mavimisali
11.04.2008, 08:35
Canlar Merhaba;
Salı akşamı katıldığım bir toplantı da geçen gündem dışı bir söylem ile ilgili sizlerinde düşüncelerini ve fikirlerini almak istedim.İlk soru dedelik kurumunda bir gelenek olan çıraklıkla ilgili,özellikle 80 sonrası dönemde dedelik kurumunun yozlaştığı ve çıraklık geleneğinin rant kapısına dönüştüğü yolunda bir düşünce var.Ayrıca Genç dedelerin kendisinden yaşça büyük taliplerine el öptürmesini feodalizm le bağdaştıran ve uygulanmaması gerektiğini düşünen bir kesim var.
Sizce,dedelik kurumu ve çıraklık geleneği gerçekten bir rant kapısına dönüşmüş müdür_? Yaşça büyük taliplerin el öpmesi doğru mudur_?
mavimisali
11.04.2008, 08:44
Bence,Sünni ve laik üriter devlat anlayışı içerisinde Diyanet e bağlı olarak çalışan İmam ve müftülerin sendikalaşma çalışmaları ve grev anlayışına ilişkin tutumları gözönüne alınırsa,bu tartışmanın dedelik kurumunun altına dinamit koymak gibi bir durumla özdeş olduğunu savunuyorum.1400 yıllık bu geleneği bugünlere taşıyan temel taşımız olan dedelik kurumu,kimi çevrelerin yahut kişilerin uygulamaları nedeni ile böyle bir sorunun muhatabı kabul edilmesini dahi içime sindiremiyorum.Ayrıca el öpme geleneği,dedelik kurumunda farklı bir şekilde incelenmeli;Burada saygı makam a duyulur.Kişiye yönelik bir ifade değildir.
Dede-baba
11.04.2008, 10:03
DEDE-BABA... Hz. Muhammed Mustafa'nın ve dahi 12 İmam'ın soyundan gelendir...
Bu soydan gelme herkese bu kutsallığı sağlamaz.. bazı şartları beraberinde getirir.. Fakat Bu makama ulaşmış eren önünde niyaz.. ve el öpme... Gerçekte Hakk-Muhammed-Ali'yedir... yoksa kendisi de et ve kemikten olan Can'a değil..
Daha geniş bilgi için... aşağıdaki linke giriniz...
http://www.aleviforum.com/showthread.php?t=36410
Dede-baba: Ayin-i cem'lerde on iki hizmet sıralamasında birinci sırada olan Mürşitlik makamına gelmiş.. Dini Ruhani önderdir.
***Doğrudan doğruya soya bağlıdır. Seyid olduklarına inanılır. Yani Hz. Muhammed'in kızı hz. Fatıma-ül Zehra ile Hz. Ali'nin soyundan gelen Ehl-i Beyt neslidir. Kimi yörelerde dedelerin yaptıkları işler arasında görülen; hastalıkların tedavisi, doğaüstü mucizeler gibi olgulara bakıldığında nnesilden gelme bir ruhaniyet taşıklarına inanılır.
**Dede'nin temel görevi ise toplumu aydınlatmak ve örnek oluşturmaktır.
***Dede'nin soy şartına dayanarak üstlendiği Ayin-i Cem'deki görevinin yanı sıra aydınlatma görevini yerine getirebilmesi için "adil, bilgili,erdemli,gözü gönlü tok,kapısı ve sofrası açık olması gerekir. Çünkü dede-baba...yol açar,talipleri irşat eder,bilmeyene öğretir,aydınlatır
***İmam Cafer-i Sadık'ın Buyruk'unda: Bir padişah tarafından yaptırılan ve içinde acı-tatlı meyvelerin yenildiğinde insanı öldüren yada delirten meyvelerin bulunduğu örneği kullanılarak, mürşitlik rolünün altını çizer. Mürşitler; bahçenin bahçıvanıdırlar ve zehirli meyveden yiyenlere panzehirdir, delirtici meyveden yiyenlere de aklı başa getirici ilaçlar vermek temel görevleridir. Bu bahçe ise dünyadır. Dolayısıyla dedeler alemle, ruhsal alemin keşişme noktasındadırlar. Ancak işlevleri bu dünya ile sınırlıdır. İşlevlerini yerine getirebilmek için ise, adalet, erdem gibi değerlere sahip olmalıdırlar...
Allah Eyvallah
***Dede-babalar, her nekadar kendilerine bağlı topluluklarda yürüttükleri cem sonrasında topluluğun rızasına bağlı olarak, ayni ve nakti bir şeyler elde etselerde (çıralık), temel geçim kaynakları bu değildir. Dede herkes gibi çalışır ve kendi geçimini kendi sağlar.
***Üstlendiği görev ve hizmet ona herhangi bir ayrıcalık vermez. Çünkü dedeler de eğer şuç işlerlerse tıpkı talipler gibi, topluluğun karşısında hesap verecek "dara çekilecek" ve hatta "Düşkün " sayılıp ceza bile alabileceklerdir.
***Dedelik soya dayanmakla birlikte, yanlız soy yoluyla elde eldilmez. dedelik hizmetini yerine getirebilmesi için topluluğun rızası şarttır.
*** Dedelik hiçbir zaman yanlız başına din adamlığı değildir. Dini bir rol üstlenmemektedir. dedelik kurumu sayesinde Aleviler arasında zincirleme bir örgütlenme oluşur. dede ocakları birbirinden kız alıp verir. soylarının müridlere karışmamasına özen gösterilir.
**Her dede ocağının görüldüğü bir başka dede ocağı vardır. Bu zincirsel örgüt, bütün Anadolu alevilerini bir ağ gibi sarar ve birbirine bağlar.
***Bu örgütlülük.. Yüzyıllardan beri var olan bir kültür birikimini ve aktarımını sağlamıştır. Alevi kültürü daha çok sözlü bir kültürdür. dedeler gerektiğinde hem dedelik hemde zakirlik yaparak bu kültürü günümüze ulaştırmışlardır.
Allah Eyvallah
Sevgili can dedeliğin , bir rant kapısı haline geldiğini bende gözlemlemekteyim. Hak eden kişilerin yerine , çeşitli entrikalar ile hileler ile , hak etmeyen kişiler geçmiştir ve halen geçiyor. Bu da inançlı vatandaşlarımızı alevilikten soğutabiliyor. Önümüzdeki en büyük tehlike bu , dedelerin bu kurumu rant kapısına dönüştürmeleri. Bizler toplumsal baskı kurarak bu kişilere engel olmalıyız. Değerli hak eden dedelerimizi ön plana çıkarmalıyız.
el öpme konusuna gelince , ocağı niyetine öperiz , ben dedemin elini öperken , ocağına niyaz ederim. Dede yaşca küçük olmuş büyük olmuş önemli değil. Burdaki ayrıntı hak eden dedenin elini öpmek.
Bir yakınım dedelik yapıyor. Geçen gün bir cemde yaşlı bir amca gelmiş elini öpmeye kalkmış. Genç yakınım izin vermemiş. Amcada kızmış ağzımda pis bir şey mi var öptürmüyorsun demiş. Hoşcakal