Orijinalini görmek için tıklayınız : İnsanı Kamil olmak


sır_kapısı
02.06.2008, 14:40
Sevgili Canlar,
Neye ve hangi dine inanırsak inanalım. Her inanışın esas meselesi Kamil İnsan Olmaktır. İslamiyet eksenli düşündüğümüzde Ehlibeyt inancında olan Vahdeti Vucud meselesine şöyle bir göz gezdirdiğimiz zaman Bizm 4 kapının Son kapısı olan Hakikat kapısı açıldığında kendimizi şu seyri sülükta bulu veririz

1. Alcakgönüllü olmak,
2. Kimsenin ayibini görmemek,
3. Yapabilecegin hicbir iyiligi esirgememek,
4. Allah’in her yarattigini sevmek,
5. Tüm insanlari bir görmek,
6. Birlige yönelmek ve yöneltmek,
7. Gercegi gizlememek,
8. Manayi bilmek,
9. Tanrisal sirri ögrenmek ve
10.Tanrisal varliga ulasmak

Diğer kapılarda da söz konusu olan bazı kamil insan olma vasıfları esasen Allahın binbir ( buradaki binbir, sayının çokluğuna delalattir. ) sıfatını insan olarak yaşabilme kabiliyeti elde etmektir. Yani Tanrısal varlığa ulaştığında insan Vahdeti Vucud anlayışına tam sahip olup Allahtan başka hiç bir mutlak varlığın kainatta olmadığını görür ve hisseder, onun sırlarına vakıf ( sahip ) olur. Fenafillah olarakta bilinen Allahtan başka herşeyden, nefsinden fani olmak ve nefsinden geçmek olarak tabir edilen düsturlara sahip olan bir insan gönlünde ve varlığında Allahtan başkasının olmadığı anlar. Gönül, bizim inanışımızda apayrı bir yere sahiptir.
İşte bu inanışımızı güçlendiren sözler.

Bir kez gönül yıktın ise o kıldığın namaz değil
Yetmiş iki millet bile elin yüzün yumaz değil
Yunus emre

Tanrı'nın yeri insanın ve kendini bilenin gönlüdür. Bu nedenle gönül mihrapların en ulusudur ki kuru duvara değil; fikren, aklen olgunlaşmış insana saygıda bulun, hürmet et, kendisi ile niyazlaş

Hacı Bektaşı Veli

Hacı Bektaş Velî'nin fikrine göre, "Şeriat, bir ağaçtır. Tarikat bu ağacın budakları, marifet yâprakları, Hakikat ise meyeleridir." Eserin Gönül kısmında Hacı Bektaş Velî, gönül anlayışına tasavvufi-felsefi manâda özel bir önem vererek şunları yazar: "Beytü'l-ma'mur var, Kabe var: lâkin gönül bu ikisinden de büyüktür. Zira, Bevtü'l-ma’mur göktedir, melekler tavaf ederler. Fakat gönül, padişah-ı âlem (âlemlerin rabbi) olan Tanrı teâlânin nazargâhıdır. Ve gönül kuşa benzer. Kuş uçarken bazen yolunu şaşırır. Fakat gönül şaşırmaz. Zira gönül ile Yaratıcı arasında perde yoktur.

Hacı Bektaşı Veli


Şemseddin Muhammed Tebrizi Makalat’ında (Fatih Nüshası 7,a ; 12,b) “herşey insana fedadır, insansa kendisine diyor; Arşa gitsen de faydası yok, yedi kat yerin dibine girsen de. Gönüle, gönül sahibine yar olmak gerek. Bütün peygamberlerin, erenlerin, temiz erlerin çalışıp can vermeleri bunun içindir, bunu arıyorlardı. Bütün alem bir kişidedir. İnsan kendisini bildi mi, herşeyi bildi demektir… Kabe dünyanın ortasındadır. Bütün alem halkı yüzlerini ona çevirir. Fakat şu Kabe’yi ortadan kaldırdın mı, birbirlerinin gönüllerine secde ettikleri meydana çıkar çıkar. Onun secdesi bunun, bunun secdesi onun gönlünedir.”

Sözler bildiğimiz en meşhur sözlerdir. Madem Allah gönlümüzde taht kurmuştur o halde onun mekan bulduğu bir yere bizlerin kötü davranması düşünülemez.

Kurandan Bazı Ayetler:

Bakara 34
(Medenî 87) Hani biz meleklere (ve cinlere): Âdem'e secde edin, demiştik. İblis hariç hepsi secde ettiler. O yüz çevirdi ve büyüklük tasladı, böylece kafirlerden oldu.

Sâd 75
(Mekkî 38) Allah ! Ey İblis ! İki elimle yarattığıma secde etmekten seni meneden nedir? Böbürlendin mi, yoksa yücelerden misin? dedi.

Sâd 72
(Mekkî 38) Onu tamamlayıp, içine de ruhumdan üfürdüğüm zaman, derhal ona secdeye kapanın!


Sâd 73
(Mekkî 38) Bütün melekler toptan secde ettiler.


Sâd 74
(Mekkî 38) Yalnız İblis secde etmedi. O büyüklük tasladı ve kafirlerden oldu.


A’râf 11
(Mekkî 39) Andolsun sizi yarattık, sonra size şekil verdik, sonra da meleklere, Âdem'e secde edin! diye emrettik. İblis'in dışındakiler secde ettiler. O secde edenlerden olmadı.


A’râf 12
(Mekkî 39) Allah buyurdu : Ben sana emretmişken seni secde etmekten alıkoyan nedir? (İblis): Ben ondan daha üstünüm. Çünkü beni ateşten yarattın, onu çamurdan yarattın, dedi.

A’râf 206
(Mekkî 39) Kuşkusuz Rabbin katındakiler O'na kulluk etmekten kibirlenmezler, O'nu tesbih eder ve yalnız O'na secde ederler.

Hicr 29
(Mekkî 54) "Ona şekil verdiğim ve ona ruhumdan ütlediğim zaman, siz hemen onun için secdeye kapanın!"


Hicr 30
(Mekkî 54) Meleklerin hepsi de hemen secde ettiler.


Hicr 31
(Mekkî 54) Fakat İblis hariç! O, secde edenlerle beraber olmaktan kaçındı.


Hicr 32
(Mekkî 54) (Allah: ) Ey İblis! Secde edenlerle beraber olmayışının sebebi nedir? dedi.


Hicr 33
(Mekkî 54) (İblis: ) Ben kuru bir çamurdan, şekillenmiş kara balçıktan yarattığın bir insana secde edecek değilim, dedi.


Hicr 98
(Mekkî 54) Sen şimdi Rabbini hamd ile tesbih et ve secde edenlerden ol!


Nahl 48
(Mekkî 70) Allah'ın yarattığı herhangi bir şeyi görmediler mi? Onun gölgeleri, küçülerek ve Allah'a secde ederek sağa sola döner.


Nahl 49
(Mekkî 70) Göklerde bulunanlar, yerdeki canlılar ve bütün melekler, büyüklük taslamadan Allah'a secde ederler.


İsrâ 61
(Mekkî 50) Meleklere: Âdem'e secde edin! demiştik. İblis'in dışında hepsi secde ettiler. İblis: "Ben, dedi, çamurdan yarattığın bir kimseye secde mi ederim!"

Kehf 50
(Mekkî 69) Hani biz meleklere: Âdem'e secde edin, demiştik; İblis hariç olmak üzere, onlar hemen secde ettiler. İblis cinlerdendi; Rabbinin emrinden dışarı çıktı. Şimdi siz, beni bırakıp da onu ve onun soyunu mu dost ediniyorsunuz? Oysa onlar sizin düşmanınızdır. Zalimler için bu ne fena bir değişmedir! TEFSİR

Tâ-Hâ 116
(Mekkî 45) Bir zaman biz meleklere: Âdem'e secde edin! demiştik. Onlar hemen secde ettiler; yalnız İblis hariç. O, diretti.

Kehf 50
(Mekkî 69) Hani biz meleklere: Âdem'e secde edin, demiştik; İblis hariç olmak üzere, onlar hemen secde ettiler. İblis cinlerdendi; Rabbinin emrinden dışarı çıktı. Şimdi siz, beni bırakıp da onu ve onun soyunu mu dost ediniyorsunuz? Oysa onlar sizin düşmanınızdır. Zalimler için bu ne fena bir değişmedir!


Yukarıda bahsi geçen aytelerde Ademe secde etmeyen şeytanın hali ibret vericidir. Ademin gönlünde Allah vardı çünkü.

10- Tanrısal Varlığa ulaşan bir müslümanın elinden, belinden ve dilinden emin olunabilir.

Bu makamın ve diğer 39 makamın gerekleride bunlardan farksızdır.

Dediğimiz gibi Allahın sıfatlarını sıfatımız olarak kabullenip yaşayıp onun hallerine bürünmek insanı kamil mertebesine adım atmamızı sağlar.

Allah bu yolda bizlere kolaylıklar nasip etsin. Bu yol çetin bir yoldur. Bir mürşidi kamile danışmaszan eremezsin.

Hatalarım varsa affola. Bildiklerinizi paylaşırsanız bizi sevindirirsiniz.

Allah eyvallah
Erenler demine Hu

sır_kapısı
02.06.2008, 15:23
Yunusun sözleri bizlere bu konuda bir rehber niteliğindedir.

Bir Ben Vardır Bende
Severim ben seni candan içeri
Yolum vardır bu erkândan içeri.

Beni bende demen bende değilim
Bir ben vardır bende benden içeri.

Nereye bakar isem dopdolusun
Seni nere koyam benden içeri.

O bir dilberdürür yoktur nisâni
Nisan olur mu nisandan içeri.

Beni sorma bana bende değilim
Sûretim hoş yürür don’dan içeri.

Beni benden alana ermez elim
Kadem kimbasa sultandan içeri.

Tecelliden nâsib erdi kimine
Kiminin maksudu bundan içeri.

Kime dîdar gününden sûle deyse
Onun sû’lesi var günden içeri.

Senin aşkın beni benden aliptir
Ne sirin dert bu dermandan içeri.

Seriat, tarikat yoldur varana
Hakikat mârifet andan içeri..

Süleyman kuş dilin bilir dediler
Süleyman var Süleyman’dan içeri..

Unuttum din diyânet kaldı benden
Bu ne mezhepdürür dinden içeri..

Dinin terkedenin küfürdür işi
Bu ne küfürdür îmandan içeri..

Geçer iken Yunus sas oldu dosta
Ki kaldi kapida andan içeri….
Yunus Emre

babannedemiyeli
02.06.2008, 15:39
ne kadarını yaşıyor veya yaşatıyoruzki
hayvani hevaların peşinde koşan nefsine yenik kan akıtan can alan
içinde allah korkusu olmayan bir insan topluluğu olmaya başladı insan oğlu
ve ne hüsumet yaşıyorsak o da bundan dolayı
ne ekersen onu biçiyor insan

savasci_2
02.06.2008, 15:46
insanı kamil değilim=) ama 27 yıllık hayat yolculuğumda şunu çok iyi anladımki insanın hayat mücadelesi aslında dışarıda değil içerisinde kendine doğru bir savaş..çok çetin ve zor bir savaş..

İnsan hayat yolculuğu boyunca sürekli denenmekte, sürekli sınav vermekte..bir sınav bitince diğeri başlamakta..Bütün bunlara rağmen temiz kalabilmek çok zor, aslını korumak, hayatın başlangıcındaki o saflığı bozmadan muhafaza etmek belkide imkansız...

İnsan kendini bildikçe, nekadar zayıf olduğunu, nekadar aciz olduğunu, istek ve ihtiyaçlarının bitmek bilmediğini görüyor...İşte tam bu noktada kendi küçüklüğün kadar yaratanın büyüklüğünü, kendi acizliğin kadar rabbinin kudretini anlıyorsun..Kendini bildikçe tanıdıkça özüne yaklaşıyorsun.. Belkide kendini bilen rabbini bilir sözü bunu anlatıyordur..

İsanı kamil olma 4 kapıyı kırk makamı ezbere bilmek değildir...Sadece bir yemek tarifi gibi görmek gerekir.. malzemeleri almadan, tencere tava tutmadan yemek kitabını okuyarak yemek hazırlanamıyor malesef..Yolculuk ise çetin..Israrcı olmayı gerektiriyor, kendini aşmayı gerektiriyor, ne arayacaksan kendinde aramayı gerektiriyor, nefsini terbiye etmekten geçiyor, hakikata aşina bir göz gerektiriyor.. Tabiki bu zorluklar gülün dikeninden ibaret.. meyveler sabırla olgunlaşırmış.. Bence bize düşen tüm zorlukları, tüm hediyeleri, tüm meyveleri bir kenara bırakıp yaradılış gayemiz olan bu yola talip olmaktır, insanı kamil olamasakta o yolda ölmekte birşeydir.. yeterki safımızı belli edelim..

saygı sevgi ve selamlarımla..

pirozaza
02.06.2008, 15:48
Kirat Semahi

Yİne Kircalandi ( DaĞlarin BaŞi ) (2)
ÖmrÜm ÖmrÜm ÖmrÜm ÖmrÜm
Durmuyor Akiyor Da GÖzÜmÜn YaŞi
Ne Yaman Fİrgatli’da Kiratin BaŞi
Kirat Bu DaĞlari Da AŞmali BugÜn
AŞip Dost Elİne De DÜŞmelİ BugÜn
Dostun Hatirini Da Sormali BugÜn
Has Nennİ Nennİ De Dost Nennİ Nennİ (2)

Pİr Sultan Abdalim ( Pİrİm Pİr İse ) (2)
ÖmrÜm ÖmrÜm ÖmrÜm ÖmrÜm
Ona Yar İlede Ahdin Bİr İse
Kirat Sende KÜheylanlik Var İse
Pİr Dİvaninada DÜŞmelİ BugÜn
Nennİ De Nennİ De Has Nennİ Nennİ
Nennİde Nennİ De Dost Nennİ Nennİ

sır_kapısı
05.06.2008, 14:37
insanı kamil değilim=) ama 27 yıllık hayat yolculuğumda şunu çok iyi anladımki insanın hayat mücadelesi aslında dışarıda değil içerisinde kendine doğru bir savaş..çok çetin ve zor bir savaş..

İnsan hayat yolculuğu boyunca sürekli denenmekte, sürekli sınav vermekte..bir sınav bitince diğeri başlamakta..Bütün bunlara rağmen temiz kalabilmek çok zor, aslını korumak, hayatın başlangıcındaki o saflığı bozmadan muhafaza etmek belkide imkansız...

İnsan kendini bildikçe, nekadar zayıf olduğunu, nekadar aciz olduğunu, istek ve ihtiyaçlarının bitmek bilmediğini görüyor...İşte tam bu noktada kendi küçüklüğün kadar yaratanın büyüklüğünü, kendi acizliğin kadar rabbinin kudretini anlıyorsun..Kendini bildikçe tanıdıkça özüne yaklaşıyorsun.. Belkide kendini bilen rabbini bilir sözü bunu anlatıyordur..

İsanı kamil olma 4 kapıyı kırk makamı ezbere bilmek değildir...Sadece bir yemek tarifi gibi görmek gerekir.. malzemeleri almadan, tencere tava tutmadan yemek kitabını okuyarak yemek hazırlanamıyor malesef..Yolculuk ise çetin..Israrcı olmayı gerektiriyor, kendini aşmayı gerektiriyor, ne arayacaksan kendinde aramayı gerektiriyor, nefsini terbiye etmekten geçiyor, hakikata aşina bir göz gerektiriyor.. Tabiki bu zorluklar gülün dikeninden ibaret.. meyveler sabırla olgunlaşırmış.. Bence bize düşen tüm zorlukları, tüm hediyeleri, tüm meyveleri bir kenara bırakıp yaradılış gayemiz olan bu yola talip olmaktır, insanı kamil olamasakta o yolda ölmekte birşeydir.. yeterki safımızı belli edelim..

saygı sevgi ve selamlarımla..


Teşekkürler öncelikle.
Esas savaş ve esas mücadele insanın kendi nefsini ehlileştirmesidir.
Bu uğurda bizlere rehberlik eden tüm canlardan Allah razı olsun.
Eyvallah

sır_kapısı
12.06.2008, 11:47
Binlerce yıl şeytanın silahlarına karşı her nesli kıyıma geçirmesine rağmen asla Hak yolundan ayrılmayan Alevi - bektaşi yolu Şeytanın şerlerine, oyunlarına karşı dimdik ayakta durmuştur.

Nedir şeytanın oyunları ?

* İnsanın kalbine mal mülk sevdası aşılamak,
* İnsanlar arasında din,kimlik, ırk, cinsiyet, renk vs unsurları kullanarak fitne fesat oluşturmak.
* İnsanların zaaflarından faydalanarak toplumsal huzuru bozmak. ( Para, güç, hırs, cinsel arzular vs)
* Çıkar çatışmaları meydana getirerek birlik ve dirlikten gelen güzelliği bozmak.
* Başkasının inançlarına insanların saldrımasını sağlayarak karşılıklı saygının yitirikmesini sağlamak ve Allah yoluna giden yolları bu şekilde tıkamak.
Buna benzer bir sürü pislikle Peygamberin Pak nesli ve onun yolunda gidenler

Aşağıdaki prensipleri hayatlarında uygulayarak şeytanın dümenini kırmış ve Bu güne kadar sünni toplumlarda bile Alevilerin dürüslüğü, birlik ve beraberlikleri söylene gelmiştir.


Sevgili Canlar. Hayatımızın tüm alanında uyguladığımız Kapı ve Kırk Makam şeytana karşı Allahın halifesi, Peygamberin ümmeti ve Tarikatın talipleri olarak bizler dimdik ayakta durmaya devam edeceğiz.
Dilimin döndüğünce anladıklarımı madde madde açıklamaya çalışıacağım. Allah beni yanlıştan ve eksiklikten sakındırıp Hz Alinin ilmiyle amel etmemi ve onun ilminden ilim öğrenmemi nasip etsin.




Seriat kapısının makamları:

1. Iman etmek,

İman : Emin olmak demektir. Allah bizim inançlarımızdan emin olmamızı istiyor. Emin olmak doğruluğuna kesin olarak kanaat getirip dil ile ikrar kalp ile tasdik etmekdir aynı zamanda. Nasıl doğruluğundan emin olabiliriz iman

İman etmek ile ilgili bir kaç ayet ( Kaynak : A.Gölpınarlı )

(MÜCÂDİLE suresi 22. ayet) (Resmi:58/İniş:104/Alfabetik:66)
A. Gölpınarlı :Allah'a ve âhiret gününe inanan bir topluluğu, Allah'ın ve Peygamberinin sınırlarına aykırı hareket edip onlara karşı gelen birisini sever bulamazsın ve isterse onlar, babaları, yahut oğulları, yahut kardeşleri, yahut da aşîretlerinden olsun; onlar, öyle kişilerdir ki Allah, gönüllerine îman nasîp ve mukadder etmiştir ve onları, kendinden bir ruhla, îmanla kuvvetlendirmiştir ve onları, kıyılarından ırmaklar akan cennetlere sokar, orada ebedî olarak kalırlar; râzı olmuştur Allah onlardan ve râzı olmuşlardır onlar da ondan; onlardır Allah fırkası; bilin ki şüphe yok, Allah fırkası, kurtulanların, murâdına erenlerin ta kendisidir.


(BAKARA suresi 177. ayet) (Resmi:2/İniş:92/Alfabetik:11)
A. Gölpınarlı: Yüzlerinizi doğuya, batıya çevirip durmanız, hayır sayılmaz ki. Hayır ve taat sahipleri, Allah'a, son güne, meleklere, kitaba, peygamberlere inanan, Allah sevgisiyle yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışlara, isteyenlere ve esirlere mal veren, namaz kılan, zekât veren, ahdettikleri zaman ahitlerine vefa eden, sıkıntı ve şiddet vakitlerinde sabreden kişilerdir. Onlardır sözleri doğru olanlar, onlardır sakınanlar.


Ayette belirtildiği üzere Yüzünüzü doğuya veya batıya çevirmekten ziyade bir husus özellikle belirtilerek, Allaha, son güne, meleklere, kitaba, peygamberlere inanmak ( iman etmek ) öne sürülmüştür.

Allah inanmak :
18 bin alemi yaratan rabbin sıfatlarını ve marifetlerini kainatın her zerresinde keşfetmek ve onun önerilerine uymak.
Alak suresindeki " oku " mutlak önerisi çerçevesinde ilim sahibi olarak Allahı tanımak ve vuducu vücubundan ( mutlak varlığından ) emin olmak.
İslamın "oku" mutlak önerisi bizi bilime yönlendirir ve bilimde de Allahın fazilet ve marifetlerini keşfetmemizi ister.
İşte iman sahiplerini titretip kendine getiren yobazlığa meydan okuyup beyin köreltenlere kuranın ayetleri :


(BAKARA suresi 164. ayet) (Resmi:2/İniş:92/Alfabetik:11)
Göklerin ve yeryüzünün yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişinde, insanlara fayda vermek üzere denizde yürüyüp giden gemide, Allah'ın, gökten yağmur yağdırarak yeryüzünü, ölümünden sonra diriltmesinde, sonra da yeryüzüne, yürüyen hayvanları yaymasında, yelleri dilediği gibi estirip değiştirmesinde, gökle yer arasında emrine münkad olan bulutta, şüphe yok ki aklı erenler için varlığına, birliğine deliller var.

(ÂLİ IMRÂN suresi 190. ayet) (Resmi:3/İniş:94/Alfabetik:7)
Gerçekten de göklerin ve yeryüzünün yaratılışında, geceyle gündüzün birbiri ardınca gelişinde aklı tam olanlara deliller var.

(ÂLİ IMRÂN suresi 191. ayet) (Resmi:3/İniş:94/Alfabetik:7)
Onlar, Allah'ı ayaktayken, otururken ve yan üstü yatarken anarlar ve göklerle yeryüzünün yaratılışını düşünürler de Rabbimiz derler, bunları boş yere yaratmadın, noksan sıfatlardan arısın sen, koru bizi ateşin azâbından.

(EN'ÂM suresi 1. ayet) (Resmi:6/İniş:55/Alfabetik:20)
Hamt Allah'a ki gökleri ve yeryüzünü halketti, karanlıkları ve ışığı yarattı, sonra da kâfir olanlar, taptıklarını Rableriyle denk tutarlar.

(EN'ÂM suresi 73. ayet) (Resmi:6/İniş:55/Alfabetik:20)
Öyle bir Tanrıdır ki gökleri ve yeryüzünü, boş yere değil, hikmetiyle ve gerçek olarak yarattı. Ol dediği gün her şey oluverir. Sözü gerçektir ve sûrun üfürüldüğü gün saltanat ve tasarruf onundur, odur gizliyi de bilen, açıkta olanı da ve odur hüküm ve hikmet sahibi, her şeyden haberdar olan.

(A'RAF suresi 10. ayet) (Resmi:7/İniş:39/Alfabetik:9)
Andolsun ki sizi yeryüzüne yerleştirdik, yaşama ve geçinme vâsıtalarını da halkettik, ne de az şükredersiniz.

(YÛNUS suresi 6. ayet) (Resmi:10/İniş:51/Alfabetik:109)
Geceyle gündüzün, birbiri ardınca gelip gitmesinde ve Allah'ın, göklerde ve yeryüzünde halkettiği şeyler de, çekinen topluluğa elbette deliller var.

(EN'ÂM suresi 99. ayet) (Resmi:6/İniş:55/Alfabetik:20)
Gökten yağmur yağdıran da odur. Sonra o yağmurla her çeşit nebâtı tomurcuklandırır, yeşertir, ondan da başaklar içinde birbirine bitişmiş, istiflenmiş tâneler meydana getirir. Hurma tomurcuklarından, elle yetişilecek kadar yakın salkımlar, bir bakımdan birbirine benzeyen, bir bakımdan benzemeyen üzümlerden, zeytinlerden, narlardan bağlar-bahçeler yetiştiririz. Bir meyve verince bakın onlara, bir de meyveleri olunca. Şüphe yok ki bütün bunlarda, inanan topluluğa deliller var.


(A'RAF suresi 57. ayet) (Resmi:7/İniş:39/Alfabetik:9)
Öyle bir mabuttur ki rahmetinden önce müjdeci olarak rüzgârları yollar. Sonucu rüzgârlar, ağır yağmur bulutlarını yüklenince onları ölmüş bir ülkeye sevk ederiz, oraya böylece yağmur yağdırırız da her çeşit meyveler yetiştiririz. Düşünün de ibret almaya bakın, çünkü biz, ölüyü de işte böyle diriltiriz.

Bu ve benzeri ayetler, bizi yeryüzünde ve kainatta ne kadar alem varsa onların içindeki ilahi sırrı araştırıp Allahın marifet ve ilmini keşfedip Kamil İnsan olma yolunda emin olmaya iter. İlim ve bilimle Allahı tanımamızı sağlar. İşte gerçek Tefekkür, İşte Gerçek Salat. Onu anmanın, kuru kuruya tespih çekmek olmayan, eğilip kalkmak olayan bir geniş derya, bilim ve ilim çerçevesinde salat etmek. Kudretini seyretmek Onun ululuğunu seyretmek. Gerçek iman gerçek insan kamil insan olmak bu yolla olur.

Dede - babalerdan öğrendiğimiz sırlar bunlardır.
Allah eyvallah.
Hu

sır_kapısı
14.06.2008, 10:08
Erenlerin Sözleri:

Kul, Çalap Allah’a kırk makamda erişir. O kırk makamın onu şeriat, onu tarikat, onu marifet, onu da hakikattir.

Şeriatın ilk makamı İman getirmektir.

Hangi insan ki İmanın ten üzere olduğunu söylerse hata eder.

İmanın can üzere olduğunu söylese de hatadır.

Şöyle bilmek gerekir ki; Arifler katında İman akıl üzeredir. Fakat herkesçe bilinen İmanın dil ve gönül üzere olduğudur. Kim Çalap Allah’a gönülden tanıklık yapmazsa mutlak kafirdir.

Öte taraftan diliyle tanıklık yapıp ta gönlü ile inanmazsa münafıktır. Cehennemin en alt tabakasında olur.

İbadete gelince, Amel imandan ayrıdır. Ve iman ibadettir. Değme ibadet imana ermez. Küfür de günahtır ama, değme günah küfre ermez. Nitekim Allah; “ Muhakkak ki Allah kendisine ortak koşulmasını af etmez. Bunun dışındaki günahları dilediği kimseye bağışlar.(Nisa- 48)

İşte İman budur.

Fakat bizim sözümüz şudur ki; Rahmanın ve şeytanın aslı nedir? Bunu bilmek gerek. Şimdi şu da bilinmelidir ki; Rahmanın aslı İman, Şeytanın aslı ise şüphedir. Fakat imana şüphe katmak güçtür. Çünkü İman akıl üzeredir. Akıl Sultandır ve ten içinde İmanın naibidir. Sultan giderse naip nasıl durabilir?

Mesela;

İman bir hazinedir. Allah’ın lanetlediği iblis bir hırsızdır. Akıl Hazinedardır. O halde Hazinedar giderse hırsız hazineyi ne eder?

Bir söze göre de İman, koyun. Akıl çoban ve iblis te kurttur. Çoban giderse kurt, koyunu ne yapar?

Bir söze göre de İman süt, Akıl bekçi, İblis ittir. Üçü de bir evdedir. Bekçi evden gidip te süt bekçisiz kalırsa it sütü ne yapar?

Şimdi ey biçare miskin.! İman senin içinde başıboştur.

Şimdi Çalap Allah’a inanmak, buyruğunu tutmak, sakının dediğinden sakınmak İmandır. Allah Tebareke ve Tealanın buyurduğunu tutmayıp, sakın dediğinden sakınmamak Allah’a inanmamaktır.



Not: Hacı Bektaş Veli’nin Makâlât’ından.


HACI BEKTAŞ VELÎ’NİN MAKÂLÂT ADLI ESERİNDE TANRI ANLAYIŞI
“ Şimdi iyi biliniz ki; Allah’ın birliğine inanmak, onun buyruğunu tutmak, sakının dediğinden sakınmak , iman’dandır.
(Eğer bir kimse), Tanrı Tebâreke ve Taâlâ’nın buyruğunu tutmazsa, sakının dediğinden sakınmazsa, o kimse için, Tanrı’ya inanmamaktadır denilir.
Allah’ın meleklerine inanmak, imandandır.
Şimdi aziz kardeşim! Her bir kişiyi üçyüz altmış melek korur. Eğer sen, bunca melekler arasında her hangi bir edepsizlik edersin ve senin gibi kişilerin yanında edepsizlik etmezsin; o zaman senin meleklere olan imanının nerede kaldığını düşünebilir misin ?
Tanrı’nın Kur’ân’ına ve diğer kitaplarına da inanmak imandandır.
Şimdi, eğer senin için; kibir, hased, cimrilik, tamah, öfke, gaybet, kahkaha, şamata, ve maskaralıklarla dolu ise;
Aziz kardeşim, bu kötü huylardan herhangi birinin iman ehlinin içinde bulunacağına dâir bir tebliğin hangi kitapta yazıldığını söyleyebilir misin? Söyleyemezsin. Öyle ise, Tanrı’nın kitaplarına ve tebliğlerine “ inandım, iman ediyorum” diyebilir misin?
Tanrı dostlarına inanmak da imandandır. Çünkü Tanrı dostları miskinliği (fakr’ı) kabul ettiler. İkiliği, kesreti bırakıp, vahdet (birlik) yoluna girdiler. “ Şüphesiz ki bir zorluğun yanında bir de kolaylık vardır. Gerçekten, zorlukla beraber bir (de) kolaylık daha vardır.” (el-İnşirâh Suresi, 5-6. ayetler)
Ve Tanrı dostları bir gün tok iki gün aç gezerler.
Nitekim Hz. Muhammed (s.av.) buyurmuşlardı:
“ Ben dahi bir gün tok iki gün aç dururum.” ( et-Tirmizî, Sahih , Zühd, 35; Ahmed b. Hanbel, Müsned, V/254)
.........
Ey Mü’minler! Kıyamete inanmak, böyle sizin inandığınız gibi değildir. Zira siz, haram ve helâl her ne bulursanız giyinir, donanır; haksız yere nimetler bulup yiyip-içip beslenirsiniz. İşte bu inanan kişilerin yapacağı bir iş midir ki, siz inanmış insan olacaksınız? (Hayır)
Şimdi ey Müminler! Eğer kendinizi bildiyseniz; bu kapı, ümit kapısıdır ve sizlere rahmeit eder.
Eğer siz kendinizi bilmedinizse, o zaman bu kapı da ümitsizlik kapısıdır; sizlere kızgınlık ve öfke verir.
..............
Asıl olan, her kim ki, ihlâsla iman sahibi olmasıdır.
Bunların tamamı imandır. Korkusuz yürümek imana gümandır.
Şimdi aziz kardeşim, marifetin aslını ancak bu kadar kısa sözlerle hülâsa edebildik. Çünkü gerçek canlara kısa söz yeterlidir.”
(Hacı Bektaş Velî, Makâlât, haz. Abdurrahman Güzel, Ankara 2002, s.178-180.)

bugs92
14.06.2008, 12:19
Bende Cennet bende tuba bendedir
Alem-i vahdette yoktur gayri hiç
Cümle mevcudat-i esya bendedir
Ger dilersen hakki görme Seyfiya
Gel beru gel Tur-u Musa bendedir

Allah idi muradim
Gece gündüz onu aradim
Derlerdi hiç bulunmaz
Çünkü o lamekandir
Miraca nail oldum
Bir haylice zamandir
Hariç degildir Allah
Me'vasidir o dergah
HARABİ

sır_kapısı
15.06.2008, 09:55
Bende Cennet bende tuba bendedir
Alem-i vahdette yoktur gayri hiç
Cümle mevcudat-i esya bendedir
Ger dilersen hakki görme Seyfiya
Gel beru gel Tur-u Musa bendedir

Allah idi muradim
Gece gündüz onu aradim
Derlerdi hiç bulunmaz
Çünkü o lamekandir
Miraca nail oldum
Bir haylice zamandir
Hariç degildir Allah
Me'vasidir o dergah
HARABİ


Şiir etkili ve derin. Katılımın için teşekkür ederim.
Tasavvuf dolu günler dileğiyle.
allah eyvallah

sır_kapısı
24.06.2008, 16:06
İman konusunda devam edelim.

Allaha iman konusunda onun kainata yansıyan sıfatlarını seyrederek (temaşaa ederek), üzerinde düşünerek (tefekkür ederek ) eminlik duygusu ile Ona olan inancımızı pekiştirip İnsanı Kamil olma yolunda bir kademe daha ilerleyebiliriz.

Bismillahirrahmanirrahim.

B, ismi rahman ve rahim olandır.
Zira “Kainatın tüm sırları kutsal kitaplardadır, kutsal kitapların sırrı Kuran’dadır, Kuran’ın sırrı Fatiha suresindedir, Fatiha’nın sırrı Bismillah’tadır, Bismillah’ın sırrı başındaki B harfindedir, B harfinin sırrı ise altındaki noktadadır, işte o nokta benim! ” demiştir Hz. Ali

Hacı Bektaşı Velinin Besmelenin Şerhi adlı kitabında bismillahirrahmanirrahim in nice sırları anlatılmıştır. Yani rahman ve rahim sıfatının derinliğine ve ondaki sırlara işaret edilmiştir.

Sevmesi, şevkat etmesi, bağışlaması, merhamet etmesi hep onun bu yönünü işareten dilimizden düşmemesi gereken bir tesbih ve zikirdir.
Bismillahirrahmanirrahim için yazılan bir sürü eser vardır. Onlar incelendiğinde Allahın zatını tanıma hakkında hakkal yakin derecesine varılabilir.
Zira Hz Alinin yazdığı söylenen Celcelutiye adlı eserde bu konuya parmak basmaktadır.

1. Beyit
Bede'tü bi bismillahi ruhi bihihtedet
İla keşfi esrarin bi batinihin tavet

Türkçesi :
Sırların hazinesi olan “Bismillah” ile başlarım.
Onun ile o hazineyi keşfederim.

Hz Ali Peygamberimizin hadisi ile :" Ben ilmin şehriyim Ali Kapısıdır"
diyerek bize İlahi sırların ilmini öğrenmemiz için gidilmesi gereken kapıyı göstermektedir.

O halde celcelutiye adlı eserin ilk beyiti ile hareket edersek işe Bismillahirrahmanirrahim ile başlamamız gerekiyor.

Öyleyse Sevgi ve Merhameti sonsuz olan Allahın kainattaki Rahman ve Rahim sıfatının tezahürünü irdeleyelim.

Bu isimler dilimize tam çevrilememekle birlikte yakın anlamları ile konuya gireceğim.


Rahman : Severek koruyan ve esirgeyen

Rahim : Yalnız dostlarına rahmet edecek, merhamet eden, bağışlayan

Gözümüzü çevirip evrene tefekkürle dalıp gittiğimizde aklımıza takılan yaratılanların özellikleri ve insana sunulan hizmetlerin sonsuzluğu O nun sevgisinin sınırsızlığı hakkında bize birer misal olurlar.

Evrende bulunan döngü ( semah )ler , Karbon döngüsü, su döngüsü gibi ve ekolojik denge gibi hayret verici sistemler bize Rahman ve Rahim olan Allahın sevgi ve merhametinin birer kapısıdır. O kapıdan içeri girdiğimiz zaman karşımıza çıkan her mahlukatta Allahın marifetlerinin silsilesi ile karşılaşır ve onun her eserlerini incelediğimizde her yaratığın bir alem olduğunu görürüz, duyarız ve hissederiz.

Doğadaki her bitkinin bin bir faydası ve özelliği vardır. Bitki âleminin içerisinde bulunan otlar, ağaçlar, çiçekler, meyveler, sebzeler, çekirdekler, hububatlar, baklagiller, turunçgiller gibi her bir unsur bize Allahın İnsanlara sunduğu hizmet zenginliğine işaret eder ve bizleri onun bol ve ard arda her bahar meydana gelen bir yeniden dirilişe yaptığı daveti içimize çektiğimiz temiz bir nefes ile yeniden yaşam ile bağımızın kenetlenmesi gibi bizi Allaha kenetler.

Bizi kendine çeken neden, nasıl ve niçin yaratıldım sorularına istediğimiz kadar cevap veren bu mahlukları, mahlukatın dilini bilen bir Süleyman Aleyhisselam gibi deşifre edip tek tek gözden ve elden ve dahi gönülden geçirdiğimizde kainata bakmaktan başımız döndüğünde gönlümüzdeki Sultan ile karşılaşırız. O gönül sultanını bulan kişi ise vahdeti vücuttan bir derece tadar o aşk ile yola devam eder.

O yolda Rahman ve Rahim yönü olan Allah bizi bu evrenin misafiri edip, İkram ve kerimi ile saltanatını ve marifetlerini tefekkür etmemizi akıl sahipleri olarak bizden istemiştir.

Allah eyvallah

dede_27
29.06.2008, 16:55
Talip piri ile yoldadır yokda
Küfrü iman eden yoldanmı çıkar
Enel Hak deyipte Hakk'a çağrışan
Hak böyle azizdir dindenmi çıkar.

Muhammed Ali'den işim sağlanır
Talip olan gelir pire bağlanır
Bülbül yine gül dalında eğlenir
Har var diye bülbül güldenmi çıkar.

Muhammed Ali'nin kurduğu yoldur
Hak bildim Ali'yi mürşüdüm O'dur
Şeriat yapıdır Tarikat baldır
Arıyı gördünmü baldanmı çıkar

Onikiimam katarıdır bu katar
Şükür niyazımız pirime yeter
Noksanım var diye kaygıya batar
Daim bu noksanlık kuldanmı çıkar

Zahirin ne ise batının odur
Zahirden batına her daim yoldur
Şöyle Şah Hatayim muradın nedir
Her zaman bu tahta sultanmı çıkar.


Eyvallah canlar .