Orijinalini görmek için tıklayınız : Nazım Hikmet Ran Ölümünün 45.Yılında Saygıyla Anıyoruz


Xece
23.05.2008, 00:28
Nâzım Hikmet tam adıyla Nâzım Hikmet Ran lakabı "Güzel Yüzlü Şair"dir. (d. 20 Kasım 1901[1] 15 Ocak 1902[2], Selanik - ö. 3 Haziran 1963, Moskova) Türk şair ve oyun yazarı. Türkiye'de serbest nazımın ilk uygulayıcısı ve çağdaş Türk şiirinin öncüsü. Uluslararası bir üne ulaşmış ve adı 20. yüzyıl'ın ilk yarısında yaşamış olan dünyanın en büyük şairleri arasında anılmıştır.[3] Eserleri birçok yabancı dile çevrilmiştir. Mezarı halen Moskova'da bulunmaktadır. Türkiye Komünist Partisi (TKP) üyesi olup ayrı ayrı toplam 11 davadan yargılanmıştır.

Eserleri birçok ödül almıştır. Ancak Türkiye'deki yaşamının çoğunu hapiste geçirmiş daha sonra Moskova'ya gitmiş ve Türk vatandaşlığından çıkarılmıştır.

1938'de şairin cezaevine girmesiyle yasaklanıp ortadan kaldırılmış olan Nâzım Hikmet şiiri, Türkiye'de ancak ölümünden iki yıl sonra 1965'te yeniden ortaya çıkmıştır.


Üslubu ve başarıları

İlk şiirlerini hece vezni yazmaya başlamasına rağmen içerik bakımından diğer hececilerden uzaktı. Şiirsel gelişimi arttıkça hece vezni ile yetinmemeye ve şiiri için yeni formlar aramaya başladı. Sovyetler Birliğinde yaşadığı ilk yıllar olan 1922-1925 arası bu arama tepe noktasına ulaştı. O dönemdeki bir çok şairden farklıydı.

Hece vezninden ayrılarak Türkçe'nin vokal özellikleri ile harmoni oluşturan serbest vezini benimsedi. Mayakovski ve gelecekçilik taraftarı genç Sovyet şairlerinden esinlendi. Şiirlerinden bir çoğu müzisyen Zülfü Livaneli tarafından bestelendi. Ünol Büyükgönenç tarafından özgün bir şekilde yorumlanmış olan küçük bir kısmı ise 1979'da "Güzel Günler Göreceğiz" ismiyle kaset olarak çıktı. Bir kaç şiiri ise Yunanlı besteci Manos Loïzos tarafından bestelendi. Ayrıca bazı şiirleri Yeni Türkü'nün eski üyesi Selim Atakan ve Cem Karaca tarafından bestelenmiştir.

Hayatı

Nazım Hikmet, Heybeliada Bahriye Mektebi'nde öğrenciyken
Nazım Hikmet, Heybeliada Bahriye Mektebi'nde öğrenciyken

Selanik'te doğdu. Aslen 20 Kasım 1901 olan doğum tarihi ailesi tarafından sene kaybetmemesi için 15 Ocak 1902 olarak kaydettirildi.[1]

İlk şiiri ‘Feryad-ı Vatan’'ı 1913'te yazar. Aynı yıl Galatasaray Sultanisi'nde ortaokula başlar. 1917'de Heybeliada Bahriye Mektebi'ne girer. Daha sonra Kurtuluş Savaşı için Anadolu'ya geçer. Fakat sağlık nedenleri ile bahriyeden ayrılmak zorunda kalır. Bu sırada Hamidye Kruvazörü'nde güverte subayıdır.

Bolu'ya öğretmen olarak atanır. Daha sonra Batum üzerinden Moskova'ya giderek Doğu Emekçileri Komünist Üniversitesi’nde siyasal bilimler ve iktisat okur. 1921'de gittiği Moskova’da devrimin ilk yıllarına tanık olur ve komünizm ile tanışır. 1924'te Moskova’da yayınlanan ilk şiir kitabı ’28 Kanunisani’ sahnelenir. O yıl Türkiye’ye dönerek Aydınlık Dergisi’nde çalışmaya başlar. Dergide yayınlanan şiir ve yazılarından dolayı on beş yıl hapsi istenince yeniden Sovyetler Birliği’ne gider. 1928’de af kanunundan yararlanır ve Türkiye'ye geri döner. Bu kez Resimli Ay dergisinde çalışmaya başlar. 1938’de yirmi sekiz yıl hapis cezasına çarptırılır. 12 sene süren tutukluluktan sonra askere alınacağı ve öldürüleceği endişesiyle Sovyetler Birliğine gitmek zorunda kalır. Bu yüzden DP hükümeti tarafından ülke vatandaşlığından çıkarılır ve Nazım Hikmet, mecburen büyük dedesi Mahmut Celaleddin Paşa (Konstantin Borzecki)'nın memleketi olan Polonya vatandaşlığına geçer ve Borzecki soyadını alır. Moskova'da 3 Haziran 1963 tarihinde kalp krizinden ölür.

Davaları ve sürgün
Nazım Hikmet, Çankırı Cezaevi'nde
Nazım Hikmet, Çankırı Cezaevi'nde
Nazım Hikmet, Bursa Cezaevi'nde
Nazım Hikmet, Bursa Cezaevi'nde

1925 yılından başlamak üzere şiirleri ve yazıları yüzünden birçok kere yargılandı. 1938 yılında orduyu ayaklanmaya kışkırtmaya çalıştığı gerekçesiyle 28 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırıldı. İstanbul, Ankara, Çankırı ve Bursa cezaevlerinde 12 yılı aşkın kaldı. Bursa cezaevinde kaldığı yılları anlatan Mavi Gözlü Dev adlı film 2007 yılında vizyona girmiştir. 1950 yılında bir af yasasıyla salıverildi. Ancak sürekli izlendiği ve çürüğe ayrıldığı halde 48 yaşında yeniden askerlik yapmaya çağrılması ve öldürüleceği yolundaki duyumlar üzerine yurtdışına kaçtı. 25 Temmuz 1951 tarihinde Bakanlar Kurulu tarafından Türk vatandaşlığından çıkarılmasına karar verildi. Sovyetler Birliği'nde Moskova yakınlarındaki yazarlar köyünde ve daha sonra da, eşi Vera Tulyakova (Hikmet)ile Moskova'da yaşadı. Memleket dışında geçirdiği yıllarda Bulgaristan, Macaristan, Fransa (Paris), Havana, Mısır gibi dünya memleketlerini dolaştı, buralarda konferanslar düzenledi, savaş ve emperyalizm karşıtı eylemlere katıldı, radyo programları yaptı. Budapeşte Radyosu ve Bizim Radyo bunlardan bazılarıdır. Bu konuşmaların bir kısmı bugüne ulaşmıştır.

Davaları

* 1925 Ankara İstiklal Mahkemesi Davası
* 1927-1928 İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi Davası
* 1928 Rize Ağır Ceza Mahkemesi Davası
* 1928 Ankara Ağır Ceza Mahkemesi Davası
* 1931 İstanbul İkinci Asliye Ceza Mahkemesi Davası
* 1933 İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi Davası
* 1933 İstanbul Üçüncü Asliye Ceza Mahkemesi Davası
* 1933-1934 Bursa Ağır Ceza Mahkemesi Davası
* 1936-1937 İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi Davası
* 1938 Harp Okulu Komutanlığı Askeri Mahkemesi Davası
* 1938 Donanma Komutanlığı Askeri Mahkemesi Davası

Ölümü ve sonrası
Nazım Hikmet'in mezarı, Moskova
Nazım Hikmet'in mezarı, Moskova

3 Haziran 1963 sabahı saat 06:30'da gazetesini almak üzere 2. kattaki dairesinden apartman kapısına yürümüş ve tam gazetesine uzanırken geçirdiği kalp krizi sonucunda yaşama veda etmiştir. Ölümü üzerine Sovyet Yazarlar Birliği salonunda yapılan törene yerli yabancı yüzlerce sanatçı iştirak etmiş ve tören siyah beyaz olarak kaydedilmiştir. Ünlü Novo-Deviçye Mezarlığı'nda (Новодевичье кладбище) gömülüdür. Mezar taşı siyah bir granitten olup meşhur şiirlerinden biri olan rüzgâra karşı yürüyen adam figürü taş üzerinde ebedileştirilmiştir.

2006 yılında Bakanlar Kurulunun Türk vatandaşlığından çıkarılmalar ile ilgili yeni bir düzenleme yapması durumu belirdi. Yıllardır tartışılmakta olan Nazım Hikmet'in Türk vatandaşlığına yeniden kabul edilmesi yolu açılmış gibi gözükmesine rağmen Bakanlar Kurulu bu maddenin sadece yaşamakta olanlar için düzenlendiğini ve Nazım Hikmet'i kapsamadığını öne sürerek bu öneriyi reddetti.[4]

Şair Nazım Hikmet'in 2008 yılının ilk günlerinde, eşi Piraye'nin torunu Kerem Bengü tarafından, Piraye'nin evrakları arasında, “Dört Güvercin” adında bir şiiri ve 3 adet tamamlanmamış roman taslağı bulundu[5].

Bazı eserleri

* Memleketimden İnsan Manzaraları
* Kafatası
* Unutulan Adam
* Taranta Babu'ya Mektuplar
* Ferhad ile Şirin
* Kurtuluş Savaşı Destanı
* Kız Çocuğu
* Tahir ile Zühre
* Şeyh Bedrettin Destanı
* Sevdalı Bulut, (Tiyatro oyunu)


Romanları
* Kan Konuşmaz, (1965)
* Yeşil Elmalar (yedi yazardan derleme), (1965)
* Yaşamak Güzel Bir Şey Be Kardeşim, (1967)


Evet canlar 107 yaşındaki dev şairimiz Nazım Hikmet Ran ı saygıyla anıyoruz.Nazım o kadar büyük bir yüreğe sahip ki ülkemizde kıymeti bilinmedi hatta kendi şiirinde belirttiği gibi vatan haini ilan edildi.Oysa dünyada birçok ülke Nazıma Sahip çıktı hatta bir yılı Nazım Hikmet yılı olarak seçmişlerdi.

O zamanki geri kafalı faşist güruh yüzünden Nazım bugün ülkesinde bir çınar ağacının gölgesinden mahrum kaldı.Ama yüreğimizde hep yaşayacaktır.

Jilwan
23.05.2008, 00:33
cok sagol rozim paylasim icin, ustadimizi rahmetle aniyoruz.....


Geliyor siram
ansizin atlayacagim bosluga
ne cürüyen etimden haberin olacak
ne gözlerimin cukurunda dolasan böceklerden

durup dinlenmeden ölümü düsünüyorum
siram yakin demek

Leipzig, 10 eylül 1961- Nazim Hikmet

Garaoglan
23.05.2008, 00:35
Sen esirliğim ve hürriyetimsin
Çıplak bir yaz gecesi gibi yanan etimsin,
Sen memleketimsin.

Sen ela gözlerinde yeşil hareler,
Sen büyük,güzel ve muzaffer,
Ve ulaşıldıkça ulaşılmaz olan hasretimsin

http://www.cpg132.ozgurhaber.net/albums/userpics/normal_Nazim_hikmet.jpg

Asii
23.05.2008, 00:41
seni unutmadık unutturmıycaz yüreğimizde her daim yaşayacaksın
ünlü şaiirimiz nazım hikmet ran'ı saygıyla anıyorum
mekanı cennet olsun

lizgem
23.05.2008, 00:45
Paylaşımın için teşekkür ederim rozerinim
Büyük Şair Nazım Hikmet Ranı saygıyla anıyorum.

İyice yaklaştı bana büyük karanlık
Dünyayı telaşsız rahat seyredebiliyorum artık
Artık şaşırtmıyor beni dostun kahpeliği
Elimi sıkarken sapladığı bıçak
Nafile artık kışkırtmıyor beni düşman
Geçtim putların ormanında baltalayarak
Nede kolay yıkılıyordu
Yeniden vurdum mihange inandığım şeylere
Çoğu katkısız çıktı çok şükür
Ne böylesine pırıl pırıl olmuşluğum vardı
Nede böylesine hür....

Nazım Hikmet Ran

darkeye
23.05.2008, 00:48
sadece TÜRK edebiyatı ve degerlerine cok büyük katkda bulundugundan dolayı bu yazarımızı saygı ile anıyorum

gülyar
23.05.2008, 00:53
büyük usta nazım hikmet ranı saygı ve minnetle anıyorum.ruhu şad olsun.

Şirin Baba
23.05.2008, 00:54
Nazım Hikmet,dizelerin şahıydı.Şair,üstad'dı ve vatan hainiydi,vatan hayrı dokunmayanlar tarafından,aranıyordu....
Bende en az Nazım kadar vatan haini olmak istiyorum.En çokta onun kadar mükemmel şiirler yazmak istiyorum...

Mekanın cennette olsa,sen hala Memleketim,diyorsundur.Ruhun şad olsun..

Söylenecek ne kalır ki,sözlerinin üstüne.
Bir avuç topraktır;istediğin,mezarının üstüne.
Uzak bir diyarda canını aldılar.
Memleketin toprağını sana haram saydılar....

şirin baba

sevilay er
23.05.2008, 00:56
MEMLEKETİMİ SEVİYORUM

Memleketimi seviyorum :
Çınarlarında kolan vurdum, hapisanelerinde yattım.
Hiçbir şey gidermez iç sıkıntımı
memleketimin şarkıları ve tütünü gibi.

Memleketim :
Bedreddin, Sinan, Yunus Emre ve Sakarya,
kurşun kubbeler ve fabrika bacaları
benim o kendi kendinden bile gizleyerek
sarkık bıyıkları altından gülen halkımın eseridir.

Memleketim.
Memleketim ne kadar geniş :
dolaşmakla bitmez, tükenmez gibi geliyor insana.
Edirne, İzmir, Ulukışla, Maraş, Trabzon, Erzurum.
Erzurum yaylasını yalnız türkülerinden tanıyorum
ve güneye
pamuk işleyenlere gitmek için
Toroslardan bir kerre olsun geçemedim diye
utanıyorum.

Memleketim :
develer, tren, Ford arabaları ve hasta eşekler,
kavak
söğüt
ve kırmızı toprak.

Memleketim.
Çam ormanlarını, en tatlı suları ve dağ başı göllerini seven
alabalık
ve onun yarım kiloluğu
pulsuz, gümüş derisinde kızıltılarla
Bolu'nun Abant gölünde yüzer.

Memleketim :
Ankara ovasında keçiler :
kumral, ipekli, uzun kürklerin pırıldaması.
Yağlı, ağır fındığı Giresun'un.
Al yanaklı mis gibi kokan Amasya elması,
zeytin
incir
kavun
ve renk renk
salkım salkım üzümler
ve sonra karasaban
ve sonra kara sığır
ve sonra : ileri, güzel, iyi
her şeyi
hayran bir çocuk sevinciyle kabule hazır
çalışkan, namuslu, yiğit insanlarım
yarı aç, yarı tok
yarı esir...

Nazım Hikmet Ran


o bu kadar vatanını severken onu vatan haini yapanlara yazıklar olsun utansınlar.. rahmetle anıyorum mekanın cennet olsun nur içinde yatasın nazım hikmetler ölmez kalbimize herdaim yaşadıgın gibi nur içinde yatasın sevgiyle ve saygıyla anıyorum....

OkanÇAKIRKAYA
23.05.2008, 01:00
GÜNEŞİ İÇENLERİN TÜRKÜSÜ

Bu bir türkü:
toprak çanaklarda
güneşi içenlerin türküsü!
Bu bir örgü:
alev bir saç örgüsü!
kıvranıyor;
kanlı; kızıl bir meş'ale gibi yanıyor
esmer alınlarında
bakır ayakları çıplak kahramanların!
Ben de gördüm o kahramanları,
ben de sardım o örgüyü,
ben de onlarla
güneşe giden
köprüden
geçtim!
Ben de içtim toprak çanaklarda güneşi.
Ben de söyledim o türküyü!

Yüreğimiz topraktan aldı hızını;
altın yeleli aslanların ağzını
yırtarak
gerindik!
Sıçradık;
şimşekli rüzgâra bindik!.
Kayalardan
kayalarla kopan kartallar
çırpıyor ışıkta yaldızlanan kanatlarını.
Alev bilekli süvariler kamçılıyor
şaha kalkan atlarını!


Akın var
güneşe akın!
Güneşi zaptedeceğiz
güneşin zaptı yakın!


Düşmesin bizimle yola:
evinde ağlayanların
göz yaşlarını
boynunda ağır bir
zincir
gibi taşıyanlar!
Bıraksın peşimizi
kendi yüreğinin kabuğunda yaşayanlar!

İşte:
şu güneşten
düşen
ateşte
milyonlarla kırmızı yürek yanıyor!

Sen de çıkar
göğsünün kafesinden yüreğini;
şu güneşten
düşen
ateşe fırlat;
yüreğini yüreklerimizin yanına at!


Akın var
güneşe akın!
Güneşi zaaptedeceğiz
güneşin zaptı yakın!


Biz topraktan, ateşten, sudan, demirden doğduk!
Güneşi emziriyor çocuklarımıza karımız,
toprak kokuyor bakır sakallarımız!
Neş'emiz sıcak!
kan kadar sıcak,
delikanlıların rüyalarında yanan
o «an»
kadar sıcak!
Merdivenlerimizin çengelini yıldızlara asarak,
ölülerimizin başlarına basarak
yükseliyoruz
güneşe doğru!

Ölenler
döğüşerek öldüler;
güneşe gömüldüler.
Vaktimiz yok onların matemini tutmaya!


Akın var
güneşe akın!
Güneşi zaaaptedeceğiz
güneşin zaptı yakın!


Üzümleri kan damlalı kırmızı bağlar tütüyor!
Kalın tuğla bacalar
kıvranarak
ötüyor!
Haykırdı en önde giden,
emreden!
Bu ses!
Bu sesin kuvveti,
bu kuvvet
yaralı aç kurtların gözlerine perde
vuran,
onları oldukları yerde
durduran
kuvvet!
Emret ki ölelim
emret!
Güneşi içiyoruz sesinde!
Coşuyoruz,
coşuyor!..
Yangınlı ufukların dumanlı perdesinde
mızrakları göğü yırtan atlılar koşuyor!


Akın var
güneşe akın!
Güneşi zaaaaptedeceğiz
güneşin zaptı yakın!



Toprak bakır
gök bakır.
Haykır güneşi içenlerin türküsünü,
Hay-kır
Haykıralım!


http://www.evkultur.com/portre/nazimhikmet/resim_nazimhikmet.jpg


O öyle bir aydındı ki geleceği görmek adına, halk adına, aşk adına ve daha nicesini bize gerek şiirleri gerek yazıları gerekse de düşünceleriyle çok iyi anlatmış olan bir üstad. Bir düşünce gelecek nesillere ancak bu kadar iyi entegre edilebilirdi...

Anısı ve mirası önünde sevgiyle, saygıyla eğilirim.

LaDY
23.05.2008, 01:35
Ben Nazım Usta'yı sadece ölüm yıldönümünde değil her günümde anıyorum...

Dost meclisinde yaşamdan açılınca muhabbet girişe imza atıyor Nazım;
Yaşamak şakaya gelmez,
büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın
bir sincap gibi mesela,
yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden,
yani bütün işin gücün yaşamak olacak.

Yar gelen de yüreğin en kuytusuna, içinden geçirmeyen var mı Nazım Usta'yı;
Seviyorum seni
ekmeği tuza banıp yer gibi
Geceleyin ateşler içinde uyanarak
ağzımı dayayıp musluğa su içer gibi

Bir mahkum vuranda gözlerini soğuk tavana, göğü düşleyip Nazım Usta'dan dizeler düzmez mi içinden;
Ne güzel şey hatırlamak seni.
Sana tahtadan birşeyler oymalıyım yine:
bir çekmece
bir yüzük,
ve üç metre kadar ince ipekli dokumalıyım.
Ve hemen
fırlayarak yerimden
penceremde demirlere yapışarak
hürriyetin sütbeyaz maviliğine
sana yazdıklarımı bağıra bağıra okumalıyım...

Yürek giden de, beklerken geri gelir deyi, var mı Nazım'dan es geçmek bu dizeleri;
Saat dört
yoksun
Saat beş
yok
Altı, yedi,
ertesi gün, daha ertesi
ve belki
kim bilir...

Dostun omuzuna omuz verip yürüyen de, var mıdır dilinde dizelerinin ezgisini anımsamayan;
Karlı kayın ormanında
yürüyorum geceleyin.
Efkârlıyım, efkârlıyım,
elini ver, nerde elin?

Savaş giren de göğüne bir memleketin, yine Nazım değil midir ilk dizelenen;
Koşuyor altı yaşında bir oğlan,
uçurtması geçiyor ağaçlardan,
siz de böyle koşmuştunuz bir zaman.
Çocuklara kıymayın efendiler.
Bulutlar adam öldürmesin.

Ve azrail vuran da kapıyı, yine Nazım değil midir yerimize Azraille pazarlığa giren;
Giderayak işlerim var bitirilecek,
giderayak.
Ceylanı kurtardım avcının elinden
ama daha baygın yatar ayılamadı.
Kopardım portakalı dalından
ama kabuğu soyulamadı.
Oldum yıldızlarla haşır neşir
ama sayısı bir tamam sayılamadı.
Kuyudan çektim suyu
ama bardaklara konulamadı.
Güller dizildi tepsiye
ama taştan fincan oyulamadı.
Sevdalara doyulamadı.
Giderayak işlerim var bitirilecek,
giderayak.

Ve daha nicesi...
Şimdi söyleyin bana dostlar: hal böyle iken, Ölüm Yıldönümde anmak ne kadar haktır Usta'ya...
Ben derim ki; gelin biz 20 Kasım'ı kutlayalım ki Nazım doğmuş... Eserleriyle, yapıtlarıyla, mirasıyla kaç nesle ışık olmuş Büyük Usta... Dilimizde ölümsüz, yüreğimizde ölümsüz olana bu anma yakışmaz...
Ne diyor Hasret "sanatçılar ölüm yıldönümlerinde değil, doğum günlerinde anılmalı"...

İyi ki doğdun Nazım Usta...
İyi ki bir ceviz ağacısın Gülhane Parkında...
İyi ki kardeş insanlar senin gözlerinle bakar birbirine...
İyi ki suyun şavkı vurur herdem çınara...
İyi ki doğdun Nazım Usta...

_özgürlük_
23.05.2008, 13:35
nazım ustayı ölüm yıldönümünde saygı ile anıyoruz.... iyiki dünyaya onun gibi bir insan gelmiş onun bize miras bıraktığı değerleri herzaman koruyalım...



hoş geldin bebek
yaşama sırası sende
senin yolunu gözlüyor kuşpalazı boğmaca kara çiçek sıtma
ince hastalık yürek enfarktı kanser filan
işsizlik açlık filan
tiren kazası otobüs kazası uçak kazası iş kazası yer depremi sel baskını
kuraklık falan
karasevda ayyaşlık filan
polis copu hapisane kapısı falan
senin yolunu gözlüyor atom bombası falan
hoş geldin bebek
yaşama sırası sende
senin yolunu gözlüyor sosyalizm komünizm filan.


10 Eylül 1961

ONU®
23.05.2008, 15:28
ŞEHİTLER

Şehitler, Kuvayi Milliye şehitleri,
Mezardan çıkmanın vaktidir!

Şehitler, Kuvayi Milliye şehitleri,
Sakarya'da, İnönü’nde, Afyon’dakiler
Dumlupınar’dakiler de elbet
Ve de Aydın’da, Antep’te vurulup düşenler,
Siz toprak altında ulu köklerimizsiniz
Yatarsınız al kanlar içinde.

Şehitler, Kuvayi Milliye şehitleri,
Siz toprak altında derin uykudayken
Düşmanı çağırdılar,
Satıldık, uyanın!
Biz toprak üstünde derin uykulardayız,
Kalkıp uyandırın bizi!
Uyandırın bizi!

Şehitler, Kuvayi Milliye şehitleri,
Mezardan çıkmanın vaktidir!

Nazım Hikmet 1959

Böyle bir insan vatan hainiyse, böyle vatan hainliğine can kurban.

20. yüzyılın büyük kalemine selamlar olsun!

bigerançınar
23.05.2008, 15:36
selam,
oğlumun adını çınar koydum,nazım ın ensevdiği ağaç tepesinde istemişti. o da nazımın fikri gibi büyüyecek dallarıyla etrafındakileri faşistlarden koruyacak.

EREN izm
23.05.2008, 15:39
Allah rahmet eylesin. Büyük İnsanmış. Şiirleriyle onu yaşatacagız..

deniz166
23.05.2008, 16:29
Yaşamak,bir ağaç gibi tek ve hür,bir orman gibi kardeşçesine
Allah rahmet eylesin...Saygıyla anıyoruz

sivaslı_buket
23.05.2008, 20:08
gerçektende başımız sağolsun böyle bi sanatkarı kaybet mek çok acı

şengülce
23.05.2008, 20:25
Nazım Hikmet Ran

Şiirlerini tekrar tekrar okuduğum büyük insan
seni sevgiyle saygıyla anıyorum.

O yalnız ağaran tanyerini görüyor
Ben geceyide
Sen yalnız geceyi görüyorsun
Ben ağaran tanyerinide

Nazım Hikmet Ran

Sevgiyle Şiirle Kalın

gurdag
24.05.2008, 18:48
Ben senden önce ölmek isterim.
Gidenin arkasından gelen
gideni bulacak mı zannediyorsun?
Ben zannetmiyorum bunu.
İyisi mi,beni yaktırırsın,
odanda ocağın üstüne korsun
içinde bir kavanozun.
Kavanoz camdan olsun,
şeffaf, beyaz camdan olsun
ki içinde beni görebilesin
Fedakarlığımı anlıyorsun
vazgeçtim toprak olmaktan,
vazgeçtim çiçek olmaktan
senin yanında kalabilmek için.
Ve toz oluyorum
yaşıyorum yanında senin.
Sonra, sen de ölünce
kavanozuma gelirsin.
Ve orada beraber yaşarız
külümün içinde külün
ta ki bir savruk gelin
yahut vefasız bir torun
bizi ordan atana kadar...
Ama biz
o zamana kadar
o kadar
karışacağız
ki birbirimize,
atıldığımız çöplükte bile zerrelerimiz
yan yana düşecek.
Toprağa beraber dalacağız.
Ve bir gün yabani bir çiçek
bu toprak parçasından nemlenip filizlenirse
sapında muhakkak
iki çiçek açacak :
biri sen
biri de ben.
Ben
daha ölümü düşünmüyorum.
Ben daha bir çocuk doğuracağım
Hayat taşıyor içimden.
Kaynıyor kanım.
Yaşayacağım, ama ,çok, pek çok,
ama sen de beraber.
Ama ölüm de korkutmuyor beni.
Yalnız pek sevimsiz buluyorum
bizim cenaze şeklini.
Ben ölünceye kadar da
Bu düzelir herhalde.
Hapisten çıkmak ihtimalin var mı bugünlerde?
İçimden bir şey :
belki diyor.


Nazım Hikmet Ran
Saygılarımla Mezarının halen vatanında olmamamsını kınıyorum sosyal demokrat olarak

RoJbiN_DiLaN
24.05.2008, 23:38
Gelmiş geçmiş en büyük şairlerimizden olan Nazim Hikmet'i sevgiyle saygıyla anıyorum...


DON KİŞOT

Ölümsüz gençliğin şövalyesi,
ellisinde uydu yüreğinde çarpan aklına,
bir Temmuz sabahı fethine çıktı
güzelin, doğrunun ve haklının :
önünde mağrur, aptal devleriyle dünya,
altında mahzun, fakat kahraman Rosinant'ı.
Bilirim,
hele bir düşmeyegör hasretin hâlisine,
hele bir de tam okka dört yüz dirhemse yürek,
yolu yok, Don Kişot'um benim, yolu yok,
yeldeğirmenleriyle dövüşülecek.

Haklısın, elbette senin Dülsinya'ndır en güzel kadını yeryüzünün,
sen, elbette bezirgânların suratına haykıracaksın bunu,
alaşağı edecekler seni
bir temiz pataklayacaklar.
Fakat sen, yenilmez şövalyesi susuzluğumuzun,
sen, bir alev gibi yanmakta devam edeceksin
ağır, demir kabuğunun içinde
ve Dülsinya bir kat daha güzelleşecek...

NAZIM HİKMET

Xece
25.05.2008, 00:06
Nazım Hikmet Memleket

Seni dünya paylaşamıyor
Şiirlerin bin dilde
Seni senden okumak var ya
Seninle aynı dilde

Mezarın orda olsa
Burda olsa ne olur
Tepende bir taş olsa
Çınar olsa ne olur

Nazım Hikmet memleket
Memleket Nazım Hikmet
Kafiye için yazmadık
Hasret sana memleket

Kitapların özgür artık
Müjdeler olsun Nazım
Sen yazmaya devam et
Hasreti yazma Nazım

Varna önlerindeydin
Sen artık döndün Nazım
Karadeniz köpürdü
Memlekettesin Nazım

http://www.youtube.com/watch?v=cYqYQvOwhZM

http://www.youtube.com/watch?v=aiAWmexF8ZA&feature=related
Evet değerli Nazım severler.Sizlerle iki video paylaşmak istiyorum biraz olsun bugün onu düşünebilmek onun dünyasına gidebilmek derinlere dalmanız için.

İlk video Leman Sam ın duru sesinden ikincisi ise sevgili bacım Canan1 ile ortak sevdiğimiz bir şiire Genco Erkal hayat veriyor iyi seyirler canlar.

emek78
25.05.2008, 00:23
Onlar
Onlarki toprakta karınca
suda balık
havada kuş kadar
çokturlar,
korkak
cesur
cahil
hakim
ve çocukturlar
ve kahreden
yaratan ki onlardır,
destanımızda yalnız onların maceraları vardır.
onlar ki uyup hainin iğvasıne
sancaklarını elden yere düşürdüler
ve düşmanı meydana koyup
kaçarlar evlerine
ve onlarki bir nice murtada hançer üşürürler
ve yeşil bir ağaç gibi gülen
ve merasimsiz ağlayan
ve ana avrat küfreden ki onlardır
destanımızda yalnız onların maceraları vardır.
Demir
kömür ve şeker
ve kırmızı bakır
ve mensucat
ve sevda ve zulüm ve hayat
ve bil cümle sanayi kollarının
ve gökyüzü
ve sahra
ve mavi okyanus
ve kederli nehir yollarının
sürülmüş toprağın ve şehirlerin bahtı
bir şafak vakti değişmiş olur,
bir şafak vakti, karanlığın kenarından
onlar ağır ellerini toprağa basıp
doğruldukları zaman.
En alim aynalara
en renkli şekilleri aksettiren onlardır.
Asırda onlar yendi,onlar yenildi.
Çok sözler edildi onlara dair
Ve onlar için
Zincirlerinden başka kaybedecek şeyleri yoktur
denildi.

Nazım Hikmet

Jilwan
25.05.2008, 02:21
Nazım Hikmet Memleket

Seni dünya paylaşamıyor
Şiirlerin bin dilde
Seni senden okumak var ya
Seninle aynı dilde

Mezarın orda olsa
Burda olsa ne olur
Tepende bir taş olsa
Çınar olsa ne olur

Nazım Hikmet memleket
Memleket Nazım Hikmet
Kafiye için yazmadık
Hasret sana memleket

Kitapların özgür artık
Müjdeler olsun Nazım
Sen yazmaya devam et
Hasreti yazma Nazım

Varna önlerindeydin
Sen artık döndün Nazım
Karadeniz köpürdü
Memlekettesin Nazım

http://www.youtube.com/watch?v=cYqYQvOwhZM

http://www.youtube.com/watch?v=aiAWmexF8ZA&feature=related
Evet değerli Nazım severler.Sizlerle iki video paylaşmak istiyorum biraz olsun bugün onu düşünebilmek onun dünyasına gidebilmek derinlere dalmanız için.

İlk video Leman Sam ın duru sesinden ikincisi ise sevgili bacım Canan1 ile ortak sevdiğimiz bir şiire Genco Erkal hayat veriyor iyi seyirler canlar.

Canim bacikom,iki videoda süper,Genco Erkal siirimizi iyi sekilde ifade etmis sesiyle,yorumuyla-paylasim icin cok sagol:wub::wub:

Black_Love
25.05.2008, 03:24
Nazım Hikmet memleket Memleket Nazım Hikmet
Kafiye için yazmadık Hasret sana memleket

Büyük şairimizi saygıyla anıyoruz. Mezarını Anadoluda kabul eden belediyeler var. Neden vasiyeti yerine getirilmiyor...

yağmuryüreklim
03.06.2008, 09:54
TAHİRLE ZÜHRE MESELESİ


Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da
Hatta sevda yüzünden ölmek de ayıp değil,
Bütün iş Tahirle Zühre olabilmekte
Yani yürekde..

Mesela bir barikatta dövüşerek
Mesela kuzey kutbunu keşfe giderken
Mesela denerken damarlarında bir serumu
Ölmek ayıp olur mu ?

Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da
Hatta sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.

Seversin dünyayı dolu dizgin
Ama o bunun farkında değildir
Ayrılmak istemezsin dünyadan
Ama o senden ayrılacak
Yani Sen Elmayı Seviyorsun Diye
Elmanın Da Seni Sevmesi Şart Mı ?
Yani Tahiri Zühre sevmeseydi artık
Yahut hiç sevmeseydi
Tahir ne kaybederdi Tahirliğinden ?

Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da
Hatta sevda yüzünden ölmek de ayıp değil...



NAZIM HİKMET



Sen elmayı seviyorsun diye
elmanında seni sevmesi şart mı diyen büyük ustayı bu ülke kolay sevmedi ama usta ülkesini çok sevdi
Büyük usta şairi saygıyla anıyoruz....

BerfeM
03.06.2008, 10:25
Dizelerinde aşkı, barışı, insan sevgisini gördüğümüz yürekli bir şair. Memleket sevdalısı ama vatan haini!!!!!! emperyalizmin uşaklığını yapmayan bunuda şiirlerinde yansıtan, anadolu insanı. maalesefki Onu anarken vasiyetinin yerine getirilememiş olması insanında içini burkar.

Eminim ki O'nu ölüm hiç korkutmadı, bende O'na ölümü yakıştıramadım. Bütün dizelerinde O'nu yaşayabiliyorum...

Vasiyet(şiirinden bir dörtlük)

Yoldaşlar, ölürsem o günden önce yani,
Öyle gibi de görünüyor
Anadolu'da bir köy mezarlığına gömün beni
ve de uyarına gelirse
tepemde bir de çınar olursa
taş maş da istemez hani.

iyi forumlar.

gulguselı
03.06.2008, 10:27
"Nazım" anlatmakla bitmezz.. selam olsun ustaya..