Orijinalini görmek için tıklayınız : Pir Sultan Abdal’dan deyişler:......


Dogan24
09.03.2006, 20:39
deyişler:
Çeke çeke ben bu dertten ölürüm.
Seversen Ali'yi değme yarama.
Ali'nin yoluna serim veririm.
Seversen Ali'yi değme yarama.

Ali'nin yarası yâr yarasıdır.
Buna merhem olmaz, dil yarasıdır.
Ali'yi sevmeyen Hakk'ın nesidir?.
Seversen Ali'yi değme yarama.

Ilgıt ılgıt oldu akıyor kanım.
Kem geldi didâra tâlihim benim.
Benim derdim bana yeter hey canım.
Seversen Ali'yi değme yarama.


Pir Sultan Abdal'ım deftere yazar.
Hilebaz yâr ile olur mu Pazar?
Pir merhem çalmazsa yaralar azar.
Seversen Ali'yi değme yarama.

-----------------------------------------

Hak nasip eylese dergâha varsam,
Bir dem divanında dursam yâ Ali.
Eğilsem dizine niyâz eylesem,
Yüzüm kademine sürsem yâ Ali.

Yüzüm kademine sürdüğüm zaman,
Zerrece gelmezdi gönlüme güman,
Şâhım düldülüne bindiğin zaman,
Önünce Kanber'in olsam yâ Ali.

Kanber gibi hizmetinde götürsen,
Bir dem ağlatıp, bir dem güldürsen,
Çekip Zülfikâr'ı beni öldürsen,
Elim eteğinden kesmem yâ Ali.

Keser miyim eteğinden elimi?
Kabul ettim Hak yolunda ölümü,
Doğru sürün erenlerin yolunu.
Mümin canlarından olsam yâ Ali.

Mümin olan neresinden bellidir?
Hakkı söyler nefesinden bellidir.
Erenler bağının gonca gülüdür.
Tomurcuk güllerin dersem yâ Ali.


Pir Sultan'ım beni mihman götürsen,
Götürsen de ayn-i cem'e yetirsen,
Dizini dizime vursan otursan,
Doyası yüzüne baksam yâ Ali.

-----------------------------------------

Her seher vaktinde cümbüşe geldim.
Dağlar yâ Muhammed, Ali çağırır.
Erenler meclisi bağ-ı gülistan.
Güller Yâ Muhammed, Ali çağırır.

Vird verilmiş gökyüzünde kuşlara.
Bak gözümden akan kanlı yaşlara.
Sular yüzün vurur taştan taşlara.
Çağlar yâ Muhammed, Ali çağırır.

Âşık olan gelir derdin üsteler.
Ona kâil olmaz kâmil ustalar.
Dertliler de gelir derman isterler.
Sağlar yâ Muhammed, Ali çağırır.


Pir Sultan Abdâl'ım çoktur âşığı.
Âşık olanların yanar ışığı.
İmam Hasan-Hüseyin'in beşiği.
Sallar yâ Muhammed, Ali çağırır.

-----------------------------------------

Ben dervişim dersin dava kılarsın
Hakk’ı zikretmeye dilin var mıdır
Kendini gör elde sen ne ararsın
Hâlâ hâl etmeğe hâlin var mıdır

Dertli olmayanlar derde yanar mı
Sâdık derviş ikrârından döner mi
Dertsiz bülbül gül dalına konar mı
Ben bülbülüm dersin gülün var mıdır

Bir gün balık gibi ağa sararlar
Mürşitten rehberden haber sorarlar
Tütsü yakıp köşe köşe ararlar
Ben arıyım dersin balın var mıdır

Mürşit huzurunda dâra durmağa
Dâra durup Hakk’a boyun vermeğe
Muhabbetten geçip hırka giymeğe
Çar pâreden derviş şalın var mıdır

Pir Sultan’ım senin derdin deşilmez
Derdi olmayanlar derde düş olmaz
Mürşitsiz rehbersiz yollar açılmaz
Mürşit eteğinde elin var mıdır

-----------------------------------------

Gönül ne durursun elden geldikçe
Yine bir mürşide varmadan olmaz
Aman mürvet deyü sen de yüzünü
Yine bir mürşide varmadan olmaz

Mürşidini bulur gezen arayı
Kırklar arasında bulur çâreyi
Ne kadar okursan aktan karayı
Yine bir mürşide varmadan olmaz
Bu dünyada sen çok yaşlar yaşarsın
Bilip dört kitabın dersin açarsın
Her harfine bin bir mânâ verirsin
Yine bir mürşide varmadan olmaz

Halil Kâbe yaptı oldu ya delil
Vardı varan kaldı varmayan melil
Muhammet’e rehber oldu Cebrail
Yine bir mürşide varmadan olmaz

Pir Sultan’ım bu durakta dur dedi
Hazret-i Muhammet Ali er dedi
Bunu bilmeyenin işi zor dedi
Yine bir mürşide varmadan olmaz

-----------------------------------------

Evvel baştan Muhammed'e salavât.
Gönül kalk gidelim Hüseyn'e doğru.
Ecel gelip ömür gülü solmadan,
Gönül kalk gidelim Hüseyn'e doğru.

Hasan-Hüseyin Ali'nin oğulları,
Şehitler yoluna giderler doğru.
İmam Zeynelâbâ Hüseyn'in oğlu,
Gönül kalk gidelim Hüseyn'e doğru.

İmâm-ı Bâkırdan vuralım demi,
Cafer-i Sâdık'tan aldım erkânı
İmam Mûsâ kaldır gönülden gamı,
Gönül kalk gidelim Hüseyn'e doğru.

İmam-ı Rızâ'dan olsun hidâyet,
Takî ile Nakî kılsın inâyet.
Ol Hasan Askerî şâh-ı vilâyet,
Gönül kalk gidelim Hüseyn'e doğru.


Pir Sultan Abdâl'ım söyledi heman,
Yezid'in kalbinden gitmedi güman.
Âhir nefesinde Oniki İmam,
Gönül kalk gidelim Hüseyn'e doğru.

Dogan24
09.03.2006, 20:39
-----------------------------------------



İlhami’den bir deyiş:



Dû cihanda derde derman sendedir.

Yetiş Allâh, yâ Muhammed, Yâ Ali.

Mümin, müslim bütün derd-ü gamdadır.

Yetiş Allâh, yâ Muhammed, Yâ Ali.



Ağlar gökyüzünde hem mâh-u mihri.

Feryat ile doldu iklim-ü dehri.

Şah İmam Hasan'a verdiler zehri.

Yetiş Allâh, yâ Muhammed, Yâ Ali.



Yezîdiler bir araya geldiler.

Ehl-i Beyt'i ara yere aldılar.

Şah İmam Hüseyin'e hamle kıldılar.

Yetiş Allâh, yâ Muhammed, Yâ Ali.



İmam Zeynülâbidîn'i bastılar.

Şühedânın başlarını kestiler.

Götürdüler bir de Şam'da astılar.

Yetiş Allâh, yâ Muhammed, Yâ Ali.



Tutmadılar Resûlullâh sözünü,

Esir ettiler gelin ile kızını,

Al-ü evlât Hakk'a tuttu yüzünü.

Yetiş Allâh, yâ Muhammed, Yâ Ali.



İmam Bâkır, İmam Cafer hakkı için,

İmam Mûsâ-i Kâzım, Rızâ hakkı için,

Şah Takî'yle, şah Nakî'nin hakkı için,

Yetiş Allâh, yâ Muhammed, Yâ Ali.



Askerî, Mehdî'dir ol sâhip zaman,

Gelince kurulur bir ulu dîvân.

Çağır ey İlhâmî zaman bu zaman,

Yetiş Allâh, yâ Muhammed, Yâ Ali.



-----------------------------------------



Sefil Ahmed’den bir deyiş:

Garip bülbül gibi figan edelim

Mehemmed Dede oğlu Pirimiz göçtü

Şu dünyanın ettiğini nidelim



Mehemmed Dede oğlu Pirimiz göçtü

Bu dünyadan o dünyaya yol oldu

Gözden akan kanlı yaşlar sel oldu

Hak emretti arştan ona gel oldu



Mehemmed Dede oğlu Pirimiz göçtü

Kadir Mevlam nur eylesin yurdunu

Zikredenler unutmayın virdini

Bize verdi ayrılığın tadını



Mehemmed Dede oğlu Pirimiz göçtü

Derman için geldim şimdi buraya

Tabip baksın sinemdeki yaraya

Bu hasretlik derler düştü araya



Mehemmed Dede oğlu Pirimiz göçtü

Bilmem akıllıyım bilmem deliyim

Efendim seni mahşerde bulayım

Şu fani dünyada neme güleyim



Mehemmed Dede oğlu Pirimiz göçtü

Talip olanlar da yasını çeksin

Tekkesinde misk-ü anberler koksun

Evlatları kadim postuna çıksın



Mehemmed Dede oğlu Pirimiz göçtü

Sefil Ahmed sayru dala konmayım

Ahdim olsun ikrarımdan dönmeyim

Nasıl ağlamayım nasıl yanmayım

Mehemmed Dede oğlu Pirimiz göçtü



-----------------------------------------

Dogan24
09.03.2006, 20:42
-----------------------------------------



Kâtib’den bir deyiş:



Mürşidlik davasın kılan dede’ler

Mürşidlik meydanda erlik değil mi

Mürşid haktır hak mürşittir dediler

Mürşidler hak ile birlik değil mi



Mürşidin bağçesi güldür hâr olmaz

Mürşid olan kişi nefse yar olmaz

Mürşid bir sultandır eli dar olmaz

Mürşidlik bir geniş dirlik değil mi



Mürşidin kazanı kaynar taşar mı

Mürşidin şehrine kavga düşer mi

Mürşid dört özlüdür yoldan şaşar mı

Mürşidlik rehberlik pirlik değil mi



Mürşid gece gündüz virdinden şaşmaz

Mürşidin kabında çiğ lokma pişmez

Mürşid pehlivandır ayağa düşmez

Mürşidlik meydanda erlik değil mi



Katib’im mürşidden (okunamadı) tutarsın

Mürşidin sözüne hile katarsın

Mürşide hor bakma yere batarsın

Mürşidi görmemek körlük değil mi



-----------------------------------------



Aşık Noksani Baba’dan deyişler:



Ben mürşidim diyen noksâna gelsin

Mürşid kimdir, onun nişânı nedir?

Evliyâ buyruğun okuyup bilsin

Yetmiş üç farzı var, beyânı nedir?



Dört kapı, kırk makam, oniki erkân

Onyedi tarîki eylesin beyan

Talibin gönlünde koymasın güman

Bildirsin cân içre cânanı nedir?



Kâmil mürşid herbir müşkili seçer

Ona teslim olan Kevser’den içer

Tâlibin yetmiş bin hicâbın açar

Gösterir cenneti, nirânı nedir?



Bu mânayı bilen mürşid tamamdır

Ameli olursa, Oniki İmamdır

Kalbi Beyt-i Hüdâ, şâh-ı âlemdir

Yedi bahir içre ummânı nedir?



Bu sırra ermeyen mürşid olamaz

Hırsı nefse uyan, özün bilemez

Tamah için gezen, Hakk’ı bulamaz

Ne bilsin, ikrârı, îmanı nedir?



Har nerdedir bilmez, yalanı söyler

Evlâddan’ım deyip, yalan söyler

Gerkes gibi her bir cîfeye konar

Tanımaz yahşiyi, yamânı nedir?



Bu üç sıfatta bulunanlar mattır

Nefsine kul olan, şeytan-sıfattır

Gıybet-bûhtan eder, sanır âyettir

Ak üzre farketmez karayı, nedir?



Noksani aç gözün mürşidi tanı

Bâtının görünce teslim et canı

Bir kapıya bend-ol, öğren irfânı

Göresin küfr-içre îmanı nedir?



-----------------------------------------



Derde düştüm bi nihayet Ya Ali senden medet

Umarız senden inayet Ya Ali senden medet



Cürmümüz yazmaktan aciz kiramen katibin

Fatime Hatice Hakkı affet Ya Ali senden medet



Zatı paki hürmetine tevbe kıldım ya rahim

Geç suçumdan kıl inayet Ya Ali senden medet



Şah Hasan Hulki Rıza hakkı ya rabbül gafur

Hüseyin aşkına rahmeyle Ya Ali senden medet



Çarde’i masumi pakten umarım lütfü ata

Zeynelin rahinde Hâk et, Ya Ali senden medet



Bakır’ı nuru hudadan gönlümüz rüşan kılıp

Cafer’i ilmin nasip eyle Ya Ali senden medet



Musayı Kazım Ali Musa Rızanın aşkına

İsterim eyle şefaat Ya Ali senden medet



Şah Cafer’i dergahında bi sevap şermende

Cürmünü affet temamet Ya Ali senden medet



Nakinin yüzü suyu için Askeri olup şefi

Mehdi’nin feth et vilayet ya Ya Ali senden medet



Noksani derdine düşüp kapına geldim hakim

Ve şifa eyle selamet Ya Ali senden medet