Dogan24
14.02.2006, 16:02
Gerçekten son TBMM'de Alevi sayısı tarihin en alt sınırında bulunuyor. Bunu neye borçluyuz. Bunu CHP ve Barış Partisi'ne borçluyuz. Bu iki partinin de oyunun % 95-99'u Alevilerden alındı. Ama barajı aşamadılar.
DSP ise, Alevilerden oy aldı. Ama Alevi aday çok az koydu. DYP ve ANAP ise her şeye rağmen Alevi kökenli adayları listelerde seçilebilir yere koyma cesaretini gösteremedi. MHP ise 1980 öncesine göre Alevilere karşı daha yumuşamış durumda ama yeterli değil.
İşte bu ve benzer nedenlerle Aleviler bugün TBMM'de nüfuslarına ve seçmen oranlarına göre çok düşük düzeyde temsil ediliyor. Bazı tesbitlere göre; Türkiye'deki 150 bin Gürcü'yü yaklaşık 20 milletvekili temsil ederken, 20 milyon Aleviyi 5-6 milletvekili temsil ediyor. Bu durum elbette çarpıcı ve düşündürücü bir sonuç.
Alevilik ile radikal sol gruplar arasındaki ilişki son ölüm oruçları, cenazelerin cemevlerinden kalkmasıyla yeniden gündeme geldi? MHP'li bazı bakanlar bunu kaşıyan açıklamalar yapılar. Ne diyorsunuz?
Radikal sol gruplar içinde Alevi kökenli olanlar da var, sünni kökenli olanlar da, Kürt kökenli olanlar da var, Türk kökenli olanlar da. Ama belki Aleviliğin toplumsal yapısı ile Sünniliğin veya Şafiiliğin toplumsal özellik farkından dolayı bazısı sayı olarak daha az olabilir. Bazısı daha çok olabilir.
Fakat yeni olan, Alevi kökenli olanların ölüm vs. nedeni ile cemevlerinde cenazelerinin kaldırılmak istenmesidir.
Anne baba çocuğunu Alevi ise cemevine getirmek istiyor. Sünni anne baba ise belki çocuğuna sahip çıkmıyor, o cenaze de cemevine geliyor. Ve fatura Alevinin cemevine çıkıyor.
O zaman da; cezaevlerindeki ölüm oruçlarını, cezaevi eylemlerini sanki cemevleri destekliyor gibi lanse edilmeye çalışılıyor. Halbuki durum hiç de böyle değil. Aleviler geçmişe oranla şimdi sola özellikle radikal sola karşı oldukça mesafeli duruyor.
Alevi toplum gözbebeği gibi koruduğu dergahlarının cemevlerinin bu şekilde algılanmasına şiddetle karşı. †stelik yapılanları kendi inancına, toplumuna saygısızlık olarak görüyor. Bu durumdan şiddetle rahatsız oluyor.
MHP'li bir bakanın açıklamasına gelince; Cumhuriyet'e karşı şeriatçı bir Kürt isyanı nedeni ile batıya sürülen bir aşiretin mensubu olan MHP'li bakanın açıklaması çok şanssız bir açıklama oldu.
Yeğeni olan bir polis memurunu Kürt Hizbullahı öldürüyor. Bakan onun cenaze töreninde diyor ki; Aleviler aklınızı başınıza toplayın, Dev-Sol'un peşinden gitmeyin.
‚ok garip bir açıklama. Bu Alevileri töhmet altında bulundurmaktır. Bu köylü kurnazlığıdır. Bu Alevilere saygısızlıktır. Bu Alevileri terörün tabanı-sorumlusu olarak göstermek isteyen provakatif bir bakış açısıdır. MHP için şanssız bir açıklamadır.
‚ünkü öldürülen polis memurunu, Şafii Kürtçü şeriatçı örgüt olan Kürt Hizbullahı yapmıştır. Aleviler'in bu olayla ilişkisi yoktur.
Dev-Sol içinde ise, her toplumsal kesimden insan vardır. Dev-Sol Aleviler adına mı terör yapıyor ki kalkıp böyle konuşulur.
Ama MHP'li bakanın her nedense dili, yeğeni polis memurunu öldüren Şafii Kürt Hizbullah'ı ile ilgili söz edemiyor. †stelik konuyu saptırmaya çalışıyor.
Aleviler soldaki yeni oluşumları nasıl izliyor?
Aleviler kitle olarak bu oluşumlara fazla ilgi duymuyor. Sol, Atatürk ilkeleri, laiklik bazı ağızlarda çok kirlendi. ‚ok kanıksandı. İnandırıcılığını yitirdi.
Aleviler, ülkesini ve ulusunu seven, laiklikten ve Cumhuriyetten yana, demokratik ve her türlü insan haklarının verildiği bir düzenden yanalar. Tabi aş ve iş de olmak koşulu ile. Diğer toplumsal kesimler kadar onlar da piyasadaki enflasyonu, krizi iliklerine dek hissederek yaşıyorlar.
Aleviler yeni bir Atatürk bekliyorlar. Ama Atatürk'ün kurduğu partiden fazla beklentileri yok. O konuda pek iyimser değiller.
Zaten son iki seçimlerdede blok olarak şu ya da bu partiye değil, çeşitli partilere oy verdiler. Sol oluşumlar Aleviler'e de diğer toplumsal kesimler gibi fazla heyecanlı gelmiyor.
MHP'nin son dönemde Aleviler'le ilişkisini rehabilite ettiği doğru mu?
MHP, nihayet son yıllarda Alevlier'in ülkemizde Türk kültürünün önemli temel taşı olduğunu keşfetmeye yönelik bazı çabalar içine girmeye çalışıyor denebilir. Ama çok yeterli sayılmaz.Türkiye'de hem Türk milliyetçiliğini savunacaksınız, hem de % 95'i Türk olan Alevileri Osmanlı mantığında olduğu gibi 'katli vaciptir' anlayışı içinde göreceksiniz. İşte bu olmaz. Dünyanın hiç bir yerinde milliyetçi geçinen bir parti salt inanç farkından dolayı kendi milliyetinden insanlara düşman olamaz.
Osmanlı'da Alevi Türkmen olmasaydı, dönme devşirme yöneticilerin çabası ile Türk kültürü yok olurdu. Türk kültürünü her tür zorluğa karşı bugüne taşıyan Türkmen Aleviler olmuştur.
MHP bu miyop bakış açısını değiştirebilirse bu Alevi-Sünni kardeşliği açısından önemli bir adım olur. Son seçimlerde yerel düzeyde bazı yörelerde Aleviler şeriatçı partiye karşı MHP'yi desteklemiştir. MHP'den belediye başkanı seçilen bazı il ve ilçelerden de sözetmek mümkün.
MHP'li bazı üst yöneticilerin örneğin seçim öncesi Devlet Bahçeli'nin Erzurum konuşmasında ve Şevket Bülent Yahnici'nin bazı yazı ve konuşmalarında Aleviler ile ilişkileri yumuşatma anlayışları görülüyor.
Tayyip Erdoğan'ın partisinin de bazı Alevileri transfer etmek istediği söyleniyor. Ne diyorsunuz?
Bu tür duyumlar ben de edindim. Ama doğrusu bu kişilerin kendi açıklamalarıdır. Alevi toplumu açısından Tayip Erdoğan adı olumlu bir referans sayılamaz. Alevi toplumu açısından Tayyip Erdoğan'ın adı; bir gece saat 03.00'de İstanbul'daki en büyük Alevi Dergahı olan Karacaahmet Sultan Dergahı'nın buldozerlerle Alevilern başına yıkılması ile özdeşleşmiştir.
Aleviler açısında bu yıkım olayının tamiri biraz zordur. Onun dışında Tayyip Erdoğan'ın 'Şeriatı referans' alan söylemleri, 'demokrasi araçtır' anlayışı ve 'minareler, camiler' söylemleri Alevileri oldukça rahatsız eden söylemlerdir. Aleviler bunları yok sayamaz. Kolay kolay unutamaz görülüyor.
Bazı İslam'cılar, 28 Şubat sürecinin arkasında Aleviler olduğunu iddia etti. (Mikdat Alpay vs.) Ne diyorsunuz?
Bu iddiayı sadece, Mikdat Alpay değil, Ali Bulaç, Abdurrahman Dilipak ve Ahmet Taşgetiren'de Yeni Şafak ve Akit gazetelerindeki köşe yazılarında iddia ettiler. Hatta; 28 Şubat'ın amacının Suriye'eki gibi radikal solcu ve Alevilerin oluşturacağı bir azınlık cuntası kurmak olduğu cüretli senaryosunu bile defalarca yazdılar. 28 Şubata imza koyan Genel Kurmay Başkanı ve Kuvvet Komutanlarını Alevi olduğu yalanını bile yazdılar.
Ordu; geçmişte radikal sola ve Alevilere tavır aldığında bu kesim adeta düğün bayram ediyordu. İlk defa şeriatçılara tavır alınca bunlar, adeta şok oldular. Kendi tabanları olan tutucu kesimin Alevi düşmanlığından medet umarak Genel Kurmay Başkanı ve Kuvvet Komutanlarının Alevi oldukları yalanını yayarak, laikliği ve Cumhuriyeti savunan 28 Şubat'ı tehdit etmeye başladılar. Emevi siyaseti güderek 28 Şubat'ı Alevilikle suçlayıp, orduyu halkın Alevi düşmanlığı ile tehdit etme siyasetini güttüler. Bu durumun gerçekle ilgisi yoktur. Bu ordu ile laikliği savunan Alevileri birbirine düşman etme siyasetinin bir parçasıdır.
* Bu söyleşiyi Ruşen Çakır, Milliyet'teki dizi için yapmıştı. Ama gazetede söyleşinin sadece birkaç cümlesi yayınlanma şansı buldu
DSP ise, Alevilerden oy aldı. Ama Alevi aday çok az koydu. DYP ve ANAP ise her şeye rağmen Alevi kökenli adayları listelerde seçilebilir yere koyma cesaretini gösteremedi. MHP ise 1980 öncesine göre Alevilere karşı daha yumuşamış durumda ama yeterli değil.
İşte bu ve benzer nedenlerle Aleviler bugün TBMM'de nüfuslarına ve seçmen oranlarına göre çok düşük düzeyde temsil ediliyor. Bazı tesbitlere göre; Türkiye'deki 150 bin Gürcü'yü yaklaşık 20 milletvekili temsil ederken, 20 milyon Aleviyi 5-6 milletvekili temsil ediyor. Bu durum elbette çarpıcı ve düşündürücü bir sonuç.
Alevilik ile radikal sol gruplar arasındaki ilişki son ölüm oruçları, cenazelerin cemevlerinden kalkmasıyla yeniden gündeme geldi? MHP'li bazı bakanlar bunu kaşıyan açıklamalar yapılar. Ne diyorsunuz?
Radikal sol gruplar içinde Alevi kökenli olanlar da var, sünni kökenli olanlar da, Kürt kökenli olanlar da var, Türk kökenli olanlar da. Ama belki Aleviliğin toplumsal yapısı ile Sünniliğin veya Şafiiliğin toplumsal özellik farkından dolayı bazısı sayı olarak daha az olabilir. Bazısı daha çok olabilir.
Fakat yeni olan, Alevi kökenli olanların ölüm vs. nedeni ile cemevlerinde cenazelerinin kaldırılmak istenmesidir.
Anne baba çocuğunu Alevi ise cemevine getirmek istiyor. Sünni anne baba ise belki çocuğuna sahip çıkmıyor, o cenaze de cemevine geliyor. Ve fatura Alevinin cemevine çıkıyor.
O zaman da; cezaevlerindeki ölüm oruçlarını, cezaevi eylemlerini sanki cemevleri destekliyor gibi lanse edilmeye çalışılıyor. Halbuki durum hiç de böyle değil. Aleviler geçmişe oranla şimdi sola özellikle radikal sola karşı oldukça mesafeli duruyor.
Alevi toplum gözbebeği gibi koruduğu dergahlarının cemevlerinin bu şekilde algılanmasına şiddetle karşı. †stelik yapılanları kendi inancına, toplumuna saygısızlık olarak görüyor. Bu durumdan şiddetle rahatsız oluyor.
MHP'li bir bakanın açıklamasına gelince; Cumhuriyet'e karşı şeriatçı bir Kürt isyanı nedeni ile batıya sürülen bir aşiretin mensubu olan MHP'li bakanın açıklaması çok şanssız bir açıklama oldu.
Yeğeni olan bir polis memurunu Kürt Hizbullahı öldürüyor. Bakan onun cenaze töreninde diyor ki; Aleviler aklınızı başınıza toplayın, Dev-Sol'un peşinden gitmeyin.
‚ok garip bir açıklama. Bu Alevileri töhmet altında bulundurmaktır. Bu köylü kurnazlığıdır. Bu Alevilere saygısızlıktır. Bu Alevileri terörün tabanı-sorumlusu olarak göstermek isteyen provakatif bir bakış açısıdır. MHP için şanssız bir açıklamadır.
‚ünkü öldürülen polis memurunu, Şafii Kürtçü şeriatçı örgüt olan Kürt Hizbullahı yapmıştır. Aleviler'in bu olayla ilişkisi yoktur.
Dev-Sol içinde ise, her toplumsal kesimden insan vardır. Dev-Sol Aleviler adına mı terör yapıyor ki kalkıp böyle konuşulur.
Ama MHP'li bakanın her nedense dili, yeğeni polis memurunu öldüren Şafii Kürt Hizbullah'ı ile ilgili söz edemiyor. †stelik konuyu saptırmaya çalışıyor.
Aleviler soldaki yeni oluşumları nasıl izliyor?
Aleviler kitle olarak bu oluşumlara fazla ilgi duymuyor. Sol, Atatürk ilkeleri, laiklik bazı ağızlarda çok kirlendi. ‚ok kanıksandı. İnandırıcılığını yitirdi.
Aleviler, ülkesini ve ulusunu seven, laiklikten ve Cumhuriyetten yana, demokratik ve her türlü insan haklarının verildiği bir düzenden yanalar. Tabi aş ve iş de olmak koşulu ile. Diğer toplumsal kesimler kadar onlar da piyasadaki enflasyonu, krizi iliklerine dek hissederek yaşıyorlar.
Aleviler yeni bir Atatürk bekliyorlar. Ama Atatürk'ün kurduğu partiden fazla beklentileri yok. O konuda pek iyimser değiller.
Zaten son iki seçimlerdede blok olarak şu ya da bu partiye değil, çeşitli partilere oy verdiler. Sol oluşumlar Aleviler'e de diğer toplumsal kesimler gibi fazla heyecanlı gelmiyor.
MHP'nin son dönemde Aleviler'le ilişkisini rehabilite ettiği doğru mu?
MHP, nihayet son yıllarda Alevlier'in ülkemizde Türk kültürünün önemli temel taşı olduğunu keşfetmeye yönelik bazı çabalar içine girmeye çalışıyor denebilir. Ama çok yeterli sayılmaz.Türkiye'de hem Türk milliyetçiliğini savunacaksınız, hem de % 95'i Türk olan Alevileri Osmanlı mantığında olduğu gibi 'katli vaciptir' anlayışı içinde göreceksiniz. İşte bu olmaz. Dünyanın hiç bir yerinde milliyetçi geçinen bir parti salt inanç farkından dolayı kendi milliyetinden insanlara düşman olamaz.
Osmanlı'da Alevi Türkmen olmasaydı, dönme devşirme yöneticilerin çabası ile Türk kültürü yok olurdu. Türk kültürünü her tür zorluğa karşı bugüne taşıyan Türkmen Aleviler olmuştur.
MHP bu miyop bakış açısını değiştirebilirse bu Alevi-Sünni kardeşliği açısından önemli bir adım olur. Son seçimlerde yerel düzeyde bazı yörelerde Aleviler şeriatçı partiye karşı MHP'yi desteklemiştir. MHP'den belediye başkanı seçilen bazı il ve ilçelerden de sözetmek mümkün.
MHP'li bazı üst yöneticilerin örneğin seçim öncesi Devlet Bahçeli'nin Erzurum konuşmasında ve Şevket Bülent Yahnici'nin bazı yazı ve konuşmalarında Aleviler ile ilişkileri yumuşatma anlayışları görülüyor.
Tayyip Erdoğan'ın partisinin de bazı Alevileri transfer etmek istediği söyleniyor. Ne diyorsunuz?
Bu tür duyumlar ben de edindim. Ama doğrusu bu kişilerin kendi açıklamalarıdır. Alevi toplumu açısından Tayip Erdoğan adı olumlu bir referans sayılamaz. Alevi toplumu açısından Tayyip Erdoğan'ın adı; bir gece saat 03.00'de İstanbul'daki en büyük Alevi Dergahı olan Karacaahmet Sultan Dergahı'nın buldozerlerle Alevilern başına yıkılması ile özdeşleşmiştir.
Aleviler açısında bu yıkım olayının tamiri biraz zordur. Onun dışında Tayyip Erdoğan'ın 'Şeriatı referans' alan söylemleri, 'demokrasi araçtır' anlayışı ve 'minareler, camiler' söylemleri Alevileri oldukça rahatsız eden söylemlerdir. Aleviler bunları yok sayamaz. Kolay kolay unutamaz görülüyor.
Bazı İslam'cılar, 28 Şubat sürecinin arkasında Aleviler olduğunu iddia etti. (Mikdat Alpay vs.) Ne diyorsunuz?
Bu iddiayı sadece, Mikdat Alpay değil, Ali Bulaç, Abdurrahman Dilipak ve Ahmet Taşgetiren'de Yeni Şafak ve Akit gazetelerindeki köşe yazılarında iddia ettiler. Hatta; 28 Şubat'ın amacının Suriye'eki gibi radikal solcu ve Alevilerin oluşturacağı bir azınlık cuntası kurmak olduğu cüretli senaryosunu bile defalarca yazdılar. 28 Şubata imza koyan Genel Kurmay Başkanı ve Kuvvet Komutanlarını Alevi olduğu yalanını bile yazdılar.
Ordu; geçmişte radikal sola ve Alevilere tavır aldığında bu kesim adeta düğün bayram ediyordu. İlk defa şeriatçılara tavır alınca bunlar, adeta şok oldular. Kendi tabanları olan tutucu kesimin Alevi düşmanlığından medet umarak Genel Kurmay Başkanı ve Kuvvet Komutanlarının Alevi oldukları yalanını yayarak, laikliği ve Cumhuriyeti savunan 28 Şubat'ı tehdit etmeye başladılar. Emevi siyaseti güderek 28 Şubat'ı Alevilikle suçlayıp, orduyu halkın Alevi düşmanlığı ile tehdit etme siyasetini güttüler. Bu durumun gerçekle ilgisi yoktur. Bu ordu ile laikliği savunan Alevileri birbirine düşman etme siyasetinin bir parçasıdır.
* Bu söyleşiyi Ruşen Çakır, Milliyet'teki dizi için yapmıştı. Ama gazetede söyleşinin sadece birkaç cümlesi yayınlanma şansı buldu