Orijinalini görmek için tıklayınız : Efsaneden Hakikate


ALBAY_KAWA
26.04.2005, 18:38
>> Tarihi araştırmalar:


Bu yazı, Dersim'de bulunmuş ve şimdiye kadar hiçbir kimse tarafından tetkik edilmediği gibi hiçbir yerde intişar etmemiş olan tarihi vesikalara dayanılarak hazırlanmıştır. bu vesikalar, asırlar boyunca yanlış telâkkilerin tesiri ile hasıl olan düşünceleri, bilgileri tashih etmek suretiyle tarihimizin karanlık kalmış mühim bir safhasını aydınlatmaktadır.






...Halk dilinde yerleşen efsaneler delaletiyle bazan tarihî hakikatlere ermek kabil olur. Halkın bilgi ve hâtıralarına istinad eden bu malûmat, çok defa hâdiseler üzerine isik vererek müdekkiklerin yolunu aydınlatır. Bu ' yazımızda, Dersime ait bir efsanenin ışığı altında tarihi realitelere ulaşmağa çalışacağız. (1)
...Munzur nehri Tuncelini "Dersim", garbi re gark! diye ikiye böler. Garbi Dersimlilerin asıl ve menşeleri hakkında, halk dilimizde şöyle bir efsane yerleşmiştir:
...Efsaneye göre garbi Dersimliler; büyük mutasavvıfı Hoca Ahmed Yesevî'nin neslindendir. Bu soydan gelen Seyh Hasan Dede, Moğol akını önünde aşiret halkiyle beraber Horasandan Bağdada gelmiş, Abbasi halifesine sığınmış ve o havalide yerleşmiş. Bir müddet sonra Hicaza, oradan da Mısıra gitmiş. Mısırda bir müddet kalmış ve rivayete göre tahsil etmiş. Mısırdan Bağdada döndüğü zaman malûm olmayan bir sebeple aşiretini toplayarak Konyaya gelmiş ve Selçuk! sultanı Alâüddini Keykubada arzı dehalet etmiş. "Efsanenin buraya kadar olan kısımda tarihe, hâdiselere, mantığa uygun ciltler var. Çünkü Sultan Alâüddini Keykubadin cülusu 1220, Anadoluya Moğol akını 1231. Sultan Alâüddini Keykubadm ölümü de 1237 senelerindedir. Bu itibarla efsanenin seyri, tarih! kayıtlara tamamiyle uygun gelmektedir." Sultan, hemşiresini Seyh Hasan Dedeye vererek onu aşiretiyle beraber şimdiki eski Malatyaya sevk ve o civarda iskân etmiştir. "Bu hâdise 1232 M. - 630 H. tarihine tesadüf eder."
...Seyh Hasan Dede aşireti bir muddet "bize göre 920 H. - 1514 M. tarihine kadar" bu mıntakada kalmıştır. Torunlarından Seyh Hasanla Seyyid
isminde iki kardeş, Yavuz Sultan Selimin Aleviliğe ve Kızılbaşlığa karşı giriştiği mücadeleden korkarak aşiret halkını toplamış, hayat ve mevcudiyet muhafazası kaygisiyle Fıratın şarkındaki dağlık mıntakaya "Dersime" sığınmışlardır.
...Seyh Hasan Dede, eski Malatya civarında ölmüş, şimdi Baskil kazası dahilinde ve Fırat nehrinin şimalindeki "Malatyanin 21 ve eski Malatyanin 12 kilometre şimali şarkisinde" köye defnedilmiş ve bu köy onun namına izafe edilmiştir. Hâlâ "Seyh Hasan" köyü diye anılmaktadır. (1)
...Bu suretle Fıratın şarkındaki dağlık mintikaya "Dersime" hicret ve iltica eden aşiret halkının bir kısmiyle' Seyh Hasan, Hozat civarında kalmış, diğer kısımla da Seyid, Ovacık mıntakaaına gitmiştir. Seyh Hasanın Ferhad, Karaballı, Abbaa, Kırk isimlerinde dört oğlu olmuştur. Garbi Dersimde yaşamış olan Ferhad Uşagi Lâçin, Abbasuşagı, Karaba Uıuşafı aşiretlerinin bu dön kökten türedigi, Seydin Koç, Kav, Kalan isimli üc oğlundan da aynı namlardaki aşiretlerin doğduğu ve uredigi rivayet edilmektedir. Bu guruplardan birincisine "Seyh Hasan Kolu ikincisine de "Seyid Kolu" denilmekte ve garbi Dersimdeki aşiretlerin bu iki koldan türediği rivayet edilmektedir.

...Efsane burada bitiyor. Yerinde tarihi kayıtlar, vakalar üzerinde yapılan araştırmalar bize; bunların hakikaten Dersime son asırlar içinde geldiklerini, Dersimdeki hayat ve tarihlerinin ancak "450" senelik olduğunugostermektedir..
...Efsanenin hakikata mutabakatını teyid eden bir vesikayı Munzur dağlarının koytuluklarına sığınmış olan Budik köyünde Kalan aşiretinden Güllabi kızı 95 yaşındaki Leylanın elinde bultuk. Dersimlilerin, ceylan derisi üzerine olduğunu iddia vo beyan ederek kendisine efsanevi mahiyet izafe etmeğe çalıştıkları bu vesikayı muşambalara vo yeşil bezlere sarılmış, teneke bir kutu içerisinde kemali dikkat ve itina ile saklanır bir halde gördük. Alelade bir kâğıt üzerine yazılmış olan şecere, 27 santimetreden, 1,97 metre uzunluğundadır. Tezyinatı iptidaidir. Bu sahifelererin baş tarafının fotoğraf isini ve bir kısmının da metnini verdiğimiz ve bu şecerede ismi geçen Seyid Kemal, garbi Dersimdeki aşiretlerin ceddi olduğunu kaydettiğimiz "Seyid" dir. ?ecerenin tarihi Hicri "930" dur. (M. 1523) Bu tarih; Seyh Hasan - Seyid aşiretinin eski Malatyadan Dersime göç etmeleri tarihi olan H. 920 • M. 1514 tarihine de tevafuk etmektedir.
...Yavuz Sultan Selimin Kızılbaşlık mücadelesinin ve Çaldıran seferinin başlangıcı H. 920 (M. 1514), ?eyh Hasan : Seyid aşiretinin eski Malatyadan Dersime hicret ve iltica tarihi yine H. 920 (M. 1514), Seyid Kemal ocağına ait olan şecerenin tarihi de H. 930 (M. 1523) tür. Bu kayıtlara göre şecere, aşiretin Dersime göç ettiği tarihten on sene sonraya aittir. Bu sebeple tarihi kıymeti müspet ve barizdir.
..."Seyh Hasan Kolu" na ait bir geçere mevcut ve Seyh Hasan köyündeki aşiret mensuplarının elinde iken, kendisinin de bu asiret mensubiyetini ve dolayısiyle Türkmen olduğunu iddia etmek için eski Malatya mebusu Diyab (Ağa) tarafından alındığı ve simdi nerede bulunduğunun bilinememekte olduğu söylenilmektedir.
...Secere (I. Vesika), o zaman adet olduğu veçhile kısmen Arapça, kısmen de Farsça yazılmıştır. Baş tarafı:
..."El-hamdü lilla'hillezî caale mesahir'il eimmet-ÜTnecba'i kibleten bilârifin ve sabere merkad'üi enbiya'i Kabet'Ül-tayifûne ve vü-clbe muhabbeteküm alelhayyirine vettayyı-bln vessalât'ü vesselam'Ü ala seyyid'ül mür-seline ve şefi'ül-muznibîn ve resûli rab'ül#alemtn ve hedû, esfâl'esfiya Muhammed'ül^ Mustafa ve Ali ve beys'ü beni Galib müh-dir'ül-ehzab şefl'ü! ebaidi velakarib el'mu-kaddem'ü fii'mihrab'i velhurûbi ve ru'ülma-gaib. El'imam emir'ül-mümînîn; Ali bin HJbu > Talib ve ala bahr'ii fezail'i vel-ulûmi vel-mersum'i bilemr'illah el-mevsum e>mucirü şi'atlh'i minennari zâtissümûni il-imamür-ma'sûm, El-Hasan ibn Ali" diye başhyon , arapça kısmın tercümesi:
...Meşhur ve necib imamları, ariflere kiblegah kılan Ulu Tanrıya çok şükürler olsun.
...O Tanrı ki evliyanın merkadlarını ziyaretcillere kıblegah kılıp evliya'ı ahırını efdal ve muhabbetlerini iyi ve hayırlı insanlara vacib kılmıştır.
...Peygamberlerin ulusu, günahkarları affedici Resulü Rabbül'alemine salât ve selam olsun,.
...O peygamber asfi'ül-esfiyâ Muhammed Mustafa ki risaletini tebliğ ve emaneti eda eylemiştir.
...Akrabasıni ve yakınlarını koruyan mihrabda ve savaşda önder olan Beni Galib arslanı emirilmumin Ali ibri Talib ile fazilet deryası ve şiatını zehirli ateşten koruyan Hasan ibni Aliye de selam olsun..." dur.
...Secere çok uzundur. Bütün metni vermeğe imkan bulamadık. Secerede nazarı dikkati çeken en mühim nokta, Kızılbaşlarca mutad olduğu veçhile imamlara ve bilhassa Hazreti Aliye karşı gösterilen müstesna Hürmet ve tazimdir.
...Mecmuamızın 7. sayısının 291 inci sahifesinde Kızılbaş - Alevi cemaatinde yaşayan bir "gizli imam" dan bahseylemiş ve bu kayıtla Kızılbaş - Alevilikte imametin faziletine işaret etmek istemiştik. Meşhur müsteşrik Ignaz Galdziher'in "Vorlesunger uberleni islam ." isimli kitabının "Elakide veşseria fiI islam'' adiyle Arapçaya nakledilen metninin 191 inci sahifesinde, Muhammed Hammadi bin'i Malik bin'i Ebuifedail'in ."Batınilerin ve Karmatilerin içyüzü" isimli eserlerinin 53 üncü sahifesinde, Ebi Mansur Abdulkadir bin'i Tahir-Ul Bağdadi'nin "El-farK'u beynelfıark" adlı eserinde "Gizli imam" hakkında mufassal malûmat vardır. Merak edenlere bu üç mühim eseri tavsiye ederim:
...Secerede Arap ve Fars dilleriyle karışık olarak yazılmış şöyle bir kısım da var: , "Sebeb'i tahriri in kelimat anki anbahr'i intisabest, dürrü pak'i eimme'i masum isna-ve evlâd'ı pajkt'i mutahharül-zişan ki, devri Adem hatem ve ez hatem ta yevhilhesap mübinest.
...Darende'i şecere' i siyadet ve amilin anki selatin'i rûzigar ve ümerai vüzareti zil -iktidar ve sadat'ı uzam ve meşayıh'i kiram ve kuz-at'ı islam medd'l züllehun fil-eyyam ilk yevmelkiyam müşerref şeved. saye'i iltifat'i 'hatir'i feyyaz ez-u baz nezirend ve beher şehir ve karye ve zaviye ve tekye ve havanik ve sevanü ve beka'i hayr der Arap ve acem ve Türk ve Deylem ve Ekrad ve ehl'i Hasem binnatice be erbab'ı devlet ve eshabi meknet rucu nimayed tarik i esfake merhamet bizair'i müşarünileyh mer'i darend ve ez hediyat ve ikramat ve in'amat. behre-mand ve mahfuz gerdanend ta der yevm'i la-yenfa mal la "bir kelime okurnamamıştır" dest'ı gir şevend ve restikar başend
...Seyh Hasan köyündeki "Seyh Hasan" derinin şeyhi merhum Seyh Hasan evladinlan Seyid Mehmed Dedeye, Hacı Bektaşi veli dergahınca verilen ve üst tarafında "Hudost"hitabiye baslayan 1259 - 1843 tarihli icazetname de dikkate sayandır (II. Vesika).
...Seyh Hasan köyünde Es-seyyid Kulb'ul arifin Seyh Ahmed Tavsi tekkesindeki dervişlerden Seyid Kanber ile diğer dervişlerin tekaliften maafiyetleri hakkındaki 1170 - 1756 tarifeli ferman, Seyh Hasan türbe ve dergahına atfedilen hususi ehemmiyeti göstermesi bakımından bir deyer taşımaktadır. (III. Vesika).
...Seyh Seyid Muhammed bin'i Seyid Hasana ait Korucuk köyündeki araziye tecavüz edilmemesi hakkında Sivas Beylerbeyi Hafız Paşaya yazılan 1153 - 1740 tarihli ferman Kızılbaş ocaklariyle mensuplarının himaye ve siyanete mazhar olduklarını göster mesi itibariyle ayrıca tetkike sezadır. (IV Vesika)."
...iste size 1112 - 1700 tarihli tasarrufu teyid, müdahaleyi men eden bir zabıt varakası. Varakanın metninde Halvuri köyüne buğlı Huni mezraasında Ahmed Çelebiye ait arazinin "eba'en ced" onun mülkü olduğu ve resmi tapusu dahi bulunduğu kayıt ve beyan edildiğine göre Dersimlilerin iki yüzsene evvel tasarruf haklarına riayet etmekte olduklarını, mutasarrıf 'bulundukları emlâk ve arazi için 'resmi tapu senetleri" bulunduğunu öğrenmiş oluyorum.

ALBAY_KAWA
26.04.2005, 18:39
...Asırlar boyunca Dersimin isyan halinde bulunduğu, asker Ve vergi vermediği söylenir. Evet Dersimde, menfaatleri hajeldar o-lan ağalar, seyidler zaman zaman etraflarına topladıkları bir kısım şakilerle devlete baş kaldırmak istemişlerdir. Fakat bunun a-rasmda iş ve güciyle meşgul, devlete sadakatini muhafaza* etmiş bir kısım halk vardır. Onlar 'her vesile ile devlete bağlılıklarını izhar ve teyid etmişlerdir.

...Suretini verdiğimiz -"V., Vesika" "Torun" köyüne aittir. "Hozat" dan "Sin" ye giden yol, Torun köyünün içerisinden geçer. Bu nufttafcajia "Bahtiyar aşireti" otururdu. Bahtiyar lılar garbi Dersimde olmalarına rağmen Seyid veya Seyh Hasan kollarından hiç birine mensup değildirler. Bu vesikadan da Torun Köyünden Alâüddin Ağanın "Berat sultam, ve sureti defteri Hakan! ile mutasarrıf" olduğu Bakire köyünden . mezreasında üç kıta tarlaya Zinbık köyünden bâzı kiın-<^6*l«rin tecavüz ettiklerini, üşürlerini sağman eminlerine verdiklerini, Ahmet Beşe ismindeki eminin hücceti üzerine bu araziye on sene tasarruf etmiş iken Kümeline kâfir seferine gittiği zaman arazisine yine tecavüz edilmiş olduğunu.... anlıyoruz.
...Bu vesika iki noktayı aydınlatıyor:
1 - Dersimde araziye beratı sultanî ve sureti defteri Hakanı ile tasarruf edilmekte olduğunu,
2 - Asırlarca vergi vermediği iddia edilen Dersimlinin tâ 4*1000 - 1591" tarihinden beri askere, hattâ "Kümeline kâfir seferine" git-,kilifini.
...Hepsi ihticaca s4üh olan bu vesikalar delaletiyle karanlık kalmış olan bâzı tarihi hâdiseleri aydınlatabildiğimiz* zannediyoruz.
...Seyid Kemal ocağına ait vesikayı Kalan aşiretinden Gülâbî kızı Leylânın elinde bulduğumuzu söylemiştik. Bu münasebetle Dersimde yaşamış olan aşiret isimleri üzerinde de bir lâhza durmak isteriz.
...Kalan Türkçe bir kelimedir. Kalan aşireti, semaya baş kaldıran Munzur dağlarına arkasını dayamış, yüzünü Kalan deresinin menbaına çevirmiş müsterih bir halde, Ovacıktan Erzıncana çiden en mühim istikametin üzerindedir. Bunun şarkında "Haydarlılar" ve daha şarkta "Arıllı" aşiretleri oturur. Bu mıntaka Dersimin en sarp, en el değmedik yeridir; Dersimin kuvvetli aşiretlerinden biri olan "Laçin" Seyh Süleyman Efendinin , "Lügati Çağatay" ında (Cild, I. S. 343.) kaydedildiği gibi Başkırdlarda çok eski bir ' aşiretin adıdır. Bilindiği gibi Türkçede "şahin" demektir. Laçin aşireti, isminin işaret ettiği gibi ancak şahinlere hasolan sarp yerlerde oturmaktadır. ,
...Ferhaduşağı, hâlâ Azerbaycanda bir kabilenin taşıdığı isimdir. Bahtiyari yine Azerbaycanda yaşayan bir aşiretin adıdır, çarekli ve Çeyrekli, Oğuz Türklerinden Hanın oğludur. Bu aşiret ona izafe edinilmiştir. Dersimde "Badilli" olan aşiret, bildiyimiz gibi Oğuzların meşhur Beydilli aşiretidir. Batı ve güney batı Anadoludaki yürük aşiretleri arasında bir çok kolları vardır. Yıldız Hanın üçüncü oğlu "Beydilli" ye izafe edilmiştir..
..."Kubatlı" türkçede fena mânasına geleir "kubat" dan müştaktır. Lisanımızda hâla kullanılır. Anadolunun çok yerlerinde "amma kubat adam" derler. Bu isim, "Dede korkut" efsanesinde de geçer.
...Az aşiretinin ismine Orhon kitabelerinde bir' türk aşiretinin adı olarak tesadüf ederiz, Lolân aşiretinin ismi Üzerindeki tetkikatımızın verdiği netice daha ziyade dikkate şayandır. Milâdın 3:6 ncı asırları arasında Orta Asyada husule gelen kıtlık neticesi bazı Türk kabileleri batıya hicrete mecbur Kalmışlardı. Bunların terk ettikleri şehirlerden birisinin harabesi hâlâ mevcuttur. Bunun adı "Lulân" dır. Dersimdeki bizim "Lolân" lılar oradan göçmüş olmalarını hiç uzak görmüyoruz. Yine bu oymaklar arasında rastladığımız "Karabaş" vazıh Türkçeliğle beraber eski Türkçede "esir" demektir.
...Maksuduşağı aşiretinin bir oymağı olan "Tatuşakları" ndaki Tat kelimesi Türkçede yabancı manasındadır. Balaban aşiretinin ismi de manalıdır. Balaban; Türkçede büyük (muazzam) demektir.
...Aşiret isimleri gibi Dersimin bazı mevki isimleri de yabancı gibi görünmelerine rağmen yine öz Türkçedirler.1 Meselâ "Kanık" kelimesi ilk bakışta işidilmemiş, yabancı gibi görünür. Halbuki dilimizde "hizmetçi"manasınadır. "Çat", yolların birleştiği yer, Sin mezar, sincik mezarcık (küçük mezar). Zoğar av köpeği mânasına Zağar demektir.


(1) Köyde "Seyh Hasan Dede" ye izafe , edilen türbede
iki mezar var. Mezar taşlarindaki yazilar, ziyaretçilerin yüz
yıllar boyunca elle vâki olan delki temasları neticesinde
silinmiş, okunmaz hale gelmiştir. Mezarlardan birisi Seyh
Hasan Dedeye, diğeri de kardeşi Seyh Abmede atfedilmektedir. Türbenin
cenuba yönelmiş olan mihrabının sol tarafında "Konya
tarih - sene 1188'*, sağ tarafında da "Ya Allah" yazılıdır.
Seyh Hasan türbesinin hemen yanında "Derviş Ali"
narinında bir zata aidiyeti söylenilen ikinci bir türbe daha
mevcut..Bunun da mezar taşından "1187" tarihinde ölen
"El' mağfur es'seyid derviş Ali ibn'i-seyid Süleyman
ibn'i Teslim bin'i Apdultah" a ait olduğu anlaşılmaktadır.
Bu kayıtların inşa tarihinden ziyade tamir tarihi olduklarini
ve bu bakımdan da Seyh Hasan Dede ile Derviş Alinin ölüm
tarihlerine işaret edemiyeceklerini tahmin ediyoruz.

Türbenin civarı Selçuki tarzında birçok mezarlarla doludur.
Bunların içerisinde 900.

• 1007 H. tarihli olanları çoktur. Yazıları ve tarihleri
okunmaz hale gelmiş, topraklara gömülmüş daha bir çok
mezarlar da var. Bunlarin icerisiude 900 tarihinden evvelki
zamana ait olduklari kuvvetle muhtemeldir.



Diğer Alevi ve Kızılbaş türbe ve ocaklarında olduğu gibi
Seyh Hasan Dedenin mezarının bas tarafında açık olan yerden
alınan toprak, su içinde eritilerek ağrı ve sızısı olan
hastalara şifa verici bir ilâç olarak, içirilmektedir.

', Seyh Hasan köyünün ve Fırat nehrinin cenubundaki Korucuk
köyünde de böyle bir"Seyh Ahmed" türbesi var. Bu türbe
civarında da Selçuki stilinde, 1000 Hicri tarihin den (M. 1591)
başlayan mezarlar hâlâ ayaktadır.

ALBAY_KAWA
09.05.2006, 04:35
bu konuyu 26.04.05 tarihinde acmistim, son zamanlarda bir cok konular, farkli kelimeler ile tartisildi, ve ben bu konuyu tekrar güncellemek istedim..

Saygilar !