haydargunel
07.03.2006, 04:03
Ayrılık
İki rayı gibiyiz
Bir tren yolunun
Yakın olması
Neyi değiştirir
Son istasyonun
İki rayı gibiyiz
Bir tren yolunun
Yakın olması
Neyi değiştirir
Son istasyonun
|
Orijinalini görmek için tıklayınız : sunay akın şiirleri haydargunel 07.03.2006, 04:03 Ayrılık İki rayı gibiyiz Bir tren yolunun Yakın olması Neyi değiştirir Son istasyonun haydargunel 07.03.2006, 04:05 Yalnızlık Şemsiye yapımcıları ıslanmaktan tek kişiyi koruyacak genişlikte kesince kumaşları yağmur değil yalnızlıktır yağan Daha da hüzünlendirir her gece kentin sokaklarını bekçinin nefesiyle düdüğün içinde dönen nohut taneciğinin yalnızlığı Ne çok sevinirim bilseniz bir yılan mezarıma girerde göğüs kafesimin kemikleri içinde kış uykusuna yatarsa haydargunel 07.03.2006, 04:10 Şiiriçi Hatları Vapuru Nazım Hikmet vapuru deniz ile arasına dökülen asfaltı kırar ve özgürlüğüne kavuşturur salacak iskelesini batmak pahasına Can Yücel vapuru alaycı bir düdük çalar savaş gemilerine ki rakı şişeleri asılıdır can simitlerinin yerine Attila İlhan vapuru keyifle yarar suları içinde çünkü sevgililer öpüşür ve güvertesinde sigarasını rüzgara karşı yakan bir katil üşür Edip Cansever vapuru denize yansıyan otel ışıkları altında gider gelir Boğaz’ın en uzak iki iskelesi arasında Orhan Veli vapuru evlerine taşırken telaş içinde insanları küpeştesinden atılan simitleri kapışır martı kuşları Cemal Süreya vapuru akşamüstleri giyince ışıklı elbisesini ince bir duman savurarak havaya dansa kaldırır Kız Kulesi’ni niyazimavi 07.03.2006, 09:03 yüreğim ıslaktır benim kuytularda ağlamaktan ve hafif uçuktur rengi kurusun diye kaç kez güneşe asılmaktan PirO_62 07.03.2006, 09:56 Ne çok sevinirim bilseniz bir yılan mezarıma girerde göğüs kafesimin kemikleri içinde kış uykusuna yatarsa çok sağol arkadaşım hepsi çok güzel eline yüreğine sağlık Aze 07.03.2006, 11:20 arkdaşlar bunlar bibriniden güzeldi çok tşk ederim kavakli 07.03.2006, 11:22 gusel siirler sunay akinin yuregine yazanin ellerine saglik niyazimavi 07.03.2006, 11:36 Barış yüreğimde Çam kokulu bir orman Varsın konsun dallarıma Savaş denilen Yaşlı ağaçkakan Roşna 07.03.2006, 12:16 AYRILIK ŞİİRİ Her satırı mendireğe dizili karabatağa benzeyen bir mektup bırakarak balıkçı koyundan sisler içinde uzaklaşan kayık gibi bir sabah usulca ayrıldın koynumdan Bütün yolcularını boğaz köprüsünün çaldığı araba vapurunun boş seferleri gibi yalnızca rüzgar gezinir sensiz yüreğimde Durgun bir sudur aslında deniz ki çocukların acemi oltalarını denedikleri kuytu bir iskelenin tahtaları altına yazdığım ayrılık şiirini okudukça dalgalanır. haydargunel 07.03.2006, 14:24 Beyazperde Artıyor kara çarşaflılar yurdumun her köşesinde neden olacak siyaha boyanıp kadınlara giydiriliyor yıkılan sinemalardan geriye kalan onca beyaz perde! haydargunel 07.03.2006, 14:26 Devrim Temiz kalan tek yerdir devrim bütün bir yıl kirlenen duvarda ama görebilmek icin asıldığı çividen indirilmelidir yapraklari biten takvim Zorbalara direnmektir devrim bir çocuğun annesinin çantasından aldığı paraları altına gizlediğini söylememiştir dövülen hiçbir hali İçinde yaşamaktır devrim dikiş kutusunun ve toplu iğneler gibi bir arada olmayı gerektirir karşı koyabilmek icin zulmüne makas denilen patronun Gece ışıklar arasında koşmaktır devrim ateş böceklerini yakalamak isteyen çocukların peşine takılır gün gelir yanıp sönen mavi ışıkları polis arabalarının Kağıt bir gemidir devrim bütün gemiler hurdaya çıksa da sonunda taşıdığı özgürlük şiiriyle batmadan yüzer nicedir dünya sularında Kim bilir kaç yunus görmüş kaç DENİZ GEZMİŞ seheryeli 10.04.2006, 09:53 Çekmece büyüklerle ben yapamıyorum çocuklar da almıyor beni oyunlarına devlet dairesinde yangından kurtarılmayacak sıkışmış bir çekmece gibiyim açılamıyorum sana kardeşiyle sokaklarda hep bir örnek giydirilen sen nasıl sevmezsin eşitliği yürürken düşen çoraplarını aynı hizaya getirmek için annen değil miydi önünde diz çöken öpüşme sahnesinin tam ortasında içeri girdiğin yazlık sinemanın yer göstericisiyim yürüyorsun fenerimin ışığında yer: kız kulesi ve sonu ayrılıkla bitecek hüzünlü bir aşk filmini oynuyor beyaz duvarında bir kez olsun çıkmazken ağzından seni sevdiğimi her gün söylememi yadırgama bil ki bu şehirde iskelenin verilmesini beklemeden atlarım vapurlara son karesi gibi red kit'in batan güneþ e doğru sürerken atımı gitme kal demeni bekliyorum ama yalnızca rüzgâr çekiştiriyor atkımı Sunay AKIN puduhepa 10.04.2006, 14:31 Şiirt Avcının kıstırdığı ceylan bir diğerine kaçıp kolayca kurtulsun diye omuz omuza vermiştir yurdumun dağları Tutuklanırsa yurdumdaki böceklerin hepsi diğerlerinden ayrı bir hücreye konur kitap güvesi Ambalaj kağıdı gibi kullanılır başörtüsü yurdumda bir çocukluk anısı olarak güneşi paketler genç kızın saçlarında Ve sorunlarını tartışırlar şiirin yurdumun şairleri tank paletleri altında ezilirken Şiirt! puduhepa 11.04.2006, 16:38 Fahişe İncitirim korkusuyla Yıkarken Nasıl da usulca Gezdirirdi ellerini Teninde annen Sunay Akın lyon06 11.04.2006, 17:03 Ayrılık İki rayı gibiyiz Bir tren yolunun Yakın olması Neyi değiştirir Son istasyonun sevgili haydar kardeşim kısa ve anlamlı bir şiir, şiirinde güzelliği bu bütün anlatmak istediklerini 1 dörtlüğe sığdırma şansın var,tabii okurken hayal etmekte önemli, çok teşekkürler emeğine sağlık can puduhepa 13.04.2006, 10:15 Beceriksiz Kabuğunu koparmadan ne bir elmayı soyabildim ne de iyileştirebildim bir yaramı ama karşıma çıkınca kızmadım hiç elma kurduna bendim çünkü bıçağı saplayan onun yurduna Şair diyorlar benim için bilmiyorum oysa her şiire konmalı mı uyak her yere nedense konamıyor teyyare hay dilimi arı türkçe soksun; uçak Kaptan olmak isterdim aynanın karşısında eski bir sinema yıldızı gibi ağlayan İstanbul'un hatlarında bir fırça hafifliğiyle gidip gelen vapurlara Eskimo bir şair dokunuyor omuzuma ve Kız Kulesi'ni göstererek bırak artık diyor üzülmeyi yedi tepeli bu şehirde şiir okunacak tek yer elbette denizin ortasındaki şu küçük buz dağı Terzi olsa da babam sökük dikmesini beceremem beni yalnızca sen anlarsın iğnenin deliğinden geçsin diye ipliklerin bir anlık ıslatıldığı dudaklara takılıp kalan annem puduhepa 14.04.2006, 09:01 ÇOCUK VE HÜZÜN I Ne zaman bir çocuk ölse gözü evlerinde annesinin kavurduğu helvada kalır II Yoksul bir çocuk görsem yağmur altında üşüyen köprü olmak geçer hiç değilse içimden III Her akşamüstü oyuncakçı camekanından çocuk ellerinin izlerini siler piraye 22.04.2006, 14:18 Şiirler çok güzel ellerinize sağlık Sunay Akın'ın da yüreğine puduhepa 26.04.2006, 16:11 yaşlı bir devrimci düşürmez hiç ağzından özgürlük kelimesini ve yatmadan önce bir bardak su yerine denize bırakır takma dişlerini alyeşil 02.05.2006, 19:48 Kül Kedisi Beyoğlu'nda gezinen tramvay Kürtür deniz görünmez çünkü penceresinden insanların öldürüldüğü dağlarda inanıyorum yine de dikkat ceylan cıkabilir uyarısına bir orman yolundan geçerken Savaş ki ülkemde bütün bardakları kırılan birer sürahi gibi çocuklarını gözyaşlarıyla bekleyen nice anneler bırakmaktadır pencere önlerinde Tutuşunca Madımak Oteli'nin perdesi bir kez daha kondaklandı umudumuz yürümeyi öğreteceğiz ona sonra yeniden koşmasını masal olmadığını söylüyor güzel günlerin Sivas sokaklarında doğuran kül kedisi Denize doğru inen bir sokaktır ülkem düz değildir taşları ayakkabılarını bağlamadan peşinden koşarken bir martının ipe takılıp düşer özgürlüğün eve avluya sığmaz çocukları Başımızdaki şapka bireysel şemsiye sosyalist yanımızdır ve tek şartı ters dönen bir şemsiyeyi düzeltmenin zor da olsa yürümektir rüzgara karşı Sunay AKIN puduhepa 03.05.2006, 09:06 KAZA SÜSÜ Biri çıkıp öldürsün beni ve kaza süsü versin cansız bedenime nasıl da sevinirdim ilkokul pencerelerine bayrak asarken doğduğum kazanın her bayram öncesi süslenmesine Çay bardağı biçiminde yontulsun mezar taşlarım ve yaşamdan bir tek yudum bile alamayacağım için üstlerine yatay olarak bir de kaşık konsun Ne başucuma ne de ayak ucuma dikilsinler biri sağımda diğeri solumda olsun ki görenler mezarı sansınlar bir çocuğun Peşlerinde koşturarak papazı kiliseden çaldıkları günah çıkarma kulübesinde şiir kurtuluş örgütünü kuran kenan evren lisesinden terk çocuklar mutlaka gelirler cenazeme her birinin elinde deniz yıldızı Üzülmeyin dostlarım ezbere bilirim latince sözcüklerini hayvanlar ansiklopedisinin adını bilmemiş olmaktan utanmayacağım asla tabutumun içine girecek ilk böceğin seheryeli 23.05.2006, 11:37 Nasıl da istemiştim savaşa gitmeden sevgilimle evlenmeyi ama nereden bilebilirdim ki silahın demirine çarpıp saklandığım yeri belli edeceğini parmağımdaki yüzüğün... Sunay AKIN Dudak payı Çay bardağında bırakılan dudak payı kadar bile uzak kalamam gözlerine Yakın olsun isterim ellerime ellerin yanındakı beton binaya yaslanması gibi köhne bir evin Seni bir çivi gibi çaktım çünkü beynime ve toplayıp bütün kerpetenleri attım denize puduhepa 24.05.2006, 08:31 yüreğim ıslaktır benim kuytularda ağlamaktan ve hafif uçuktur rengi kurusun diye kaç kez güneşe asılmaktan... puduhepa 13.06.2006, 23:27 LEBLEBİ Nasıl ayrılır ürkeklik ayakları ilk kez bir mısır tarlasına değen kargadan Ne zaman karar verir rüzgar fırıldakla oynamayı bırakıp kızların eteklerini uçuşturmaya Ne yazar anı defterine kuru bir tarlaya ilk düşen yağmur damlacığı Akıllı çocuğun bilgisayarıdır leblebi siz hiç anlamadınız mı leb demeden bir şeyleri... FaLLeN 11.11.2006, 21:11 GİTME KAL Batan güneşe doğru Sürerken atımı 'Gitme kal' Demeni bekliyorum Ama yalnızca Rüzgar çekiştiriyor atkımı Sunay Akın puduhepa 11.11.2006, 21:24 Bir dostun sıcaklığına Öylesine yaslamak istiyorum ki başımı Ya omzunu uzat sevgilim Ya da telleri kopuk Bir kemanı Kanadının altına sığınacak Bir kuş arayan Eskimiş saçak gibiyim sensiz Ya da bütün balinalarının Kıyıya vurup intihar ettiği bir deniz Bir hitit çanağıyım Toprağa gömülü Ve sen İlk kazısını yapan Bir arkeolog ürkekliğiyle Ellerinin arasına Al beni.... DrmdrM 15.11.2006, 00:07 ALFABE Sağır ve dilsiz ki okşarken sevgilisinin tenini elleriyle hem sevişir hem konuşur NOKTALI VİRGÜL Virgül hiç susmayan bir davulun tokmağı çağırır kelimeleri kağıtlardaki düğününe S.AKIN Gülseren58 17.11.2006, 12:10 Asansör Telefon santralleri beni sana bağlar sevgilim nükleer santraller ölüme gökyüzünün nerede olduğunu soran bir vapur dumanına yanıt veremiyor hiç kimse Çocuğunu asma köprüde sallayan bir annedir İstanbul ki onun içi süt dolu biberonudur Kız Kulesi soğusun diye suya tutulan Ne kalem kılıçtan ne kılıç kalemden üstün olsun öğrensinler birlikte yaşamayı örneğin kalem aşk şiirleri yazsın ve köreldikçe kılıç yontsun Yalnız kaldığımız an da bile alırız insan kokusunu ıssız adasında üstünden atamamıştır Robinson yaptığı ilk mastürbasyonda yakalanma korkusunu Kendi boşluğuna asılı birer asansörüz aslında ve ben elimde taze bir karanfil sıkışıp kaldım iki katın arasında Sunay Akın Gülseren58 17.11.2006, 14:48 ÇUKUR Bilerek mi yanına almadın giderken başının yastıkta bıraktığı çukuru Güveniyordum oysa ben sevgimize vapur iskelesi ya da tren istasyonundaki saatin doğruluğu kadar Beni senin gibi bir de annem terketmişti ki göbeğimde durur onun yokluğundan bana kalan çukur Sunay AKIN yasemen 20.11.2006, 17:48 Süngü Kardeş payı yapmak için mi uzattın süngünü elimdeki elmaya Sunay Akın puduhepa 21.11.2006, 09:06 62 TAVŞANI Denize düşen bir oyuncaktır Kız Kulesi Soruyorum berber koltuğunda İki ayna arasında akıp giden görüntüme Şair olanımız hangisi? Pencere tüllerine gelinlik diye sarılan O küçük kız nerede şimdi? Gemim battı çoktan Denize inen tüm filikalarıma erkekler bindi Duvardaki yangın düğmesini örten cam parçasıyım Kurtuluşun olacaksa hiç düşünme ayakkabının topuğu ile kır beni İnanmıyorum uzaylılara duymalıyım birilerinden Yıldızlardan nasıl görünürdü diye mahallemizdeki yazlık sinema Öğrendim saat kulelerini kibrit kutularından Bağışla beni iki dünya savaşının yaşandığı yüzyılda Nüfus cüzdanımdaki 62'den yaptığım tavşan yasemen 21.11.2006, 09:19 Minare Top oynayan arkadaşlarını minareden gördüğü için acelecidir ezan okuyan çocuğun sesi SUNAY AKIN |