Orijinalini görmek için tıklayınız : Aşura Günü(10. Muharrem) Neler Oldu?
Asigi Ali 07.05.2008, 12:49 Aşura Gününün Sabahı
Şöyle rivayet edilmiştir; Sad'ın ordusu atına binip hazırlandı. İmam Hüseyin(O'na selam olsun) Büreyr b. Hüzeyr'i onlara gönderdi. Büreyr bir süre onlara nasihat etti. Onlar bundan hiç etkilenmediler ve hatta itina bile etmediler.
İmam Hüseyin'in(O'na selam olsun) kendisi, devesine binip Sad'ın ordusunu susmaya ve sözlerini dinlemeye davet etti. Herkes susunca İmam Hüseyin(O'na selam olsun) en iyi şekilde Allah'a hamd-ü sena, Muhammed'e(O'na ve soyuna selam olsun), peygamberlere ve meleklere selam ettikten sonra buyurdu:
Ey İnsanlar! Allah sizi kahretsin ve kalbinizi kederle doldursun! şaşkınlık içerisindeydiniz ve ısrarla bizi yardıma çağırıyordunuz. Biz de isteğinize olumlu cevap verip süratle imdadınıza koştuk. Fakat siz, bizim amacımız doğrultusunda kullanacağınıza ant içtiğiniz kılıçlarınızı, şimdi bizi öldürmek için ellerinize almışsınız. Hem bizim ve hem de sizin düşmanlarınızı yakmak istediğimiz ateşi, bizi yakmak için körüklemişsiniz. Bugün sizler kendi dostlarınızı öldürmek için, aranızda adaletle davranmayan ve kendilerine yardım etmekle mutluluk ve merhamet beklentiniz olmayan düşmanların saflarına geçmişsiniz.
Vay halinize! Kılıçların kınında, kalplerin emin ve düşüncelerin sarsılmaz olduğu bir durumda neden bize yardım etmekten vazgeçtiniz. Fitne ateşini körüklemekte çekirgeler gibi acele ettiniz ve kelebekler gibi delicesine kendinizi ateşe vurdunuz. Ey Hakka karşı gelenler, ey gayrimüslimler, ey Kur'an'ı terk edenler, ey sözleri saptıranlar, ey günahkarlar topluluğu, ey şeytanın vesveselerine uyanlar, ey şeriatı ve Peygamber'in sunnetini söndürenler, Allah'ın rahmetinden uzak kalasınız.
Bizi bırakıp bu zina zedelere mi yardım edersiniz? ant olsun Allah'a, hile ve düzen eskiden beri vardı sizde; sizin aslınız da, dalınızda hile suyuyla yoğrulmuş ve düşünceleriniz onunla güçlenmiştir. Siz, bakanların gensizi yırtan en habis meyvelersiniz ve gasıpların sizi midesine indirmesi için pek naçiz lokmalarsınız! bilmiş olun ki, bu zina zade oğlu zina zade (İbn Ziyad) beni iki şey arasında bırakmıştır; ya kılıcı çekip savaşmalıyım yada zillet elbisesi giyerek Yezit'e(ona lanet olsun) biat etmeliyim. Zillet bizden uzaktır; Allah, resulü, müminler, iffet eteğinde yetişenler, yiğit ve gayretli insanlar, alçaklara itaat etme zilletini izzetli ölüme tercih etmemize razı olmazlar. Bilmiş olun ki ben, yar-u yaverimin az olmasına rağmen sizinle savaşacağım!
Daha sonra sözlerine Ferve b. Müsetk-i Muradi’nin şiiriyle devam etti;
Muzaffer olur ve düşmanı yenilgiye uğratırsak hiç şaşmayın
Çünkü biz her zaman galip olmuşuzdur.
Yenilgiye uğrar, öldürülürsek bu bizden kaynaklanmaz ve korkudan öldürülmüş olmayız.
Bu demektir ki ecelimiz gelmiş ve feleğin çarkının gereği zafer sırası başkalarına geçmiştir.
Eğer ölüm birilerinin evinin kapısından ayrılırsa,diğerlerinin kapısına oturacaktır.
Geçmiş asırlarda insanların öldükleri gibi benim kavmimin büyükleri de sizin elinizle ölüme duçar oldular.
Eğer padişahlar dünyada kalıcı olsalardı, bizde kalıcı olurduk.
Eğer büyük insanlar dünyada kalsalardı, bizde kalırdık.
Bizi yerenlere de ki: Kendinize gelin ve beyhude bizi yermeyin
Bizim giriftar olduğumuz ölüme, yerenlerde müptela olacaklardır.
Ve sonra şöyle devam etti;
Ant olsun Allah’a, beni öldürdükten sonra sizde fazla yaşamayacaksınız. Yaşama süreniz, yaya birinin (bineğe) binmesinden fazla olmayacaktır. Günler değirmen taşı gibi dönecek ve sizi değirmen taşının mili gibi perişan edecektir. Babam ali, bu haberi ceddim Resulullah’tan duyup bana nakletmiştir. Şimdi siz dostlarınızla bir araya gelip meşveret edin ki gizli saklı bir şey kalmasın. Daha sonra beni öldürmeye girişin ve bana mühlet vermeyin! Ben Allah’a tevekkül etmişim. O ki, benim ve sizin Rabbinizdir ve her canlı O’nun kudreti elindedir. Şüphesiz, benim Rabbim Sırat-ı Mustakim üzeredir.
Bunlardan sonrada o orduyu telin ederek şöyle buyurdu:
Allah’ım’ Onlara yağmur yağdırma, Yusuf’un yılları gibi yıllar yaşat! Sakafi genci onlara musallat kıl ki, ölümün acı şerbetini onlara içirsin. Çünkü onlar bize yalan söylediler ve aldattılar. Sensin bizim Rabbimiz. Sana tevekkül ettik ve dönüşümüz de ancak senin huzurunadır.
Daha sonra –deveden- inip Allah Resulü’nün “Mürtecez” adındaki atını istedi ve yarenlerini de savaşa hazırladı.
İmam Muhammed Bakır, İmam Hüseyin’in kırk beş süvari ve yüz piyade yareni olduğunu buyurmuştur. Yarenlerin sayısı hakkında farklı görüşler vardır.
Aşura Gününün Sabahı
Şöyle rivayet edilmiştir; Sad'ın ordusu atına binip hazırlandı. İmam Hüseyin(O'na selam olsun) Büreyr b. Hüzeyr'i onlara gönderdi. Büreyr bir süre onlara nasihat etti. Onlar bundan hiç etkilenmediler ve hatta itina bile etmediler.
İmam Hüseyin'in(O'na selam olsun) kendisi, devesine binip Sad'ın ordusunu susmaya ve sözlerini dinlemeye davet etti. Herkes susunca İmam Hüseyin(O'na selam olsun) en iyi şekilde Allah'a hamd-ü sena, Muhammed'e(O'na ve soyuna selam olsun), peygamberlere ve meleklere selam ettikten sonra buyurdu:
Ey İnsanlar! Allah sizi kahretsin ve kalbinizi kederle doldursun! şaşkınlık içerisindeydiniz ve ısrarla bizi yardıma çağırıyordunuz. Biz de isteğinize olumlu cevap verip süratle imdadınıza koştuk. Fakat siz, bizim amacımız doğrultusunda kullanacağınıza ant içtiğiniz kılıçlarınızı, şimdi bizi öldürmek için ellerinize almışsınız. Hem bizim ve hem de sizin düşmanlarınızı yakmak istediğimiz ateşi, bizi yakmak için körüklemişsiniz. Bugün sizler kendi dostlarınızı öldürmek için, aranızda adaletle davranmayan ve kendilerine yardım etmekle mutluluk ve merhamet beklentiniz olmayan düşmanların saflarına geçmişsiniz.
Vay halinize! Kılıçların kınında, kalplerin emin ve düşüncelerin sarsılmaz olduğu bir durumda neden bize yardım etmekten vazgeçtiniz. Fitne ateşini körüklemekte çekirgeler gibi acele ettiniz ve kelebekler gibi delicesine kendinizi ateşe vurdunuz. Ey Hakka karşı gelenler, ey gayrimüslimler, ey Kur'an'ı terk edenler, ey sözleri saptıranlar, ey günahkarlar topluluğu, ey şeytanın vesveselerine uyanlar, ey şeriatı ve Peygamber'in sunnetini söndürenler, Allah'ın rahmetinden uzak kalasınız.
Bizi bırakıp bu zina zedelere mi yardım edersiniz? ant olsun Allah'a, hile ve düzen eskiden beri vardı sizde; sizin aslınız da, dalınızda hile suyuyla yoğrulmuş ve düşünceleriniz onunla güçlenmiştir. Siz, bakanların gensizi yırtan en habis meyvelersiniz ve gasıpların sizi midesine indirmesi için pek naçiz lokmalarsınız! bilmiş olun ki, bu zina zade oğlu zina zade (İbn Ziyad) beni iki şey arasında bırakmıştır; ya kılıcı çekip savaşmalıyım yada zillet elbisesi giyerek Yezit'e(ona lanet olsun) biat etmeliyim. Zillet bizden uzaktır; Allah, resulü, müminler, iffet eteğinde yetişenler, yiğit ve gayretli insanlar, alçaklara itaat etme zilletini izzetli ölüme tercih etmemize razı olmazlar. Bilmiş olun ki ben, yar-u yaverimin az olmasına rağmen sizinle savaşacağım!
Daha sonra sözlerine Ferve b. Müsetk-i Muradi’nin şiiriyle devam etti;
Muzaffer olur ve düşmanı yenilgiye uğratırsak hiç şaşmayın
Çünkü biz her zaman galip olmuşuzdur.
Yenilgiye uğrar, öldürülürsek bu bizden kaynaklanmaz ve korkudan öldürülmüş olmayız.
Bu demektir ki ecelimiz gelmiş ve feleğin çarkının gereği zafer sırası başkalarına geçmiştir.
Eğer ölüm birilerinin evinin kapısından ayrılırsa,diğerlerinin kapısına oturacaktır.
Geçmiş asırlarda insanların öldükleri gibi benim kavmimin büyükleri de sizin elinizle ölüme duçar oldular.
Eğer padişahlar dünyada kalıcı olsalardı, bizde kalıcı olurduk.
Eğer büyük insanlar dünyada kalsalardı, bizde kalırdık.
Bizi yerenlere de ki: Kendinize gelin ve beyhude bizi yermeyin
Bizim giriftar olduğumuz ölüme, yerenlerde müptela olacaklardır.
Ve sonra şöyle devam etti;
Ant olsun Allah’a, beni öldürdükten sonra sizde fazla yaşamayacaksınız. Yaşama süreniz, yaya birinin (bineğe) binmesinden fazla olmayacaktır. Günler değirmen taşı gibi dönecek ve sizi değirmen taşının mili gibi perişan edecektir. Babam ali, bu haberi ceddim Resulullah’tan duyup bana nakletmiştir. Şimdi siz dostlarınızla bir araya gelip meşveret edin ki gizli saklı bir şey kalmasın. Daha sonra beni öldürmeye girişin ve bana mühlet vermeyin! Ben Allah’a tevekkül etmişim. O ki, benim ve sizin Rabbinizdir ve her canlı O’nun kudreti elindedir. Şüphesiz, benim Rabbim Sırat-ı Mustakim üzeredir.
Bunlardan sonrada o orduyu telin ederek şöyle buyurdu:
Allah’ım’ Onlara yağmur yağdırma, Yusuf’un yılları gibi yıllar yaşat! Sakafi genci onlara musallat kıl ki, ölümün acı şerbetini onlara içirsin. Çünkü onlar bize yalan söylediler ve aldattılar. Sensin bizim Rabbimiz. Sana tevekkül ettik ve dönüşümüz de ancak senin huzurunadır.
Daha sonra –deveden- inip Allah Resulü’nün “Mürtecez” adındaki atını istedi ve yarenlerini de savaşa hazırladı.
İmam Muhammed Bakır, İmam Hüseyin’in kırk beş süvari ve yüz piyade yareni olduğunu buyurmuştur. Yarenlerin sayısı hakkında farklı görüşler vardır.
"""Ey İnsanlar! Allah sizi kahretsin ve kalbinizi kederle doldursun"""
"""Allah’ım’ Onlara yağmur yağdırma, Yusuf’un yılları gibi yıllar yaşat"""
Hz.hüseyin (r.a) böyle sözler sarf edeceğine ihtimal vermiyorum
Bu lanet okuma olayı bana çok ters geliyor
Allah hepimizi ISLAH eylesin ilk öncede beni.
Asigi Ali 07.05.2008, 17:36 Sa’d İmam Hüseyin’in yarenlerine doğru bir ok fırlattı ve “ilk oku benim attığıma dair İbn Ziyad’ın yanında tanıklık edin!” dedi. Bunun ardından Ömer b. Sa’d’ın ordusu ok yağmurunu başlattı.
İmam Hüseyin ashabına buyurdu:
“Allah’ın rahmeti üzerinize olsun,kaçınılmaz ölüme doğru kalkın. Şüphesiz ki bu oklar, bu topluluğun size savaş elçileridir.”
İmam’ın ashabından bazıları ok yağmurunda şehit düştüler. Bu esnada İmam Hüseyin elini yüzüne vurup buyurdu:
“Yahudiler, Allah’ın bir oğlu olduğuna inandıkları için çetin bir azaba duçar oldular; Hristiyanlar yüce Allah’ı, üçün üçüncüsü kabul ettikleri için Allah’ın gazabına uğradılar; Mecusiler de Allah’ı bırakıp güneş ve aya taptıkları için Yüce Allah’ın elim azabına tutuldular. Kendi Peygamberlerinin kızının oğlunu öldürmek için söz birliği eden topluluğa da Allah’ın azabı çok çetin olacaktır. Ant olsun Allah’a ki ben, onların istediklerini kabul etmeyecek ve kanımla boyanmış bir halde Yüce Allah’ın huzuruna çıkacağım."
Ebu Tahir Muhammed b. Hüseyin Taresi Maalimu’d-Din kitabında İmam Cafer-i Sadık’tan şöyle rivayet ediyor:
“Babamın şöyle buyurduğunu duydum; Ömer b. Sa’d savaşı başlatmak için İmam Hüseyin’in karşısına dikildiğinde Yüce Allah, Hüseyin’e yardım etmeleri için gök yüzünden bir grup melek indirdi. Bu melekler İmam Hüseyin’in başı üzerinde uçtular. Sonra İmam Hüseyin, düşmanlarının bu melekler tarafından yok edilmesi ile şehit olarak Allah’ın huzuruna varmak arasında serbest bırakıldı. İmam Hüseyin’de Şehit olarak Allah’In huzuruna çıkmayı istedi.”
Asigi Ali 07.05.2008, 17:40 """Ey İnsanlar! Allah sizi kahretsin ve kalbinizi kederle doldursun"""
"""Allah’ım’ Onlara yağmur yağdırma, Yusuf’un yılları gibi yıllar yaşat"""
Hz.hüseyin (r.a) böyle sözler sarf edeceğine ihtimal vermiyorum
Bu lanet okuma olayı bana çok ters geliyor
Evet değerli can,
Bu sizin şahsi görüşünüz olabilir. Buna bir şey diyemeyiz. Ancak konu başlığına dikkat ederseniz konu lanet değildir. Ama madem siz lanet etmenin uygun olmadığını savunuyorsunuz, o halde bizde lanet konusunu başka bir başlıkta inceleriz. Ama burada Aşura gününü anlatmak istiyoruz ve tartışmak istemiyoruz. Müsaadenizle.Saygı ve sevgilerimizle.vesselam
Asigi Ali 12.05.2008, 12:54 Şimdi İmam Hüseyin bağırarak şöyle söylemekteydi;
“Allah rızası için bize yardım edecek kimse yok mu? Allah Resulü’nün Ehlibeyt’ini ve ailesini düşmanlardan koruyacak kimse yok mu?”
Hürr b. Yezid-i Riyahi bunu duyduktan sonra Sa’d’ın yanına gelip sordu:”Gerçekten O’nunla savaşacak mısın?”
Sa’d dedi: “Ant olsun Allah’a, hem de öyle bir savaşacağım ki, başlar uçacak ve kollar bedenlerden ayrılacaktır!”
Hürr bunu duyunca ordudan ayrılıp bir köşeye çekildi. Bütün bedeni titriyordu.
Muhacir b. Avs şöyle seslendi: “Ey Hürr, senin bu durumun beni şüpheye düşürdü. Bana, Kufe’deki en cesur adam kimdir? Diye sorulacak olsaydı, senin dışında birinin adını ağzıma almazdım. Niye titriyorsun?”
Hürr, “Ant olsun Allah’a, kendimi cennet ile cehennem arasında görüyorum. Allah’a yemin ederim ki, lime lime doğranıp yakılsam bile hiçbir şeyi cennete tercih etmeyeceğim!” dedi ve İmam Hüseyin’in huzuruna varmak için atını mahmuzladı.
Elini iki başının üstüne koydu ve “Allah’ım, senin dergahına yöneldim; benim tövbemi kabul et! Çünkü ben, senin dostlarını ve Peygamber’inin kızının evlatlarını korkuttum.” Diyerek İmam Hüseyin’e arz etti: “Canım feda olsun sana! Seni inciten ve Medine’ye dönmene engel olan adamım ben. İşi buraya vardıracaklarını bilmiyordum. Şimdi Allah’ın huzuruna dönüyorum. Tövbem kabul edilir mi?”
İmam Hüseyin Buyurdu:
Evet Allah senin tövbeni kabul buyuracaktır. İn Atından!
Hürr dedi: “ Senin yolunda at üzerinden savaşmam, piyade savaşmamdan daha iyi olur. Çünkü nasıl olsa attan düşürüleceğim. Senin yolunu kesen ilk kişi ben oldum; izin buyursan, yolunda ilk ölen de ben olmak ve böylece kıyamet günü ceddin Resulullah ile tokalaşanlardan olmak istiyorum.
Hürr’ün amacı o andan itibaren ilk şehit unvanını almaktı. İmam Hüseyin, Hürr’ün bu isteğini kabul etti. Hürr, bir kahraman gibi savaşarak düşmanın meşhur savaşçılarından bir kaçını öldürdü ve sonra da şehit düştü.
Hürr’ün naşı İmam Hüseyin’İn yanına getir,ld,. İmam, bir yandan O’nun yüzündeki toprakları siliyor ve bir yandanda şöyle diyordu:
“Annenin sana verdiği adın gibi sen, hem dünyada, hem de ahirette hürsün.
Asigi Ali 13.05.2008, 13:05 Terihçiler şöyle diyor: savaş meydanına zahitlikle ve ibadete düşkünlüğüyle tanınan Büreyr b. Hüzeyr çıkmıştı. Yezid b. Ma’kil onunla savaşmak için meydana koştu. Birbirleriyle lanetleşerek batılda olan tarafın, diğer eliyle öldürülmesini arzu ettiler. Bu anlaşmayla savaşa başladılar. Büreyr onu öldürdü ve şehit edilinceye kadar savaşı sürdürdü.
Asigi Ali 13.05.2008, 13:07 Ondan sonra Vahab b. Cenah-i Kelbi meydana çıkıp yiğitçe savaştı. Sonra kendisiyle birlikte Kerbela’da bulunan anne ve ailesinin yanına dönerek “Canım anam, benden razı oldun mu?” dedi.
Anası, “Hüseyin uğrunda öldürülmedikçe senden razı olmayacağım!” dedi.
Vahap meydana dönüp savaştı ve iki kolu da bedeninde koparıldı. Vahab’ın eşi eline bir çadır direği alarak onun yanına geldi ve “babam da anamda sana feda olsun! Kalk; Allah Resulü’nün pak Ehlibeyt’i ve ailesi uğrunda savaş!” dedi.
Vahab eşini kadınların yanına göndermek istediyse de eşi, “Ölmedikçe geri dönmem” dedi.
İmam Hüseyin buyurdu:
“Ehlibeyt’ime yardım ettiğiniz için Allah sizi hayırla mükafatlandırsın. Kadınların yanına dön!”
Vahab’ın eşi geri döndü, ama Vahab şehit edilinceye dek savaştı.
Asigi Ali 13.05.2008, 13:08 Vahaptan sonra Müslim b. Avsece meydana çıktı. Büyük bir fedakarlıkla savaştı, zorluklara katlandı ve belalar karşısında sabretti ve sonuçta atından düşürüldü. Henüz ölmemişti. İmam Hüseyin Habib b. Mezahir ile Onun yanına geldi.
İmam: “Müslim, Allah seni bağışlasın!” dedi ve şu ayeti okudu:
“İnananlardan öyle erler vardır ki Allah’a verdikleri sözde sadakat gösterirler; onlardan kimisi, adağını ödedi, kimiside beklemede ve onlar, özlerini hiçbir surette değiştirmediler.”Ahzap-23
Habib, Müslim’in yanına sokulup “senin öldürülmen bana çok ağır gelir bilesin. Fakat gittiğin yer Cennet’tir; müjdeler olsun!” dedi.
Müslim zayıf bir sesle : “Allah seni hoşnut etsin ve müjdelesin!” dedi.
Habib: “Eğer senden sonra öldürülmeyeceğime emin olsaydım, her vasiyetini bana etmeni isterdim.” Dedi.
Müslim, İmam Hüseyin’i işaretle: “O’na yardım etmeni vasiyet ediyorum. O’nun uğrunda ölünceye kadar savaş.” Dedi.
Habib: “Senin vasiyetine uyacak ve gözlerini aydınlatacağım!” Habib’in bu sözünden sonra Müslim son nefesini verdi.
Asigi Ali 13.05.2008, 13:09 Amr b. Kırta-i Ensari öne çıkıp İmam Hüseyin’den savaş izni istedi ve İmam Hüseyin de izin verdi. Amr, mükafat arzusu çekenler gibi savaştı. İbn Ziyad’ın orudusndan bazılarını öldürdü. İmam Hüseyin’e atılan her oka kendi elini siper etti ve savurulan her kılıcı kendi bedenine aldı. Son nefesine kadar İmam’ın mukaddes bedenine bir zarar gelmesine engel oldu. Bilahare aldığı yaralarla zayıf düştü. İmam Hüseyin’e “Ey Resulullah’ın evladı, ahdime vefa edebildim mi?” dedi.
İmam Hüseyin buyurdu:
Evet, sen benden önce Cennet’e gidiyorsun. Ceddim Resulullah’a selamımı ilet ve benim de birazdan geleceğimi söyle!”
Amr yeniden savaşa başladı ve sonunda şehit düştü.
Asigi Ali 13.05.2008, 13:09 Ondan sonra Ebu Zerr’in zenci kölesi Cevn öne çıktı. İmam Hüseyin buyurdu:
“Ben sana izin verdim; git buradan ve kendini kurtar! Sen bizimle buralara kadar geldin ki rahat içinde olasın; şimdi kendini ölüme atma!”
Cenv, “Ey Peygamber evladı, rahatlıkta sizin sofranızdan yemek ve zorluklarda da sizi yalnız bırakmak olmaz. Bedenim kötü kükar, soyumda değersiz insanlara dayanır ve rengimde siyahtır. Ebedi Cennet’in huzuruna kavuşturun beni ki güzel kokayım, soyum şeref kazansın ve yüzüm ak olsun. Size minnettar olurum! Ant olsun Allah’a bu siyah kanımı o temiz kanlarınıza katmadıkça sizden ayrılmam!” dedikten sonra savaştı ve şahadete ulaştı.
Asigi Ali 13.05.2008, 13:10 Ondan sonra Amr b. Halid-i Saydavi, İmam Hüseyin’in yanına gelerek “Canım feda olsun sana ey Hüseyin! Senin dostlarına katılmaya kararlıyım; onlardan geri kalmak ve Ehlibeyti’nin arasında yar-u yaversiz öldürüldüğünü görmek istemiyorum.” Dedi.
İmam Hüseyin buyurdu:
“Haydi davran! Birazdan bizde size katılacağız.”
Amr saldırdı ve biraz savaştıktan sonra şehit düştü.
Asigi Ali 13.05.2008, 13:11 Hanzala b. Sa’d Şami İmam Hüseyin’in karşısına gelip yüzünü ve göğsünü kılıç, ok ve mızraklara siper ederek şu ayeti okudu:
“Ey kavmim! Ben, bir bölük ümmetin uğradıkları azaba uğrayacaksınız diye korkuyorum; Nuh, Ad ve Semud kavimlerine ve onlardan sonrakilere olduğu gibi ve Allah kullarına zulmetmeyi istemez. Ve ey kavmim, ben, o feryad-ü figan, o boşuna bağırıp söylenme günündaki halinizden korkuyorum; o gün, bir gündür ki arkanızı dönüp kaçacaksınız, ama doğru Cehennem’e gideceksiniz ve Allah’ın azabından sizi bir kurtaran olmayacaktır.” Mümin-31 ila 34
Bu ayetleri okuduktan sonra şunları ekledi: “Ey kavmim, Hüseyin’i öldürmeyin! Çünkü Allah bir azap göndererek helak eder sizi. Şüphe yok ki Allah’a iftira edenler hüsrandadır.”
Bundan sonra da İmam Hüseyin’in yüzünden öptü ve şöyle dedi.i “ Rabbimize koşmayalım mı, kardeşlerimize katılmayalım mı?”
İmam Hüseyin buyurdu:
“Evet, dünyadan ve dünyadaki her şeyden daha hayırlı olana koş! Ezeli ve ebedi Sultan’a git.”
Hanzala yiğitçe ve mertçe vuruştu; zorlukları sineye çekti ve nitekim o da şehit edildi.
Asigi Ali 21.05.2008, 12:41 Öğle namazı vakti gelmişti. İmam Hüseyin’in emriyle Züheyr b. Kayn ve Sadi b. Abdullah, kalan adamların yarısını alarak İmam Hüseyin’in önünde bir saf oluşturdular. İmam Hüseyin diğer dostlarıyla birlikte namaz kıldı.
Tam bu sırada düşman tarafından İmam Hüseyin’e doğru bir ok fırlatıldı. Said b. Abdullah, İmam Hüseyin’in önüne durarak gelen oklara kendini siper etti. Aldığı ok yaraları sonucu yere düşerken şunları diyordu: “Allah’ım! Bu topluluğa lanet et; Ad ve Semud kavmini azaplandırdığın gibi bunlarıda azaplandır. Selamımı Peygamberine ilet ve bedenime isabet eden yaralardan O’nu haberdar et. Senin Peygamberinin evladına yardım etmekle senin sevap ve mükafatını kazanmak istedim.”
Bunu dedi ve şehit düştü. Kılıç ve mızrak yaraları dışında bedenine on üç ok isabet etmişti.
Asigi Ali 21.05.2008, 12:42 Öğle namazı vakti gelmişti. İmam Hüseyin’in emriyle Züheyr b. Kayn ve Sadi b. Abdullah, kalan adamların yarısını alarak İmam Hüseyin’in önünde bir saf oluşturdular. İmam Hüseyin diğer dostlarıyla birlikte namaz kıldı.
Tam bu sırada düşman tarafından İmam Hüseyin’e doğru bir ok fırlatıldı. Said b. Abdullah, İmam Hüseyin’in önüne durarak gelen oklara kendini siper etti. Aldığı ok yaraları sonucu yere düşerken şunları diyordu: “Allah’ım! Bu topluluğa lanet et; Ad ve Semud kavmini azaplandırdığın gibi bunlarıda azaplandır. Selamımı Peygamberine ilet ve bedenime isabet eden yaralardan O’nu haberdar et. Senin Peygamberinin evladına yardım etmekle senin sevap ve mükafatını kazanmak istedim.”
Bunu dedi ve şehit düştü. Kılıç ve mızrak yaraları dışında bedenine on üç ok isabet etmişti.
Alevimen 21.05.2008, 20:58 hangi kitapdı, bendede aynısı var yani yazı yabancı gelmedi... kaynak belirtilirse daha iyi olur.
Asigi Ali 23.05.2008, 07:54 hangi kitapdı, bendede aynısı var yani yazı yabancı gelmedi... kaynak belirtilirse daha iyi olur.
Aşura Günü'nün Ardından, Allame Seyyid İbni Tavus, Türkçe çeviri, Çafer Bayar
Saygılar
Asigi Ali 23.05.2008, 08:30 Ondan sonra çok namaz kılan ve erdemler sahibi olan bir insan Süveyd b. Amr b. Ebi Muta meydana çıkıp cesur bir arslan gibi savaştı. Zorluklara göğüs gerdi: acılara katlandı ve nitekim aldığı yaralar sonucu öldürülenlerin arasına düşüp öylece hareketsiz kaldı. İbn Ziyad ordusundan gelen “Hüseyin öldürüldü!” sözünü duyunca bütün gücünü toplayarak ayakkabısından çıkardığı bir bıçakla yeniden savaşa başladı ve şehit edildi.
Bu olayı anlatan adam şöyle diyor:
İmam Hüseyin’in yarenleri, O’na yardım ederek şehit düşmek için adeta birbirleriyle yarışıyorlardı. Bir şairde onların bu halini şöyle dile getirmiştir:
“Hüseyin’in ashabı o kimselerdir ki:
Belaları defetmek için çağırıldıklarında
Mızraklı ve sırt sırta veren silahlı düşmanlara aldırmaksızın
Böyle tehlikeli bir anda cesur kalplerini zırhların üstüne giyerek ölümün ağzına atılırlar.”
Asigi Ali 23.07.2008, 17:19 İmam Hüseyin’in vefalı yarenlerinin mukaddes naaşları paramparça olmuş halde toprak üstünde yatmaktaydı. Artık Ehlibeyt’ten başka kimse kalmamıştı. İmam Hüseyin’in cemal ve ahlak olarak herkesten daha güzel olan oğlu Ali, İmam’ın huzuruna varıp savaşmak için izin istedi. İmam Hüseyin duraksamadan izin verdikten sonra ümitsizce ardından baktı; iradesi dışında gözyaşları damla damla süzüldü ve şöyle dedi:
“Allah’ım! Şahit ol, bu orduya karşı öyle bir genç gidiyor ki, boy, ahlak ve konuşma tarzıyla Peygamber’ine çok benzemektedir. Biz Peygamber’i özleyip görmek istediğimizde O’na bakardık.”
Sonra da Ömer b. Sa’d’a dönerek yüksekselse şöyle buyurdu:
“Ey Sa’d’ın oğlu, benim soyumu kuruttuğun gibi Allah da senin soyunu kurutsun!”
Ali b. Hüseyin düşmana yaklaşıp kanlı bir savaşa girişmişti. Düşman ordusundan bir grubu öldürdükten sonra babasının yanına dönerek şöyle dedi: “Babacığım! Susuzluk beni öldürmek üzeredir ve bu demirlerin ağırlığı da bir yandan beni zorlamaktadır; bir içimlik verebilir misin?”
İmam Hüseyin ağlayarak buyurdu:
“Aziz oğlum, dön ve savaş! Çünkü artık ceddin Muhammed’in huzuruna varmana ve O’nun elinden tas dolusu su içmene çok az bir zaman kaldı. Artık asla susamayacaksın.”
Ali Ekber savaş meydanına döndü. Canından el çekip şehitliğe hazırlandı. Çok ağır bir saldırıya geçti. Münkiz b. Mira-i Abdi(l.a.) O’na nişan alarak ansızın bir ok attı. Ali Ekber ok yarasıyla savunma gücünü kaybedip yere düştü ve yüksek sesle şöyle dedi:”Canım babam! Benden selam olsun sana. Bu ceddim Muhammed’dir; sana selam yolluyor ve “Bize çabuk gel!” diyor.
Bir kez daha feryad etti ve can verdi. İmam Hüseyin, oğlunun cansız bedeninin yanına gelerek yüzünü O’nun yüzüne dayadı ve şöyle buyurdu:
“Seni öldürenleri, Allah öldürdün, ne kadar da Allah’a karşı küstahlık ve Resul’üne de saygısızlık ettiler! Senden sonra dünyaya yazıklar olsun!”
Olayı aktaran şahıs şöyle der: Hz. Zeynep kadınların çadırından çıkıp, “Ey habibim, ey kardeşimin oğlu!” dedi ve meydana doğru koşmaya başladı. Ali Ekber’in yanına geldiğinde kendini , o pare pare naşın üzerine attı.”
İmam Hüseyin, Hz. Zeyneb’i geri gönderdi. Bundan sonra Ehlibeyt gençleri bir biri ardınca meydana çıkıp savaştılar. Onlardan bir grubu şehit olunca, İmam Hüseyin Yüksek sesle şöyle dedi:
“Amcaoğullarım ve ehlibeytim, sabırlı olun! And olsun Allah’a, bu günden sonra artık asla horlanmayacaksınız.”
Asigi Ali 23.07.2008, 17:21 Kâsim b. Hasan'ın Savaşı
Söyle rivayet edilmiştir:
Yüzü ay parçası gibi olan bir genç meydana çıkıp savaşmaya başladı. İbn Fuzeyl-i Azdî
(La) bir kılıç darbesiyle onun başını yardı. Genç yüz üstü düşerek "Amcacı-gım!" diye bağırdı. İmam Hüseyin bir şahin gibi meydana atıldı ve orduya saldırdı. İbn Fü¬zeyl'e bir kılıç savurdu. İbn Füzeyl elini siper edince kolu dirsekten koptu. Öyle bir bağırdı ki, sesi ordu tarafından duyuldu. Kûfe ordusu onu kurtarmak için saldırıya geçti. Ancak o yardıma gelen süvari atların nalı altında kalıp öldü.
Etrafındaki toz-duman yatışınca İmam Hüse¬yin'in can vermekte ve ayağını yere sürmek¬te olan o gencin başı üstünde durduğunu gör¬düm. İmam Hüseyin buyurdu:
“Allah’ın rahmetinden uzak olsun seni katledenler! Kıyamet günü ceddin ve baban onlarla husumet edecektir. Ant olsun Allah'a, amcana seslendiğinde cevap ve¬rememesi veya cevap vermesinin sana faydalı olmaması amcana çok ağır gelir. Bu¬gün öyle bir gün ki, amcanın düşmanı çok ve dostu ise azdır.”
Sonra da o genci bağrına bastı ve alıp Ehlibeyt şehitlerinin yanına bıraktı. İmam Hüseyin gençlerinin ve dostlarının yerde yattığını görünce Allah yolunda şehit olmak ve fedakârlık göstermek için hazırlandı ve yüksek sesle buyurdu:
“Allah Resulü'nün Ehlibeyt'inden düşmanları uzaklaştıracak biri yok mu? Bizim hakkımızda Allah korkusu taşıyan bir muvahhit yok mu? Allah rızası için bize yardım edecek kimse yok mu?”
Çadırlarda bulunan kadınların bunu duymasının ardından bir kıyametti, koptu. Ağlamalar, sızlamalar başladı. İmam Hüseyin çadırın önüne gelip Hz. Zeyneb'e buyurdu:
“Küçük oğlumu getir de vedalaşayım.”
Çocuğunu ellerinin üstüne alıp öpmek istedi. Ansızın Hermele b. Kahil-i EsedÎ (La) bir ok attı. Ok çocuğun boğazına saplandı ve ölmesine ne¬den oldu. İmam Hüseyin, Hz. Zeyneb'e "Ço¬cuğu tut!" buyurdu ve kendisi de ellerini çocuğun boğazından akan kanla doldurup gökyüzüne serpiyor ve şöyle diyordu:
“Bu musibetler benim için kolaydır; çün¬kü Allah yolundadır ve Allah bunları görmektedir.”
İmam Muhammed Bakır şöyle buyurur:
“İmam Hüseyin'i gökyüzüne serptiği kanın bir damlası dahi yere düşmemiştir!”
Asigi Ali 23.07.2008, 17:22 Alemdar Abbas'ın Destanı ve Şahadeti
İmam Hüseyin çok susamıştı. Kardeşi alemdar Abbas ile birlikte Fırat nehrinin yanına geldi. Sa'd'ın ordusu harekete geçerek onlara en¬gel oldu. Darumoğulları kabilesinden biri İmam'a bir ok fırlattı. Ok İmam'ın ağzına isabet etti. İmam Hüseyin, oku çıkarıp elini akan kanın altına tuttu. Eli kanla dolunca döküp buyurdu:
“Allah’ım! Senin Peygamber'inin kızının oğluna yapılan bu zulümleri sana şikâyet ediyorum.”
Sa'd'ın ordusu İmam Hüseyin ile alemdar Abbas'ın arasına girerek onları birbirlerinden ayırdı. Her taraftan alemdar Abbas'ın etrafını sarıp şehit ettiler.
İmam Hüseyin, Abbas'ın şahadetinde çok ağladı. Bu hususta bir Arap şairi şöyle demiş:
İnsanlar arasında ağlanmaya en layık olan,
Kerbela'da Hüseyin'i ağlatan gençtir.
O, Hüseyin'in kardeşi ve babasının oğlu Ebulfazl'dır.
O ki Hüseyin'e karşı canıyla eşit davrandı ve hiç bir şey onu bundan vazgeçiremedi.
Susuzluğun kavurduğu bir anda Fırat'a girdi ama Hüseyin susuz olduğu için ondan içmedi.
Asigi Ali 23.07.2008, 17:24 Şehitler Efendisi İmam Hüseyin
Savaşa Çıkıyor
Bu olaydan sonra İmam Hüseyin orduyu savaşa çağırdı. Savaşmak için gelen herkesi öldü¬rüyor ve buyuruyordu:
“Zillettense öldürülmek daha iyidir, zillet ise cehennem ateşine girmekten daha iyidir!”
Olayı rivayet edenlerden biri şöyle der:
Ant olsun Allah'a! Oğulları, Ehlibeyti ve ya¬renleri öldürüldüğü ve kendisi de düşman ordu¬su tarafından kuşatıldığı hâlde Hüseyin ka¬dar cesur davranan birini hiç görmemiştim. Düşman saldırdıkça, İmam Hüseyin kılıcına sarılıp düşmana saldırıyordu ve onlar da kurt saldırısına uğrayan koyun sürüsü gibi dağılıyordu. İmam Hüseyin, sayıları otuz bini bulan o orduya saldırdığında, insan görüp de uçuşan çe¬kirgeler gibi imam Hüseyin'in karşısından kaçışıyorlardı. Daha sonra İmam Hüseyin merkezine dönüyor ve sesleniyordu:
“Allah'ın dışında güç ve kuvvet yoktur!”
İmam Hüseyin durmadan sataştı ve so¬nunda Kûfe ordusu, İmam ile ehlibeytin bulunduğu çadırları arasına girdi. İmam Hüseyin bunu görünce şöyle buyurdu:
“Yazıklar olsun size, ey Ebu Süfyanoğulları'nın havarileri! Dine inanmıyor ve ahi¬retten de korkmuyor olsanız bile en azından dünyanızda özgür insanlar olun.
Şimr: "Ey Fatıma'nın oğlu, ne diyorsun sen?" İmam Hüseyin:
“Ben sizinle savaşıyorum ve siz de be¬nimle. Kadınların bunda suçu ne? Hayatta olduğum sürece içinizdeki serkeş, cahil ve zalimlerin benim haremime saldırmalarına izin vermeyin!”
Şimr: "Bunu kabul ettik."
Sonra da savaşmak ve İmam Hüseyin'i öldürmek için hazırlandılar. Karşılıklı olarak her iki taraf saldırıya geçti. İmam Hüseyin bir içimlik su istedi, fakat bunu esirgediler. Yetmiş iki yara alan İmam biraz dinlenmek için durdu. Bu sırada bir taşan alnına isabet etmesiyle alnından kan aktı. İmam Hüseyin elbisesinin eteğini tutarak alnını temizlemek isterken üç başlı zehirli bir ok gelip kalbine saplandı. İşte bu esna¬da İmam Hüseyin şöyle dedi:
“Bismillahi ve billahi ve ala milleti Resulillah.”
Başını gökyüzüne çevirip şöyle dedi:
Allah’ım, bu ordu öyle birini öldürüyor ki O’nun dışında bir peygamberin kızının oğlu yeryüzünde mevcut değildir!”
İmam Hüseyin, göğsüne saplanan oku sırtından çıkardı. Oluk oluk kan akmaya başladı. İmam artık savaş gücünü kaybetmişti. İmam'ı öldürmek için yaklaşanlar, Allah katında Hüseyin¬'in kanını boynuna almamak için uzaklaşıyordu. Kinde kabilesinden Malik b. Yusr (La), İmam Hüseyin'in yanına gelip hakaret etmeye başladı ve kılıcını Hüseyin'in başına indirdi. Kılıç, imameyi parçalayıp İmam'ın başını yaraladı.
ibn Ziyad'ın(l.a) ordusu biraz duraksadıktan sonra yeniden gelip Hüseyin'in etrafını sardı.
Asigi Ali 23.07.2008, 17:26 Abdullah b. Hasan'ın Şahadeti
İmam Hasan’ın henüz ergenlik çağına girmemiş olan oğlu Abdullah, çadırından çıkıp İmam Hüseyin'in yanına koştu. Hz. Zeyneb onu korumak için atıldı, fakat Abdullah geri dönmekten sakındı ve şöyle dedi:
"Ant olsun Al¬lah'a, amcamdan ayrılmayacağım!"
Bu esnada Ebher b. Ka'b (l.a), bir rivayete göre de Hermele b. Kahil (l.a) kılıcını Hüseyin'e savurdu. Abdullah, "Yazıklar olsun sana ey haramzade, amcamı öldürmek mi istiyorsun?" dedi ve inmek¬te olan kılıca kolunu siper etti. Abdullah'ın kolu kesildi ve "Vay anam!" diye bağırdı. İmam, Ab¬dullah'ı kucaklayıp bağrına bastı ve buyurdu:
“Ey kardeşimin oğlu, bu musibete dayan ve Allah'tan hayır dile! Çünkü Allah seni salih babalarına kavuşturacaktır.”
Hermele b. Kabil bir ok atarak Abdullah'ı, amcası Hüseyin'in kucağında katletti. Bu olaydan sonra Şimr b. Zi'1-Cuşen (l.a) çadırlara saldırarak mızrağıyla çadırları deldi ve dedi: "Ateş getirin, çadırları içindekilerle birlikte yakacağım!"
İmam Hüseyin buyurdu:
“Ey Zi'l-Cuşen'in oğlu, ehlibeytimi yakmak için mi ateş istiyorsun? Allah da seni cehennem ateşiyle yaksın!”
Şebs müdahale edip bu işinden dolayı Şimr'i azarladı. Şimr utanıp vazgeçti.
İmam Hüseyin (a.s) -çadırlara doğru- buyurdu:
“Elbisemin altından giymem için kimsenin rağbet etmeyeceği bir elbise getirin ki bedenim çıplak kalmasın!”
Küçük ve dar bir elbise getirdiler. İmam Hüseyin dedi:
“Ben bunu giymem. Çünkü bu, aşağılık insanların giysisidir.”
Eski bir elbise aldı ve parçalayıp elbisesinin altından giydi. Yemen kumaşından bir elbise daha istedi ve onu da parçalayarak giydi. İmam, şaha¬detinden sonrasını düşünerek üstünden çıkar¬mamaları için elbiseyi parçalayarak giymişti.
İmam Hüseyin'in şahadetinden sonra Ebher b. Ka'b (l.a) gelip o elbiseyi İmam'ın üstünden çıkardı. Ka'b yaptığının cezasını sonra¬ları gördü. Yaz mevsiminde her iki kolu da kuru çubuk gibi kuruyor ve kış olduğunda ise normal hâline dövüyordu. Bu defa da sürekli olarak kollarından irin ve kan akıyordu. Ölünceye kadar böyle yaşadı.
Rivayet şöyledir:
Her taraftan fırlatılan düş¬man okları İmam Hüseyin'in bedenine saplanmıştı. Salih b. Vahab b. Mezenî (l.a), gücünü tümüyle kaybeden İmam'a yaklaşarak elindeki mızrağı göğsüne sapladı. İmam atının üstünde duramayıp sağ tarafından yüz üstü yere düştü. İmam Hüseyin "Bismillahi ve billahi ve ala milleti Resulillah!" diyordu. İmam Hüseyin gücünü toplayıp yerden kalkmıştı ki Hz. Zeyneb çadırdan dışarı çıkıp durumu görünce şöyle diyordu:
"Vay kardeşim, vay efendim, vay ehlibeytim! Keşke gökyüzü yerle yeksan olsaydı! Keşke dağlar paramparça olup yere serilseydi!"
Bu sırada şimr (l.a), orduya bağırarak "Ne bekliyorsunuz? Neden Hüseyin'in işini bitirmiyorsunuz?" dedi.
Ordu her taraftan hücuma geçti. Zer'a b. Şefik (l.a), İmam'ın sol omzuna bir kılıç indirdi. İmam da kılıcını ona saplayarak öldürdü. Başka biri, kılıçla İmam'ı sırtından vurdu ve İmam yüz üstü yere düştü. Buna rağmen kalkmak istiyor ama bitkinliğinden kalkamıyordu.
Senan b. Enes-i Nehaî (l.a), mızrağını önce İmam'ın boğazına sonra da göğsüne sapladı. Bu¬nun ardından da İmam'ın boğazına nişan alarak bir ok attı.
İmam Hüseyin, okun boğazına isabet etmesiyle yere yığıldı. Kısa bir süre sonra kalkıp oturdu ve boğazındaki oku çıkardı. Her iki elini akan kanın altında tuttu. Ellerinde toplanan kanı başına ve yüzüne akıttı ve şöyle buyurdu:
“Hakkım gasp edilmiş ve kanıma belenmiş bir hâlde Allah'ın huzuruna çıkacağım!”
Ömer b. Sa'd (l.a), sağında duran birine, "Yazıklar olsun sana! İn ve Hüseyin'i rahatlat!" dedi.
Asigi Ali 23.07.2008, 17:30 Havli b. Yezid-i Esbahî (l.a), İmam'ın başını kesmek istedi, ama bedenine bir titreme düştü ve geri döndü.
Senan b. Enes-i Nehaî (l.a) atından inerek kılıcını İmam'ın boğazına indirirken şöyle dedi:
"Ant olsun, senin başını bedeninden ayıracağım ve şunu da biliyorum ki sen hem Peygamber evlâdı, hem de anne ve baba yönünden herkesten üstünsün!"
Sonra da başını bedeninden ayırdı. Bu hususta bir şair şöyle demiş:
Hangi musibet Hüseyin'in musibetiyle kıyaslanabilir.
O gün Senan b. Enes'in cinayetkâr ve habis elleri, Hüseyin'i öldürüp başını bedeninden ayırdı.
Ebu Muhammed b. Hasan Taresî "Maalim'ud¬din" kitabında İmam Cafer
Sadık'tan şöyle rivayet eder:
Hüseyin'in öldürüldüğü gün melekler haykırırcasına, 'Allah'ımız! Bu öldürülen, senin seçkin kulun ve Peygamber'inin kızının oğlu Hüseyin'dir!' dediler. Yüce Allah, -on ikinci imam- Hz. Mehdihin yüzünü onlara göstererek, 'Hüseyin'in intikamını, bunun eliyle alacağım!' buyurdu.
Tarihte bildirildiğine göre Muhtar b. Ebu Ubeyde-i Sakafî, Senan b. Enes'i (l.a) yakalayıp parmaklarını boğum boğum, sonra el ve ayakla¬rını kesip büyük bir kazanı zeytinyağıyla doldurarak kaynattı. Sonra da onu kazana attı ve öyle öldürdü.
İmam Hüseyin'in şehit edildiği günü anlatan şahıs şöyle devam etmektedir: Aniden karanlık ve katı bir toz kütlesi gökyüzünü kapladı. Etraf karardı, kızıl bir yel esti ve gözler hiçbir şeyi görmez oldu. Bir ara Ziyad'ın ordusu azap indiğini sandı. Bu durum bir süre devam etti ve sonra hava aydınlanmaya başladı.
Asigi Ali 23.07.2008, 17:32 İmam Hüseyin'in Son Anları
Hilâl b. Nafi şöyle rivayet eder:
Ben Ömer b. Sa'd'ın ordusuyla durmuştur. Bi¬ri gelip şöyle dedi: "Ey emir, müjdeler olsun sana! Şimr, Hüseyin'i öldürdü!"
Hemen ordudan ayrılıp can vermekte olan Hüseyin'in karşısında durdum. Ant olsun Allah'a ki, bu güne kadar ondan daha güzel yüz¬lü kanına belenmiş bir şehit görmemiştim! Yüzü¬nün nuru ve görünüm güzelliği karşısında onun şehit edildiğini düşünemedim bile.
İmam Hüseyin henüz su istiyordu.
Birinin şöyle dediğini duydum: "Ant olsun Al¬lah'a, suyu tadamayacaksın ve ancak cehenneme gidip kaynar suyundan içeceksin!"
İmam Hüseyin buyurdu:
"Ben ceddim Resulullahın yanına ve cen¬netteki makamına gideceğim; cennetin Zülal suyundan içeceğim. Bana yaptığınız zulümleri de ceddime şikâyet edeceğim!"
Hilâl devamla şöyle diyor:
"Ordu bu sözü duyunca, öyle hiddetlendi ki, sanki Allah hiçbirinin kalbinde acıma duygusu yaratmamıştı. İmam Hüseyin onlarla konu¬şurken başını bedeninden ayırdılar. Acımasızlı¬ğın bu denlisinden hayrete düşmüştüm. Şöyle dedim: "Ant olsun Allah'a, sizinle birlikteliğim artık bitmiştir."
Daha sonra Ömer b. Sa d'ın ordusu Hüseyin'in elbiselerini çıkarmaya giriştiler; gömleğini İs¬hak b. Harbe-i Hazremî (l.a) alıp giydi ve çopur hastalığına yakalandı; bedenindeki tüyler döküldü.
Rivayet edildiğine göre İmam Hüseyin'in gömleğinde yüz on dokuza yakın kılıç, ok ve mızrak yarası vardı.
İmam Cafer Sadık, Hüseyin'in bede¬ninde otuz üç mızrak ve otuz dört kılıç yarası görüldüğünü buyurmuştur.
Ebhar b. Ka'b-i Temimî (l.a), Hüseyin'in altına giydiği elbiseyi aldı. Onu aldıktan sonra felç olduğu rivayet edilmiştir.
Ahnes b. Mursid b. Alkame veya bir başka rivayete göre de Cabir b. Yezid-i Avcil (l.a.) Hüseyin'in imamesini alıp başına bağladıktan sonra delirdi.
Esved b. Halid (1.a), Hüseyin'in ayakkabılarını aldı. Becdel b. Selim-i Kelbî (l.a.) Hüseyin'in parmağını keserek yüzüğünü aldı.
Muhtar Sekafi kıyam ettikten sonra Becdel b. Selim'i tutup her iki el ve ayağım kestikten sonra o hâlde ölüme terk etti.
Kays b. Eş'as (l.a), İmam'ın kadife giysisini ve Ömer b. Sa'd (l.a) da Betra adındaki zırhını aldı.
Muhtar kıyam ettiğinde bu zırhı, Ömer b. Sa'd'ı öldüren Ebu Umre'ye bağışladı.
İbn Ebi Es'ad'ın rivayetinde, Hüseyin’in kılıcını Felafes-i Nahşelî'nin (l.a), aldığı söylenmiştir. Muhammed b. Zekeriyya bu rivayeti naklettikten sonra şöyle der: "O kılıç Nahşell'den sonra Habib b. Bedil'in kızına intikal etti."
Şunu da belirtmek gerekir ki ganimet olarak alınan bu kılıç Zülfikar değildir. Çünkü Zülfikar nübüvvet ve imametin diğer zahireleriyle birlikte korunmuştur. Raviler bunu onaylayarak nakletmişlerdir.
Asigi Ali 23.07.2008, 17:33 Çadırlarn Yağmalanıp Yakılması
İmam Hüseyin şehit edildikten sonra ça¬dırlardan bir kadın çıktı. Biri ona şöyle dedi:
"Ey Allah'ın kulu, efendin Hüseyin öldürüldü!"
Bunu duyan kadın:
"Ağlayarak kadınların yanına dön¬düm ve beni ağlar gören herkes ağlamaya başla¬dı." der.
Sa'd'ın ordusu, Peygamber evlâtlarının; Hz. Fatıma'nın göz nurlarının mallarını yağma etmek için hızla çadırlara yöneldiler. Kadınların üzerlerindeki örtüleri bile çekip aldılar.
Peygamber ailesi, çadırlardan çıkıp şe¬hit edilen koruyucuları ve dostlarına gözyaşı döktüler.
Hamid b. Müslim şöyle aktarır.
Berk b. Vailoğullan'ndan bir kadın kocasıyla birlikte Sa'd'ın ordusundaydı. Ordunun kadınlara, çadırlara saldırdığını ve her şeyi yağma ettiğini görünce, bir kılıç alarak çadırlara geldi ve "Ey Berk b. Vail kabilesi! Gözünüzün önünde Peygamber kızlarının giysileri yağma ediliyor; nerede gayretiniz, nerde yiğitliğiniz!?" diye bağırdı. Kocası gelip kolundan tuttu ve çadırına götürdü.
Çadırlar yağmalandıktan sonra ateşle yakıldı. Giysileri yağmalanan Peygamber ailesi, çadırlardan dışarı çıkarıldılar. Başları açık, yalın ayak, ağlar bir hâlde ve horlanarak esir edildiler.
Peygamber ailesi "Allah aşkına, bizi Hüseyin'e götürün!" dediler. İmam Hüseyin'in öldürüldüğü yere geldiklerinde şehitleri gördüler. İşte burada yakınma, dövünme ve ağlamalar başladı.
Asigi Ali 23.07.2008, 17:38 İmam Hüseyin'in Naaşı Yanında
Şöyle rivayet edilmiştir:
Müminler Emiri İmam Ali'nin kızı Hz. Zeyneb, kardeşi Hüseyin'in naaşı yanında durdu; hazin bir ses ve acı dolu yürekle şöyle dedi:
"Ey Muhammed! Ey meleklerin selâm gönderdiği yüce ceddim! Bu Hüseyin'dir; kanına boyanmış ve lime lime doğranmış! Bunlar da senin kızlarındır; esir edilmiş. Bu zulümleri Allah'a, Muhammed Mustafa'ya, Ali Murtaza'ya, Fatımatü'z-Zehra'ya ve şehitler efendisi Hamza'ya şikâ¬yet ediyorum. Ey Muhammed! Bu senin Hüseyin'indir; Kerbela'da üryan(çıplak) bırakılmış ve seher yeli toprak serpiyor üzerine. Bu senin Hüseyin'indir; zina zadelerin zulmüyle öldürülmüş. Ah bu hüzünden! Ah bu beladan! Bu gün ceddim Resulullah’ın dünyadan göçtüğü gündür. Ey Muhammed'in yarenleri, bu esir götürülenler sizin Peygamberinizin evlâtlarıdır!"
Başka bir rivayet de Hz. Zeyneb'in şöyle dediğini bildirir:
"Ey Muhammed! Kızların esir edildi ve oğulların öldürüldü. Seher yeli o bedenlerin üzerine toprak savurmaktadır şimdi. Bu senin Hüseyin'indir; başı boynundan kesilmiş, imame ve cübbesi yağmalanmış. Babam feda olsun ona ki, ordusu pazartesi katledildi ve yağmalandı. Babam feda olsun ona ki, çadırları yakıldı/yıkıldı. Babam feda olsun ona ki, gittiği yolculuktan dönmeyecek ve yaralarına merhem konmayacak. Canım feda olsun ona ki, uğrunda seve seve feda olmak isterdim. Babam feda olsun, acı dolu bir kalple ve susuz olarak dünyadan göçene. Babam feda olsun ona ki, Allah'ın peygamberi Muhammed Mustafa'nın oğludur. Babam feda olsun hidayet peygamberinin oğluna, Muhammed Mustafa'ya, Haticetü'l-Kübra'ya, Ali Murtaza'ya, kadınların yücesi Fatimetü'z-Zehra'ya ve namaz kılması için güneş geri döndürülene (İmam Ali’ye)!"
Olayı anlatan şöyle devam etmektedir:
"Ant olsun, Zeyneb gözyaşıyla yoğurduğu bu sözleriyle hem dostlarım, hem de düşmanlarını ağlattı."
Daha sonra Sakine babası İmam Hüseyin'in naaşını kucakladı. Birkaç kişi gelip Sakine'yi zorla babasından ayırdı.
Sonra da Sa'd ordusundan on kişi atları binerek Hüseyin'in naaşı üzerinde at koşturdu ve
İmam'ın göğüs ve sırt kemiklerini kırdılar.
İmam Cafer Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur:
“Allah bizim yolumuzu izleyenlere rahmet etsin! Onlar uzun süren hüzün ve hasretleriyle bizim acılarımızı paylaşırlar.”
Son olarak sözümüz şu ki;
Yüce Allah İmam Hüseyin'e ve kerbelada tam sadakat ile kendisine bağlılık gösterenlere, en üstün salat edenlerin salatıyla ezelden ebede kadar, hiç azalmadan ve sürekli artarak salat etsin.
Aynı şekilde Yüce Allah en çetin azabı ile Kerbela'da İmam Hüseyin ve dostlarına zulm edenlere ezelden ebede kadar hiç eksilmeden sürekli artarak azap etsin. Ve Allah bütün Ehli Beyt düşmanlarına lanet etsin!
Vesselam
|
|