Orijinalini görmek için tıklayınız : Ezoterizm ve Alevilik
Ezoterizm kavramını daha önce Ali Ekber ve Bülentİşcan gündeme getirmiş ve Bülentİşcan bir şema ile yol gösterici olmuştu. Ali Ekber bu mesele için bir konu açıcam desede hala açmamış olması nedeniyle :uhhm: konuyu ben başlatıyorum. Banada çok mantıklı geldiğini söylemeden de edemeyeceğim. Biz Batınilik kavramını çok duyduk ancak Batınilik daha çok "Kuran'ın iç anlamı" olarak tarif edildiğinden, yada kasıtlı olarak sadece islamın gizli anlamını verdiği kanısı yaratıldığından Ezoterizm kavramı daha açılayıcı olabilir.
Ali Ekber ve diğer ilgili ve bilgililerin katılımıyla iyi bir paylaşım olması dileğiyle.
Ezoterim
Ezoterizm, asıl gerçeklerin yalnızca anlayabilecek yetenek ve bilgide olanlara bildirilebileceği görüşü üzerine temellenen bir öğreti sistemidir. Genel olarak, Arapça ve Eski Türkçe'de "Batıniyye", Fransızca'da "Esotérisme" ve İngilizce'de "Esoterism" ya da "Esotericism" kartılığıdır. Bu sözcüğün Türkçe'de yeni kullanılan karşılığı "İçrekçilik"tir.
Ezoterizm özünde, bilgi ve görgülerin kapalı bir topluluk içinde ve aşamalı olarak verildiği bir çalışma ve öğreti sistemi olarak tanımlanabilir. Bu tanımda dikkat edilmesi gereken en önemli unsur, ezoterizmde aktarılan bilgiler ve görgülerin ister bilimsel, isterse töresel-dinsel nitelikte olabilmesidir. Ezoterizm bir öğreti sistemidir ve bu sistemle aktarılan öğreti bilimsel ve çağdaş olabileceği gibi, töresel ya da dinsel de olabilir. Ne var ki, Ezoterizmin bu özelliği çoğunlukla göz ardı edilir ve hemen her zaman Ezoterizmi, Gizemcilik (Mistisizm) ya da Gizlicilik (Okültizm) ile karıştırma yanlışına düşülür.
Ezoterizm sözcüğü, köken olarak Yunanca'daki esoterikos sıfatından türemittir. Ezoterik biçiminde yaygın olarak kullanılan bu sıfat, "içrek yani dışa kapalı ve kendi içine dönük ya da apaçık olmayan" anlamlarına gelir ve bir topluluk ya da bir örgütü, bir yöntem ya da sistemi, bir yazı ya da konuşmayı nitelendirmek için kullanılabilir. Ezoterik sıfatı, "genel ve herkesin olabilen" anlamına gelen "eksoterik" (dışrak, İngilizcede Exoteric, Fransızcada Exotérique) teriminin karşıtıdır. Örneğin dinler eksoterik, Gizemcilik ezoteriktir. Antikçağın gizemci düşünürü Pisagor, öğrencilerini esoterikos ve exoterikos diye ikiye ayırır, gizli öğretisini yalnızca birincilere aktarırmış.
Ezoterik sıfatının tanımı gereği, bir öğreti sistemi olarak Ezoterizmin üç temel özelliği vardır:
* Öğretiyi alacak kişilerin özenle seçilmelerinden sonra, "inisiyasyon" yöntemiyle topluluğa kabul edilip yine aynı yöntemle ilerletilmeleri;
* Öğretilerin, inisiyasyon yöntemi uyarınca bir dereceler silsilesi içinde verilmesi;
* Öğretilerin kapsamında öncelikle simgelerin, allegorilerin ve özdeyişlerin kullanılmasıyla, bireye kendi gerçeklerini bulma yolunun açılması.
Görüldüğü gibi, Ezoterizm bir sistem olarak aktarılan öğretinin özünden bağımsızdır ve temelde biçimsel bir itleyiti nitelendirmektedir.
Ezoterik öğreti sisteminin doğuşu, İnsanoğlunun doğa yasaları üzerinde düşünmeye koyulması ve doğanın ve evrenin gerçeklerini arayıp bulmaya başlaması kadar eskidir. Ulaşılan gerçekleri, insanların büyük çoğunluğu ya anlayamamış, ya tepkiyle karşılamış, ya da bunları kendi çıkarları için kötüye kullanmaya kalkışmışlardır. Bu durum, gerçeklerin araştırılıp doğruların aktarılmasında, kapalılığın insanlar ve İnsanlık için daha yararlı sonuçlar sağlayacağı düşüncesini yaratmış ve böylece Ezoterizm ortaya çıkmıştır. Ezoterizmde, herkese duyurulması sakıncalı görülen bilgilerin, yalnızca belirli bir kültür düzeyine erişen kişilerce anlaşılabileceği gerekçesi kapalılığı zorunlu kılmıştır. Bu anlamda Aristoteles öğretisi de ezoterik sayılmalıdır; Aristoteles sabahları seçkin öğrencilerine ders verirken, akşamları halka ders verirmiş ve öğrettikleri de ayrı ayrı bilgilermiş.
Ezoterizm uygulayan toplulukların büyük çoğunluğu, ulaştıkları gerçeklere ilişkin bilgi ve bulgulardan yalnızca kendi üyelerinin yararlanmalarını öngörmez; kendi dışlarındaki toplumu ve tüm İnsanlığı da gözetirler. Ne var ki, yeterince uyumlu bir ortam sağlanmadıkça, gerçeklerin gelişigüzel bir biçimde ortaya dökülmemesini ve saklı tutulmasını yararlı ve hatta gerekli bulurlar. Bu yaklaşımın doğal sonucu olarak, gerçeklerin topluluk dışına yayılması, İnsanlığa maledilmesi gecikebilir.
Ezoterizmin kapalılık gerekçesi Hermesçiliğin şu sözleri ile daha iyi anlaşılabilir:
"Her us büyük gerçekleri kavrayamaz. Çoğunluk ya aptal, ya kötüdür. Aptalsalar, gerçek karşısında akıllarını büsbütün yitirirler. Kötüyseler, bu gerçeği kötüye kullanarak, büsbütün kötülük ederler. Gerçeği gizlemekten başka yol yoktur. Bulmak, bilmek, susmak gerek..."
Benzer bir yaklaşımı Şeyh Bedreddin'de de bulmak olanaklıdır:
"Her bilgi kendi mertebesinde haktır. Gerçekler halka daha işin başında söylenirse, ya yollarını saptırırlar, ya da gerçeği söyleyeni suçlarlar. Halk ve hak, orta bir yolla ve ayrı ayrı gözetilerek birbirine alıştırılabilir. Ama herhalde halk, hak ve hakikate alıştırılmalıdır..."
Ezoterizmin işlevi, bazılarınca bilinen bir takım gerçeklerin, bilemeyenlere aktarılmasından ibaret değildir. Ezoterizmin işlevleri arasında, topluluk üyeleri arasında uyumlu bir iletişim sağlamak olgusu da vardır. Bu iletişim sayesinde, bilgileri geliştirmek, derinleştirmek, yenilemek, genişletmek ve olgunlaştırmak için olumlu bir yapı sağlanır.
Ezoterizmin temel kuralı gereği, bilgiler yalnızca yeterli düzeyde anlayış yeteneği olan ve bu yolda ilerleme özelliği gösterebilen kişilere aktarılmalıdır. Ezoterik sistemde çalışan bir topluluğa katılan kişiye bilgilerin tümü bir anda yüklenmez, kişi belli düzeylerde sınanarak daha ileriye gitme yeteneğinin olup olmadığı anlaşılmalıdır. Özellikle dinsel ve töresel nitelikte olan bilgiler açık ve belirgin bir kesinlikle verilmemeli, böylece öğretiyi alacak kişilerin kendilerine öğretilenleri putlaştırmaları önlenmelidir. Ezoterik sistem içinde bilgileri öğrenmeye başlayan kişi, yalnızca kendisi için öğrenmekle yetinmemeli, bilgilerini birleştirip olgunlaştırarak başkalarına da yararlı olmaya çalışmalıdır.
Ezoterizmi benimseyip uygulayan kuruluşlar ve topluluklar, kendi öğretileri kapsamında çoğunlukla din, töre, bilim ve sanat gibi konuları bir bütün biçiminde işleyip, öğretilerine göre yorumlamışlardır.
Bununla birlikte, salt "bilimsel", salt "dinsel-töresel" ya da salt "sanatsal" Ezoterizmden de söz edilebilir. Salt bilimsel Ezoterizm, yalnızca doğal ve evrensel gerçeklerin, bunların yasalarının ardına düşmüştür. Salt sanatsal Ezoterizm, bireyler arasındaki iletişimin gelişmesinde öznelliği öne alarak, duyumsal algılamayı geliştirmeyi öngörür. Salt dinsel-töresel Ezoterizm ise, dinlerin akıl ve mantığa uymayan öğelerini ayıkladıktan sonra, Tanrı buyruklarından içsel anlamlar çıkarmak yoluyla Gizemciliğe yaklaşır; eğer akıl ve deney yoluyla ulaşılan bilgilerin ötesinde, "sezgi" yöntemi ile sağlanabilen bilgilere öncelik verilirse Gizlicilik ile bağdaşır. Genel olarak dinsel Ezoterizmde, usaaykırı dinsel dogmaların, usauygun bir yoruma kavuşturulma çabası da bulunmaktadır. Ne var ki, kimi ezoterik yorumcular, bu yorumlarda büsbütün usaaykırılığa düşmekten kaçınamamışlardır.
Ezoterizmi benimseyen topluluklar, kendilerine özgü bir çalışma yöntemi ve öğretisi olan, üyesi olmayan kişileri çalışmalarına almadığı gibi, öğretilerini kendi üyelerinden başkasına açmayan örgütlenmelerdir. Bir ezoterik topluluğun bu özelliği, onun bir "gizli örgüt" olmasını gerektirmez. Zira ezoterik bir topluluğun ya da kurumun varlığı, amaçları, ilkeleri, üyelerinin kimler olduğu, çalışmalarının nerede yapıldığı, nasıl çalıştığı herkesçe bilinebilir. Bir ezoterik topluluğun gizli olarak nitelendirilebilecek tek yönü, üyelerinin kendi aralarında yaptıkları toplantı ve çalışmaların içeriğidir.
kaynak: http://www.ezoterizm.8m.com
Serkan_Devrim 14.02.2006, 15:42 aslında bu yaptığın üçkaatçılık:uhhm: ama neyse madem sen açtın bizde katılırız. eline sağlık tertip.
Serkan_Devrim 14.02.2006, 16:27 İNİSİYASYON
inisiyasyon kelimesi kök olarak, Latince 'initiatio' dan gelir. İngilizce ve Fransızca'da aynı şekilde geçer. Osmanlıca da karşılığı 'tedris, irşat' olup, Türkçe anlamı öğretme, doğru yolu gösterme dir. kökeni Mu ve Atlantis in sırlarına kadar uzanan ve bizim insanlık tarihimizde çeşitli toplumların bünyelerinde yaşamış olan gelenekler vardır. bunlar gizli yapıdadırlar. bu eski gelenekler, ancak bazı özel merkezlere bağlanılmak vasıtasıyla öğrenilebilirdi. işte bu ezoterik yani gizli bilgileri öğrenmek için girilen uzun ve zorlu yolun tamamına inisiyatik öğrenim adı verilir. bu inisiyatik merkezlerde inisiye adayı yani öğrenci inisiyatörün yani öğretmenin özel şartlarına bağlanmak suretiyle bu sırlara vakıf olurdu. sırların herkese açıklanmaması birinci şarttı. bunlar ancak belli, sınırlı sayıda kişiye açıklanırdı.
EZOTERİZM
ezoterizmin Osmanlıcada ki karşılığı batıniliktir. Türkçe karşılığı içrek kelimesidir ki bununla içte kalan, yani gizli öğreticilik kastedilmektedir. kozmik kökenli olduğunu söyleyebileceğimiz mu ve atlattis in sırları öğreten bizim devremizin insanları işte binlerce yıl önce böyle bir yöntemle ellerinde ki bilgileri kuşaktan kuşağa aktarmaya çalışmışlardır.
EGZOTERİZM
egzoterizm Osmanlıca zahiri anlamına gelip Türkçe karşılığı dışta görünen, herkesin bildiği gizli olmayan bilgiler demektir.
DİNLERİN DE EZOTERİK VE EGZOTERİK YÖNLERİ VARDIR.
günümüzde dinlerin ezoterik yönü büyük oranda unutulmuş durumdadır. dinlerin gerçek mahiyetiyle ele alınmamasının aslında en önemli sebeplerinden biride budur. içle değil dış kabukla ilgilenenlerin elinde dinler günümüzde büyük oranda dejenere edilerek yozlaştırılmıştır. inanan neye inandığını inanmayan da neye inanmadığını bilmeden bu koşuşturmaya katılmaktadırlar. dış kabukla uğraşan ve içle uğraşmayı aklına bile getirmeyenlerin elinde gerçek değerlerden sapan dinler maalesef artık uyandırmaya değil, uyutmaya alet olmaktadır. şüphesiz ki bu dinlerin suçu değil. tüm şeriatçı akımların böyle bir sürece hizmet etmekte olduklarını söylemeye her halde gerk bile yoktur. oysa ki binlerce yıl öncesine ait eski dönemlerde, tüm dinlerin ezoterik yönü 1. dereceye sahipti. merkez Mısır olmak üzere, burada eğitilen birçok inisiye kendi ülkelerinde de benzer çalışmaları gerçekleştirmiştir ve böylelikle zincir halkalar halinde çeşitli toplumlara yayılmıştır. Anadolu'da yayılan sufizm'in ve tasavvuf'ın ortaya çıkışı hep bu halkalarla bağlantılıdır.(Ergun Candan, Gizli Sırlar Öğretisi sayfa 35, 36, 37)
http://img46.imageshack.us/img46/9351/sema7yx.jpg
1- şeriat (halk taifesi)
2- tarikat (görüneni sorgulayan)
3- marifet ( batıniye vakıf olan)
4- hakikat ( görünenle de manasını da aşıp direkt Allahın zatından veya meleklerinden vahiylenen)
şeriat taifesinde bulunan bir zat hakikati zaten idrak edemez. eğer hakikati ona söylerseniz aklı da almayacağı için reddedecek hatta seni dinsiz veya küfür ehli diye nitelendirecektir. bu yüzden de "sır" olarak aktarıla gelmişmidir bilemicem ama Kuranda veya hak aşıklarının beyitlerinde bu sırrın varlığı anlatılır. hatta nasıl ulaşılacağı da.
Didar göreyim diyen kullar uyanık olur;
Yürüse, dursa, yatsa, kalksa, zikrini söyler;
İçi dışı öyle kulun nurla dolar;
Allah nurunu öyle kula saçar dostlar.
Kul Hâce Ahmed, bende olsan, ağla, yürü sen;
Muhabbetin meclisine kendini vur sen;
Kıyametin şiddetinden mâtem kur sen;
Mâtem kuran sırdan haber alır dostlar.
ahmed yesevi-22. hikmet
ezoterizm, içe dönme, inisiyasyon ? kelime manası olarak batınılik ile aynı olsa da hakikat bakımından inanç ve kaynak farklılığından farklı sonuçlar doğururlar. ezoterizmin kaynaklarının ne olduğunu tam olarak bilmediğimizden sonucunun da neye götüreceği muammadır. ama kabala ve masonik ezoterizm sırları daha çok ikilik üzerine kuruludur. islam tasavvufu ise teklik tasavvufu üzerine kuruludur. bu yüzden islam tasavvufu hakikate ulaştırır.
izmirksk 14.02.2006, 17:43 öncelikle paylaşımı için oli ye teşekkürler
şimdi bu esoteric kelimesinin felsefi anlamda içrek olarak çevrilmesini anlayabiliyorum ama batini kelimesi bana biraz zorlama olarak geliyor.çünkü batinilik hristiyan dünyasının çokda anlayabileceği şey değil(şu an için)
exoteric kelimesi ise esoteric ifadesinin (yani felsefi anlamda içrek olarak çevrilen kelimenin karşıtı olarak dışrak diye çevrilebilir .ama ben bu exoteric kelimesinin bu mana dışında çok kullanıldığına da tanık olmadım açıkçası)
neyse güzel bir paylaşımdı
Serkan_Devrim 14.02.2006, 17:52 öncelikle paylaşımı için oli ye teşekkürler
şimdi bu esoteric kelimesinin felsefi anlamda içrek olarak çevrilmesini anlayabiliyorum ama batini kelimesi bana biraz zorlama olarak geliyor.çünkü batinilik hristiyan dünyasının çokda anlayabileceği şey değil(şu an için)
exoteric kelimesi ise esoteric ifadesinin (yani felsefi anlamda içrek olarak çevrilen kelimenin karşıtı olarak dışrak diye çevrilebilir .ama ben bu exoteric kelimesinin bu mana dışında çok kullanıldığına da tanık olmadım açıkçası)
neyse güzel bir paylaşımdı
izmirksk batıni kelimesi osmanlıcadır. hıristiyan dünyasıyla ne ilgisi var. batıni osmanlı topraklarında yaşayan anadolu halklarına özgüdür.
izmirksk 14.02.2006, 17:55 izmirksk batıni kelimesi osmanlıcadır. hıristiyan dünyasıyla ne ilgisi var. batıni osmanlı topraklarında yaşayan anadolu halklarına özgüdür.
evet işte bu iki kelime birbirini karşılamaz demek istiyorum.
esoteric=batinilik
Batıni kelimesi arapçaymış... aslına bakarsanız ben içrek ve dışrak kelimelerini daha zorlama buldum...
izmirksk 14.02.2006, 17:57 yani hristiyanlıktaki ruhbanlık hariç(buda ayrı bir konu zaten) genel olarak dini öğretileri ve yapılanmaları müslümanlıkla biçimlenmiş batıni diye ifade edilen yorumu birebir karşılamaz diye düşünüyorum
bülentişcan 14.02.2006, 22:30 Sevgili Oli
Sağ olasın ellerine sağlık,
derli toplu bir tanıtım olmuş.
Alevi inancı ile de bağını kuramlaştırırsan yani bağlarsan daha faydalı olacak gibi geliyor.
Sağ ol
DOSTCA KAL
Serkan_Devrim 15.02.2006, 14:51 GELENEK NEDİR?
Ezoterizm'de gelenek tabirinin özel bir kullanılışı vardır. sırların, soydan soya intikal etmesine gelenek denir. İngilizce ve Fransızca'da tradisyon olarak geçer. bunun altında aslında bilgiyi ve tesiri nakletme prensibi yatar. aktarılan bu bilgiyle birlikte aslında bir enerjinin de aktarılması söz konusudur. çünkü her bir bilginin kendine özgü bir tesir alanı yani enerjisi vardır. örneğin mevlevilerin sema sırasında bir ellerinin yukarıya açık olması, buna karşılık diğer ellerinin yere dönük olması tesirin nakledilme mecburiyetini sembolize eder.
TARİKATLAR BİLMECESİ
günümüzde tam bir keşmekeşliğe bürünen tarikatlar tartışmasına bir açıklık getirebilmek için, şu anda üzerinde durduğumuz konuyu çok iyi açıklığa kavuşturmak zorundayız.
nefsini tanımada ve terbiyede, aynı zamanda maddeyi tanımada, onun kökenini bilmede ve anlamada gereken bilgileri elde edebilmek ve bunun uygulamalarını yapabilmek için bir yol lazımdır. bu açıdan bakıldığında inisiyasyon özel bir yola giriş anlamına gelir. inisiyasyonda aslında insana dışardan kazandırılacak bir şey yoktu. her insanın iç potansiyelinde mevcut olanın açığa çıkarılması söz konusuydu. inisiyasyonun son safhasına gelenlerin sayısı hiçte fazla olmamıştır. çoğu belli bir dereceye gelip orda kalmış ve daha fazla ilerleyememiştir. örneğin mısırda inisiyasyondan geçerek osiris rahibi olarak yetiştirilen Fisagor son safhalara kadar gelirken, Eflatun inisiyasyonun ancak ortalarına kadar gelebilmiştir. böyle olmasına rağmen yine de bir çok kimsenin bilmediği sırlara sahip olan eflatun, orda öğrendiklerini daha sonra felsefi bir tarzda çevresine üstü örtülü bir şekilde aktarmıştır. kısacası inisiyasyon bir yoldur.
TARİK: yol demektir. tarikatların ilk ortaya çıkışı tamamen inisiyatik bir özellik taşır. batıni yani içsel gizli bilgilerin öğretildiği ve bunların uygulamalarının yaptırıldıkları özel merkezlerdi. sufizmin kökeni de böyle bir özellik taşır. ancak daha sonra ki yıllarda fonksiyonlarını kaybetmişlerdir. diğer ülkelerde meydana gelen dejenerasyon anadoludada kendini göstermiş ve içle uğraşan bu merkezler, dışla uğraşmaya başlamışlar ve her biri siyasi bir hüvviyete bürünerek asıl yoldan sapmışlardır. dolayısıyla bugün günümüzdeki tarikatların inisiyatik bir çalışmayla uzaktan yakından bir ilgileri kalmamıştır.
İNİSİYASYON HİÇ BİR DİNİN TEKELİNDE DEĞİLDİ...
inisiyatik çalışmaların temel prensipleri ve uygulanan metotları bellidir. bu metot ve prensiplerin kökeni ise mu ve atlantis uygarlıklarına kadar uzanır. bu metotlar ilk kez Mısır'da, Tibet'te ve Amerika Kıtası'nda ki Yukutan bölgelerinde kurulan mabetlerde bizim devremiz insanlarına öğretilmeye başlandı. bu merkezlerden mısırın bir başka görevi vardı. bu sırları çevre ülkelerden gelenlere de öğretmek. böylelikle kendilerine verilen görevi Mısır'lı rahipler yerine getirmeye başladılar. bu görevlerini yerine getirmeleri için gerekli olan mabetler de bizzat Mu ve Atlantisli bilgelerin yardımıyla inşa edildi.(Ergun Candan, Gizli Sırlar Öğretisi sayfa 38-44)
dostlar aktardığım bu yazıyı bende henüz tam okumadım gözden geçirdim ve değerli olduğunu düşündüm. Yazarı hakkında da herhangi bir fikrim yok. Yazı biraz uzunca ama gülü seven dikenine katlanır. Gah Forumdan aktardım (google önbellekten).
***
Alevilik Kadim’den beri ezoterik ögrütlenme ile günümüze kadar ulasan Batini bir inanctir.
Hıdır Yergezen, 2005
Alevi inancinin kökleri kadimden beri süre gelen ezoterik bilgilerle, sirlanmis mitolojik hikayelerle gizemlestirilmis, sembollerle, edebiyatiyla, inanc ritüelleriyle,semah ve müzigi ile donatilmis bir batini inanctir.
Ezoterizm nedir?
Ezoterizm’in karsiligindan biri de batinilik olup,“icyüz“ icteki anlam, türkce karsiligi ise icrek’dir.
Ezoterik bilgiler denildigi zaman, herkeze aciklanmayan ancak belli egitimlerden gecip o bilgileri almayi hak kazanmis kisilere verilen bilgilerin usulü ile kisiye aktarilisini icermektedir.
Ezoterik bilgilerin en önemli yönü yazili olmaktan cok bir yol gösterici (mürsid) tarafindan ögrenciye (talib) belli bir sistem dahilinde ögretilmesidir.
Bu yönteme Inisisasyon da denilmektedir yani talib’in bir mürsidin eteginden tutmasi veya ondan el almasi ile gelisen bilgilendirme, ergenlestirme, kamillestirme asamasidir.
(Bir mürside baglamazsan özünü hakkin huzurunda var olamazsin) sözü bunu cok güzel ifade etmektedir. Amac kamil insan kamil toplum yaratmaktir.
Ezoterizm’in tersi olan sisteme ise Egzoterizm denilmektedir.buda harici demektir. türkce karsiligi ???disrak“ dir.
Egzoterik bilgiler herkesce bilinen ansiklopedi bilgileri yani siradan baslangic bilgileri oldugundan, ezoterik bilgilere ulasabilmek icin ögrenci egitimine egzoterik bilgiler ile baslamak zorundadir.
Zaman icerisinde gösterdigi cabalar ile yükselerek daha derin olan ezoterik bilgileri almaya hak kazanir. Ezoterik ögretinin verildigi hicbir okul ve sistemde; harici bilgileri eksik olan adaylara ezoterik bilgiler aktarilmaz. Bunun nedeni de insanin mükemmele ulasabilmesi icin ic ve dis alemin tam bir bütünlük icerisinde olmasi gerektigindendir.
Ezotorik sistem, yaradilisi ve tanri’yi tanimlamaya calisan dinler ile aslinda celismekle birlikte, yillarca dinleri bir sömürü ve hükmetme sistemi olarak kullanmaya calisan tutucu, radikal kesimlerin hedefi ola gelmistir Anadoluda ve cesitli cografyalarda görülen katliamlar bundan dolayidir.
Tek tanrili semavi dinlerin sistemlerinde kosulsuz bir inanma duygusu vardir.Insanin yasaminin sadece dünyadaki bedensel yasayisiyla sinirli olmayip bir ruhun varligi kabül edilirken; bu ruhun aslinda bedensel yasayisi sona erdiginde ahiret denilen bir baska mekana giderek bir baska boyutta, eger mükafatlandirilirsa iyi kosullarda, cezalandirilirsa kaynar kazanlarda sonsuza dek yasayacagi kabul edilir.Bu nedenle ikinci yasamin huzur ve mutluluk icinde gecmesi icin dünyadaki yasamin aci ve izdirapla gecirilecek bir imtihan dönemi olmasi gerektigi kabul edilmistir.Bu durum karsisinda insanin hayati boyunca ölüm korkusu icinde ölümü düsünmesine, ahireti kazanmak icinde dünya nimetlerini tepmesine sebebiyet verdigi gibi insanlar arasina ayrilik tohumunuda ekmeye sebebiyet vermistir.Gercekte tek Allah’a inanan cesitli dinlere mensup olanlar, mabetlerini,kitaplarini, bayramlarini,tatilerini inanc günlerini,kiyafetlerini, farklilastirdiklari gibi mezarlarini hatta ahiretlerini bile ayirmis, senin cennetin, benim cennetim veya cehennemini bile parsellemeye calismislardir.hatta daha da sevaba girmek icin Allah adina inanc adina ortaligi kana bulayip tarihde sayisiz savaslar yapmislardir.
Ezoterik düsünce’de bunlarin hic birine rastlanmaz. Rastlanmadigi gibi de, kurali, kitabi , peygamberi,ahireti olan dinlerle ve sistemlerle inanc nezninde bilim, ilim nezninde sürekli
cakisir olmustur. Ilim her zaman sistemlere ve resmi görüs dogrultusundaki inanclara ters düsmüstür
Yöneticiler yönetilenleri herhangi bir inanc anlayisinin cemberi icerisinde kutsal bir ilah adi altinda emirvaki yönlendirdikleri sürece hep basarili olmuslardir. ayni zamanda da bilimle ilgilenen insanlarin buluslarini ve icad edenlerini hor gördükleri gibi sonradan da o yeni bulunan icad olgularina da hipotek koyarak tanri buyrugu ve tanrinin insanlara lütfu niteliginde insanlara sunmuslardir .Yani tanri olmasaydi veya istemeseydi bütün bunlar gerceklesmezdi deyip noktayi koymuslardir.
Bu anlayisi kabullenmeyenler, kadim inanclarini ve akil iliskilerini, kadercilikten ve kulluk anlayisindan uzak tutup korunabilmek icin herhangi bir dinin altinda ezoterik örgütlenmelerini sürdürmüslerdir.
Iste bu yüzden saltanatinin sallanmasindan korkanlar.kendi din ve tanri anlayislarini baski yöntemi ve zor kullanarak hayata gecirmisler.Tarihde de sayisiz örnekleri vardir.
(Batini) ezoterik ögreti ile kendisini gelistiren inanc temsilcileri dünyanin var olusundan süzülüp gelen tarih icerisindeki köklerini Mu günes tanrisina kadar uzatabilmek ve Naacalar’in inanc anlayislarina kadar tasiyabilmek mümkündür. Günümüzden 15 bin yil önce yasadiklari tahmin edilen Naacalar’in civi yazilari 19yy.’da yasamis olan Ingiliz arastirmaci James Churchward’in incelemeleri ile desifre edilmis ve bes ciltlik bir eser geriye birakilmistir.
devam...
Aleviligin icindeki batini ögeler:
Naacallar’da görünen inanc ögeleri aleviligin icerisinde bulunan bir cok batini degerlerle örtüsmektedir.
_ Ilk kardeslik örgütü, onlarin zamaninda uygulamaya gecirilmistir.(Alevililigin degistirilemezi olan müsaiblik kurumu) ile benzesmektedir.
- Devriye inanci olan varolus felsefesi onlarda da hemen hemen aynidir. Yeniden dogusa inanmaktadirlar.Ruhun yeniden bedenlenecegine yada hakka ulasacagina inanmaktadirlar. alevi inanciyla bire bir örtüsmektedir.
-Aleviligin Anasir-i erbaa dedigi dört ana element toprak, su, hava, ates Naacal inancinin degistirilemez olan köse tasidir.
Bunlara benzer bir cok degerlerin birbirleriyle örtüsmesi bizlere sunu göstermektedir.
Birincisi ezoterik olusu,
Sembollerle ve resim gibi sanat dali icerisinde gizlenerek ögütlenmeleri.15 bin yil öncesinde bile, bilimi terk etmeyisleri ve bir sonrakilere aktarma bilinci dogrultusunda hareket etmeleri. Geometri ile ugrasmalari, ücgen ve üc köseli iki ücgenin üst üste capraz bir sekilde konularak sivri ucun birisi yukariya digerinin ki ise asagiya dogru bakmasi ile olusturulan inanc sembolünü anlatan geometrik sekiller ve sayisal anlamlar da bizlerdeki ücleri, dörtleri,besleri animsatmaktadir. Yine oniki sayisi ile asamali olan ibadet türleri ve yaratilmak istenilen kamil insan ugrasi ,bizlere aleviligin köklerini co uzaklarda aramamiz gerektigini isaret etmektedir.
Ikincisi evrensel degerde olusu;
Ayni zamanda da bu inanci bütün dünya ya yaymalari, oldukca düsündürücüdür.
Batik uygarlik olan atlantik deki adalar batmadan once Meksika’ya ulastiklarida bilinmektedir
Cünkü üc ada’dan olusan batik adalar bogazlarla birbirlerine bagli idiler. Arastirmaci Churcward Tibet deki bir takim eksik tabletleri Meksikada bulunanlarla
tamamlamistir.Ayrica Naacallarin inancinin Mezapotamya’ya Misir’a kadar uzandigi da tesbit edilmistir.Kaygususuz Abdal’ in türbesi Misir’dadir. Alamut kalesinde örgütlenebilen kök salabilen Hassan Sabah’ta Misir’i Suriye’yi ziyaret etmistir.H. Bekttasi Veli’de büyük bir ihtimal’le Alamut kalesin’de veya o bölgeye yakin cografya’da yetismistir.Iran’in kuzeyindeki Hazar denizine sinir olan bu bölgedeki daglarin yüksekligi 6000 metre’dir
H. Bektasi Veli’nin, Ahmet Yesevi ögretisi ile iliskisinin olup olmadigi süphelidir. Ismaili batinisi’de degildir.Ismaililer yedinci imama kadar inanirlar.Oysaki alevi deyisleri oniki imami pespese dizerek deyislerini söyler.Büyük bir ihtimalle Ismaililer Alamut kalesine ve o cografya ya Emevi saldirilarindan dolayi siginanlardir. Mogollarin Alamut kalesini dagitmalari ile birlikte Ismaililer Hindistan’a göc etmistir.Halen de sayilari 20 milyonu bulan bir nüfusla orada yasamaktadirlar.
Alamut’un bulundugu bölge’de Horasan sinirlari icerisindedir. Anadolu’ya gelen H. Bektasi Veli önce Kürdistan bölgesine ugramistir. Kürtlerle erbain cikarmistir.Bu bilgiler Velayetnamede gecmektedir.Alabaliklar selama durmustur.Büyük bir ihtimalle Munzur suyu’nun kenarlaridir.Erbain cikartmak nefsin terbiye edilmesi diye aciklanir ama özü itibariyle bugünkü biyoloji’de o terime gen motivasyonu denir. Insan vücudundaki kanin enzimlerle terbiye edilmesinin orjinal uygulanisi olan Erbain cikartma kirk günde tamamlanmaktadir.Bu uygulamanin yerine getirildigi yerde dergahlardaki halvethanelerdir.(Velayetname) H.Bektasi Veli’nin büyük oglu Mahmut’un vecbe gelip öldügü Velayetname’de gecmektedir.Büyük bir ihtimalle erbain cikarma esnasinda ölmüstür.
Cünkü oldukca tehlikelidir.Bioloji kitaplarinda gen motivasyonu ölümle sonuclanabiliyor.
Süresi’de yine asagi yukari 40 gün (3,5 ay) dir.
H. Bektasi Veli inancini bilimle birlestiren büyük bir bilim adami idi. Zaten Velayetname bastan sona dikkatlice okununca karsimiza bioloji cikiyor.( bag,bostan, tahil,tohum, bugday, arpa )
Genetik yapilanma Avrupa da 19.yy’da basariya ulasabildi. Aradaki zaman farkini düsününce ve Türkiye’nin bugünü ile kiyaslayinca tarim’in, ciftci’nin bitik hali, köylünün yoksullugu Anadolu halkina yapilan ihanetlerin boyutu ile insanin kanini donduruyor.
Anadolu’ya gelen H.Bektasi Veli’nin yerlestigi yer, Kapadokya sinirlari icerisinde olup ezoterik bilgilerin kadim tarihden beri yayildigi Hermes’in(Idris) tapinagi olan Sulucakaracahöyük’deki eski tapinaktir.Bahcedeki mezar taslarinin üzerindeki günes tanri’sinin kabartmalarinin halen durdugunu sayin Erdogan Cinar resimlerle son yazdigi kitapda aciklamistir.H. Bektasi Veli’nin Oraya yerlesmesi de öyle tesadüf veya saklanma mahiyetinde degildir.Yikilmaya yüz tutmus olan duvara elini sürerek artik bu duvar yikilmaz diye söyledigi, dilden dile dolasmaktadir.Buradan cikartilacak olan izah; eski inanc okulunun tekrar hayata gecirildigine dair gönderme’dir. Yine ezoterizm’in kendisi ile izah edilisidir.
Bütün erenlerin, evliyalarin masalimsi anlatimlarinin icerisinde bir gercek gizlidir.
Inancimizin dogrulari ve yanlislari hikayelerin,ve deyislerin icerisindeki sifre ve anahtar sözcüklerin manalarini anlamakla anlasilan özdesliklerde sirlanmistir.Yada anlatilan hikayelerin icerisindeki manalarda gizlidir.
Aleviler kendi özlerini kendi yol önderlerinin söylemlerinin icerisinde aramalidirlar.kendi dillerinde aramalidirlar.Kuran da alevilik arayanlar, ters istikamete gidiyorlar.Insanin sag eli ile sag kulagini kasimasi dururken ,sag elle sol kulagi kasimaya kalkismak evrimini
tamamlayamamis olan maymun’un ugrasidir.
devam...
Hey arabca okuyanlar
Allah türkce bilmiyormu
Ingilizce, Fransizca
Size hitap kilmiyormu (Asik Mahsuni Serif)
Bütün yeni uygarliklar eskilerin her alanini, boyutunu icerisinde besleyerek devam ettirmistir.
Uygarliklarin, iktidarlari degisince eski degerlerdeki birikimlerde bir anda yok olmamisdir.Bir baba’nin ogluna 20 bin yillik bilgi aktarimini geceklestirebilecegi kadar gelismis olan insan beyninin algilama gücü evrimini gelistirmistir.
Ama hayvanlarda bu evrim asamasi henüz olgunlasmamistir.
Iste tam burada insanin aklina sitki’nin bir eseri olan ve günümüzde Ali Ekber Cicek tarafindan bestelenen ve kendisinin bile tamamladikdan sonra sasirip kaldigi ve ben ne yaptim yahu… dedigi Haydar haydar isimli eser geliyor.
Ondörtbin yil gezdim pervanelikde
Sitki ismin duydum divanelikte
Ictim sarabini mestanelikte
Kirklarin ceminde dara düs oldum.
Kirklarin ceminde Haydar dara düs oldum.
Güruhu Naciye özümü kattim
Insan sifatinda cok geldim gittim
Bülbül oldum firdevs baginda öttüm
Bir zaman gül icin zara düs oldum
Bir zaman gül icin Haydar zara düs oldum
Aciklama; Ondörtbinyil bunun izahini alevileri bindörtyüz yillik islama yapistirmaya calisanlar versin.
Pervanelik:
Oniki hizmet’den semah hizmeti ayni zamanda da, Dünyanin günes etrafinda dönüsü. Kadin kendi ekseni etrafinda tam dönerken daire ekseninde de dönmeye devam ediyor.Dünya’yi sembollüyor. Erkek yarim ve öne dogru egilerek kendisini kadindan daha kücük boyuta indirgiyor ve yarim dönüs yaparak, kadininin yaninda uydusu gibi Ay’i sembollüyor.Bu kadin erkegin yan yana dönüsleri Günes etrafinda dönüsü ve ilimi inanca sembolle izah edislerinin kirklar semahi adi altinda cem ayinlerinde sergilenisidir.
Anadoluya özgüdür Saudi Arabistan’a degil. Islamin yasak ve haram olan sarabini da deliyor ve kirklarin ceminde iciyor.
Güruhi Naci’ ye özünü katmis, insan sifatinda gelip giden tanrisal insani yeniden doguslari izah ediyor. Bülbül oluyor gül dalinda cennet denilen firdevs bahcesinde evrimleserek Bitkinin ve en güzel sesli hayvan katagorisine giren kus sesiyle öterek cektigi zorluklari ve sevdasini anlatiyor.Hayvanlar alemi ,bitkisel alem canli cansiz mahlukat alemle gecirdigi evrimi izah ediyor.
Naacallarin tanrisal etkin güc diye adlandirdiklari isime de Alacallar denilmektedir.
Anadolu’nun yerlesim merkezlerinin köylerinin isimlerini sehir planlamalarindan arastirin karsiniza yüzlerce köy ismi Alacallar veya Alaca olarak cikar.Su saydiklarim benim internet sayfalarindan iki dakika icerisindeki bulduklarimdir. Daha baska yörelerde de olacagindan hic kuskum yok Maras, Ordu, Izmir,Balikesir, Aydin, Corum’un tarihi yeri Alacahöyük Hitit uygarliginin merkezidir.
Alevi inanac ögeleri, Sümerlerde, Hititler’de Luvi’lerde, Asurlar’da da gecmektedir.Eski uygarliklar ve cok tanrili dinler biraz arastirilinca sayisiz degerler ortaya cikmaktadir.Arkeolojik kazilardan ortaya cikan veriler, tabletlerdeki civi yazilari.bizleri kadim uygarliklara götürmektedir.
Ali`nin, batinilikteki anlami ve Tanri bilimi
Neden Alacallarin üzerine gidiyorum cünkü bana (Ala) sözcügü Kul Himmet’in ve daha bir cok alevi nefes ve deyislerindeki Aliyy-Ala’yi , Arsi- Ala’yi(Gökyüzünün en yüksek katmani) animsatiyor.Alevilik deki tanrisal olan Aliyy-Ala yani imam Ali degilde kadim den beri süre gelen tanrisal Ali’nin, Ala olusunu cagristiriyor.
Kul Himmet
Bir ismi Ali’dir bir ismi Allah
Inkarim yoktur hem vallah billah
Muhammat Ali’ye Allah eyvallah
Ben Ali’den gayri Ala görmedim.
Kul Himmet burada ezoterik bir izah uygulamis. Yani herkeze acik olan bir dil kullanmis. Batini bir dil oyunu ile taraflarina neyin ne oldugunu da sergilemis. Isteyen istedigi kadar alsin icinden. Iste bu sanat’dir , iste bu Alevi Edebiyat’idir. Bu bizim tasavvuf deyip de gecistirdigimiz ama özünü bir türlü iyice anlayamadigimiz. Ezoterik ve Egzoterik izahin sergilenisidir.
Ali; Hz.Ali’yi cagristiriyor,ama Hz. Ali degil. Allah olan Aliyy-Ala.
Hazreti Ali burada Egzoterik anlatimla herkeze acik ve hic kimseyi rahatsiz etmeyen sekli ile izah edilirken..
Aliyy-Ala Ezoterik izah olarak yani gizli mana, batini izah. olarak kadimden beri var olan tanri Ali olarak karsimiza cikiyor.
Bir gizlenme ve gizleme sergileniyor Kul Himmetin dörtlügünde.
Buradan hic kimse su izahida cikartmaya kalkismasin Islam daki Hz.Ali zaten tanrisallik sifatinda dir demesin Cünkü Islamiyetdeki Halife Ali tanrisal degildir. 1,5 milyarlik islam aleminde buna kimse inanmaz islamiyetin kendiside zaten bunu kabul edemez.Artik Alevilerin ve Alevi arastirmacilarin acik yüreklilikle ortaya cikip bu durumu izah etmek gibi bir tarihi sorumlulugu vardir.
Ayrica; alevilikdeki tanrisal Ali sadece Ali ismi icin gecerli degildir. Bu tanrisallik kavramini
Yeri geliyor, H.Bektasi Veli’nin kendisine yüklenmis olarak görüyoruz.
Hünkar Haci Bektas Ali kendidir.
Yeri geliyor, Kamil insan sifatindaki kisi’de görüyoruz.
Yeri geliyor, Pir sultanin kendisi Ali Oluyor.
Duymayanlar duysun beni /Ben Ali’yim Ali benim.
Yeri geliyor, canli cansiz evrenin kendisi Ali oluyor, tanrisal kilifla doga karsimiza tanri olarak cikiyor.
Yedi iklim dört köseyi dolandim/ ben Ali’den gayri Ala görmedim.
Evrim teorsinde bütün hücrelerin yasamsal fosillerinin o bizim cansiz dedigimiz kaya tas ve maden de de oldugu artik günümüzde isbat edilmistir. Yani proteinler bir tas’da da vardir.cevherde de vardir. Sadece bitkisel örtü ve hayvansal olanlar yasamiyor. Madenlerde yasiyor.Iste burada düsünmek gerekiyor…..Haci Bektasi veli’nin( bes tas)’i kendisine sahit olarak göstermesindeki gizli ezoterik bilgi tasin da canli oldugudur. Kaya’nin üzerine binerek kaya’yi yürüttügüde ezoterik bilgi kapsaminda kayanin da yasayan bir hücresel canli oldugunun izah edilisidir (Velayetname)
Öyle olmasa dahi bu bir keramet’tir.Bütün evliyalar mitolojik hikayelerinde keramet ve mucize sahibidir.Buradaki mesaj’da yine iyi anlasilmalidir.Islamiyet’te mucize sadece Allah’a aittir.Insan mucize gösteremez.Keramet sahibi olamaz.Bu tür davranis gösterenler büyücü olarak tanimlanir, hepsi cin, peri’dir.Sözün kisasi bizim Keramet gösteren dedelerimize, pirlerimize, islamin penceresinden bakilinca, islam cemberinin disinda duruyor.
Alevi inancinda tanri bilimi (Teoloji)
Bütün bu izahlarla anlatilanlari bir kazana doldurdugumuz zaman da karsimiza Vahdet-i Vücut felsefesi cikiyor. Tanri- Evren-Insan üclemesinden olusan canli cansiz herseyin tanrisal görünüse cikisini görüyoruz. Merkezinde de insan oturuyor.Enell hakk kavrami.
Tanri insan dadir. Ben tanriyim.Tanri, bu sirri cözenlerin gönül gözü acilanlarin gönlündedir. Iste bu anlamda, kafasi bu kavrami algilayamayan ruhbanci alevilerin yada dört kapi kirk makam asamasinin birinci kapisinda bekleyenlerin diger tasavvufu kavramis olan alevileri ateistlikle suclamalari yanlistir. Dogru degildir. Haksizliktir.Alevi inancina ihanettir.
Su siir Kaygusuz Abdal’aittir.
Kaygusuz Abdal tek tanrili dinlerin tanrisi olan tanriya bakin nasil hitap ediyor.Bazilari diyorki kaygusuz burada tanri’ya latife ediyor. Bunu herkez anlamazmis.Hic alakasi yok resmen ne demek istiyorsa acik acik onu diyor.Ve alevilerin tanrisinin böyle bir tanri olmadigini net bir sekilde belirtiyor.Bu siiri aleviler hep sakladilar.Bazen de sadece ilk iki dörtlügü söylendi. Neden sakliyorsunuz, Biz kabugumuza saklandikca asimilasyoncular bizi baska kiliflara büründürüyor. Bütün bunlar yetmez gibi birde olmadik hakaretlre maruz kaliyoruz ,Ateistlik’le suclanniyoruz. Hic kimse Kaygusuz Abdal’dan daha iyi alevi degil. Dört büyük dergahtan bir tanesi Kaygusuz Abdal dergahidir. Kahire’de Misir’dadir.
Yücelerden yüce gördüm
Erbabsin sen koca tanri
Alem okur kelam ile
Sen okursun hece tanri
Asi kullar yaratmissin
Varsin söyle dursun deyu
Anlari koymus orada
Sen cikmissin uca tanri
Kildan köprü yaratmissin
Gelsin kullar gecsin deyu
Hele biz söyle duralim
Yigit isen gec a tanri
Yigit olanlar anilir
Filan oglu filan deyu
Ne anan var ne baban
Sen benzersin pice tanri
Kaygusuzum der yaradan
Günde ücyüzbin curadan
Kaldir perdeyi aradan
Icelim bilece tanri.
devam...
Simdi herkes egri oturup dogru konussun. Yukaridaki siir’de Kaygusuz Abdal tanri’yla sakalasiyormu? Yoksa ne? Kaygusuz gavur mu, Ateist mi, dinsiz mi , zindik mi ? Allah’sizmi?
Alevilerin Allah’i tek tanrili dinlerin Allah’i degildir.
Sanki Dünya tek tanrili dinlerle birlikte kurulmus, ilk insanin tarihi de bes bin yil tek tanri’li dinlerin inancindaki Allah’indan, baska’da Allah inanci yok.Önüne gelen alevilik hakkinda yorum yapiyor.“Hepimiz bir Allah’in kulu degilmiyiz.Neden ayrim yapiliyor“ gibi sözler.
Sunu artik herkez iyi bilmelidir.Biz hic bir zaman o birilerinin tanimladigi korkutucu, cezalandirici, kaynar kazani olan , köprüleri olan, dört melegi ile habire sevap, günah yazan, can alan, can satan, haber getirip, haber götüren, cennete cehenneme gönderen terazilerde tartan, Allah’in kulu olmadik. Biz hic bir kimsenin kulu olmadik.
ASIK DAIMI
Kainatin aynasiyim
Madem ki ben bir insanim
Hakkin varlik deryasiyim
Madem ki ben bir insanim
Insan hakta hak insanda
Ne ararsan bak insanda
Hiç eksiklik yok insanda
Madem ki ben bir insanim
Bunca temenni dilekler
Viz gelir çark-i felekler
Bana egilsin melekler
Madem ki ben bir insanim
Tevrati yazabilirim
Incili dizebilirim
Kurani sezebilirim
Madem ki ben bir insanim
Ilim bende kelam bende
Nice nice alem bende
Yazar levh-i kalem bende
Madem ki ben bir insanim
Enelhakkim ismim ile
Hakka erdim cismim ile
Benziyorum resmim ile
Madem ki ben bir insanim
Daimi’yim harap benim
Ayaklara türap benim
Ask ehline sarap benim
Madem ki ben bir insanim
Biz örgütlü mücadelemizle Ali`mize sahip cikiyoruz:
Yukaridaki izahlari anlamadan , yani o bilge’lige erisemeden yüzeysel egzoterik olan ve herkes tarafindan bilinmesinde sakinca görülmeyen izahi öne cikartarak internet sitelerinde ???Bin yillik alevi gelenegi yok sayiliyor. Ali’siz alevilik üretiliyor AABF aleviligi ve Ali’yi inkar ediyor” diye cigirtkanlik yapanlar aynaya baksinlar ne sifat ta olduklarini görürler. Bilgiden ve bilgelikten nasibini alamamis türkolog sifatli yada Evladi Resül edasinda ortalikta alevilik satmaya kalkisanlar aynaya bakin aynaya neyi yansitiyor.
Bütün bunlar sunu yansitiyor ya sizler yeterince bilgi sahibi degilsiniz yada art niyetlisiniz.
Aleviler gecmisini unutmadan yoluna yoldasina simsiki sarilarak kendi degerlerini inkar edenlerinde karsisina bilim’le ilim’le cikabilmelidirler.Haklarini her zeminde arayabilmelidirler. Dil uzatanin sesini nefesinide yine demokratik cerceveler icerisinde yanitlayabilmelidirler. Gerekli sahisa hak ettigi cevabi cekinmeden verebilmelidirler.
Artik gizlisiz saklisiz hic bir kilifa bürünmeden kirli örtüler cöpe atilip yeni tertemiz elbiseler giyinilmelidir.
Kizilbaslarin, Alevilerin, Bektasilerin, Nusayrilerin ve islam cografyasina yakin olan halklarin tarih boyunca katledilisleri ezoterik bir örgütlenme ile yapilanmalarindan kaynaklanmaktadir.
Bu ezoterik yapilanma artik takkiyeden vaz gecip aciga cikmalidir ki alevi sifatinda ortalikda boy gösteren din ve irk simsarlari girecek delik arasin.
Alevi sözlü kaynaklari, bize alevilerin kadimden beri sürüp geldiklerini izah etmektedir.Inanc ritüelleri,deyis, nefes, cem, semah, onikihizmet,devriye (varolus cemberindeki veriler), ve daha yüzlercesi su an elimizdeki kaynaklarda gözlemlenmektedir. Iste bütün bu veriler bizim yolumuzu diger var olan yasal haklari kanunlarla pekistirilmis dinlerden ayirmaktadir.
Alevilik sonuc itibari ile Anadolu’yu ve bazi cevresindeki cografya’yi da icerisine alan kendine özgü kadimden beri süre gelen bir inanc sistemidir.Ve bizlerde o mirasin veraset ilanindaki hak talep etme hakkini elinde bulunduran hissedarlarinin ta kendisiyiz.
Alevilerin haklari toprak gibi,su gibi, hava gibi, insan yasaminda nasil ki bunlara acilen ihtiyac duyuluyorsa acilen verilmelidir.Verilmezse kendi cehennemlerinin ates’inde yansinlar.
(Hamdüllahi Siri)
Cihan var olmadan ketm-i ademde
Hak ile birlikte yektas idim ben
Yaratti bu mülkü cünkü o demde
Yaptim tasvirini nakkas idim ben
Anasirdan bir libasa büründüm.
Nar’i hak’ü, bad’ü, ab’dan göründüm (Ates,toprak,hava,su)
Hayrül beser ile dünya’ya geldim
Adem ile bile bir yas idim ben.
Ademin sulbünden sit olup geldim
Nuh-u Nebi olup tufana girdim
Bir zaman bu mülke ibrahim oldum
Yaptim Beytullah’i tas tasidim ben.
Var olus anlatiliyor. Islamiyetin baslamasi ile alevilik baslamadi.Alevilik kadim tarihden beri devam eden bir inanctir.Bunun son halkasida Anadolu’da ve su anda da Avrupa yasayan aleviliktir.Önümüzdeki yillarda yani 30 yil sonra bizim cocuklarimiz da almanca, ingilizce siirler yazip aleviligi devam ettirmeye kalkisirlarsa hic kimse sasirmasin.
Ali bizim pirimizdir. Alahin Arslanidir. Ebu Talib’in oglu degil. Mirac’daki Ali’dir.
Alevilikte Ali`nin yeri tüm ibadetlerde ve deyislerde bellidir. Yeni bir Ali degil, atalarimizin bize ilettigi Ali bizim pirimizdir. Bunun disindaki iddialar polemiktir, Aleviligi baska zeminlere cekmektir.
Bunu dikkate alarak; artik birilerinin yolunun gidisatina dur denilmelidir.
Bu insanlarin amaclari bellidir.Örgütlerin disinda kalip bireyci hirslari ile Aleviligi bölüp parcalayip örgütlü gücün önüne duvar örebilmek. Bunlarin pesinden giden dedelerde tarihin akisi ile eriyip gidecekler ve isledikleri sucun vebalinden kurtulamayacaklardir Alevi ögretisinde, hirsini yenemeyen, nefsine teslim olanlara verilen yer bellidir. Cem cemaaat disi, düskünlük. Iste bu kisiler de kendiliklerinden cem cemaat disinda kalmis düskünlerdir.
Hidir Yergezen
22.12.2005
izmirksk 15.02.2006, 15:05 bugün şehirleşme ile beraber aleviler cem kültürünü kısmende olsa unuttular ve maddiyata yöneldiler ve ayrıca yazılan çizilen eserlerle alevilik anlatıldı, tartışıldı vs..
ezoterik bir yönü pek kalmadı sanki
Serkan_Devrim 15.02.2006, 15:18 ezoterik bir yönü pek kalmadı sanki katılamıyacağım. alevilik hala ezoteriktir. ancak bunu anlayabilen veya anlamak isteyenler azaldı. aleviliği 1400 yıllık bir dinin içine sığdırmaya çalışanlar, kendi değerlerini bırakıp başka değerleri sahiplenenler vb ama alevilik başlı başına ezoterik bir inançtır.
tertip yazı açıkçası çok güzeldi. tartışılır yanları olmasına rağmen konuyu alevilikle güzel bir biçimde bağlamış. eline sağlık.
bugün şehirleşme ile beraber aleviler cem kültürünü kısmende olsa unuttular ve maddiyata yöneldiler ve ayrıca yazılan çizilen eserlerle alevilik anlatıldı, tartışıldı vs..
ezoterik bir yönü pek kalmadı sanki
"Ezoterizm uygulayan toplulukların büyük çoğunluğu, ulaştıkları gerçeklere ilişkin bilgi ve bulgulardan yalnızca kendi üyelerinin yararlanmalarını öngörmez; kendi dışlarındaki toplumu ve tüm İnsanlığı da gözetirler. Ne var ki, yeterince uyumlu bir ortam sağlanmadıkça, gerçeklerin gelişigüzel bir biçimde ortaya dökülmemesini ve saklı tutulmasını yararlı ve hatta gerekli bulurlar. Bu yaklaşımın doğal sonucu olarak, gerçeklerin topluluk dışına yayılması, İnsanlığa maledilmesi gecikebilir"
ilk aktardığım yazıdan alıntıladığım bu paragrafta aslında bilgilerin herkese iletilmesi gerektiği ancak dış tehditler nedeniyle bunun gecikme ihtimalinden bahsediyor. Yani bu çağda gizlilikle değil apaçık olarak herkesin öğrenmesi sakıncalı değil... demekki gizlilik sadece korunma amaçlıydı... şimdi ise bilgilendirme zamanı...gecikmeli de olsa...
tertip yazı açıkçası çok güzeldi. tartışılır yanları olmasına rağmen konuyu alevilikle güzel bir biçimde bağlamış. eline sağlık.
ali ekber tartışılacak yanlarını bizimle paylaşırsan belki daha açıklayıcı oluruz...
izmirksk 15.02.2006, 15:30 "Ezoterizm uygulayan toplulukların büyük çoğunluğu, ulaştıkları gerçeklere ilişkin bilgi ve bulgulardan yalnızca kendi üyelerinin yararlanmalarını öngörmez; kendi dışlarındaki toplumu ve tüm İnsanlığı da gözetirler. Ne var ki, yeterince uyumlu bir ortam sağlanmadıkça, gerçeklerin gelişigüzel bir biçimde ortaya dökülmemesini ve saklı tutulmasını yararlı ve hatta gerekli bulurlar. Bu yaklaşımın doğal sonucu olarak, gerçeklerin topluluk dışına yayılması, İnsanlığa maledilmesi gecikebilir"
ilk aktardığım yazıdan alıntıladığım bu paragrafta aslında bilgilerin herkese iletilmesi gerektiği ancak dış tehditler nedeniyle bunun gecikme ihtimalinden bahsediyor. Yani bu çağda gizlilikle değil apaçık olarak herkesin öğrenmesi sakıncalı değil... demekki gizlilik sadece korunma amaçlıydı... şimdi ise bilgilendirme zamanı...gecikmeli de olsa...
fakat ezoterizm kelime itibari ile ağırlıklı olarak gizlilik ve belli sınırlamalar içinde oluyor
sen yukarıdakilerini yaparsan exoteric olur
yani manasını yitirir ,herkesin aleni bildiği ve sır olmayan bir şeyin ezoterik özelliği kalmaz
fakat ezoterizm kelime itibari ile ağırlıklı olarak gizlilik ve belli sınırlamalar içinde oluyor
sen yukarıdakilerini yaparsan exoteric olur
yani manasını yitirir ,herkesin aleni bildiği ve sır olmayan bir şeyin ezoterik özelliği kalmaz
şöyle de bakmak lazım izmirksk! bizler bu inancı bugüne getirirken biz ezoteristiz demedik. ezoterizm in tanımından hareketle, tanımla çelişmemek için yine gizliliğe devam edelim demek ne kadar doğru olur? bilgilerden tüm insanlığın faydalanması için uygulanan bir araçtır ezoterizm. aracı, amaç yapmak olmaz mı seninkisi?
izmirksk 15.02.2006, 15:42 şöyle de bakmak lazım izmirksk! bizler bu inancı bugüne getirirken biz ezoteristiz demedik. ezoterizm in tanımından hareketle, tanımla çelişmemek için yine gizliliğe devam edelim demek ne kadar doğru olur? bilgilerden tüm insanlığın faydalanması için uygulanan bir araçtır ezoterizm. aracı, amaç yapmak olmaz mı seninkisi?
ben aksi bir şey demedim ki
sadece ezoterizm ve alevilik di başlık
bende günümüzde zaten aleviliğin ezoteric yanının pek kalmadığını söyledim
yani bence uygundur tabi ama artık exoteric dersek daha sağlıklı olur demek istedim
yani bana karşı çıkarken aslında katılmış oldun
ben aksi bir şey demedim ki
sadece ezoterizm ve alevilik di başlık
bende günümüzde zaten aleviliğin ezoteric yanının pek kalmadığını söyledim
yani bence uygundur tabi ama artık exoteric dersek daha sağlıklı olur demek istedim
yani bana karşı çıkarken aslında katılmış oldun
anlaştık. tarihe bakarken ezoteric, gelecek için exoteric diyebilirz.
bence dini inançlar bir süreç işidir ve tarikat ya da inisasyon(inşallah doğru yazmışımdır:p ) işlevlerinden geçmesi gerekir. çünkü idrak ile alakalıdır. ön yargılar ile ilgili değildir. idraki artırma bakışı değiştirmedir.
ama ezoterizm daha çok yaşam ile alakalı sırlar olarak düşünüyorum. bir nevi simyacılık gibi.
Serkan_Devrim 16.02.2006, 15:31 İNİSİYASYONUN SAFHALARI
tam bir inisiyasyonda üç büyük safha vardır.
1)küçük sırlar=)özel eğitimin başlamasıyla birlikte adaylar teorik ve pratik çalışmalardan geçirilirdi. ilk hedef, adayı egoizmasından sıyırmaktı. çünkü kendi iç denetimini başka türlü sağlaması mümkün değildi. aday bir yandan yeni bilgilerle karşılaşırken, bir yandanda adına kendini bilmek adı verilen, çok titiz bir çalışmadan geçirilirdi. öncelikle adaya egosunun ve çeşitli zaaflarının esiri olduğu farkettirilir, daha sonra da bu esretten kurtulması için son derece zorlu deneylere tabi tutulurdu. tüm bunların tek bir gayesi vardı: kendini her yönüyle tanımak. bu safha inisiyasyonun en uzun süren çalışmalarını oluştururdu. 'kendini bilmeyen, rabbini bilemez' sözü, tüm inisiyasyonun temel prensiplerinin başında gelirdi. küçük sırlara erişmiş kişilere eski Mısır'da mist ismi verilirdi. mister sözü oradan gelmektedir. küçük sırlar, mistlere evrende mevcut olan genel işleyiş kanunlarını öğretmeyi konu edinmiştir. evrende mevcut olan temel işleyiş kanunlarından bir kaç tanesi:
*insan egosunun esiridir. bu esaretten kurtulmadan özgürleşemez. bunu gerçekleştirmek için fazlalıklardan kurtulmak gerekir.
*insan varoluş itibariyle kendisinin hayal bile edemiyeceği kadar büyük bir potansiyele sahiptir. içinde gizli olan bu potansiyel, tanrısal bir güçtür.
*içinde uyumakta olan bu tanrısal güç ancak kendini bilme çalışmalarıyla ortaya çıkartılabilir. bu gücün ortaya çıkmasına engel olan en önemli faktörler: gurur, kibir, önyargılar, tabular vb
* uyumakta olan genel insan kitleleri, bir çok yaşamlar boyunca bilmeden bu gücü ortaya çıkarmaya çalışırlar. yani insanlar bir kez dünyaya gelmezler. insanlar tekrar tekrar doğarlar.
*insan ruh ve bedenden oluşmuştur. ruhun sonsuz gücü beden içinde hapsolmuştur.
*dünya ruhlar için bir gelişme ortamıdır. ruhlar bedenli yaşamları boyunca bu okulu bitirmeye çalışırlar. bu okulu bitiren ruhlar, daha geniş imkanları olan başka okullara gitmeye hak kazanırlar.
*dünya okulu ızdıraplarla doludur. bu okulu bitirenler için ızdırap yoktur.
*ruhların ilk orjinalleri mükemmel olduğu için cennetten çıktıkları söylenmiştir. bu üstü örtülü bilginin sırrı, sırlar öğretisinde ilerledikçe adaya açıklanır.
*her insanda mevcut olan ama her insanın kullanamadığı ruhsal yetenekler vardır. bunların başında telepati, telekinezi, durugörü, astral seyehat gibi parapisişik yetenekler gelir.
*tüm dinler aynı gerçekleri farklı bir üslupla insanlara anlatmaktadır. dinlerin içerdikleri bilgiler sembollerle aktarılmıştır. bu semboller çözülmeden dinin mecazi dili çözülemez.
*halkın bildiği dinle inisiyenin bildiği din arasında büyük farklılıklar vardır. çünkühalk sırlardan uzaktır.
* evrende işlemekte olan bazı yasalar vardır. bu yasalar öğrenilirse insanlar yaşamlarını daha kolay tanzim edebilir. örneğin her olayın bir sebebi ve bir sonucu vardır. hiçbir şey tesadüflerin sonucu değildir. bu genel yasaya sebep sonuç yasası denir. evrende bunun gibidaha pek çok yasa vardır.
*ölüm, ölüm ötesi ve tekrar doğuş konuları da küçük sırların diğer çalışmalarını oluşturuyordu.
aday bu sırları alırken bir taraftanda kendini saflaştırmaya çalışırdı. bu hem bedeni hem de ruhi saflaştırmadır. buna arınma çalışmaları adı verilir. küçük sırların sonuna doğru aday son derece zorlu sınavlara tabi tutulurdu. bu sınavlardan başarıyla geçemeyen kişi bir sonraki aşamaya geçirilmezdi. ateş, su, şevhet, yemek, nefs vb adı verilen bu sınavlar işte bu aşamanın sonlarında, adayların geçmek zorunda oldukları en büyük engellerdi. bu engelleri aşan az sayıdaki adaylar bir üst aşamaya geçiriirdi. (Ergun Candan Gizli Sırlar Öğretisi sayfa 45-48)
devam edecek
Serkan_Devrim 18.02.2006, 14:36 BÜYÜK SIRLAR
ikinci aşama büyük sırlar aşamasıdır. insanların bazı gerçeklerle karşılaşabilmeleri ancak kendi içlerindeki gerçekleri keşfedebilmeleriyle mümkün olabileceği için, inisiyasyonun bu safhasında, insanın bazı gerçeklerle yüz yüze gelebilmeleri için, önce kendi gerçeklerini keşfetmesi hedeflendmiştir. yani kaybetmiş olduğu kendisini, bu dünyada şuurlu olarak tekrar yakalamaya çalışacaktır.
bu safhada inisiye artık kendi içinde gizli bulunan tanrısal gücün ortaya çıkması için teorik olarak öğrendikleri bir çok bilginin anlamlarını, derin bir şekilde hissetmeye başlayacağı bir safhanın eşiğine gelmiştir. bu aşamada uygulanan yöntemler arasında oruç ve zikr çalışmaları çok önemli bir yer tutardı. oruç çalışmaları sadece aç kalmak tarzında değil. oruç tutarlarken, aç kalarak hem bedenlerine hükmetmeyi öğrenirler, hemde zihinsel tuttukları oruçla olumsuz her türlü duygu ve düşünceden arınırlardı.
bu safhada yapılan çalışmaların en önemlilerinden bir diğeride konsantrasyon çalışmasıydı. konsantrasyon çalışmalarıyla düşüncelerini belli bir süre, belirli bir noktada yoğunlaştırabilme yeteneklerini de geliştirirlerdi. bu aynı zamanda majik bir uygulama ve çalışma metoduydu. bu aşamada altıncı hisleri gelişen öğrenciler rahatlıkla başkalarının zihinlerinden geçenleri okuyabilirlerdi. duyular dışı algılamaları gelişir, sezgileri artardı. manyetik güçlerini rahatlıkla kullanmaya başladıkları için bazı hastalıklarıda ellerindeki bu gücü belli bir noktaya konsantre ederek tedavi edebilirlerdi.
Mısır'ın gizli sırlarını, üstü kapalı bir üslupla anlatan mitolojik hikayelerde ve resimlerde Horus'un elinde üçlü asa bulunduğu görülür. bu asa: kamçı, çoban değneği ve Anubis'in değneğinden oluşur. ünlü Ezoterizm araştırmacısı Paul Brunton gizemli Mısır adlı eserinde bu sembolleri şöyle açıklar:
kamçı: beden üzerinde ki hakimiyeti
çoban değneği: duyguların kontrolünü
çakal başlı Anubis'in değneği: düşünce kontrolünü sembolize eder.
bu safhanın sonlarında ise mürid beşeri vasıflardan çıkarak aşkın insan hüvviyeti kazanmaya başlar. her haliyle normal insanlardan çok farklı özelliklere sahip olmaya başlamıştır. ve diğer insanların hayal bile edemiyeceği sırlara sahip olmuştur. o artık sırlar öğretisinin bir neferi olmuştur.
aşkın insan: bütün varlıkların oluşumunu aynı prensip altında görebilen kimse demektir. bunun için her şey Tanrı'nın bir aksinden ibarettir ifadesi kullanılır.
devam edecek
Tarihte İnisiyasyonlar
Eski Yunan'da dinler, ezoterik mahiyetteydiler. Yani o dine mensup olanlar, o dine ait bilgileri saklamak zorundaydıler. Bunlar üyelerini özel bir inisiyasyona tabi tutarlar ve onların evrimini hızlandırmak maksadıyla belli bir hiyerarşiyi göz önünde tutarak bazı sırları açıklarlardı.
Yunan dini mitolojik bir dindi. Mitolojik olaylar, kahramanlar ve ilahlar... Bunların kendi aralarında ve insanlarla olan ilişkileri, doğaya olan etkileri, mitolojik efsanelerle hikaye edilmiştir. Bu, işin dışrak, yani egzoterik yönüdür. Halk bu olaylardan kendi anlayış seviyesine göre bir anlam çıkaracaktır. Halbuki işin bir de ezoterik yönü vardır. İşte bunları da o devrin büyük inisiyasyon merkezleri incelemiş ve bu bilgileri inisiyelere aktarmışlardır.
Eski Yunan'da yapılan bu ezoterik çalışmalar, günümüze kadar ulaşmış pek çok inisiyatik bilginin kaynağını oluşturması bakımından önemlidir. Çünki bunlar Mısır kökenlidir. Mısır'da yapılan ezoterik çalışmalar tüm Yunan'ı etkilemiştir. Örneğin büyük inisiye Fisagor tam 22 yıl Mısır'da, 16 yıl da Pers ülkesinde inisiyasyon hayatı geçirdikten sonra döndüğünde kendi mezhebini kurarak, öğretisini aktarmıştır. Zaten bir inisiyenin en büyük özelliği, öğrendiklerini kendinde saklamaması, uygun zaman ve mekanda, uygun kişilere bunu aktararak bilginin devamını sağlamasıdır. Aksi takdirde o bilgi, kendisiyle birlikte gömülür gider. Halbuki öbür türlü, insanlıkla birlikte var olmuş o eski geleneğin aktarılmak suretiyle devamı sağlanmakta ve bunu yapan inisiye de o zincirin bir halkası haline gelmektedir.
Ezoterizm ve egzoterizm, yani iç yüz ve dış yüz meselesi hemen hemen bütün dinler için geçerlidir. Bütün büyük dinlerin daima biri harici (şekli ibadetler, törenler, hikayeler, şeriatler vs.) diğeri gizli (öze ait gerçek bilgiler ve ilkeler) olmak üzere iki yüzleri olmuştur. Birinci yüzü şekil veya harf, diğer yüzü ise ruh oluşturmuştur. Derin anlam, maddesel sembolün altında yatmaktadır. Dinleri dış görünüşleri yönünden incelemeye kalkmak, bir insanın ruhsal değeri hakkında kılığına kıyafetine bakarak fikir yürütmek gibi bir şeydir. Onları iyi tanımak için, bunları hazırlayan ve amaçlarını oluşturan temel düşünceyi tam kavramak; mitlerin ve dogmaların içinden, bunlara güç ve hayat veren yaratıcı prensibi çekip su yüzüne çıkarmak gereklidir. İşte ancak o zaman üstün ve değişmez nitelikli tek doktrin gözler önüne serilebilecektir. Tüm dinlerin, ezoterik ve okült öğretilerin temelinde aynı gerçekler yatmaktadır. Bu gerçekler zamanın ve ortamın ihtiyaçlarına göre farklı kaplarda sunulsalar da, öz olarak aynı gerçekleri ifade etmektedirler.
Tüm bu anlatılanlardan sonra vurgulamak istediğimiz esas nokta şudur: Ezoterizm, okültizm, teozofi, spiritüalizm vs... Bu bilgi sistemlerinin hepsi de özünde aynı gerçekleri taşıyan bir öğretinin zamana ve ortamın şartlarına göre farklı biçimlerde ifadelerinden ibarettir. Çünki tüm bunların hepsinin ardında yatan gerçek, ruh varlığı ve onun ebediliği meselesidir. Temel gerçek budur. Çünki görünen görünmeyen her şey ruhun eseridir ve her şey onun tezahürüdür.
Ezoterik ve okült bilgileri ve uygulamaları dünyanın yalnızca belirli bölgelerinde ya da belirli uluslarında görmemekteyiz. Gelmiş geçmiş tüm topluluklarda, Amerika'dan Uzak Doğu'ya kadar her bölgede böyle bilgilere rastlamaktayız. Çünki nasıl Güneş her yeri aydınlatıyorsa, bilgi de bir şekilde her yere ulaşmıştır. İnsanlık hiçbir zaman, hiçbir yerde yalnız bırakılmamış, daima bilgi almıştır.
http://www.egemeta.com/Trk/Books/okultizm.asp den
konu ile ilgili içerikli bir site:
http://www.hermetics.org/yazilar.html
|
|