Orijinalini görmek için tıklayınız : hz ali hakkında inen hayetler.............


Dogan24
14.03.2006, 09:33
7)Asbağ bin Nebate şöyle demektedir: “Kuranın çeyreği Ehl-i Beyt’i kapsamaktadır. Hz. Ali de Ehl-i Beyt’ in reisi konumundadır. Yalnız Hz. Ali için özel olarak inen ayetler üç yüzün üstündedir”.
Bu ayetlerden bazıları şunlardır:
1- Velâyet Ayeti
“Sizin veliniz, ancak Allah, O’nun Resulü ve zikir ederken rüku halinde zekat veren müminlerdir. Kim Allah’ı, O’nun Resulü’nü ve sözü edilen müminleri veli edinirse, hiç şüphesiz, galip gelecek olanlar, Allah’ın taraftarlarıdır.”(Maide: 55-56)
2- Tebliğ Ayeti
“Ey Peygamber, Rabbinden sana indirilen emri insanlara ilet. Eğer yapmazsan, O’nun elçiliğini yerine getirmemiş olursun. Allah seni insanlardan korur...”(Maide: 67)
“Tebliğ Ayeti” diye bilinen bu ayet, Hz. Peygamber, Veda Haccı’ndan Medine’ye döndüğü zaman, Gadirhum’da nazil oldu. Hz. Muhammed, Cuhfe’ye vardıklarında “ Gadirhum” denilen yerde şöyle buyurdular:
“Benim Allah tarafından davet edilip de icabet etme zamanın yaklaşmıştır. Şüphesiz ki, ben de sorumluyum, siz de sorumlusunuzdur. Öyleyse şimdi siz ne diyorsunuz?”
Ashab şöyle dediler: “Biz şahadet ediyoruz”.
Sonra Hz. Muhammed şöyle buyurdular:
“Siz, Allah’tan başka bir ilah olmadığına, Muhammed’in O’nun kulu ve elçisi olduğuna, cennet ve cehennemin hak olduğuna şahadet ediyor musunuz?”
Ashab yeniden.”Şahadet ediyoruz.” dediler.
Hz. Muhammed: “Allah’ım, sen şahit ol.” Diyerek şöyle Buyurdular.
“Ey insanlar! Ben sizden önce (Kevser Havuzu başında) hazır olacağım ve siz havuz başında benim yanıma geleceksiniz. O havuzun genişliği, Busra ile San’a arası kadardır. O havuzda, gökteki yıldızlar kadar gümüş kadehler vardır. Orada, ben iki değerli ve kıymetli emanetim hakkında sizi sorguya çekeceğim. O halde onlara karşı benden sonra nasıl davranacağınıza dikkat edin.”
Ashabdan biri: “Ya Resulullah! O iki değerli emanetin nedir?” diye sordu.
Hz. Muhammed şöyle buyurdular: ‘Kuran ve Ehl-i Beytime ipine sım sıkı sarılın. Kevser Havuzunda her iki emanet bir birinden ayrılmadan bana ulaşacaktır. Ehl-i Beyt’im, Nuh’un gemisi gibidir. Gemiye binenler kurtuldular, binmeyenler helak oldular”
Hz. Muhammed sonra Hz. Ali’nin elinden tutup yukarıya kaldırıp şöyle buyurdular:
“Ey insanlar! Allah benim mevlâmdır, ben de sizin mevlânızım ve ben kimin mevlâsı isem, Ali de onun mevlâsıdır. Allah’ım, onu seveni sev, ona düşman olana düşman ol , ona yardım edene yardım et, onu yalnız bırakanı yalnız bırak, onu seveni sev, ona buğzedene buğzet.”
Ve peşinden buyurdular: “Allah’ım, şahit ol!”
Tam o sırada ayet nazil oldu:
“…..Bugün dininizi size kâmil ettim, size verdiğim nimetimi tamamladım ve İslâm’ı size din olarak beğendim.” (Maide: 3)
“(Ey Peygamber!) Sen ancak bir uyarıcısın ve her topluluk için bir hidayet önderi vardır.” (Ra’d: 7)
Taberî, Fahr-i Razî ve Suyutî’den rivayet edilmiştir:
“Hz. Muhammed elini göğsüne koyup şöyle buyurdu: “Benim vazifem uyarıp korkutmaktır, ve her kavmin bir hidayet önderi vardır.” Sora Hz. Ali’yi işaret ederek şöyle buyurdu: “Hidayet önderi sensin ya Ali!
“İman etmiş olan kimse, yoldan çıkmış olan kimse gibi olur mu hiç? Elbette bir olmazlar”. (Secde: 18)
Velid bin Ukbe’den aktarıldığına göre bu ayette ki “mümin”den maksat, Hz. Ali’dir.
“Acaba Rabbinden apaçık bir delile sahip bulunan, onu yine ondan bir şahit izleyen (...) kimse mi (yalanlanacak)?”(Hûd: 17)
Bu ayette zikredilen “apaçık bir delil”, Hz. Muhammed, “şahit” ise Hz. Ali’dir.
“... şüphesiz ki Allah onun (Peygamber’in) dostudur, Cebrail ve müminlerin salihi de...” (Tahrim: 4)
Gene bu ayette anılan “müminlerin salihi”. Hz. Ali’dir.
“Belleyip kavrayan kulak da onu bellesin.” (Hakka: 12)
Hz. Muhammed, bu ayeti okuduktan sonra Hz. Ali’ye bakarak buyurur: “Allah’tan istedim kibubelleyip kavrayan kulak senin kulağın olsun.” Hz. Ali’de daha sonra şöyle der: “Hz. Peygamber’den duyduğum hiçbir şeyi unutmadım.”
“Şüphe yok ki Rahman, iman edenler ve iyi işlerde bulunanlara karşı (gönüllerde) bir sevgi bırakacaktır.” (Meryem: 96)
Hz. Muhammed, Hz. Ali’ye şöyle buyurur: “YaAli, de ki: Allah’ım, benim için kendi katında birahit kıl ve müminlerin kalbinde bana karşı bir sevgi bırak.”
“İman edenler ve iyi işlerde bulunanlarsa, işte onlardır yaratılmışların en hayırlıları.” (Beyyine: 7)
Hz. Muhammed, şöyle buyurur: “Ya Ali! Ayette sözü edilen kişiler, sen ve sana uyanlardır.”
Hacılara su dağıtmayı ve Mescid-i Haram’ı onarmayı, Allah’a ve ahiret gününe iman eden ve Allah yolunda cihad edenlerin imanı ile bir mi tutuyorsunuz?...” Tevbe: 19)
Burada İman edenden maksat, Hz. Ali’dir. Tevbe süresi indiğinde (Hicretin 9. yılı) Hz. Muhammed, Hz. Ali’yi “Hacılara tebligatları bildirmeye elçi olarak tayin eder ve Hz. Ali orada Hacılara 4 Maddelik bir teblikatta bulunur. Bunun bir anlaşma olup anlaşma süresinin sonuna kadar yürürlükte kalacağını beyan eder.
“Durdurun onları, onlar sorguya çekileceklerdir” (Saffat: 24)
Hz. Muhammed bu ayet için şöyle buyurur: “Onlar, Ali bin Ebi Talib’in velayetinden sorguya çekileceklerdir”
“Biz seni onlardan alıp götürsek de yine onlardan intikam alırız” “(Zuhruf: 41)
Hz. Muhammed bu ayet için deşöyle buyurur: “Bu ayet Ali bin Ebi Talib hakkında indi. Kendisi benden sonra ahdi bozanlardan, adaletten sapıp zulmedenlerden ve dinden çıkanlardan intikam alacaktır.
“Nihayet o gün (dünyada yararlandığınız) nimetlerden elbette ve elbette hesaba çekileceksiniz.” (Tekasür: 8)
İmam Cafer Sadık bu ayet için şöyle buyurur: “Nimetler, Emirül Müminin Ali bin Ebi Talib’ in velayetidir”.
“Allah gönüllerinde hastalık olanların kinlerini hiç meydana çıkarmayacak mı sandılar, dileseydik biz sana onları gösterirdik, sen de onları yüzlerinden tanırdın, ant olsun ki sen onları sözlerinden tanırdın” (Muhammed: 29-30)
Bu ayette de Hz. Ali’ye kini olanlar kast edilmektedir.
“Senden önce de, kendilerine vahyettiğimiz kişilerden başkasını peygamber olarak göndermedik. Eğer bilmiyorsanız, bilenlere sorun”. (Nahl: 43)
“Biz, senden önce de, kendilerine vahiy verdiğimiz kişilerden başkasını peygamber olarak göndermedik. Eğer bilmiyorsanız bilenlerden sorunuz”. (Enbiya: 7)
Burada Nahl Suresi 43 ve Enbiya Suresi 7. ayetlerde bahs edilen “Bilenlerden” kast edilen kişi gene Hz. Ali’dir . Keza Hz. Ali’de bunu şöyle doğrulamaktadır. “Zikir Ehli biziz”.
Hz. Ali şöyle buyururlar: Bu ümmet yetmiş üç fırkaya bölündü, yetmiş ikisi ateşin içinde ve biri –Ki Allah haklarında şöyle buyurmuştur: “ Yarattıklarımızdan hakka hidayet eden ve adaleti yerine getiren bir ümmet vardır” (Araf: 181), onlar ben ve benim tabilerim(benim yolumu takip edenler)’dir.
“De ki: Hak geldi, batıl yıkıldı, batıl zaten yıkılacaktı” (İsra: 81)
Hz. Ali, Hz. Muhammed’in omuzlarına çıkarak putları kırdığında bu ayet iner. Bu ayette haktan maksat Hz. Ali, batıldan maksat da putlardır.
“İman edip de salih ameller işleyenler yaratılmışların en hayırlısıdır”. (Beyyine: 7)
Hz. Muhammed. Hz. Ali’ye şöyle buyurur: Onlar sen ve sana uyanlardır Ya Ali. Kıyamet gününde razı olmuş ve rıza görmüş olarak geleceksiniz, senin düşmanların ise gazap ve suç yüklü olarak gelecekler.
“Kıyamet gününde, biz bundan habersizdik demeyesiniz diye Rabbin Adem oğullarından, onların bellerinden zürriyetlerini çıkardı, onları kendilerine şahit tuttu ve dedi ki: Ben sizin Rabbiniz değil miyim? (Onlar da), Evet (buna) şâhit olduk (Kalü belâ), dediler”. (Araf: 172)
Hz. Muhammed bu ayet için şöyle buyururlar. “Allah da onlara şöyle buyurdu: Ben Rabbinizim, Muhammed Peygamberiniz, Ali de Emir’inizdir”.
“Ve aralarında bir müezzin (münadi), Allahın laneti yalancıların üzerine olsun diye bağırır.(Araf

Dogan24
14.03.2006, 09:34
44)

Muhammed bin Hanefi’den aktarıldığına göre babası Hz. Ali şöyle buyurdu: “..ayetindeki müezzin (münadi) benim”.

“Önde geçenler, öne geçmişlerdir” (Vakia: 10)

Bu ayette bahs edilen ümmetin önde gideni Hz. Ali’dir.

“Senden önceki peygamberlere sor” (Zuhruf: 45)

Resulullah Miraca çıktığında Allahu Teala onunla birlikte bütün Peygamberleri bir araya topladı ve şöyle buyurdu: “Ey Muhammed, ‘Senden önceki peygamberlere sor,’ ne üzere gönderildiniz?” Hz. Peygamber sorunca dediler ki: Biz, Lâ ilâhe illallâh şehadeti, senin peygamberliğinin ikrarı ve Ali bin Ebi Talib’in velayeti üzerine gönderildik.

“Aralarında perde vardır, Araf’ın üzerinde onları yüzlerinden tanıyan adamlar vardır.” (Araf: 46)

Hz. Muhammed, Ey Ali, sen ve senden sonraki vasiler Cennet ve Cehennem arasındaki Araf’sınız. Cennete, sizi tanıyıp, sizin de kendisini tanıdığı kimseden başka kimse geçmeyecek. Cehenneme de sizi inkar eden ve sizin de kendisini inkar ettiği kimseden başka geçmeyecektir.

Hz. Ali de bu konuda şöyle buyurur: “Kıyamet gününde Cennet ve Cehennem arasında duracaklar biziz. Bizi seveni yüzünden tanıyıp onu Cennete geçireceğiz, bizi buğzedeni de yüzünden tanıyacağız ve Cehenneme geçecek”.

“De ki: Benimle sizin aranızda tanık olarak Allah ve yanında kitabın ilmi bulunan yeter” (Ra’d: 43)

Hz. Muhammed, şöyle buyurur. “.. sizin aranızda tanık olarak bulunan Ali bin Ebi Talib’dir”.



“Allah müminlere kifayet etti” (Ahzap: 25)

Abdullah bin Mesud’dan aktarıldığına göre: “Hz. Ali, Hendek savaşında Amr bin Abduved’i öldürdüğünde bu ayet indi”.

“Mallarını gece, gündüz, gizli ve açıkta harcayanlar yok mu, onların ödülleri Rableri yanındadır, onlara hiçbir korku yoktur, onlar mahzun da olmazlar ” (Bakara: 274).

İbn-i Abbas ve Mücahit’ten aktarıldığına göre: “Ali’nin dört dirhemi vardı, birini gece, birini gündüz, birini gizli, birini de açık olarak nafaka verdi. Sonra bu ayet indi”.

“Onlar birbirlerine neyi soruyorlar, o büyük haberi mi, onda ihtilafa düşmüşlerdir.” (Nebe: 1, 2, 3).

“Velayet hak olan Allah içindir.” (Kehf: 44),

İmam Cafer-i Sadık’tan aktarıldığına göre. “Velayet, Emir’ül Müminin Hz. Ali’nin velayetidir