ALBAY_KAWA
27.04.2005, 19:56
MUNZURDA BARAJLARA HAYIR!
Tufan Kıymaz
"Munzur Barajları Projesi" kapsamında yapılacak 8 barajla ve hidroelektrik santralleriyle Munzur Çayı adeta 8 yerinden zincirlenecek. Bu barajlardan ikisinin, Uzunçayır ve Mercan barajlarının inş*****ı tamamlanmış durumda. Birçok nükleer santral, baraj, termik santral ve petrol rafinerisi inşaatlarına imza atmış olan küresel gaspçı Stone&Webster şirketi ve onun yerli taşeronu katil ATA Holding, küresel kapitalizmin her zamanki talancılığıyla Munzur'un doğallığına saldırıyor. Eğer barajlara karşı güçlü bir mücadele örülemezse, bu barajlar ve termik santraller Munzur'un ve genel olarak Dersim'in ekolojisini bozacak. 84 köy göç edecek. Munzur Vadisi, insanlar ve diğer canlılar için yaşanmaz hale gelecek.
Dünya'da Barajlar
Barajlar doğal olmayan büyük su kütleleri yaratarak bölgenin yağış düzeninden bitki örtüsüne kadar birçok ekolojik dengesini alt üst ediyor. Barajların su tutmaya başlamasından öncekine kıyasla, bölgede daha serin yaz ve daha ılıman kışlar yaşanıyor. Bölgedeki hakim rüzgar yönü değişiyor ve rüzgarın şiddeti artıyor. Göl yüzeyinden karalara doğru büyük miktarda nem transferi oluyor. Bu durumun etkisiyle sis ve don olaylarında büyük artışlar görülüyor.
Dünya Barajlar Komisyonu'nun raporunda kullanılan ifadeye göre, baraj göllerinde tut*** suyun "ahlakı" bozuluyor. Daha önce insanlar tarafından tüketilebilir canlılar üreten akarsuyu, tutulunca bunları öldürüyor ve bunlar yerine zehirli, virütik canlılar üretiyor. Barajların doğal ortam üzerindeki etkileri yüzünden, dünyadaki tatlı su balığı türlerinin %20'si tükenmiş durumda. Baraj göllerinde yaşayabilen balıklarda da cıva artışı oluyor. Baraj göllerinin çevresinde schistosomiassis, sıtma gibi salgın hastalıklar çıkabiliyor. Baraj sularında gelişen bakteriler (cyanobacteri) barsak kanseri yapıyor. Bütün bu sebepler yüzünden ve baraj göllerinin yaşadıkları yerleri işgal etmesi sonucu dünyada 80 milyon insan göç etmek zorunda bırakılmış. 80 milyon insan, yaşadıkları, kök saldıkları, kültürlerini harmanladıkları toprakların böyle bir yeryüzü cehennemine dönüşmesini izlemek zorunda bırakılmış.
Barajlar, üzerinde bulundukları akarsuyun denize döküldüğü bölgeyi de direk olarak etkiliyor. Su ile taşınan toprak ve besin azaldığından deltalar ve kıyılara yeterli gereç taşınamıyor. Kıyı içeri doğru ilerliyor ve deltaların tarımsal açıdan verimliliği azalıyor.
Barajların ömrü 50-70 yıl civarında. Daha sonra geride sadece bataklık kalıyor.
Sulama
Barajlar sulamada da kullanılıyor. Dünyadaki besinin %12-16'sı barajlarla s***an alanlardan elde ediliyor. Sulama bölge halkına olumlu bir özellik gibi sunuluyor ancak dünya genelinde büyük barajlarla s***an toprakların %20'sinde tuzlanma ve çoraklaşma gerçekleşti. Bu oran Özbekistan'da %60, Türkmenistan'da %80'lere kadar çıktı. Dünyanın en büyük sulama barajı Pakistan'da bulunan Tarbela barajı. Pakistan'da baraj sularıyla s***an 15 milyon hektar alanın %40'ında ciddi boyutlarda tuzlanma oluşmuş, tarımsal üretim azalmış durumda.
Aslında bu sorunu küresel kapitalizmin dayatmalarından bağımsız olarak açıklamak da pek mümkün değil. Geniş alanların s***abilmesi için, sırf sulama amaçlı büyük barajlar inşa ediliyor. Peki bu sulama amaçlı barajlarla ne s***ıyor? Mesela, dünyadaki ekilebilir toprakların yaklaşık dörtte birinde yetiştirilen hububatın % 40'a yakını et endüstrisinde katledilen hayvanların yemi olarak kullanılıyor. Ayrıca, 5 hektar alanda üretilen soyadan 60 kişi beslenebilecekken bunu tüketen sığırların etinden sadece iki kişi doyabiliyor. ***** yemi sadece bir örnek. Bunun dışında küresel gasp ekonomisine katabilmek için tek tür bitkinin tarımına (monokültür) zorlanan bölgeler veya hammadde olarak kullanılan endüstriyel bitkilerin yetiştirildiği geniş tarım alanları da var. Küresel kapitalizmin gerekleri doğrultusunda yapılan tarım, zaten kurgusu gereği insanın ve doğanın sömürülmesine dayanır. Tüketim, aşırılık, doymazlık, hırs bu sistemin temel özelliklerindendir.
Küresel Isınma
Barajların zararlı etkileri sadece bulundukları bölgeyle sınırlı kalmıyor, barajlar küresel ısınmaya da yol açıyor. Geçen 130 yıl içinde dünyanın ısısı 0,7 derece arttı ve kuzey kutbu üçte bir oranında küçüldü. Bu ısınmaya yol açan sera gazlarının %28'i baraj göllerinden kaynaklanıyor. Su altında kalan bitkiler ve toprak, barajın ömrü boyunca atmosfere karbondioksit ve metan salıyor.
1997'de Japonya'nın Kyoto kentinde yapılan konferans sonunda sera gazı emisyonunun (atmosfere salınmasının) azaltılması gerektiği sonucuna varıldı. Dünyanın toplam nüfusunun %4'üne sahip olan ABD, küresel sera gazı emisyonunun yaklaşık 4'te birine neden olmakta. Buna rağmen ABD, ekonomik dengeleri bozabileceği iddiasıyla sera gazı emisyonunun azaltılmasını kabul etmedi ve karbondioksit ve diğer gazların 'serbest pazar kuralları'na uygun şekilde bir borsasının kurulmasından genetik müdahaleye uğramış sera gazı emici orman projesine kadar gidebilen öneriler getirdi. Kârdan, paradan vazgeçemedi.
Kapitalistler için dünya, sömürülecek bir kaynaktan başka bir şey değildir. Bir şey, para getiriyorsa, doğrudur. Ve barajlar kârlı *****ırımlardır. Bu kâr uğruna son 50 yılda, küresel bankalar akarsuların üzerine mayın gibi döşenen barajlara 2 trilyon dolar kaynak aktardı.
Enerji
Dünya'da kullanılan elektriğin %19'u barajlardan sağlanıyor. Sulama konusunda olduğu gibi enerjiye de ne için ihtiyaç duyulduğu önemli. Dünyada enerjinin dörtte biri ulaşımda (%70'i sanayileşmiş ülkelerde), %40'ı sanayide kullanılıyor. ABD, bütün dünyada üretilen toplam enerjinin dörtte birini tüketiyor.
Bir yandan enerji sıkıntısı olduğu dile getirilirken, bir yandan küresel sermayenin enerji politikaları daha çok kar getirecek şekilde verimliliği düşük tutup *****ırımları ve dolayısıyla doğanın talanını çoğaltmaya çalışıyor. Sermayeyle iç içe geçmiş olan devletler de küresel kapitalizme hizmet ediyor.
Örneğin, Türkiye'deki barajlar şu anda %20 kapasiteyle çalıştırılıyor. Çünkü doğalgazla elektrik üreten santrallerle yapılmış uzun süreli anlaşmalar var. Doğalgazla üretilen elektriğin barajlarda üretilenden 22 ***** daha pahalı olmasına rağmen Türkiye'ye gelen toplam doğalgazın %60 bu santrallerde elektriğe dönüşüyor. Tunceli'nin hidrolik enerji potansiyelinin %100'ünü kullanacak olan Munzur Barajları Projesiyle üretilmesi planlanan elektrik ise, Türkiye'nin hidrolik kaynaklardan şu anda elde ettiği elektriğin binde 9'u kadar. Kapitalizm, sömürmek için bir bahane ortaya koymak zorunda değil.
Munzur'da neler olacak?
Munzur Barajları Projesi gerçekleşirse, bölgenin yıllık su potansiyelinin %37.3'ün baraj göllerde tutulacak. Mercan, Pülümür ve Munzur Vadileri göl haline gelecek ve Munzur'un iklim dengesi alt üst olacak. Kışın kar yağışları azalacak, böylece yer altı suları beslenemeyecek ve kaynaklar kuruyacak.
Munzur dağlarında bilinen 1518 bitki türü var. Bunlardan 43'ü bütün dünyada yalnızca Munzur'da bulunan endemik türler. Bu bitkilerin doğal alanları değişecek, büyük çoğunluğu ortadan kalkacak.
Çengelboynuzlu ve bezuvar keçisi, ür kekliği ve yalnızca Munzur gözelerinde yaşayan kırmızı pullu alabalık yok olacak. Bölgenin tarım ve hayvancılığa dayanan yerel ekonomisi tamamen altüst olacak.
60'tan fazla köy sular altında kalacak ve toplam 84 köy zorunlu olarak göç edecek. Munzurlular efsanelerini, kültürlerini oluşturan Munzur Çayı'ndan, köklerinden ayrılacaklar.
Barajlar ulaşımı engelleyecek. Merkez, ilçelerden tecrit edilecek. Bu toprakların OHAL politikaları sonucu en çok göç veren bölgesi, daha da insansızlaştırılacak.
Munzur'da herhangi bir arkeolojik inceleme yapılmamış ancak Keban barajı havzasında paleolitik döneme ait kaya sığınakları, işlikler ve düz yerleşmelere rastlanmış. Belki de Munzur'daki tarih sular altına gömülecek. 50-70 yıl sonra barajların göl alanları bataklığa dönüşecek.
Bölgede yaşayan halkın inançları, gelenekleri, hayatları içinde çok önemli bir yeri bulunan Munzur Çayı'nın özgürlüğü elinden alınacak.
Tufan Kıymaz
"Munzur Barajları Projesi" kapsamında yapılacak 8 barajla ve hidroelektrik santralleriyle Munzur Çayı adeta 8 yerinden zincirlenecek. Bu barajlardan ikisinin, Uzunçayır ve Mercan barajlarının inş*****ı tamamlanmış durumda. Birçok nükleer santral, baraj, termik santral ve petrol rafinerisi inşaatlarına imza atmış olan küresel gaspçı Stone&Webster şirketi ve onun yerli taşeronu katil ATA Holding, küresel kapitalizmin her zamanki talancılığıyla Munzur'un doğallığına saldırıyor. Eğer barajlara karşı güçlü bir mücadele örülemezse, bu barajlar ve termik santraller Munzur'un ve genel olarak Dersim'in ekolojisini bozacak. 84 köy göç edecek. Munzur Vadisi, insanlar ve diğer canlılar için yaşanmaz hale gelecek.
Dünya'da Barajlar
Barajlar doğal olmayan büyük su kütleleri yaratarak bölgenin yağış düzeninden bitki örtüsüne kadar birçok ekolojik dengesini alt üst ediyor. Barajların su tutmaya başlamasından öncekine kıyasla, bölgede daha serin yaz ve daha ılıman kışlar yaşanıyor. Bölgedeki hakim rüzgar yönü değişiyor ve rüzgarın şiddeti artıyor. Göl yüzeyinden karalara doğru büyük miktarda nem transferi oluyor. Bu durumun etkisiyle sis ve don olaylarında büyük artışlar görülüyor.
Dünya Barajlar Komisyonu'nun raporunda kullanılan ifadeye göre, baraj göllerinde tut*** suyun "ahlakı" bozuluyor. Daha önce insanlar tarafından tüketilebilir canlılar üreten akarsuyu, tutulunca bunları öldürüyor ve bunlar yerine zehirli, virütik canlılar üretiyor. Barajların doğal ortam üzerindeki etkileri yüzünden, dünyadaki tatlı su balığı türlerinin %20'si tükenmiş durumda. Baraj göllerinde yaşayabilen balıklarda da cıva artışı oluyor. Baraj göllerinin çevresinde schistosomiassis, sıtma gibi salgın hastalıklar çıkabiliyor. Baraj sularında gelişen bakteriler (cyanobacteri) barsak kanseri yapıyor. Bütün bu sebepler yüzünden ve baraj göllerinin yaşadıkları yerleri işgal etmesi sonucu dünyada 80 milyon insan göç etmek zorunda bırakılmış. 80 milyon insan, yaşadıkları, kök saldıkları, kültürlerini harmanladıkları toprakların böyle bir yeryüzü cehennemine dönüşmesini izlemek zorunda bırakılmış.
Barajlar, üzerinde bulundukları akarsuyun denize döküldüğü bölgeyi de direk olarak etkiliyor. Su ile taşınan toprak ve besin azaldığından deltalar ve kıyılara yeterli gereç taşınamıyor. Kıyı içeri doğru ilerliyor ve deltaların tarımsal açıdan verimliliği azalıyor.
Barajların ömrü 50-70 yıl civarında. Daha sonra geride sadece bataklık kalıyor.
Sulama
Barajlar sulamada da kullanılıyor. Dünyadaki besinin %12-16'sı barajlarla s***an alanlardan elde ediliyor. Sulama bölge halkına olumlu bir özellik gibi sunuluyor ancak dünya genelinde büyük barajlarla s***an toprakların %20'sinde tuzlanma ve çoraklaşma gerçekleşti. Bu oran Özbekistan'da %60, Türkmenistan'da %80'lere kadar çıktı. Dünyanın en büyük sulama barajı Pakistan'da bulunan Tarbela barajı. Pakistan'da baraj sularıyla s***an 15 milyon hektar alanın %40'ında ciddi boyutlarda tuzlanma oluşmuş, tarımsal üretim azalmış durumda.
Aslında bu sorunu küresel kapitalizmin dayatmalarından bağımsız olarak açıklamak da pek mümkün değil. Geniş alanların s***abilmesi için, sırf sulama amaçlı büyük barajlar inşa ediliyor. Peki bu sulama amaçlı barajlarla ne s***ıyor? Mesela, dünyadaki ekilebilir toprakların yaklaşık dörtte birinde yetiştirilen hububatın % 40'a yakını et endüstrisinde katledilen hayvanların yemi olarak kullanılıyor. Ayrıca, 5 hektar alanda üretilen soyadan 60 kişi beslenebilecekken bunu tüketen sığırların etinden sadece iki kişi doyabiliyor. ***** yemi sadece bir örnek. Bunun dışında küresel gasp ekonomisine katabilmek için tek tür bitkinin tarımına (monokültür) zorlanan bölgeler veya hammadde olarak kullanılan endüstriyel bitkilerin yetiştirildiği geniş tarım alanları da var. Küresel kapitalizmin gerekleri doğrultusunda yapılan tarım, zaten kurgusu gereği insanın ve doğanın sömürülmesine dayanır. Tüketim, aşırılık, doymazlık, hırs bu sistemin temel özelliklerindendir.
Küresel Isınma
Barajların zararlı etkileri sadece bulundukları bölgeyle sınırlı kalmıyor, barajlar küresel ısınmaya da yol açıyor. Geçen 130 yıl içinde dünyanın ısısı 0,7 derece arttı ve kuzey kutbu üçte bir oranında küçüldü. Bu ısınmaya yol açan sera gazlarının %28'i baraj göllerinden kaynaklanıyor. Su altında kalan bitkiler ve toprak, barajın ömrü boyunca atmosfere karbondioksit ve metan salıyor.
1997'de Japonya'nın Kyoto kentinde yapılan konferans sonunda sera gazı emisyonunun (atmosfere salınmasının) azaltılması gerektiği sonucuna varıldı. Dünyanın toplam nüfusunun %4'üne sahip olan ABD, küresel sera gazı emisyonunun yaklaşık 4'te birine neden olmakta. Buna rağmen ABD, ekonomik dengeleri bozabileceği iddiasıyla sera gazı emisyonunun azaltılmasını kabul etmedi ve karbondioksit ve diğer gazların 'serbest pazar kuralları'na uygun şekilde bir borsasının kurulmasından genetik müdahaleye uğramış sera gazı emici orman projesine kadar gidebilen öneriler getirdi. Kârdan, paradan vazgeçemedi.
Kapitalistler için dünya, sömürülecek bir kaynaktan başka bir şey değildir. Bir şey, para getiriyorsa, doğrudur. Ve barajlar kârlı *****ırımlardır. Bu kâr uğruna son 50 yılda, küresel bankalar akarsuların üzerine mayın gibi döşenen barajlara 2 trilyon dolar kaynak aktardı.
Enerji
Dünya'da kullanılan elektriğin %19'u barajlardan sağlanıyor. Sulama konusunda olduğu gibi enerjiye de ne için ihtiyaç duyulduğu önemli. Dünyada enerjinin dörtte biri ulaşımda (%70'i sanayileşmiş ülkelerde), %40'ı sanayide kullanılıyor. ABD, bütün dünyada üretilen toplam enerjinin dörtte birini tüketiyor.
Bir yandan enerji sıkıntısı olduğu dile getirilirken, bir yandan küresel sermayenin enerji politikaları daha çok kar getirecek şekilde verimliliği düşük tutup *****ırımları ve dolayısıyla doğanın talanını çoğaltmaya çalışıyor. Sermayeyle iç içe geçmiş olan devletler de küresel kapitalizme hizmet ediyor.
Örneğin, Türkiye'deki barajlar şu anda %20 kapasiteyle çalıştırılıyor. Çünkü doğalgazla elektrik üreten santrallerle yapılmış uzun süreli anlaşmalar var. Doğalgazla üretilen elektriğin barajlarda üretilenden 22 ***** daha pahalı olmasına rağmen Türkiye'ye gelen toplam doğalgazın %60 bu santrallerde elektriğe dönüşüyor. Tunceli'nin hidrolik enerji potansiyelinin %100'ünü kullanacak olan Munzur Barajları Projesiyle üretilmesi planlanan elektrik ise, Türkiye'nin hidrolik kaynaklardan şu anda elde ettiği elektriğin binde 9'u kadar. Kapitalizm, sömürmek için bir bahane ortaya koymak zorunda değil.
Munzur'da neler olacak?
Munzur Barajları Projesi gerçekleşirse, bölgenin yıllık su potansiyelinin %37.3'ün baraj göllerde tutulacak. Mercan, Pülümür ve Munzur Vadileri göl haline gelecek ve Munzur'un iklim dengesi alt üst olacak. Kışın kar yağışları azalacak, böylece yer altı suları beslenemeyecek ve kaynaklar kuruyacak.
Munzur dağlarında bilinen 1518 bitki türü var. Bunlardan 43'ü bütün dünyada yalnızca Munzur'da bulunan endemik türler. Bu bitkilerin doğal alanları değişecek, büyük çoğunluğu ortadan kalkacak.
Çengelboynuzlu ve bezuvar keçisi, ür kekliği ve yalnızca Munzur gözelerinde yaşayan kırmızı pullu alabalık yok olacak. Bölgenin tarım ve hayvancılığa dayanan yerel ekonomisi tamamen altüst olacak.
60'tan fazla köy sular altında kalacak ve toplam 84 köy zorunlu olarak göç edecek. Munzurlular efsanelerini, kültürlerini oluşturan Munzur Çayı'ndan, köklerinden ayrılacaklar.
Barajlar ulaşımı engelleyecek. Merkez, ilçelerden tecrit edilecek. Bu toprakların OHAL politikaları sonucu en çok göç veren bölgesi, daha da insansızlaştırılacak.
Munzur'da herhangi bir arkeolojik inceleme yapılmamış ancak Keban barajı havzasında paleolitik döneme ait kaya sığınakları, işlikler ve düz yerleşmelere rastlanmış. Belki de Munzur'daki tarih sular altına gömülecek. 50-70 yıl sonra barajların göl alanları bataklığa dönüşecek.
Bölgede yaşayan halkın inançları, gelenekleri, hayatları içinde çok önemli bir yeri bulunan Munzur Çayı'nın özgürlüğü elinden alınacak.