün neden Türk Ordusuna şükranlarını sunuyor acaba?
Türk siyasi tarihinde en çok “söylem” değiştiren siyasi hareket lideri kimdir, dendiğinde ilk akla gelen isimdir İşçi Partisi (İP) Genel Başkanı Doğu Perinçek. Siyasi hayatı boyunca dün ak dediğine bugün kara deme, dün lanet yağdırdıklarına bugün methiyeler düzme, dün dost olduklarıyla bugün düşman olabilme becerisine sahiptir kendisi... 1960’ların son döneminde başlayan siyasi kariyeri hep hüsranlarla dolu olmasına karşın hâlâ koltuğunu muhafaza etmeyi başarmasını biraz da bu becerisine bağlamak gerekiyor.
Doğu Perinçek’in devrimci solla başlayan siyasi macerasının ilk istasyonu Çin sosyalizmi yani Maoculuk oldu. Bu dönemde Türkiye’de güç kazanan Sovyet yanlısı sola yönelik sert eleştirileriyle dikkat çekti. Sol çevrelerde çıkışlarıyla adından söz ettiren Perinçek’in geniş kitleler nezdinde tepki toplayan ilk eylemi, Türkiye’nin Kıbrıs’taki Türkleri korumak için düzenlediği Barış Harekâtına yönelik açıklamaları oldu. 1990’larda yine bölücü örgütü savunan “İllegalleşen devlet en büyük terörist haline gelmiştir. Kürt illeri can pazarına dönmüştür.” açıklaması ve 2000’e Doğru dergisindeki yayınları ile halkın tepkisini toplayan Perinçek’in bu ilk çıkışının öyküsü oldukça ilginç detaylar içeriyor.
1974’teki Kıbrıs Barış Harekâtını “işgal” olarak nitelendiren Doğu Perinçek önderliğindeki Aydınlık hareketi, birçok il ve ilçede barış harekâtını kınayan salon toplantıları, korsan gösteriler, çeşitli bildiri ve afiş asma eylemleri gerçekleştirdi. “İşgale nihayet, Kıbrıs’a hürriyet”, “Kahrolsun gerici savaş” sloganları atan Perinçek hareketi, Kıbrıs Türklerinin direnişini yöneten Türk Mukavemet Teşkilatı’nı hedef alan açıklamalar yaptı. Bunun üzerine Aydınlık’ın çeşitli illerdeki büroları güvenlik güçlerince basıldı, 50 kadar kişi de tutuklandı. Ankara ve İstanbul’da bu gruba ait yayınların dağıtımı yasaklandı. Barış Harekâtı’nı Aydınlık ve Halkın Sesi dergilerinde yerden yere vuran Perinçek, daha sonra bu yazılarını kitaplaştırdı. 1976 yılında yayımlanan “Kıbrıs Meselesi” isimli kitapta Perinçek’in TSK ve Rauf Denktaş için kullandığı ifadelerle bugünkü söylemleri arasındaki zıtlık çelişki insanı şaşırtıyor. O dönemde Kıbrıs’taki Türk askerî varlığını Kıbrıslı Rumlar gibi “işgalci” olarak değerlendiren Perinçek, şunları söylüyordu: “Türkiye’nin Kıbrıs’ı işgalinden sonra halkların birbirine kırdırılması, görülmedik bir noktaya ulaşmıştır. Türk işgalinin devam etmesi Yunan askerlerinin adada kalmasına neden olmakta, yeni katliam ve cinayetler için gerekli ortam yaratılmaktadır. Katliamların esas sorumlusu, Kıbrıs’ta yangınlar çıkaran iki süper devletle birlikte adadaki yabancı askeri kuvvetlerdir.” (sayfa 32)
Perinçek TSK’yı İsrail ordusuna benzetiyor
Perinçek’in “Bağımsızlık diye diye çiğnenen bağımsızlık” başlıklı makalesindeki üslup ise ileriki yıllarda MİT ve Emniyetin maruz kalacağı karalama yöntemlerinin ilk prototiplerini içeriyordu. Türk Silahlı Kuvvetlerini “işgalci, yağmacılığa silahlı bekçilik yapan, ABD jandarması, emperyalist” gibi ifadelerle suçlayan Perinçek ağır hakaretlerde bulunuyordu: “Bugün Kıbrıs’ta durum nedir? Yabancı ülkelerin askeri müdahale ve işgalleri sonucunda Kıbrıs’ın bağımsızlığı yok edilmiştir. Kıbrıs topraklarının neredeyse yarıya yakını Türkiye’nin işgali altındadır. Bu bölgelerde egemen olan Türkiye devletinin otoritesidir. Kıbrıs bugün Türkiye’nin altmış sekizinci vilayeti durumundadır. İki gün önce ‘bağımsız Kıbrıs’ sloganının şampiyonluğunu yapan Türkiye hükümeti Kıbrıs’ı işgal ettikten sonra ülkenin bağımsızlığa kavuşmasının önündeki esas engel haline gelmiştir.” (sayfa 33-34)
İP lideri yazılarında Kıbrıs Türk toplumunu Enosis’i gerçekleştirmek için imha etmeyi planlayan Rumlara karşı düzenlenen askeri harekâtın “emperyalist ve gerici bir karakter” taşıdığını savunuyordu. Yunanistan’ın Kıbrıs’a yönelik askeri işgal politikalarına ‘yeşil ışık yakan’ Perinçek Yunan tarafının yayılmacı tavrının “Türk Ordusunun işgalini meşrulaştırmadığını” iddia edecek kadar ileri gidiyor. Türkiye’nin Kıbrıs’taki askeri varlığını İsrail’in Filistin’deki işgaliyle eş değer gören Perinçek burada oldukça enteresan bir örnek veriyor: “Türkiye hakim sınıfları, Kıbrıs’taki Türk toplumu üzerindeki baskıları ileri sürerek müdahalede bulundu. Yarın sözgelişi Türkiye’deki Kürt milliyetinin ezildiği ileri sürülerek yabancı bir devlet Türkiye’ye silahlı müdahalede bulunsa, bu müdahale haklı mı olacaktır?” (sayfa 46)
Kitapta TSK’ya yönelik hakaret ve eleştiriler oldukça ağır. NATO jandarmalığı yapan Türk Ordusu’nun Kıbrıs’ı ABD emperyalistlerinin Doğu Akdeniz’de batmayan bir uçak gemisi haline getirdiği iddia edilerek, bu sayede Arap halklarına karşı siyonizmi destekleyen bir Amerikan üssünün kurulduğu ileri sürülüyor: “Kıbrıs’ın işgalinden önce Türkiye ile diğer Üçüncü Dünya ülkeleri arasında gelişen dostluk ilişkileri ağır bir darbe yemiştir. Türkiye’nin ABD emperyalistlerinin işbirlikçisi olarak Ortadoğu’da ikinci bir İsrail rolü oynaması, bölge halklarıyla dostluğu baltalamıştır.” (sayfa 51)
1990’larda terörle mücadelenin en sıcak dönemlerinde Mehmetçiğin moralini bozan ve TSK komuta kademesi arasında çatışma çıkarmayı amaçlayan yayınlarıyla gündeme gelecek olan Perinçek ekibi, bu dönemde kontrgerilla edebiyatı ve yargısız infaz haberleriyle adeta bölücü örgütün psikolojik harp ünitesi gibi hareket ediyordu. Perinçek’in Türkiye’nin milli birliğe ihtiyaç duyduğu sıcak dönemlerde kamuoyuna mal olmuş isimlere yönelik karalama kampanyalarından 1970’lerde nasibini alanlardan birisi de Kıbrıs davasının sembol ismi Rauf Denktaş’tı. Dönemin sol jargonuna uygun olarak önce “faşist” olarak takdim edilen Denktaş, aynı zamanda yine literatüre uygun olarak emek düşmanı ve yağmacı diye yaftalanmaktan kurtulamıyordu. Aradan geçen 30 yıl içinde sürekli ortama göre pozisyon alarak ayakta kalmayı başaran Perinçek hareketinin bugün Kıbrıs meselesi ve Rauf Denktaş’la ilgili düşünceleri de eskisiyle tamamen zıt bir görünüm arz ediyor.
19 Temmuz 2004 tarihli Anadolu Ajansı bültenine göre Barış Harekatı’nın 30. Yıldönümü kutlamaları için KKTC’ye giden Doğu Perinçek burada yaptığı açıklamada bir Türk olarak Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ile gurur duyduklarını anlatıyordu. Doğu Perinçek, “Kendisini bütün gücümüzle, Türkiyemiz ve KKTC için destekliyoruz. KKTC devleti ve halkına desteklerimizi sunmak için bu güzel günde adamızı ziyaret ediyoruz.” diyor. Aynı konuşmasında 30 yıl önce “işgalci” dediği Türk Ordusuna bugün şükranlarını sunan Perinçek, bakın bir zamanlar Denktaş hakkında neler söylüyordu: “Kıbrıs’taki faşist Denktaş yönetimi, bu talan ve yağmayı kendi tekeline almak için kanun çıkarmak gereğini dahi duymaktadır. Cumhuriyet gazetesinin yazdığına göre, Türk birliklerinin işgali altındaki bölgede (KKTC’yi kastediyor) bir ‘Nereden buldun kanunu?’ çıkartılacaktır. Bu kanun kişisel olarak yapılan yağmayı yasaklayarak, Rumların terk ettiği mallara, Faşist Denktaş yönetimi tarafından el konulmasını sağlayacaktır. Bütün bunlar Türk Ordusu’nun silahlı bekçiliği altında yapılmaktadır.” (sayfa 65) “Nasıl Türkiye’deki sömürü, emperyalistlerin ve onların bir avuç işbirlikçisinin kasasını dolduruyorsa, Kıbrıs’taki durum da farklı değildir. Rauf Denktaş gibi emperyalist işbirlikçisi faşistlerin baskısı altındaki Kıbrıs’ın emekçileri üzerindeki baskısı devam etmektedir.” (sayfa 66)
Bugün Birleşmiş Milletler tarafından önerilen Annan Planı gibi iki toplumlu ve çoğulcu bir çözüm önerisini ülkeye ihanet olarak gören İP lideri Perinçek, 1970’lerde bugün karşı çıktıklarını savunuyordu. “Bugün özellikle Türkiye, Kıbrıs toplumlarının birlikte yaşayamayacağını ispat etmek için düşmanlığı körüklemekte ve süper devletlerin aleti olmaktadır. Çünkü Türkiye’nin Kıbrıs’la ilgili tezleri ve çözüm teklifleri tamamen düşmanlığı devam ettirmek temeli üzerine kurulmuştur.” (sayfa 31)
Kıbrıs belgelerini satan adamı savundu
Doğu Perinçek’in fikrini değiştirmedi ği tek nokta İngiliz ve Fransızlarla ilgili tutumu. Kitabında Türk hükümetinin ABD’nin koltuğu altında Fransa ve İngiltere düşmanlığı yaptığını ileri sürerek, bu iki ülkeyi daha sevimli gösterme çabası içinde olduğu görülüyor. Türkiye’nin Kıbrıs harekâtına şiddetle karşı çıkan İngiltere ve Fransa’yı Üçüncü Dünya ülkeleriyle aynı çizgiye yerleştirerek sevimli hale getiren İP lideri acaba neden böyle bir gayret içine girmiş olabilirdi?Aydınlık Grubu’nun perdeleme yapmasının nedenini derinlerde aramak gerekiyor.
7 Ağustos 1978 tarihli Aydınlık gazetesinde başlayan “Kontrgerilla Şeflerini Açıklıyoruz” yazı dizisinde bu ilişkilerin netleştiğini anlatanların açıklamaları şöyle: “Perinçek ‘Kıbrıs’taki Bayraktarlık Türkiye’deki tertip ve kışkırtmaların ocağıdır’ diyor, ‘Bayraktarlığın Özel Harp Dairesi’nin Kıbrıs’taki Özel Şubesi olduğunu’ söylüyordu. Demek ki Kıbrıs’taki Türk faaliyeti birilerini rahatsız etmiş, Özel Harp Dairesi’nin milli menfaatler doğrultusunda kullanılması bu birilerini kızdırmıştı.”
Ayrıca, Kıbrıs’taki milli faaliyetlerden rahatsızlık duyanların kimler olduğuna da açıklık getiriliyor. Buna göre, Aydınlık tarafından başlatılan yazı dizisinin amacı bir casusluk faaliyetini ortaya çıkaran Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) mensuplarını hedef göstermek ve pişman etmekti. MİT İstihbarat Daire Başkan Yardımcısı emekli kurmay albay Sabahattin Savaşman’ın Kıbrıs konusundaki bazı gizli karar ve haritaları İngiliz ve Amerikan gizli servisi mensuplarına verirken yakalanması yabancı gizli servislerde büyük rahatsızlık meydana getirmişti. Tutuklamanın hemen ardından Savaşman’a suçüstü yapanlara karşı taarruz başladı. Aydınlık gazetesinde yayımlanan bu yazı dizisi “örtülü faaliyetlerin” adresini de açıkça ortaya koyuyordu. Yazı dizisi ile İngiliz ve Amerikan gizli servisinin operasyonunu bozan MİT görevlileri ev adresleri verilerek sol terör örgütlerine hedef gösteriliyordu.
Yazı dizisinin ardından Sabahattin Savaşman’ın anılarını “Üçüncü Adam Anlatıyor” adıyla kitaplaştıran Perinçek ekibinin yollarının İngilizlerle kesişmesi sadece bununla sınırlı değil. Aydınlık gazetesinin “Haber ve Makalelerden Sorumlu Müdürü” Aydoğan Büyüközden Robert Kolej’de görevli bir İngiliz’e ait lojmanda telsizlerle ve başında perukla yakalanmıştı. Ancak Büyüközden ile İngiliz görevli arasında nasıl bir ilişki olduğu o dönemde sorgulanmadı.
Buraya kadar anlatınlar İP liderinin zikzaklar, tutarsızlıklar ve önemli kişi olma çabasıyla ülkeye verdiği zararları gözler önüne seriyor. Kendisini biraz tanıyanların aşina olduğu bu tabloda rahatsız edici tek husus devletin ilgili birimleri ve makamlarında uzun yıllar görev yapmış isimlerin böyle bir kişiliğe itibar edebilmeleri oluyor.
Aydınlıkçılar psikolojik savaşın baş hedefi!Siz de alet oluyorsunuz.Ya da...
O kadar uzunca bir makale yayınlıyorsunuz;insan asıl alıntı yaptığını yeri de yazar değil mi!
Gönül rahatlığıyla AKSİYON DERGİSİ diyemiyor musunuz?Utanıyor musunuz FETULLAH ve ABD ile aynı ağzı ve tarzı paylaşmaya!
Ha ,bir de MEHMET EYMÜR denilen MİT görevlisinin ABD'den yayın yapan
www.atin.org/newsdatabase_print.asp?pcmd=articleprint&articleid=502 - 13
k - sitesi...Gerçi o da aynı yazıyı sizin gibi kopyala yapıştır yapmış.
Referanslarınız işte bu kadar! Gün ZİLELİ devrimci yaşamı bırakıp LONDRA'YA kapak atmış bir DÖNEK....YAzdıkları her kitap için karşılığında ne aldıklarını sorgulamalı....
Sorgulama yeteneği denen birşey var! Var mı?
Bakınız yazıdaki ağıza!
Preinçek'in mit ile bağlantısı,
Kızkardeşim kürtaj olsun!
Doğu Perinçek'in Despot Ailesi
Şahika Tekand'ı arzuluyordum
İşkence'de Mastürbasyon
Kendinize referans olarak bu yalan ağdalı FETULLAH metnini
kullanabiliyorsunuz.Arkadaşım
çok açık seçik bir şey var.O da yazılan yazıların tek bir amaca yönelik ve
sistemli bir saldırı olduğu.....
Aydınlık hareketi Kıbrıs konusunda izlediği politikayla ilgili eleştirisini yapmıştır.Kim "her tutumum ve tavrım tam doğruydu" diyebilir.
Ama buralara yazılanlar ve alıntılanan yazılar AMERİKANCI psikolojik savaşın eskimiş malzemeleri.....
CİA'nın psikolojik savaş çöplüğünde eşinenler ürür,biz yine yürürüz!
promethe 22.03.2008, 08:26 Madem "araştırma" ya okumaya önem veriyorsunuz,okuyun da öğrenin:
http://www.dev.republika.pl/psikolojiksavas.htm
Yine de umudum yok! Zira ,amacın üzüm yemek değil bağcıyı dövmek olduğu gün gibi.
promethe 22.03.2008, 08:35 "PSİKOLOJİK SAVAŞ NEDİR ? Neden İşçi Partisi ve Genel Başkanı Doğu Perinçek'e hakkında yalan ve iftiralara başvuruluyor?
PSİKOLOJİK SAVAŞA MEYDAN OKUMA
ANLAMLIDIR
Anlamlıdır: Son 20 yılın medyasında, İşçi Partisi ve Doğu Perinçek dışında, “solcuyum” diyen örgüt ve liderleri hedef alan tek bir yazı bulamazsınız. Emperyalizmin güdümündeki holding gazete ve dergilerini tarayınız, liboş, Fethullahçı, ırkçı köşe yazarlarını sabırla okuyunuz, İşçi Partisi dışındaki sosyalist sol örgütlere karşı tek satıra dahi rastlamayacaksınız. Sanırsınız ki, bütün çamurlar, İşçi Partisi’ne atmak için imal edilmiştir.
ÇARPICIDIR
Çarpıcıdır: SüperNATO’nun Türkiye’de sosyalist sola karşı yürüttüğü psikolojik savaşta tek bir görev belirlenmiştir: İşçi Partisi’ni yıpratmak! Başka da bir hedef yoktur. Vardır iddiasında bulunan tek bir sayfa yazı getirsin! Psikolojik savaş arşivleri ortadadır, diğer sol örgütlerin esamesi okunmaz, liderlerinin adı bile bilinmez.
UYARICIDIR
Uyarıcıdır: Diğer bütün sol parti ve örgütler, en sonunda İşçi Partisi’ni kuşatan unsurlar olarak değerlendirilir. O kadar ki, ister bireysel terör yapsınlar, ister anarşist olsun, isterlerse “Komünistlik” taslasınlar, en sonunda hepsi satranç tahtasında, emperyalist sistemin piyonları olarak yer alırlar. Onlara düşmanlık yapılmaz, onların okşanmasına özen gösterilir, hatta onların parlatılması, sistemin bulduğu çarelerden biridir. Onların düştüğü yolların çıkmaz olduğu bilinir. Solcu ve devrimci olacaksanız, sistem size o çıkmazlarda çırpınmayı bir kahramanlık olarak gösterir.
Sistem için bütün mesele, emperyalizmi hedef alan, milleti birleştiren, işçi ve köylü kitlelerini seferber etmeye yönelik, örgütlü ve akıllı bir mücadelenin gelişmesini önlemektir. Kuşatılması, yıpratılması, bölünmesi gereken solculuğun adresi, bu nedenle hep İşçi Partisi’dir. Emperyalist ve gerici merkezler, ÖDP, EMEP, TKP, SDP ve sözümona yasadışı görüntülü örgütlerin hepsini İşçi Partisi’ne karşı dolaylı müttefik olarak görmektedirler.
YALNIZ TÜRKİYE’DE DEĞİL
Yalnız Türkiye’de değil, SüperNATO’nun güdümündeki medya, dünyanın her yanında, Türkiye solu denince, yalnız İşçi Partisi’ni ve önderini hedef almaktadır. ABD, Avrupa ve diğer ülkelerin yayınlarına bakınız, arama motorlarından giriniz, hep aynı gerçekle karşılaşacaksınız. İstisnalar kaideyi bozmaz denir; ancak bu gerçeğin istisnasını bulamayacaksınız. Psikolojik savaşın kaidesi, o kadar muhkem kaidedir. Disiplini o kadar sağlam disiplindir.
MARMARA BRİFİ’NGİNDEN BERİ
SüperNATO’nun psikolojik savaş merkezi, mızrağın ucunu İşçi Partisi’ne ve Doğu Perinçek’e yönelten politikasını, daha Marmara Brifingi’nde belirlemiştir. Marmara Brifingi, 12 Mart döneminde, 3 Kasım 1972 günü Ankara’da Marmara Köşkü’nde yapılan Devlet Brifingi’dir. Toplantıya zamanın Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay dahil, devlet ricali katılmıştır. Org. Turgut Sunalp’ın komutanlığındaki Brifing Ekibi, devlet büyüklerine gizli bir rapor sunmuştur. Bu raporun “Türkiye’de Aşırı Sol Akımlar ve Anarşinin Oluşumu” başlığını taşıyan I. Bölümünde, “Türkiye İhtilalci İşçi Köylü Partisi” hakkında şu değerlendirme yapılmaktadır:
“Milli Demokratik Devrim stratejisini benimsemiş olmasına rağmen, diğer örgütlerin aksine, terörcü, kendiliğindenci ve aceleci eylemlerden kaçınarak, uzun devrede faaliyet gösteren bu örgüt,aynı zamanda militanı en çok, teşkilatı en yaygın olanıdır. (…)
“Aşırı sol cephenin genç teorisyenlerinin en azılısı, en teşkilatçısı olan Doğu Perinçek’tir.(…)”
“İşçi-Köylü-Gençlik kesimlerinin PDA kültürü doğrultusunda bilinçlenmesini hedef olarak seçmişlerdir. Bu gayretlerin sonunda kendilerine sempati duyan bir kitle yaratmaya da muvaffak olmuşlardır.”[1]
SÜPERNATO’NUN SOLDAKİ TEK HEDEFİ
SüperNATO’nun 34 yıl önceki saptaması budur. 1980’e kadar İşçi Partisi dışındaki sol örgütler, SüperNATo tarafından çeşitli yollardan denetim altına alınmış ve dolaylı müttefik haline getirilmişlerdir. Denetim altına alınamayan tek örgüt, Türkiye İşçi Köylü Partisi’dir; bugünkü adıyla İşçi Partisi’dir. SüperNATO bağlantılı, milli olmayan bütün strateji ve planlarda saptanan budur. O nedenle psikolojik savaşın soldaki tek hedefi İşçi Partisi olarak belirlenmiştir.
PSİKOLOJİK SAVAŞ ELEMANLARI
Son 20-25 yılın bütün karargah sözcüleri, Hiram Abas’lar, Mehmet Eymür’ler ve diğerleri hep bu saptamayı dillendirirler.
CIA ile ilişkileri artık ayyuka çıkan MİT Daire Başkanları’ndan Mehmet Eymür, Perinçek karşıtlığının önde gelen uzmanı olarak kullanılmaktadır.
Fethullah Hoca’nın Zaman gazetesi, Perinçek’e karşı psikolojik savaş arşivi haline gelmiştir.
Hadi Uluengin’e Hürriyet gazetesinde Perinçek düşmanı yazıları nedeniyle maaş verildiğini bizzat Hürriyet gazetesi yazarları belirtmektedirler.
Dönekler, Doğu Perinçek’e karşı yalan kitabı yazmak için “Teşkilat”ın kapısında sıraya girdiler. Bir cilt yazana Datça’da bahçeli bir ev veriyorlar. Devrimci hayatlarında “haber değeri” olmayanlar, dönek olup Doğu Perinçek hakkında “hatıralar” yazınca manşetlere yükseltiliyor. Bizim partimizde dalkavuk olmasına izin verilmeyenler, psikolojik savaş merkezlerinin yıldızı olmuşlardır. İşçi Parti ve Doğu Perinçek’e yönelen psikolojik savaş malzemeleri, toplam yüz klasöre yakın bir hacme ulaşmış bulunuyor.
İŞÇİ PARTİSİ NİÇİN BU KADAR ÖNEMLİ
O yayınlara baktığım zaman, ne Partimi tanıyabiliyorum, ne arkadaşlarımı ve ne de kendimi. İşte psikolojik savaş budur ve teorisini yapanlar da aynen böyle tanımlamışlardır.
Partimizin ve Aydınlıkçıların geçmişlerine niçin bu kadar önem verilmektedir? Aydınlıkçıların tarihi, psikolojik savaş merkezlerinde niçin en önemli araştırma konusudur? Niçin en büyük yalanlar, Partimize karşı üretilmektedir? Niçin böylesine çaplı bir uydurmacılık aygıtı kurmuşlardır? İşçi Partisi’ne ve önderlerine bunca saldırı, sisteme ne kazandırıyor?
İşte bizim gücümüz, bu soruların cevabındadır. Bizim etkimizin büyüklüğü, psikolojik savaşın boyutlarıyla ölçülebilir. İşçi Partisi’nin Türkiye’de emperyalizme karşı biricik seçenek olduğu bu büyük gerçekte yatar. O nedenle bize karşı psikolojik savaşın azaldığını görmek, bizi kahreder. İşte o zaman kendimizi sorgularız; hatamızı bulmaya çalışırız.
BİR’İN KIRK’TAN BÜYÜKLÜĞÜ
Oysa bizim saflarımız |