şavolanlı
10.03.2006, 02:47
sevgili canlar alevilikte de şiada da ortak fikriyata dayandıkları bir konuda imam mehdinin sır oldugudur.şia imam mehdinin tektar kıyametten önce gelecegini söyler.hepimiz bilirizki şia ve aleviler imam caferi sadıkın yolundan gideriz.benim sorum imam mehdi ne zaman sır olmuştur ve gerçekten tekrar kıyametten önce gelecekmidir.bu konuda hanifiler olsun hamberiler olsun bir ortak noktaya varamamışlardır.
bülentişcan
10.03.2006, 13:04
sEVGİLİ şOVANLI
Yok sır olmamaıştır,
İmam Ali Askeri şehit edilince Ehlibeyt taraftarları,Muhammed mehdinin de öldürüleceği korkusu ile çok küçük yaşalarda kaçırılıp sanlanmış,buna alevi /şii ler Küçük sugra veya Gizleniş derler,vefat edince de Büyük Suğra(Büyük Gizleniş) derler,
Bu arada gecen surede Ehlibeyt yanlılarına ve halka Naibleri (sözçüleri) aracılığı ile iletişim kurmuştur,
İnanışımıza göre dünyaya tekrar zuhur edeceği şeklindedir,bu düşüncede bize ŞİA dan gecmiştir.
Bu konuda forumda yazılar mevcuttur.
Dostca Kal
şavolanlı
11.03.2006, 20:11
valla verdigin bilgiler için sagolasın bize şiadan eger geçmişse bu bilgiler
tekrar gelecegi konusunda çok ilginç bizim en üst dini bilginlerimiz bile bu inanışa sahip imam mehdinin sır oldugunu söylerler hatta belki dikkatinizi çekmişse 12 imamlarla ilgili kitaplarda imam mehdinin tasviri (resimleri) gözükmez
İmam Mehdi, Kâim, Hüccet, Bakıyyetullah ve Sahibi Zaman, lakabıyla da tanınan İmam Muhammed Mehdi, İmam Hasan- ül Askeri’nin oğludur. Babasının şehit edilmesinden sonra onun vasiyeti ile 12. İmam oldu. Annesinin adı, Hz. İsa’nin havarisi Şum’un neslinden olan Rum Kayseri’nin oğlu Yuşa’nın kızı Saykal veya Susen adı ile de bilinen Nergis’dir. Başka bir kaynağa göre de annesi bir Cariyedir. Muhtemelen 30 Temmuz 869 tarihinde bir Cuma günü Irak / Samara’da dünyaya geldi. İmam Mehdi rivayetlere göre Samara’da bir mağaraya girerek sır oldu.
Rivayete göre İmam Mehdi’nin doğumu ile birlikte bir çok kerametler (mucizeler) gerçekleşir. Doğduğunda babası onu sol elinin üzerinde oturttu ve sağ eliyle de arkasından tutarak “Konuş” dedi. Bunun üzerine Hz. Mehdi konuşmaya başladı ve: (151) Allah birdir, Muhammed onun elçisidir. Allahın rahmeti onların üzerinde olsun’’ dedi. Sonra Hz. Ali ve diğer İmamlara salavat (152) getirdi. İktidarın İmamlara karşı düşmanlık niyetleri bilindiğinden İmam Mehdi’nin doğumu bir süre gizli tutuldu. Bunun nedeni Abbasi Halifelerin Ehli Beyt düşmanlığı o noktaya varmıştı ki, Hz. Hüseyin’in türbesi yıktırılmış ve türbe ziyaretini önlemek için o bölgeye giden yollarda karakollar oluşturmuş ve askerleri Hz. Hüseyin’in mezarını ziyaret eden birisini bulsalar hemen yakalıyor, öldürüyor veya ağır işkencelere tabi tutuyorlardı” (153). Ehl-i Beyt’e karşı olan baskı o dereceye varmıştı ki, tanınmış kimseler dahi zalim Abbasi yöneticilerinin korkusundan kızlarını Ehl-i Beyt soyundan gelen gençlere vermekten sakınıyorlardı
Ben Mehdi'nin ne olduğunu ve geleceğine dair ayet hadis veya kaynakların ne olduğunu merak ediyorum.Bilgileri olan varsa lütfen yardımcı olsun.
Ve gelip gelmeyeceğini tartışalım.
Bana öyle geliyor ki;Mehdi anlayışı Hz İsa'nın dünyaya geleceği ile ilgili.
Bu anlayış hristiyanlarda olmakla beraber benim büyüklerimden öğrendiğim kadarıyla sünniliktede var.
Ama ben bunun hristiyanların kendi dinlerini kabul ettirmek için uydurdukları birşey olduğunu düşünüyorum.
Alevilikteki mehdi anlayışını bilmiyorum.
mehdi gelecekmi arayan bulur getirir mehdisini. kurtulur. :)
http://www.aleviforum.com/showthread.php?t=6037&highlight=mehdi
şu konuda bilgi var... soru sorarken öncelikle forumu aramayı deneseniz...
derviscemal
23.03.2006, 17:02
Sayın kirshof,
konu daha önceden açıldığından birleştirilmiştir. bilginize.
saygılar.
redline3544
25.03.2006, 20:48
İMAM MEHDİ
On ikinci İmam Hz. Mehdi (a.s), hicretin 255. (M. 867) yılı Cuma gecesi tan yeri ağarırken “Samerra” şehrinde dünyaya gözünü açmıştır.
Babası, İmam Hasan Askeri (a.s)’dır; annesi de Hz. İsa’nın havarisi Şum’un’un neslinden olan Rum Kayseri’nin oğlu Yuşa’nın değerli kızı “Saykal” ve “Susen” adlarıyla da anılan “Nergis” hatundur. Hz. Mehdi (a.s)’ın en meşhur lakapları “Mehdi”, “Kâim”, “Hüccet” ve “Bakıyyetullah”tır.
Doğumunun Gizli Olması
Ümeyye oğulları ve Abbas oğulları dönemi, özellikle altıncı İmam Cafer Sadık (a.s) zamanı ve sonrası, halifelerin Ehl-i Beyt İmamlarına karşı çok hassas oldukları bir devirdir. Bunun sebebi de toplumun onlara çok ilgi duyması, gün geçtikçe toplumdaki etkilerinin artması ve halkın onlara olan ilgisinin fazlalaşmasıdır. Bu durum karşısında Abbasi halifeleri kendi iktidarlarını tehlikede görüyorlardı; özellikle vaat edilen Mehdi (a.s) Hz. Peygamber (s.a.a)’in neslinden olup İmam Hasan Askeri (a.s)’ın soyundan geleceği ve dünyayı adalet ve eşitlikle dolduracağı meşhur olması sebebiyle İmam Hasan Askeri (a.s)’ı sıkı bir şekilde Samerra’da gözaltına almışlardı. Abbasiler, geleceği vaat edilen bu bebeğin dünyaya gelmesini engellemeye çalışıyorlardı, ama bu doğumun gerçekleşmesinde Allah’ın iradesi söz konusu idi. Onun için Abbasilerin çalışmaları neticesiz kaldı ve Allah Teala, Musa (a.s) gibi onun doğumunu da gizli kıldı. Bununla birlikte İmam Hasan Askeri (a.s)’ın özel ashabı, vaat edilen bu İmam’ı babası hayatta iken defalarca gördüler. İmam Hasan Askeri (a.s) dünyadan göçtükleri zaman yine İmam Mehdi (a.s) açığa çıkarak özel bir toplulukla birlikte babasının cenaze namazını kıldırdı ve halk onu gördü, ondan sonra da İmam (a.s) gözlerden kayboldu.
Gaybet-i Suğra ve Kubra
On birinci İmam Hasan-ı Askeri (a.s)’ın şahadetinden sonra, hicri 260 yılından 329 yılına kadar yani 69 yıl “Gaybet-i Suğra” (Küçük Gizlilik) dönemidir. O zamandan Hz. Mehdi (a.s) zuhur edinceye kadar ki dönem de “Gaybet-u Kubra” (Büyük Gizlilik) dönemidir.
Gaybet-i Suğra’da, halkın İmam Mehdi (a.s) ile ilişkisi tamamen kesilmedi, ama sınırlıydı. Şiiler, Şia büyüklerinden olan “Özel naipler” vasıtasıyla sorunlarını İmam’a ulaştırıp cevap alabiliyorlardı. Gaybet-i Suğra dönemi, halk ile İmam arasındaki irtibatın tamamen kesildiği “Gaybet-i Kubra” dönemi için bir hazırlık olarak tanımlanabilir. Bu dönemde halk, İmam’ın genel vekilleri sayılan müçtehit ve fakihlere başvurmakla görevli kılındılar.
Eğer Gaybet-i Kubra ansızın ve birden gerçekleşseydi düşüncelerin sapmasına ve zihinlerin onu kabullenmemesine sebep olabilirdi; ama Gaybet-i Suğra müddetince zihinler yavaş-yavaş hazırlandı ve daha sonra Gaybet-i Kubra dönemi başladı. Ayrıca Gaybet-i Suğra zamanında, özel naipler vasıtasıyla İmam (a.s) ile sağlanan irtibat ve o dönemde Şiilerden bazılarının İmam Mehdi (a.s)’ın huzuruna gitmeleri onun doğum ve hayatı meselesini daha da sabitleştirdi.
Gaybet-i Kubra eğer bunlardan önce olmuş olsaydı, belki de bu mesele bu kadar açık olmayacak ve bazıları şüpheye düşecekti. Allah Teala kendi hakimiyetiyle Peygamber (s.a.a) ve İmamların da bildirdikleri gibi Ehl-i Beyt izleyicilerinin inançlarının sarsılmaması, İmamlara olan inançlarını yitirmemeleri, Hz. Mehdi (a.s)’ı ve İlahi kurtuluşu beklemeleri, gaybet zamanında Allah’ın dinine sarılıp kendilerini eğitmeleri ve İmam Mehdi (a.s)’ın kıyamı için Allah’ın emri gelinceye kadar dini vazifelerini yerine getirmeleri için tam gaybete hazırlık gayesiyle kısa müddetli olan “Gaybet-i Suğra” ve ondan sonra uzun müddetli olan “Gaybet-i Kubra” olmak üzere, İmam Mehdi (a.s) için iki çeşit gaybet takdir etti.
Dört Naip
Gaybet-i Suğra zamanında Şia büyüklerinden dört kişi İmam Mehdi (a.s)’ın özel naibi olmuştur. Onlar İmam’ın huzuruna gider, İmam’ın da cevaplarını halka iletirlerdi.
Bu dört naibin dışında İmam (a.s)’ın çeşitli şehirlerde de vekilleri vardı, onlar da bu dört naip vasıtasıyla halkın meselelerini İmam (a.s)’a ulaştırıyorlardı.
Dört naip ise şunlardır:
1) Ebu Amr Osman bin Said-i Amiri.
2) Ebu Cafer Muhammed bin Osman bin Said-i Amiri.
) Ebu’l- Kasım Hüseyn bin Ruh Nevbahti.
4) Ebu’l Hasan Ali bin Muhammed Semuri.
Zuhuru Bekleyiş
Emir’ul- Muminin Ali (a.s), Resulullah (s.a.a)’den şöyle nakleder: “İbadetlerin en üstünü Mehdi’nin zuhurunu beklemektedir.”
İmam Zeyn’ul- Abidin (a.s) da buyurmuştur ki:
“On iki İmam’ın gaybeti uzun sürecektir. Onun imametine inancı olan ve gaybet zamanında zuhurunu bekleyen halk, diğer zamanlarda yaşayan halktan daha üstündür. Çünkü Allah-u Teala onlara öyle bir akıl, düşünce ve marifet derecesi vermiştir ki, onlar için gaybet zamanı, İmam’ın hazır bulunduğu zaman gibidir ve Allah onları Resulullah (s.a.a)’in huzurunda cihat eden mücahitler gibi kılmıştır; doğrusu onlar bizim samimi ve gerçek şiilerimizdir. Onlar, gizli ve aşikar olarak insanları Allah’a yönelmeye çağırırlar. Zuhuru beklemek ise en büyük kurtuluştur.”
Bekleyiş, beklenen şeyin gerçekleşmesini gözlemektir. Bekleyiş, düşünce ve duyguyu beklenen şey üzerinde yoğunlaştırmaktır. Bekleyiş, insanın fikir ve çabasının çoğalmasına sebep olur. Bekleyiş, zorlukların insana kolay gelmesini sağlar. Çünkü zorlukların giderilme eşiğinde olduğu bilincindedir. Bekleyiş, nefsi ve hatta diğerlerini ıslah etmeyi gerektirdiği gibi Hz. Mehdi (a.s)’ın düşmanlarına galip gelmesini sağlamak için insanın ortamı hazırlaması, bu hedef için gerekli olan bilgi, ilim ve vesileleri tahsil etmesini de gerektirir.