A T A S Ö Z Ü
BÜTÜN SOLAKİ VE SALAKİ TİLKİLER
DÖNE DÖNE DOLAŞIP
TIPIŞ TIPIŞ GELİRLER SONUNDA
KEMALİZM DÜKKANINA
ESİR OLURLAR.................
C A N Y Ü C E L
Derin devlet örgütlenmesi ve Cumhuriyet üzerine birkaç şey
Derin Devlet örgütlenmesi, Teşkilat-ı Mahsusa ve İttihatçıların örgütlenme tarzının bir devamı niteliğinde olup, NATO merkezli bir örgütlenmedir. Asıl kuruluş amacı ise mevcut sömürü düzeninin karşılaşabileceği demokratik-devrimci-sosyalist ve ilerici tepkilerin sindirilmesi, toplumsal kaos ve kargaşa ortamının yaratılması, darbe ve provakasyonlar düzenlenmesi, aydınların ve muhalif insanların katledilerek ortadan kaldırılması ve bir korku toplumunun yaratılmasıdır. Bu şekilde, NATO'nun temsil ettiği batı emperyalizminin dünya üzerindeki kirli ve aşağılık sömürüsünün sürdürülmesi sürecinin sağlamlaştırılması hedefi amaç edinilmiştir.
Türkiye'de derin devlet örgütlenmesinin mimarı, Atatürk ve İsmet İnönü'dür. Daha önce AB Temsilcilerinin yaptığı bir tespit;
M. Kemal ve Cumhuriyet kadrosu, Türkiye'de bir tektipleşmeye yol açmış, her türden muhalefeti çok sert tedbirlerle sindirmiş, her türden etnik-sosyal ve düşünsel farklılığı tehdit unsuru olarak göstermiş ve bir askeri diktatörlük rejimi kurmuştur. Türkçülük üzerinden dilleri ve kültürleri yasaklamış, Misak-ı Milli olan bu vatanın adını 'TÜRKİYE' olarak değiştirmiş, başta kürtler ve hristiyan azınlıklar olmak üzere tüm farklı kimlikleri asimile etmeye çalışmış, TÜRKLEŞTİRMEye dönük bir iskan politikası izlemiş, sırtını gerici-sömürücü-soyguncu sınıflara dayayan bir iktidar ve meclis oluşturmuş, ülkenin kaynaklarını başta İngiltere olmak üzere batı emperyalizminin sömürüsüne açmış, sadece şekli devrimlerle yetinerek demokratik-halk devrimi sürecini kesintiye uğratmış, yoksulluğu ve sefaleti yaşayan bir halkın üzerine ağır vergiler koymuş, ekonomik-sınai devrimlerle desteklenmeyen bir eğitim-yaygınlaştırma sürecine girmiş fakat sonuçta gerici-feodal iktidarının önüne geçmesiyle ülkede her türden gelişimi kesintiye uğratmıştır.
İsmet İnönü iktidarı Demokrat Parti'ye bıraktığında ülkemizde sadece 13 kasabasa elektrik vardı.
Cumhuriyet rejiminin örnek aldığı batıyı bir inceleyelim...
Almanya'da HİTLER, İtalya'da MUSSOLİNİ, Portekiz'de SALAZAR, İspanya'da FRANKO diğer tüm Avrupa ülkelerinde 1. Dünya Emperyalist Paylaşım Savaşı'ndan sonra iktidara gelen diğer faşist rejimler....
Faşist bir Avrupa'daki yönetim modellerinin benimsendiği, 1 Mayıs işçi bayramının bile yasaklandığı bir rejim...
Ülkede seçim bile yapılmıyor. İstisnai bir kaç durum dışında atama usülü kullanılıyordu.
Toprak ağaları, gerici aşiret liderleri, askeri ve sivil bürokrasinin egemen olduğu bir iktidar...
Ermenilerin, rumların, yahudilerin mallarına el konularak KOÇ, SABANCI, ECZACIBAŞI gibi ailelere peşkeş çekildiği bir rejim...
Sefaletin, açlığın ve yoksulluğun giderilmediği ve İstiklal Mahkemelerinin keyfi kararları ile binlerce insanın idam edildiği yıllar...
Yarım bırakılan devrimler ve sadece Mustafa Kemal'in kişiliğinin kutsanarak toplumda yaratılmaya çalışılan manipülasyon...
Gerçekleri görmenin zamanı geldi. Toprak reformunu bile yapamayan bir darbe iktidarıdır Cumhuriyet...
Almanya ile sıkı ilişkilerin devam ettiği(HİTLER ALMANYASI) bir süreç, yağmalanan orman arazileri, kölelik koşullarında, her türden güvenceden yoksun çalıştırılan emekçi sınıflar, sırf Alman Faşizmine yaranmak için çalışma kamplarına gönderilen azınlıklar ve sayılabilecek birçok şey....
Gerçekler ve görmek-inanmak istediklerimiz çatışıyor. Safımızı nerden yana tutacağız. Gerçekler mi yalanlar mı?
82 yıldır Laikliği türban yasağı ile demokrasiyi ordu güvencesi ile ulusal egemenliği darbelerle korumaya çalışan
400 milyar dolar sahibi bir ülke...
Halen süren demokratikleşme sorunu... Kürt sorunu... Ermeni sorunu... Azınlık sorunu... Açlık sorunu... Eğitimsizlik ve sağlık hizmetlerinin yetersizliği sorunu...
Daha fazla uzatmayayım... Ama gerçekler bildiklerimizin ötesinde bir yerlerde keşfedilmeyi bekliyor...
Ya özgürlük ya kölelik...
Sonucu tercihlerimiz belirleyecek...
Gerçekler ve Önkoşullanmalarımız
Gerçekleri sırf bildiklerimizle ve inandıklarımızla çelişiyor diye inkar etmek...
Tarihi akıl ile değil manipüle edilmiş kurmaca bir ideolojiyle algılamak...
Nereye vardık?
Halen türban takanlar nüfusun çoğunluğunu oluşturuyor...
Halen toplumsal örgütlenmenin önünde ciddi engeller var...
Halen anti-demokratik uygulamalar devam ediyor...
Halen insanlar sokak ortasında yargısız infazlarla katlediliyor...
Halen faili meçhul cinayetler sürüyor. Gözaltında kayıplar sürüyor... İşkence sürüyor...
Halen halkımızın büyük çoğunluğu eğitimsiz...
Halen halkımızın yüksek bir oranı okuma-yazma bilmiyor...
Halen yoksulluk-sefalet-açlık-işsizlik devam ediyor...
Halen ekonomik krizler ve siyasal bunalımlar sürüyor...
Halen ülkeyi ordu yönetiyor...
Halen 400 milyar dolar borcumuz var...
Halen hortumcular, vurguncular, hırsızlar ve katiller iktidarın tüm nimetlerinden faydalanıyor...
Halen sendikalaşmak yasak... Örgütlenmek yasak...
Halen seçimler demokratik değil...
Halen kitap okuma oranı dünya sıralamasında en sonda...
Halen sağlık ve eğitim hizmetlerinin yaygınlığı dünya sıralamasında en sonda...
Halen okullaşma oranı ve üniversitelilik oranı dünya sıralamasının en sonlarında...
İşkencede, hak ihlallerinde, yolsuzlukta, hırsızlıkta, sahtecilikte, yalancılıkta, vurgunculukta birinciyiz...
Halen insanlarımız umutsuz, geleceğe dair güvensizlik içerisinde...
Halen düşünmek, yazmak, ifade etmek suç...
Halen derin devlet iktidarların üstünde ve ülkenin tüm kaynaklarıyla darbe ve provakasyon ortamları yaratmaya devam ediyor...
Halen dünyanın en kompleksli milletiyiz...
Halen farklılıklara saygı duymasını bilmiyoruz...
Halen ırkçıyız...
Halen Amerikan uşağıyız...
Halen 1 milyon mayın döşeli sınırlarımızda..