metin EL-ALEVI
17.02.2006, 13:16
HZ. ALİ ALEYHİSSELAM SON PEYGAMBER HARİÇ PEYGAMBERLERDEN MAKAM OLARAK DAHA ÜSTÜNDÜR, RÜTBE (DERECE) OLARAK DEĞİL.
Sa’saa Hz. Ali (a.s)’a şöyle arz etti: “Siz mi üstünsünüz, Adem mi?
Hz. Ali (a.s): “İnsan kendisini tarif ve tezkiye etmesi çirkin bir şeydir; ama Allah: “Rabbinin nimetinden haber et” (Duha 11. Ayet) buyurmasaydı cevap vermezdim. “Ben Adem’den daha üstünüm.” Çünkü, Adem (a.s) için buğday hariç, cennette bütün rahmet, rahatlık ve nimetler hazırlanmıştı; O nehy edilmesine rağmen o buğdaydan yiyerek cennet ve Hakkın rahmetinin dışına çıktı. Ama Allah Teala beni, buğdayı yemeden men etmemesine rağmen kendi istek ve irademle dünyayı önemli bilmediğimden dolayı, buğdaydan yemedim”
Sa’saa: “Siz mi daha faziletlisiniz, yoksa Nuh peygamber mi?”
Hz. Ali (a.s): “Ben Nuh'tan daha faziletliyim. Çünkü Hz. Nuh kendi kavmini Allah’a davet ettiğinde onlar itaat etmediler; üstelik, O Hazrete çok eziyet ve zulüm ettiler. Sonunda onların eziyetine sabredemeyip onlara beddua edip şöyle dedi: “Allah'ım, yer yüzünde kafirlere bir diyar dahi bırakma (yani onların hepsini helak et.)(Nuh 26.Ayet)” Ama ben habibim ona ve ailesine salat ve selam olsun Resulullah (saa)’tan sonra, bu ümmetin bana yaptıkları onca zulüm, eziyet ve gösterdikleri inatlarına karşı tahammül edip sabrettim kesinlikle onların hakkında beddua etmedim."
(Nitekim meşhur “Şıkşıkıyye” hutbesinde şöyle buyuruyor:
“Gözümde diken ve boğazımda kemik olduğu halde sabrettim…)
Sa’saa: “Siz mi daha üstünsünüz, yoksa İbrahim mi?”
Hz. Ali (a.s): “Ben İbrahim’den daha üstünüm. Çünkü “İbrahim (as) Allah Teala’ya; “Rabbim, ölüyü nasıl diriltirsin?” diye sordu. Allah Teala; “İnanmıyor musun?” diye buyurdu. İbrahim; “Evet inanıyorum, ama (onu görmekle) kalbimin mutmain olmasını istiyorum.” (Bakara 260. Ayet) dedi. Ama demişim ve her zaman derim ki: Eğer hicaplar kaldırılırsa zerre kadar yakinimde artış olmaz.”
Sa’saa: “Siz mi daha üstünsünüz, yoksa Musa mı?”
Hz. Ali (a.s): “Ben Musa’dan daha faziletliyim. Çünkü Allah Teâla, Hz. Musa’yı Firavun’u davet etmek için Mısır’a gönderdiğinde Musa Rabbine şöyle dedi:
“Rabbim, ben onlardan bir kişi öldürdüm, beni öldüreceklerinden korkuyorum.” (Kasas 33. Ayet)
Ama ben, habibim Resulullah (s.a.a) Allah tarafından beni “Tevbe” süresini Mekke müşriklerinin ehline tebliğ etmek için görevlendirdiğinde, ben onların erkeklerinin ve ayanlarının çoğunu öldürdüğüm halde, onlardan asla korkmayıp yalnız başıma hızlı bir şekilde gidip Tevbe süresinden yüksek sesle onların duyacağı şekilde açıkladıktan sonra geri döndüm.”
Sa’saa: “Siz mi mi daha üstünsünüz, yoksa İsa mı?”
Hz. Ali (a.s): “Ben İsa’dan daha üstünüm. Çünkü İmran’ın kızı Meryem İsa’yı doğuracağı sırada Beyt’ül Mukaddes’teydi. Sonra ona şöyle bir nida geldi: Ey Meryem! Evden dışarı çık! Bu ev ibadet evidir, doğum evi değildir.
(sancı onu bir hurma dalına götürdü) (Meryem 23. Ayet)
Ama benim annem Esed kızı Fatıma’ya viladet yaklaştığında Mesdcid'ül- Haram’a gelip, Kabe’ye iltica ederek Rabb’ine doğumunun kolaylaştırması için dua edip yalvarmıştı. Bunun üzerine Beyt’ül Haram’ın duvarı yarılıp: Ey Fatma, eve gir! Diye gaybi bir nida geldi. Bunun üzerine Fatıma duvardan içeri girdi ve beni Allah’ın hareminde ve evinde dünyaya getirdi. Bu fazilet benden önceki ve sonrakilerin hiçbirine nasip olmamıştır.”
(Ahmet er-Rahmani el-Hemedâni “el-İmâm Ali” S.370-371 / et-Tebrizi el-Ansari “el-Lematül Beyda Fi Şerh-i Hutbet’üz Zehra” S.220-221 H.1418 1. Bas. Kum Bas. / Nimetullah el-Cezairi “El-Envâr en-Numaniyye” C.1, S.27 / el-Hâc Hüseyn eş-Şâkiri “Min Siyret el-İmam Ali” S.130-132 H.1420 1.Bas. / Haşim Âli Katit “Veminel Havâr Ekteşeft el-Hakika” S.111-113 H.1421 Dâr’ül Muntazar Beyrut Bas. / Ebul Kasım el-Hav’i “el-İmam Ali Minel Mehd ilel Lehd” S. 549 / Süleyman Yıldız “Hakikat Yolu” S.38-39-40)
Sa’saa Hz. Ali (a.s)’a şöyle arz etti: “Siz mi üstünsünüz, Adem mi?
Hz. Ali (a.s): “İnsan kendisini tarif ve tezkiye etmesi çirkin bir şeydir; ama Allah: “Rabbinin nimetinden haber et” (Duha 11. Ayet) buyurmasaydı cevap vermezdim. “Ben Adem’den daha üstünüm.” Çünkü, Adem (a.s) için buğday hariç, cennette bütün rahmet, rahatlık ve nimetler hazırlanmıştı; O nehy edilmesine rağmen o buğdaydan yiyerek cennet ve Hakkın rahmetinin dışına çıktı. Ama Allah Teala beni, buğdayı yemeden men etmemesine rağmen kendi istek ve irademle dünyayı önemli bilmediğimden dolayı, buğdaydan yemedim”
Sa’saa: “Siz mi daha faziletlisiniz, yoksa Nuh peygamber mi?”
Hz. Ali (a.s): “Ben Nuh'tan daha faziletliyim. Çünkü Hz. Nuh kendi kavmini Allah’a davet ettiğinde onlar itaat etmediler; üstelik, O Hazrete çok eziyet ve zulüm ettiler. Sonunda onların eziyetine sabredemeyip onlara beddua edip şöyle dedi: “Allah'ım, yer yüzünde kafirlere bir diyar dahi bırakma (yani onların hepsini helak et.)(Nuh 26.Ayet)” Ama ben habibim ona ve ailesine salat ve selam olsun Resulullah (saa)’tan sonra, bu ümmetin bana yaptıkları onca zulüm, eziyet ve gösterdikleri inatlarına karşı tahammül edip sabrettim kesinlikle onların hakkında beddua etmedim."
(Nitekim meşhur “Şıkşıkıyye” hutbesinde şöyle buyuruyor:
“Gözümde diken ve boğazımda kemik olduğu halde sabrettim…)
Sa’saa: “Siz mi daha üstünsünüz, yoksa İbrahim mi?”
Hz. Ali (a.s): “Ben İbrahim’den daha üstünüm. Çünkü “İbrahim (as) Allah Teala’ya; “Rabbim, ölüyü nasıl diriltirsin?” diye sordu. Allah Teala; “İnanmıyor musun?” diye buyurdu. İbrahim; “Evet inanıyorum, ama (onu görmekle) kalbimin mutmain olmasını istiyorum.” (Bakara 260. Ayet) dedi. Ama demişim ve her zaman derim ki: Eğer hicaplar kaldırılırsa zerre kadar yakinimde artış olmaz.”
Sa’saa: “Siz mi daha üstünsünüz, yoksa Musa mı?”
Hz. Ali (a.s): “Ben Musa’dan daha faziletliyim. Çünkü Allah Teâla, Hz. Musa’yı Firavun’u davet etmek için Mısır’a gönderdiğinde Musa Rabbine şöyle dedi:
“Rabbim, ben onlardan bir kişi öldürdüm, beni öldüreceklerinden korkuyorum.” (Kasas 33. Ayet)
Ama ben, habibim Resulullah (s.a.a) Allah tarafından beni “Tevbe” süresini Mekke müşriklerinin ehline tebliğ etmek için görevlendirdiğinde, ben onların erkeklerinin ve ayanlarının çoğunu öldürdüğüm halde, onlardan asla korkmayıp yalnız başıma hızlı bir şekilde gidip Tevbe süresinden yüksek sesle onların duyacağı şekilde açıkladıktan sonra geri döndüm.”
Sa’saa: “Siz mi mi daha üstünsünüz, yoksa İsa mı?”
Hz. Ali (a.s): “Ben İsa’dan daha üstünüm. Çünkü İmran’ın kızı Meryem İsa’yı doğuracağı sırada Beyt’ül Mukaddes’teydi. Sonra ona şöyle bir nida geldi: Ey Meryem! Evden dışarı çık! Bu ev ibadet evidir, doğum evi değildir.
(sancı onu bir hurma dalına götürdü) (Meryem 23. Ayet)
Ama benim annem Esed kızı Fatıma’ya viladet yaklaştığında Mesdcid'ül- Haram’a gelip, Kabe’ye iltica ederek Rabb’ine doğumunun kolaylaştırması için dua edip yalvarmıştı. Bunun üzerine Beyt’ül Haram’ın duvarı yarılıp: Ey Fatma, eve gir! Diye gaybi bir nida geldi. Bunun üzerine Fatıma duvardan içeri girdi ve beni Allah’ın hareminde ve evinde dünyaya getirdi. Bu fazilet benden önceki ve sonrakilerin hiçbirine nasip olmamıştır.”
(Ahmet er-Rahmani el-Hemedâni “el-İmâm Ali” S.370-371 / et-Tebrizi el-Ansari “el-Lematül Beyda Fi Şerh-i Hutbet’üz Zehra” S.220-221 H.1418 1. Bas. Kum Bas. / Nimetullah el-Cezairi “El-Envâr en-Numaniyye” C.1, S.27 / el-Hâc Hüseyn eş-Şâkiri “Min Siyret el-İmam Ali” S.130-132 H.1420 1.Bas. / Haşim Âli Katit “Veminel Havâr Ekteşeft el-Hakika” S.111-113 H.1421 Dâr’ül Muntazar Beyrut Bas. / Ebul Kasım el-Hav’i “el-İmam Ali Minel Mehd ilel Lehd” S. 549 / Süleyman Yıldız “Hakikat Yolu” S.38-39-40)