iyidost69
14.02.2006, 16:46
ALEVİLİK-SÜNNİLİK FARKI GAYET AÇIK
Çünkü bunların hiçbiri Sünni İslam kaynaklarında olmadığı gibi, İslam’ın tarihsel mirası incelendiğinde de tüm zorlama yorumlara rağmen Aleviliktekine benzer uygulama ve kurumları bulabilmek pek mümkün olmuyor. Hatta başta cem esnasında alkol kullanımı olmak üzere, kadın-erkek birlikte ibadet, cemde müzik ve müzik aletlerinin kullanımı ve semah gibi Aleviliğin özünü oluşturan unsurları ne Kuran’da, ne peygamberin ister uyduruk isterse sahih (gerçek) hadislerinde göremezsiniz. Ayrıca dünyanın hangi İslam ülkesine giderseniz gidin, onların bugünkü ve geçmişteki İslami geleneklerinde de anılan konularda benzerlikler bulmaya çalışmak nafile bir çabadır.
Yine Alevilerin tamamı olmasa bile büyük çoğunluğunca kabul edilen Kuran-ı Kerim’in eksik olduğu ve bazı ayetlerin III. Halife Osman tarafından imha edildiği, ruh göçü yani başka donda sayısız defalar dünyaya gelme (devriye) ve yeniden doğuş inancı, keza Hıristiyanlıktaki teslisi (üçleme) andırır biçimde Hak-Muhammed-Ali’nin bir nur ve bütün olarak algılanması, Hz. Ali’yi tanrı veya yarı tanrı gören insan tanrıcı kabuller, vahdet-i vücut felsefesi, kriz anlarında büyük bir kurtarıcının gelip (Mehdi) dünyayı zalimlerden temizleyeceği ve yeryüzüne adaleti hâkim kılacağına dair mesianik inançlar ve benzerlerine İslam’ın iki büyük ana öğretisi olan Sünnilik ve Şiilikte kesinlikle bir yer bulamazsınız. Bunların bir tanesine bile inanmak zaten kâfir ilan edilmeye yeterli nedendir. Bir de bütün Müslümanlar istisnasız şuna inanır; Kuran-ı Kerim’in değil bir ayetini, bir harfini bile kabul etmemek, o kişinin imansız sayılması sonucunu doğurur.
Bilinen hikâyedir; deveye sormuşlar, neren yamuk? O da demiş ki; nerem doğru ki! Hal böyle olunca Kuran esas alındığında, deve örneğindeki gibi hemen her tarafı yamuk bir başka deyişle bu kitabın getirdiği hükümlere tamamen aykırı bir yaşayışı olan bir Alevi’nin ve bu anlamda bütünlük arz eden Aleviliğin neresini doğrultup, düzelterek kitabi İslam’a ve bugünkü Müslümanların İslam’ı yaşama pratiğine uyduracağız?
Çünkü bunların hiçbiri Sünni İslam kaynaklarında olmadığı gibi, İslam’ın tarihsel mirası incelendiğinde de tüm zorlama yorumlara rağmen Aleviliktekine benzer uygulama ve kurumları bulabilmek pek mümkün olmuyor. Hatta başta cem esnasında alkol kullanımı olmak üzere, kadın-erkek birlikte ibadet, cemde müzik ve müzik aletlerinin kullanımı ve semah gibi Aleviliğin özünü oluşturan unsurları ne Kuran’da, ne peygamberin ister uyduruk isterse sahih (gerçek) hadislerinde göremezsiniz. Ayrıca dünyanın hangi İslam ülkesine giderseniz gidin, onların bugünkü ve geçmişteki İslami geleneklerinde de anılan konularda benzerlikler bulmaya çalışmak nafile bir çabadır.
Yine Alevilerin tamamı olmasa bile büyük çoğunluğunca kabul edilen Kuran-ı Kerim’in eksik olduğu ve bazı ayetlerin III. Halife Osman tarafından imha edildiği, ruh göçü yani başka donda sayısız defalar dünyaya gelme (devriye) ve yeniden doğuş inancı, keza Hıristiyanlıktaki teslisi (üçleme) andırır biçimde Hak-Muhammed-Ali’nin bir nur ve bütün olarak algılanması, Hz. Ali’yi tanrı veya yarı tanrı gören insan tanrıcı kabuller, vahdet-i vücut felsefesi, kriz anlarında büyük bir kurtarıcının gelip (Mehdi) dünyayı zalimlerden temizleyeceği ve yeryüzüne adaleti hâkim kılacağına dair mesianik inançlar ve benzerlerine İslam’ın iki büyük ana öğretisi olan Sünnilik ve Şiilikte kesinlikle bir yer bulamazsınız. Bunların bir tanesine bile inanmak zaten kâfir ilan edilmeye yeterli nedendir. Bir de bütün Müslümanlar istisnasız şuna inanır; Kuran-ı Kerim’in değil bir ayetini, bir harfini bile kabul etmemek, o kişinin imansız sayılması sonucunu doğurur.
Bilinen hikâyedir; deveye sormuşlar, neren yamuk? O da demiş ki; nerem doğru ki! Hal böyle olunca Kuran esas alındığında, deve örneğindeki gibi hemen her tarafı yamuk bir başka deyişle bu kitabın getirdiği hükümlere tamamen aykırı bir yaşayışı olan bir Alevi’nin ve bu anlamda bütünlük arz eden Aleviliğin neresini doğrultup, düzelterek kitabi İslam’a ve bugünkü Müslümanların İslam’ı yaşama pratiğine uyduracağız?