Orijinalini görmek için tıklayınız : Nikah ve Evlilik& Alevi-Bektaşi anlayışı
Dede-baba 13.05.2008, 15:41 Degerli canlar...
Alevi erkanında Nikah töreni aşağıdaki sıra ile olurdu...
Öncelikle, Evlenmeye karar kılmış canlar.. (Talipler) hiçbir zorlama ve baskı olmadan
Cematin şahitliğinde Dede-baba huzuruna çıkarılırdı... (Diz çöküp otururlar..Erkek dede-babanın karşısında Sol tarafına.. kadın sağ tarafında olacak şekilde)
Dede-baba hazır olan cematin şahitliğinde evlenmek isteyen canlara Kur'an-ı kerimin aşağıdaki ayetlerinin Türkçelerini okur...
İsmişah! Bismişah Allah Allah...
Hakk, Dost, Zahir, Batın, Hazır, Gaib. Sırr-ül Sır Erenlerinin Gülcemallerine aşk...
Ber-Cemal-i Muhammed, Kemal-i İmam Hasan, İmam Hüseyin, Ali ra Bülende salavat...
Allahümme salli ala seyyidina Muhammed-in ve ala Ali Muhammed...
"...Ey Müminler! (Ey Canlar) Biz sizleri erkekli, disili olarak cift yarattik.... Soyunuz devam etsin diye..."
(Nebe Suresi: 5)
Sonrasında Rum Suresi okunurdu..
"...Biz, sizleri topraktan yaratarak, akil ve suur verdik. bütün yaratilmislardan üstün ve şerefli eyledik....Yasaminiz süresi icerisinde kendileriyle huzura kavusacaginiz,soyunuzu devam ettireceginiz esler eyledik... Aranizda muhabbet ve sevginin var edilmesi Tanri'nın isteği ve varliligin belgesidir."
(Rum Suresi: 21)
"....Ey İnanlar! Esleriniz size cocuk yestirenlerinizdir....Onlara dogru olmayan bir harekette bulunmayin, Allah`i aklinizdan cikarmayin. En sonunda Allah katinda hesaplanacaginizi bilin." (Eşlerinizin sizin üzerinizde hakkları vardır.. hesap gününü unutmayın....)
(Bakara Suresi: 223)
"Ey İnananlar! Sakin birbirinize verdiginiz sözü (ikrari)bozmayin... Zinaya yanasmayin, o yol fuhustur ve haramdir...." (Eşlerinizden başka kadınlar size haramdır ... O yol fuhuş yoludur...) (Esra Suresi: 32)
Yukarıdaki Ayet-i kerimeleri Kimi Alevi-bektaşi Ocakları arapça okumakla birlikte Aşağıdaki duaları Türkçe okumaktadır.. Ancak genel uygulama Duaların Türkçe okunmasıdır...
Duaların sonunda Nikah Törenine geçilir
Dede Kur`an ayetlerini okuyup Hakk`in emirlerini bildirdikten sonra
İsmişah! Bismişah Allah Allah...
Allahümme salli ala seyyidina Muhammed-in ve ala Ali Muhammed
"...Evlatlarim Allah`in emri ile Peygamberin kavli ile imam Cafer`i Sadik`in ictahati üzere Haci Bektas Veli`nin himmetiyle sizin nikahınızı kiymak icin burada bulunuyoruz.
Su anda Hakk divaninda ,irfan meydanindasiniz,:Yolumuza, erkanimıza göre, sizlere anne ve babalariniz da dahil hic kimse baski yapamaz Yolumuza göre suç ilesmis olurlar.
Ölünceye kadar gecinecek olan sizler oldugunuza göre karar vericek olanda sizlerlersiniz. Alevi inancinda bosanmak suctur.Yolumuz ve erkanimizda kötü fiildir.
Allah kimsenin yuvasini dagitmasin. Şimdi cok iyi düsünün, sordugum sorulara hiç bir baski ve etki altinda kalmadan dogru cevap verin.
Kizim! Allah`in emriyle, Peygamberin kavli ile Imam Caferi Sadik ictahiti üzere yerin gögün tanikligi ile hazir bulunan cemaatin sahadeti ile hic bir baski ve etki altinda kalmadan, kendi arzuve isteginle .........?...... oglu.......?..... sag gününde,hasta gününde dar gününde ve genis gününde bütün dertlerine ortak ve yardimci olmak kaydi ve sarti ile ömür boyu kendine eş olarak kabul ediyormusun?
Kiz veya Oglan "Evet kabul ediyorum" diye cevap verir.Bu soru her ikisinede ücer defa sorulur.Her seferinde evet cevabi alinirsa.
Dede sahitlere evlenmelerine bir engel olup olmadigini da ayri ayri sorar.
Sahitlerden olumlu cevap aldiktan sonra, "Evlatlarim Allah`in emri budur.Allah sizleri birbirinize mubarek ve hayirli etsin."
Hazir olan cemaat
"Allah Allah"
Dedikten sonra dede nikah duasini okur...
Dede evlenen çift ve oradakiler için şöyle dua eder...
Dede-baba:
----Saygıdeğer Canlar! Birbirlerini eş olarak seçmiş bu canlarımızın mutluluğu için, öz gönül birliği ile dua edelim....
"...Hak-Muhammed-Ali, Pirimiz Hünkar Hacı Bektaş Veli....
Erenler meydanında, Muhammed-Ali yolunda, siz değerli canlarımızın huzurunda kıydığımız bu nikahı kutlu eylesin. Nikahı kıyılan bu canlarımızın ömürlerine bereket, vücutlarına sağlık, rızklarına genişlik versin. Dünya ve ahirette mutlu olsunlar. Varlıkta, yoklukta; hastalıkta, sağlıkta; tasada ve kıvançta birbirlerini en içten sevgiyle destekleme gücü versin. Yuvaları mutlu, ağızları tatlı olsun...
İmam Hüseyin katarından, didarından, yolundan ayırmasın. Aralarındaki sevgi, Hz. Ali ile Hz. Fatıma arasındaki sevgi olsun. Soylarından gelecek çocukları kendilerine, Alevi-Bektaşi toplumuna ve bütün insanlığa hizmet etsin, hayırlı-uğurlu olsunlar.
Üçler, Beşler, Yediler, Oniki İmamlar, gerçek erenler her zaman yardımcıları olsun. Bozatlı Hızır yoldaşları olsun. Görünür, görünmez kazalardan, belalardan saklasın, beklesin. Ulu Tanrı gönüldeki dileklerini versin. Eşimizin, dostumuzun, içinde de bu canlarımızın ağız tadlarını bozmasın. Burada, bu mutlu günde bulunan siz canlarımızı da her iki cihanda mutlu eylesin. Hazreti Pir, Ulu divanda utandırmasın. Dualarımızı da kabul eylesin.
Nur-u Nebi, Kerem-i Ali, Pirimiz Hünkar Bektaş Veli, Kerem-i Evliya, gerçekler demine hü mümine Ya Ali..."
Allah Eyvallah
Dede-baba 13.05.2008, 15:42 Dedelerimden Bu Konuya Cevap Bekliyorum
Bir dede, dede soyundan olmayan ( taliple ) biriyle evlenebilirmi ?
Yada evlense bile bu doğrumudur ?
Cevaplarınız için şimdiden teşekkür ediyorum.
Degerli canlar..
Alevi-Bektaşi islam anlayışında Toplumun Dini Ruhani Lideri Konumundaki dede-baba kesinlikle başka bir Ocak vede dede-baba kızıyla evlenir.. yani Ocak Ocakla evlenir ilkesi vardır..
Bu şekilde evlilik yapmayan dede-baba yoldan düşmüş sayılır.. ve
Dede-baba makamını kaybeder.. halka dede yada babalık yapamaz...
Nedenleri
Bunun birçok nedeni olmakla birlikte gerçek neden şudur.
1- Alevi-bektaşi islam anlayışında dede-baba... Din-i islamı anlattığı talibine cinsel yada benzeri bir duygu besleyemez...(Hatta bunu dahada ileri görürüp Mücerretlik (Hiç Evlenmeme) ilkesini bile kabul eden ocaklar vardır...
2- En önemli neden ise... Alevi bektaşi inancında dede-baba'ının eşinin taşıdığı Kutsallık ve ve öneminden kaynaklanır..
Bilindiği gibi sünni ve diğer islam anlayışında kadının hiçbir söz hakkı olmayıp... tarikat liderinin eşi.. hareminde bulunan onlarca kadından sadece biridir.. hiçbir söz hakkı yoktur.. Erkek içine çıkmaz.. el veremez...(şeyhin cinsel hizmetini yapar o kadar) daha doğrusu insan bile değil değersiz bir varlıktır..
3- Oysaki Alevi-bektaşi islam anlayışında Dede-baba'nın eşine "ANA" denir ve Dede Baba kadar kutsaldır.. Ruhanidir... Herkes saygı duymak durumundadır... Eli Öpülür.. Evlad-ı resul olduğu için Ceddi Muhammed adına şefaat ve dua etmesi istenir..
Dede-baba"'nın eşi "ANA" dede-baba'nın olmadığı durumlarda Ayin-i cem'i yürütür.. Ocağa bağlı taliplere Hakk-Muhammed-Ali yolunu anlatırdı..
"ANA" nın sözünün dinlenmemesi yada kaile alınmaması gibi bir durum söz konusu bile olamaz.. Dede-baba'nın yokluğunda Dini anlamda tek otoritedir..
4- İşte bu nedenlerden dolayı Dede-baba'nın eşi olan "ANA" 4 Kapı Kırk Makam'ı bilmiş ve sırlara ermiş olmalıdır... Aksi takdirde toplumu yönetmesi ve Dede-Baba'nın yerine vekil olması mümkün olamaz...Bu ise ancak başka bir ocakta Edeb-erkanı görmüş öğrenmiş ve sırlara ermiş olmakla mümkündür.. Yani yetiştiği baba'nın bulunduğu dergahta dede yada baba oğullarıyla birlikte aynı önem ve değerde kızınıda yetiştirmek duruundadır...
dede baba kadar toplumu irşat ve bilgilendirme görevi "ANA" yada verilmiştir... "ANA" nın bilgisiz olması düşünülemeyeceğinden dede-baba'lar ancak bu sırlara vakıf başka bir ocak kızyla evlendirilirdi
5- Bu vasıflara sahip olmayan talip veya başka inançtan kimse ile dede-baba'nın evlenmesi aslen yasak olmayıp.. Sadece Dede-baba'yı makamından düşürürmesi nedeniyle yasaktır...
6- Bir başka önemli neden ise... Mehdi İnancıdır.. Bilindiği gibi Bütün Peygamberler tek bir Nur'lu soydan gelir.. ve Bu Nurlu soy Peygamberimizden sonra Hz. Fatıma-ı Zehradan yürümüştür... İşte O soyun devamı bugünkü seyid nesli Dede- ve Baba'lar... ve Mehdi bu Nurlu soydan çıkacaktır.. Bu nedenle geçmişte bazı ocaklar Nur'un kaybolmaması ve sırlanmaması için Ocak-Ocak evliliğine gitmiştir...(Fakat hakikat bu olmayıp yukardaki nedenle dedenin taliple evlenmesi yasaklanmasıdır.)
Allah Eyvallah
Dede-baba 13.05.2008, 15:43 Degerli canlar...
Gerek İmam-ı Ali.... Gerekse 12 İmam...ve de Ehli Beyt olmayan dışarıdan yabancı kimselerle evlenmiştir...Örneğin Celal-abbas Hz. Ali'nin bir Türkmen kızı olan Ümmül beninden doğan oğludur... Yine İmam Hüseyin'in eşi Hz. Şehrebanu Hatun mecusi İran şahının kızıdır..
Nitekim 12 İmam Efendilerimizin Horasan'dan Türklerle evlenmeleri sonucunda seyid nesli dede ve babalar doğmuş bu insanlar Anadoluyu irşar için gelmişlerdir...
Anadoludaki seyid nesli dede-baba'ların sadece ocak kızları yani yine dede ve baba kızıyla evlenmesi..
Ocağın hem erkek olan dede yada babasının irşat görevi olması hemde "ANA" olarak anılan ve saygı gösterilen eşinde irşad ve bilgilendirme görevi olmasından dolayıdır...
Alevi-bektaşi islam anlayışında Dede-baba'nın eşine "ANA" denir ve Dede Baba kadar kutsaldır.. Ruhanidir... Herkes saygı duymak durumundadır... Eli Öpülür.. Evlad-ı resul olduğu için Ceddi Muhammed adına şefaat ve dua etmesi istenir..
Dede-baba"'nın eşi "ANA" dede-baba'nın olmadığı durumlarda Ayin-i cem'i yürütür.. Ocağa bağlı taliplere Hakk-Muhammed-Ali yolunu anlatırdı..
"ANA" nın sözünün dinlenmemesi yada kaile alınmaması gibi bir durum söz konusu bile olamaz.. Dede-baba'nın yokluğunda Dini anlamda tek otoritedir..
İşte bu nedenlerden dolayı Dede-baba'nın eşi olan "ANA" 4 Kapı Kırk Makam'ı bilmiş ve sırlara ermiş olmalıdır... Aksi takdirde toplumu yönetmesi ve Dede-Baba'nın yerine vekil olması mümkün olamaz...Bu ise ancak başka bir ocakta Edeb-erkanı görmüş öğrenmiş ve sırlara ermiş olmakla mümkündür.. Yani yetiştiği baba'nın bulunduğu dergahta dede yada baba oğullarıyla birlikte aynı önem ve değerde kızında yetiştirmesi asıldır.. Ve dede yada baba ancak bu şekilde eğitim almış bir Ocakzade Kız ile evlenebilir...
Bu vasıflara sahip olmayan talip veya başka inançtan kimse ile dede-baba'nın evlenmesi aslen yasak olmayıp.. Sadece Dede-baba'yı makamından düşürürmesi nedeniyle yasaktır...
Yine bu bağlamda talipler açısından ise.. Alevi-bektaşi olan ve ikrar veren bir can.. yine ikrar vermiş ve Hakk-Muhammed-Ali yolunu kabul etmiş bir kadın ile evlenmesi Hakk'tır.. ve önerilirdi..
İşin hakikati budur..
Allah Eyvallah
Dede-baba 03.06.2008, 02:46 Degerli canlar...
Hiç kuşkusuz Alevi-sünni evliliklerinde karşılaşılan en en önemli problem kültür problemidir.. dinsel inanış farklılıkları , bir tarafın kendi inanacından vaz geçmesini ve karşı tarafın inancını benimsemesine neden olmaktadır..
Çoğunlukla inancından kültüründen vaz geçen alevi olan eş olmaktadır...Hatta kimi zaman Tesettüre ve vakit namaza bile başlayabilmektedir...Bu olmadığı takdirde.. çatışma kaçınılmaz hale gelmektedir.. hele hele ailelerin birbiriyle çatışması kaçınılmaz olmakta çoğunlukla eşler mümkün olduğunda aileleri bir araya getirmeme ve sık sık gidip gelmemeyi tercih edebilmeltedir..
Saygı ve sevgilerimle..
bigerançınar 03.06.2008, 10:19 selam,
dede baba,alevi forumda olması gereken konulara açıklık getiriyorsunuz,takip etmekten gurur duyuyorum.
eyvallah.
yasemin38 03.06.2008, 10:27 Ben hiç alevi nikahına şahit olmadım inşallah benim nikahım da alevi erkanına göre olur en büyük isteklerimden birisi bu...
Dede-baba 03.06.2008, 12:31 Ben hiç alevi nikahına şahit olmadım inşallah benim nikahım da alevi erkanına göre olur en büyük isteklerimden birisi bu...
Degerli can.. Foruma katıldığın için Tesekkür ederim..
Evet günümüzde artık, Bu tür nikahlar kalmadı... bende çok önce 1-2 kez tanık oldum... fakat yinede evlendikten sonra Hacı bektaş'a gitmek... bu kutsal mekanları gördükten sonra dünya evine girmek taraftarıyım...
Çevremden gördüğüm birçok Alevi genci bu şekilde ziyaret ile evlilik yapmaya başladı... Ben de bunu destekliyorum...
Saygı ve Sevgilerimle..
Dede-baba 03.06.2008, 14:41 Degerli canlar...
Bugün Sizlere Kirvelik Kurumu ve alevi-bektaşi İnancındaki yeri ile Kirve Çocukları Evlenebilir mi bunun üzerinde bilgi vermek istedim..
Halk arasinda ,kirva, kiriv, küvre, Küra gibi sözcüklerle söylenen Kirve sözcügü köken olarak nereden geldigi bilinmemektedir..Eski Türkcedede bu sözcük bulunmaz..Kirv sözcügü Farsca ve Kürtcede " Tutma " anlaminda kullanilir...
Horasan, Kazan ve Ufa daki Türkler arasinda da Kirvelik gelenegi vardir..Ama onlar kirve yerine " sünnet babasi " deyimini kullanirlar...
Kirvelik, çok önemli işlevi olan bir kurumsal yapıdır. Kirvelik, kirve olanlar arasında kesin bir kardeşliği emreder... Dolayısıyla, bir nevi toplumsal kardeşliği sağlayan sigorta işlevi görür...
Zorlu yasam koşulları karşısında insanların bir birlerini desteklemelerini; yardımlaşmayı, dayanışmayı esas alır... Bu bağlamda kirvelik kardeşlikten de yakın olarak görülür.....
Kirvelik geleneginde 7 göbege ( kusaga ) kadar kiz alip verilmez..Aleviler arasinda kirvelik,Müsahiplik ( yolkardesligi ) gibi iki aile arasinda kurulan akrabaligin sembolüdür
kirve çocukları kardeşten daha ötedir...kirvelik de bir müsahiplik kadar önemlidir..
Kirvelik,sünnet gelenegine dayanilarak,birbirini seven,birbirine güven duyan iki aile arasinda kurulan ( sanal ) bir akrabalik bagidir.....
Bu kurum ,kültürel ve inancsal degerlerle pekistirilerek ömür boyu sürer,karsilikli sorumluluk ve yükümlülükleri getirir...
Kirvelik... sadece sünnet pratiginde bitmez... Görev ve sorumluluklar bütün hayat boyunca devam eder. Böylece iki aile arasinda kan bagiyla verilen söz ( Ikrar ) kirveler arsasinda sorumluluklarin baslangici olur...
Alevi-Bektaşi İslam inancında..ikrar vermek ; agir bir yükümlülügüde kabul etmektir..Ikrarindan dönen inancimiza göre yol Düskünü sayilir..Bu Alevilikte en büyük suctur...
Bu baglamda Kirvelik ve Müsahiplik gibi kurumlar Ikrar verilen kurumlar arasında yer alır..
Saygı ve sevgilerimle..
yasemin38 03.06.2008, 15:01 Degerli can.. Foruma katıldığın için Tesekkür ederim..
Evet günümüzde artık, Bu tür nikahlar kalmadı... bende çok önce 1-2 kez tanık oldum... fakat yinede evlendikten sonra Hacı bektaş'a gitmek... bu kutsal mekanları gördükten sonra dünya evine girmek taraftarıyım...
Çevremden gördüğüm birçok Alevi genci bu şekilde ziyaret ile evlilik yapmaya başladı... Ben de bunu destekliyorum...
Saygı ve Sevgilerimle..
sayın dede-baba peki günümüzde halen böyle nikah kıyanlar var mı olmazsa olmaz diyenler, bu nikaha nasıl bakılıyor anlattığınız şartlarda nikah kıyılmazsa alevilerin düşüncesi ne olur alevilerimiz sünnilerin düşündüğü gibi mi düşünüyor bu konuda yani zina olarak mı düşünürler.beni aydınlatırsanız sevinirim.
Teşekkürler...
Dede-baba 03.06.2008, 15:23 sayın dede-baba peki günümüzde halen böyle nikah kıyanlar var mı olmazsa olmaz diyenler, bu nikaha nasıl bakılıyor anlattığınız şartlarda nikah kıyılmazsa alevilerin düşüncesi ne olur alevilerimiz sünnilerin düşündüğü gibi mi düşünüyor bu konuda yani zina olarak mı düşünürler.beni aydınlatırsanız sevinirim.
Teşekkürler...
Degerli can...
Öncelikle foruma katıldığınız ve katkı sağladığınız için tesekkür ederim...
Günümüzde, hala böyle nikah kıyılarak evlenen sanırım çok azdır.. genellikle Alevi-bektaşiler de resmi nikah kıymaktadır.. Bunun tartışmasını bile yapmak yersiz...
Sünni islam anlayışındaki dini nikah ile alevi-bektaşi nikahı anlayışında benzerlik yoktur... Alevi-anlayışında nikah... evlenmek isteyen canların bu isteğinin topluma beyan edilmesi ve herkesin bu birlikteliğe şahit olması asıl amaçtır.... "Dede nikahı" olmadan yapılan resmi nikahın geçersizliğini ve zina olduğunu iddia etmek sadece dine ilavedir.. . Hurafeden ibarettir...Nikah kavramınının mana ve önemini kvrayamamış, zahiri yorumlardır bunlar.. bugünkü resmi nikahta dini nikah yerine geçerlidir.. çünkü o törenede katılan herkes.. çiftlerin bu mutlu gününü onaylar,uzun bir birliktelik için dua ederler... hem öz bakımdan hemde şekil açısından her nikahta aynı yola hizmet eder..
Hiç Kuşkusuz din insanların yaşamlarını zorlaştıran değil kolaylaştırandır.. bu nedenle sadece dini nikah kıyılması resmi nikahtan kaçınılması ve toplumu buna özendirmek kadınlar açısından bir çok mağduriyet ve haksızlık getirecektir... böyle bir haksızlığa dini ve islamı alet etmek.. yanlıştır..
Alevi-bektaşi inancında Evliliğin Allah katında ve dinen kutsanması için aynı zamanda Toplumun razılık ve rızasının alınması...için nikah kıyılırdı... Ancak bu şekilde canların evliliği topluma duyurulurdu yani resmiyet kazanırdı... Hiç kuşkusuz resmi nikah dairelerinin olmadığı o dönemlerde evliliğin topluma ve durulması için dede nikahı şarttı...
Günümüzde ise, Resmi ve dini nikahı birbirine alternetif olarak sunmak yerine, resmi nikahtan sonra yapılabiliyorsa,yani imkan varsa.... eski adet ve geleneklerimizin yaşaması için resmi nikahtan sonra yapılabilir... veya Hacı Bektaş gibi kutsal mekanlarda evli çiftlerce gezilerek evlilik kutsanabilir..
saygı ve sevgilerimle..
Dede-baba 07.06.2008, 02:09 Degerli canlar...
Hiç kuşkusuz Alevi-sünni evliliklerinde karşılaşılan en en önemli problem kültür problemidir.. dinsel inanış farklılıkları , bir tarafın kendi inanacından vaz geçmesini ve karşı tarafın inancını benimsemesine neden olmaktadır..
Çoğunlukla inancından kültüründen vaz geçen alevi olan eş olmaktadır...Hatta kimi zaman Tesettüre ve vakit namaza bile başlayabilmektedir...Bu olmadığı takdirde.. çatışma kaçınılmaz hale gelmektedir.. hele hele ailelerin birbiriyle çatışması kaçınılmaz olmakta çoğunlukla eşler mümkün olduğunda aileleri bir araya getirmeme ve sık sık gidip gelmemeyi tercih edebilmeltedir..
Saygı ve sevgilerimle..
Bir mü'min yezide kızını verse
Anası babası ilayık görse
Yüz bin kere başı secdeye varsa
Hak da günahından geçmez billahi
Dede-baba 15.06.2008, 13:37 Bilemiyorum... Aşktan sevgiden daha üstün ne vardır...Ve seven insan karşısındaki kırabilir mi* Oysaki en değerli varlıdıdır. sevdiği... ben sen yoktur yoktur biz vardır.. sevgililer rasında...
Ama gerçek sevgi yoksa... hele şu mantık evliliği denen şey varsa.. nese o artık.. sanki evlilik bir anonim şirket.. bir yatırım aracı evlilik... bence bu yanlış..
Esasında alevi-Sünni evliliklerinde... dikkat edilmesi gereken bir tarafın diğer tarafın düşüncelerine saygı duyması, onu asimile etmemeye çalışması.. olduğu gibi kabul etmesidir... ama bu böylemi oluyor acaba...
Benim.. alevi-sünni evliliklerinde gözlemlerim şöyle...
1- Her iki eşte dini tamamen ikinci plana atmış ve hayatlarından yaşamların soyutlamışlardır... bu şekildeki alevi-sünni evlilikleri uzun süre sürebiliyor.. ama bu doğrumu?... kültüründen inancından dönmek?...sırf çatışma olmasın diye yolundan dönmek? ... ve alevi olan aleviliğini inkara sünni olanda sünniliğinden ateizme geçmesi... her iki tarafında taviz vermesi doğrumudur?
2- Çoğunlukla gözlemlediğim ise.. alevi olan taraf... ister erkek ister kız olsun.. karşı tarafın inancını benimsemesi.. yani sünniliği kabul etmesi.. kendi inancını horlaması.. hatta türbana girenleri ramazanı tam tutanları... ve 5 vakit sünni cami namazına başlayanları gördüm...
3- Çocukların hangi inancı benimseyecekleri de ayrı bi sorun olmakta.. ya dinden tamamen uzaklaştırılarak.. ne sünni nbe alevi kültürü öğretilmekte nede diğer inanışlar... bu birin tür evliliklerde olmakta.. fakat çoğunlukla alevi-sünni evliliklerinin çocuklarıda sünnileştirilmektedir...
4- Bir başka sorun evli çiftlerin aileleridir... eğer kendi inancını savuncak olursa çatışma kaçınılmazdır.. ramazan gbi cuma namazları gibi konularda her an tartışma çıkabilmekte tararflar birbirlerini asimile etmeye çelışmektadır.. ayrıca... aileler arası sohbetlerde özellikle dini konulara girilmemekte.. herkes konuşurken diken üstünde oturmaktadır...
Gerçekten nerden baksanız alevi-sünni evlilikleri.. her iki tarafta inancından taviz vermezse çok zordur.. taviz veren tarafında (bu alevi olur) asimilasyanu kaçınılmaz olmakta...
Saygı ve Sevgilerimle..
terapiii 18.06.2008, 23:42 sayın dede baba
öncelikle yazılarınızın çoğunu okudum ve verdiğiniz cevapları çok mantıklı buldum kendim adına teşekkür ederim.ben sünni bi kardeşinizim iki yıldır da nişanlıyım nişanlımda alevi,iki yıl olmasına rağmen ailem kabullenmiyo ve hep ikilemde kalıyorum.biz birbirimizi çok seviyoruz nişanlım o kadar istenmemesine rağmen aileme karşı tek bi saygısız seviyesiz davrnışı olmamıştır.şimdi askerden geldi ve ailesi düğün hazırlığı yapıyo hayatım zindan oldu iki senedir ve ailemmi yoksa? sevdğim insanmı?die sormaktan çok bunaldım.ben onsuz yaşayamam ama ilemde sırt çeviremiyorum lütfen bana yol gösterirseniz çok sevinirim.
saygılar.
siyahgul 19.06.2008, 00:25 biz erzincanlıyız ve bizim sülalede çoğu nikahlar böyle olur resmi nikahtan önce kıyarız dedelerimiz özellikle bunun için getirttirilir tam olarak bahsedilen dualar mı okunuyor bilemicem ama ablamın nıkahı bu şekilde kılındı ve insan üzerinde çok hoş duygular uyandırıyor...
bence olması gerekenler bunlar kendi kültürümüzün güzelliklerini kaybetmememiz lazım
sayın dede baba
öncelikle yazılarınızın çoğunu okudum ve verdiğiniz cevapları çok mantıklı buldum kendim adına teşekkür ederim.ben sünni bi kardeşinizim iki yıldır da nişanlıyım nişanlımda alevi,iki yıl olmasına rağmen ailem kabullenmiyo ve hep ikilemde kalıyorum.biz birbirimizi çok seviyoruz nişanlım o kadar istenmemesine rağmen aileme karşı tek bi saygısız seviyesiz davrnışı olmamıştır.şimdi askerden geldi ve ailesi düğün hazırlığı yapıyo hayatım zindan oldu iki senedir ve ailemmi yoksa? sevdğim insanmı?die sormaktan çok bunaldım.ben onsuz yaşayamam ama ilemde sırt çeviremiyorum lütfen bana yol gösterirseniz çok sevinirim.
saygılar.
Çok kötü bir psikoloji içerisinde olduğunu okurken derinden hissettim. Benim de korkum bu, eğer birgün bende birine aşık olup bu duruma gelmem an meselesi diye düşünmeden edemiyorum. Ayrıca, "ailemi yoksa?" demen kendinin ne kadar çaresiz durumda kaldığını gösteren bir soru yadırgamıyorum ama aileni yüz üstü bırakma, sevdiğinden de ayrılma herşey evlilik değil sevgi imza değil kalp ister.
Elimden geldiği kadar cevaplamaya çalıştım yanlışım varsa affet:confused1
Eline yüreğine sağlık,
Ben sadece hatırlatma amaçlı bir sorum olacak acba yanlışmı biliyorum dedelerin taliplerle olan evlilikleri konusunda sadece dede yönünde ele aldınız,talip yönünde de açıklanması gereken noktaşlar yokmu pirim.
Dede-baba 19.06.2008, 01:00 sayın dede baba
öncelikle yazılarınızın çoğunu okudum ve verdiğiniz cevapları çok mantıklı buldum kendim adına teşekkür ederim.ben sünni bi kardeşinizim iki yıldır da nişanlıyım nişanlımda alevi,iki yıl olmasına rağmen ailem kabullenmiyo ve hep ikilemde kalıyorum.biz birbirimizi çok seviyoruz nişanlım o kadar istenmemesine rağmen aileme karşı tek bi saygısız seviyesiz davrnışı olmamıştır.şimdi askerden geldi ve ailesi düğün hazırlığı yapıyo hayatım zindan oldu iki senedir ve ailemmi yoksa? sevdğim insanmı?die sormaktan çok bunaldım.ben onsuz yaşayamam ama ilemde sırt çeviremiyorum lütfen bana yol gösterirseniz çok sevinirim.
saygılar.
Degerli Can...
Öncelikle foruma katıldığınız ve katkı sağladığınız için Tesekkür ederim..
Çok zorlu bir yola girdiğini baştan söylemeliyim... Aillerin onaylamaması iyi birşey değil, hele karşı tavır alması... Bu sizi bayağı zorlayacak sanırım... Bizler kültür farklılıkları, asimialasyon, sindirme ve aşağılama olduğu için bir çok ailede, ve bu aşağılanan genelde alevi genç kız-erkek olduğu için bu tür evlilikleri önermiyoruz..
Ama madem böyle bir seçim yapmışsın, kötü konuşmak bizlere düşmez, bu seçim senin, Ama sana tavsiyem, annen baban, ailen ne derse desin, karşı tavır alma, karşılık verme, susma hakkını kullan, asla saygısızlık yapmanı tavsiye etmem,
Unutmaki, Allah'ın öte dünyada affetmeyeceği üç hak vardır,
1- Kul Hakkı
2- Alllah'a şirk koşmak
3- Ana baba hakkı
Annen babanın sana gösterdikleri tepkiyi anlamaya çalış, belki farkında olmayabilirsin, ama geçmişimiz bu şekilde yapılan evlililer ve bunların hüsran dolu hikayeleriyle doludur... bunların bir kısmına bu forum içerisinde değindim... tekrar etmek istemiyorum...
Umarım eşin, senin onu ne kadar sevdiğini ve onun için anneni babanı bile karşına aldığını, anlayabilecek biridir ve sana laik biridir..
Saygı ve sevgilerimle
Dede-baba 19.06.2008, 01:08 biz erzincanlıyız ve bizim sülalede çoğu nikahlar böyle olur resmi nikahtan önce kıyarız dedelerimiz özellikle bunun için getirttirilir tam olarak bahsedilen dualar mı okunuyor bilemicem ama ablamın nıkahı bu şekilde kılındı ve insan üzerinde çok hoş duygular uyandırıyor...
bence olması gerekenler bunlar kendi kültürümüzün güzelliklerini kaybetmememiz lazım
Degerli can...
Ben de bir erzincanlı olarak geleneklermizin kültürümüzn yaşatıldığını duyunca gerçekten çok seviniyorum...
Saygı ve sevgilerimle
Dede-baba 19.06.2008, 01:15 Eline yüreğine sağlık,
Ben sadece hatırlatma amaçlı bir sorum olacak acba yanlışmı biliyorum dedelerin taliplerle olan evlilikleri konusunda sadece dede yönünde ele aldınız,talip yönünde de açıklanması gereken noktaşlar yokmu pirim.
Degerli Can...
Öncelikle foruma katıldığın ve konuya değişik bir bakış açısıyla, yaklaştığın için tesekkür ederim...
fakat, Burada etken olan, ve karşı çıkılamayacak olan dede'dir.. dolayısıyla dede-baba'nın böyle bir evlilik yapmaması gerekir... talip dede-baba'nın izinde olduğu için, mazur görülebilir...
Bu nedenle alevi-bektaşi erkenında sadece dede-baba için yaptırım vardır... talibiyle evlenen dede-baba dedelik makamından düşer...artık dede yada baba olamaz...
Saygı ve sevgilerimle
Degerli Can...
Öncelikle foruma katıldığın ve konuya değişik bir bakış açısıyla, yaklaştığın için tesekkür ederim...
fakat, Burada etken olan, ve karşı çıkılamayacak olan dede'dir.. dolayısıyla dede-baba'nın böyle bir evlilik yapmaması gerekir... talip dede-baba'nın izinde olduğu için, mazur görülebilir...
Bu nedenle alevi-bektaşi erkenında sadece dede-baba için yaptırım vardır... talibiyle evlenen dede-baba dedelik makamından düşer...artık dede yada baba olamaz...
Saygı ve sevgilerimle
Tabiki evlilik yapmayan dede veya babadır ben yine dede ve baba yı da etkileyecek talip açısından demek istemiştim.
Yanlış bir şeyler yazmak istemiyorum onun için sizden istedim açıklamayı
Talipleri dede babaler evlat olarak görür onun içindirki nikah düşmez derler,buda oluşabilecek sosyal dengeyi sarsacak her hangi bir ilişki olmasın,veya şöyle diyeyim istismarlara engel olmak açısından,benden bu kadar siz daha güzel bir dille açıklaya bilirsiniz.
CanArmutluk 19.06.2008, 14:36 dede baba yazılarınızı okudum gerçekten bizleri bilmediğimiz bazı konularda aydınlatığınız için çok çok teşekür ederim devamını bekleriz
terapiii 19.06.2008, 17:27 saol cirti ge cim;
gerçektende çok zor bi durumdayım ilgilendiğin için çok teşekkür ederim.iki senedir yaşadıklarımı bir ben bilirim birde Allah biliyo.hiçkimse ayrılmak için evlenmez mutlu olmak için evlenir benim ailemn sürekli söylediği bu anlaşamazsın sen onun ailesiyle ayrılırsınz mutlu olamassınız gbi...ama biz birbirimizi gerçekten çok seviyoruz 4 yıldırda berabriz ufak tefek şeyler oluyo tabi ama onlar tadı tuzu.ben hayatımda nişanlımkadar kaliteli saygılı hoşgörülü birini tanımadım onsuz olamammm:(((((((((((((((((((((
Dede-baba 19.06.2008, 21:41 Tabiki evlilik yapmayan dede veya babadır ben yine dede ve baba yı da etkileyecek talip açısından demek istemiştim.
Yanlış bir şeyler yazmak istemiyorum onun için sizden istedim açıklamayı
Talipleri dede babaler evlat olarak görür onun içindirki nikah düşmez derler,buda oluşabilecek sosyal dengeyi sarsacak her hangi bir ilişki olmasın,veya şöyle diyeyim istismarlara engel olmak açısından,benden bu kadar siz daha güzel bir dille açıklaya bilirsiniz.
Evvel Allah diyelim...Ahir Allah Diyelim...18 bin alemin sultanı Muhammed-Mustafa'ya selam getirelim...Velayetin Nuru Al-el Mürtaza'ya.. Hasan-ül Mücteba'ya...ve dahi Hüseyin-i Kerbela'ya göz gönül katalım...12 İmam aşkına... göz yaşını akıtalım...
Degerli canlar..
Alevi-Bektaşi islam anlayışında Toplumun Dini Ruhani Lideri Konumundaki dede-baba kesinlikle başka bir Ocak vede dede-baba kızıyla evlenir.. yani Ocak Ocakla evlenir ilkesi vardır..
Bu şekilde evlilik yapmayan dede-baba yoldan düşmüş sayılır.. ve
Dede-baba makamını kaybeder.. halka dede yada babalık yapamaz...
Nedenleri
Bunun birçok nedeni olmakla birlikte gerçek neden şudur.
1- Alevi-bektaşi islam anlayışında dede-baba... Din-i islamı anlattığı talibine cinsel yada benzeri bir duygu besleyemez...(Talip Dede-baba'nın evladı yerindedir..Hatta bunu daha da ileri görürüp Mücerretlik --Hiç Evlenmeme-- ilkesini bile kabul eden ocaklar vardır...
2- En önemli neden ise... Alevi bektaşi inancında dede-baba'ının eşinin taşıdığı Kutsallık ve öneminden kaynaklanır..
Bilindiği gibi sünni ve diğer islam anlayışlarında kadının hiçbir söz hakkı olmayıp... Tarikat liderinin eşi.. hareminde bulunan onlarca kadından sadece biridir.. hiçbir söz hakkı yoktur.. Erkek içine çıkmaz.. el veremez...(şeyhin cinsel hizmetini yapar o kadar) daha doğrusu insan bile değil değersiz bir varlıktır... dahası terikat şeyhi tarikatından istediği kişi ile evlenir..
3- Oysaki Alevi-bektaşi islam anlayışında Dede-baba'nın eşine "ANA" denir ve Dede Baba kadar kutsaldır.. Ruhanidir... Herkes saygı duymak durumundadır... Eli Öpülür.. Evlad-ı Resul olduğu için Ceddi Muhammed adına şefaat ve dua etmesi istenir..
Dede-baba"'nın eşi "ANA" Dede-baba'nın olmadığı durumlarda Ayin-i cem'i yürütür.. Ocağa bağlı taliplere Hakk-Muhammed-Ali yolunu anlatırdı..
"ANA" nın sözünün dinlenmemesi yada kaile alınmaması gibi bir durum söz konusu bile olamaz.. Dede-baba'nın yokluğunda Dini anlamda tek otoritedir..
4- İşte bu nedenlerden dolayı Dede-baba'nın eşi olan "ANA" 4 Kapı Kırk Makam'ı bilmiş ve sırlara ermiş olmalıdır... Aksi takdirde toplumu yönetmesi ve Dede-Baba'nın yerine vekil olması mümkün olamaz...Bu ise ancak başka bir ocakta Edeb-erkanı görmüş öğrenmiş ve sırlara ermiş olmakla mümkündür.. Yani yetiştiği baba'nın bulunduğu dergahta dede yada baba oğullarıyla birlikte aynı önem ve değerde kızınıda yetiştirmek durumundadır...
Dede baba kadar toplumu irşat ve bilgilendirme görevi "ANA" yada verilmiştir... "ANA" nın bilgisiz olması düşünülemeyeceğinden Dede-baba'lar ancak bu sırlara vakıf başka bir ocak kızıyla evlendirilirdi
5- Bu vasıflara sahip olmayan talip veya başka inançtan kimse ile Dede-baba'nın evlenmesi aslen yasak olmayıp.. Sadece Dede-baba'yı makamından düşürürmesi nedeniyle yasaktır...
6- Bir başka önemli neden ise... Mehdi İnancıdır.. Bilindiği gibi Bütün Peygamberler tek bir Nur'lu soydan gelir.. ve Bu Nurlu soy Peygamber'imizden sonra Hz. Fatıma-ı Zehra'dan yürümüştür... İşte O soyun devamı bugünkü seyid nesli Dede- ve Baba'lar... ve Mehdi bu Nurlu soydan çıkacaktır.. Bu nedenle geçmişte bazı ocaklar Nur'un kaybolmaması ve sırlanmaması için Ocak-Ocak evliliğine gitmiştir...(Fakat hakikat bu olmayıp yukardaki nedenle dedenin taliple evlenmesi yasaklanmasıdır.)
Allah Eyvallah
Vallahi cevabı yazdığım gece senin durumun sabaha kadar aklımdan gitmedi... İnşallah güzel şeyler olur sevincini paylaşırız.
Dede-baba 24.07.2008, 12:33 Merhaba Sayın Dede-Baba,
Musahipliğin kökenini "Alevi-İslam"cı biri olarak 6.-7. yy İslam toplumuna bağlıyor, Hz. Muhammed ve Hz. Ali'nin birbirinin "musahibi" oldugunu söylüyorsunuz. Bu konuyla ilgili kafama takılan bir kaç soru sormak istiyorum size. Muhakkak ki çoğu kez bu soruyla karşılasmışsınızdır.
Biz Kızılbaş toplumunda musahiplik kutsaldır, Musahip çiftler birbirinin kardeşidir ve çocukları da kardeş sayıldıgından evlenemezler. Peki musahipliğin kaynağı gercekten Hicret'e dayanıyor ve Hz Muhammed ile Hz Ali Hicretten sonra sizin dediğiniz gibi musahip oldular ise, Hz Ali nasıl musahibinin kızıyla evlenebilmiştir???( Yani Fatma Ana ile???) yada Hz Muhammed nasıl damadıyla musahip olabilmiştir????
Umarım "Imam Cafer-i Sadık Buyruğu"nda söylendiği gibi "Bazıları ikrarını zayi edip dönek oldular.Sonra Ali abaya hakaret ettiler. Binlerce lanet olsun Ali aba düşmanlarına" cevabını vermezsiniz. Bu bana biraz kaçamak bir cevapmış gibi geliyor.
Saygılar...
Degerli can...
Öncelikle, Foruma katıldığınız ve katkı sağladığınız için Tesekkür ederim...
Müsahiplik, esas anlamıyla yol kardeşiliği anlamınadır... Alevi-bektaşi erkanında, Musahip olanlar, kardeşten ötedir.. bu nedenle Musahipler aileler arasında evlilik olamaz..
Hz. Muhammed ile, Hz. Ali'nin hem musahip olması, hem de, Hz. Ali'nin Hz. Muhammed'in kızı Fatıma'yla evlenmesi şu şekilde açıklanır..
1- Öncelikle, Hz. muhammed ile Hz. Ali, İmam cafer buyruğunda izah edildiği üzre, birbirinden ayrılmaz bir Nurdur...Hz. Muhammed ile Hz. ali'nin, Musahip yol kardeşi olması bu batıni yani manevi durumun zahiri olarak açığa vurulmasıdır...
2- Hz. Fatıma ile evliliği ilk isteyen halife ömerdir.. hatta bu konuda ısrarcı bile olmuştur.. Oysa Hz. muhammed ömere hitaben, Hz. Ali'nin Hz. Fatıma ile evliliği, Allah'ın isteğidir şeklinde cevap vermiştir... Aynı hadise Hz. Ali'nin isminin konmasındada vardır.. mesela, Hz. Ali'nin annesi Hz. Ali'ye isim olarak "esed" ismini vermişken, Hz. muhammed o zamana kadar bilinmiyen bir isim İlahlara verilen, ve esmaül hüsnada Allah'ın sıfatlarından biri olan "ALİ" ismini hz. Ali'ye verilmesini istemiş, ve bu isim ile anılmıştır..
3- Hz. Ali'nin doğumu kabe içindedir.. hiç puta tapmayandır..Bu manada hz. Ali'nin, Hz. Fatıma ile evliliği, Hz. Ademin, Allah rızası ve takdiri, ile Kız çocukları ile evlenmesi mukabilindedir... ve kendine mahsustur... yine unutmayalım ki, 12 İmam neslinden gelen, evlad-ı Resul dede-baba yada Pirler arasındaki musahipliklerde böyle bir uygulama yoktur... hz. Ali ile Hz. muhammed'in musahipliği Hakk-Muhammed- Ali'nin birlikteliğini açığa vurması anlamında , diğer insanların musahipliklerinden ayrılan bir anlama da sahiptir..
4- (Bu görüşe katılmamakla birlikte) Yine bu konuda unutulmaması gereken, bir olguda, alevi-islam inancında Türk ve Anadolu halklarının kültürel ögeleride söz konusudur.. nasıl sünnilik içinde, arap kültür ve gelenekleri varsa, şiilik içinde, fars gelenek görenekleri varsa, alevi-bektaşilikte de Türk ve Anadolu halkının gelenek ve görenekleri vardır... musahip aileler arasında evlilik olamayacağı ilkesi Türk ve anadolu halklarının kültürlerinin bir ögesi olarak sonradanda kabul edimiş olabilir.
5- Yine iddia edildiği gibi, Musahiplik olgusu anadoluda ortaya çıkmış, bir olguda değildir.. Hoca Ahmet yesevinin halifeleri'de birbirleri arasında, musahip idi.. örneğin Horasandan gelen, Hacı bektaş-ı veli, ve horasan diyarından gelen,( Azerbaycanın Hoy kentinden) Pir sultanında musahibi yok mudur.. Abdal musayı ve cümle erenler müsahip tutmuştur..
6- Anadolu'nun dışında Horasanda, erdebil diyarında anadoluya gelen İmam cafer buyruğu Musahiplik erkanını açıklar,, yani musahiplik, anadoluda var olan ve buradaki halkın kendisinin islam dışı bir töresi değildir.. böyle olssaydı.. imam cafer buyruğunda ve Alevi-bektaşiliğin diğer klasikleri arasında yer almazdı..
saygı ve sevgilerimle
Dede-baba 26.07.2008, 15:28 Bugün alevi-bektaşi anlayışında kadının yeri ve konumu üzerine, konuşmak istiyorum[/B]
Alevilik ve bektaşilikte herşeyden önce kadın bir insandır.anadır, bacıdır ve eşit kurallar içinde erkeğinin eşi,hayat arkadaşıdır.alevilik ve bektaşilikte tesettür, yoktur.
Alevi-bektaşilikte kadının üç konumu vardır. kadın Dede-babanın eşi olması sebebiyle Ana'dır. Ona bütün canlar ana derler. Öyle sayarlar,öyle severler.
Bunun dışında, her kadın bir Anadır.. çocuğu doğuran, büyüten, yetiştiren Ana, Alevi-bektaşi geleneğinde, erkeğinin yanında eştir burada karşılıklı saygı-sevgi,temel olarak tarikat geleneğidir.
Dede'nin eşi olan Ana'nın ise, önünde niyaz olunur.. hayır duası alınır..hatta dede olmadığı zaman Ayin-i cem bile yapabilir.. dede yada Pir'den sonra, sözü en keskin olandır...
Yine kadın'a Bacı diye hitap edilir... Bu manada Erkeğin eşinin dışında... bütün kadınlar, erkeğin kardeşidir. Alevi-bektaşi anlayışta, Kadın sunniliğin koyduğu bütün yasakların, baskıların dışındadır, bağımsızdır... Bütün ortak kararlarda Oyu onayı vardır. Erkeğin yanında bir ''gölge'', bir ''tarla'' değildir. Hatta yaşı büyük kadın, Nine sözü en keskin olan, en son karar verendir.
Alevilik ve Bektaşilikte'ki kadın anlayışı denilebilirki dünyadaki tüm uluslara ve gelmiş geçmiş tüm uygarlıklara nazaran en üst düzeydedir...
şimdide Alevi-bektaşilikte kadının yeri üzerine değişi sunalım....
Bektaşi kimsenin malın çalamaz,
İbadet etmekçün tembel kalamaz,
Bir kadın üstüne bir daha alamaz,
Boşamaz, oldukça zevcesini sağ.
Arifler namus u ırzın veremez
Tesettür ne demek aklı eremez,
İnsan dua ile rızkın yeremez,
Edeb içinde her şeye mesağ
Alevi-Bektaşi tasavvufunda, kadın erkeğin eşidir. Eş demek ise eşitlik demektir. Eşit olan şeyde fark olmaz, eğer fark olursa eşit olmaz. Kadın erkeğin tamamlayıcısıdır. Alevi-bektaşilikte çok kadın almak DÜŞKÜNLÜK sebebi sayılmıştır, cemlere alınmamış, bu surette cezalandırılmıştır.
ALLAH EYVALLAH, ŞEYHEN İLALLAH,
Dede-baba 26.07.2008, 16:02 sayın dede-baba biraz da Muhammedin hanımların dan bahsedin Ayşe ile 6 yaşında nasıl evlendi.Ayşe 9 yaşında iken 52 yaşındaki Muhammedle nasıl gerdeğe girdi. Muhammedin kaç hanımı kaç cariyesi vardı. Aleviler Muhammedin izinde gidiyorlarsa neden çok eşliliğe karşılar bunlar bir tezat değil mi engin bilginle bizleri aydınlatırsan sevinirim..
Degerli canlar, öncelikle peygamber'in Aişe ile 9 yaşında evlendiği yolunda, rivayetlere karşın bunu, yalanlayan aişenin evlendiği yaşı 14 hatta 18 olarak anlatan hadislerde vardır..yani bu bilginin gerçekliğide kuşkuludur. (kaynak, Asr-ı saatedin kadınları yaşar Nuri Öztürk)
Selat-ü Selam Olsun iki cihan sultanına.. selam O nur üstüne nur olana... Muhammed Mustafa'ya inanmayan murdardır.. Gerçeklerden beridir.. Bilgiden , bilgelikten uzaktır.. O'nu bilmeyenler yaradanı ve yarattıklarını bilmezler...Muhammed Mustafa'yı bilmeyen Ali'el mürteza'nın sırrına eremez...
Degerli canlar... Bugün Peygamber'in çok evliliği üzerine gerçekleri açıklamak... İstedim...
Alemlere rahmet olarak gönderilen.. Muhammed Mustafa.. İnsanların En üstünüdür... Bir adıda Ahmed'ül Emin...olan peygamberimiz..Aynı zamanda dürüstlüğü ve ahlakı nedeniyle.. Muhammed'ül Emin olarak adlandırılmıştır.... Öyleki çevresindeki herkes ona güveniyor.. onun sözüne itimat ediyordu...
Peygamber'in.. yaşadığı dönemde erkekler 12- 14 yaşlarında, kızlar ise 9- 10 yaşlarında evleniyordu.. Peygamberimiz ise... 25 yaşında Hz. Hatice ile evlenmiştir.. Hz. Hatice Peygamberle evlendiğinde 40 yaşında ve duldu.. Bu evliğinden 6 çocuğu oldu.. Hz. Fatıma dışında hepsi öldü.. Hz. hatice ile olan evliliği.. Tam 25 yıl sürdü.. (İftiraların aksine Hz. Hatice ile olan evliği onun zenginliğinden değildir.. Bilakis peygamberde zengin ve soylu bir aileden geliyor..)
Peygamber , Hz. Hatice öldüğünde.. 50 yaşında idi.. ve Hz. Hatice hayattayken tek eşli olup başka bir kadınla evlenmemişti... Hz. Hatice'den sonra ise. toplam 52 kadınla evlenmiştir... Fakat Hiçbirinden çocuğu olmamıştır..
Peki peygamber bu yaştan sonra neden bu kadar çok evlilik yapmıştır.. Degerli canlar bu peygamber'in şehvetinden değil.. bu dönemden kaynaklanır... peygamber yaptığı evliliklerin çoğu ya kocası savaşta ölmüş olan veyahutta korunmaya muhtaç kadınlardan oluşuyordu... Peygamber bu kadınları korumak.. için evlenmiştir..
Peygamber çeşitli kabileleri kendine bağlamak için birçok kabile reislerinin kızlarıyla da evlilikler yapmıştır...
Çeşitli kaynaklarda tüm sayısının 52 olduğu bildirilmiştir...
Alev-Bektaşi inancında peygamber’in Aişe ile evlenmesi de bu bağlamda değerlendirilir… Ebu bekir'in kızıdır... Peygamber'in hanımlarından biridir.
Unutmayalım ki Ebubekir Arap kabileleri arasında sayılan ve ileri gelenlendendir.
Cahiliye dönemi arap toplumunda kabileler kız alış verişiyle birbirine bağlanır ve ilişkiler kuvvetlendirilirdi.
Burada üzerinde durulması gereken bir başka husus ise.. Söz konusu dönemin özellikleri ve kadına bakış açısıdır.. Bu dönelerde yani cahiliye döneminde..Araplarda kadının konumu şöyledir; Öncelikle evlilik kurumu yoktur... kadınlar bir hayvan gibi alınıp satılmakta... bir kadın.. aynı dönemde.. Birden fazla kişiyle ilişkiye girebilmektedir.. Kız çocuk sahibi olmak araplar için utanılacak.. bir durumdur.. Öyle ki diri diri toprağa gömülen kız çocukları bile vardır...
Peygamber... kadınları koruyabilmek için 54 yaşından sonra çok evlilik yapmıştır...degerli canlar.. şehvet düşkünü bir insan 54 dünden sonra değil.. 20-25 li yaşlarında bu kadar çok evlilik yapardı... Burada hemen belirtmek gerekir ki Peygamber'imiz.. 63 yaşında Hakk'a yürümüştür..
Saygılarımla...
Dede-baba 06.08.2008, 23:27 Alevi-Bektaşi köy düğünleri, genellikle 3 gün sürerdi.. Kına gecesi, evlenecek kızın, kız arkadaşları konu komşusunun bir araya gelip eğlendiği, Geline kına yakılıp, ağlatıldığı gecedir.... davul zurna hiç susmaz... üç gün eğlence doruk noktasına varırdı.. eski zamanlarda.. Gelin bir beyaz ata bindirilir. köy içinde gezsirilirdi...
Kına gecesi, elbisesi, başında gümüşlük (tepelik), kırmızı ağırlıklı bir entariyi andıran giysi (üç beşlik denirmiş) vardı..
Gelinin başına bozuk para atma.. elma saçma adetlerdendi..
Sizlerinde, eskilerden duyduğunuz düğün anlatıları varsa paylaşalım..
Dede-baba 05.09.2008, 23:14 Her milletin kendine özgü evlilik alışkanları vardır, Bir toplumda olağan gelen bir evlilik geleneği başka bir toplumda ahlak dışı karşılanabilmektedir.
Öncelikle belirtmek gerekir ki dini boyutun dışında dünya coğrafyasında, Birbirinden farklı ve bazen birbiriyle çelişen, evlilik gelenekleri vardır.. Bir toplumda hoş görülen ve doğal karşılanan diğer toplumlarda yanlış, günah ve ahlak dışı görülebilmektedir.
Şimdi Dünya üzerindeki değişik toplumlarda Evlilik algılayışları üzerine örnekler sunalım..
***Hindistandan gleneklerine göre Dul bir kadının tekrar evlenmesi,akılalmaz, ahlak dışı ölüçüde korkunç bir olay kabul edilir.
*** Katoliklrde, boşanmak çok büyük bir günah olarak düşünülür. Ancak erkeklerce evlilikte sadakat kurallarına yapılan ufak ihlaller, erkekler yapmışsa hoşgörüyle karşılanabilmekte,
***ABD'de, boşanmak kolayken, Ancak evlilik dışı bir ilişki şiddetle kınanır.
*** Müslüman Arap ve Fars coğrafyaların da, çok eşlilik görülmekte... İken Alevi-bektaşi islam ekolünde çok eşlilik düşkünlük sebebi sayılabilmekte hatta toplumdan dışlanma gibi yaptırımlara tabi tutulabilmektedir.
*** Tibette ise, bir kadının birden fazla kocası bulunmaktadır...Yani bir kadın birden fazla erkek ile evlilik hayatı sürmektedir.
Yararlanılan kaynaklar.
1-Bertrand Russell, Sorgulayan denemeler, s.6
2- Westermarck, History of Human Marriage
Saygı ve sevgilerimle
Dede-baba 14.09.2008, 12:31 siz seyyidler ehlibeyt soyundan gelmelidir derken, elbetde erkegin üstünlügünü söylüyorsunuzdur. hadi diyelimki kabul.
AMA
hz. muhammedin soyu sonucda hz. fatima üzerinden bugüne tasindi, yani bir kadin üzerinden. bugün neden bir dedekizi soyunun temizligini davam veremiyor? bu yalnizca erkegemi mahsus.
iyi geceler
Degerli can...
Öncelikle Foruma katıldığınız ve katkı sağladığınız için tsk Ederim...
Olması gereken, aleviliğimizi anlatalım... doğruyu tüm canlara ulaştıralım... Benlik derdine düşen, İnsan-ı kamil olamayan, kendi derdine derman olmayıpta Kibire benliğe kapılan kim olursa olsun Saygı duyulmaz... Üstünlük ve Büyüklük, Soyla değildir...
Alevi-bektaşi İnancında, Seyid dede ve baba kızları da erkekler kadar kutsaldır.. "ANA" diye hitap edilir.. Dede Evde veya mekanda olmadığı durumlar cem Yönetir.. Dua verir.. ikrrar aldırır.. Bu Anlamda Alevi-bektaşi geleneğinde, Ana'nın yeri dede'nin arkası değil Yanıdır...
Seyid Kızları kesinlikle başka bir ocaktan seyid Dede ile evlendirilirdi.. Kızın taliplere verilmesi hele hele, sünni ve başka inançtakilere verilmesi düşkünlük sebebidir.
Bir mü'min yezide kızını verse
Anası babası ilayık görse
Yüz bin kere başı secdeye varsa
Hak da günahından geçmez billahi
dede baba birgün evlenmek nasip olursa nikahımızı bu dualara sen kılarmısın
Dede-baba 11.10.2008, 15:38 Degerli Canlar,
Sünni/Şii Ulema, Nisa Suresi'nin 34 ayetini yanlış tercüme ve tefsir ederek, Erkeklerin kadınlardan daha üstün olduğunu hatta sözlerini dinlemediklerinde dövülebileceklerini bile ileri sürerler...
Şimdi Nisa Suresi'nin Sünni/Şii çevirisini ve Yorumunu sunlım..
".....Allah'ın kimini kimine üstün kılmasından ötürü ve erkeklerin, mallarından sarf etmelerinden dolayı, erkekler, kadınlar üzerine hakimdirler. İyi kadınlar, gönülden boyun eğenler ve Allah'ın korunmasını emrettiğini, kocasının bulunmadığı zaman da koruyanlardır.Serkeşlik etmelerinde endişelendiğiniz kadınlara öğüt verin, yataklarında onları yalnız bırakın, nihayet dövün. Size itaat ediyorlarsa onların aleyhine yol aramayın. Doğrusu Allah Yüce'dir, Büyük'tür....." (Nisa/34)
1- Öncelikle Ayetin sünni çevirisinde geçen üstünlük ifadesi, erkeklerin despot bir hakimiyetini, kadınlar üzerine mutlak hükümranlığını ifade etmez...
2- Ayetin Arapça metninde geçen, "ق وام : KAVVAM" Tabiri, üstünlüğü ve mutlak hükümranlığı değil, koruyucu, gözetici; bakan, yiyecek ve ihtiyaçlarını gideren... anlamlarına gelmektedir... Dolayısıyla yüce Allah, Erkeklerin kadınların tüm istek ve ihtiyaçlarını karşılamalarını yerine getirmelerini farz kılmıştır...
3- Yine sünni/şii çevirideki "....İyi kadınlar, gönülden boyun eğenler..." şeklindeki ifadeninde Kur'ani olmadığını belirmek gerekir...
ص الحات (salihat) : dürüst, erdemli
قانت ات (kanitat) : itaatkar, itaatli...
Öncelikle "..dürüst ve erdemli kadınlar, itiatkar kadınlar..." ifadesindeki İtaat kadının erkeğe mutlak itaatı ve boyun eğmesi değil.. kadının Yüce Allah'a taat ve boyun eğmesi anlamındadır..
ص الحات (salihat);... قانت ات (kanitat) : İfadeleri Kur'an-ı Kerim'in ,birçok yerde geçiyor (3:17, 33:35, 39:9, 2:117) ve her zaman Allah’a itaat için kullanılmış.... Bu İfadeleri Kadınların erekeğe itaati olarak yorumlayanlar. erkek egemen cahiliye arabı geleneğinden kaynaklanmaktadır.. kesinlikle Kur'ani değil.. geleneksel. ve arap/Fars kültürüdür....
Nitekim Nisa Suresi'nin... devam eden ayeti.. Bu itaatin ve saygının Erkeğe değil.. bizzat Allah'a olduğunu ortaya koyar..
“....Allah'ın kendilerini koruduğu gibi, gizliliği gereken şeyi korurlar...” bu saygının Allah’a olduğunun açık bir kanıtıdır....
".....Sadakatsizlik (NÜŞHÜZ kökü NEŞEZE *2) ve iffetsizliklerinden korktuğunuz
kadınlara önce öğüt verin, sonra onları yataklarında yalnız bırakın ve nihayet onları evden
çıkarın/dövün (DaRaBe *3)! Bunun üzerine size saygılı davranırlarsa artık onlar aleyhine
başka bir yol aramayın. Allah çok yücedir, sınırsızca büyüktür..... Sünni/şii Kur'an çevirisi"
1- Öncelikle Ayetin orjinal halinde dövün kelimesi bulunmaz... Ayet açıkça.. kadınlar tarafından terk edilen erkeklerin, sadakatsizlikle suçlanan kadınlara nelerin yapılabileceğinden bahseder..
Ayetin orjinalinde geçen..".NÜŞHÜZ,NEŞEZE." ifadeleri terkedilmeyi ifade eder... Vurma Dövme olarak tercüme edilen
ضرب (DRB): kelimesi ise....vurmak anlamı dışında...iyileştirmek, örnek olarak göstermek, gitmek, seyehate çıkmak, kurtulmak, vazgeçmek, örtmek, karşılaştırmak, yola çıkmak, ayrılmak...
Anlamlarına da gelmesine karşın Sünni ve şiiler kelimeyi dövme olarak çevirirler...
Oysaki Yüce Allah bir çok Ayetinde kızgınlığı öfkeyi, yasaklar Gerçek inanların böyle olamacağını söyler...
03:134 O takva sahipleri, bollukta ve darlıkta nafaka verenler, kızdıklarında öfkelerini
yutanlar ve insanların kusurlarını bağışlayanlardır. Allah, iyilik edenleri sever.
30:21 Yine sizin için nefislerinizden kendilerine ısınırsınız diye eşler yaratması ve aranızda
bir SEVGİ ve bir ESİRGEME yapması da O'nun ayetlerindendir. Şüphesiz ki bunda
düşünecek bir kavim için ibretler vardır....
Bu açıklamalar doğrultusunda Nisa suresi Ayet 34'ün Doğru çevirisi şu şekilde olmalıdır..
Ayetin doğru çevirisi:
04.34 ".....Erkekler; kadınları gözetip kollayıcıdırlar (KAVVAM *1). Şundan ki, Allah, insanların
bazılarını bazılarından üstün kılmıştır ve erkekler mallarından bol bol harcamışlardır.
ERDEMLİ KADINLAR (ALLAH’A) İTAATKARDIR; Allah'ın kendilerini koruduğu gibi,
gizliliği gereken şeyi korurlar. TERKEDİŞİNDEN (NÜŞHÜZ kökü NEŞEZE *2) korktuğunuz
kadınlara önce öğüt verin, sonra onları yataklarında yalnız bırakın ve nihayet ONLARDAN
AYRILIN / ONLARI BIRAKIN (DaRaBa *3)! Size uyarlarsa artık onlar aleyhine başka bir yol
aramayın. Allah çok yücedir, sınırsızca büyüktür
Erkekler kadınları gözetleyip kollayıcı
Erkekler daha güçlü, hem iradeli kılındı.
Bazı yönlerde Tanrı erkeği üstün kıldı
Bazı yönlerde ise, kadını üstün kıldı.
İnsanların gerçekten en büyük üstünlüğü
Paylaşmak isteğidir. Bütün sahip olacağı
İyiliksever kadınlar mütevazi olurlar
Tanrı buyruğuyla, sınırlarını korurlar.
Size karşı isyanla Terk etmelerini
Eğer istemezseniz gazap etmelerini
Usulünce, güzel konuşun onlar ile
Yatağa zorlamayın, rahat bırakın böyle
İstemedikleri an uzak duracaksınız
Siz kendi hallerine onları bırakınız
Eğer size uymazlar ise onlara zulm etmeyin
Kullanıp sömürmeye asla yol aramayın
Kuşkusuz Tanrı ALİ, hem de KEBİR'dir. bilin
O, Yüceler yücesi, vasfa hiç gelmez bilin......"
Allah Eyvallah..
Yararlanılan kaynak: İbrahim Yılmaz, Büyük Kandırmaca ve Gerçek İslam
Dede-baba 15.10.2008, 21:16 Bugün alevi-bektaşi anlayışında kadının yeri ve konumu üzerine, konuşmak istiyorum[/B]
Alevilik ve bektaşilikte herşeyden önce kadın bir insandır.anadır, bacıdır ve eşit kurallar içinde erkeğinin eşi,hayat arkadaşıdır.alevilik ve bektaşilikte tesettür, yoktur.
Alevi-bektaşilikte kadının üç konumu vardır. kadın Dede-babanın eşi olması sebebiyle Ana'dır. Ona bütün canlar ana derler. Öyle sayarlar,öyle severler.
Bunun dışında, her kadın bir Anadır.. çocuğu doğuran, büyüten, yetiştiren Ana, Alevi-bektaşi geleneğinde, erkeğinin yanında eştir burada karşılıklı saygı-sevgi,temel olarak tarikat geleneğidir.
Dede'nin eşi olan Ana'nın ise, önünde niyaz olunur.. hayır duası alınır..hatta dede olmadığı zaman Ayin-i cem bile yapabilir.. dede yada Pir'den sonra, sözü en keskin olandır...
Yine kadın'a Bacı diye hitap edilir... Bu manada Erkeğin eşinin dışında... bütün kadınlar, erkeğin kardeşidir. Alevi-bektaşi anlayışta, Kadın sunniliğin koyduğu bütün yasakların, baskıların dışındadır, bağımsızdır... Bütün ortak kararlarda Oyu onayı vardır. Erkeğin yanında bir ''gölge'', bir ''tarla'' değildir. Hatta yaşı büyük kadın, Nine sözü en keskin olan, en son karar verendir.
Alevilik ve Bektaşilikte'ki kadın anlayışı denilebilirki dünyadaki tüm uluslara ve gelmiş geçmiş tüm uygarlıklara nazaran en üst düzeydedir...
şimdide Alevi-bektaşilikte kadının yeri üzerine değişi sunalım....
Bektaşi kimsenin malın çalamaz,
İbadet etmekçün tembel kalamaz,
Bir kadın üstüne bir daha alamaz,
Boşamaz, oldukça zevcesini sağ.
Arifler namus u ırzın veremez
Tesettür ne demek aklı eremez,
İnsan dua ile rızkın yeremez,
Edeb içinde her şeye mesağ
Alevi-Bektaşi tasavvufunda, kadın erkeğin eşidir. Eş demek ise eşitlik demektir. Eşit olan şeyde fark olmaz, eğer fark olursa eşit olmaz. Kadın erkeğin tamamlayıcısıdır. Alevi-bektaşilikte çok kadın almak DÜŞKÜNLÜK sebebi sayılmıştır, cemlere alınmamış, bu surette cezalandırılmıştır.
ALLAH EYVALLAH, ŞEYHEN İLALLAH,
belki de kadın erkek eşitliğini en iyi anlatan değişlerden biri Hünkara aittir..
Erkek dişi sorulmaz muhabbettin dilinde
hakkın yaratıgı her şey yerli yerinde
bizim nazarımızda kadın erkek farkı yok
noksanlıkla eksik senin görüşlerinde
Hacı Bektaş Veli
Dede-baba 04.11.2008, 01:00 Hz. FATIMA-I ZEHRA
NIKAH TÖRENI...
Hz. Ali Resulüllah’dan aldigi emir üzerine zirhini ve atini satmak veya rehin olarak vermek suretiyle gerekli mehri temin icin harekete gecti.
Hz.Ali, temin ettigi parayi alip dogruca Peygamber huzuruna geldi. Allah’in Resulü, paranin bir kismini Bilali Habesi’ye vererek söyle buyurdu: Carsiya git, gül suyu ve bal al. Bali, su ile ezip serbet yapin, nikah sirasinda icelim. Herkese ilan edin, Ali ile Fatima’nin nikahlari kiyilacaktir.
Davetliler toplaninca Allah Resulü ilk sözü, aldi ve su konusmayi yapti.
Su bir gercektir ki; Allah, evliligi bir varolus sebebi, bir kacinilmaz, fiil bir adalet tasiyici ve bir hayirlar getirici olay kilmistir. Bedenleri, evliligi özler bir fitratta, insanlari, evlenmeyi istemye mecbur kalacak bir yapida yaratmis ve ilahi kelaminda söyle buyurmustur: O Allah, sudan bir insan yaratip sonra onu bircok soy ve sop haline getirendir. Ve Rabbin her seye güc yetirebilendir.
Bu giristen sonra size sunu söylemek istiyorum: Allah bana Fatima ile Ali’yi evlendirmemi emretti. Sizi sahit tutuyorum ki ben de Fatima’yi es olarak Ali’ye verdim. Sizi sahit tutuyorum ki bu akti dörtyüz dirhem gümüs mehiri esas alarak yaptim. Sayet Ali, yürürlükteki gelenege ve gerekli düstürlara uyarak bunu kabul ederse Allah onlarin bedenlerini bir araya getirsin ve onlardan dogacak nesilleri mübarek ve tertemiz kilsin. Ve Allah o nesli rahmete anahtar, hikmete maden, ümmete güvence kilsin.
Söyleyecegim bunlardir. Allah’dan sizin ve benim icin af dilerim.
Nikah aktinin tarafindan olarak Ali de bir konusma yapti:
Hamd ve senanin her türlüsü Allah’a mahsustur. O Allah ki sayisiz nemetleri bizi kusatmis ve önümüze serilmistir. O Allah ki kudret, ilham ve himayesi bizi kucaklamistir. Varligi, kendinden baska hicbir seye muhtac olmayan o yüce Allah’i tek ve mutlak ilah olduguna sahitlik ederim. Bu sahitligimin, onun yüce rizasina uygun olmasi, dilegimdir... O ezeli ve ebedi diri Mabüd’a tekrar tekrar hamdolsun...
Huzurlarinda bulunma serefine erdigimiz Allah Resulü Muhammed Mustafa’ya da salat ve selam olsun. En derin sükranlarimi onun yüce huzuruna arzederim ki tertemiz kizi Fatima’yi, dörtyüz dirhem gümüs mehir esas olmak sartiyla bana nikahlama lutfunu göstermislerdir. Sizler, onun seckin ashabi olan sizler de benim gönül dostlarim olan sizler, dinlediniz ve gördünüz. O, Resuller Sultani’nin söylediklerini ben de dinledim ve hepsini aynen kabul ediyorum. Allah hepimizin sözlerine sahittir, hepimize vekildir.
Ve Resulüllah tekrar söz alarak nikah aktinin tamamlandigini ifade buyurdu ve misafirlere ikramin baslamasini emretti. Önce hurma ikram edildi. Bunu Bilali Habesi’nin bal serbeti dagitmasi izledi.
Tören dagildi ve Allah Resulü, kizinin yanina gidip haberi vermek üzere yuvasina girdi Fatima’yi görür görmez gözlerinden yaslar bosaldi. Fatima sordu:
“ Ey ruhumun ruhu babacigim, böyle bir günde neden agliyorsun?” Alemlerin Efendisi bir yandan gözlerini silerken bir yandan da söyle konustu: “ Aglamama sebep sensin, Fatima. Senin de benim gibi anadan mahrum büyüdügünü düsündüm ve icimden dedim ki: “ Ah, Hatice sag olsaydi da su sevincli günümüzü görseydi.
Senin ceyizini kendi elleriyle hazirlasaydi. Böyle olsaydi ne kadar sevinirdik... Neyleyelim, ey Fatima, hayatin kanunu bu. Kederle sevinc hep yan yana... Hakk’in takdiri bu imis. Iste kizim, beni hüzünlendirip aglatan, senin Hatice’den mahrum bir sekilde gelin olmandir.”
Bu siralarda, Fatima, insan oglunun gösterebilecegi fedakarliklarin hepsini asan su abidevi davranisi sergiledi: Seslerin en tatlisi, en dokunaklisi ile hitabederek babasina söyle dedi: “ Ey ruhum babam, evlenen her kizin mehri altin ve gümüsle taktir ediliyor.
Ben de böyle bir uygulamaya bagli kalarak evlenirsem senin kizin olmamin ne farki kalir?.. Ben isterim ki benim evlilik mehrim, senin kiyamet günü günahkarlara ulasan sefaatin olsun ve bu sefaat sayesinde o günahkarlar Allah’in affina ugrasin. Bu ulviden ulvi dilek kabul edildi ve ilahi vahiy, haberi Allah Resulün’e ulasti. Ve Allah’in Ecisi Fatima’yi teprik ederek “ ebediyyen mutlu ol, ey Fatima, su davranisinla peygamber cocugu oldugunu cok güzel belgeledin” buyurdular.
Hz. Ali tarafindan verilen mehrin bir kismini, saklamasi icin, hanimi Ümmü Seleme’ye veren cenabi Peygamber, bir kismini Hz. Fatima’ya ceyiz alinmasi icin ayirdi ve alim isleriyle Bilali Habesi, Selmani Farisi ve Ebu Bekir’i görevlendirdi.
Bu üc kisi carsiya gidip, Fatima’ya su esyayi aldilar: Bir sedir, bir yün yatak, bir hurma lifi minderi, bir kilim, bir yatak örtüsü, bir su kabi, bir takim elbise ve daha bazi ev esyasi... Esya alindi ve Allah Resulü’nün huzuruna getirildi. Peygamber bu esyaya bakti ve ellerini kaldirarak söyle dua etti:
“ Ya rab, senin de sakindirdigin israftan cekinen su iki insana bu esyayi hayirli ve bereketli kil.” Bütün ömrü, Allah Resulü’nün yaninda, Allah’in dinine hizmetle gecen ve dünya ile alakasini
“ bende para bulunmaz ki” süzüyle ifade eden Sahi Velayet Ali ve esi Fatima bu esyaya baska bir sey ekleyemeyecekler ve hayatlari boyunca bunlari kullanacaklardir.
Kaynak :http://www.habercem.com/blog_detay.asp?id=1557
|
|