Orijinalini görmek için tıklayınız : Ahiretin l?zumu


SERHAN
02.05.2005, 15:51
Arkadaşlar, Risale-i Nurdan istifade ettiğim 'ahiret' hakikatını sizinle paylaşmak istedim. ?nşallah beğenirsiniz:
Gözümüzle görüyoruz ki, zemin yüzünde her şeyi ihata eden bir şefkat ve merhamet vardır. Mesela, o rahmet baharda bütün ağaçları ve meyveli nebatları Cennet hurileri gibi giydirip, süslendiriyor. Ağaçların ellerine her çeşit meyveyi verip, bizlere uzatıp ''haydi alınız, yiyiniz'' diyor. Yine o rahmet, bize zehirli bir sineğin eliyle en tatlı ve şifalı balı yediriyor ve elsiz bir böceğin eliyle, en yumuşak ipeği bizlere giydirdiği gibi, bir avuç kadar küçücük çekirdeklerde ve tohumcuklarda binlerce kilo yemekleri bizim için saklıyor. O rahmet, dünyaya yeni geldiğimiz zaman, annemizin sinesine asılan iki çeşmeden bize gıdalı, safi, beyaz sütü kan ve fışkı ortasından, bulaştırmadan ve bulandırmadan bizim imdadımıza gönderiyor. ?şte böyle bir rahmet ve şefkat, elbette mümin kullarını ölümle yok etmez. Onları, daha parlak merhametlere mazhar etmek için dünya hayatından terhis eder.
Yine gözümüzle görüyoruz ki, yeryüzünde öyle bir hikmet eli işliyor ve öyle adalet ölçüleriyle işler dönüyor ki, insan onun üstünde düşünemiyor. Mesela, insanın bin cihazatına takılan hikmetlerden, yalnız mercimek büyüklüğündeki hafıza kuvvesine baksak, Cenab-ı Hak, mercimek tanesi kadar olan hafızayı bir kütüphane şekline çevirmiş. Bütün hayatımızı, karıştırmadan o hafızaya yazıyor. Ayrıca insanın vücudu, kemikleri, damarları, organları, hücreleri, kanın içindeki maddeleri nihayetsiz hikmetlerle yaratılmıştır. Öyle ise insanı ve bütün kainatı yaratan zat, nihayetsiz hikmet sahibidir. Çünkü, hikmetsiz hiçbir iş, kainatta yoktur. Kainatta aynı zamanda çok hassas bir adalet ölçüleri vardır. Sineğin kanatları, mikrobun midesi, insanın aza ve organları hep ince ve hassas bir ölçüyle yaratılıyorlar. Öyle ise, insanı ve kainatı yaratan zat adildir. Yani her şeyi hassas bir ölçüyle yaratıyor. ?şte madem Allah, Adil ve Hakimdir, öyle ise ahiret vardır. Çünkü zalim zulmediyor, mazlum zulüm görüyor, biri ceza diğeri mükafat görmeden bu dünyadan göçüp gidiyorlar. Madem Allah, Adil ve Hakim olduğunu bu kainatla bize gösteriyor. Elbette bu adaletsizliğe ve hikmetsizliğe müsade etmez. Öyle ise büyük bir mahkeme vardır.
Ve yine görüyoruz ki, her ihtiyacımızı veren bir kudret vardır. Mesela, görmeye ihtiyacımız var, göz verilmiş. Duymaya ihtiyacımız var, kulak verilmiş. Suya, havaya, ekmeğe, meyvelere ve bütün aza ve organlarımızın hepsine birden ihtiyacımız var. Bu ihtiyaçlarımızın hepsi gözümüzün önünde veriliyor. Elbette insanın beka ve ebediyet gibi bir ihtiyacını da, Allah insanlara verecektir. Ayrıca; Allahın bitmez tükenmez hazineleri vardır. Yani Allah herşeyi yaratabilir. Madem Allahın nimetleri bitmez ve Allah, şefkat ve merhamet sahibidir. Elbette, sevdiği kullarına ebedi ziyafetler verecektir. Eğer Cennet ebedi olmasaydı, insanlar bir gün o lezzetin biteceğini düşünüp, elem çekerlerdi. Çünkü, lezzetin biteceğini düşünmek insana sıkıntı ve elem veriyor...

chatlakalper
03.05.2005, 12:43
Serhan yazın güzel fakat nurcuların nerdeyse peygamberimiz diye nitelendirdiği ve de risale-i nur kulliyatına çağdaş kuran-ı kerim dedikleri bir kişinin yazıları insanları ne kadar yönlendirebilir eğer mümkünse gerçek Kuran-ı Kerimden ayetlerle bize yardımcı ol. Bu fikirlere kimi karşı çıkar kimi benimsemez ama Kuran-ı Kerimden yaptığın alıntıları inançlı kişiler benimser inançsız kimseler benimsemez.

SERHAN
03.05.2005, 14:57
Sevgili arkadaşım, bir şey, eğer doğru ise, kimin söylediği önemli değildir. Önemli olan, ilmin kendisidir. Biz o söylenen şeyi aklımızla tartıp, öyle kabul ederiz. Risale-i Nur, Kur'anın bir tefsiridir. Yani Kur'anın hakikatlerini bize ders veriyor. Yani bize Kur'anı tefsir ediyor. Ben Risale-i Nura, bana kur'an hakikatlerini ders verdiği için değer veriyorum. Kesinlikle, Risale-i Nur peygamberlik dava etmiyor. Baştan sona kadar iman ve Kur'an hakikatlerini ilmen ve aklen ve kimsenin itiraz edemeyeceği bir tarzda ispatlıyor. Bize Allahı ve peygamberimizi sevdiriyor. Kur'ana daha çok değer vermemizi sağlıyor. Yani Risale-i nur, Kur'anın malıdır ve ondan süzülmüş hakikatlerdir.Peygamberimiz buyurmuş:''Alimler, peygamberin varisleridir''
Arkadaşım, nasıl ki hasta olsak, bir tabibe gideriz. Bir ev yapacak olursak, bir mimara ve mühendise baş vurururuz. Çünkü bu işlerde ihtisas sahibi, onlardır. Öyle de, ?man ve Kur'an hakikatlerinde ihtisas sahibi olmuş ve peygamberimizin yolundan gittiğini hayatıyla göstermiş ve ilmiyle amel etmiş alimlerden ders almaya ihtiyacımız vardır. ?şte Risale-i Nur bunlardan biridir. Kur'anın tercümesinden, Kur'anı tam olarak öğrenemeyiz. Çünkü Kur'anı başka bir dille ifade etmek çok zordur. Tercüme, tam olarak Kur'anı ifade edemediği gibi, bazen sarih ve açık bir manayı da bozabiliyor. Bu sebeple ?slam Alimlerinin ilminden istifade etmemiz gerekir.
?man ve ?slamiyet düşmanları, bu asırda iman hakikatlerini zayıflatmak ve yıkmak planını, programlarının birinci sırasına koymuşlardır. Hususan son zamanlarda tarihte görülmemiş bir halde münafıkane ve çeşit çeşit maskeler altında imanın erkanına yapılan su-i kastler pek dehşetli olmuştur... Halbuki, ?manın rükünlerinden birisinde hasıl olacak bir şüphe veya inkar, dinin teferruatında yapılan lakaydlıktan pek çok defa daha felaketli ve zararlıdır. Bunun içindir ki şimdi en mühim iş, taklidi imanı tahkiki imana çevirerek imanı kuvvetlendirmektir, imanı takviye etmektir, imanı kurtarmaktır. Herşeyden ziyade imanın esaslarıyla meşgul olmak kati bir zaruret, mübrem bir ihtiyaç, hatta mecburiyet haline gelmiştir. Bu Türkiyede böyle olduğu gibi, bütün ?slam dünyasında da böyledir.
Evet, temelleri yıpratılmış bir binanın odalarını tamir ve tezyine çalışmak, o binanın yıkılmaması için ne derece bir fayda temin edebilir? Köklerinin çürütülmesine çabalanan bir ağacın kurumaması için, dal ve yapraklarını ilaçlayarak tedbir almaya çalışmak, o ağacın hayatına bir fayda verir mi?
?nsan saray gibi bir binadır. Temelleri imanın rükünleridir. ?nsan bir ağaç gibidir; kökü, iman esaslarıdır. ?manın rükünlerinden en mühimmi, Allaha imandır. Sonra nübüvvet ve haşirdir. Bunun için, bir insanın en başta elde etmeye çalıştığı ilim; iman ilmidir. ?limlerin esası, ilimlerin şahı ve padişahı, iman ilmidir.
?man, yalnız icmali bir tasdikten ibaret değildir. ?manın çok mertebeleri vardır. Taklidi bir iman, hususan bu zamandaki dalalet, sapkınlık fırtınaları karşısında çabuk söner. Tahkiki iman ise sarsılmaz ve sönmez bir kuvvettir. Tahkiki imanı elde eden bir kimsenin, ?man ve ?slamiyeti dehşetli dinsizlik kasırgalarına da maruz kalsa, o kasırgalar bu iman kuvveti karşısında tesirsiz kalmaya mahkumdur. Tahkiki imanı kazanan bir kimseyi, en dinsiz filozoflar dahi, bir vesvese ve şüpheye düşürtemez.
?şte bu hakikate binaen, biz de tahkiki imanı ders vererek, imanı kuvvetlendirip insanı ebedi saadete ve selamete götürecek KUR'AN VE ?MAN HAK?KATLARINDAN OLU?AN bir eseri okumayı katiyyetle lazım gördük.
Elhasıl, Risale-i Nur, Kur'anın hakikatlerini ders verdiği için, yukarıdaki yazım da bir Kur'an ve iman dersi oluyor. O yazıyı dikkatle oku. Kur'ana ve imana ters düşen bir nokta var mı?
Tekrar ediyorum: ?ahısların önemi yoktur. Önemli olan ifade edilen hakikattir. Eğer ifade edilen hakikatte bir sorun varsa, onun tartışılması lazımdır. O hakikati söyleyene bakma. Söylenen hakikate bak ve istifade et. Risale-i Nurun Kur'an tefsiri olmasının en büyük delili, iman ve Kur'an hakikatlerini ilmen ve aklen ispatlamasıdır. Eğer Risale-i Nur, Kur'anın bir tefsiri olmasaydı, baştan sona kadar iman ve Kur'An hakikatlerinden bahstmezdi. ?bn-i Sina gibi bir dahi ''haşir, bir nakli meseledir, iman ederiz fakat akıl onda yol bulamaz'' demiş. Fakat, Risale-i Nur haşri ve ahireti aklımıza göstermiş, ispat etmiş. Arkadaşım, ahiret hakkında yazdığım yazıyı tekrar oku. Ahireti bu şekilde anlatan ve ispatlayan bir yazı bulabilirsen bana getir. Burada demek istediğim şey, Kur'anın ifade ettiği hakikatı, Risale-i Nur kainattan deliller getirerek ispatlamış. Ahiret hakkında yazdığım hakikate en inatçı bir dinsiz bile karşı çıkamaz. Çünkü, ahireti inkar etmek isteyen, önce kainatta görülen hikmeti ve adaleti ve rahmeti inkar etmesi lazımdır. Madem inkar edemez, öyle ise ahireti de inkar edemez. Risale-i Nura, herkesten ziyade alevilerin sahip çıkması lazımdır. Çünkü, mesleğimize ve davamıza kuvvet veriyor...Ben, bu yazıyı yazmaya niyetim yoktu. Fakat mecbur oldum. Anlayışla karşılamanızı rica ederim.. saygılar...