Orijinalini görmek için tıklayınız : Alevilikte Kadının yeri


Şah-Mat
05.02.2006, 13:49
Saygıdeğer Arkadaşlar ve Forum yönetimi..,

Forumada yeni sayılırım,burda yaşıyoruz,burda paylaşıyoruz her şeyimizi.Bazen büyüklerimizle küçüklerimizle anlaşamadığımız noktalar oluyor.Çünkü;Biz bir aileyiz.Ama bizim değerlerimizde hele alevilikte Kadının ayrı bir yeri olduğunu biliyoruz.Bu yüzden Forumda Bayanlar için bir bölüm açılsa iyi olur mu ? Diye herkese sorayım? gerek varmı, yok mu siz karar verin nedersiniz ?

Azrail
05.02.2006, 13:53
CAN bence gerek yok, bizim herşeyimiz beraber

Dogan24
05.02.2006, 14:10
alevilikde kadın ayrımı yokdur boyle bir şeye gerek yok

derviscemal
05.02.2006, 14:17
sevgili kardeşim ibadetimizi cem ayinlerimizi bile beraber yaparken ve buna çoğu kesimden namahrem diye tepkiler alırken ama biz bu kapıdan girince hepimiz bacı kardeşliz derken burda böyle bir ayrı bölüm açılmasının uygun olmayacağı kanaatindeyim..
kadınlarımız analarımız bacılarımız bizlerin başını üzerindedir.. biz onlarsız bişey yapamayız :O)

Canan
05.02.2006, 14:44
ay super olur soyle yanlizca kadinlara ayit, turbanlarimizi cikarta bilecegimiz, rahat bir sekilde konusa bilecegimiz bir yer ne guzel olur......... (saka saka).....

bence boyle birseye gerek yok ........ anca beraber kanca beraber....... ayirsanizda gitmem.... hatda boyle birsey olsun ben kuserim :(

YOZCAY
05.02.2006, 14:48
Başlık ile konu biraz sapmış ama cevaben yazalım.

Alevilikte kadının yeri neresidir?

Alevilikte insanın yeri diye bir başlık açmalıydın.

Eğer kadına özel bir konuda konuşulacaksa burada yani bu sitenin herhangi bir yerinde olabilir.Kadınlarla ilgili bir kararı yine kendileri verecektir.Ama bizim görgümüz ve bizim bilgimiz böyledir.Yani ayrım yok.


Kadınlarımıııız neredesinizzzzz?:36_1_50: Uyanııııınnnnn

mercan
05.02.2006, 14:55
ahahah şahmat çok komiksin yaff ilahi sennn :D

neden böyle bi düşünceye vardın şimdi???? ne o yoksa dırdırımızdanmı bıktın ben başka bi açıklama göremiyom

yozcayında dediği bigi başlıkla pek bağlantısı olmayanbi öneri bu
bende alevilikde kadının yeri diye görünce :sook oo bizi yücelticek bi başlık işte dedim ... ama önerini görünce bi garipsedim:komik :p

Serkan_Devrim
05.02.2006, 15:31
bende sadece erkeklerin olabileceği bir yer istiyorum. kızların giremeyeceği bir topik.:yamukgul: hehehe

Canan
05.02.2006, 15:36
bende sadece erkeklerin olabileceği bir yer istiyorum. kızların giremeyeceği bir topik.:yamukgul: hehehe

emredesin canim... senimi kiracaz....... hemen forum ortadan ikiye ayiralim kizlar bir tarafa erkekler bir tarafa..... aman sizin bizsiz caniniz sIkilir simdi.....

kucuken football oynardik boyle kizlar takimi erkekler takimina karsi....

Serkan_Devrim
05.02.2006, 15:37
emredesin canim... senimi kiracaz....... hemen forum ortadan ikiye ayiralim kizlar bir tarafa erkekler bir tarafa..... aman sizin bizsiz caniniz sIkilir simdi.....

kucuken football oynardik boyle kizlar takimi erkekler takimina karsi....
sen önce benim kınamı getir bakalım. hani şu ışık davasından. :p :yamukgul: hehehe demedim mi ışık seni değil beni seçer diye. :yamukgul: hehehe

Canan
05.02.2006, 15:39
sen önce benim kınamı getir bakalım. hani şu ışık davasından. :p :yamukgul: hehehe demedim mi ışık seni değil beni seçer diye. :yamukgul: hehehe

konuyu saptirmayalim.....lutfen....
kinayi bir zamet sen bul .... londrada kina yok.................

Serkan_Devrim
05.02.2006, 15:43
konuyu saptirmayalim.....lutfen....
kinayi bir zamet sen bul .... londrada kina yok.................
londrada yoksa başka yerden bul. :p ayrıca konuyu sen saptırıyon. ne o. ışık beni seçti diye canın mı sıkıldı ufaklık. :yamukgul:

konuyla ilgili olarakta; yaw ne ayrım yapıyon şah mat. kadın erkek hep birlikteyiz işte.

derviscemal
05.02.2006, 16:03
arkadaşlar işinize karşımak gibi olmasın ama bu kına olayı bize pek yakışmadı galiba..

izmirksk
05.02.2006, 16:22
bunu okuyunca aklıma bir sitede gödüğüm olay geldi.tesadüfen googleda bir siteye rastladım yani aslında başka bir araştırma yapıyordum orası çıktı bir bakayım dedim
sitede üyeler için(kadın ve erkekler için) birer sayfa açılmış ve sitede ortak paylaşım var ama sadece 2 sayfa özel.yani 1 sayfada kadınlar buluşup yazıyor dieğr sayfada sadece erkekler.
ve ilginç olan şu idi.
kadınlardan biri erkek sayfasına yada erkeklerden biri kadınlar için ayrlmış sayfaya girerse cezası ban idi.yani banlama ile cezalandırılıyordu:p
şimdi o sitede herkesi merak sarmıştır keh keh
(aslında biraz kurnaz olanlar daha sonra farklı nickle mesela bayan nicki ile girip yazılanları görebilir tabi:p )
sanal alemde haremlik selamlık:komik

Oli
05.02.2006, 16:43
alevilikte Kadının ayrı bir yeri olduğunu biliyoruz

alevilikte kadının yeri ayrıdır lafını bu kadar yanlış anlayanı ilk kez gördüm. İslam değilim demeyi alevi olmamaya eş tutmanın bir tezahürü mü acaba?

izmirksk
05.02.2006, 16:48
bende alevilikde kadının yeri diye görünce :sook oo bizi yücelticek bi başlık işte dedim ... ama önerini görünce bi garipsedim:komik :p
vaktim olursa kadını yüceltecek bir başlık açabilirim:p
(bu arada lideriniz ölmüş t.v ler söyledi)

Oli
05.02.2006, 16:50
edit: verdiğim rahatsızlık için özür dilerim...

mercan
05.02.2006, 16:50
vaktim olursa kadını yüceltecek bir başlık açabilirim:p
(bu arada lideriniz ölmüş t.v ler söyledi)


ii o başlıkda görüşürüz ozaman :D

liderimiz kim anlayamadım ya ben (sakın jeton deme hee)

izmirksk
05.02.2006, 16:57
yok ya feminist hareketin liderlerinden ismini unuttum t.v de gördüm
feminizmin yayılmasındaki öncü bayanlardan

Şah-Mat
05.02.2006, 21:38
Sevgili Arkadaşlar..,

Meydana adımızı bırakmak için çıkmıyoruz,laf olsun diyede söylemiyoruz,Bir görüştür beğenilir yada beğenilmez.İnsanı küçük düşürmek için Laf söylenmez..Bende sizin gibi bakıyorum KADIN-eRKEK eşittir.Forumda böyle bir başlık olmalımıdır diye sorduk..Tabii ki bizde ayrılık yok,tabi ki biz eşitiz.Seviyeli yorum getiren herekese tşk.ederim.

Sonuç;Kendi adıma Bu ayrılık yaratır,farklılık yaratır forumda,Bunu istemeyiz,En doğrusu olmaması, doğruyu gösterenler ve göstermeye çalışanlar sağolsun!

zeynel_can
09.04.2006, 15:00
Aleviliğin kadın ve erkek arasında bir ayrıma gitmeyip onu farklı bir kategoride değerlendirmesini tasavvufa borçludur. Alevi inancında tasavvufun ilk dönemlerinde olduğu gibi insanlar cinsiyetine göre değil, inançta kat ettiği yola göre değerlendirilir.

TuFaN58
18.10.2007, 21:39
Alevi İslam inancında kadın erkek ayrımı yoktur. Kadın ve erkekllik ayrımı biyolojik farklılıktan dolayı isimlendirmeden başka bir şey değildir. İkisi de biyolojik olarak kendilerine verilen görevi yerine getirmektedir. Bundan dolayı biyolojik farklılık, birinin diğerine üstünlüğünü gerektirmez. Kadın önce insan sonra kadındır. Erkek önce insan sonra erkektir. Kur’an-ı Kerim’in Tin suresi 4 ayetine baktığımızda; · Biz insanı en güzel şekilde yarattık. Bu ayet açık bir şekilde, insanın güzel yaratıldığını söylüyor. Bir erkeği en güzel şekilde yarattık veya kadını en güzel şekilde yarattık demiyor. Evet insan en güzel şekilde yaratılmıştır. Kadın, erkekte insan olduğuna göre ikisi de güzel yaratılmıştır. İşi çirkinleştiren kadının güzelliğini şeytanlaştıran kötü düşünceli kişilerin işidir. İkisinin biyolojik işlevlerinden kaynaklanan bir iş bölümü vardır, yaşam zıtlıkların birlikteliğine dayanır. Kadın cinsiyetinden dolayı ikincil bir plana atılamaz onun yeri yaşamın içinde erkekle birlikte hayatın bütün alanlarında eşit bir şekilde birlikteliğine dayanır. Alevilik inancı kadını önce insan olgusuyla ele alır. İnsan doğuştan bütün insan haklarına sahiptir. O zaman kadını önce insan olarak görmeli, sonra biyolojik fonksiyonlarından dolayı kadın olarak ele almalıyız. Kainatı güzelliklerle yaratan Allah’ın katında dil, din,ırk, cinsiyet ayrımı yoktur. Onun katında bütün varlıklar eşit ve güzeldir. O Hakkın katında güzel düşünüp, güzel işler yapanla yapmayan arasında bir ayrım vardır. Yüce yaratan katında ayrım yok iken bizler niye bu ayrımı yapalım. Onun için kadın erkeğin ne kalesi nede hizmetkarıdır. Ama herkes kendisine düşeni yapmakla birbirine hizmetle yükümlüdür. Bizim inancımıza göre de insan Tanrının zerresidir. Rab bin kudret eliyle sevgiyle yarattığı en güzel varlıktır. Çünkü hak insanda, insan haktadır. Tanrı ruhunda ruh katarak insanı yarattı. Sevgiyle yaratılanı bizde sevgiyle seveceğiz. Kadında insan olduğuna göre, Tanrının bir zerresi, hakkın varlığı yüce yaratanın ruhunu taşıdığı ,için kutsaldır. Çünkü insan kutsaldır. İnsan kıbledir. Secde edilecek makamdır, mihraptır. Pir Sultanın dediği gibi; Gel benim ey güzel servi çınarım Yüreğime ateş düştü yanarım Kıblem sensin yüzüm sana dönerim Mihrabımdır kaşlarının arası Alevilikte kadın, sosyal yaşam içerisinde her zaman her alanda erkeğin yanı başında yer almıştır. Evde, tarlada, fabrikada, ibadette, savunma koşullarında savaşta bile birlikte hareket etmiştir. İnancımızda ibadet içerisinde erkek, kadın ayrımı gözetmeksizin birlikte ibadet edilmiş, kendi yarinden başkasına bacı, kardeş gözüyle bakmıştır. Karşısındakine kadın erkek olarak değil insan olarak bakmıştır. Çünkü ruhani olarak gerçekliğe kavuşmuş kişiler kötü bedensel arzu, istek, duygu ve düşüncelerden arınırlar. Alevilik inancında tek eşlilik esas alınmıştır (monogomi). Bu kadına verilen önemin göstergesidir. Kadın erkeğin insel ihtiyaçlarını gideren bir varlık olarak yaratılmamıştır. Alevilik inancında var olan boşanma yasağı, kadının korunmasına yönelik olup tek sözle aile yıkan, kadın savunmasız ve ezik bırakan anlayıştan uzak bırakılmıştır. Alevi inancında bulunan kutsal sayılara bakacak olursak beşlerin içinde Fatıma ananın yeri ve önemi anlatılamayacak kadar büyüktür. Fatıma-tül Zehra’nın ilminin yüksekliği, şiir yazması haksızlıklar karşısındaki edebi savunması mükemmeldir. Yediler içerisinde Hz. Hatice’nin ve Fatıma ananın olması, 40’ların içinde17 kadın, 23 canın olması. Hz. Muhammed’in İslam dinini açığı zaman ilk ve tam bir inançla varlığını güzel Muhammed’e sunan bir kadın Hz. Hatice’dir. Hünkarın Anadolu’ya gelişini ilk sezen kadındır. Kadıncık ana ahilik teşkilatında bacı yanı Rum teşkilatı Alevilikte çok önemli bir yere sahiptir. Aile içinde, toplum içinde kadına nekadar sevgi, saygı gösterilirse inançların değeri o kadar artar . Güzel Muhammed ” Benim ümmetim en iyi erkekleri kendi ailelerine büyüklük taslamayanlardır. Ailelerine karşı yumuşak ve sevecen olan, yüreği yanan ve onlara zulüm etmeyenlerdir ” demiştir. Yine güzel Muhammed ” Sizin en iyileriniz, zevceleri hakkında hayırlı olanlardır ” demiştir. Bu sözden kadına saygı ve sevgi istemiştir. İnancımızın güneşi, evliyaların şahı ilmin kapısı güzelliklerin sembolü güzel Şah Hz Ali; Kadın, çiçek tabiatlı, çiçek yaradılışlıdır. Kadın bir kahraman değildir. Her hal ve surette onunla anlaşınız. Kendisiyle iyi gereği gibi makbul görülecek, herkes tarafından beğenilecek bir tarzda yaşayınız. Ona öyle bir hayat arkadaşı olunuz ki, o yaşamın tadını tatsın. Hünkar Hacı Bektaş-i Veli Kadınları okutunuz, çünkü iyi yetişmiş ilim sahibi kadınlar güzel nesil yetiştirebilir. Erkek dişi sorulmaz, muhabbetin dilinde Hakkın yarattığı her şey yerli yerinde Bizim nazarımızda kadın erkek farkı yok Noksanlıkta eksiklik senin görüşünde Gerçeğe gönül verip aslı bulanlar ayrım yapmaz, çünkü yaratılan her şey yerli yerinde olması gereken halindedir. Kişi o kişi olmalıdır ki her şeyi güzel görüp farkı yok etmiş olsun yoksa hep eksik olacaktır düşüncesinde. Kadın erkeğin bir parçası, onun emaneti, onun bütün varlığıyla sevip ona saygıyla hürmet edecek, kadında erkeğe aynı şekilde. Kadın sevilecek çünkü o yardır, dert ortağıdır. Kadın yarını var eden varlıktır. Kadın olmasa insanın var olmasının mümkünatı olmayacaktır. Erkek çocuk doğurmadığına göre, sürekliliği devam ettiren kadındır. Mevlana Ben ona halk, mahluk demeyeceğim, halik, halk eden yaratan diyeceğim söyleniyle kadının mahiyetini, çok güzel bir şekilde dile getirmiştir. Makam durumunda, doğrulukları için mahluk, doğruları için haliktir. Yüce yaradan var etme yetkisini, devamlılığı kadına vermiştir. Çocukların eğitimi ve terbiyesi annede olduğu için çocuklarının Rabb-i olup onların ilk öğreticileridirler. Kadın kainata bezeyen varlıktır.

barısyıldırım
19.10.2007, 17:51
Kadınlar anadır, topraktır, cennet onların ayaklarını altına serilmiştir.Kadın candır.Can da cemdedir. Cemde de canın dişisi erkeği olmaz. Canımız analarımızın bacılarımızın yarlarımızın yoluna feda.

orontes
15.11.2007, 20:30
çoğu zaman düşüncelerimize inançlarımıza uygun tutarlı bir duruş gösteremiyoruz biz erkekler yaşamımızda. Bu durum kadınlar için de geçerli ama toplumsal-siyasal-ekonomik erk günümüz dünyasında erkek egemen bir yapının boyunduruğu altında ve tüm kuralları erkeksi bir algılayışla koymaktayız. kimi zaman pozitif ayrımcılık adına kadınlardan yana düzenlemeler olsa da işin özü tamamen bir kandırmacaya kurban etmekteyiz eşitlik olgusunu.


centilmenlik diyoruz mesela günlük yaşamda. maçoluğun ikiyüzlü versiyonu.
kendimize hak gördüklerimizi kadınlara hak göremiyoruz ve birçok bahaneye sığınıyoruz. ev yaşamında kadınlara sürekli olarak biçilen misyonla alışkanlıklarımızı sürdürüyoruz. kadınları aşağılamaya devam ediyoruz çoğu kez farkında olmasak da. kadın işi, eksik etek, elinin hamuruyla erkek işine karışma tarzı anlayışlar kafamızda güçlü bir etki ve nüfuza sahip.

en eşitlikçimiz bile kadınlara karşı aşırı korumacı yaklaşmaktan geri durmuyor ve özgürlük alanını sürekli bir biçimde ayak oyunlarıyla sınırlıyoruz.

en sağlam bahanemiz ise 'VALLA SANA GÜVENİM TAM AMA ÇEVREYE GÜVENMİYORUM' oluyor.

Bizden daha prestijli bir işte çalışan kadınlarla evlenmekten itina ile kaçınıyoruz. Kadınlarımızın bizim önümüzde bizden ileride olmasına asla ve kat'a izin vermiyoruz bunu ERKEKLİK GURURU adına sorun haline getiriyoruz.

Kadınlarımızın, politik alanın dışında kalmasının nedeni de biz erkekleriz. Aynı hegemonyacı mantık ile kadınların iyi bir bilinç düzeyi yakalamasını ve örgütsel yaşamda kendini ifade edecek konuma gelmesini engelliyoruz.

Kadınlarımızla çamaşır bulaşık gibi ev işleri yaparken, zor ve zahmetli kısımları onlara bırakıyoruz. Öğrenmeye çalışmıyoruz.

İş bölümü adına kadınları aşağılamaya devam ediyoruz.

Ezberlerimizi, anne-babamızdan getirdiğimiz alışkanlıklarımızı bozamıyoruz.

Sevgimizi ifade ederken bile çekinceler yaşıyoruz.

Sadece suç işlediğimizde gönül almak adına sevgi sözcükleri ve hediyelerle onların bu yumuşak karnını kendi zaafiyetlerimizi örtmek için kullanıyoruz.

Adil davranmıyoruz. Kadınların kendilerine özgü bir dünyası olduğu gerçeğini sürekli gözardı ediyor olayları süreçleri erkeğin bakış açısıyla görmesini bekliyoruz. Olmadığında zekasını sorgulamaya açıyoruz ve aşağılıyoruz.

En ilericimiz sosyalistimiz bile, kimi durumlarda kadınlara karşı yaklaşımında onur kırıcı olabiliyor.

Nasıl ki sünnilerin alevilere karşı içlerinde besledikleri olumsuz duygular varsa ve haksız-kaynaksız-temelsiz düşünceler varsa, erkekler de kadınlar hakkında genellemeler yapmaktan geri durmuyor.

Cinsel anlamda bile çoğu kez kendimizden ötesini düşünmüyoruz ve kadının cinsellikten haz almasını ayıp aşağılık olarak değerlendiriyoruz. Onu sadık, edepli, bağlı, ağırbaşlı olma konusunda baskı altına alırken biz aynı hassasiyeti göstermiyoruz.

Kadınlarla konuşurken dilimiz değişiyor, kibarlaşıyor ama bir çelişki veya çatışma ortamı doğduğunda ERİL KÜFÜRLER ile kadın cinselliğini aşağılıyoruz.

Kadın bedeni, çoğumuz için çoğu kez bir cinsel metadan öte birşey ifade etmiyor. Çekici bulduğumuz bir kadının fiziğiyle ilgilenirken, bizimle paylaştıklarını can-ı gönülden dinliyor numarasına yatıyor ama aklımızdan farklı düşünceler geçiriyoruz. İkiyüzlü davranıyoruz.

Kendimize aldatma hakkını görerek, en büyük haksızlığı yapıyoruz.

Anlayışlı, hoşgörülü, uzlaşmaya dönük bir tavır yerine çoğu kez, baskı ve zor kimi zaman da şiddet uygulayarak kadınlarımızı bastırıyor baskılıyoruz.

Kız çocuklarımızla erkek çocuklarımız arasında en eşitlikçimiz bir ANNELER DE DAHİL OLMAK ÜZERE bir ayrım yapıyoruz.

Erkek çocuğumuz kız arkadaşını eve getirebilirken, kız çocuğumuza kesinlikle böyle birşeyi yasaklıyor FAHİŞELİK damgasını yapıştırıyoruz.

İkiyüzlü bir ahlak anlayışıyla davranıyor, kadınlara karşı affetmeyen bağışlamayan bir tutum gösteriyoruz. Oğlumuz bir kadınla yattığında MİLLİ oluyor, AFERİN ler alıyor, ama kızımız aynı durumda olduğunda NAMUS BEKÇİLİĞİNE soyunuyoruz.

Kendi anamıza bacımıza sevgilimize laf ettirmezken, başkalarının namusuna göz dikiyor laf atıyor haklarında cinsel içerikli aşağılık ve düzeysiz sohbetler ediyoruz ama kadınlarla bir araya geldiğimizde de İNSANİ DEĞERLERDEN, EŞİTLİKTEN sözediyoruz.

Cinsel istismara uğrayan kadınlarımızı, yaşlılarla evlenmeye zorluyoruz. Toplumsal baskı altına alıyoruz. İş yerlerinde fabrikalarda kadınları cinsel anlamda taviz vermeye zorluyoruz taciz ediyoruz.

Toplantılarda, etkinliklerde, şenliklerde, kitlesel gösterilerde kadınların sayısının görece az olması bize gayet doğal geliyor ve bunda bir çelişki görmüyoruz.

İnsan hakları bağlamında işkencede daha ciddi travma yaşamalarına neden oluyoruz ve kadınlıklarına genç kızlık gururlarına saldırarak tecavüzlerle daha da ağır bir psikoza girmelerine neden oluyoruz.

Kadınların özgürleşme mücadelesini bile onların adına biz veriyoruz.
Onlara çoğu zaman güvensiz davranıyoruz onlar bizi sorguladığında ise bunalım ayaklarına yatıyoruz.

Kadınlarımızı seviyoruz ama içimizde binlerce çelişkiyi de barındırmaya devam ediyoruz.

Alevilik de kadının yeri idi konunun başlığı evet.
Ben de bir erkek olarak özeleştirel bir yazı yazma ihtiyacı hissettim.

Kadının kadınlık onuruna sahip çıkmadığı, kadınlık duyarlılığına ve hassasiyetine sahip olmadığı, kadınlık bilinciyle davranmadığı,

Erkeğin de içindeki erkeği ezmediği, yenmediği, öldürmediği bir dünyada insanlık için kurtuluş yoktur.

İNSAN

NİSA dan gelir. Kadınlar demektir. Arapçada. Yani, İNSAN OLMAK KADIN OLMAKTIR. AMA ÖZGÜRLEŞMİŞ, BİLİNCİNDEKİ VE BEDENİNDEKİ TÜM ZİNCİRLERİ KIRMIŞ, ERDEMLİ ONURLU ÖRGÜTLÜ DİK DURAN YAŞAMI ELLERİNE ALAN KORKULARINI VE ZAYIFLIKLARINI YENMİŞ, ANALIK DUYGUSUNA, VİCDANINA MERHAMETİNE SAHİP BİR KADIN OLMA BİLİNCİ İLE KADINDIR İNSAN.

ERKEK ise rekabetçi, yıkıcı, savaşçı yapısı ile insan olma sürecinin önünde engeldir. ERKEKLİK OLGUSU yani.

On bin yıldır ERKEK EGEMEN TOPLUMUN GETİRDİĞİ YIKIMLAR, SAVAŞLAR, FELAKETLER, ÖLÜMLER, EŞİTSİZLİKLER, KİRLİLİKLER ortada. Ve tüm bu acı süreçlerin de en büyük bedelini yine KADINLAR ödemektedir. Savaşanlar erkekler olabilir ama arkada binbir zorlukla ve meseleyle başbaşa kalan da kadınlardır.

Kadınlarımız...

Kadın olmadan devrim olmaz,
Devrim olmadan kadın kurtulmaz...

Yaşasın kadın - erkek işçi emekçi ve köylülerinin sınıfsız sömürüsüz eşitlikçi özgür dünya mücadelesi...

Canan1
15.11.2007, 21:17
@orontos

Ilk önce yazinizi cok begendigimi söylemek istiyorum...her önemli konuya hemen hemen deginmissiniz, bunuda bir erkek olarak...yani gercekten böyle düsünüyorsaniz ne mutlu kadin olana....
yani haksizliklari böyle isimlendirmek ve nerden geldigini göstermek cok iyi olmus....

Kadinin alevilikte olan yeri.....ben böyle basliyorum:kadinin toplumda olan yeri, örnek olarak alevi toplumu...

Kadinin toplumda olan yeri yasadigi ülkeylen ilk önce alakali...

Bir kadin tarihe bakinca hic bir zaman bir erkegi ne sömürmüs nede ezmis...ezen ve sömüren hep erkek olmus...bunuda kadinin üzerinde uygulamis...
Tabii kadin yeri gelince anne,sevgili, partner oluyor: SEVILIYOR..
Yeri gelince ama dövülen, ezilen, sömürülen hor görülen insan oluyor..cocuk ve ev isinlen ugrasdigi icin egitimine cogu zaman son veren:Yoksa Türkiyede babalardami artik cocuklari egitip kadin calisiyor? Varmi böyle durumlar?

Yeni nesilde olan Türkiyeliler artik cocuk olsun saglikli olsun derler...ama yinede erkek cocuguna cok önem veren genc ailelerde var...yüzlerini kiz cocugu dogunca eksiten....ne celiski ama...?
Erkek cocugunun kiz arkadasina birsey denilmez,kiz cocugunun erkek arkadasi olduu duyulunca sokaktada olsa dövülür! Ve bu hala cok ailelerde böyle:yoksa cokmu degisti haberim yok?

Türkiyede kadin olmak hala cok zordur...alevilikte aydin görünün ve özgür haklari talep eden erkekler cogu zaman evdeki hanimlarini hala eziyor...


Saygilar

orontes
15.11.2007, 21:45
BU COĞRAFYANIN MAYASINDA VAR İKİYÜZLÜLÜK...

Sünni İslam anlayışına baktığımızda görürüz çelişkileri. Bir yandan erkeği kadına üstün kılan bir din ve onun toplumsal-siyasal-ekonomik yaşama yansıyan boyutu var.

Kışkırtılmış erkekliğe her türlü hazzı reva gören ve kadına da İTAATİ VE KABULLENİŞİ dayatan onu bastıran, kendi bedenine yabancılaştıran bir din anlayışı.

4 kadın alma hakkını erkeğe verirken, cennette hurileri vaad ederken, erkeği her daim kadın üzerinde hakim ve üstün kılan bir din anlayışının yarattığı gericileşme.

İffetli, namuslu, bakire kadın arayışını sürdürürken, kadın bedenini sömürmekten de geri durmayan bir ikiyüzlülük var toplumda.

Fahişelik kurumunu ele almak yeterli değil mi bu anlamda.

Cinsel anlamda ciddi bir kapalılık ve yasaklar zincirine vurulmuş doğu toplumlarının düşünsel-zihinsel-cinsel boşalımlarını bile kadın cinselliğini kadın bedenini aşağılayarak kullanarak sömürerek gerçekleştirmelerindeki ikiyüzlülük...

Kadınların kırılgan ruh yapısını, kendi angutluklarıyla gözardı eden ve anlama yeteneğini söz konusu kadın olunca kullanmayan bir erkeklik var bu ülkede.

Kadının bile erkeklerin üstünlüğünü kabul ettiği bir cinsiyet ahlakı oturtulmuş.

erkekliğin kutsandığı, sünnet düğünleriyle, gerdek sonrası bozulan bekaretten akan kanın üzerinde durduğu beyaz çarşafın asılmasıyla erkekliğin, penisin yüceltildiği bir toplumsal-cinsel ahlak anlayışı var. erkeklerin sohbetlerinde bozdukları kızlıkları, yattıkları kadınların sayısını anlatarak duydukları aşağılık gurur ve övünç sorgulamaya açılamıyor bile. çünkü gayet doğal bir durum sayılıyor.

kendi bedenine yabancılaştırılan, bedeninden uatandırılan, ruhsal ve cinsel psikozlarda kişiliğinde ciddi kırılmalar ve çatlaklar oluşan kadının, erkek egemen sınıflı topluma karşı verebileceği nasıl bir mücadele olabilir ki özgüveni bizzat kendi bilincinde tüketilmişken otomatik olarak?

doğurganlığın, üretkenliğin, bereketin, barışın, hoşgörünün ifadesi olan kadınlık, nasıl da itilmekte aşağılara aşağılık ahlaki ikiyüzlülüğümüzle.

erkekler ne kadr dürüst davranabiliyor, eşitlik olgusundan bahsederken?
kadınla erkeği bir tuttuğunu ifade ederken?

ikiyüzlülük bu toplumun doğasında var.

Ve bu düzen, kadın bedeni üzerindeki hakimiyeti kadına bırakmıyor.
Erkekler de bu çemberin dış sınırlarını oluşturuyor.
Evde baba ve koca rolüyle ya da ağabey rolüyle kuşatıyor kadınlığı.

Yabancılaşmış, kişiliğinde zaafiyetler oluşmuş, dişiliği ile kendini varetmeye, kabul görmeye, sevilmeye çalışan bir kadın profili çıkıyor bu yapısal durum içerisinde.

Zeki, akıllı, yetenekli, liderlik vasıflarına sahip kadınların yeri konumu değeri anlamı nedir erkekler için?

CADALOZ diyorlar ve uzak duruyoruz. Zaaflı, aldanmaya açık kadınları seçiyoruz.

Tüm doğada seçimi yapan dişi iken, bizde erkek.

Ve kadın, erkeğine itaat ettikçe elde tutabiliyor yuvasını, konumunu, durumunu...

değişmesi gereken çok şey var.

Kadın bedeni üzerinden çekilen klipler, günlük çıkan gazeteler, yayınlanan dergiler, pornografi ve erotizm.

batı dünyasında yozlaşmış cinsel ahlakın esaretinde sömürülen kadının ne farkı var, sevdiği erkeğe kaçtığı için namus cinayetine giden doğu kadınından?

herşeyin olabildiğince tüketildiği, değerlerin ayaklar altına alındığı, faydacı, hazcı, sinekten yağ çıkarmaya çalışan günübirlik yaşamanın felsefesi değil midir bilinçlerimizi işgal eden, dürtülerimizi yönlendiren ve bizi tüketim toplumunun homo-economicusları olmaya iterek insanlığımızdan uzaklaştıran emperyalist kültür ve ahlak anlayışın etkisinde?

yüzleşmek kolay değil öyle?

yüzleşebilmek...

bir erkeğe hodri meydan diyebilir mi bir kadın, içindeki herşeyi apaçık ortaya koymasını isteyebilir mi?

ve erkek ne kadar açıkyürekli davranabilir kadına karşı?

sınıflı toplumun erkek egemenliğine dayanan yapısı sürdükçe ve kadın bedeni erkekliğin kuşatması altında köle olarak kaldığı sürece dünyada eşitlikçi bir yapının varedilmesi değişimin sağlanması mümkün değildir.

kadın örgütlülükleri, sınıflı toplumun temel çelişkisi olan ve tüm temel sorunların kaynağı olan EMEK-SERMAYE çelişkisine de yönelebilecek cesarette olmalıdır.

Emekten, sevgiden, barıştan, ortaklaşa yaşamdan, kolektivizmden, eşitlikten, özgürlükten, sevgiden yana bir dünya için, kadınlar daha ciddi anlamda siyasal-sosyal-ekonomik-kültürel alanı doldurmalıdır ve bunu örgütlü bir biçimde yapmalıdır. aksi takdirde bu zincirler her gün biraz daha kemirecektir insan olma erdemimizi ve onurumuzu....

orontes
15.11.2007, 22:02
Yazıları birleştirip düzenledim. daha bütünlüklü bir yaklaşım olması açısından...

sevgiyle ve dostça kalın....




KADIN SORUNU ÜZERİNE ÖZELEŞTİREL BİR YAKLAŞIM…

Bu coğrafyanın mayasında vardır ikiyüzlülük...

çoğu zaman düşüncelerimize inançlarımıza uygun tutarlı bir duruş gösteremiyoruz biz erkekler yaşamımızda. Bu durum kadınlar için de geçerli ama toplumsal-siyasal-ekonomik erk günümüz dünyasında erkek egemen bir yapının boyunduruğu altında ve tüm kuralları erkeksi bir algılayışla koymaktayız. kimi zaman pozitif ayrımcılık adına kadınlardan yana düzenlemeler olsa da işin özü tamamen bir kandırmacaya kurban etmekteyiz eşitlik olgusunu.


Centilmenlik diyoruz mesela günlük yaşamda. maçoluğun ikiyüzlü versiyonu.
Kendimize hak gördüklerimizi kadınlara hak göremiyoruz ve birçok bahaneye sığınıyoruz. ev yaşamında kadınlara sürekli olarak biçilen misyonla alışkanlıklarımızı sürdürüyoruz. kadınları aşağılamaya devam ediyoruz çoğu kez farkında olmasak da. kadın işi, eksik etek, elinin hamuruyla erkek işine karışma tarzı anlayışlar kafamızda güçlü bir etki ve nüfuza sahip.

En eşitlikçimiz bile kadınlara karşı aşırı korumacı yaklaşmaktan geri durmuyor ve özgürlük alanını sürekli bir biçimde ayak oyunlarıyla sınırlıyoruz.

En sağlam bahanemiz ise 'VALLA SANA GÜVENİM TAM AMA ÇEVREYE GÜVENMİYORUM' oluyor.

Bizden daha prestijli bir işte çalışan kadınlarla evlenmekten itina ile kaçınıyoruz. Kadınlarımızın bizim önümüzde bizden ileride olmasına asla ve kat'a izin vermiyoruz bunu ERKEKLİK GURURU adına sorun haline getiriyoruz.

Kadınlarımızın, politik alanın dışında kalmasının nedeni de biz erkekleriz. Aynı hegemonyacı mantık ile kadınların iyi bir bilinç düzeyi yakalamasını ve örgütsel yaşamda kendini ifade edecek konuma gelmesini engelliyoruz.

Kadınlarımızla çamaşır bulaşık gibi ev işleri yaparken, zor ve zahmetli kısımları onlara bırakıyoruz. Öğrenmeye çalışmıyoruz.

İş bölümü adına kadınları aşağılamaya devam ediyoruz.

Ezberlerimizi, anne-babamızdan getirdiğimiz alışkanlıklarımızı bozamıyoruz.

Sevgimizi ifade ederken bile çekinceler yaşıyoruz.

Sadece suç işlediğimizde gönül almak adına sevgi sözcükleri ve hediyelerle onların bu yumuşak karnını kendi zafiyetlerimizi örtmek için kullanıyoruz.

Adil davranmıyoruz. Kadınların kendilerine özgü bir dünyası olduğu gerçeğini sürekli göz ardı ediyor olayları süreçleri erkeğin bakış açısıyla görmesini bekliyoruz. Olmadığında zekâsını sorgulamaya açıyoruz ve aşağılıyoruz.

En ilericimiz sosyalistimiz bile, kimi durumlarda kadınlara karşı yaklaşımında onur kırıcı olabiliyor.

Nasıl ki Sünnilerin Alevilere karşı içlerinde besledikleri olumsuz duygular varsa ve haksız-kaynaksız-temelsiz düşünceler varsa, erkekler de kadınlar hakkında genellemeler yapmaktan geri durmuyor.

Cinsel anlamda bile çoğu kez kendimizden ötesini düşünmüyoruz ve kadının cinsellikten haz almasını ayıp aşağılık olarak değerlendiriyoruz. Onu sadık, edepli, bağlı, ağırbaşlı olma konusunda baskı altına alırken biz aynı hassasiyeti göstermiyoruz.

Kadınlarla konuşurken dilimiz değişiyor, kibarlaşıyor ama bir çelişki veya çatışma ortamı doğduğunda ERİL KÜFÜRLER ile kadın cinselliğini aşağılıyoruz.

Kadın bedeni, çoğumuz için çoğu kez bir cinsel metadan öte birşey ifade etmiyor. Çekici bulduğumuz bir kadının fiziğiyle ilgilenirken, bizimle paylaştıklarını can-ı gönülden dinliyor numarasına yatıyor ama aklımızdan farklı düşünceler geçiriyoruz. İkiyüzlü davranıyoruz.

Kendimize aldatma hakkını görerek, en büyük haksızlığı yapıyoruz.

Anlayışlı, hoşgörülü, uzlaşmaya dönük bir tavır yerine çoğu kez, baskı ve zor kimi zaman da şiddet uygulayarak kadınlarımızı bastırıyor baskılıyoruz.

Kız çocuklarımızla erkek çocuklarımız arasında en eşitlikçimiz bir ANNELER DE DÂHİL OLMAK ÜZERE bir ayrım yapıyoruz.

Erkek çocuğumuz kız arkadaşını eve getirebilirken, kız çocuğumuza kesinlikle böyle birşeyi yasaklıyor FAHİŞE damgasını yapıştırıyoruz.

İkiyüzlü bir ahlak anlayışıyla davranıyor, kadınlara karşı affetmeyen bağışlamayan bir tutum gösteriyoruz. Oğlumuz bir kadınla yattığında MİLLİ oluyor, AFERİN ler alıyor, ama kızımız aynı durumda olduğunda NAMUS BEKÇİLİĞİNE soyunuyoruz.

Kendi anamıza bacımıza sevgilimize laf ettirmezken, başkalarının namusuna göz dikiyor laf atıyor haklarında cinsel içerikli aşağılık ve düzeysiz sohbetler ediyoruz ama kadınlarla bir araya geldiğimizde de İNSANİ DEĞERLERDEN, EŞİTLİKTEN söz ediyoruz.

Cinsel istismara uğrayan kadınlarımızı, yaşlılarla evlenmeye zorluyoruz. Toplumsal baskı altına alıyoruz. İş yerlerinde fabrikalarda kadınları cinsel anlamda taviz vermeye zorluyoruz taciz ediyoruz.

Toplantılarda, etkinliklerde, şenliklerde, kitlesel gösterilerde kadınların sayısının görece az olması bize gayet doğal geliyor ve bunda bir çelişki görmüyoruz.

İnsan hakları bağlamında işkencede daha ciddi travma yaşamalarına neden oluyoruz ve kadınlıklarına genç kızlık gururlarına saldırarak tecavüzlerle daha da ağır bir psikoza girmelerine neden oluyoruz.

Kadınların özgürleşme mücadelesini bile onların adına biz veriyoruz.
Onlara çoğu zaman güvensiz davranıyoruz onlar bizi sorguladığında ise bunalım ayaklarına yatıyoruz.

Kadınlarımızı seviyoruz ama içimizde binlerce çelişkiyi de barındırmaya devam ediyoruz.

Ben de bir erkek olarak özeleştirel bir yazı yazma ihtiyacı hissettim.

Kadının kadınlık onuruna sahip çıkmadığı, kadınlık duyarlılığına ve hassasiyetine sahip olmadığı, kadınlık bilinciyle davranmadığı,

Erkeğin de içindeki erkeği ezmediği, yenmediği, öldürmediği bir dünyada insanlık için kurtuluş yoktur.

İNSAN

NİSA dan gelir. Kadınlar demektir. Arapçada. Yani, İNSAN OLMAK KADIN OLMAKTIR. AMA ÖZGÜRLEŞMİŞ, BİLİNCİNDEKİ VE BEDENİNDEKİ TÜM ZİNCİRLERİ KIRMIŞ, ERDEMLİ ONURLU ÖRGÜTLÜ DİK DURAN YAŞAMI ELLERİNE ALAN KORKULARINI VE ZAYIFLIKLARINI YENMİŞ, ANALIK DUYGUSUNA, VİCDANINA MERHAMETİNE SAHİP BİR KADIN OLMA BİLİNCİ İLE KADINDIR İNSAN.

ERKEK ise rekabetçi, yıkıcı, savaşçı yapısı ile insan olma sürecinin önünde engeldir. ERKEKLİK OLGUSU yani.

On bin yıldır ERKEK EGEMEN TOPLUMUN GETİRDİĞİ YIKIMLAR, SAVAŞLAR, FELAKETLER, ÖLÜMLER, EŞİTSİZLİKLER, KİRLİLİKLER ortada. Ve tüm bu acı süreçlerin de en büyük bedelini yine KADINLAR ödemektedir. Savaşanlar erkekler olabilir ama arkada binbir zorlukla ve meseleyle başbaşa kalan da kadınlardır.


Sünni İslam anlayışına baktığımızda görürüz çelişkileri. Bir yandan erkeği kadına üstün kılan bir din ve onun toplumsal-siyasal-ekonomik yaşama yansıyan boyutu var.

Kışkırtılmış erkekliğe her türlü hazzı reva gören ve kadına da İTAATİ VE KABULLENİŞİ dayatan onu bastıran, kendi bedenine yabancılaştıran bir din anlayışı.

4 kadın alma hakkını erkeğe verirken, cennette hurileri vaat ederken, erkeği her daim kadın üzerinde hâkim ve üstün kılan bir din anlayışının yarattığı gericileşme.

İffetli, namuslu, bakire kadın arayışını sürdürürken, kadın bedenini sömürmekten de geri durmayan bir ikiyüzlülük var toplumda.

Fahişelik kurumunu ele almak yeterli değil mi bu anlamda.

Cinsel anlamda ciddi bir kapalılık ve yasaklar zincirine vurulmuş doğu toplumlarının düşünsel-zihinsel-cinsel boşalımlarını bile kadın cinselliğini kadın bedenini aşağılayarak kullanarak sömürerek gerçekleştirmelerindeki ikiyüzlülük...

Kadınların kırılgan ruh yapısını, kendi angutluklarıyla göz ardı eden ve anlama yeteneğini söz konusu kadın olunca kullanmayan bir erkeklik var bu ülkede.

Kadının bile erkeklerin üstünlüğünü kabul ettiği bir cinsiyet ahlakı oturtulmuş.

Erkekliğin kutsandığı, sünnet düğünleriyle, gerdek sonrası bozulan bekâretten akan kanın üzerinde durduğu beyaz çarşafın asılmasıyla erkekliğin, penisin yüceltildiği bir toplumsal-cinsel ahlak anlayışı var. Erkeklerin sohbetlerinde bozdukları kızlıkları, yattıkları kadınların sayısını anlatarak duydukları aşağılık gurur ve övünç sorgulamaya açılamıyor bile. Çünkü gayet doğal bir durum sayılıyor.

Kendi bedenine yabancılaştırılan, bedeninden utandırılan, ruhsal ve cinsel psikozlarda kişiliğinde ciddi kırılmalar ve çatlaklar oluşan kadının, erkek egemen sınıflı topluma karşı verebileceği nasıl bir mücadele olabilir ki özgüveni bizzat kendi bilincinde tüketilmişken otomatik olarak?

Doğurganlığın, üretkenliğin, bereketin, barışın, hoşgörünün ifadesi olan kadınlık, nasıl da itilmekte aşağılara aşağılık ahlaki ikiyüzlülüğümüzle.

Erkekler ne kadar dürüst davranabiliyor, eşitlik olgusundan bahsederken?
Kadınla erkeği bir tuttuğunu ifade ederken?

İkiyüzlülük bu toplumun doğasında var.

Ve bu düzen, kadın bedeni üzerindeki hâkimiyeti kadına bırakmıyor.
Erkekler de bu çemberin dış sınırlarını oluşturuyor.
Evde baba ve koca rolüyle ya da ağabey rolüyle kuşatıyor kadınlığı.

Yabancılaşmış, kişiliğinde zafiyetler oluşmuş, dişiliği ile kendini var etmeye, kabul görmeye, sevilmeye çalışan bir kadın profili çıkıyor bu yapısal durum içerisinde.

Zeki, akıllı, yetenekli, liderlik vasıflarına sahip kadınların yeri konumu değeri anlamı nedir erkekler için?

CADALOZ diyorlar ve uzak duruyoruz. Zaaflı, aldanmaya açık kadınları seçiyoruz.

Tüm doğada eş seçimini yapan dişiler iken, bizde erkeklerdir.

Ve kadın, erkeğine itaat ettikçe elde tutabiliyor yuvasını, konumunu, durumunu...

Değişmesi gereken çok şey var.

Kadın bedeni üzerinden çekilen klipler, günlük çıkan gazeteler, yayınlanan dergiler, pornografi ve erotizm. Kazanılan paralar….

Batı dünyasında yozlaşmış cinsel ahlakın esaretinde sömürülen kadının ne farkı var, sevdiği erkeğe kaçtığı için namus cinayetine giden doğu kadınından?

her şeyin olabildiğince tüketildiği, değerlerin ayaklar altına alındığı, faydacı, hazcı, sinekten yağ çıkarmaya çalışan günübirlik yaşamanın felsefesi değil midir bilinçlerimizi işgal eden, dürtülerimizi yönlendiren ve bizi tüketim toplumunun homo-economicusları olmaya iterek insanlığımızdan uzaklaştıran emperyalist kültür ve ahlak anlayışın etkisinde?

Yüzleşmek kolay değil öyle?

Yüzleşebilmek...

Bir erkeğe hodri meydan diyebilir mi bir kadın, içindeki her şeyi apaçık ortaya koymasını isteyebilir mi?

Ve erkek ne kadar açık yürekli davranabilir kadına karşı?

Sınıflı toplumun erkek egemenliğine dayanan yapısı sürdükçe ve kadın bedeni erkekliğin kuşatması altında köle olarak kaldığı sürece dünyada eşitlikçi bir yapının var edilmesi değişimin sağlanması mümkün değildir.

Kadın örgütlülükleri, sınıflı toplumun temel çelişkisi olan ve tüm temel sorunların kaynağı olan EMEK-SERMAYE çelişkisine de yönelebilecek cesarette olmalıdır. Sistemin özüne dokunmayan tüm mücadele ve örgütlülükler, o sistemin bir parçası ve onu besleyen bir kaynak haline gelmekten kurtulamayacaktır.

Emekten, sevgiden, barıştan, ortaklaşa yaşamdan, kolektivizmden, eşitlikten, özgürlükten, sevgiden yana bir dünya için, kadınlar daha ciddi anlamda siyasal-sosyal-ekonomik-kültürel alanı doldurmalıdır ve bunu örgütlü bir biçimde yapmalıdır. aksi takdirde bu zincirler her gün biraz daha kemirecektir insan olma erdemimizi ve onurumuzu....


Kadınlarımız...

Kadın olmadan devrim olmaz,
Devrim olmadan kadın kurtulmaz...

Yaşasın kadın - erkek işçi emekçi ve köylülerinin sınıfsız sömürüsüz eşitlikçi özgür dünya mücadelesi...



15.11.2007

Canan1
15.11.2007, 22:22
sevgili orontes yazilarin cok güzelde ama cooooooooooooooook uzun..iyiki birletirmissin ama bi düsünsene ben almanciyim..okuyana kadar canim CIKiyor:p :p

Ciddi olayim, gercekten dogrular pesindesin ve yazilarin cogunun altina imzami atabilirim...böyle aydin insanlara ihtiyac duyuyor Türkiye....düsünceniz cagdas ve cok net....

Tekrar sagolun

Saygilarimla

Canan

orontes
17.11.2007, 13:37
Yazıları birleştirip düzenledim. daha bütünlüklü bir yaklaşım olması açısından...

sevgiyle ve dostça kalın....




KADIN SORUNU ÜZERİNE ÖZELEŞTİREL BİR YAKLAŞIM…

Bu coğrafyanın mayasında vardır ikiyüzlülük...

çoğu zaman düşüncelerimize inançlarımıza uygun tutarlı bir duruş gösteremiyoruz biz erkekler yaşamımızda. Bu durum kadınlar için de geçerli ama toplumsal-siyasal-ekonomik erk günümüz dünyasında erkek egemen bir yapının boyunduruğu altında ve tüm kuralları erkeksi bir algılayışla koymaktayız. kimi zaman pozitif ayrımcılık adına kadınlardan yana düzenlemeler olsa da işin özü tamamen bir kandırmacaya kurban etmekteyiz eşitlik olgusunu.


Centilmenlik diyoruz mesela günlük yaşamda. maçoluğun ikiyüzlü versiyonu.
Kendimize hak gördüklerimizi kadınlara hak göremiyoruz ve birçok bahaneye sığınıyoruz. ev yaşamında kadınlara sürekli olarak biçilen misyonla alışkanlıklarımızı sürdürüyoruz. kadınları aşağılamaya devam ediyoruz çoğu kez farkında olmasak da. kadın işi, eksik etek, elinin hamuruyla erkek işine karışma tarzı anlayışlar kafamızda güçlü bir etki ve nüfuza sahip.

En eşitlikçimiz bile kadınlara karşı aşırı korumacı yaklaşmaktan geri durmuyor ve özgürlük alanını sürekli bir biçimde ayak oyunlarıyla sınırlıyoruz.

En sağlam bahanemiz ise 'VALLA SANA GÜVENİM TAM AMA ÇEVREYE GÜVENMİYORUM' oluyor.

Bizden daha prestijli bir işte çalışan kadınlarla evlenmekten itina ile kaçınıyoruz. Kadınlarımızın bizim önümüzde bizden ileride olmasına asla ve kat'a izin vermiyoruz bunu ERKEKLİK GURURU adına sorun haline getiriyoruz.

Kadınlarımızın, politik alanın dışında kalmasının nedeni de biz erkekleriz. Aynı hegemonyacı mantık ile kadınların iyi bir bilinç düzeyi yakalamasını ve örgütsel yaşamda kendini ifade edecek konuma gelmesini engelliyoruz.

Kadınlarımızla çamaşır bulaşık gibi ev işleri yaparken, zor ve zahmetli kısımları onlara bırakıyoruz. Öğrenmeye çalışmıyoruz.

İş bölümü adına kadınları aşağılamaya devam ediyoruz.

Ezberlerimizi, anne-babamızdan getirdiğimiz alışkanlıklarımızı bozamıyoruz.

Sevgimizi ifade ederken bile çekinceler yaşıyoruz.

Sadece suç işlediğimizde gönül almak adına sevgi sözcükleri ve hediyelerle onların bu yumuşak karnını kendi zafiyetlerimizi örtmek için kullanıyoruz.

Adil davranmıyoruz. Kadınların kendilerine özgü bir dünyası olduğu gerçeğini sürekli göz ardı ediyor olayları süreçleri erkeğin bakış açısıyla görmesini bekliyoruz. Olmadığında zekâsını sorgulamaya açıyoruz ve aşağılıyoruz.

En ilericimiz sosyalistimiz bile, kimi durumlarda kadınlara karşı yaklaşımında onur kırıcı olabiliyor.

Nasıl ki Sünnilerin Alevilere karşı içlerinde besledikleri olumsuz duygular varsa ve haksız-kaynaksız-temelsiz düşünceler varsa, erkekler de kadınlar hakkında genellemeler yapmaktan geri durmuyor.

Cinsel anlamda bile çoğu kez kendimizden ötesini düşünmüyoruz ve kadının cinsellikten haz almasını ayıp aşağılık olarak değerlendiriyoruz. Onu sadık, edepli, bağlı, ağırbaşlı olma konusunda baskı altına alırken biz aynı hassasiyeti göstermiyoruz.

Kadınlarla konuşurken dilimiz değişiyor, kibarlaşıyor ama bir çelişki veya çatışma ortamı doğduğunda ERİL KÜFÜRLER ile kadın cinselliğini aşağılıyoruz.

Kadın bedeni, çoğumuz için çoğu kez bir cinsel metadan öte birşey ifade etmiyor. Çekici bulduğumuz bir kadının fiziğiyle ilgilenirken, bizimle paylaştıklarını can-ı gönülden dinliyor numarasına yatıyor ama aklımızdan farklı düşünceler geçiriyoruz. İkiyüzlü davranıyoruz.

Kendimize aldatma hakkını görerek, en büyük haksızlığı yapıyoruz.

Anlayışlı, hoşgörülü, uzlaşmaya dönük bir tavır yerine çoğu kez, baskı ve zor kimi zaman da şiddet uygulayarak kadınlarımızı bastırıyor baskılıyoruz.

Kız çocuklarımızla erkek çocuklarımız arasında en eşitlikçimiz bir ANNELER DE DÂHİL OLMAK ÜZERE bir ayrım yapıyoruz.

Erkek çocuğumuz kız arkadaşını eve getirebilirken, kız çocuğumuza kesinlikle böyle birşeyi yasaklıyor FAHİŞE damgasını yapıştırıyoruz.

İkiyüzlü bir ahlak anlayışıyla davranıyor, kadınlara karşı affetmeyen bağışlamayan bir tutum gösteriyoruz. Oğlumuz bir kadınla yattığında MİLLİ oluyor, AFERİN ler alıyor, ama kızımız aynı durumda olduğunda NAMUS BEKÇİLİĞİNE soyunuyoruz.

Kendi anamıza bacımıza sevgilimize laf ettirmezken, başkalarının namusuna göz dikiyor laf atıyor haklarında cinsel içerikli aşağılık ve düzeysiz sohbetler ediyoruz ama kadınlarla bir araya geldiğimizde de İNSANİ DEĞERLERDEN, EŞİTLİKTEN söz ediyoruz.

Cinsel istismara uğrayan kadınlarımızı, yaşlılarla evlenmeye zorluyoruz. Toplumsal baskı altına alıyoruz. İş yerlerinde fabrikalarda kadınları cinsel anlamda taviz vermeye zorluyoruz taciz ediyoruz.

Toplantılarda, etkinliklerde, şenliklerde, kitlesel gösterilerde kadınların sayısının görece az olması bize gayet doğal geliyor ve bunda bir çelişki görmüyoruz.

İnsan hakları bağlamında işkencede daha ciddi travma yaşamalarına neden oluyoruz ve kadınlıklarına genç kızlık gururlarına saldırarak tecavüzlerle daha da ağır bir psikoza girmelerine neden oluyoruz.

Kadınların özgürleşme mücadelesini bile onların adına biz veriyoruz.
Onlara çoğu zaman güvensiz davranıyoruz onlar bizi sorguladığında ise bunalım ayaklarına yatıyoruz.

Kadınlarımızı seviyoruz ama içimizde binlerce çelişkiyi de barındırmaya devam ediyoruz.

Ben de bir erkek olarak özeleştirel bir yazı yazma ihtiyacı hissettim.

Kadının kadınlık onuruna sahip çıkmadığı, kadınlık duyarlılığına ve hassasiyetine sahip olmadığı, kadınlık bilinciyle davranmadığı,

Erkeğin de içindeki erkeği ezmediği, yenmediği, öldürmediği bir dünyada insanlık için kurtuluş yoktur.

İNSAN

NİSA dan gelir. Kadınlar demektir. Arapçada. Yani, İNSAN OLMAK KADIN OLMAKTIR. AMA ÖZGÜRLEŞMİŞ, BİLİNCİNDEKİ VE BEDENİNDEKİ TÜM ZİNCİRLERİ KIRMIŞ, ERDEMLİ ONURLU ÖRGÜTLÜ DİK DURAN YAŞAMI ELLERİNE ALAN KORKULARINI VE ZAYIFLIKLARINI YENMİŞ, ANALIK DUYGUSUNA, VİCDANINA MERHAMETİNE SAHİP BİR KADIN OLMA BİLİNCİ İLE KADINDIR İNSAN.

ERKEK ise rekabetçi, yıkıcı, savaşçı yapısı ile insan olma sürecinin önünde engeldir. ERKEKLİK OLGUSU yani.

On bin yıldır ERKEK EGEMEN TOPLUMUN GETİRDİĞİ YIKIMLAR, SAVAŞLAR, FELAKETLER, ÖLÜMLER, EŞİTSİZLİKLER, KİRLİLİKLER ortada. Ve tüm bu acı süreçlerin de en büyük bedelini yine KADINLAR ödemektedir. Savaşanlar erkekler olabilir ama arkada binbir zorlukla ve meseleyle başbaşa kalan da kadınlardır.


Sünni İslam anlayışına baktığımızda görürüz çelişkileri. Bir yandan erkeği kadına üstün kılan bir din ve onun toplumsal-siyasal-ekonomik yaşama yansıyan boyutu var.

Kışkırtılmış erkekliğe her türlü hazzı reva gören ve kadına da İTAATİ VE KABULLENİŞİ dayatan onu bastıran, kendi bedenine yabancılaştıran bir din anlayışı.

4 kadın alma hakkını erkeğe verirken, cennette hurileri vaat ederken, erkeği her daim kadın üzerinde hâkim ve üstün kılan bir din anlayışının yarattığı gericileşme.

İffetli, namuslu, bakire kadın arayışını sürdürürken, kadın bedenini sömürmekten de geri durmayan bir ikiyüzlülük var toplumda.

Fahişelik kurumunu ele almak yeterli değil mi bu anlamda.

Cinsel anlamda ciddi bir kapalılık ve yasaklar zincirine vurulmuş doğu toplumlarının düşünsel-zihinsel-cinsel boşalımlarını bile kadın cinselliğini kadın bedenini aşağılayarak kullanarak sömürerek gerçekleştirmelerindeki ikiyüzlülük...

Kadınların kırılgan ruh yapısını, kendi angutluklarıyla göz ardı eden ve anlama yeteneğini söz konusu kadın olunca kullanmayan bir erkeklik var bu ülkede.

Kadının bile erkeklerin üstünlüğünü kabul ettiği bir cinsiyet ahlakı oturtulmuş.

Erkekliğin kutsandığı, sünnet düğünleriyle, gerdek sonrası bozulan bekâretten akan kanın üzerinde durduğu beyaz çarşafın asılmasıyla erkekliğin, penisin yüceltildiği bir toplumsal-cinsel ahlak anlayışı var. Erkeklerin sohbetlerinde bozdukları kızlıkları, yattıkları kadınların sayısını anlatarak duydukları aşağılık gurur ve övünç sorgulamaya açılamıyor bile. Çünkü gayet doğal bir durum sayılıyor.

Kendi bedenine yabancılaştırılan, bedeninden utandırılan, ruhsal ve cinsel psikozlarda kişiliğinde ciddi kırılmalar ve çatlaklar oluşan kadının, erkek egemen sınıflı topluma karşı verebileceği nasıl bir mücadele olabilir ki özgüveni bizzat kendi bilincinde tüketilmişken otomatik olarak?

Doğurganlığın, üretkenliğin, bereketin, barışın, hoşgörünün ifadesi olan kadınlık, nasıl da itilmekte aşağılara aşağılık ahlaki ikiyüzlülüğümüzle.

Erkekler ne kadar dürüst davranabiliyor, eşitlik olgusundan bahsederken?
Kadınla erkeği bir tuttuğunu ifade ederken?

İkiyüzlülük bu toplumun doğasında var.

Ve bu düzen, kadın bedeni üzerindeki hâkimiyeti kadına bırakmıyor.
Erkekler de bu çemberin dış sınırlarını oluşturuyor.
Evde baba ve koca rolüyle ya da ağabey rolüyle kuşatıyor kadınlığı.

Yabancılaşmış, kişiliğinde zafiyetler oluşmuş, dişiliği ile kendini var etmeye, kabul görmeye, sevilmeye çalışan bir kadın profili çıkıyor bu yapısal durum içerisinde.

Zeki, akıllı, yetenekli, liderlik vasıflarına sahip kadınların yeri konumu değeri anlamı nedir erkekler için?

CADALOZ diyorlar ve uzak duruyoruz. Zaaflı, aldanmaya açık kadınları seçiyoruz.

Tüm doğada eş seçimini yapan dişiler iken, bizde erkeklerdir.

Ve kadın, erkeğine itaat ettikçe elde tutabiliyor yuvasını, konumunu, durumunu...

Değişmesi gereken çok şey var.

Kadın bedeni üzerinden çekilen klipler, günlük çıkan gazeteler, yayınlanan dergiler, pornografi ve erotizm. Kazanılan paralar….

Batı dünyasında yozlaşmış cinsel ahlakın esaretinde sömürülen kadının ne farkı var, sevdiği erkeğe kaçtığı için namus cinayetine giden doğu kadınından?

her şeyin olabildiğince tüketildiği, değerlerin ayaklar altına alındığı, faydacı, hazcı, sinekten yağ çıkarmaya çalışan günübirlik yaşamanın felsefesi değil midir bilinçlerimizi işgal eden, dürtülerimizi yönlendiren ve bizi tüketim toplumunun homo-economicusları olmaya iterek insanlığımızdan uzaklaştıran emperyalist kültür ve ahlak anlayışın etkisinde?

Yüzleşmek kolay değil öyle?

Yüzleşebilmek...

Bir erkeğe hodri meydan diyebilir mi bir kadın, içindeki her şeyi apaçık ortaya koymasını isteyebilir mi?

Ve erkek ne kadar açık yürekli davranabilir kadına karşı?

Sınıflı toplumun erkek egemenliğine dayanan yapısı sürdükçe ve kadın bedeni erkekliğin kuşatması altında köle olarak kaldığı sürece dünyada eşitlikçi bir yapının var edilmesi değişimin sağlanması mümkün değildir.

Kadın örgütlülükleri, sınıflı toplumun temel çelişkisi olan ve tüm temel sorunların kaynağı olan EMEK-SERMAYE çelişkisine de yönelebilecek cesarette olmalıdır. Sistemin özüne dokunmayan tüm mücadele ve örgütlülükler, o sistemin bir parçası ve onu besleyen bir kaynak haline gelmekten kurtulamayacaktır.

Emekten, sevgiden, barıştan, ortaklaşa yaşamdan, kolektivizmden, eşitlikten, özgürlükten, sevgiden yana bir dünya için, kadınlar daha ciddi anlamda siyasal-sosyal-ekonomik-kültürel alanı doldurmalıdır ve bunu örgütlü bir biçimde yapmalıdır. aksi takdirde bu zincirler her gün biraz daha kemirecektir insan olma erdemimizi ve onurumuzu....


Kadınlarımız...

Kadın olmadan devrim olmaz,
Devrim olmadan kadın kurtulmaz...

Yaşasın kadın - erkek işçi emekçi ve köylülerinin sınıfsız sömürüsüz eşitlikçi özgür dünya mücadelesi...



15.11.2007


erkek arkadaşlar, hemcinslerim...

yok mu söyleyecekleriniz?

orontes
20.11.2007, 01:34
yaşamda dürüst olabilmek ve dürüst kalabilmek gibi bir erdem sanırım çok uzaklarda.

biz erkekler içgüdülerimiz ve değerlerimiz arasında denge kuramadığımız için sanırım bu özeleştiri yazısına karşı da bir yanıt veremiyoruz.

ama bu yanıt verememe durumu da aslında çok şey anlatmakta tabi ki anlamak görmek isteyene...

sevgiyle ve dostça kalın...

orontes
20.11.2007, 02:58
KADIN SORUNU ÜZERİNE ÖZELEŞTİREL BİR YAKLAŞIM…

Bu coğrafyanın mayasında vardır ikiyüzlülük...

çoğu zaman düşüncelerimize inançlarımıza uygun tutarlı bir duruş gösteremiyoruz biz erkekler yaşamımızda. Bu durum kadınlar için de geçerli ama toplumsal-siyasal-ekonomik erk günümüz dünyasında erkek egemen bir yapının boyunduruğu altında ve tüm kuralları erkeksi bir algılayışla koymaktayız. kimi zaman pozitif ayrımcılık adına kadınlardan yana düzenlemeler olsa da işin özü tamamen bir kandırmacaya kurban etmekteyiz eşitlik olgusunu.


Centilmenlik diyoruz mesela günlük yaşamda. maçoluğun ikiyüzlü versiyonu.
Kendimize hak gördüklerimizi kadınlara hak göremiyoruz ve birçok bahaneye sığınıyoruz. ev yaşamında kadınlara sürekli olarak biçilen misyonla alışkanlıklarımızı sürdürüyoruz. kadınları aşağılamaya devam ediyoruz çoğu kez farkında olmasak da. kadın işi, eksik etek, elinin hamuruyla erkek işine karışma tarzı anlayışlar kafamızda güçlü bir etki ve nüfuza sahip.

En eşitlikçimiz bile kadınlara karşı aşırı korumacı yaklaşmaktan geri durmuyor ve özgürlük alanını sürekli bir biçimde ayak oyunlarıyla sınırlıyoruz.

En sağlam bahanemiz ise 'VALLA SANA GÜVENİM TAM AMA ÇEVREYE GÜVENMİYORUM' oluyor.

Bizden daha prestijli bir işte çalışan kadınlarla evlenmekten itina ile kaçınıyoruz. Kadınlarımızın bizim önümüzde bizden ileride olmasına asla ve kat'a izin vermiyoruz bunu ERKEKLİK GURURU adına sorun haline getiriyoruz.

Kadınlarımızın, politik alanın dışında kalmasının nedeni de biz erkekleriz. Aynı hegemonyacı mantık ile kadınların iyi bir bilinç düzeyi yakalamasını ve örgütsel yaşamda kendini ifade edecek konuma gelmesini engelliyoruz.

Kadınlarımızla çamaşır bulaşık gibi ev işleri yaparken, zor ve zahmetli kısımları onlara bırakıyoruz. Öğrenmeye çalışmıyoruz.

İş bölümü adına kadınları aşağılamaya devam ediyoruz.

Ezberlerimizi, anne-babamızdan getirdiğimiz alışkanlıklarımızı bozamıyoruz.

Sevgimizi ifade ederken bile çekinceler yaşıyoruz.

Sadece suç işlediğimizde gönül almak adına sevgi sözcükleri ve hediyelerle onların bu yumuşak karnını kendi zafiyetlerimizi örtmek için kullanıyoruz.

Adil davranmıyoruz. Kadınların kendilerine özgü bir dünyası olduğu gerçeğini sürekli göz ardı ediyor olayları süreçleri erkeğin bakış açısıyla görmesini bekliyoruz. Olmadığında zekâsını sorgulamaya açıyoruz ve aşağılıyoruz.

En ilericimiz sosyalistimiz bile, kimi durumlarda kadınlara karşı yaklaşımında onur kırıcı olabiliyor.

Nasıl ki Sünnilerin Alevilere karşı içlerinde besledikleri olumsuz duygular varsa ve haksız-kaynaksız-temelsiz düşünceler varsa, erkekler de kadınlar hakkında genellemeler yapmaktan geri durmuyor.

Cinsel anlamda bile çoğu kez kendimizden ötesini düşünmüyoruz ve kadının cinsellikten haz almasını ayıp aşağılık olarak değerlendiriyoruz. Onu sadık, edepli, bağlı, ağırbaşlı olma konusunda baskı altına alırken biz aynı hassasiyeti göstermiyoruz.

Kadınlarla konuşurken dilimiz değişiyor, kibarlaşıyor ama bir çelişki veya çatışma ortamı doğduğunda ERİL KÜFÜRLER ile kadın cinselliğini aşağılıyoruz.

Kadın bedeni, çoğumuz için çoğu kez bir cinsel metadan öte birşey ifade etmiyor. Çekici bulduğumuz bir kadının fiziğiyle ilgilenirken, bizimle paylaştıklarını can-ı gönülden dinliyor numarasına yatıyor ama aklımızdan farklı düşünceler geçiriyoruz. İkiyüzlü davranıyoruz.

Kendimize aldatma hakkını görerek, en büyük haksızlığı yapıyoruz.

Anlayışlı, hoşgörülü, uzlaşmaya dönük bir tavır yerine çoğu kez, baskı ve zor kimi zaman da şiddet uygulayarak kadınlarımızı bastırıyor baskılıyoruz.

Kız çocuklarımızla erkek çocuklarımız arasında en eşitlikçimiz bir ANNELER DE DÂHİL OLMAK ÜZERE bir ayrım yapıyoruz.

Erkek çocuğumuz kız arkadaşını eve getirebilirken, kız çocuğumuza kesinlikle böyle birşeyi yasaklıyor FAHİŞE damgasını yapıştırıyoruz.

İkiyüzlü bir ahlak anlayışıyla davranıyor, kadınlara karşı affetmeyen bağışlamayan bir tutum gösteriyoruz. Oğlumuz bir kadınla yattığında MİLLİ oluyor, AFERİN ler alıyor, ama kızımız aynı durumda olduğunda NAMUS BEKÇİLİĞİNE soyunuyoruz.

Kendi anamıza bacımıza sevgilimize laf ettirmezken, başkalarının namusuna göz dikiyor laf atıyor haklarında cinsel içerikli aşağılık ve düzeysiz sohbetler ediyoruz ama kadınlarla bir araya geldiğimizde de İNSANİ DEĞERLERDEN, EŞİTLİKTEN söz ediyoruz.

Cinsel istismara uğrayan kadınlarımızı, yaşlılarla evlenmeye zorluyoruz. Toplumsal baskı altına alıyoruz. İş yerlerinde fabrikalarda kadınları cinsel anlamda taviz vermeye zorluyoruz taciz ediyoruz.

Toplantılarda, etkinliklerde, şenliklerde, kitlesel gösterilerde kadınların sayısının görece az olması bize gayet doğal geliyor ve bunda bir çelişki görmüyoruz.

İnsan hakları bağlamında işkencede daha ciddi travma yaşamalarına neden oluyoruz ve kadınlıklarına genç kızlık gururlarına saldırarak tecavüzlerle daha da ağır bir psikoza girmelerine neden oluyoruz.

Kadınların özgürleşme mücadelesini bile onların adına biz veriyoruz.
Onlara çoğu zaman güvensiz davranıyoruz onlar bizi sorguladığında ise bunalım ayaklarına yatıyoruz.

Kadınlarımızı seviyoruz ama içimizde binlerce çelişkiyi de barındırmaya devam ediyoruz.

Ben de bir erkek olarak özeleştirel bir yazı yazma ihtiyacı hissettim.

Kadının kadınlık onuruna sahip çıkmadığı, kadınlık duyarlılığına ve hassasiyetine sahip olmadığı, kadınlık bilinciyle davranmadığı,

Erkeğin de içindeki erkeği ezmediği, yenmediği, öldürmediği bir dünyada insanlık için kurtuluş yoktur.

İNSAN

NİSA dan gelir. Kadınlar demektir. Arapçada. Yani, İNSAN OLMAK KADIN OLMAKTIR. AMA ÖZGÜRLEŞMİŞ, BİLİNCİNDEKİ VE BEDENİNDEKİ TÜM ZİNCİRLERİ KIRMIŞ, ERDEMLİ ONURLU ÖRGÜTLÜ DİK DURAN YAŞAMI ELLERİNE ALAN KORKULARINI VE ZAYIFLIKLARINI YENMİŞ, ANALIK DUYGUSUNA, VİCDANINA MERHAMETİNE SAHİP BİR KADIN OLMA BİLİNCİ İLE KADINDIR İNSAN.

ERKEK ise rekabetçi, yıkıcı, savaşçı yapısı ile insan olma sürecinin önünde engeldir. ERKEKLİK OLGUSU yani.

On bin yıldır ERKEK EGEMEN TOPLUMUN GETİRDİĞİ YIKIMLAR, SAVAŞLAR, FELAKETLER, ÖLÜMLER, EŞİTSİZLİKLER, KİRLİLİKLER ortada. Ve tüm bu acı süreçlerin de en büyük bedelini yine KADINLAR ödemektedir. Savaşanlar erkekler olabilir ama arkada binbir zorlukla ve meseleyle başbaşa kalan da kadınlardır.


Sünni İslam anlayışına baktığımızda görürüz çelişkileri. Bir yandan erkeği kadına üstün kılan bir din ve onun toplumsal-siyasal-ekonomik yaşama yansıyan boyutu var.

Kışkırtılmış erkekliğe her türlü hazzı reva gören ve kadına da İTAATİ VE KABULLENİŞİ dayatan onu bastıran, kendi bedenine yabancılaştıran bir din anlayışı.

4 kadın alma hakkını erkeğe verirken, cennette hurileri vaat ederken, erkeği her daim kadın üzerinde hâkim ve üstün kılan bir din anlayışının yarattığı gericileşme.

İffetli, namuslu, bakire kadın arayışını sürdürürken, kadın bedenini sömürmekten de geri durmayan bir ikiyüzlülük var toplumda.

Fahişelik kurumunu ele almak yeterli değil mi bu anlamda.

Cinsel anlamda ciddi bir kapalılık ve yasaklar zincirine vurulmuş doğu toplumlarının düşünsel-zihinsel-cinsel boşalımlarını bile kadın cinselliğini kadın bedenini aşağılayarak kullanarak sömürerek gerçekleştirmelerindeki ikiyüzlülük...

Kadınların kırılgan ruh yapısını, kendi angutluklarıyla göz ardı eden ve anlama yeteneğini söz konusu kadın olunca kullanmayan bir erkeklik var bu ülkede.

Kadının bile erkeklerin üstünlüğünü kabul ettiği bir cinsiyet ahlakı oturtulmuş.

Erkekliğin kutsandığı, sünnet düğünleriyle, gerdek sonrası bozulan bekâretten akan kanın üzerinde durduğu beyaz çarşafın asılmasıyla erkekliğin, penisin yüceltildiği bir toplumsal-cinsel ahlak anlayışı var. Erkeklerin sohbetlerinde bozdukları kızlıkları, yattıkları kadınların sayısını anlatarak duydukları aşağılık gurur ve övünç sorgulamaya açılamıyor bile. Çünkü gayet doğal bir durum sayılıyor.

Kendi bedenine yabancılaştırılan, bedeninden utandırılan, ruhsal ve cinsel psikozlarda kişiliğinde ciddi kırılmalar ve çatlaklar oluşan kadının, erkek egemen sınıflı topluma karşı verebileceği nasıl bir mücadele olabilir ki özgüveni bizzat kendi bilincinde tüketilmişken otomatik olarak?

Doğurganlığın, üretkenliğin, bereketin, barışın, hoşgörünün ifadesi olan kadınlık, nasıl da itilmekte aşağılara aşağılık ahlaki ikiyüzlülüğümüzle.

Erkekler ne kadar dürüst davranabiliyor, eşitlik olgusundan bahsederken?
Kadınla erkeği bir tuttuğunu ifade ederken?

İkiyüzlülük bu toplumun doğasında var.

Ve bu düzen, kadın bedeni üzerindeki hâkimiyeti kadına bırakmıyor.
Erkekler de bu çemberin dış sınırlarını oluşturuyor.
Evde baba ve koca rolüyle ya da ağabey rolüyle kuşatıyor kadınlığı.

Yabancılaşmış, kişiliğinde zafiyetler oluşmuş, dişiliği ile kendini var etmeye, kabul görmeye, sevilmeye çalışan bir kadın profili çıkıyor bu yapısal durum içerisinde.

Zeki, akıllı, yetenekli, liderlik vasıflarına sahip kadınların yeri konumu değeri anlamı nedir erkekler için?

CADALOZ diyorlar ve uzak duruyoruz. Zaaflı, aldanmaya açık kadınları seçiyoruz.

Tüm doğada eş seçimini yapan dişiler iken, bizde erkeklerdir.

Ve kadın, erkeğine itaat ettikçe elde tutabiliyor yuvasını, konumunu, durumunu...

Değişmesi gereken çok şey var.

Kadın bedeni üzerinden çekilen klipler, günlük çıkan gazeteler, yayınlanan dergiler, pornografi ve erotizm. Kazanılan paralar….

Batı dünyasında yozlaşmış cinsel ahlakın esaretinde sömürülen kadının ne farkı var, sevdiği erkeğe kaçtığı için namus cinayetine giden doğu kadınından?

her şeyin olabildiğince tüketildiği, değerlerin ayaklar altına alındığı, faydacı, hazcı, sinekten yağ çıkarmaya çalışan günübirlik yaşamanın felsefesi değil midir bilinçlerimizi işgal eden, dürtülerimizi yönlendiren ve bizi tüketim toplumunun homo-economicusları olmaya iterek insanlığımızdan uzaklaştıran emperyalist kültür ve ahlak anlayışın etkisinde?

Yüzleşmek kolay değil öyle?

Yüzleşebilmek...

Bir erkeğe hodri meydan diyebilir mi bir kadın, içindeki her şeyi apaçık ortaya koymasını isteyebilir mi?

Ve erkek ne kadar açık yürekli davranabilir kadına karşı?

Sınıflı toplumun erkek egemenliğine dayanan yapısı sürdükçe ve kadın bedeni erkekliğin kuşatması altında köle olarak kaldığı sürece dünyada eşitlikçi bir yapının var edilmesi değişimin sağlanması mümkün değildir.

Kadın örgütlülükleri, sınıflı toplumun temel çelişkisi olan ve tüm temel sorunların kaynağı olan EMEK-SERMAYE çelişkisine de yönelebilecek cesarette olmalıdır. Sistemin özüne dokunmayan tüm mücadele ve örgütlülükler, o sistemin bir parçası ve onu besleyen bir kaynak haline gelmekten kurtulamayacaktır.

Emekten, sevgiden, barıştan, ortaklaşa yaşamdan, kolektivizmden, eşitlikten, özgürlükten, sevgiden yana bir dünya için, kadınlar daha ciddi anlamda siyasal-sosyal-ekonomik-kültürel alanı doldurmalıdır ve bunu örgütlü bir biçimde yapmalıdır. aksi takdirde bu zincirler her gün biraz daha kemirecektir insan olma erdemimizi ve onurumuzu....


Kadınlarımız...

Kadın olmadan devrim olmaz,
Devrim olmadan kadın kurtulmaz...

Yaşasın kadın - erkek işçi emekçi ve köylülerinin sınıfsız sömürüsüz eşitlikçi özgür dünya mücadelesi...



Oktay Çaparoğlu

15.11.2007

m_alpay
20.11.2007, 03:07
Aslında kadına ayrı bi bölüm olsun derken benim kendi şahsi görüşüm kesinlikle böyle bişi yapılmamalı hepimiz canız ve hepimiz biriz. O yüzden böyle bişeye gerek yok diye düşünüyorum. Saygılar...

Canan1
20.11.2007, 17:27
Sevgili orontes......

Her toplumun kadina olan bakis acisi degisir..bunu unutmiyalim...Toplumun yarisinda fazlasini olusturan kadinlardir,her ne kadar ikincil tutuluyorsa tutulsun,bu hayata renk katan ve bu hayati barisla simgeliyin varliklardir...
Bu güzelim yazilariniza büyük katkida-erkekler (sizin disinizda sayin orontes) hic kimse pek bulunmamis,buda üzücü durum: Alevi toplumunda genel olarak kadinlar daha fazla esittir, tabiiki bazi ailerde kadinin degeri hala yoktur yada cok azdir...ama bizim kizlara baktigimda daha özgürce ve daha rahat sekilde yasiyorlar, dini kesime baktigimda...pek öyle esit sayilmazlar bayanlar...
BUnun nedenleri:Alevilik hümanist ve kadini ayni degerlen gören toplumdur aslinda, bu sadece insandan insana degisen ve her yerde uygulanmiyan durumdur....

Saygilar

Canan1
19.12.2007, 22:47
Kadinlarin esit tutulmasi ne yazik sözde kaliyor........alevilerdede ayni baska kökenli olan insanlarda oldugu gibi,kadini ezen,ciddiye almiyan,klavye önünde sözde devrimci ve kadin haklarini savunan erkek sayisi yüksek.....

Sokakta,protesto marslarinda insan haklarini savunan erkekler ne yazik ki evdeki kadinlari eziyor, kadin hakki tanimiyor....

Bunlar varolan gercekler...


Saygilarimla