özcan1
07.04.2008, 20:43
AB, Başbakanlığa sunduğu ''acil çıkartılması gereken yasalar'' listesinde, TCK'nın 301, 216, 277, 285, 288, 305, 318'inci maddelerinde değişiklik istedi.
Pazartesi, 07 Nisan 2008 18:52
Hükümet, kapatma davasının ardından AB'yi yeniden gündemine aldı. AB Genel Sekreterliği, Başbakanlığa ''acil çıkartılması gereken yasalar''ı bildirdi. Listenin ilk sırasında ifade özgürlüğünün önündeki engellerin kaldırılması var.
AB'nin dikkat çeken bir başka beklentisi ise, yolsuzlukla mücadele stratejisinin oluşturulması.
AB Genel Sekreterliği'nin listesine göre, ifade özgürlüğünün önündeki engellerin kaldırılabilmesi için sadece TCK 301'inci maddede değişiklik yetmiyor. TCK'nın 216, 277, 285, 288, 305, 318'inci maddelerinde de değişiklik şart.
Genel Sekreterlik, "Halkı kin ve düşmanlığa tahrik etme, yargıyı etkileme, gizliliğin ihlali; temel milli yararlara karşı faaliyette bulunma ve halkı askerlikten soğutma" ile ilgili maddelerin de AB'yle uyumla hale getirilmesini istiyor.
LİSTE HAZIR
Listede Sayıştay kanununda değişiklik, kişisel verilerin korunması kanun taslağının hızla yasalaşması da yer alıyor.
Çalışma hayatında da AB'ye uyum için acil yasalaşması gereken düzenlemeler var. Bunlar sendikalar kanunu ile toplu iş sözleşmesi, grev ve lokavt kanunu.
Listeye göre, AB Genel Sekreterliği'ne kapsamlı bir yolsuzlukla mücadele stratejisi hazırlanması da gerekiyor.
Demokratikleşme paketine hangi maddelerin dahil edileceğine hükümet karar verecek. Hepsi çıksa bile reformlar tamamlanmış olmuyor, çünkü AB yolunda çıkartılması gereken 51 düzenleme daha sırada bekliyor.
Kaynak: Cnn Türk
Başbakan, Adalet ve Kalkınma Partisi hakkında dava açıldığı zaman ise şöyle söylüyor: “Seçimlerde Adalet ve Kalkınma Partisi 17 milyona yakın oy almıştır. Böyle bir partinin, tek başına hükümet kurmuş bir siyasal partinin kapatılması, kin ve garezle hareket edildiğini gösterir.” Düşün özgürlüğünün kurumlaşmadığı bir siyasal sistem demokratik değildir. Resmi ideolojinin düşün hayatına, bilime, sanata, siyasal yaşama egemen olduğu bir siyasal sistem demokratik değildir. Seçimlerde iki milyon oy almış bir siyasal partiyi, o partinin milletvekillerini dışlamak, elbette demokratik bir tutum değildir. Sen böyle bir siyasal partiyi dışlarsan, o partinin kapatılmasını teşvik edersen, başka bir güç de, egemen bir güç de seni dışlayabilir, görmezden gelebilir, senin kapatılman konusunda çaba sarfedebilir. Siyasal sisteme anti-demokratik bir tutum egemen olursa, bunların olması, yaşanması doğaldır, bakalım AB devletlerinin bu son hamlesi AKP partiyi kurtarabilecekmi?
Pazartesi, 07 Nisan 2008 18:52
Hükümet, kapatma davasının ardından AB'yi yeniden gündemine aldı. AB Genel Sekreterliği, Başbakanlığa ''acil çıkartılması gereken yasalar''ı bildirdi. Listenin ilk sırasında ifade özgürlüğünün önündeki engellerin kaldırılması var.
AB'nin dikkat çeken bir başka beklentisi ise, yolsuzlukla mücadele stratejisinin oluşturulması.
AB Genel Sekreterliği'nin listesine göre, ifade özgürlüğünün önündeki engellerin kaldırılabilmesi için sadece TCK 301'inci maddede değişiklik yetmiyor. TCK'nın 216, 277, 285, 288, 305, 318'inci maddelerinde de değişiklik şart.
Genel Sekreterlik, "Halkı kin ve düşmanlığa tahrik etme, yargıyı etkileme, gizliliğin ihlali; temel milli yararlara karşı faaliyette bulunma ve halkı askerlikten soğutma" ile ilgili maddelerin de AB'yle uyumla hale getirilmesini istiyor.
LİSTE HAZIR
Listede Sayıştay kanununda değişiklik, kişisel verilerin korunması kanun taslağının hızla yasalaşması da yer alıyor.
Çalışma hayatında da AB'ye uyum için acil yasalaşması gereken düzenlemeler var. Bunlar sendikalar kanunu ile toplu iş sözleşmesi, grev ve lokavt kanunu.
Listeye göre, AB Genel Sekreterliği'ne kapsamlı bir yolsuzlukla mücadele stratejisi hazırlanması da gerekiyor.
Demokratikleşme paketine hangi maddelerin dahil edileceğine hükümet karar verecek. Hepsi çıksa bile reformlar tamamlanmış olmuyor, çünkü AB yolunda çıkartılması gereken 51 düzenleme daha sırada bekliyor.
Kaynak: Cnn Türk
Başbakan, Adalet ve Kalkınma Partisi hakkında dava açıldığı zaman ise şöyle söylüyor: “Seçimlerde Adalet ve Kalkınma Partisi 17 milyona yakın oy almıştır. Böyle bir partinin, tek başına hükümet kurmuş bir siyasal partinin kapatılması, kin ve garezle hareket edildiğini gösterir.” Düşün özgürlüğünün kurumlaşmadığı bir siyasal sistem demokratik değildir. Resmi ideolojinin düşün hayatına, bilime, sanata, siyasal yaşama egemen olduğu bir siyasal sistem demokratik değildir. Seçimlerde iki milyon oy almış bir siyasal partiyi, o partinin milletvekillerini dışlamak, elbette demokratik bir tutum değildir. Sen böyle bir siyasal partiyi dışlarsan, o partinin kapatılmasını teşvik edersen, başka bir güç de, egemen bir güç de seni dışlayabilir, görmezden gelebilir, senin kapatılman konusunda çaba sarfedebilir. Siyasal sisteme anti-demokratik bir tutum egemen olursa, bunların olması, yaşanması doğaldır, bakalım AB devletlerinin bu son hamlesi AKP partiyi kurtarabilecekmi?