Orijinalini görmek için tıklayınız : Ulusalcılık bir hastalık mı?


özcan1
01.04.2008, 13:02
Ulusalcılık bir hastalık mı ?Akşam gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Serdar Turgut, ulusalcılığı "hastalık" olarak tanımladı...

Ulusalcılık bir hastalıktır

‘Ulusalcı tepki’ diye bir şeyi ben ilk kez AKP’lilerden duymuştum. O dönemde ‘ulusalcı tepki’ ne demektir bilmiyordum ama onlar bundan hayli çekiniyorlardı. Sonra çekindikleri oldu, ‘ulusalcı tepki’ başlarına bela oldu.

Ben ilk başlarda da bu ‘ulusalcı tepki’nin ne anlama geldiğini tam anlamamıştım. Aradan geçen onca zamandan ve olaydan sonra hâlâ daha tam anlamış durumda değilim.

Kavrayabilmek için, ulusalcı tepkinin önde gelen isimleriyle konuşuyorum, etraflarını sorup soruşturuyorum ‘bu nedir?’ diye ama şu ana kadar ‘ulusalcılık’ diye bir net ideoloji tanımlayabilecek halde değilim.

Bunda bende olduğu kadar ‘ulusalcıyım’ diye ortaya çıkan adamların da payı var. Kendilerini ortaya atanlar, Kurtlar Vadisi dizisinin ekstraları gibiler. Ben ‘bunlar da ulusalcı ise ben liboş olmalıyım’ diye de düşündüm.

Fakat araştırma sürecimde bazı insanları dinlerken bu ‘ulusalcılık’ denilen şeyin hayli ağır bir ruh hastalığı da olabileceğini fark ettim. Ve bu yeni hastalığın bazı semptomlarını not ettim. Bugün onları sizle paylaşacağım:

Ulusalcılık hastalığının semptomları:

1-Aşırı bir Atatürk takıntısı. Atatürk’ün normal bir
insan olduğunu kabul etmeyi reddetme. Onu neredeyse peygamber düzeyinde ulaştırma ve ona tapınma ihtiyacı.

Bu tapınmaya kendilerini adayanlar neredeyse bir tarikat gibi davranıyor. Bu tarikatın kendine özgü tapınma ritüelleri bile var. Bu tarikata üye insanlardan biriyle konuşurken, Atatürk’ün adı geçince o insanın bakışlarının değiştiğini resmen görebilirsiniz. O bakış, düşünme melekesinin kaybı ve yerine tapınmadan gelen irrasyonel düşünce anlamına geliyor.

Bu sendrom aynen aşırı dindar insanların bakışlarına ve davranışına benzer.

2- Bu tarikattaki insanlar, aynen dünyanın sonunun geldiğine kendini inandırarak çıldıran tarikattaki insanlar gibi Türkiye’nin sonunun geldiğine kendilerini inandırarak çıldırmışlardır. Aslında ‘Çılgın Türkler’ bağlantısı da budur.

Dünyanın sonunun yaklaşmakta olduğuna kendini inandırarak çıldıran tarikatın üyeleri gerekirse panikleyerek kendilerini öldürebilirler. Tarihte dünyada kitle ölümlerinin yaşandığı tarikat intiharları vardır. Türkiye’deki ‘ulusalcılık tarikatı’na mensup insanlar her an sonun yaklaştığı inancıyla gündelik yaşamlarını sürdürürler. Her türlü çılgınlığı yapmaya hazırdırlar. Gerekirse suç ve cinayet de işlerler. Çünkü sonun zaten gelmekte olduğuna kendilerini inandırmış oldukları için öldürdükleri insanın ve kendi hayatlarının bir değeri yoktur gözlerinde. Rahatlıkla başkalarını da kendilerini de harcarlar.

3- Ulusalcı tarikat, hayatı aşırı dindarlara özgü bir fantastik tablo içinde algılar. Onlara göre de dünyada iyi ile kötü arasında final mücadele yaşanmaktadır. Onlara göre karşılarındaki güç şeytandır. Bu, final mücadelesidir. Çünkü yapılan mücadele onların kafasında Türkiye’nin sonunun gelip gelmeyeceğini belirleyecek nihai kavgadır. Ölüm kalım meselesi, nihai kavga haline getirdikleri hayat hakkında bu delilik sınırındaki insanlar akla gelmeyecek her türlü çılgınlığı her an yapmaya hazırdırlar. Onlara bu aşamada normali anlatmaya çalışmak imkansızdır.

4- Hastaların bir bölümü geçmişte yaşar. Bugün onların beyninde hayli dumanlı vaziyettedir. Onlar için bugün şeytan ile mücadelenin kaotik halidir. Rahat oldukları, kendilerini sakinleştiren yaşam; geçmişin yani Atatürk’ün yaşadığı günlerdeki ortamdır. Bu nedenle tarikatın aşırı eğilimli üyeleri kendilerini Atatürk gibi görür. Kendilerini Atatürk olamayacak kadar aşağı düzeyde görenler ise eski dönemin kıyafetlerini giyer ve eskinin hatıralarıyla yaşarlar.

Gördüğünüz gibi AKP’liler ulusalcı tepkiden korkmakta hayli haklılarmış. Karşı karşıya kaldıkları şey bir siyaset, bir ideoloji filan değil, bir hastalık düpedüz. Ergenekon hakkında gazetelerde çıkan haberler doğruysa, bu tür olaylar aslında delilerin yaptığı işler.

AKP’liler ve yandaşları da aşırı dindarlık dolayısıyla rasyonellikten çıkmış olduklarından mücadele aslında iki deli grup arasında sürüyor. Umarız iki taraf da tam delirmeden bir şekilde tedavi edilir.

NOT: Kafalarında kurdukları dünya ve mücadele zorunluluğu, harekete geçenler hakkında açılan davaların genellikle telefon dinlemesine dayanması da aslında normaldir ama sakıncalıdır da. Çünkü çıldırmış insanlar kendi aralarında her türlü fantastik konuda fantastik çözüm önerileri getirebilirler. Bunları duyan rasyonel bir beyin hem ürker hem de duyduklarına zor inanabilir.

Akşam
Serdar TURGUT
serdar.turgut@aksam.com.tr


Bende ulusalcı deyilim sevgili canlar.
Ama Akp-Mhp gibi istismarcı ve ırkcı Düşüncülerede karşıyım.Kendi sırtlarındaki kamburu göremiyen zihniyet; başkalarına öcü gözüyle bakar..

saygılar.

Dede-baba
01.04.2008, 14:39
Ulusalcılık Nedir? ne değildir...Bu Ulusalcılar ne yapıyor... Ve neden tepki çekiyor bazı çevrelerde...

1- Ulusalcılar.. Yıllardır .. fakirin.. Fukaranın.. ve yetimin Göz yaşlarıyla.. Binbir fedarkalıklarıyla.. Onlardan Alınan vergilerle yapılan Fabrikaların... devlet kurumlarının...

Hiç pahasına.. çıkar çevrelerine.. satılmasına karşı çıkıyorlar... Bende 80 yıllık kazanımlarımızın Böyle Emperyalist aşağılıklara beş kuruşa satılmasına karşı çıkıyorum..VE BENDE RUH HASTASIYIM ULUSALCIYIM...

2- Ben 1960'da 6. filoya defol diyen Deniz Gezmiş'lerin... Mahir Çayan'ların... Hüseyin İnan'ların tavrını destekliyorum... ve ne AB uşağı ne ABD uşağı olmayan TAM BAĞIMSIZ TÜRKİYE sevdalısıyım...Bunları savunanlara Ruh hastası deniyorsa...

Arkadaşlar... gelin.. Köle olmamak... onursuz olmamak için.... Satılıkların Türkiyesi'nin kurulmasına karşı çıkalım.. ve Ruh hastası olalım.. hep beraber...

3- Son 50-60 yıllık ekonomik buhranların.. ve çıkmazların.. hortumların... üç kağıtçılıkların faturası işçiye... memura ezilenlere kesiliyor... zenginlerden ise vergi dahi alınamıyor.. Ulusalcılar diyor ki...

Bunların sorumlusu ezilen halk değildir... Ben de buna inanıyorum ve ULUSALCIYIM..

3- Çocuğunuz.. Eşiniz ve belki siz.. yaşlandığınızda.. hastalandığınızda.. yanınızda devleti istiyorsanız... ve Size yardım elini uzatacak bir devlet düşlüyorsanız.. Sizde Ruh hastasısınız... Bunlara göre çünkü anti-Ulusalcı Liboş takımının düşlediği ülke böyledir...

Ben böyle bir ülke istemiyorum...ve Biliyorumki.. kandırılan halkımızda böyle bir şey istemiyor.. ve iyiki de öylesiniz... Çünkü devlet.. Ulusalcıların dediği gibi Kimsesizlerin devletidir.. zenginlerin.. devlete ihtiyacı zaten yoktur...

*** Şimdi Ulusalcılar bunlara tepki gösteriyor... Bunun neresi yanlış... Birazcık haysiyet.. onur olan herkes halkın .. ezilenin yanına gelir... ve yukarıda yazılanların altına imzasını atar...

ATATÜRK VE ULUSALCILIK

1- Hiç kuşkusuz AB ve ABD uşakları'nın tek korkusu Atatürk'dür.. çünkü tarihte onları yenilgiye uğratan... tek insandır.. Emperyalizmin bütün gücüyle yüklendiği ama yenemediği tek insan... tabiki ona yüklenecekler.. yok etmeye .. aşağılamaya çalışacaklar... Çünkü O umutsuzluk içinde kalanların umududur...

Tesadüf değildir.... Fidel Castro'nun Ata'yı övmesi... Tesadüf değildir.. Cezayirde.. Fransızlara karşı savaşanların... göğsünden Ata'nın resimlerinin çıkması... ve tüm ezilenlere ilham kaynağı olması...

2-Bizler Ata'ya tapmadık.. Onu ilahlaştırmak.. peygamberleştirmek ise sadece sapık bir düşüncedir o kadar... Ama Onun gösterdiği yoldayız.. tam bağımsız Türkiye sevdalısıyız.. ve Statik.. değişmeyen tek ideolojininde değişim olduğunun bilincinde olarak...

Ulusalcılar Ata'nın son ilkesi son ilkesi devrimcilik'e inanırlar... (İnklapcılık).. devrim her zaman.. ve her yerdedir... Durağan ve onların sandığı gibi 1938'de Atatürkçülük bitmiş değildir...Türkiye Muasır medeniyetler seviyesine ulaşana ve geçene kadar devam edecektir...

3- Asıl Akıl hastaları ise.. AB karşıtlı yada ABD karşıtlığı söylemlerine.. ve bu konudaki en ufak eleştirilere bile şiddetle karşı çıkan.. AB ve ABD'ye tapan başka bir dünyaya inanmayan.. ve karşı söylemleride her ortamda İllegal göstermeye çalışan.. Büyük para ve sermaye sahipleridir...

YILLARDIR YAPILANLARI VE SON GELİŞMELERİ HATALARI ULUSALCILARA YIKMA ÇABASI

1- Son 50 yıldır.. sağ iktidarda değil mi? son 10 yıldır AKP iktidarı yok mu? Öyleyse bu ekonomik taplodan ve yaşananlardan nasıl Ulusalcılar sorumlu olur... satmayın dedik satılmadık vatan köseşi kalmadı... Borçlanmayın dedik... Gırtlağımıza kadar borcun içine soktular... tam bağımsız olalım dedik... AB ve ABD'nin kuklası yaptılar... Şimdide gelinen noktada da sanki bunlara sebeb yapmayın... etmeyin.... diyen Ulusalcılar Öylemi?

2- Öyle bir Aldatmaca var ki... Ulusalcı olmak.. şeriyatçı olmaktan.. türbanı savunmaktan daha kötü.. Ülkeyi satan... garibanın elindeki ekmeğe göz dikenlerden daha kötü... ve Böyle gösteriliyor... Bunlar bana Kurtuluş savaşındaki İngilizlerin uşağı gazeteleri hatırlatıyor... ne diyelim.. Bunları söyleyenler eminim ki herhangi bir kötü durumda gemiyi ilk terk eden fareler gibi kaçacaklardır...

Ulusalcılar hayal dünyasında yaşayanlar değildir.. Ulusalcılar Ülkesini... vatanını seven... Ülkesindeki 80 yıllık kazanımlara sahip çıkmaya çalışanlardır.. Ulusalcılar güvenli bir gelecek bebeklerimize çocuklarıma bırakmak isteyenlerdir.. Ulusalcılar... garibanın.. yetimin ekmeğine göz dikenlere... milyarlarca dolarlık vurgunlara.. ülkeyi satanlara... karşı çıkanlardır..

Yarınlarımız için.... çocuklarımız için... Ülkesini.. halkını seven Dostlar...

Gelin Canlar Bir Olalım... İnadına Ulusalcı... İnadına Atatürkçü Olalım..

YAŞASIN TAM BAĞIMSIZ TÜRKİYE....

özcan1
01.04.2008, 15:41
Kavram kargaşalığın en fazla yaşandığı ülkelerden bir tanesi, Türkiye’dir sevgili Dede-baba. Hâlâ Türkiye’de, devlet, demokrasi, milliyetçilik, ulus, faşizm gibi kavramlarda geneli bağlar bir netlik sağlanabilmiş değil.

Bu kavram karışıklığını gidermenin bir yolu, kavramları tekrar ele almak; kökenini ve tarihsel olarak uğradıkları değişimi de gözönünde bulundurarak, araştırmak; ve böylece kavramların sahip olduğu anlamı çıkarmaktır… Evet; her kavramın tarihi vardır; her kavramın bağrında taşıdığı bir siyaset, bir felsefe vardır.

Kavramlar dün de tartışıldı. Bugün de tartışılıyor. Yarın da tartışılacak İşte bu “Dostça ve Ortakça” dizimizin fokus noktaları:

- Demokratik Ulus-- hiçe sayılması ve ırkcılık
- 21.yüzyılda Türkiyede insan / birey *kandırılıp Öksüz muamele görmesi
- Küreselleşme -Burjuvazi Devletlerin kuklası ve Baskısı vs vs vs

İlk bölümde ele alacağımız kavram: Demokratik Ulus! Demokratik Ulus Nedir? Kapitalizmin temelleri içinde, “demokratik bir ulustan” bahsetmek mümkün mü?

Demokratik devlet ve modern ulus bir biriyle ilgili fenomenlerdir. Kapitalist üretim ilişkilerinin doğal gelişme seyrinin bir sonucu olarak, gelişen emek hareketinin ortaya çıkarttığı bir sonuçtur. Kaldı ki, demokratik devlet, demokratik ulus ta yaratmaz. Ulus, üretim ilişkilerinin belli bir aşamasının tarihsel bir olgusu olarak doğmuştur (kapitalizmin şafağında doğma esprisi). Bu açıdan, kavramların oturmamışlığına bir örnek olarak “ Burjuvazi, dinin yerine milliyetçiliği geçirdi” demeni de aynı yaklaşımın bir sonucu olarak gördüm. Sanki bu tür olgular bir kararla, sonuç olanların (Üretim ilişkilerinin bir ürünü olan burjuvazinin), isteklerinin sonucu oluşturulurlar gibi anlam çıkmaktadır.

saygılar.

Kara Davut
01.04.2008, 16:13
Evet Sevgili Özcan;
Ortada bir mücadele var.iki grupta ayakta kalma mücadelesi veriyor.Bütün legal ve illegal hamleleri ortaya dökerek sürdürülen bu mücadele ise aslında demokrasiye zarar veriyor.Mücadelenin taraflarına bakarsak aslında,her iki tarafında savunduğu hayattan uzak,söylemlerinden farklı eylemler içinde olduğunu göreceksiniz.Bir tarafta Atatürk ve laiklik söylemlerini silah olarak seçmiş bir grup,diğer tarafta din ve özgürlük silahlarını kuşanmış bir güruh,adeta Türkiye'yi bir arena'ya çevirmiş ve aslında bu hengamede,salladıkları kılıçların çevreye ve insanlara nasıl zarar verdiklerini bile görmemektedirler.Bu grupları biraz incelersek,zaman içinde aslında ne kadar iki yüzlü davrandıklarını,söylemleriyle eylemlerinin ne kadar farklı olduğunuda göreceğiz.
İlk önce Akp cephesine bakarsak;kapatılan partilerin devamı olarak ortaya çıkmış,geçmiş söylem ve eylemlerinin hala rüyasını görmekte olan,hayalini kurduğu fiil'leri icra edememenin sancısını yaşayan bir oluşum olduğunu açıkça görmekteyiz.Sözde dinci ve ulusalcı,halk için fakat halka rağmen,uygulamak istediği politikalarla karşı grubun hedefi haline gelen bu grup,geçmişte tuttuğu ümmetçi çizgiyi,parti çatısı altına topladığı her kesimden insanla kamufle etmeye çalışmıştır.Bu sayede büyük bir oranda oy toplayarak meclise iktidar olarak giren bu grup,daha sonrasında etrafına topladığı sarmaldan yavaş yavaş kurtularak,çekirdek zihniyetlerini hayata geçirmenin yollarına koyulmuşlardır.Yani kapatılan partilerin eylem ve fiillerini,yasallaştırmak istemektedirler.Tüm bunları meclisteki çoğunluklarına güvenerek,özgürlük bâbında kanunlaştırmak isteyen bu grup çoğunluk demokrasisi düşüncesiyle,fikirlerini dikte ettirme çabasındadır.yani ortada yasal gibi görünen fakat gayr-i yasal eylemlerin olduğu aşikardır.
Savaşın diğer tarafına bakılırsa,her fırsatta Atatürk ve laiklik kavramını silah olarak doğrultan bu kesim,elit bir takım zümrenin uşaklığını yapmaktadır.Kendi çıkarlarından başka kimseyi düşünmeyen,yaşadıkları ortamdan kafalarını çıkartıp avam'la hiç ilgilenmeyen bu grup komünizm,sosyalizm ve anti-emperyalizm gibi söylemleride Atatürkçülüğün yanına katarak,karma bir ideolojiyle,mücadelesini yürütme çabasındadır.Atatürk'ün söylem ve düşüncelerinden uzaklaşmış,komünizm ve sosyalizmle,kemalizm'i entegre etmiş fakat,yabancı düşüncenin ulusalcı düşünceye ağır bastığı bir fikre sahip olan bu grup ise,demokrasinin gereklerini unutmuş,halkı,ikinci,üçüncü sınıf insan olarak sınıflandırmıştır.Bu sınıf çatışması içinde kalan insanlar ise,adaletin timsali olarak gördükleri İslam dinine yönelmiş,ancak diyanetin yanlış yönlendirmesi sonucundada ne yapacaklarını bilemez bir hale gelmişlerdir.Bu aymazlık içinde olan halk,rotasını akp'ye çevirmiştir.Yani her iki açıdanda kullanılan,ezilen,mağdur olan hep halk olmuştur.80 senedir iktidar koltuğunu işgal etmiş kişilerin, paylaşımcı ve çoğulcu bir demokrasi yolunu seçmemesi,sadece kendi fikir ve düşüncelerini halka dikte ettirme çabası,bu zor günlerin asıl sebebidir.Günü kurtaran politikalarla,suni gündemlerle ve işbirlikçi medyayla uyutulmaya çalışılan halk,alternatif olarak iki seçenek arasında karar vermeye mecbur bırakılarak,aslında en zor vazife onun (halkın)omuzlarına yüklenmiştir.daha sonra iki tercihten birini kullanan halk,cahillikle,bilgisizlikle,yobazlıkla suçlanarak demokrasinin temel yapı taşı olan, insan faktörü kötülenmiştir.işte bu düzensiz ve çirkef çarkların arasında kalan halk,bir tarafta maddi sıkıntılar içinde boğuşurken,diğer taraftanda aşağılanmışlık duygusunu yaşayarak,en fazla zarar görmüş kesim olmuştur.Aslında bu hastalık her iki kesimi destekleyen insanlarda da mevcuttur.bu hastalığın adı ulusalcılık hastalığı değil,kararsızlık sendromudur.Artık ne olursa olsun! düşüncesindeki halk,aslında büyük bir tehlikeninde habercisidir.Psikolojisi bozulmuş,her türlü yoksunluktan dolayı bunalmış olan insanlar,en küçük kıvılcımda birbirlerine girecek bir yapıya sokulmuşlardır.bazı aydın çevrelerinde dediği gibi,bu ortamın bilinçli olarak yaratılmak istendiği düşünülürse,halkın sağduyulu ve özverili davranarak,bu grupların savaşına müdahil olmamaları gerekmektedir.Ancak ülkeyi bu sıcak kaos ortamından kurtarmak içinde, acil bir demokrasi paketine ihtiyaç vardır.Bu paket tüm halkların arzu ve ihtiyaçlarını tatmin edecek düzeyde olmalıdır.Bu hastalığın aşısı eşitlikçi demokrasidir.
saygılarımla.

promethe
01.04.2008, 16:15
Melih AŞIK'tan, konuya cuk oturan bir yorum!Buyurun...

Ulusalcılık...

Emniyet Genel Müdürlüğü’nün (EGM), geçen yıl hazırladığı kurum brifinginde, son olarak Ergenekon operasyonuyla birlikte sık kullanılmaya başlanan “ulusalcılık” akımını, “aşırı sağ faaliyetler” kapsamında değerlendirdiği ortaya çıkmış. Haberi üç gün önce Milliyet’te Tolga Şardan imzasıyla
okudunuz...

Bu bir sürpriz mi? Hayır...

Bir süredir basının anlı şanlı genel yayın müdürleri bile yazılarında Trabzonlu cinayet sanıklarını “ulusalcı” diye takdime başladılar. Son yıllarda ulusalcılık kavramının anlamı kasten saptırıldı, içi boşaltıldı. Irkçılık, şovenlik, darbecilik ile aynı kapta dövüldü, birbirine karıştırıldı. Faşistlikle eş tutuldu... Neden bu yapıldı? Çünkü ulusalcılık mandacılığın, işbirlikçiliğin, hainliğin karşısındaki kavramdı. Ortak ve soylu bir tanımdı. O yüzden yok edilmeliydi...
Atatürk ulusalcıydı.. Vahdettin işbirlikçi...

Ama aynı Atatürk, Padişah Vahdettin ve İstanbul basınına göre isyancı, bozguncu, çeteciydi.

Nedir ulusalcılık? “Egemenlik kayıtsız şartsız ulusundur” sloganının tek sözcükle ifadesidir...

Sömürüye, esarete, mandaya, işbirlikçiliğe karşı olmaktır. Ulusun çıkarlarını, onur ve haysiyetini her şeyin üzerinde tutmaktır. Atatürk milliyetçiliğidir. Laik ve demokrat olmaktır.

ABD ve AB ile her ilişkide başı dik, bağımsız bir ulus gibi durmaktır...
ABD ve AB’nin işbirlikçileri ulusun değil, ABD ve AB’nin çıkarlarına hizmet ederler. Halkın çıkarlarını gözetmedikleri için “demokrat” olamazlar. Foyaları meydana çıktıkça ulusalcılık gibi karşıt kavramları yerin dibine batırarak suyun üstünde kalmaya çalışırlar...

Evet geçmişte faşistler yurtiçi ve yurtdışında kendilerini milliyetçi olarak takdim etmiştir. Birtakım milliyetçi meczuplar da kendilerine ulusalcı adını yakıştırmış olabilir. Ama bütün bunlar kavramların karıştırılmasını gerektirmez. Atatürk milliyetçiliği ulusalcılıktır.

Anayasa’da yer alan bir kavramdır ulusalcılık... Eş anlamı “Yurtseverlik”tir...


Ağzına sağlık ,Melih AŞIK!

Kara Davut
01.04.2008, 16:57
Rusya Parlamento Başkanı Yardımcısı Vladimir Jirinovski Ankara'daki temaslarını tamamladıktan sonra bugün İstanbul'a geldi. Atatürk Havalimanı VIP Salonu'nda Rusya Konsolosluğu yetkililerince karşılanan Jirinovski, gazetecileri görünce "Türkiye'yi çok özledim. Hepinizi çok seviyorum, Ne Mutlu Türküm Diyene" diyerek selamladı. Konuk ağırlama odasına geçmeden açıklamalar yapan Jirinovski, "Türkiye'ye ne AB'den ne de Amerika'dan fayda var. AB yıllardır Türkiye'yi oyalayıp duruyor. Buradan bir sonuç çıkmaz. Amerika ise artık dünyanın jandarması değil. Amerika politikası Irak'ta iflas etmiştir" dedi.

NATO toplantıları için Ankara'da temaslarda bulunduğu hatırlatan Jirinovski, "NATO'nun da eski etkinliği ve gücü kalmadı. NATO kendini bile koruyamıyor, Türkiye'yi nasıl koruyacak. Türkiye'nin geleceği komşularıyla yapacağı ittifakla güçlenecektir. Gelin Rusya, Türkiye ve İran omuz omuza verelim, Rusturan'ı kuralım. Türkiye'nin gerçek dostu Rusya'dır. Türkiye'ye ancak komşularından fayda varö diye konuştu. Bir soru üzerine Türkiye'nin Kuzey Irak'ta PKK yönelik olarak gerçekleştirdiği operasyonları değerlendiren Jirinovski, "Her alanda olduğu gibi bu konuda da Rusya Türkiye'nin yanındadır. Rus-Turan'ı kurduktan sonra Kürt meselesi dahil bütün sorunları birlikte aşarız. Yeter ki el ele verelim, birbirimize güvenelim" şeklinde konuştu.Jirinovski,Gürcistan tarafından bağımsızlığı tanınmayan Abhazya meselesinin de kısa zamanda çözülebileceğinin işaretini verdi. Bazı özel temaslarda bulunacağı belirtilen Jirinovski, açıklamalarının ardından Ritz Chartlon Oteli'ne hareket etti.Arabasının camını açan Jirinovski havalimanından el sallayarak ayrıldı.

Milliyet
ALINTIDIR
--------------------------------------------------------------------------------

bu kavram kargaşası ve kaos ortamında,eski sovyet sosyalist düşüncenin hakim olması için ülkesinde mücadele veren bir kişinin,Türkiye'ye gelerek ve milliyetçi söylemleri vurgulayarak,yön çizmek istemesi,aslında Türkiye'nin ne kadar ağır ve zararlı bir yolda olduğunun göstermektedir.Bir tarafta Ab ve Abd'nin akp'nin kapatılmaması yönündeki verdiği demeçler,diğer taraftan rus'ların RUS-Turan düşüncesi,bu ülkeyi kimlerin arzuladığını ortaya koymuştur.halk bu gerçekleri görmek ve daha bilinçli davranmak zorundadır.

Dede-baba
01.04.2008, 17:22
Rusya Parlamento Başkanı Yardımcısı Vladimir Jirinovski Ankara'daki temaslarını tamamladıktan sonra bugün İstanbul'a geldi. Atatürk Havalimanı VIP Salonu'nda Rusya Konsolosluğu yetkililerince karşılanan Jirinovski, gazetecileri görünce "Türkiye'yi çok özledim. Hepinizi çok seviyorum, Ne Mutlu Türküm Diyene" diyerek selamladı. Konuk ağırlama odasına geçmeden açıklamalar yapan Jirinovski, "Türkiye'ye ne AB'den ne de Amerika'dan fayda var. AB yıllardır Türkiye'yi oyalayıp duruyor. Buradan bir sonuç çıkmaz. Amerika ise artık dünyanın jandarması değil. Amerika politikası Irak'ta iflas etmiştir" dedi.

NATO toplantıları için Ankara'da temaslarda bulunduğu hatırlatan Jirinovski, "NATO'nun da eski etkinliği ve gücü kalmadı. NATO kendini bile koruyamıyor, Türkiye'yi nasıl koruyacak. Türkiye'nin geleceği komşularıyla yapacağı ittifakla güçlenecektir. Gelin Rusya, Türkiye ve İran omuz omuza verelim, Rusturan'ı kuralım. Türkiye'nin gerçek dostu Rusya'dır. Türkiye'ye ancak komşularından fayda varö diye konuştu. Bir soru üzerine Türkiye'nin Kuzey Irak'ta PKK yönelik olarak gerçekleştirdiği operasyonları değerlendiren Jirinovski, "Her alanda olduğu gibi bu konuda da Rusya Türkiye'nin yanındadır. Rus-Turan'ı kurduktan sonra Kürt meselesi dahil bütün sorunları birlikte aşarız. Yeter ki el ele verelim, birbirimize güvenelim" şeklinde konuştu.Jirinovski,Gürcistan tarafından bağımsızlığı tanınmayan Abhazya meselesinin de kısa zamanda çözülebileceğinin işaretini verdi. Bazı özel temaslarda bulunacağı belirtilen Jirinovski, açıklamalarının ardından Ritz Chartlon Oteli'ne hareket etti.Arabasının camını açan Jirinovski havalimanından el sallayarak ayrıldı.

Milliyet
ALINTIDIR
--------------------------------------------------------------------------------

bu kavram kargaşası ve kaos ortamında,eski sovyet sosyalist düşüncenin hakim olması için ülkesinde mücadele veren bir kişinin,Türkiye'ye gelerek ve milliyetçi söylemleri vurgulayarak,yön çizmek istemesi,aslında Türkiye'nin ne kadar ağır ve zararlı bir yolda olduğunun göstermektedir.Bir tarafta Ab ve Abd'nin akp'nin kapatılmaması yönündeki verdiği demeçler,diğer taraftan rus'ların RUS-Turan düşüncesi,bu ülkeyi kimlerin arzuladığını ortaya koymuştur.halk bu gerçekleri görmek ve daha bilinçli davranmak zorundadır.


***Kimin ne söylediği yada yaptığı açıklamalar önemli değil.. Bu sözler o kimseleri bağlar o kadar......

**** Ulusalcılık.. Rus Şovenizmi yada hayranlığı değildir...

*** Ulusalcılık... "TAM BAĞIMSIZLIK" demektir... ve herkesle Onurlu.. Dik.. Omurgalı İlişki ve siyaset demektir.. Mustafa kemal Atatürk'ün yaptığı gibi...

***Ulusal Bakış açısıyla dış siyaset... Türkiye'nin çıkarları nerde ise... ön yargızısız olarak değerlendirmeyi..

Ama karalarımızı ABD.. AB.. yada Moskova değil... Ankara'dan almayı ve uygulamayı öngörür...

Saygılarımla..

Kara Davut
01.04.2008, 18:15
***Kimin ne söylediği yada yaptığı açıklamalar önemli değil.. Bu sözler o kimseleri bağlar o kadar......

**** Ulusalcılık.. Rus Şovenizmi yada hayranlığı değildir...

*** Ulusalcılık... "TAM BAĞIMSIZLIK" demektir... ve herkesle Onurlu.. Dik.. Omurgalı İlişki ve siyaset demektir.. Mustafa kemal Atatürk'ün yaptığı gibi...

***Ulusal Bakış açısıyla dış siyaset... Türkiye'nin çıkarları nerde ise... ön yargızısız olarak değerlendirmeyi..

Ama karalarımızı ABD.. AB.. yada Moskova değil... Ankara'dan almayı ve uygulamayı öngörür...

Saygılarımla..


Sevgili dede-baba,

Bende bundan bahsetmekteyim.Ancak bu ulusal talimatları verecek olan Ankara'daki düşünce sahiplerininde gerçekten Atatürk'çülük ilkesini sözde değil,özde benimsemesi gerektiğini vurgulamaktayım.Atatürk'ü kendilerine kalkan olarak kullanan bir kesime,jirinovski'nin gelerek göz kırpması ve ulusalcı cepheye "NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE" şeklinde mesaj vererek şovenizmi desteklemesi aslında çok tehlikeli bir anlam taşımaktadır.rusya,iran ve türkiye'nin birleşerek bölgede bir güç dengesi kurulmak istenmesi,abd emperyalizmi etkisinden çıkılıp,rus emperyalizmi himayesi altına girilmesi anlamına gelir.Türkiye bölgede bir güç olacaksa,bunu kendi ulusal düşünce ve kazanımlarıyla yapmak zorundadır.
saygılarımla..

özdilek
01.04.2008, 18:40
Yarınlarımız için.... çocuklarımız için... Ülkesini.. halkını seven Dostlar...

Gelin Canlar Bir Olalım... İnadına Ulusalcı... İnadına Atatürkçü Olalım..

YAŞASIN TAM BAĞIMSIZ TÜRKİYE....

Merhaba sevgili dede-baba agziniza yüreginize saglik.Cok güzel yazmissiniz üzerine yazacak bir sey yok.Eger bu ulusalcilik hastalik ise ben de hastayim :biggrin: Yasasin tam bagimsiz Türkiye...

özcan1
01.04.2008, 19:15
Sevgili Davut.
Rusya’da 02 Mart 2008’de yapılan Devlet Başkanlığı seçimlerinde Rus aşırı milliyetçi Liberal Demokrat Parti lideri Vladimir Jirinovski sanırım % 9.küsür oraninda oy almıştı. Bu adamın Devletimize gelmesinin amaclarından biri ise :devil: Rus turanını gercekleştirmektir; oda tartışılır ayrı bir konu.

Sevgili Dede-baba *Ulusal Bakış açısıyla dış siyaset... Türkiye'nin çıkarları nerde ise... ön yargızısız olarak değerlendirmeyi..
Ama kararlarımızı ABD.. AB.. yada Moskova değil... Ankara'dan almayı ve uygulamayı öngörür.haklısın..ben Göremiyorum


Türkiye, gariplikler ülkesi. Bir yanda milyonlarca insan yoksulluk sınırının altında yaşama savaşı verirken bir yanda emekçilerin hakları kolayca gaspedilmektedir. Öte yanda açlık ve sefalet içinde yaşayan insanların haklı mücadelesi yer bulmazken gazete ve TV’lerde paranın su gibi aktığı şölenler ballandıra ballandıra ekranlara geliyor.

Türkiye yıllarca politikacıların hamasi nutuklarıyla oyalanıp durdu, sorunlara çözüm üretilemedi. Fakat ülkenin değerleri teker teker elden çıktı. Aslında yine “Biz Batının ahlakını aldık, bilimini ve fennini değil" diyerek halkın kafasını bulandıran Başbakanın sözlerinin bazılarında tam aksi zuhur etmiştir.

Geçenlerde ülkemizde yarışmanın birine davet edilen ne idüğü belirsiz Paris Hilton adlı kişiliğe işadamlarından birinin Yeşilçam filmlerindeki gibi bir araba dolusu gül yollaması bana Gorki’nin “Ana” adlı ünlü romanında bahsi geçen haberi hatırlattı. Romanda bir Moskova gazetesinde manşetten yayınlanan haberde işçiler arasında kendilerini polise gammazlayan grev kırıcı bir patronun metresine altından vazo armağan edişinin yazdığı konuşuluyordu.

Ülkemizde işadamları devletin tanıdığı yasal olanaklarla sırtından alın teri dökmeden köşeyi dönerken işçiler ve memurlar “Vatan Millet Sakarya” edebiyatıyla sömürülüp durdu. Sahip oldukları gazete ve televizyonlar ise en ufak bir hak talebinde onları yerden yere vurdu. Yeri geldiğinde şuraya buraya sürülen bu insanların aynı ülkedeki vatandaş oldukları unutuldu. Turgut Özal benim memurum işini bilir derken maaşları da sosyal hakları da günbegün eridi. İşini bilenler gelinen süreçte onun çok sevdiği zenginlerden mi oldular, hayır.

Devletin memurları açısından Aziz Nesin’in deyişiyle durum 50 yıl önce neyse 50 yıl sonra da oydu; ay sonları yine zar zor getirildi ancak değişen tek şey elde ne var ne yok nerdeyse hepsinin satışa çıkarılışıyla beraber ekmek kapıları devletin ufalanarak giderek yok edilmesiydi.

Bugün ortada görünen başka gerçek ise bu süreçten sonra ülkenin başına ondan daha muhafazakâr daha liboşunun gelmesidir. Onun da işadamı bursuyla Amerikalarda okuyup villalar gemicikler alan çocukları vardır. Öbür yanda geçen süreçte büyük bir olasılıkla çocuklarının yazgıları da kendilerininki gibi olacak olan memurların işini ne kadar bildiği en azından ramazanda belediyelerin kurduğu iftariyelik çadırlarda yaşanan izdihamlardan apaçık anlaşılıyor. Benzer tablolar elbette başındakilerin gerçekte neleri sevdiği bu halk tarafından fark edilmedikçe sergilenmeye devam edecektir.

Önce şunu saptayalım. Tefeci-bezirganlığın en önemli özelliklerinden biri sinsi bir politika izlemesidir. Amacına ulaşmak için, kendini koşullara uydurur ve her kılığa girer. Komünizm düşmanı olur. ‘Demokrat’ kesilir. ‘Özgürlükçü’ oduğunu ileri sürer vb

Denizlerin bizlere bıraktıkları mirasi gençlik yanlış yorumluyor solda birleşme olacağına hesaplaşma yolları ile yapay fikir tüketiyoruz,bu tür depremler kimlerin işine yaradıgı gayet ortadadır.. "Klara Zetkin’in bir sözü vardı: ‘Faşizm sosyalist devrimi başaramayan işçi sınıfının ödemek zorunda olduğu bedeldi.’ Bu söz bana şunu çağrıştırıyor: ‘Türkiye’de Siyasal İslamın yükselişi, din doğmatizmi ve teolojiyle hesaplaşmayan bir toplumun ödediği bedeldir.


sayğılarımla

onury12
15.04.2008, 00:37
Arkadaşlar benden size bir tavsiye akşam gazetesi okumayın. Gazete tamamiyle emperyalist dış güçler ve onların yerli işbirlikçilerine hizmet ediyor. Ama bu yazı hoşuma gitmedi desem yalan olur çünkü eğer ulusalcılığı yıpratmaya çalışıyorsa bu satılıklar bu ulusalcılık denen "hastalık" herkese yayılmış ve çok güçlenmiş onlarda korkmuşlar :D

kreşmir
15.04.2008, 01:28
kimi kavramlar yanlış ellerde ve onların şakşakçılarının gözetiminde yanlış değerler kazanıyor bu olaydada karşımıza bu durum çıktı.....


geçen sene toplumdan cumhuriyetçilik adı altından çıkar sağlanmaya çalışılmıştı....şimdi ise ulusalcılık kavramı kullanılıyor....

pek tabi bundan çıkarı olanlar her türlü yarar getirecek yalan söylemide kullanacaklardır....geçen gün ankarada ki eylemde ellerinde türk bayrakları ile meydana çıkan insanlar doldurulmuş insanlardır....

bildikleri gerçekleri bazı kimseler tarafından kullanılmaya çalışılan kişilerdir....

elbette akp ve otokratik idaresine karşı bir girişim olacaktır ama bunu bazı oyunlar yaratarak sağlamak yarar getirmez....

bu akımın başındakiler ülkesinden daha çok gelecekleri mevkileri düşünen çığırtkanlardır......

Kara Davut
15.04.2008, 01:32
sevgili onury12,
Önemli olan gazetenin düşünce yapısı veya kime hizmet ettiği değildir zaten.önemli olan gazetedeki makalenin içeriği ve ne maksat taşıdığıdır.Herkesin aklı nisbetince,güncel olaylarında yardımıyla, gündemi sorgulayarak karar verebilme yeteneği olduğunu düşünüyorum.Maksat,olaylara sadece kendi bakış açımızla değil,karşıt güçlerinde bakış açılarını öğrenerek,daha akıllıca çözümler aramaktır.Karşımızdaki insanların ne düşündüğünü bilerek,bizlerinde ona göre duruş sergilememiz,en akıllıca ve en doğru şekilde düşüncelerimizi savunmamıza olanak sağlayacaktır.yoksa körü körüne,bağnazca bir düşüncenin peşinden gitmek,yerimizde saymamıza sebep olacaktır.
saygılarımla.

kreşmir
15.04.2008, 01:40
ya geçen sene yapılmak istenenin aynısı bu sene yapılmaya çalışılıyor.....,

şimdi son ergenekon operasyonun mağduriyeti (kendilerine göre) ön plana çıkarılacak....halk karşıt olamay sevk edilecek....


benim bahsettiğim asıl nokta ise insanların bir tarafta olması değildir....bu kaçınılmazdır....ama toplumun genel değerlerini karşıtlık olarak kullanmak bir yarar sağlamaz...ancak kendi oylarını düşünenlerin çabasıdır bu....

nasıl ki tayyip türbanı kullanıyorsa.....kendini vatansever sananlar (oluşumun başındakiler) cumhuriyet ,ulus gibi kavramları kullanıyorlar....yani olan yine bize oluyor.....

hemawaz
15.04.2008, 10:32
Ulusçuluk,ulusalcılık bütün bu kavramların yanında bide ULUSAL ÇIKAR kavramı var ki.Bugün türkiyede bütün faili meçhul aydın katliamlarının.Bize anlamsız gelen ve hepsi bi gecede hazırlanan sözde uyum sürecini hızlandıran dayatmaların hepsinin temelinde bu kavram var.Ve ulusal çıkar siyaseti adı altında kendi göbeklerini şişiren akp liler.
Yukarda yorumu olan bütün arkadaşlarıma canı gönülden katılıyorum.Bende ulusalcı değilim .

Comrat86
15.04.2008, 11:22
Ulusalcılık fasizm degil yurtseverliktir.

hemawaz
16.04.2008, 07:43
Kendi adıma Ulusalcılıuğın kelime anlamından bahsetmedim zaten,Türkiyedeki algılanışı ve uygulanışı faşizm taa kendisi.

can
16.04.2008, 09:01
Ulusalcılık son yıllarda millet, milliyet kavramlarının islama ait kavramlar olduğunu anlayan faşist medyanın ve siyasetçilerin kendilerini düştükleri komik durumdan kurtarmak için üzerine atladıkları bir kavram olduğunu düşünüyorum.

Islerinde dogru olarak kendini Allah'a veren ve Ibrahim'in, Allah'i taniyan MILLETine tâbi olan kimseden dince daha güzel kim vardir? Allah Ibrahim'i dost edinmisti. (4/125)

De ki: Allah dogruyu söylemistir. Öyle ise, hakka yönelmis olarak Ibrahim'in MILLETine uyunuz. O müsriklerden degildi. (3/95)

Ancak nefsini asagilik yapan kimse Ibrahim MILLETinden yüz çevirir. Andolsun ki, biz onu dünyada elçi seçtik, ahirette de o iyilerdendir. (2/130)

Kuranda örnekleri çoktur.

mavimisali
16.04.2008, 09:14
Ulusalcılık konusunda yıllardır sonu gelmez tartışmalar yapılmaktadır.Bazı eski komünist-sosyalist sempatizanların; bugün Perinçeklerin safında ulusalcı hamasi söylemler atmasını üzüntüyle izlemekteyim.Öyle ki, Karl Marx'ın adını diline dolayan, Nazım Hikmet'in,Neruda'nın şiirini okuyan; her yerde sosyalist olduğunu bağıran ama ancak bir nasyonal sosyalistin savunabileceği fikirleri haykıran oluşumlar türedi.Bazı forumlarda deniz gezmiş nickini kullanarak, Turan idealinden bahseden kişiler;Sosyalizmden alıntılar yaparken, MHP'den daha şoven kesilen, sahte şovalyeler ;Devrim adına, karşı devrimcilerin safında yer alıp, enternasyonalizme en çok zarar veren karşı devrimci şovenistler, devrimin önündeki en büyük engeldir.

Kendi içimizdeki parazitleri temizlemeden, bozkurtların otağını yıkmak nasıl mümkün olabilir?

Devrim yolunda duygusallığa yer olmadığı akıldan çıkarılmamalıdır.

gencsosyalist
17.04.2008, 07:40
Arkadaşlar akşam gazetesi okumayın ama kesinlikle cumhuriyet de okumayın...Biri liberal, diğeri gündelik faşizmin dilini kullanıyor...Serdar turguta katılmamak isterdim ama ne yapalım adam doğru söylemiş..

ulusalcılık, yurtseverlikle eş değildir....ulusalcılık, post-modern faşizmdir...

promethe
18.04.2008, 00:18
Ulusalcılık ,bağımsızlığı savunmanın,emperyalizme karşı durarak aydınlanma devriminin değerlerine sarılmanın günümüzdeki adıdır.

Ulusalcılığın sarıldığı değerleri anlamaktansa,kalıplaşmış ezberleri "budur"diye diretmek,takılan at gözlüğünün boyutlarıyla ilgili fikir verir ancak.

Sosyalist olmak ulusalcı olmaya engel değil, en geçerli gerekçedir.

Hangi sosyalist yukarıda yazılmış değerleri sahiplenmez?

Ulusalcılık günümüzde,sosyalistin emperyalizme karşı yürüttüğü mücadelede en önemli mevzisidir aynı zamanda.

Comrat86
18.04.2008, 00:21
Arkadaşlar akşam gazetesi okumayın ama kesinlikle cumhuriyet de okumayın...Biri liberal, diğeri gündelik faşizmin dilini kullanıyor...Serdar turguta katılmamak isterdim ama ne yapalım adam doğru söylemiş..

ulusalcılık, yurtseverlikle eş değildir....ulusalcılık, post-modern faşizmdir...


Dalga mı geciyorsun sen yahu? Bana bir ülkedeki insanların tek bayrak altında yasaması gerektiginin savunulmasının neresi fasizm söyler misin?

aytek
18.04.2008, 00:35
Uzun bir aradan sonra merhaba...

Uzun bir aradan sonra gene bir kavram üzerine açılmış konu başlığı! Hala kavramları, içi boşaltılmış, farklılaştırılmış, anlamsızlaştırılmış kavramları tartışmaya devam ediyoruz!!

Ulusalcılık, tek dil, tek millet şiarını kendine ilke edinmiş, güya Kemalist (kaldı ki benim kemalizme de inanmadığımı eski dostlar bilir) düşünceyi benimsemiş, Atatürk'ün birkaç tane özlü sözünü ezberlemiş, ama asla kendi bireysel fikirlerini ortaya koyamayan, çünkü kendi fikirleri olmayan, parçalanmış halkımın bir köşesinden tutmuş, bir sınıf olup kemalist ulusalcılar bölümüne girmiş insanlardan oluşan bir zümre!!

Bu ulusalcı tayfanın temsilcileri, ETİLER, BAĞDAT CADDESİ,NİŞANTAŞI, BEBEK vb İstanbulun en güzel yerlerinde oturup, batı edebiyatını öven, batı sanatını öven, batının yediği her haltı öven, kendi insanlarını küçük ve beceriksiz gören insanlar topluluğudur!

Ulusalcılık ve ülkücülük arasında ne gibi farklar vardır? İkiside milliyetçidir!! Milliyetçi olan hiç bir düşünce benim gibi sosyalist düşünceye inanmış bireylere mantıklı gelmez!! Ancak ülkücüler osmanlıcı, yani biraz Turancı olurken bu ulusalcıların dinle pek işi olmaz!!

Her fırsatta ne mutlu Türküm diyene diyerek, Atatürk'ten gazi diye bahsedip, kalpaklı resimlerini duvarlara asarak, devrimci olduklarını sanırlar... Ancak bilmezler ki şu an da düzene hizmet etmektedirler...

Artık bizler, hayvan cinsleri gibi etnik kökenlerimiz üzerinden siyaset, ayrım yapılmasını istemiyor, buna izin vermiyoruz!! Hiç bir ideoloji, hiç bir insan, geçmişte gelecekte hiçbir insan, hiçbir parti bizim ideolojik anlamda ortak noktamız olamaz artık!! Çünkü kimse kendi inandığı değere sahip çıkıp, saf ve temiz bir şekilde koruyamadı...Ne de Atatürkçülük, ne ulusalcılık ne de milliyetçilik, ne de sosyalizm artık geçmişte olduğu gibi temiz değil!!!!

Bizleri hiç bir siyasi ideoloji, hiç bir düşünce arasında bölmeden, ayırmadan, bir tek ortak noktada birleştirebilirz ki;


Ne mutlu ANADOLUYUM diyene!!!!!






Saygılar

promethe
18.04.2008, 00:39
Ulusalcılık konusunda yıllardır sonu gelmez tartışmalar yapılmaktadır.Bazı eski komünist-sosyalist sempatizanların; bugün Perinçeklerin safında ulusalcı hamasi söylemler atmasını üzüntüyle izlemekteyim.Öyle ki, Karl Marx'ın adını diline dolayan, Nazım Hikmet'in,Neruda'nın şiirini okuyan; her yerde sosyalist olduğunu bağıran ama ancak bir nasyonal sosyalistin savunabileceği fikirleri haykıran oluşumlar türedi.Bazı forumlarda deniz gezmiş nickini kullanarak, Turan idealinden bahseden kişiler;Sosyalizmden alıntılar yaparken, MHP'den daha şoven kesilen, sahte şovalyeler ;Devrim adına, karşı devrimcilerin safında yer alıp, enternasyonalizme en çok zarar veren karşı devrimci şovenistler, devrimin önündeki en büyük engeldir.

....

Bu ulusalcı "güruh" ne yapmış da şu MHP'den daha şoven kesilmiş.

Nasıl ki "ben sosyalistim" diye ortaya fırlayanların lafazanlığına değil eylemine bakıp not veriyorsak,sizin de başıbozuk sıfatlı kimilerini söylemiyle değil, eylemiyle değerlendirmeniz aklı ödüllendirecektir.

Ulusalcılığı ilke anlamında değerlendirmeden ,ulusalcılıktan canı yanan emperyalizme stepne durumuna düşmek herkes için aşağılayıcı bir durum anlamına gelse gerek!

hemawaz
18.04.2008, 10:48
Dalga mı geciyorsun sen yahu? Bana bir ülkedeki insanların tek bayrak altında yasaması gerektiginin savunulmasının neresi fasizm söyler misin?
Comrat86 müsade edersen ben söyleyeyim, arkadaşım,
İnsanların tek bayrak altında yaşaması değil zaten FAŞİZM ,İnsanları buna zorlamak,Bunu için adam öldürmek,Köy bolşaltmak,Tek Bayrağı,Tek Dili,Tek Dini dayatmaktır bence faşizim.

gencsosyalist
20.04.2008, 09:14
Dalga mı geciyorsun sen yahu? Bana bir ülkedeki insanların tek bayrak altında yasaması gerektiginin savunulmasının neresi fasizm söyler misin?

sende çok iyi biliyorsun ki. tek bayrak altında yaşamakla sınırlı değil ulusalcılık, ulus=millet= ortak bir gecmisi, kulturu ve genellikle aynı dili paylasan topluluk olarak tanımlanır...

şimdi kürtlerle türklerin az çok ortak bir geçmişi var.
aynı dili konuşmuyorlar,aynı kültürü yaşamıyorlar..

yani ait olduğun ulusun çıkarlarını diğer uluslardan üstün tutma gayretidir ulusalcılık.. yani kendini onlardan ayırma,onları ötekileştirmedir ulusalcılık...

yurt severlikle,emperyalizme karşı çıkmakla, ulusalcığın alakasıyok...

herkes çok iyi biliyorki ulusalcık kapitalizmin bir aracıdır....

ulusalcılık= post-modern faşizm

özcan1
20.04.2008, 12:00
Dalga mı geciyorsun sen yahu? Bana bir ülkedeki insanların tek bayrak altında yasaması gerektiginin savunulmasının neresi fasizm söyler misin?

Adolf Hitlerde sol Ulusçulukla yola çıkmıştı..

Kara Davut
20.04.2008, 12:38
Adolf Hitlerde sol Ulusçulukla yola çıkmıştı..

Sevgili Özcan,
Adolf Hitler'in ulusalcılık(beyaz ırk) anlayışı ile Atatürk'ün ulusalcılık anlayışını lütfen bir tutmayınız.Hitler 40 lı yıllardan itibaren başladığı üstün ırk tezi doğrultusunda başta almanya olmak üzere,pek çok ülkede katliamlar yaparken,Atatürk 20 sene öncesinde tüm ulusları bir çatı altında toplamak için uğraş veriyordu.Kurtuluş savaşı öncesine kadar Atatürk hiç bir hitabesinde,türkler haricindeki bir milletten, türk milleti diyerek bahsetmemiştir.Kurtuluş Savaşı yılarında ise;milletin bir bayrak altında,aynı topraklar için ortak düşmana karşı savaşması gerektiğinin bilincini tüm halklara aşıladıktan sonra,hepsini tek millet olarak görmesinden kaynaklanan bir önderlikle,tüm halkların başındaki komutan olmanın verdiği bir liderlik anlayışıyla,bütün halkı kendinden ayırmayarak Türk Ulusu olarak görmüş ve öyle seslenmiştir.Yani burada herhangi bir asimile çalışması olduğunu düşünmüyorum.savaş yıllarında bu tarz düşünceler bence gayet normaldir.zira o zamanlar halk,osmanlı tebasına aitti.Osmanlı'nın yıkılmasıyla yeni bir türkiye'nin inşaası için uğraşan Atatürk'ünde burada yaşayan halka Türk Milleti demesi bence O'nun bir ulusçu hastalığı değil,tüm insanları kardeş olarak birleştirmek istemesinin en bariz örneği olarak görülmelidir.Yurtta sulh,cihanda sulh diyerek halkların kardeşliğini ve dünyada barış içinde yaşamayı ilke edinmiş bir kişinin,ulusalcı bir anlayışla,bu ülkedeki bir takım katliamları yaptığı düşüncesi ilede ters orantıdadır.Atatürk'ün hitabelerindeki "Türk Ulusu" ifadelerinin hepsi(geçtiği konular ve yerler)incelendiğinde, sadece türk kanından gelenleri kasdetmeyip,tüm halkın menfaatleri ve gelecekleri için herhangi bir ırk ayırt edilmeksizin söylenmiş genel bir kavramdır.Ancak O'nun vefatından sonra ulusalcılık kavramı,gen,sülale ve boy kavramı haline getirilmiş,ve şu güne kadarda aynı zihniyetle devam etmektedir.bence bu hastalıklı zihniyet,bir an evvel terk edilmesi gereken bir düşüncedir.Zira bu toplumu yeniden aynı çatı altında toplayacak,herkese eşit ve adil davranacak yeni projelerin ortaya konulması şarttır.

aslan152
20.04.2008, 12:47
evet ama bu ülkede ulusal yapıdan başka yürüyebilecek bir sistem varmı.tek bayrak tek millet dışında ama günümüzde faşizm ulusalcılık ve bayrak arkasına saklanıyorsa bu o değerleri yıpratmaz.
bir ülkede bir ideoloji toplumun kültürünü inanç ve etnik yapısını içinde bulunduramazsa o ülkede egemen olamaz
bir bölümümüz kabul etsede etmesede marksizm tarzı bir sistem türk halkının değerleri ile çelişir .Kemalizm bü ülke için en uıygun ideolojidir

özcan1
20.04.2008, 14:02
Sevgili Özcan,
Adolf Hitler'in ulusalcılık(beyaz ırk) anlayışı ile Atatürk'ün ulusalcılık anlayışını lütfen bir tutmayınız.Hitler 40 lı yıllardan itibaren başladığı üstün ırk tezi doğrultusunda başta almanya olmak üzere,pek çok ülkede katliamlar yaparken,Atatürk 20 sene öncesinde tüm ulusları bir çatı altında toplamak için uğraş veriyordu.Kurtuluş savaşı öncesine kadar Atatürk hiç bir hitabesinde,türkler haricindeki bir milletten, türk milleti diyerek bahsetmemiştir.Kurtuluş Savaşı yılarında ise;milletin bir bayrak altında,aynı topraklar için ortak düşmana karşı savaşması gerektiğinin bilincini tüm halklara aşıladıktan sonra,hepsini tek millet olarak görmesinden kaynaklanan bir önderlikle,tüm halkların başındaki komutan olmanın verdiği bir liderlik anlayışıyla,bütün halkı kendinden ayırmayarak Türk Ulusu olarak görmüş ve öyle seslenmiştir.Yani burada herhangi bir asimile çalışması olduğunu düşünmüyorum.savaş yıllarında bu tarz düşünceler bence gayet normaldir.zira o zamanlar halk,osmanlı tebasına aitti.Osmanlı'nın yıkılmasıyla yeni bir türkiye'nin inşaası için uğraşan Atatürk'ünde burada yaşayan halka Türk Milleti demesi bence O'nun bir ulusçu hastalığı değil,tüm insanları kardeş olarak birleştirmek istemesinin en bariz örneği olarak görülmelidir.Yurtta sulh,cihanda sulh diyerek halkların kardeşliğini ve dünyada barış içinde yaşamayı ilke edinmiş bir kişinin,ulusalcı bir anlayışla,bu ülkedeki bir takım katliamları yaptığı düşüncesi ilede ters orantıdadır.Atatürk'ün hitabelerindeki "Türk Ulusu" ifadelerinin hepsi(geçtiği konular ve yerler)incelendiğinde, sadece türk kanından gelenleri kasdetmeyip,tüm halkın menfaatleri ve gelecekleri için herhangi bir ırk ayırt edilmeksizin söylenmiş genel bir kavramdır.Ancak O'nun vefatından sonra ulusalcılık kavramı,gen,sülale ve boy kavramı haline getirilmiş,ve şu güne kadarda aynı zihniyetle devam etmektedir.bence bu hastalıklı zihniyet,bir an evvel terk edilmesi gereken bir düşüncedir.Zira bu toplumu yeniden aynı çatı altında toplayacak,herkese eşit ve adil davranacak yeni projelerin ortaya konulması şarttır.

Sevgili Davut.
Emperyalizm koşullarında ulusal hareketler iki farklı biçimde ortaya çıkar, öylemi? Birincisi; emperyalizmin ekonomik, siyasi vb. egemenliği altındaki sömürgelerde, emperyalist yağmaya ve işbirlikçi iktidara karşı ortaya çıkan ulusal hareketlerdir. Bu tipteki ulusal hareketlere birçok örnek verelebilirim. Ülkemizdeki kurtuluş savaşı, Çin, Vietnam,eski Arnavutluk,eski Yugoslavya, Küba, Kongo vs vs.. ve daha birçok sömürge ülkelerdeki anti-emperyalist savaşlar bu biçimdeki ulusal hareketlere örnek olarak gösterebilinirmi? gösterilebilir.

Milliyetçi baskı siyasetinin en temel yönü; burjuvazi ile proletarya arasındaki savaşımı gizlemek, dikkati ‘ulusal’ sorunlara yöneltmek; böylece aynı ulustan proletarya ile burjuvazinin ‘işbirliğini’ sağlayarak burjuva iktidarını tehlikeden korumaktır.
Proletarya için her türden milliyetçilik aynı kefeye konmaz. Milliyetçilik vardır, milliyetçilik vardır. Mesela, Arnavutluk Ulusal Kurtuluş Savaşına destek veren milliyetçiler, o dönemin koşullarında ilerici bir rol oynadılar. Ama bu savaşa destek vermeyen, sürekli oyalamalar içerisinde bulunan Arnavut milliyetçileri gerici bir rol oynadılar. Keza ülkemizdeki ulusal kurtuluş savaşında ilerici bir rol oynayan Kemalist milliyetçiler, kurtuluş savaşından sonra gerici bir rol oynadılar.
Bu günkü ciddi sorunumuz olan, bazı düşünceler bazında yekün hepsine Terörist gözüyle bakılan-Kürt halkı Ortadoğu’nun en eski halklarından birisidir öylemi. Varlığı MÖ 2000 yıllarına kadar dayanır.ispati ise, İlk yazılı Kürt eserlerine 11 yy’da rastlanır.
Kürt sorununu görmezden gelen ‘Kürtler bir ulus değildir’ veya ‘Kürt diye bir şey yoktur; onlarda Türktür’ önermeleri ezen ulus milliyetçiliğinin yani ülkemizdeki Türk milliyetçiliğinin en temel önermelerindendir. Çünkü Kürt ulusu yoksa Kürt sorunu da olamaz.Adolfun bütün hayatını ezbere biliyorum! Nürnberg-Müzede yahudilerin derisinden yaptırdığı gece lambasını gördüm, O, ayrı bir mesele...


evet ama bu ülkede ulusal yapıdan başka yürüyebilecek bir sistem varmı.tek bayrak tek millet dışında ama günümüzde faşizm ulusalcılık ve bayrak arkasına saklanıyorsa bu o değerleri yıpratmaz.
bir ülkede bir ideoloji toplumun kültürünü inanç ve etnik yapısını içinde bulunduramazsa o ülkede egemen olamaz
bir bölümümüz kabul etsede etmesede marksizm tarzı bir sistem türk halkının değerleri ile çelişir .Kemalizm bü ülke için en uıygun ideolojidir

Sevgili Aslan can.
Marksizm milliyetçiliğin hiçbir biçimi bizim bu günkü sorun ile bağdaşamaz.
Özellikle önemli çok yönlü temel etkenler vardır, ve bunlar, ulusal sorunu ele almak, yeni biçimini en iyi şekilde karakterize edip ve ulusal sorunun yeni ve eski kavranışı arasına bir sınır çizgisi çekmektir.

sevgilerle.

promethe
20.04.2008, 20:36
Ulusalcılık terör suçu kapsamında!
'Vatanı kurtarmak için yola çıkan'(!) Ulusalcılara kötü haber. Ulasalcılar neyle suçlanıyor?



Ulusalcılık’la ilgili değerlendirme İçişleri Bakanı Beşir Atalay’a verilen brifingde yer aldı.

Ergenekon operasyonuyla birlikte sık kullanılmaya başlanan ‘ulusalcılık’ akımının, Emniyet Genel Müdürlüğü’nce brifingde ele alındığı ve Terörle Mücadele ve Harekât Dairesi’nin faaliyetleri altında değerlendirildiği öğrenildi.

Emniyet Genel Müdürlüğü’nün (EGM), geçen yıl hazırladığı kurum brifinginde, son olarak Ergenekon operasyonuyla birlikte sık kullanılmaya başlanan “ulusalcılık” akımını, “aşırı sağ faaliyetler” kapsamında değerlendirdiği ortaya çıktı. Değerlendirmede, “Ulusalcıların kullandığı aşırı yaklaşımların amacını aştığını ve propaganda amaçlı önemli bazı gelişmeleri tetiklediği” belirtildi.

Milliyet Gazetesi'nden Tolga Şardan'ın haberine göre EGM’nin geçen eylülde hazırladığı kurumsal brifingde ilk kez “ulusalcılık” akımı çerçevesindeki gelişmelere yer verdiği ortaya çıktı. 22 Temmuz seçimlerinden sonra İçişleri Bakanlığı’na atanan Beşir Atalay’ın, göreve başlamasının ardından kendisine sunulmak üzere bir dosya halinde hazırlanan kurumsal brifingde ulusalcılık, Terörle Mücadele ve Harekât Dairesi Başkanlığı’nın faaliyetleri altında değerlendirildi.

Türkiye’deki sol, sağ ve dini motifli radikal İslami terör örgütlerini ve bu örgütlerin tehdit-risk durumunu takip eden EGM Terörle Mücadele ve Harekât Dairesi Başkanlığı, ulusalcılık akımını “aşırı sağ faaliyetler” başlığı altında ele aldı.

Brifingde, iki paragrafta yapılan değerlendirmede, “Ulusalcı kesimler, devlet egemenliğinin özellikle AB sürecindeki yasal değişiklikler ile zedelendiği ve ülkenin bağımsızlığını yitirdiği varsayımını temel almaktadır” denildi.

‘Amacı aşan gelişme’

Brifing metninde, “Bu söylem etrafında geçmişte sol, sağ ve dinsel arka plana sahip gruplar söylem, propaganda ve eylem birliğine dayanan bir manevra alanı oluşturmakta, bu kapsamda 50’den fazla dernek ve vakıf, 100’den fazla internet sitesi ve medya organı faaliyet göstermektedir” ifadesi yer aldı.

İkinci paragrafta ise “Geniş kitleleri etkileme ve yönlendirme arayışındaki ulusalcı blok tarafından kullanılan söylem ve birtakım aşırı yaklaşımların, amacını aşan propaganda amaçlı bazı gelişmeleri tetiklediği görülmüştür” denildi.

...............

http://www.bugun.com.tr/haber_detay.asp?haberID=20911




İşte burada da Emniyet Genel Müdürlüğü'nün "ulusalcılık" hakkındaki görüşü.

Soyut ,ideolojik zeminden ,gerçekler zeminine geçecek ve kuvvetler dengesi üzerinden konuşacak olursak yukarıda alıntılanan haber önemlidir.

Kimler ürküyor ulusalcıktan?Emniyet;yani Fetullah,yani Amerika.....

Bakın kimler ,kimlerle aynı safa düşerek tavır geliştiriyor.

"Solcu" neden bunlarla aynı safta?

Onlar mı düşmanlarını tespit edemiyorlar;yoksa bizim "solcu" mu çok akıllı?

Yanıtı siz verin.

Ulusalcılık faşizmle aynıymış!

Evet,Feto da aynı şeyi söylüyor!

özcan1
20.04.2008, 22:39
Ulusalcılık terör suçu kapsamında!
'Vatanı kurtarmak için yola çıkan'(!) Ulusalcılara kötü haber. Ulasalcılar neyle suçlanıyor?



Ulusalcılık’la ilgili değerlendirme İçişleri Bakanı Beşir Atalay’a verilen brifingde yer aldı.

Ergenekon operasyonuyla birlikte sık kullanılmaya başlanan ‘ulusalcılık’ akımının, Emniyet Genel Müdürlüğü’nce brifingde ele alındığı ve Terörle Mücadele ve Harekât Dairesi’nin faaliyetleri altında değerlendirildiği öğrenildi.

Emniyet Genel Müdürlüğü’nün (EGM), geçen yıl hazırladığı kurum brifinginde, son olarak Ergenekon operasyonuyla birlikte sık kullanılmaya başlanan “ulusalcılık” akımını, “aşırı sağ faaliyetler” kapsamında değerlendirdiği ortaya çıktı. Değerlendirmede, “Ulusalcıların kullandığı aşırı yaklaşımların amacını aştığını ve propaganda amaçlı önemli bazı gelişmeleri tetiklediği” belirtildi.

Milliyet Gazetesi'nden Tolga Şardan'ın haberine göre EGM’nin geçen eylülde hazırladığı kurumsal brifingde ilk kez “ulusalcılık” akımı çerçevesindeki gelişmelere yer verdiği ortaya çıktı. 22 Temmuz seçimlerinden sonra İçişleri Bakanlığı’na atanan Beşir Atalay’ın, göreve başlamasının ardından kendisine sunulmak üzere bir dosya halinde hazırlanan kurumsal brifingde ulusalcılık, Terörle Mücadele ve Harekât Dairesi Başkanlığı’nın faaliyetleri altında değerlendirildi.

Türkiye’deki sol, sağ ve dini motifli radikal İslami terör örgütlerini ve bu örgütlerin tehdit-risk durumunu takip eden EGM Terörle Mücadele ve Harekât Dairesi Başkanlığı, ulusalcılık akımını “aşırı sağ faaliyetler” başlığı altında ele aldı.

Brifingde, iki paragrafta yapılan değerlendirmede, “Ulusalcı kesimler, devlet egemenliğinin özellikle AB sürecindeki yasal değişiklikler ile zedelendiği ve ülkenin bağımsızlığını yitirdiği varsayımını temel almaktadır” denildi.

‘Amacı aşan gelişme’

Brifing metninde, “Bu söylem etrafında geçmişte sol, sağ ve dinsel arka plana sahip gruplar söylem, propaganda ve eylem birliğine dayanan bir manevra alanı oluşturmakta, bu kapsamda 50’den fazla dernek ve vakıf, 100’den fazla internet sitesi ve medya organı faaliyet göstermektedir” ifadesi yer aldı.

İkinci paragrafta ise “Geniş kitleleri etkileme ve yönlendirme arayışındaki ulusalcı blok tarafından kullanılan söylem ve birtakım aşırı yaklaşımların, amacını aşan propaganda amaçlı bazı gelişmeleri tetiklediği görülmüştür” denildi.

...............

http://www.bugun.com.tr/haber_detay.asp?haberID=20911




İşte burada da Emniyet Genel Müdürlüğü'nün "ulusalcılık" hakkındaki görüşü.

Soyut ,ideolojik zeminden ,gerçekler zeminine geçecek ve kuvvetler dengesi üzerinden konuşacak olursak yukarıda alıntılanan haber önemlidir.

Kimler ürküyor ulusalcıktan?Emniyet;yani Fetullah,yani Amerika.....

Bakın kimler ,kimlerle aynı safa düşerek tavır geliştiriyor.

"Solcu" neden bunlarla aynı safta?

Onlar mı düşmanlarını tespit edemiyorlar;yoksa bizim "solcu" mu çok akıllı?

Yanıtı siz verin.

Ulusalcılık faşizmle aynıymış!

Evet,Feto da aynı şeyi söylüyor!







Ankara’daki Ulus Semtinin ismini M. Kemal vermişti ne olacak şimdi? Denizlerin idolijisinde M.Kemal ulusalcılıgı hiçbir zaman ön plana çıkıp ırkçılık anlamında kullanilmamıştı. Zaten ırkçılık emperyalizmin mazlum ülkelere karşı kullandığı ayırımcılığın silahıdır şimdiki anlamda.

Ulusal Milliyetçilik emperyalizme hizmet eder hale gelmişti ırkçılığı öne çıkardı bunlari yaza yaza ellerimiz ağırdı. Ulusalcılar, bağımsızlığımızı Avrupa’ya teslim etmek isteyenlere tehdittir diye düşünenler yanlış düşünüyor! bizler zaten AB ve USA köle konumundayız, ümmetçiliğe kucak acmış TBMM işgal edilmiştir Amerikan görevlisi Fethullah ne demişti “ulusalcıları da aşacağız(!) işte ispatı...

Zaten Anayasa 10 kasim 1938 saat 09_05 te Dolmabahceye gömülmüştü..daha sonra Ulusculuk+milliyetcilik= faşizm+ümmetil din.

sevgiler.

promethe
21.04.2008, 00:16
Ankara’daki Ulus Semtinin ismini M. Kemal vermişti ne olacak şimdi? Denizlerin idolijisinde M.Kemal ulusalcılıgı hiçbir zaman ön plana çıkıp ırkçılık anlamında kullanilmamıştı. Zaten ırkçılık emperyalizmin mazlum ülkelere karşı kullandığı ayırımcılığın silahıdır şimdiki anlamda.

Ulusal Milliyetçilik emperyalizme hizmet eder hale gelmişti ırkçılığı öne çıkardı bunlari yaza yaza ellerimiz ağırdı. Ulusalcılar, bağımsızlığımızı Avrupa’ya teslim etmek isteyenlere tehdittir diye düşünenler yanlış düşünüyor! bizler zaten AB ve USA köle konumundayız, ümmetçiliğe kucak acmış TBMM işgal edilmiştir Amerikan görevlisi Fethullah ne demişti “ulusalcıları da aşacağız(!) işte ispatı...

Zaten Anayasa 10 kasim 1938 saat 09_05 te Dolmabahceye gömülmüştü..daha sonra Ulusculuk+milliyetcilik= faşizm+ümmetil din.

sevgiler.

Evet!

Bugün de ulusalcıları faşist olarak niteleyenler ne dediğini bilmiyor.

M.Kemal'i ön plana çıkarmanın neresi sıkıntıdır?Kaldı ki bu öylesine bir "Atatürk seviciliği" değil,O'nun emperyalizme ve ortaçağ gericiliğine karşı duruşunun sahiplenilmesidir.Kavramları, olguları,sap ile samanı birbirine karıştırmak yanlıştır.

Bunun ötesinde bir şey varsa buyurun tartışalım.Mesela "bu ulusalcılar,şunu iddia etmişti;bu yüzden biz bunlara faşist diyoruz" gibi....

Ulusalcılık,ülkemizin ilerici güçlerinin buluştuğu ortak paydanın adıdır.Bu ortak payda antiemperyalist,aydınlanmacı ve devrimcidir.

Bakınız;medya ve diğer alanlarda saldıranlar, ortaçağcı cemaatçiler,ikinci cumhuriyetçiler,neoliberal solcular vb.dir.Sonuç olarak ,toplamda işbirlikçiler.......



Evet.Feto,ABD'den buyurmuştu:"Ulusalcı dalgayı aşacağız."

Bu bile ulusalcı dalganın neyi hedeflediğinin özlü bir kanıtıdır.

Korkuyorlar....

korksunlar....

kreşmir
21.04.2008, 01:26
Bugün de ulusalcıları faşist olarak niteleyenler ne dediğini bilmiyor.

M.Kemal'i ön plana çıkarmanın neresi sıkıntıdır?Kaldı ki bu öylesine bir "Atatürk seviciliği" değil,O'nun emperyalizme ve ortaçağ gericiliğine karşı duruşunun sahiplenilmesidir.Kavramları, olguları,sap ile samanı birbirine karıştırmak yanlıştır.

Bunun ötesinde bir şey varsa buyurun tartışalım.Mesela "bu ulusalcılar,şunu iddia etmişti;bu yüzden biz bunlara faşist diyoruz" gibi....






ya ben anlamıyorum neden bu ulusalcı kardeşlerimiz daha önce yoktulardı ki bu son 2 yılda ortaya çıkmışlardır.....


kavramlar içlerine koyulan değerleri ile anılırlar.....ulusalcılık bir kavramdır ve kötü ellerde ziyan olur gider.....

bu ellerden kastımın kim olduğunu biliyorsun....senin için demiyim ama partin(doğucular) ve onun kuvayı milliyeci dostları kimi değerleri evirip çevirip kendi çıkarlarına ortak etmeyi seviyorlar.....

burda kimsenin ulusalcı bir düşünceye karşı olduğunu sanmıyorum......

ama bu dalgayı başlatan ve bugün sahiplenmeye çalışanlar sabıkalı kişilerse orada bunlara dur demek gerekir.....


burda kimse ulusalcılar faşist demiyor faşist olan ulusalcılığı kullananlardır.....

her ikide birde mustafa kemali ortaya atmayın....ne zaman başınız sıkışsa ondan alıntı yapıyorsunuz....bir nevi onuda kullanıyorsunuz.....

ben daha önce 12 nisan mitingi için açılan topikte neden ulusalcılığı kullananlara karşı olduğumu belirtmiştim....orayada bir göz atarsan sevinirim.....

özcan1
21.04.2008, 02:38
Ankara’daki Ulus Semtinin ismini M. Kemal vermişti ne olacak şimdi? Denizlerin idolijisinde M.Kemal ulusalcılıgı hiçbir zaman ön plana çıkıp ırkçılık anlamında kullanilmamıştı. Zaten ırkçılık emperyalizmin mazlum ülkelere karşı kullandığı ayırımcılığın silahıdır şimdiki anlamda.

Ulusal Milliyetçilik emperyalizme hizmet eder hale gelmişti ırkçılığı öne çıkardı bunlari yaza yaza ellerimiz ağırdı. Ulusalcılar, bağımsızlığımızı Avrupa’ya teslim etmek isteyenlere tehdittir diye düşünenler yanlış düşünüyor! bizler zaten AB ve USA köle konumundayız, ümmetçiliğe kucak acmış TBMM işgal edilmiştir Amerikan görevlisi Fethullah ne demişti “ulusalcıları da aşacağız(!) işte ispatı...

Zaten Anayasa 10 kasim 1938 saat 09_05 te Dolmabahceye gömülmüştü..daha sonra Ulusculuk+milliyetcilik= faşizm+ümmetil din.

sevgiler.

Evet!

Bugün de ulusalcıları faşist olarak niteleyenler ne dediğini bilmiyor.

M.Kemal'i ön plana çıkarmanın neresi sıkıntıdır?Kaldı ki bu öylesine bir "Atatürk seviciliği" değil,O'nun emperyalizme ve ortaçağ gericiliğine karşı duruşunun sahiplenilmesidir.Kavramları, olguları,sap ile samanı birbirine karıştırmak yanlıştır.

Bunun ötesinde bir şey varsa buyurun tartışalım.Mesela "bu ulusalcılar,şunu iddia etmişti;bu yüzden biz bunlara faşist diyoruz" gibi....

Ulusalcılık,ülkemizin ilerici güçlerinin buluştuğu ortak paydanın adıdır.Bu ortak payda antiemperyalist,aydınlanmacı ve devrimcidir.

Bakınız;medya ve diğer alanlarda saldıranlar, ortaçağcı cemaatçiler,ikinci cumhuriyetçiler,neoliberal solcular vb.dir.Sonuç olarak ,toplamda işbirlikçiler.......



Evet.Feto,ABD'den buyurmuştu:"Ulusalcı dalgayı aşacağız."

Bu bile ulusalcı dalganın neyi hedeflediğinin özlü bir kanıtıdır.

Korkuyorlar....

korksunlar....





Sizinle istediyiniz platforda haklı olduğunuz konuda kutlar ve cevap verebilirim... Ben ne yazdığımı ve dediyimi çok iyi biliyorum.
Ulusalcılar, Doğuya sırtlarını dönmesinin ardından ve yerel Çeteleşmeye kucak açtıktan sonra iflas ettiler. Atatürkü bir daha öldürdükleri için ulus lafını maalesef sadece, cadde ve sokak adreslerinde okuyacaz.

Bir önceki yazımıda okuyunuz lütfen...
iyi araştırmalar.

özcan1
22.04.2008, 23:57
http://www.cafesiyaset.com/haber/20080422/Ulusalcilar-bu-yaziya-cok-kizacak.php

Ulusalcılar bu yazıya çok kızacak!

Radikal'den Perihan Mağden, Ulusalcı cepheyi deli edecek bir yazı kaleme aldı... Deniz Baykal'a 'light Baykal' diye hitap eden Mağden, Ulusalcılar Kamer Genç'e kadar düştü, dedi ve ekledi... Mağden'in 'o' yazısı bir adım ötede...

Ulusalcılar Genç'e kadar düştü

Düşünün artık! Kamer Genç devrede

Laikçi Taraf'ın hissi: "Ama onlar bizden değiller. Çok düşük, çok cahiller. Biz Kemalist Devrimler'den geçerek imbik imbik; çok yükseldik. (Hoş, zaten çok yüksektik.) Şimdi bu çarıklı erkân, bu kurnazzzlar Bizim Yerlerimiz'i almaya çalışıyorlar. Karılarının başı bağlı, kendileri badem bıyıklı. Kapının önünde ayakkabı çıkartanlar! Bizden değil onlar!"

Yazacak bir sey bulamiyorum ve gercekten üzülüyorum..

promethe
24.04.2008, 01:00
bu ellerden kastımın kim olduğunu biliyorsun....senin için demiyim ama partin(doğucular) ve onun kuvayı milliyeci dostları kimi değerleri evirip çevirip kendi çıkarlarına ortak etmeyi seviyorlar....


Sayın kreşmir.Kırmızıyla yazdım.Kendiniz yakıştırıp "dost" yapıyorsunuz.Sonra da bu yakıştırmanız üzerinden eleştiri......

Tek bir ulusalcı yapı yoktur;siz yakıştırıyorsunuz diye,söylediklerinizin doğruluğu da...

Emperyalizmin en karakteristik özelliğini söyleyeyim:"Her şeyin sahtesini üretmek!"

Sol'un,"ulusalcılık"ın.........

Üretir ve mücadele ettiği karşı kuvveti bertaraf etmek üzere bunları kullanır.Silah,Kur'an,Bayrak üzerine yemin eden bir provakasyon örgütü...

Neresi ulusalcı bunların.Gayet açıkça görülmektedir ki ,bu Kuvayı Milliyeciler de imalattır.Tıpkı pıtrak gibi çoğalıp çıban gibi yayılan sol kisveli provokasyon grupçukları gibi!

Kamuoyuna ,"bakın ,görüyor musunuz ulusalcıları,bunlar tıpkı bir tarikat ya da masonlar gibi, ayinlerle örgütleniyorlar" dedirtmek amacıyla ortalığa sürüldüler.