Orijinalini görmek için tıklayınız : 1 Mayıs TAKSİM


sevdadır
24.03.2008, 17:25
Birleşik bir 1 Mayıs olmalı

İSTANBUL (24.03.2008)- Devrimci 1 Mayıs Platformu, bugün Makine Mühendisleri Odası'nda basın toplantısı düzenleyerek 2008 1 Mayıs'ında Taksim'de birleşik bir eylem örgütlemek için çalışmalarına başladığını belirtti.

Bugün gerçekleştirilen basın toplantısında platform adına konuşan Eyüp Baş “Sorun 1 Mayıs'ın Taksimde kutlanıp kutlanmama sorunu değildir artık. Yer tartışması yoktur. Sorun emekten ve halktan yana tüm devrimci, ilerici güçlerin bir araya gelip Taksim 2008 1 Mayıs'ını birlikte örgütleme sorunudur” dedi.

Baş, konuşmasında 1 Mayıs taleplerini sıraladı. Taksim'de 1 Mayıs yasağına son verilmesi, 1 Mayıs'ın resmi tatil ilan edilmesi, '77 katliamının sorumlularının yargılanması ve SSGSS yasasının geri çekilmesini isteye Baş, emekçileri 1 Mayıs'a katılmaya ve emek örgütlerini de iş bırakmaya çağırdı.


alıntı: ATILIM www.atilim.org




2007 1 mayısının tecrübesiyle
2008 1 mayısında
TAKSİMDEYİZ

taksim 1 mayıs alanıdır,kızıllaştıracağız
1977 de katledilen yoldaşları katldildikleri yerde anacağız
DÜN YOLDAŞLARIMIZI KATLEDENLER
BUGÜN TAKSİMİ ENGELLEYEMEYECEKLER

YAŞASIN 1 MAYIS
BİJİ YEK GULAN






http://img122.imageshack.us/img122/2633/1m771uo4.jpg

http://img68.imageshack.us/img68/9201/kazanci4bm4.jpg


İşçi sınıfının tarihindeki en büyük katliamlardan biri olan 1 Mayıs 1977, oligarşinin kirli tarihinin de bir parçasıdır.
Uluslararası işçi sınıfının birlik, mücadele ve dayanışma gününün 50 yıllık aradan sonra Türkiye’de 1976 yılında yüzbinlerce kişinin katıldığı kitlesel bir gösteriyle kutlanması, oligarşiyi büyük ölçüde tedirgin etmişti.
DİSK’in organize ettiği 77 1 Mayıs’ı ise bu kez daha güçlü ve kapsamlı bir biçimde kutlanacaktı.
Büyük ölçüde TKP’nin etkinliği altında olan DİSK, 22 Nisan günü yaptığı açıklamada 1 Mayıs’a katılacak örgütleri ve atılacak sloganları ilan ediyor ve 20 bin DİSK görevlisinin güvenlik için hazır olduğunu duyuruyordu. Bu arada sağcı-faşist basın kışkırtıcı yayınlarına hız vermekteydi. Örneğin 20 Nisan gününün Ortadoğu gazetesi “Sol 1Mayıs’ta Halkı Galeyana Getirmek İstiyor” şeklinde manşet atmıştı. 1 Mayıs gününün Tercüman’ında ise Rauf Tamer, ”Arabalar tahrip edilecek, inşallah aldanırız ama, kanlar akacak. Çeşitli solcu gruplar arasında slogan kavgasıdır bu” diye yazıyordu. 30 Nisan tarihli Bayrak gazetesinin manşeti de, “DİSK ve Maocu Gruplar arasında çatışma bekleniyor!” şeklindeydi.
Aslında provokasyon daha mitingin afişleri asılırken başlamış ve 18 Nisan gecesi Kocamustafapaşa’da öldürülen Sadık Canaslan adlı öğrencinin sol içi çatışmada vurulduğu söylentileri yayılmıştı. Cinayetten ötürü suçlanan İGD yönetimi bir açıklamayla olayla ilgilerinin olmadığını duyurmuş; fakat bu kez 28 Nisan sabahı İzmir’de yapılan afişlemelerde İdris Türkoğlu adlı bir başka öğrenci öldürülürken aynı iddialar öne sürülmüştü.
Ve 1 Mayıs 1977 sabahı... Türkiye’nin her yanından akın akın gelen işçiler ve devrimci yurtseverler alandaki yerlerini almaktadırlar.

Yürüyüş son derece düzenlidir ve katılım yaklaşık 500 bin civarındadır. Saatler 19.00’u gösterirken katılımın umulanın çok üstünde olması nedeniyle miting hâlâ bitmemiş, Anadolu’dan gelen kortejler henüz alana girememiştir. Bu arada DİSK Genel Başkanı Kemal Türkler de konuşmasını tamamlamak üzeredir.
İlk silah sesi o an duyulur. Daha sonra alana hakim noktalardan kitlelerin üzerine kurşun yağmaya başlar. İlk silah sesi olayı başlatmak için bir işarettir. DİSK’in kürsü sorumlusu Sıtkı Coşkun’un “Sular İdaresi üzerinde ateş eden insanlar var. İhtar ediyoruz. Bunları etkisiz hale getirin, alın...” diye yaptığı anons işe yaramaz. İstanbul Belediye Başkanı Ahmet İsvan’ın toplum polisinin amirine sorduğu “Bu duvarın üzerinden ateş edildi bize. Bunlar polis midir, görevli midir?” sorusu da yanıtsız kalır ve İsvan coplanır. Daha sonraki soruşturmalarda ise bu kişiler tamamen reddedilir; zaten boş kovanlar da anında toplanmıştır.
Ateş açılan noktalardan bir diğeri olan Pamuk Eczanesi’nin üst katında ise tabancalar ve mermi kovanları bulunacaktı.

Alanın tarandığı bir başka merkez de Inter Continental Oteli’ydi. Daha sonra otelin beşinci ile altıncı katının camlarında içeriden atılmış kurşunların delikleri görülecekti.
Günaydın gazetesinden Necati Doğru, ”5.katta bir odanın kapısı açıktı. Odanın pencerelerinden alanı seyreden kişiler ve masa üzerinde teleobjektifli makineler gördüğüm için gazetecilerin bu odada olduğunu sanarak içeri girdim. Adımımı atar atmaz oldukça mütecaviz bir biçimde itilerek durduruldum. Garsona bu odadakilerin kim olduklarını sordum, ‘polisler’ yanıtını aldım” diyordu. 510 numaralı odada ise MİT yuvalanmıştı
Tüm bunların yanısıra, dikkat çeken bir başka grup ise, ellerindeki çantaları bir an bile yere bırakmayan ve o gece uçakla ülkeyi terkeden 8-10 kişilik Amerikalıydı.
Son derece açık olan şey, ateşin kalabalığı kürsüye doğru sıkıştırarak panik yaratma amacıydı. Panzerler kitleyi sıkıştırıyor ve insanları en dar yokuşa, Inter Continental Oteli ile Pamuk Eczanesi arasında kalan Kazancı Yokuşu’na doğru yöneltiyordu. Olaylar başlamadan az önce Kazancı yokuşu başına park edilen mavi renkli bir Fiat kamyonet ve yerlerde rastgele duran tekerlekli el arabaları

http://img122.imageshack.us/img122/8845/1mayis4ze9.jpg

Kazancı’ya iniş ve çıkışı engelliyorlardı. Sel halinde akan insanlar kamyonetin iki yanından ve el arabalarının üzerinden geçerek Kazancı Yokuşu’ndan aşağıya doğru kaçmaya çalışıyorlardı. Tam bu sırada yokuşun biraz aşağısındaki garajdan çıkan beyaz renkli bir Renault uzun menzilli silahlarla kitleyi tarayacaktı.
Beyaz Renault’da bulunan polis memuru Necati Tınaz, daha sonra bu durumu ”üstümüze geldiler havaya ateş ettik” diye açıklayacaktır.

http://img80.imageshack.us/img80/3812/kazanci3ey1.jpg

Sonuçta o gün Taksim Alanı’nda 126 kişi yaralanmış, 34 kişi de şehit düşmüştü. Ölümlerin 28’i ezilmeler sonucu meydana gelmişti. Yalnızca 25 kişi Kazancı Yokuşu’nda ezilerek Meral Özkol ise panzer altında kalarak yaşamını yitirmişti. Olayda 2000’e yakın mermi atıldığı saptanmış, buna karşın yalnızca 5 kişi kurşun yarası nedeniyle ölmüştü. Açılan davanın iddianamesinde, amacın “halk üzerinde yılgı, korku ve panik yaratmak” olduğu vurgulanıyordu.

http://img80.imageshack.us/img80/528/meralozkoluj6.jpg

Ertesi gün boyalı basın, beklendiği gibi sol içi çatışmayı öne çıkarıyor ve “Maocu vatan hainleri işçi bayramını kana buladı” (Günaydın), manşetleri atıyordu. Sol gazeteler de hâlâ olayın ne olduğunu anlamamakta ısrarlıydılar. TKP’nin organı Politika’ya göre “1 Mayıs töreni tam bittiği sırada Maocu ve terörist oldukları ileri sürülen grupların silahlı saldırısına uğramıştı.” Diğer taraftan de benzer açıklamalar birbirini izliyordu.
Olayların sonrasında devrimci sosyalist hareket ve Dev-Genç gibi yapılar ise olayın CIA tarafından tezgahlandığını, sol içi bir olay olmadığını vurgulamışlardı.
Olayı yakından yaşamış biri olan Şükran Ketenci ise, “Bence olayı başlatmada araç olma anlamında, yürüyüşe alınmayan gruplar suçlansa bile, olayın boyutlarını büyüten, yönlendiren çok daha değişik güçlerdi” diye açıklama yapıyordu.
Yarım yüzyıllık uzun bir aradan sonra Türkiye’de ikinci kez kutlanan 1 Mayıs, böyle sonuçlanmıştı. 8’i kadın tam 34 kişinin kanı Taksim Alanı’nı kızıla boyamıştı. Amaç, her zamanki gibi aynıydı: yükselen kitle hareketini boğmak, devrimci gelişmeyi önlemek.
İşçi sınıfı, şehitlerini unutmadı ve sonsuza dek unutmayacak

kreşmir
24.03.2008, 17:28
1 mayısta alanlara ,mücadeleye....haklarımızı kazanabilmek için verdiğimiz mücadele bizim en onurlu mücadelemizdir......


yaşasın 1 mayıs.......
yaşasın devrimci mücadele........

Kara Davut
24.03.2008, 17:53
gerçek manada işçinin emekçinin hakkını savunan dostlara her zaman selam olsun!
ancak size geçen sene 1 mayıs'ta yaşadığımız bir gerçeği,anlatmayıda bir borç biliyorum.

yer:eskişehir sıhhiye meydanı

1 Mayıs'tan bir hafta kadar önce,iş veren ve işçi temsilcisi sendikamızın 6 aylık görüşme süreci içinde bir anlaşmaya varamaması sonucu işçilerin katılımıyla yapılan oylamada grev kararı alınmıştı.Grev için tüm hazırlıklar yapılmış,bakanlıktan gerekli izin alınmıştı.Ancak bugün ssgss yasasının düzenlenmesi konusunda hükümetle pazarlık içinde olan Türk-iş'e bağlı tek gıda-iş sendikasının ankara bölge müdürlüğü başkanı,işçiye danışmadan,işçinin haklarını hiçe sayarak,kapalı kapılar ardında % 3'lük sözleşmeye imza atması,biz işçilerin sendikalara olan güvenini sarsmıştı.bu olayın ardından pek çok emekçi arkadaşım olayı protesto etmek amacıyla bir imza kampanyası başlatılmış ve toplanan imzalar Türk-iş genel başkanlığına gönderilmişti.Ancak bizlere gelen cevapta sadece kuru bir özür ve yapılan yanlışın telafi edileceği yazılıydı.Lakin aylar geçmesine rağmen,sendika kanadından bir hareket gelmediği için pek çok işçi arkadaş işini bırakmak zorunda kalmıştı.1 mayıs günü bu tepkimizi ortaya koymak için toplandığımız eskişehir sıhhiye meydanında,söz isteyen eskişehir şube başkanımızın baskıya maruz kalması,ve 1 mayıs'a katılan diğer sendika ve sivil toplum örgütlerinin olaylara seyirci kalmasıda açıkcası bizleri çok üzmüştü.Zira sözleşmeye atılan imza ile,hem grev hakkımız elimizden alındı,hemde insanların emekleri %3'lük bir değere layık görüldü.Her ay aidat kapsamında işçiden toplanan milyonlarca YTL'nin,karşılığını alamamak,tüm arkadaşların sendikalara olan güvenini de bu şekilde sarsmış oldu.bu olayları belkide pek çoğunuz TV.lardan izlediniz.Bu yüzden diyorum ki,işçilerin haklarının savunulması için,daha güvenilir ve sağlam kişilerin hükümetle pazarlığa oturması şarttır.Türk-iş'in ssgss projesi kapsamında yapacağı girişimlerin ne derece işçinin yanında olacağı hakkındaki şüphelerim bu olay aklıma geldikçe artmaktadır.
saygılarımla.

kreşmir
24.03.2008, 18:00
türk-iş uzun yıllar bu tür davranışlarda bulunmuştur.....bayram meral zamanında işçiye değil siyasete alet edilen işçiler bir çıkar aracı olarak kullanılmıştır.....

sonuçta bayram meral meclise....işçiler sömürülme yoluna gitmişlerdir...... sendika ağalarının sergiledikleri iş birlikçi tutum,hiyerarşik yapılanma içinde olan sendikalarda söz söyleme ve eyleme geçmeye kısıtmaya neden olmuşlardır.....

artık genel bir istek olarak sendikalr birbirinden koparılmaya işçi mücadelesi yıpratılmaya ve birliktelik dağıltılmaya çalışılmıştır....buna sebep olan o koltukları işgal eden asıl patronlara gerekli cevap her zaman verilmelidir.....

olay üzücü ve düşündürücü.....

yeni güvenlik yasası görüşmelerinde kurulan ortak kurul umarım kesk ve diskin baskısıyla amacına ulaşacaktır.....

direniş_ateşi
27.04.2008, 00:07
ELLER ŞALTERE, ADIMLAR 1 MAYIS'A
İşçi ve emekçiler, yüz binler olup 1 Mayıs alanlarına akmaya hazırlanıyor.
İş ve aş için...
Adalet ve özgürlük için...
Haydi! İş bırakarak, kepenk ve kontak kapatarak,
okulları boykot ederek
sen de katıl bu emek halayına.
Ellerde yüz binlerce karanfille 1 Mayıs'a, Taksim'e!...

ESP
ezilenlerin sosyalist platformu

direniş_ateşi
27.04.2008, 00:08
Sendikalar Taksim'de ısrarlı
Üç koldan girilecek meydanda 500 bin kişinin toplanması hedefleniyor


On binlerce işçi, Başbakan'ın 'Ayaklar başları yönetemez' diyerek karşı çıktığı Taksim'deki 1 Mayıs kutlamasına hazırlanıyor. Üç koldan girilecek meydanda 500 bin kişinin toplanması hedefleniyor

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın "Ayakların baş olduğu yerde kıyamet kopar" sözleriyle karşı çıkmasına karşın, sendikalar ve meslek örgütleri 1 Mayıs'ı Taksim'de kutlayacak.

Tarihsel adıyla, 1 Mayıs İşçi Bayramı'nda, Bakanlar Kurulu kararıyla da 'Emek ve Dayanışma Günü'nde Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (Türk-İş), Devrimci İşçi Sendikaları Konfederayonu (DİSK) ve Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Taksim Meydanı'na üç koldan gelecek. Şişli'de DİSK, Dolmabahçe'de Türk-İş ve Şişhane'de KESK pankartları arkasında buluşacak yaklaşık 75 sendika, meslek örgütü, siyasi parti ve dernek, meydana doğru yürüyecek. Üç konfederasyonun oluşturduğu Tertip Komitesi, "Ayakların başı yönettiği yerde kıyamet kopar" diyen Başbakan'a da sürpriz bir dövizle yanıt verecek. Komitenin 1 Mayıs kutlamasına ilişkin hazırladığı plandan bazı başlıklar şöyle:

# Türk-İş Dolmabahçe'de toplanıp Gümüşsuyu'ndan Taksim'e yürüyecek. Bu noktada, Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP), Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Demokratik Sol Parti (DSP) ve Sosyaldemokrat Halkçı Parti (SHP) de buluşacak.
# DİSK, Şişli Camisi'nin avlusunda buluşup Harbiye üzerinden yürüyecek. DİSK'e Türkiye Komünist Partisi (TKP), Halkevleri, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği ve 11 örgütten oluşan Devrimci 1 Mayıs Platformu katılacak.
# KESK'in buluşma noktası ise Şişhane. KESK, Tarlabaşı üzerinden Taksim'e yürüyecek. KESK'e Türkiye Mimar ve Mühendis Odaları Birliği (TMMOB), Türk Tabipleri Birliği (TTB), Türk Diş Hekimleri Birliği, Demokratik Toplum Partisi (DTP), Emek Partisi (EMEP), Sosyalist Demokrasi Partisi (SDP) ve Ezilenlerin Sosyalist Platformu'nun oluşturduğu Emek, Barış ve Demokrasi Bloku katılacak.
# 1 Mayıs kutlamasına katılanlar saat 10.00'dan itibaren toplanmaya başlayacak, saat 11.00'de de yürüyüşe geçilecek. Komite saat 13.00'te alana girişlerin tamamlanmasını planlıyor.
Kameralı özel çekim

# 1 Mayıs'ın bu seneki sloganı "Herkes için sosyal adalet, bağımsızlık, demokrasi, özgürlük, eşitlik, barış" olacak.
# Taksim Meydanı'nda, yaklaşık 1.5 milyon kişinin yerleşebileceği bir organizasyona gidildi. En az 500 bin kişi bekleniyor.
# Kutlamaya katılanlar, Başbakan'ın "Ayakların başı yönettiği yerde kıyamet kopar" sözlerini, 'lolipop' adı verilen dövizlerle protesto edecek.
# Kutlamaya 1977'de açılan ateş sonucu Kazancı Yokuşu'nda öldürülen 34 kişi anısına ve Taksim Anıtı'na çelenk bırakılmasıyla başlanacak.
# Sanatçılardan Zülfü Livaneli, Timur Selçuk, Edip Akbayram ve Genco Erkal'a da 1 Mayıs'a katılmaları için teklif götürüldü.
# Bazı dövizlerde, 'AKP sağlığa zararlıdır', 'Sosyal güvenlik ve sağlık hakkımızdan vazgeçmeyeceğiz' sloganları yer alacak.
# Yürüyüş kolları ve alanında 20 kamerayla çekim yapmayı planlayan tertip komitesi, kutlamaları ve olası müdahaleleri belgeleyecek.
# Taksim'deki kutlamaya katılmak için diğer illerden gelecekler için 3 bin otobüs tutuldu.

RADİKAL

doruktaisyan
28.04.2008, 09:25
1 mayısta taksime zengib dostu fakir düşmanı akp ye dur de

direniş_ateşi
28.04.2008, 15:46
Vali Güler panik içinde!


İSTANBUL (28.04.2008)- Vali Muammer Güler, Taksim'de kutlanacak 2008 1 Mayıs'ı için bugün basın toplantısı düzenledi. Güler, 1 Mayıs'ı Taksim'de kutlamak isteyen işçi ve emekçilerin kararlıliğı karşısında yaşadığı paniği ele verdi. Sendikalar ise yaptıkları açıklamalarla Taksim kararlılıklarını yineledi.

Geçen yıl “kabus”tu

İstanbul Valisi Muammer Güler, 1 Mayıs'ı Taksim'de kutlamaya çağıranlar hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu söyledi. Güler açıklaması boyunca, emek örgütlerinin, sosyalist, devrimci, demokrat kurumların Taksim iradesi karşısında yaşadığı telaşı yansıttı. Güler, 'itidalli' açıklamasında, polis saldırısına zemin hazırlamaya çalıştı. “polis, orantılı güç kullanacak” diye belirtti.

Güler, geçen yıl İstanbul'da, vapur ve otobüs hatlarının iptal edildiği, yaşamın felce uğratıldığı keyfi uygulamaları 'kabus” olarak nitelendirdi. “Bu kabusu tekrar yaşamayalım” dedi. İstanbul Valisi, konuşmasında sık sık “ben devletin temsilcisiyim” diyerek, egemenlerin 1 Mayıs tahammülsüzlüğünü gözler önüne serdi.

Basın toplantısında Taksim'in “izinli eylem alanı” olmadığı sözlerini tekrarlayan Vali Güler, polis yürüyüşlerinde, konserlerde Taksim Meydanı'nın nasıl açıldığından ise hiç bahsetmedi. Taksim'in sadece işçi ve emekçilere kapalı olduğunu söyleyemedi.

İşçi sınıfının Uluslararası Birlik Mücadele ve Dayanışma Günü 1 Mayıs'ı Taksim'de, 500 bin karanfille kutlayacağını ilan eden sendika ve demokratik kurumları tehdit etmeye çalışan Vali Güler, “polisle çatışmaya girileceği istihbaratını aldıkları” yalanına başvurarak halka gözdağı vermeye çalıştı.

DİSK: 'Orantılı güç kullanılacak' olanlar bu ülkenin emekçileridir

DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi konuya ilişkin yazılı bir açıklama yaptı. İstanbul Valisi Güler’in sözlerine karşı “Bu ne şiddet özlemi?” sorusunu yönelten Çelebi, “Şiddet ile başlayan ve şiddet ile biten açıklamalar ülkemizin içinde bulunduğu koşullara hiç de uymamaktadır. Sayın Vali’nin “orantılı güç”, “orantısız güç”, “mitingi dağıtma” gibi sözleri hiç de yaşanılan koşullara uymamaktadır. Bu ne şiddet özlemi? “Dağıtılacak”, “orantılı güç kullanılacak” olanlar, bu ülkenin vatandaşları, vergisini veren emekçileridir. Sayın Vali sakin olmalıdır. Bu açıklamalar geçen sene de yapılmıştı. Sonuç ortada! Geçen sene bir tek emekçi, bir tek emek dostu tarafından bir cam kırıldı mı, bir araç yakıldı mı? Ama emniyet güçleri tarafından restorantta yemek yiyenlere dahi neler yapıldığını bütün TV’ler gösterdi.” dedi.

2007 1 Mayıs'ın da emekçilerin saldırıya uğrayanların olduğunu kaydeden Çelebi, “Sayın Vali yarın görüşme talebini iletmiştir. Diyalog ve görüşmelere açığız. Bütün taleplerimizi, kendisine ileteceğiz. Bildikleri bir “suç” varsa, bunu ortadan kaldırma görevi Vali’nindir. Yoksa “duydum suç işleyecekler” demekle İstanbul yönetilemez. Eğer suç varsa hukuk önünde bunun gerekleri yerine getirilir. Türkiye hukuk devletidir. Suça karar verip, suçluyu döverek cezalandırma ise hukuksuzluğun adıdır”

KESK: Taksim herkese açık, emekçilere kapalı

KESK Genel Başkanı İsmail Hakkı Tombul, Vali Güler'e cevap verdi. Tombul, “Valinin açıklamalarıK toplumu germekten başka bir şeye yaramıyor. Tramvayları, vapurları, yolları kapatmak halkı mağdur ediyor. Bizzat valinin kendisi korku dağları yaratıyor” dedi.

1 Mayıs günü Taksim'de barışçıl eylem yapmak istediklerini ifade eden Tombul, “Talebimiz meşrudur. 1 Mayıs 1977 yılında ölen emekçileri o alanda anmak istiyoruz. Taksim herkese açık söz konusu alan emekçilere kapatılıyor. Bu çifte standarttır. Başka bir yerde kutlamaya dair değerlendirme yapmadık." dedi. Ayrıca valiliğin sendikalarla görüşme talebine sıcak bakan Tombul, görüşmenin içeriğinin önemli olduğunu ve davete katılacaklarını söyledi.

direniş_ateşi
28.04.2008, 15:46
PSAKD: “Ayaklar” analarını da alıp 1 Mayıs’a gelecek

İSTANBUL (28.04.2008)- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Av. Fevzi Gümüş, “'Ayaklar' analarını da alıp 1 Mayıs'ta alanlara gelecektir, günü geldiğinde de hiçbir değer tanımayan neoliberal politikaların uygulayıcısı gerici ve karanlık zihniyetli iktidarı alaşağı edecektir” dedi.

Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Başbakan Erdoğan’ın 1 Mayıs’ın tatil edilmesine ilişkin talebi ekonomik gerekçelerle doğru bulmadığını açıklaması tam anlamıyla sermayeye tapındığını ve emekçilere düşman olduğunu göstermektedir. Bu tavır, AKP’nin özgürlükler konusundaki samimiyetsiz davranışının da kanıtıdır. AKP’nin zihniyetine göre, özgürlükler sadece türbanlılar ve sermaye içindir. Parası olmadığı için sağlık, eğitim, sosyal güvenlik hizmetlerinden faydalanamayacak olanlar, özelleştirmelerden dolayı mağdur olanlar, işçiler, köylüler, ezilenler ise kendisinin deyimiyle 'ayaktır', dolayısıyla özgürlükleri yoktur. Bir üreticiye verdiği tepkide görüldüğü gibi onlar “analarını da alıp gitmelidir.”

Erdoğan, “Bir günün maliyeti bu ülkeye 2 katrilyondur. Hem kalkınmadan bahsedeceksiniz hem tatil isteyeceksiniz” demektedir. Dünyanın pek çok ülkesinde –ki buna gelişmiş ülkeler de dahildir- 1 Mayıs resmi tatildir ve işçi bayramı olarak kutlanmaktadır. Sermaye sevici Erdoğan, bize göre 1 günlük tatilin ülkeye faturasını değil, yandaşlarına, uluslararası sermaye çevrelerine peşkeş çektiği kamu olanaklarının, iktidarı dönemindeki talanın hesabını yapmalıdır. Küreselleşmenin imamı Erdoğan bilmelidir ki, Türkiye kalkınamıyorsa bunun sorumlusu işçiler değil, ülkemizin kaynaklarının vahşi bir saldırganlıkla yağmalanmasıdır. 1 Mayıs için bir günün maliyetini yapan Başbakan’ın Ramazan ayındaki işgücü kayıbınında maliyetini yapması da gerekir. Kamu kurumlarının, belediyelerin iktidarların teşviki ile ramazan ayı boyunca gayri resmi tatil uyguladığı koşullarda işçilerin, emekçilerin tatil talebini iş gücü kaybı ile izah etmeye kalmak samimiyetsizliktir.

1 Mayıs’ta, varoşlardan, fabrikalardan, okullardan alanlara doğru yürüyüşe geçen “ayaklar” alanları dolduracak, otoriter muhafazakârlığı inşa etmeye çalışan Erdoğan’a ve onun temsil ettiği zihniyete karşı güçlü bir haykırış içinde olacaktır. “Ayaklar” analarını da alıp 1 Mayıs’ta alanlara gelecektir, günü geldiğinde de hiçbir değer tanımayan neoliberal politikaların uygulayıcısı gerici ve karanlık zihniyetli iktidarı alaşağı edecektir."

emek78
28.04.2008, 17:32
Artık bazılarına haddini bildirme zamanı gelmiştir hatta geçiyor bile...
16573

direniş_ateşi
30.04.2008, 11:25
iSTANBUL (30.04.2008)- İstanbul Gaziosmanpaşa'da, Gazi Liseli Öğrenci Birliği ve Liseli YDG'liler, dün Şair Abay Kunanbay Lisesi önünde bir basın açıklama yaptı, 1Mayıs'ta Taksim'de olacaklarını duyurdu.

“1 Mayıs'ta Taksim'e” pankartının açıldığı açıklamada, “1 Mayıs'a yaklaştığımız bu günlerde SSGSS gibi yasalarla emekçi halkın ve biz gençlerin geleceğini elinden almaya çalışanlardan hesap sormak için 1 Mayıs'ta Taksim'de olacağız. Bizler liseli öğrenciler olarak bu yaşanan sorunlara karşı genç bir öfke olup işçileri, emekçileri ve öğrencileri 1 Mayıs'ta hesap sormak için Taksim'e çağırıyoruz” denildi.

Sık sık, “Yaşasın 1 Mayıs”, “1 Mayıs'ta Taksim'e, hesap sormaya” sloganlarının atıldığı açıklamada, alkışlarla ve zılgıtlarla sona erdi.

Liseli Öğrenci Birlikleri, açıklama öncesi lise önünde 1 Mayıs kuşlamaları yaptı.

@DuYGu@
30.04.2008, 11:54
100 vekil 1 Mayıs’ta Taksim’de
CHP ve DTP’den 100 milletvekili Taksim’deki 1 Mayıs kutlamalarına katılacak.

ANKARA - Taksim’de gerginliğe yol açan 1 Mayıs kutlamalarına çok sayıda milletvekili de katılma kararı aldı. DTP tüm milletvekilleri ile 1 Mayıs günü Taksim’de olmayı benimsedi. CHP ise 20 kadar milletvekilini TBMM’de görevli bırakacak ve 70-80 civarında milletvekili ile Taksim’e çıkartma yapacak.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Özyürek, 1 Mayıs günü CHP’li çok sayıda milletvekili ile Taksim’e gideceklerini belirterek ‘’Bu önemli günde, Taksim’deki kutlamalarda emekçi vatandaşlarımızla birlikte olacağız. 1 Mayıs’ı hükümetin tüm baskı ve engellemelerine rağmen Taksim’de kutlayacağız’’ dedi.

DTP Grup Başkanı Ahmet Türk deTürk, 1 Mayıs kutlamalarında emekçilerin yanında olacaklarını belirtti. Türk, 1 Mayıs günü tüm DTP grubu ile Taksim’e gideceklerini vurguladı ve bu nedenle TBMM Çalışmalarına katılmayacaklarını söyledi. Bu arada ÖDP Genel Başkanı Ufuk Uras da 1 Mayıs günü Taksim’de olacağını açıkladı. DSP’li bazı milletvekillerinin de törenlere katılacağı bildirildi. (GAZETEPORT)

yarın onbinler Taksim'i kızıllaştıracak!!

özcan1
30.04.2008, 12:23
1 Mayıs bayramının, ülkemiz devrimci güçlerine, ilerici, demokrat, insan hakları savunucusu, barış güçleri, adalet ve özgürlük taraflılarına yüklediği en önemli görev; Dünya'da ve ülkemizde hızla tırmanışa geçmiş olan ilkel milliyetçi ve dinci siyasal gericiliğin, insanlığın ve halklarımızın temel çıkarlarına yönelik tehditleri karşısında birlik ve dayanışma içinde tutum almak ve tarihin yeni bir uygarlığa, küresel üretim yönelimlerine hızla yükselişine katılımda bulunmak olacaktır...

Kara Davut
30.04.2008, 12:27
Türkiye'deki işçi sendikalarının samimiyetine inanmıyoum.İşçi sendikaları 80'li yıllardan sonra,asli görevlerini kaybetmişlerdir.1980 yılına kadar yapılan sözleşmelerde,artış olarak en az %25-30'lara imza atan sendikalar,bugün %3-6'lra imza atmaktadır.Sözde büyüyen Türkiye'de,80 yılından sonra işçi,hiçbir zaman büyümemiştir.Asgari ücret tesbit komisyonlarında hükümete karşı mücadele vermeyen,eylem kararı almayan,direnmeyen,sendikalar 1 MAYIS'ı neden gövde gösterisi haline getirmek istiyorlar.1 mayıs'ın manevi değeri büyüktür ancak,hayatın gerçekleri karşısında da en az bu maneviyat kadar mücadele vermek gereklidir.Savundukları işçinin hali ortadadır.4 kişilik bir ailenin normal şartlarda evine enaz 2000 ytl girmesi gerekirken,yoksulluk sınırı 1800,açlık sınırı 750 ytl iken,asgari ücretin 450 ytl olması ve sendika temsilcilerinin bu ücretlerin altına imza atması sendikaların samimiyetsizliğinin en büyük kanıtıdır.ayrıca asgari ücretlinin her ay sendikalara ödedi günlük brüt ücret dikkate alınırsa,ortada bir iyileştirme olmadan her ay yaklaşık 33 ytl'yi işçinin cebinden alması,hükümetten sonra yapılan en büyük hırsızlıktır.sendikaları aslî görevlerini yerine getirmeye davet ediyorum.

doruktaisyan
30.04.2008, 13:23
sevgili kara davut yazdıklarının bir cogu doru olabilir geneleme yapmak doru olmayacaktır örneyin sendikal anlamda kesk i bunların arasına katmak doru olmayacaktır

aydıner32
30.04.2008, 13:30
sevgili kara davut yazdıklarının bir cogu doru olabilir geneleme yapmak doru olmayacaktır örneyin sendikal anlamda kesk i bunların arasına katmak doru olmayacaktır

kesinlikle doğru..

Kara Davut
30.04.2008, 13:51
madem bu kesk bu sendikalarla bir tutulmasın,o zaman kesk diğer sendika örgütlerinden ayrı hareket etsin.yalancı,düzenbaz,işbirlikçi,hırsızlarla aynı çatı altında bulunmasın.omuz omuza yürümesin.

Kara Davut
30.04.2008, 14:07
şuanda sendikalar,
hükümet karşısında sözleşmedeki alamadıkları hakların acısını çıkarmak ve halkın nazarında kaybolan imajlarını tazelemek derdindeler.bunu kimse asla inkar edemez.aslına bakılırsa amaç,1977'deki acı 1 Mayıs'ı anmakda değildir.1977'yi hatırlamak 2008'e kalmamalıydı.31 sene sonra akıllara gelmemeliydi.Türkiye'de pek çok işçinin sendikalara olan güveni sarsılmaya başlamıştır.bu şekilde devam ederse,sanırım 10 yıl sonrasında Türkiye'de sendikacılık bitecektir.Çünkü her işte olduğu gibi Türkiye'de sendikacılıkta bir rant kapısı haline getirilmiştir.Kapalı kapılar ardında atılan imzalardan pek çok işçinin,imza atıldıktan sonra haberi olmaktadır.sendika bir yardım kuruluşu değildir.işçinin yardıma değil,haklarını savunmaya ihtiyacı vardır.ancak Türkiye'de bu yönde çalışan dürüst bir kurum olduğunu sanmıyorum.Dürüst olarak iş yapmak isteyenlerse hiçbir zaman,hiçbir yerde görev başına getirilmemekte.
saygılarımla.

mabel
30.04.2008, 14:28
1 mayısı taksimde kutlamak and oldu...
yılmak yok ampullari söndürme zamanı geldi.....

Caymaz
30.04.2008, 16:09
Kaç zamandır 1 Mayıslar başa bela oldu
Kalabalık ve kontrolsuz şiddet
Polisi taşlayanından esnafın camını çerçevesini indirenine trafik ışıklarını sopalarla kıranından arabaları ateşe verenine
1 Mayıslar hep zor geçti

Varoşlardan akan ilkel kitle şehri yakıp yıkıyor
Yüzleri maskeli elleri molotof kokteylli artık kişiler
Taksim esnafı artık bıkmış her sene iş yerinin tahrip olmasından
Kimileri KIRILMAZ camlar takmış kimileri kepenk kapatacak

Umarım şiddet bu kez ucuz atlatılır

rozerin62
30.04.2008, 17:11
Kaç zamandır 1 Mayıslar başa bela oldu
Kalabalık ve kontrolsuz şiddet
Polisi taşlayanından esnafın camını çerçevesini indirenine trafik ışıklarını sopalarla kıranından arabaları ateşe verenine
1 Mayıslar hep zor geçti

Varoşlardan akan ilkel kitle şehri yakıp yıkıyor
Yüzleri maskeli elleri molotof kokteylli artık kişiler
Taksim esnafı artık bıkmış her sene iş yerinin tahrip olmasından
Kimileri KIRILMAZ camlar takmış kimileri kepenk kapatacak

Umarım şiddet bu kez ucuz atlatılır

Ampul zihniyetine bir destek daha bu nedir ya bu nasıl saygısızca bir yaklaşım Rte nin ayaktakımı laflarından ne farkı busöylediklerinizin.Varoşlardan akan ilkel kitle diye siz ne demeye çalışıyorsunuz biraz haddinizi bilerek yazın bu ülkede bu tür gerginlikler hep bu üçüncü sınıf gören zihniyetler yüzünden oluyor.

Mademki taksim gösteri meydanı değil o zaman bu herkes için geçerli olsun biraz araştırırsanız emekçiler dışında kimlerin oraları kullandığını görürsünüz.Ha bu arada ülkede bütün zorlukları emekçi sınıfın çektiğinden gün geçtikçe bütün sosyal hakların baltalandığından bihaber olduğunuz çok bariz öyle olmasa böyle cümleler sarfetmezdiniz.

Biri çıkar ayak takımı der ötekisi çıkar ilkel kitle der sonrada karşısındaki bunları koyun gibi kabul etsin yarabbi şükür sağol demesini bekler.Ülkenin bu utançtan kurtulmasını bekliyoruz hala ama nafile gibi.Üstelik orada olan kitle bu ülkenin en bilinçli kitlesidir çünkü haklarını almak için orada bulunuyorlar.Bilmem hangi takımın hangi maçta galibiyet almış olduğunu kutlamıyorlar.Bilinçsiz kitle ise herşey için sokağa çıkar maçlarda nara atar ama aç kalınca çıkıp hakkını aramaz.Önce böyle koyunları eleştirmeniz lazım sonra yoksul emekçileri bir daha düşünüp tartarak yorum yapın.

1 Mayıslarda kitleye hakaret eden her türlü demokratik hakkını kısıtlayıp provakasyona meydan veren sonrada bakın yine olay çıkardılar diyen bu sinsi zihniyeti kınıyorum.

Yaşasın İşçiler,Köylüler ve Tüm Dünya Emekçileri.Kahrolsun Faşizm ve Her Türden Gericilik

Kara Davut
30.04.2008, 17:21
sevgili rozerin,
hak aramak,başkalarına zarar vermek değildir.şiddet uygulamak değildir.asıl haklar meydanlarda verilmiyor.haklar masa başında alınıyor.ancak sendiklar 6 yıllık akp iktidarı zamanında bu hakların hiçbirisini alamamışlardır.her sözleşme zamanı hükümetin dediklerine boyun eğmek zorunda(!) kalmışlardır.bir tarafta emek ve hak aranırken,diğer yandan başka bir emekçinin haklarına ve emeğine zarar vermek ahlaka sığmaz.anlıyorum tepkinizi.ancak bu zamana kadar gerek hükümetlerin baskısı,gerek sendika temsilcilerinin çözüme yanaşmaması bu tür kaos ortamları doğurmuş ve bu kaos ortamlarıda hep provakatörlerin işine yaramıştır.1 mayıs taksim'de kutlanacaksa bunda sendikalar ve işçi gruplar kararlıysa,aralarında provakatörleri barındırmamalı veya onlara tabi olunarak taşkınlık yapılmaması konusunda hassas davranmalıdır.yoksa geçmişte yaşananlardan farklı bir tablo ortaya çıkmayacaktır.

rozerin62
30.04.2008, 17:31
sevgili rozerin,
hak aramak,başkalarına zarar vermek değildir.şiddet uygulamak değildir.asıl haklar meydanlarda verilmiyor.haklar masa başında alınıyor.ancak sendiklar 6 yıllık akp iktidarı zamanında bu hakların hiçbirisini alamamışlardır.her sözleşme zamanı hükümetin dediklerine boyun eğmek zorunda(!) kalmışlardır.bir tarafta emek ve hak aranırken,diğer yandan başka bir emekçinin haklarına ve emeğine zarar vermek ahlaka sığmaz.anlıyorum tepkinizi.ancak bu zamana kadar gerek hükümetlerin baskısı,gerek sendika temsilcilerinin çözüme yanaşmaması bu tür kaos ortamları doğurmuş ve bu kaos ortamlarıda hep provakatörlerin işine yaramıştır.1 mayıs taksim'de kutlanacaksa bunda sendikalar ve işçi gruplar kararlıysa,aralarında provakatörleri barındırmamalı veya onlara tabi olunarak taşkınlık yapılmaması konusunda hassas davranmalıdır.yoksa geçmişte yaşananlardan farklı bir tablo ortaya çıkmayacaktır.

Aynı şeylerden bahsetmiyoruz eğer hükümet taksim konusunda inatlaşmamış olsa olay çıkarmaya meğilli diye tabir edilen kişiler olsa bile onların zararına olur.Genel bir bayram ilan edilmesi durumu 1 Mayısın diğer bayramlar gibi coşkulu geçmesine ve acaba bu sene olay çıkacakmı korkusuna engel olacaktır.Yasal hakları duyurmak için masabaşı anlayışı çok kısıtlı derecede etkili olabilir çünkü artık kimin neyi ne derecede temsil edebileceği belli değil.Ve üstelikte karşında Akp gibi bir ampul hükümeti varsa bikaç kişinin konuşması onlara vızıltı gibi gelir.Milyonların sosyal adaletsizliğe olan tepkisini ancak meydanlar gösterebilir.

Masabaşı çözümler sizin fikriniz saygı duyarız gerektiğinde olabilir ama bence tek başına yetersizdir.Ancak ve ancak saygı duymayacağım şeyler vardır oda benden önceki üyenin işçilere yakışık benzetmeler yapmasıdır.Buna karşı tepkimi veririm.Hiç kimse işçiye ezilene ayak takımı bilinçsiz ilke kitle diyemez.Hepimizin ailesinde işçiler var.Bu ülke işçi ve emekçilerim omuzunda yükselecektir.bunuda anlamamak zor olmasa gerek.

Caymaz
30.04.2008, 18:03
Varoşlardan akan ilkel kitle diye siz ne demeye çalışıyorsunuz biraz haddinizi bilerek yazın bu ülkede bu tür gerginlikler hep bu üçüncü sınıf gören zihniyetler yüzünden oluyor.

Eğer bir mayısların tarihçesini bilirseniz bu ilkel kitlenin her yıl ülkeye nasıl belalar açtığını da görürsünüz.
Daha geçen 1 Mayısta yüzlerce esnafın dükkanı taşlandı yüzleri maskeli artık karektersiz zavallı meczuplar otomobilleri ateşe verdi.

Millet evine kapandı bu saldırgan ilkel kitlenin caddelerini ve şehirlerini terketmesini bekledi

1 Mayıs böyle olmaz

33 yıldır görteri ve miting alanı olmayan TAKSİM meydanına İLLEDE ÜSTERÜK diye bir sürü insanı doldurma çabası niye?
Amaçları KAVGA ve GERGİNLİK ÇIKARMAK
Sana yasal olarak mitingini yürüyüşünü şu alanlarda yapabilirsin denmiş
DAHA DERDİN ne?

Turistik ve son derece stratejik TAKSİM alanını bu ilkel kitlenin YAĞMASINA mı bırakalım?
Böyle 1 Mayıs olmaz

Semaözer
30.04.2008, 18:13
Günlerin bugün getirdiği baskı, zulüm ve kandır
Ancak bu böyle gitmez sömürü devam etmez
Yepyeni bir hayat gelir bizde ve her yerde
1 Mayıs 1 Mayıs işçinin emekçinin bayramı
Devrimin şanlı yolunda ilerleyen halkların bayramı
.........


1 Mayıs İşçi Bayramını kutluyorum

Özgür insan24
30.04.2008, 20:00
Bekle bizi TAKSİM az kaldı seni zaptetmeye...

Yarın işçiler,emekçiler,devrimciler,ilericiler olarak taksimdeyiz...

tüm EMEKÇİ HALKIMIZI yarın 09:30 şişli-mecidiyeköyde buluşmaya çağırıyoruz.DEVRİMCİ 1 MAYIS PLATFORMU OLARAK ...

Taksime ya gireceğiz ya gireceğiz başka yolu yok
77 katliamının hesabını sormak için TAKSİME çıkacağız

GEÇEN YILLARDAN KALMA BİŞEY VAR BİZDE BİBER GAZI ALIŞKANLIK YAPTI BİZE
O YÜZDEN GENE TAKSİM DEYİZ TÜM DÜNYAYA DUYURULUR...

YAŞASIN İŞÇİ SINIFI VE EMEKÇİ HALKLARIN BİRLİĞİ
YAŞASIN PROLETARYA ENTERNASYONALİZMİ
SAVAŞSIZ SÖMÜRÜSÜZ SINIFSIZ BİR DÜNYA İÇİN
BİJİ YEK GULAN YAŞASIN 1 MAYIS

"GELİYORUZ ZİNCİRLERİ KIRA KIRA HEY HEY
VALİNİN KAFASINA VURA VURA HEY HEY"

FABRİKALAR,TARLALAR,SİYASİ İKTİDAR HER ŞEY "EMEĞİN" OLACAK...

KURTULUŞA KADAR SAVAŞ
"HAKLIYIZ KAZANACAĞIZ"

Caymaz
30.04.2008, 20:43
FABRİKALAR,TARLALAR,SİYASİ İKTİDAR HER ŞEY "EMEĞİN" OLACAK...
:)
Şu yılların kakafonisi bitmez bir motivasyon sağlıyor olmalı
Ne savaşı? Hayırdır?

kreşmir
30.04.2008, 20:50
madem bu kesk bu sendikalarla bir tutulmasın,o zaman kesk diğer sendika örgütlerinden ayrı hareket etsin.yalancı,düzenbaz,işbirlikçi,hırsızlarla aynı çatı altında bulunmasın.omuz omuza yürümesin.



içine doğmuş karadavut türk-iş aldığı kararla yarınki 1 mayıs eyleminde taksime oluşturulan birliktelik ile çıkmayacağını açıkladı.....

yani anlayacağın işbirlikçi olan türk-iş patronları son dakika dönekliğini yine sahneye koymuştur.....


herşeye rağmen 10 binler akacak yarın taksime.....

kesk in ve disk in türk-iş in yaptığı yaranmaya ihtiyacı yok....çünkü onlar hükümete değil işçiye emekçiye hizmet ediyorlar.....


bu arada 1 mayıs ta asıl provakatif tutum içine giren güvenlik güçleridir.....onlar orda bulunmazsa hiçbirşey olmaz....buna emin olun.....

Özgür insan24
30.04.2008, 21:18
"FABRİKALAR,TARLALAR,SİYASİ İKTİDAR HER ŞEY "EMEĞİN" OLACAK"

Herşeye ve herkese rağmen yarın TAKSİM deyiz...

Emperyalizme karşı=BAĞIMSIZLIK
Faşizme karşı=DEMOKRASİ
Irkçılığa ve Şovenizme karşı=HALKLARIN KARDEŞLİĞİ
"Emperyalist" savaşlara karşı= BARIŞ
Gericiliğe karşı =TOPLUMSAL İLERLEMEDEN YANA
Kapitalizme karşı= SOSYALİZM

İÇİN 1 MAYIS TA 1 MAYIS ALANI TAKSİMDEYİZ...

bütün işçi sınıfı ve halk düşmanlarına DUYURULUR= "VARSA CESARETİNİZ GELİN"

KURTULUŞA KADAR SAVAŞ

HAKLIYIZ KAZANACAĞIZ

özcan1
30.04.2008, 22:17
Eğer bir mayısların tarihçesini bilirseniz bu ilkel kitlenin her yıl ülkeye nasıl belalar açtığını da görürsünüz.
Daha geçen 1 Mayısta yüzlerce esnafın dükkanı taşlandı yüzleri maskeli artık karektersiz zavallı meczuplar otomobilleri ateşe verdi.

Millet evine kapandı bu saldırgan ilkel kitlenin caddelerini ve şehirlerini terketmesini bekledi

1 Mayıs böyle olmaz

33 yıldır görteri ve miting alanı olmayan TAKSİM meydanına İLLEDE ÜSTERÜK diye bir sürü insanı doldurma çabası niye?
Amaçları KAVGA ve GERGİNLİK ÇIKARMAK
Sana yasal olarak mitingini yürüyüşünü şu alanlarda yapabilirsin denmiş
DAHA DERDİN ne?

Turistik ve son derece stratejik TAKSİM alanını bu ilkel kitlenin YAĞMASINA mı bırakalım?
Böyle 1 Mayıs olmaz

21. yy 1 Mayıs’ı, anlam ve içeriğinde ciddi mesaj değişikliklerine ihtiyaç duyan bir işçi sınıfı anlayışını dayatmış bulunmaktadır. Artık ‘ değişim zamanıdır’… Eski kıstaslarla, aynı rolü oynamanın olanaksız kaldığı dünyamızda işçi sınıfı da silkelenmek, ilgili tüm düzlemlerinde ciddi değişimlere yönelmek göreviyle karşı karşıya kalmıştır. 1 Mayıs kutlamalarının bun değişimin önemli bir adımı olarak ele alınması gerekmektedir. Biz bunu işçi sınıfının kendini dar sınıf çerçevesinden çıkışını sağlayacak bir genişlemeyi ifade eden "İşçi sınıfı halklaşmalıdır" diye tanımlıyoruz. İşçi sınıfı temsilcileri, ideolojik ve siyasal entelektüelleri, lider ve kadroları bir bütün olarak, tarihin bu aşamasında gündeme gelen gelişmeler uyarınca, içsel düzenlemelerini yaparak 21 yy gereklerine, toplumsal görev ve sorumluluklarına uygun bir söylem ve duruş sergilemeleri gerekmektedir.

İşçi sınıfı kendi temsilcileri, ideolojik ve siyasal entelektüelleri bir bütün olarak tarihin bu aşamasında gündeme gelen gelişmeler uyarınca, içsel düzenlemelerini yapmalıdırlar.

Kimse kimseyi aldatmasın, işçi sınıfı refleksi, işçi sınıfı bilinci, işçi sınıfı kültürü, işçi sınıfı misyonu, işçi sınıfı diktatörlüğü ve buna benzer tüm söylemler, yeni bir uygarlığın temel unsurları değildir. Bu söylemler her boy ve soydan derinlik ve genişlikleriyle yalnızca kapitalizmin sınırları içinde bir anlama sahiptirler. Kapitalizm dışında hiçbir anlam ve kıymeti mahiyete sahip değildirler. İşçi sınıfının kapitalizmin temel sınıflarından biri olması de tastamam bunu tanımlar.

Camları kıranları polise şikayet etme veya onlara müdahele etme hakkınız vardır.

özcan1
30.04.2008, 22:27
Kaç zamandır 1 Mayıslar başa bela oldu
Kalabalık ve kontrolsuz şiddet
Polisi taşlayanından esnafın camını çerçevesini indirenine trafik ışıklarını sopalarla kıranından arabaları ateşe verenine
1 Mayıslar hep zor geçti

Varoşlardan akan ilkel kitle şehri yakıp yıkıyor
Yüzleri maskeli elleri molotof kokteylli artık kişiler
Taksim esnafı artık bıkmış her sene iş yerinin tahrip olmasından
Kimileri KIRILMAZ camlar takmış kimileri kepenk kapatacak

Umarım şiddet bu kez ucuz atlatılır


Unutulmamalı ki, köleci düzeni yıkan, tarihe gömen köleler değildi. Kölelerin en büyük isyanları, saray kapıları önünde diz çökmekle sonuçlanmıştır. Feodalizmi de yıkan serfler değildi. Serfler ve bil cümle köylüler son ana kadar feodallerin en sadık askerleri olarak mensup oldukları sistemlerinin korunması için can vermekten çekinmediler. Köleler nasıl ki feodalizmi kuranlar olmadıysa, kapitalizme kuranlar da serfler olmadı. Zaten bu tarihin mantığına ve sistemleri oluşturmak için gerekli olan zıtların birliğine aykırıdır. Ha keza, kapitalizmin temel bir unsuru olan ve onun olmazsa olmaz koşulu olan işçi sınıfı, sınıfsal yapısı gereği, varlık koşulu olan sistemi yıkmaya yönelik hiçbir vasıf taşıyamaz. Gelecek uygarlığın ya da üretim ilişkisi sistemi ise içinde, sınıf vasıflarıyla yer alması düşünülemez. Öncülleri nasılki içinde var oldukları sistemleri yıkmadı ve yıkamadıysa işçi sınıfının böylesi bir tarihi misyonu olduğunu iddia etmek, bilime de, materyalist toplumsal çözümlemeye de aykırıdır.

İşçi sınıfı kendine nesnel olarak ait olması mümkün olmayan bu tür misyonları onun sırtına yıkmak, onu yüceltmek de değil, alay etmek değilse kaldıramayacağı bir sorumluluk altına sokmaktır, sonuç alması mümkün olmayacak bir işleve yönlendirerek ilk atılımında iflas etmesine yol açmak demektir. Bu oyun artık bu çağda oynanması mümkün olmayacak kadar tarihsel verilerle açığa çıkmıştır. Hiç kimse kimseyi aldatmasın, İşçi sınıfı, tarihte oynadığı müthiş devrimci rolü, hala oynamakta olduğu ve oynayabileceği toplumsal iyileştirmelerle ilgili rolünü korumak ve bunu derinleştirmek gibi bir sorumlulukla karşı karşıyadır. Bu ise işçi sınıfının insan kitlesinin açık ve yalın bir biçimde mensup olduğu halkın bir parçası olarak, kelimenin taşıdığı siyasal anlam ve mahiyetle halklaşmasını gerekli kılmaktadır.

anadolu75
30.04.2008, 22:43
1 mayis iscilerin, emekcilerin gunudur boyle gunde emekcilerimizin yaninda olmak kadar guzel bir sey varmiridir. butun iscilerin, emekcilerin 1 mayisini kutlarim.

emek78
23.05.2008, 13:29
Arkadaşlar Devlet yine devletliğini gösterdi ve kendine toz kondurmadı muhtemelen polislerden herhangi ikisini günah keçişi yaparak kendini aklamaya çalışıyor. Ama boşuna Herşey ortada Minareyi çalan bu sefer iyi kılıf hazırlayamamış!

23/05/2008 tarihli Evrensel Gazetesinin Haberi..
İki süper polis!
Ceren Saran
1 Mayıs’ta ‘orantısız gücü’ sadece iki polis kullanmış. Faturanın çıkarıldığı ‘iki süper polisi’ kimin teşvik ettiği ise hâlâ ‘sır’
1 Mayıs’ın ardından işçi ve emekçilerin büyük tepki gösterdiği hükümet, vali ve emniyet müdürü, o gün yaşananların tüm suçunu iki polisin üzerine attı. Buna göre yüzlerce gözaltı, yaralanma, bina baskınları ve tehditler iki polisin başının altından çıktı. Karara tepki gösteren sendikacılar, 1 Mayıs’ta yaşanan şiddetin sorumlusunun iki polis değil, iki polisi sorumlu tutan yetkililer olduğunu söylediler.
Emniyet müfettişlerinin yaptığı incelemede sadece iki polis tespit edildi. Diğer polislerin tespit edilememesinin nedeni olarak da sicil numaralarının gözükmemesi ve kaskları gösterildi. Oysa sicil numaralarının büyütülmesine emniyet karşı çıkmıştı. Bununla da yetinmeyerek numaraların rahatça çıkarılabilir olmasını sağlamıştı.
Ya diğerleri?
Müfettişlere göre 2008 İstanbul 1 Mayıs’ında 530 kişinin gözaltına alınmasının, İstanbul’un savaş alanına dönmesinin, yüzlerce kişinin polisin vahşi saldırısına maruz kalmasının, sendikalar ve meslek örgütlerinin basılmasının sorumlusu sadece ‘iki süper polis.’ Yapılan incelemenin ardından diğer saldırgan polisler bulunmazken, olayların asıl sorumlusu olan ve aylar öncesinden işçilere ‘meydan okuyan’ İstanbul Valisi, Emniyet Müdürü ve hükümet yetkilileri ‘masum!’
Faturanın kesildiği 2 polis hakkında yasal işlem başlatılması istenirken, Şişli CHP önüne gelip polise, “Milletvekillerini koruyun, diğerlerini dağıtın” emrini veren İstanbul Emniyet Müdürü Celallettin Cerrah, hala koltuğunda oturuyor. Cerrah denetimlerde bulunmuş, “İstanbul'da olumsuz bir durum yok” açıklamasını yapmıştı.
Fatura iki polise
Emniyet müfettişleri, 1 Mayıs’ta İstanbul’da çıkan olaylara ilişkin incelemeyi tamamladı. Müfettişlere göre, o gün görev yapan binlerce polisten yalnızca ikisi “orantısız güç” kullandı. 1 Mayıs İşçi Bayramı’nda Taksim ve Şişli’de polis saldırısıyla ilgili başlatılan inceleme tamamlandı. Emniyet Müdürlüğü bünyesinde kurulan komisyonun hazırladığı ön raporun ardından görevlendirilen müfettişler, olaylarda sadece iki polis memurunu sorumlu buldu. Orantısız güç kullandıkları öne sürülen Bahçelievler Emniyet Müdürlüğü’nde görevli iki polis memuru hakkında idari ve adli soruşturma açılması istendi.
Komisyon diğer polislerin ‘tesbit edilememesinin’ nedeni olarak ise yüzlerini gaz maskesi ve kapatması ve polislerin kasklarında kimliklerini belli edecek bir numaranın olmayışı gösteriliyor.
Sorumlular mülki amirler
Konuya ilişkin görüştüğümüz KESK Genel Başkanı İsmail Hakkı Tombul, DİSK ve Türk-İş ile birlikte kapsamlı bir suç duyurusuna hazırlandıklarını belirtti. “Sorun birkaç polis memurunun bireysel şiddeti değil; vali, emniyet müdürü ve hükümetin öngördüğü şiddettir” diyen Tombul, şiddetin sorumluluğunun 2 polis memuruna yıkılamayacağını dile getirdi. Tombul, “Binlerce polisin bütün emekçilere, eylemi gerçekleştirmek isteyenlere yönelik hasmane tutumunu gördük. Asıl sorumlu olan şiddet emrini veren İstanbul Valisi, İstanbul Emniyet Müdürü ve siyasi olarak hükümettir” diye konuştu.
1 Mayıs’ta uygulanan şiddetten konfederasyon genel merkezi de zarar gören DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi, hukuk mücadelesini sürdüreceklerini vurguladı.
Bir hakkın kullanımı engellendi
Takip ettikleri her davada olduğu gibi bu olayda da suçun sadece 2 polisin üzerine yıkılarak sistemin aklanmaya çalışıldığını belirten Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) Yönetim Kurulu üyesi Avukat Nazan Yaman, 2 yerine bin polis de yargılansa sonucun değişmeyeceğini, sistemin ‘kendini aklamak için kurban vermekten çekinmeyeceğini’ söyledi. “Burada da asıl muhataplar polisler değil” diyen Yaman, suçlunun yerdeki kadına tekme atarken kameralardan kaçamayan polisler değil, günler öncesinden birbiriyle bütünlüklü açıklamalar yapan Vali Muammer Güler ve Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah olduğunu dile getirdi. Yaman, “Orada bir hakkın kullanımı ciddi şekilde engellenmiştir. Sistem gerçek gücünü kullanmıştır. Demokrasicilik oynamaya gerek yok, o gün yaşanan faşizmdi” diye konuştu. (İstanbul/EVRENSEL)
Minareyi çalan kılıfını hazırlar

Resmi kıyafetli polisler, yönetmelik gereği sicil numarası takmak zorunda. Bir dönem sicil numaraları omuzlara takılıydı. Bu dönemde metal seri numaralarının çok küçük olduğu belirtilerek olaylara karışan polislerin belirlenebilmesi için büyütülmesi istendi. Ancak bu istek kabul görmedi. Zaman içinde sicil numaraları sol kol üzerine aktarıldı ve kokart üzerine yazıldı. Ancak sicil numarasının yazılı olduğu kokart, kola cırt cırt ile takılıyor. Sağ kolda ise polisin görev aldığı birimin adının yazılı olduğu kokart bulunuyor. Kokartını söken polisler ise sicil numarası alınamadığı için yaptığıyla kalıyor.
Bunların sorumlusu iki polis mi?

İstanbul’da 2008 1 Mayıs’ı polisin vahşi saldırısıyla akıllarda kaldı. 1 Mayıs sabahından itibaren İstanbul’da olağanüstü hal ilan edildi. Gün boyu polis genç, yaşlı, hamile, kadın, çocuk demeden yüzlerce kişiyi dövdü ve 530 kişiyi gözaltına aldı. İşte ‘iki polisin sorumlusu olduğu’ 1 Mayıs’tan akıllarda kalan birkaç not:
*Polis Harbiye’de eyleme katılıp katılmadığı dahi belli olmayan İstanbullulara silah çekti.
*Şişli Etfal Hastanesi’nin Acil Servis Bölümü’ne polis gaz bombası atı. Çoğu kadın ve çocuklardan oluşan onlarca hasta gazdan etkilendi.
*Sabahın altısında DİSK’te başlayan saldırı gün boyu sürdü. Milletvekilleri kalp krizi geçirdi, sendikacılar ve işçiler dövüldü. Parti, sendika ve meslek örgütleri basıldı.
*Cumhuriyet gazetesi çalışanının kolu gazete binası önünde polis tarafından kırıldı ve eylemi izleyen çok sayıda basın emekçisi polisin vahşi saldırısından nasibini aldı.
*Polisin attığı gaz bombaları nedeniyle yüzlerce kişi baygınlık geçirdi. Şişli sokakları gaz bombasından etkilenen ve yerlerde yatanların görüntülerine sahne oldu.
*Polis gaz bombası atınca, bazı araçların ve işyerlerinin camları kırıldı.
*Çevrede bulunan kafelerde oturan insanlar polisin sorgusuz dayağına maruz kaldı. Sivil polisler kafeleri tek tek dolaşarak bazı kişileri keyfi şekilde gözaltına aldı.
*Eylem sırasında düşen bir kız savunmasız bir şekilde yatarken sivil polisten kafasına tekme yedi.