Orijinalini görmek için tıklayınız : Sivas Olayları (madimak)unutuldu mu ?


meymane_usari
25.02.2006, 20:55
canlar lütfen yorumlarınızı yazın önemli bir konu bence.

Canan
25.02.2006, 21:14
unutulmadi bence..... ben sahsen unutmadim....

Kemal
25.02.2006, 21:18
unutmak imkansız...

Ercan
25.02.2006, 21:29
Acilar unutulmaz

seher.yeli
25.02.2006, 22:49
hic bir zaman unutulmazki bu basit bir sey degilki canimiz gitti canlarimiz gitti imkani yok unutmanin

okyanus
26.02.2006, 00:39
konuyu görünce bile içim cız ediyo ağlayasım geliyo ordaydım madımak yakıldığında.biz unutmuyoruzda sorumluları hala dışardalar hayatlarına devam ediyolar .artık yapılacak tek şey var aynı olaylara maruz kalmamalıyız.madımak yakılırken sivas halkınında suçu var azda olsa sahip çıkmadık bende dahil (ozaman 13 yaşında olmama rağmen kendimi suçlu hissediyorum).susmayalım sustukça sıra hepimize gelecek

derviscemal
26.02.2006, 01:00
nasıl unuturuz nasıl...

Yakapınarlı
26.02.2006, 01:04
bu soruyu kimin açısından düşünerek sorduğuna bağlı aslında cevabım bizler için soruyosan elbette hayır unutulamaz maraş çorum olayları gibi bu olayda asla unutulmayacak; haa devlet açısından soruyosan olay ertesi gün unutuldu diyebilirim

Erki
26.02.2006, 01:21
kesinlikle unutmam

serin
26.02.2006, 01:34
bu soruyu kimin açısından düşünerek sorduğuna bağlı aslında cevabım bizler için soruyosan elbette hayır unutulamaz maraş çorum olayları gibi bu olayda asla unutulmayacak; haa devlet açısından soruyosan olay ertesi gün unutuldu diyebilirim


kesinlikle katılıyorum

MetinK
26.02.2006, 01:43
"yolu yok bu özlemin
ve de sonu.
seni ülkem yasakken,
seni sivas yaniyorken,
ve dersim kursunlaniyorken sevdim"
...
metink 1995

o günleri unutmak insanligi unutmak demektir ayni zamanda...
gecmisini unutanlarin gelecegi olmaz...

Yakapınarlı
26.02.2006, 01:44
http://www.aleviforum.com/showthread.php?t=2505&highlight=sivas+%FEehitleri+%FEiirleri

bu bölümdeki şiirlerle anlaşılıyor unutulmadıkları ve unutulmayacakları

arda24
26.02.2006, 01:54
unutmadık ama sanırım hiç birşey yapamadık.

meymane_usari
26.02.2006, 16:06
Güneşli bir temmuz günü ulaşmıştı haberleri. Antalya'da dostlarla birlikte bir bahçede oturmuş çay içiyorduk. Rengarenk yaz çiçekleri, televizyondan bahçeye düşen yangın görüntüleri ve " ölenlerden kimlikleri belirlenenler" le birden cehenneme dönüşmüştü. Ölmenin onursuzluk, yaşamanın tonlarca ağırlıkta bir yük olduğu günlerden biriydi. Hatırlıyorum; Hasret'i son gördüğüm gün gelmişti aklıma önce. Almanya'da Köln şehrinde, tren istasyonundaydık arkadaşlarla. Onu demiryolunun karşı tarafında gördük. El salladık karşılıklı, hal hatır sormaya başladık uzaktan. Sonra tren geldi karşı tarafa, bir süre bekledi ve hareket etti. Uğultusunu bırakarak uzaklaştığında, o yoktu. Sonradan düşündüm de, Almanya'da ulaşım araçlarının dakikliği, son görüşmemizi kısacık kılmıştı. Ama bugün onu her düşündüğümde, o günkü gülüşü ve nadir siluetiyle geliveriyor karşıma. Sonra bir ilkbahar sabahı, Ankara'da, Zafer Çarşısı'nda çay içişimiz, eşine sevgiyle bakışı... Telefonunun hep borcundan dolayı kapalı oluşu.. Geride kalanların anlattıkları sonra. Kaçış yolu ararken pencereden baktığında başına isabet eden parke taşı. Geriye dönüp, yüzü kan içindeyken bir sigara yakıp, bir tane de Arif Sağ'a uzatırken; "Yak hocam yak. Bu son sigaramız" deyişi. Olayı başından sonuna kaydettiği video kameranın filmiyle birlikte hala kayıp oluşu.. Babasının tek oğlunun ardından sessizce ağlayışı..

Gördüm anaların ağlamasını,
Babaların ağlaması bir başka.
Babaların ağlaması bir beter.

demiş Hasan Hüseyin. Hasret'in babasının ağlayışı, ağustosta çam ormanı yangınıydı. Ölümünden üç ay sonra doğan bir erkek çocuğunun babası; Hasret Gültekin...Şelpe ustası ve türkü söylemenin...

İçin için süren yangının alevleriydi yükselen Madımak'tan, "Yaralarımızı saralım. Oy beni, dertler ortağı toprak" diyen Hasret toprakta şimdi. Kiminle kardeşiz, görmediniz mi hala? Yanan köylerin, gözaltında kaybolanların, faili meçhullerin ülkesinde kardeş bedenlerden yükselen dumanlar yakmadı mı genzinizi hala ?

canlar bu yazıyı okumanızı şiddetle öneriyorum çok duygu yüklü.o katliamda hasret gültekin için ilkay akkaya nın söyledikleri....

bu arada yorumlar için yüreğinize sağlık

barabar
26.02.2006, 16:12
ben o zamanı pek hatırlamıyorum kayıtlarda izlediğimde tüylerim diken diken oluyor unutmak imkansız...

Canan
26.02.2006, 18:02
ben o zamanı pek hatırlamıyorum kayıtlarda izlediğimde tüylerim diken diken oluyor unutmak imkansız...

ben 6 yasindaydim ve daha dun gibi hatirliyorum... annem ile babamin yaninda degildim o zamanlar dedemlerde kaliyodum.. tek hatirladigim sey t.v onunde butun her kezin oturmasi... babannem ve dedemin aglamasi.... hava kararmamis olmasina rahmen perdeleri cekmislerdi lambayi acmadilar karanlikda oturmusduk tek isik televisyondan... galiba benim goz yaslarinin gormemi istemiyolardi.... ben ikide bir dede ne oldu diye soruyodum dedem yok birsey kizim haberleri izliyoruz diyodu... neden agliyosunuz diye soramadim bir turlu... buyuklerin isine karismamak icin yerde oturmus elimde bir bebek oyun oynamis gibi yapiyodum... televizyona yan oturmusdum ne tam olarak bakiyodum nede arkami donuyodum... kotu birsey oldugunu seziyodum ama hic birsey anlamiyodum...

tek hatirladigim bu evde basga kisiler oldugunu biliyorum ama onlari hatirlamiyorum aklimda kalan tek goruntu karanlik bir odada oturup dedem ile babannemin aglamalarini dinlemek...

gazel25
26.02.2006, 18:34
biz unutmuyoruz ama unutanlar vede unutturmak isteyenler fazla. zaten suçlularda cezalarını yeterince çekmedi. içim hala acıyor sivas dedikçe

gazel25
26.02.2006, 18:36
bizler unutmuyoruz ama unutanlar vede unutturmak isteyenler çok fazla. zaten suçlularda cezalarını yeterince çekmediler. içim hala acıyor sivas dedikçe...

Balta
27.02.2006, 16:19
Benim adım yakında "istenmeyen adam" "dokuz köyün delisi" yada "sivri dilli"ye çıkacak yada Admindeki arkadaşlar beni atacaklar bu gidişle ama susyum diyorum ama bunuda beceremiyorum. Ben bu yüzden Türkiyede üniversite hayatımı tamamlayamadım bu dilden çok çektim. belki ben bu nedenle alevi felsefesinin özünede "eline diline beline sahip ol " yakışmıyorum ama arkadaşlar beni maruz görün lütfen. Diğer formların bircoğunda arkadaşların bazı provakatörlerle bir olup hepimiz "Türküz, Müslümanız " gibi moda sözler söylemekte bilinçli yada bilinçsiz. Aslında bu soruyu onlara sormak lazım. MADIMAKI UNUTTUNUZMU diye?

Canlar 20.yüzyılın göbeğindeki bu mahşeti Unutanada Unutturanada Yazıklar olsun.

Dostca Kalın

worker
27.02.2006, 17:01
evet arkadaşalr seçilen konu gerçekten ağır bir yük insanlık için.
yani insanlığın yüzyıllarca üzerinden atamıyacağı ve atmaması gereken bir olaylardır sivas katliamı?

ben anette sivas katliamı unutuldu dedim ama sebebini burda açıklamka isterim sivas katliamı görece de var gözükse de bana göre sivas katliamının içini boşaltmadanda geri kalmadı çoğu kitle. Dmem o ki sivas katliamı artık bir çok siyasi partinin etkinliğinden başka bir şey olmadı ama eğer ki bizler buna izin vermeseydik böyle olmazdı.
kısa bir örnek vermek istiyorum. 2 temmuz 2004 yılında salihlide bir siyasi parti sivas anması yapıyor ve sebahat akkiraz konuk sanatçı alanda 5000 kişi ve herkes bekliyor kınalı kar denen film müziğinin dinlemek için, dinliyor ve alandan gidiyor. tarih 2 temmuz 2005 salihlide bir grup demokratik kitle örgütü kendi yerel imkanları ile bir etkinlik düzenliyoruz ve katılım 600 kişi.

demem şuki unutmamak yetmiyor forumda söylendiği gibi unutturmak isteyenlere karşıda bir mücadele verilmeli.

kavakli
27.02.2006, 17:08
...

Yakapınarlı
27.02.2006, 17:13
Koray KAYA Menekse KAYA ikiside teyzemin torunu ozan Ismail KAYA teyzemin oglu Belkiz CAKIR hem koylum hemde akrabam bu konulari actini yarami destiniz o olaylarda bende vardim inanin konu basligini gorunce hemen aklima otelden kacisimiz ve aliaga mahallesine siginisimiz geliyor saclarimizdan cam kiriklarini ayikliyorduk biraz icimi dokeyim bilmedikleriniz olabilir

otel alt kattan yanmaya baslamisti bizde catiya cikmayi karar verdik cunku yan binaile bitisikti madimak oteli oraya gecebilecegimizi dusunduk yan bina ise BBP partisinin burosu vardi catiya ciktigimizda eli silahli iki kisi bizim buraya giremiyecegimizi aksi taktirde ates etmekten kacinmicaklarini soleyince tekrardan bina icine mecburiyetten girmek zorunda kaldik aslinda o kadar insan olmeyebilirdi BBP nin adamlari bizi alsalardi en azindan olenlerin icinden baya insan kurtarabilirdik ama olmadi otelin yanina dayanan yangin emrdiveniyle ciktik disari orada bekleyen otobusler ebindirildik ve goturulduk yasanmis seyler asla unutulmaz bu olaylar gibi zihnimin en derinlerine yazildi cunku bunlar gozlerinin onunde bogulan insanlar yere dusenler disaridan gelen taslarla kafasi yarilanlar ne diyim baskada konusmak istemiyorum allah olen dostlarimin mekanini cennet eyliye ....
valla bilmiyordum bunu yani sennde orda olduğunu ilk defa burda duydum olayları bizzat yaşamış birinin ağzından duymask beni daha da kötü etti aklımdan asla çıkmayacak görüntüler var.seni düşünemiyorum bile.

meymane_usari
27.02.2006, 17:18
kavakli can o günlerii yaşamana çok üzldüm öncelikle geçmiş olsun diyorum sana umarım bir daha böyle olaylar yaşanmaz

Canan58
27.02.2006, 19:07
Açıkçası ben buna evet dedim.Ama neden ; bizler canlar unutmadık halen acısı içimizdedir hiç bir zamanda unutamayız .

Peki bunları yapanlar unutmadımı sizce ,unuttular onların içi yanarmı ya.

Benim ve bütün canlarında eminimki ; bunları yapanları diri diri ateşe attıklarında o acıyı vücutlarının her köşeşinde hissettiklerini gördüğüm zaman acım hafifleyecek ama asla unutmayacağım.

meymane_usari
28.02.2006, 07:11
berfin onları ateşe atmak hiç bir şeyi çözmez sadece o an ki nefsimizi tatmin etmiş oluruz ama size Hz İmam Ali den bir iki olay anlatayim:
Bir savaşta İmam Ali bir düşmanı indirmiş öldürecekken adam Hz İmam Ali nin yüzüne tükürür.Bunun üzerine Hz Ali kılıcını indirir.Adam şaşarır neden beni öldürmedin diye İmam Ali de söyle der "Seni önce öldürseydim Allah aşkına öldürecektim ama şimdi öldürürsem nefsimi tatmin etmiş olurum" dedi ve adam müslüman oldu.

Sonra da İmam Ali oğlu Hasan a beni öldürenlere zalimlik etmeyiniz eğer zalimlik ederseniz onlardan bir farkınız kalmaz...

Canan58
28.02.2006, 19:37
Sonra da İmam Ali oğlu Hasan a beni öldürenlere zalimlik etmeyiniz eğer zalimlik ederseniz onlardan bir farkınız kalmaz...

Benle bu konuyu paylaştığın için teşekkür ederim. ama inan bu acıyı halen içimde hissediyorum.Bu yüzden bu şekil anlatımım olmuş olabilir.

Hüseyin69
28.02.2006, 20:19
ben oy kullanma geregi duymadim ama sunu rahatlikla söyleye bilirim forumdaki bazi üye arkadaslar nekadar unutulmadi deselerde bence coktan unutuldu onlari yaptiklari sadece timsah gözyaslaridir düsünsenize bir fasit bir yobaz buraya geliyor bir mesaj yaziyor kendini alevi sanan bazi üyeler o mesaja onay veriyor neymis özgürlükmüs hosgörü imis vsvs özgürlük düsmanla ayni kasigi paylasmak degil özgürlük düsmana taviz vermek hic degil acikca söylüyorum bir kac üye disinda sivas maras corum gazi ve daha nice katliamlari unuttuk kabullenin artik neden derseniz cevremde ve sanalda yiginla örnek var siralamaya gerek bile duymuyorum
ha kimileri benim bu tür mesajlarima provakativ saldiri vs algilayabilir olsun nasil düsünüyorlarsa düsünsünler ben agzimdan gelen kelimeleri degil yüregimi sizlatan cümleleri size yansitmaya calisiyorum bozuk plak gibi yine ayni nakarati tekrarlamak zorundayim
malesef katillerimizle ayni sofrada corbaya kasik salliyoruz

Balta
02.03.2006, 09:37
ben oy kullanma geregi duymadim ama sunu rahatlikla söyleye bilirim forumdaki bazi üye arkadaslar nekadar unutulmadi deselerde bence coktan unutuldu onlari yaptiklari sadece timsah gözyaslaridir düsünsenize bir fasit bir yobaz buraya geliyor bir mesaj yaziyor kendini alevi sanan bazi üyeler o mesaja onay veriyor neymis özgürlükmüs hosgörü imis vsvs özgürlük düsmanla ayni kasigi paylasmak degil özgürlük düsmana taviz vermek hic degil acikca söylüyorum bir kac üye disinda sivas maras corum gazi ve daha nice katliamlari unuttuk kabullenin artik neden derseniz cevremde ve sanalda yiginla örnek var siralamaya gerek bile duymuyorum
ha kimileri benim bu tür mesajlarima provakativ saldiri vs algilayabilir olsun nasil düsünüyorlarsa düsünsünler ben agzimdan gelen kelimeleri degil yüregimi sizlatan cümleleri size yansitmaya calisiyorum bozuk plak gibi yine ayni nakarati tekrarlamak zorundayim
malesef katillerimizle ayni sofrada corbaya kasik salliyoruz

Aynen katılıyorum yanlız olduğunu düşünme zaten bu anlamda Ülkücülük-Alevilik forumunda bile ülkücü bir kafatascının propagandalarını haklı çıkaran cevaplara yakın olmasa da cesaretlendiren, binden fazla insan okumasına karşı katillerimize tepkisini gösteren birkaç duyarlı arkadaş dışında malesef bir suskunluk hakim. Düşmanla aynı sofrayı paylaşmam diyen tüm canlar acısını unutmadık demekle yetinmemesi lazım. Susmak Onaylamaktır Canlar.

Balta
02.03.2006, 09:47
berfin onları ateşe atmak hiç bir şeyi çözmez sadece o an ki nefsimizi tatmin etmiş oluruz ama size Hz İmam Ali den bir iki olay anlatayim:
Bir savaşta İmam Ali bir düşmanı indirmiş öldürecekken adam Hz İmam Ali nin yüzüne tükürür.Bunun üzerine Hz Ali kılıcını indirir.Adam şaşarır neden beni öldürmedin diye İmam Ali de söyle der "Seni önce öldürseydim Allah aşkına öldürecektim ama şimdi öldürürsem nefsimi tatmin etmiş olurum" dedi ve adam müslüman oldu.

Sonra da İmam Ali oğlu Hasan a beni öldürenlere zalimlik etmeyiniz eğer zalimlik ederseniz onlardan bir farkınız kalmaz...

Sevgili Zaza zaten bu kültürümüzü kime ve kimlere karşı kullanacağız konusunda kavram kargaşası yaşadığımız için Hünkarın bir sözünüde "İNCİNSENDE İNCİTME aynı şekilde kararsızlık olunca bizi yokedtmeye çalışanları cesaretlendiriyor diye düşünüyorum. Her topluluğun meşru müdafa hakkı olduğuda evrensel anlamda kabul gören gerçeklerdir.Yanlış anlama ben bu fikirlere saygılıyım ama tarafsız değilim ve doğal olarak dostu düşmandan ayırmakta gerekli diye bakıyorum. Kahrolsun demekle kimse kahrolmuyor ama ateşi bizi yakıyor. çok güzel bir sözü aktarayım.

"Sen veciteryansın diye kızgın boğanın sana saldırmayacağını düşünmek en büyük yanılgıdır"

Dostca kal

okyanus
04.03.2006, 02:50
kavaklı alibaba mahallesinde nereye gittiniz bizde alibaba mahallesindeydik ,tetikte bekliyorduk bizimde evlerimizi yakacaklar diye.engellemeseler heralde bizlerde yanacaktık nedense engellemişler heralde 36 can yetmiştir demişlerdir sayın büyüklerimiz.
yanan canlarımızın toprağı bol olsun.
neolur bir olalım.kurban olduğum pir sultan seneler önce söylemiş gelin canlar bir olalım.
canerzincana katılıyorum bu forumda koyu ülkücülere seslerini çıkarmıyolar neymiş saygı duyalımmış.onlar bize yüzyıllardır saygı duyuyolar.taviz vermeyelim arkadaşlar .şimdi millette bir moda oldu herkesi alevi yapmaya çalışıyolar,tv ye çıkıyolar aleviliği anlatıyolar ben karşıyım anlatılmasına kendi içimizde kendi özümüzde yaşayalım .

Hüseyin69
04.03.2006, 03:01
canerzincana katılıyorum bu forumda koyu ülkücülere seslerini çıkarmıyolar neymiş saygı duyalımmış.onlar bize yüzyıllardır saygı duyuyolar.taviz vermeyelim arkadaşlar .şimdi millette bir moda oldu herkesi alevi yapmaya çalışıyolar,tv ye çıkıyolar aleviliği anlatıyolar ben karşıyım anlatılmasına kendi içimizde kendi özümüzde yaşayalım .


eline microfon alip kamera karsisinda semah gibi deyis gibi duaz gibi kutsal degerlerimiz aslinda ticari amac disinda hic bir hizmeti yoktur ama neymis inancsal kimlikmis vsvs kardesim inancsal kimligini icinde sakla nasilki inanc kul ile allah arasinda dir diyorsan inancsal kimliginide öyle yap üzülerek söylemek gerekirse bizim sözümona BAZI sanatcilarimiz semahlarla tvlerde fiyaka atmasi türban protestosuyla es deger haline geldi
ben yine söylüyorum son katliam degildi sivas sivas daha tazeligini korurken gazi olaylarini bile unuttuk daha ne yaziyimki

Adam
04.03.2006, 04:10
Yalnız bu soruda bir eksik var. Madımak bizim tarafımızdan hiç unutulmadı ve unutulmayacak ama bizim dışımızdakilerde durum malesef aynı değil. Ben kendi adıma oy verdim, fakat yaşadığım ülkenin geneli olarak yapılsaydı malesef hemen hemen kısmını işaretlerdim.

Damaskrov
04.03.2006, 13:59
Bu konuda gerçegi söylemek gerekirse ince ayrıntısına kadar tam bilmiyorm ama bildigim tekşey var sivas katlimanı gerçekleştirenlerden bir tanesi almanyada serbest şekilde dolaşıyor hatta kendine bir aile ve işde kurmuş.. Türk muhabirleri bunun üstüne oraya gidip adamla söylesi yapıyorlar muhabire şöyle bir cavap veriyor rahat birşekilde; zaten unutuldu niye gidip hapisanede yatimki burda ailemle zaman geçirmek varken yani artık gerek kalmadı. Artık gerisini siz düşünün. Türkiye için çok acı bir durum ama burası Türkiye!...

Damaskrov
04.03.2006, 14:01
Bence bu olaylardan ders almak için ve tekrarlanmaması için okullarda ders kitapları arasına girmesi gerekir çoğu şey gibi ama kitaplarda yok.....

Şoreş
04.03.2006, 14:40
Bu konuda gerçegi söylemek gerekirse ince ayrıntısına kadar tam bilmiyorm ama bildigim tekşey var sivas katlimanı gerçekleştirenlerden bir tanesi almanyada serbest şekilde dolaşıyor hatta kendine bir aile ve işde kurmuş.. Türk muhabirleri bunun üstüne oraya gidip adamla söylesi yapıyorlar muhabire şöyle bir cavap veriyor rahat birşekilde; zaten unutuldu niye gidip hapisanede yatimki burda ailemle zaman geçirmek varken yani artık gerek kalmadı. Artık gerisini siz düşünün. Türkiye için çok acı bir durum ama burası Türkiye!...

Evet sanıklardan biri almanyada ve birde dönerci açmış.''bigdöner'' sanırım.Karısının üstüneymiş ve kardeşi ile birlikte işletiyormuş ve sakallı bir zombi:olmadi Vicdanı hiz sızlamıyor sanırım

meymane_usari
04.03.2006, 14:45
Evet sanıklardan biri almanyada ve birde dönerci açmış.''bigdöner'' sanırım.Karısının üstüneymiş ve kardeşi ile birlikte işletiyormuş ve sakallı bir zombi:olmadi Vicdanı hiz sızlamıyor sanırım

röportaj yaptılar adamla milliyet gazetesi övüne övüne bi de yorum yapmıştı yok sivas gibi bir ilde yapılması halkın hosuna gitmedi diye ne biçim adamlar vaer ya bi de bizim hükümet bekliyor hala yakalasana adamı..:sarkazm :olmadi

Şoreş
04.03.2006, 15:00
Tepkimiz Aleviler ve Aziz Nesin demişti.Sivas çok muhafazakar bir ilmiş bu törenler hoş olmazmış.Onların namazı namaz değil orucu oruç değil.Şimdi o almanyadaki şahış 1000lerce namaz kılsın hergün oruç tutsun asla affedilemez.37 candan sorumlu onlar.Ölenlerin bir kısmıda vurularak öldürülmüş aslında adli tıp raporunda çıkmış ama raporu hemen yok etmişler.

Ben anlayamıyorum valla.Nasıl gönül rahatlığı ile yaşıyor Almanyada :s

Şoreş
04.03.2006, 15:05
İşte röportaj

Madımak Firarisi Almanya'da


Almanya’dan oturma izni alan Muhammed Nuh Kılıç, Mannheim’da eşi adına açtığı dönerci dükkanını çalıştırıyor. Kılıç, verilen 7.5 yıllık cezayı ağır bulduğu için Almanya’ya kaçtığını söyledi.

Sivas katliamı hükümlülerinden biri daha Almanya’da ortaya çıktı. Daha önce bulduğu Adem Ağbektaş’tan sonra 7.5 yıla hükümlü 32 yaşındaki Muhammed Nuh Kılıç’ın da Mannheim’da döner büfesi işlettiğini saptandı. Üstelik Almanya Kılıç’a, oturma izni ve yasal statü de vermiş.

Sivas olaylarından sonra gıyabında yargılanıp Türkiye’de 7.5 yıl hapis cezasına mahkûm olan, ancak kaçmayı başaran Muhammed Nuh Kılıç, Mannheim Kenti’nde eşinin üzerine aldığı döner büfesini kardeşi İsa Kılıç’la işleterek geçimini sağlıyor.

Kılıç, önce Salman Rüşdi’nin ‘Şeytan Ayetleri’ kitabını protesto için eylem yaptıklarını, bu sırada tekbir getirdiklerini ve bunun için 130 kişiyle yargılandığını iddia etti. Ardından Sivas olaylarına karıştığını itiraf eden Kılıç, ‘Sivas’ta büyük bir provokasyon ve kışkırtma vardı, ondan dolayı olaylar cerayan etti. Bana verilen cezayı hak etmedim’ dedi. Kılıç, 37 kişinin katledildiği olayı şöyle anlattı:

PROVOKASYONDU

Alevilerin Sivas’ta etkinlik yapması zaten provokasyondu. Çünkü Sivas aşırı muafazakar bir il. Daha önceleri de Alevi-Sünniler arasında kanlı çatışmalara sahne olan ildir. Bu yönde yapılan her etkinlik, bir provokasyondur ve sonu hüsrandır. Sünniler gidip Tunceli’de böyle etkinlik yapsa aynı sahneler yaşanırdı. Tunceli yerine Sivas’ı seçmeleri zaten provokasyona meydan vermektir. Buna ‘Şeytan Ayetleri’ni yazan Salman Rüşdi’nin eserini savunan Aziz Nesin de katılınca bardak taştı.

Olay günü camide namaz kılarken gelen davul sesleri yüzünden rahatsız olduk. Herkes sokağa döküldü. Bazılarının elinde cop ve sopalar vardı. Topluma uyarak eylemlere katıldım. Önce eylemin Amerika’ya karşı olduğunu düşündüm. Ancak yanımdaki bunun Aziz Nesin ve Aleviler’e karşı olduğunu söyledi. Ben de onlarla eylem sırasında ‘Allah, Allah’ diye tekbir getirdim.

Grubun amacı Alevilere ve Aziz Nesin’e haddini bildirmekti. Tabii ki bu arada otele yürüyenler de oldu. Onlara katılmadım. Polis yolumuzu kesti. Buna rağmen başka gruplar otele yöneldi. Otelin yakılmasını biliyordum, ama o kadar kişinin öldüğünü öğrenince şok oldum.

Olayın üzerine gidilmesi üzerine gitmesi sonucu 3 yıllık hapis cezam 7 yıl 6 aya çevrildi. Duruşmada bana suçlamaların aslı yoktu. Önce idama, ancak olay sırasında yaşı küçük olmasından dolayı 20 yıl hapis cezasına çarptırılan D.T. ismindeki arkadaşım cezasını hafifletmek için beni suçlamış. O arkadaş, ‘Zaten Muhammed kaçtı, onu yakalayamazlar’ düşüncesiyle olayları kışkırttığımı, başlarında olduğumu, camidekilerini yönlendirdiğimi ve Hizbullahçı olduğumu söylemiş. Oysa onu ben üniversiteden dolayı bir kaç ay önce tanımıştım o kadar.

MANNHEIM’da ‘Big Döner’ adlı döner dükkanını kardeşi İsa Kılıç’la birlikte işleten Muhammed Nuh Kılıç, arkadaşımız Alaverdi Turhan’a kaçış öyküsünü tüm detaylarıyla anlattı. Kılıç, 2 çocuğu olduğunu ancak birinin öldüğünü söyleyerek, ‘Yakında Türkiye’de yeni yasa çıkarsa, cezam kalkacak ve böylece Türkiye’ye giderek ailemi görme fırsatını bulabileceğim’ dedi.

Kaçışın öyküsü

Aranırken sınırdan sorunsuz girdim

MUHAMMED Nuh Kılıç, ‘Suçsuz yerde hapis yatmamak için kaçmak zorunda kaldım’ diyerek kaçış öyküsünü şöyle anlattı:

ÖNCE KIBRIS’A

7.5 yıla mahkûm edildim. Bu cezayı hak etmediğimi düşünerek kaçmaya karar verdim. Bir süre Türkiye’de gizlendim. Sonra Kıbrıs’a kaçtım. Burada çeşitli fabrikalarda çalıştım. Bir yıl böyle kaldım. Türkiye’ye döndüm. Arandığım halde sınırda nüfus cüzdanım kontrol edilmesine rağmen sorunsuz Türkiye’ye girdim. Sonra Almanya’ya kaçmaya karar verdim.

TACİRLER GETİRDİ

Kaçak göçmen ticareti yapan bir çete aracılığıyla tam bir ay yolculuktan sonra Almanya’ya ulaştık. Bizi grup halinde götüren ekip kelimenin tam anlamıyla soyguncu çetesiydi. Her yemek istediğimizde 20 dolar topladılar. 30-40 kişi küçük odalarda kaldık. Bir ay doğru dürüst yıkanamadık. Bir süre sonra beni dövdüler.

İTALYA MACERASI

Kendimizi İtalya’da bulduk. Gece yarısı olduğu için iki polis şüphelenerek yanıma geldi. Her tarafım yırtık ve çok kirliydim. Kimlik sordular, üzerimde olmadığını anlayınca nereye gitmek istediğimi sordular. İsviçre deyince garı gösterdiler ve gittiler. Sonra Como’ya vardım. Otobüsle sınıra yaklaşmak istedim. Hiç fark etmeden isviçre sınırını geçtim. Gümrük memurları otobüse bindiler ve 2-3 kişinin pasaportunu sordular. Namaz kılar gibi yaptım ve beni rahatsız etmeden ayrıldılar. Sınırı geçince, 2 Kürt kökenliye cami sordum, iltica kampının yerini gösterdiler. Polise gittim. İltica etmek istediğimi söyledim. İtalya’dan mı geldiğimi sordular. ‘Evet’ deyince beni tekrar sınıra götürüp İtalya Polisi’ne teslim ettiler. Neden İtalya’dan geldiğimi söylediğime kızdılar ve yine salıverdiler.

KONSOLOSLUĞA GİRDİM

Bu kez İsviçre’ye otoban kenarından yürüyerek girdim. İltica istedim. Bir yıl çeşitli işlerde çalıştım. Almanya’da tanıdığım biri bana evlenme niyetinde olan kızla tanıştırma fırsatını verdi. Kaçak yoldan Almanya’ya gelerek görüştüm. Sonra İsviçre’de evlenip geldim. Burada oturum için pasaport istediler. Pasaportum olmadığını, Türkiye’den arandığım için konsolosluğun da pasaport vermeyeceğini söyledim. Memur pasaport olmadan oturma izni veremeyeceğini, konsolosluktan ‘Pasaport vermiyoruz’ diye yazıyı getirmem gerektiğini söylediler. Ben de Karlsruhe Başkonsolosluğu’na gittim. Türkiye’den arandığımı söyleyip pasaport çıkaramayacaklarını Türkiye’ye dönmem gerektiğini anlattılar. Pasaport vermeyeceklerine dair yazı da vermek istemeyince, gelip-gittiğime dair yazı istedim, onu verdiler. Böylece üç ayda bir oturma izni vermeye başladılar. Son olarak ise birer yıl verdiler.

2 Temmuz 1993

37 kişi diri diri yandı

SİVAS’ta düzenlenen 4’üncü Geleneksel Pir Sultan Abdal Etkinlikleri’ni ve birçok ülkede tepki toplayan İran’ın hakkında ölüm fetvası verdiği Salman Rüşdi’nin ‘Şeytan Ayetleri’ kitabını Türkiye’de yayınlayan Aziz Nesin’in davet edilmesini protesto etmek amacıyla 2 Temmuz 1993’te ellerinde sopa, taş, zincir bulunan yüzlerce kişi, Paşa Camii’nde cuma namazını kıldıktan sonra etkinliklere katılanların kaldığı Madımak Oteli önünde toplandı. Öfkeli kalabalık, Madımak Oteli önündeki araçları ateşe verirken, yangın otele sıçradı. Madımak Oteli’nde 37 aydın yanarak öldü, 26 kişi yaralandı. Kurbanların arasında araştırmacı-yazar, 66 yaşındaki Asım Bezirci, halk ozanı 45 yaşındaki Muhlis Akarsu da bulunurken, aralarında Arif Sağ’ın da bulunduğu 40 kişi otelden yara almadan kurtuldu. Aziz Nesin, otelden itfaiye aracıyla indirilerek kurtarıldı. Ankara 1 No’lu DGM 1997’de 33 sanığa idam, diğerlerine de ağır hapis cezaları verdi. Yargıtay 9. Ceza Dairesi 24 Aralık 1998’de hapis cezalarını onadı, 33 idam cezası usul noksanlıkları nedeniyle bozuldu.

Kılıç neyle suçlandı

Muhammet Nuh Kılıç, olaylar yaşandığında Cumhuriyet Üniversitesi Maden Mühendisliği öğrencisiydi. Kendisine yöneltilen suçlardan en önemlisi, olaylarda cübbeli kişileri yönlendirmesi, valilik önünde toplaması ve slogan attırması oldu. Kılıç’ın olaylar boyunca ön saflarda yer aldığı iddia ediliyor. Sivas olayları sanıklarından itirafçı Ali

Kurt ise Muhammet Nuh kılıç’ın Hizbullah terör örgütü üyesi olduğunu ve Kılıç’ın sürekli cübbe giyerek dolaştığını söylemişti.

Gelirse ağır cezada ve 4. kez yargılanacak

SİVAS davasının firari sanıklarından Muhammet Nuh Kılıç, 7 yıl 6 ay ağır hapis cezasına çarptırılmıştı. Bu ceza ‘Anayasal düzeni zorla bozmaya kalkışmaya iştirak’ suçunu düzenleyen eski TCK’nın 146/3. maddesi ve 3713 Sayılı Yasa’nın 5. maddesi uyarınca verilmişti. Yargıtay ise Kılıç hakkındaki kararı ‘Sanığa Yargıtay’ın verdiği bozma kararından sonraki diyecekleri sorulmadığı’ gerekçesiyle yeniden bozmuştu. Sivas davası iki kez Yargıtay’dan dönüp üçüncü kez yapılan yargılama sonunda karar verildiği için Kılıç’ın dosyasına dördüncü kez bakılmış olacak. Yargılamayı ise Ankara 1 No’lu DGM yerine Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi yapacak. Kılıç, yeni TCK hükümleri çerçevesinde yargılanacak. Ankara 1 No’lu DGM, davanın başladığı 21 Ekim 1993’ten sonra 6 yıl 7 ay 26 gün süren yargılama sonunda 3. kararını 16 Haziran 2000’de açıklamıştı. Mahkeme, bu kararında 33 sanığı idam, 4 sanığı 20’şer yıl,1 sanığı 15 yıl, 9 sanığı 7 yıl 6’şar ay, 1 sanığı ise 5 yıl ağır hapis cezasına çarptırmış ve 2 sanığın dosyasını ise ayırmıştı.

meymane_usari
04.03.2006, 15:11
erdal erzincan ın hasret gültekin için söyledikleri


DELİ DERVİŞ SEVDASI

Bir Deli Derviş sevdası, on altı on yedi çağlarında Haydar Acar’ın evinde buluşturmuştu bizi. Yılları ayları ve günleri tutturmuştuk ama dakikalara yenik düşmüştük. Hep kovalamaca oynadık durduk. Hiç yakalayamadık birbirimizi. Kim bilir belki de Deli Derviş böyle istedi. Yan yana hiç gelemedik ama birlikte çok saz çaldık. Buda Deli Derviş’in sırrıydı herhalde.

Deli Derviş Hasret’e koca bir ömrü yirmi iki yıla sığdırmasını öğretmişti. Hasret de bu sırrı çözmüştü, zoru başarmıştı. Ama çözülmesi gereken daha zor bir sır vardı o da , “ Acıyı bala çevirmek “
Onu da bize bırakmayı ihmal etmedi…

2003 - İstanbul

meymane_usari
04.03.2006, 15:12
ve ferhat tunç un hasret gültekin için söyledikleri
1987 yılında 'Ay Işığı Yanayana' adlı calışmamı bitirmiştim. Hasret Gültekin adını o zaman duydum. "Gün olaydı" adlı bir kaset yapmıştı. Kaseti dinlediğimde çok etkilenmiştim. Halk müziğinin sıcak motiflerini ustaca yakalamış ve yorumlamıştı. Kaseti ilk dinlediğimde onun iri yarı ve orta yaşlı biri olarak düşünmüştüm. Söyleyiş tarzı ve tok sesi bende o izlenimi uyandırmıştı. Bir gün Hasret'in benimle tanışmak ve görüşmek istediğini söylediler. Görüşme günü karşımda iri yapılı bir insan beklerken tam tersine çok genç ve bıyıkları henüz terlemiş biriyle karşılaştım. Hasret'le o gün orada başlayan birlikteliğimiz gelişerek bugüne kadar sürdü. Hasret zaman geçtikçe büyüdü, büyüdükçe de büyük işler yapmaya başladı. Arif Sağ, Muhlis Akarsu, Yavuz Top ve Musa Eroğlu'na olan hayranlığını gizlemiyor ve bağlamasını onlar kadar ustaca kullanıyordu. Ülkemizde uygulanan antidemokratik uygulamalar benim kadar Hasret'i de derinden etkilemişti. Türkülerine kaynaklık eden, onlara zenginlik katan ülkemizin toplumsal gerçeğiydi. Bu gerçekliği geleneksel kalıplar içinde sıkışmış halk müziğini çağdaş bir senteze kavuşturmaya çalışarak dile getiren, ustaca yorumlayan ender kişilerden biriydi. Çağdaş halk müziğinde yeniliğin sevdalısıydı. "Newroz" isimli Kürtçe bir kaset de yaptı. Kürtçe ezgileri enstrümantal olarak yorumlayan ender sanatçılardan biridir. Bu kasette 3 telli sazla geliştirilmiş "şelpe" ismini verdiği yeni bir yöntem geliştirmişti.

Hasret’in bağlaması...

On bir yıl önceydi... Yaşandı ve bitmedi...
Hasret’in bağlaması bende...
Elimden bırakmam mümkün olmadı...

On Bir yıl önceydi... Yaşandı ve bitmedi...
Kanımızı donduran o görüntüler hala hafızalarımızda...
Silinmesi mümkün olmadı...

***
Hayatını müzikle doldurmuş, umutlu ve heyecanlı bir delikanlıydı Hasret.
1987’nin yazında tanışmıştım... Tanışmadan önce dinlediğim “Hasret Gültekin”nin yetişkin biri olduğunu sanıyordum. Oysa şimdi karşımda duran Hasret, bıyıkları yeni terlemiş liseli bir delikanlıydı. Ve ben şaşkınlığımı gizleyememiş, bu minval üzere derin bir sohbete dalmıştım.
O karşılaşmamız kısa sürede bir paylaşıma dönüştü; yeni aldığı ve daha sonra bana verdiği ve benim tam onbeş yıldır kullandığım bağlamayla yeni bestelerini çalmış, bağlamadaki ustalığı bende derin bir hayranlık uyandırmıştı.
O ana kadar bağlama deyince aklıma Arif Sağ geliyordu, ama ondan sonra Arif Sağ’ın yalnız olmadığını gördüm. Ve o genç, o yaşta gösterdiği bağlama ustalığıyla beni imrendirmişti.
Koçgiri aşiretinden olduğunu ve kökenlerinin Dersim’e dayandığını, Dersim ve Koçgiri isyanlarının kendisinde derin izler bıraktığını anlattı bana. Ve büyüklerinden bu konuda dinlediği ağıtlardan etkilenerek bağlama çalmaya, türkü söylemeye yöneldiğini...
O zaman Kadıköy’de özel bir lisede okuyordu. Ancak okuldan çok müziği düşünüyor ve kendini geleceğe hazırlamanın, iyi bir bağlama ustası olmanın telaşını yaşıyor ve bunu gizlemiyor, benimle paylaşıyordu.
Paylaşımımızın giderek artmasındaki nedenlerden biri de benim sürekli yasaklanmam ve gözaltına alınmamdı. Bu durum, onu bana daha da yaklaştırıyordu...
O yoğun mücadele yılları Hasret’te aynı zamanda derin bir sorgulama ve kendini tanımlama süreci de başlatmıştı. Özellikle İstanbul’da verdiğim konserlerde hep yanımda buluyordum ve onun bu ilgi ve sevgisi bende karşılıksız kalmıyordu.
Uzun yıllar süren dostluk ilişkimiz, Hasret’in çalışmalarını Almanya’ya kaydırmasıyla birlikte eski yoğunluğunu kaybetti. Hasret’i sadece yurtdışı konserlerimde ve Türkiye’ye geldiğinde görebiliyordum artık.

***
Sonra bir gün, İstanbul’da karşılaştık ve her zaman gittiğimiz kokoreççiye gidip karnımızı doyurduk. Tarih, Haziran 1993’tü. Hasret orada, Pir Sultan Abdal Şenlikleri’ne katılmam için beni ikna etmeye çalışıyordu. Çünkü ben, önceden kararlaştırılmış bir başka kentteki konsere gitmek zorundaydım. Bu yüzden Pir Sultan Abdal Şenlikleri’ne katılamıyordum.
Öyle de oldu...
Oldu ama, o gün TV ekranlarında naklen izlediğim o görüntüler sırasında orada olmadığım için duyduğum pişmanlığı anlatamam. Orda, o alevlerin arasında, sevgili Hasret’le, Muhlis Akarsu, Nesimi baba ve diğerleriyle olamadığım için kendime ne kadar kızdım, kızıyorum, bilemezsiniz...
Yani onlar orada yanıyordu, ben bulunduğum yerde!..

***
On bir yıl önceydi... Yaşandı ve bitmedi...
Kanımızı donduran o görüntüler hala hafızalarımızda...
Silinmesi mümkün olmadı...

***
O zamanki koalisyon hükümetinin bir kanadı sosyal demokrattı. Ve Başbakan Yardımcısı Erdal İnönü, katliamın arkasındaki gerçek güçlerin yakalanıp yargılanmalarını en kısa sürede sağlayacaklarını söylemiş, bunun bir “namus meselesi” olduğunu belirtmişti.
Ama dönemin DGM Başsavcısı Nusret Demiral da “Olayda örgüt yok, tahrik var” demişti.
Şimdi ise iktidarda AKP hükümeti var ve katliamda tetikçilik yapanların affedilip salıverilmesi için formül arıyor...
Ve son olay...
Dünyaca ünlü piyanist Fazıl Say’ın, şair Metin Altıok için hazırladığı oratoryonun sahnelenmesi sırasında göstermek istediği üç dakikalık Sivas katliamı görüntüleri sansürlendi.
Kim tarafından?..
Kültür Bakanlığı...
Tablo bu kadar net işte. On yıl sonra dönüp etrafımıza bakıyoruz, değişen bir şey yok; kafalar karakol, karakollar kafa olmaktan çıkmıyor ve yobaz zihniyet katliamı sürdürüyor.
Bu böylece, acılarımızın tazelenmesini yeğliyor...

***
On bir yıl önceydi... Yaşandı ve bitmedi...
Hasret’in bağlaması bende...
Elimden bırakmam mümkün olmadı...

meymane_usari
04.03.2006, 15:13
Bu yazıyı büyük bir nefretle okudum

Katliam öncesi dağıtılan "Müslüman Kamuoyuna" başlıklı bildiri



MÜSLÜMAN KAMUOYUNA

“Bismillâhirrahmânirrahim

Peygamber, mü’minlere kendi canlarından ileridir. Onun hanımları da mü’minlerin analarıdır.” (Ahzâb:6)

Mü’minlere öz canlarından daha ileri olan Allah Resûlü (S.A.V.)’ne ve O’nun temiz zevcelerine, Allah’ın beytine (Kâbe’ye) ve kitab’ı Kur’an’a alçakça küfredilmekte ve mü’minlerin izzet ve namuslarına saldırılmaktadır.

Dünyanın bazı bölgelerinde şeytan ve onun yandaşları olan emperyalist kâfirler, dinimize ve mukaddes değerlerimize dil uzatmaktadırlar. Bunun başını ise satılmış, mürted Salman Rüşdi köpeği çekmektedir.

Bu şeytanî oyunlara karşı, izzetli ve duyarlı Müslümanlar yiğitçe mücadele ortaya koyarak, bu uğurda canlarını feda etmekten çekinmemişlerdir. Bu iğrenç oyunların bir uzantısı olarak ülkemizde de; AYDINLIK gazetesi denilen bir paçavrada, mel’un Rüşdi’nin figüranlığına soyunan, dünya emperyalizminin gönüllü uşağı Aziz Nesin, aynı şekilde, Kur’an’ın korunmuşluğuna dil uzatmış, Hazret-i Peygamber (S.A.V.)’in aile hayatını (hâşâ) bir genelev ortamına benzetmiş ve ümmetin anaları olan hanımlarına (hâşâ) fahişe deme cür’etinde bulunmuştur. Bu olay, dünyanın değişik yerlerinde kâfir devletler tarafından dahi kabul görmezken, basımına müsaade edilmezken, ne yazık ki laik ve ikiyüzlü T.C. Devleti tarafından yayımlanmasına izin verilmiş, ayrıca bunu kabullenmeyip protesto eden izzetli Müslümanlar, devletin polis ve jandarması tarafından coplanmış, kurşunlanmış, bir kısmı da hapishanelere atılmıştır. “Salman Rüşdi köpeği Müslümanlar’ın çok az olduğu kâfir bir ülkede korkudan sokağa çıkmaya bile cesaret edemezken, onun yerli uşağı Aziz Nesin köpeği, yanında kendisiyle beraber bir ekiple birlikte, şehrimiz Valisi tarafından davet edilip, şehirde adeta Müslümanlar’la alay edercesine gezebilmektedir .

Kâfirler şunu iyi bilmeli ki:

İslâmın Peygamberi’ni ve kitab’ın izzetini korumak için, bu uğurda verilecek canlarımız vardır.

Gün, Müslümanlığımızın gereğini yerine getirme günüdür.

Gün, Allah (C.C.)’ın vahyi Kur’an-ı Kerim’e, Allah’ın meleklerine, Allah’ın Resûlü Hz. Muhammed (S.A.V.)’e, O’nun ailesine ve ashabına yöneltilen çirkin küfürlerin hesabının sorulması günüdür.

‘İman edenler, Allah yolunda savaşırlar. Kâfirler de tağut yolunda savaşırlar. O halde şeytanın dostlarıyla savaşın. Çünkü şeytanın hilesi zayıftır.’ (Nisa:76)

Galip gelecek olanlar, şüphesiz ki Allah taraftarı olanlardır. "



Saldırı ve Katliam Gecesi 1 Temmuz Akşamı Evlere Dağıtılan Bildiri



“Halkımıza Çağrı;

Müslüman halkın yaşadığı bu ülkede, İslam için binlerce şehit verilmiş bu topraklarda, bir kesim tarafından, ‘basın özgürlüğü, düşünce hürriyeti’ adı altında, Müslümanlar’ın kutsal değerlerine sözlü veya yazılı olarak kimse saldıramaz.

Biz Müslümanlar, canımız pahasına da olsa, bu değerlerimizi korumakta kararlıyız.

Müslüman halkımızdan bu konularda duyarlı olup, İslam’ın değer yargılarını alaya alanlara izin vermemelerini, ne pahasına olursa olsun bunu engellemeyi dini bir görev olarak bilmelerini, bu alçaklar karşısında susulduğunda, yarın mahşerde Allah’a nasıl hesap vereceğimizi düşünmelerini istiyoruz.

‘Müminlerin, Peygamberi kendi nefislerinden çok sevmeyi gerekir. O’nun eşleri, onların anneleridir...’ (Ahzâb Suresi, Ayet: 6)

‘Ve kâfirlerin hesapları varsa, Allah’ın da bir hesabı vardır. Allah hesabı çabuk görendir.’ (Enfal Suresi, Ayet : 30)

‘Kâfirler istemese de, Allah nurunu tamamlayacaktır.’ (Saff Suresi , Ayet:8)

Not: Bu yazıyı okuyan, Allah rızası için çoğaltarak dağıtsın.

MÜSLÜMANLAR”

meymane_usari
04.03.2006, 15:15
Ve işte o olaylar için sivas valiliğinin raporu:

Sivas Valiliğinin Raporu

Sivas Valisi Ahmet KARABİLGİN, katliamla ilgili olarak hazırladığı bir raporu İçişleri Bakanlığına sunar:

I. Olay Öncesi İstihbarat

01. 07. 1993 Perşembe günü, İl Merkezinde başlayacak olan ve aralarında Aziz NESİN’in bulunduğu birçok yazar ve sanatçının katılacağı 4. Geleneksel Pir Sultan Abdal Kültür Etkinlikleri’ni protesto etmek amacıyla, 30. 06. 1993 günü ‘gizli’ olarak, ‘Ek - 1’de sunulan bildiri dağıtılmıştır.

Konunun hassasiyetinden dolayı, etkinlik programı ve Aziz Nesin aleyhindeki bildiri Emniyet Müdürlüğü’ne faksla iletilmiştir.

II. Olayın Başlangıcı ve Seyri

2 Temmuz 1993 Cuma

- Paşa Camii önünde görevli emniyet ekibi (3860 kodlu) tarafından, Paşa Camii ve Meydan Camii’nden, Cuma namazından çıkan 500-1000 kadar kişiden oluşan grubun dört koldan Hükümet Konağı’na doğru ilerledikleri bildirilmiştir. (13.30)

- Hükümet Meydanı gerisinde oluşturulan polis barikatını aşan yaklaşık 2 bin kişi, maydanda, “Vali istifa”,”zafer İslam’ın”,”Şeytan Aziz”,” İslamiyet’i ezdirmeyeceğiz” vb. sloganlar atmışlardır. (13.40)

- Sayıları yaklaşık 3 bini bulan grup, Osmanpaşa Caddesi ve Buruciye Medresesi civarında benzer sloganları yinelemiştir. (13.55)

- 3 bin 500 dolaylarında gösterici, Kültür Merkezi önüne gelmiş ve içerdeki karşıt grupla slogan mücadelesi başlamış, çatışma polis tarafından önlenmiştir. (14.10)

- Kültür Merkezi’nden ayrılan grubun sayısı, 4-5 bini bulmuştur. (14.40)

- Grup, Buriciye Medresesi’ne gelmiştir. (14.45)

- Buriciye Medresesi önünden Hükümet Meydanı’na geçen 6 bin dolayındaki gösterici, aynı sloganları tekrarlamışlardır. (14.50)

- Grup, Hükümet Meydanı’ndan Atatürk Caddesi’ne yönelmiştir. (15.00)

- Atatürk Caddesi’nden yeniden Hükümet Meydanı’na gelinirken, sayı yaklaşık 8-9 bini bulmuştur. (15.10)

- Hükümet Meydanı’ndan İstasyon Caddesi yoluyla Kültür Merkezi’ne gelen göstericiler, bir gün önce dikilen anıtı kısmen tahrip etmiş; Kültür Merkezi içindeki karşıt grupla taşlı sopalı çatışma, polisçe, fazla büyümeden, zor kullanılarak önlenmiştir. (15.30)

- Valilik tarafından görevlendirilen Belediye Başkanı, Kültür Merkezi önündeki topluluğu sakinleştirmek için bir konuşma yapmıştır. (15.48)

- Kültür Merkezi’nden İstasyon Caddesi yoluyla yeniden Hükümet Meydanı’na ve Madımak Oteli civarına gelen yaklaşık 10 bin kişilik gösterici grubu, slogan atmaya devam etmiştir. (15.55)

- Madımak Oteli önünde toplanan yaklaşık 15 bin göstericiye, Valilik’ten gelen istek üzerine, Belediye Başkanı ve Büyük Birlik Partisi İlçe Başkanı birer konuşma yapmışlardır. (18.00)

- Belediye İtfaiye araçları, Hükümet Meydanı’na gelmiştir. (18.30)

- Kültür Merkezi önündeki heykel, belediye garajına konulmak amacıyla Meydan’dan geçirilirken, topluluk tarafından Madımak Oteli önüne getirilmiştir. (19.14)

- Madımak Oteli önündeki araçlar ve heykel ateşe verilmiştir. (19.50)

- Otele yaklaşmak isteyen itfaiye araçlarına, göstericiler yere yatarak engel olmuşlardır. (20.00)

- İtfaiye, otele güçlükle yaklaşabilmiştir. (20.05)

- Yangın Otele de sıçramıştır. (20.10)

- Afyon Sokak’tan (arka taraftan) gelen itfaiye, yangını söndürmeye başlamıştır. (20.20)

- Hükümet Meydanı’na gelen göstericiler, Hükümet Konağı’nı taşlamaya ve slogan atmaya başlamışlardır. (20.40)

- Güvenlik kuvvetleri havaya ateş etmiş ve göstericiler dağılmaya başlamıştır. (20.50)

- Kalabalık, küçük gruplar halinde şehrin çeşitli kesimlerine yayılmıştır. (21.00)

- Atatürk - Kongre ve Etnografya Müzesi önünde bulunan Atatürk Büstü tahrip edilmiştir. (21.40)

- Sayın İçişleri Bakanı Valiliğe gelerek, olaylarla ilgili bilgi almıştır. (22.00)

- Valilikçe ilan edilen ”sokağa çıkma yasağı” ile birlikte, güvenlik güçleri şehirde tam bir hâkimiyet sağlamışlardır. (23.00)

III. Olayın Nedeni

Olayların asıl nedeni, dinsiz olduğunu birçok kez açıklayan yazar Aziz Nesin’i bahane eden irtica yanlısı ve devlet düşmanı odakların, fırsattan yararlanıp, halkı, işsiz, güçsüz kişileri galeyana getirmesi ve istismar etmesidir.Olaylar, idarenin elinde olmayan, kanunsuz göstericiler karşısında eldeki güvenlik güçlerinin kesin üstünlüğünü imkansız kılan bir gelişim seyretmiştir. Gelişmeler, dakika dakika hükümet yetkililerine ve üst düzey yöneticilere iletilmiştir. Çeşitli camilerden çıkan ve normal bir kalabalık içinde küçük gruplar halinde değişik yönlerden gelen göstericiler, bir anda Hükümet Konağı önünde kanunsuz gösterilerine başladılar. 13.30 dolaylarında başlayan bu ilk olay üzerine, derhal Emniyet ve Jandarma üsleri ile yaptığım haberleşmede, başlayan olaya karşı alınacak önlemler değerlendirilmeye ve uygulamaya sokulmuştur. Olayın, ilk dakikalarında yarattığı izlenim, toplanan kişilerin hemen dağılıp gidecekleri şeklinde olmuştur. Topluluğun Hükümet Konağı önünden ayrılmayıp slogan atmayı sürdürdükleri ve yere oturmaya başladıkları görüldüğünde, işin ciddiyeti anlaşılmış ve saat 13.45’te, yani olayın başlamasından 15 dakika sonra, Tugay Komutanı’ndan askeri güç talebinde bulunulmuştur. 13.45’te başlayan ve aralıklarla süren takviye kuvvet isteme talebine gecikerek karşılık verilmiştir. Hazırlandığı bildirilen kırk kişilik ilk kuvvet, Hükümet Konağı önüne ancak saat 16.00 dolaylarında ulaşmıştır. Saat 19.10’da Genelkurmay Başkanı ile yaptığım telefon görüşmesine kadar, Tugay güçlerinin olay mahalline sevki mümkün olamamıştır. Sayın Genelkurmay Başkanı bu telefon görüşmesinde, Tugay’ın tüm gücünün olaylara müdahale etmek üzere kullanılacağını bildirmiştir. Saat 19.45’te, göstericiler kundaklanmış Madımak Oteli’ne girmek üzereyken, Tugay’ın son gelen ek gücü, koşar adımla kalabalığa müdahale etmeye çalışmış, ama kalabalığı yaramamıştır. Tugay takviyesinin en son anda, saldırganlar otele girmek üzereyken ulaşmakta olduğu, deşifre edilecek Emniyet telsiz konuşmalarından, Emniyet Müdürü ile yaptığım haberleşmelerden de anlaşılmaktadır.Bu kritik anda yanımda bulunan İl Jandarma Komutanı’nın emri ile Jandarma timinin havaya ateş açması, olayların daha vahim noktalara gitmesini önlemede etkin olmuştur.

IV. Son Değerlendirme

1. Kanunsuz bir toplum olayına dönüşeceği yönünde kesin bir belirti bulunmamasına rağmen her türlü güvenlik önleminin alındığı etkinliklerde fanatik bir grubun çıkarttığı olayın, daha önceki yıllarda yaşanan ve tüm şehri kaplayan mezhepler arası çatışmaya dönüşmemesi, güvenlik güçlerinin halk üzerine ateş edip olayları daha da alevlendirmesi yanlışlığına düşülmemesi yönünde her türlü duyarlılık gösterilmiştir. Keza aynı yaklaşım, Sayın Başbakan’ımız ve İçişleri Bakanı’mızla yaptığım telefon görüşmelerinde, ‘Gösteriler içindeki halkın, güvenlik güçlerinin ve saldırıya hedef olan misafirlerin hepsinin korunması zorunluluğu olmadıkça kuvvete başvurulmaması’ şeklinde tekrar edilmiş ve bu yönde talimatlar alınmıştır.

2. İlk anda kuvvete başvurup, grubun tüm şehre yayılması; olayların tüm şehri kaplaması ve sayıca yetersiz güvenlik güçlerinin şehre yayılan olaylar karşısında iyice güçsüz bir duruma düşmesi ve olayların daha büyük facialara dönüşmesi sonuçlarını yaratabilirdi.

3. Çevre illerden gelen takviye güçler, 25-30 sayıları mertebesinde kalmış, Tugay’ın tüm gücünün bir anda seferber edilmemesi de, mevcut güvenlik kadrosuna yeterli desteğin zamanında katılamaması sonucunu doğurmuştur.



V. Sonuç

Sonuç olarak, yaşanan üzücü olayın öncesinde, olay sırasında ve sonrasında, eldeki tüm olanaklar ve güvenlik gücü kullanılmaya çalışılarak, ilimizde bulunan askeri birlik, 5. Piyade Er Eğitim Tugay Komutanlığı’ndan, İçişleri Bakanlığı Sayın Müsteşarı’nın bilgisi altında Kayseri ve Tokat illerinden; ilimiz Hafik, Yıldızeli, Kangal, Şarkışla ve Zara Kaymakamlarından takviye kuvvet zamanında istenilmiş, Sayın Başbakan’a, Sayın İçişleri Bakanı’na, Sayın İçişleri Bakanlığı Müsteşarı’na, uçak ve helikopterle takviye gönderilmesi talebi arz edilmiştir. Yaşanan bu üzücü olayda, Valiliğimiz yasal ve idari her türlü çareye başvurmuş, gerekli makamlarla haberleşme ve koordinasyon içinde bulunmuştur. Dünyanın her yerinde, ülkemizin birçok yerleşim merkezinde de yapılması gereken en temel iş, olayları sınırlamak ve büyümesini engellemektir. Bu çerçevede Valiliğimiz görevlerini eksiksiz olarak yerine getirmiştir.

meymane_usari
04.03.2006, 15:19
olaylar hakkındaki yetkililerin söyledikleri adeta dalga geçiyorlar:
Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel; “Halkla güvenlik güçlerini karşı karşıya getirmeyiniz”

Başbakan Tansu Çiller; “Çok şükür, otel dışındaki halkımız bir zarar görmemiştir”. Daha sonra TBMM’de yaptığı bir konuşmada da Van’da yakılan bir oteli, Sivas’takiyle karıştırmış ve “Bir vatandaş, sigortadan para almak için sigortalı oteli yakmıştır”

İçişleri Bakanı Mehmet Gazioğlu; “Aziz Nesin’in halkın inançlarına karşı bilinen tahrikleriyle halk galeyana gelerek tepki göstermiştir”

Sivas Emniyet Müdürü Doğukan ÖNER; “... Bu Perşembe günü de, Aziz NESİN Buruciye Medresesine gitmiş, Buruciye Medresesinde öğleye kadar kitap imzalamış, o akşama kadar belirli yerlerde gezmiş. O akşam çıkıp Madımak Oteli’ne gitmiş. Gece saat 21.00’de bir tek siyasi şubemizin korumasıyla birlikte yanında 8 kişi ile Madımak Oteli’nden çıkmışlar, Atatürk Caddesinden inmiş aşağıya; orada Sarayhan Restorantı var; Sarayhan Restorantı'na yaya gitmişler. Orada içki içtikten sonra da yine yaya olarak aynı ekiple o şekilde gitmişler. Yani ben şunu arz etmek istiyorum, yani olay bir tek Aziz NESİN’e yönelik olan bir hadise değildir. ... Bu işte kesin provokasyon vardır. Bu işte kesin dışarıdan gelme birtakım güçler vardır. İlk defa camiye gittiğim zaman o caminin ön tarafında belirli birtakım gruplar vardı... Ben o grupları Madımak önünde görmedim...”

Sivas Emniyet Asayiş Müdürü Mehmet YILDIZ; “Heykel getirildi, topluluğun önüne atıldı. Atılınca gerçekten insanlar artık çok çılgınca hareket ediyorlardı. Dişleriyle dahi ısıranları gördük, kafasını vuranları gördük... Paşa Camisinden anons edilince, diyelim ki 200 kişi pankart astı. Amerikan Bayrağını yaktılar...”

Millet Partisi İl Başkanı; “Paşa Camisinde namaz bitmişti, bir kısım imamı beklemeden namaz biter bitmez dışarıda bir gürültü patırdı oldu... Amerikan Bayrağının yakılışını bizzat gördüm. Pankartı da cami duvarında asılı olarak gördük.”

Tabiblar Odası Başkanı Dr. Hüseyin POLAT ; “Öncelikle bu saldırı devlete karşı yapıldı. Laik Cumhuriyete ve Atatürk’e karşı yapıldı. Belediye Başkanı ‘Gazanız mübarek olsun’ diyerek manevi destek verdi.”

Kültür Bakanlığı Sivas İl Müdürü Mehmet TALAY; “Aziz NESİN Sivas’a ilk kez gelmedi. Aziz NESİN bundan yedi, sekiz ay veya bir sene kadar önce kitap imza gününe gelmişti. Sonra Aziz NESİN’in konuştuğu gün Perşembe günü, olaylar 24 saat sonra çıkıyor. Tepki olarak olsaydı aynı gün tepki olurdu...”

ANAP İl Başkanı Şakir ŞEKER; ”Caminin içinden insanlar çıkmaya başladığı anda, 20 veya 25 kişilik namazla hiç alakası olmayan ve namaz kılmayan bir grup, bahçede namaz kılan yere gelir ve bunlar bir pankart açtılar, arkasından da bir Amerikan Bayrağı ateşe verdiler...”

meymane_usari
04.03.2006, 15:22
sivas katliamında yitirdiklerimiz:
Ozan Nesimi Çimen, Sarız 1926; Yazar Asım Bezirci, Erzincan 1927; Şair Metin Altıok, Bergama,1941; Muhlis Akarsu, Kangal 1948; Şair Behçet Aysan,Ankara 1949; Muhibe Akarsu, Kangal 1958; Yazar Edibe Sulari, Erzincan 1953; Uğur Kaynar, Zara 1956; Karikatürcü Asaf Koçak, Yerköy 1957; Erdal Ayrancı,Niğde 1958; Sehergül Ateş, 1953; Türkücü Hasret Gültekin, Koçgiri, Han Köyü 1965; Muammer Çiçek, Yalınyazı Köyü, Zile 1967; Gülender Akça, Divriği, Şahin Köyü, 1968; Mehmet Atay, Divriği 1968, Sait Metin, Divriği 1970; Carina Johanna, Hollanda 1970;Gülsün Karababa, Divriği 1971; İnci Türk, Balıkesir 1971;Huriye Özkan, Ankara 1971, Murat Gündüz, Ankara 1971; Ahmet Özyurt, Ankara 1972; Handan Metin, Ankara 1973;Yeşim Özkan, Ankara 1973; Yasemin Sivri, Ankara 1974; Serpil Canik, Ankara 1974; Serkan Doğan, Ankara 1974; Belkıs Çakır, Ankara 1975; Nurcan Şahin, Ankara 1975; Özlem Şahin, Ankara 1976; Asuman Sivri, Ankara 1977; Menekşe Kaya, 1977; Koray Kaya, Ankara 1981.

meymane_usari
04.03.2006, 15:25
Katliamdan birkaç gün sonra soruşturma başlatılmıştır. Soruşturma ve yargılamanın gelişimi şöyledir:

1) Sivas C. Başsavcılığı, 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Yasasına muhalefetten dolayı bazı kişiler hakkında soruşturma başlatır ve Sivas 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde kamu davası açar. Sivas 2. Asliye Ceza Mahkemesi de 23. 08. 1993 gün, 1993/302 Esas, 1993/315 kararıyla, kamu güvenliği yönünden davayı Ankara Asliye Ceza Mahkemesine gönderir. Ankara 19. Asliye Ceza Mahkemesinin 1993/1185 E. Kararıyla dava Ankara DGM’ye gönderilir.

2) Sivas C. Başsavcılığı, ayrıca 22. 07. 1993 gün ve 1993/2212 Hz. Sayılı iddianamesiyle Sivas Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açar. Mahkeme de kamu güvenliği nedeniyle dava dosyasını Ankara Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderir. Ankara 3. Ağır Ceza Mahkemesi de, oluşumunun DGM’yi ilgilendirdiği gerekçesiyle 11. 10. 1993 gün, 1993/169 E., 1993/150 sayılı kararıyla davayı Ankara DGM’ye gönderir.

3) Sivas İli, Kayseri DGM kapsamındadır. Bu yüzden, Kayseri DGM Savcılığı da soruşturma başlatır. Sonra 25. 08. 1993 gün, 1993/175 Esas, 1993/197 sayılı kararıyla davayı kamu düzeni bakımından Ankara DGM’ye gönderir.

4) Ankara DGM, kendisine gönderilen dava dosyaları hakkında 27. 10. 1993 tarih ve 1993/129 Esas, 1993/109 sayılı kararıyla görevsizlik kararı verir. Böylece Mahkemeler arasında uyuşmazlık sonucu dava dosyası Yargıtay’a gider. Yargıtay 16. Ceza Dairesi de 08. 11. 1993 gün ve 1993/11824 Esas, 1993/11804 sayılı kararıyla Ankara DGM’nin yetkili olduğuna karar verir.

5) Ankara DGM, gerek Asliye Cezada açılan davaların dosyasını, gerekse Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılan dosyayı 1993/106 Esas kararıyla birleştirir. Sonuçta dava, Ankara 1 nolu DGM’de açılmıştır.

Görüldüğü gibi, saldırı ve katliam sırasında Emniyet, suçluları yakalamada oldukça pasif kalmış; Sivas’ın dışından gelen saldırganlar kolaylıkla Sivas’ı terketmişlerdir. Sonradan gözaltına alınanların tümüne yakını Sivas’ta oturanlardır. Yargı sürecinde dava dosyası, Kayseri DGM, Sivas, Ankara Asliye ve Ağır Ceza Mahkemeleriyle, Ankara DGM ve Yargıtay arasında uzun süre dolaştırılmıştır. Böylece sıcağı sıcağına soruşturma başlatılmadığı gibi, suçluların çoğunluğu çoktan kayıplara karışmışlardır. 35 kişinin ölümüne, 60 kişinin yaralanmasına neden olan bu katliamın soruşturulmasına, yargılanmasına etki eden veya engellemeye çalışan gizli güçler mi vardır? Burası tartışma konusu olmuştur. Ama katliamın öncesi, sonrası ve yargılama süresinde saldırganların korunduğuna, basın ve kamuoyu tanık olmuştur.

Ankara 1 nolu DGM’ye sunulan iddianamede Sivas Katliamı şöyle anlatılmaktadır:

“İDDİANAME: 02. 07. 1993 Cuma günü her yıl olduğu gibi Banaz Köyü’nde yapılmakta olduğu söylenilen Pir Sultan Abdal Şenlikleri’nin bu yıl Sivas şehrine dikilen Pir Sultan Abdal Abidesi’nin açılışı nedeniyle Sivas il merkezinde yapılmış olması, toplantıya İslam dünyasında tepki yaratan Şeytan Ayetleri Kitabı’nı Türkiye’de de yayınlayan Aziz Nesin’in davet edilmesinin, il içinde olumsuz bir ortamın doğmasına neden olduğu gözlenmiştir. Sivas ilinde yaşayan vatandaşların bu duruma hassasiyetlerini gösterecekleri ve bir büyük olayın geleceği önceden bilinmesi de bir yana, yasal ve emniyet tedbirlerinin bu tür olayları önlemede etkin bir çare olamayacağı açıktır...

“İslam dünyasında tepki yaratan ‘Şeytan Ayetleri’ kitabının Türkiye’de yayınlanmasını yürüten ve Türk toplumunda sergilediği hareketleriyle hiç de iyi izlenim bırakmayan Aziz Nesin’in bu merasime (4. Pir Sultan Abdal şenliği) davet edilmesi, geleneksel olarak Pir Sultan Abdal Şenlikleri’nin her yıl Banaz Köyü’nde yapıldığını düşünürsek, bu şenliğin Sivas İl Merkezi’ne getirilmesi; kamu davasındaki bu olayı hazırlamıştır.

“İşte 02. 07. 1993 gününün Cuma olması ve camilerden çıkan halkın, fanatik dincilerin yönlendirmesiyle, yetkililerce olayın önlenmesi için yeterli tedbirin alınmaması ve geciktirilmesi,

“Ayrıca, fanatik toplulukça şenlikten bir gün önce il merkezinde yayınlanan gazetelerde açıklamalar yapılması ve halkı kışkırtan bildiriler dağıtılması;

“Hele hele Aziz Nesin’in İslam Dini’ne karşı tutum ve davranışları ve açıklamaları;

“Kapalı bir salonda düzenlenen toplantıda terör örgütü militanları için saygı duruşunda bulunulması;

“Eylemin hazırlayıcı nedenleri arasında sayılabilir.

"Sivas ilinde meydana gelen bu vahim olay için de, ‘Bu şenlik neden İl Merkezi’nde yapılmıştır, neden Cuma gününe rastlatılmıştır, neden genelde halk tarafından hareketleri hiç de hoş karşılanmayan Aziz Nesin şenliğe davet edilmiş, kendisine konuşmalar yapma imkanı tanınmış, neden şenlikle hiç ilgisi olmayan terör örgütü militanları için saygı duruşunda bulunulmuştur?’ soruları cevapsız kalmaktadır.

“Bir yanda ‘Marksist-Leninist’ düzene dayalı devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne yönelik oluşturulan yasa dışı terör örgütleri, özellikle PKK terör örgütünün; bir yanda fanatik dincilerin laik devlet düzenini cebren ilga edilip, yerine şeriat devlet düzeninin getirilmesine ilişkin;

“... Çalışmaları Sivas olayında tahrik ve teşvik şeklinde görüntülenerek gövde ve güç gösterisi oluşturulmuştur. Olaydan bir gün önce sokağa dökülen Marksist-Leninist düzene dayalı, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne yönelik Dev-Sol, Dev-Genç, PKK terör örgütlerinin militanlarının katılmasıyla Sivas sokaklarında yapılan yürüyüş ve Aziz NESİN’in konuşmaları sergilediği tavrı, bir gün sonra meydana getirilecek olayların tahrikçisi olmuştur...”

DGM savcılarının iddianamelerinde, Pir Sultan Abdal Kültür Şenlikleri ve bu şenliğe katılanlar “Dev-Sol, Dev-Genç, PKK” örgütleriyle bağlantılı olmakla suçlanmaktadır. Bu örgütlerin Sivas’ta yürüyüş yaptıklarından sözedilmektedir. Oysa Sivas Valiliğinin ve Emniyet Müdürlüğünün raporlarında böyle bir yürüyüş olmadığı belirtilmiştir. Yine, katliamı gerçekleştiren ırkçı-şeriatçı örgütlerden hiç söz edilmemiştir. Katliamın nedenini Aziz NESİN’in tahrikine ve sol örgütlere bağlayarak savcıların, katliamı yapanlardan yana taraflı olduğu görülmektedir.

Davanın ilk duruşması, Ankara 1 nolu DGM’de 21. 10. 1993 günü yapıldı. Duruşmayı izlemek üzere binlerce kişi Ankara DGM önüne geldi. Binin üstünde polis Adliyenin geliş yollarını çevirmişti. Saldırganların yakınlarının ve avukatlarının dışında kimseyi adliyeye yaklaştırılmıyorlardı. Sivas’ta katledilenlerin aileleri ve avukatları içeri alınmadılar. Emniyet güçleri, duruşmayı izlemeye gelenlere ve katledilenlerin yakınlarına acımısızca saldırdılar. Kadınları saçlarından tutarak yerlerde sürüklediler ve copladılar. Ağza alınmayacak küfür ve hakaretler yapıldı. Birçok kişi gözaltına alındı. İlk duruşma böyle başladı. Yakınlarını kaybeden aileler ve müdahil avukatları sonraki duruşmalara katılma imkanı buldular. Sanıklar, her duruşmada müdahil avukatlara ve yakınlarını kaybeden ailelere sözle ve el hareketleriyle hakarette bulunuyorlardı. Mahkeme heyeti bu tür hareketlere müdahale etmiyordu. Müdahil avukatlar, katliamla ilgili elde edilmiş fotoğrafları, filmleri ve benzeri belgeleri mahkemeye sundular. Mahkemeye sunulan belgelerde saldırganlar, somut olarak görülüyordu. Ancak mahkeme heyeti avukatların belgelerin incelenmesi istemini kabul etmedi. Daha sonra davanın gelişimini, tanıkların ifadelerini basından ve kamuoyundan gizlemek için gizlilik kararı alındı. Müdahil avukatlar, mahkeme heyetinin tutumunu yanlı görerek reddi hakim isteminde bulundular. Avukatların bu istemi de reddedildi. Mahkemenin yanlı tutumu karşısında, müdahil avukatlar, yaptıkları bir açıklamayla duruşmalara katılmama kararı aldılar:

“...Şeriat heveslilerinin, teokratik devlet özlemcilerinin yargılandığı ve Cumhuriyet tarihimizin en önemli davalarından olan Sivas Olayları Davasının her yönüyle topluma, halkımıza açık olması gerekir. Müdahil vekileri olarak, gerekçesi ve nedenleri bile tutanağa yazılmamış olan ‘Gizlilik kararı’nın sürmesini asla benimsemeyiz, yargılamanın kamuoyundaki inandırıcılığına gölge düşmesine göz yummayı, halkın haber alma hakkının tıkanmasını içimize sindiremeyiz ve hukuka uygun bulmayız.

“Bu nedenle meslektaşlarımız, müdahil müvekkillerin de isteklerini göz önünde bulundurarak; mahkemelerce verilmiş bulunan ‘Gizlilik kararı’ kaldırılıncaya kadar, duruşmalar halka açık olarak yapılıncaya kadar, duruşmalara girmeme ve mahkemeyi tarihi sorumluluğu ve hukuki yanlışlığı ile baş başa bırakma kararı vermişlerdir...”

Müdahil avukatların bu kararını desteklemek üzere, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Merkezi de tüm şubeleriyle açlık grevi kararını aldı. 14 Haziran 1994 günü başlayan ve 18 Haziran akşamı sona eren dört günlük açlık grevine, Derneğin 35 Şubesinin tüm yönetim kadrosu katıldı. Açlık grevi süresince 100 binin üstünde kişi ve kurum temsilcisi Derneği ziyaret ederek destek verdiler. Buna ek olarak Ankara’da 200 bin bildiri dağıtıldı. Bunca tepki ve uyarıya karşın, mahkeme heyeti kararında direnerek yargılamayı yürüttü. Gizlilik içinde yürütülen yargılama 26. 12. 1994’te karara bağlandı. Mahkemenin gerekçeli kararı şöyledir:

meymane_usari
04.03.2006, 15:25
“Gerekçeli Karar: ...Sivas olaylarının devlete ve laik düzene yönelik olmadığı, Aziz NESİN’in Şeytan Ayetleri kitabını yayınlamasına duyulan öfke, kin ve nefretin oluşturduğu tahrik sonucu ve Aziz NESİN’e yönelik bir eylem olduğu, kast edilen Aziz NESİN olmasına rağmen hedefde sapma sonucu 37 masum insanın ölümü ile sonuçlanan bu olayların, laik-antilaik veya mezhep çatışması olmadığı, sadece İslam dinince mukaddes sayılan değerlerin aşağılanmasına tepki gösterildiği, Aziz NESİN’in Anadolu’nun herhangi bir vilayetinde da aynı tepkiyi görebileceği, dolayısıyla şahsa yönelik eylemin bir başka amaca çekilerek kamplaşma ve kutuplaşma yaratmasının hukuki ve sosyal bir yararı olmadığı kanaatindeyiz.

“... Olayların müştekisi Aziz NESİN’in, Bakanlar Kurulu’nun 24. 08. 1989 tarih ve 1989/14479 sayılı kararnamesinde, yazarı Salman RÜŞDİ olan ‘Şeytan Ayetleri’ isimli kitabın Türkiye’ye sokulması ve dağıtılmasını yasakladığı, Türkiye’de bu yasağa rağmen adı geçen kitabı Aydınlık Gazetesinde yayınladığı ve bu kitabın içeriği itibarıyla Müslümanların Peygamberi ve eşlerine karşı tahrik ve tazyif edici ibarelerin bulunması sebebiyle tüm Müslüman halkı bu yayından dolayı haksız şekilde tahrik ettiği, böylece olayların çıkmasının müsebbibi bulunduğu anlaşıldığından, sanıklara tayin olunan ceza TCK’nun 51/1 maddesi gereğince ¼ nisbetinde indirilecek... hapis cezasıyla ayrı ayrı cezalandırılmalarına...“ (Ankara 1 nolu DGM’nin Gerekçeli Kararı, Sayfa: 461/465)

Böylece Sivas katliamı davasının 22 sanığı hakkında 15’er yıl, 3 sanığı hakkında 10’ar yıl, 54 sanığı hakkında 3’er yıl, 6 sanığı hakkında 2’şer yıl hapis cezası, 37 sanığı hakkında da beraat kararı verildi. DGM’nin kararında katliamı gerçekleştiren faşist (ırkçı-şeriatçı) örgütlerden söz edilmediği gibi, katliam Cumhuriyete ve laikliğe karşı bir eylem olarak da değerlendirilmemiştir. Ama bir suçlu gerekliydi ve o da bulunmuştu: Aziz NESİN. Üstelik bu hiç de yeni bir şey değildi; devletin yetkilileri, siyasi iktidarın sözcüleri, emniyet yetkilileri ve savcılar da, Sivas katliamının örgütlü bir hareket olmadığını, Aziz NESİN’in tahrikiyle ortaya çıkmış bir tepkinin sonucu olduğunu, olayın ilk gününde açıklamışlardı. Müdahil avukatlar, DGM’nin kararını taraflı, hukuka ve adalete aykırı olarak niteleyerek, ayrıntılı bir savunmayla temyiz ettiler. Yargıtay 9. Ceza Dairesi, Esas No: 1996/688, Karar No: 1996/4716 kararıyla, “Katliamın Cumhuriyete, Laikliğe ve Demokrasiye yönelik olduğunu” belirterek DGM’nin kararını esastan bozdu. Ankara 1 nolu DGM, Yargıtay’ın bozma kararına uyarak yargılamayı yeniden başlattı. Karar, 28. 11. 1997’de açıklandı. Mahkemenin Esas No: 1996/84, Karar No: 1996/199 Gerekçeli Kararında şu ifadelere yer veriliyordu:

“... 7-8 saatlik uzun bir zaman süreci içerisinde güvenlik görevlilerince yapılmış olan çeşitli uyarılara rağmen dağılmayarak Hükümet Konağının önünde bulunan güvenlik görevlilerini kurduğu barikatın da zorlanıp devlet ve hükümetin il’de temsilcisi olan valiye ‘Şerefsiz vali’, ‘Vali istifa’ şeklinde, yürüyüşler ve toplanmalar sırasında Cumhuriyetçilik ve laiklik ilkelerine aykırı biçimde ‘Şeriat gelecek zulüm bitecek’, ‘Cumhuriyeti burada kurduk, burada yıkacağız’, ‘Yaşasın şeriat, kahrolsun laiklik’, ‘Şeriat isteriz’, ‘Dinsiz laikler’ sloganlarının atılması, bir kısım işyeri, mesken ve araçların yakılması ‘Yak yak’ sloganları altında güvenlik görevlilerinin kurduğu barikatın cebir kullanılmak suretiyle açılıp otelin yakılması suretiyle 35 kişinin öldürülmüş ve çok sayıda kişi ve güvenlik görevlisinin yaralanmış bulunması ve nihayet Türk İnkılabının temel taşlarından birisi olan Sivas Kongresinin imzalandığı ve sonradan müzeye dönüştürülmüş bulunan bina ile önündeki Atatürk Heykelinin tahrip edilmiş olması, olayda kullanılan cebir, bir kısım icra hareketlerinin TCK’nin 146. Maddesinde belirtilen sonucu yaratmaya elverişliğinin ve Aziz NESİN’in düşünce ve davranışları bahane edilmek suretiyle Anayasal düzenin en önemli ilkelerinden olan Cumhuriyetçilik ve laiklik ilkelerinin ortadan kaldırılmasına yönelik bulunduğunu tüm açıklığı ile ortaya koymaktadır...” (Gerekçeli Karar, s. 65-67)

DGM’nin kararında 33 sanığa idam, diğerlerine de muhtelif ağır hapis cezaları verilmiştir. Mahkemenin kararı taraflarca temyiz edilmiştir Yargıtay 9. Ceza Dairesinin, 24. 12. 1998 günü verdiği kararda hapis cezaları onaylanırken, 33 idam cezası bazı usul noksanlıkları nedeniyle bozulmuştur. Dava bir kez daha DGM önündedir.

meymane_usari
04.03.2006, 15:26
işte canlar sivas olaylari ile ilgili yazdiğim son yazilar bu olayi bütün çiplakliğiyla gözler önüne sürüyor..
saygılar

Hüseyin69
04.03.2006, 15:43
Evet sanıklardan biri almanyada ve birde dönerci açmış.''bigdöner'' sanırım.Karısının üstüneymiş ve kardeşi ile birlikte işletiyormuş ve sakallı bir zombi:olmadi Vicdanı hiz sızlamıyor sanırım




ve benimde 5yillik bes blok ileride kapi komsummus
allahtan disarda yemek yeme aliskanligim yok kim bilir kac alevi vatandasimiz onun dükkaninda yemek yemistir ve onun gibi daha niceleri almanyada avrupada cirit atiyorlar unutuldu gitti bu yarayi kasimanin bir anlami yok diyip adamlar normal yasantilarina devam ediyorlar

Şoreş
04.03.2006, 16:41
Umarim birgün o adamla karsilasirim...

meymane_usari
04.03.2006, 19:24
ve benimde 5yillik bes blok ileride kapi komsummus
allahtan disarda yemek yeme aliskanligim yok kim bilir kac alevi vatandasimiz onun dükkaninda yemek yemistir ve onun gibi daha niceleri almanyada avrupada cirit atiyorlar unutuldu gitti bu yarayi kasimanin bir anlami yok diyip adamlar normal yasantilarina devam ediyorlar

peki can sen onları uyarmıyor musun yemeyin orda diye bu adam bizim insanımızı yaktı diye ne insanlar var ya bi de kendilerine alevi diyorlar...:olmadi

Kolera
06.03.2006, 02:56
unutuldu istediginiz kadar unutulmadi diyin...sivas diyince miletin aklina simdilerde sivas spor dan baska birsey gelirmi keske böyle bir anket yapsalar ...bence unutuldu...üzgünüm

Hüseyin69
06.03.2006, 03:18
peki can sen onları uyarmıyor musun yemeyin orda diye bu adam bizim insanımızı yaktı diye ne insanlar var ya bi de kendilerine alevi diyorlar...:olmadi



ben bir kere o yaratigin sivasli oldugunu bilmiyordum
gazetelerde okudum kücük bir arastirma yaptim megersem vatandas bana uzak degilmis komsuymusuz
simdi o vatandas mannheimi terk etmis ama yine ya almanyadadir yada avrupanin baska bir ülkesinde
herseyden önce adamlar birbirni her zaman heryerde tutarlar ayni yakalanma olayi bir alevinin basina gelseydi coktan temizlenmisti hemde öyle sarjörü beynine bosaltarak degil

okyanus
11.03.2006, 08:31
zaza alevi çok teşekkür ederim emeğinden dolayı çok güzel paylaşım

Cleric
13.03.2006, 16:16
Aleviler unutmadı Ama çok yazıkki bence türkiye unuttu ..

DersimVatan
17.03.2006, 20:44
arkadaslar biz belki unutmadık ama cogu kişi bunun neoldugundan bile habersiz

CcEeMm
06.04.2006, 17:34
unutmadım unutturmam

ONU®
07.04.2006, 20:54
Aleviler haricinde zaten balık hafızasına sahip olan milletimiz çoktan Sivas katliamını unuttu.Çok yazık.

kanagladi
07.04.2006, 21:32
bizim bu konuyu unutmamız için ya 37 canın dirilmesi yada köhne beyinleri bir araya toplayıp yakmamız lazım başka türlü kimse unutulamaz şimdi bizde onların seviyesinemi iniceğiz diceksin tarih gösteriyorki onların seviyesine inmediğimiz için hep hor görüldük eğer bir gün onların seviyesine inmiş olsaydık bizi el üstünde tutuyo olurlardı

canugur
29.04.2006, 18:40
Biz, Semerkant´ta 40 bin bati asyali Türk insanini özellikle ceviz acacina astiran, vahsi arap komutni Kuteybe´nin yaptiklarini dahi unutmadik.
Sivasi unutmak ise, hayasizliktir.
Sivas´i unutmamak icin alevi olmak zorunlulugu da yoktur.
Sivas´i insanlik unutmadi, tipki tarihte yapilanlari unutmadigi gibi...
saygilar

çeşm-i naz
29.04.2006, 18:55
sanırım unutuldu deil arkadaşlar belki de dewamlı acımızı içimize atıoruz susuyoruz sanırım susmağı trcih edioruz ama ne unutmamız ne de unutturmamız gerek laflar boş gelio artık bana bişeyler yapılmalıı

şu siwasın elinde
sazım çalınmaz
güllerimi yaktın
yüreğim dayanmazz!!!!!!!

murat_ank20
29.04.2006, 18:57
Sivas Olayları unutulayacak bir yaradır Unutturmak isteyenlerde kendileri unutulur...

ONU®
17.05.2006, 13:14
Ben de Sivas Olayları'nın maalesef toplumumuzun genelinde unutulduğunu düşünüyorum.Ama bizler unutmadık ve hala kalbimizi acıtıyor.

huseyincem
17.05.2006, 14:05
unutturmaya çalışanlar olsada diğer acılarımız ibi buda unutulmayacak,ama suçlular adam akıllı cezalandırılmadıkça,akepe gibi hükümetler bunlara af çıkarırsa daha çok katlimiz vacip diye bize saldırıp katliam yaparlar.2 temmuzlarda sokaklara dökülüp bize yapılan bütün katliamları en güçlü biçmde kınamamız lazım.

sevgiler.

Niwan
29.06.2006, 19:11
unutmadım ve asla unutmıcam

Toplandılar birbir güruh sürüleri
Tatbik edildi ata izleri
Yandı otuzyedi canın gözleri
Ne güzel oynandı oy Madımak

Aziz allahsızsa bundan kimene
Tanrı yaratmadımı onu cihane
Otuzyedi canım buna bahane
Ne güzel oynandı oy Madımak

Çetiniyim derki bir gün divan kurulur
Haklı haksız gelir orada sorulur
Yirminciyüzyılda insan mı yakılır?
Ne güzel oynandı oy Madımak


Çetin Gencerw

Son Yaprağıydı
29.06.2006, 19:24
Yirminciyüzyılda insan mı yakılır?
Ne güzel oynandı oy Madımak


Çetin Gencerw

hangi kitapta var insanı yakmak.???

cagdascetin
29.06.2006, 19:47
insanın bağrından açan demet demet güller yakılmış acısı gözyaşı unutulurmu ben onda çok küçüktüm ama o olayları bildiğim andan itibaren hiç bir zaman için unutmadım çünkü bazıları güllerini geç verir bazılarıda erken ben erken verip geç ağlayanlardanım

çiğerparem
29.06.2006, 20:40
unutulması imkansız bir katliam.Unutan kişinin insanlığından şüphe duyarım

Bir Zeynep
30.06.2006, 13:29
unutulur mu hic yaaa..

PirO_62
30.06.2006, 14:41
unutmadık unutmayacağız tabikide

kızıl bizon
03.07.2006, 20:01
unutmak mümkünmü canlar ki ne kadar unutturullmaya çalışılsada sivas ı çorumu maraş ı gaziyi unutmak ihanettir....

KızılBant
04.07.2006, 20:50
Meydanlara inip protesto etmemişsek unutuldu mu unutulmadı mı gibi sorular saçmalığını korur.

Eylem olmadan düşüncede olmaz. Unutturmak istemiyorsak alanlarda protesto ederiz.

kolpa
04.07.2006, 20:52
unutuldu bence.biz bu halkın yüzde kaçını oluşturuyoruz ki?bizim unutmamamız bişeyi değiştircek mi. o katliamları anma gününde basında hiç bir haberin yer almaması kötü.gelecekte unutulmayacağının hiç bir garantisi yok.

arslan
04.07.2006, 20:55
unutmadik unutmayacagiz

KURŞUNveli
05.07.2006, 20:12
2 temmuzları unutmak bence alevi olduğunu unutmak demektir...

Bir Zeynep
05.07.2006, 20:15
öyle deme kolpa can, niye öyle diyosun ki. sicas katliama aleviligin tarihinde yer aldi, sen ne diyosun. 13 senedir unutulmadi, gelecek yillarda da unutulmicak. ay rica bu sorunun sorulmasi bile unutulmadigini ispatlar. Unutulmus olsaydi, bizim generasyon aha sivasta 13 sene önce ne olpu bittigini bilmezdik. daha kücüktük, aklimiz ermiyodu olabilir, peki ama biliyoruz simdiki aklimizla. ve gelecektede bilecegiz!
saygilar.

Aziz
05.07.2006, 20:20
biz hala unutmadık ve unutturmamak ıcın elımızden gelenı yapacagız.
her senekı anma etkınlıklerının daha fazla katılım olması ıcın tum canları beklıyoruz.
unutturmayalım.....

ercandost
06.07.2006, 03:08
Unutulması mümkün değil,yazamıyorum bile yazarken içim titriyor,bunu yapan insanlıktan en ufak nasip almamışlardır,onlara insan bile denemez ki yeryüzünün en aşşağılık sıfatını koysan bunlara o da az gelir,sonsuza dek unutmayacağız..

broker_6856
30.03.2007, 23:32
kesinlikle hayır bu olay asla unutulmaz...unutan insanlara da artık diecek bişi bulamıyorum.

zazaozgun
26.04.2007, 15:34
bence unutulmadı can bu hemde yaklılan bir can nasıl unutulsun nasıl acısı dinsin bu vahşi katliamın unutulmadı tabi...ama 2 temmuzda gerektiği gibi anmıyoruz sivas şehitlerimizi..

sausen
26.04.2007, 15:41
Unutmak mümkün o kara günü,
Nasıl unutubiliriz ki?!
Şimdi bile yanıyorum yüreğim.

Haydaryiğit
26.04.2007, 17:24
Nasıl unutulabilir mazlumların yobazlarca yakıldığı o kara gün ?
O saygıdeğer aydınlarımızı kaybettiğimiz o üzücü,yüreğimizi burkan çaresiz kldığımız o günü ?
Beyinleri sulanmış sırtlan sürüsü gibi mazlumlara saldırdılar.Bizim canlarımızı bizim elimizden alamadılar, Biz onları kalbimize aldık.Lanet olsun bu yezidlere!
İnsanlığın yüz karası varlıklar...
Güya laik görünen şu ülkede bir adım dahi ilerlemediğimizi belli ediyorsunuz.

Unutulamazlar...
Onları unutamayız.Geçmişini yargılamayan soruşturmayan geleceği için iyi planlar beklemesin.

cicim
26.04.2007, 17:59
Unutan faşist olsun...

yagmur12
26.04.2007, 18:08
Bizler unutmadık ve unutmayacağız. Geçmişini bilmeyen geleceğe umutla bakamaz. Katliamları ve zulümleri unutmayacağız asla! Unutturmayacağız. Onların ruhları bizlere ışık olacak!

huseyn
09.05.2007, 11:45
bence unutuldu tabi. yada birileri unutturmaya çalıştı ve bunda da başarılı oldu. bugün kaç kişi behçet aysan'ın şiirlerini okudu ki?? yada tanıyan var mı??

gamber dost
09.05.2007, 17:35
unutulmadı asla unutmayacağız:34:

Şah-Mat
30.05.2007, 22:36
Unutursanız...............Hatırlatırlar !


Neymiş...?

YezdaN
30.05.2007, 22:47
14. yıl ''madımak yanmaya devam ediyor.'' şeriatçı güçlerce katledilen 35 canımız ülkede Demokrasi,Barış,Laikliğine sahip çıktıkları için yakıldılar..

yangın devam ediyor,
acıları içimizde,
Unutmadık,
Unutturmayacağız

2 Temmuz 1993

ismailvolkan
30.05.2007, 22:48
unuttukmu unutmadıkmı tartışmaları yapıp.. hiç birşey yapmıyoruz !

Haydaryiğit
30.05.2007, 23:32
Geçmişini unutmuş bireyler gelecekleriyle ilgili sağlıklı kararlar alamaz.Bu da Sivas'ı,Maraş'ı,Gazi'yi... unutanlara bir diyeceğimdir. Geçmişinizi unutmakla yolunuzu şaşırırsınız.
saygılarımla

erdem_akyurek
30.05.2007, 23:42
bence böyle bir olay unutulmamalıdır ankette de evet unutuldu diyenler bence buralarda gezinmesinler
:höng

saheser
31.05.2007, 23:09
bence böyle bir olay unutulmamalıdır ankette de evet unutuldu diyenler bence buralarda gezinmesinler
:höng

Bence yanlis düsünüyorsun kardesim.Ankette sivas olaylari unutulmu? diye soru sorulmus hemem hemen unutuldu devlet unuttu kimileri unuttu.Ankette sizler sivas olayini unuttunuzmu diye sorulsaydi.Cevabim kesin hayir unutmadim derdim,daha dün gibi aklimdan cikmiyorki sivasda canlari yakan caniler bir iki kisi degilki hepsi disarda birkac kisi haric bu canilerin sucu yokmus gibi disarda oldugunu bilmek unutuldugunu görtermiyormu.

erdem_akyurek
31.05.2007, 23:32
düşüncene saygı duyuyorum şaheser ben dikkat ettiysen yorumumun başına "bence"kelimesini yazmışım!!!!bir yanlış anlama olmuş herhalde.:yaw2

esinti
31.05.2007, 23:39
böyle bir konu nasıl unutulur üstelik aleviliğe yapılmıs olan bir ihanetlik asla unutmam ve unutturmam....

Zara_Koçgiri
01.06.2007, 00:19
unutulması gerçekten bı tarih ve o tarihin öncesine kalıcak bı olay,canlar halaen bu devırde dınazorların kalıntısıyla ugrasılıyorsa emınımkı gelecek nesılde o yobaz ve gerıcı faşistlerin önune çıkacakbızden veya bızden olmayıpda bılıçlendırılmışkıtalar olarak onların karşısına çıkacakevrensel düşüncenın en ön planda çıkılmış ve mücadele sonunda erişilmiş ve o mutluluk meyvesının alındığı nokta olarak en son hatırlanacak şey verılen mucadelenın ve verılen emegın,kazanılmış hakların en üst seviyeye ulaşılmış en üst ve en üst erişilmiş noktası olacaktır canlar.

aspava
01.06.2007, 00:25
ben ve benim gibi düşünen herkez unutmadıı unutamaz bu acı hep yüreğimizde olacak ama unutmak ve unutturmak isteyenler de az değil onlarında kim olduğunu söylemeye gerek yok sanırım ...

izmir_35
21.06.2007, 15:27
madımakda can veren aydınlarımızı unutmak mümkünmü tabiki unutmadık unutmayı çok isterdim ama ülkemizde bu olayların sonu yokki sürekli ölüm haberleri sürekli saldırılar sürekli suçsuz yere yok olan canlar sizce madımak unutulurmu bu faşist saldırılar devam etdikce böyle acılar yaşamamak dileğiyle

Servan
21.06.2007, 16:05
sivas katliamını unutmak mümkün mü canlar.

gamber dost
21.06.2007, 17:46
unutulmadı unutulmayacak

xolxol_12
24.06.2007, 01:55
Dostlarım abilerim ablalarım ben 15 yaşındayım...
Bu olayları benim görmememe rağmen sanki bana dün gibi olmuş geliyor...her zaman gündemimde gibi...
Demekki biz unutmadık unutmayacağız
Sizler oldukca unutulmaz...Bizler oldukca unutulmaz..

kreşmir
24.06.2007, 02:03
sivas madımak olayının unutulması demek insanlığın unutulması kardeşliğin son bulması demektir....orada yanan insanlar ve düşünceler pir sultan dan gelen şeyh bedrettinde büyüyen lerdi.....
unutmadık unutturmayacağız.....hiçbir zaman yakmayacağız.......

kreşmir
24.06.2007, 02:04
bu anket unutunları ayıltmak için yapıldı sanırım.....

alev zile
24.06.2007, 03:01
valla bana sorarsan ben unutmadım ama bu acıyı bize yaşatan grupları destekletyen aleviler,maraşta çorumda milliyetçilik adınıa insanımıza adeta soykırım yapanlarıı destekleyen aleviler bence çoktan unutmuş ve olanları nasıl olduysa hazmetmiş...HARAM OLSUN...

sivaslı_sevda
24.06.2007, 10:13
MADIMAK unutulacak bi olay degil ki 14 değil 104 yıl geçse silinmez hafızalardan .

alevi_siyah
24.06.2007, 10:18
MADIMAK unutulacak bi olay degil ki 14 değil 104 yıl geçse silinmez hafızalardan .

alışlıycaktım ama alkışı bulamadım :thumbup1:

munzur_62
24.06.2007, 11:55
Unutanlar Utansın

Deniz_05
24.06.2007, 12:21
canım yandı nasıl unuturum:

..akarsuyum yansamda kül olup savrulsamda bazı bazı gülsemde yine gönlüm hoş değil..çeke çeke ben bu dertten ölürüm.

EREN izm
24.06.2007, 12:52
Bende videosu var saat saat izledikce içim sızlıyo. Hiç bir zaman unutmayacagız hep kalbimizde kalacak :):)

pir alevi
24.06.2007, 13:27
bizler bu olayları asla unutmayacağız ve unutturmayacağız,canlarımız hem gönüllerde hemde türkülerde unutmadık.....

okyanus
24.06.2007, 15:14
kalabalık hala gözümün önünde gözü dönmüş yobazlar.

CaNCa
04.07.2007, 20:22
Biz asla unutmadık, bu can bizde baki kalana kadar hiç kimseye de unutturmayacağız!

keklikoluk46
04.07.2007, 20:48
Sİvasin IŞiĞi Sönmeyecek...

pir alevi
04.07.2007, 21:42
unutulacak bir şey mi unutalım kudurmuş itler yaktı devlet baktı,unutmak özine ihanettir.

EREN izm
04.07.2007, 21:44
unutulacak bir şey mi unutalım kudurmuş itler yaktı devlet baktı,unutmak özine ihanettir.

evet kardeşim haklısın unutturmaya calışıyolar ama biz unutmayacasız. silmeyecegiz.

carpe
05.07.2007, 01:46
35 canım 2 akrabam yitirmişim bu ugurda kendı canımı da yıtırmeye de göz alırım unutanı unuturum