turk3458
24.04.2008, 18:08
Biz aleviler hep aydın, ilerici, bilgili ve kültürlü olduğumuzu söyleriz. Öyleyizde. Ancak bunu yağantımıza nasıl yansıtıyor ve ne kadar kaliteli bir hayat yaşıyoruz acaba. Manevi olarak demiyorum maddiyatta.
Oysa şöyle bir örnek verecek olursak, bugün nakşibendiler türkiyenin her yerinde kilit makamları tutmuş, yönetiminde söz sahibi bir toplum. Bugün başbakandan tutunda cumhurbaşkanına kadar mensubu bulunuyor. Emniyette vs her yerde en öndeler. Peki bu nasıl oldu. Ne kadar sevesek ve nefret etsekte bir zamanlar nakişibendilerin erzurum temsilcisi olan Gülenin katkıları ile bu hale gelmişlerdir. Yanlış anlaşılmasın onu övüyor yada yaptığı doğrudur demiyorum. Sözünü ettiğim devletin ve milletin yapısıyla oynayan bir toplumu örnek alalım demiyorum. Onların birlik beraberlik içinde nasıl bütün üyeleri bütün toplumları ile kalkındıklarını örnek gösteriyorum. Ha onlara farklı amaçlarla destek verenler vardı o ayrı.
Ancak bugün bizim yüzlerde dernek ve vakıfımız var, yine yüzlerce alevi iş adamı var. Neden alevi insanının maddi gücü ve refahını arttıracak bir örgütlenme, şirketleşme yapısı kurulmuyor. Bugün ben ne kadar sinirim bozulsada sahibinin karısı kara çarşaflı olan bir marketten alışveriş yapmak zorundayım. Çevredekilerin çoğunluğu da öyle zaten. Yani olamazmıydı; üretici ve çalışanı alevi olan bir fabrikadan alım yapmak, yine satıcısı ve çalışanı alevi olan bir marketten, mağazadan almak. Yada bir işyeri kurularak becerikli yetenekli genç alevileri yanına alarak yönetimi de öğretip şirket düze çıkınca ve şirketi açan kuruluş yatırımını çıkardıktan sonra bu alevi gençlere şirketi devretmesi.
Yani söylemek istediğim şu; bizi koruyan haklarımızı savunacak, bizi temsil edecek bir siyasi oluşum başa gelmeyeceğine göre şimdiye kadar olduğu gibi. Biz neden kendi içimizde bir yapılandırma oluşturup bütün alevi kesiminin refah düzeyini arttırma yolunu aramıyoruz. Bahsettiğim konu saadet zinciri gibi, yada din sömürüsü üzerine kurulmuş bir yapı değil. Tamamen legal, tamamen yasal ve tamamen doğal bir yapı. Biz düşende zaten yaptığımız harcamaları bu kuruluşlardan yaparak kendimize dönüşünü sağlamak.
Bu konu nerden aklıma geldi; yıllar önce etilerde bir sitede güvenlik olarak işe başlamıştım. Görevim gereği gece gidiyordum. Penceresi açık bir daireden sesler geliyordu. İlgimi çekti pencerenin ltından dinledim. Bir rum(yada ermeni yahudi falandı tam hatırlamıyorum) artık yaşlanmış ve şirketini oğluna devrediyor. Ama öncesinde nasihat veriyor. Şöyle diyor. Biz osmanlının sarayına geldiğimizde hizmetçi idik. Saray dışındada bütün pis işleri biz yapardık. Ama türkler zanaatkar, güzel ahlaklı, zeki ve becerikli insanlardı. Halıların en iyisini, çinilerin en iyisini, ahlakın en iyisini anlayacağın en iyi şeyleri hep onlar yapadı. Zaman içinde yaptıkları şeyleri öğrenmeye başladık. Biz onlardan iyiyi öğrenirken, bizde onlara kötüyü öğretiyorduk. Terazinin kefesine parmakla bastırarak 1 kg. da nasıl daha az buğday verebileceklerini, pirincin içine taş katmayı. Gaz yağının içine su katmayı, çininin ince sacdan yapılarak ucuza getirmeyi, eşşek semerinin içine hasır yerine ot doldurmayı vs.vs hepsini de biz onlara öğrettik. Ve geldiğimiz nokta. Şimdi biz patron onlar hizmetçi. Aynen böyle diyordu adam oğluna.
Yani anlatmak istediğim artık bir ülkenin kaderi belli bir kesimin kaderi iken belli bir kesim kaderini değiştirebiliyor.
Evet ben aydınım, vatanımı seviyorum, iyi ahlaklıyım, vatan için canımı veririm, toplumum yobaz değil ama BUNLAR İYİ YAŞAMAMA YETMİYOR. Beraber hareket etmek lazım. Bunun içinde örgütlenmek lazım.
Oysa şöyle bir örnek verecek olursak, bugün nakşibendiler türkiyenin her yerinde kilit makamları tutmuş, yönetiminde söz sahibi bir toplum. Bugün başbakandan tutunda cumhurbaşkanına kadar mensubu bulunuyor. Emniyette vs her yerde en öndeler. Peki bu nasıl oldu. Ne kadar sevesek ve nefret etsekte bir zamanlar nakişibendilerin erzurum temsilcisi olan Gülenin katkıları ile bu hale gelmişlerdir. Yanlış anlaşılmasın onu övüyor yada yaptığı doğrudur demiyorum. Sözünü ettiğim devletin ve milletin yapısıyla oynayan bir toplumu örnek alalım demiyorum. Onların birlik beraberlik içinde nasıl bütün üyeleri bütün toplumları ile kalkındıklarını örnek gösteriyorum. Ha onlara farklı amaçlarla destek verenler vardı o ayrı.
Ancak bugün bizim yüzlerde dernek ve vakıfımız var, yine yüzlerce alevi iş adamı var. Neden alevi insanının maddi gücü ve refahını arttıracak bir örgütlenme, şirketleşme yapısı kurulmuyor. Bugün ben ne kadar sinirim bozulsada sahibinin karısı kara çarşaflı olan bir marketten alışveriş yapmak zorundayım. Çevredekilerin çoğunluğu da öyle zaten. Yani olamazmıydı; üretici ve çalışanı alevi olan bir fabrikadan alım yapmak, yine satıcısı ve çalışanı alevi olan bir marketten, mağazadan almak. Yada bir işyeri kurularak becerikli yetenekli genç alevileri yanına alarak yönetimi de öğretip şirket düze çıkınca ve şirketi açan kuruluş yatırımını çıkardıktan sonra bu alevi gençlere şirketi devretmesi.
Yani söylemek istediğim şu; bizi koruyan haklarımızı savunacak, bizi temsil edecek bir siyasi oluşum başa gelmeyeceğine göre şimdiye kadar olduğu gibi. Biz neden kendi içimizde bir yapılandırma oluşturup bütün alevi kesiminin refah düzeyini arttırma yolunu aramıyoruz. Bahsettiğim konu saadet zinciri gibi, yada din sömürüsü üzerine kurulmuş bir yapı değil. Tamamen legal, tamamen yasal ve tamamen doğal bir yapı. Biz düşende zaten yaptığımız harcamaları bu kuruluşlardan yaparak kendimize dönüşünü sağlamak.
Bu konu nerden aklıma geldi; yıllar önce etilerde bir sitede güvenlik olarak işe başlamıştım. Görevim gereği gece gidiyordum. Penceresi açık bir daireden sesler geliyordu. İlgimi çekti pencerenin ltından dinledim. Bir rum(yada ermeni yahudi falandı tam hatırlamıyorum) artık yaşlanmış ve şirketini oğluna devrediyor. Ama öncesinde nasihat veriyor. Şöyle diyor. Biz osmanlının sarayına geldiğimizde hizmetçi idik. Saray dışındada bütün pis işleri biz yapardık. Ama türkler zanaatkar, güzel ahlaklı, zeki ve becerikli insanlardı. Halıların en iyisini, çinilerin en iyisini, ahlakın en iyisini anlayacağın en iyi şeyleri hep onlar yapadı. Zaman içinde yaptıkları şeyleri öğrenmeye başladık. Biz onlardan iyiyi öğrenirken, bizde onlara kötüyü öğretiyorduk. Terazinin kefesine parmakla bastırarak 1 kg. da nasıl daha az buğday verebileceklerini, pirincin içine taş katmayı. Gaz yağının içine su katmayı, çininin ince sacdan yapılarak ucuza getirmeyi, eşşek semerinin içine hasır yerine ot doldurmayı vs.vs hepsini de biz onlara öğrettik. Ve geldiğimiz nokta. Şimdi biz patron onlar hizmetçi. Aynen böyle diyordu adam oğluna.
Yani anlatmak istediğim artık bir ülkenin kaderi belli bir kesimin kaderi iken belli bir kesim kaderini değiştirebiliyor.
Evet ben aydınım, vatanımı seviyorum, iyi ahlaklıyım, vatan için canımı veririm, toplumum yobaz değil ama BUNLAR İYİ YAŞAMAMA YETMİYOR. Beraber hareket etmek lazım. Bunun içinde örgütlenmek lazım.