Orijinalini görmek için tıklayınız : Eğitimdeki Şok!
Kara Davut 27.03.2008, 18:35 ADANA Valisi İlhan Atış, daha önce denetim için gittiği bir lisede öğrencilere Çanakkale Savaşları'nın nerede olduğunu sorduğunda, "Kars ile Erzurum arasında bir yerde" yanıtını alınca şoke olduğunu söyledi. Atış, öğrencilerin ayrıca Adana'nın ilçelerini, Türkiye'nin komşularını da sayamadıklarını da belirtere, öğrencilere her gün 10 dakika çevreyi ve ili tanıtıcı bilgiler anlatılması için kaymakamlara talimat verdiğini kaydetti.
Tarım İl Müdürlüğü'nde düzenlenen İl Çevre ve Orman Müdürlüğü ile Adana Orman Bölge Müdürlüğü'nün yürüttüğü çalışmalara yönelik `Yaptıklarımız Yapacaklarımız' konulu toplantıda konuşan Vali Atış, çevrenin korunmasında eğitimin önemini vurgularken sözü bir lise ziyaretine getirdi. Atış, adını gizli tuttuğu lisede öğrencilere yönelttiği sorulara karşılık aldığı cevaplar karşısında hayretler içinde kaldığını belirterek, şaşkınlığını uzun süre üzerinden atamadığı öyledi. Vali Atış, yaşadığı bu olayı anlatırken şöyle dei:
"Lise 1 öğrencisine Adana'nın ilçelerini sordum. Sadece `Seyhan, Yüreğir, Pozantı' dedi. Herhalde Pozantılıydı. Lise 2 öğrencisine aynı soruyu sordum. `Hatay, İskenderun, Tarsus' diye saydı. Lise 1 öğrencilerine `Çanakkale Savaşları'nı kim anlatacak' diye sordum. Anlatan çıkmadı. Aynı soruyu lise 3'deki bir öğrenciye sordum, bilemedi. `O zaman Çanakkale Savaşları nerede oldu? Çanakkale Savaşları Kars ile Erzurum arasındaki bir yerde mi oldu, yoksa Kars ile Sarıkamış arasındaki bir yerde mi oldu?' diye şaşırtıcı bir soru sordum. Tartıştılar, karar verdiler; `Kars ile Erzurum arasındaki bir yerde' dediler. Lise 3'lere Türkiye'nin komşularını sordum, `Yunanistan ve İran' dediler. O kadar. Başka yok. Bu korkunç bir şey. Okul müdürü bana `Çocukları heyecanlandırdınız' dedi. Bağışlayın ama bunun heyecandan olduğunu düşünmüyorum. Bundan böyle kaymakamlarımız okulları sık sık ziyaret edecek. Gerekirse İl Milli Eğitim Müdürü ile görüşülecek. Her gün 10 dakika çevremiz, ilimiz tanıtılacak. Çünkü öğrencilerimiz ilimizi bile tanımıyor, bilmiyor."
Aynı okul ziyaretinde öğrencilere Çukurova Üniversitesi'ni (ÇÜ) gezip gezmediklerini de sorduğunu, yalnızca 4- 5 öğrencinin `gezdik' cevabı verdiğini vurgulayan Atış, üniversite sınavlarına hazırlanan lise son sınıf öğrencilerinin ÇÜ'yü gezip tanıması ve ona göre tercih yapmaları için ÇÜ Rektörlüğü ve Milli Eğitim İl Müdürlüğü'nün gezi organizasyonları düzenlemesini de istedi.
Milliyet
----------------------------------------------------
ALINTIDIR
yukarıdaki haber aslında,eğitim sisteminin gerçekten tartılışılması gerektiği noktasında dikkat çekici bir örnektir.çok vahim,ancak gerçek.kabahat sistemde mi? eğitimcide mi? yoksa öğrecilerde mi?
fikirlerinizi bekliyorum arkadaşlar.
merak ediyorum bu çocuklara okulda acaba ne anlatıyorlar.sorsan hendek savaşı nerdedir? iranın arabistanın ilçelerini say diye takır takır cevap verilirmi
türban nasıl takılmalı ve toplum sorunu hale getirilmeli
Atatürk ve cumhuriyet nasıl kötülenir ve şeriat nasıl kurtulur gibi konular acaba yeni müfredata dahil mi.tarih dersinde islam tarihi müzik dersinde ilahiler mi işleniyor acaba.yoksa müfredatta okulda hocalarda sorun yok da öğrencilerde mi iş yok
Ufuk1990 27.03.2008, 18:50 Vayy be daha neler görücez...
hakikattende bu çocuklar ne ögreniyo buadına okul dedigimiz yer şuan öyle bir yerdeyizki biz bile cevabın dogru olup olmadıgını bilmiyoruz eminimki ilrideki jenerasyon okulda adam nasıl öldürülür yaralama nedir şeriat nasıl başa gelir v.s gibi saçma konularla ders anlatılır yazık çok yazık...
bundan daha yıllar önce bizim bir tanıdığın ilkokuldaki çocuğu eve gelip ennesine kısa kollu giyiyor diye kızmış sen günah işliyorsun demişti.sonra da kapanacağım diye tutturmuştu.amlaşıldı ki ilkokul öğretmenleri o küçücük beyinleri böyle yıkıyormuş.allah bilir daha neler anlatıyorlar.allah çoluğumuzu çocuğumuzu böyle insanlardan uzak tutsun
Sevgili Davut kardeş, yüreyine saglık bu önemli paylaşım için.
Benim aklıma bu geliyor.
Kimse kukla doğmaz. Bazen kukla olunur, bezen de kukla edilir, bazen de kukla olma durumuna düşülür. Bölgemizde bunların (talebeler) tümü günü birlik üretiliyor. Dünya ve bölge işlerini kavramayanların kukla durumuna düşmemeleri, düşürülmemeleri çok güçtür. Ortak ülkemizde bu anti demokratik inat devam ettikçe, daha çok kuklayla yüz yüze geleceğimizden herkes emin olabilir. Bunları üreten bataklık AKP ve yedek lastiyi konumundaki MHP,ve öbür partilerdir. Türkiyeyi nereye götürdüklerinin işaretidir, ben öyle tahmin ediyorum ilk okul 3 sınıftaki talebenin vereceyi cevabı, lisedeki talebe veremiyorsa systemin çürümüş olmasından ve militan yetişdirlerinden kaynaklanıyor demektir. yakında fettoşta Türkiyeye geldimi takım tamamlandı demektir. Kavram kargaşalığın en fazla yaşandığı ülkelerden bir tanesi, Türkiye’dir. Hâlâ Türkiye’de, devlet, demokrasi, milliyetçilik, ulus, faşizm gibi kavramlarda geneli bağlar bir netlik sağlanabilmiş değil.Bu talebelerin gerici kukla duruma düşmemeleri için Okul yötecilerinden Başlamak lazim!! Ama kimi kime şikayet edeceksin?
saygılar
Kara Davut 27.03.2008, 19:45 Sevgili Davut kardeş, yüreyine saglık bu önemli paylaşım için.
Benim aklıma bu geliyor.
Kimse kukla doğmaz. Bazen kukla olunur, bezen de kukla edilir, bazen de kukla olma durumuna düşülür. Bölgemizde bunların (talebeler) tümü günü birlik üretiliyor. Dünya ve bölge işlerini kavramayanların kukla durumuna düşmemeleri, düşürülmemeleri çok güçtür. Ortak ülkemizde bu anti demokratik inat devam ettikçe, daha çok kuklayla yüz yüze geleceğimizden herkes emin olabilir. Bunları üreten bataklık AKP ve yedek lastiyi konumundaki MHP,ve öbür partilerdir. Türkiyeyi nereye götürdüklerinin işaretidir, ben öyle tahmin ediyorum ilk okul 3 sınıftaki talebenin vereceyi cevabı, lisedeki talebe veremiyorsa systemin çürümüş olmasından ve militan yetişdirlerinden kaynaklanıyor demektir. yakında fettoşta Türkiyeye geldimi takım tamamlandı demektir. Kavram kargaşalığın en fazla yaşandığı ülkelerden bir tanesi, Türkiye’dir. Hâlâ Türkiye’de, devlet, demokrasi, milliyetçilik, ulus, faşizm gibi kavramlarda geneli bağlar bir netlik sağlanabilmiş değil.Bu talebelerin gerici kukla duruma düşmemeleri için Okul yötecilerinden Başlamak lazim!! Ama kimi kime şikayet edeceksin?
saygılar
pekala sevgili özcan kardeş,
özgür ve demokratik her platformda,kendi haklarını savunmak için eylem ve yürüyüşler yapan öğretmenlerin bunda hiçmi suçu yok?Ben öğretmen olsan rejime ve düzene inat,bildiklerimi ve gerçekleri öğretmek için mücadele ederdim.Allah Rahmet eylesin benim ilk okul öğretmenim müfredattaki karşı olduğu pek çok şeyi öğretirken,çocuklar aslında bilmeniz gereken gerçekler şunlardır,ama düzende bunu gerektiriyor maalesef şekilnde uyarılar yaparak bizleri çocuk yaşta bir takım şeyler hakkında uyarırdı.derslerimizden geçerdik ama yalanlarla dolu kitaplara asla bağımlı kalmaz,bilginin gerçek kaynaklarınada ulaşmaya çalışırdık.Yani bu sistem böyle diye öğretmenlerimizin duyarsız kalmaları sizce ne kadar doğru.Bazı arkadaşlar müfredattan şikayetçi,ancak kaç kişi aydın insanların kitaplarını alıp çocuklarına okutuyor?okutsalar bu öğrenciler bu halde mi olur? herkese sormak lazım?Acaba suçlu birazda bizlermiyiz?
No PaSaRaN 27.03.2008, 19:46 bu iş hababam sınıfındaki muhabete benzedi :D:D:D
pekala sevgili özcan kardeş,
özgür ve demokratik her platformda,kendi haklarını savunmak için eylem ve yürüyüşler yapan öğretmenlerin bunda hiçmi suçu yok?Ben öğretmen olsan rejime ve düzene inat,bildiklerimi ve gerçekleri öğretmek için mücadele ederdim.Allah Rahmet eylesin benim ilk okul öğretmenim müfredattaki karşı olduğu pek çok şeyi öğretirken,çocuklar aslında bilmeniz gereken gerçekler şunlardır,ama düzende bunu gerektiriyor maalesef şekilnde uyarılar yaparak bizleri çocuk yaşta bir takım şeyler hakkında uyarırdı.derslerimizden geçerdik ama yalanlarla dolu kitaplara asla bağımlı kalmaz,bilginin gerçek kaynaklarınada ulaşmaya çalışırdık.Yani bu sistem böyle diye öğretmenlerimizin duyarsız kalmaları sizce ne kadar doğru.Bazı arkadaşlar müfredattan şikayetçi,ancak kaç kişi aydın insanların kitaplarını alıp çocuklarına okutuyor?okutsalar bu öğrenciler bu halde mi olur? herkese sormak lazım?Acaba suçlu birazda bizlermiyiz?
Ben çoğu MEB bağlı okullarındaki egitmenlerin çağdaş ve özgür olduğuna inanmıyorum. Birde şu var! Türkiyede Parasız eyitim veren denetlenmiyen özel okullardakı yasa dışı, emre itaat etme egitmenlik systemi var
yarını düşünmeyen veliler için, fark etmez okusunda ne olursa olsun düşüncesi gençlerin eksik egtimine davetiye çıkarıyor.
halitseyfi 27.03.2008, 21:41 pekala sevgili özcan kardeş,
özgür ve demokratik her platformda,kendi haklarını savunmak için eylem ve yürüyüşler yapan öğretmenlerin bunda hiçmi suçu yok?Ben öğretmen olsan rejime ve düzene inat,bildiklerimi ve gerçekleri öğretmek için mücadele ederdim.Allah Rahmet eylesin benim ilk okul öğretmenim müfredattaki karşı olduğu pek çok şeyi öğretirken,çocuklar aslında bilmeniz gereken gerçekler şunlardır,ama düzende bunu gerektiriyor maalesef şekilnde uyarılar yaparak bizleri çocuk yaşta bir takım şeyler hakkında uyarırdı.derslerimizden geçerdik ama yalanlarla dolu kitaplara asla bağımlı kalmaz,bilginin gerçek kaynaklarınada ulaşmaya çalışırdık.Yani bu sistem böyle diye öğretmenlerimizin duyarsız kalmaları sizce ne kadar doğru.Bazı arkadaşlar müfredattan şikayetçi,ancak kaç kişi aydın insanların kitaplarını alıp çocuklarına okutuyor?okutsalar bu öğrenciler bu halde mi olur? herkese sormak lazım?Acaba suçlu birazda bizlermiyiz?
Sevgili Davut
Aslına bakarsan yazdıklarının hepsi doğru. Bizdeki eğitim malesef sınavlara yönelik ve kendinden birşeyler katma kapısını , yani yaratıcı düşnceyi engelleyen yapıdadır.
Burda farklı olan şey eğer öğretmen sizin söylediğiniz yöntemi uyguladığı zaman öğrenci girdiği sınavlarda başarılı olamazlar. Fakat aileler ve tüm kamu oyu öğrencinin sınavda başarılı olmasından başka öğrenciden birşey beklemez. Bu sınavda başarısız olan öğrencini öğretmeni ise kötü bir öğretmen olarak lanse edilir.
Suçlunun adını koymak gerekirse,birincil olarak sistem, ikincil olarak öğretmen ve aile, son aşamada ise öğrenci gelir. Yani öğrenci çok nadiren suçludur.
Her yıl değişen bir müfredata sahip bir ülkenin eğitiminde başarı beklenmesi bence hayaldir.
Ancak geri kalmış bir ülkenin eğitim sistemi kendini yok eden vatandaşlarını yetiştirir. Çünki ülkemiz eğitimi mutsuz insan yetiştirme proğramına dönmüştür.
halitseyfi 27.03.2008, 21:51 Sevgili canlar
Eğitimle ilgili aşağıdaki makaleyi okursanız, türkiye eğitimi neden başarısız bazı fikirler sizlere verecektir diye düşünüyorum.
Finlandiyalı çocuklar niçin bu kadar zeki? 1 Gün önce Karma: 2
Uluslararası testlerde Finlandiyalı çocuklar dünyadaki yaşıtlarından belirgin şekilde daha üstün sonuçlar aldılar. Amerikalı eğitimciler şimdi bunun nedenlerini araştırıyor.
Finlandiya'daki liseli çocuklar ev ödevlerini yapmak için günde en fazla yarım saat harcıyorlar. Okul üniforması giymiyorlar. Finlandiya'daki liselerde çalıp duran ziller veya üstün zekalılar için özel sınıflar da bulunmuyor. Çok az miktarda standart sınavlar var, Finlandiyalı anababalar çocuklarının üniversiteye girişleri konusunda büyük endişeler taşımıyorlar. Hatta Finlandiya'daki çocuklar 7 yaşına kadar okula başlamıyorlar da...
Ama uluslararası ölçülere vurulduğunda Finlandiyalı ergen gençler dünyadaki en zeki çocuklar. 57 ülkeyi içine alan testlerde 15 yaşındaki Finlandiyalıların en üst dereceleri paylaştı. ABD'deki eğitim sisteminde bir sürü ev ödevi, standart test ve kurallar olmasına rağmen Amerikalı çocuklar C klasmanında yer aldılar.
Finlandiyalı gençler de Amerikalı yaşıtları kadar internet bağımlısı. Alaycı konuşmayı seviyorlar rap ve heavy metal dinliyorlar. Ama konu matematik, fen bilgisi veya dilbilgisi olunca 15 yaşındaki Finlandiyalı çocuklar dünyadaki diğer arkadaşlarına fark atıyorlar.
Finlandiyalı işçilerin dünyanın en verimli çalışan işçileri olmasının ardında yatan nedenler de buralarda bir yerlerde.
ÖĞRENCİLERİN PARLAK BAŞARISI
Toplumsal ve ekonomik trendleri izleyen OECD tarafından sponsorluğu yapılan bir çalışmada Finli gençler gösterdikleri yüksek performansla bütün dünyanın dikkatini çekmeyi başardılar. Söz konusu testler yalnızca çoktan seçmeli sorulardan oluşmuyordu.
Sözgelişi "grafitinin sanatsal değerini tartışın" gibi kompozisyon sorularıyla öğrencilerin dil, okuduğunu anlama ve yazılı ifade gibi alanlardaki becerileri de değerlendirmeye alındı.
Finlandiyalı öğrencilerin bu başarısı aslında son bir kaç yıldır çeşitli ülkelerde araştırma konusu olmuştu. ABD Eğitim Bakanlığı bile bu başarının nedenlerini araştıran çalışmalara girişti. Buldukları neden görünüşte oldukça basit olmakla birlikte, sağlanması hiç de kolay olmayan bir duruma işaret ediyordu: İyi eğitimli öğretmenler ve sorumluluk sahibi öğrenciler.
Daha çok küçük yaşlardan itibaren Finlandiyalı çocuklar kendilerini sürekli kontrol eden bir yetişkin olmaksızın eğitim ve oyunlarına devam edebilmeyi öğreniyorlar. Öğretmenler ise öğrencilerine en iyi uyacak ders programlarını yaratmakta becerikliler.
Ziyaretçiler ve stajyer öğretmenler, Jyväskylä'daki Norssi Okulunun dersliklerine bakan bir balkondan öğrenci dersliklerini izleyebiliyorlar. Gördükleri manzara ise son derece rahat ve 'temel etmenlerin öne çıkarıldığı' bir eğitim manzarası. Model bir kampüs durumundaki bu okulun herhangi bir spor takımı yok, bandosu veya müzik grubu da yok. Mezuniyet balosu gibi etkinlikler de düzenlenmiyor.
15 yaşındaki Fanny Salo, Norssi'nin zeki öğrencilerinden biri. Genç kız dergilerini okumayı, "Desperate Housewives" seyretmeyi veya arkadaşlarıyla birlikte mağazaları gezip elbiselere bakmayı çok seviyor. Fanny, hiç de ekstra efor harcamadan bütün sınavlardan A alıyor. Bazen kendisi kadar hızlı gelemeyen sınıf arkadaşlarına derslerinde yardımcı oluyor bazen de sınıfın geri kalanı ona yetişmeye çalışırken "Sınıfta herkes çalışırken oturup dinlenmek de eğlenceli olabiliyor" diyor.
Finlandiyalı eğitimcilerin fikrine göre, yetenekli çocukları daha da yüksek performans göstermeleri için teşvik etmektense, zayıf ve geride kalan öğrencilere daha çok eğilmek, toplamda çok daha iyi sonuçlar veriyor. Buradaki ana fikir, daha zeki konumdaki çocukların, kendi gelişimlerini engellemeden, kendilerinden daha geri konumdaki arkadaşlarına yardımcı olacağı ilkesi üzerine kurulmuş. Eğitimde 'rekabet' anlayışı Finlandiya'da pek rağbet görmüyor anlaşıldığı kadarıyla.
Öğleden sonraki fizik dersi başladığında sınıf birden ciddi bir sesizliğe gömülüyor. Öğretmenler ve öğrenciler birbirlerine isimleriyle hitap etmekte. Sınıftaki tek kural ise: Derste cep telefonu ve ipod kullanılmayacak ve şapka takılmayacak. (Okullarda öğrencilerin 'başı açık' şekilde eğitim almasının zeka geliştirici bir etki yaratıp yaratmadığı konusunda Finlandiyalı eğitimcilerin fikrini bilemiyoruz.)
Fanny'nin en isyankar sınıf arkadaşı ise sarı saçlarını siyaha boyayan ve pembe spor ayakkabıları giyen bir tip. Havanın yaz aylarında bile genellikle serin geçtiği bu ülkede normalde öğrenciler kalın botlar giyiyor. Güneşin pek de cömert davranmadığı ülkede cildi daha koyu gösterecek losyonlar oldukça yaygın. Cevabını herkesin bildiği basit bir soruyu Finlandiyalı bir gence sorduğunuzda size "KVG" diyecektir. Bu kelime "Bu sorunun cevabını Google'da arasana, aptal!" cümlesinin Fince yazılışının kısaltması oluyor.
EĞİTİM CİDDİ İŞTİR, ÖĞRETMEN UZMAN OLMALI
Norssi okulu adeta bir eğitim hastanesi gibi çalışmakta: Her yıl 800 stajyer öğretmen bu okula geliyor. Üniversiteden yeni mezun öğretmenler çocuklarla birlikte çalışmalara katılırken, kıdemli öğretmenler de her an onlara yardımcı oluyor. Öğretmenlerin master derecesi olması şart! Öğretmenlik Finlandiya'da çok ciddiye alınan saygın bir meslek: Tek bir açık pozisyon için 40 başvuru olabiliyor. Finlandiya'daki öğretmen maaşlarının Amerika'daki öğretmen maaşlarına yakın olduğunu fakat Finli öğretmenlerin çok daha özgür olduklarını belirtmekte yarar var.
(Türk öğretmenlerin maaşı ve kalitesi konusunu şu an için bu argümana dahil etmemek daha uygun olacak.)
Finlandiyalı öğretmenler dersler için istedikleri yardımcı kitapları seçmekte ve ders programını diledikleri gibi oluşturmakta özgürler. Ulusal müfredata uyum tabii ki söz konusu. Ancak diğer ülkerlerdeki eğitim sistemini standart tipte üretim yapan bir "fabrikaya" benzetecek olursak, Finlandiya'daki öğretmenleri bir tür 'serbest girşimci' olarak tanımlamak yanlış olmaz.
FİNLANDİYA DA FARKLI OLAN NEDİR?
Finlilerin okumaya duydukları derin 'aşk'ın Finlandiya'daki eğitim sisteminin başarısına yaptığı katkı tartışılmaz. Finlandiya'da doğan her çocuğa devlet tarafından verilen hediye paketinin içinde mutlaka resimli bir kitap yer alıyor.
Pek çok kütüphane ise alışveriş merkezlerinin hemen yanına yerleşik durumda. Şehrin banliyölerine günlük olarak seferler yapan 'kütüphane otobüslerini' de unutmamak gerek.
Fince, diğer hiç bir dile benzemiyor. İngilizce basılmış bir kitabın Finceye çevirisi çokça bir zaman sonra yapıldığı için, söz gelişi Fin çocuklar Harry Potter kitabını İngilizce okumak için büyük gayret gösterdiler çünkü Fince basım Harry Potter piyasaya çıktığında kitabın sonunu öğrenmiş olmaktan korkuyorlardı. Filmler ve televizyon dizilerinin bir kısmı dublajlı bir kısmı ise Fince altyazılı gösteriliyor.
Kasım 2007'de İskandinav eğitimcilerin faaliyetlerinde teknolojiyi nasıl kullandıklarını incelemek için Finlandiya'ya gelen bir Amerikan heyeti; Finlandiyalı öğretmenlerin beyaz tahta ve marker yerine kara tahta ve tebeşir kullandıklarını, sınıflarda PowerPoint sunumları yerine tepegöz ve projektörlerin kullanıldığını görünce büyük bir şaşkınlığa düştü.
19 yaşındaki Finli öğrenci Elina Lamponen, öğrenci değişimi için gittiği Michigan'daki Colon Lisesinde geçen bir yılını tuhaf anılarla hatırlıyor: "Öğretmen öğrencilere ödevlerini yapıp yamadıklarını sorduğunda öğrenciler 'Ne ödevi ya? Asıl sen ne yaptın dün akşam?' gibi cevaplar veriyorlardı. [/B]Tarih dersinin sınavları bile çoktan seçmeliydi. Sınıf projeleri bile o kadar basit konulardan seçiliyordu ki, Finlandiya'ya döndükten sonra aynı sınıfı bir daha tekrarlamak zorunda kaldım."
Finlandiya eğitim sistemi basit esaslara dayanıyor olsa da bunun bir benzerini Amerika'da yaratmak çok güç. Finlandiya toplumu çok daha homojen bir yapıda. Üstelik de Finlandiya bütçesinin eğitime ayrılan kısmı çok daha yüksek. Finandiyalı çocukların okula devamlılığını sağlayan çok sayıda sosyal yardım imkanı da bulunuyor ki bunların benzerleri Amerika'da yok.
Finli öğrencilerin üniversiteye girme konusunda duydukları kaygı ve stres diğer ülkelerdeki gençlere kıyasla çok düşük düzeylerde. Bu da 'rekabet unsurunun' bir stres faktörü olarak ön plana çıkmasını engelliyor.
Finlandiyalılar yüksek yaşam standartlarına sahip olsalar da, yükselen global ekonomi içinde geri planda kalmaktan korkuyorlar. Nokia gibi elektronik ve telekomünikasyon şirketleri, orman ürünleri ve madencilikle ilgili sektörlerde Finliler rekabet güçlerinin yüksek olduğunu düşünmekteler.
Globalleşen dünyada 'insan kaynaklarının' kalitesi de giderek önem kazanıyor hiç kuşkusuz
çiçekdürbünü 27.03.2008, 23:23 Yau, ne var bu kadar büyütecek.:hopala Altı üstü bir öğrenci Çanakkale'nin yerini bilememiş. Benim dayım Ankara'nın yerini bilemeyen bir arkadaşından söz ederdi. O arkadaşı doktor oldu çıktı.:yamukgul: Dayım ise memuriyetten emekli oldu.:uhhm:
Oysa öyle sanıyorum ki, öğretmenleri dayımın büyük bir edebiyatçı olacağı konusunda pek umutluydular.
Vatandaş harita mühendisi olmayı projeleri arasına koymamışsa Çanakkalenin yerini de bilmeyiversin.
Ben bazen evin yolunu bile bilmiyorum.:yamukgul: Hiç de korkacak birşey yok. :p
|
|