Orijinalini görmek için tıklayınız : içsel çelişki.........


Dogan24
23.02.2006, 00:00
Bazı insanlar yığınla içsel çelişki yaşamaktalar. Ancak bu çelişkilerin çözümü için inançsızlığı kendilerine referans almaktalar. Elbette insanlar özgürdür. Kendi düşünsel ve yaşamsal sorunlarını çözmekte istedikleri yönteme başvurabilirler. Bu konuda Tolstoy’un önemli bir belirlemesi var. Şöyle diyor Tolstoy: “İnançsızların bütün eylemlerinde ve düşüncelerinde aynı şey yaşanır. İç dünyalarındaki çelişkileri saklamak için karmaşık, ince deliller toplanır ve kişinin dikkatini önemli ve asli olandan uzaklaştıran ve onun yalanlar içinde kalakalmasını mümkün kılan bir sürü saçmalık o kişinin zihnini doldurur. İşte, günümüz insanları farkında olmadan böyle bir durumda yaşamaktadırlar.”.
Evet, farkında olmadan günümüz insanı çelişkilerinin çözümü için yanlış yerde arayış yapmakta. Bu yanlış yerde arayış onu sorunlarını gizlemeye, saklamaya, yok saymaya vs. Götürmekte, çözümü sunmak yerine çözümsüzlüğü derinleştirmektedir.
İçsel çelişkileri yanlış ilaçlarla tedavi etmeye çalışmak beraberinde bir çok yeni ve daha ağır hastalığı getirir. Yığınla teoriler üretilip, bilim adına çeşitli yalanların, hurafelerin arkasına saklanılabilinir. Yine saçma sapan gerekçelerin arkasına saklanabilinir. Ancak bunların tedaviyi geciktirmekten başka bir işlevi olmayacaktır.
Çözüm; hiç bir dinsel, sosyal, bilimsel vb. hurafenin arkasına saklanmamak. Çözüm; komplekse girmeden, korkulara kapılmadan, bahaneler aramadan, yalanlara sığınmadan, doğruları yanlışa yormadan, samimice anlamaya çalışmaktan geçer. Bakarak, görerek, düşünerek, hissederek... anlamaya çalışmak. Evreni, dünyayı, insanı anlamak.
Çözüm; o kadar dolambaçlı, sinir bozucu, soyut değil. Çözüm kendimizde. Yeter ki, az da olsa yoğunlaşalım. En önemlisi anlayalım. Anlamıyorsak, kavrayamıyorsak dahi bunları yapmaya çalışalım. Yoksa daha yığınla akıl dolu, akıl dışı, saçma sapan teoriler üretebiliriz. Üretimlerimize kendimizi inandırarak başkalarını da inandırabiliriz. Fakat bu çözümsüzlüğü derinleştirmekten başka bir şeye yaramayacaktır.
İnsanın inançlı olması bilimsel doğruları yadsıması anlamına gelmez. İnançlı insan bilimsel gelişmeleri yakından izler, insanın genel anlamda hayatını kolaylaştıran gelişmeleri destekler. Ancak bazı bilimsel verilere saplanıp kalarak, yine bazı dogmatik, gerici, hurafe gelenekleri inanç diye anlarsak kendimizi kandırmış oluruz.
İnsanın inanması, bazı doğa olaylarından korkması ve bu korkuyu gidermenin bir aracı olarak daha üst bir varlığa inanması olarak yorumlanıyor. Bu yanlıştır. İnsan korkularını yenmek için inanmıyor. İnsan, bu sonsuz evrenin amaçsız, anlamsız olduğuna inanmadığı için inanıyor.
Bütün bu evrenin, insanın, yıldızların, atomların... bir anlamı olmalı. Bunların bir anlamı var. Yeter ki bizler anlamaya çalışalım. Dikkat edilirse bakmak görmek değildir. Sıradan bir bakışla çok şeyleri görmeyiz. Görmemiz için bakışımızın daha keskin olması gerekiyor. Sizde bu keskinlik ne boyutta?

müttaki
23.02.2006, 10:19
doğan kardeş keskinlik değil de basiret derler ona. basir Allahın sıfatlarından olup bakmadan görme manasına da gelebilir. çünkü bakmak için bir mekandan bakman lazım. ama Allah namekan. heryerde. bizde özümüzü bilirsek özde Allahın bir parçası olduğumuz için bizde namekan olabiliriz. basiretimizde açılır. bir nevi perdeler kalkar. perde dediğimizde hayata bakışımızdır. hayata bakışımızı idrak edip eksikliklerimizi tamamlamalıyız.

İnsan dünyada ki en büyük yalan makinesidir. çalışması ve yaşayabilmesi için durmadan üretir ama genellikle yalan. sabah kalkmamızdan akşam uyuyana kadar belkide rüyalarımızda bile durmadan yalan üretiriz. bunu anlayabilmek için bilinçaltını idrak etmek lazım. bilinçli yalanlarda var. bahsettiğim bilinçsiz olanlar. çevremizde normal olarak karşılanan bir sürü yalan da var. bilinçaltında yaşayanlar bence hiç yaşamıyorlar. yaşamak hissetmek farkında olmaktır.

Dogan24
23.02.2006, 12:56
dogrulugunun onayını vermeden önce size belirtmeliyimki (KESKİNLİK) yüzeysel bakmanın yerine içtenlikle ve samimi bir gözlemle bakmak deriminde kullandım ama (BASİRET) senin bahsettigindir yani bir sekilide kaderinin bağli veya kısmetinin kapalı olması anlamında yorumladınız sonuç itibariyle anlatım aynıdır diye bilmek için insanın ne denli baktıgını bulmak gerekdiğini bilmek gerekir...... saygılarımla....