Orijinalini görmek için tıklayınız : Alevi-T?rkmen Inan? ?nderi : Seyh Hasan


Eren Türkmen
04.06.2005, 15:57
TÜRKMEN ?NANÇ ÖNDER? :
?EYH HASAN (SULTAN ONAR, OCAKLARI ve A??RETLER?)






I. ?EYH HASAN'IN YA?AM MENKIBES?

Bugünkü Kazakistan'ın Türkistan-Yesi şehrinin Üç-Kurgan yöresinde doğan ?eyh Hasan; Oguzlar'ın Bozok kolunun Günhanoğulların Bayat boyunun On-Er oymağındandır.

?eyh Hasan dünyaya geldiğinde dedesi Bahşi Han oymak beyidir. Abbasi zülmünden kaçan Hz. Muhammed-Ali soylular Bahşi Han'a sığınırlar. Bahşi Han oğlu Ahmed"i sığınmacı Musa-ı Kazım (ö.799)'ın oğlu Abbas"ın kız torunlarından Vedduha ile evlendirir. ?şte, bu evlilikten ?eyh Hasan doğar. Bahşi Han oğlu Ahmed bir seyyide ile evliliğinden sonra kendini tasavvuf ve Alevi öğretisine verir. ?lim ve irfan sahibi olan Ahmed, ?eyh ve Hâce ünvanıyla anılmaya başlar. Hz.Ali'nin oğlu Muhammed Hanifi soylulardan ve Hz.Hüseyin oğlu Zeyd soylu seyyidlerden; Kuran'ın batıni (içsel) özünü ve ?lm-i Ledün konusunda feyz ve el alır. Batıni ve ?smaili örgütlenmelerde bulunur. Sufilik mahlasi olarak da "VERAN?" lakabi verilir.

Bundan sonra "?eyh Ahmet Verani" olarak ün salar. ?eyh Ahmed Veran'nin ?eyh Hasan'dan sonra ?eyh Ahmed adında bir oğlu daha olur. ?eyh Ahmed Verani 10-12 yaşlarına gelen iki oğlunu amcazadesi olan Hâce Ahmet Yesevi (Ö.1167/9) dergâhına eğitim ve öğretim için verir. ?eyh Hasan ve ?eyh Ahmed; Yesi"deki dergâh da; Türkçe tarikat erkâni ve sülük adâbını, ?slami ilimleri ve Türk sufiliğini, ahlâki ve tasavvufi kaide ve kurallarını kısa zamanda öğrenerek Hâce Ahmed YeseviÕnin halifeleri arasına girerler. ?eyh Hasan; bozkır göçebe Türk oymağından ve bey soylu olduğu için; küçük yaşta iyi ok atar, iyi kılıç kullanır ve iyi at sürermiş. At yarışlarında ve ok atmada birinci olurmuş. Bu yeteneklerini bilen hocası Ahmet Yesevi bir gün O'na cemaatle cemdeyken; " -Sen, bir er değil On Er gücündesin, bundan böyle senin adın, ?eyh Hasan Oner olsun, ve böyle biline, böyle çağrıla..." der. Ve dua eder. Efsaneye göre, ?eyh Hasan'ın yaşama başlangıcı böyledir.

Faruk Sümer; Oğuzların On-Oklar mensubu olduğunu belirtmektedir. Ayrıca Selçuklu emirlerinden ve ?sfahan'da padışahlığını ilan eden Bilge Beğ ünvanlı Un-ar adlı zattan bahsetmektedir ki: Söylencede geçen On-Er teriminin köken olarak "On-ok" veya "Un-ar" dan gelme olasıdır.

Ayrıca, ?eyh Hasan'ın en son yerleşip zaviyesini kurduğu köyün adı da "On-ar" dir. ?eyh Hasan'la ilgili ilk araştırma ve incelemesi yayınlanan arkeolog Dr.?smail Kaygusuz; Onar Dede Mezarlığı'nda saptadığı "Bayat boyu damgasi taşıyan mezar taşı" söylencelerin doğruluğunu kanıtlamaktadır. ?eyh Hasan'ın gelenekse söylensel yaş*****, menkıbesine devam edersek: Bahşi Han'in vefati üzerine beylikten feragat eden babasının yerine oymağının beyi (aşiretinin reisi) olur. Kadeşi ?eyh Ahmed'de ikinci reisliğe getirir. Aşiretin diş ilişkilerini ve askeri idareyi ?eyh Hasan yönetirken; iç düzeni ve dini işleri de ?eyh Ahmet yönetir. Orta-Asya'daki iç karışıklıklardan ya da efsaneye göre ?eyh Hasan; Piri Hâce Ahmet Yesevi'den icazet alarak "Kırk Kalenderi Derviş" ile ve Oymağıyla Anadolu'ya (Rum'a) gitmek üzere Türkistan'dan hareket eder.

Bu anlatılan menkıbe'nin dışında o dönem bölgeye tarihi olarak bakığımızda muhtemelen ?eyh Hasan irşat için, Nizari ?smaili'lerincede özel olarak görevlendirilmiş olabilir. O'da Moğol istilasının olduğu bir dönem olduğu için oymağı ile Rum'a göç eder.. Elimizdeki bir belgeye göre ?eyh Hasan, 21 Recep 582 (1186) tarihinde ?sfahan Kale'sinden"Yol ?zinnâme'si alır. ?eyh Muhammed Bin Abdullah Ardistani (Hindistani/ HorasaniÕde okunabilir) 'nın yazdığı yazıda; "...On iki imam ve şanlı evlatlarından olan ?eyh Hasan'ın geçtiği bölgelerde ki; sultan, vezir, emir, büyük efendiler, ?slam Kadılar ve onların hadımları, her şehirde ve köyde, zaviye ve tekkelerde, kilise ve hayır yerlerinde; Arap'ın, Türk'ün, Acem'in, doğulusu batılısı Deylemliler, Akrad ve Haşimiler, hasılı devlet erbabı; gelip müracaat edeceklere, ilgi gösterip, hediyeler ikram ve nimetlerden hissedar edip, koruyarak, bugüne kadar imdada yetişip, onları muhafaza etsinler..." Denmektedir.

Bu belgeyi tarihi kaynaklarla karşılaştırırsak: ?eyh Hasan'ın geçiş bölgesinde bu dönemde Nizari ?smaililer hakimdir. Alamut Devleti'nin kurucusu Kelam-i Pir Hasan Sabbah (1090-1124)'ın Batıni öğretisi; eşitlikçi ve paylaşımcı yaşama biçimi ile örgütlenme yöntemiyle Hatay'dan-Hitay'a kadar yayılmıştır. ?eyh HasanÕın yol güzergâhı üzerinde yüzlerce ?smaililerin kaleleri ve köyleri vardır. Muhtemelen ?eyh Hasan Oner'in bir Türk olan Alamut Piri II.Muhammed (ll66-1210) ile ilişkisi vardir ki, böylesine tumturaklı bir Talimatnâme ?sfahan'da yazılarak eline verilmiştir. Bir nevi yol güzergahındaki Nizari ?smaili kale yöneticilerinin uyması gerekli talimatnâmedir. Bu belgede, ?eyh Hasan'ın Deylem bölgesine uğradıktan sonra, AKRAT'a geleceği belirtilmektedir.

Akrad Bölgesi; bu günkü Hatay ile Lübnan ve Suriye'nin kuzeyıdır. Druzi'lerin ve Nusayri'lerin yaşadığı bu bölge, Arap ve Fransız kaynaklarında "Alevistan" olarak geçmektedır. ?eyh Hasan oymağıyla bu yörede konaklamış ve Halife, Bey, ?eyh, Sultan gibi yönetici ve dini ulema ile görüşmelerde bulunmuştur.

Cüveyni ve ?bnü'l Esir'e dayanarak Mehmet A.Köymen şöyle yazmaktadır: "Harezmşahlar tahtı üzerindeki mücadele devam ederken, Dinar, Horasan'da daha fazla tutunamamış, emrindeki pek az kuvvetle Türklerin ezeli nasibi olan, yabancı ülkede, yabancı bir etnik unsur üzerinde, yeni bir devlet kurmak üzere, Kirman'a hareket etmek zorunda kalmıştır. 17 Aralık 1185'de Oğuz ?eflerinden Dinar emrindeki Oğuzlar'la Kirman'a girer"

?eyh Hasan'ın Anadolu'ya geldiği bu dönemde Horasan bölgesi tam bir kaos içinde olduğunu tarihi kaynaklardan bilmekteyiz.Muhtemelen ?eyh Hasan, Bayat boyu oymağıyla bu dönemde ata yurdunu terk ederek batıya doğru göç etmiştir. C.Cahen tarafından "yayılma krızi" diye adlandırılan "1186-1205" yılları arasında, Horasan ve çevresinden dalgalar halinde gelerek, Güneydoğu Anadolu'da, Irak ve Suriye'de bir süre yer tutmuşlar.

Bu dönemde ülke, Kılıç Arslan tarafından kardeşi ve oğulları arasında 11 parçaya bölünmüş olduğundan, kargaşa içinde bulunuyordu. Göçer durumda ki, sürekli silahlı ve asker olan Türkmen Aşiretleri, prensler arasında ki bu mücadelelere birinden birini tutarak katılmak zorunda kaldılar. Prensler ve Sultanlar, onların savaşçı arzularını harekete geçirerek, vurucu güç olarak kullanmişlardır. ?eyh Hasan da oymağıyla bu dönemde çeşitli görevler almış olabilir...

Dr.Kaygusuz; ?eyh Hasan Oner'in başında bulunduğu Bayat Kabilesi Irak ve El Cezire Bayatlarındandır.Çeşitli nedenlerden bir süre buraya yerleşmiş ve hakimi bulundukları kaleden ayrılmış ve kuzeye doğru zorlanmış olabilirler. ?eyh Hasan Oner'in dinsel liderliğinin, ?eyhliğinin Necef ve Kerbela'nın bulunduğu bu bölgede daha da olgunlaştığı söylenebilir. Demektedir. "Bodik Belgeleri" ile ?eyh Hasan ve Aşkirik Köylerindeki söylenceler; Dr. Kaygusuz'un görüşlerini doğrulamaktadır. ?eyh Hasan; Kerbela, Necef, Bağdat ve Hicaz'a gitmiş, oradan da Mısır'a giderek tekrar Bağdat'a dönmüştür. Bağdat'tan da Konya'ya gitmiştir. Başka bir anlatımda ise; ?eyh Hasan oymağıyla Halep'ten Sis (Adana), Maraş, Adıyaman, Akçadağ-Malatya (bugünkü Battal Gazi ilçesi) güzergâhıyla Fırat'ın doğu yakasındaki Abdülvahap Gazi'nin türbesinin bulunduğu tepe ve Mukaddes Dağındaki Mar Ahron Manastırı (kilise) ile Muşar'a kadar olan bölgeyi işgal eder. Muşar'da ?eyh Hasan Beyliği adıyla yarı-özerk bir beylik kurar. Horasan-Deylem-Akrad-Dersim hattı önemli Alevi Merkezleri ve aynı zamanda Alevi Türkmen göçlerinin olduğu güzergahtır. Rum Selçuklu Sultanlığı da bu hattı dolaylıda olsa kontrol altında buldurmaya çalışmıştır. Bu nedenlede güzergaha 360 kale ve çok sayıda köyle hakim olan Nizari ?smaililer (1090-1256) ile iyi ilişkiler içinde olmuştur. Anadolu Selçuki Sultanlığı her yıl düzenli Alamut Nizari ?smaililere "Çerağ Akçesi" olarak 2000 Dinar gönderdikleri, 1227 yılında ise Suriye ?smaili baş Dai'si Mecdeddin'e verildiğ kaynaklardan bilmekteyiz.

?eyh Hasan'ın Malatya bölgesini seçme gerekçesinin temel nedelerinden birde şu önemli husustur. Bu bölge ile inançsal olarak çok eskilere dayanan ilişkileri vardır. Çünkü, 4.?mam Zeyn-el Abidin (Ö.714)'in oğlu Zeyid (Ö.740)'in torunlarından Ali-yyül-Medeni, onun akraba ve yandaşları 9.yüzyıl ilk yarısında Malatya'ya gelmişlerdir. Aynı soydan gelen Hüseyin Gazi ve oğlu Battal Gazi'in Anadolu'daki irşat faaliyetleri, Malatya Emirliği, Paulikien-Bizans-Hurremi-Babeki ilişkileri o dönemde önemli bir yer tutar. Bu Alevi kahramanlarının menkibeleri tüm ?slam alemine yayılmıştır. ?şte bu sebeple ?eyh Hasan; Malatya Kalesi'nin ve Fırat'ın doğu kıyısına gelerek yerleşir. Çünkü bu yörede hala Heterodoks ?slami zümreler ile Heterodoks Hırıstıyanlar varlıklarını korumaktadırlar.

Eren Türkmen
04.06.2005, 15:59
O devirde bu bölge Anadolu Selçuklu Devleti'nin doğu sınırıdır. ?eyh Hasan da Aşiretiyle tam sınır çizgisinde bulunmaktadır. Kanımızca o zamanki Malatya meliki bilerek ve bilinçli olarak sınırları korumak üzere ?eyh Hasan Aşiretini bölgeye yerleştirmiştir. Ve "Uc Bey" olmuştur. Süreç içinde ?eyh Hasan yöreyi ?slamlaştırmış ve Türkleştirmiştir. ?eyh Hasan muhtemelen 1196-1205 yıllarında bölgeye hakim olmuş ve beyliğide, Selçuklu Sultanı tarafındanda kabul edilip onaylanmıştır. Çünkü, daha sonraki Selçuklu yönetimi ile ilişkileri bu hususu doğrulamaktadır.

I.Gıyaseddin Keyhüsrev (1205-1211) ikinci kez Selçuklu tahtına geldiğinde Oğuz/Selçuklu geleneğince oğulları eyaletlere vali olarak göndermişti. Büyük oğlu ?ahzâde ?zzeddin Keykavus'u Malatya'ya ortanca oğlu Alaeddin Keykubat'ı da Tokat'a Melik nasbetmişti. ?eyh Hasan işte bu dönemdi Malatya Meliki ?ahzade ?zzeddin Keykavus'la sıkı ve iyi ilişkiler kurmuştur. ?zzeddin Keykavus; babasının Malatya'da veremden ani ölümü üzerine, Kayseri'ye giderek 21 Temmuz 1211 günü merasimle tahta çıkar. Alaeddin Keykubat kardeşinin sultanlığını tanımayarak savaş açar. ?zzeddin Keykavus, kardeşi Alaeddin Keykubat'ı Ankara Kalesi'nde yakalayarak Malatya'nın doğusundaki Muşar Kalesi'ne gönderir. Mukaddas Dağı (Eşraf Briha Dağı)'ndaki Mar Ahron manastırının altındaki Masara (Muşar) Kalesine mahpus edilen Alaeddin Keykubat bilahere yine aynı yöredeki Kezirbet Kalesi'ne nakledilir.Abu'l-Farac ve ?bn-i Bibi bu olayı yazmaktadırlar.Müverrih Ebu'l-Fida ve ?bn Vasil Olay tarihini 609 (1212) olarak vermekteler.

Bugünkü Hasan Dağı dediğimiz yörenin, Muşar ve Kezirbet Kalelerinin yönetimi o devirde ?eyh Hasan'ın elindedir. Demek ki Selçuklu Sultanı ?zzeddin Keykavus çok güvendiği için Alaeddin Keykubat'i kalebent olarak ?eyh Hasan'in kontrolüne bırakmıştır. I.Alaeddin Keykubat 9 yıllık Muşar ve Kezirbet'teki kalebentlik döneminde bölgenin hakimi, Kale Komutani, Aşiret Reisi olarak ?eyh Hasan'la iyi ilişkiler içine girer. Adaf (Kumlutarla) - Kale - ?eyh Hasan -Eğribük köylerinde anlatılanlara göre dedelerinin KaleÕde muhafızlık ve bekçilik gibi hizmetlerde bulunduklarini belirtmektedirler. Söylenceye göre: Alaeddin Keykubat kalede hapisteyken, "Hâce Ahmed Yesevi ya da ?eyh Hasan" Tekkesi postnişini ?eyh Ahmed Dede'yi yanına davet eder; yıldıznâmesine baktırır ve remil ile bahtının açılmasını ister.

?eyh Ahmed Dede: Alaeddin Keykubat'a mahpusta kaygılanmamasını, geleceğinin ferah olduğunu, bütün Rum ülkesinin padışahı, Ulu Sultan Keykubat olacağının muştusunu verir. Alaeddin Keykubat, Selçuklu tahtına geçtikten sonra, kızkardeşi Gevher Hatun'u ?eyh Ahmed Dede'ye verir...Alaeddin Keykubat (1219/20 - 1236/37) Sultan olduktan sonra merkeziyetçi bir anlayışla Devlet çarkına çekidüzen verir. Orduyu yeniden teşkilatlayarak fetihlere girişir.?ehir ve Kale'lere tahkimat yaparak imar ve bayındırlık faaliyetleri başlatır.

Dr. Kaygusuz'a göre; ?eyh Hasan, silahlı oymağıyla ve okçu birlikleriyle; Alaeddin KeykubatÕla birlikte, Kalonoros (Alaiye-Alanya) kalesinin alınmasına ve Fırat boyu fetihlerine katıldığı için: Onar Köyünü tesçil ederek ve arazilerini ?eyh Hasan'in kurduğu "Oner Zaviyesi'ne 22 Nisan 1224'de vakfeder.Vakfiyenin Orijinali Asım Bayrak'tadır. Adaf'lı Ali Kıran ise; Alaeddin Keykubat'in hizmetleri karşılığı olarak okçu birlikleri kumandani olan ?eyh Hasan'in oğlu ?eyh Bahşiş'ede Kumlutarla Köyü'nü bağışlamıştır.Demektedir ki, Vakif Belgesi ve ?ecere, Hüccet Malatya'da Hüseyin Ütebay ailesindedir. Yine Efendi Dede'nin anlatımına göre; Alaedden Keykubat; ?eyh Ahmet Dede'ye kız kardeşini verdiği gibi, ?eyh Hasan Köyü'nü de vakfetmiş ve Hz.Ali soylu olduğuna dair şeceresini şerh etmiştir. Vakfiye ve ?ecere Malatya'da ?hsan Gültekin'dedir. ?ecerenin fotokopisini Efendi Dede'de gördük... Tüm bu söylenceler tarihi olaylarla örtüşmektedir. Ayrıca şunu da göstermektedir: Selçuklu Sultanı Alaeddin Keykubat ile ?eyh Hasan, kardeşi ?eyh Ahmet ve oğlu ?ıh Bahşiş'le arası, farklı ve güçlü ilişkilerle birbirine bağlıdır. Tarihsel verilerden saptamamıza göre 120 yıl yaşamış olan ?eyh Hasan, 12. yüz yıl ikinci yarısı ile 13. yüzyil ikinci yarısı ilk çeyreğine kadar olan zaman diliminde dolu dolu mücadeleyle geçen bir ömür sürmüştür...


Eren Bektaş

http://membres.lycos.fr/aleviturk (http://membres.lycos.fr/aleviturk)

diyarıtürk
10.05.2006, 22:41
Kazakistan'da alevi olduğunu bilmiyordum.