Eren Türkmen
16.06.2005, 21:16
KÜRT IRKÇILARININ ALEV? KÜLTÜRÜNE SALDIRILARI DEVAM ED?YOR
?smail ONARLI
Tarihsel olarak, Alevilik, önce Orta-Asya’da, bir Türkmen yorumu olarak ortaya çıkmış, süreç içinde bu coğrafyada, Anadolu sentezi olarak son şeklini almıştır. Bu durumu başından beri hazmedemeyen, özellikle Osmanlılar ve yardakçıları Kürtler, hep Alevileri ezmişler, sürmüşler ve katletmişlerdir. ?imdi bunları yapamadıklarından, kültürel bulanıklık yaratarak, siyasal rant beşinde koşmaktadırlar. Önce, “Alisiz Alevilik” diyerek, ''Hacı Bektaş Veli”nin ve “?ah ?smail Hatai”nin Kürt olduğunu söyleyerek sahiplenmişler, ama bu tez tutmamıştır.
?imdi ise siyasi ırkçı Kürtler; ''Biz, Hacı Bektaş Aleviliğini değil, Pir Sultan Aleviliğini tutuyoruz ', ''Hacı Bektaş devletçiydi, Pir Sultan ise, haksızlıklara karşı bir direnişçiydi'', ''Biz, Pir Sultan’ın Türklere karşı, Kürt ezilenlerinin yanında yer aldığını ve Osmanlıya karşı ayaklanmasını destekliyoruz, ve Pir Sultan’ın Kürtlük yanını destekliyor ve tutuyoruz, Aleviliğin bu yanını tutuyoruz, yoksa Hacı Bektaş’ın Aleviliğini değil'', diyorlar.
Birileri, Aleviliği karalamak ve öğretiyi bozmak için, para ile kitap yazdırıyor. Yine, Alevilerin 7 ulu ozanında biri olan, “Pir Sultan Abdal”a tarihi kişiliği ve kökeni tahrif edilerek, çamur atılıyor, yeterli ses çıkmıyor. Alevi önderi ve yazarı geçinenler ile aydınları nerede acaba? Onlarda çıkarlarına göre mi hareket ediyorlar. Bu çakal ulumalarına karşı susacaklar mı? Yoksa hepsi öldüler de, bizim mi, haberimiz yok? Bu sorular beni dünde düşündürmüştü, bugünde...
Bugün olduğu gibi, dünde Alevilerden ve ocaklarından işbirlikçi vardı. Hatta, Osmanlılar kendilerine özgü bir Bektaşilik örgütlenmesi yaratmışlardı. Fakat, Hünkar Hâce Bektaş-ı Veli (1209/10-1270/3?) ve soyundan gelenlerin büyük çoğunluğu işbirlikçi ve keklik olmamışlardır.
Hacı Bektaş Veli, Kürt ırkçıların söylediği gibi, hiçbir zaman işbirlikçi olmamıştır. 1240 Babai ?syanı önderlerindendir. Mogol istilasına karşı gerilla savaşını yönetendir. ?şbirlikçi Selçuklu yönetimine karşı direnişi örgütleyendir. Bu tarihsel gerçekleri görmeyen, aptallara kendine Kürt araştırmacısı diyen namussuzlara, nasıl hitap edileceğini bilemiyorum doğrusu!. Kürt ulusuna ve kültürüne saygılıyım. Karşı olduğum, iki yüzlülüktür. Benim esas kızdığım makam; kendine Kürt veya Türk yazarı diyen, sahtekarların, araştırma adıyla uydurma ve çalıntı yazılarını, kitap olarak basan, T.C.Kültür Bakanlığı’dır ve ilgili yetkililerdir...
Anadolu'da, Kızılbaş ihtilalini başlatan, bir toplumsal tarihi kişilik olarak bilinen, ?eyh Cüneyd'in babası; Malatya-Hekimhan- Mezirme (Ballikaya) köyünde merkezi olan, (?eyh) ?ah ?brahim –Veli- Ocağı kurucusu, ?eyh ?brahim Veli’dir. ?şte aynı geleneği devam ettiren: ?eyh Cüneyt oğlu ?eyh Haydarı oğlu ?ah ?smail Hatayî (1487-1524), on beş yaşında, Anadolu Türkmen oymaklarının ve Dede Ocaklarının yardımı ile, büyük bir devrim olan, 9 Eylül 1502’de Tebriz’de “Kızılbaş Türk Safavi Devleti”ni resmen kurar. Kızılbaşlık siyasetinin temellerini Hâce Bektaş Veli Dergâhı Postnişini Balım Sultan (1458-1519/20) ile ?ah ?smail Hatayî atar. Bu husus önemle gözden ırak tutulmamalıdır. Ocak’ta-Dergah’ta potnişinlik-dedelik-babalık yapanları birbirinden ayırarak, yerli yerine oturtmak gerekir...
1527/8 yılında, Hacı Bektaş Veli Dergahı Postnişini Kalender ?ah (Çelebi)’nin öndeliğinde. Osmanlı zulmüne karşı, Kızılbaş başkaldırı hareketlerinin yenilgisinden sonra, Osmanlı kuşatmasında ki, Pirevi karanlık bir döneme girer...
Osmanlı Yönetimi, 1551’de Paşa unvanlı Sersem Ali Baba’yı (ö.1559) H.B.V.Dergah’ının başına atadı ve kendisine bağlı yeni bir Bektaşi kolu (Babagan) yarattı. Dergahın Hacı Bektaş evlatlarının elinden alınmasına, Aleviler karşı çıkmışlar... Osmanlı belgelerinin, “Düzmece ?ah ?smail olayı” olarak adlandırdıkları, 1577-8’de “?am Bayadı Türkmenleri”nin başlattığı başkaldırı, Suriye’den başlayarak Güneydoğu, Orta ve Doğu Anadolu’yu sarmış. ?ah ?smail adıyla ortaya çıkan, bu Alevi halk önderi, 50 bin kişinin başında, Hacı Bektaş Dergahı’nı ziyaret ederek, kurbanlar kesip kazan kaynatarak, “Büyük Görgü Cemi” gerçekleştirmiştir... Hacı Bektaş Dergahı; gerek Osmanlı, gerekse Safevi topraklarında, yaşayan tüm Alevi (... Bektaşi-Kızılbaş ...) toplulukların bağlı bulundukların inanç merkeziydi. Kızılbaş Safevi Devletinin kuruluş ve ?ah ?smail (1502-1502/4) dönemi ve kısmen ?ah Tahmasp yönetiminin (1524-1576) ortalarına kadar, Erdebil Dergahı ünlenmiş ve öne geçmiş görünse de, H.B.V. Dergahı’nın yerini dolduramamıştır. “Düzmece ?ah ?smail” ayaklanmasında, esas amacı, Dergahın Hacı Bektaş evlatlarının elinden alınmasına yapılan büyük karşı çıkıştır. Bu karşı çıkma sırasında, dergahın başına Hacı Bektaş evladı, yeniden postuna oturtulmuştur. Bu kalkışma da, başlıca Alevi Aşiretinin yanı sıra; Ağuçan Ocağı, Baba Mansur Ocağı, Dede Kargın Ocağı, Hubyar Sultan Ocağı, Kolu Açık Hacım Sultan Ocağı, Üryan Hızır Ocağı, Sarı Saltık Ocağı, ?ah ?brahim Ocağı, ?eyh Hasan Ocağı, ?eyh Ahmed Ocağı, ?ıh Bahşiş Ocağı, Cemal Abdal Ocağı, Kızıldeli Ocağı, Sinemil Ocağı, ?eyh Çoban Ocağı, Piri Baba Ocağı, Kardonlu Can Baba Ocağı, Koca Leşker Ocağı, Kabak Abdal Ocağı, Hıdır Abdal Ocağı, Koyun Baba Ocağı, Koçu Baba Ocağı, Kureyşan Ocağı, Nusayriler,... gibi ocak mensubu, talip, mürit Alevi, “bir-diri-iri” olarak bu toplumsal harekete katılmışlardır...
Pir Sultan Abdal’ın başlattığı eylem, bir Türkmen hareketidir. Tüm deyişleri de Türkçe’dir. “Pir Sultan Türk değil, bir Kürt direnişçisi, demek”, tarihsel ve kültürel olarak, yalan ve saçma-sapan bir propagandadır. Ne diyelim, Allah akıl-fikir versin, bunlar kendilerine olduğu kadar, Türklere ve evrensel bir insan olduğu için, tüm dünya milletlerine de zarar vermektedirler...
http://membres.lycos.fr/aleviturk
?smail ONARLI
Tarihsel olarak, Alevilik, önce Orta-Asya’da, bir Türkmen yorumu olarak ortaya çıkmış, süreç içinde bu coğrafyada, Anadolu sentezi olarak son şeklini almıştır. Bu durumu başından beri hazmedemeyen, özellikle Osmanlılar ve yardakçıları Kürtler, hep Alevileri ezmişler, sürmüşler ve katletmişlerdir. ?imdi bunları yapamadıklarından, kültürel bulanıklık yaratarak, siyasal rant beşinde koşmaktadırlar. Önce, “Alisiz Alevilik” diyerek, ''Hacı Bektaş Veli”nin ve “?ah ?smail Hatai”nin Kürt olduğunu söyleyerek sahiplenmişler, ama bu tez tutmamıştır.
?imdi ise siyasi ırkçı Kürtler; ''Biz, Hacı Bektaş Aleviliğini değil, Pir Sultan Aleviliğini tutuyoruz ', ''Hacı Bektaş devletçiydi, Pir Sultan ise, haksızlıklara karşı bir direnişçiydi'', ''Biz, Pir Sultan’ın Türklere karşı, Kürt ezilenlerinin yanında yer aldığını ve Osmanlıya karşı ayaklanmasını destekliyoruz, ve Pir Sultan’ın Kürtlük yanını destekliyor ve tutuyoruz, Aleviliğin bu yanını tutuyoruz, yoksa Hacı Bektaş’ın Aleviliğini değil'', diyorlar.
Birileri, Aleviliği karalamak ve öğretiyi bozmak için, para ile kitap yazdırıyor. Yine, Alevilerin 7 ulu ozanında biri olan, “Pir Sultan Abdal”a tarihi kişiliği ve kökeni tahrif edilerek, çamur atılıyor, yeterli ses çıkmıyor. Alevi önderi ve yazarı geçinenler ile aydınları nerede acaba? Onlarda çıkarlarına göre mi hareket ediyorlar. Bu çakal ulumalarına karşı susacaklar mı? Yoksa hepsi öldüler de, bizim mi, haberimiz yok? Bu sorular beni dünde düşündürmüştü, bugünde...
Bugün olduğu gibi, dünde Alevilerden ve ocaklarından işbirlikçi vardı. Hatta, Osmanlılar kendilerine özgü bir Bektaşilik örgütlenmesi yaratmışlardı. Fakat, Hünkar Hâce Bektaş-ı Veli (1209/10-1270/3?) ve soyundan gelenlerin büyük çoğunluğu işbirlikçi ve keklik olmamışlardır.
Hacı Bektaş Veli, Kürt ırkçıların söylediği gibi, hiçbir zaman işbirlikçi olmamıştır. 1240 Babai ?syanı önderlerindendir. Mogol istilasına karşı gerilla savaşını yönetendir. ?şbirlikçi Selçuklu yönetimine karşı direnişi örgütleyendir. Bu tarihsel gerçekleri görmeyen, aptallara kendine Kürt araştırmacısı diyen namussuzlara, nasıl hitap edileceğini bilemiyorum doğrusu!. Kürt ulusuna ve kültürüne saygılıyım. Karşı olduğum, iki yüzlülüktür. Benim esas kızdığım makam; kendine Kürt veya Türk yazarı diyen, sahtekarların, araştırma adıyla uydurma ve çalıntı yazılarını, kitap olarak basan, T.C.Kültür Bakanlığı’dır ve ilgili yetkililerdir...
Anadolu'da, Kızılbaş ihtilalini başlatan, bir toplumsal tarihi kişilik olarak bilinen, ?eyh Cüneyd'in babası; Malatya-Hekimhan- Mezirme (Ballikaya) köyünde merkezi olan, (?eyh) ?ah ?brahim –Veli- Ocağı kurucusu, ?eyh ?brahim Veli’dir. ?şte aynı geleneği devam ettiren: ?eyh Cüneyt oğlu ?eyh Haydarı oğlu ?ah ?smail Hatayî (1487-1524), on beş yaşında, Anadolu Türkmen oymaklarının ve Dede Ocaklarının yardımı ile, büyük bir devrim olan, 9 Eylül 1502’de Tebriz’de “Kızılbaş Türk Safavi Devleti”ni resmen kurar. Kızılbaşlık siyasetinin temellerini Hâce Bektaş Veli Dergâhı Postnişini Balım Sultan (1458-1519/20) ile ?ah ?smail Hatayî atar. Bu husus önemle gözden ırak tutulmamalıdır. Ocak’ta-Dergah’ta potnişinlik-dedelik-babalık yapanları birbirinden ayırarak, yerli yerine oturtmak gerekir...
1527/8 yılında, Hacı Bektaş Veli Dergahı Postnişini Kalender ?ah (Çelebi)’nin öndeliğinde. Osmanlı zulmüne karşı, Kızılbaş başkaldırı hareketlerinin yenilgisinden sonra, Osmanlı kuşatmasında ki, Pirevi karanlık bir döneme girer...
Osmanlı Yönetimi, 1551’de Paşa unvanlı Sersem Ali Baba’yı (ö.1559) H.B.V.Dergah’ının başına atadı ve kendisine bağlı yeni bir Bektaşi kolu (Babagan) yarattı. Dergahın Hacı Bektaş evlatlarının elinden alınmasına, Aleviler karşı çıkmışlar... Osmanlı belgelerinin, “Düzmece ?ah ?smail olayı” olarak adlandırdıkları, 1577-8’de “?am Bayadı Türkmenleri”nin başlattığı başkaldırı, Suriye’den başlayarak Güneydoğu, Orta ve Doğu Anadolu’yu sarmış. ?ah ?smail adıyla ortaya çıkan, bu Alevi halk önderi, 50 bin kişinin başında, Hacı Bektaş Dergahı’nı ziyaret ederek, kurbanlar kesip kazan kaynatarak, “Büyük Görgü Cemi” gerçekleştirmiştir... Hacı Bektaş Dergahı; gerek Osmanlı, gerekse Safevi topraklarında, yaşayan tüm Alevi (... Bektaşi-Kızılbaş ...) toplulukların bağlı bulundukların inanç merkeziydi. Kızılbaş Safevi Devletinin kuruluş ve ?ah ?smail (1502-1502/4) dönemi ve kısmen ?ah Tahmasp yönetiminin (1524-1576) ortalarına kadar, Erdebil Dergahı ünlenmiş ve öne geçmiş görünse de, H.B.V. Dergahı’nın yerini dolduramamıştır. “Düzmece ?ah ?smail” ayaklanmasında, esas amacı, Dergahın Hacı Bektaş evlatlarının elinden alınmasına yapılan büyük karşı çıkıştır. Bu karşı çıkma sırasında, dergahın başına Hacı Bektaş evladı, yeniden postuna oturtulmuştur. Bu kalkışma da, başlıca Alevi Aşiretinin yanı sıra; Ağuçan Ocağı, Baba Mansur Ocağı, Dede Kargın Ocağı, Hubyar Sultan Ocağı, Kolu Açık Hacım Sultan Ocağı, Üryan Hızır Ocağı, Sarı Saltık Ocağı, ?ah ?brahim Ocağı, ?eyh Hasan Ocağı, ?eyh Ahmed Ocağı, ?ıh Bahşiş Ocağı, Cemal Abdal Ocağı, Kızıldeli Ocağı, Sinemil Ocağı, ?eyh Çoban Ocağı, Piri Baba Ocağı, Kardonlu Can Baba Ocağı, Koca Leşker Ocağı, Kabak Abdal Ocağı, Hıdır Abdal Ocağı, Koyun Baba Ocağı, Koçu Baba Ocağı, Kureyşan Ocağı, Nusayriler,... gibi ocak mensubu, talip, mürit Alevi, “bir-diri-iri” olarak bu toplumsal harekete katılmışlardır...
Pir Sultan Abdal’ın başlattığı eylem, bir Türkmen hareketidir. Tüm deyişleri de Türkçe’dir. “Pir Sultan Türk değil, bir Kürt direnişçisi, demek”, tarihsel ve kültürel olarak, yalan ve saçma-sapan bir propagandadır. Ne diyelim, Allah akıl-fikir versin, bunlar kendilerine olduğu kadar, Türklere ve evrensel bir insan olduğu için, tüm dünya milletlerine de zarar vermektedirler...
http://membres.lycos.fr/aleviturk