Orijinalini görmek için tıklayınız : Melankoli bir yaşam


cem_sultan
14.06.2008, 23:13
Melankoli derin bir keder içinde hüzünlü, acı çeken, yalnız, umutsuz bir insanın içinde bulunduğu durumdur. Melankolik mizaçlı kişiler mutsuzdur. Yalnızlığı, toplumdan uzaklaşmayı ve insanlardan soyutlanmayı tercih ederler. Diğer insanlarla yakın ilişkiler içine girmekten kaçarlar. Yaşamı boş ve anlamsız bulurlar. Keder, mutsuzluk ve değersizlik duyguları içindedirler. Melankoli depresyona dönüşebilir ve ağır depresyonlarda intihara gidilebilir. Depresyon duygusal çöküntü içine girmektir. “Depresif kişiliktekiler çöküntüye yatkındırlar. Özgüvenleri azdır, kötümserdirler, coşkusuzdurlar, insanlarla ilişki kurmazlar”
Duygusal çöküntü içinde olanlar hüzünlü bir yüz ifadesine sahiptir. “Gözleri ve ağzı aşağıya doğru sarkıktır. Bakışları boş ve omuzları düşüktür. Elemli ya da ifadesiz bir görünümleri vardır”
Bu kişilerde durgunluk ve yetersizlik duygusu hakim olabilir. Hiçbir şeye ilgi duymama, rahat uyku uyumama, huzursuzluk, kararsızlık, umutsuzluk ve iştahın kaybolması, iç gerginlik gibi belirtiler olabilir. “ Bu özelliklerin hepsi bir kimsede gözlenmeyebilir. En belirgin özellik kişinin kendini değersiz ve yetersiz görmesidir. Diğer özelliklerden yaygın olanlar yaşama sevincini kaybetme, sürekli yorgun olma, her şeye karamsarlıkla bakmadır.
Depresyon sonucu ortaya çıkabilen intiharın belirtileri de duygusal çöküntü, sessizlik, kendini beğenmeme, küçük görme, kendini suçlama, uyumsuzluk ve yaşamı anlamsız görmedir. Depresyonu normal üzüntülerden ayıran özellik karamsarlıktır. Kişi yaşantısının ve içinde bulunduğu durumun değişmeyeceğine inanır. Depresyon bir hastalık biçimidir ve tedavi edilebilir.Melankolik kişi çelişkiler içinde kalır, kararsızdır. Bir yandan yalnızlığı seçmesinden hoşnuttur bir yandan da insanların içinde olamayışının hüznünü duyar. İnsanlarla ilişkilerinde hep bir sorun vardır. Anlaşılamaması, mizacı gereği farkındalığı, sosyal olmayı , diğerleri gibi olmayı becerememeleri onu insanlardan uzaklaştırır. Toplumsallaşmaktan, bir yere bir kimseye bağlı olmaktan korkmak melankoliklerin tutumudur. Kendilerine duydukları saygı, kendilerine yönelik olmaları belirgin özelliklerindendir. O nedenle aylaktırlar.
Melankolik mizaçlı kişilerde hayata karşı ilgisizlik, bezginlik bıkkınlık olabilir. Çökkün, yılgın ruh hali içinde görülebilirler. Geleceğe karşı umutsuzlukla birlikte çaresiz ve zavallı olduklarını hissedebilirler. Yaşamı kendi ellerinde tutamama, var oluşun amacını bulamayıp, kendini oluşturamama korkusu melankoliye neden olur. Kendini oluşturamayınca, bu kendi elinde olmayınca çaresizliğe düşer. Kendisiyle uğraşan, oynayan bir varlığın oyuncağı olduğu duygusuyla bilemediği şeylere kızar*. Ölümün kaçınılmazlığının, varolmanın karşıtı olan varolamamanın ya da hiçliğin bilincindedir. Ölüm hiçlik duygusunu yaratır. “Ölüm düşüncesi melankolik mizacın peşini bırakmadığı içindir ki dünyayı okumayı en iyi bilenler melankoliklerdir.”Melankolik insan her çağda içinde bulunduğu toplumsal koşullardan mutlu olmadığını, olamadığını, yaşama bir anlam veremediğini, topluma uyum sağlayamadığını, toplumsallaşamadığını, bunun içinde bir tür iç göçle kendi içine çekilerek ruhunun bir kısmını olsun kurtarmaya çalıştığını söylemiştir.

alıntıdır...

Yeni bir hastalık melankolizm gün geçtikçe kurbanlarını seçmektedir.Çok ağır sonuçlar doğurabilen hastalığa karşı psikolojik yardım gereklidir.

ezgiselolarak
14.06.2008, 23:26
Gün geçtikçe artıyor olması bence de çok doğru çünkü Sömürizm insanların etrafını öyle bir sarmış ki,özellikle gençler hayata dair ne istediklerini bilemiyorlar bir türlü.Tv ve internette gördükleri yaşamlara özenerek ayağı yere basmayan hayallere kapılıyorlar.İstedikleri şeylerin olamayacağını gördüklerinde ise çöküş dönemi başlıyor.

özcan1
15.06.2008, 03:41
Melankoli (melankolia); mutsuzluk, yalnız kalma istediğir.‘’Melankoli, hüzünlü olma mutluluğudur. Ayrıca pesimist kelimesi de melankolia kelimesinden gelmektedir.Kötümserlik kavramı (pesimizm) iyimserlik (optimizm) kavramının tam karşıtı olarak, dünya görüşü ve yaklaşımında düzeltilemeyecek kötü bir dünya portresidir. Kötümserler her zaman kötü biten bir son düşünürler. Gelecekle ilgili düşünceleri her zaman için ümitsiz ve değişmez bir olumsuz tasavvurun ötesine geçemez:wacko:...
Victor Hugo

Hayatı
1802 doğumlu fransız yazar "Victor Hugo"Liseyi bitirdikten sonra kendini tümüyle edebiyata adadı. 1824 yılında Fransız coşumcularının (romantikler) yayın organı olan La Muse Française dergisini kurdu. Cenacle adını taşıyan coşumcu sanatçılar çevresinin üyesi ve onun odak noktası oldu. 1830-1843 arasında en verimli dönemlerinden birini yaşadı. Romanları, tiyatro yapıtları ve şiirleriyle başarıdan başarıya koştu. 1831'de Notre Dame de Paris (Paris'in Notredame Kilisesi) adlı büyük romanını yayımladı okumanızı tavsiye ederim. Notre Dame'ın Kamburu Victor Hugo'nun bir eseridir. Eserde Claude Frollo adlı bir papaz kilisenin önünde bir bebek bulmuştur ve çok çirkin bir bebek olduğundan ona fransızcada "eksik-tamamlanmamış" anlamına gelen Quasimodo ismini verir. Quasimodo büyüyünce ise papaz ona zangoçluk görevi verir.Bir süre sonra zilin sesi nedeniyle Quasimodo sağır olur vs vs vs. 1841 yılında Fransız Akademisi'ne üye seçildi. Çok sevdiği kızı Leopoldine'nin 1843'de boğularak öldürülmesi üzerine, 1852'ye dek yeni yapıt vermedi. 1848 Fransa Devrimi'nden sonra parlemento üyeliğine seçildi. 3. Napoleon'un hükümet darbesini engellemeye çalıştı, başaramayınca 1851 yılında Belçika'ya kaçmak zorunda kaldı.

Ateşli bir demokrasi ve cumhuriyet yanlısı olarak imparatorluk rejimini eleştiren yapıtlar yazdı. 1855-1870 arasını küçük bir İngiliz adası olan Guernsey'de geçirdi. O dönem yazarlığının en üretken yılları olmuştur. 1862 yılında başyaptı olan Les Misarebles (Sefiller) adlı romanını yayımladı. Bunu 1866'da Les Travailleurs de la Mer (Deniz İşçileri) ve aynı yıl L'Homme qui Rit(Gülen Adam) gibi önemli romanları izledi.

Fransa'da Cumhuriyet yeniden kurulunca Paris'e döndü. Ulusal Meclise seçildi. Artık Fransa'nın en gözde kişilerinden biriydi. Paris Komünü'nün ezilmesinden sonra komüncülerin bağışlanması için çok uğraştıysada sonuç alamadı. Giderek siyasal ve toplumsal yaşamdan elini eteğini çekti.

1885 yılında ölüm döşeğinde iken;
Tanrı'ya inanıyorum,ahirete inanıyorum; fakat hiçbir kilise papazını başımda istemiyorum. Beni seven bütün dünya insanlarının gönülden dualarını bekliyorum. Bu benim için kafidir.diyerek rahmetli hayata gözlerini yumdu. :scared:

cem_sultan
15.06.2008, 18:51
Gün geçtikçe artıyor olması bence de çok doğru çünkü Sömürizm insanların etrafını öyle bir sarmış ki,özellikle gençler hayata dair ne istediklerini bilemiyorlar bir türlü.Tv ve internette gördükleri yaşamlara özenerek ayağı yere basmayan hayallere kapılıyorlar.İstedikleri şeylerin olamayacağını gördüklerinde ise çöküş dönemi başlıyor.

Aslında olay biraz daha psikolojik...Burada yalnızlık daha ön plandadır...Kişi yalnız kalmayı ister ancak neden dışarda değilim diyede kendisine devamlı sorular sorar..İkilemde kalmak daha ön plandadır...

sahrut75yagmur
15.06.2008, 19:14
‘’Melankoli, hüzünlü olma mutluluğudur. Ayrıca pesimist kelimesi de melankolia kelimesinden gelmektedir.

Sanırım şiirlerle ve türkülerle olan bağımı ve hüzünlü aşk hikayelerine eski türk, siyah beyaz filimlerini seyredişimi içine de katarsak ve herşeyin iyileşmek yerine daha da kötüleştiğine inanan yanımıda ortaya koyarsak bende bir melonkoliğim...

Hep içimden
Güzel günler göreceğiz çocuklar
diyen dizeler geçsede sanırım gerçekleşmeyeceğine olan inancım gün be gün kayboldukça ben pesimistist' te oluyorum...

Olsun buda benim kaderim...:):):)


Saygılarımla.

ezgiselolarak
15.06.2008, 22:29
Yüzünü dökme küçük kız
Her tutsağın bir kaçışı
Gecelerin gündüzü de vardır

Yalnız sen misin bi düşün
Zincir oranda buranda

Bülent Ortaçgil