Hüseyin69
04.03.2006, 01:29
Biz Bu Yarayla İslam Olmayız / OZAN EMEKÇİ
AB İlerleme Raporu'nda Alevilere yönelik yaklaşımda, Aleviler açısından olumlu ve olumsuz taraflar var. Raporda Alevilerden söz edilmesi dahi tek başına bir kazanım sayılacaksa, Aleviler buna sevinebilirler. Alevilerin "azınlık" sayılarak kendilerini ifade etme haklarının olduğunun Türkiye'ye hatırlatılmasının ne gibi sosyal kazanımlar getireceğini gelecek günlerde hep beraber göreceğiz.
Raporda Aleviler Kürtlerle birlikte anılmaktadırlar. Kimbilir bu belki de en isabetli seçimdir. Bunun böyle olması tesadüf değilse sırf bu açıdan bile AB teşekkürü hak eder. Zira, Türkiye Cumhuriyeti de Kürtlere ve Alevilere hep aynı mantıkla, yani inkar ve imha mantığıyla yaklaşmıştır. Al birini vur ötekine dercesine Kürtlere de Alevilere de hayatı dar etmiştir. Kürtleri karda yürüterek kart-kurt’tan Kürt çıkaran devlet, Alievi’nden de 'Alevi' çıkararak Alevileri Hz. Ali üzerinden özünden koparmak istemiştir. Boşuna zaman ve emek harcamıştır. Görüyorum ki ne Kürtleri türkleştirebildi, ne de Alevileri islamlaştırabildi. Uyduruk senaryolar gelecek yıllarda Türklerin yüzünü kızartacak kadar traji-komik bir anı olarak tarihe sevk edildi. (Alevi Türkler hariç).
Oktay Ekşi'nin (Hürriyet yazarı) yazımıyla "dünyanın en çok camisine sahip Türkiye'de" Alevi olarak, Kürt olarak yaşamak zordur. Eğer hem Alevi hem Kürtseniz işiniz çok zordur. Buna bir de sol görüşlü olmanız eklenirse zorun tarifi de zorlaşıyor. Yaşayanlar iyi bilirler.
Gönül istiyor ki AB'nin Alevilerden söz etmesi işe yarasın. Türkiye'de Ramazan işkence ayı olmasın. Ramazan ayında davul çalınarak Aleviler taciz edilmesin. Bir kısım Aleviler korkudan sahura kalkmış süsü vermek için bir saatliğine ışığını yakıp söndürmesin. Alevi köylerine cami yapılmasın. Ramazan'da Müslüman olmayanlar korkusuz yemek yiyebilsin. Bunları gönül ister de, Türkiye Devleti ister mi istemez mi göreceğiz. Gönül, Türk-İslam-Sentezinin dibe vurduğunu, bu çağdışı safsatanın Türkiye'yi bütün dünyadan tecrit ettiğini devletin de görmesini arzu etmektedir.
AB, Alevileri "Sünni olmayan müslümanlar" gibi asılsız ve temelsiz bir ithamla yaralıyor, rencide ediyor. Eğer din ise, Aleviliğin birlikte anılamayacağı tek din İslam'dır. Her dinin kendince bir yaşam felsefesi vardır. Kendisini hakiki müslüman sayan en cahil Alevinin bile hangi tarzı müslümancadır, söyler misiniz? Namaz kılmaz, oruç tutmaz, hacca gitmez. Hemen belirtmek gerekiyor ki, AB ya Alevileri tanımıyor, ya da referansları yanlıştır. Aleviliğe en uzak din (eğer din ise) İslamdır. Alevilik en az İslam'dan etkilenmiş, en az İslamı etkilemiştir. Alevilikle Hıristiyanlık, Yahudilik, Zerdüştlük arasında çokça aynılık, benzerlik var iken neden hiç benzemediği İslama layık görülmektedir?
Yüzyıllardır uygulanan vahşi katliamların bir zavallı sonucu olarak kimi Alevilerin sadece sözde biz islamız deyip, sosyal pratikte Kızılbaş yaşamaları fanatik islamcıların baskıları sonucu değil de nedir? Esasen Aleviler bir Müslümandan çok bir Hıristiyan gibi yaşamaktadırlar. Buna Avrupa da 40 yıldır tanıktır. Hal bu iken her on yılda bir 'islami katliam'a maruz kalan Alevinin ben hakiki Müslümanım demesini anlamak mümkündür. Zira yaşam hakkına saygı kutsaldır. Peki AB hangi kriterlerle Alevileri müslüman görüyor bilmek hakkımızı kullanıyor, AB'ye diyoruz ki; Alevilerin "Sünni olmayan müslüman" olduklarına nasıl kanaat getirdiniz? Dayanaklarınızı, kaynaklarınızı açıklar mısınız? Sormak istiyorum: Topluluklara din tayin etme hakkınız var mı?
Yaklaşık iki hafta evvel Diyanet İşleri Başkanı Bardakoğlu bir gazetede yaptığı mülakatta Alevilerden söz etti. Alevilere "Kardeş" diyordu. O zaman müslümanlar kardeş katili midir? Çünkü her Alevi katliamının altından bir Yahudi, bir Hıristiyan çıkmamıştı, daima müslüman çıktı. Bardakoğlu Alevileri İslam'ın tarihi içinde gördü. O tarihin içinde Hıristiyan ve Yahudiler Alevilerden daha çok vardır. Bardakoğlu Alevileri İslam'ın içinde değil de, tarihinin içinde görmekte isabetlidir. Alevileri İslam'ın mezhebi görmüyor bunda da isabetlidir, ama ürkektir. Alevilerin Müslüman olmadıklarını biliyor, görüyor ama dillendiremiyor. Bir handikaptır. Çözüm bekliyor. Alevilerin islami bir mezhep olmayışlarını bir eksiklik, veya kusurlu olma gerekçesi sayılması korkunç bir zaaftır.
Şafii, Maliki, Hambeli mezhepleri islamdırlar. Yaşam tarzları aynıdır. Farklarını hesaba katmazsanız hepsi birdir. Bunlar da sünni mezheptir. Ama bunlar katledilmediler. Birbirlerine saygıda kusur da etmezler. Ancak Aleviler karşı bütünü birden zülmedicidirler. Burada bile Alevilerin İslam olmadıkları çok rahat anlaşılmaktadır. Böylesi yüzlerce örnek mevcuttur. Türkiye'de sünni olmayanlara baskı yapılıyor. Çünkü yukarda saydıklarımız sünnidirler. Baskı da görmüyorlar. Aleviler ise hem devletten ve hem de İslam'ın tüm mezheplerinden baskı görmektedirler.
AB kaşıkla verdiğini sapıyla geri çıkarıyor. Alevileri Müslüman sayıyor. Sıfır tolerans bir sistem olan İslam'da Alevilere yer aramak körden sokak tarifi beklemek gibidir. Bunu kimi Aleviler çok denedi olmadı. Olmuyor. İslam'da kendine yer bulamayan Aleviler, Alevilikte Müslümana yer ayarladılar gene olmadı. Zira İslam tek tiptir. Alevilik ise çoğalandır. Renklidir. İslam tek renktir. Eğer coğrafik durumdan dolayı Aleviliği Müslüman saymak gereği duyuyorsanız; o zaman neden aynı coğrafyada yaşayan Asuri, Ermenileri Müslüman saymıyorsunuz. Şayet etnik yapıdan yola çıkıyorsanız, Yezidiler hakkında ne düşünüyorsunuz? Dinsel azınlıktan söz edip, Yezidileri es geçmek AB'ye yakışıyor mu?
AB Alevilere, "Sünni olmayan Müslüman" demekle, Arap çöllerinde paslanmış kanlı bir hançer sapladı. Hançerinizi geri çekiniz. Biz bu yarayla İslam olmayız.
kaynak:http://www.gelawej.org/modules.php?name=News&file=article&sid=688
AB İlerleme Raporu'nda Alevilere yönelik yaklaşımda, Aleviler açısından olumlu ve olumsuz taraflar var. Raporda Alevilerden söz edilmesi dahi tek başına bir kazanım sayılacaksa, Aleviler buna sevinebilirler. Alevilerin "azınlık" sayılarak kendilerini ifade etme haklarının olduğunun Türkiye'ye hatırlatılmasının ne gibi sosyal kazanımlar getireceğini gelecek günlerde hep beraber göreceğiz.
Raporda Aleviler Kürtlerle birlikte anılmaktadırlar. Kimbilir bu belki de en isabetli seçimdir. Bunun böyle olması tesadüf değilse sırf bu açıdan bile AB teşekkürü hak eder. Zira, Türkiye Cumhuriyeti de Kürtlere ve Alevilere hep aynı mantıkla, yani inkar ve imha mantığıyla yaklaşmıştır. Al birini vur ötekine dercesine Kürtlere de Alevilere de hayatı dar etmiştir. Kürtleri karda yürüterek kart-kurt’tan Kürt çıkaran devlet, Alievi’nden de 'Alevi' çıkararak Alevileri Hz. Ali üzerinden özünden koparmak istemiştir. Boşuna zaman ve emek harcamıştır. Görüyorum ki ne Kürtleri türkleştirebildi, ne de Alevileri islamlaştırabildi. Uyduruk senaryolar gelecek yıllarda Türklerin yüzünü kızartacak kadar traji-komik bir anı olarak tarihe sevk edildi. (Alevi Türkler hariç).
Oktay Ekşi'nin (Hürriyet yazarı) yazımıyla "dünyanın en çok camisine sahip Türkiye'de" Alevi olarak, Kürt olarak yaşamak zordur. Eğer hem Alevi hem Kürtseniz işiniz çok zordur. Buna bir de sol görüşlü olmanız eklenirse zorun tarifi de zorlaşıyor. Yaşayanlar iyi bilirler.
Gönül istiyor ki AB'nin Alevilerden söz etmesi işe yarasın. Türkiye'de Ramazan işkence ayı olmasın. Ramazan ayında davul çalınarak Aleviler taciz edilmesin. Bir kısım Aleviler korkudan sahura kalkmış süsü vermek için bir saatliğine ışığını yakıp söndürmesin. Alevi köylerine cami yapılmasın. Ramazan'da Müslüman olmayanlar korkusuz yemek yiyebilsin. Bunları gönül ister de, Türkiye Devleti ister mi istemez mi göreceğiz. Gönül, Türk-İslam-Sentezinin dibe vurduğunu, bu çağdışı safsatanın Türkiye'yi bütün dünyadan tecrit ettiğini devletin de görmesini arzu etmektedir.
AB, Alevileri "Sünni olmayan müslümanlar" gibi asılsız ve temelsiz bir ithamla yaralıyor, rencide ediyor. Eğer din ise, Aleviliğin birlikte anılamayacağı tek din İslam'dır. Her dinin kendince bir yaşam felsefesi vardır. Kendisini hakiki müslüman sayan en cahil Alevinin bile hangi tarzı müslümancadır, söyler misiniz? Namaz kılmaz, oruç tutmaz, hacca gitmez. Hemen belirtmek gerekiyor ki, AB ya Alevileri tanımıyor, ya da referansları yanlıştır. Aleviliğe en uzak din (eğer din ise) İslamdır. Alevilik en az İslam'dan etkilenmiş, en az İslamı etkilemiştir. Alevilikle Hıristiyanlık, Yahudilik, Zerdüştlük arasında çokça aynılık, benzerlik var iken neden hiç benzemediği İslama layık görülmektedir?
Yüzyıllardır uygulanan vahşi katliamların bir zavallı sonucu olarak kimi Alevilerin sadece sözde biz islamız deyip, sosyal pratikte Kızılbaş yaşamaları fanatik islamcıların baskıları sonucu değil de nedir? Esasen Aleviler bir Müslümandan çok bir Hıristiyan gibi yaşamaktadırlar. Buna Avrupa da 40 yıldır tanıktır. Hal bu iken her on yılda bir 'islami katliam'a maruz kalan Alevinin ben hakiki Müslümanım demesini anlamak mümkündür. Zira yaşam hakkına saygı kutsaldır. Peki AB hangi kriterlerle Alevileri müslüman görüyor bilmek hakkımızı kullanıyor, AB'ye diyoruz ki; Alevilerin "Sünni olmayan müslüman" olduklarına nasıl kanaat getirdiniz? Dayanaklarınızı, kaynaklarınızı açıklar mısınız? Sormak istiyorum: Topluluklara din tayin etme hakkınız var mı?
Yaklaşık iki hafta evvel Diyanet İşleri Başkanı Bardakoğlu bir gazetede yaptığı mülakatta Alevilerden söz etti. Alevilere "Kardeş" diyordu. O zaman müslümanlar kardeş katili midir? Çünkü her Alevi katliamının altından bir Yahudi, bir Hıristiyan çıkmamıştı, daima müslüman çıktı. Bardakoğlu Alevileri İslam'ın tarihi içinde gördü. O tarihin içinde Hıristiyan ve Yahudiler Alevilerden daha çok vardır. Bardakoğlu Alevileri İslam'ın içinde değil de, tarihinin içinde görmekte isabetlidir. Alevileri İslam'ın mezhebi görmüyor bunda da isabetlidir, ama ürkektir. Alevilerin Müslüman olmadıklarını biliyor, görüyor ama dillendiremiyor. Bir handikaptır. Çözüm bekliyor. Alevilerin islami bir mezhep olmayışlarını bir eksiklik, veya kusurlu olma gerekçesi sayılması korkunç bir zaaftır.
Şafii, Maliki, Hambeli mezhepleri islamdırlar. Yaşam tarzları aynıdır. Farklarını hesaba katmazsanız hepsi birdir. Bunlar da sünni mezheptir. Ama bunlar katledilmediler. Birbirlerine saygıda kusur da etmezler. Ancak Aleviler karşı bütünü birden zülmedicidirler. Burada bile Alevilerin İslam olmadıkları çok rahat anlaşılmaktadır. Böylesi yüzlerce örnek mevcuttur. Türkiye'de sünni olmayanlara baskı yapılıyor. Çünkü yukarda saydıklarımız sünnidirler. Baskı da görmüyorlar. Aleviler ise hem devletten ve hem de İslam'ın tüm mezheplerinden baskı görmektedirler.
AB kaşıkla verdiğini sapıyla geri çıkarıyor. Alevileri Müslüman sayıyor. Sıfır tolerans bir sistem olan İslam'da Alevilere yer aramak körden sokak tarifi beklemek gibidir. Bunu kimi Aleviler çok denedi olmadı. Olmuyor. İslam'da kendine yer bulamayan Aleviler, Alevilikte Müslümana yer ayarladılar gene olmadı. Zira İslam tek tiptir. Alevilik ise çoğalandır. Renklidir. İslam tek renktir. Eğer coğrafik durumdan dolayı Aleviliği Müslüman saymak gereği duyuyorsanız; o zaman neden aynı coğrafyada yaşayan Asuri, Ermenileri Müslüman saymıyorsunuz. Şayet etnik yapıdan yola çıkıyorsanız, Yezidiler hakkında ne düşünüyorsunuz? Dinsel azınlıktan söz edip, Yezidileri es geçmek AB'ye yakışıyor mu?
AB Alevilere, "Sünni olmayan Müslüman" demekle, Arap çöllerinde paslanmış kanlı bir hançer sapladı. Hançerinizi geri çekiniz. Biz bu yarayla İslam olmayız.
kaynak:http://www.gelawej.org/modules.php?name=News&file=article&sid=688