carizma
04.07.2006, 12:53
namaz camıde kılınır ıslamın 5 sartı namaz kılmaktır
|
Orijinalini görmek için tıklayınız : Camii ve Namaz carizma 04.07.2006, 12:53 namaz camıde kılınır ıslamın 5 sartı namaz kılmaktır Serkan_Devrim 04.07.2006, 14:41 namaz camıde kılınır ıslamın 5 sartı namaz kılmaktır başka yerde namaz kılınmaz mı?:yamukgul: the_siner 04.07.2006, 23:48 ya anlamadım şimdi kafam karıştı kuran da islamın şartı belli 5 tane oruç yok namaz yok haç anlamadım valla Bir Zeynep 04.07.2006, 23:51 namaz camıde kılınır ıslamın 5 sartı namaz kılmaktır gene yaziyomu bu burda böyle? gecende cem ibadet ne bicim ibadet demisti, alalla.. banlanmasi oh olmus, eminim okuyodur bu yazdigimi. evet oh olmus iste!! can85 05.07.2006, 03:10 namaz camıde kılınır ıslamın 5 sartı namaz kılmaktır niye namazı nerede bulupta orada kılanlar var yeterki abdestin bol olsun... murat222 05.07.2006, 08:53 ahiret korkusu olmasa demek ibadet etmeyeceksiniz.alevilikte camii yok.cami dediğin nedir sana soruyor alevi olduğunu söyleyip cemevine laf eatan inanıyorum sen alevi değilsin.ibadetin yerinimi sorarlar sana bu ne kadar cahillik.camii bizans kilisesinin kopyasıdır.kuranda namaz yok salad vardır.namazda farsçadır.5 vakit namaz kuranın neresinde.alevilikteki ahiret inanacı sizin gibi değil. Serkan_Devrim 05.07.2006, 13:12 ya anlamadım şimdi kafam karıştı kuran da islamın şartı belli 5 tane oruç yok namaz yok haç anlamadım vallaislamın beş şartı sünni yorumudur. namaz aleviler için salat tır. yani Allah'ın zikredilmesi. aleviler kendi ibadetlerinde cemevlerinde yaparlar. chatlakalper 07.07.2006, 17:47 Kuran'ı kerimde geçen salat kelimesi namaz olarak çevrilmiştir.Aslında salat'ın Türkçesi duadır.Tabii ben namazı asla inkar etmiyorum.Ama yorumu yazdığım gibidir. sertur 07.07.2006, 17:51 islamın beş şartı sünni yorumudur. namaz aleviler için salat tır. yani Allah'ın zikredilmesi. aleviler kendi ibadetlerinde cemevlerinde yaparlar. yorumunuza katılarak şunuda ekleyeyim cemevi dışındada yani heryerde ibadet hükmünde dua yapılabilir ibadetin zamanı ve mekanı bence yoktur saygılarımla öncü nesil 07.07.2006, 21:33 ahiret korkusu olmasa demek ibadet etmeyeceksiniz.alevilikte camii yok.cami dediğin nedir sana soruyor alevi olduğunu söyleyip cemevine laf eatan inanıyorum sen alevi değilsin.ibadetin yerinimi sorarlar sana bu ne kadar cahillik.camii bizans kilisesinin kopyasıdır.kuranda namaz yok salad vardır.namazda farsçadır.5 vakit namaz kuranın neresinde.alevilikteki ahiret inanacı sizin gibi değil. Değerli arkadaşım, Size bir site tavsiye edeyim.Namaz konusundaki ihtilaflara açıklık getircektir. Sitenin namaz konusundaki ayetleri 5 sayfadır.Birde şunu eklemek istiyorum.Namaz İSLAM kriterlerine uyan heryerde kılınır. Site adresi http://www.kurandaara.com/?act=ara&keyword=namaz&meal=1&sure_no=&go=1&page=1 Saygı ve sevgilerimle..... cagdascetin 08.07.2006, 01:28 Arkadaşlar,ben Sünni arkadaşlar bişey sormak isterim.Eğer ki kızmazlarsa!Siz Namazın Kur-an ı Kerim'de 5 vakit olduğunumu iddia ediyorsunuz? Bence öyle değil.Çünkü Hiç bir insan için ibadette sınır tanınmaz.Ayrıca bence namaz kılmanında vakti yoktur.Eğer ki böyle diyorsanız;siz Cami'yi bir ofise Allah'ıda o ofisin patronuna benzetiyorsunuz demektir.Beni yanlış anlamayın lütfen.Bunu dememdeki sebep Namaz kılmanın amacı Allah'a yaklaşmaktır.Cem'de aynıdır.Aynı zaman da Cem olsun Namaz olsun Allah'ın olduğu heryerde ibadet edilebilir.Allah'ta heryerde olduğuna göre... sertur 08.07.2006, 11:02 Arkadaşlar,ben Sünni arkadaşlar bişey sormak isterim.Eğer ki kızmazlarsa!Siz Namazın Kur-an ı Kerim'de 5 vakit olduğunumu iddia ediyorsunuz? Bence öyle değil.Çünkü Hiç bir insan için ibadette sınır tanınmaz.Ayrıca bence namaz kılmanında vakti yoktur.Eğer ki böyle diyorsanız;siz Cami'yi bir ofise Allah'ıda o ofisin patronuna benzetiyorsunuz demektir.Beni yanlış anlamayın lütfen.Bunu dememdeki sebep Namaz kılmanın amacı Allah'a yaklaşmaktır.Cem'de aynıdır.Aynı zaman da Cem olsun Namaz olsun Allah'ın olduğu heryerde ibadet edilebilir.Allah'ta heryerde olduğuna göre... heryerde ibadet yapılır tabiki ama makbuliyeti açısından cemaatin önemi Allah c.c nazarında daha bir güzel olduğuna inanıyorum tabi burada cem evi cami kilise sinegog hepsi Allaha cc ibadeti toplu olarak yapmak için bir mekandır Ayrıca cemaatte, müsademe-i efkâr, müdavele-i efkâr yani fikir tartışması, fikir alış-verişi sayesinde bârika-i hakikat ortaya çıkar. Bu sayede insan hayatına, kâinatın sırlarına ait nice gizli perdeler kaldırılır ve insanlar değişik duygulara uyanır. Bir ferdde aynı şeyleri görmek oldukça zordur; hatta imkânsızdır. Bazen ferd, bozuk bir plak gibi, bir şeye takılır kalır. Kendi doğru bildiği -ki aslında yanlıştır- saplantıların peşinde koşar. İşte, böyle bir saplantıdan kurtulmanın yolu, cemaat içinde kendini eritmektir. Hele dünyamızın, ilerleyen bilim ve teknolojisi sayesinde küçük bir köy haline geldiği günümüzde, yukarıda ifade ettiğimiz gibi fertler dâhi de olsalar, yetersiz kalmaya mahkûmdurlar. Bu itibarla, bundan sonra ferdî dehalar, cemaatin himmeti ve meşveret havuzuna sığınmakla, büyüklüklerini ortaya koyabilir, kendilerini gösterebilirler. Hatta benim kanaatime göre, karizmatik özelliklere sahip insanlar bile, hâlâ eski dönemlerde olduğu gibi müstakil hareket etmeye kalkarlarsa kat’iyen başarılı olamazlar. Onun için bir buz parçasının havuzla bütünleşmesi misüllü, karizmatik şahsiyetler de, mutlaka kendilerini cemaat havuzu içine salmalı ve eritmelidirler. Böyle yaptıkları, yapabildikleri takdirde, o karizmanın ağırlığı daha da artar ve fikirleri, yüksek performansı ile toplumun içinde çoklarımızın idrak edemeyeceği ağırlığa ulaşır; ulaşır ve yine çoklarımızın hayal bile edemeyeceği toplum yararına yapılan işlerdeki başarılara imzasını atar. bu yüzdendir ki cem yani cemmat olma şuuru kazanmalıyız birlik olmalıyız saygılarımla.. murat222 08.07.2006, 11:51 madem 5 vakit namaz kuranın hangi ayetinde var.sünniler 5 şiiiler 3 vakit kılıyor.hanefiler le şafiiler arasında kılmada farklılar var.peygamber hangisini kılyordu. not: ALEVİLİKTE NAMAZ YOKTUR OLMAMIŞTIRDA. Serkan_Devrim 08.07.2006, 14:25 madem 5 vakit namaz kuranın hangi ayetinde var.sünniler 5 şiiiler 3 vakit kılıyor.hanefiler le şafiiler arasında kılmada farklılar var.peygamber hangisini kılyordu. not: ALEVİLİKTE NAMAZ YOKTUR OLMAMIŞTIRDA.düzeltme: şiilerde namaz beş vakiir. sadece öğle ile ikindi ve akşam ile yatsı birleştirilir. :) levilee 08.07.2006, 18:21 namazın salat oldugu bir gerçek kuranda oruç(savm) olarak değil siyam olarak geçiyor diye bir yerde okumuştum. bu kavramda ehl-i sünnetçe yoslaştırılmışmıdır. sanırım arap alevisi arkadaşlar iyi bilir gerçekten kuranda savm yerine siyam mı geçiyor ve siyamın savmdan ne farkı var nusayri kardeşlerimizden bilen varsa ve acıklarsa sevinirim engintineri 15.07.2006, 10:41 :wink: Eşter diyor ki: "Ben ukalalık yapıp ahkam kesme konusundaki ısrarımı sürdürerek naçizane diyorum ki: Kur'an dilinde namazın salt dua anlamında kullanıldığı yerler olduğu gibi (bahsettiğiniz islam öncesi devir) bildiğimiz namaz anlamında da kullanılmıştır. Hatta Hz. Ali'nin velayetine delalet eden ayet Allah'ın, Hz. Ali'nin namazda ruk'u halinde iken sadaka verdiğini anlattığı ayettir. Namazda asıl rükünler tekbir, kıyam, kıraat, rük'u ve secdedirki, bu konuda da hiçbir mezhepte farklılık yoktur. Ehlibeyt imamları sünnilerden farklı olarak halıya değil toprak üzerine secde ederler, ellerini bağlamazlar, sağa sola değil ileri selam verirler, kunut okurlar. Ama gene de samimi ve içten bir şekilde Allah'a secde etmek, onun önünde eğilmek üzere huzurana çıkan birisini, yaptığı bir iki değişik hareket yüzünden Allah geri mi çevirecek? Namazın asıl rükünleri terkedilmediği sürece bunun bir önemi yok." Bismillah... 1. Kuran'da salât'ın 'namaz' diye bir anlamı yoktur; çünkü böyle bir anlam özellikle 2/ 238 ile 2/ 102'yi çeliştirir. Kuran'da ise çelişki olamaz. 2. Rükû durumunda iken sadaka vermek, "alçakgönüllükle, yâni kibirlenmeden sadaka vermek" anlamına gelir. Yoksa namaz kılındığı anlamına değil. Kuran'daki rüku namazın bir parçası değil, 'alçakgönüllülük'tür. 3. Kuran'da tekbir, selam verme ve kıraat rükünleri, yoktur. Kuran'da göre salât, vakitli kitaptır (kitâben mevkût). 4. Kuran'da secde alın ve burun üzerine yere değil 'çeneler üzerine yapılır'; ama yere değil mecaz olarak 'itaat etmek, saygı göstermek' anlamına gelir. Allah'a olan gerçek saygı ise günün her vaktinde vahye uymaya çalışmakla gerçekleştirilebilir. Namazda Allah bizim önümüzde midir ki, Allah'a doğru secde edelim? Müslüman putperestler Kâbe'yi Allah'ın Evi olarak kabul edip oraya dönmekle Allah'ın bir yerde ikamet ettiğini tasavvur ederek Kâbe'yi Allah'a ortak koşuyor. 5. 4 mezhebin imamı da Fars kökenlidir. Ayrıca Kütüb-i sitte yazarları da... Bu kimselerin İslam'a kurduğu komplo ne yazık ki başarılı olmuş, müslümanlar namazı İslam'ın bir gereği gibi algılamaya başlamışlardır. Ayrıntılar için www.blogcu.com/engintineri ağkümesine bakınız! Esen kalın! Eşter 17.07.2006, 01:57 :wink: Bismillah... 1. Kuran'da salât'ın 'namaz' diye bir anlamı yoktur; çünkü böyle bir anlam özellikle 2/ 238 ile 2/ 102'yi çeliştirir. Kuran'da ise çelişki olamaz. Kur'an'da namaz erkanı ile ilgili ayetler vardır. Daha önce birçok örnek vermiştim. Bir tane daha verelim, Allah c.c. günlük hayatta düzenli olarak kılınan namazın, savaş halindeyken ne tertipte kılınacağına nasıl anlatıyor bir bakalım: "Sen içlerinde olup onalara namaz kıldıracağın zaman, onlardan bir zümre seninle beraber namaza dursun ve silahlarını da yanlarına alsınlar; secdeyi yaptıktan sonra onlar arkanıza geçsinler; kılmayan öbür zümre gelsin, seninle beraber kılsınlar, tedbirli olsunlar, silahlarını alsınlar. Kafirler, size ansızın bir baskın vermek için, silah ve eşyanızdan ayrılmış bulunmanızı dilerler. Yağmurdan zarar görecekseniz veya hasta olursanız, silahlarınızı bırakmanıza engel yoktur, fakat dikkatli olun. Allah kafirlere şüphesiz ağır bir azap hazırlamıştır." Nisa-102 Yukardaki ayette namazdan başka ne anlatılıyor olabilir? Salat, namaz değilde dua demek ise ayetteki yaygara ne o zaman? Cihad eden müslümanlar ellerinde silah varken, dua edemiyorlar mı? Bir kısmının dua edebilmesi için diğerlerinin nöbet tutmasına ne gerek var? Ayet açık ve seçik bir şekilde rükunları ile ve de Peygamber a.s. önderliğinde cemaat halinde namaz kılmayı anlatıyor burada. Bu ayet mecazen başka bir hüküm çıkarılabilecek bir ayet değil. Bahsettiğnizi 2/238 de namazla çelişecek herhangi birşey yok, 2/102 ise salat ile alakalı değil. 2. Rükû durumunda iken sadaka vermek, "alçakgönüllükle, yâni kibirlenmeden sadaka vermek" anlamına gelir. Yoksa namaz kılındığı anlamına değil. Kuran'daki rüku namazın bir parçası değil, 'alçakgönüllülük'tür. Eğer metod buysa, ıspatlayamayacağımız hiçbir şey kalmaz ortalıkta. Ayette imam Ali'nin namazda rüku halindeyken fakire sadaka verdiğine delil bir çok ehlibeyt hadisi vardır. Kaldıki, imam Ali'nin namaz kıldığına dolayısıyla namazın var olduğuna delil tek ayet de bu değildir. rüku fiili tek başına alçakgönüllülük anlamına gelebilir, lakin "Sizin Veliniz ancak Alah, O'nun peygamberi ve namaz kılan, zekat veren ve rüku eden müminlerdir." (Maide 55) ayetinde zahiri anlamından başka bir anlamı olamaz. Bu ayetteki rüku fiili zekat ile ilintili olduğundan zekat fiili gibi gerçek anlamından başka bir anlam ifade etmez. aynen "...rukua varanlar ve secde edenler" (Tevbe 112) ayetinde olduğu gibi gene benzeri bir şekilde rüku fiili başka bir zahir fiil olan secde ile irtibatlandırılmış olup namazdaki rükudan başka bir anlama gelmemektedir. Kaldıki maide 55 ayetinde geçen rüku fiilinin namazdaki rüku değil de "alçakgönüllülük" anlamına geldiği sadece ve sadece imam Ali'nin velayetine inanmayan sünni tefsircilerin yorumudur, ne şia ile ne de alevilikle alakası yoktur. 3. Kuran'da tekbir, selam verme ve kıraat rükünleri, yoktur. Kuran'da göre salât, vakitli kitaptır (kitâben mevkût). 4. Kuran'da secde alın ve burun üzerine yere değil 'çeneler üzerine yapılır'; ama yere değil mecaz olarak 'itaat etmek, saygı göstermek' anlamına gelir. Allah'a olan gerçek saygı ise günün her vaktinde vahye uymaya çalışmakla gerçekleştirilebilir. Namazın rükünleri ile Kur'an'da vardır. Baştan sona nasıl kılınacağı ile ilgili şekil ve şemali ise Hz. Peygamber göstermiştir. Oniki imamların hepsi de o şekilde uygulamış ve öğretmişlerdir. Çene ile ilgili mevzuda kaynak gösterin lütfen. Yukardaki Tövbe 112 ayetinde olduğu gibi, daha birçok ayette hem kıyam hem rüku hem de secde bildiğimiz namaz hallerini anlatırken zikredilen lafızlardır. İslamda Secde sadece namaz halinde iken yapılır ve alın ile burun toprağa değer, başka bir şekilde yapılması meşru değildir. Vahye uymak dediğiniz şey Kur'an'da gerçek anlamda kullanıldığı aşikar olan her kelimeye mecazi anlamlar yüklemek değildir. Şüphesiz Kur'an da bir batini yön vardır, ama her ayette böyle bir yön yoktur. Namazda Allah bizim önümüzde midir ki, Allah'a doğru secde edelim? Müslüman putperestler Kâbe'yi Allah'ın Evi olarak kabul edip oraya dönmekle Allah'ın bir yerde ikamet ettiğini tasavvur ederek Kâbe'yi Allah'a ortak koşuyor. “Doğu da batı da Allah'ındır. Hangi tarafa yönelirseniz, Allah'ın vechi (yani sizin yönelişinize muhatap olacak şekilde O'nun zatı) oradadır (yani O, her tarafta karşınızdadır). Allah vasidir (her şeyi rahmetiyle kapsar), alîmdir (her şeyi bilir).” (Bakara, 115) "Yüzünü göğe çevirip durduğunu görüyoruz. Hoşnud olacağın kıbleye seni elbette çevireceğiz. Artık yüzünü Mescid-i Haram semtine çevir; bulunduğunuz yerde yüzlerinizi o yöne çevirin. Doğrusu Kitab verilenler, bunun Rab'lerinden bir gerçek olduğunu bilirler. Allah onların yaptıklarından gafil değildir. (Bakara 144)" Kimse Allah'ın orda ikamet ettiğini söylemiyor. Burada da yukarda yaptığınız gibi biraz mecazi düşünebilirdiniz mesela:wink: 5. 4 mezhebin imamı da Fars kökenlidir. Ayrıca Kütüb-i sitte yazarları da... Bu kimselerin İslam'a kurduğu komplo ne yazık ki başarılı olmuş, müslümanlar namazı İslam'ın bir gereği gibi algılamaya başlamışlardır. Esen kalın! Bu konuda diyebileceğim bir şey yok. Zira,dört mezhep imamıyla da, kütüb-ü Sitte yazarlarıyla da bir alakamız yok.Onların işaret ettiği yoldan da gitmiyoruz. Açıkçası hepsinin Fars kökenli olduğundan da şüpheliyim. Kaynak lütfen. Namaza gelince onu Allah bütün mü'minlere farz kılmıştır: "....Namaz şüphesiz, inananlara belirli vakitlere bağlı olarak farz kılınmıştır." (Nisa 103) Namaz sünnilerin tekelinde değildir, dua ve niyaz da Alevilerin tekelinde değildir. Namaz da, dua da sadece ve sadece Allah c.c. ile Ademoğlu arasındadır. Her namaz duadır, her dua namaz değildir. Namaz da, dua da güzeldir. vesselam, Suffiyun 17.07.2006, 03:44 madem 5 vakit namaz kuranın hangi ayetinde var.sünniler 5 şiiiler 3 vakit kılıyor.hanefiler le şafiiler arasında kılmada farklılar var.peygamber hangisini kılyordu. not: ALEVİLİKTE NAMAZ YOKTUR OLMAMIŞTIRDA. Öyleyse aleviliğin İslamiyet ile alakası yoktur ALLAH(c.c)'ın ayetlerini inkâr ettiği için bizzat küfür sistemidir uyanlar da ne olur bilemem artık,ALLAH(c.c) cümlemize hidâyet nasip eylesin inşaAllah... akturap 17.07.2006, 08:57 siz ben aleviyim diyen Hz peygamberin (s.a.v) Hz Ali efendimizin yolunda gittiğini söylüyorsun onların yolunda giden sünnilere çamur atıyorsun namaz kılmıyorsun ALLAHA secde etmiyorsun ama onun yarattığı dede dediğiniz aciz insanlara secde ediyorsunuz onların kendine bile faydası yok yerler içerler nefes alırlar Hz Ali efendimiz kula kul olmamamak için insanları insanlara kul etmemek için savaşmadımı sen ayet-i kerimelere yaygara diye hitap ediyorsun sen bu şekilde ne gerçek alevi olabilirsin ne gerçek sünni sen gerçek nurlu alevi kimliğinin arkasına saklanarak islam düşmanlığı yapıyorsun İLLE EDEP İLLE EDEP OzBektasi 17.07.2006, 11:21 Eğer metod buysa, ıspatlayamayacağımız hiçbir şey kalmaz ortalıkta. Ayette imam Ali'nin namazda rüku halindeyken fakire sadaka verdiğine delil bir çok ehlibeyt hadisi vardır. Kaldıki, imam Ali'nin namaz kıldığına dolayısıyla namazın var olduğuna delil tek ayet de bu değildir. rüku fiili tek başına alçakgönüllülük anlamına gelebilir, lakin "Sizin Veliniz ancak Alah, O'nun peygamberi ve namaz kılan, zekat veren ve rüku eden müminlerdir." (Maide 55) ayetinde zahiri anlamından başka bir anlamı olamaz. Selam Ester abi! Bilmem, sen merhum Halil Öztoprak'i bilirmisin? Kendisi Kur'an'da Hikmet Tarihte Hakikat ve Kur'an'da Hikmet İncilde Hakikat diye bir kitabi var. Orada Maide:55 deginerek Hz.Ali'nin hakkinda indigini söylemisti! Hatta Almanya Alevi Birlikleri Federasyonunda bir zamanlar Dedeler Kurulu Baskani olan Seyit Devis Tur'da kendi Erkanname adli kitabinda o ayeti göstererek Hz.Ali ne kadar önemli bir sahis oldugunu vurgulamisti. Ve sadece merhum H.Öztoprak ve Dervis Tur Dede degil, cogu Alevi arastirmacilar bu ayeti her zaman delil olarak göstermislerdi! Saygilarimla! Eşter 17.07.2006, 21:05 siz ben aleviyim diyen Hz peygamberin (s.a.v) Hz Ali efendimizin yolunda gittiğini söylüyorsun O yoldan gitmeye çalışıyorum, çaba sarfediyorum. onların yolunda giden sünnilere çamur atıyorsun Sünniler onların yolunda mı gidiyor ? Ben onlara çamur mu atıyorum? Gerçi yazınızdan birşey çıkarmak güç olduğu için, ayırmak zorunda kaldım, lakin bu defa da bir yazdığınız diğer yazdığınızla çelişir oldu. Yazdıklarınıza bakınca da bir yargı çıkarmak mümkün olmuyor ne yazıkki. namaz kılmıyorsun ALLAHA secde etmiyorsun Namaz kılmadığımı, secde etmediğimi nereden biliyorsunuz? Yoksa siz hem namaz kılıp secde yapıp hem de namaz kılmadığını düşündüğünüz insanları yargılayarak mı geçiriyorsunuz vaktinizi? Siz Hakim misniz? ama onun yarattığı dede dediğiniz aciz insanlara secde ediyorsunuz onların kendine bile faydası yok Bu ne demek şimdi ? Pek anlayamadım. yerler içerler nefes alırlar Hz Ali efendimiz kula kul olmamamak için insanları insanlara kul etmemek için savaşmadımı Doğru. sen ayet-i kerimelere yaygara diye hitap ediyorsun Burada bir yanlış anlaşılma oldu sanırım. Ben (haşa !!!) ayet-i kerime yaygara koparıyor demedim. Maksadım ayetin anlattığı ortamın yaygara hali, yani savaş hali olduğudur. "O yaygara ve savaş halinde bile Allah c.c. namazı terketmeye izin vermiyor" demek istedim. Ama gene de doğru kelimeyi seçmeyerek yanlış anlaşılmaya neden olduğum için üzgünüm. sen bu şekilde ne gerçek alevi olabilirsin ne gerçek sünni sen gerçek nurlu alevi kimliğinin arkasına saklanarak islam düşmanlığı yapıyorsun İLLE EDEP İLLE EDEP İslam düşmanı olduğumu nasıl anladınız ? Bizim tek düşmanımız Ehlibeyt düşmanları ve ehlibeyt düşmanlarının dostlarıdır. İlle de edep, ille de edep ! vesselam piryolu 17.07.2006, 21:19 serhan kardeş aleviliğiliği bilmeden yorum yapma bi daha çünkü bi şey bilmiyosunh bari saçma sapan konuşma Eşter 17.07.2006, 21:23 Selam Ester abi! Bilmem, sen merhum Halil Öztoprak'i bilirmisin? Kendisi Kur'an'da Hikmet Tarihte Hakikat ve Kur'an'da Hikmet İncilde Hakikat diye bir kitabi var. Orada Maide:55 deginerek Hz.Ali'nin hakkinda indigini söylemisti! Hatta Almanya Alevi Birlikleri Federasyonunda bir zamanlar Dedeler Kurulu Baskani olan Seyit Devis Tur'da kendi Erkanname adli kitabinda o ayeti göstererek Hz.Ali ne kadar önemli bir sahis oldugunu vurgulamisti. Ve sadece merhum H.Öztoprak ve Dervis Tur Dede degil, cogu Alevi arastirmacilar bu ayeti her zaman delil olarak göstermislerdi! Saygilarimla! Merhabalar ÖzBektaşi kardeş, Evet Halil Öztoprağı çok duydum, küçük yaşlarda aile büyüklerimin sürekli anlattıkları bir zat idi. Lakin bahsettiğin kitabı çok merak etme rağmen bulamadım. Bir ara kitapçılarda da aradım. Nette soft ortamda bulabilir miyim acaba? Saygılar, alevi_hüseyin 17.07.2006, 21:52 madem 5 vakit namaz kuranın hangi ayetinde var.sünniler 5 şiiiler 3 vakit kılıyor.hanefiler le şafiiler arasında kılmada farklılar var.peygamber hangisini kılyordu. not: ALEVİLİKTE NAMAZ YOKTUR OLMAMIŞTIRDA. arkadaşım sen "ALEVİLİKTE NAMAZ YOKTUR OLMAMIŞTIRDA" diyorsun.aslında aleviler de namaz kılar. alevilerin namazı halkacık namazıdır.biz bu namazı cemlerde yaparız.hz. ali ve peygamberimiz de namaz kılar. fakat hz. ali namaz kılarken öldürülmüştür.biz insan öldürülen yerde ibadet etmeyiz. peygamber efendimiz de hem namaz kılmıştır hem de cem yapmıştır. hz. ali de öyle karadagli 17.07.2006, 22:05 KUR'ANDA NAMAZ NAMAZ Ayeti kerimelere istinat ederek ve bu ayeti Kerimelerin asli ile türkcelerini yazarak namaz meselelerinin baslangicta nasil oldugunu, sonradan nasil bir sekil aldigini belirtmege calisacagiz.Bazi kimseler 5 vakit namazin ve bu namazin bu günkü seklinin Mirac' tan Kur' anla birlikte geldigini iddia etmektedirler.Ve Alevileri bu namazi kilmadiklari icin dinsiz tanimakta onlari kestikleri yenmez, cenazeleri kilinmaz,demektedirler.Ve hatta bazilari Alevilerin katlinin vacip olduguna inanmaktadirlar. Alevilerin ise inanislari söyledir ki; Mirac suresindeki namaz yanliz gecedir. Mirac namazi hakkinda nazil olan isra suresinin 78. 79.uncu ayeti: "Ekiymüsselate lidülükissemsi ila gasekilleyli ve kuranelfecri inne Kur'anelfecri kane meshuden ve minelleyli feteheccet bihi nafileten leke asa en yebaseke rabbüke mekamen mahmuden." Türkcesi: Farz olan ibadete kalk. Gün astiktan gecenin karanliklarindan Kur'an okuyarak safak agarincaya kadar ibadet eder isen gece ve gündüz melekleri sahadet eder. "Gece vaktinde uyanip senin icin farziyet ve faziletine ziyade olarak gece namazi kil ta ki rabbin celle sane makami Mahmuda götüre." Mirac hakkinda ikinci sure,Necm suresidir: Bu surenin 8. 9.'uncu ayetlerinde yazar. "Sümme dena Fetedella" Türkcesi:-Peygamber aleyhüsselam asil kendi suretiyle yakin gelip taallük etti.Hatta peygamber aleyhüsselam ile Hak Taala 'nin yakinligi iki kavis mikdari belki daha yakin oldu.Allahü Taala' nin kulu Mahammede vahyettigini Cebrail Aleyhüsselam ona irsal etti. Necm suresinin 62. ayetinde: "fascüdü lillahi va büdü." Türkcesi: Secde edin Allahü Taalaya huzu ile ibadet edin. Iste yukariya aldimiz ayetlerden de anlasildigi üzere 5 vakit namazin Kur' an-la Mirac'tan geldigi sabit degildir. Akli kamil sahipleri Allahü Taalayi oturdugu ve kalktigi ve yattigi yarde daima zikrederler.Ve kalbinde düsünüp fikrederler. Müzemmil suresi: Türkcesi:"Ey kilim . Yani zulmeti örtüp halvette istidatina göre ibadete yönelipbürünmüs veyahut ey nübüvvet icinde olan nebi gece kalk namaz kil ki meger gecelerde az uyuyasin. Ayet:3 " ol namaz ki gecenin yarisinda yahut ondan oz noksanla ol ücte biri olur." Ayet 6: Gece saatinde ibadete kalkmakta eger ki uyku ve rahati terkle külfletli zahmetler var ise,de kalp ve hatirin tesfisten döner yönün ibadet ve mihrap olmasi dil kalp ile birlesir.Kur'an okumanin zevki ve ihlasin tamami ve kamildir. Ayet 7: Gündüzleri uzun uzadiya halkin isleriyle meskul olursun. Gece ibadete yönelmen evladir. Nebe suresi:9.10.11. Ayetleri: Uykunuzu bedeninize aram ve rahatiniza kuvvet ve geceyi size libas kildik Yani zulmeti örtüp halvette istidatina göre ibadete yönelip devam edersiniz.Ve gündüzleri vakti maas kildik.Gecim ve kazanc icin dolasirsiniz. Müzemmil suresi 20. ci ayet:Türkcesi: Ya Muhammed sen eshabindan seninle beraber olan taife gecenin ücte birinden azini ve dahi yarisini ya üc hissesini kaim oldugunuzu Tanri Taala bilir.Allah gece ve gündüzün secip sayar ve bilir ki,gece üzerinize farzolan ve olmayanin saatlerini sayip secemeyip zahmet cekersiniz.Binaenaleyh,Tanri Taala size ayaga kalkmayi terkedenle ve ani affe döndü, simdi gecede size kolay olani okuyun yani kolayiniz kadar namaz kilin. Halbuki Muzemmil suresinin Mirac'da geldigini Alti parmak tarihi yazar. Bu ayet sonunda:Denildi ki, önce tahcit yani gece namazi farz idi.Bes vakit namazla onun vücubü fesholdu.Yazili ise dehicbir eshabina rivayetine ve hadisi ve beviye ve ayeti Kerimeye dayanmiyan bu rivayetin sahipsiz ve indi oldugundan vusukiyeti yoktur.Binaenaleyh, bes vakit namaz,bir ihtilafin halli icin, Abbasiler zamaninda verilmis bir icmayi ümmet kararidir, kilanlara bir diyecegimiz yoktur, kendilerine göre bu bir ibadet olabilir. En'am suresi 92.nci ayet:Velleziyne yü'minüne bil'ahireti yü'minüne bihi ve hüm'ala salatihim yuhafizüne. Türkcesi: Ya Muhammed sunlar ki azaptan korktuklari ahirete ve Kur'an-a iman ederler. Din diregi olan namazlarini saklasinlar. Tür suresinin 49.ncu ayeti:"Ve minelleyli fesebbihü ve idbarel nücumi" Türkcesi: Gece namaz kil acik kilmadan sakla yildizlar batana kadar. Bu ayetten anlasilacagi üzere hudut yildiz batincaya kadardir. A'raf suresinin 205.nci ayeti:Vezkür rebbeke fiy nefsike tedarru an ve hifyeten ve dünel cehri. Türkcesi:" Ya Muhammed Allahin kalbinde gizli zikret. ve namazin Resul Ekrem tarafindan gece kilindigini Mezhepler tarihi de yazar. Hikmeti Kur'an merakina ehil olanlara bu bir ilhami azimdir ki,ahirzaman peygamberimiz Hazreti Muhammed'in Miraci nasil ki,Tanri Taala ile kendi arasinda gece ve tenhadir,namaz kilan müminin ve müminatin niyaz ve namaz taatleri de ayni surette haktaala ile sade kendileri arasinda olduguna bu müsbet deliller söyle dursun akil ve mantigin kabülüde böyle oldugu icin Aleviler'de ezanla halki namaza davet etmek yoktur.Ancak arzusu olan kendilerinden ibadete gidebilirler. Alinti KUR'ANDA HIKMET TARIHTE HAKIKAT s 9.10.11.12.13 Halil Öztoprak karadagli 17.07.2006, 22:10 Sevgili arkadasim simdi ben size cami ve mescit üzerine bir takim deliller gösterecegim bunlari okursan sevinirim uygulamak sana ayit KUR'ANDA CAMI VE MESCIT Camiler ve mescitler hakkinda yürüttügümüz mütalalari yanliz zamanimizin düsünce sistemine istinat ettirmiyoruz.Bu meselenin kökü cok derindedir.Ta Islamiyetin zuhurunun ilk yillarinda bile cami ve mescit meselesi vardi.Simdi Kur'an ve tarih yollarina basvurarak Hz Muhammed tarafindan islam mescitlerinin nasil yikildigini isbat edelim. Allahu Taala Resulullaha ayet vahyederek camilerde namaz kilinmasini yasak etmis ve Hz muhammed dahi camileri yiktirmis,nitekim tevbe süresinin 107.nci ayeti"velleziynettehazü mesciden diraren ve küfren ve tefriykan beynelmünümüniyle ve irsaden limen hareballahe ve resülehu minkablü veleyehlifünne in erdni illel husna vallahü yeshedü innehüm lekazibüne." Türkcesi: Müminlere zarar vermek ve gönüllerinde sakli duran düsmanligi kuvvetlendirmek icin namaz kilmaga mescit meydana getirdiler.Bunlar Müslüman olmadan önce Hazreti Muhammed'le harbeden münafiklardir. Müminlerin arasini acmayi inlari birbirine düsürmeyi akillarina koymuslardi.Ya Muhammed Müslümanlar, seninle birlikte namaz kilsin ve zikretsin diye böyle genis mescit,cami yaptik derler,Allahu Taala dahi sahitlik eder ki,onlar yeminlerinde yalandir. Tevbe süresinin 108. ayeti:"Lâ tekum fiyhi ebeden lemescidün üssise alettakva minevveli yevmin ehakku en tekume fiyhi ridâlün yühıbbüne enyetetahherü vallahü yuhıbbül muttahhirriyne." Türkcesi:Ya Muhammed kalkma ve ol mescitlerde ebediyen namaza durma. Evvelce Tanri korkusu üzerine yapilan mescidi evvelde hakka ibadet hakli ve lazim bir ibadetti.Orada rizaullah icin kötü ahlaktan hem kendilerini pâk etmeyi ve hemde kötü ahlaktan onlari sevmeyi bilen bir güruh vardir.(onlar ile ol) Hazreti Peygamber'e ol mescitlere Müslümanlari gitmeyi yasak eden bu ayetin altinda yazili olan mesruhata göre; Cenabi Hak Hazreti Muhammede o islamlarin yaptiklari mescide gitme buyurdugu zaman Peygamber efendimiz ashaptan bir kac kisiye emredip ol islamiz diyenlerin yaptiklari mescidi yikip orasini süprüntüler ile doldurdular.(Kenarli KurÄan-i Kerim tefsiri sahife: 203). Kissasi enbiya tarihinde bu vaka hakkinda söyle bir kayit vardir:Hazret Muhammede ayeti Kerime ile ilham edilmesi üzerine hemen Hazreti muhammed dahi Malik Ibni Dahsem ve Ibni Adi ile bir heyet göndermekle varip Müslümanlarin ol mescitlerini yani camilerini yiktilar. Ayni hâdise üzerine baska bir tarihi vesika da sudur: Tarihi Taberi 2.cilt kenarinda alti parmak kitabinin 306.sahifesinde bu meseleden bahsedilirken sunlar yazilmaktadir. Vakti saatle müslümaniz diyenlerin yaptiklari camilerde namaz kilmak icin Hazreti Muhammede teklif edilmis idi.Bu teklif üzerine Cebrail Aleyhisselam nazil olup, "ol Camilerin yikilmasini sana emretti"ayeti kerimesini getirince, namaz kilmak icin yaptiklari mescidi Hazreti Resulullah farzi Kur'anla yiktirdi.Hazreti Muhammed'den sonra camiyi Halife Ömer yaptirdi. Kültür hareketinin cok ilerledigi, insanoglunun aydinliga dogru kostugu zamanimizda bile bir cok insanlar ellerinde birer cami makbuzu, kapi kapi dolasip cami icin para toplayan bu insanlar köylerinde bir okul binasi yapsalardi, veya her hangi bir fakire yardim etselerdi veya köylerine su getirmek icin makbuz bastirsalardi daha büyük hayir islerlerdi.Hakikati söyleyeyimki,ibadet icin,Kur'an da mescit ve camiye ihtiyac yoktur.Bol bol okul acip ilim ögrenelim cahillikten kurtulalim.Fabrika acalim.Köylerimize su getirelim, yol yaptiralim. yetimlerimizi koruyalim.Allaha layik bir kul oldugumuzu isbat edelim. Yukarida verdigimiz örneklerden de anlasiliyor ki, Hazreti Muhammed o mescide ebediyen gitme ayetinin inmesi üzerine o mescidi yiktirdiktan sonra mescit yaptirmak icin herhangi bir ayet gelmemistir.Ancak Ömerin hilâfeti zamaninda bir eseri bidat olarak yeniden cami ihya ve insa edilmistir.Muaviye,Yezit Abbas ogullari,Osmanogullari zamaninda halk cami yapmaya Tanri ile kulu arasinda büyük binalar ve yüksek minareler yapmaya icbar edildi.Hakiki müslümanlik Kur'a da yazili oldugu gibi camisiz, minaresiz,olarak huzuru kalbi ile Allah'a inanmak ve daimi ibadet etmektir. Camiler ayeti ile yikildiktan sonra ibadetin evlerde yapilmasi icabetmekte idi.Esasen bu hususta da ayetler vardir: Yunus süresinin 87. ayeti:Ve evhaynâ ilâ müsâ ve ehiyhi en tebevve âli kavmikümâ bimısre büyüten vec'âlü büyüteküm kibleten ve akimusselate ve bessirilmü'miniyne". Türkcesi:Ya Muhammed biz Musa ve kardesine kavimleri icin Misirda ev alip yerlesmelerini emrettik.Siz ve kavminiz hanelerinizi kibleye ve namazi döndürüp musalla edin.Erkan ile eda edin,Ya Musa evlerinde dua ve niyaz eden müminlere dünyada kurtulus ve ahirette cennet derecelerini müjdele. Namazin camide degil evlerde kilinmasinin Kur'anla farz edildigine dair baska bir ayeti kerime:Nur suresinin 36.ayeti"Fiy büyütin ezinallahü en türfea ve yüzkere fiyhesmühu yüsebbihu lehu fiyhâ bilğudüvvi uel'âsâli." Ya Muhammed kendi evlerinde ibadet edenlere Tanri Taala tarafindan tazim olunup sevap derecelerinin yükselmelerine izin verip emreyledi.Onlar sol güruhtur ki, evlerinde Allahu Taalaya ibadet zikrü tesbih edenlerdir... Yukarida bahsettigimiz mevzu hakkinda söyle bir hadisi nebevi vardir.Lâ yukbelül cami illâ bil camiil misr." Türkcesi:Sen baska camilere yakin olma.Kalp camiinde Tanriya yalvar. Alinti Halil Öztoprak Kur'an da hikmet tarihte hakikat sahife: 22,23,24,25,26 akturap 17.07.2006, 23:26 Eşter öncelikle Müslüman namaz kılmayana oruç tutmayana kafir demez her gün 5 vakit namazın farz olduğuna inanmayana kafir denir her gün 5 vakit namaz kılmak Kuranı kerimde ve hadisi şeriflerde emr edilmiştir Ahzab süresinin yetmiş ikinci ayeti kerimesinde mealen (şüphe yokki biz emaneti göklere ve yere ve dağlara sunduk Onlar bunu yüklenmekden çekindiler ondan korkup titrediler.Onu insan yüklenerek nefslerine zulm ettiler.Sonunu bilemediler)buyuruldu. Nisa suresinin 58. ayetinde mealen (Ey iman edenler ALLAHÜ TEALAYA ve Onun resulune itaat ediniz)buyuruldu Allahın Resulu ayetteki emanet kelimesini ibadet olarak anlamış onun için 5 vakit namazı emr etmiştir Allhü Tealanın resülüne itaat etmek isteyenlerin her gün 5 vakit namaz kılmaları gerekir itaat etmeyip inkar edenler zaten müslüman değillerdir Namaz kılmayanlar ne derlerse desinler müslümanım diyen kimseler namaza çok ehemmiyet vermelidirler Önceki yazılarmda dede değiniz kimselere secdi ediyorsunuz demiştim sen yapmayıp 5 vakıt namazlarını kılıyorsan sözüm sana değil sözümü geri aldım lakin ben kendim şahid olduğum için şaşırdım bir cem evinin içerisine açık olan camından baktım kadınlı erkekli kapının eşiğinden emekleyerek kıbleye ters istikamette post üzerinde oturan adama secde edip elini öptüler ben oradaki alevi vatandaşlara sordum niyaz alıyorlar dediler bir kısmı tasvip etmediğini söyledi onlara neden namaz kılmadıkların oruç tutmadıklarını sordum onlarda Hz Ali efendimizin onların yerine kıldığını söylediler biliyorsan açıkla Birde 5 vakit namazı kılmayıp inkar edenler camiye gelmeyenler neden öldüklerinde camiye getirilip cenaze namazı kıldırılıyor bunuda açıklamanı istiyorum Ayrıca ben kimseyi yargılayamam zamanı geldiğinde yagılayan yargılar keklikoluk 18.07.2006, 18:23 herhese merhabalar öncelikle çok güzel açıklamalarından dolayı teşekkür ederim bu konuda bende birkaç cümle yazmak istiyorum namaz konusu her zaman tartışılmaktadır fakat kesin olarak bizlerde bu konu hakkında bir kanıya varamadık kuranı kerimde namaz kelimesi geçiyor fakat namazın şekliyle şemaliyle ilgili bize bilgi vermemiş yalnız biz aleviler allahın önünde secde ederiz onun büyüklügünün karşısında egiliriz ona dualar ederiz zaten namazın anlamı farsçada dua anlamındadır duanında şekli şemali olmaz Bir Zeynep 18.07.2006, 20:35 lütfen daha cok hosgörüslü ve saygili olalim, "alevilerde kesinlikle namaz yoktur" diye bisey yok. ben kilmiyorum ama kilanlara da bisey demem, tersine düsüncemi bakis acimi cok degistirdim, genislestirdim. büyüklerin cahil agilarina uyup: yokkk, biz yezidmiyiz de namaz kilacagiz, yokkkkkkkk hele hele de camiye hic ayak basmayiz" gibi cümlelere artik hatta gülüyorum, nasilda rahata oturuyo millet, Pirimiz camide öldürüldü diye camiyi günahyuvasi olarak görüp, oraya ayak basmayiz diyolar. ee peki namaz bitek camide mi kilinir? namaz kilan aleviler var, bu ne kadar cok tartisilip, hor görülürse bile. "Asimilasyon veya süünnilesme" diyin istiyosaniz, ne derseniz diyin ama saygi gösterin lütfen. Bi alevi kendisine göre bunu dogru bulup böyle yapiyosa, hemi cem ibadetini, hemi namazini kiliyosa, ister günde bes defa, ister ayda yilda bi kez, ister her iki haftada bir, bu onun ve Allahin arasinda bi ibadettir. nasil Cem ibadetini ederse, namaznida kilsin, dokunmayin. "Pirimiz Ali namaz kiliyodu, bize bu örnegi yasadi, ben onun yolundan gitmek istiyorum ve icimden bu istek gelerek namazimi kilarim" diyen alevi canlarimiza bi ayri saygi duyarim, ben dedelerimize danistim bu konuyu ve "tebrik ederim öyle bir aleviyi" dediler bana, "aslinda bu Aleviligin özü dür, Alimizde kilardi, biz hic kimseye yokkk hayirrr kilmaaa demeyiz ki. Nasil mecbursun namaz kil demiyosak, kilma da demiyoruz. Üstelik öyle sIkI sartlarimiz yok tur, yok mekkeye dogru duracan, yok söyle yapacan, yok böyle, yok bes kere yoksa kabul olmaz, kul ve Allah araisinda bi ibadet, kimse karisamaz. Insan istedigi gibi allaha siginir. Ister bi köseye oturup icinden dua okusun, ister namaz kilsin, icinden geldigi sürece Allahim kabul eder" dediler. Bazi canlar simdi dediklerime cok karsi gelebilirler ama dediklerimi lütfen kendinize göre bi sakince kafanizdan gecirin, kendinize göre dogru olani süzgecten gecirin ve kiyaslayin. Ama en önemlisi, hangi sonuca varirsaniz, varin, ama LÜTFEN sayginin eskik etmeyin.. Ben kilmiyorum namaz, ama kilana asla "Sünnilesmis, yobazlasmis, sünnilige özenmis, dönmüs" vs vs.. demem, diyemem. Saygilar tüm canlara. Eşter 19.07.2006, 02:00 Merhabalar, Öncelikle Bektaş Eren Bey'e aktardığı yazı için teşekkür ederim. Okurken çok şey öğrendim. KUR'ANDA NAMAZ NAMAZ Ayeti kerimelere istinat ederek ve bu ayeti Kerimelerin asli ile türkcelerini yazarak namaz meselelerinin baslangicta nasil oldugunu, sonradan nasil bir sekil aldigini belirtmege calisacagiz.Bazi kimseler 5 vakit namazin ve bu namazin bu günkü seklinin Mirac' tan Kur' anla birlikte geldigini iddia etmektedirler.Ve Alevileri bu namazi kilmadiklari icin dinsiz tanimakta onlari kestikleri yenmez, cenazeleri kilinmaz,demektedirler.Ve hatta bazilari Alevilerin katlinin vacip olduguna inanmaktadirlar. Alevilerin ise inanislari söyledir ki; Mirac suresindeki namaz yanliz gecedir. Aleviliğin yüzyıllardır yaşadığı önyargı ve iftiraları ne yazıkki bugün bile hala örümcek kafalı insanların beyninde yaşamaya devam ediyor. Mirac namazi hakkinda nazil olan isra suresinin 78. 79.uncu ayeti: "Ekiymüsselate lidülükissemsi ila gasekilleyli ve kuranelfecri inne Kur'anelfecri kane meshuden ve minelleyli feteheccet bihi nafileten leke asa en yebaseke rabbüke mekamen mahmuden." Türkcesi: Farz olan ibadete kalk. Gün astiktan gecenin karanliklarindan Kur'an okuyarak safak agarincaya kadar ibadet eder isen gece ve gündüz melekleri sahadet eder. "Gece vaktinde uyanip senin icin farziyet ve faziletine ziyade olarak gece namazi kil ta ki rabbin celle sane makami Mahmuda götüre." Buradaki çeviride bir tuhaflık var, zira: 78. Ayette: Egiymussalate: Namaza Kalk lidülükûş-şems: Güneşin batmaya yüz tutması anlamındadır ki, Arapçada Güneşin öğle vakti en tepedeyken batıya yönelmesi hali için, yani yükselişinin sona erdiği an için kullanılır. ila gasekilleyli: gecenin başlamasına kadar. Zaten Gasek fiili Arapçada gecenin basması, yani gecenin başlaması anlamında kullanılmaktadır. Ve kuranelfecri: Fecr vakti, yani sabah namazı vakti kılınan namaza (yada okunan Kur’an’a) delalet eder. inne Kur'anelfecri kane meshuden: Muhakkakki sabah (fecr) vakti kılınan namaz (ya da okunan Kur’an) şahitlidir (Meleklerin şahitliği kastediliyor) 78. Ayet açık seçik beş vakit namazın kılındığı zaman aralığına işaret eder. Öğleden gecenin gelmesine kadarki zaman ve birde ayrıca fecr vakti yani sabah vakti. Şimdi 79. ayete bakalım: ve minelleyli: gecenin bir kısmında feteheccet bihi: teheccüd (gecenin bir vakti yapılan ibadet) ibadeti yap nafileten leke: Sana mahsus bir nafile ibadet olmak üzere. Zira ayetteki LEKE kelimesi yapılacak ibadeti yalnızca Muhammed a.s. ile sınırlandırıyor. Dolayısıyla ayetteki ibadet tüm Müslümanlar için değil, sadece Peygambe a.s. için farz olan bir ibadettir. asa en yebaseke rabbüke mekamen mahmuden: Belki Rabbin seni övülmüş bir makama erdirir." Kur’an’da ibadet hususnda Allah c.c. ya “Ey iman edenler” yada “Ey mü’minler” şeklinde hitap eder. Bir kısım ibadeti ümmete değil fakat sadece Muhammed a.s.’a yükler ki bu konuda ümmetin bir yükü yoktur. Aşağıdaki ayetlerle ilgili de benzeri durumlar sözkonusu. Mirac hakkinda ikinci sure,Necm suresidir: Bu surenin 8. 9.'uncu ayetlerinde yazar. "Sümme dena Fetedella" Türkcesi:-Peygamber aleyhüsselam asil kendi suretiyle yakin gelip taallük etti.Hatta peygamber aleyhüsselam ile Hak Taala 'nin yakinligi iki kavis mikdari belki daha yakin oldu.Allahü Taala' nin kulu Mahammede vahyettigini Cebrail Aleyhüsselam ona irsal etti. Necm suresinin 62. ayetinde: "fascüdü lillahi va büdü." Türkcesi: Secde edin Allahü Taalaya huzu ile ibadet edin. Iste yukariya aldimiz ayetlerden de anlasildigi üzere 5 vakit namazin Kur' an-la Mirac'tan geldigi sabit degildir. Akli kamil sahipleri Allahü Taalayi oturdugu ve kalktigi ve yattigi yarde daima zikrederler.Ve kalbinde düsünüp fikrederler. Müzemmil suresi: Türkcesi:"Ey kilim . Yani zulmeti örtüp halvette istidatina göre ibadete yönelipbürünmüs veyahut ey nübüvvet icinde olan nebi gece kalk namaz kil ki meger gecelerde az uyuyasin. Ayet:3 " ol namaz ki gecenin yarisinda yahut ondan oz noksanla ol ücte biri olur." Ayet 6: Gece saatinde ibadete kalkmakta eger ki uyku ve rahati terkle külfletli zahmetler var ise,de kalp ve hatirin tesfisten döner yönün ibadet ve mihrap olmasi dil kalp ile birlesir.Kur'an okumanin zevki ve ihlasin tamami ve kamildir. Ayet 7: Gündüzleri uzun uzadiya halkin isleriyle meskul olursun. Gece ibadete yönelmen evladir. Ehlibeyt imamlarının beş vakit namaz ile ilgili rivayetleri yüzlerce değil, binlercedir. Lakin istisnasız hepsi o beş vakit farz namazın üzerine gece ibadetini muhakkak eklemişlerdir. Hiçbir imam yoktur ki hayatını okuduğumda gecenin bir vaktinden sonra kalkıp sabaha kadar ibadet etmediğini öğrenmeyeyim. Bu yüzdendir ki çoğunun yüzü gece ibadetinden ve de ağlamaktan solgundu. Demek istediğim şey, gece ibadeti var beş vakit namaz yoktur, ya da beş vakit ibadet var gece ibadeti yoktur şeklinde bir şeyin olmadığıdır. İkisi de vardır, lakin bütün müslümanlara farz olan beş vakittir. Eşter 19.07.2006, 02:01 Nebe suresi:9.10.11. Ayetleri: Uykunuzu bedeninize aram ve rahatiniza kuvvet ve geceyi size libas kildik Yani zulmeti örtüp halvette istidatina göre ibadete yönelip devam edersiniz.Ve gündüzleri vakti maas kildik.Gecim ve kazanc icin dolasirsiniz. Müzemmil suresi 20. ci ayet:Türkcesi: Ya Muhammed sen eshabindan seninle beraber olan taife gecenin ücte birinden azini ve dahi yarisini ya üc hissesini kaim oldugunuzu Tanri Taala bilir.Allah gece ve gündüzün secip sayar ve bilir ki,gece üzerinize farzolan ve olmayanin saatlerini sayip secemeyip zahmet cekersiniz.Binaenaleyh,Tanri Taala size ayaga kalkmayi terkedenle ve ani affe döndü, simdi gecede size kolay olani okuyun yani kolayiniz kadar namaz kilin. Halbuki Muzemmil suresinin Mirac'da geldigini Alti parmak tarihi yazar. Bu ayet sonunda:Denildi ki, önce tahcit yani gece namazi farz idi.Bes vakit namazla onun vücubü fesholdu.Yazili ise dehicbir eshabina rivayetine ve hadisi ve beviye ve ayeti Kerimeye dayanmiyan bu rivayetin sahipsiz ve indi oldugundan vusukiyeti yoktur.Binaenaleyh, bes vakit namaz,bir ihtilafin halli icin, Abbasiler zamaninda verilmis bir icmayi ümmet kararidir, kilanlara bir diyecegimiz yoktur, kendilerine göre bu bir ibadet olabilir. Müzemmil 20. ayetin tam çevirisi şöyledir. “Ey Muhammed!) Şüphesiz Rabbin, senin, gecenin üçte ikisine yakın kısmını, yarısını ve üçte birini ibadetle geçirdiğini biliyor. Beraberinde bulunanlardan bir topluluk da böyle yapıyor. Allah gece ve gündüzü düzenleyip takdir eder. Sizin buna (gecenin tümünde yahut çoğunda ibadete) gücünüzün yetmeyeceğini bildi de sizi bağışladı (yükünüzü hafifletti.)……” Allah c.c. ayetin başlangıcında Hz. Peygamber ile birlikte sahabelerin tüm gece ibadet halinde olmalarının onları çok yoracağını bildiriyor. Sonra bu durumu değiştiriyor ve aynı ayetin devamında ekliyor: “…. Artık Kur’an’dan kolayınıza geleni okuyun. Allah, içinizde hastaların bulunacağını, bir kısmınızın Allah’ın lütfundan rızık aramak üzere yeryüzünde dolaşacağını, diğer bir kısmınızın ise Allah yolunda çarpışacağını bilmektedir. O halde, Kur’an'dan kolayınıza geleni okuyun….. ” Allah c.c. tüm geceyi bu şekilde ibadet ederek geçirmenin onlara gündüz işlerinden dolayı zor olduğunu söylüyor ve gece ibadetlerini hafifletmelerini söylüyor. Namaz kılarken kıyam halinde uzun uzadıya kur’an kıraati yapmak yerine kısa sureler okuyarak kolayınıza gelecek şekilde gece ibadeti yapın diyor. Lakin işin can alıcı noktası ayetin bundan sonraki nihai kısmı ile başlıyor: “…..Namazı dosdoğru kılın, zekatı verin, Allah’a güzel bir borç verin. Kendiniz için önceden ne iyilik gönderirseniz onu Allah katında daha üstün bir iyilik ve daha büyük mükafat olarak bulursunuz. Allah’tan bağışlama dileyin. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” Evet, Allah c.c. gece ibadetini hafifletin ama farzları da ihmal etmeyin diyor bu kısımda, “namazı dosdoğru kılın, zekat verin…” diyor. Ayetin bu son ksımındaki namaz ile ayetin başındaki gece namazı aynı değildir. Kaldıki son kısımda zikredilen “namazı dosdoğru kılın” ibaresi “zekat verin” ibaresi ile bağlantılıdır ve bu gece ibadeti esnasında yapılacak iş değildir. Böylece Allah ayetin son kısmında da Müslümanların yorulmaması diğer işlerini ve farz ibadetlerini aksatmamaları için, ayetin ilk kısmında gece ibadetini hafifletmeleri gerektiğini ve kolay olanı yapmalarını bildiriyor. En'am suresi 92.nci ayet:Velleziyne yü'minüne bil'ahireti yü'minüne bihi ve hüm'ala salatihim yuhafizüne. Türkcesi: Ya Muhammed sunlar ki azaptan korktuklari ahirete ve Kur'an-a iman ederler. Din diregi olan namazlarini saklasinlar. Tür suresinin 49.ncu ayeti:"Ve minelleyli fesebbihü ve idbarel nücumi" Türkcesi: Gece namaz kil acik kilmadan sakla yildizlar batana kadar. Bu ayetten anlasilacagi üzere hudut yildiz batincaya kadardir. A'raf suresinin 205.nci ayeti:Vezkür rebbeke fiy nefsike tedarru an ve hifyeten ve dünel cehri. Türkcesi:" Ya Muhammed Allahin kalbinde gizli zikret. ve namazin Resul Ekrem tarafindan gece kilindigini Mezhepler tarihi de yazar. Hikmeti Kur'an merakina ehil olanlara bu bir ilhami azimdir ki,ahirzaman peygamberimiz Hazreti Muhammed'in Miraci nasil ki,Tanri Taala ile kendi arasinda gece ve tenhadir,namaz kilan müminin ve müminatin niyaz ve namaz taatleri de ayni surette haktaala ile sade kendileri arasinda olduguna bu müsbet deliller söyle dursun akil ve mantigin kabülüde böyle oldugu icin Aleviler'de ezanla halki namaza davet etmek yoktur.Ancak arzusu olan kendilerinden ibadete gidebilirler. Alinti KUR'ANDA HIKMET TARIHTE HAKIKAT s 9.10.11.12.13 Halil Öztoprak Biz hem Muhammed a.s. hemde o hazretin pak Ehlibeytinden biliyoruz ki hepsi farz olan günlük namazlarını kılmışlardır. Emirül mü’minin Ali a.s. hutbelerinin çoğunu cemaate kıldırdığı namazlardan sonra okumuştur ki Nechul Belağa elimize bu şekilde ulaşmıştır. İmam Hüseyin a.s. Kerbelada namazı vaktinde kılmıştır. Cihadın ortasında bile namazı terk etmeye izin olmadığının en güzel ıspatı Sıffında Ali’dir, Kerbelada Hüseyindir. Öyleki yezidin (la) askerleri de namaza (namazları başlarına çalınsın !) durmak istediklerinde kıble konusunda tereddüt ettiklerinde önce Hüseyin a.s.’a bakmışlardır, ve o hazretin yöneldiği istikamete doğru yönelerek namaz kılmışlardır. Ubeydullah : Kıble için Hüseyin’e bakalım, O’nun bu konuda yanılmasına imkan yoktur demiştir. Muhammed a.s. olmasaydı, Ali a.s. olmasaydı, Ehlibeyt olmasaydı, ve Allah c.c. bu Kur’an’ı gökten insanlara birden bire kitap halinde indirseydi, o zaman kimse hiçbir ibadette ittifak etmezdi. İşte o yüzdendir ki, hem Muhammed a.s. hem Ali a.s. hemde diğer imamlar sürekli insanların “ Ey imam, Allah c.c. bu ayette ne demek istiyor, kimi kasdediyor, açıkla bize ?” şeklinde sorularıyla karşılaşmışlar ve Allah c.c. tarafından kendilerine giydirilen imamet ve velayet hırkası gereği Allah’ın kitabını sürekli açılamışlardır. Onlar Allah’ın hükümlerinin tebliğcileri ve tecellileridir. Bu yüzden Kur’an’dan kendi başımıza hüküm çıkarırsak, o zaman Ehlibeyt’e ve imamete ne gerek var diye sormak lazım? Gece ibadeti uzun uzadıya yapılan bir ibadettir ve o ayetlerde anlatılan namaz gecenin uzun bir kısmını kaplamaktadır. Gündüz vakti iş güç arasında bu tür bir ibadeti gerçekleştirmek elbette imkansızdır. Beş vakit farz namazı hepsini toplasanız 10 dakika bile etmez. 10 dakika ise gündüz iş güç yapmaya engel değildir. Eşter 19.07.2006, 02:20 Sevgili arkadasim simdi ben size cami ve mescit üzerine bir takim deliller gösterecegim bunlari okursan sevinirim uygulamak sana ayit KUR'ANDA CAMI VE MESCIT Camiler ve mescitler hakkinda yürüttügümüz mütalalari yanliz zamanimizin düsünce sistemine istinat ettirmiyoruz.Bu meselenin kökü cok derindedir.Ta Islamiyetin zuhurunun ilk yillarinda bile cami ve mescit meselesi vardi.Simdi Kur'an ve tarih yollarina basvurarak Hz Muhammed tarafindan islam mescitlerinin nasil yikildigini isbat edelim. Allahu Taala Resulullaha ayet vahyederek camilerde namaz kilinmasini yasak etmis ve Hz muhammed dahi camileri yiktirmis,nitekim tevbe süresinin 107.nci ayeti"velleziynettehazü mesciden diraren ve küfren ve tefriykan beynelmünümüniyle ve irsaden limen hareballahe ve resülehu minkablü veleyehlifünne in erdni illel husna vallahü yeshedü innehüm lekazibüne." Türkcesi: Müminlere zarar vermek ve gönüllerinde sakli duran düsmanligi kuvvetlendirmek icin namaz kilmaga mescit meydana getirdiler.Bunlar Müslüman olmadan önce Hazreti Muhammed'le harbeden münafiklardir. Müminlerin arasini acmayi inlari birbirine düsürmeyi akillarina koymuslardi.Ya Muhammed Müslümanlar, seninle birlikte namaz kilsin ve zikretsin diye böyle genis mescit,cami yaptik derler,Allahu Taala dahi sahitlik eder ki,onlar yeminlerinde yalandir. Tevbe süresinin 108. ayeti:"Lâ tekum fiyhi ebeden lemescidün üssise alettakva minevveli yevmin ehakku en tekume fiyhi ridâlün yühıbbüne enyetetahherü vallahü yuhıbbül muttahhirriyne." Türkcesi:Ya Muhammed kalkma ve ol mescitlerde ebediyen namaza durma. Evvelce Tanri korkusu üzerine yapilan mescidi evvelde hakka ibadet hakli ve lazim bir ibadetti.Orada rizaullah icin kötü ahlaktan hem kendilerini pâk etmeyi ve hemde kötü ahlaktan onlari sevmeyi bilen bir güruh vardir.(onlar ile ol) Hazreti Peygamber'e ol mescitlere Müslümanlari gitmeyi yasak eden bu ayetin altinda yazili olan mesruhata göre; Cenabi Hak Hazreti Muhammede o islamlarin yaptiklari mescide gitme buyurdugu zaman Peygamber efendimiz ashaptan bir kac kisiye emredip ol islamiz diyenlerin yaptiklari mescidi yikip orasini süprüntüler ile doldurdular.(Kenarli KurÄan-i Kerim tefsiri sahife: 203). Kissasi enbiya tarihinde bu vaka hakkinda söyle bir kayit vardir:Hazret Muhammede ayeti Kerime ile ilham edilmesi üzerine hemen Hazreti muhammed dahi Malik Ibni Dahsem ve Ibni Adi ile bir heyet göndermekle varip Müslümanlarin ol mescitlerini yani camilerini yiktilar. Ayni hâdise üzerine baska bir tarihi vesika da sudur: Tarihi Taberi 2.cilt kenarinda alti parmak kitabinin 306.sahifesinde bu meseleden bahsedilirken sunlar yazilmaktadir. Vakti saatle müslümaniz diyenlerin yaptiklari camilerde namaz kilmak icin Hazreti Muhammede teklif edilmis idi.Bu teklif üzerine Cebrail Aleyhisselam nazil olup, "ol Camilerin yikilmasini sana emretti"ayeti kerimesini getirince, namaz kilmak icin yaptiklari mescidi Hazreti Resulullah farzi Kur'anla yiktirdi.Hazreti Muhammed'den sonra camiyi Halife Ömer yaptirdi. Kültür hareketinin cok ilerledigi, insanoglunun aydinliga dogru kostugu zamanimizda bile bir cok insanlar ellerinde birer cami makbuzu, kapi kapi dolasip cami icin para toplayan bu insanlar köylerinde bir okul binasi yapsalardi, veya her hangi bir fakire yardim etselerdi veya köylerine su getirmek icin makbuz bastirsalardi daha büyük hayir islerlerdi.Hakikati söyleyeyimki,ibadet icin,Kur'an da mescit ve camiye ihtiyac yoktur.Bol bol okul acip ilim ögrenelim cahillikten kurtulalim.Fabrika acalim.Köylerimize su getirelim, yol yaptiralim. yetimlerimizi koruyalim.Allaha layik bir kul oldugumuzu isbat edelim. Yukarida verdigimiz örneklerden de anlasiliyor ki, Hazreti Muhammed o mescide ebediyen gitme ayetinin inmesi üzerine o mescidi yiktirdiktan sonra mescit yaptirmak icin herhangi bir ayet gelmemistir.Ancak Ömerin hilâfeti zamaninda bir eseri bidat olarak yeniden cami ihya ve insa edilmistir.Muaviye,Yezit Abbas ogullari,Osmanogullari zamaninda halk cami yapmaya Tanri ile kulu arasinda büyük binalar ve yüksek minareler yapmaya icbar edildi.Hakiki müslümanlik Kur'a da yazili oldugu gibi camisiz, minaresiz,olarak huzuru kalbi ile Allah'a inanmak ve daimi ibadet etmektir. Camiler ayeti ile yikildiktan sonra ibadetin evlerde yapilmasi icabetmekte idi.Esasen bu hususta da ayetler vardir: Yunus süresinin 87. ayeti:Ve evhaynâ ilâ müsâ ve ehiyhi en tebevve âli kavmikümâ bimısre büyüten vec'âlü büyüteküm kibleten ve akimusselate ve bessirilmü'miniyne". Türkcesi:Ya Muhammed biz Musa ve kardesine kavimleri icin Misirda ev alip yerlesmelerini emrettik.Siz ve kavminiz hanelerinizi kibleye ve namazi döndürüp musalla edin.Erkan ile eda edin,Ya Musa evlerinde dua ve niyaz eden müminlere dünyada kurtulus ve ahirette cennet derecelerini müjdele. Namazin camide degil evlerde kilinmasinin Kur'anla farz edildigine dair baska bir ayeti kerime:Nur suresinin 36.ayeti"Fiy büyütin ezinallahü en türfea ve yüzkere fiyhesmühu yüsebbihu lehu fiyhâ bilğudüvvi uel'âsâli." Ya Muhammed kendi evlerinde ibadet edenlere Tanri Taala tarafindan tazim olunup sevap derecelerinin yükselmelerine izin verip emreyledi.Onlar sol güruhtur ki, evlerinde Allahu Taalaya ibadet zikrü tesbih edenlerdir... Yukarida bahsettigimiz mevzu hakkinda söyle bir hadisi nebevi vardir.Lâ yukbelül cami illâ bil camiil misr." Türkcesi:Sen baska camilere yakin olma.Kalp camiinde Tanriya yalvar. Alinti Halil Öztoprak Kur'an da hikmet tarihte hakikat sahife: 22,23,24,25,26 Merhabalar, Öncelikle Tövbe 107 ayetinde Mescit kelimesi tekildir, ve camiler mescitler anlamına gelmemektedir. Tekil olmak zorundadır, zira ayet spesifik bir vak’ayı anlatmaktadır ve ve bütün mescitler hakkında herhangi bir genelleme yapmamaktadır. Dolayısıyla ayetten “Ey Müslümanlar, mescitlerin tamamını yakın yıkın ve bir daha asla mescitlerin hiçbirine adım atmayın” anlamını çıkarmak mümkün değil. Ayet, münafıklar tarafından kötü niyetlerle yapılmış olan Dirar Mescidine (sadece ve sadece kötü niyetle yapılmış olan o mescide) işaret ediyor ve Peygamber a.s.’ı o mescide girmememsi (münafıkların oyununa gelmemesi) konusunda önceden uyarıyor. Bunu öğrenen Peygamber a.s. münafıkların fitne amacıyla yaptırdıkları o mescidi yıktırıyor. Tevbe 107 münafıkların biz islamız oyunu ile yaptırdıkları o mescide girmeyi yasaklıyor, lakin bir sonraki ayet (Tevbe 108) de içine girilecek mescidin nasıl bir mescit olduğunu da açıklıyor. Böylece Allah c.c. içine girilecek mescit ile içine girilmeyecek mescidin ayrımını yapmış oluyor. Ayetlerden bütün mescitlerden uzak durun anlamını çıkarmak hiçbir şekilde mümkün değildir. Ayetlerin doğru çevirisi şu şekildedir: 107- Bir de müslümanlara zarar vermek, kâfirlik etmek ve müslümanların arasına ayrılık sokmak ve daha önce Allah ve Resulü'ne karşı savaş açmış olanı beklemek için mescid yapanlar var. "İyilikten başka bir maksadımız yoktu." diye yemin de edecekler. Fakat bunların kesinlikle yalancı olduklarına Allah şahittir. 108- O mescit içinde sen kesinlikle namaza durma. Ta ilk gününde temeli takva üzerine kurulan mescit elbette içinde namaz kılmana daha layıktır. Onun içinde günahlarından arınmayı seven kişiler vardır. Allah da arınmış, ak pak olmuş olanları sever. Yukarda belirtilen “….. hakka ibadet hakli ve lazim bir ibadetti……” ibaresidir ki, bu da bir baskı hatası olmalı. Zira ayette “kalkmak” anlamındaki GUM(KUM) fiili kullanılmıştır ki bu da namaza kalkmaktan başka bir anlam ifade etmiyor. Allah c.c. Mescid-i Dirar’a girmeyi yasaklıyor, fakat daha sonra “temeli takva üzerine kurulun mescit elbette içinde namaz kılmana daha layıktır” diyerek Kuba mescidini (diğer bir rivayete göre ise Mescid-i Nebevi’yi) işaret ediyor. Islam topraklarında daha sonra birçok mescit yapılmıştır. Ali a.s. hilafeti döneminde Irak'ta özellikle de Kufe'de daha sonra yapılan bu mescitlerde halka namaz kıldırmış, hutbe okumuştur. Bütün bunların da ötesinde namaz kılmak için mescide gidilmesinin şart olmadığını zaten bütün mü'minler biliyor. Peygamber a.s. her ne kadar farz namazları mescitte kıldırmışsada, sünnetleri bazen kılmış baen kılmamış, çoğu zaman da evinde kılmayı tercih etmiştir. Daha önce yazılarda merhum Halil Tprak'ın dile getirdiği ayetlerdeki gece ibadetleri ise zaten evden başka bir yerde yapılmıyordu. Eşter 19.07.2006, 02:34 lütfen daha cok hosgörüslü ve saygili olalim, "alevilerde kesinlikle namaz yoktur" diye bisey yok. ben kilmiyorum ama kilanlara da bisey demem, tersine düsüncemi bakis acimi cok degistirdim, genislestirdim. büyüklerin cahil agilarina uyup: yokkk, biz yezidmiyiz de namaz kilacagiz, yokkkkkkkk hele hele de camiye hic ayak basmayiz" gibi cümlelere artik hatta gülüyorum, nasilda rahata oturuyo millet, Pirimiz camide öldürüldü diye camiyi günahyuvasi olarak görüp, oraya ayak basmayiz diyolar. ee peki namaz bitek camide mi kilinir? namaz kilan aleviler var, bu ne kadar cok tartisilip, hor görülürse bile. "Asimilasyon veya süünnilesme" diyin istiyosaniz, ne derseniz diyin ama saygi gösterin lütfen. Bi alevi kendisine göre bunu dogru bulup böyle yapiyosa, hemi cem ibadetini, hemi namazini kiliyosa, ister günde bes defa, ister ayda yilda bi kez, ister her iki haftada bir, bu onun ve Allahin arasinda bi ibadettir. nasil Cem ibadetini ederse, namaznida kilsin, dokunmayin. "Pirimiz Ali namaz kiliyodu, bize bu örnegi yasadi, ben onun yolundan gitmek istiyorum ve icimden bu istek gelerek namazimi kilarim" diyen alevi canlarimiza bi ayri saygi duyarim, ben dedelerimize danistim bu konuyu ve "tebrik ederim öyle bir aleviyi" dediler bana, "aslinda bu Aleviligin özü dür, Alimizde kilardi, biz hic kimseye yokkk hayirrr kilmaaa demeyiz ki. Nasil mecbursun namaz kil demiyosak, kilma da demiyoruz. Üstelik öyle sIkI sartlarimiz yok tur, yok mekkeye dogru duracan, yok söyle yapacan, yok böyle, yok bes kere yoksa kabul olmaz, kul ve Allah araisinda bi ibadet, kimse karisamaz. Insan istedigi gibi allaha siginir. Ister bi köseye oturup icinden dua okusun, ister namaz kilsin, icinden geldigi sürece Allahim kabul eder" dediler. Bazi canlar simdi dediklerime cok karsi gelebilirler ama dediklerimi lütfen kendinize göre bi sakince kafanizdan gecirin, kendinize göre dogru olani süzgecten gecirin ve kiyaslayin. Ama en önemlisi, hangi sonuca varirsaniz, varin, ama LÜTFEN sayginin eskik etmeyin.. Ben kilmiyorum namaz, ama kilana asla "Sünnilesmis, yobazlasmis, sünnilige özenmis, dönmüs" vs vs.. demem, diyemem. Saygilar tüm canlara. Merhabalar, Doğrusu bunu okuduğuma sevindim. Ben de Dedeye aynı şeyi sormuş ve sizin aldığınız olumlu cevabın aynısını almıştım. Bana "namaz kılma" diyen hiçbir Dede ile de karşılaşmadım. Lakin o günden sonra Alevi çevrem arasında "sünnileşmiş" damgasını yedim. Halbuki sünnilikten çok, kendi adıma olması gerektiğini düşündüğüm Aleviliğe yönelişti benimkisi. Sünnierin gözünde ise caferiliğe yani onlara göre dört hak mezhep dışındaki batıl bir yola sapmıştım. Bir Zeynep 19.07.2006, 12:41 Merhabalar, Doğrusu bunu okuduğuma sevindim. Ben de Dedeye aynı şeyi sormuş ve sizin aldığınız olumlu cevabın aynısını almıştım. Bana "namaz kılma" diyen hiçbir Dede ile de karşılaşmadım. Lakin o günden sonra Alevi çevrem arasında "sünnileşmiş" damgasını yedim. Halbuki sünnilikten çok, kendi adıma olması gerektiğini düşündüğüm Aleviliğe yönelişti benimkisi. Sünnierin gözünde ise caferiliğe yani onlara göre dört hak mezhep dışındaki batıl bir yola sapmıştım.sagol ester can. dediklerine katiliyorum. Özbektasi, Ester ve Bektas Eren canlar, yorumlariniz icin tsk ederim. Saygilar selamlar benden. Hizir Yoldasiniz ola. OzBektasi 19.07.2006, 12:54 Merhaba Ester abi, Merhum Halil Öztoprakin kitabini internet'te online-versionu olarak bir yerde bulabilecegine pek zann etmiyorum. Fakiyr'de hep aramisti ama bulamadi. Ama birgün bir arkadas o kitabi ödünc olarak vermisti ve okumsutum. Zaten Bektas Eren arkadasimizin alintilari o bahs ettigim kitaptan idi :) Bugün rahmetli H.Öztoprakin kitabini elestirebiliriz ama unutmayalimki o Adam zamaninda kendi kit imkanlari ile ve kendi capinda birseyler yapmaya calismisti. Onun öztorunlari Almanya'da yasiyorlar, kendilerini taniyorum. Anlattiklarina göre söz konusu Kitab yayinlandiktan sonra Dedeleri (Halil Öztoprak) belli bir zihniyet baya sıkıştırmışlardı. Allah (c.c.) rahmet eylesin! Kitabi yazarken niyeti temiz olduguna inaniyorum, Ester abi... Sevgilerimle! hsn 19.07.2006, 21:02 ... Ayetlerin doğru çevirisi şu şekildedir: 107- Bir de müslümanlara zarar vermek, kâfirlik etmek ve müslümanların arasına ayrılık sokmak ve daha önce Allah ve Resulü'ne karşı savaş açmış olanı beklemek için mescid yapanlar var. "İyilikten başka bir maksadımız yoktu." diye yemin de edecekler. Fakat bunların kesinlikle yalancı olduklarına Allah şahittir. 108- O mescit içinde sen kesinlikle namaza durma. Ta ilk gününde temeli takva üzerine kurulan mescit elbette içinde namaz kılmana daha layıktır. Onun içinde günahlarından arınmayı seven kişiler vardır. Allah da arınmış, ak pak olmuş olanları sever. ... Merhaba Eşter, diyanetin Websitesinde isaretledigim bölüm söyle ifade edilmis: Orada temizlenmeyi seven adamlar vardır. Allah da tertemiz olanları sever. Belki kücük bir ayrinti ama namazin sebebi konusunda sizin yazdiginiz baska bir icerik tasiyor. Namaz islenmis günahlardan arinmak icin mi kiliniyor yoksa onun hikmetiyle gelecekteki kötülüklerden uzak kalmak mi esas gaye? Benim esas sorum su olacakti: Namazdaki mutlaka okunmasi gereken Fatiha suresinin "Yalnız sana ibadet ederiz ve yalnız senden yardım dileriz" bölümü Caferiliktede mevcut olan Mehdi inanci ile nasil bagdasmasidir? Bu konuya bu kadar zaman ayirdigin icin tesekkür ederim. Eşter 19.07.2006, 22:02 Merhaba Ester abi, Merhum Halil Öztoprakin kitabini internet'te online-versionu olarak bir yerde bulabilecegine pek zann etmiyorum. Fakiyr'de hep aramisti ama bulamadi. Ama birgün bir arkadas o kitabi ödünc olarak vermisti ve okumsutum. Zaten Bektas Eren arkadasimizin alintilari o bahs ettigim kitaptan idi :) Bugün rahmetli H.Öztoprakin kitabini elestirebiliriz ama unutmayalimki o Adam zamaninda kendi kit imkanlari ile ve kendi capinda birseyler yapmaya calismisti. Onun öztorunlari Almanya'da yasiyorlar, kendilerini taniyorum. Anlattiklarina göre söz konusu Kitab yayinlandiktan sonra Dedeleri (Halil Öztoprak) belli bir zihniyet baya sıkıştırmışlardı. Allah (c.c.) rahmet eylesin! Kitabi yazarken niyeti temiz olduguna inaniyorum, Ester abi... Sevgilerimle! Merhaba ÖzBektaşi Kardeşim, Bektaş Eren arkadaşımız, ilgili kitaptan buraya aktarma yaptığında açıkçası ben de birşeyler yazma konusunda tereddüt ettim. Nede olsa yazılar büyük bir zata aitti ve insanlar yazdıklarımı saygısızlık yada yanlışlıkla ukalalık olarak algılayabilirler diye birara tamamını silmek istedim. Daha sonra yer yer kontrol edip düzeltmeler yapmaya karar verdim. Allah şahit, merhumun yazdıklarının samimiyet ve temiz bir kalple yazıldığından en ufak bir kuşkum olmadı. Ama burda aktarılanlar merhumun kitabının sadece bir kısmı ile ilgiliydi, ve kitabın tamamına bakmadan bir hüküm vermek aslında yanlış olabilirdi. O yüzden mümkün olan en kısa zamanda kitabın kendisini bulmaya çalışacağım. sevgiler, Eşter 19.07.2006, 23:01 Vurgulamak istediğiniz nokta için teşekkürler, Merhaba Eşter, diyanetin Websitesinde isaretledigim bölüm söyle ifade edilmis: Orada temizlenmeyi seven adamlar vardır. Allah da tertemiz olanları sever. Belki kücük bir ayrinti ama namazin sebebi konusunda sizin yazdiginiz baska bir icerik tasiyor. Biz Peygamber a.s. ve Ehlibeyt'ten öğreniyoruz ki namaz dahil bütün ibadetlerde temel sebep Allah rızası ve aşktır. Namaz her ne kadar vucüt hareketleri ile yapılan bir ibadet ise de her aşamasında okunan şey Allah'ın kelamıdır, ve o kelamdan daha güzel dua yoktur. Namaz ne sadece Allah'tan ve cehennemden korktukları için kılan köle ruhlu insanların, ne de cennete gitmek istedikleri için kılan tacir ruhlu insanların ibadetidir. Bu ayrımı gene Ehlibeyt'ten öğreniyoruz. Yukardaki ayette Allah c.c. içine girilecek ve girilmeyecek mescitlerin farkını ortaya koyuyor. Daha sonra ise içine girilecek ve namaz kılmaya layık mescitte ne tür insaların bulunduğunu bildiriyor:"Orada temizlenmeyi seven adamlar vardır. Allah da tertemiz olanları sever" Namaz islenmis günahlardan arinmak icin mi kiliniyor yoksa onun hikmetiyle gelecekteki kötülüklerden uzak kalmak mi esas gaye? Imam cafer Sadık a.s.: "Bir insanın kıldığı namazın kabul edilip edilmediğinini ölçüsü, hala kötülük yapmaya devam edip etmediğidir. Şayet hala kötülük yapmaya devam ediyorsa kıldığı namazlar da kabul edilmemiş demektir." diyor. Şayet namaz kılmaktaki amaç sadece geçmiş günahları temizlemek ise bu iş biraz çirkin bir pazarlığ dönüşür. Lakin gelecekte iyi ve kamil bir insan olmaya çalışmak için ve Allah rızası için namaz kılınıyorsa "kul hakkı hariç" işlenen geçmiş günahları affedeceğini Allah c.c. Kur'an'da bir çok ayette bildiriyor zaten. Şayet rastlamadıysanız bu forumda daha önce aktardığım bir yazıyı sorduklarınızla alakalı bulduğum için burada tekrar aktarmak istiyorum: Şibli'nin Ali hakkında aktardığı şu olaya bakalım: Miraç gecesinde Allah, Peygamberine (a.s) sahabeleri için “kendilerine kutsal emanetler (hırka, sarık, kase) verilirse ne yaparlar” diye sormasını emreder. Her kim doğru yanıtı verirse bu emanetler kendisine teslim edilecektir. Zira bu emanetlerin ancak bir insanı kamile verilmesi sözkonusudur. Hak Peygamber(a.s.) aldığı yanlış cevaplardan sonra en son olarak Ali’ye sorar. Ali cevaben: “Ey Allah resulü, o zaman insanların hatalarını örter, günahlarını da gizlerim” der. Ali’nin (a.s.) cevabını duyan Allah elçisi şöyle der: “Ya Ali, Hak Teala bana, sahabelerim arasında her kim bu cevabı (insanların hatalarını örter ve günahlarını da gizlerim) verirse ona bu hırkayı, sarığı ve kaseyi vermemi emretti” Mutahhari'nin Ali (a.s.) hakkında yazdığı insan-ı kamil adlı kitabında şunlara rastladım: "Namaz insanları kötülükten alıkoyar..." Ankebut-45 Evet, namazın en belirgin vasfı, insanı kötü ve yanlış şeylerden alıkoyucu olmasıdır. Kişi eğer namaz kılıyor, fakat buna rağmen yine de kötü ve çirkin şeyler yapıyorsa bu, namazın etkisizliğinden değil, "onun kıldığı namazın namaz olmayışından"dır. Böyle birisi hatayı kendisinde aramalı ve her şeyden önce nasıl ve niçin namaz kıldığını yeniden gözden geçirerek namazını düzeltmelidir. Namaz, insanı bütün insani ve İslami değerlere ulaştırabilir... Yeter ki doğru kılınsın; hakkıyla eda edilmiş olsun. Ali'den öğrenilecek çok şey var gerçekten. İslami değerleri bütünüyle görebilmek mümkündür onda. Onun Nehc-ül Belağa'sının her sayfasında ayrı bir insan bulursunuz karşınızda; çeşitli İslami boyutların hepsini taşımaktadır o zira. Her yerde ayrı bir kişiliktir o, çünkü bütün İslami değerleri bir arada kendisinde toplamış bir bütündür onun kişiliği. Bir yerde, bir bakarsınız tepeden tırnağa kahramanlık mantığı kesilmiş... Bütün hayatını askeri meşgalelerle geçirmiş, tepeden tırnağa savaş tecrübeleriyle donanmış mükemmel bir askeri mantığa sahip biri vardır karşınızda adeta... Başka bir yerde ise başka bir insan, apayrı bir kişilikle karşınıza dikilir; bu da Ali'dir (a.s); fakat bu defa bütün varlığıyla kendisini ibadete adamış, ilahi aşktan başka bir şey düşünmeyen bir arif oluvermiştir her şeyiyle!... Aslında sadece Ali değil, onun etrafındaki abid insanlardan dahi birini örnek alıp, daha sonra da Ali'nin kıyaslanamayacak üstünlüğünü gördüğümüzde şaşırıveririz hemen. Ashaptan Ebu Derda'yı örnek alalım: O, namazlardan sonra hiç vakit kaybetmeden mescitten ayrılıp koşarak evine gidermiş. Durumu, Rasulullah’a bildirmişler. Rasulullah, sorar: “Neden namazdan sonra alelacele mescidi terkediyorsun?” Ebu Derda “Bizim tek cibalimiz [giysimiz] var” der. Ben eve çabucak gidiyorum ki karım da giyinip namaz kılabilsin. Rasulullah “Öyleyse dua edeyim de Allah sana dünyalık versin” deyince, Ebu Derda “Hayır, istemem” der. Rasulullah, “O halde karına dünyalık vermesi için dua edeyim Allah’a” der. Ebu Derda, “Bunu karıma sorayım” der. Daha sonra gelir ve Rasulullah’a, “O da istemiyor” der. İşte mükafat gözetmeden Allah rızası için yapılan ibadet. Fakat iş Ali'ye gelince Ebu Derda'nın bile sönüklüğü hemen anlaşılır. Ali namaza durduğunda tüyleri ürperir ve vücudunu titreme alırdı. Onun deyişiyle namaz “göklerin ve yerin taşıyamadığı emaneti eda etme saatidir” Ali'nin bu konudaki eşsizliğini Ebu Derda şöyle nakleder: “Yeryüzünde, namaz hususunda kimse Ali’ye üstün gelemdi” İmam Ali’nin namazı esnansındaki düşsel yolculuğu ve duygusal yoğunluğu o kadar büyüktürki, mübarek vücudu ve bilinci çoğunlukla baygınlığa maruz kalırdı. Bunu gene Ebu Derda'nın naklettiği bir rivayetle ele alalım. Şöyleki: Nakledilirki bir gün Ebu Derda, Ali’yi namaz kıldığı hasrın üzerinde kaskatı ve de baygın vaziyette yatarken bulur. Farkederki İmamın (a.s.) vücudu artık soğumuştur ve acaba Ali (a.s.) son nefesini mi verdi diye dehşete kapılır kendisi. Ebu Derda Endişeyle Fatima’ya koşar ve durumu bildir. Fatima (a.s.) ise Ali’nin (a.s.) namaz esnasında sıklıkla bilincini yitirdiğini anlatır Ebu Derda’ya. Ebu Derda geri döner, kendisi gözyaşlarına boğulmuş bir halde Ali’nin (a.s.) mübarek yüzüne su serpiştirir. Uyanan Ali, Ebu Derda’nın gözyaşlarını görür ve “Neden ağlıyorsun, beni bu vaziyette gördüğün için gözyaşı mı dküyorsun? Ya melekler beni Allah’ın huzuruna taşıdıklarında ve amellerim hakkında Hak Teala’ya hesap vereceğim günde ne olacak, ayaklarıma zincirden prangalar vuracaklar ve beni Allah’ın huzuruna çıkaracaklar. O gün bunlara şahit olan dostlarımın bana yardım edecek güçleri olmayacak. O günkü Kötü vaziyetim yüzünden benim için ağlayıp sızlanacaklar fakat hiçbiri bana yardım edemeyecektir.” Rivayet edilirki Ali (a.s.), gecelerini hıçkırıklar içinde Allah için kıldığı namazlarla geçirirdi, Allah ise mükafat olarak Ali’ye (a.s.) iç benlik ile ilgili ışığı, bilgiyi ve ilmi verirdi. Benim esas sorum su olacakti: Namazdaki mutlaka okunmasi gereken Fatiha suresinin "Yalnız sana ibadet ederiz ve yalnız senden yardım dileriz" bölümü Caferiliktede mevcut olan Mehdi inanci ile nasil bagdasmasidir? Bu konuya bu kadar zaman ayirdigin icin tesekkür ederim. Mehdilik inancı sadece Caferilikte değil Alevilikte de var sanırım. Zaten o hazret son imamdır ve şüphesiz Allah emriyle adaleti getirecektir. Elbette ibadet edilecek tek merci Allah'tır ve bunun aksi şirktir. Lakin biz Ya Muhammed, Ya Ali, ya da Ya Mehdi dediğimizde onlardan medet ummuyoruz ama onlar aracılığı ile ve onların yüzü suyu hürmetine Allah'tan yardım diliyoruz. Kaldıki son imamın gelişi ile ilgili hem şiada hem de sünnilikte birçok sağlam hadis ve rivayet vardır. Kur'an da da onu haber veren ayetler vardır, lakin sünni kesim bu ayetleri, diğer birçok ayet gibi kendi hesabına uygun yormaktadır. Zaten imam Mehdi'nin yapacakları kendi iradesi ile değil fakat Allah'ın iradesinin tecellisi ile olacaktır. akturap 20.07.2006, 01:45 herhese merhabalar öncelikle çok güzel açıklamalarından dolayı teşekkür ederim bu konuda bende birkaç cümle yazmak istiyorum namaz konusu her zaman tartışılmaktadır fakat kesin olarak bizlerde bu konu hakkında bir kanıya varamadık kuranı kerimde namaz kelimesi geçiyor fakat namazın şekliyle şemaliyle ilgili bize bilgi vermemiş yalnız biz aleviler allahın önünde secde ederiz onun büyüklügünün karşısında egiliriz ona dualar ederiz zaten namazın anlamı farsçada dua anlamındadır duanında şekli şemali olmaz selam ben sünni alevi ayrımı yapan birisi değilim zaten ikisi aslında birdir İranda bulunan şiilik 20 ayrı parçaya bölünmüştür Resulullah (S.A.V) kıyamete kadar gelecek hadiselerin çoğunu Eshabına bildirmiş ve günümüze Ehli sünnet alimleri bunları yazmışlar birinci derecede hocalarıda Elibeyt imamları efendilerimiz olmuştur Resulullah (s.a.v) efendimiz "Yahudilik 71 fırkaya Nasara 72 fırkaya ayrıldı benim ümmetim 73 fırkaya ayrılacaktır bunun bir tanesi doğru yol olacaktır diğerleri sapacaktır" buyurarak yere bir çizgi çizerek 36 sağ tarafına 36 sol tarafına kısa çizgiler çizerek balık kılçığı şeklindeki şekli göstermiş ortadaki düz çizgiyi göstererek doğru yol bu demiştir Ehli sünnet yani sünnilik her şeyin orta yolunu tercih etmiştir aşırılıklardan uzaklaşmıştır Namaz hususunda ise Kevser Süresinde Rahman ve Rahim olan Allahın ismi ile (Habibim!) şüphesiz biz sana Kevseri verdik O halde namaz kıl kurban kes.Doğrusu sana (nesli kesik deyip) dil uzatandır hayrsız nesli kesik. Görülüyorki ALLAH (c.c) namaz kılmayı ve kurban kesmeyi emr etmiştir Resulullah Kuranı Kerimin tek muhattabıdır açıklayanda ancak odur ALLAH c.c ( Kuranı kerimi açıkalyasın diye biz sana indirdik) buyurmuşlardır.Hz Resulullah efendimiz abdestin nasıl alıncağını namazın kaç vakit olduğnu hangi namazın kaç rekat olduğunu okunacak duaları cematle ve yalnızken yer yüzünde temiz her yerde kabeye karşı dönülerek Allahü Tealaya secde edileceğini tatbik ederek anlatmıştır Kurban hususunda ise hangi hayvanlardan kurban olur kimler kurban kesebilir nasıl ne şekilde kesilir kendiside keserek anlatmış açıklamıştır Zekat hususunda ise -zekat nedir -nelerin zekatı verilir -kimler zekat verir -kimlere zekat verilir -zekat verilecek malların ölçüsü nedir bunların hepsini açıklayan tatbik eden hep Resulüllah (s.a.v) efendimizdir Sahabeyi Kiram (r.a) efendilerimiz arapcayı iyi bildikleri halde gelen ayetlerin açıklamasını hep Resulullah (s.a.v) efendimizden öğrenip ümmete öğretmişlerdir akturap 20.07.2006, 08:20 Vurgulamak istediğiniz nokta için teşekkürler, Biz Peygamber a.s. ve Ehlibeyt'ten öğreniyoruz ki namaz dahil bütün ibadetlerde temel sebep Allah rızası ve aşktır. Namaz her ne kadar vucüt hareketleri ile yapılan bir ibadet ise de her aşamasında okunan şey Allah'ın kelamıdır, ve o kelamdan daha güzel dua yoktur. Namaz ne sadece Allah'tan ve cehennemden korktukları için kılan köle ruhlu insanların, ne de cennete gitmek istedikleri için kılan tacir ruhlu insanların ibadetidir. Bu ayrımı gene Ehlibeyt'ten öğreniyoruz. Yukardaki ayette Allah c.c. içine girilecek ve girilmeyecek mescitlerin farkını ortaya koyuyor. Daha sonra ise içine girilecek ve namaz kılmaya layık mescitte ne tür insaların bulunduğunu bildiriyor:"Orada temizlenmeyi seven adamlar vardır. Allah da tertemiz olanları sever" Imam cafer Sadık a.s.: "Bir insanın kıldığı namazın kabul edilip edilmediğinini ölçüsü, hala kötülük yapmaya devam edip etmediğidir. Şayet hala kötülük yapmaya devam ediyorsa kıldığı namazlar da kabul edilmemiş demektir." diyor. Şayet namaz kılmaktaki amaç sadece geçmiş günahları temizlemek ise bu iş biraz çirkin bir pazarlığ dönüşür. Lakin gelecekte iyi ve kamil bir insan olmaya çalışmak için ve Allah rızası için namaz kılınıyorsa "kul hakkı hariç" işlenen geçmiş günahları affedeceğini Allah c.c. Kur'an'da bir çok ayette bildiriyor zaten. Şayet rastlamadıysanız bu forumda daha önce aktardığım bir yazıyı sorduklarınızla alakalı bulduğum için burada tekrar aktarmak istiyorum: Şibli'nin Ali hakkında aktardığı şu olaya bakalım: Miraç gecesinde Allah, Peygamberine (a.s) sahabeleri için “kendilerine kutsal emanetler (hırka, sarık, kase) verilirse ne yaparlar” diye sormasını emreder. Her kim doğru yanıtı verirse bu emanetler kendisine teslim edilecektir. Zira bu emanetlerin ancak bir insanı kamile verilmesi sözkonusudur. Hak Peygamber(a.s.) aldığı yanlış cevaplardan sonra en son olarak Ali’ye sorar. Ali cevaben: “Ey Allah resulü, o zaman insanların hatalarını örter, günahlarını da gizlerim” der. Ali’nin (a.s.) cevabını duyan Allah elçisi şöyle der: “Ya Ali, Hak Teala bana, sahabelerim arasında her kim bu cevabı (insanların hatalarını örter ve günahlarını da gizlerim) verirse ona bu hırkayı, sarığı ve kaseyi vermemi emretti” Mutahhari'nin Ali (a.s.) hakkında yazdığı insan-ı kamil adlı kitabında şunlara rastladım: "Namaz insanları kötülükten alıkoyar..." Ankebut-45 Evet, namazın en belirgin vasfı, insanı kötü ve yanlış şeylerden alıkoyucu olmasıdır. Kişi eğer namaz kılıyor, fakat buna rağmen yine de kötü ve çirkin şeyler yapıyorsa bu, namazın etkisizliğinden değil, "onun kıldığı namazın namaz olmayışından"dır. Böyle birisi hatayı kendisinde aramalı ve her şeyden önce nasıl ve niçin namaz kıldığını yeniden gözden geçirerek namazını düzeltmelidir. Namaz, insanı bütün insani ve İslami değerlere ulaştırabilir... Yeter ki doğru kılınsın; hakkıyla eda edilmiş olsun. Ali'den öğrenilecek çok şey var gerçekten. İslami değerleri bütünüyle görebilmek mümkündür onda. Onun Nehc-ül Belağa'sının her sayfasında ayrı bir insan bulursunuz karşınızda; çeşitli İslami boyutların hepsini taşımaktadır o zira. Her yerde ayrı bir kişiliktir o, çünkü bütün İslami değerleri bir arada kendisinde toplamış bir bütündür onun kişiliği. Bir yerde, bir bakarsınız tepeden tırnağa kahramanlık mantığı kesilmiş... Bütün hayatını askeri meşgalelerle geçirmiş, tepeden tırnağa savaş tecrübeleriyle donanmış mükemmel bir askeri mantığa sahip biri vardır karşınızda adeta... Başka bir yerde ise başka bir insan, apayrı bir kişilikle karşınıza dikilir; bu da Ali'dir (a.s); fakat bu defa bütün varlığıyla kendisini ibadete adamış, ilahi aşktan başka bir şey düşünmeyen bir arif oluvermiştir her şeyiyle!... Aslında sadece Ali değil, onun etrafındaki abid insanlardan dahi birini örnek alıp, daha sonra da Ali'nin kıyaslanamayacak üstünlüğünü gördüğümüzde şaşırıveririz hemen. Ashaptan Ebu Derda'yı örnek alalım: O, namazlardan sonra hiç vakit kaybetmeden mescitten ayrılıp koşarak evine gidermiş. Durumu, Rasulullah’a bildirmişler. Rasulullah, sorar: “Neden namazdan sonra alelacele mescidi terkediyorsun?” Ebu Derda “Bizim tek cibalimiz [giysimiz] var” der. Ben eve çabucak gidiyorum ki karım da giyinip namaz kılabilsin. Rasulullah “Öyleyse dua edeyim de Allah sana dünyalık versin” deyince, Ebu Derda “Hayır, istemem” der. Rasulullah, “O halde karına dünyalık vermesi için dua edeyim Allah’a” der. Ebu Derda, “Bunu karıma sorayım” der. Daha sonra gelir ve Rasulullah’a, “O da istemiyor” der. İşte mükafat gözetmeden Allah rızası için yapılan ibadet. Fakat iş Ali'ye gelince Ebu Derda'nın bile sönüklüğü hemen anlaşılır. Ali namaza durduğunda tüyleri ürperir ve vücudunu titreme alırdı. Onun deyişiyle namaz “göklerin ve yerin taşıyamadığı emaneti eda etme saatidir” Ali'nin bu konudaki eşsizliğini Ebu Derda şöyle nakleder: “Yeryüzünde, namaz hususunda kimse Ali’ye üstün gelemdi” İmam Ali’nin namazı esnansındaki düşsel yolculuğu ve duygusal yoğunluğu o kadar büyüktürki, mübarek vücudu ve bilinci çoğunlukla baygınlığa maruz kalırdı. Bunu gene Ebu Derda'nın naklettiği bir rivayetle ele alalım. Şöyleki: Nakledilirki bir gün Ebu Derda, Ali’yi namaz kıldığı hasrın üzerinde kaskatı ve de baygın vaziyette yatarken bulur. Farkederki İmamın (a.s.) vücudu artık soğumuştur ve acaba Ali (a.s.) son nefesini mi verdi diye dehşete kapılır kendisi. Ebu Derda Endişeyle Fatima’ya koşar ve durumu bildir. Fatima (a.s.) ise Ali’nin (a.s.) namaz esnasında sıklıkla bilincini yitirdiğini anlatır Ebu Derda’ya. Ebu Derda geri döner, kendisi gözyaşlarına boğulmuş bir halde Ali’nin (a.s.) mübarek yüzüne su serpiştirir. Uyanan Ali, Ebu Derda’nın gözyaşlarını görür ve “Neden ağlıyorsun, beni bu vaziyette gördüğün için gözyaşı mı dküyorsun? Ya melekler beni Allah’ın huzuruna taşıdıklarında ve amellerim hakkında Hak Teala’ya hesap vereceğim günde ne olacak, ayaklarıma zincirden prangalar vuracaklar ve beni Allah’ın huzuruna çıkaracaklar. O gün bunlara şahit olan dostlarımın bana yardım edecek güçleri olmayacak. O günkü Kötü vaziyetim yüzünden benim için ağlayıp sızlanacaklar fakat hiçbiri bana yardım edemeyecektir.” Rivayet edilirki Ali (a.s.), gecelerini hıçkırıklar içinde Allah için kıldığı namazlarla geçirirdi, Allah ise mükafat olarak Ali’ye (a.s.) iç benlik ile ilgili ışığı, bilgiyi ve ilmi verirdi. Mehdilik inancı sadece Caferilikte değil Alevilikte de var sanırım. Zaten o hazret son imamdır ve şüphesiz Allah emriyle adaleti getirecektir. Elbette ibadet edilecek tek merci Allah'tır ve bunun aksi şirktir. Lakin biz Ya Muhammed, Ya Ali, ya da Ya Mehdi dediğimizde onlardan medet ummuyoruz ama onlar aracılığı ile ve onların yüzü suyu hürmetine Allah'tan yardım diliyoruz. Kaldıki son imamın gelişi ile ilgili hem şiada hem de sünnilikte birçok sağlam hadis ve rivayet vardır. Kur'an da da onu haber veren ayetler vardır, lakin sünni kesim bu ayetleri, diğer birçok ayet gibi kendi hesabına uygun yormaktadır. Zaten imam Mehdi'nin yapacakları kendi iradesi ile değil fakat Allah'ın iradesinin tecellisi ile olacaktır. Namaz Allah rızası için Allah emr ettiği için kılınır Eşter 22.07.2006, 02:01 selam ben sünni alevi ayrımı yapan birisi değilim zaten ikisi aslında birdir İranda bulunan şiilik 20 ayrı parçaya bölünmüştür Resulullah (S.A.V) kıyamete kadar gelecek hadiselerin çoğunu Eshabına bildirmiş ve günümüze Ehli sünnet alimleri bunları yazmışlar birinci derecede hocalarıda Elibeyt imamları efendilerimiz olmuştur Resulullah (s.a.v) efendimiz "Yahudilik 71 fırkaya Nasara 72 fırkaya ayrıldı benim ümmetim 73 fırkaya ayrılacaktır bunun bir tanesi doğru yol olacaktır diğerleri sapacaktır" buyurarak yere bir çizgi çizerek 36 sağ tarafına 36 sol tarafına kısa çizgiler çizerek balık kılçığı şeklindeki şekli göstermiş ortadaki düz çizgiyi göstererek doğru yol bu demiştir Ehli sünnet yani sünnilik her şeyin orta yolunu tercih etmiştir aşırılıklardan uzaklaşmıştır Bölünme her mezhepte var Şiada da Sünnilikte de. Fakat bu 73 fırkadan herbiri asıl kurtulacak fırkanın kendileri olduğunu söylerler hep, aynen sizin sadece ehli sünnetin kurtulacağını söylediğiniz gibi. Sizce aşırılık nedir ? Orta yol nedir ? Bana göre aşırılık Ehlibeyt'i bilmemektir. Şayet Peygamber bir çok yerde, birçok defa, birçok sahabe arasında " Size iki emanet bırakıyorum, biri Allah'ın Kitabı diğer ise Ehlibeytimdir.İkisi birbirinden asla ayrılmaz, bu ikisine sarılırsanız asla doğru yoldan sapmazsınız" diyorsa ve Ehli Sünnet bunu dikkate almıyorsa bu bir aşırılıktır o zaman. Yukardaki hadis mütevatir derecesinde olduğu halde, Ehli sünnet sahihliği şüpheli, ve ravi zinciri sakat olan "Ben size iki emanet bırakıyorum, biri Kur'an, diğer de sünnetimdir" hadisine yapışmış ve dilinden düşürmemektedir. Allah şahidimdir, Hz. Peygamber'in Kur'an ve Ehlibeyt ile ilgili yukardaki hadisini ömrüm boyunca bir tek sünni hocanın ağzından duymadım, lakin "kur'an ve sünnet" ile ilgili hadisi yediden yetmişe bütün ehli sünnetin dilinde dolaşır. Sizce de bu aşırılık ve Peygamber a.s. 'ın ısrarla üzerinde durduğu vasiyeti görmezden gelmek değil de nedir? Ehli sünnet Ehlibeyt'i sevdiğini iddia ediyor ama Ehlibeyt'in daha kim olduğunu bilmiyor. Hem hadislerin bir çoğunda Ehlibeyt'i sevmekten değil, fakat takip etmekten bahsediyor Peygamber a.s. Ben şahsen Ehli Sünnet arasında Ehlibeyt'i takip etmek diye birşey görmüş değilim. Muhammed Ticani'yi okuyun Lütfen. Ve Ehli Sünnetten Ehlibeyt'e uzanan yolculuğa tanık olun. Linki veriyorum: http://members.tripod.com/satilikdomains/nasil_hidayete_kavustum/icindekiler.htm Diğer bir konu ise Ehli Sünnet Alimlerinin Ehlibeyt'ten öğrendikleri hususdur. Evet Ebu Hanife İmam Cafer Sadık'tan iki yıl ders almıştır (kendisi imam Sadık'tan yaşça büyük olduğu halde), bazı sünni alimler ise Ehlibeyt düşmanlıkları yüzünden bunu inkar ederler ve Ebu Hanife sadece İmam Cafer'in meclisinde oturmuştur, bu ders aldı demek değildir diyorlar. Ebu Hanife İmam Sadık'tan ders almış olsun ya da sadece meclisinde oturmuş olsun, açık olan tek şey vardır ki o da onun fıkhi görüşlerinin hiçbir şekilde Caferilik ile uzaktan yakından ilgili olmadığıdır. İmam Cafer'in meclisinde imam Malik ve Davud Es-Sevri de bulunurlardı, ama onlar da imam Cafer'den duydukları herşeye itibar etmezlerdi. Neticede Şafi'de Malikten ders aldı, sonra gidip Ebu Hanifenin öğrencilerinden de ders aldı, Hanbeli'de Şafi'den ders aldı. Ama gelin görünki hiçbiri aynı değil. Ona bakarsanız, bütün sahabeler de Hz. Peygamber'den ders aldılar, lakin daha sonra birbirlerine düştüler, birbirlerini kafirlikle suçladılar, birbirleriyle savaştılar ve Hz. Peygamber'in Ehlibeytine yapmadık zulüm bırakmadılar. Hepsi de Peygamber'in izinden mi gitmiş oluyor şimdi? Son günlerde asıl ehlibeyt takipçisi ehli sünnet alimleridir aldatmacası ve asimilasyonu almış başını gidiyor. Ehli Sünnet anlayışı ve iktidarı, Ehlibeyt imamlarını zındanlara tıkmış, ilim makamı olarak Ebu hanifenin, Malik'in ve Şafi'nin öğrencilerini göstermiştir. Ebu Hanifenin ve Malik'in öğrencileri islam ülkelerinin dörtbir yanında kadılık makamı ile müşerref edilmişken, Ehlibeyt imamları, Sünni iktidarın zındanlarında işkence altında geçiriyorlardı ömürlerini. Ehlibeyt'e tabi olanlara uyanlara ise sapık fırka damgası vuruluyordu. Ehli Sünnetin en kıymetli hadisçisi Buhari, Hz. Peygamber'in evladı İmam Cafer Sadık'ı o kadar seviyorki(!!!), İmam Sadık'tan gelen tek bir rivayete bile güvenmiyor, hadis kitabına almaya tenezzül etmiyor. Ama Kerbela da Hz. Hüseyin'in mübarek boynunu vuran kafirleri güvenilir sayıyor ve onlarn ravi zincirinde bulundukları hadisleri kitabına memnuniyetle koyuyor.Birinci dereceden hocalık bu mu acaba? Daha sayacağımız bir çok örnek varki yazsak buradaki sayfalar yetmez. Şimdi tabiiki "asıl ehlibeyt yolunda gidenler Ehli Sünnet alimleridir" deniliyor, Ali Şiası olmak da sapık ve bidat ehli demek oluyor ne hikmetse. Bu olsa olsa asrın tiyatro oyunu olur. Çok değil daha geçenlerde bir yerde Hacı Bektaş-ı Veli de Ehli Sünnet vel Cemaattendir diye bir şeyler okudum, nutkum tutuldu vallahi. Bu kadarı da pes. Namaz hususunda ise Kevser Süresinde Rahman ve Rahim olan Allahın ismi ile (Habibim!) şüphesiz biz sana Kevseri verdik O halde namaz kıl kurban kes.Doğrusu sana (nesli kesik deyip) dil uzatandır hayrsız nesli kesik. Görülüyorki ALLAH (c.c) namaz kılmayı ve kurban kesmeyi emr etmiştir Resulullah Kuranı Kerimin tek muhattabıdır açıklayanda ancak odur ALLAH c.c ( Kuranı kerimi açıkalyasın diye biz sana indirdik) buyurmuşlardır.Hz Resulullah efendimiz abdestin nasıl alıncağını namazın kaç vakit olduğnu hangi namazın kaç rekat olduğunu okunacak duaları cematle ve yalnızken yer yüzünde temiz her yerde kabeye karşı dönülerek Allahü Tealaya secde edileceğini tatbik ederek anlatmıştır Kurban hususunda ise hangi hayvanlardan kurban olur kimler kurban kesebilir nasıl ne şekilde kesilir kendiside keserek anlatmış açıklamıştır Zekat hususunda ise -zekat nedir -nelerin zekatı verilir -kimler zekat verir -kimlere zekat verilir -zekat verilecek malların ölçüsü nedir bunların hepsini açıklayan tatbik eden hep Resulüllah (s.a.v) efendimizdir Sahabeyi Kiram (r.a) efendilerimiz arapcayı iyi bildikleri halde gelen ayetlerin açıklamasını hep Resulullah (s.a.v) efendimizden öğrenip ümmete öğretmişlerdir Kevser Suresi ile ilgili aktardıklarınız doğrudur. İşin namaz ve kurban ile ilgili kısmına katılıyorum.Lakin bu sure ile ilgili aktarılması gereken başka husular da vardır. Surenin iniş sebeplerinden biri, Peygamber a.s.'a erkek çocuğu hayatta kalmadığı için "Ebter" yani soyu kesik demişlerdi. Bunun üzerine Allah c.c. Peygamber'e hitaben "Muhakkak ki biz sana kevseri verdik" diye hitab ediyor. O yüzdendir ki bir çok tefsircinin yukardaki açıklamalarına ek olarak "Kevser" ile Ehlibeyt'in kastedilmiş olduğudur. Dolayısıyla Allah c.c. Peygambere "senin soyun kesik değil, senin soyun Ehlibeytin ile devam edip akacaktır" mesajını veriyor.Neticede her halükarda ayet, Peygamber'in soyu kesik olmadığını ve soyunun Ehlibeyt ile devam edeceğini bildiriyor. Aksi taktirde bir ırmak ile Ebter(soyu kesik) olmak arasında bağlantı kurmak nasıl mümkün olabilir?. Hz. Peygamber a.s. kendisine yapılan soysuzluk karalamasından dolayı duyduğu üzüntüyü, cennete kendisine verilecek bir nehir sayesinde mi üzerinden atacak? Yoksa Ebter olmadığını ve soyunun Fatıma a.s. ile yürüyeceğini bilerek mi üzüntüsünden kurtulacak? Hangisi daha mantıklı ? saygılar, D-e-v-r-i-m 22.07.2006, 02:40 Aleviler Neden Camiye Gitmezler? Anadolu Alevileri Allah'a inanırlar. Allah'ın birliğine, Hz. Muhammet'in peygamberliğine ve Hz. Ali'nin veliliğine inançları tamdır. Hatta bunu; "Allah-Muahammet-Ali" üçlemesi ile ifade ederler. Ayrıca Kuran'ı kutsal kitapları olarak görürler. Kuran, Hz. Muhammet zamanında değil de daha sonraki halifelerden, önce Ebubekir, sonra Ömer tarafından sahabelerden alınan bilgilerle yazıya geçilmesi sırasında tartışmalar nedeni ile toplanan bazı ayetlerin ve hadislerin yok edildiğini, yakıldığını da iddia ederler. Eldeki Kuran'ın 3. halife Osman zamanında oluşmuş olduğundan da bazı çekinceleri vardır. Bu düşüncelerini eskiler; "Kuran'a kalem karıştı" diye ifade ederler. Ayrıca, 620 yıllarının Bedevi Arap toplumunun sosyolojik yapısına uygun getirilen kurallarla değişen sosyal ve toplumsal şartlara rağmen dünyanın sürgit bu kurallarla yönetilmeye kalkılmasının sıkıntılar yaratacığını düşünürler. Bu nedenlerle Allah'ın dünyamız ve insanlık için söyledikleri Kuran'ı Batıni yoruma tabi tutarlar. Kuran'ın ilham kaynağı olması gerektiğine inanırlar. Bu nedenle de Hz. Ali'yi "Kuran'ı Natık" yani "Konuşan Kuran" olarak değerlendirir ve buyruklarına önem verirler. Namazın 5 vakit veya 3 vakit olmasını, 30 gün tutulan Ramazan orucunu, İslamın 5 şartından biri olarak görmezler. Örneğin, Kuran'da 5 vakit namaz kılmanın ne sayısı, ne şekli, ne de yeri olmadığına Aleviler inanırlar. Namazın bu biçimde ve 5 vakit kılınmasının İslama Emeviler ve Abbasiler zamanında konan kurallardan biri olduğuna inanırlar. Şiilerin namazı 5 değil de 3 vakit kılmalarını da Şiilerin namazı 5 değil de 3 vakit kılmalarını da Şiilerin oluşturduğu bir kural olarak değerlendirirler. İslamın 5 şartı olarak ifade edilen şartların da Kuran'da olmadığını, bunların da İslama sonraki dönemlerde girdiğini kabul ederler. 30 gün orucun da Kuran'da olmadığını söylerler. Gerçekten de Kuran incelendiğinde; oruç ve ibadetten bahseder. Ama ne orucun süresi, ne de ibadetin biçimi ve sayısı Kuran'da yoktur. Ayrıca Kuran'da camiden ve camide kılınan namazdan da söz edilmiyor. Bu da gene daha sonra İslama giren kurallardan birisidir. Aleviler bu düşüncelerini Kuran'daki bazı ayetlere dayanarak ileri sürerler; Örneğin ibadetin biçimi ile ilgili olarak Ali İmran Suresi 191. ayette; "Onlar ki, ayakta iken, otururken, yatarken Allah'ı anarlar" şeklinde olduğunu anımsatarak ibadetin bazı kurallara bağlanamayacağını, bunların göstermelik ve şekilcilikten kaynaklandığını düşünürler. Aleviler, "Her oruç tutmayan, namaz kılmayan Müslümanları biz İslamdan saymazsak bu büyük bir çoğunluk oluşturan insan toplumunu İslam dini dışında saymak (kafir) anlamına gelir ki, buna kimsenin hakkı yoktur. Ayrıca bu İslam'a da aykırıdır"diyorlar. Bu konuda Kuran'ın Nisa Suresi'nin 94. ayetinde; "Size Müslüman olduğuna bildiren dünya hayatının geçici menfaatlerine gözdikerek, sen mümin değilsin demeyin"diyor. O halde İslama sonradan konan şartlar olan 5 şartı yerine getirmeyene İslam değilsiniz denemez. Aleviler ibadetin ille de camide yapılması gerektiğini de kabul etmiyorlar. Onlar "Yeryüzünün tümü ibadet yeridir" diye düşünüyorlar. İbadet için camiye gitmek gibi bir zorunluluğu gerekli görmüyorlar. Kendi inançlarına göre; cami etimolojik anlamda tapınak değil, toplantı yeridir. İslamiyetin ilk yıllarında Hz. Muhammet bir ibadet yeri yapmaya gerek görmemiştir. Çünkü belli bir tapınak oluşturmak ve düzenli olarak sadece orada ibadet yapmak onun getirdiği inanç sistemine aykırıdır. Nitekim o yıllarda ibadetin özellikle gece yapılması, gösterişten kaçınılması isteniyordu. Bazı müslümanların Mekke-Medine yolu üstünde Kuğba Köyünde yaptırdığı Camiyi Hz. Muhammed, "Dedikodudan başka bir şeye yaramıyor" gerekçesiyle yıktırmıştır. Peygamber elbette bunu Allah'ın ilhamına aykırı olarak yapmaz. Bu konuda Kurandaki 2 ayet ilginçtir. İşte Tövbe Suresin'de 107. ayet: "Zarar vermek, inkar etmek müminlerin arasını açmak Allah ve Peygamber'ine karşı savaşanlara daha önceden gözcülük yapmak üzere bir mescit kurup, biz sadece iyilik yapmak istedik diye yemin edenlerin yalancı olduklarına şüphesiz ki Allah'da şahittir." Bu ayetin devamındaki 108. ayette ise; bakın Kuran ne diyor: "Ey Muhammed, o mescide hiç gitme, Allah'a karşı gelmekden sakınanlarla bulanman daha uygundur. Orada arınmak isteyen insanlar vardır. Allah, arınmak isteyenleri sever." Demek ki ibadet yapmak için cami şartı aranamayacağı gibi her yapılan camiyi "Allah'ın Evi" olarakda görmek de doğru değildir. Aleviler, Allah için ille de şu şartlar yerine getirilerek yapılır gibi katı kurallara katılmıyorlar. Kuran'daki bir ayet bu düşünceyi doğruluyorlar. Bakın Hadid Suresi 4. ayet ne diyor. "Nerede olursanız olun o sizinle beraberdir. Allah ne yaptıklarınızı görür." Namaz ve cami ilişkisini Hacı Bektaşi Veli soyevlatlarından A.Celalettin Ulusoy "Alevi Bektaşi yolu" kitabında bakın şöyle ifade ediyor: "Hz. Muhammed'den sonra halifeler özellikle Ümeyyeoğulları ve Abbasoğulları istedikleri düzeyde manevi saygınlığa sahip olamamışlardı. Hükümranlıklarını güçlendirmek için, İslam toplumunun her kesimine ulaşan bir propagandaya gereksinme duyuyorlardı. Bunun o çağda en kolay ve etkili yolu topluluklara hitap etmek şekli idi. Bu amaçla Müslümanların belli saatlerde belli yerlerde toplanmaları ihtilal çevrelerincede teşvik ediliyor ve hatta zorunlu tutuluyordu. Nitekim, Emeviler zamanında camiler Ali'yi ve onun soyunu kötülemek için konuşma yerleri olmuştur." Bu ve benzeri nedenlerle ibadet için camilere gitmeyen Aleviler-Bektaşiler ibadetlerini,Cemlerini uygun evlerde yapıyorlar. Cemiyet evi veya Cemevi adı ile toplantı yapılan Cem yapılan binaları bulunan köy sayısı yok denecek kadar az buluyor. Aleviler'in Cemine kadın-erkek, yaşlı-genç herkes gelebilir. Dede önderliğinde ve bağlama eşliğinde ibadet yapılır. Oturuş biçimi ise toplumsal ilişkiyi geliştiren, küskünlükleri gideren, kin ve düşmanlık kapılarını kapatıp, barışa kardeşliğe yönelmeyi kolaylaştıran içtenlikli bir ibadet tarzı olarak yüz yüze, cemal cemale oturma biçimindedir. Allah'a ibadet ve dualarla birlikte sohbet, yardımlaşma, kişi ve toplum sorunlarına çare bulma imkanları sağlayan toplu tapınma biçimidir. İnsanın insana yakın olması bu biçimde daha kolay oluşuyor. Duvara değil cemale, "Didar-ı pak'e" yani temiz insan yüzüne bakmak, insanın yaptığı cami binasından önce Allah'ın özenle yaratıp, "Bütün meleklerin secde ettiği" insanı kutsal görmek Alevilerde ibadetin esasını oluşturuyor. Bu anlayışla Aleviler; "Secde ademedir", "Hak ademedir" düşüncesiyle insanı, insan sevgisini dinin esası haline getirmişerdir. Alevi-Bektaşinin ibadet tarzını bir ozandan örneklemek gerekirse bakın Edip Harabi ne diyor: "Zühd ü riya ile olan ibadet Hatadır Hz. Settar'a karşı Böyle namaz ile olamaz ümmet Hiç kimse Ahmet-i Muhtar'a karşı Tarikatsız mü'min olamaz kimse Nur'u nübüvvetle dolamaz kimse Hakk'ı Peygamber'i bulamaz kimse Yatup kalkmak ile duvara karşı Allah gözlerine çekmiş bir perde Yok dersin Allah'ı gökde ve yerde Gösterelim gelde gör Hakk'ı nerde Secde edersin Didar'a karşı" akturap 22.07.2006, 04:25 lütfen daha cok hosgörüslü ve saygili olalim, "alevilerde kesinlikle namaz yoktur" diye bisey yok. ben kilmiyorum ama kilanlara da bisey demem, tersine düsüncemi bakis acimi cok degistirdim, genislestirdim. büyüklerin cahil agilarina uyup: yokkk, biz yezidmiyiz de namaz kilacagiz, yokkkkkkkk hele hele de camiye hic ayak basmayiz" gibi cümlelere artik hatta gülüyorum, nasilda rahata oturuyo millet, Pirimiz camide öldürüldü diye camiyi günahyuvasi olarak görüp, oraya ayak basmayiz diyolar. ee peki namaz bitek camide mi kilinir? namaz kilan aleviler var, bu ne kadar cok tartisilip, hor görülürse bile. "Asimilasyon veya süünnilesme" diyin istiyosaniz, ne derseniz diyin ama saygi gösterin lütfen. Bi alevi kendisine göre bunu dogru bulup böyle yapiyosa, hemi cem ibadetini, hemi namazini kiliyosa, ister günde bes defa, ister ayda yilda bi kez, ister her iki haftada bir, bu onun ve Allahin arasinda bi ibadettir. nasil Cem ibadetini ederse, namaznida kilsin, dokunmayin. "Pirimiz Ali namaz kiliyodu, bize bu örnegi yasadi, ben onun yolundan gitmek istiyorum ve icimden bu istek gelerek namazimi kilarim" diyen alevi canlarimiza bi ayri saygi duyarim, ben dedelerimize danistim bu konuyu ve "tebrik ederim öyle bir aleviyi" dediler bana, "aslinda bu Aleviligin özü dür, Alimizde kilardi, biz hic kimseye yokkk hayirrr kilmaaa demeyiz ki. Nasil mecbursun namaz kil demiyosak, kilma da demiyoruz. Üstelik öyle sIkI sartlarimiz yok tur, yok mekkeye dogru duracan, yok söyle yapacan, yok böyle, yok bes kere yoksa kabul olmaz, kul ve Allah araisinda bi ibadet, kimse karisamaz. Insan istedigi gibi allaha siginir. Ister bi köseye oturup icinden dua okusun, ister namaz kilsin, icinden geldigi sürece Allahim kabul eder" dediler. Bazi canlar simdi dediklerime cok karsi gelebilirler ama dediklerimi lütfen kendinize göre bi sakince kafanizdan gecirin, kendinize göre dogru olani süzgecten gecirin ve kiyaslayin. Ama en önemlisi, hangi sonuca varirsaniz, varin, ama LÜTFEN sayginin eskik etmeyin.. Ben kilmiyorum namaz, ama kilana asla "Sünnilesmis, yobazlasmis, sünnilige özenmis, dönmüs" vs vs.. demem, diyemem. Saygilar tüm canlara. Merhaba söylediğine katılıyorum Hz Ali efendimiz camide şehid edildi diye Camiye gidilmez diyenlere soruyorum evde şehid edilseydi evlerinede girmeyeceklermiydi acaba iyi günler dilerim akturap 22.07.2006, 07:36 Bölünme her mezhepte var Şiada da Sünnilikte de. Fakat bu 73 fırkadan herbiri asıl kurtulacak fırkanın kendileri olduğunu söylerler hep, aynen sizin sadece ehli sünnetin kurtulacağını söylediğiniz gibi. Sizce aşırılık nedir ? Orta yol nedir ? Bana göre aşırılık Ehlibeyt'i bilmemektir. Şayet Peygamber bir çok yerde, birçok defa, birçok sahabe arasında " Size iki emanet bırakıyorum, biri Allah'ın Kitabı diğer ise Ehlibeytimdir.İkisi birbirinden asla ayrılmaz, bu ikisine sarılırsanız asla doğru yoldan sapmazsınız" diyorsa ve Ehli Sünnet bunu dikkate almıyorsa bu bir aşırılıktır o zaman. Yukardaki hadis mütevatir derecesinde olduğu halde, Ehli sünnet sahihliği şüpheli, ve ravi zinciri sakat olan "Ben size iki emanet bırakıyorum, biri Kur'an, diğer de sünnetimdir" hadisine yapışmış ve dilinden düşürmemektedir. Allah şahidimdir, Hz. Peygamber'in Kur'an ve Ehlibeyt ile ilgili yukardaki hadisini ömrüm boyunca bir tek sünni hocanın ağzından duymadım, lakin "kur'an ve sünnet" ile ilgili hadisi yediden yetmişe bütün ehli sünnetin dilinde dolaşır. Sizce de bu aşırılık ve Peygamber a.s. 'ın ısrarla üzerinde durduğu vasiyeti görmezden gelmek değil de nedir? Ehli sünnet Ehlibeyt'i sevdiğini iddia ediyor ama Ehlibeyt'in daha kim olduğunu bilmiyor. Hem hadislerin bir çoğunda Ehlibeyt'i sevmekten değil, fakat takip etmekten bahsediyor Peygamber a.s. Ben şahsen Ehli Sünnet arasında Ehlibeyt'i takip etmek diye birşey görmüş değilim. Muhammed Ticani'yi okuyun Lütfen. Ve Ehli Sünnetten Ehlibeyt'e uzanan yolculuğa tanık olun. Linki veriyorum: http://members.tripod.com/satilikdomains/nasil_hidayete_kavustum/icindekiler.htm Diğer bir konu ise Ehli Sünnet Alimlerinin Ehlibeyt'ten öğrendikleri hususdur. Evet Ebu Hanife İmam Cafer Sadık'tan iki yıl ders almıştır (kendisi imam Sadık'tan yaşça büyük olduğu halde), bazı sünni alimler ise Ehlibeyt düşmanlıkları yüzünden bunu inkar ederler ve Ebu Hanife sadece İmam Cafer'in meclisinde oturmuştur, bu ders aldı demek değildir diyorlar. Ebu Hanife İmam Sad |