Orijinalini görmek için tıklayınız : Kerbela Şiirleri


redyellow
06.03.2006, 16:49
1-

KERBELA

Hicretin dördüncü yılı.
Birer yıl arayla Medine’de iki doğum,
İki bayram, iki ay parçası…
Yeryüzünün en hayırlı dedesinin gözbebekleri doğuyor.
Rasûl-üs Sakaleyn’in kokladığı reyhanları
Fatıma’t-üz Zehrâ’nın körpecik fidanları
Ali’yi Mürteza’nın eşsiz kahramanları doğuyor.
Cennet gençliğinin iki seyyidi.
Ehl-i Beyt’in ilk nazlı çiçekleri…
İki ay parçası, “merhaba” diyor o incecik sesiyle
İsimlerini Rahman koyuyor, Cebrail nefesiyle
Siz onlara Allah’ın iki lütfu diyin;
Birinin adı Hasan; diğerinin Hüseyin.
Zaman, saadetli günleri yaprak yaprak okurken
Onlar peygamber dizinde büyüdüler
Ve zaten onlar semâda büyüktüler.

Bir gün peygamberlerin incisi oturuyorlar.
Hasan’la Hüseyin
Birbirlerini yakalama oyununda…
Buyurdular;
“Ha Gayret Hasan! Göreyim seni, yakala Hüseyin’i.”
Hz. Ali; “Ya rasulallah!” diyor,
“Hüseyin’den taraf olmanız gerekmez mi?
Hüseyin daha küçük.”
Rasulullah buyuruyorlar;
“Baksana! Cebrail de Hüseyin’i tutuyor;
Ha gayret Hüseyin! Göreyim seni diyor.”

Yine birgün,
Efendimiz, ashabıyla yürüyorlar.
Hz. Hüseyin çocuklarla oynuyor.
Peygamberimiz, ellerini açıyor;
Tutmak için Hüseyin’i...
Hz. Hüseyin, bir oraya bir buraya kaçıyor.
Ve gülerek yakalıyor onu, Nebiler serveri.
Bir elini kafasının arkasına,
Öbür elini, çenesinin altına koyup öpüyor, kokluyor, öpüyor.
Sonra zamana ve mekana sesleniyor;
“Hüseyin bendendir, ben de Hüseyin’denim!
Allah’ı seven Hüseyin’i sever!
Hüseyin, torunlardan bir torundur.”
Ve bir gün Cebrail bir haberle gelir;
Hüseyin Fırat kıyısında şehit edilecektir.
Orası, üzüntülü, tasalı, mihnetli ve belalı bir yerdir.
Kerb-ü beladır!
Orası Kerbeladır!


Hicretin altmış birinci yılı.
Aylardan Muharrem…
Kan renginde fırat
Kan renginde yakamoz.
Ve dudaklar susuz,
Yürekler susuz…
Kerbelada bir oğul var,
Yoluna oğullar feda.
Bir torun, Kerbelada…
Dedesinden elli yıl uzakta.
Onun gibi bembeyaz giyimli
Bembeyaz yüzlü.
Atının üzerinden sesleniyor
Kalpleri mühürlü olanlara
Merhametten yoksun olanlara;
“Ben Peygamberiniz Aleyhisselamın kızının oğlu değil miyim?
Ben Hz.Muhammed Mustafa’nın torunu değil miyim?
Şehitler seyyidi Hamza, babamın amcası değil mi?
Çift kanatlı şehit Cafer, benim amcam değil mi?”


Kerbelada bir oğul var,
Çevresinde Yeminler ediliyor şehadete.
Ve birbir toprağa düşüyor yiğitler
Ehl-i Beyt’in solan ilk çiçeği Aliyyül Ekber’di.
Sonra sıra sıra soldu civanlar;
Avn b. Abdullah b. Cafer,
Muhammed b. Abdullah b. Cafer,
Abdurrahman b. Akîl,
Cafer b. Akîl…
İşte bakın, biri daha yürüyor ölüme;
Hz. Hasan’ın oğlu Kâsım!
Onun da yüzü ay parçası.
Elinde kılıç, üzerinde gömlek ve pelerin.
Ayak sandallarından birisinin bağı kopmuş.
Başına bir kılıç iniyor,
Ve “Amca!” diyerek yüz üstü düşüyor kerbela’ya.
Kerbela’da bir oğul var
Bir şahin var.
Kucağında üç yaşında bir seyyid;
Adı abdullah!
Ve bir ok, Abdullah’ı boğazından vuruyor
Hz. Hüseyin, kanla dolan avuçlarını yere boşaltıyor
“Yâ Rab!” diyor.
“Bize göklerden yardım etmeyeceksen,
Hakkımızda ondan daha hayırlısını ihsan et.”



Hicretin altmış birinci yılı
Muharrem ayının onu…
Bir şehit var kerbelada
Tam otuz üç mızrak yarası,
Otuz dört kılıç yarası
Ey Muhammed’im nerdesin nerde?
Hüseyinin başı bir yerde; gövdesi bir yerde!
Bu Hz. Zeyneb’in feryadıdır dedesine;
“Ey Muhammed’im! Ey Muhammed’im!
Sana göklerdeki melekler salatü selam getiriyorlar.
Hüseyin ise şu otsuz bozkır çölde
Tozlara, topraklara, kanlara bulanmış,
Azaları kesilmiş yatıyor.
Ey muhammedim! senin kızların esir edilmiş,
Zürriyetin hep öldürülmüş.
Sabah yelleri onların üzerine toz toprak savuruyor.”

Abdullah bin Abbâs da, o gün Medinede
Rasulullah aleyhisselam’ı görür rüyada
Yanında içi kan dolu cam bir bardak vardır,
Ve şöyle buyurur:
“Benden sonra Ümmetimin yaptığı şeyi biliyor musun?
Hüseyin’i şehit ettiler.
Bu, Onun ve ashabının kanlarıdır.
Bunu Allah’a sunacağım.”

Ya Rasulallah!
Biz asırlar sonra geldik.
Eğer o gün olsaydık Kerbela’da
Allah’a kasem olsun ki
Ashabının seni koruduğu gibi
Korurduk Ehl-i Beyt’ini
Ya da o uğurda verirdik canımızı.
Bu sözümüzün bir isbatı olarak
Bu gün biz senin kapındayız.
Taşıdığımız ehl-i beyt isimleri.
Kimimiz Ali, kimimiz fatıma
Kimimiz hasan ve hüseyin.
Ve iftiharla senin ismini taşıyor çoğumuz.
Allah ruhumuzu senin kapında
Ehl-i Beytine layık olduğumuz bir anda alsın.
Aliyi Asğar’la,
Zeynelabidin’le her asırda hüseyni çiçekler açarken
Yanaklarında peygamber busesi,
Ve her biri senden bir koku taşırken çağlara.
Allah, bizi onlardan ayırmasın.
Bizi senden ve rızasından ayırmasın."

****
2-

FIRAT'IN GÖZYAŞLARI

Fırat ağlıyordu
Bir gece vakti, herkes çekildiğinde
Fırat ağlıyordu gerçeklere
Çoğunun bildiğini zannettiği
Fakat bilmediği,
Kiminin bilip de umursamadığı gerçeklere
Fırat gerçeklere ağlıyordu
Hani o kan ile yoğrulan gerçeğe...
Kendini suçluyordu sanki
Hüseyin'e su veremediğinden
Su veremediğinden Esğer'e...

Fırat ağlıyordu artık dönmeyeceklere
Fırat ağlıyordu gerçeklere...

Gerçekleri gizlemek için nice masallar uyduruldu
Rugeyye'nin gözyaşları heder oldu
Nice "aş" hikayeleri yazıldı
Peygamberden sonraki kukla râvilerle
Peygamber soyu karalandı
Ümmet parçalandı
Az mı?
Kerbelâ kana boyandı
Hüseyn'in haremine ihanetin kanlı eli uzandı.

Sonrası malum
O yaralı bacı,
Dert küpü Zeyneb'in gözüne baka baka
Bayram ilan edildi bugün
Alay edercesine...
Oysa Müslümanlar vardı, uyanıktılar
Kur'ân'a göre kardeştiler
Lakin bilemiyorum neredeydiler
Ve öyle bir günah işlendi ki,
Devam etti geridekiler.

Amaç Hüseyn'i unutmak, Hüseyn'i unutturmak
Ama onca dostu dururken mümkün mü Fırat bu ?

Ve işte o günden belli oldu ÂŞURÂ ehli,
Ve de "aş" ehli
Fırat buna ağlıyordu
Hakkı batıldan ayırmak için,
Fırat gerçeklere ağlıyordu mahcubiyetinden
Ve o gün kan akıyordu her zerresinden

Fırat ağlıyordu artık gülmeyeceklere
Fırat ağlıyordu gerçeklere ..."


http://www.classtime.de/wbboard/search.php?boardid=57&searchid=1&showposts=1&sid=d9e1023cb3e44c00db9ab94adf207b39

Dogan24
06.03.2006, 18:07
eline yüreğine sağlık paylaşımın için sağolasın......

astokomlu
06.03.2006, 19:51
yüreğine sağlık....
.................................................. .................................................. ....
"Ey bacım! Allah'ın takdir ettiği şey mutlaka vuku bulacaktır."

Hz.Hüseyin

derviscemal
06.03.2006, 19:55
yüreğine sağlık..

PirO_62
06.03.2006, 20:21
teşekkürler eline yüreğine sağlık

redyellow
07.03.2006, 08:32
Cevap yazan arkadaşlara teşekkür ediyorum, sağolun varolun.

Allah bizi onların yolundan ayırmasın.

ÇaKıL
08.06.2007, 09:27
Su Su SU Deyu

On sekizbin alem su için yaşar
Kerbela yanıyor su su su deyu
İki cihan Serverinin torunu
Ehl-i Beyt-le yandı su su su deyu

Fatıma Zehranın ciğer paresi
Ali Mürtazanın ol dürdanesi
Bütün müminlerin yürek yaresi
Şah Hüseyin yandı su su su deyu

Abbası sorarsah Şahların şahı
Ümmügülsüm Zeynep çekerdi ahı
Su uğruna kollarını bıraktı
Kesildi kolları su su su deyu

Kasımı vurupta ettiler şehid
Susuzluktan ehl-i oldular meyyid
Zülcenah nerede hanıya kayıp
Zülcenah da yanıdı su su su deyu

Adil Ali özüm yandı tütüyor
Şah Hüseyin zelimden su bekliyor
Su yerine zalimler ok atıyor
Yandı Ali Ekber su su su deyu

ÇaKıL
08.06.2007, 10:05
Neden Hüseyin'e Suyu Vermedin

Durgun argın akan ey zalim Fırat,
Neden Hüseyin'e suyun vermedin ?
Baş eğdin Yezid'e eyledin inat.
Neden Hüseyin'e suyun vermedin ?

Ezeli , ebedi akan su idin,
Kurda , kuşa suyun içirip verdin.
Ne idi meramın ne idi derdin ?
Neden Hüseyin'e suyun vermedin ?

Susuz koydun Hanedanı , masumu,
Allah'tan bir emir sana oldumu ?
Yezit yaptığını çekip buldumu ?
Neden Hüseyin'e suyun vermedin ?

Kızgın çöllerini yakan güneşin,
Kerbala çölünde yanar ateşin.
Kime hizmet eylemekti ya işin ?
Neden Hüseyin'e suyun vermedin ?

Susuz şehit oldu hep Al-i Resul,
Bumudur ahkamın , bumudur usul.
Yaktın ciğerimi , bilin velhasıl.
Neden Hüseyin'e suyun vermedin ?

İsmail İcadi ah çeker ağlar,
Kerbela olayı ciğerim dağlar.
Eridi yürekten kalmadı yağlar.
Neden Hüseyin'e suyun vermedin

akarsu
05.07.2007, 20:36
ellerine yüregini saglik arkadasim

Asii
01.04.2008, 11:50
Kerbela ' da Olsaydım

Bende yardım ederdim sana
Kerbela'da olsaydım ya Hüseyin!
Kılıç çalardım Küffar'a
Kerbela'da olsaydım ya Hüseyin!

Canımı verirdim tereddüt etmeden,
Yezitler bizi katletmeden,
Önce kurban ben olurdum
Kerbela'da olsaydım ya Hüseyin!

Senin için ölürdüm'
Sana kul köle olurdum,
İlk can veren ben olurdum,
Kerbela'da olsaydım ya Hüseyin!

Ehli-beytin yoluna,
Dostlar dolmuş sağ-soluma,
Yardım ederdim Fatıma Ana oğluna,
Kerbela'da olsaydım ya Hüseyin!

Düşünürüm Kerbela'yı gözlerim yaş olur,
Lanet olsun yezite bağrı kara taş durur.
Alimin oğluna Peygamberin torununa kim vurur?
Kerbela'da olsaydım ya Hüseyin!

Mustafa Aslanım lanet yezide,
Hayasızlar,vicdansızlar gene keserler bizi de!
Bir matem acısı dinmeden bu sızı ne?
Kerbela'da olsaydım ya Hüseyin,Şah Hüseyin! ! !

Mustafa Aslan