Orijinalini görmek için tıklayınız : Alevılığin Gizli tarihi yazarı, Erdoğan Çınar'la söyleşi
iyidost69 08.02.2006, 11:06 Alevilik nedir sorusuna verilen cevaplar Alevi camiasını parçalamış durumda. Bir yandan İslamcı çevrelerin Türkiye’nin %99’u Müslümandır söylemi ardında Aleviliği İslamın içinde eritme çabaları ve Aleviliği İslamın içinde gören Alevilerin bu bakışa destekleri, diğer taraftan bazı Alevilerin Aleviliğin İslam’la bir ilgisinin olmadığını söylemeleri ve yazmaları bu kesimde işleri kızıştırdı. Başbakan Erdoğan’ın alt kimlik-üst kimlik tartışmaları çerçevesinde Türkiyeliliği ve İslamı bir üst kimlik olarak gören açıklamaları Alevi camiasında huzursuzluğu arttırdı. Alevi dernekleri ve yazarları bu İslam içinde değerlendirilme baskısına Aleviliğin Müslümanlıkla bir ilgisinin olmadığı ve Aleviliğin kökünün İslamiyetten çok daha eski dönemlere uzanan bir kadim uygarlık olduğu cevabını veriyorlar. Bu konudaki tartışma Alevi camiasında derin bir ilgiyle izleniyor. Şimdi ortaya çıkan sorular can alıcı önemde: Aleviler Müslüman değil mi? Aleviler Aleviliği bilmiyor mu? Aleviler bir etnisite mi? Alevi ismi Hz. Ali’den gelmiyor mu? Yüzlerce yıldır Hz. Ali resimleriyle ve kılıcı Zülfikar ile kendilerini simgeleyen Aleviler bugün kendilerinin farklı bir kimlik sahibi bir toplum olup olmadığını tartışıyorlar. Bazı Aleviler Diyanet kurumunda bir yer edinmeye çalışırken diğerleri neden buna karşı çıkıyorlar? Birgün bütün bu konuları masaya yatırıyor ve yukarıdaki soruların cevaplarını Alevi camiasında arıyor. Alevilerin önde gelen simalarıyla konuştuk. Cevaplar tüm Türkiye’yi sarsacak nitelikte. İlk konuğumuz araştırmacı yazar Erdoğan Çınar.(Hakan Tanıttıran Gülşen İşeri )
‘Alevi adı Hz. Ali’den gelmez’
»Siz Alevi camiasında oldukça ilgi gören kitabınızda Alevi kelimesinin Hz. Ali’den gelmediğini söylüyorsunuz. Peki nedir bu sözcüğün kökeni ve bugüne kadar yaygın kabul gören bu anlayış hatalı mıydı?
Yaygın bir inanışın aksine bana göre Alevi sözcüğü Ali sözünden türetilmiş bir söz değildir. Çünkü Türkçe dilbilgisi kurallarına göre Ali sözcüğünden Ali’yi seven, Ali’nin yolundan giden anlamında bir kelime türetmek gerekirse, Alici veya Alili olması gerekiyor. Hiçbir zaman Alevi olmazdı. i eki Türkçe de sonuna geldiği kelimeye aidiyet kazandırır. İnsan-insani, tarih-tarihi, mimar-mimari gibi. Alevi sözcüğü alev kelimesinin sonuna –i eki gelmesi ile oluşturulmuş, aleve ait, ışığa ait, alevden gelen, ışıktan gelen anlamında bir kelimedir. Zaten 16. yüzyıla gelinceye kadar Alevilik içinde asıl zümreyi oluşturanlara verilen isim ışıklar veya ışık taifesi idi. Ancak ışık ve ışık taifesi sözcükleri küfre dönüştükten sonra ve bu insanlar üzerine sürek avları ve katliamlar düzenlendiği içindir ki bu insanlar isimlerini değiştirmek zorunda kalmışlar. Alevilik tüm tarihi boyunca defalarca isim değiştirmiştir. Alevilik kadar farklı isimlere bürünen bir başka topluluk, bir başka inanış daha yoktur yeryüzünde. Bu onlara karşı sürdürülen saldırıların ve katliamların doğal sonucudur.
»Osmanlıdaki Alevi katliamlarının dışında tarihin başka dönemlerinde de Alevi katliamları var mıdır ve bu katliamların nedeni nedir?
Katliamların nedeni temelde farklılıklardır. Egemen düşünce kendisinden olmayana bir müddet tahammül etse de, daha sonra onu ortadan kaldırmaya yöneliyor. Güçlünün kendisinden olmayana tahammülsüzlüğüdür neden. Elbette Osmanlı katliamları ilk değildi bunun öncesi de vardı. Alevilere yönelik yapılan katliamların içinde Osmanlının yaptıkları Ortodoks ve Katolik Kiliselerinin yaptıklarına kıyaslandığında devede kulak kalacak kadar azdır.
»Alev ve Alevi sözcüklerinin Ortadoğu’daki aleve tapanlarla, Zerdüştlerle bir ilgisi var mı?
Hayır. Alevi sözcüğünün aleve tapanlarla,ışığa tapanlarla bir ilgisi yoktur. Alevi inanışında var oluşun kaynağı ışıktır, enerjidir. Var oluş güneşten yansıyan enerjinin vücut bulmasıyla ortaya çıkmıştır. Alevilik, yeryüzündeki yaradılışın esasının ışık vasıtasıyla olduğ unu kabul eden bir inanıştır. Işık vasıtadır. Alevilik ışığı yaradan gibi değil, yaratanın görünen yüzü olarak görür. Bu ikisi birbirine çok yakın gibi dursa da, birbirinden çok farklı şeylerdir.
»Alevi sözcüğünün kökeni nerelere kadar gidiyor?
Milattan önce 2000 yıllarında Anadolu’da Luviler yaşamı ş. Hititlerle beraber var olmuşlar, ancak biraz Hititlerin gölgesinde kalmışlar, biraz da kendileri böyle olmasını istemişler. Çok önemli bir uygarlık oldukları ve bu uygarlığın evrenin, yeryüzünün ve insanlığı n var oluşuna ilişkin çok önemli bilgilere sahip olduğu yeni yeni anlaşılmaya başlandı. Luvi sözcüğü Hitit dilinde “ışık insanı” demektir. Zaten günümüzde de birçok dilde “lu” kökü ışık anlamında kullanılır. İngilizce de light Almanca da licht, Latince de lüx gibi. Alev sözcüğü de ışığın kaynağındaki yansımaya verilen isimdir. Anadolu da sadece Luviler yok; Likyalılar da var. Likya ışık ülkesi demektir. Aleviler de Safavi savaşları sırasında kendilerine uygulanan büyük katliamlar öncesine kadar kendilerine ışık taifesi olarak adlandırdılar, ancak ışık taifesi katli vacip hale gelince mecburen isim ve kisve değiştirdiler. Ama isim ve kisve değiştirirken özlerine sadık kaldılar ve bir kelime oyununun arkasına sığınıp varlıklarını bir müddet daha gizlemeyi denediler. Alevi sözcüğü o zamandan itibaren kullanılmaya başlandı. Bazı araştırmacılar bunu daha yakın zamanlara taşıyorlar ama ben alevi sözcüğünü Kul Nimet’in nefeslerinde buldum, bana göre Alevi sözcüğü ilk kez 16. yüzyılın son çeyreğinde kullanıldı.
»Yani daha önce kendilerine “Işık insanları” diyorlardı.
Işık taifesi diyorlardı ve 16. yüzyıldan önceki Osmanlı arşivleri incelendiği zaman fermanlarda Alevi sözcüğüne rastlanmaz ağırlıklı kullanılan isim “ışık taifesi”dir. Bu konuda yapılmış araştırmalar ve ortaya çıkarılmış belgeler var.
»Bu, Aleviler’in kendilerine verdikleri isim. Peki dışarıdan onlara verilen isim nedir?
Aynı isim kullanılıyordu. Işık taifesi, Aleviler’in kendilerine verdikleri isimdir ama dışarıdan da aynı isimle anılıyorlardı. Bugün Alevi geçmişine baktığımızda Aşık-ı Sadık’lar veya diğer ozanlar geçmişte kendilerine Işık diyorlardı, onların ismi Işık’tı. Onlar da savunmasız bir şekilde Anadolu da köyden köye dolaşıp bu inanışın misyonerliğini yaparken ağır tehditler altında kaldılar. Işık sözcüğü o dönem Osmanlı da kullanılan Arap harfleri ile yazıldığı zaman yazılışı aşık ile aynıdır. Orada başka bir küçük oyun gizlidir.
»Bu da bir gizlenme, bir örtüydü sanırım.
Evet bir gizlenmeydi. Birde Siraçlar var. Onların geçmişteki ismi ışıklardı. Yine bu mezalime maruz kalmamak için isimlerini siraçlar olarak değiştirdiler. Siraç Arapça bir kelime o da ışık demek. Siraçlar bugün Anadolu’daki on iki büyük alevi topluluğundan bir tanesidir ve Anadolu coğrafyasında çok yaygındırlar.
iyidost69 08.02.2006, 11:07 devamı
»Alevilik Hz. Ali’yle örtünmüş, gizlenmiş diyorsunuz. Neden Ali?
Alevi sözcüğüyle Ali ismi arasında uzak bir ses benzerliği dışında bir ilişki yoktur. Bu ses benzerliğini kullanmışlardır. Işık insanı ışıktan gelen anlamında Alevi sözcüğüyle yer değiştirmiş. Alevi sözcüğünün kullanılması Ali ile olan ses benzerliğinin ardına saklanma kaygısındandır.
»Yani Hz. Ali’nin mazlum, mağdur kimliğiyle bağlantısı yok mu?
Var. Kerbela Olayı, Alevilikte sırdan uzak, sırra vakıf olmayan asıl büyük kitleyi mağdur olmuş insanların sempatisini kazanmak için çok iyi kurgulanmış, kullanılmıştır. Aleviler mağdurun yanında olmayı seviyorlar. Ali, Alevilik içinde çok etkili bir isimdir. Ancak Ali derken 7. yy’da yaşamış İslami şahsiyeti kastedilmez.
»Kimi kastediyorlar?
Kasedilen bir kişi değil bir kavramdır. Şimdi Genç Abdal’dan (Güvenç Abdal) iki dörtlük okuyayım.
Yoğ iken yerle gökler ezelden
Kudret kandilinde pünhan Alidir
Kün deyince bezm-i elestten evvel
Alemi var eden sultan Alidir.
Müminler sırrını ilden sakınır
Kendin bilmezlere sözün dokunur
Genci Abdal dört kitapta okunur
Evveli ahiri destan Alidir.
Şimdi dünya kurulmadan varolan ve alemi var eden bir varlığı hangi özneyle anarsak analım ister Ali ister Muhammet diyelim bu,7. yy’da yaşamış etiyle canıyla kanıyla varolmuş İslam’ın 4. halifesi olan Ali olması mümkün değildir.
Aşağı yukarı Alevi sırrına vakıf tüm Alevi Aşık-ı sadıklarının nefeslerinde bu durum böyledir. Bir dörtlük daha okuyayım:
Şah-ı Merdan cuşa geldi sırrı aşikar eyledi
“Yağmuru yağdıran benim” deyi Ömer’e söyledi
Ol dem şimşek yalabıdı Yedi Sema gürledi
Hem Sakidir, hem Baki’dir, Nur -Rahman’ım Ali!
Sefil Ali
Şimdi saki, Saki, Baki ve Nur-u Rahman, esirgeyen, bağışlayan ışığım Ali diyor aşık. Bu vasıfların, niteliklerin bir insanda toplanması ve bunun da 7. yy’da yaşayan Hz. Ali olması mümkün değildir. Aleviler bunu binlerce yıldır söylüyorlar, dinliyorlar. Bunu söyleyen birisinin kendisini Müslüman hissetmesi zaten mümkün değildir.
»Anadolu da on iki büyük Alevi aşiretinin olduğunu söylüyorsunuz, hep on iki rakamı çıkıyor karşımıza? Bu da bir gizlenme şekli mi, hepsi bir kod mu yani?
Evet hepsi bir kod. Alevilik’te edilen her sözün, her kelimenin altında mutlaka geniş anlamlar yüklüdür. Bu anlamlar da sadece bir tane değildir, herkes ufkunun elverdiği kadarı nı görür. Alevilik büyük bir deryadır, bir ummandır Alevilik. Kişi bu ummandan kabının yettiği kadarını alır. Aleviliği anlamak için insanın kendi kabının geniş olması gerekir. Kendi anlayışının, algılamasının, eğitimi ve görgüsünün geniş olması gerekir.
Alevilik insanlık tarihi kadar eskidir
»Kitabınızda yer verdiğiniz Alevi kültürünün sembolleri insanlık tarihinin binlerce yıllık geçmişinde sıkça rastlanan semboller. Nasıl bir ilişki var insanlık tarihindeki sembollerle Alevi sembolleri arasında? Örneğin 8 köşeli yıldız sembolü.
Sekiz köşeli yıldız bugün bir müze olarak kullanılan Hacı Bektaşi Veli Dergâhı’nda dergâhın mührü olarak sergileniyor. Mühür bir nevi kimliktir, kimlik cüzdanı gibi bir şeydir. 8 köşeli yıldız geçmişte ‘Mu’ inanışında, mu ana kıtasına bağlı kolonilerde, mabetlerde kullanılan da bir semboldür. O inanışa bağlı dergâhlarda kullanılan bu mühür bugün Hacı Bektaşi Veli dergâhının mührü olarak hala kullanılmaktadır. Sadece dergâhın mührü olarak değil, bütün mezar taşlarının bir köşesinde bulunmaktadır. Hacı Bektaşi Veli Dergâhı zannedildiği gibi 1240 tarihindeki bir oluşumla ortaya çıkmı ş bir oluşum değildir. Bu dergâhın altında inanılmaz sayı da mumya bulunmaktadır. Bu mumyaların üzerinde bir karbon testi yapılacak olursa görülecektir ki bu mumyalar en az 3-5 bin yıllıktır. Dergâhta pirlerin, mürşitlerin, dedelerin babaların kitabeleri kayıptır. Bu dergâh Hacı Bektaşi Veli zamanında kurulmuş bir dergâh değildir. Hem 8 köşeli yıldızdan hem de mumyalardan bu dergâhın çok eski bir inanışın devamı olduğu bellidir. Bu iki kanıt bu dergâhın kadim bir inanışın taşıyıcısı olduğunu açıkça gösterir. Aleviliğin çok eski ve kadim bir geçmişi olduğunu bilmemiz Aleviliği anlamamız açısından oldukça önemlidir. Aleviliği İslamla başlatanlar derler ki; “Aleviliğ in bütün ibadeti Alevi Ayin-i Cem’inin içerisindedir. Alevi Ayin-i Cem’i ilk nerede görülmüşse Alevilik orada başlamıştı r.” Buna ek olarak Alevi Ayin-i Cem’inin 1400 yıl önce Hz. Ali’nin toprak damlı evinde, Arabistan Yarımadası’nda yapıldığını ve orada başladığını söylerler. Halbuki ben kitabımda çok açık olarak bundan 5500 yıl önce yazılmış bir Sümer tabletinde Alevi Ayin-i Cem’inin bugün Anadolu’nun herhangi bir Alevi köyünde yürütüldüğü biçimiyle, demiyle, çerağıyla, zakiriyle, 12 hizmetlisiyle Sümerlerde de yürütüldüğünü ortaya koydum. Tarihin kabul ettiği ilk yazılı belgedir Sümer tabletleri. Bu tabletlerden önce de vardı bu kadim inanış ama bilinen yazılı tarih bu kadar.
»Yani size göre insanlık kadar eski bir inanıştır o zaman Alevilik.
Evet öyledir ve bu benim görüşüm değil bilimsel bulgulardır. Ben sadece üstü örtülmüş bir takım gerçekleri gün yüzüne çıkarıyorum.
»Örtüyü kaldırıyorsunuz sizin deyiminizle.
Evet. Bakın bir nefes daha okuyayım;
Sorma ne hacet bizlere sofu
Ta evvel künyede ismimiz vardır
Dünya kurulmadan yüz bin yıl evvel
Şu yeşil kandilde cismimiz vardır.
Devrani’nin bir nefesi bu. Devrani diyor ki; dünya kurulmadan yüz bin yıl evvel başka bir kandilde, gezegende cisim olarak vardık. Bir başka biçim değil cisim olarak vardık. Bu nefesleri çoğaltabiliriz. Eğer Alevi Aşıkların söyledikleri inanmazsak biz bunlara Alevi aşığı olarak kabul etmeyiz, onların yolundan gitmeyiz. Ama kabul edersek söylediklerini de kabul edeceğiz. Sadece Yunus Emre’yi kabul etmekle olmuyor bu iş. Onun söylediklerini de kabul edeceksiniz. Pir Sultan’ı kabul etmekle olmuyor söylediklerini de kabul etmek gerekiyor. Kul Himmet’i , Genç Abdal’ı keza öyle. Bunları n hepsinin nefeslerinde Aleviliğin tarihi ve inanışın aslı çok net olarak yatıyor.
»Alevilerin Ayin-i Cem’inde bütün bunlar anlatılıyor diyorsunuz. Ne anlatılıyor Cem törenlerinde?
Alevi Âyin-i Cem‘i, evrensel bir gösteridir. Evrenin ve insanın yaratılışının mistik bir sunumudur, ruhani bir şölendir. Ritüellerin, söz, müzik ve dansla bezendiği, masalsı bir anlatımdır. Zengin sembollerle donanmış koreografinin içinde, engin sırlar ve kadim bilgiler gizlenmiştir. Alevi Âyin-i Cem‘i içinde dans, müzik ve söz, çarpıcı bir uyum içinde bir araya gelerek, varoluşun hikâyesine dönüşür. Alevi Âyin-i Cem‘i, varoluşun hikâyesini başlangıcından alarak, sırası içinde bu güne taşır. Alevi Âyin-i Cem‘i içinde sahnelenen her figürün, her sözün, her notanın, derin anlamları vardır.
»Aleviler yıllarca Hz. Ali’nin resimleriyle, kılıcı Zülfikar’ın kolyeleriyle yaşadılar. Kendilerini Müslüman olarak tanımladılar. Genelde Aleviliğin Şia’yla bir ilişkisi olduğu, Şia’nın bir kolu, bir farklı yorumu olduğ u düşünülürken siz onlara Müslüman değilsiniz diyorsunuz. Aleviler bütün bunları bilmiyorlar mıydı?
Ben kitabımı yazarken Aleviliğin doğru anlaşı lması için Alevilik üzerindeki Ali ipoteğinin kaldırılması gerekir diye başladım. Kabul etmek gerekir ki alışılmadık bir cümle bu. Alevilerle Aleviliğin kendi inanışları arasında kalın bir perde olduğunu ve o perde kaldırılmadıkça Aleviliğin aslının anlaşılamayacağını düşünüyorum. Kabul ediyorum sert ve radikal bir çıkış bu. Bu konu ile ilgili çeşitli konuşmalar yaptım, konferanslara katıldım ve yüzlerce mail aldım. Çok açık söylemeliyim ki bu iddiama ciddi bir karşı çıkış olmadı. Sadece Alevi esnafları bu düşünceme karşı çıktı. Zaten Alevilerle Alevi esnafları da birbirinden ayırmak lazım.
»Alevi esnafları derken kimleri kastediyorsunuz?
Aleviliği bir başka bünyenin içinde eritmek üzere kendini görevli kılmış insanların varlığını hepimiz biliyoruz. Yani Aleviliğin kendisini tarif yerine Aleviliği bir başka din ve inanışın içinde asimile etmeye programlı insanların -ki bunların sayısı çok az yazdıklarıma tepkisi var. Alevilerin de onlara tepkisi var. Diyorlar ki bunlara; “bunca zamandır bize doğruları söylemediniz.” Onlar bu kitaptan sonra geçmişte onlara inanmış kişilere hesap verme durumunda kalmışlardır.
iyidost69 08.02.2006, 11:08 devamı-son-
»Yazdığınız kitap bir nevi turnusol kâğıdı mı oldu?
Evet. Geçmişte söylenmiş, yazılmış bir sürü şey var. Bunlara inanan geniş bir kesim de var. Şimdi bu insanlar bu kitabı eline aldı, okudu ve bana gelmeden önce muhtemelen onlara gittiler. Dediler ki; “Siz böyle böyle diyordunuz ama öyle değilmiş, ne diyorsunuz?” Artık onlardan hesap sorma zamanı başladı. Bu konuşulması gerekenlerden bir tanesi. İkinci bir konu Aleviler bunu biliyorlar mıydı? Alevi inanışıyla ilgili, Alevi inanışının aslıyla ilgili her şey Alevi nefeslerinde Alevi cemlerinde var. Alevilik binlerce yıldır nefeslerde yaşıyor. Ebetteki biliyorlar Aleviler gerçeği. Ama bu bir çeşit cümlelerle ifade edilmeyen, bilgiden ziyade bir sezgi olarak vardı. Aleviler kendilerinin Müslüman olmadıklarını, Müslümanlıktan farklı oldukları nı seziyorlardı demek biliyorlardı demekten daha doğru bir yaklaşım.
»Arada bir çelişki görüyorlardı; tarif edilmemiş olsa da öyle mi?
Genel algılama Aleviliğin İslamiyet’ten ayrı olduğu şeklinde değil de farklı olduğu yönündeydi. Aleviler camiye gitmiyorlar, namaz kılmıyorlar, oruç tutmuyorlar, hacca gitmiyorlar diye Müslüman olmadıklarını söylemek eksik bir anlatım olur. Asıl önemli olan Alevi inanışının temeldeki inanış kalıplarının İslamiyet’ten farklı olmasıdır.
Şöyle söyleyeyim Alevilerin inandığı Allah ile Müslümanların inandığı Allah aynı Allah değildir.
Müslümanlıkta yaratan ve yaratılan diye bir ayrım vardır. Yaratılışın dışındaki daha ulu bir varlık yaratılmışları yaratmıştır.
Alevilerde böyle bir inanış yoktur. Aleviler yaratılışın tamamını yaratanın kendisi olarak görürler. Yani yaratılmışın dışında bir ilahi varlığa inanmazlar.
Alevilik ve İslam daha Allah’ın tanımında, yaratanın tanımında birbiriyle uzlaşmaz, örtüşmez bir şekilde birbirlerinden ayrılırlar. Geleneksel tarzda izah etmek gerekirse, Allah’tan başka tanrı yoktur der Müslümanlar. Aleviler bunu Allah’tan başka varlık yoktur diye ifade ederler. İkisi birbirinden çok farklı şeylerdir.
Yaradılışı yaratan ve yaratılan olarak ikiye ayırmayı Aleviler doğru bulmazlar. Varlıkta ikilik yaratmaktır bunun anlamı Alevilikte hakir görünür.
Aleviler varlığın birliğine inanırlar. Varlığın birliği de Alevilerde çok bilinen bir tabirle “ene’l hak” diye tarif edilir. Ene’l hak sözcüğü 910 yılında Bağdat’ta işte çok ağır tarihin en ağır cinayetlerinden birine kurban giden Hallacı Mansur tarafından ifade edilmiştir. “Ben Allahım” demektir.
Ancak bunun derinliği de, yaratılmış her şeyin, yaratanın bir parçası olduğunu, bu parçaların bir araya gelmesiyle yaratanın ortaya çıktığının ifadesidir. Daha temel olarak Allah inancında ayrılırlar. Aynı Allah’a inanmayan insanlar aynı dinden olabilirler mi? Hıristiyanlıkta, Yahudilikte ve Müslümanlıkta aynı tanrıya inanılır ama bunlar ayrı dinlerdir. Alevilerle Müslümanlar aynı tanrıya bile inanmazlar.
»Yani Alevilik tüm tek tanrılı dinlerden de ayrılıyor, öyle mi?
Alevilik tüm semavi dinlerden ayrılır. Sadece Müslümanlıkta değil. Çünkü yaratılmışın dışında bir yaratanı n varlığına inanmıyorlar.
»Bugüne değin Müslümanlık içindeki dört hak mezhep dışında kaldığı tartışılıyordu. Şimdi siz bütün semavi dinlerin dışında mı olduğunu söylüyorsunuz?
Evet tamamen böyle. Başka bir şey daha söyleyeyim; Aleviler cennete de cehenneme de inanmazlar. Tüm semavi dinlerde öldükten sonra cennete ya da cehenneme gidileceğine inanılır. Alevilikte böyle bir inanç yoktur. Aleviler nurdan geldiklerini ve devriye çemberi tamamladıktan sonra aynı nura geri döneceklerine inanırlar. Bir çembere inanırlar, bu çemberin içinde önce “kadir-i mutlak” tan nura, nurdan dört kuvvete düştüklerine inanırlar. Bu dört kuvvet dört nesneyle temsil edilir (ateş, toprak, su ve hava) Bunlar bilimsel gerçeklerdir: Bugün herkes kabul ediyor ki bir gezegenin doğumundan bir çocuğun doğumuna kadar evrende her şeyin kontrol eden dört kuvvet vardır. Alevi nefeslerinde de bu vardır. Sıradan insanlar kolay anlasınlar diye ateş, toprak, su ve hava olarak adlandırılır.
Sonra bu nur dört kuvvetin kontrolünde önce cansız nesneye, sonra nebata sonra hayvana sonra insana ve ardından olgun insana yani İnsan-ı Kamil’e ulaştıktan sonra tekrar geldiği kaynağa döner. Alevilikte başka bir evrene, başka bir mekana veya öbür dünyaya, cennete ya da cehenneme gidiş yoktur. Sadece İnsan-ı Kamil oluncaya kadar dünyaya geliş gidişe inanılır.
»Yani reankarnasyona mı inanıyorlar?
Tam öyle değil ama; ona yakındır. Eğer bir insan İnsan-ı Kamil mertebesine ulaşmadan ölmüşse-ki ona ham ervah denir bu kişinin arkasından sonra Devr-i Asan olsun diye dua edilir. Bu duayla ona İnsan-ı Kamil olmakta kolaylık dilenir. Olgun insan ölmez hakka yürür. Olgun insanın ardından Hakk’a yürüdü denir.
Hakk aslında gerçektir. Alevilik kökü çok eskiye giden on binlerce yıl öncesine giden çok soylu ve kadim bir inanıştır ve kendisini sürekli sembollerle, simgelerle ifade etmiştir. Bunun nedeni Alevilik başka dinlerin hakim olduğu coğrafyalarda, iklimlerde yaşamasıdır. Yaşarken de saklanmıştır. Saklanırken de uzlaşmacı bir tavır takınarak yaşadığı coğrafyadaki inanışların öznelerini kullanmıştır.
»Alevi toplumunda kendisini Müslüman hisseden bir kesim var. Bu hissedişin nedeni 1400 yıllık İslam kültürünün yarattığı bir şey midir? Yoksa İslami alışkanlıklar ve ritüeller Alevi toplumunun içine mi işlemiştir?
Mevlana’nın güzel bir sözü var: ‘Olduğun gibi görün yoksa göründüğün gibi olursun.’ Aleviliğin uzun yıllar başka bir dinin içinde ya da başka bir dinin hükümdarlığında kendilerini açık ve serbest bir biçimde ifade edememeleri sonucunda kendisini Müslüman hisseden insanların varlığı doğrudur. Burada Aleviliğin tarifini doğru yapmak lazım. Alevilik semavi dinlerin dışında bir gizli inanıştır.
Diğer dinlerde olduğu gibi Müslüman ya da Hıristiyan ya da Musevi ana babadan doğan çocuk anne babanın dinine geçer. Alevilikte bu yoktur. Alevi olabilmek için belli bir olgunluğa geldikten sonra kendi özgür iradenle Aleviliği kabul etmen gerekir. Doğan çocuk Alevi sayılmaz. Belli bir yaşa gelip aklı erdikten sonra bir rehber eşliğinde ve bir müsaip edinerek yola girip yemin etmesinin ardından ancak alevi sayılır.
Bu Aleviliği diğer semavi dinlerden ayıran çok gelişmiş bir özelliğidir. Yola giren insanda yola girdikten sonra hemen Aleviliğin sırlarına vakıf olamaz. Aleviliğin sırrı dört kapının ardında gizlidir. Yani girersin birinci kapının onuncu basamağına yükselirsin ardından başka bir kapı gelir onu açarsın bir on basamak daha çıkarsın ve sonra bir kapı daha.
Dördüncü kapının onuncu basamağında Alevi sırrı insana verilir. Buna göre yoldaki adamı çevirip Aleviler Müslüman mıdır diye sormak ve onun verdiği cevabı muteber saymak mümkün değildir. Erkâna girmemiş, ikrar vermemiş insanın Aleviliği tarif etmesi mümkün değildir. 1960’lı yıllardan sonra köyden şehre göçler yaşandı Alevi köyleri boşaldı şehire gelen Alevilerin büyük kısmı Aleviliğin ilk kapılarındaki insanlardır. Alevilik konusundaki bilgileri sınırlıydı.
Onlardan doğan çocuklar da Aleviliği bilgileri sınırlı anne babalarından öğrendiler. Bu anne babalardan doğan çocukların kendilerin Müslüman olarak tanımlamaları Alevi yolunu bilmemelerinden kaynaklanır. Çünkü Alevi yolu, Alevi erkânı 1960’lardan itibaren dağılmıştır. Bugün Alevi erkânı kaybolmuştur. Aleviler gerçek bir Alevi bilgisinden mahrumdurlar.
»Aleviliği dördüncü kapının onuncu basamağındaki bir kişi doğru anlatabilir ve Aleviliğe vakıf olabilir diyorsunuz. Şu anda siz bize Aleviliği anlatıyorsunuz, peki sizin durumunuz ne?
Doğru Aleviliği anlatıyorum ancak Aleviliğin benim yazdığım kitapta da burada söylediklerim dışında bir çok sırrı, vasfı var. Ben hepsini anlatmıyorum. Ben sadece bilebildiğimi vakıf olabildiğimi anlatıyorum. Hatta daha çok Aleviliğin ne olduğunu değil ne olmadığını anlatıyorum. Bu arada da vakıf olduğumun da çok azını anlattığımı da söylemeliyim.
»Konuşmalarınızda Alevi sırrına vakıf olan ve olmayan ozanlar ayrımı var. Bu ozanlar nasıl ayrılıyor ?
Bu ayrım sadece ozanlar için değil tüm Aleviler için vardır. Aleviliğin kurumsal yapısı içinde dört kapı vardır; Şeriat Kapısı, Tarikat Kapısı, Marifet Kapısı ve Hakikat Kapısı ve bu kapıdaki insanlara şeriat ehli, tarikat ehli, marifet ehli ve hakikat ehli denir. Yani her ehil başka bir şey söyler.
Alevi nefeslerinden tarikat ehli başka bir anlam çıkarır, marifet ehli başka bir anlam çıkarır, hakikat ehli başka bir anlam çıkarır. Her söze en az dört anlam yüklenmiştir.
Onun için Aleviliği çok iyi tanımlamadan çok iyi bilmeden Alevilerin kendilerini Müslümanım ya da değilim diye tanımlamaları doğru değildir. Sokaktaki insana mikrofon uzatıp Müslüman mısın diye sormak ve Müslümanım cevabı almak Alevilerin Müslümanlığı konusunda bir şey ifade etmez. Çünkü o insan Alevilik üzerine bir fikir yürütmek için yetiştirilmemiştir. Ehil değildir.
izmirksk 08.02.2006, 13:10 doğruluk payı ne kadardır bilmiyorum ama farklılık adına hoş bir çalışma olmuş
Sanki bir yerlerden tanıdık gelid bu düşünceler. Sonra bir de baktım ki, ben de bunları düşünüyormuşum da farkıda değilmişim. Doğru ya, İlk Celali İsyanlarında Alevi kelimeleri geçmeye başlıyor. Tarih o döneme denk geliyor.
Ayrıca, her kim nereden geldiyse Anadolu'ya, her kim ne zaman geldiyse Anadolu'ya, güzelim Anadolu'm hepsini kendine benzetmiş, bir şeyelr almış gelenlerden ama aldığından fazlasını vermiş gelenlere. Bu Alevilik'in ta kendisi işte. O halde Ali'ye bağlantı kurmak haksızlık olmaz mı, Ali'de önce yeşeren bu Anadolu kültürüne...
rockçı turna 08.02.2006, 13:56 bu kitabı daha öncede okumustum ve beynim tam anlamıyla dumura ugramıstı...
bu yorumu okuyanların bir de dr. ismail kaygusuz un su makalesini okumasını öneririm...
http://www.aleviforum.com/showthread.php?t=4525
cok merak ediyorum acaba dünyanın baska bir yerinde bizim kadar kafası karıstırılan bir toplum varmıdır??? iyide bakıyorsunuz her iki görüsde tezlerini alevi edebiyatından örneklerle destekliyorlar. aynı aşıktan ,aynı veriden yola cıkarak bu kadar ters sonuclara varılmasını bir türlü kafam almıyor... aslında su durumda isyan edesim geliyor fakat farklılıkların gerekliliğine de inanmamız gerektiğinden kızgınlıgımı dizginlemeye calısıyorum.bu tanım işinin bir an bir uzlasıyla sonuclanması ve hak etmedigimiz bu iğrenç durumdan birlikle cıkmamız dileğiyle...
iyidost69 08.02.2006, 14:06 Arkadaşlar, benimde kafam bazen kazan gibi oluyor. Aslında bu kadar farklılık olması bir anlamda güzel. Bizim ne kadar engin ve evrensel olduğumuzu gösteriyor. Ama, farklılıkları izah ederken ve tartışırken keşke kavga etmesek. Birbirimizi olduğu gibi kabul etsek. Birlik olsak. Onlarcamız, yüzlercemiz, binlercemiz, hatta milyonlarcamız bir araya gelsek evrensel ayin-i cem yapsak.
Ama nerede, üzerimizde çok oyun oynanıyor. Bunun farkında ve bilincinde olalım.
Gelin Canlar bir olalım..
cemalettin 08.02.2006, 14:48 solsun renklerin,huzuru bul,gün ışığı renksizdir.
yapma ışıklar edinme,nur ışığı renksizdir.
gönlün gözün açık tut,gözlerin ışığı görsün.
kılavuza ne hacet,kılavuz gönlündedir.
ışığı aramıyorum,ışık benim içimde,
ışığı göremezsin,görünmez bir biçimde...
Bu düşüncelere katılmaktan başka birşey yapmak gelmiyor elimden
Sekiz köşeli yıldız bugün bir müze olarak kullanılan Hacı Bektaşi Veli Dergâhı’nda dergâhın mührü olarak sergileniyor. Mühür bir nevi kimliktir, kimlik cüzdanı gibi bir şeydir. 8 köşeli yıldız geçmişte ‘Mu’ inanışında, mu ana kıtasına bağlı kolonilerde, mabetlerde kullanılan da bir semboldür. O inanışa bağlı dergâhlarda kullanılan bu mühür bugün Hacı Bektaşi Veli dergâhının mührü olarak hala kullanılmaktadır. Sadece dergâhın mührü olarak değil, bütün mezar taşlarının bir köşesinde bulunmaktadır. Hacı Bektaşi Veli Dergâhı zannedildiği gibi 1240 tarihindeki bir oluşumla ortaya çıkmı ş bir oluşum değildir. Bu dergâhın altında inanılmaz sayı da mumya bulunmaktadır. Bu mumyaların üzerinde bir karbon testi yapılacak olursa görülecektir ki bu mumyalar en az 3-5 bin yıllıktır. Dergâhta pirlerin, mürşitlerin, dedelerin babaların kitabeleri kayıptır. Bu dergâh Hacı Bektaşi Veli zamanında kurulmuş bir dergâh değildir. Hem 8 köşeli yıldızdan hem de mumyalardan bu dergâhın çok eski bir inanışın devamı olduğu bellidir. Bu iki kanıt bu dergâhın kadim bir inanışın taşıyıcısı olduğunu açıkça gösterir. Aleviliğin çok eski ve kadim bir geçmişi olduğunu bilmemiz Aleviliği anlamamız açısından oldukça önemlidir. Aleviliği İslamla başlatanlar derler ki; “Aleviliğ in bütün ibadeti Alevi Ayin-i Cem’inin içerisindedir. Alevi Ayin-i Cem’i ilk nerede görülmüşse Alevilik orada başlamıştı r.” Buna ek olarak Alevi Ayin-i Cem’inin 1400 yıl önce Hz. Ali’nin toprak damlı evinde, Arabistan Yarımadası’nda yapıldığını ve orada başladığını söylerler. Halbuki ben kitabımda çok açık olarak bundan 5500 yıl önce yazılmış bir Sümer tabletinde Alevi Ayin-i Cem’inin bugün Anadolu’nun herhangi bir Alevi köyünde yürütüldüğü biçimiyle, demiyle, çerağıyla, zakiriyle, 12 hizmetlisiyle Sümerlerde de yürütüldüğünü ortaya koydum. Tarihin kabul ettiği ilk yazılı belgedir Sümer tabletleri. Bu tabletlerden önce de vardı bu kadim inanış ama bilinen yazılı tarih bu kadar.
bugünkü sabetayistler ile siyonistler arasında bir fark kalmadı. önce yurt dışından geldiler. sonra bektaşi dergahlarına girdiler. sonra dergahın içlerine 8 köşeli yıldızı da soktular. bunların hepsi masonik işaretlerdir. masonlara göre binlerce yıllık bir inanç vardır. onlar yahudi yada hristiyanlıktan daha da eski olan mısır, sümer ve maya inançları ile özdeş olduklarını ifade ederler. aynı şeyi bugünkü aleviliğe çekmeye çalışmaktalar.
Yoğ iken yerle gökler ezelden
Kudret kandilinde pünhan Alidir
Kün deyince bezm-i elestten evvel
Alemi var eden sultan Alidir.
Müminler sırrını ilden sakınır
Kendin bilmezlere sözün dokunur
Genci Abdal dört kitapta okunur
Evveli ahiri destan Alidir.
bu şiirler aşk şiirleridir. Allah aşkı ile yananların gönül sözleridir. anlamayanlar ise nerelere çekiyolar. Hz. Ali 4 halife zamanında yaşayan birisiydi. nasıl olurda alemi var eder.
alemi var eden. Hz. Muhammed,Hz. Ali, peygamberler, veliler, erenlerdir. bu Allahın birliğidir. Allahın birliğine giren Alemi var eden olduğunu anlar. bizde anlasak bizim ağzımızdanda böyle beyitler çıkardı. çünkü Allahın birliğine girmek Allahın iradesi ve kudreti olmaktır.
bugünlerde ki asimilasyon çalışmalarını abarttılar. Hz. Aliye de inanmayan Alevilik çıkartmaya çalışıyolar. bazı abilerde evet bu doğru nasıl diyebiliyorlar anlamıyorum.
Her yeni fikir, başlangıçta diğerleri arasında azınlıkta kalır
Thomas Carlyle
Ben bu söyleşiyi çok güzel bulmuştum yayınlandığı gün okurken... Babamda aynı yazıyı okudu ve küfür etmeye başladı. Çünkü yeni fikirler zor kabullenilir.
bülentişcan 09.02.2006, 17:16 Sayın Muttaki
senin anlamaman normal,sen burad yazılan herseye bir,şerh koyuyorsun,
Seni ŞAH-MAT a havale ediyorum,(Çevirdiğin filim vizyona girmiş Hayırlı olsun)
bülentişcan 09.02.2006, 17:20 Sevgili İYİDOST69
Sag olasın sanırım ınsanların kafsındaki düşünceleri netleşir.
İsmail kayguzuzn söyleşisi,net ve anlaşılır bulmadımı söyleyım,
yıne canlar bilieneceklerdir
DOSTCA KALIN
Sayın Muttaki
senin anlamaman normal,sen burad yazılan herseye bir,şerh koyuyorsun,
Seni ŞAH-MAT a havale ediyorum,(Çevirdiğin filim vizyona girmiş Hayırlı olsun)
bülent abi senin anlamaman normal derken neyi kastettiğini anlayamadım
bende bir film çevirecem abi. ve o filmde masonik işaretler ve bektaşiliğin içinde yeni bir bektaşilik kurmaya çalışan masonlar ve safça buna inanan insanlar olacak.
ama size de ön sıralardan bir rol düşüyor misyonunuzla...
Gayet başarılı bir çalışma olmuş Erdoğan Çınar'ı tebrik ediyorum. Tespitler çok yerinde, özellikle Tanrı kavramında. Bazı arkadaşlar çok sert muhalefet yapıyorlar, fakat bu forumdaki tartışmalardan çıkan sonuçlara bakarsak. Çok büyük bir çoğunluk Aleviliğin zaten İslam'dan ibaret olmadağı sonucuna varıyor. Öz İslam, gerçek İslam, İslam'ın özü vs. diyenler yaranma niyetindeki insanlar olduğu da apaçık belli(başta Fermani Altun). Bir dinin dogmalarına bu kadar direnmesine rağmen hala o ümmetin bir parçası olduğunu iddaa eden tek toplum biziz herhalde. Yalnız dikkatinizi çekerim burdan İslamla alakası yoktur sonucunu çıkarmayın. İslamdan cografya + siyasi baskılar münasabetiyle yoğun bir şekilde etkilenmiştir.
Şimdi Aleviliğin neden İslam'dan ayrı bir olgu olduğunu kendimce açıklamaya çalışayım.
Görünen yüz tamamiyle farklı gerek ibadetler, gerek toplumda kadının yeri hatta ibadethanelerin ve içinde yabılan ibadetin adı şekli bile farklı.
İç yüzüne girince en derinden en yüzeysele kadar temel farklılıklar var. Basit bir örnek vermek gerekirse Müslümanlarda Allah korkusu üzerine kurulmuş bazı inanç temelleri Alevilikte Allah sevgisi üzerine kurulmuştur.
Bu örnekler devam eder gider. Aforoz etmeden tutundan da, Aleviliğin monoteistten çok panteist özellikler göstermesine kadar İslam'dan ayrılan o kadar çok özelliği var ki. Aleviliği İslam'ın kalıbı altında eritmeye ve asimile etmeye çalışan arkadaşlarımızı anlıyamıyorum.
Aleviliğin içinde dogmalarından arınmış şekilcilikten uzak haliyle verilmek istenen mesajı alınmış İslam vardır. Fakat salt İslam'a bakarak Aleviliği görmek zordur.
Son bir örnekle konuyu kapatmak istiyorum. Herkesin bildiği üzere kendini Ateist olarak tarif eden epeyce bir Alevi nüfusu var. Çevremde ve ailemde de böyle insanlar olduğu için onlarla bu konuyu tartışma fırsatım oldu. Özellikle babannem le yaptığım konuşmalar sonucunda inanmadığı şeyin monoteist dinlerin Tanrısı olduğunu anladım.
Hala kafasında soru işaretleri olanlar aşağı baksın?
1) Ateist Katolik ???
2) Ateist Şafi ???
3) Ateist Hristiyan ???
4) Ateist Protestan ??
5) Ateist Müslüman ??
6) Ateist Caferi ???
7) Ateist Alevi >>>> bunun dışında diğer 6 şık kulağa saçma geliyor değil mi? Bir insan hem Hristiyan hem Ateist nasıl olur olmaz kimse bu iki kimliği yanyana kullanmaz olsa olsa Hristiyan kökenli Ateist olur. Fakat bizim toplumumuzdaki insanlar Aleviyim ama Allah'a inanmıyorum diyorlar. Bu bir ironi falan değil, inanmadıkları İslam'ın çizdiği Tanrı modeli= Allah.
Bir de bazı arkadaşların tepkilerini anlamak mümkün değil. Senin kafandakiler oturmuşsa sağlamsan ve inançına güveniyorsan kim seni yolundan döndürebilir? Ne yavuzlar ne yobazlar gördü bu toplum, döndü mü yolundan???
ALi'nin anlamı yüce uludur.Burada zikredilen şahıs değil ululuk yüceliktir.Bu şiirlerde anlatılanda Hz.Ali değil tanrıdır.Yani Allah'tır.
halitseyfi 26.02.2006, 02:24 bugünkü sabetayistler ile siyonistler arasında bir fark kalmadı. önce yurt dışından geldiler. sonra bektaşi dergahlarına girdiler. sonra dergahın içlerine 8 köşeli yıldızı da soktular. bunların hepsi masonik işaretlerdir. masonlara göre binlerce yıllık bir inanç vardır. onlar yahudi yada hristiyanlıktan daha da eski olan mısır, sümer ve maya inançları ile özdeş olduklarını ifade ederler. aynı şeyi bugünkü aleviliğe çekmeye çalışmaktalar.
Sıkma canını dostum alevilik ondanda eski.
SahHatayi 26.02.2006, 12:45 Hala kafasında soru işaretleri olanlar aşağı baksın?
1) Ateist Katolik ???
2) Ateist Şafi ???
3) Ateist Hristiyan ???
4) Ateist Protestan ??
5) Ateist Müslüman ??
6) Ateist Caferi ???
7) Ateist Alevi >>>> bunun dışında diğer 6 şık kulağa saçma geliyor değil mi? Bir insan hem Hristiyan hem Ateist nasıl olur olmaz kimse bu iki kimliği yanyana kullanmaz olsa olsa Hristiyan kökenli Ateist olur. Fakat bizim toplumumuzdaki insanlar Aleviyim ama Allah'a inanmıyorum diyorlar. Bu bir ironi falan değil, inanmadıkları İslam'ın çizdiği Tanrı modeli= Allah.
Bak Dostum, ... bu olayi sana anlatayim ...
eski inanclarin hepsinin sistemi vardir, ve bu sistem icinde,
yasama kurallari, toplum kurallari, ve ahlak ar namus kurallarina uyarsan o toplumdan sayilirsin ... adetlere örflere ve bazi seylerede uyman gerek tabi
demek istedigim, bizim alevilik dedigimiz olay, tek bir inanclan sona ermiyor, ve bildigimiz gibi bizim inancimiz bize bu öz degeri veriyorki kendimiz kendi yolumuzu bulalim diye, yani her insan baska bir renk ise, biz bunlari zorla siyah yada beyaza itmiyoruz
bu dünyada bize benziyen baska bir toplum var, JAHUDILER ... onlardada ateist yahudi --- olma imkani var ... isreali kuran yani siyonistler onlar ateist yahudilerdir
Erdoğan hocam güzel bir araştırma yapmış özelille araştırmalarında 5500 yıl önce cem olyı ile karşılaşmış bu çok önemlidir ben alevi değilim suni hiç değilim ama alevileri sınıf mücadelesine verdiği önemden dolayı ve devamlı mazlumun yanında olma özeliklerinden dolayı hep ilgimi çekmiştir ahmet arifin dediği gibi hava anan dünkü çocuk sayılır anadoluyum ben tanıyormusun alevilik bir düşüncedir tarih içierisinde şekilenmiştir aleviler enel hek benim demişlerdir ali benim ben aliyim demişlerdir şimdi yeniden cem ewleri yeni dedeler türemeye başladı buda alevileri islamlaştırma çabalarıdır din uyuşturucudur koklatırsın ve uyuşmuş beyini yönetirsin
sıtkıyamdan 2 nefes yazıyom
ondört bin yıl gezdim divanelikte
sıtk-ı ismin buldum pervanelikte
içtim şarabını mestanelikte
kırkların ceminde dara düş oldum
kırkların ceminde haydar haydar dara düş oldum
güruh-u naci'ye özümü kattım
insan sıfatından çok geldim gittim
bülbül oldum firdevs bağında öttüm
bir zaman gül için zara düş oldum
bir zaman gül için haydar haydar zara düş oldum
birde şu var hepimiz çıplak doğarız nereli olduğumuz sivaslımı erzincanlı ordulu ingiliz veya alevi suni ortadoks yahudi olmamız kendi tercihimiz değildir kardeşimiz anemizi babamızı bile kendi tercihimiz değildir bunlar sonradan bize giydirilen elbiselerdir hepimiz insanız dostlukla kalın
yazıyı okudum doğrılık payını %de 10 buluyorum.bir kere bu yazı dogru ise aleviler musluman degilller ve hz muhammet ve hz ali yi kullanıyoruz ve bunu hicbir alevi kabul etmez.ve eger bu arastırmacı hocamızın dedigine gore ne oldugumuz da belli degil.yanlıs bir anlayıs boyle yazılar alevilerin beynini sulandirir kanaatimce okunmamalıdır.boylesine buyuk bir allah muhammed ali sevgisini bu sekildeki arastırmalarla baska bir tarafa cekmenin bir mantıgı yoktur.
derviscemal 01.04.2006, 13:37 Bu konuya en güzel cevabın bu olduğunu düşünüyorum arkadaşlar her birşey söyleyen yazara bize böylemiyiz derseok ooo...
http://www.aleviforum.com/showthread.php?p=86141#post86141
Ben de o yazıya (Türk İslam Alevi Din Hizmetleri Başkanın yazısına) en güzel cevabın bu yazı olduğunu düşünüyorum. :)
srdr_ist 01.04.2006, 23:44 eyvallah dervişcemal dost aslında senin bu yorumunun üstüne bişey demeyecektim ama ahaım olsun onlara Allah belalarını versin Allah kör etmeye diye bir söz varya işte bu yazar vede benzerleri körlüğün en derin noktasındalar nerdeyse amerika kıtasında bişey bulsalar o zaman alevilik orda şöyleydi siyecekler kör ebe bunlar tuttuğuna sat vaya tut doğrumu yanlışmı kime ne nasıl olsa askerleri olacak.
Şahı merdan bunların üzerine elem versin bunlar dönekler bunlar yolda şeytanla aşık atıp bizi yoldan çıkarmaya çalışanlar.
Ne diyeyim Alçakta yüksekte yatan ulularıyla Allah bunlara lanet etsin lain yezit gibi lanet olsun uyanlarada.
derviscemal 01.04.2006, 23:45 Ben de o yazıya (Türk İslam Alevi Din Hizmetleri Başkanın yazısına) en güzel cevabın bu yazı olduğunu düşünüyorum. :)
sayın adam bunlar aleviliği saptırmaya çalışanlardır kendilerine bir yer açmaya çalışmak isteyenlerdir.
:yapmabe derviş cemal ben sizin tabiriniz ile sunni bir insanım sen önce yazdığın dörtlüğün neden yazıldığını kime karşı hangi yüzyılda niye yazıldığını öğren belki biraz bilincin kafa yapın şekilenir anladığım kadarı ile kalıplaşmış düşüncenin dışına çıkmam istemiyorsun bu mantıkla gideceğiniz yer kara çarşaftır sen dönmüşsün zaten önce öğren araştır sonra konuş sistem sizi çekmeye çalıştığı yere götürmüş zaten
Yaşam felsefeleri ile;
“Daha Allah ile cihan yok iken
Biz onu var edip ilan eyledik
Hakka hiçbir layık mekan yok iken
Hanemize aldık mihman eyledik
Yaradanında yaratanında kendisi olduğuna inanan bir yaşam felsefesi
...
“Kim ne bilir bizi nice soydanız
Ne zerrece oddan ne hod sudanız
dervişlik kola değil oku kardeşim abim arkadaşım okuu
srdr_ist 02.04.2006, 10:48 :yapmabe derviş cemal ben sizin tabiriniz ile sunni bir insanım sen önce yazdığın dörtlüğün neden yazıldığını kime karşı hangi yüzyılda niye yazıldığını öğren belki biraz bilincin kafa yapın şekilenir anladığım kadarı ile kalıplaşmış düşüncenin dışına çıkmam istemiyorsun bu mantıkla gideceğiniz yer kara çarşaftır sen dönmüşsün zaten önce öğren araştır sonra konuş sistem sizi çekmeye çalıştığı yere götürmüş zaten
Yaşam felsefeleri ile;
“Daha Allah ile cihan yok iken
Biz onu var edip ilan eyledik
Hakka hiçbir layık mekan yok iken
Hanemize aldık mihman eyledik
Yaradanında yaratanında kendisi olduğuna inanan bir yaşam felsefesi
...
“Kim ne bilir bizi nice soydanız
Ne zerrece oddan ne hod sudanız
dervişlik kola değil oku kardeşim abim arkadaşım okuu
Burda üstüne alındığın söz nerde okumaktan pert oldum. Ne alaka yahu çarşafa dolanacak söz nerde :) Savunmak için yazmadığım gibi sadece şiirin anakonusu yüzünden söz söyledik.
Saygılarımla
Aşağı yukarı Alevi sırrına vakıf tüm Alevi Aşık-ı sadıklarının nefeslerinde bu durum böyledir. Bir dörtlük daha okuyayım:
Şah-ı Merdan cuşa geldi sırrı aşikar eyledi
“Yağmuru yağdıran benim” deyi Ömer’e söyledi
Ol dem şimşek yalabıdı Yedi Sema gürledi
Hem Sakidir, hem Baki’dir, Nur -Rahman’ım Ali!
Sefil Ali
Omere soyledi diyor.. Omere soylese soylese kim soyler peki ;)
»Aleviliği dördüncü kapının onuncu basamağındaki bir kişi doğru anlatabilir ve Aleviliğe vakıf olabilir diyorsunuz. Şu anda siz bize Aleviliği anlatıyorsunuz, peki sizin durumunuz ne?
Doğru Aleviliği anlatıyorum ancak Aleviliğin benim yazdığım kitapta da burada söylediklerim dışında bir çok sırrı, vasfı var. Ben hepsini anlatmıyorum. Ben sadece bilebildiğimi vakıf olabildiğimi anlatıyorum. Hatta daha çok Aleviliğin ne olduğunu değil ne olmadığını anlatıyorum. Bu arada da vakıf olduğumun da çok azını anlattığımı da söylemeliyim.
yazar kardes merakimi bagisla, kacinci basamaktasin ? ;)
celiskilere devam..
yazilarin ozu isi gucu birakmisiz takiyenin kralini can sevdamizdan yapagelmisiz, hem de ser verip sir vermeyenlerin tarikatina mensup kisilerce ;)
hakkini verelim niyetine ekliyeyim, yorumlarda akla mantiga hos gelen sallamalarin yanina bilegeldigimiz dogrulari cakarak saglama yapildigi acik olarak gorulmekte ;) Allah var guzel islemis mevzulari..
pir sultan ne demis bir bakalim izninizle ;
Pir Sultan Abdal
-1-
Muhammed Ali'nin kurduğu yoldur
Ak üstünde kara seçebilirsen
İ'tikadı dilden söyleyen dildir
Ali'nin sırrına erebilirsen
Erenler seni ol ceme katarlar
Kötü amellerin taşra atarlar
Bir gün yularından çeküp tutarlar
Çektikleri yere varabilirsen
Erenler seni ol ceme getürür
Kalmış işlerini Hak'ka yetürür
Gördüm mü Hak ana mihman oturur
Mihman gözü ile göre bilirsen
Aslı mervan olan katara gelmez
Küfrü imân eden âşıklar ölmez
Mü'minin suâli ahrete kalmaz
Dünyada süalin verebilirsen
Pir Sultân abdal'ım eller men'olur
Dört kapudan bir gün birden yol olur
Verdiğin ikrâre durabilirsen
-2-
Hak için kendini kurbân eylelen
Şah-ı Merdan oğlu İmam Hüseyin
Cümle erenlere fermân eyleyen
Erenler serdârı İmam Hüseyin
Muhammed Ali'nin çeşmi çırağı
Erenler yolunun gülşeni bağı
Ciğerler pâresi gönül durağı
Gözlerimin nûru İmam Hüseyin
Ceddi Muhammed'dir atası Ali
Anası Fâtıma cihan evveli
Cümle evliyâlar ederler beli
Evliyâlar pîri İmam hüseyin
Bâtının sultânı mü'minler şâhı
Gaib ^leminin şems ile mâhı
Şah Hüseyn'im deyü ederler âhı
Mâtem ile zârı İmam Hüseyin
Pir Sultan'ım eydür tutar dâmânım
Dostunun dostuyuz biz hânedânın
Dü çeşmi değil mi Şah-ı Merdânın
Erenler hünkârı İmam Hüseyin
-3-
Çeke çeke ben bu derdden ölürüm
Seversen Ali'yi değme yâreme
Ali'nin yâresi yar yâresidir
Buna merhem olmaz dil yâresidir
Ali'yi sevmeyen hak'ın nesidir
Seversen Ali'yi değme yâreme
Bu yurd senin değil konar göçersin
Ali'nin dolusun bir gün içersin
Körpe kuzulardan nasıl geçersin
Seversen Ali'yi değme yâreme
Ilgıt ılgıt dolu akıyor kanım
Kem geldi dîdâra tâli'im benim
Benim derdim bana yeter hey canım
Seversem Ali'yi değme yâreme
Pir Sultan Abdal'ım deftere yazar
Hîlebaz yâr ile olur mu pazar
Pir merhem çalmazsa yâreler azar
Seversem Ali'yi değme yâreme
-4-
Hak Muhammed Ali geldi dilime
Mürvet günâhıma kalma yâ ali
Külli günâhımı aldım elime
Mürvet günâhıma kalma yâ Ali
Hadîce Fâtıma mihr-i mahabbet
Yine senden olur kuluna rahmet
İmam Hasan İmam Hüseyn mürüvvet
Mürvet günâhıma kalma yâ Ali
İmam Zeynelâbidîn'e erelim
İmamların dîvanına duralım
Doksan bin erlere niyâz edelim
Mürvet günâhıma kalma kalma yâ Ali
İmâmı Ca'fer'dir dîdemin nuru
İmam Bâkır imamların süruru
Dilerim çektirmeye âh ü zârı
Mürvet günâhıma kalma yâ Ali
Mûsi-i KÂzım'dan İmamı Rızâ
Umarım inâyet edesin bize
Günahım çok benim deyeyim size
Mürvet günâhıma kalma ya Ali
İmam Taki İmam Naki'dir virdim
Anlara sığındım dayandım durdum
Hasan-ül-Asker'e yüzümü sürdüm
Mürvet günâhıma kalma ya Ali
Pir Sultan'ım tamam oldu sözümüz
Muhammed Mehdi'ye var niyâzımız
On iki imâma bağlı özümüz
Mürvet günâhıma kalma yâ Ali
-5-
Şu yalan dünyâya geldim geleli
Şu gönlüm gamı gitmez dahi ne
Sevgili cânandan ayrı düşeli
Şu çeşmimin yaşı dinmez dahi ne
Neylersin sen anın çırağın yakub
Olurun olmazın kahrını çeküp
Dört yanımız aldı engeli rakip
Va'desi yetesi olmaz dahi ne
Gel deiğim yerde gelir isterin
Dur dediğim yerde durur isterin
Bİr hâlimden bilir dilber isterin
Gönül sâhibisin bulmaz dahi ne
Pir Sultan Abdal der girdik bir yola
Dost odur ki dostun yolunda ola
Tedbîrin üstüne takdir havâla
Kulun kendi dediği olmaz dahi ne
-6-
Gidi Yezid bize kızılbaş drmiş
Meğer şâhı sevdi dese yoludur
Yetmiş iki millet sevmedi şâhı
Biz severiz şâh-ı Merdan Ali'dir
Muhammed dînidir bizim dînimiz
Tarîkat altında geçer yolumuz
Cebrîl-i Emin'dir hem rehberimiz
Biz mü'miniz mürşidimiz Ali'dir
Gidi Yezid biz hiç haran yemedik
Bâtında gördüğümüzü demedik
İkrâr birdir dedikgeri dönmedik
Yedileriz birincimiz Ali'dir
Pir Sultan der ki Hak'kadır yolumuz
Evvel kurban verdik şâha serimiz
On iki imam meydanında dârımız
Biz şehidiz serdarımız Ali'dir
derviscemal 02.04.2006, 12:21 :yapmabe derviş cemal ben sizin tabiriniz ile sunni bir insanım sen önce yazdığın dörtlüğün neden yazıldığını kime karşı hangi yüzyılda niye yazıldığını öğren belki biraz bilincin kafa yapın şekilenir anladığım kadarı ile kalıplaşmış düşüncenin dışına çıkmam istemiyorsun bu mantıkla gideceğiniz yer kara çarşaftır sen dönmüşsün zaten önce öğren araştır sonra konuş sistem sizi çekmeye çalıştığı yere götürmüş zaten
Yaşam felsefeleri ile;
“Daha Allah ile cihan yok iken
Biz onu var edip ilan eyledik
Hakka hiçbir layık mekan yok iken
Hanemize aldık mihman eyledik
Yaradanında yaratanında kendisi olduğuna inanan bir yaşam felsefesi
...
“Kim ne bilir bizi nice soydanız
Ne zerrece oddan ne hod sudanız
dervişlik kola değil oku kardeşim abim arkadaşım okuu
sayın nesrin,
siz epey bir saçmalamışsınız sizin dünyadan vede bu konudan haberiniz yok sanırım yazmadan önce okuyun lütfen böyle sivrilmek doğru değildir. Ne kara çarşafı ne dünya görüşü senin gözlerinmi kapalı ayrıca bu aşağıya yazdığın dörtlük kime ait sen mi yazdın..
biraz silkin istersen..
astokomlu 02.04.2006, 12:27 :yapmabe derviş cemal ben sizin tabiriniz ile sunni bir insanım sen önce yazdığın dörtlüğün neden yazıldığını kime karşı hangi yüzyılda niye yazıldığını öğren belki biraz bilincin kafa yapın şekilenir anladığım kadarı ile kalıplaşmış düşüncenin dışına çıkmam istemiyorsun bu mantıkla gideceğiniz yer kara çarşaftır sen dönmüşsün zaten önce öğren araştır sonra konuş sistem sizi çekmeye çalıştığı yere götürmüş zaten
Yaşam felsefeleri ile;
“Daha Allah ile cihan yok iken
Biz onu var edip ilan eyledik
Hakka hiçbir layık mekan yok iken
Hanemize aldık mihman eyledik
Yaradanında yaratanında kendisi olduğuna inanan bir yaşam felsefesi
...
“Kim ne bilir bizi nice soydanız
Ne zerrece oddan ne hod sudanız
dervişlik kola değil oku kardeşim abim arkadaşım okuu
bu yazınızda ne anlatmak istediğinizi,ne yapmaya çalıştığınızı anlayamadım.. tanıyıp tanımadan kişileri "dönme" denen seviyesiz kelimelerle suçluyorsunuz..hemde dervişcemal gibi bi insanı..ama malesef sert kayaya çarptınız.
kara çarşaftan bahsediyorsunuz..belli ki Alevilik hakkında bilgisizliğiniz var..bence önce siz okuyun,öğrenin sonra eleştirinizi yapın...yoksa kimse sizi ciddiye almaz...
bugünkü sabetayistler ile siyonistler arasında bir fark kalmadı. önce yurt dışından geldiler. sonra bektaşi dergahlarına girdiler. sonra dergahın içlerine 8 köşeli yıldızı da soktular. bunların hepsi masonik işaretlerdir. masonlara göre binlerce yıllık bir inanç vardır. onlar yahudi yada hristiyanlıktan daha da eski olan mısır, sümer ve maya inançları ile özdeş olduklarını ifade ederler. aynı şeyi bugünkü aleviliğe çekmeye çalışmaktalar.
bu şiirler aşk şiirleridir. Allah aşkı ile yananların gönül sözleridir. anlamayanlar ise nerelere çekiyolar. Hz. Ali 4 halife zamanında yaşayan birisiydi. nasıl olurda alemi var eder.
alemi var eden. Hz. Muhammed,Hz. Ali, peygamberler, veliler, erenlerdir. bu Allahın birliğidir. Allahın birliğine giren Alemi var eden olduğunu anlar. bizde anlasak bizim ağzımızdanda böyle beyitler çıkardı. çünkü Allahın birliğine girmek Allahın iradesi ve kudreti olmaktır.
bugünlerde ki asimilasyon çalışmalarını abarttılar. Hz. Aliye de inanmayan Alevilik çıkartmaya çalışıyolar. bazı abilerde evet bu doğru nasıl diyebiliyorlar anlamıyorum.
nedir bu müslümanlar Alevilere yol göstermeye çalışıyor biz kendi yolumuzu biliyoruz sayın müttaki sırf Kur'an mantığıyla aleviliği düşünmek doğru değil bence...
nedir bu müslümanlar Alevilere yol göstermeye çalışıyor biz kendi yolumuzu biliyoruz sayın müttaki sırf Kur'an mantığıyla aleviliği düşünmek doğru değil bence...
Kuran benim Aynamdır bakar kendimi görürüm. sen başkalarını görmeye çalışırsan anca önyargılarını görürsün. :hopala
biz kimseye bişey göstermiyoruz. kendi aradığımız şeyi görmeye çalışıyoruz. İnsanı :)
Gülseren58 16.04.2006, 00:52 Sayın Erdoğan ÇINAR,
Yazdıklarınızı okumak, benim için çok önemliydi. Hayal meyal hatırladığım anılarımdan biri de babamın bizlere Battal Gazi hikayeleri anlatmasıdır. Büyüyüp te okula gidince, hele hele Resmi Tarihteki bilgiler ile karşılaşınca babamın Battal Gazi'yi bu kadar can-ı gönülden sahiplenmesini anlamamıştım. Kendisi okula hiç gitmemişti ve okulda bizlere öğretilmeye çalışıldığı türden bir Tanrı inancına sahip değildi. Biraz büyüyüp te dünyaya politik açıdan bakmaya başladığım dönemlerde de bu konu kafamı çok kurcalamış ama doğrusu işin içinden çıkamamıştım. Dahası annem reakarnasyon gibi bir şeye inanıyordu ve dünyaya bir kaç geldiğimize (ikisini de kaybettim ve bu konu dilerim annemin inandığı gibidir) inanmaktaydı. Henüz okula başladığımda annem Pir Sultan Abdal'ın hikayesini anlatır, darağacına çekilmesinden sonra Pir Sultan Abdal'ın aynı anda üç değişik yerde köylülerce görüldüğünü söylerdi. Zaten Pir Sultan Abdal'da
ÜÇÜNCÜ ÖLMEM BU HAİN / PİR SULTAN ÖLÜR DİRİLİR demiyor muydu.
Size teşekkür ederim. Kitabınızda biraz önce söz ettiğim ve kafamı kurcalayan soruların yanıtını verdiğiniz için. Kitabınızı tartışmayacağım. Çalışmalarınızda başarılar diliyorum.
ertürkmeral 16.04.2006, 01:14 Sayin Nesrin Hanim,
Erdogan hocanizin yaptigi arastirmayi cok begendiginizi yazmissiniz. Begenmek ya da begenmemek elbette kisisel bir tercih. Yazinizda ayrica Alevi ve sünni olmadiginizdan söz ediyorsunuz. Buna ragmen Aleviligin ne oldugu ya da olmasi gerektigi hakkinda görüs bildirme geregi duymaktasiniz, bu anlasilir degil. Dedelerin yeniden ortaya ciktiklari yollu ifadeniz ise oldukca incitici. Ben bugüne kadar herhangi bir inanc grubuna dahil olmayanlar tarafindan o inancin ne olmasi ya da olmamasi gerektigi konusunda herehengi bir görüs ileri sürdüklerine tanik olmadim. Aleviligin bir düsünce sistemi oldugu konusundaki deruni aciklamalarinizda ilginc. Her inancin ayni zamanda bir düsünce sistemi olmasi kadar dogal bir sey yok. Hiristiyanlikta# Yahudilikte bir düsünce sistemidir. Bizim inancimiza inanmadiginiz halde# biziminancimizin ne oldugu konusunda hangi hakla görüs bildirme geregi duydugunuzu dogrusu anlamadim. Dedelerin Aleviligi sünnilestirmesi vs ile ilgili yazdiklariniz ise yanitlamaya gerek bile duyulmayacak kadar anlamsiz ifadeler. Alevilerin yol önderleri hakkinda, o inanca inanmayanlar tarafindan söz söylemesinin tuhafligini umarim anlayabilirsiniz. Begensenizde begenmesenizde bu bizim inancimiz. Lütfen inancimizla ilgili konulari ona inanalara birakin. Bizler kimsenin inanci hakkinda ya da inanamamasi hakkinda herhangi bir sey söylemiyoruz. Bu inanac ileriyse de geriyse de bizim inancimiz. Bizim inancimiz hakkinda ne dogru ne yanlis karar verecek olanlarin bizler oldugunu anlamanizi ve bu tür ifadelerinizle, sanki bu yolun sahipleri yokmus gibi davranislarinizi birakmanizi# neye inaniyorsaniz onun hakkinda konusmanizi rica ediyorum. Ne bu yol sahipsiz ve ne de Aleviler neye inandiklarini bilme konusunda acizler. Erdogan hocanizinda önce düsüncelerini kendi icinden geldigi safii cemaati hakkinda yazmasini salik veririm. Bu yola inanmayanlarin bu yol hakkinda konusmalari artik bikkinlik vermeye basladi.
Insanlarin milliyetleri vs konusundaki görüslerinizide paylastigimi belirtmek isterim. Bizim inancimizda ne kadin insan vardir ne erkek, ne hiristiyan insan vardir ne yahudi, ne alevi insan vardir ne de sünni, ne özürlü insan vardir ne özürsüz. Inancimizin temelinde sadece ve sadece insan vardir. Ne türk vardir ne alman. Ve kabemiz insandir bizim. Yol önderlerimiz dedelerimiz ibadet yerimiz ise cemeevleridir.
Ertürk
huseyincem 16.04.2006, 13:54 arkadaşlar gerçekten sadece konuyu okuyup geçecektim.ama arkadaşların aleviliğe yakıştıramadığım tepkilerini görünce bir kaç sözde ben yazayım istedim.
bu yazıyı bende okudum.birgün gazetesinde alevilikle ilgili yazı dizisinin 1. bölümüydü.aleviliğe değişik açılardan bakanların da görüşleri de yayınlanmıştı.fakat hatırladığım kadarıyla da en fazla ses getiren bu oldu.
babam allah inancına sahip bir alevi olarak tanımlar kendisini.yanlız onunla girdiğimiz(ben ateistim ama aleviyim bu arada)allah tartışmalarında maalesef bazen kendisininde cevaplayamadığı sorular olduğunu gördü.kendisi bir alevi derneğinin ilçe başkanı.yani okumamış yazmamış bir insan değilk.bu yazıyı bana gösterdiğinde gözlerinde ki ışık aradığını bulan bir insanın gözlerindekiyle aynıydı.demek istediğim okuyunca bu yazıyı kafasındaki bazı soru işaretlerini de silmiş oldu.
bencede bu yazının tamamını destekleyen araştırmalar bulunmadığı sürece bu yazıda ki bilgilere inanıyorum.evet alevilik bu demek yanlış olur.fakat bazı arkadaşlar aleviliğin hoş görüsüne yakışmayacak bir biçimde bu yazıyı görüşü afaroz etmişler.bence bu yanlış.
alevilik ki elbette islamla yada diğer bazı dinlerle sınırlanamayacak kadar evrensel bir yol iken tutup sadece islam içine sığdırılmaya çalışılmasını anlamlıbulmuyorum.asimilasyondan söz ederkende benim en çok korktuğum şeyin başladığını görüyorum.arkadaşlar ho görüsüz alevilik alevilik değildir.bela okuyanımı sen sunni değilsin siyenimi bunlar bence yanlış.
nesrin arkadaşın dörtlüğü ünlü bir alevi önderinindi.fakat şimdilik adını hatırlamıyorum.en kısa zamanda bulunca buraya eklerim.o eleştirilen yazı bir alevi önderinin yani.işte asimilasyon meyvelerini vermeye başlıyor burada.artık kendi önderlerimizin yazılarını felsefelerini düşüncelerini de redde4tmeye başlıyoruz.nesrin arkadaş bize destek verirken bazı narkadaşların linç girişimi hiç hoşuma gitmedi.
arkadaşlar şu açık bir gerçektir ki alevilik islam da dahil diğer tüm dinlerden işe yarar kısmını alan bir nevi altın sdüzgeci gibi güzel yönleri alan ve diğerlerini reddeden bir inanç yoludur.ve bu yol bilimselliğe yakındır.hz.aliye olan sevgimzi onunda tıpkı yüzyılardır ezilen bizler gibi atalarımız gibi haksızlığa uğramasıdır.
daha detaylı tartışalım.ama lütfen linç girişimlerini bir kenara bırakalım.bize ve hoş görümüze yakışmıyor.
new_gree 16.04.2006, 18:10 Ertürkmeral'e!
Alevilikte öncelikle eline, beline, diline sahip olmak esastır(yani yalan söylemeyeceksin, iftira etmeyeceksin).
Erdoğan Çınar'ın şafi olduğunu nereden çıkardığını anlamakta zorlanıyorum doğrusu. Hiç tanışmadığın bir insanın dinini değiştirme hakkına sahip değilsin.
Erdoğan Çınar Cemal Abdal Ocağı'na bağlı soylu bir Alevidir.
ertürkmeral 17.04.2006, 22:24 Sayin Can,
Benim söyledigim Erdogan Cinar"la ilgili degildi. Benim o sözüm politikada basarisiz olup simdi pek cok Alevi sitesinde yazi yazan Erdogan Aydin'la ilgili.
Bana ilettiginiz bilgiler icin tesekkürler. Ancak tanimadiginiz insan hakkinda cok acele karar vermeyin.
selamlar
ertürkmeral 17.04.2006, 23:03 Sevgili Hüseyin Cem,
O dörtlük Harabi'ye ait. Bu dörtlük oldukçada uyun. Adıda Vahdetname. O deyişin bazı dörtlüklerini de ben yazayım. Aslı oldukça uzun:
VAHDETNAME
Daha Allah ile cihan yok iken
Biz ani var edip ilan eyledik
Hakk'a hiçbir layik mekan yok iken
Hanemize aldik mihman eyledik
Kendisinin ismi henüz yok idi
Ismi söyle dursun cismi yok idi
Hiçbir kiyafeti resmi yok idi
Sekil verip tipki insan eyledik
Allah ile burda birlestik
Nokta-i amaya girdik birlestik
Sirr-i Küntü kenzi orda söylestik
Ismi serifini Rahman eyledik
Asikar olunca zat ü sifati
Kûn dedik var ettik bu semavati
Birlikte yarattik hep kainati
Nam ü nisanini cihan eyledik
Yerleri gökleri yaptik yedi kat
Alti günde tamam oldu kainat
Yarattik içinde bunca mahlûkat
Erzakini verdik ihsan eyledik
Harabi böyle diyor.
Siz nesrin Hanımın söylediklerini eleştirenleri hoşgörüsüzlükle suçlamışsınız. Gelin bazı şeylerin adını koyarak konuşalım. Birincisi neyin bir inanca ait olup neyin olmadığını o inanca inananlar karar verir. Bundan da doğal bir şey olamaz. Hiç bir Alevi bugüne kadar hıristiyanlara şu hıristiyanlıktır bu değildir demedi. Yahut diğer başka inanç mensuplarına da böyle sözler söylemedik. Hıristiyanlığın ne olup olmadığına kararı hıristiyan cemaati ve onun başı papa vermekte. Hıristiyan kökenden gelen herhangi bir ateist, hıristiyanlara nelere inanıp inanmamaları gerektiği konusunda bir görüş bildirme hakkına sahip değil. Çünkü o kendisine ateizmi bir inanç olarak seçmiş ve ona inanmakta. Bundan da doğal bir şey yok.
Nedense kendilerine ateistim diyenler, tanrı tanımazlar, Alevilik konusunda kendilerinde yetki görmekte ve bizlere neyin alevilik neyin alevilik olmadığı konusunda fetvalar vermektedirler. Bu zatlar bugüne kadar başka bir inanc hakkında böylesi görüşler ileri sürmediler. Peki ne oluyorda Alevilik hakkında bunu diyebiliyorlar. Aleviliğin ne olduğunu, 7 Ulu Ozanımızdan mı öğreneceğiz yoksa kendisine Ateistim diyenlerden mi? Hünkar Hace Bektaşı Veliden mi bunlardan mı? Yol önderlerimiz dedelerimizden mi? Kendisine ben tanrı tanımazım deyip arada sırada hem de Aleviyim diyenlerden mi? Bir insan ya kabul eder bir inancı ya da ret. Hem ateistim hem de hıristiyanım diyen bir hıristiyana yada keza yahudiye ya da sünni bir müsümana rastlamadım. Bir insan hem ateist hemde başka bir inanca ait olamaz. Bu nevi şahsına münhasırlar bizim toplum içerisinde türemeye başladı. Bunlar ya alevi değillerdir ya da ateist. Alevi kökenden gelen herkes Alevi olmak zorunda değil. Eğer kendisine başka bir inancı ya da tanrıtanımazlığı seçmişse, bizim inancımız hakkında fetva vermeyi bıraksınlar. Bu ikisinden birisini seçmek zorundalar. Eğer bir insan ateist ya da başka bir inançtansa, bizim inancımıza laf söylemeyi bu yola inananlara bıraksınlar.
Elbetteki Aleviler hoşgörülüdürler. Hoşgörü ancak, bu yola inanmayanların fetvalarını kabullenmek değildir. O insanlara bizim inancmızı bize bırakın demektir. Hoşgörülü Aleviler bugüne kadar ne bir inaçsızı ne de başka inanç mensuplarını kırmıştır. Kimsenin inancı hakkında laf söylemeyen Alevilerin, kendi inançları hakkında bu yola inanmayanlar tarafından fetvalar verilmemesini istemelerinin hoşgörüsüzlükle ilişkisini de anlamış değilim.
selamlar
Ertürk
huseyincem 17.04.2006, 23:35 sevgili ertürk meral.öncelikle harabiye ait vahdetnemenin tamamını yayınladığınız teşekkür ederim.
gelelim görüşlerinize.
nesrin hanım alevilere karşı bir önyargı yada bir görüşde bulunmamış buradaki yazılarında.ama bazı arkadaşların hemen o anki kızgınlıklarıyla cevap vererek onu kırdıklarını düşündüğüm için yazdım.
gelelim ad koyma meselesine.sizin bakış açınızla benim bakış açım maalesef uyuşmuyor.tabiki insanlar içinde bulundukları inanç hakkında fikirlerini belirtecekler.bu onların en doğal hakkı.ama nesrin ahnım alevilik hakkıında herhangi kötü bir yaklaşım içinde değil.ama harabinin şiirini bu da ne gibisinden reddetmek maalesef bence bilmeden konuşmaktır.harabi de bir alevi ozanıdır ve aleviliğin tanrıya bakış açısını yansıtmıştır bence.
ataistlere gelince ki bende bir ateistim;bilindiği üzere ateistler hemen hemen her dini eleştirirler ve onlar hakkında da görüş bildirirler.çünkü eğer böyle yaklaşmazlarsa sadece bir dini eleştirerek ataistlik yapmazlarsa bu pek samimi bir bakış açısı olmaz.
benim gibi ateist alevilere gelirsek eğer ki işte ayrıldığımız nokta budur,bizim eleştirilerimiz bizim bakış açımız sadece allahın yada var olduğu düşünülen bir yaratıcının olmadığı konusundadır.onun haricinde ben hiç bir zaman alevi değilim demedim,aleviloiğin felsefesiyle bakış açısıyla çelişmedim,sizin bahsettiğiniz gibi de alevi ateistlerde böyle bir şey görmedim.kaldı ki benim zaten ateist olmamda en büyük etken olan ozanlarımızın bakış açısının dışında da değilim,hem yaşam tarzım olarak hem de felsefi olarak.sadece onları yorumlayışım,onlara bakış açım farklı,aramızdaki fark budur.
alevilik bir din değildir.bir felsefe bir yaşam biçimidir.belki de din dir ki ben o zaman ateist değil,aleviyim.o yüzden inanç redettemek konusundaki görüşlerinize katılmıyorum,ateistten de önce bir alevi olarak alevilik hakkında sonuna kadar konuşma hakkını kendimde buluyorum.sizin alevilikten anladıklarınızla benim alevilikten anladıklarım maalesef çok farklı.o yüzden tutup burada sizinki yanlış benim ki doğru gibi bir tartışmaya girmeyeceğim.fakat şunu da belirtmek isterim ki aleviliğin islam içi olduğuna,yada savunduğunun,inanılanın herhangi bir yerde var olan,yaratıcı bir ruh olduğuna da kesinlikle inanmıyorum.aleviliğin merkezinde insan olduğunu vede insanın sevilip korunup,insana tapıldığını düşünüyorum.harabinin ve diğer alevi ozanlarının dörtlüklerinden ben böyle anlıyorum.sonuç olarak ben ateist bir aleviyim.
yani problem eğer sunni kökenli bir arkadaşın,şu anda ateist olup,kendisini alevilere yakın hissedip bize destek olurken,fikirlerini söylemesiyse ve bunu tamamiyle yanlış anlayıp bu insanın üzerine,aleviliğe yakıştıramadığım,anlayıp dinlemeden suçlu gibi davranılmasına karşı olmamsa,kusura bakmayın ben bu karşı duruşluğuma devam edeceğim.
son olarak arkadaşın fetva değil destek olmaya çalıştığı kanısındayım.
sevgiler saygılar.
ertürkmeral 18.04.2006, 01:20 Sevgili Hüseyin Cem,
Size ilettiğim Harabi'nin bütün dörtlükleri değil daha uzun.
Öncelikle bazı noktaların açıklığa kavuşturulması gerekmekte. Birincisi bir yandan Alevilik bir din değildir diyorsunuz, öte yandan belki bir din diyorsunuz. Daha sonra Alevilik bir felsefe, bir yaşam biçimidir diyorsunuz. Tanrı inancını kabul etmediğinizi bu nedenle ateist olduğunuzu yazmaktasınız. Ateistlerin her dini eleştirdiklerini yazıyorsunuz. Bir anda ateistliği bırakıp Alevi olduğunuzu söyleyerek yeniden bazı görüşler ileri sürüyorsunuz.
Anladığım kadarıyla sizinle öncelikle kavramları açıklığa kavuşturmamız gerekmektedir. Siz elbette bir birey olarak istediğiniz tercihleri yapmakta özgürsünüz. Tıpkı Nesrin hanım gibi. Kendinize ateizmi bir inanç olarak seçebilirsiniz. Burada normal olmayan bir şey yok. Nesrin hanımda, sizler gibi düşünenlerde bu tercihleri yapabilirler. Neden böylesi bir tercih yaptığınız konusundada söyleyecek hiç bir şeyimiz olamaz. Bireylerin tercihleri elbette sadece o tercihi yapan bireyi bağlar. Bir tercihte bulunan, kendisini tanrıtanımaz olarak niteleyen bir birey, herhangi bir inanca bu inanç hakkında neyin doğru, neyin yanlış olduğunu ancak söyleme hakkına sahip olamaz. Bir insan kendisini tanrıtanımaz olarak niteliyorsa, tanrı tanıyan dinler hakkında doğruluk ya da eğrilik konusunda söz söyleyemez. Ne diyebilir? Tanrının varlığını kabul eden bütün inançlar yanlıştır der. Bunada söyleyecek bir sözümüz olamaz. Ancak hem tanrıtanımayıp hem de tanrıtanıyan dinlerin mensuplarına, içinizde şunlar daha doğru, bunlar daha yanlıştır deme hakkının olduğunu dünyanın hiçbir yerinde görmedim. Kendisi ateist olan, hiç bir hıristiyan kökenden gelen bugüne kadar, hıristiyanların şu ekolleri daha doğru demedi. Çünkü ister katolik, ister protestan isterse ortadoks hıristiyanlar olsun, hepsi tanrı tanımaktalar. Bu ateist için ise hepsi yanlış. Bu ateistin anladığı hıristiyanlık olamaz... Eğer görüşlerine hıristiyanlık uymuyorsa ya der ben bir ateistim, hıristiyan değilim ya da kendisine ayrı bir inanç kurar.
Olmayan kavramları üretmeyin. Alevilerin ateist olanları ya da ateist olmayanları diye bir ikilem yok. Alevilikte ateist alevilik diye bir kavram yok. Alevilik inancının temelini hak muhammet ali üçlemesini kabul etmek oluşturur. daha önceki yazımdada belirttim. Biz inancımızı bu inancı kuranlardan öğreniriz. Bu inancın 7 ulu ozanından, Hünkardan, yolun temsilcileri dedelerimizden öğreniriz. Onların dediklerine bakarız. Bu inançta neyin doğru neyin eğri olduğuna karar verecek olanlar ne diyanet temsilcileri ne de ateistler olabilir. Herkes kendi inancınına baksın. Kendisine ateistim diyen hiçkimse Hüseyin'in inancına hayır böyle değil deme hakkını bulmasın. Eğer kafanızdaki inanç Alevilikle bağdaşmıyorsa, Kerbela Şehitlerinin, Hünkarın, 7 Ulu ozanımızın görüşleriyle bağdaşmıyorsa, benim anladığım Alevilik budur deme hakkına sahip olamazsınız. Aleviliğin bu yol önderleri, imam cafer buyruğu bu inancın ne olduğunu ayrıntılı olarak belirtiyor. Sizin kafanızda ayrı bir Alevilik varsa o, Alevilik değil, sizin kendinize has uydurduğunuz bambaşka bir dindir.
Aleviliği bir inanç olarak sizin kabul etmediğiniz sözünüzüde anlamakta zorlanıyorum. Bu inancı siz mi kurdunuzda, hayır Alevilik bir inanç değil diyorsunuz. Eğer gerçekten 7 ulu ozanı okuduysanız bunları demeniz mümkün değil. Ne Hatayi ne Pir Sultan, ne Kul Himmet ne Nesimi ne Fuzuli böyle bir söz söylemiyor. Aleviliğin inanç olmadığını siz nereden çıkardınız? Hünkardan mı? Pir Sultandan mı? İmam Caferden mi? Adını aldığınız Hüseyin den mi?
Cemlerde dede ne için, kim için bizleri secdeye davet ediyor?
Alevilik bir felsefe bir yaşam biçimidir diyorsunuz. Aleviliği böyle kabul ediyorsunuz. Bu felsefenin kurucusu kim? Alber Camus' mu? Durkheim mı? kim? Hangi inanç aynı zamanda bir felsefe değil? Hıristiyanlık mı? Yahudilik mi? Sünnilik mi? Hangisi bunlardan aynı zamanda bir felsefe ve yaşam tarzı değil? Hepsi. Bütün inançların kendilerine özgü bir felsefesi ve yaşam tarzları vardır.
Sünni kökenden gelen, aydın, çağdaş insanlarla Türkiye'nin geleceğini, demokrasiyi insan haklarını konuşuruz ve pek çok ortak yönümüzü ortaya çıkarırız. Sünni kökenden gelen çağdaş, aydın insanlarla kendi inancımızı konuşmayız. O insanlar bu güne kadar kendi kökeninden geldikleri inançları hakkında, fethullahçılardan taraf olup, sülaymancılara yanlış demişler mi? Siyasal konularda elbette ancak inancımıza müdahale etmesinler. Bu inanç hiç kimseye sevimli görünmek zorunda değil. Bu inanca inanan bizleriz. Buna inanan bizler kendi aramızda elbette uzun uzun tartışacağız. Nasılki diyanet işleri bakanına, başbakana, milli eğitim bakanına sen kendi inancına bak diyorsak, aynı şey bizlerin bu çağdaş dostları içinde geçerli. Onlarla pek çok siyasal ve sosyal edimlerde ortak oluruz. Ancak bizim inancımızı kabul etmeyen her kim olursa olsun, ister iyi ister kötü niyetli, inancımız konusunda gölge etmesinler. Çünkü bu bizim inancımız. İnancımızı korumanında bizim hakkımız olduğunu artık herkesin anlamsı gerekli.
Hoşgörülüyüz elbette. Ne dinliye ne de dinsize karışmayız. Kimsenin bireysel tercihlerine müahale etmeyiz. Ancak ancak bizim neye inandığımız konusunda da müdahale beklememe hakkımızı elbette savunacağız. Hoşgörü bana sanki yol önderimmiş gibi neye inanmam gerektiğini söyleme hakkı değil. Bunun adı benim inancıma müdahale ve saygısızlık. Alevi toplumu kendi içerisinde 1826 yılından beri devam eden ayrılığın sonucu daha uzun yıllar tartışarak geçirecek. Ancak bu tartışmayı Alevi toplumu kendi içinde yapacak. Katoliklerin kendi aralarındaki tartışmalarına müdahale etmeyenlerin neden Aleviler arasında yapılan tartışmalara katıldıklarını merak etmekteyim. sadece bir taraflı değil çok yönlü bir müdahale var. Bir taraftan RTE ve benzerleri bizlere ibadet yerimizin neresi olduğu saygısızlığını yapmakta, diğer taraftan kendisini tanrıtanımaz olarak gören, aleviliğin sosyal bakışına sempati duyan ancak inanmayan sol kesim. Bir taraf alevilik eşittir sünnilik diyen kesim, diğer taraf ise alevilik eşittir dinsizlik diyen kesim. Ne onların ne de bunların bize müdahalaesini istemiyoruz. Bu bizim inancımız. İnancımızın temelleri belli.
Bu inanç eğer bir kimsenin hoşuna gitmiyorsa, çıkıpta benim anladığım alevilik demesin. Açıkça söylemek gerekirse onun anladığı Alevilik yok. Onun anladığı kendisine özgü kurduğu bir din ve onun adıda Alevilik değil.
Arakadaşınızın desteklerine teşekkür ederiz. Alevi toplumu inancının temelleri ile ilgili dış desteklere gereksinme duymamakta. Kim tarafından ve ne adına yapılırsa yapılsın.
selamlar
Tesekkürler sevgili ertürkmeral,bu yaziniza aynen katiliyorum.
huseyincem 18.04.2006, 02:10 sevghili ertürkmeral;
evet bazı noktaları açığa kavuşturalım.alevilik bir değil yada evet din.bu sizin algılarınızla alkalı bir şey.siz nasıl algılarsanız öyledir.bana göre bir yol,yaşam felsefesidir.bu yüzden ben bu yolda olan bu felsefeyi kabul eden bir canım o kadar.siz de farklı bir şekilde din,mezhep,islamın ta kendisi ve buna benzer bir şey diyebilirsiniz aleviliğe.belkide asıl sorun onun adını koyamamızdan kaynaklanıyor.eğer bu tarifte ortak bir nokta bulursak çözüme o kadar çabuk ulaşacağımızı sanıyorum.
ateistlerin inançları eleştirmeleri noktasındaki görüşlerinize tamamen katılıyorum.zaten bende aksi bir şey yazmadım.
hak muhammet ali üçlemesine gelince,benim anladığım aleviliğin,atalarımızın islamlaştırılmaları sırasında kaldıkları zulüm ve baskılardan dolayı,islam içerisinde meşruluk kazanmak adına kullanılan bir hitap şekli olduğuna inanıyorum.zorla islamlaşırma çabalarına karşılık islam içindeki o zamnalar ikdidar olan emevilere muhalefetteki şiayı seçip,aliyi tanıyıp hz.aliye olan sevgilerinin de buradn geldiğine inanıyorum.dolayısı ile bu soydan gelen ama bu kılıfı kabul etmeyen insanlarında olabileceğini düşünüyorum.hz.aliye olan sevgimiz(bende de olan sevgi) onun ve çocuklarının uğradıkları haksızlıklardan ve zulümlerden gelmektedir.bu sebepten kendimi alevilik içinde sayarım.7 ulu ozanın hemen hemen hepsinin şirlerinden okumuşumdur.onların anlattığından benim anladığım bu yoldur.ama sizin anladığınız bu olmayabilir.kaldıki zaten bu bence bir ayrıntıdır.aleviliğin özüne zarar veren bir şey değildir.aleviliğin felsefesine de zarar veren bir şey değildir.sonuçta hak muhammet ali demeden de alevi olunabilir.
aleviliğin inanç olmadığını yazmamış olmam lazım.ben tekrar baktım bulamadım.böyle bir şey söz konusu değil.eğer varsa özür dilerim hemen düzelteyim.zaten eğer bu size göre inanç ise ben bu inancında en önde giden savunucularından olurum,buna emin olabilirsiniz.anladığım kadarıyla siz aleviliğin bir inanç olduğunu savunuyorsunuz.o zaman zaten aynı noktaya varırız.dediğiniz gibi her inancın felsefesi vardır.yanlız bence alevilikle islam arasında bir bağ yoktur,hak muhammet demekten başka.eğer sizde böyle düşünüyorsanız aynı inancın birayleriyiz.sadece bakış açılarımız farklı.sanırım bir yanlış anlaşılma söz konusu.
tekrar söylüyorum nesrin hanımın inanca müdahaleden çok desteğinin olduğunu düşünüyorum,bu topicteki yazılarında.
ben alevi soyundan gelen ve kendisini ateistten önce alevi diye tanımlıyan biri olarak alevilik hakkındaki görüşlerimi sonuna kadar savunma hakkımı kendimde bulurum.bunu sosyal haytta sivil toplum kuruluşlarında,okulumda topluluklarda,aklınıza gelşebilecek heryerde savunuyorum savunacağım.yanlız kimse beni allaha inanmıyorumö diye aleviliğimden de afaroz edemez,kimseyede ben bu hakkı vermem.allaha inanıpta alevi olduğunu idda edenlerden çok daha fazla savundum bu felsefeyi,sonuna kadarda savunacağım.sizin bana alevi değilsin demeniz pekte beni ilgilendirmiyor.ben ne olduğumu çok iyi biliyorum.
benim anladığımıjn alevilik olup olmayacağını sizden öğrenecek değilim sevgili ertürkmeral.çünkü bu benim anladığım aleviliktir.kiminkinin doğru yada yanlış olacağına nme siz nede bir başkası kara veremez.bana görede sizin görüşünüz alevilik değil.ne olacak o zaman.nereye varacağız.hangimiz haklı.lütfen kimseyi afaroz etmeye kalkmayın.ben sonuçta aleviyim.ateistliğim beni bağlar.
alevilik inancı her türlü desteği tabiki kabul eder.bize yardımı yararı oacaksa neden desteklerini belirtmesinler.buraya gelen sunni arkadaşların ben alevileri çok seviyorum demeleri kadar hoş bir şey varmı.lütfen bu kadar dışlayıcı ve acımasız olmayın.bizi sevenlerle olmak güzel birşey.
sevgiler.
ertürkmeral 18.04.2006, 19:53 Sevgili Hüseyin Cem,
Birincisi bu yolu kuran bunun adınıda koymuş. Bu yolu biz kendi kendimize yeniden betimleyemeyiz. Bu yolu kuranlar ne diyorlarsa onu kabul etmek zorundasınız. Size bu yolu kuranların sözleri uymuyorsa, sorun yolda değil sorun sizdedir. Sizin din sözüne karşı bir antipatiniz olduğu izlenimini edindim. Eğer böyle ise ve siz bu sözü kullanmak istemiyorsanız elbetteki bireysel tercihiniz bu sizin. 7 Ulu ozanı okuduğunuzu söylüyorsunuz. Bakın size Pir Sultandan bir deyiş:
Muhammedin dinidir bizim dinimiz
Pir sultan yedi ulu ozandan birisi. Eğer o da yanlış söylüyorsa artık bir diyeceğim yok. Birincisi din diyor, ikincisi Muhammet'in dini diyor. Ben demiyorum, Pir Sultan diyor. Siz çıkıpta benim anladığım Alevilik dediğiniz zaman olmaz. Benim kimseyi herhangi bir yerden afaroz etme yetkim yok. Birey olarak ancak şunu deme hakkım var: Kendi kafanızda kendi kendinize kurduğunuz Alevilik eğer bu yolu kuranların kurgusuna uymuyorsa, sizinkinin adı Alevilik olmaz. Bu söz salt sizin için geçerli değil. Aynısı benim içinde geçerli. Hak Muhammet Ali üçlemesini kabul etmeyenlerin bu yolun kurucularının Alevilik anlayışı ile ne derece uyumlu olduklarını düşünmeleri gerekli. O yedi ulu ozandan bir tanesini bana gösteremezsinizki, hak muhammet ali demesin. Durum böyle ise, benim Alevilik anlayışımda hak muhammet ali yoktur söylemi olamaz. Çünkü bunu diyenin anlayışı bu yolu kuranların anlayışı ile bağdaşmıyor. O halde o anlayış ayrı bir inançtır artık, Alevilik değil. Aleviliğin temel prensipleriyle çelişmeyen, başka düşünceler elbette olur. Bunun adıda yol bir sürek binbirdir.
Alviliğin islam içi islam dışı tartışmalarına girmeyeceğim. Çünkü böyle bir tartışma başlatıldığı zaman, bu tartışmanın açılmasına karşı çıkanlardan birisiyim. Bu tartışmanın pratik hiç bir yararı olmadığı gibi, sadece ve sadece zararı var. Daha hünkarın velayetnamesini, makalatını okumayanların, teolog olmayanların bu tartışmaları nasıl yapabildiklerine şaşıp kalıyorum. Hiç bir yetkisi olmayanların, herhangi bir ocağın piri yol önderi olmayanların, inançlar konusunda bilim adamı olmayanların bu konuyu nasıl tartıştıklarını büyük bir şaşkınlıkla izliyorum. Böylesi tartışmaların yerinin alevi bilim akademileri ve pir evi olması gerektiğini düğünüyorum. Katolikler için vatikan neyse bizler için, pir evimizde odur. Pir evimizin daha müze kapsamında olduğu bir ortamda bu tür tartışmaların ne amaca hizmet edebileceği açık. İçide dişida diyenlerin öncelikli görevi Aleviliğin yasal statüye kavuşturulması, zorunlu dinderslerinin kaldırılması, pir evinin Alevilere geri iade edilmesi. Pir evine Alevi ocaklarının divanlarını kurması ve cem evlerinin Alevilerin ibadet merkezleri olduğu haklarının alınması için çaba göstermeleridir. Durumumuz hala bu içler acısı bir konumdayken, devletin başındakiler hala Aleviliği yadsıma politikalarını sürdürürlerken, bu tartışmaların neye hizmet ettiği ortada. Öncelikle Alevi toplumu Aleviliği yasal güvence altına alınması ve yukarıda sıraladığım temel istemlerinin gerçekleşmesini sağlar. Sonra buna paralel olarak enstitülerini, bilim yuvalarını kurar, pir evine ya dedeler divanını ya da postnişinini oturtur. Bu tarıoşmaların düğümü orada çözülür. katkıda bulunmak isteyenler ise gider oradaki inanç sempozyumlarında bu sorunları tartışırlar. Allahını seversen, biz hangi teolojik vasıfla ve yetkinlikle bunu tartışıyoruz?
Gelin size ben başka bir savda daha bulunayım: Bu sav benim değil ciddi olarak ta tarışılmakta. Aleviliğe bazı çevreler gizli hıristiyanlık demekteler. Nedenine gelince, bizde 12 imam var onlarda 12 havari, bizde hak muhammet ali var, onlarda baba oğul kutsal ruh daha uzun uzun yazabilirim. Şimdi birde bunu mu tartışalım? Yahudilik diyenlerde var. Gerekçelerini okuduğunuzda sizlere haklı gelebilecek pek çok doğru yön bulabilirsiniz. Şimdi ne yapacağız? Alevilik eşittir= Zerdüştlük diyenler, Alevilik=Şamanizm diyenler i heryerde bulmak mümkün. Size deslere ki bakın dede ismi bile dede korkuttan geliyor, o kopuz çalıyordu, biz saz çalıyoruz, bakın Azeri oyunlarında ki ayak hareketleriyle semahın benzerliklerine vs vs vs ne yapacağız şimdi????
Sevgili Hüseyin Cem,
Siz ne zaman sünnilik içerisinde ki herhangi bir akıma bu doğru sünnilik bu da eğri sünnilik dediniz? Peki bizler başka inançları kendi aralarındaki tarışmalarda da rahatsız etmeyip onlara müdahale etmezken, hangi hakla bazı dostlarımız bizim kendi aramızdaki yaptığımız inanç tartışmalarında taraf olabiliyorlar. MEB bakanı Hüseyin Çelik ne kadar taraf olamazsa, nesrin hanım ya da onun gibi başka inasanlarda taraf olamazlar. Bu bizlerin bu yola inananların kendi aramızda yürüttüğümüz tartışma. Bu yola inanmayanlarca müdahale kimden ve ne amaçla gelirse gelsin karşı olmak zorundayız. Bugün bizim için iyi gibi gelen müdahalelere olanak sağlarsak bunun sonu gelmez. Yarın tam size karşı bir cepheden müdahale gelince, karışma deme hakkını kendinizde bulamazsınız. İnanç özgürlüğünün savunulmasında yezidilerden taa mecusilere kadar ittifak yapmalıyız. Aleviliğin kendi iç değerleri konusunda ancak olmaz böyle bir şey.
Sanırım söyeleyebileceklerimi söyledim. Bu konuyu daha fazla uzatmak istemiyorum. Her bireyin kendince anladığı nevi şahsına münhasır bir Alevilik olamaz. Sürekler farklı olur ancak temel taşlar aynıdır. Bunlarda buyrukta, makalatta, velayetname de, 7 ulu ozanın deyişlerinde mevcuttur. Cemlerimizde hep bunları söyleriz. Bu temel taşları değiştirmeye kimsenin gücü yetmeyeceği gibi hakkı da yok. Onlarla uyum içerisinde olmayan dostlarımızdan ricamız, gidip kendilerine ayrı bir din kurmaları, ona uygun bir tanrı ve peygamber bulmaları olacak. Burada sizi şahıs olarak kesinlikle kast etmiyorum.
merhaba ben aleviliği eleştirmedim kimseyede yol öğretmedim sadece ben bir aleviyi görünce inanılmaz derecede kendime yakın görüyorum babam hep anlatırdı
arkadaş olacaksan alevi ile ol onlarda ayırım yoktur onların kabesi insandır bu gerçektede yoktu ama son süreçte alevi gençlerinde alevi miliyetçiliği akımı başladı alevi gençlerde bu bizdenmi değilmi gibi sözler duymaya başladım ben alevilerde bu tür şeyleri duymaya alışık değilim ayrıca neden yazmıyacakmışım ben suni doğdum diye sunimi ölecem beni neden dışlıyorsunuz kabeniz insanmı sadece alevilermi bence alevilikte her şey var alevilikte ewrenin sırıda var ve başka çok derin sırlarda var ama aleviler üzerinde çok büyük oyunlar oynanıyor alevilik kabesi insandır çok güzel ama bunu medineye mekeye taşımaya çalışıyorlar AHMET ARİFİNDE dediği gibi HAVVA ANAN DÜNKÜ ÇOCUK SAYILIR ANADOLUYUM BEN TANIYORMUSUN ben alevilk yaşam tarzını düşüncesini 1400 yıla sığdıramıyom alevilik insanlık tarihi kadar eskidir ayrıca aleviliği çok iyi bildiğini idda eden arkadaşlarıma sölüyom kabul etsenizde etmesenizde alevilik düşüncesinin içinde materyalizimde var alevilik çok güzel bir düşünce ama bunu başka dinlerin içinde asimile edip yok etmeyin bana eleştiri yapan arkadaşlarada alevi hoşgörüsü diliyorum
huseyincem 19.04.2006, 18:47 sevgili nesrin hanım.ben sizi anlıyorum.tabiki siz bize yol göstermeye çalışmoıyorsunuz.sizin söylediklerini tabiki anlıyorum.sizin yanınızda olan çok alevi var bunuda bilmenizi isterim.
sevgili ertürkmeral.bu yol bir çok insandan,görüşten,düşünceden etkilenerek kurulan bir yoldur.böyle olduğu için bu gün biz bunları tartışıyoruz.alevilik zaman göre kendini yeniler ve hiç bir zaman kendisine yıkılmayacak tabular koymaz.değişkendir kendini yeniler.
bilirsiniz alevi önderlerinden hallacı mansurda,şeyh bedrettin de alevi değillerdir.ama alevi önderidirler.çünkü alevilerle aynı şeyleri söylemişler,aynı acıları paylaşmışlardır.pir sultanın deyişleri ortadadır.ama velayetname de ortadadır.bunları bir bütün olarak incelediğimizde ancak gerçeğe ulaşabiliriz.gerçeğe hü deriz.benim anladığım alevilik ne ulu ozanlarımızla nede diğer çnderlerimizle çelişiyor.benim hak muhammet aliden anladığım la harabinin anladığı aynı şeyler.benim pir sultandan anladığımda aynı şeyler.
aleviliğin önderlerinden olmadanda bunların tartışabileceğimiz kanısındayım.çünkü o önderler bizler arasından çıkacak.günümüzde öyle bir önder tanımıyorum.ancak geçmiş önderlerimizi yorumlayarak fikirler edinebiliriz.bencede bunların akedemik olarak tartışılması gerekir.
aleviliğin anadoluya özgü olduğu ve bir çok inançtan felsefeden etkilendiği aşikardır.dolayısı ile bende sizin gibi düşünüyorum.aleviliği bunların birinin içine yerleştirmektense hepsini kapsayan bir küme olarak algılanması gerektiğini düşünüyorum.
ben hiç bir görüşün hatta aleviliği farklı yorumlayanların bile görüşlerine doğru yanlış demedim,dediysemde hata yapmışımdır.bunlar yorumdur.kimin doğru yorum yaptığını kimse bilemez.ancak nesrin hanımın hüzeyin çelikten çok bedrettinlere benzetilmesi taraftarıyım.çünkü o bize köstek değil destek oluyor.
bende söyleyebileceklerimi söyledim.ve bende uzatmak istemiyorum.ama unutmayıon ki alevilik dediğiniz yaşamın ibadetleri bile anadolunun farklı bölgelerinde farklı farklı yaşanırken her bireyin anladığı alevilik diye bir şey olmaz demek bana biraz abest geliyor.kaldı ki nesrin ahnımın yada benim herhangi yeni bir şey söylediğimiz de yok.o uluların dediklerini yorumluyoruz sadece.sizde aynı şekilde.ama aleviliğin değiştirilemez kuralları olduğunu düşünmüyorum.
insanları dışlayarak onları başka yollara davet ederek hiç bir şey kazanamayacağımız gibi,asimilasyonlarla kan kaybettiğimiz insanların yanında bize destek olan diğer inançtaki kişileride de katarak daha fazla insanı kendimizden uzaklaştırmamamız gerektiğini düşünüyorum.
düşünceleriniz ve görüşleriniz için teşekkür ederim.sevgi ve saygılarımla.
Çünkü Türkçe dilbilgisi kurallarına göre Ali sözcüğünden Ali’yi seven, Ali’nin yolundan giden anlamında bir kelime türetmek gerekirse, Alici veya Alili olması gerekiyor
Dostlar Hz. Ali a.s Hz.Muhammed s.a.v ve sahabeleri hep Arap değilmiydi?
Aliyi seven ve Ali yandaşları anlamına gelen Alevi gelimesi Arapçadan türkçeye geçmemişmidir? Bunu neden türkçe dilbilgisine göre ele almaya çalışılmışki?
ertürkmeral 20.04.2006, 02:39 Sevgili Nesrin hanım,
Öncelikle yazdıklarımın sizinle ilgili olan bölümünde sizin incinmeniz için yazılmış herhangi bir cümle yok. Yazdıklarımda dile getirdiğim bir inanç mensuplarının inançları hakkında kendilerinin karar vermeleri gerektiği hususunda bir hatırlatma. Bu hatırlatmamaıda her yerde yapmaktayım. MEB başkanı Hüseyin Çelik'e de yaptım, Diyanet İşleri başkanı Bardakoğlunada. Neden ise Alevilerin neye inanıp inanmadıkları sadece ve sadece Alevi olanların sorunu olduğudur. Nasılki bizler bir protestana senin ibadet yerin burası değil şurası demiyorsak, başkalarınında bizim ibadet yerlerimizin nereleri olduğu konusunda söz hakları olmayacaktır. Çünkü bu inanç bizim inancımız ve herhalde bu yola inananlar ibadet yerlerinin neresi olduğu konusunda karar verbilecek yeterliliktedirler. Bizler acz içerisinde değiliz. İnancımızla ilgili izin verilirse kendimiz konuşmak istiyoruz. Eğer kendinize Aleviliği yakın görüyorsanız bu kapı sizlere elbette açık. Yazdıklarınızda ama ne Alevi ne de Sünni olduğunuzu yazmışsınız. Bunları ben yazmadım. Doğal olarak ister bana sıcak konuşun ister tam karşıt size söyleyeceğim söz Hüseyin Çelik'e söyleyeceğimden öz itibariyle farklı olmaz. bakın bu yazınızda diyorsunuzki ben Aleviliği eleştirmedim. Ben sizin Aleviliği eleştirdiğinizden öte, eleştiride sorun yok, neyin Alevilik için doğru neyin yanlış olduğu konusunda fetva verdiğinizi yazdım. Halada bu konuda ısrarlıyım. Kendi deyiminizle ele Alevi değilseniz lütfen Alevilerin iç tartışmalarını Alevilere bırakın. Bakın bir yazınızda neler yazdığınızı kendiniz okuyun: " Erdoğan hocam güzel bir araştırma yapmış özelille araştırmalarında 5500 yıl önce cem olyı ile karşılaşmış bu çok önemlidir ben alevi değilim suni hiç değilim ama alevileri sınıf mücadelesine verdiği önemden dolayı ve devamlı mazlumun yanında olma özeliklerinden dolayı hep ilgimi çekmiştir ahmet arifin dediği gibi hava anan dünkü çocuk sayılır anadoluyum ben tanıyormusun alevilik bir düşüncedir tarih içierisinde şekilenmiştir aleviler enel hek benim demişlerdir ali benim ben aliyim demişlerdir"
Kendi yazınızda kendiniz söylüyorsunuz Alevi olmadığınızı ben değil. Yoksa ben sizi tanımam. Üzülmeyin ama Alevilerin kendi içlerinde Alevilikle ilgili yaptığı tartışmalara, kendisini Alevi olarak görmeyenlerin belirli taraflarda yer almalarını doğru bulmuyorum. Aleviler bunu kendi içlerinde yapabilecek yetkinlikteler. Eğer Alevileri sınıf mücadelesi vs den dolayı kendinize yakın buluyorsanız, korkmayın onlar size hala yakınlar. Aleviler tarihsel duruşlarından taviz vermeyecek ve sürekli mazlumun yanında olmaya devam edeceklerdir. Bu konuda sorun yok. Sorun Alevilerin inancında Erdoğan Çınarın mı yoksa Halil Öztoprak ınmı söylediklerinin doğru olup olmadığı yollu beyanlarınız ki, bu bizlerin kendi içimizde yaptığımız inancımızın kaynaklarına müdahale etmekten başka bir şey değil. Bakın yazınız nasıl devam ediyor " şimdi yeniden cem ewleri yeni dedeler türemeye başladı buda alevileri islamlaştırma çabalarıdır din uyuşturucudur koklatırsın ve uyuşmuş beyini yönetirsin" Şimdi kusura bakmayın ama ne demek yeni dedeler türedi!!!! Onlar bizim yol önderlerimiz. Siz nereden bu türedi sözünü söyleme hakkını buluyorsunuz? Dedelerimiz hep vardı ve hep te olacaklar. Nasıl hıristiyanların inanç önderleri papazlarsa, budistlerin rahiplerse, sünni ve şiilerin hocalarıysa bizimkide dedelerimiz. Dedelerimiz bugün türemedikleri gibi onlar hep vardılar. hepte olacaklar. Hangi alevi dedesi taliplerini sünnileştirmiş. Olsaydı öyle Alevi kalmazdı ülkemizde. Sünnileşip yok olanlar, dedelriyle birlikte hareket eden Aleviler değil, dedesiz kalıp, inancından kopmuş şahıslar oldu hep. İnançla bağını kopraranlardı asimile olanlar. Yosa her perşembe cemlerini yapanlar değil. Cem evlerinin türeme meselesine gelince, bu sözde Aleviliğe sempati duyan bir insana yakışmadı. Cemevleri alevilerin ibadet yerleridir. Aleilerin kendi aralarında tartışma yapan pek çok konuda ortak noktalarda buluşamayan canlarımızın ortak en önemli noktası ibadet merkezimizin cemevleri olduğu noktasıdır. Cemevleri alevileri değil sünnileştirmek, onlara adres olarak camiyi gösterenlere en güzel yanıttır.
Aleviliğin tarihinin insanlık tarihi kadar eski olduğu doğrudur. Aleviler biz KALÜ BLİDEN beri derler. Kalü beli söz yani ikrar verildiği andan iibaren demektir. İkrarda ezelden beri verilmiştir. Buna dünyanın var oluşundan beri diyebiliriz. Yazdığınız deyişlerin hiç birisi benim yadıklarımla bir çelişki içermemektedir. Harabide diğer ulu ozanlarımızda hep bunu söylemektedirler. 1400 yıl ya da 1800 yıl ya da bin yıl ya da 5500 yıl kavramı inasnlığın yönünü görebilmek kendisine bir rota çizebilmek için oluşturduğu bir sayma yöntemidir. Bu sayıların tasavvufta önemi yokyur. Tasavvufta zaman yoktur çünkü, mekan yoktur çünkü, tasavvuf diyalektik değildir. Alevilik inancı materyalist değildir. Diyalektikte bu anlamda değildir. Bunlar fizik ötesidir. Bütün inançlar gibi Aleviliktede kabüller vardır. her kabülde bir dogmadır. Kırklar Cemini kabul olmadan Alevilik olmaz. hak Muhammet Aliyi kabul olmadan Alevilik olmaz. 4 kapı 40 makamı kabul olmadan Alevilik gene olmaz. Bunlarda bizim değişmezlerimiz ve bizim dogmalarımızdır. Kimseye hoş gelmek zorundada da değildir. Ezcümle bu bir kaç kitap okumakla olacak şeyler değil.
Evet daha önceki yazımda da yazdığım gibi bizim kabemiz insandır. Hz Ali nin dediği gibi okunacak en büyük kitap insandır ve onu okumak gerekli. İnsan sözünün başına alevi ya da hıristiyan insan , alman ya da türk insanı koymuyoruz sadece ve sadece insanı koymaktayız. Bir insan olarak Nesrin hanımı dışladığımı sanmıyorum. Nesrin hanım enim inancım Alevilik diyorsa ve kendisini öyle kabul ediyorsa Alevidir. Ancak nesrin hanım kendisinin ağzından alevi olmadığını söylüyor. Alevi olamyıp alevi canlarımızın kendi içlerindeki tartışmalarda taraf olmak doğru değil ve aleviler bir inanç grubu yoksa bir futbol takımı deil. Bu anlamda taraftara gereksinmeleri yok. sadece ezilenden yana olmaları nedeniyle, sizlerle bazı konularda ittifak yapabilirier. Bu ama inanaçları değil sosyal ve siyasal yaşamla ilgili alanlarda. sanırım anlatabildim meramımı.
Şu noktayıda unutmayın sadece anadoluda aleviler yaşamıyorlar. Aleviliğin bugünkü cem kurallarının düzenlenmesinde yedi ulu ozanmızdan birisi olan Şah İsmail Hatayi hazar denizi kenarındaki erdebil şehrindendir. Trakaya da balkanlarda pek çok alevi var. Alevilerin dört büyük dergahlarından birisi olan kaygusuz abdal dergahi mısır da iskenderiye kentindeydi. Selanik alevilerin büyük çoğunlukta yaşadığı bir kentti. Sizlere bunlar gibi yüzlerce örnek verebilirim. Her yapılan araştırma doğru demek değil. Araştırmacılar elbete araştırmalarını yaparlar. Benim okuduğum pek çok araştırma ise farklı sonuçlara ulaşıyor. Bu işe nereden başladığınıza bağlı. 5500 yıl önce olan inancın neden anadolunun yerli halkları değilde çoğunlukla türkmenler arasında bu kadar taraftar bulduğu çok açık bir soru işareti olarak belirmektedir.
selamlar
Gülseren58 05.07.2006, 23:24 Eğer babam şu an yaşıyor olsaydı ve ben ona Erdoğan ÇINAR'ın yazdıklarını okusaydım, şundan eminim ki çoğumuza yeni bir bakış açısı gibi gelen o görüşlerin önemli bir kısmını kabul ederdi.
Kabul ederdi sözcüğü yanlış. Zaten o da Erdoğan ÇINAR'ın araştırmalarında iddia ettiği gibi yaşayan ve düşünen bir insandı.
Bir keresinde bana kendi bildiği şekliyle Tanrı inancını anlatmıştı. Onun anlattığına göre bizim bildiğimiz gibi bir Tanrı yoktu. Tanrıyı tüm dünyanın, tüm yaratılmışların toplamı olarak ifade etmişti. Onun böyle inançlar taşıyor olmasına şaşırmıştım. Ama aradan geçen yıllar boyunca öğrendim ki onun ifade ettiği, bizim de aldığımız eğitim nedeniyle kabul etmekte zorlandığımız inancı zaten yüzyıllar ötesinde Yunus Emre dile getirmiş. Batinilikte Tanrı'nın tekliği budur. Bu yüzden Batiniliğe göre Yaradan-yaratılan düşüncesi İkiliktir.
Cok eskilerden bu tartismaya ulastim bir sekilde. Erdogan Cinar ile Ismail Kaygusuz'un karsit goruslerini iceren bir tartisma. Yeniden tartisilmasi gereken ve surekli tartisilmayi hak eden bir konu bence. Iki farkli gorusun felsefi acidan farkliliklari cok acik. Cinar cok guzel, soylu bir Alevi tanimi yapiyor. Orijinal ve heyecan verici. Digeri Alevilik hem odur hem budur, ne odur ne budur sonucuna ulasan, ortaya kimliksiz bir yapi birakan bir yaklasim. Genel olarak degerlendirdigimizde Alevilerin farkliliklarinin eklektik yaklasimlarla gecistirilemeyecegi cok acik. Sn Cinar'in fikirleri gereken radikal cikislarla taslari yerine koyuyor.
Shahrud arkadaşımıza katılılıyorum.Erdoğan Çınar'ın kitabındaki ifadeler Yazarın uydurduğu fikirler değil-antropolojik ve bilimsel araştırma ve verilerle(bigbang,evrim teorisi) desteklenen bulgulardır-bu bilimsel çalışmasından ötürü sayın Çınar takdiri hakediyor.
ismailgokhan 07.09.2007, 19:51 muhteşem bir kitapler bende aklımdaki bazı soruların cevabını alırken sayın Erdoğan Çınar'ın kitaplarına ulaştım herkese tavsiye ederim
ismailgokhan 07.09.2007, 19:58 pir sultan ne demis bir bakalim izninizle ;
Pir Sultan Abdal
-1-
Muhammed Ali'nin kurduğu yoldur
Ak üstünde kara seçebilirsen
İ'tikadı dilden söyleyen dildir
Ali'nin sırrına erebilirsen
Erenler seni ol ceme katarlar
Kötü amellerin taşra atarlar
Bir gün yularından çeküp tutarlar
Çektikleri yere varabilirsen
Erenler seni ol ceme getürür
Kalmış işlerini Hak'ka yetürür
Gördüm mü Hak ana mihman oturur
Mihman gözü ile göre bilirsen
Aslı mervan olan katara gelmez
Küfrü imân eden âşıklar ölmez
Mü'minin suâli ahrete kalmaz
Dünyada süalin verebilirsen
Pir Sultân abdal'ım eller men'olur
Dört kapudan bir gün birden yol olur
Verdiğin ikrâre durabilirsen
-2-
Hak için kendini kurbân eylelen
Şah-ı Merdan oğlu İmam Hüseyin
Cümle erenlere fermân eyleyen
Erenler serdârı İmam Hüseyin
Muhammed Ali'nin çeşmi çırağı
Erenler yolunun gülşeni bağı
Ciğerler pâresi gönül durağı
Gözlerimin nûru İmam Hüseyin
Ceddi Muhammed'dir atası Ali
Anası Fâtıma cihan evveli
Cümle evliyâlar ederler beli
Evliyâlar pîri İmam hüseyin
Bâtının sultânı mü'minler şâhı
Gaib ^leminin şems ile mâhı
Şah Hüseyn'im deyü ederler âhı
Mâtem ile zârı İmam Hüseyin
Pir Sultan'ım eydür tutar dâmânım
Dostunun dostuyuz biz hânedânın
Dü çeşmi değil mi Şah-ı Merdânın
Erenler hünkârı İmam Hüseyin
-3-
Çeke çeke ben bu derdden ölürüm
Seversen Ali'yi değme yâreme
Ali'nin yâresi yar yâresidir
Buna merhem olmaz dil yâresidir
Ali'yi sevmeyen hak'ın nesidir
Seversen Ali'yi değme yâreme
Bu yurd senin değil konar göçersin
Ali'nin dolusun bir gün içersin
Körpe kuzulardan nasıl geçersin
Seversen Ali'yi değme yâreme
Ilgıt ılgıt dolu akıyor kanım
Kem geldi dîdâra tâli'im benim
Benim derdim bana yeter hey canım
Seversem Ali'yi değme yâreme
Pir Sultan Abdal'ım deftere yazar
Hîlebaz yâr ile olur mu pazar
Pir merhem çalmazsa yâreler azar
Seversem Ali'yi değme yâreme
-4-
Hak Muhammed Ali geldi dilime
Mürvet günâhıma kalma yâ ali
Külli günâhımı aldım elime
Mürvet günâhıma kalma yâ Ali
Hadîce Fâtıma mihr-i mahabbet
Yine senden olur kuluna rahmet
İmam Hasan İmam Hüseyn mürüvvet
Mürvet günâhıma kalma yâ Ali
İmam Zeynelâbidîn'e erelim
İmamların dîvanına duralım
Doksan bin erlere niyâz edelim
Mürvet günâhıma kalma kalma yâ Ali
İmâmı Ca'fer'dir dîdemin nuru
İmam Bâkır imamların süruru
Dilerim çektirmeye âh ü zârı
Mürvet günâhıma kalma yâ Ali
Mûsi-i KÂzım'dan İmamı Rızâ
Umarım inâyet edesin bize
Günahım çok benim deyeyim size
Mürvet günâhıma kalma ya Ali
İmam Taki İmam Naki'dir virdim
Anlara sığındım dayandım durdum
Hasan-ül-Asker'e yüzümü sürdüm
Mürvet günâhıma kalma ya Ali
Pir Sultan'ım tamam oldu sözümüz
Muhammed Mehdi'ye var niyâzımız
On iki imâma bağlı özümüz
Mürvet günâhıma kalma yâ Ali
-5-
Şu yalan dünyâya geldim geleli
Şu gönlüm gamı gitmez dahi ne
Sevgili cânandan ayrı düşeli
Şu çeşmimin yaşı dinmez dahi ne
|