Orijinalini görmek için tıklayınız : Ne Kamu kaldı ne de alanı...


EŞİTLİK PARTİSİ
16.05.2008, 14:04
Değerli Arkadaşlar...

Ne kamu kaldı ne de alanı...ülkemizde İSLAMIN bayrağı diye lanse edilen TÜRBAN,Hayrinüsa hanımefendinin öncülüğünde tüm alanları TURLADI...
Demekki TÜRBAN,
-Ne İSLAMIN bayrağı...
-Ne de T.C. ni yıkan bir argümanmış...
Peki niye tartışıldı...?
Hiç...
Tabi Emperyalistler İŞ BİRLİKÇİLERİNE...zaman zaman böyle tartışma özgürlüğü alanları yaratır...
Bunun anlamı,
-Sizin KAFANIZ bu kadar çalışır...hani olada aranızdan bir sivri akıllı çıkar...işleri karıştırır...
Alaaddin ÇAKICI ve Sn.GÜL...
-Biz SESSİZ devrim yaptık demişlerdi...niye sadece ikisi böyle dedi...?
Şimdi anlıyoruz...
Biz ne diyoruz...

SESLİ DEVRİM yapacağız...

EŞİTLİK PARTİSİ

AnGeNehM
17.05.2008, 16:26
Kraliçenin yanından bir an olsun ayrılmayan Hayrunnisa hanım dolayısıyla birçok yerdeydi.Bursada İstanbulda gezmedik tozmadık yer bırakmadılar Kraliçeyle birlikte.İnsanlar tepki vermesin diye kaçınarak penguen görüntüsünden sonra bu seferde türbanının üzerine tabiri caizse şapka yaptı.Artık insanların bu çırpınışlarından bu debelenmelerinden iyice rahatsız olmaya başladık.Hayır Türban heryeri dolaştıda birşey olmadı değil!Çok şey oldu,ben ve eminimki bir çok kişi bu durumdan çok şikayetçiler,çok rahatsızlar ve insanların bu rahatsızlıklarını gözardı etmemek lazım diye düşünüyorum.İlla kampanyalar yapmamıza eleştiriler ve basın yoluyla haberler yapmamıza gerek yok.Türban potansiyel bir sorundur.

EŞİTLİK PARTİSİ
24.05.2008, 14:46
Sevgili AnGeNehM

Bizim bu konuya stratejik yaklaşımımız,kılık kıyafetle SİYASET yapılamacağı yönünde...
Tıpkı,DİN ve IRK da olduğu gibi...
Bu tespitlerden haraketle KARŞI savunmaya geçerseniz,meşru olmayan bir şeyi meşrulaştırmış olursunuz diye düşünüyoruz.
Yani adamların bunu başardıklarını düşünüyoruz...o da yine KARŞI savunmalar yüzünden...
Saygı ve Sevgilerimizle

dali
24.05.2008, 15:02
Değerli Arkadaşlar...

Ne kamu kaldı ne de alanı...ülkemizde İSLAMIN bayrağı diye lanse edilen TÜRBAN,Hayrinüsa hanımefendinin öncülüğünde tüm alanları TURLADI...
Demekki TÜRBAN,
-Ne İSLAMIN bayrağı...
-Ne de T.C. ni yıkan bir argümanmış...
Peki niye tartışıldı...?
Hiç...
Tabi Emperyalistler İŞ BİRLİKÇİLERİNE...zaman zaman böyle tartışma özgürlüğü alanları yaratır...
Bunun anlamı,
-Sizin KAFANIZ bu kadar çalışır...hani olada aranızdan bir sivri akıllı çıkar...işleri karıştırır...
Alaaddin ÇAKICI ve Sn.GÜL...
-Biz SESSİZ devrim yaptık demişlerdi...niye sadece ikisi böyle dedi...?
Şimdi anlıyoruz...
Biz ne diyoruz...

SESLİ DEVRİM yapacağız...

EŞİTLİK PARTİSİ

sevgili eşitlik partisi size öz eleştiri yapmak istiyorum.. Çoğu yazılarınızı elimden geldiğince takip ediyor ve okuyorum... Sorun şu ki eşitlik partisi adı altında tüm sorunların sadece kendiniz çözeceğinizi sürekli ima ediyorsunuz ! Tüm partilerin yanlış olduğunu tek doğru partinin sizin parti olduğunuzu sürekli dile getiriyorsunuz ! Tüm görüşlere kapalı sadece kendi partinizin propangandasını yapmak ile meşgulsünüz !

Bazı görüş ve düşüncelerinize katılıp teşekür etmek istiyorum ki aşağısında eşitlik partisi imzasını görüyorum ve geri çekiliyorum(sadece bizim partimizde böle var iması oluyor yani)

Konu dışında oldu ama ne zamandır size bunu iletmek istiyordum ki şimdi kısmetmiş.. Umarım hatalı olduğunuzu anlarsınız !

saygılarımla....

Dede-baba
24.05.2008, 15:49
Değerli Arkadaşlar...

Ne kamu kaldı ne de alanı...ülkemizde İSLAMIN bayrağı diye lanse edilen TÜRBAN,Hayrinüsa hanımefendinin öncülüğünde tüm alanları TURLADI...
Demekki TÜRBAN,
-Ne İSLAMIN bayrağı...
-Ne de T.C. ni yıkan bir argümanmış...
Peki niye tartışıldı...?
Hiç...
Tabi Emperyalistler İŞ BİRLİKÇİLERİNE...zaman zaman böyle tartışma özgürlüğü alanları yaratır...
Bunun anlamı,
-Sizin KAFANIZ bu kadar çalışır...hani olada aranızdan bir sivri akıllı çıkar...işleri karıştırır...
Alaaddin ÇAKICI ve Sn.GÜL...
-Biz SESSİZ devrim yaptık demişlerdi...niye sadece ikisi böyle dedi...?
Şimdi anlıyoruz...
Biz ne diyoruz...

SESLİ DEVRİM yapacağız...

EŞİTLİK PARTİSİ

Bir zamanlar Recep tayyip Erdoğanı (RTE).. siyasi gizli bir gündemi olduğuyla ve milli görüş gömleğini çıkartmemekla suçluyorlardı...

RTE'de "..hayır biz gömleğimizi çıkarttık..." değiştik diyordu... aslında tek değişen neydi biliyomusunuz.. bu yalancı dolmaları yutan saf insanların sayısı..

Bir metre ebatlarına bir çaput parçası uğruına şu yaşadıklarımıza bakın... Tabiki onların amacı türban değil.. onlar türbanı da kullanıp... zaten ellerinde olan yasama ve yürütmeden sonra yargıyıda ele geçirmek yandaşlarını yerleştirmek amacındalar...

Umarım çok geç olmadan uyuan halkımız uyanır.. gerçekleri görür.. ve bizede "GEÇMİŞ OLSUN" demek düşmez o günler geldiğinde şimdi sizlerle halkımızın bu aymalığı ve saflığını birebir yansıtan bir hikaye sunmak istiyorum...

Degerli Canlar...

Son 5-10 yıl içinde.. Cumhuriyet devrimlerinden.. Demokrasiden... Çağdaş yaşamdan verilen ödünler...

Yarın çok geç olacak... anafikrini işleyen aşagıdaki fıkrayı anımsattı...

Kızarak.. yazdım anlamadılar.. bağırdım çağırdım duymadılar.. Şimdide Güldürerek yazayım.. belki bir kişi de olsa Uyanan çıkar... :yamukgul:


Yetişkinlerin işine yaramadı...

Belki çocukların işine yarar... (Uyuyan bugünün nesilinden umudumuz kalmadı.. Çocuklaradır bu hikaye)



Ormanın birinde...

Aslanlar toplanmış.

"Yahu" demişler, "Hesapta kralız, açlıktan öleceğiz birader... Maymuna saldırsak, ağaca kaçıyor; fillere saldırsak, fazla büyük... Ceylanlar hızlı, yetişemiyoruz; kuşa dalsak, uçuyor; e balık yakalayacak halimiz de yok... N’aapsak?"

Bir tanesi "En iyisi, öküzlere saldıralım" demiş, "iri yarı görünüyorlar ama, ne pençeleri var, ne dişleri diş... Tam dişimize göre!"

Olur mu? Olur.

Hücum!

Ama evdeki hesap çarşıya uymamış; öküz, öyle yabana atılacak hayvan değilmiş meğer... Organize oluyorlar, topluca savunma yapıyorlar, püskürtüyorlarmış.

Aslanlar aç bilaç.

N’aapsak, n’aapsak?

"Tilkiye danışalım" demişler.

Tilki "kolay" demiş, "beni, öküzlerin yaşadığı zengin otlakların prensi yapın, işinizi halledeyim..."

Kabul etmişler.

Tilki, elinde beyaz bayrakla öküzlere gitmiş, "saygıdeğer öküzler" demiş, "aslında aslanlar uysaldır, sizi de çok seviyorlar... Ama şu aranızdaki sarı öküz var ya, sarı öküz, işte sorun o... Görünce tahrik oluyorlar, canları çekiyor, verin şu sarı öküzü, kurtulun kardeşim, huzur içinde yaşayın!"

Öküz heyeti düşünmüş taşınmış, "bana dokunmayan yılan bin yaşasın" mantığıyla, verivemişler sarı öküzü...

Aslanlar da afiyetle yemiş.

Bir gün, iki gün...

Tilki gene gelmiş.

"Bakın gördüğünüz gibi, saldırılar kesildi, mutlu mutlu yaşıyorsunuz" demiş ve eklemiş: "Ama şu benekli öküz var ya, benekli öküz, o burada olduğu sürece size rahat yüzü yok arkadaş, canları çekiyor, verin, kurtulun!"

Öküz heyeti düşünmüş, "otlağın selameti için" teslim etmiş benekli öküzü.

Üç gün, dört gün...

Tilki gene gelmiş.

Kuyruğu uzun olanı...

Burnu beyaz olanı...

Tombul olanı...

Tek tek alıp, gitmiş.

Otlak seyrelmiş.

Aslanlar semirmiş.

Bir gün... Tilki gelmemiş!

Gerek kalmamış çünkü.

Direkt aslan gelmiş.

"Hanginizi istiyorsam, canım hanginizi çekiyorsa, onu vereceksiniz, adamı hasta etmeyin" demiş.

Otların arasında tir tir titreyen, tek tük kalmış öküzler, "keşke sarı öküzü vermeseydik" demiş ama, iş işten geçmiş.


İşte böyle çocuklar...

Öküzlük böyle bir şey.

EŞİTLİK PARTİSİ
25.05.2008, 12:22
Sevgili dali

Elşetirinizi saygıyla karşılıyoruz...olması gerekeni yaptığımızı sanırım yakında herkes anlayacak...ama bu bizim dışımızda olanları ret ettiğimiz anlamında değerlendirilmemesi özellikle rica ediyoruz...İTTİFAK ve İLTİHAKLARIN zamanı,İKTİDARI alma aşamasında gerçekleşir,yine unutmalayım ki,
-Sen-Ben yok, biz varız ilkesi olmazsa olmaz ilkemizdir...zaten buna uyulmazsa İKTİDAR hayal olur.

Sevgili Dede-baba

Gerek insanlığın mutluluğu adına,gerekse bunu engelleme adına yapılan uğraşlar şu ana kadar hep var olmuştur ve olmaktadır...
Bu gayet doğal...
Yani nasıl karşıtlarımız bizlerin içersinden birşeyleri almaya çalışıyor ve alıyorlarsa,bizlerde onların içersinden alıyoruz...önce bunu göremk gerekir diye düşünüyoruz...önemli olan bu dengenin nasıl ve ne zaman LEHİMİZE değişeceği...ve bu değiştikten sonra bir daha AL-VER gel gitine sonsuza kadar gerçekleşmeyecek bir biçim vermek.
Bu mümkün olabilirmi...olur,bilirsiniz,
-Şeriat-Tarikat-Hakikat ve Marifet...aşamalarını toplumsal olarak yaşamak gerekir,diğer bir tanımla,
-İlkel-Kominal-Feodal-Kaiptalist-Emperyalist-Sosyalist ve Kominist...toplum aşamlarını bilerek yaşamak gerekir ki...AL-VER...olmasın.
Artık bilinen KAİNATTA yaşam ispatlamşıtır ki,GERİYE dönüş mümkün değildir...
Hal böyle olunca da biz diyoruz ki,
-Boş işlerle UĞRAŞARAK toplumları meşgul etmeyelim...
Temel hedef İKTİDAR,
Temel uğraş,
-İŞ-AŞ-EŞ...yani,
-Beslenme-Barınma-Giyinme-Eğitilme...vs...olmalı.
Yoksa TÜRBAN gibi kıytırık işlerle uğaraşarak,hem DURUP DURURKEN cepheyi genişletirsiniz...hem de TOPLUMUN gücünü yok edersiniz...o zaman esaslara geldiğnizde bitkin düşersiniz...
Bu da bilerek veya bilmeyerek İNSAN DÜŞMANLARINA hizmeti doğrurur...
Sizin dediğinizi anlıyoruz ama,TÜRBAN bir mevzi değil...SAHTE mevzilerle uğraşmayalım...
Biz bunu HALK nezdinde sayısız kez DENEKLERLE ispatladık...
Saygı ve Sevgilerimizle