Orijinalini görmek için tıklayınız : Kırşehir


Taner62
27.02.2006, 05:19
Arkadaslar burasida benim memleketim. Ozanlar diyari KIRSEHIR

--------> nicke aldanmayin, arkadasimin :D


http://www.maliye.gov.tr/defterdarliklar/kirsehir/resimlerim/ahi2.jpg


http://www.atamanhotel.com/cappadocia/kirsehir3_s.jpg

http://www.meteor.gov.tr/2003/iller/resim/KIRSEHIR.gif

http://www.kirsehir.web.tr/duvarresim/k026.JPG

http://www.vgm.gov.tr/images/eski_eser/Yurtici/tn_KIRSEHIR_ASIK_PASA_TURBESI.jpg


http://www.discoverturkey.com/img-hagem/Kirsehir.jpg


http://www.kirsehir.web.tr/duvarresim/k018.JPG

http://www.kirsehir.web.tr/duvarresim/k020.JPG

http://www.kirsehir.web.tr/kirresim/yunus.JPG


VEEEEE GELELIM BIZIM MESHUR USTALARIMIZA ( ABDALLAR)


DÜĞÜN USTALARI
(Sırtı boz davullu yiğitler)
Oyunlarımızı, türkülerimizi derleyip Türk halk müziği repertuvarımıza yüzlerce eser kazandıran Kırşehir ustaları, çocuk yaşta başlayıp yaşlanıp yatağa düşünceye kadar düğünlerde bayramlarda eğlencelerde davulları zurnaları kemanları bağlamalarıyla kuşaktan kuşağa derin bir kültür köprüsü kurmuşlardır.
http://www.kirsehir.web.tr/kirresim/k03a.JPG

"bizim çocuklar; beşikte gözünü açıp da, pel pel etrafına bakmaya başladığında görür ki; duvarda bağlama,keman,davul,zurna asılıdır. O bebeğin dünyası, bu çalgılarla şekillenmeye başlar. Mezara kadar sürer..." diyen ,Ayvaz usta Kırşehir'in türküsünün babayiğit türküsü, oyununda babayiğit oyunu olduğunu en iyi bilenlerdendir.


"Bu iş terbiye ister, ahlak ister, yörenin kültürünü, geleneğini yürekte hissetmek ister. Daha küçük yaşlarda çocuğu düğünlere götürür oturup kalkmayı öğretiriz. Çocuğu gözetir, ustalık töresine göre yetiştiririz." İlkesinden hiç ayrılmayan Abidin Usta, Haydar Usta, Veli Usta, İlyas Usta, Bektaş Usta, Resul Usta; aşağılanmaktan ve "aptal" ile "abdal" sözcüklerinin ayırt edilmemesinden büyük üzüntü duyarlar.

Sadece düğün mevsimindeki kazançlarıyla geçimlerini sağlayabilen ustalar, maddi imkansızlıklar nedeniyle de tam bir eğitim süreci yaşayamayan kesimlerdir. Müziğin, türkünün, bozlağın, halayın kaynağı ustalar, tüm geçim sıkıntısı ve ilgisizliğe rağmen, Türk Halk Müziğinin can damarı olduklarını ürettikleri eserlerle ispatlamışlardır.

USTALARIN İLGİNÇ ANILARI

Ustalar maddi sıkıntılar nedeniyle uzun süreli eğitim göremezler. Geçim telaşı ve küçük yaşta müzikle haşır-neşir nedeniyle okula gitmeye pek sıcakta bakmazlar. Günlerden bir gün çocuğun birisi mesleğine biraz soğuk bakar. Saza bağlamaya fazla hevesi yoktur. Çağırır babası bak oğlum der. "şu kemaneyi öğreneceksen öğren, yoksa seni öğretmen yapar köy köy sürdürürüm".
İki usta bir köyde düğün çaldıktan sonra paralarını alıp evlerine dönmek üzere yola çıkarlar. Geceleyin köyün çıkışında bir mezarlığın yanından geçerken ustanın biri arkadaşına "gel şu mezarlığa birer fatiha ihsan eyleyelim" der. İkisi de durup fatiha okurlar tam yola devam edecekleri sırada karşılarına iki kişi dikilir ve ustaların üzerindeki tüm paraları alırlar. Ustalar neye uğradıklarını şaşırıp sessizce mezarlıktan uzaklaşırken birisi söylenir "nereden aklına esti de elin mezarında yatanına fatiha okuttun senin fatihan yüzünden cıscıbıl soyulduk" diye. Arkadaşı mahcup "ben ne bileyim ağam eşkiyanın mezarlıkta yatıp kalktığını." Diye cevap verir.

Bir düğün sonrası 5-6 kişilik usta ekibi ırmağın kenarına oturup parayı paylaşmaya başlarlar. Parayı bir türlü denk dağıtamamışlar. Ya artıyor ya eksik kalıyormuş. uzun uğraşlardan sonra birisi "ne uğraşıp duruyorsunuz şu artan parayı ırmağa atalım olsun bitsin" der ve sorunu kökten çözer.

Ustalardan ikisi yurt dışına çalışmaya gider ve sonra emekli olup dönerler. Daha sonra birlikte hacca gidip hacı olurlar ancak uzun yıllar içki alemlerinde ve eğlencelerinde yoğrulmuş bu iki arkadaştan birisi birgün diğerine "hacı sen bir gün rakı alsan bende bir hindi alsam şöyle akbayıra doğru bir açılsak der." Arkadaşının cevabı sert olur. "kudurdun mu sen , birde hacısın."
İçkiyi teklif eden gayet sakin:
-hacı olunca ne olmuş kim görecek sanki?
-hiç kimse görmezse Allah görür.
-içki içmekte kararlı olan usta cevap verir.
-Allah görünce gelipte uzun çarşıda anlatacak değilya!...

ustaların en büyük zevklerinden birisi rakıyı kavunla içmektir. Ustalardan birisi bir gün rahatsızlanır. Doktor ustaya rakıyı kesin kes yasaklar. Hemşiremiz mahsunlaşır doktordan son bir kez medet umar "doktor ne olur kavun zamanı bari serbest bırak..."

ve ustalarımız içkinin günah olmaması gerektiğini de yine kavunu bahane göstererek dile getirirler. "Allah'ım yaratmasaydın da kavunu, içmeseydim rakıyı




BOZKIR’IN TEZENESİ
TÜRKÜ BABA NEŞET ERTAŞ

http://www.kirsehir.web.tr/kirresim/neset.gif



Ana vatanımsın, baba yurdumsun






Ozanlar diyarı şirin Kırşehir
Uzak kaldım gurbet elde derdimsin
Hasretin bağrımda derin Kırşehir. Feleğin yazdığı kara yazıynan
Çok yürüdüm bağrımdaki sızıynan
Kara kaşlarıynan, kara gözüynen
Aşık etti beni birin Kırşehir


Gerçekten de “gönül” kelimesinin Ertaş’ın şahsi lügatinde çok özel bir yeri var. O adeta, tıpkı Yunus gibi, Hacı Bektaş-i veli gibi kendisini”gönüller yapmaya” adamış biri... “gönül”ün geçmediği türküsü yok dense yeri...

Şu garip halimden bilen işveli nazlım




Gönlüm hep seni arıyor neredesin sen
Tatlı dillim, güler yüzlüm, ey ceylan gözlüm
Gönlüm hep seni arıyor neredesin sen

Bir başka türküsünde:

Küstürdüm gönlümü güldüremedim




Baharım güz oldu yazım kış oldu
Gönüle yarini bulduramadım
Baharım güz oldu, yazım kış oldu
Diye dert yanar.
Bir türküsünde babası Muharrem Ertaş’ı “gönül delisi” olarak niteler:





Sazını çalarken kendinden geçen
Gönülden gönüle kapılar açan
Aşkın dolusunu nefessiz içen
Gönül delisini neyledin dünya


Muharrem Babaya ağıt
Uzak yoldan geldim hasretim için








Hani nerde babam Muharrem nerde
Yaralı bülbülüm ses vermez niçin
Yüreği yanığım o kerem nerde O garip gönüllüm, dertli bakışlım
Feleğin elinde sinesi taşlım
Yüreği yaralım, gözleri yaşlım
Gönül evi yıkık, viranım nerde
Fetholurdu feryadını dinleyen
Feryadı içinde derdin anlayan
Kuşlar gibi viranede ünleyen
Ecinnice deli boranım nerde
Okula gidemedim bu dert benimdi
Hemi benim derdim, hem babamındı
Hemi babam, hemi öğretmenimdi
Garibim dersimi verenim nerde
NEŞET ERTAŞ


NEYLEDİN DÜNYA

Ay dost deyince yeri göğü inleten




Muharrem ustaydı bunu dinleten
Gönül kırmazıdı bilerekten, bilmeden
İnsan velisini neyledin dünya Sazını çalarken kendinden geçen
Gönülden gönüle kapılar açan
Aşkın dolusunu nefessiz içen
Gönül delisini neyledin dünya
Garibim babamdı Muharrem Usta
Bilirim aşıktı sevdiği dosta
“sazımın emaneti...” diyen en son nefeste
Sazın ulusunu neyledin dünya,
NEŞET ERTAŞ





Yüzölçümü : 6.570 km²
Nüfusu : 256.862
İl Trafik No: 40
Telefon Alan Kodu : 386
Sıcaklık : En düşük -26,7 en yüksek 34 C
Yağış Oranı : Yıllık ortalama 667,5 mm

Serkan Kaplan
13.04.2006, 10:14
gerçekten çok güzel bir memleketin var bikaçkez gelmiştim bende yozgatlıyım inan şuan elimde fırsat olsa köyüme yerleşirim orda bagımla bahçemle ugraşırım ama ne yazıkki düzen böyle ekmek nerdeyse biz ordayız

DEMIR CAN
05.07.2006, 22:43
Tarihimizde, özellikle Kültür ve toplum tarihimizde,Kırşehir'in çok önemli bir yeri var.Kırşehir bu bakımdan dünya da da güçlü bir ilgi uyandırmış.Uluslar geçmiş toplumsal yaşamımızı izliyor.Hemde örnek almaya çalışıyorlar.
Kırşehir değerleri üzerine yurdumuzda oldukca yoğunluk kazanmış çalışmalar var.Bu dağınık çalışmaları toparlamak gerekiyor.Yapılanlar, yerli ya da yabancı çalışmalarla ortaya çıkarılanlar da ,kamu oyumuza gereğince aktarılmış değil. Kırşehir için, o da belli ölçüde yaygın olarak bilinen bir zamanlar yoğun politik çekişmelerin konusu olduğu bu yüzden bir süre ilçe yapılıp sonradan tekrar il durumuna getirildiğidir.Ama bu değişiklikler sonucunda yinede eski durumunun çok gerisinde kaldığı, ilçelerinin bir bölümünün bu arada HACIBEKTAŞ ilçesinin de bu gün Kırşehir'e değil, eskiden ilçe iken il yapılan Nevşehir'e bağlı kaldığı o yöreden olmayanlarca pek bilinmiyor.Bu parçalanmanın, kültürümüze sosyal ekonomik gelişmemize verdiği zarar ise kuşkusuz daha az biliniyor."CANIM HACIBEKTAŞ KIRŞEHİRE NE GÜZEL YAKIŞIR"
Kırşehir tarihi Hititlere kadar çıkıyor. Kent sonra Malazgirt savaşına değin ,başlıca Firigyalılar,Yunanlılar,Romalılar ve Bizanslılar tarafından yönetilmiştir.Türkler bilindiği gibi Anadoluya büyük ölçüde bu savaştan sonra girdiler.Bu girişin bir siyasal çıkarlı, birde kültürel ve toplumsal yanı var.Kırşehir özellikle bu kültür çabasında önemli ilerici bir yer tutar.
Türklerin Anadoluya girişi bölge bakımından tarihin yoğun değişimler gösterdiği dönemlerine rastlar. Anadoluya geliş sürerken Büyük Selçuklu İmparatorluğu dağılır. Anadolu Selçuklu Devleti kurulur. Bizans İmparatorluğu karşılaştığı tarihsel sosyal ve ekonomik sorunları çözememiştir.Tüm uyruğu dışarıdan özellikle doğudan kurtarıcı beklemektedir.Anadolu Selçuklu Devletininde son bulmasıyla Beylikler dönemine geçilir.Bu dönemde ,Cengiz,Timur,Mısır Haclılar vb.etkenlerde zaman zaman işe karışır.
Beylikler döneminde karışıklıklar ve dağılma artmıştır.Bu döneme bölgeler ve kentler açısından da bakılabilir.Bu sırada iki kentin önemli rol oynadığını görürüz.Konya ve KIRŞEHİR. Kırşehir'in öncülüğü,toplumsal düzen vericiliği,kuruculuğu,birleştiriciliği,Osmanlıdevl eti kurulduktan sonra da,güçlü bir bicimde sürüyor.Konya kuşkusuz başka türlü gelişiyor.
Birleştiriciliğin kuruculuğun,çözüm getiriciliğin,kısaca o zamanki ilericiliğin kaynağı Horasan'a uzanıyor.Kırşehir Büyükleri gibi Konya'nın Mevlanası da Horasan kökenlidir.Horasan ayrı bir konudur.Kırşehir için bu bilgileri verdikten sonra Türklüğün Anadoluya yayılmasında büyük katkıları olan AHİ EVRAN HACIBEKTAŞI VELİ AŞIK PAŞA siyasette öne çıkmamışlardır.Hatta diyebiliriz ki onların doğrudan siyasetten uzak olmaları başlıca güçleri olmuştur.Ama bu özelliğe de dikkat ederek KIRŞEHİR in uzunca bir süre arka planda ilk bakışda görünmeyen İKİNCİ BAŞKENT olma niteliğini söyleyebiliriz.
Öte yandan Kırşehir tarihte kültürel, toplumsal ve dolayısıyla ekonomik bakımlardan büyük bir zenginliğe sahip olmuş çok yönlü bir kenttir. Bu çok yönlülükten söz ederken kuşkusuz her kent için sayılabilecek turizm arkeoloji doğa vb.ötesinde özellikle Anadolu Selçuklulardan bu yana yaşanmış zenginlikleri amaçlıyoruz.
Konuya Kırşehir Büyüklerini ,yer olanaklarına göre,aşırı bir sınırlama yoluyla anarak yaklaşmaya çalışacağız.Aklımıza ilk gelenler şunlar:MUZAFFERÜDDİN BEHRAMŞAH,,CACA BEY,BABA İLYAS,HÜNKAR HACI BEKTAŞ VELİ,AŞIK PAŞA,AHİ EVRAN,AHMET GÜLŞEHRİ,EYH EDEBALİ.
Mengücükoğlu Muzaferüddin Behramşah yakın tarihte yaşayan Kırşehrin kurucularından. Özünde bu yaşam,onun kurduğu sonra tam bir üniversite olgunluğuna ulaşan Kırşehir Medresesi ile başlıyor.Kırşehir bu tarihlerde Gülşehir adınıda alıyor.Bizim sözünü ettiğimiz özünde işte bu Gülşehir denen KIRŞEHİR'dir.
Kırşehir beyi Nurettin Caca,kuruculukta ondan aşağı kalmıyor.Hem moğollara karşı ılımlı başarılı bir politika ile kenti saldırı ve yağmalardan koruyor, hemde kurulan üniversiteye dünyanın tarih bakımından ikinci rasathanesini; asronomi matematik fizik kimya gibi konularda eğitim gösterecek(Caca bey Mederesesi-Teknik bilimler fakültesini ekliyor)
Kırşehir konusu üzerinde çalışan değerli uzmanlar,özellikle Aşık Paşa;nın Ahi Evran;ın Hacı Bektaş;ın aynı dönemlerde Caca bey zamanında yaşamış,hatta iş bölümü yapmış olduklarını önemle belirtiyorlar.Böylece Gülşehirin yıldızının parladığı 13.yüzyıldaki çok yönlülüğe girmiş oluyoruz.Bu yönler başlıca 1)Aşık Paşa'da simgelenen ;Türkçecilik;Dilcilik 2)Ahi Evran velide simgelenen Ahilik.O zamanki anlamda Emeği temel alan Esnaflık-Sanatkarlık kent çalışanlarına yöneliş.3)Hacı Bektaş Veli de simgelenen Köy çalışanlarına yönelik köycülüktür.
Türkceciliğin temeli olarak Karamanoğulları beyinin Türkçeyi koruyup geliştirmede onu bugün doyamadığımız bir tada ulaştırmada,halk Ozanlarımızın ve halk yazarlarımızın bitip tükenmez inançlı cabalarının bugünkü dil kurumumuz gibi ,bir bakıma belki daha iyi bir biçimde bilimsel bilinçli ve yönetiici kaynağını bu Caca bey Medresesinde bulduğunu artık daha yaygın ölçüde bilince çıkarmamız gerekiyor.
Hacı Bektaş Veli menkibeleşmiş bir büyük insanımız.Büyük insanların adlarına ideolojik dinsel,tarikatlar,okullar bağlanması onları tanımamızı gölgeliyor.Hacı Bektaş için bu büyük ölçüde geçerli.Yunus da efsaneleşmiş.Onun baş öğretmeni kim:Hacı Bektaş Veli değilmi?Hacı Bektaş;ı daha tarafsız daha iyi tanımamız gereğini vurgulamak için aklıma gelenlerden biri bu.
Hacı Bektaş Horasan dan o doğurgan ,efsanecili,kutlu döl yatağından gelmiş.Ahi Evran ,hemen aynı ölçüde efsanelere karışık,Kırşehir;e Hacı Bektaş dan sonra;Denizli yörelerinden gelmiş.Debbağ ustası.Hacı Bektaş Veli;ye konuk olmuş.Orada görüşmüş,işbölümü yapmışlar.Giderseniz,Dergah;da oturup görüştükleri yeri gösterenler var.Ahi Evran Kırşehir de Üniversitenin olduğu yerde yerleşmiş.Zaman zaman da buluşurlarmış.
Osmanlı Devletinin kurucusu Osman Bey;in Kaynatası ŞEYH EDEBALİ de Ahi babası.çağdaşları Kırşehir kökenli.Osman bey bir sanat öğrenip ahi olmadan Edebali kızını ona vermiyor.
Öte yandan Ahilik Kurumunun tarihi çok eskilere gidiyor.Arapca söyleyişle Feta;dan Fütüvvet;ten geliyor.Feta genç yiğit.çömert.fütüvvet gençlik vb.Yani Ahi kardeş demek.Sayın.A.Gölpınar;lınında belirttiği gibi.Ahiliğin düzen bulunmayan yerde yönetim gücünü üstlenecek kadar güçlendiğini görüyoruz.Beylikler döneminde kurulan ve 64 yıl süren Ankara Ahi Cumhuriyeti bunun pek görünen bir örneğidir.
Zamanın Sosyal Kültürel Başkenti dediğinmiz Kırşehir-Gülşehir ile kurulmuş bilebildiğimiz ilişkilere değinmeyi sürdürüyoruz.Anadolu Selçuklu Devletine Siyasal Başkentte olan anadolunun başlıca kültür merkezi kenti bilinen Konya;nın özvarlığı Mevalana ;nında bu ilişkiye girdiğidir.Ayrıca daha önemli anılacak olan ise herhalde Yunus Emre;nin ilişkisidir.Yunus bildiğimiz gibi yola Hacı Bektaş la girer .O bir gezgindir de köyde de dolaşır.kentte de Hacı Bektaş lasda Taptukla da ilişkilidir.Ahi Evran la Edebali;yle Mevlana;ylada. Ahiliği Yunus neden benimsemesin bunu belirten bir şiirinide biliyoruz.
Şimdi bütün bunlar 13.yüzyılda olup bitmiş de ,oradamı kalmıştır?Hayır,Türkcecilikte aldığımız yol,yaşanmakta ve bilinmektedir.Ahiliğin ise uzunca bir olumlu dönemi var.Bugün bütün yeni cabalkara karşın henüz çok uzağındayız kuşkusuz.Ama Kırşehir;in çok yakınlarda Kurtuluş Savaşımızda yine arka planda,yine tarihsel güç kaynağı olarak işlevini başlangıctaki önem ve canlılıkta sürdürdüğünü görüyoruz.
Hacıbektaş celebisi Cemalettin Efendi Patişahın valisinin destek dileğini red etmiş tir.Heyeti temsiliye reisi GAZİ MUSTAFA KEMAL PAŞA;ya onun yönettiği Bağımsızlık savaşına bütün gücüyle katılıyor.Atatürk de o günlerde Hacıbektaşa Celebiyi ziyarete geliyor.Celebi Osmanlı Valisinede Enver Paşayada geldiklerinde göstermediği ilgiyi gösteriyor.MUSTAFA KEMAL PAŞA;yıda BEKTAŞ larda yol boyunca karşılıyor.Sonra Atatürk Kırşehir;e geliyor.Müdafayı Hukuk cemiyet;inde çoşkulu tarihsel konuşmalar görüşmeler yapılıyor.Böylece Kurtuluş Savaşının örgütlenmesinde çok önemli güçlü bir adım daha atılıyor.
Dünya Ahiliğe büyük önem veriyor.Dünyada ilk kooperatifcilik, Sendikacılık Standartizasyon, ve en eski bir sosyal güvenlik sistemi olduğuna dair birliktelilik vardır.
Ünlü bilgin Toeschner Alman sendikacılığının ahilikten çok yararlandığını belirtiyor.
http://www.karincalikoyu40.com/kuspinari/id8.htm SITESINTEN ALINMISTIR.

DEMIR CAN
05.07.2006, 22:50
Yoldan giden yolcu kardeş,
Ben kimlere olam sırdaş?
Kırşehir'de Hacı Bektaş,
Mevlam şu taşa can versin!





İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır.
Düşünce karanlığına ışık tutanlara ne mutlu.
Eline, beline, diline sahip ol.
Murada ermek sabır iledir.
Araştırma açık bir sınavdır.
Nebiler, Veliler insanlığa tanrının bir hediyesidir.
Düşmanınızın dahi insan olduğunu unutmayınız.
Hiç bir milleti ve insanı ayıplamayınız.
Nefsine ağır geleni kimseye tatbik etme.
İnsanın cemali sözünün güzelliğidir.
Marifet ehlinin ilk makamı edeptir.
Arifler hem arıdır, hem arıtıcı.
Her ne ararsan kendinde ara.
Bir olalım, iri olalım, diri olalım





Gitme giden gitme sual sorayim
Ya bu dünya neyin üstünde durur
Vallahi billahi ben onu gördüm
Dünya Sari Öküz'ün üstünde durur

Gitme giden gitme bir dahi soram
Ya bu öküz neyin üstünde durur
Vallahi billahi ben onu gördüm
Öküz de bir salin üstünde durur

Gitme giden gitme bir dahi soram
Ya bu sal da neyin üstünde durur
Vallahi billahi ben onu gördüm
Sal da bir baligin üstünde durur

Gitme giden gitme bir dahi soram
Ya bu balik neyin üstünde durur
Vallahi billahi ben onu gördüm
Balik da deryanin üstünde durur

Gitme giden gitme bir dahi soram
Ya bu derya neyin üstünde durur
Vallahi billahi ben onu gördüm
Derya da ikrarin üstünde durur

Gitme giden gitme bir dahi soram
Ya bu ikrar neyin üstünde durur
PIR SULTAN'im der ki ben onu gördüm
Ikrar da imanin üstünde durur


BEKTAŞİLİK AHİLİK VE KIZILIRMAK KIVRIMINDAKİ TÜRKMENLER
Ahilik ve Bektaşiliğin merkezi Kırşehir,
************************************************** ************************************************** ***
Bir zamanlar güllerin mis gibi koktuğu, bülbüllerin şakıdığı bir kentmiş Kırşehir. Söylenceye göre, kent kurulurken binaların harcında bol bol gül suyu kullanılmış. Adı da Gülşehri'ymiş doğal olarak. Burada yetişen güllerin eşi benzeri yokmuş. Zamanla ne gül kalmış ne bülbül... Uçsuz bucaksız kırın ortasında yükselen bu koca kente bu kez de Kırşehir ismini uygun görmüşler. Kırşehir, Ahiliğin ve Bektaşiliğin merkezi olmuş. Ahi Evranı Veli (1171-1261) burada yaşamış ve Ahilik felsefesinin temellerini burada atmış. İlk Türkçecilerden Aşık Paşa (1271-1373), burada doğmuş ve yaşamış (Aşık Paşa'nın yaşadığı devirde Fars dili çok yaygın olarak kullanılmakta iken o, Garipnâme isimli eserini Türkçe olarak yazmış). Sulucakara Höyük'te yaşayan Hacı Bektaş-ı Veli ile halk aşığı Yunus Emre Kırşehir'i mesken tutmuş. Son yıllarını Kaman'da geçiren ünlü halk ozanı Dadaloğlu'nun mezarı da burada

Şeh Edebali ninde çıkış yerinin Kırşehir olduğu bilinir ve yazılır.O dönemde köylüler Hacı Bektaşi Veliye Esnaf Ahi Evrene Alp erenler Şeyh Edebaliye kadınlarında balım sultana bağlı olduğu kayıt altına alınmıştır.

Kırşehir bir kültür şehridir.



İbrahim sani
Hacı bektaşı veli annesi hatem sultan
hocası ahmedi yasevi
hz alinin ücüncü oğlundan muhammet hanifi
ahmedi yasevide muhammet hanifinin torunu

alevi_murat24
28.08.2006, 16:24
Vallahİ Az Çok Bende KirŞehİrİ Bİlİrİm Kaman İle ÖzbaĞ İlÇelerİnde İkİ ArkadaŞim Var Cok Yobazlar Burda Alevİ KÖyÜ Varmi Bİlmİyorum Aydinlatirsan Sevİnİrİm Ayrica Ben KirŞehİre *** *** Gelİyorum Hatta GeÇende Asmali Konakta DÜĞÜndeydİk

nuhmelek
13.02.2007, 19:36
bende kırşehirliyim kırşehir merkez cemeleliyim özbağ ile çok yakındır kırşehiri çok severim ayrıca kırşehirlilierin çoğu yobaz olmaz!!!!!

nuhmelek
13.02.2007, 19:37
çok özledim kırşehiri ben bayadır gitmiyorum ozanlar diyarı şirin kırşehir.....

dursuncetinkaya
31.03.2007, 00:03
Ben kırşehir in çiçekdağı ilçesinin çepni köyünden belki de kırşehir in tek alevi köyündenim. benim bulunduğum (yaşadığım) yerde hiç alevi yok ve alevileri oldukça yanlış tanıyorlar. eskiden alevi olan varsa bile coğu asimile olmuş. kırşehirde başka alevi köyü varsa o arkadaşlarla tanışmak isterim. ben çiçekdağı ilçesinin çepni köyünden dursun çetinkaya.

paslıyüz
31.03.2007, 00:13
Bende kırşehirde öğrenciyim her ne kadar şikayetçi olsak da şehrin küçüklüğünden ve yakınsakda yobazlığından; yinede alıştık bu şirin şehre.Kimi zaman evdeyken özlediğimizde olmuştu, çünkü 4 yılımızı vermiştik...her şeye rağmen sevmeye değer....