Orijinalini görmek için tıklayınız : Hz. Ali (a.s)’ın Kabrinin Bulunması


Asigi Ali
16.04.2008, 08:29
Vasiyet gereğince o hazretin cenazesi geceleyin defnedildi ve kabir üzerine de hiç bir alamet bırakılmadı; Abbasi halifesi olan Harun’ur- Raşid zamanına kadar gizli kaldı. Bir gün Harun’ur- Raşid, kamışlı ve ceylanların bulunduğu yer olan Necef çölüne avcılığa çıktı, tazı ve parslarla ahuları takip ettiler; avcılar “Tell-ü Necef”e[36] sığındılar; ama tazı ve parslar Telle-ü Necef’in üzerine çıkmadılar. Bu amel bir kaç defa tekrarlandı; yani tazılar geri gittiklerinde ceylanlar tepeden aşağı iniyorlardı, takip edildiklerinde ise tekrar o tepeye sığınıyorlardı. Halife, tazıların tepenin üzerine çıkmadıklarını görünce o mekanda bir sırrın olması gerektiğini anladı; işte bundan dolayı hizmetçilerine o yerin halkından yaşlı bir adamı yanına getirmelerini emretti. Bir ihtiyar adam bulup getirdiklerinde halife o adama; “Bu tepede ne gibi bir sır vardır ki, tazılar ceylanların ardıca onun üzerine çıkmıyorlar?” diye sordu.


İhtiyar adam cevaben; “Ben sırrını biliyorum, fakat söylersem can güvensizliğimi kaybederim” dedi. Halife güvenlik verince ihtiyar adam şöyle dedi: “Babamla birlikte buraya geldik, babam bu tepenin üzerini ziyaret edip orada namaz kıldı, babama; “Burada ne vardır?” diye sordum. Babam cevabımda şöyle dedi: “İmam Cafer Sadık (a.s)’la birlikte burayı ziyarete geldik, İmam Sadık (a.s); “Burası ceddimiz Ali bin Ebi Talip (a.s)’ın kabirdir, yakında aşikar olacaktır.” buyurdular.

Halife o yerin kazılmasını emretti, orayı kazıp bir kabir alametine ulaştılar, orada iki satır Süryani yazısıyla yazılan bir levha gördüler, o levhadaki yazıyı tercüme ettiklerinde şu sözler çıktı: “Bu Nuh peygamberin tarafından yedi yüz yıl önce Muhammed (salllahu aleyhi ve alih)’in vasisi olan Ali için kazdığı kabirdir.”

Harun bu durumu görünce o kabre çok ihtiram edip toprakları tekrar kendi yerine dökmelerini emretti, kendisi de bineğinden aşığı inip abdest aldı, iki rekat namaz kıldı, çok ağladı ve kendisini o mutahhar kabrin üzerine attı. Daha sonra Hz. Musa bin Cafer (a.s)’ın huzuruna bir mektup yazarak bu olayın O Hazretten sorulmasını emretti. Hazret onların sorusunun cevabında şöyle yazdı: “Evet, orası değerli ceddim Emir’ul- Muminin Hz. Ali (a.s)’ın kabridir.

Harun kabrin üzerinde taşla bir bina yapılmasını emretti, bu bina “Tahcir-i Harun” diye meşhur oldu. Daha sonra bu haber diğer şehirlere yayıldı. Müminler etraftan yolculuk yüklerini bağlayıp O Hazretin ziyaretine geliyorlardı.

Peşaver Geceleri Kitabından Alıntıdır

Asigi Ali
16.04.2008, 08:31
Burada Alevi canların dikkat etmesi gereken şudur ki, Harun ER-Reşid, Abbasi halifelerindendir ve hiç bir zaman Hz. 12 İmam'lara tabi olmamıştır. yaşadığı dönemde İmamlara ve seyyidlere çok işkenceler etmiş birisidir. Allah lanet etsin tüm EHli Beyt düşmanlarına. Ağlamasınınbir çok nedeni olabilir. Bu sizler iyanıtlmasın?
vesselam

can
16.04.2008, 08:42
Burada Alevi canların dikkat etmesi gereken şudur ki, Harun ER-Reşid, Abbasi halifelerindendir ve hiç bir zaman Hz. 12 İmam'lara tabi olmamıştır. yaşadığı dönemde İmamlara ve seyyidlere çok işkenceler etmiş birisidir. Allah lanet etsin tüm EHli Beyt düşmanlarına. Ağlamasınınbir çok nedeni olabilir. Bu sizler iyanıtlmasın?
vesselam

Bildiğim kadarıyla, Harun Reşid imamlara tabi olmamıştır ama eziyet te etmemiştir. Emevi - Abbasi dönemi içerisinde başa geçmiş tek olumlu halifedir, şia mezhebinin bile saygı gösterdiği bir insan olmuştur. Yoksa alıntı yaptığınız rivayet kendi içinde çelişir, ehl-i beyt düşmanı olsa kabri kapatabilirdi.

ehlibeyt
16.04.2008, 09:01
canlar imam ali'nin kabri yoktur,naaşı sır olmuş,hakka yürümüştür.o günden bugüne gelen dedikodu ve uydurmalara inanmayın.Ali sırrı Arı sırrıdır...kimse eremez onun sırrına...

yagmur12
16.04.2008, 09:52
HZ. ALİ ve HZ. MUHAMMED (ulu zaatların) hiçbirinin kabrinin yeri bilinmemektedir. Amaç; daha sonra kabre zarar gelmesini önlemek ve daha da ziyade bugün oluşan batıl inançların önüne geçmektir. Şu an günümüzde olan yatır vb. yerlere olan inançlar bidata girer. Yapılan türbelere baktığımızda da; biri rüyasında görmüştür O kişiye atfen bir yere kabir yaptırmıştır vb. şekilde oluşmuştur. Kabrin bulunması da çok düşük bir ihtimal ve rivayetten öteye gitmez diye düşünüyorum.

Teşekkürler.

Asigi Ali
16.04.2008, 17:45
Bildiğim kadarıyla, Harun Reşid imamlara tabi olmamıştır ama eziyet te etmemiştir. Emevi - Abbasi dönemi içerisinde başa geçmiş tek olumlu halifedir, şia mezhebinin bile saygı gösterdiği bir insan olmuştur. Yoksa alıntı yaptığınız rivayet kendi içinde çelişir, ehl-i beyt düşmanı olsa kabri kapatabilirdi.



Harun reşid şiaların sevdiği birisi değildir. Bunu nereden duydunuz bilmiyorum. Bilmelisiniz ki Alevi inancında tevella ve teberra çok önemli ibadetlerdendir. Tevella ve teberrası eksik olanın inancıda kınanmaktadır. Harun Reşid iktidara ilk geldiğinde 21 tane seyyid'in başını kestirmiştir. Bu meşhur bir olay. Bu konu size eksik anlatılmış. Tarih kitaplarını yeniden araştırınız. Ama şunu söyleyebiliriz, Harun Er-Reşid Abbasi halifeleri arasında 12 İmam'a(a.s.) zulm konusunda en onde geleni değildir. Bilmelisiniz ki, Hz İmam Musa-i Kazım(a.s.) Harun Reşid tarafından zındana hapsedilmiş ve sonunda Zindandayken zehirleterek şehit edilmiştir. Nasıl olurda şia Mezhebi Kensi imam'ını zehirleten ve yıllarca hapseden birine saygı gösterir. Bu konuda sizi yanıltmışlar.

Allah Ehli Beyt düşmanlarına lanet etsin. vesselam

Asigi Ali
16.04.2008, 17:48
canlar imam ali'nin kabri yoktur,naaşı sır olmuş,hakka yürümüştür.o günden bugüne gelen dedikodu ve uydurmalara inanmayın.Ali sırrı Arı sırrıdır...kimse eremez onun sırrına...



Can bizi yalancılıkla itham edeceğine iddianı ıspat etmek için delillerini ortaya koy. Biz Ali dostları yalan söylemeyiz. Vesselam

Asigi Ali
16.04.2008, 17:53
HZ. ALİ ve HZ. MUHAMMED (ulu zaatların) hiçbirinin kabrinin yeri bilinmemektedir. Amaç; daha sonra kabre zarar gelmesini önlemek ve daha da ziyade bugün oluşan batıl inançların önüne geçmektir. Şu an günümüzde olan yatır vb. yerlere olan inançlar bidata girer. Yapılan türbelere baktığımızda da; biri rüyasında görmüştür O kişiye atfen bir yere kabir yaptırmıştır vb. şekilde oluşmuştur. Kabrin bulunması da çok düşük bir ihtimal ve rivayetten öteye gitmez diye düşünüyorum.

Teşekkürler.


Yağmur can,

Birincisi Hz Muhammed'in kabrinin bulunduğu yer konusunda herhangi bir ihtilaf olmadığı gibi, gizlide defnedilmemiştir. Hz Ali'nin(a.s.) defin işlemleri yazımızda da belirttiğimiz gibi gizli olmuş ve kabrin yeri 100 yıl sonra naklettiğimiz şekilde ortaya çıkmıştır.

Kabirlerin ziyaret edilmesi ile ilgili görüşünüz ise VAHHABİLERE aittir ki, biz vahhabi görüşlerini kabul etmiyoruz. Ayrıca Sunniler dahi vahhabileri tekfir etmiştir. dilerseniz sunni kitaplardan araştırabilirsiniz.


Bidat dine sonradan sokulan şey, yenilik demektir. Sizde kabir ziyaretinin bidat olduğunu ilmi yollarla ıspat etmelisiniz. Yoksa söylemden öte gitmez. vesselam

Asigi Ali
16.04.2008, 17:55
Diyelim ki, bu rivayet uydurmadır. Gerçekten de bugün Necef-i eşref'te bulunan bu türbede Hz Ali(a.s.)'ın kabri yoktur. Bu varsayımla bile yola çıksak sizi insanların oraya HZ Ali(a.s.) ziyaret etmek niyetiyle, akın akın gitmezi mi rahatsız ediyor? Ne sakıncası var acaba HZ Ali(a.s.)'ın türbesinin veya peygamberlerin veya diğer İmamaların türbelerinin ziyaret edilmesinde?

Siz İmamları mı kıskanıyorsunuz? Vesselam

Asigi Ali
16.04.2008, 18:01
İyiki HZ Ali(a.s.) 'ın türbesi konusunda ihtilaf var. Gerçi bu çok az bir kısmın iddiasıdır. 12 İmam'a inananlar ise şüphe etmiyorlar. Ama, diğer İmamlarımızın türbelerinin nerede olduğu konusunda şüphe yok. Acaba insanlar Yüce İmamların ziyaret edilmesinden neden rahatsız oluyor?


Allah'a yemin olsun Eğer Vahhabilerin zulmü olmasaydı, Hem Peygamberi Ekremin(s.a.a) hemde Baki mezarlığında bulunan Dört İmam'ın(a.s.) ziyaretine akın akın giderdik. Kimse engel olamazdı ziyaretimize. Biz İmamlarımızın kabirlerini boş bırakmayacağız ve sizinde boşalmaya güzünüz yetmeyecek.

Yüce Allah onlar hakkında şöyle buyuruyor;" Allah yolunda öldürülenlere ölüler demeyiniz" Vesselam

Asigi Ali
04.06.2008, 12:40
Hz. Ali (a.s)’ın Medfeni Hakkındaki İhtilaf


Bütün bu ihtilaflar O Hazretin, kabrinin gizli kalmasını emretmesinden dolayı ortaya çıkmıştır. Nitekim İmam Cafer bin Muhammed’in- es- Sadık (aleyhum’es- selam)’dan şöyle bir rivayet nakledilmiştir:

“Hz. Emir’ul- Muminin Hz. Ali (a.s) vefat anında oğlu İmam Hasan’a şöyle buyurdu:

“Necef’de beni defnettikten sonra kabrimin yerini kimse bilmemesi için şu dört yerde kabir kaz: 1- Kufe Camisi’nde. 2- Rahbe’de. 3- Cadet-u Hübeyre’nin evinde. 4- Ğariy’de.”

Elbette bu ihtilaf muhalif (sunni) alimler arasındadır. Çünkü onlar herkesin sözüne itina gösteriyorlar. Ama Ehli Beyt Mektebi alimlerinin O Hazretin mübarek kabrinin Necef’ul- Eşref’de olmasında görüş ittifakları vardır. Çünkü onlar hadislerini tertemiz ve mutahhar Ehl-i Beyt’ten almışlardır. Ehl-i Beyt'in de, beyt’te (evde) olan şeyleri (başkalarından) daha iyi bilmeleri doğal ve apaçıktır.

“Hz. Ali’nin mezarı Kabil’in yakınlarındadır.” Bu tamamıyla yalandır ve bu olay doğru bir haberden daha çok efsaneye yakındır.

Daha çok muhalif (sunni) alimlerine hayret edilmelidir. Çünkü her yerde mutahhar Ehl-i Beyt’ten ve O’nların sözlerinden uzak durmuşlardır; hatta ihtilaf çıkmaması için babalarının kabrinin yerini evlatlarına sormaya bile hazır olmamışlardır. Çünkü ev halkı evde olanı daha iyi bilir; O Hazretin evlatlarının (özellikle 11 İmam'ın) babalarının defnedildiği yeri başkalarından daha iyi bilmeleri (gün gibi) apaçık ortadadır.

Eğer o mezkur yerlerden her hangi birisi doğru olsaydı kesinlikle Eimme-i Ethar (Mutahhar masum İmamlar) kendi taraftarlarına haber verirlerdi; oysa ki onların aksine Necef’ul- Eşref’i takviye etmişlerdir; hatta kendileri bile O Hazretin Necef’deki kabrinin ziyaretine gitmiş ve taraftarları da O Hazretin Necef'deki kabrinin ziyaretine teşvik etmişlerdir.

Sibt bin Cevzi “Tezkire” kitabında muhtelif rivayetler zikretmiştir; o yere kadar ki şöyle diyor:

“Altıncı rivayet de şudur ki: Hz. Ali (a.s)’ın kabri, bugün bütün halkın ziyaretgahı olan “Necef’ul- Eşref” şehrindedir. Bu rivayet daha aşikar ve yaygın ve meşhurdur.”

Yine diğer muhalif alimlerden, örneğin; Hatib-i Harezmi, “Menakıb” kitabında Hatib-i Bağdadi, kendi tarihinde, Muhammed bin Talha-i Şafii “Metalib’üs- Süul” kitabında İbn-i Ebi’l- Hadid, “Şerh-i Nehc’ul- Belağa”da Firuz Abadi kendi Kamus’unda (Necef maddesinde) vs. O hazretin defnedildiği yerin Necef’ul- Eşref olduğunu yazmışlardır.

arap holding
04.06.2008, 15:09
asigi ali iyi peki ole diyosunda imam ali {a.s.}in kabri orda olup olmadigina ne sen kanit getirebilirsin nede bi baskasi orasi sadece onun adinda bi ziyaret ve butun ziyaretlerde illa ki doga ustu seylerin oldugunu goruyoruz ve duyuyoruz bu senin dedigin ceylanlarda oraya cikabiliyolar bunlari kovalayanlar ise cikamiyolar bence turbenin yaninda ole seyler her zaman yasanir sadece hayavanlar icin solemiyorum mesela bizde antakya harbiye de bi turbe var seyh yusuf el_hekim{a. s} diye.bi bayan bundan 10 15 yil oncesini soluyorum cok eskide degil yani bayan ayaginda ne bileyim iste biseyler cikmis ayaginda ameliyat olmasi gerekiyo bayan ruyasinda gormus seyh yusuf u gelip ayagini ameliyat etmis ve o bayan uyandigi zaman ayagina bakmis ve ameliyat olmustu yani bunlar oluyo bu senin dedigin yerde necefte sadece bi turbe baska hicbisey olamaz bunuda surekli bence konu haline getirip acmiyalim biz kendi aramizda ole seylerde karamsar dusunuyosak bizi sevmeyen bizi dusman olarak gorenler nasil dusunecek sizce bu belle ali sirlarin sirri arilarin emiri aslinda simdi size baska seylerde yazmak vardi ama iste nusayriyim arabim bu kadar yeter bence neyse saygilar

Dede-baba
04.06.2008, 15:15
Ve Emir-ül Mü'minin Hz. Ali... Oğlularına ve hasan ile Hüseyin'e vasiyet etti...

"...Ey Ev halkım!... Cenazemi Çölden gelecek.. yüzü peçeli bir yabancı yıkayacaktır.. Sakın ola Figan-ı fergat eylemeyesiniz.. ol kimseye mani olmayasınız.. Cenazemi yıkadıktan sonra Cenaze namazımı kıldıracak.. ve beni bir deveye bindirecek çöle geri dönecektir. ve götürecektir..."

Sonraki gün, Hz. Ali'nin ölümünden sonra Yüzü peçeli, her tarafı kapalı.. yüzü eli ve cümle vücudu görünmeyen bir yabancı gelir..

Hz. Ali’nin ölmeden önce vasiyetine uygun olarak, cenazesi evden alınarak gelen kişiye verilir... Yüzü peçeli bu kimse Hz. Ali’nin cenaze namazını kıldırır.. Devenin üzerine yükleyip, çöle doğru gider..

Oradan uzaklaşan yüzü örtülü yabancıyı...Hz. Ali’nin oğulları gizlice takip ederler.

Kimdir bu kişi ki babamızı bir bilinmiyene meçhule götürüyor diye düşünürken vede üzülürken...

Bir ara yüzündeki örtünün açılmasıyla, cenazeyi alıp götürenin babaları Hz. Ali olduğunu görürler...

Hemen devenin üstündeki cenazeye yönelirler... Görürler ki.. Deveyi güden de Ali...ve devenin üstündeki cenazede Ali'dir...

Ali’dir cesetin kendisi yuyan..
Yuyup kefeniyle tabuta koyan
Ali’dir devesin kendisi yeden
Hak ile Hak olan Arslan Ali’dir.
Şah Hatayi

Bugün dahi Hz. Ali'nin gerçek mezarı nerdedir.. kimse bilmemektedir... Necef'teki mezar mı?....

O sadece temsili bir makamdır.. Bakın Onun rivayetini de anlatalım..

Saygı ve Sevgi bizden olsun bütün canlara..[/QUOTE]

Degerli canlar...

Hz. Ali'nin mezarı... Bugün dahi bilinmemektedir...

Hz. Ali'nin bugün bilinen ve ziyaret edilen iki mezarı bulunmaktadır.. bunlardan birincisi Necef'te iken.. diğeri afganistan'da Mezar'ı Şerif'te bulunmaktadır... Her iki Türbe'de ziyaretgahdır..

Irak Necef'te bulunan Mezarın Hikayesi ise Şöyledir...

Harun Reşit avcılığa pek düşkün idi...Yine, Korumalarıyla birlikte Necef çölünde ava çıkmıştı... yanında bulunan, tazı ve parslarla ahuları (Ceylan) takip ettiler... Ceylanlar necef deryasında, Tell-ü Necef olarak bilinen bir tepeye sığındılar; ama tazı ve parslar Telle-ü Necef’in üzerine çıkmadılar...

Bu av sahnesi bir kaç defa tekrarlandı; yani tazılar ceylanları kovaladıklarında, onlar, tepeden aşağı iniyorlardı, takip edildiklerinde ise tekrar o tepeye sığınıyorlardı.

Halife, tazıların tepenin üzerine çıkmadıklarını görünce o mekanda bir sırrın olması gerektiğini anladı; işte bundan dolayı hizmetçilerine o yerin halkından yaşlı bir adamı yanına getirmelerini emretti.

Bir ihtiyar adam bulup getirdiklerinde halife o adama;

--- Ey yaşlı, Piri Fani!

---Bu tepede ne gibi bir sır vardır ki, tazılar ceylanların ardıca onun üzerine çıkmıyorlar?

diye sordu

İhtiyar adam cevaben;

----Ben sırrını biliyorum, fakat söylersem can güvensizliğimi kaybederim” dedi. Halife güvenlik verince ihtiyar adam şöyle dedi:

---Babamla birlikte buraya geldik, babam bu tepenin üzerini ziyaret edip orada namaz kıldı, babama;

---Burada ne vardır?” diye sordum.

Babam cevabımda şöyle dedi: “

---İmam Cafer Sadık (a.s)’la birlikte burayı ziyarete geldik, İmam Sadık (a.s); “Burası ceddimiz Ali bin Ebi Talip (a.s)’ın kabirdir, yakında aşikar olacaktır.” buyurdular.

Halife o yerin kazılmasını emretti, orayı kazıp bir kabir alametine ulaştılar, orada iki satır Süryani yazısıyla yazılan bir levha gördüler, o levhadaki yazıyı tercüme ettiklerinde şu sözler çıktı:

“...Bu Nuh peygamberin tarafından yedi yüz yıl önce Muhammed (salllahu aleyhi ve alih)’in vasisi olan Ali için kazdığı kabirdir....”

Harun bu durumu görünce o kabre çok ihtiram edip toprakları tekrar kendi yerine dökmelerini emretti, kendisi de bineğinden aşığı inip abdest aldı, iki rekat namaz kıldı, çok ağladı ve kendisini o mutahhar kabrin üzerine attı.

Daha sonra Hz. Musa bin Cafer (a.s)’ın huzuruna bir mektup yazarak bu olayın O Hazretten sorulmasını emretti. Hazret onların sorusunun cevabında şöyle yazdı:

“Evet, orası değerli ceddim Emir’ul- Muminin Hz. Ali (a.s)’ın kabridir.

Harun kabrin üzerinde taşla bir bina yapılmasını emretti, bu bina [/B]“Tahcir-i Harun” diye meşhur oldu. [B]Daha sonra bu haber diğer şehirlere yayıldı. Müminler etraftan yolculuk yüklerini bağlayıp O Hazretin ziyaretine geliyorlardı....

İşte Necef'te Şii inancına göre Hz. Ali Mezarıyla ilgili gerçek budur...Yani bir Rivayet...

Fakat hakikat Hz. Ali'nin bilinen mezarı olmadığı.. Yüzü peçeli bir kimse tarafından Çöle götürüldüğü.. deveyi güdeninde.. deve sırtındaki cenaze'nine Hz. Ali olduğudur..

Saygı ve Sevgilerimle..

Dede-baba
04.06.2008, 15:19
Hz. ALİ'NİN İSİMLERİ VE MANALARI

1-K.V.- Keremallahü Veche:

Hiç putlara tapmadığı için verilen isimdir.Hz. Ali Hayatta iken Cennetle müjdelenen on sahâbeden biri ve İmamların birincisidir.

2-Ebü’l Hasan:

Arap yarımadasında,Insanlara hitap edildiği zaman çocuklarının ismi okunur ve onun babası diye hitap edilirlerdi.... Bu vesileyle Hz. Ali'ye hasan'ın babası anlamında da isim verilmiştir.

3-Ebu Türâb :

Peygamber Efendimiz, Hz. Ali’ye hitapta bulunarak kendisine "Ebu Türâb" demiştir... Ebu Turâb, toprağın babası anlamına gelir. Ayrıca mütevazilik, her türlü bencillik ve kibirlikten uzak olmak, basit bir deyim ile yer olmak, kendisini halk için herkesden daha alçakgönüllü demeye de "Turap olmak" adı verilir. Hz. Ali’ye bu ismin verilmesinin diğer anlamı da o'nun yukarıda saydığımız özelliklere sahip olmasıdır.

Hz. Ali şöyle buyurdu:

"...Ben mü'minlerin emiriyim. Onların en yoksulunun yediğini yemeli ve giydiğini giymeliyim ki yoksul olanlar hallerinden utanmasın, şükretsinler...."

4-Haydar-ı Kerrâr:

Döne döne, yılmadan savaşan yiğit anlamında anlamına gelir.... Özellikle Elinde zülfikar .. Atı Düldül üzerinde resm edilen hz. Ali Bu isimde yerini bulur...

5- Tanrı'nın Arslanı-Esedullah:

Hz. Muhammed’in Mirac’da karşılaştığı bir aslanın ağzına yüzüğünü vermesi ve bu yüzüğün 40’lar Ceminde Hz. Ali tarafından ağzından çıkarılarak Hz. Muhammed’e tekrar iade edilmesi, Alevi inancında, Hz. Ali ve Aslan kavramlarını bütünleştirir. Bu yüzden de Hz. Ali’nin bir diğer çok bilinen ismi ise Allah’ın Aslanı'dır (Esedullah)

6-Şah-ı Merdan:

Yiğitler yiğidi, bilgeler bilgesi anlamında kullanılır. Bu sözü yiğitlerin en Şahı ve Şahların en yiğidi olarak da kabul etmek mümkündür. Ama asıl anlamı özünü fakir gören, mütevazi yiğitler yiğididir. Başka bir deyimle kuvvetine ve kudretine güvenip benlik getirmeyen, sürekli tevazu da bulunan yiğitler yiğidi olarak algılaması daha doğru olacaktır.

7-Ali-el Mürteza:

18 bin Alemi var eden Nur Üstüne Nur O'lan Allah'ın Hz. Ali'ye gösterdiği Takdir-i ilahiyyeye ve tam rızâdan, tam rıazsından dolayı verilen isimdir...

Bu isim, Pirlerin Şahı, Evliyalar Şahı anlamınada da kullanılmaktadır... Bu bağlamda Pirlerin şahı, Murteza isimlerini bir arada değerlendirdiğimizde, O'nun Hakka tam teslim olmuş, hikmetine Evliyaların ve Ermişlerin akıl sır erdiremediği bir Veliyullahtır.

Mekke'de... Hz. Peygamber'in, ömerin, osmanın, ebu bekirin kapıları ortak olarak kullanılan tek bir mescide açılırdı... ve hep birlikte ibadet edlirdi...

Hz. Peygamber bu mescide izin alınmadan girilmesini yasakladı.. ve kapıların tümünü kapattırdı.. kapısı açık kalan sadece Hz. Ali'nin idi.. Bunun nedenini soran. sahabe'ye ise şöyle cevap verdi:

"....“Ali’nin kapısı müstesna mescide açılan tüm kapıları kapatın.ALLAH’a and olsun ki ben kendimden kapılarınızı kapatıp Ali’nin kapısını açık bırakmadım.Ben sadece ALLAH’tan emredileni yerine getirdim…”

8-Turnalar Şahı Hz. Ali:

Hz. Ali’nin sesinin yani avazının çok güzel olduğu ve kulağa hoş geldiği anlamında, çok sonraları onun hakkında telaffuz edilmiştir. Turnanın sesinin çok güzel olduğuna inanılarak Hz. Ali ile Turna bir araya getirilmiştir.

9-Şir-i Yezdan:

Allah'ın arslanı anlamında kullanılır. Allahın Aslanı ile ilgili değerlendirme yukarıda yapıldığı tekrar etmeyeceğim...

Ayrıca hz. Ali'nin, Şah-ı Velayet (Velayet eden ve İman edenlerin Şahı), Serpinhan (yardımcı Can, yardımsever Can), Halûkü-l Rahman ( bağışlayıcılığın yaratıcısı), Emirü’l-Müminin ( Müminlerin Emiri / İnananların başı), Babu’l-İlim (İlim Kapısı), anlamında sevilen isimleri vardır.

Bazı kaynaklar Hz. Ali’nin bin bir isminin olduğunu, güzel olan her şeyde onu gördüklerini, ne kadar güzel eser varsa hepsinde Hz. Ali’yi gördükleri inancından hareketle bu isimleri çoğaltırlar. İsim sayısının birkaç tane daha fazla ya da eksik olması onun şahsında fazla bir önem arz etmez. Ancak Alevi-Bektaşi toplumu O'nu öylesine bir içtenlikle sahiplenmiştir ki, sadece Ali isimleri değil, O'na yakıştırılan diğer isimleri bile aynı içtenlikle benimsemiş ve nesiller boyu yeni doğan bebeklere bu isimleri vererek bağlılık örnekleri göstermiştir....

Allah Eyvallah

Dede-baba
04.06.2008, 15:22
[QUOTE=Dede-baba;577988]Degerli canlar Hz. Ali.. Ramazanın 18. günü Küfe'de sabah namazı sırasında aldığı zehirli hançer yarası nediyle.. ağır yaralanmıştı.. kendisine sadıranın kendi ölmediği müddetce öldürülmesini istemedi...

Ramazanın 21. günü ise Hakk'a yürüdü...

Ölürken ogullarına şu vasiyette buluındu...

HZ. ALİNİN SON SÖZLERİ

****Size vasiyetim Allah'tan çekinmenizdir.

Dünya sizi arasa istese bile, onu aramamayı,istememeyi vasiyet ederim.ona ait bir şeyi elde edemediğiniz.... Elinizdekini yitirdiğiniz içinde hayıflanmayın. Gerçeği söyleyin,ahiret ecri için iş görün,

Zalime düşman olun,mazluma yardımcı kesilin,bütün evladıma ehlibeytime ve bu sözlerim kime ulaşırsa ona, Allah'tan çekinmeyi, işlerinizi düzene koymayı, aranızı uzlaştırmayı vasiyet ederim.

Allahın salatı.... Muhammed'e ve soyuna olsun. Muhammed şöyle buyurdu, iki kişinin arasını bulmak bütün salatlardan ve oruçlardan üstündür. Yetimleri koruyun ... Size verilen haklarını yitirmeyin onların. Komşularınızı görün... gözetin bu Peygamber'iniz Muhammed'in vasiyetidir.

Komşular hakkında öylesine vasiyetlerde bulunduki onlarda mirasa girecekler sandık. kur an a riayet edin onunla amel etmekte başkaları sizi geçmesin. Salatı bırakmayın...

İyiliği buyurmayı... Kötülükten sakındırmayı bırakmayın, sonra kötüleriniz başınıza geçer.... Sonrada dua edersiniz icabet edilmez size. Allah'ın Resulü'nden duydum, sakının eziyetten işkenceden.... Öldüreceğiniz kuduz köpek bile olsa...

Allah'ın Selam'ı ve salat Muhammed Mustafa'ya.... Ali-el Mürteza'ya ve onların yolunda gidenlere olsun...

Saygı ve sevgilerimle..

yagmur12
04.06.2008, 15:25
Yağmur can,

Birincisi Hz Muhammed'in kabrinin bulunduğu yer konusunda herhangi bir ihtilaf olmadığı gibi, gizlide defnedilmemiştir. Hz Ali'nin(a.s.) defin işlemleri yazımızda da belirttiğimiz gibi gizli olmuş ve kabrin yeri 100 yıl sonra naklettiğimiz şekilde ortaya çıkmıştır.

Kabirlerin ziyaret edilmesi ile ilgili görüşünüz ise VAHHABİLERE aittir ki, biz vahhabi görüşlerini kabul etmiyoruz. Ayrıca Sunniler dahi vahhabileri tekfir etmiştir. dilerseniz sunni kitaplardan araştırabilirsiniz.


Bidat dine sonradan sokulan şey, yenilik demektir. Sizde kabir ziyaretinin bidat olduğunu ilmi yollarla ıspat etmelisiniz. Yoksa söylemden öte gitmez. vesselam


Ali can,

Bilgilendirici tavrınızdan dolayı teşekkür ederim öncelikle.

Fakat bu konuda farklı düşünüyorum sizden şöyle ki; örneğin bizde Kabe'ye gitmektense bir insanın gönlünde yer etmek daha sevaptır. Kabe'ye gitmişim ama gönül kırmışım, gönül yıkmışım ne fayda. Yunus Emre'nin dediği gibi; "Yüz Kabe'den yeğrektir bir gönül ziyareti."

Demek istediğim kabir ziyaretleri ve o duygu yoğunluğu elbette çok mukaddes değerlerdendir ama ondanda mühimi kalbi durumdur, imandır, itikattir.

Kabir ziyaretlerinin tümünü bidat olarak nitelendirmiyorum, ne zaman ki insan kabirden medet umar hale gelirse o zaman o bidat olur.

sır_kapısı
05.06.2008, 09:33
Eyvallah canlar.
Rivayetlerde geçen
“Bu Nuh peygamberin tarafından yedi yüz yıl önce Muhammed (salllahu aleyhi ve alih)’in vasisi olan Ali için kazdığı kabirdir.”

Bu cümle gerçeği yansıtmıyor bir hata olmalı. 700 yıl önceki devir nerdeyse İsa Aleyhisselamın devridir. Nuh aleyhisselam M.Ö binlerce yıl önce yaşamış bir peygamberdir.
Gerçeği allah bilir.

delidervis
05.06.2008, 12:52
Hz Ali'nin mezarı bu kadar merak konusuyken son dönemlerde yasamıs erzincanlı bir ermisin anlatıklarını alıntı yaparak buraya ekleyeyim..

yazan: Hakan yildirim
kaynak : http://www.baskoyluhasanefendi.com/ziyaretcidefteri.html

selam arkadaslar ,
bu sayfayi görünce yazma ihtiyaci gördüm benim babam Hüseyin (Kalender) dede Erzincanda Bas Köylü Hasan efendiyi bire bir tanimis ve Hasan efendi tarafindan manevi oglu olarak cagrilirdi babam erzincanin Tilek (simdiki ismiyle Dere bagi ) köyünde dogmustur (1920) bu yaz ben tatildeyken bana tesedüfen anilarini anlatirken hasan efendidende bahsetti bende internetten bu sayfayi buldum size simdi babamin anlattigi bir anisini paylasacagim.
Hasan efendi hacdan geldikten sonra bizim köye Tilek´è gelmis ve Abidin cuhadarin evine misafir olmus bütün köy toplanmis hasan efendiyi ziyaret etmisler babam``Hüseyin (Kalender )dede (hüseyin Yildirim)hasan efendinin dizinin dibinde oturuyormus ve kimsenin sesi cikmadan oturuyorlarmis herkez hasan efendinin konusmasini bekliyormus ama hasan efendi hic konusmadan duruyormus sonra oradaki cemaatten bazilari babama demiski hasan efendi sana oglum diyor biz soramayiz sen sor sana bir sey demez hactan geldi bize anlatsin ,babamda hasan efendiye demiski baba bu millet senin icin gelmis benim icin degil anlat ne gördün diye,hasan efendi dogrulup bagdas kurmus ilkin demiski "Heso yalan söylerse hesonun yüzü kara ola eger siz inanmazsaninz sizin yüzünüz kara ola "sonra anlatmaya baslamis demiski ben sizin bütün günahlarinizi bir torbaya koydum Hazreti Peygambere götürdüm türbeden iceri girdim torbayi Peygambere verdim ümmetinin günahini getirdim kalk sahip cik dedim ondan sonra ciktim HZ. Aliyi aramaya ciktim mezarini bulamadim Celal Abbasa gittim inliyordu ,döndü bana dediki Heso hos geldin dedimki ya celal abbas niye inliyorsun dediki yaralarim sizliyor dedim ya celal abbas HZ.Aliyi nerede bulurum bana bir yer söyledi kabri orada dedi vardim kabrin basina üc gün yattim kabir bos idi kimse yokki düsümdüm nereye gideyim aklima meyti magaraya gitmek geldi orada bulurum dedim gitti meyti magaraya üc gün yattim magara sifiri bos magaraydi en sonunda HZ. Hüseyini bulmaya kerbelaya gittim kerbalada HZ.Fadime beni karsiladi hosgeldin oglum Heso dedi dedim Ana HZ.aliyi bulamadin nerede bulurum HZ:Fadime anam bana dediki Heso sen HZ.aliyi bulamazsin HZ.ALI,HZ .Hüseyin ,HZ.Hüseyin Mahkemeyi Kibriyedeler dedi orada hakkini ariyorlar Peygamberin musafi ve HZ.Alinin zülfikari bende bütün emanetler bende sahibini bekliyorum kim gelirse teslim edecem demis ,sonra baba oglum Hüseyin ben bunlari gördüm demis oradaki cemahet sirayla Hasan efendinin elini öptükten sonra dagilmislar .Evet dostlar daha bunun gibi babam in Hasan efendiyle bire bir yasadigi bir cok hatirasi var,ileride bunlarida yazarim .hepinize saygilar
Hakan yildirim

AleviKürt
05.06.2008, 13:05
Hz. Ali'nin mezarini deyislerimizde de arasak iyi olur. Mesela Viranî'nin Necef'e gittigi bilinir. Elbette siirlerinde o yöreler hakkinda bilgiler bulunur diye düsünüyorum.

Asigi Ali
06.06.2008, 17:52
Eyvallah canlar.
Rivayetlerde geçen
“Bu Nuh peygamberin tarafından yedi yüz yıl önce Muhammed (salllahu aleyhi ve alih)’in vasisi olan Ali için kazdığı kabirdir.”

Bu cümle gerçeği yansıtmıyor bir hata olmalı. 700 yıl önceki devir nerdeyse İsa Aleyhisselamın devridir. Nuh aleyhisselam M.Ö binlerce yıl önce yaşamış bir peygamberdir.
Gerçeği allah bilir.

Sevgili Sır_kapısı,

Bu konuyu gündeme getirdiğiniz iyi oldu. Bazı yanlış anlamalarında önü alınmış olur inşallah.

Doğrusu yazı üzerinde biraz daha düşünürseniz göreceksiniz ki hiç bir çelişki yoktur ve sizin söylediğiniz gibi uydurma olamaz.

Yazı yazıldığı tarihte, Hz Nuh(O'na selam olsun)'un Mezarı kazmasının üzerinden yedi yüz yıl geçmiştir. Yani yazıyı yazan kişi öyle rivayet ediyor. Oysa mezarın ortaya çıktığı tarih ile yazının ortaya çıktığı tarih, aynı zamanda yazının yazıldığı tarih değildir!

Kısaca, Hz Nuh mezarı kazmıs, O'ndan yedi yüz yıl sonra bir kimse bu yazıyı yazmış ve mezar Harun Reşid zamanında bu olay ile ortaya çıkmıştır. Görüldüğü gibi tarih açısından bir sakınca yoktur.

Yani mezarın kazılması, yazının yazılması ve mezar ile yazının ortaya çıkışları ayrı tarihlerde olmamıştır.
Teşekkürler ve Saygılar... Vesselam

Asigi Ali
12.06.2008, 12:51
Yukarıda da belirttiğimiz ve bazı arkadaşlarında gündeme getirdiği gibi, İmam Ali'nin türbesinin yeri konusnda ihtilaf olmasına rağmen, 12 İmam inancına sahip olan insanların çoğunluğu, Hazreti'in Türbesini Necef'ül Eşref'te ziyaret etmektedirler. 12 İmam'a inanan insanların her yıl milyonlarcası Türbeyi ziyaret etmektedirler.

İmam Ali'nin Necef'ül Eşref'te sevenlerince ziyaret edilmesinin, hiç bir sakıncası olmadığı gibi mükemmel bir hadise olduğunu ve insanları bundan sakındırmanın doğru olmadığını düşünüyoruz.

Öte yandan Hz. Resulullah'ın ve Ehli Beyt İmamlarından (Hepsine selam olsun) dördünün (İmam Hasan Müçteba, İmam Ali Zeynal Abidin, İmam Muhammed Bakır ve İmam Cafer-i Sadık) kabirleri Medine de bulunmaktadır. Ancak, Suudi Hükümeti ziyaretlerini engellemektedirler. Böyle bir engel olmasaydı, 12 İmam taraftarlarının oralarıda bayındır edeceklerinden ve ziyaretlerini terk etmeyeceklerinden hiç şüphemiz yoktur. Bu engellemelere rağmen insanlarımız ellerinden geldiğince ziyaretleri gerçekleştirmeye çalışmaktadırlar. Eğer oralara gitmeleri mümkün değilse, evlerinden O yüce şahsiyetler için ziyaretnameleri okumaktadırlar.

Kısacası Allah'ın vahyinin Tercümanı olan bu Yüce Hidayet Önderlerinin kabirlerinin ziyaretlerini engellemek, hoş bir iş değildir kanaatindeyiz. Saygılar...

Pinar17
13.06.2008, 12:54
burda asimile cabalariniz görünmekte,bilginize

ehlibeyt
13.06.2008, 13:05
Can bizi yalancılıkla itham edeceğine iddianı ıspat etmek için delillerini ortaya koy. Biz Ali dostları yalan söylemeyiz. Vesselam

ben kurban olduğumun sırrına eremedimki haşa nasıl ispat edeyim,sırrına eren varsa buyursun ispat etsin mezarını.

Pinar17
13.06.2008, 14:26
ben kurban olduğumun sırrına eremedimki haşa nasıl ispat edeyim,sırrına eren varsa buyursun ispat etsin mezarını.

bencede siirina eren burda nasil olurda ermis der?:001_unsur yani ermisse ispat gerekiyor degilmi? yoksa benmi yalnisim?:confused1:wink: Nerdeymis mezari madem? nerde kanit?

bugs92
13.06.2008, 14:42
hz.ali nin mukaddes naaşı göğün 7 kat üstündedir