Orijinalini görmek için tıklayınız : Camii ve Namaz


Sayfa : [1] 2 3

Alevimen
20.02.2005, 04:17
ALEVİLERİN bugün camiye gitmedikleri bir gerçektir. Bunun hem sosyal, hem tarihi, hem de felsefi nedenleri vardır.

1) Tarihi Sebep: Bilindiği gibi, Mekke'nin alınması üzerine korkudan Müslüman olan Ebu Süfyan ailesinden gelme Muaviye, Osman zamanında Suriye'yi avucuna almış, Hz. Ali zamanında isyan etmiş, kılıç zoruyla püskürtülmüştü.

Hz. Ali Harici İbni Mülcem tarafından şehit edilince, Muaviye zor yoluyla Hz. Hasan'dan halifeliği aldı. Halkubi o zamana kadar, halife, halkın onayı ile seçiliyordu.

Muaviye, Hz. Ali'ye düşmandı... Ona, Şam'daki camilerde kılınan namazlarda, özellikle cuma namazlarında lanet ettiriliyordu. Hz. Hasan, Muaviye'ye hilafeti bırakırken, bu kötü âdetin kaldırılmasını anlaşmaya koymuştu. Fakat Muaviye, diğer koşullara uymadığı gibi, buna da uymadı. İslam şehirlerindeki camilerde, Hz. Ali'ye ve evlatlarına hakaretler, aldı başını gitti. Peygamber soyuna yönelik bu saldırılar, samimi Müslümanları yaralıyor, onları camilerden soğutuyordu.

Kendilerine, Müslümanların Emiri (emirülmüminin) dedirten bu Emevi padişahları, İslamiyet'i aslında hiçe sayıyorlardı. Örneğin, Velit, cariyesini erkek kıyafetine sokuyor, camiye yolluyor, halka namaz kıldırtıyordu. Kafası kızıyor, Kuran'ı hedef tahtasına asıyor, saatlerce okçulara oklatıyor, paramparça ettiriyordu. Sonra da; ?Haydi bakalım Muhammet'in kitabı, ne yapacaksan yap bana...? diyerek meydan okuyordu. Bir başka Emevi halifesi, namaz kıldırırken, namazı bırakıp cemaate; ?Yeter mi? Yoksa biraz daha kıldırayım mı?? diye alaylı alaylı soruyordu. Emeviler, aslında namaza hiç önem vermiyorlardı. Ama, halkın namaz kılmasını örgütlüyorlardı.

Yalancı âlimler ortaya çıkartılıyor, bunlar, uydurdukları Hz. Ali'yi kötüleyen sözlere, peygamber sözüdür, diyor ve bu yolla da Ali ve soyuna hakaret ediyorlardı.

Emevi devleti zamanında başlayan bu politik tavır, değişik biçimlerde şimdilerde bile yaşıyor. Camilerde genellikle politika konuşuluyor. Veya politikaya hizmet edecek konular din görevlilerince gündeme getiriliyor; değişik siyasal, dinsel görüşler hakarete uğruyor. İmamlar, cami görevlileri gibi değil, parti görevlileri gibi çalışıyorlar. Böyle davranmayan görevliler de var, ama bunlar azınlıktadır. Sünni Müslümanların bu konuda doğrudan doğruya bir hataları yok. Onlar yüzyıllardır yürütülen kötüleme kampanyalarının sonucu, olumsuz bakış açısı kazandılar...

Bugün, bir Alevi'nin camiye gitmesi demek, her türlü hakarete göğüs germeyi göze alması demektir.

Bu konuda birinci derecede suçlu olanlar, camilerin katı politik merkezler haline sokulmasına göz yumanlardır. Devlet, camileri, yalnızca dinsel işlerin konuşulduğu, Sünni insanların namaz kıldığı ibadet evleri haline getirmelidir.

Bugün, yerden biter gibi her tarafın camiyle dolmasının sebebi, ibadethane yetersizliği değildir. Yeni açılan camiler, gerici-bölücü politik görüşlerin harmanlandığı, örgütlendiği, yayıldığı politik birimlerdir.

2) Sosyal Sebep: Camilerde, Alevilere yapılan saldırılar ve hakaretler, bu kesimlerin camilerden kopmalarına sebep olmuştur. Türklerin Müslüman oldukları dönemde, camilerden kopma olayı tamamlanmıştı.

Alevi kesimi, camilerden uzaklaşmış, ama ibadetini bırakmamış, Tanrıya karşı görevini yapmak için yeni ibadet biçimleri de yaratmıştır. Anadolu Alevileri, başlangıçtan beri ibadetlerini cem ayini ile yerine getirmiştir. (Bölümüne bak.)

Bu nedenle, Alevilerin camiye gitmemeleri, bazı bağnazların söyledikleri gibi, onların dinsiz olduğunu göstermez.

Geçmiş dönemde, Aleviliğin, alt tabakalar tarafından benimsenmiş olması; bu tabakalar arasında bir ortak ibadet biçimi yaratmayı zorunlu kıldı. Çünkü, bu kesimler; kendilerine karşı düşmanlık eden tabakalarla bir arada ibadet etmenin olanaksızlığını görüyorlardı. Camilerin katı politik merkez haline getirilerek alt tabakaların inançlarına karşı hakaretlerin ortaya çıkması, kopuşu gündeme getirdi. Çünkü, camiler, yönetici kesimlerin elindeydi. Camilerde, hutbeler, yönetici kesimin çıkarlarını koruyacak biçimde veriliyordu. Hatta, İslamiyet'in görüntüsü bile değiştirilmiş; Müslümanlık, yönetici kesimin çıkarlarının savunması olarak gösterilmeye başlanmıştı. Tabakalar arasındaki sosyal, siyasal, ekonomik çatışmalar bu amaçla kullanılıyordu. Yönetimin denetemindeki camiler; alt katmanlara karşı amansız siyasi, dini, sosyal saldırıların gündeme getirildiği merkezler halindeydi. Alevi tabakalar; böyle bir ortamda ibadet etmenin olanaksızlığını görmüştü... Alevi geleneğine göre, Cafer'üs Sadık döneminde Aleviler özel ibadet toplantılarını başlatmışlardır. İlk cemler, bu toplantılar olarak kabul edilebilir.

3) Ekonomik Sebep: Aleviler, yoksul kesimden insanlardır. Göçebelerden bile çok zengin olanlar; Sünniliğe geçmişlerdir. Alevi halk, yaşayabilmek için çok çalışmak zorunda kalmıştır. Günde beş kez işlerini keserek namaz kılmaları, onları verimsiz olmaya, aç kalmaya mahkûm ediyordu.

Kuran'da yalnızca ?Tanrı'ya kulluk ediniz? dendiği halde, bu, günde beş vakit namaza dönüştürülmüş ve İslamiyet de bununla sembolize edilmeye başlanmıştı. Çalışan kesimin yaşam biçimine uymayan günde beş vakit işi bırakma nedeniyle Alevi kitlesi, bu işlemin yerine geçecek yeni yollar yaratmıştır. Zaten geçmişte de namazın bir meşakkate, yüke dönüşmemesi için gerektiğinde namaz birleştirilerek kılınmıştır. Hz. Muhammet buna özen göstermiştir. Hz Ali'de namazın uzatılarak yeni Müslüman olan halkın soğutulmaması için Yemen'deki görevlilere emir yollamıştır.

Gerçek, Kendini Kabul Ettirir

Alevilerin camiye gitmemesi, geçmişte ve günümüzde onlar için büyük suçlama konusu oldu. Fakat, gerçek kendisini dayattı; yaşam, Sünnileri de camiden koparttı. Bugün, Sünni Müslümanlardan camiye gidenlerin oranı yüzde onu geçmez. Hayatı rahat olan, geçinmek için hiç zorlanmayan şehirli kesim de bugün camiye gitmiyor... Bu sıkı tapınma biçimi, sosyal ve ekonomik hayatın gerçeklerine uymadığı için, namaz yalnızca bazı yaşlıların uyduğu bir ibadet haline döndü. Çalışan kitlenin namaz kılmaya vakti ve gücü kalmadığı için, camiler bomboş. Fakat, camiye gitmiyor diye, Sünni kesim insanlarımızın da inancından, imanından kuşku duyulmaz.

4) Felsefi Sebep: Alevilerin namaz kılmamasının asıl nedeni ise Alevi felsefesinden kaynaklanır.

Alevi felsefesinde, ibadette içtenlik önemlidir. Bütün ibadetlerin amacı da, Tanrı'ya yönelik kulluğun, Tanrı katından geri insana yansımasıyla, insanın mükemmel olmasıdır. Eğer, insan, inancında samimi ise ibadetin değişik şekilleri ile kendini meşgul etmesi yanlış bile sayılabilir. Çünkü bu, bir oyalanmadır. Yüreğin, Tanrı ile buluşmasını engeleyen bir oyalanma...

Aleviler, ceza veya mükâfat duygularıyla yapılan ibadetin gerçek kulluk olmadığına inanırlar. Hacı Bektaş Veli'nin bu konudaki görüşü, her şeyin içtenlikle yapılması yönündedir. İbadette biçim değil, öz önemlidir.

Namazı temel alan, namaz kılmayı mutlaklaştıran anlayış ile Alevi anlayışı arasında derin felsefi ayrılık vardır. (Bu konudaki ayrıntı için Alevi Felsefesi bölümüne bak.)

5) Dinsel Sebep: Aleviler için dindar olmanın yolu namaz kılmaktan geçmez. Namaz reddedilmez ama, ibadet onunla sınırlandırılmaz. Ayrıca, Alevilerin namaza bakış açısı, Sünnilikteki uygulamadan farklıdır.

Aleviler, Kuran'da namazın bugünkü haliyle dile getirildiğini kabul etmezler. Kuran'da namaz kılınız biçiminde bir ifade de yoktur. Söz konusu olan ?salat?tır. Salat, namaz değil, Tanrı'yı içten anıp selamlamaktır. Eğer bugünkü anlamda eğilip doğrulma gibi bir namaz biçimi kesin şart olsaydı, bunun Tanrı tarafından biçiminin bildirilmesi gerekirdi.

Halbuki;

a) Kuran'da namazın biçimi yoktur... Nasıl kılınacağı tarif edilmemiştir.

b) Kuran'da, namazın beş vakit kılınacağına ilişkin bilgi de yoktur.

Namazın bir secde olduğu, Kâbe?de putlar önünde eğilmenin bu anlama geldiği de ayrı bir olgudur. İslam öncesinin Arapları da (Müşrikler) bu anlamda namaz kılmışlardır. Bu olgu, diğer bütün dinlerde de bulunmaktadır.

İslamiyette, namaz uzun geldiğinden, kısaltılmıştır; kimi zaman uzatılmıştır; sayısı, değiştirilmiştir. Bu uygulamalar bile, namazın Tanrı'nın kesin emri olmadığını göstermek bakımından yeterlidir. Eğer namaz Tanrı'nın kesin emri ve gelecek zamanlara da uzanmasını istediği bir emri olsaydı; namaz olgusunun böyle boşlukta bırakılmaması gerekirdi. Namazın biçimi konusunda, Sünni kesim arasında bile yer yer anlaşmazlıklar vardır. Namazı kesin Tanrı buyruğu sayanlar, bu konuyu Kuran'da ve İslam tarihinde derinlemesine araştırmayanlardır.

Alevimen
20.02.2005, 04:18
DEVAM

Kuran Ne Diyor?

Şimdi, Kuran-ı Kerim'de, namaz olgusunun (salat) nasıl anlatıldığını, ilgili surelerin bazı ayetlerinde görelim:

Âl-i İmran Suresi (2) 191: Onlar; ayakta iken, otururken, yan yatarken Allah'ı anarlar...

Nisa Suresi (4) 43: Sarhoşken (...) namaz kılmayın...

Bakara Suresi (2) 239: Eğer korkarsanız, (namazı) yaya yahut binekte iken kılın.

Nisa Suresi (4) 103: Namaz kıldıktan başka, Allah'ı ayakta iken, otururken, yan yatarken de anın. (...) Namaz, insanlara belirli vakitlerde farz kılınmıştır.

Hud Suresi (11) 87: Ey Şuayp! Babalarımızın taptığını bırakmamanı emreden veya mallarımızı istediğimiz gibi kullanmamızı yasaklayan senin namazın mıdır? Sen doğrusu, aklı başında, yumuşak huylu birisin dediler.

Meryem Suresi (19) 59: Onların (Âdem ve Nuh'un) ardından, namazı bırakan, şehvetlerine uyan bir nesil geldi.

Enbiya Suresi (21) 73: (...) Onlara (İbrahim, Yakup ve İshak peygamberlere) iyi işler yapmayı, namaz kılmayı, zekât vermeyi vahyettik.

Taha Suresi (20) 14: (...) (Ey Musa) beni anmak için namaz kıl...

Furkan Suresi (25) 64: Onlar, gecelerini Rableri için kıyama durarak ve secdeye vararak geçirirler.

Ankebut Suresi (29) 45: (...) Namaz, hayasızlıktan ve fenalıktan alıkor.

Tur Suresi (52) 49: Geceleyin ve yıldızlar sönerken onu (Tanrı'yı) tesbih et...

Müzzemmil Suresi (73) 1-7: (Mealen, ibadetin gece yapılmasını, insanların gündüz işleri olduğunu söylüyor.)

Yukarıda, Kuran'dan yaptığımız alıntılar bizi çok önemli bir gerçekle karşı karşıya getirmektedir:

Yukarıda okuduğumuz ayetlere göre, Kuran; Hz. Muhammet'ten önceki peygamberlerin ve onların yandaşlarının da namaz kıldığını açık açık dile getiriyor.

Bu durumda şunu düşünebiliriz:

a) Ya, bugünkü Müslümanların kıldığı namazı eskiden bütün Ortadoğu dinlerinin peygamberleri (Yahudi, Hıristiyan) kılıyordu...

b) Ya da Kuran'da dile getirilen namaz, bugünkü namazdan farklı bir şeyi ifade etmektedir.

Aleviler, Kuran'da anlatılan namazın; yani Âdem'den tutun da İsa'ya değin uzanan çizgi içindeki peygamberlerin kıldığı namazın Tanrı önünde eğilmek olduğunu ifade ederler.

Yoksa, tarih ve toplumbilim, bugünkü Müslüman namazının eskiden Yahudi ve Hıristiyanlar tarafından kabul edilmediğini gösteriyor.

Bu yüzden Kuran?ın ilgili ayetlerinde anlatılan namaz, bugünkü namaz gibi değildir.

İslamiyet, insanlara yeni bir ruh, yeni bir öz kazandırmak üzere ortaya çıkmış bir akımdır. Bu akımın amacı, insanı cehalet çağından kendini bilme, kendini tanıma çağına geçirmektir. Kuran'da dile getirilen Tanrı'nın; insanın kulluk yapmasına gereksinimi yoktur. İnsanın ibadeti; kendisine yöneliktir ve kendisini terbiye eden bir araçtır. Kuran'da ?Enam Suresi?nin (6. Sure) 48. ayeti şöyle der:

?Peygamberleri ancak müjdeci ve uyarıcı olarak gönderiyoruz. Kim inanır ve nefsini ıslah ederse onlara korku yoktur; onlar üzülmeyeceklerdir.?

Ayet çok açık. Peygamberler; insanlara güzel şeyler söyleyecek bir müjdeci ve yol gösterici uyarıcılardır. Güzel şey ve gösterilecek yol da insanın kendi nefsini ıslah etmesidir...

Aleviler, bütün ibadetlerin, insanın kendi nefsini ıslah etmesine yönelik olduğuna inanırlar. Kendilerini kötülüklerden ve çirkin şeylerden uzaklaşmış sayarlar. Bu aşamadaki bir insan için namaz elbette geride kalmıştır. Onlar, manevi dünyada daha yükseklere çıkmak için başka yollar uygulamışlardır.

Kuran'da, ibadetin gösterişten uzak olmasına özellikle dikkat edilmiştir. Örneğin, Maun Suresi (107. Sure) bu konuda çok öğreticidir. Din anlayışını ve ibadeti yansıtmak için tümünü alıyoruz:

?1. Ey Muhammet, dini yalan sayanı gördün mü? 2-3, Öksüzü kakıştıran, yoksulu doyurmaya yanaşmayan kimse, işte odur. 4. Vay o namaz kılanların haline ki 5. Onlar kıldıkları namazdan gafildirler. 6. Onlar gösteriş yaparlar. 7. Onlar eğreti olarak basit şeyleri dahi vermezler.?

Bu sure, net olarak şunu vurguluyor: Dini inkâr edenler, öksüzünü kakıştıran, yoksulu doyurmayandır. Yani, dinin temeli, güçsüze yardım etmek, yoksulların yoksulluklarını gidermektir. İbatedin amacı da budur. Gösteriş için yapılan ibadet, ibadet değildir. İnsanlara en basit yardımda bulunmayan birisinin ibadeti, gösterişten başka şey değildir.

Ayet, ibadet etmiş olmak için yapılan ibadete kesin olarak karşı çıkmakta... İbadetin amacının sosyal dayanışma ve insanın kendisini yenilemesi olduğu bu sureden de açıkça anlaşılmaktadır.

Aleviler, bu yenilenmeyi yaşadıklarına inanırlar. İbadetin göteriş ve riya ile yapılmasına karşıdırlar. Zaten Kuran, bu türlü ibadeti kesin olarak yasaklamıştır.

Örneğin, Mescid-i Dırar diye bilinen ve dedikodu üterilen bir mescit, peygamberin emriyle yıktırılmıştır. Bu konuda Kuran'ın Tevbe Suresi'nde şöyle deniliyor:

?107. Zarar vermek, inkâr etmek, inananların arasını açmak, Allah ve peygamberine karşı savaşanlara daha önceden gözcülük yapmak üzere bir mescit kurup, 'Biz sadece iyilik yapmak istedik' diye yemin edenlerin yalancı olduklarına Allah şahittir.

108. Ey Muhammet, o mescide hiç girme. İlk gününden beri Allah'a karşı gelmekten sakınmak için kurulan mescitte bulunman daha uygundur. Orada, arınmak isteyen insanlar vardır. Allah, arınmak isteyenleri sever.?

Ayetler, güzel bir örnektir.

Camiye gitmenin amacı; insanın kendisini arıtmasıdır...

İyilik yapmak adı altında, insanları birbirine düşürecek cami yapılmasına İslamiyet kesinlikle karşıdır. Cami; insanları, benlik duygusundan, kötülüklerden, dedikodulardan, ayırımcı düşüncelerden uzaklaştıracak bir yer olmak durumundadır. Eğer orada, insanlar çekiştiriliyorsa, orası, Kuran'ın anlattığı mescit sayılamaz. Müminlerin de öyle yerlere gitmemesi gerekir... Alevilerin, bugün camilere gitmemesinin nedenlerinden biri de Kuran'da anlatıldığı gibi bozguncu olayların mescitlerde daha sonra ortaya çıkmasıdır.

Kendilerini arındırmak için çabalayan Aleviler, Tanrı'nın istediğini en iyi biçimde yerine getirdiklerine inanırlar. Bu nedenle, tam bir gösterişe dönüşen toplu halde namaz olayına katılmazlar.

Kuran'ın, en önemli işaretlerinden birisinin de ibadetin gece yapılması olduğu ortadadır. Bunu, yalnızca namaz olarak algılamak, Allah'ı anışa sınır getirmek demektir. Bu da aslında yanlış bir şeydir. Kuran'daki namaz, Allah'ı anlamaktan ibarettir. ?Bakara Suresi?nin 239. ayeti, şöyledir: ?Eğer korkarsanız, yaya yahut binekte iken (namaz) kılın (Tanrı'yı anın), güvene erişince, bilmediklerini öğrettiği gibi Allah'ı anın.?

Birileri çıkıp, yürürken de bir hayvanın veya taşıtın üstündeyken de bugünkü gibi namaz kılınacağını, ayette bunun vurgulandığını söylerse hata eder. Burada sözü edilen, Allah'ı yürekten duyuşla anmaktır... Yürürken veya binekteyken kılınan namaz da ancak bu duyuştan başka bir şey değildir. Öyleyse namaz, bir iç duyuştur... Bu iç duyuşu yaşayanlar, namaz kılmış olurlar...

Makale Rıza Zelyut 'a ayıt. Yazı www.alevi.li ve www.alevibektasi.org dan alıntıdır.

sila
15.03.2005, 14:04
slm cenlar cami ve namazla igili benim de bi dusuncem var. biliniyoki aleviler namaz kilmazlar.namaz demek yaptigimiz bir ibadet seklidir.sadece namaz kilmakla ibadet edilmezki ibadet cok yonludur ben biliyorumki namaz kilanlarin bazisi gostermelik yani gosteris icin kiliyolar benim dusuncem ibadet gizldir. bence gostermelik ibadet benim icin ibadettir .tabiki herkesin ibadet sekli farkli olur saygi duyariz ama ben namaz kilmiyorum ama ibadetimi farkli yaparim kimse gormeden yalniz.birde bi konu HZ ALI NIN camide oldurulmesi ben boyle biliyorum ama bazi arkadaslarim camiye giderken olduruldugunu soyluyor . benim bildigim camide namaz kilarken kendinden gectigi an muaviye tarafindan oldurulmesi.siden ayrintili bi cevap bekliyorum

dem_dost
01.04.2005, 20:09
Ama Allah(C.C.) bütün müslümanlara 5 vakit namazı farz kılmıştır. Ve islamın 5 şartından biridir.

siiler diyor: 3 vakit namaz var

sen diyorsun 5 vakit var

ben diyorum elinden geldigi her an allaha dua edeceksin

salat'in türkcesi = dua

salat'in farscasi = namaz

eehh kardesim niye kelimenin türkce anlamini kullanmiyoruz?

biz bunu nerdeyse bin senedir uyguliyoruz

göster bakim hangi ayetlerde 5 vakit namazi cikariyorsun...bizde ögrenelim

aleviler bosuna:
Hepsi dört kitap, Hakk’tan değil mi?

Sen namaz biliyorsun, dünya cahil mi?


dememistir ; )))

sen bana ibrahim aleyhisselam, musa aleyhisselam, isa aleyhisselam nasil namaz kildiklarini söyle

ben sana yanitini vereyim

cünkü onlar da bizim yaptigimizin aynisini yapmislar

fakat sizin simdi yaptiginiz namaz ümmeyeogullarinin namazi... bunu sünni ilahyatcilar bile tastikliyor..bu günki namaz sekli kesinlikle hz peygamberin ölümünden sonra olusmusdur

ps. biz kesinlikle namaz kildigimiza inaniyoruz bak pir sultan ne diyor:

alinmis abdestim aldirirlarsa
kilinmis namazim kildirirlarsa
sizde sah diyeni öldürürlerse
ben de bu yayladan saha giderim

göriyorsun degilmi? bizim namaz kilinmistir...cünkü bizim namaz kurandaki namaz, dir...salatdir...bunun da sekli olmaz

saygilarimla

TheGodfather
02.04.2005, 10:42
siiler diyor: 3 vakit namaz var

sen diyorsun 5 vakit var

ben diyorum elinden geldigi her an allaha dua edeceksin

salat'in türkcesi = dua

salat'in farscasi = namaz

eehh kardesim niye kelimenin türkce anlamini kullanmiyoruz?

biz bunu nerdeyse bin senedir uyguliyoruz

göster bakim hangi ayetlerde 5 vakit namazi cikariyorsun...bizde ögrenelim

aleviler bosuna:


dememistir ; )))

sen bana ibrahim aleyhisselam, musa aleyhisselam, isa aleyhisselam nasil namaz kildiklarini söyle

ben sana yanitini vereyim

cünkü onlar da bizim yaptigimizin aynisini yapmislar

fakat sizin simdi yaptiginiz namaz ümmeyeogullarinin namazi... bunu sünni ilahyatcilar bile tastikliyor..bu günki namaz sekli kesinlikle hz peygamberin ölümünden sonra olusmusdur

ps. biz kesinlikle namaz kildigimiza inaniyoruz bak pir sultan ne diyor:

alinmis abdestim aldirirlarsa
kilinmis namazim kildirirlarsa
sizde sah diyeni öldürürlerse
ben de bu yayladan saha giderim

göriyorsun degilmi? bizim namaz kilinmistir...cünkü bizim namaz kurandaki namaz, dir...salatdir...bunun da sekli olmaz

saygilarimla

Çok güzel bir yorum olmuş dem dost...Yunus Emren bir şiirinde...

Bir kez gönül kırdın ise
O kıldığın namaz değil....

Mevlana'nın bile bu konuda bir şiiri vardı..şu an hatırlayamıyorum...
saygılar...

munzur_hozat
07.04.2005, 01:33
alevimen arkadaşın önemli bir noktaya işaret ettiğine inanıyorum.Kuran_ı kerimde güneş doğarken batarken tepede iken veya gece kalkarak namaz kılmak gibi vakitler bahsedilmiştir ancak genel (sunni ve şii ) görüş 5 vakittir.Benim ?badetin şekli icra edilmesi ile ilgili tutucu olunması konusunda merakım var. Alevimen arkadaş vurguladı peki bizden önceki dinlerde neden namaza benzer ibadet yok.En azından bir kısmı namaza benzer bir şekilde ibadet edebilirdi.Bakıın mesela rahibeler başlarını kapatırlar, yahudilerde de vardır.Sakal uzatmakta.Ama üç dinde Allaha esas ibadet farklı.Bu ibadetin şeklinin insana bırakılması mıdır.Tabi şu noktada önemli din dogmatik yani hz. peygamber böyle göstermiştir ve böyle kılınmasını emretmiştir der kapatabliriz.Karışık bir konu.

dem_dost
13.04.2005, 00:05
baska bir alevi gercegi:

Haci Bektas Veli dergahinda Camii ne zaman kurulmustur biliyormusunuz?

biliyorsunuz ama bilmemezlikten gelmek daha kolay (Alevilere cami cagrisi yapanlara)

1860 li yillarda Cami yapilmistir oraya... ve dergah Naksibendilere verildikten sonra

yani orda haci bektastan kalma bir cem yapilan yer var..

Kirklar meydani.. cami'mi Cem evinin'mi simgesi?

biraz arastiran cözümü cabuk bulacaktir

Seyyid Gazi ocaginda 1200 lü yillardan kalan bir cem evi var

orada Camii felan yoktu

biliyormusunuz oraya Camii niye kuruldu?

yoksa orda alevilere yasama hakki taninmiyacakti

iste böyle bir ülkede ve böyle bir utancverici tarihle karsi karsiyayiz

dergahlarimiza yüzlerce yil sonra Camii yaptiranlar simdide bize bunlari "ee neymis...haci bektas dergahinda camii var... sizde camiye gidin" diyerek satmak istiyorlar

ee kardesim... yeniceri ocagini dagittiktan sonra...haci bektas dergahini elimizden aldiktan sonra..oraya bir cami diktikten sonra !!!

hic mi vizdan azabi cekmiyorsunuz?

bugün cem radyoda ali ugurlu dede de böyle bir konusma yapti.. dinleyenler olmustur belki

bizim secdeye indigimiz yer "CEM EVi"dir

ve sunu da belirtti Ali riza ugurlu dede:

"Bizi Fetvalardan Atatürk kurtardi"

diyanet isleri cem evleri hakkinda fetva verdi..ve devlet bu fetva dogrultusunda karar verdigi icin ; ))

cok komik

hehe katolik kilise diyecek... sunlarin, bunlarin mabedi ibadet yeri degil ;))

yerler adami ; ))

saygilarimla

SERHAN
26.04.2005, 14:20
Hak ve hakikat ehli olan arkadaşlara selam. Allahın kitabını en mükemmel bir tarzda anlayan ve uygulayan peygamber efendimizdir. Peygamberimiz, Kur'anı bize hayatıyla göstermiştir. Nasıl namaz kılınacağını da bizzat o tarif etmiştir. Peygamberimiz, 5 vakit namaza çok ehemmiyet vermiştir. Aynı şekilde Hz Ali de 5 vakit namaza çok ehemmiyet vermiştir. Hatta o kadar namaza ve secdeye düşkündür ki, kendisine ebu turab, yani toprağın babası denilmiş. Hiç mümkün müdür ki, Allah, 5 vakit namazı emretmemiş olsun da hz Ali, bidat olarak 5 vakit namaz kılsın. Peygamberimiz, değil böyle 5 vakit namazı, hatta yemek içmek adabını bile bizzat kendisi göstermiştir. Hiç akıl kabul eder mi ki, peygamberimiz namazı insanlara anlatmasın ve göstermesin? Hiç mümkün müdür ki 5 vakit namaz, ?slamiyete sonradan girmiş olsun da, bu dünyanın her yerine yayılsın. Elbette, Allahın emretmediği bir şeyi, başta HZ AL? ve diğer sahabeler şiddetle reddederlerdi. Fakat, namaza en fazla ehemmiyet veren başta ehlibeyttir. Öyle ise 5 vakit namaz Allahın kesin emridir.
iBADET, insanın Allaha karşı, aczini ve zayıflığını ve fakirliğini ilan etmesi demektir. Bu mana ise 5 vakit namazın hareket ve kelimelerinde vardır.
Diğer bir mesele, ?slamiyetten önce de namaz vardı. Fakat ?slamiyetteki gibi tafsilat yoktu. Nasıl ki ilkokul çocuğuna basit ve yüzeysel dersler verilir. Lise talebesine ise tafsilli dersler verilir. Aynen öyle, ?slamiyetten önceki kavimler, adeta ilkokul derecesinde idi. Onların anlayacağı ve tatbik edecekleri bir namaz emredilmişti. Kur'ana muhatap olan insanlar ise lise ve üniversite derecesine ulaşmışlardır. Onlara tafsilli ve daha mükemmel bir namaz emredilmiştir. Bunun gibi kur'anda,tevhid, haşir ve peygamberlik hakikatları da ?ncil ve tevrattan daha tafsilatlı bir şekilde anlatılmıştır.
Sevgili kardeşlerim, namaz islamiyete sonradan girmişse bunun delili nedir? Delili yoksa böyle bir söz sarfetmek çok tehlikelidir. Çünkü şimdiye kadar gelmiş geçmiş binlerce islam alimi, yani bu işte ihtisas sahibi kişiler ittifakla 5 vakit namazın farz olduğunu beyan etmişler. Yani, hangi meslek ve meşrepten olursa olsun, ?slam alimleri arasında 5 vakit namazın farz olup olmaması hakkında ihtilaf olmamış. Eğer haşa namaz sonradan bidat olarak islamiyete girmiş olsaydı, islam alimleri şiddetle reddederdi. Fakat şimdiye kadar öyle bir şey olmamış. Bu sebeple namaz kılmıyorsak bile, Allahın emrini yerine getiremediğimizden dolayı istiğfar etmemiz gerekir ve hz Alinin en çok ehemmiyet verdiği bir ibadeti (eğer HZ Ali'yi seviyorsak) yapmaya çalışmamız gerekir. Alevi olmamız bunu gerektiriyor.

dem_dost
26.04.2005, 17:51
Hak ve hakikat ehli olan arkadaşlara selam.

sanada selam olsun

Allahın kitabını en mükemmel bir tarzda anlayan ve uygulayan peygamber efendimizdir.

eyvallah

Peygamberimiz, Kur'anı bize hayatıyla göstermiştir. Nasıl namaz kılınacağını da bizzat o tarif etmiştir.

etmistir elbette

Peygamberimiz, 5 vakit namaza çok ehemmiyet vermiştir.

peygamber efendimize yapilan bir iftiradir, o daim sâlâtini getirmistir..

Aynı şekilde Hz Ali de 5 vakit namaza çok ehemmiyet vermiştir.

o da her an sâlâtini getiriyordu

Hatta o kadar namaza ve secdeye düşkündür ki, kendisine ebu turab, yani toprağın babası denilmiş.

YALAN

O kadar alcakgönnülü idi kine.. ona topragin babasi denilmisti.. buraya hz aliyi alevilere anlatmaya calisma lütfen

ama biz alevilerde secdeye cok ehemmiyet veririz.. hakka tapariz.. ayni hz ali efendimiz, ve hz peygamber efendimiz gibi

Hiç mümkün müdür ki, Allah, 5 vakit namazı emretmemiş olsun da hz Ali, bidat olarak 5 vakit namaz kılsın.

peki ben sana diyorum.. sen 5 vakiti hangi kuran ayetlerinden cikariyorsun

imam cafer-i sadigin yolundan gittiklerini söyliyenler 3 vakit diyor.. sen onlardan daha iyimi müslümansin

aaaa dogru ya... biz ehl-i sünnet degiliz...sapkiniz

ana baci tanimayiz..allah nedir bilmeyiz

sen alevilere ibadetimi ögretmek istiyorsun????

lütfen kendine gel

Peygamberimiz, değil böyle 5 vakit namazı, hatta yemek içmek adabını bile bizzat kendisi göstermiştir.

evet cok iyi biliyorum... daha gecen yüzyil..kadinlara okuma yazma haramdir diyen müftüler... avrupadan gelen yazi tahtalarin seytan aletleri olmasi

sazin icinde seytan olmasi

7 alevi öldürenin cennetlik olmasi (EBU SUUD EFENDI)

hatirladinmi?

hatirlamazsin... cünkü gizlenir böyle seyler..

peygamber efendimizin ayseyle 7 yasindayken cinsel iliskide bulunmasi...

iste böyle yalanlar cok.. muaviye yezit islamini yaymak icin

Hiç akıl kabul eder mi ki, peygamberimiz namazı insanlara anlatmasın ve göstermesin? Hiç mümkün müdür ki 5 vakit namaz, ?slamiyete sonradan girmiş olsun da, bu dünyanın her yerine yayılsın.

namaz farscadir... öncelikle... sâlât kelimesini kullan...

türkcesi duadir...

aleviler secdeyi bilmez dersen... cok ayip edersin...

biz basimizi hak yoluna egeriz.. basimiz hakka teslim olur...

lütfen artik... böyle

bilmelisinki... islamda birseyin gecerli olmasi icin ilk kaynak kurandir

bak bakalim kurana... namaz hakkinda ne yaziyor.. ve alevilerin namaz olgusuna bak..neyse yazimi tam bitiremedim zamanim oldukca yapacagim

saygilarimla

dem_dost
30.04.2005, 11:33
Arkadaşım, ben aleviyim.

pek ala sana "alevilerden" bir kac nefes göstersem ne dersin?

BU BEYITI COK IYI OKU:

Sofular secde ederler
Mescidin mihrabına
Yâr eşiği secdegâhım
Yüz sürerim kime ne

hmm.. Seyyid Nesimi mi alevi? senmi?

sekilcilige yer yok bizde, onun icin herkes kendisi istiyorsa namazini kilar vs vs... fakat bize böyle bir dayatma.. ALEVILIK ILE HIC BIR ALAKASI YOK

seyyid nesimi senin namaz kildigini kabul eder... ama sen onun ademe dogru kilmasini kabul etmiyorsun

bu nasil is?



ve yine Seyyid nesimi

Yaptığımız Kabe'dir
Yıktığımız kilise
?u bizim seyranımız
Bir seyrana benzemez

Süleymanlar içinde
Ali bir Süleyman'dır
Süleymanlar bildiler
Süleyman'a benzemez

Abdestimiz katlanmak
Namazımız sabretmek
Biz bir oruç tutarız
Ramazana benzemez

Kitabımızda kıl var
Dağlar kadar görünür
Biz bir ayet okuruz
Bir Kur'ana benzemez

Kul Nesiml sen seni
Manâ bilir söylersin
Biz bir deniz geçeriz
Bir ummana benzemez

Seyyid Nesimi

Seyyid Nesimi aleviligin temelidir diyebiliriz, 7 ulu ozandandir

Zühd Ü Riya ?le Olan ?badet
Hatadır Hazret-? Settar'a Karşı
Böyle Namaz ?le Olamaz Ümmet
Hiç Kimse Ahmed'i Muhtar'a Karşı

Allah Gözlerine Çekmiş Bir Perde
Yok Dersin Allah'ı Gökte Ve Yerde
Gösterelim Gel De Gör Hak'kı Nerde
Secde Eyleyesin Didara Karşı

Edip Harabi



Alinmis Abdestim aldirirlarsa
Kilinmis Namazim kildirirlarsa
Sizde Sah diyeni öldürürlerse
bende bu yayladan Saha giderim

Pir Sultan Abdal



Minareye cikip bagirma
Haberimiz vardir sagir degiliz
Sen kendini kayir bizi kayirma
ALLAH ILE BIZ AYRI DEGILIZ

Ibreti BabaBAK EDIP HARABI ALEVI OLMADAN ÖNCEKI HAYATINI NASIL ANLATIYOR(IYI OKU)

"Abdestimi alir, tastan duvare karsi bir kalkar bir yatardim. Savmi salati birakmazdim. Cennetle huri, gilman sevdasi vardi gönülde. Bes vakte bes katardim, çok namazkilardim, camileri gezerdim. Allaha vasil olmak böyle olur sanirdim."

Sen Nesimiden yol konusunda yücemisin?

ne diyor Seyyid nesimi:

ademde tecelli kildi Allah
Kil ademe secde olma gümrah
ademdir iki cihanda maksut
Secde etmeyen ona oldu merdud
Hacci ekber kilmak istersen gel ey zahid beru
Asikin kalbi içinde sen bu beytullahi gör


Peki Seyyid Nizamoglu yol konusunda hayli ilerlemis bir hak asigi oldugunu da biliyorz.. ne diyor asigimiz:

Bende Cennet bende tuba bendedir
Alem-i vahdette yoktur gayri hiç
Cümle mevcudat-i esya bendedir
Ger dilersen hakki görme Seyfiya
Gel beru gel Tur-u Musa bendedir

SEN KIME 5 VAKITI ANLATMAYA CALISIYORSUN???

Yunus Emre bu beyitlerinde:

Bir kez gönül yıktın ise
Bu kıldığın Namaz değil
Yetmiş iki millet dahi,
Elin yüzün yumaz değil

her türlü ibadetin üstünde,

insanin kalbini hos tutmaktir demiyormu?
KUL HAKKI ÜSTÜNE ALMAMAKTIR; KALP KIRMAMAKTIR

“Ey vaiz efendi Harabi der ki

Dinle bu nutkumu bilmezsin çünkü

Ben öyle mukaddes bir Kâbe’yim ki

Kâbe gelsin beni tavaf eylesin”

Harabi
“Bu yolda can yoktur canan isterler

Gönül kâbesinde erkan isterler

Ademe secdeyi her an isterler

Başka bir ibadet sevap istemez”

Seyid Nesimi

“Ben oruç namaz içün süci (şarap) içtüm esridüm (sarhoş oldum)

Yunus Emre Fazla kendimi yormak istemedim, yoksa yüzlerce böyle örnek var, alevi bektasi edebiyatinda

Valla Sünniler 1400 bizi asimile etmek istiyor.. kimi yerde basarmislar

Camide bir Hoca vea bir Müftü de böyle konusiyor senin gibi...

onlari Alevi olarak algilamiyoruz, ama sen onlarin dedigin halde kendini alevi olarak nitelendiriyorsun

yoksa senin icindemi... aliyi seven alevidir? :D Recep Tayipin yaptigi gibi

Neyse... ZATEN NAMAZ KILAN ALEVILER cogu yerde 3 VAKIT NAMAZ KILARLAR

bize 5 vakit dayatmasini Osmanlidan beri biliyoruz

o zaman 5 vakit kilmayan alevilere ölüm fermani geliyordu...

YINEDE YOLLARINDAN DÖNMEDILER

Hic Yüregin sizlamiyormu

kendini alevi olarak nitelendiriyorsun... fakat asiklarimizin neler neler cektiklerini hic düsüniyormusun?
saygilarimla

SERHAN
02.05.2005, 09:58
''yar eşiği secdegahım'' ne demektir anlayamadım? Elbette Allah yer küreyi bir mescid hükmüne getirmiştir. Her yerde namaz kılınıp, ibadet edilebilir. Fakat, mescid imar edenleri Cenab-ı Hak Kur'anda medhediyor.
Bütün namaz kılanlar riyakar mı?
''Biz bir oruç tutarız ramazana benzemez'' ne demek anlayamadım. Kur'anda ''ramazan ayı ki, o ayda Kur'an indirilmiştir. Kim o aya yetişirse oruç tutsun'' buyuruluyor. Elbette ramazan dışında da oruç tutulabilir, fakat ramazan ayını küçümsemeyi elbette hiç bir alevi kabul etmez. Ayrıca ''biz bir ayet söyleriz, Kur'ana benzemez'' ne demek anlamadım. Yani, Allah kelamı olan Kur'andan daha güzel bir söz mü söyleyebilir. Aleviler bunu da kabul etmez.
''minareye çıkıp bağırma, haberimiz vardır sağır değiliz'' Yani, ''Allahu Ekber'' deme, ''muhammed resulullah'' deme. Bunları biz zaten biliyoruz. Neden minareye çıkıp tevhidi ve Allahın büyüklüğünü, o şehir ahalisi namına söylemesin? anlayamadım.
Hristiyan inancında ''hz ?sa insanların günahlarını çekmiştir'' diye bir inanç vardır. Elbette, ''benim namazım kılınmış'' tabirinin alevilikle alakası yoktur.
''aşıkın kalbi içindeki beytullahı gör'' Elbette bir insanın kalbi Allah sevgisiyle dolarsa, o kalp Allahın bir evi gibidir. Fakat, Kur'anda ''yüzünü namazda mescid-i aksadan, mescid-i harama çevir'' tabiri vardır. Elbette Allah her yerde hazır ve nazırdır. Fakat namaz kılarken ''kabeye'' karşı kılmamıza Allahın kesin emri vardır.
Yunus Emre, ''namaz kılma'' demiyor. ''Ey namaz kılan, insanın kalbini kırma, yoksa namazın bir işe yaramaz'' diyor. Elbette her namaz kılan kalp kıracak diye bir şey yoktur.
''Ben namaz, oruç diye, şarap içtim sarhoş oldum'' Bu cümleyi Kur'an ışığında değerlendirelim. Allah, Kur'anda '' şarap şeytanın bir pisliğidir'' buyuruyor. Peki Kur'an ehli olan biz aleviler, nasıl bu cümleyi aleviliğe kabul edebiliriz?
''başka bir ibadet ve sevap istemez'' Bu cümleyi de Kur'ana göre değerlendirelim. Allah Kur'anda namaz,zekat, oruç, hac gibi ibadetleri emretmiyor mu? Ayrıca zina, kumar, hırsızlık gibi şeyleri yasaklamıyor mu? Bu cümleyi nasıl aleviliğe kabul edebiliriz.
Arkadaşlar, benim niyetim elbette lüzumsuz tartışmak değil. Fakat, ''her ''aleviyim'' diyenin sözleri, alevilik değildir. Madem biz aleviler Kur'anın talebesiyiz. Öyle ise Kur'ana uymayan bir sözü aleviler kabul etmez, reddeder. Bizim asıl imamımız ve rehberimiz, peygamberimiz ve ehl-i beyttir. Hz Alinin ve 12 imamın hayatlarını ve eserlerini okuyalım, onların namaza ve ibadete ne kadar ehemmiyet verdiğini görelim. Ben bir alevi olduğum için elbette aleviliğe yakışmayan şeyleri redderim. ?arap da madem şeytanın pisliğidir, hiç bir alevi, ''ben namaz ve oruç diye şarap içtim sarhoş oldum'' cümlesini alevilikten kabul etmez. ?nsanı ibadetten uzaklaştıran ''benim namazım kılınmış'' cümlesi de aleviliğe yakışmaz. Ben, tekrar tekrar arkadaşlarıma, Peygamberimizin ve Sahabelerin ve ehl-i beytin ve 12 imamın hayatını ve eserlerini okumalarını tavsiye ediyorum. Çünkü biz aleviliği onlardan ders alacağız. Her söz de alevilik hesabına geçmemeli. Ölçüp, tartıp öyle kabul etmeliyiz. Yaşasın, ehli beytin yolundan gidenler. Kahrolsun onlara düşman olanlar.
Sevgiler ve saygılar...

dem_dost
02.05.2005, 19:45
Sen aleviligin en temel noktalarini kabul etmiyorsun

batiniligi kabul etmiyorsun

Ulu Ozanlarimizin nefeslerini Hak saymiyorsun

(Ki ulu ozanlarimizin hepsi ALEVI DEDELERI

Seyyidlerdir

Deyislerimiz.. Alevi ekolunu acikliyor

Kuran yorumumuz Hallac-i Mansurlarda

Mevlana, Haci Bektas Velilerde gizlidir)

Risale nur da degildir

sen bir seyyid nesimiyi kabul etmezsen sana sorarlar:

sen alevimisin?

bu soruyu kendine sor bence... samimice söyliyorum

bu düsünce yapiya karsi alevilik 1400 senedir savas acti...

ve savas da sürecek

Sana bir tavsiye

En-El Hak nedir

Batinilik nedir

Alevilik nedir

iyi bir göz at bence

saygilarimla

SERHAN
23.05.2005, 19:41
Kur'anın baştan sona kadar bir çok yerinde şeytan anlatılıyor.
Ayrıca, şimdiki şerli insanların varlığı, şeytanın vücuduna delildir. Yani, bu asırdaki bazı insanlardan vücut elbisesini çıkar, şeytan olur. ?eytana ise, insan vücudu giydir, şimdiki bazı insanlar olur.
Ayrıca, herkes vicdanen kendine iyiliğin ilham edildiğini ve kötülüğün vesvese edildiğini anlar. ?yilikleri ilham eden meleklerdir. Peki, kötülüğü veseveseleyen kimdir. Yani sana şu kötü şeyi yap diye yönelten kimdir. ?şte nefsimiz şeytandan aldığı dersle kötülüklere yöneliyor. Zaten şeytanın en büyük desisesi, kendini, kendine tabi olanlara inkar ettirmektir.
Ayrıca, arkadaşım, ben Fethullah Hocanın cemaatinden değilim. Risale-i Nur ise baştan sona kadar iman ve Kur'an hakikatlerini izah ve ispat ediyor. Risale-i Nur, Allaha ve Peygamberine ve diğer iman hakikatlerine imanımı arttırmama sebep oldu. ?manımı taklidden, tahkika çevirdi. Sen Risale-i Nur'u tanımadığın ve bilmediğin için böyle konuşuyorsun.

Eşter
18.07.2005, 02:02
bilmiyorum, biraz geç geldim ama, gene de yazmadan edemedim. Serhan kardeşin namaz niyaz hakkında yazdıkları ilgimi çekmedi değil. Yalnız, aleviliği terkettiği halde, hala alevi olduğunu söylemesi biraz gülünç geldi. :3D_NG (24 Hem risale-i nur'dan hemde alevi olmak ??? Hiç görmedim:3D_NG (28 .

lulu_baba
18.07.2005, 15:47
selamlar ben alevi değilim ve bütün mezheplere karşıyım ve hepsinin saçmalık ve siyasi bir iş olduğunu düşünüyorum.
allah insanlara dini mezheplemi yollamışta insanlar mezhep mensubu olsun. benim soracağım sanırım türkiye cem vakfı başkanı var şu tv'lerde sürekli bi saçmalık anlatıp duruyo. alevilik ayrı bi dinmişş alevilerr gerçek kuran'a inanıyolarmış, bu kuran sahteymiş falan filan. bunlara sizde mi inanıyosunuz. benim eşim ve ailesi çorumlu sülalecek alevi adamın anlattıklarını bir türlü onlarda göremedim de merak ediyorum. bu adam sallıyosa (ki bence dengesizin teki daha tartışma nasıl yapılır ondan haberi yok) bu insan alevileri temsil eden cem vakfının başında ne işi var? arkadaşlar yukarda namazdır oruçtur tartışıyo ben şunu ekliyeyim bi: aleviler hz. ali'nin yandaşları ali'yi kendine örnek alan insanlar değilmi? hz ali namaz kılmaz oruç tutmazmıymış? ibadetini saz çalıp semah dönerek mi yaparmış? aleviliğin önemli gördüğü insanlar namaz kılmayan insanlarmıymış? alevilik bence bi kültürdür, hayat görüşüdür, bi folklordur ama inanç sistemi değildir. cem evine karşıyım çünkü Atatürk tekkeyi dergahı kapamış. cem evinde yapılanlara kötü demiyorum gitmeyide çok istiyorum fakat bugün cem evine evet denirse yarın fettullahçıların ışık evine, süleymancıların tarikat merkezine ve yüzlerce gericinin tarikatına evet denilmek zorunda kalıncak

Eşter
19.07.2005, 04:09
Evet, şüphesiz cem yapmak güzel birşey, ama cemin namazı ikame edebileceğini düşünmek çok yanlış ve tehlikeli.

Ehlibeyt imamlarının hayatlarını okuduğumda namazın aslında düşündüğümden de öte önemli olduğını görüyorum. Birkaç örnek vereyim:

İmam Ali, Sıffında savaşının kızıştığı bir saatte mübarek yüzünü gökyüzüne kaldırıp öğle namazı vakti geldi mi diye güneşin konumuna bakar. "Ya Ali savaşta değilmiyiz?" diyen Abdullah İbn Mesud'a "Biz zaten namaz için savaşımıyor muyouz" der.

İmam Zeynel Abidin'in asıl ismi Ali'dir, lakin ibadet ve namazlarındaki yoğunluğundan dolayı kendisine "ibadet edenlerin süsü" anlamındaki Zeyn Al- Abidin lakabı verilmiştir.

İmam Sadık, ölüm döşeğindedir ve son nefesini vermeden önce tüm akrabalarını çağırtır. Şehadet getirmeden önceki son sözü ise şöyledir: "namazı hafife alana şefaatimiz yoktur"

İmam Rıza, Halife Memun tarafından zorla getirildiği Merv şehrinde, sarayda devrin alimleri ile münazara yaparken o kadar üstün gelirki, rakiplerinden biri " kalbim sana çok ısındı, velayetini kabul etmek üzereyim, ne olur biraz daha konuş durma" der. O esnada namaz vakti geldiğini farkeden imam o şahsı bırakıp namazını eda etmeye gider.

İmamlar hakkındaki tüm bilgiler, onların yakın çevrelerinden, öğrencilerinden ve şialarının yazdıkları kitap ve kaynakladan alınan sağlam senetli bilgilerden derlenmiştir. Bence her Alevi'nin merak edip okuması ve rehber olarak kabul ettikleri bu insanların nasıl yaşadığını bilmesi gerekli.

Ne yazıkki biz Aleviler arasında, Ehlibeyt hakkında anlatılan şeylerin çoğu, yüzlerce yıldır sineden sineye aktarılarn ve artık çoğu gerçeklikten çıkarak destanlaşmış hikayelerden ibaret. Hiçbiri sağlam bir kaynağa dayalı değil.

Son Peygamber, gitmeden önce hepimize iki ağır emanet (Allah'ın kitabı ve Ehlibeyti) bıraktı. Çokça bahsedilen bir hadistir, önemini kavrayan ise çok az insan vardır. mesaj şudur ki; hak peygamber Ehlibeytini Kur'anın yanına koyuyor, Ehlibeyti aynen Kur'an gibi yol gösterici olarak tayin ediyor.

Bu hadis şii kaynaklarında 50, sünni kaynaklarda ise 20 den fazla senetle gelmiş olup mütevatir derecesindedir. Ama gelin görünki Aleviler hem Kur'an'dan hem de asıl Ehlibeyt'ten uzak kalmışlar, sünniler ise bu mütevatir hadisi bırakıp senedi tartışmalı ve zayıf olan başka bir hadise ( size iki şey bırakıyorum biri Kur'an diğer ise sünnetimdir) muteber edip dururlar.

Saygılarımla,

A-L-E-V-İ
20.07.2005, 19:23
"Aleviler neden camiiye gitmez" diye sorup bir de üstüne üstlük konunun uzmanı gibi ahkam kesmelerine daha ne kadar dayanabilirim bilmem ama..
En basitinden şunu söylemek mümkün ki:
CAMİİ ÇOK SONRADAN çıkmıştır..(Bkz.... "İSLAMDA CAMİİ YOKTUR" konulu topic "Genel islam köşesi")
Hz.peygamberin bizati kendisinin camii türü bir mabede karşı olduğu "En meşhur" sünni kaynaklarda yazar...

Namaz konusunda ise:
Bugün NAMAZIN nasıl kılınacağı konusunda Hiçbir mezhep arasında ortak nokta yoktur...
Abdest konusun da böyledir...

Hz.Peygamber hakkında en ince ayrıntıya kadar girmelerine rağmen(Bunlarda da çelişki vardır)namaz konusunda ortada bir netlik olmayışı dikkat çekicidir...
Yani..Sormak gerekir ki..
Allah Resulu hakkında O KADAR SAĞLAM KAYNAKLARA SAHİPSENİZ..
Söyleyin bakalım...
NEDEN NAMAZ FARKLI FARKLI KILINIYOR?...
diğer konuları saymıyorum bile...

Kur'an da namaz yazmaz çünkü:Namaz FARSÇADIR..Arapça karşılığı ise Salat'tır..
Salat'ın ise bir çok karşılığı vardır..Dua anlamına da gelir
Eğer salat=namaz dersek ..."Allahın SALAT ve Selamı Resulunun üzerine olsun" dediğimizde
Allah Resuluna namaz kılsın anlamı bile çıkar...

Namaz da okunan TEMEL sure Fatihadır ve Fatihasız namaz olmaz ama..işe bakın ki..Kur'an da daha Fatiha suresi nazil olmadan(yani inmeden)
"namaz kıl" diye ifadelerin geçtiği ayetler vardır... yani daha fatiha inmeden nasıl namaz kılacak?..

Birde Namazın nasıl 5 vakte indiği konusu da vardır ki..Evlere şenlik...
Sahih-i !!! Buharide geçen aktarıma göre ...önce 50 vakit olan namaz...Hz.Musanın Allah'a akıl verdiği bir anlatımla..gide gele SIKI pazarlıkla 45..40..30.. derken 5 'e inmiştir...:3D_NG (28
hatta
en son musa peygamber(a.s)
"ümmetine hergün namaz ağır gelir..haftada bir olsun"
demesi üzerine
Hz.Peygamber :
"Vallahi Allahtan artık namaz konusunda indirim yapmayı isteyecek yüzüm kalmadı..o nedenle 5 vakite razı olacağım"
demiştir..:3D_NG (24

Kütüb-i sitte hadislerinde ise:
Namaz ve Abdest konusunda Türlü türlü çelişkiler vardır...

Bir ibadet konusunda bu kadar çelişki olması akıllara ziyandır...

TheGodfather
20.07.2005, 19:47
Bende a-l-e-v-i gibi düşünüyorum. kuku baba dan bir yanıt bekliyorum.
Bizim zaten mezhebimiz yok.Biz mezhepler arası tefrikaları zaten ta en başından onaylamıyoruz. Aleviliğin gerçek yol olduğunu onun içine dalıp objektif yaklaşırsan anlarsın.Semah dönmemiz ise Hz.Ali nin sesidir,Alevilerin yakarışıdır.

Eşter
21.07.2005, 00:35
Alevi kardeş,

bu konuda senin daha ne kadar dayanabileceğinden açıkçası ben de emin değilim ama, kendi adıma başkalarının birşey bilmedikleri halde namaz, salat, dua üçlemesinde filoloji dersleri vermeye kalkmalarına, Ali namazda öldürüldü o yüzden namaza gerek yok demelerine, ibadetin şekli yoktur, biz hümanizmamız içinde kendi ibadet şeklimizi bulduk deyip şamanizmi Kur'an ve Ehlibeyt ile ikame etmeye kalkmalarına ben usanmadan yıllardır dayanıyorum.

Evet doğrudur, Namaz Farsçadır, salat Arapçadır. Salat'ın kelime anlamı genel olarak dua ve dilektir, terimsel anlamı ise bizim bildiğimiz anlamda ya da senin deyiminle tüm kalbi kötülükle dolu insanların yaptığı, bütün kalbi temiz insanların ise yapmaktan kaçındığı dua eşliğindeki eğilme doğrulma ve secde hareketidir. içeriği itibarı ile namaz sadece hareket değil aynı zaman da derin bir duadır da. Bir insan her türlü durumda dua edeceği gibi, duasını, münacatta bulunduğu şeye doğru eğilerek, secde ederke doruğa ulaştırabilirki Allah'ın herkese farz kıldığı dua şekli de diğer dualardan farklı olarak bu şeklildir.

Ben ukalalık yapıp ahkam kesme konusundaki ısrarımı sürdürerek naçizane diyorum ki: Kur'an dilinde namazın salt dua anlamında kullanıldığı yerler olduğu gibi (bahsettiğiniz islam öncesi devir) bildiğimiz namaz anlamında da kullanılmıştır. Hatta Hz. Ali'nin velayetine delalet eden ayet Allah'ın, Hz. Ali'nin namazda ruk'u halinde iken sadaka verdiğini anlattığı ayettir.

Namazda asıl rükünler tekbir, kıyam, kıraat, rük'u ve secdedirki, bu konuda da hiçbir mezhepte farklılık yoktur. Ehlibeyt imamları sünnilerden farklı olarak halıya değil toprak üzerine secde ederler, ellerini bağlamazlar, sağa sola değil ileri selam verirler, kunut okurlar. Ama gene de samimi ve içten bir şekilde Allah'a secde etmek, onun önünde eğilmek üzere huzurana çıkan birisini, yaptığı bir iki değişik hareket yüzünden Allah geri mi çevirecek? Namazın asıl rükünleri terkedilmediği sürece bunun bir önemi yok.

Kur'an, bahsettiğimiz terimsel anlamdaki namazdan sözederken hep "namazı dosdoğru kılın" şeklinde uyarıda bulunmuştur. Bu anlamda namaz sadece hareket değildir. Gösteriş için namaz kılmak, namaz kıldığı için gururlanıp kibirlenerek namaz kılmayan birisini hor görmek insanı batırır. Bu şekilde hareket edenlere karşı Allah'tan büyük tehdit ve uyarı vardır. Lakin bunu gören uygulayan azdır. Hz. ALi bu konuda şöyle der: " İtaatsizliğinden dolayı pişmanlık ve üzüntü hissetmek, salih amel işlediği için gururalnıp kibirlenmekten üsütündür"

Abdeste gelince, onun nasıl alınacağı Kur'an da yazılıdır.Bu konuda bir farklılık yok. Tek fark Ehlibeyt mezhebinde ve dahi bazı sünni alimlerin görüşlerine göre ayakların yıkanması değil meshedilmesidir ki, Kur'an da da izah edilen şekil odur.

Ben Buhari'nin kitabının sahih olduğuna inanmıyorum, hatta sünni kaynaklarının Ehlibeyt ve Hz. Muhammed hakkında yazdıkları birçok şeye şüphe ile bakıyorum. O yüzden Hz. Muhammed'in Allah ile orurup namaz rekatları hakkında pazarlığa girişmesi safsatasına sünniler inanabilir, ama mantık sahibi hiçbir insanın buna inanması beklenmez. Bir Alevi olarak sen de benim gibi Buhariye inanmıyorsundur umarım.

Evet, o yıllarda mabedlere cami değil de mescid denildiği doğrudur, mescid ise temiz olan her yer olabilir. Bu neyi değiştirir ? sorun sadece oraya verilen isim mi? Dua da namaz da herhangi bir yerde olabilir. Hz. Hüseyin Kerbela da çarpışırken, bir yandan kılıcını biliyordu diğer yandan da Allah'a münacatta bulunuyordu. Bir yandan Allah düşmanlarına karşı cihad yapıyordu diğer yandan ok yağmuru altında abdest alıp NAMAZ KILIYORDU.

Şayet birisi çıkıpta "kardeşim oniki imalar böyle yapmış olabilir, ama bana göre yanlış yapmışlar, bilememişler; asıl doğrusunu ben yapıyorum, onların yanlış yaptığını ben bu şekilde düzeltiyorum" diye iddia ediyorsa diyeceğim birşey yok. Ama kimse çıkıpta imamlar bu senin anlattığın şekilde yaşamamış bu şekilde öğreti yaymamış demeye kalkmasın, Allah'tan korksun, Ehlibeyt'e aşırı sünnilerin yaptığından daha büyük kötülük yapmasın.

saygılar efendim

Eşter
21.07.2005, 01:37
İlgi duyanlar için, sağlam bir senetle Bihar-ul Envar'da oniki imamların beşincisi olan İmam Muhammed Bakır'ın öğrencilerinden birine verdiği şu öğüdü aktarıyorum:

İmam Bakır bir gün öğrencilerinden birine:

" Ya Cabir, birinin çıkıp ben Peygamberi, Ali'yi ve İmamları seviyorum ve onların yandaşıyım demesi yeterli değilidir. Allah için, gerçek yandaş Allah'ın emirlerine uyan ve dindar olandır. Bunun dışında hiç kimse her ne kadar Ali'yi çok sevdiğini söylese de, kendini ne şekilde adlandırırsa adlandırsın Ali Şiası değilidir"

"Ey Cabir bizim Şialarımız (yandaşımız) sahip oldukları şu sıfatları ile tanınırlar:

1.Onlar doğrudurlar, güvenilir ve sadıktırlar.
2.Onlar Allah'ı her daim hatırlarında tutarlar.
3.Onlar namaz kılar, oruç tutar ve Kur'an okurlar.
4.Anne babalarına karşı iyi ve yumuşak davranırlar
5.Onlar komşularına yardım eder, yetimleri besler ve korurlar, insanlar hakkında iyilikten başka birşey konuşmazlar.
6.Onlar, insanların güven ve itimatlarını kazanmaya değerdirler.

Cabir, imamın konuşmasını dikkatle dinledikten sonra: "Ey Resulullah'ın evladı, müslümanlar arasında bu saydığın meziyetlere haiz pek az insan var" dedi.

Bunun üzerine İmam Bakır: " Allah sana, bizi sadece sevmenin Şiamız olmanı sağlayacağını zannetmeni yasakladı. Bu yeterli değil. Ali'yi sevdiğini söyleyen ama amelleri ile Ali'yi takip etmeyen Ali Şiası değildir. Aynı şekilde Peygamberi sevdiğini söyleyen ama amelleri ile Peygambere uymayan insanın da iddiasının kendine bir faydası olmaz. Ey Cabir gerçek Şiamız ve gerçek arkadaşlarımız Allah'ın buyruklarına uyanlardır, Allah'ın emirlerine itaatsizlik edenlerse düşmanımızdır"

"Ey Cabir herzaman için dindar, temiz ve erdemli ol; Cennetin lütüflarına kavuşmak için iyi amellerde bulun. Bilki Allah indinde en iyi ve en onurlu olanlar, dindar ve erdemli olanlardır.


NOT:
" Yahu Allah'ta Muhammed'de, Ali'de bu içki şişesinin içinde değilmi beeaaaaa !" deyip, sonrada ben halis Aleviyim (Ali'yi sevenim, takip edenim), çağdaşım diye ortalıkta dolaşan akıllılara iltihaf olunur.

OzBektasi
21.07.2005, 14:31
Allah senden RAZI OLSUN Ester Kardes!
Imam Mehdi (a.f.) seni dergahina yazsin.

A-L-E-V-İ
21.07.2005, 19:47
Alevi kardeş,

bu konuda senin daha ne kadar dayanabileceğinden açıkçası ben de emin değilim ama, kendi adıma başkalarının birşey bilmedikleri halde namaz, salat, dua üçlemesinde filoloji dersleri vermeye kalkmalarına, Ali namazda öldürüldü o yüzden namaza gerek yok demelerine, ibadetin şekli yoktur, biz hümanizmamız içinde kendi ibadet şeklimizi bulduk deyip şamanizmi Kur'an ve Ehlibeyt ile ikame etmeye kalkmalarına ben usanmadan yıllardır dayanıyorum.

Evet doğrudur, Namaz Farsçadır, salat Arapçadır. Salat'ın kelime anlamı genel olarak dua ve dilektir, terimsel anlamı ise bizim bildiğimiz anlamda ya da senin deyiminle tüm kalbi kötülükle dolu insanların yaptığı, bütün kalbi temiz insanların ise yapmaktan kaçındığı dua eşliğindeki eğilme doğrulma ve secde hareketidir. içeriği itibarı ile namaz sadece hareket değil aynı zaman da derin bir duadır da. Bir insan her türlü durumda dua edeceği gibi, duasını, münacatta bulunduğu şeye doğru eğilerek, secde ederke doruğa ulaştırabilirki Allah'ın herkese farz kıldığı dua şekli de diğer dualardan farklı olarak bu şeklildir.

Ben ukalalık yapıp ahkam kesme konusundaki ısrarımı sürdürerek naçizane diyorum ki: Kur'an dilinde namazın salt dua anlamında kullanıldığı yerler olduğu gibi (bahsettiğiniz islam öncesi devir) bildiğimiz namaz anlamında da kullanılmıştır. Hatta Hz. Ali'nin velayetine delalet eden ayet Allah'ın, Hz. Ali'nin namazda ruk'u halinde iken sadaka verdiğini anlattığı ayettir.

Namazda asıl rükünler tekbir, kıyam, kıraat, rük'u ve secdedirki, bu konuda da hiçbir mezhepte farklılık yoktur. Ehlibeyt imamları sünnilerden farklı olarak halıya değil toprak üzerine secde ederler, ellerini bağlamazlar, sağa sola değil ileri selam verirler, kunut okurlar. Ama gene de samimi ve içten bir şekilde Allah'a secde etmek, onun önünde eğilmek üzere huzurana çıkan birisini, yaptığı bir iki değişik hareket yüzünden Allah geri mi çevirecek? Namazın asıl rükünleri terkedilmediği sürece bunun bir önemi yok.

Kur'an, bahsettiğimiz terimsel anlamdaki namazdan sözederken hep "namazı dosdoğru kılın" şeklinde uyarıda bulunmuştur. Bu anlamda namaz sadece hareket değildir. Gösteriş için namaz kılmak, namaz kıldığı için gururlanıp kibirlenerek namaz kılmayan birisini hor görmek insanı batırır. Bu şekilde hareket edenlere karşı Allah'tan büyük tehdit ve uyarı vardır. Lakin bunu gören uygulayan azdır. Hz. ALi bu konuda şöyle der: " İtaatsizliğinden dolayı pişmanlık ve üzüntü hissetmek, salih amel işlediği için gururalnıp kibirlenmekten üsütündür"

Abdeste gelince, onun nasıl alınacağı Kur'an da yazılıdır.Bu konuda bir farklılık yok. Tek fark Ehlibeyt mezhebinde ve dahi bazı sünni alimlerin görüşlerine göre ayakların yıkanması değil meshedilmesidir ki, Kur'an da da izah edilen şekil odur.

Ben Buhari'nin kitabının sahih olduğuna inanmıyorum, hatta sünni kaynaklarının Ehlibeyt ve Hz. Muhammed hakkında yazdıkları birçok şeye şüphe ile bakıyorum. O yüzden Hz. Muhammed'in Allah ile orurup namaz rekatları hakkında pazarlığa girişmesi safsatasına sünniler inanabilir, ama mantık sahibi hiçbir insanın buna inanması beklenmez. Bir Alevi olarak sen de benim gibi Buhariye inanmıyorsundur umarım.

Evet, o yıllarda mabedlere cami değil de mescid denildiği doğrudur, mescid ise temiz olan her yer olabilir. Bu neyi değiştirir ? sorun sadece oraya verilen isim mi? Dua da namaz da herhangi bir yerde olabilir. Hz. Hüseyin Kerbela da çarpışırken, bir yandan kılıcını biliyordu diğer yandan da Allah'a münacatta bulunuyordu. Bir yandan Allah düşmanlarına karşı cihad yapıyordu diğer yandan ok yağmuru altında abdest alıp NAMAZ KILIYORDU.

Şayet birisi çıkıpta "kardeşim oniki imalar böyle yapmış olabilir, ama bana göre yanlış yapmışlar, bilememişler; asıl doğrusunu ben yapıyorum, onların yanlış yaptığını ben bu şekilde düzeltiyorum" diye iddia ediyorsa diyeceğim birşey yok. Ama kimse çıkıpta imamlar bu senin anlattığın şekilde yaşamamış bu şekilde öğreti yaymamış demeye kalkmasın, Allah'tan korksun, Ehlibeyt'e aşırı sünnilerin yaptığından daha büyük kötülük yapmasın.

saygılar efendim

Sayın "Eşter"...

1-Fatihasız namaz olur mu?...olmaz diyorsanız..nasıl oluyorda,FATİHA inmeden önce NAMAZ KIL(çeşitli meallerde..) şeklinde ibareler geçiyor...

2-Tekbir, kıyam ve ruküde farklılık yoktur diyorsunuz...
-Herhalde buraya Maliki itikadını yazmama ve Elleri namazda hangi yönde açarlar dememe gerek yok..
-Yada şafiilerde iftitah tekbirinde "ilk önce alan" ın NAMAZININ KABUL olduğunu yazmama gerek yok..
yada ..
-Şafii meşhur alimi El mervezinin hanefi usulünde namaz kılmayı Hurma şarabıyla abdest alıp,köpek dışkısı üstünde secde etmesiyle bir tutmasını da yazmama gerek yok...
-Hanefilerde Abdesti bir damla kanın bozduğunu şafiilerde ise çizmeden kan taşsa bile bozmadığını ...
-Durgun suda abdest alıp almama konusunu...

ya da..
"Kütüb-i sitte deki çelişkiler " başlılıklı bir köşem var...orada namaz ile ilgili ÇELİŞKİLERİ ("tek tarafa selam"..."kıraat" .."secde" vs..)okuyabilirsiniz..
özelliklede "RESULULLAHIN NAMAZI BÖYLE DEĞİLDİ" şeklinde ibareler dikkatinizi çeker umarım...
Diğer yandan...
Şia mezhepleri içindeki farklılıkları da yazmama gerek yok..(Bkz. ismailiye)
Zaten Bir tek "isna aşeriyye" kolu namazı sizin tarif ettiğiniz şekilde kılar ..diğerlerinin kiyle sizin kılıdığınız namazın benzer tarafı yok gibidir..
Nusayriye nin namazını zaten yazmama gerek yoktur herhalde...


öyle bir yazmışsınız ki, Sanki HER ŞEY STANDART...:3D_NG (9)

munzur_hozat
21.07.2005, 19:53
1-Fatihasız namaz olur mu?...olmaz diyorsanız..nasıl oluyorda,FATİHA inmeden önce NAMAZ KIL(çeşitli meallerde..) şeklinde ibareler geçiyor...

fatihasız namaz olmaz ibadet olur.Namaz ibadettir ve ibadet sadece namaz değildir karıştırmayın.

-Şafii meşhur alimi El mervezinin hanefi usulünde namaz kılmayı Hurma şarabıyla abdest alıp,köpek dışkısı üstünde secde etmesiyle bir tutmasını da yazmama gerek yok...

ne şaçmalıyon sen ya abdestte ve namaza hakaret etme.

A-L-E-V-İ
21.07.2005, 19:54
Allah senden RAZI OLSUN Ester Kardes!
Imam Mehdi (a.f.) seni dergahina yazsin.

Sayın "özbektaşi!!!"

Siz "ADEME SECDE EDERİM"...demiyormuydunuz???...sayın "Eşter "e bir sorun bakalım buradayken

ADEME(İNSANA) MI SECDE EDERMİŞ

A-L-E-V-İ
21.07.2005, 19:56
Sayın "munzur_hozat"..
Arkadaşım YAZDIKLARINA DİKKAT ET!!!!...bunalr benim yorumum değil ÜNLÜ ŞAFİİ ALİMİ ..Kaffal El Mervezinin YAPTIKLARIDIR...

Önce Araştır...sonra yazını yaz...

munzur_hozat
21.07.2005, 20:13
ben anlamam tanımam sen dediklerine bak sunnilere ne demek istiyorsun.

A-L-E-V-İ ALINTI:
Şafii meşhur alimi El mervezinin hanefi usulünde namaz kılmayı Hurma şarabıyla abdest alıp,köpek dışkısı üstünde secde etmesiyle bir tutmasını da yazmama gerek yok...

A-L-E-V-İ
21.07.2005, 20:17
Arkadaşım...

burada yazdıklarım KAYNAKLARDAN...özellikle SÜNNİ KAYNAKLARDAN yapılan ALINTILARDIR...

Eğer Sünnilere bir şey demek isteyen varsa..yada sen öyle algıladıysan bu suçlamanın muhatabı ben değil KENDİ ALİMLERİDİR...çünkü..senin kızdığın şeyi yapan...Alevi değil..
ŞAFİİ ALİMİDİR..

önce yazıyı bir oku istersen...

Eşter
21.07.2005, 20:21
Allah senden RAZI OLSUN Ester Kardes!
Imam Mehdi (a.f.) seni dergahina yazsin.

Allah senden de razı olsun ÖzBektaşi kardeş, bu duan beni mutlu etti. Dilerizki hepimiz iyi birer Ali şiası olarak, kıyam ettiğinde o hazretin (imam Mehdi'nin) dergahına kabul ediliriz.

Şüphesiz o eşsiz insanın zuhuruna kadar Aleviler yada Ali Şiaları olarak pasif bir bekleyiş içinde olamayız. Vaktim olursa, bu değerli forumda farklı bir topic altında, tüm Alevi kardeşlerime İmam Mehdi'nin kıyam saatini beklerken üzerimize düşenlerin anlatıldığı güzel ve detaylı bir çalışmayı aktarmaya çalışacağım.

Lütfen kimse yanlış anlamasın beni. Şüphesiz kimseye karşı bilgelik yada üstünlük taslamak haddim değil. Benimde çok eksiğim günahım vardır şüphesiz. Yalnız, bir bilgi edinmişsem, bunu insanlar beğensin yada beğenmesin paylaşmak zorunda hissediyorum kendimi. Çünkü okudukça ve de araştırdıkça ne kadar eksik kaldığımızı, aslen bize ait olan şeyleri nasıl başkalarına terkedip edip gittiğimizi, kendi silahımızla nasıl vurulduğumuzu görüyorum.

Peygamber, ebedi aleme gitmeden önce Ali'nin hilafetine bir çok yerde işaret etmiş olduğu halde, mübarek gövdesinin Ali'nin elinde yıkandığı saatlerde o hazretin buyrukları Medinenin Sakife mahallesinde toplanan birkaç kişinin oldu bittisiyle ezildi, hiçe sayıldı. O günlerde Peygamberin buyruklarını unutmayıp, Ali'nin yanında duranlar : Selman-ı Faris, Ammar bin Yasir, Abu Zer, Mikdad ve Ebu Tufeyl.. gibi bir elin parmaklarını geçmeyen sahabelerdi.

İşte nakletmek istediğim şu hadiste Peygamber, (ömrünün sonuna kadar ve herşeye rağmen Ali'yi desteklemekten vazgeçmeyen) Ebu Zer'e şöyle sesleniyor:

"Ya Ebu Zer, namaza durduğun sürece alemlerin sultanının (Allah'ın) kapısını çalmaktasındır, her kim o Sultanın kapısını çalarsa o kapı o kişiye açılır.

Ey Ebu Zer, iman eden birisi namaz esnasında kendisi ile Allah'ın arşı arasındaki mesafe kadar iyilikle yıkanmaktadır ve Allah o zatın hemen yanıbaşına bir melek gönderir. Gönderilen melek : "Ey ademoğlu şayet namazında neler (hikmetler) olduğunu ve kime karşı yakardığını bilsen, ne yorulursun ne de başa bir yöne dönersin.""

Saygılar,

A-L-E-V-İ
21.07.2005, 20:25
sayın "Eşter"..
Bunlar benim ayzdıkalrıma cevap değil..
Ben CEVAP BEKLİYORUM...

A-L-E-V-İ
21.07.2005, 20:26
Alevi kardeş,

bu konuda senin daha ne kadar dayanabileceğinden açıkçası ben de emin değilim ama, kendi adıma başkalarının birşey bilmedikleri halde namaz, salat, dua üçlemesinde filoloji dersleri vermeye kalkmalarına, Ali namazda öldürüldü o yüzden namaza gerek yok demelerine, ibadetin şekli yoktur, biz hümanizmamız içinde kendi ibadet şeklimizi bulduk deyip şamanizmi Kur'an ve Ehlibeyt ile ikame etmeye kalkmalarına ben usanmadan yıllardır dayanıyorum.

Evet doğrudur, Namaz Farsçadır, salat Arapçadır. Salat'ın kelime anlamı genel olarak dua ve dilektir, terimsel anlamı ise bizim bildiğimiz anlamda ya da senin deyiminle tüm kalbi kötülükle dolu insanların yaptığı, bütün kalbi temiz insanların ise yapmaktan kaçındığı dua eşliğindeki eğilme doğrulma ve secde hareketidir. içeriği itibarı ile namaz sadece hareket değil aynı zaman da derin bir duadır da. Bir insan her türlü durumda dua edeceği gibi, duasını, münacatta bulunduğu şeye doğru eğilerek, secde ederke doruğa ulaştırabilirki Allah'ın herkese farz kıldığı dua şekli de diğer dualardan farklı olarak bu şeklildir.

Ben ukalalık yapıp ahkam kesme konusundaki ısrarımı sürdürerek naçizane diyorum ki: Kur'an dilinde namazın salt dua anlamında kullanıldığı yerler olduğu gibi (bahsettiğiniz islam öncesi devir) bildiğimiz namaz anlamında da kullanılmıştır. Hatta Hz. Ali'nin velayetine delalet eden ayet Allah'ın, Hz. Ali'nin namazda ruk'u halinde iken sadaka verdiğini anlattığı ayettir.

Namazda asıl rükünler tekbir, kıyam, kıraat, rük'u ve secdedirki, bu konuda da hiçbir mezhepte farklılık yoktur. Ehlibeyt imamları sünnilerden farklı olarak halıya değil toprak üzerine secde ederler, ellerini bağlamazlar, sağa sola değil ileri selam verirler, kunut okurlar. Ama gene de samimi ve içten bir şekilde Allah'a secde etmek, onun önünde eğilmek üzere huzurana çıkan birisini, yaptığı bir iki değişik hareket yüzünden Allah geri mi çevirecek? Namazın asıl rükünleri terkedilmediği sürece bunun bir önemi yok.

Kur'an, bahsettiğimiz terimsel anlamdaki namazdan sözederken hep "namazı dosdoğru kılın" şeklinde uyarıda bulunmuştur. Bu anlamda namaz sadece hareket değildir. Gösteriş için namaz kılmak, namaz kıldığı için gururlanıp kibirlenerek namaz kılmayan birisini hor görmek insanı batırır. Bu şekilde hareket edenlere karşı Allah'tan büyük tehdit ve uyarı vardır. Lakin bunu gören uygulayan azdır. Hz. ALi bu konuda şöyle der: " İtaatsizliğinden dolayı pişmanlık ve üzüntü hissetmek, salih amel işlediği için gururalnıp kibirlenmekten üsütündür"

Abdeste gelince, onun nasıl alınacağı Kur'an da yazılıdır.Bu konuda bir farklılık yok. Tek fark Ehlibeyt mezhebinde ve dahi bazı sünni alimlerin görüşlerine göre ayakların yıkanması değil meshedilmesidir ki, Kur'an da da izah edilen şekil odur.

Ben Buhari'nin kitabının sahih olduğuna inanmıyorum, hatta sünni kaynaklarının Ehlibeyt ve Hz. Muhammed hakkında yazdıkları birçok şeye şüphe ile bakıyorum. O yüzden Hz. Muhammed'in Allah ile orurup namaz rekatları hakkında pazarlığa girişmesi safsatasına sünniler inanabilir, ama mantık sahibi hiçbir insanın buna inanması beklenmez. Bir Alevi olarak sen de benim gibi Buhariye inanmıyorsundur umarım.

Evet, o yıllarda mabedlere cami değil de mescid denildiği doğrudur, mescid ise temiz olan her yer olabilir. Bu neyi değiştirir ? sorun sadece oraya verilen isim mi? Dua da namaz da herhangi bir yerde olabilir. Hz. Hüseyin Kerbela da çarpışırken, bir yandan kılıcını biliyordu diğer yandan da Allah'a münacatta bulunuyordu. Bir yandan Allah düşmanlarına karşı cihad yapıyordu diğer yandan ok yağmuru altında abdest alıp NAMAZ KILIYORDU.

Şayet birisi çıkıpta "kardeşim oniki imalar böyle yapmış olabilir, ama bana göre yanlış yapmışlar, bilememişler; asıl doğrusunu ben yapıyorum, onların yanlış yaptığını ben bu şekilde düzeltiyorum" diye iddia ediyorsa diyeceğim birşey yok. Ama kimse çıkıpta imamlar bu senin anlattığın şekilde yaşamamış bu şekilde öğreti yaymamış demeye kalkmasın, Allah'tan korksun, Ehlibeyt'e aşırı sünnilerin yaptığından daha büyük kötülük yapmasın.

saygılar efendim

Sayın "Eşter"...

1-Fatihasız namaz olur mu?...olmaz diyorsanız..nasıl oluyorda,FATİHA inmeden önce NAMAZ KIL(çeşitli meallerde..) şeklinde ibareler geçiyor...

2-Tekbir, kıyam ve ruküde farklılık yoktur diyorsunuz...
-Herhalde buraya Maliki itikadını yazmama ve Elleri namazda hangi yönde açarlar dememe gerek yok..
-Yada şafiilerde iftitah tekbirinde "ilk önce alan" ın NAMAZININ KABUL olduğunu yazmama gerek yok..
yada ..
-Şafii meşhur alimi El mervezinin hanefi usulünde namaz kılmayı Hurma şarabıyla abdest alıp,köpek dışkısı üstünde secde etmesiyle bir tutmasını da yazmama gerek yok...
-Hanefilerde Abdesti bir damla kanın bozduğunu şafiilerde ise çizmeden kan taşsa bile bozmadığını ...
-Durgun suda abdest alıp almama konusunu...

ya da..
"Kütüb-i sitte deki çelişkiler " başlılıklı bir köşem var...orada namaz ile ilgili ÇELİŞKİLERİ ("tek tarafa selam"..."kıraat" .."secde" vs..)okuyabilirsiniz..
özelliklede "RESULULLAHIN NAMAZI BÖYLE DEĞİLDİ" şeklinde ibareler dikkatinizi çeker umarım...
Diğer yandan...
Şia mezhepleri içindeki farklılıkları da yazmama gerek yok..(Bkz. ismailiye)
Zaten Bir tek "isna aşeriyye" kolu namazı sizin tarif ettiğiniz şekilde kılar ..diğerlerinin kiyle sizin kılıdığınız namazın benzer tarafı yok gibidir..
Nusayriye nin namazını zaten yazmama gerek yoktur herhalde...


öyle bir yazmışsınız ki, Sanki HER ŞEY STANDART...:3D_NG (9)

Eşter
21.07.2005, 20:54
Sayın "Eşter"...

1-Fatihasız namaz olur mu?...olmaz diyorsanız..nasıl oluyorda,FATİHA inmeden önce NAMAZ KIL(çeşitli meallerde..) şeklinde ibareler geçiyor...

Daha önce yazdıklarımı okumadın galiba. Biraz daha açarak tekrar aktarıyorum:

Kur'an dilinde namazın salt dua ya da ibadet anlamında kullanıldığı yerler olduğu gibi (bahsettiğiniz islam öncesi devir ya da Fatiha inmeden önceki devir gibi) bildiğimiz klasik namaz anlamında da kullanılmıştır. Hatta Hz. Ali'nin velayetine delalet eden ayet Allah'ın, Hz. Ali'nin namazda ruk'u halinde iken sadaka verdiğini anlattığı ayettir.


2-Tekbir, kıyam ve ruküde farklılık yoktur diyorsunuz...
-Herhalde buraya Maliki itikadını yazmama ve Elleri namazda hangi yönde açarlar dememe gerek yok..
-Yada şafiilerde iftitah tekbirinde "ilk önce alan" ın NAMAZININ KABUL olduğunu yazmama gerek yok..
yada ..
-Şafii meşhur alimi El mervezinin hanefi usulünde namaz kılmayı Hurma şarabıyla abdest alıp,köpek dışkısı üstünde secde etmesiyle bir tutmasını da yazmama gerek yok...
-Hanefilerde Abdesti bir damla kanın bozduğunu şafiilerde ise çizmeden kan taşsa bile bozmadığını ...
-Durgun suda abdest alıp almama konusunu...


Gene anlaşılamadım galiba. Anladığım odurki, amacınız olayın çekirdeğine inip namazın farzlarında tüm mezheplerin ittifak halinde olduklarını görmek yerine, ben de birşeyler biliyorum havası yaratmak herhalde.

NAMAZ:
Esas olan Allahuekber lazı ile başlamaktır. (daha hızlı olan, sevap alan almayan, söylerken ellerini tam yarım kaldıran vs.. bu askari durumun dışındadır)

Esas olan Kıraattır. (yani dua etmektir, biri belirli bir dua diğeri başka bir şey okur, ne farkeder?)

Esas olan kıyamda(ayakta dik) durmaktır (kimse olduğu yerde takla atmıyor yani)

Esas olan eğilmektir (burada da farklılık yok)

Esas olan secde etmektir ( birisi dışkının üzerinde secde etmeye cevaz veriyorsa kendisinin bileceği iş)

Esas olan selam okumaktır ( kafa sağa dönmüş sola dönmemiş vs...)

ABDEST:
Esas olan yüzü, dirsekler eller dahil kolları yıkamak, başı meshetmek. Bazıları ayakları yıkar bazıları mesheder. Bu konuda Ehlibeyt imamlarının görüşü Kuranda da yazıldığı üzere ayakları meshetmektir.

Ben sünni değilim, o yüzden Malikinin, Şafinin, hanifinin, hanbelinin ne yaptığı, namazını nasıl kıldığını abdestini neyin bozduğu beni ilgilendirmez.

İsmaililere gelince, onlar zaten kapalı bir elit topluluğu haline gelmişler, sözümona yaşayan Kur'an Agha Khanlarının resmini karşılarına alıp ona secde ediyorlar.

ya da..
"Kütüb-i sitte deki çelişkiler " başlılıklı bir köşem var...orada namaz ile ilgili ÇELİŞKİLERİ ("tek tarafa selam"..."kıraat" .."secde" vs..)okuyabilirsiniz..
özelliklede "RESULULLAHIN NAMAZI BÖYLE DEĞİLDİ" şeklinde ibareler dikkatinizi çeker umarım...
Diğer yandan...
Şia mezhepleri içindeki farklılıkları da yazmama gerek yok..(Bkz. ismailiye)
Zaten Bir tek "isna aşeriyye" kolu namazı sizin tarif ettiğiniz şekilde kılar ..diğerlerinin kiyle sizin kılıdığınız namazın benzer tarafı yok gibidir..
Nusayriye nin namazını zaten yazmama gerek yoktur herhalde...


öyle bir yazmışsınız ki, Sanki HER ŞEY STANDART...:3D_NG (9)

Dediğim gibi sünni kaynaklarda ne yazılı ne yazılı değil beni ilgilendirmez. onalrın avukatlığını yapmıyorum ben burda. Bana öyle geliyorki her namazdan bahsedeni direkt sünni olarak algılıyorsunuz herhalde.

Evet tekrar etmekte sakınca yok, hareketlerde askari standart var. Lakin içerik olarak çok fark vardır. Mesela isna aşeriye (oniki imam mezhebinde) namazda resulullah ile birlikte ehlibeyte de salavat getirilmezse namaz batıl olur. İşte bu da şekli bir fark olmayıp manevi aynı zamanda da büyük bir farktır.

Eşter
21.07.2005, 21:07
Neden arkadaşım?..Yazdıklarımı sileyim?...
Sayın "özbektaşi!!!"...hem "ademe secde ederim" deyip hem de Bir Caferi/şii nin yazdıklarını kendi inancıyla çeliştiğinin farkına varamadan alkışlaması
ya kendini inkardır..
ya da..
durduğu yeri bilememesidir..

Evet bu doğru, ben bir caferiyim, bana göre bütün Alevilerinde mezhebi caferiliktir.

Ben Alevi ailesinden geliyorum. Akrabalarımdan dedelik yapanlar da var. Lakin ben Aleviliğimi ait olduğu caferilik ile süsledim. Çocukluğumdan beri etrafımdaki Alevi akrabalarımın Ehlibeyt sevgilerinden ve saflıklarından ban anlattıkları artık gerçeklikten çıkmış destanları bırakıp, Ehlibeytin gerçekte ne olduğunu nasıl yaşadıklarını neyi öğretmeye çalıştıklarını bir okul halinde anlatan imamiye mezhebini farkettim. Aleviliğimi de inkar etmiyorum.

A-L-E-V-İ
21.07.2005, 21:07
Sayın "Eşter"...
Herhalde hiç Kur'an-ı Kerim okumadınız?..Fatihadan önce inen ayetlerde "NAMAZ KIL " ki bu bir fiildir...ifadeleri vardır..sizin söylediğiniz KENDİ YORUMUNUZDUR...pek çok meale ve tefsire de başvurabilirsiniz.(El mizan'a da bakın isterseniz)

Sizin bahsettiğiniz olayı (ayeti) Şia te'vil eder..yani şia alimlerinin yorumdur...SÜNNİ ALİMLERİN EZİCİ ÇOĞUNLUĞU KABUL ETMEZ..

Kıraat ....kısmında da
Ruku kısmında da
Secde(sücud) ksımında da
farklılıklar vardır...
Ben size kaynağını verdim okuması okadar zor değil sizi bağlar bağlamaz o ayrı mesele "kütübi sittedeki çelişkiler..."genel islam "köşesi)

Burada ...Sünni Mezhepleri arasında ki fıkhi farklılıklara girmek istemiyorum..yada şia hakkındaki...Bence Detaylıca bir araştırmanızı tavsiye ederim...

Yazımı ise anlamamışsınız...orda birisi dışkı üzerine secde etmeye cevaz(izin) vermiyor...o birisi meşhur şafii alimi Kaffal el mervezi...Hanefi usulünde namaz kılmayı..hurma şarabıyla abdest almakla ve köpek dışkısına secde etmekle bir tutuyor...


Ben sünni değilim, o yüzden Malikinin, Şafinin, hanifinin, hanbelinin ne yaptığı, namazını nasıl kıldığını abdestini neyin bozduğu beni ilgilendirmez.

İsmaililere gelince, onlar zaten kapalı bir elit topluluğu haline gelmişler, sözümona yaşayan Kur'an Agha Khanlarının resmini karşılarına alıp ona secde ediyorlar.
Güzel..demek ki FARKLILIKLARI GÖRMEYE BAŞLADINIZ...

A-L-E-V-İ
21.07.2005, 21:25
Gelelim...CAMİİ meselesine...

Camii..Arapça toplanılan yer demektir...islamda camii dene bir olgu Hz.Muhammed Mustafa(S.A.A) zamanında yoktur. ve Hz.Ali zamanında da yoktur...

Zaten "İSLAMDA CAMİİ YOKTUR.." başlıklı topici okursanız camiilerin ortaya çıkışı sürecini ve Resulullah'ın Camii türü bir yapıya KARŞI OLDUĞU ...."BEN BUNUNLA EMROLMADIM "ifadeleriyle görülebilir...

Mescid (sücud edilen yer)...Alevilerde Cem (toplanma) için Temiz olan her mekan uygundur..Dergahlarda...Cemevleri ...Dergah içinde "mescid " yapısında ve onu karşılayan bir şekildedir...

sizin iddia ettiğiniz gibi mescid camiinin yerine geçmez!!!...
En azından Resulullah Camiiye karşı...

Eşter
21.07.2005, 21:25
Sayın "Eşter"...
Herhalde hiç Kur'an-ı Kerim okumadınız?..Fatihadan önce inen ayetlerde "NAMAZ KIL " ki bu bir fiildir...ifadeleri vardır..sizin söylediğiniz KENDİ YORUMUNUZDUR...pek çok meale ve tefsire de başvurabilirsiniz.(El mizan'a da bakın isterseniz)

Bu iş bir paradoxa dönüşmeye başladı, dua etmek fiil değilmi? Şimdi Allah'ın, Hz. Peygamberden önceki nesillere hz. Muhammed'in kıldığı şekilde namz kılmalarını emretmemiş herhalde.

Bunu dışında (islam devri için) basit mantıkla fatihadan önce ve sonrasını namazın kabulü için ölçüt almanız da yanlış. Hak Tea'la "daha fatihayı indirmedim, o yüzden fatihanın nuzülünden önceki hiçbir namazınızı kabul etmiyorum mu diyecek?"

Sizin bahsettiğiniz olayı (ayeti) Şia te'vil eder..yani şia alimlerinin yorumdur...SÜNNİ ALİMLERİN EZİCİ ÇOĞUNLUĞU KABUL ETMEZ..

Beni sünnilerin söylediği şeye uymaya mı zorluyorsunuz? Siz neden ineğe, puta tapmıyorsunuz, dünya üzerinde bir milyardan fazla insan bunu yapıyor.

Kıraat ....kısmında da
Ruku kısmında da
Secde(sücud) ksımında da
farklılıklar vardır...
Ben size kaynağını verdim okuması okadar zor değil sizi bağlar bağlamaz o ayrı mesele "kütübi sittedeki çelişkiler..."genel islam "köşesi)

Burada ...Sünni Mezhepleri arasında ki fıkhi farklılıklara girmek istemiyorum..yada şia hakkındaki...Bence Detaylıca bir araştırmanızı tavsiye ederim...

Yazımı ise anlamamışsınız...orda birisi dışkı üzerine secde etmeye cevaz(izin) vermiyor...o birisi meşhur şafii alimi Kaffal el mervezi...Hanefi usulünde namaz kılmayı..hurma şarabıyla abdest almakla ve köpek dışkısına secde etmekle bir tutuyor......

Evet söylediğiniz gibi beni bağlamaz.Defa'aten söylediğim gibi, yapabileceğim en son şey sünni alimi, sünni kaynağı savunmak.

Buhari de, Tirmizi de, El-Mizanın çkan tüm ciltleri de, İbn kesirde, Kuleyni de hepsi kütüphanemde var. Rutin araştırmamı sürekli yapıyorum elbette. Elimde olmayanlara ise internetten kolayca ulaşabiliyorum. Dolayısıyla, bir konuda Ehlibeyt imamları ne demiş, muaviye yezit ne demiş, muaviye hayranı sünni alimlerin ezici çoğunluğu ne demiş biliyorum, bilmeye çalışmaya devam ediyorum.

saygılar,


Güzel..demek ki FARKLILIKLARI GÖRMEYE BAŞLADINIZ...[/quote]

Eşter
21.07.2005, 21:32
Gelelim...CAMİİ meselesine...

Camii..Arapça toplanılan yer demektir...islamda camii dene bir olgu Hz.Muhammed Mustafa(S.A.A) zamanında yoktur. ve Hz.Ali zamanında da yoktur...

Zaten "İSLAMDA CAMİİ YOKTUR.." başlıklı topici okursanız camiilerin ortaya çıkışı sürecini ve Resulullah'ın Camii türü bir yapıya KARŞI OLDUĞU ...."BEN BUNUNLA EMROLMADIM "ifadeleriyle görülebilir...

Mescid (sücud edilen yer)...Alevilerde Cem (toplanma) için Temiz olan her mekan uygundur..Dergahlarda...Cemevleri ...Dergah içinde "mescid " yapısında ve onu karşılayan bir şekildedir...

sizin iddia ettiğiniz gibi mescid camiinin yerine geçmez!!!...
En azından Resulullah Camiiye karşı...

Sayın A-L-E-V-İ,

O topic'i henüz okuma fırsatım olmadı, ilk fırsatta bakacağım. Belki bu topic başlığı böyle olduğu için yanlış anlaşılmış olabilirim. Benim kastettiğim namazın toplu halde kılındığı gerçeğidir. içerde dışarda, dört duvar arasında, temiz ve helal olan her yerde. Benimde cami eşrafından olduğum pek söylenemez.

saygılar,

A-L-E-V-İ
21.07.2005, 21:42
Bu iş bir paradoxa dönüşmeye başladı, dua etmek fiil değilmi? Şimdi Allah'ın, Hz. Peygamberden önceki nesillere hz. Muhammed'in kıldığı şekilde namz kılmalarını emretmemiş herhalde.

Bunu dışında (islam devri için) basit mantıkla fatihadan önce ve sonrasını namazın kabulü için ölçüt almanız da yanlış. Hak Tea'la "daha fatihayı indirmedim, o yüzden fatihanın nuzülünden önceki hiçbir namazınızı kabul etmiyorum mu diyecek?"



Sayın "Eşter"...

Sanırım ben anlatamadım...Demek ki...Fatihadan önce NAMAZ FARKLI KILINIYORDU!!!...sonradan revizyona uğradı!!..o halde..

Fatihadan önceki ayetlerde geöen "salat" DÜPEDÜZ ...NAMAZ olarak terceme edilmiştir..
Tabii..Melaciler...bilemediler..zatınıza sormaları gerekirdi..acaba bu salat DUA anlamındamıdır diye...

hani demişsiniz ya:
"Fatihasız kıldığınız için Hakk teala namazı kabul etmeyecek mi?"

soralım o zaman:
Ehl-i beyte salavat getirilmezse BATIL OLUYORDA?
kunutta LANET okunmazsa BATIL oluyorda...

FATİHASIZ OLUNCA NEDEN BATIL OLMASIN?????

Beni sünnilerin söylediği şeye uymaya mı zorluyorsunuz? Siz neden ineğe, puta tapmıyorsunuz, dünya üzerinde bir milyardan fazla insan bunu yapıyor.

Ben sizi sünnilerin söylediğne uymaya zorlamıyorum...DEMEOGOJİ YAPMAYIN...
sadece...o kaynaklardada DOĞRULAR OLABİLECEĞİNİ vurguluyorum...tıpkı Camiinin BİD'AT oluşu gibi..
Ayrıca ..şia alimlerinin metodu CEVAPLARINI SÜNNİ KAYNAKLARA(KARŞI TARAFIN KAYNAĞINA) DAYANDIRMALARIDIR..
Bu bir Tartışma metodudur..

Buhari de, Tirmizi de, El-Mizanın çkan tüm ciltleri de, İbn kesirde, Kuleyni de hepsi kütüphanemde var. Rutin araştırmamı sürekli yapıyorum elbette. Elimde olmayanlara ise internetten kolayca ulaşabiliyorum. Dolayısıyla, bir konuda Ehlibeyt imamları ne demiş, muaviye yezit ne demiş, muaviye hayranı sünni alimlerin ezici çoğunluğu ne demiş biliyorum, bilmeye çalışmaya devam ediyorum.

saygılar,

Muaviye(l.a) ve Yezid(l.a) LANET OKUMAMAYI da size BAZI şia sitelerinde mi öğrettiler..yada YASAKLADILAR????


HALBUKİ ONLARA LANET...İBADETTİR...ŞİAYA GÖRE

A-L-E-V-İ
21.07.2005, 22:01
cafeden bağlanıyorum..
bu akşamlık bu kadar olsun...
bir daha ki seferde bu köşede ve açağım diğer köşelerde...
Aleviliğin itikadının (Cem ..muharrem orucu..kırklar)...Dayandığı kaynakları detaylı olarak işleyeceğim...

Eşter
21.07.2005, 22:04
İmam Hasan babası Ali'den O'da Resulullah'tan nakletmiştirki: "Güzelliklerin en güzeli, güzel huydur"

Siz biraz heyecanınızı azaltın. Varmak istediğiniz yeri tahmi edebiliyorum elbet. Söylediğim şey sözlük anlamdaki namaz fiili ile terimsel (ıstılahtaki) anlamdaki namaz fiilinin aynı olmayışıdır. Tefsirde herikisine de namaz denilmiştir elbette. Lakin Hz. Musa için bahsedilen namaz (dua, ibadet) ile Hz. Muhammed ve Müslümanlar için bahsedilen namaz (dua, ibadet ve klasik anlamda namaz) her yerde aynı değildir. Bana kalırsa siz biraz daha sözlük ve Tefsir çalışması yapın.

Sözümona güya fatiha öncesi ve sonrası basit mantığı ile farz olan namaz şeklen yoktur demeye getireceksiniz, sonra da haşa bütün Ehlibeyt imamlarını ve Resulullah'ı yalancı çıkarcaksınız. Siz Kıbleye yönelip peygamberin ve evhalkının şialarına öğrettiği şekil ve tertipte namazı inkar ediyor olabilirsiniz. Başkalarını da arkanızdan sürüklemeye çalışmayın.

Demegoji konusunu atlıyorum. İşi Kişiselleştirmeyin

Caferiler sadece Ehlibeyt imamlarının ve onların ders verdiği Şialarının görüşleri doğrultusunda hareket ederler. Zaten Hz. Muhammed'in neyi nasıl yaptığını onun evladından daha iyi kimse bilemez.

Caferilerin sünni kaynaklarını kullandıkları doğrudur. Ancak ne amaçla kullandıklarını da bilmeden hüküm vermemek lazım. Sünniler şii kaynaklarını ve Ehlibeyt imamlarının görüşlerini ve dahi imamlıklarını kabul etmedikleri için, tüm münazaralarda caferi alimler sünnilere karşı sadece sünni kaynaklarından delil getirirler. Bu yüzden sünni kaynaklarını da iyi bilmek durumundadırlar.

Lanet konusunda da keşke hüsn-ü zanda bulunsaydınız da, acele yazdığı için unutmuştur muhakkak diye düşünseydiniz. Onlara lanet okumak elbette ibadettir, ya da benim yukarda kastettiğim ve birsonraki yazıda göstereceğim gibi kelime anlamıyla namazdır.

Yalnız, Ehlibeyt imamlarının yapmadıklarını gerçekten yapımışlar gibi göstermek, yaptıkları ve uğruna hayatlarını verdikleri şeyleri de yanlışmış gibi göstermek muaviye (ona lanet olsun) ve yezide (ona lanet olsun) lanet etmemekten dolayı kazanılan günahtan kat kat daha büyük bir günahtır.

OzBektasi
22.07.2005, 18:31
Sayın "özbektaşi!!!"

Siz "ADEME SECDE EDERİM"...demiyormuydunuz???...sayın "Eşter "e bir sorun bakalım buradayken

ADEME(İNSANA) MI SECDE EDERMİŞ

sayın "Eşter"..
Bunlar benim ayzdıkalrıma cevap değil..
Ben CEVAP BEKLİYORUM...

Sevgil A-L-E-V-I adli kardesim,
ilk önce sunu diyelim ki BAGIRMANIZA GEREK YOK ;-) BÜYÜK YAZILAR BAAAAGGIRRRRMAAAK demek :-)

ama saka maka bir kenara: maalesef görüyorum ki. kendiniz tutturmussunuz hangi yöne secde edelim diye, siz ama anlasildigi kadari ile kendi kör nefsine secde edenlerdensiz, kusura bakmayin, ilk önce size özel mesaj yolladiktan sonra burdaki rezaleti görünce keske sizin özel mesajiniza cevab vermeseydim, degmemis cünkü, diye aklimdan geciyor :-(

Ester adli kardesimize gelince: kendisi haberi ve vakti oldugu zaman CEMLERE katiliyor, Dedelerle uzun uzun hic bikmadan sohbet etmeyi seven bir insan. Ademe secde eder Cem esasinda, fenafillah ve ASK meydaninda...
bilmem anlatabildimmi?!

Fatihaya gelince: Bektasiler'ce Fatiha suresi 2 defa inmistir, bir mekkede bir de medinede. Bu fatiha suresinin bir sirr-i özelligidir, ayrica sebul mesan yani tekrarli yedi denmistir. bunu hem zahiri hemde ic manali anlamlari vardir...

Prof.Dr.Yasar Nuri Öztürke bilirsiniz herhalde?!
Kendi Kuran Mealini inis siralarina göre hazirlayinca Fatiha Suresi 5.'ci olarak nitelemis, ve bu yana kuranda secde ve dua'dan ve gece ibadetinden (peygambere özel) haric namaz gecmiyor. Fatihanin inisinden sonra namaz geciyor.

Bilmeden konusmak cok aci...

Bir sey istiyorum senden: ikide bir, kutubi sitte'de söyle böyle yaziyor, yok bilmem ne sünni alimi böyle demis diye sözde delil atma, EHLIBEYTSEVDALI INSANLARIMIZI ILGILENDIRMEZ, Alevilerin referans kaynagi ehlibeyt kanali ile bizlere ulasan hadislerdir. siz gidin sünni forumlarda bunlari kutubi sitte celiskileri sünnilere anlatin...

kalin saglikca...



ESTER: sen yoluna devam et kardes... Allah-Muhammed-Ali askina sana niyazim var, unutma bunu!

A-L-E-V-İ
23.07.2005, 13:04
Sayın "Eşter"...

Salat'ın anlamlarını zaten siz yazmadan önce yazmıştım...Sadece namaz anlmaında kullanıldığını iddia etmiyorum ki...neyi ispatlamaya çalışıyorsunuz anlamadım..

Sanırım siz ısrarla GÖRMEZLİKTEN geliyorsunuz...FATİHA nuzül olmadan önce "NAMAZ KIL" ibareleri vardır...orada Dua et şeklinde terceme yoktur...Demek ki..Fatihasız namaz kılınmış bir zamanlar

Diğer yandan..Hani sizin "NAMAZ da farklılık yok" iddianıza MEZHEP AKAİDLERİNDEN bir iki örnek vermiştim...ki o gördüğünüz buzdağının görünen yüzüydü...
detaya girersem buradan bir kitap çıkar...

Meşhur Şafii alimi Kaffal El Mervezi hanefi usulünden namazı Hurma şarabıyla abdest almalka ve köpek dışkısı üzerinde secde etmekle bir tutarken...

En sağlam!!! Hadis kaynağı olan Kütüb-i sittede bile "RESULLULLAHIN NAMAZI BÖYLE DEĞİLDİ" şeklinde ifadeler varken....
Yine Kütüb-i Sittede NAMAZ-ABDEST konusunda bir dolu çelişki varken...

Şia da sadece "isna aşeriyye" kolu namazı sizin kasttetiğiniz anlamda kılarken...

SİZ KALKMIŞ NAMAZDA STANDART ARIYORSUNUZ...

Sorarım size?...Resulullah (s.a.a.)PUTLARA hiç secde etti mi?...Düşünmeden cevap vermeyin(KIBLE KONUSU)

A-L-E-V-İ
23.07.2005, 13:14
Sayın "özbektaşi!!!"....

Ester adli kardesimize gelince: kendisi haberi ve vakti oldugu zaman CEMLERE katiliyor, Dedelerle uzun uzun hic bikmadan sohbet etmeyi seven bir insan. Ademe secde eder Cem esasinda, fenafillah ve ASK meydaninda...
bilmem anlatabildimmi?!

Arkadaşım kusura bakma ama sen ne dediğini yada neyi savunduğunu bilmiyorsun...
Eşter...Şia/Caferi ise...(Ki şii akaidini yeterince bildiğime inanıyorum)...ADEME SECDE ETMEZ..


Fatihaya gelince: Bektasiler'ce Fatiha suresi 2 defa inmistir, bir mekkede bir de medinede. Bu fatiha suresinin bir sirr-i özelligidir, ayrica sebul mesan yani tekrarli yedi denmistir. bunu hem zahiri hemde ic manali anlamlari vardir...

Prof.Dr.Yasar Nuri Öztürke bilirsiniz herhalde?!
Kendi Kuran Mealini inis siralarina göre hazirlayinca Fatiha Suresi 5.'ci olarak nitelemis, ve bu yana kuranda secde ve dua'dan ve gece ibadetinden (peygambere özel) haric namaz gecmiyor. Fatihanin inisinden sonra namaz geciyor.

Bilmeden konusmak cok aci...

Dostum...Seni kırmak istemem ama...
Ne Bektaşi tasavvufunu ne de Kur'an-ı Kerimin ahkamını biliyorsun...
Bektaşlikte Fatiha "sırat'ul müstakim "için anlam yüklenen bir suredir..Şia kaynkalarında Hz.Ali "ben Fatihadaki elifin ba sında bir noktayım" dediği için BATINI anlamlar yüklenir...

BİLGİ SAHİBİ OLMADAN FİKİR SAHİBİ OLUNMAZ...öyle değil mi?....

Alevilerin referans kaynagi ehlibeyt kanali ile bizlere ulasan hadislerdir. siz gidin sünni forumlarda bunlari kutubi sitte celiskileri sünnilere anlatin...

Sayın "özbektaşi!!!!!!"....
Sizin bahsetiğiniz hadis kaynakları (Usul-ü Kafi...Biharül envar vs...) ALEVİLERİN değil Şİİlerin REFERANS KAYNAĞIDIR...Anadoluda yaşanan Alevi gerçeğini bilmeden konuşmayın...
Madem,Alevilerin referans kaynağıysa bu şii hadis kitapları buyrun..SINAYALIM:
Burada sizin gibi bir iki kişi haricinde şii yok sanırım...

Bir soralım bakalım aleviliğin Referans kaynakları

İMAM CAFER BUYRUĞU MU?...
Bihar'ul envar mı?...

MAKALAT MI?..
usulu-ü kafimi


Pir sultan abdalımı tercih ederler...HUMEYNİYİ Mİ?..


HODRİ MEYDAN!!!....

A-L-E-V-İ
23.07.2005, 15:07
Salât (NAMAZ) kelimesi, Kur’ân-ı Kerîm’de birbirine yakın ifâdelerle yüzü aşkın âyette geçmektedir. Bu âyetlerin bazılarında, duâ ve niyaz, bazılarında da anladığımız ve gelenekselleşmiş manayı ifade eden namaz ibâdeti kast edilmektedir. Şöyleki:


1)“Allâh ve melekleri Peygambere Salât etmektedirler. Ey îmân edenler! Siz de O’na Salât ediniz...” [Ahzab (33): 56] Burada “salât” duâ etmek ve salavât getirmek mânâsında kullanılmaktadır.


2)“...Onlara (müminlere) Salât et. Muhakkak ki (ey Peygamber) senin salâtın onları yatıştırır, onları sükûn ve huzura erdirir...” [Tevbe (9): 103] Yine burada “salât” duâ ve af dileme (istiğfâr) mânâsında kullanılmaktadır.


3)“...Her bir canlı kendi Salât ve tesbîhini bilmiştir...” [Nûr (24): 41] Burada da “salât” duâ, niyaz ve canlıların kendi âlemlerine has bir ibâdeti mânâsında kullanılmaktadır.


4)“Onların (müşrik-kafirlerin) Beytullâh (Kabe) yanındaki salâtları da ıslık çalma ve el çırpmadan başka bir şey değildi...” [Enfâl (8): 35] “salât”bu âyette de duâ, niyaz ve câhiliyye anlayışına âit bir ibâdet şekli anlamında kullanılmaktadır.


5)“İşte Rablerinden Salavât ve rahmet hep onlaradır...” Bu âyette de “salavât” [B]af, mağfiret ve bağışlama mânâlarında geçmektedir.


6)“Sen de içlerinde bulunup onlarla Salâtı ikâme ettiğin vakit, onlardan bir bölük seninle beraber Salâta dursun ve silahlarını da yanlarına alsınlar...” [Nisâ (4): 102] Bu âyette “Salât” ile, savaş ânında kılınacak olan namaz açıklanmakta ve bugün kılmakta olduğumuz namaz mânâsında kullanılmaktadır.


7)“Salâtı ikâme ediniz, zekâtı veriniz...” Burada da “salât” [B]bugün kullanmakta olduğumuz namaz mânâsındadır.


8)“Salâtı bitirdiğiniz zaman, ayakta, oturarak ve yanlarınız üzerinde uzanarak Allâh’ı anın. Güvene kavuştuğunuzda Salâtı ikâme ediniz. Çünkü, Salât müminlere vakitli olarak farz kılınmıştır.” [Nisâ (4): 103] Yine burada da “salât” bilinen namaz mânâsında kullanılmaktadır.


Görülmektedir ki Kur’ân-ı Mecîd’ de “salât” farklı anlamlarda geçmektedir. Hiç kimse bu mânâların bir kısmını göz ardı ederek, salâtı yalnızca duâ ve niyaz-yakarış olarak açıklayamayacağı gibi, salâtın tamamının namazdan ibâret olduğunu da iddia edemez. Zirâ her birinin kendine mahsûs zamanı ve şekli vardır.


İLK İNEN AYETLER...

Yaratan Rabbinin adıyla oku! O, insanı “alak” dan yarattı
Oku! Senin Rabbin en cömert olandır.
O, kalemle yazmayı öğretendir, insana bilmediğini öğretendir.
Hayır, insan kendini yeterli gördüğü için mutlaka azgınlık eder.
Şüphesiz dönüş ancak Rabbinedir.
Sen, namaz kıldığında kulu (bundan) engelleyeni gördün mü?
Ne dersin, ya o (engellenen kul) hidâyet üzere ise; ya da takvayı (Allah’a karşı gelmekten sakınmayı) emrediyorsa!?
Ne dersin engelleyen, Peygamberi yalanlamış ve yüz çevirmişse!
O Allah’ın, her şeyi gördüğünü bilmiyor mu?
Hayır! Andolsun, eğer vazgeçmezse, muhakkak onu perçeminden; o yalancı, günahkâr perçeminden yakalarız
Haydi, taraftarlarını çağırsın
Biz de zebânileri çağıracağız
Hayır! Sakın sen ona uyma; secde et ve Rabbine yaklaş.

-----

Demek ki...Sayın "Eşter"...Fatihadan önce ki salat DUA ANLAMINA GELMİYORMUŞ...

Eşter
23.07.2005, 15:08
Sayın a-l-e-v-i sen namaz yoktur ya da duadır sözdür diyorsan bildiğin gibi yap. Tutturmuşsun bir Fatiha öncesidir sonrasıdır diye. İslam devri içinde namaz her müslümana Farz kılındığında Fatiha suresini tamamlanmış idi. Bu surenin nüzulünden önce, islam öncesi devirler dahil "namaz kıl" ibaresi kullanılmıştır, bu ise bildiğimiz bedenen yapılan namaz olmayıp onun dışındaki bir ibadettir. Batiniliğe önem veren biri olarak sen bakıyorumda şimdi islam ya da Fatiha öncesi "namaz kılmak" ibaresinin zahirine çakılmış kalmışsın. Yukardaki ayetlere tekrar bak.

Her ne kadar kütübü sitte, ya da şafi, hanifi aliminin ne dediği ilgilendirmesede, gördüğüm odur ki sen bunu anlamakta biraz zorluk çekiyorsun. Namazın rükünleri tekbir, kıyam ruku, kıraat, ve secde vs. ve aslolan bunların fiilen gerçekleştirilmesidir.

Neyin üzerine secede edildiğinin secde fiili ile bir alakası yoktur bunu anlayabilir misin bilmiyorum, secde etmek ile neyin üzerine secde edildiği farklı şeylerdir, ben secdenin rükün olarak namazın iskeletlerinden biri olduğunu desemde sen gene hurma şarabı, bilmem ne dışkısı diye tutturmuş gidiyorsun.

Yarın çıkıp gene Kütüb-ü sitte de şöyle, filan meşhur sünni alimi böyle, filan sünni kıraatta şarkı sölüyor, diğeri üzerinde çıplak resim olan posterin üzerine secde ediyor, filan tekbir alırken ellerini kaldırıp zafer işareti yapıyor diyeceksin, bende sana gene aslolan standart kıraat fiilinin ismi, tekbir fiilinin ismi, rüku fiilinin ismi... vs. diyeceğim. Bu şekilde namaz olur mu olmaz mı ona da karışmayacağım tabiiki, doğal haliyle beni de ilgilendirmez tabiiki.

Usul-Ul Kafi benim için değerli bir kaynak elbetteki, tamamı sahih hadislerden oluşmuyor, ancak senetleri sağlam, imamlardan doğrudan kuvvetli ravi zincirleriyle gelen birçok rivayet var. Bu kitaplarda 14 masumdan geldiği ittifak halinde ıspat edilen binlerce hadis var. Kimin ne söylediği, söylene şeyi kimin kime aktardığı, aktaran kişinin imam yandaşı olup olmadığı ve rivayet zincirindeki insanlar arasında bir kopukluk olmaması rivayetin sıhhatini belirler. (kısacası buna rical derler)

Senin imam cafer buyruğu dediğin şeyi duydum ancak okumadım. Ama umarım ki ordaki rivayetleri "sarı çizmeli mehmet ağa" nakletmemiştir de doğrudan imam Cafer (a.s.) dayandırılabilecek mesnedleri vardır. Yani bu kitap ile ilgili bir rical çalışması var mıdır?

Makalat şüphesiz faydalanılacak eşsiz bir eserdir, yalnız bu yukarda da zikrettiğim gibi 14 masumdan sağlam senetlerle gelen öğretileri, hadisleri, 12 imalarla birebir istişare etmiş onların söz ve öğretilerini kaleme almış eserleri ve Kur'anı bir kenara atmayı gerektirmez herhalde.

A-L-E-V-İ
23.07.2005, 15:20
Sayın "Eşter"...
Şia kaynakları hakkında yeterince bilgim var..merak buyurmayın..Rical ilminide ...metin-sened ilişkisini de ünlü muhaddislerin BİRBİRLERİNİN RAVİLERİNİ nasıl FASIK olarak adlandırdıklarını da biliyorum...

ALAK SURESİNİ OKUDUN MU????....

A-L-E-V-İ
23.07.2005, 15:21
Sadece Fatiha delil değildir..Namazın sizin kıldığınız şekilde olmadığı konusunda..

BAKARA...239. Eğer (bir tehlikeden) korkarsanız, namazı yaya olarak veya binek üzerinde kılın. Güvenliğe kavuşunca da, Allah’ı, daha önce bilmediğiniz ve onun size öğrettiği şekilde anın

Eşter
23.07.2005, 15:27
İLK İNEN AYETLER...

Yaratan Rabbinin adıyla oku! O, insanı “alak” dan yarattı
Oku! Senin Rabbin en cömert olandır.
O, kalemle yazmayı öğretendir, insana bilmediğini öğretendir.
Hayır, insan kendini yeterli gördüğü için mutlaka azgınlık eder.
Şüphesiz dönüş ancak Rabbinedir.
Sen, namaz kıldığında kulu (bundan) engelleyeni gördün mü?
Ne dersin, ya o (engellenen kul) hidâyet üzere ise; ya da takvayı (Allah’a karşı gelmekten sakınmayı) emrediyorsa!?
Ne dersin engelleyen, Peygamberi yalanlamış ve yüz çevirmişse!
O Allah’ın, her şeyi gördüğünü bilmiyor mu?
Hayır! Andolsun, eğer vazgeçmezse, muhakkak onu perçeminden; o yalancı, günahkâr perçeminden yakalarız
Haydi, taraftarlarını çağırsın
Biz de zebânileri çağıracağız
Hayır! Sakın sen ona uyma; secde et ve Rabbine yaklaş.

-----

Demek ki...Sayın "Eşter"...Fatihadan önce ki salat DUA ANLAMINA GELMİYORMUŞ...

Sayın A-L-E-V-İ adam olalı bir balık tuttunuz tebrik ederim. Doğru burdaki namaz, bedenen kıldığımız namazdır. Ancak keşke biraz daha araştırıp, başkalarını tefsir bilmemekle suçlamadan önce Alak suresinin sadece ilk beş ayetinin indiğni, Fatiha suresinin Alak suresinden çok önce tamamlandığını bilmeniz gerekirdi.

Siz kimseyi bişey bilmiyor zannediyorsunuz sonrada yalan yanlış şekilde aksettirmeye çalışıyorsunuz. Gerçi siz biliyorsunuzdur MUHAKKAK, ama ben genede bilmeyen olursa hani diye söyleyeyim, ilk ayeti inen sure (Alak) ile ilk tamamlanan sure aynı değildir.

Benim tek ricam, her nerdeden duyduysanız ya da bulduysanız, bu konudaki gereksiz ısrarınızı bırakın, gülünç duruma düşmeyin. Bana kalırsa amacınız doğruyu araştırmak bulmak değil, sadece egonuzu üstün kılmak.

A-L-E-V-İ
23.07.2005, 15:31
Sayın "Eşter"...

1-ALAK suresini siz mi tamamladınız da...BU KADAR KESİN KONUŞUYORSUNUZ?????

2-Alak suresinin tamamlanışıyla ilgili verdiğiniz örnek ...SÜNNİ KAYNAKLARDAN(sizi bağlamayan) olmasın sakın...

3-Resulullah(s.a.a)....Putlara secde etmişmidir?...Kabede putlar var ken..kıblesi neresidir?

A-L-E-V-İ
23.07.2005, 15:37
NAMAZ ı standartından bahsediyordunuz...
BAKARA...239. Eğer (bir tehlikeden) korkarsanız, namazı yaya olarak veya binek üzerinde kılın. Güvenliğe kavuşunca da, Allah’ı, daha önce bilmediğiniz ve onun size öğrettiği şekilde anın
Ayete göre
1-YÜRÜYEREK...
2-Binit üzerinde kılınabiliyor...

BU NASIL STANDART...?
Binit üzerinde nasıl RUKU yapacaksınız..nasıl secde edeceksiniz.?....
ve cevap verirken de...
NAMAZIN FARZLARINI DÜŞÜNÜN...

DELİL Lİ OLSUN...mümkünse...Edebi değil...
(siz şimdi klasik bir cevap olarak "kolaylaştırın zorlaştırmayın" dersiniz...de )

Eşter
23.07.2005, 15:39
Sayın "Eşter"...

1-ALAK suresini siz mi tamamladınız da...BU KADAR KESİN KONUŞUYORSUNUZ?????

2-Alak suresinin tamamlanışıyla ilgili verdiğiniz örnek ...SÜNNİ KAYNAKLARDAN(sizi bağlamayan) olmasın sakın...

3-Resulullah(s.a.a)....Putlara secde etmişmidir?...Kabede putlar var ken..kıblesi neresidir?

1. Haşa, o zaman siz tamamladınız herhalde, farkettiğim surelerin tamamlanışı ve tefsir hususunda bilgisiz olduğunuz.

2.Bu konu şia arasında da genel kabul görmüştür. Sünni de aynısını söylüyor diye reddecek değiliz.

3. Bu da nereden çıktı ? nereye varmak istiyorsun, konuyu dağıtıyorsun gereksiz yere.

Tüm bunların ötesinde, gene başa dönelim diyorum. Asıl söylemek istediğiniz bedenen kılına namzaın gereksizliğidir değil mi. Siz kılmayın canım kimseye dert değil. Siz şamanizm yapmaya devam edin. Zaten tüm imamlarda da şamanizm belirtileri vardı (???) değilmi ?

Eşter
23.07.2005, 15:43
NAMAZ ı standartından bahsediyordunuz...

Ayete göre
1-YÜRÜYEREK...
2-Binit üzerinde kılınabiliyor...

BU NASIL STANDART...?
Binit üzerinde nasıl RUKU yapacaksınız..nasıl secde edeceksiniz.?....
ve cevap verirken de...
NAMAZIN FARZLARINI DÜŞÜNÜN...

DELİL Lİ OLSUN...mümkünse...Edebi değil...
(siz şimdi klasik bir cevap olarak "kolaylaştırın zorlaştırmayın" dersiniz...de )

Kardeş sana ben en iyisi bu konuyu fazla kurcalama, gittikçe batıyorsun diyorum ısrar ediyorsun hala. Senin iyiliğin için söylüyorum. Orada senin farkedemediğin yada farketmek istemediğin bir istisna var. Allah müslümana kolaylık sağlamış, şayet korkun varsa şu şekilde yap diye, sen kalkmış bundan faydalanıp bunu delil olarak getirecek kadar çaresiz durumu düşürüyorsun kendini.

A-L-E-V-İ
23.07.2005, 15:45
1. Haşa, o zaman siz tamamladınız herhalde, farkettiğim surelerin tamamlanışı ve tefsir hususunda bilgisiz olduğunuz.

2.Bu konu şia arasında da genel kabul görmüştür. Sünni de aynısını söylüyor diye reddecek değiliz.

3. Bu da nereden çıktı ? nereye varmak istiyorsun, konuyu dağıtıyorsun gereksiz yere.

Tüm bunların ötesinde, gene başa dönelim diyorum. Asıl söylemek istediğiniz bedenen kılına namzaın gereksizliğidir değil mi. Siz kılmayın canım kimseye dert değil. Siz şamanizm yapmaya devam edin. Zaten tüm imamlarda da şamanizm belirtileri vardı (???) değilmi ?

Bak arkadaşım...
1-YAZILI KAYNAKLARA o kadar güvenme derim...Eğer güveniyorsan..Sünni /Şia istediğin TARİH hadis kaynağının adını söyle sana çelikileri göstereyim..Allahın izniyle

2-Tefsir konusunda...Konyalı mehmed vehbi..Elmalı...ve El mizanın bir kısmı
okuduğum tefsir kaynaklarından biridir...Siz SÜNNİ nin Tefsirini dayatıyorsunuz...
bugün sorsam başörtüsünü savunursunuz.(kur'an da olduğunu)... oysa ki..Kureyş lehçesine indikçe,Tesettüründe kur'an da olmadığı AŞİKARDIR...

3-Ben ŞAMANİST değilim..artı internette yıllardır...Misyonerlere-Süfyanilere-Şamanistlere vs...karşı mücadele vermekteymim..

Bir de sizin gibi TAKIYYECİLERE...

Otur şia kaynaklarını oku...orada İMAMLARIN nasıl
KORKAK..
TAKIYYECİ...
duruma düşürüldüğünü...
gör ondan sonra savun neyi savunacaksan...

A-L-E-V-İ
23.07.2005, 15:46
Kardeş sana ben en iyisi bu konu